Anayasa Mahkemesi’nden Yükseköğretim Disiplin Süreçlerinde Savunma Hakkına İlişkin Önemli Karar

Anayasa Mahkemesi, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun öğrenci disiplin soruşturmalarında savunma hakkını düzenleyen hükümlerine yönelik iptal talebini reddetti. Mahkeme, kuralların hukuk devleti ilkesine aykırı olmadığına hükmetti.

Anayasa Mahkemesi, 11 Aralık 2025 tarihinde, Samsun 2. İdare Mahkemesi’nin başvurusu üzerine 2547 sayılı Kanun’un 54. maddesinin bazı hükümlerini esastan inceledi. 2025/79 esas ve 2025/257 karar sayılı içtihatla sonuçlanan davada, itiraz konusu kuralların Anayasa’nın 2, 10 ve 129. maddelerine aykırı olup olmadığı tartışıldı.

İtiraz Konusu Hükümler Neydi?

Başvuruda, 2547 sayılı Kanun’un 54. maddesinin (5) numaralı fıkrasında yer alan bazı ibarelerin iptali talep edilmişti:

- (a) bendi yönünden: "Hakkında disiplin soruşturması açılan..." ve "...isnat edilen suçun neden ibaret olduğu,..." ibareleri,

- (b) bendi yönünden: Yazılı savunma sonrası soruşturmacının öğrenciye ek soru yöneltebileceğine ilişkin ikinci cümle,

- (d) bendi yönünden: "Soruşturma öğrencinin kendini gereği gibi savunmasına imkân verecek şekilde yürütülür." hükmü.

Başvuruyu yapan mahkeme, bu düzenlemelerin belirsiz olduğunu ve öğrencilerin savunma hakkını kısıtladığını ileri sürmüştü.

Anayasa Mahkemesi’nin Değerlendirmesi

Yüksek Mahkeme, kararında savunma hakkının disiplin hukukundaki önemine vurgu yaptı. İsnadın, öğrenciye sadece suçun adı olarak değil; fiilin nerede, ne zaman ve nasıl işlendiğine dair somut bilgilerle bildirilmesi gerektiğine işaret eden Mahkeme, mevcut düzenlemenin bu standardı karşıladığına hükmetti.

Kararda şu değerlendirmelere yer verildi:

- Belirlilik ilkesi yönünden: Kanun’un ilgili hükümleri, isnadın sebep ve niteliğinin bildirilmesini açıkça öngörmekte; soruşturmacının yetkileri ve soruşturmanın kapsamı net bir şekilde çizilmektedir.

Üniversitelerde Eğitim Öğretim Ödeneği %300 Artırımlı Ödenecek
Üniversitelerde Eğitim Öğretim Ödeneği %300 Artırımlı Ödenecek
İçeriği Görüntüle

- Kamu yararı yönünden: Soruşturmacıya ek soru sorma yetkisi verilmesi, olayın aydınlatılması amacına hizmet etmekte olup kamu yararı dışında bir amaç taşımamaktadır.

- Başvuru yolları yönünden: Disiplin cezalarına karşı üniversite yönetim kuruluna itiraz ve idari yargı yollarının açık olduğu hatırlatılmıştır.

Bu gerekçelerle Mahkeme, kuralların Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine karar vermiştir.

Karşı Oy Gerekçeleri: “Savunma Hakkı Zayıflıyor”

Karara, dört üye (Engin YILDIRIM, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Kenan YAŞAR) tarafından karşı oy yazısı kaleme alındı. Muhalif üyeler, düzenlemenin soyut ve eksik olduğunu savundu.

Karşı oy gerekçelerinde şu hususlar öne çıktı:

- İsnadın bildirilmesi gerektiği söylenmekle birlikte, bildirimin içeriğinin kanunla açıkça belirlenmemiş olması, idareye geniş takdir yetkisi tanımaktadır.

- Öğrenci, soruşturmanın başında savunma yapmak zorunda bırakılmakta; deliller toplandıktan ve dosya tekemmül ettikten sonra yeniden savunma hakkı tanınmamaktadır.

- "Gereği gibi savunma" ifadesi soyut bir ilke niteliğinde olup, usul güvenceleriyle desteklenmediği için etkisizdir.

Muhalif üyeler, düzenlemenin Anayasa’nın 2, 36 ve 42. maddelerine aykırı olduğunu belirterek iptal edilmesi gerektiğini ifade etti.

Kararın Anlamı ve Etkileri

Bu karar, yükseköğretim kurumlarında yürütülen disiplin soruşturmalarında mevcut usul hükümlerinin Anayasa’ya uygun olduğu yönünde bir içtihat oluşturdu. Mahkeme, yasama organına bu alanda geniş takdir yetkisi tanımakla birlikte; savunma hakkının asgari gereklerinin kanunda yer aldığı kanaatine vardı.

Bununla birlikte, karşı oy yazılarında dile getirilen eleştiriler, önümüzdeki dönemde disiplin usul hukukunda daha ayrıntılı güvence taleplerinin gündeme gelebileceğini gösteriyor.

Kararı okumak için tıklayınız