Memurların emeklilikle ilgili davaları hangi mahkemede açılmalı

İl Özel İdaresinde sözleşmeli statüde tekniker olarak görev yapmakta iken 6495 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na eklenen Geçici 41. madde uyarınca memur kadrosuna atanan bir personel, emekliliğe esas derece ve kademesinde yapılan değişikliğin düzeltilmesi talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açmıştır.

Davaya bakan ilk derece mahkemesi; ilgilinin memur kadrosuna atanmasına dayanak teşkil eden 6495 sayılı Kanun'un 9. maddesindeki, sözleşmeli personel olarak geçen hizmet sürelerinin, öğrenim durumlarına göre yükselebilecekleri dereceleri aşmamak kaydıyla kazanılmış hak aylık derece ve kademelerinin tespitinde değerlendirileceğine ilişkin kural gereğince, söz konusu sürelerin emekli keseneğinde değerlendirilmesi için bir başka mevzuat hükmüne ihtiyaç bulunmadığı, yine aynı maddenin devamında, bu kapsamda memur kadrolarına atananlara iş sonu tazminatı ödenmeyeceği ve önceden iş sonu tazminatı ödenmiş süreleri hariç, bu tazminata esas olan toplam hizmet sürelerinin, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanun'u uyarınca ödenecek emekli ikramiyesine esas toplam hizmet süresinin hesabında dikkate alınacağının belirtildiği, bu kapsamda, kanun koyucunun, sözleşmeli statüde geçen hizmetler ile kadrolu memur statüsünde geçen süreler arasında herhangi bir ayrım yapılmaksızın, söz konusu hizmetlerde bütünlük ve devamlılık oluşturmayı amaçladığının anlaşıldığı, bu durumda, davacının 5393 sayılı Kanun'un 49. maddesi kapsamında sözleşmeli statüde görev yaptığı sürelerin, ilgili mevzuat uyarınca, emeklilik keseneğine esas aylık derece ve kademe intibakında değerlendirilmesi gerekmekte olup, aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kalınan hakların dava tarihi olan 02/06/2015 tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesi kararı Danıştay 12. Dairesince temyizen incelenerek bozulmuştur. 

12.Dairenin Kararında bir davanın idare mahkemesinde ya da iş mahkemesinde açılması için şu ayrıma dikkat edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2018/5242 E. , 2021/7137 K. sayılı kararında;

"5510 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce 5434 sayılı Kanun'a tabi hizmeti bulunmayan ilgililer hakkında, 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğinden, uyuşmazlıkların görüm ve çözümünde de adli yargının (iş mahkemeleri) görevli bulunduğu açıktır.

Dosya kapsamında ise, Dairemizin 29/12/2020 tarih ve E:2018/5242 sayılı ara kararıyla, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğünden sonra memur kadrosuna ataması yapılan davacının, anılan Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce 5434 sayılı Kanun kapsamında iştirakçiliğinin bulunup bulunmadığının sorularak, konu ile ilgili bilgi ve belgelerin istenilmesi üzerine, gelen cevabi yazıların incelenmesi neticesinde, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce 5434 sayılı Kanun kapsamında iştirakçiliğinin bulunmadığı anlaşılmıştır.

Buna göre, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce 5434 sayılı Kanun kapsamında iştirakçiliği bulunmayan davacı hakkında, 5510 sayılı Kanun'un ''5434 sayılı Kanun'a İlişkin Geçiş Hükümleri'' başlıklı Geçici 4. maddesi uyarınca 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanamayacağı dikkate alındığında, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde aynı Kanun'un 101. maddesi uyarınca iş mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, esasının incelenerek dava konusu işlemin iptali ile parasal hakların kabulü yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında usûl hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır." denildi.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2018/5242 E. , 2021/7137 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/5242
Karar No : 2021/7137

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... İl Özel İdaresi
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLLERİ : Av. ... - Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem : ... İl Özel İdaresinde sözleşmeli statüde tekniker olarak görev yapmakta iken 6495 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na eklenen Geçici 41. madde uyarınca memur kadrosuna atanan davacı tarafından, emekliliğe esas derece ve kademesinde yapılan değişikliğin düzeltilmesi talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.


İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince; Danıştay Onbirinci Dairesinin 18/02/2016 tarih ve E:2015/5991, K:2016/639 sayılı usul yönünden bozma kararına uyularak, davacının memur kadrosuna atanmasına dayanak teşkil eden 6495 sayılı Kanun'un 9. maddesindeki, sözleşmeli personel olarak geçen hizmet sürelerinin, öğrenim durumlarına göre yükselebilecekleri dereceleri aşmamak kaydıyla kazanılmış hak aylık derece ve kademelerinin tespitinde değerlendirileceğine ilişkin kural gereğince, söz konusu sürelerin emekli keseneğinde değerlendirilmesi için bir başka mevzuat hükmüne ihtiyaç bulunmadığı, yine aynı maddenin devamında, bu kapsamda memur kadrolarına atananlara iş sonu tazminatı ödenmeyeceği ve önceden iş sonu tazminatı ödenmiş süreleri hariç, bu tazminata esas olan toplam hizmet sürelerinin, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanun'u uyarınca ödenecek emekli ikramiyesine esas toplam hizmet süresinin hesabında dikkate alınacağının belirtildiği, bu kapsamda, kanun koyucunun, sözleşmeli statüde geçen hizmetler ile kadrolu memur statüsünde geçen süreler arasında herhangi bir ayrım yapılmaksızın, söz konusu hizmetlerde bütünlük ve devamlılık oluşturmayı amaçladığının anlaşıldığı, bu durumda, davacının 5393 sayılı Kanun'un 49. maddesi kapsamında sözleşmeli statüde görev yaptığı sürelerin, ilgili mevzuat uyarınca, emeklilik keseneğine esas aylık derece ve kademe intibakında değerlendirilmesi gerekmekte olup, aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kalınan hakların dava tarihi olan 02/06/2015 tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı ve aynı durumdaki personel hakkında yapılacak işlemlere esas olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından görüş sorulduğu, gelen yazıda, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 106. maddesiyle, 5434 sayılı Kanun'un Ek 18. maddesinin 2008 yılı Ekim ayı başından itibaren yürürlükten kaldırıldığından, 5510 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra ilk defa bu Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı sayılan personelin daha önce mülga sosyal güvenlik kanunlarına tabi geçen sigortalı sürelerinin, emekli keseneğine esas aylık derece ve kademe ilerlemesinde değerlendirilmesine ilişkin 5510 sayılı Kanun'da bir hüküm bulunmadığından, söz konusu sürelerin emeklilik keseneğine esas aylıklarında değerlendirilemeyeceği, bu sürelerin yalnızca toplam hizmet süresinin hesabında dikkate alınacağı şeklinde cevap verildiği, bu nedenle, ilgili yazı çerçevesinde tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ :Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle, İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı, ... İl Özel İdaresinde sözleşmeli statüde tekniker olarak görev yapmakta iken, 6495 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na eklenen Geçici 41. madde uyarınca, 15/09/2013 tarihinde, aynı idarede memur kadrosuna atanmıştır.


17/12/2014 tarihinde emekli keseneğine esas derece ve kademesi yönünden intibak düzeltme işlemi yapılmıştır.


Bu durum üzerine davacı 15/01/2015 tarihli başvurusuyla, sözleşmeli statüde geçen hizmet sürelerinin dikkate alınması suretiyle intibakının yapılmasına rağmen, 2015 yılı Ocak ayı bordrosunda emekliliğe esas derece ve kademe bölümünde değişiklik yapıldığından bahisle, söz konusu işlemin düzeltilerek, mağduriyetinin giderilmesi talebinde bulunmuştur.


Davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı işlemi ile Sosyal Güvelik Kurumu Başkanlığının 16/03/2015 tarihli yazısıyla, 5510 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra ilk defa bu Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca sigortalı sayılanların, daha önce mülga sosyal güvenlik kanunlarına tabi geçen sürelerinin, emeklilik keseneğine esas aylık derece ve kademelerinde değerlendirilmesine imkan bulunmadığı, bu sürelerin sigortalıların sadece emeklilikte geçerli fiili hizmet sürelerine ekleneceğinin belirtildiği, ayrıca 657 sayılı Kanun'un Geçici 41. maddesi uyarınca memur kadrolarına atananların, söz konusu mevzuat hükümlerine göre sözleşmeli personel olarak geçirdikleri hizmet sürelerinin tamamı ile anılan Kanun'un 36. maddesinin ortak hükümler bölümünün (c) bendi kapsamında belirtilen sınıflardaki memuriyete atananların, memur kadrolarına atanmadan önce geçen sigortalı hizmetlerinin, bu madde de belirtilen oranlarda kazanılmış hak aylığı tespitinde değerlendirildiği, yapılan intibak işleminin hukuka uygun olduğu belirtilmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:


5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 101. maddesinde; bu Kanun'da aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği, kuralına yer verilmiş, aynı Kanun'a 08/05/2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5754 sayılı Kanun'un 68. maddesiyle eklenen "5434 sayılı Kanuna İlişkin Geçiş Hükümleri" başlıklı Geçici 4. maddesinin birinci fıkrasında; bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 08/06/1949 tarih ve 5434 sayılı Kanun'a göre aylık, tazminat, harp malullüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 08/02/2006 tarih ve 5454 sayılı Kanun'un 1. maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu Kanun'la yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun'da kendileri için belirtilmiş olan şartları haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunacağı, 5. fıkrasında; bu madde kapsamına girenlerin aylıkların bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanun'la yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı, aynı maddenin 8. fıkrasında; bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçi olup, bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanların kesenek ve karşılıkları, fiili hizmet zammı ve itibari hizmet süresi karşılıkları ile %100 artış farkları hakkında 5434 sayılı Kanun'un, bu Kanun'un yürürlüğe girmeden önceki hükümleri uyarınca işlem yapılacağı belirtilmiş, 108. maddesinde ise bu Kanun'un, sayma yoluyla belirtilen maddeleri dışındaki diğer hükümlerinin 2008 yılı Ekim ayı başında yürürlüğe gireceği, kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:


5510 sayılı Kanun'un 96. maddesi ve bu madde uyarınca çıkarılan yönetmelik kurallarının uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıkla ilgili Danıştay Onbirinci Dairesinin E:2010/743 esasına kayıtlı benzer bir dosyanın temyizen incelenmesi sırasında, 24/02/2010 tarihli kararıyla, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 101. maddesinde yer alan "Bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına ulaşılması nedeniyle, tümcenin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması üzerine, Anayasa Mahkemesinin 22/12/2011 tarih ve E:2010/65, K:2011/169 sayılı kararıyla; "...5510 sayılı Kanun ile birlikte sosyal güvenlik tek çatı altında toplanmış, özel hukuk niteliği ağır basan sosyal güvenlik hukuku alanı oluşmuştur. İtiraz konusu kuralda, ayrım yapılmaksızın 5510 sayılı Kanun'da ki iş ve işlemler hakkında genel düzenleme yapılmış ve aksine hüküm bulunmayan hallerde, kanun kapsamındaki uyuşmazlıkların çözüm yeri olarak iş mahkemeleri gösterilmiştir. İş mahkemeleri, iş hukuku alanındaki uyuşmazlıkları çözmekle görevli, ihtisaslaşmış adli yargı mahkemeleridir. Yasa koyucu 5510 kapsamındaki iş ve işlemler, prim esasına dayalı yeni sistemin niteliğine bağlı olarak iş mahkemelerinin görev alanı kapsamına alabilir. Sosyal güvenlik hukuku kapsamında aynı konuya ilişkin tüm uyuşmazlıkların, bu alanda görevli uzman mahkeme olan iş mahkemelerinde görülmesinin, hak arama özgürlüğünü kolaylaştırıcı nitelikte olduğu, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasını olanaklı kıldığı açıktır.

Tasarruf tedbirlerinde işçi izinleri hakkında düzenleme Tasarruf tedbirlerinde işçi izinleri hakkında düzenleme


Bu bakımdan 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğünden sonra, prim esasına dayalı yeni sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş ve işlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda, itiraz konusu kuralla, yargılama bütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde iş mahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa'ya aykırılık görülmemiştir.


Ancak, yukarıda açıklandığı üzere 5754 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce statüde bulunan memurlar ile diğer kamu görevlileriyle ilgili sosyal güvenlik mevzuatının uygulanmasından doğan idari işlem ve eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idari yargının görevinin devam edeceği açıktır." gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.


Bu durumda yukarıda yer verilen Kanun hükümleri ve Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, 5510 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce 5434 sayılı Kanun'a tabi hizmeti bulunmayan ilgililer hakkında, 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğinden, uyuşmazlıkların görüm ve çözümünde de adli yargının (iş mahkemeleri) görevli bulunduğu açıktır.
Dosya kapsamında ise, Dairemizin 29/12/2020 tarih ve E:2018/5242 sayılı ara kararıyla, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğünden sonra memur kadrosuna ataması yapılan davacının, anılan Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce 5434 sayılı Kanun kapsamında iştirakçiliğinin bulunup bulunmadığının sorularak, konu ile ilgili bilgi ve belgelerin istenilmesi üzerine, gelen cevabi yazıların incelenmesi neticesinde, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce 5434 sayılı Kanun kapsamında iştirakçiliğinin bulunmadığı anlaşılmıştır.


Buna göre, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce 5434 sayılı Kanun kapsamında iştirakçiliği bulunmayan davacı hakkında, 5510 sayılı Kanun'un ''5434 sayılı Kanun'a İlişkin Geçiş Hükümleri'' başlıklı Geçici 4. maddesi uyarınca 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanamayacağı dikkate alındığında, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde aynı Kanun'un 101. maddesi uyarınca iş mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, esasının incelenerek dava konusu işlemin iptali ile parasal hakların kabulü yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında usûl hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline, işlem nedeniyle yoksun kalınan hakların dava tarihi olan 02/06/2015 tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 27/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.