Adaylık Süreci Uygulanmadan Asli Memur Olarak Atama Yapılan Personel Grupları
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda kamu görevlerine ilk kez atanacaklar açısından aday memurluk esas alınmıştır. Bu süreçte personel temel ve hazırlayıcı eğitimlere tabi tutulmakta, yapılan değerlendirmeler sonucunda başarılı olanlar asli memurluğa geçirilmektedir. Bununla birlikte, mevcut mevzuat yapısı ve yerleşik yargı içtihatları doğrultusunda bazı atamalarda adaylık hükümleri uygulanmamaktadır.
Adaylık süreci işletilmeksizin asli memur statüsünde yapılan atamalar dört başlık altında toplanmaktadır:
İstisnai Kadrolara Yapılan Atamalar
657 sayılı Kanun’un 59. maddesinde düzenlenen istisnai kadrolar bakımından sınav ve adaylık şartları aranmadığından, bu görevlere atananlar memuriyet görevine asli statüde başlamaktadır.
Sözleşmeli Statüden Memur Kadrosuna Geçenler
Özel kanunlarla sözleşmeli personelden memur kadrolarına geçirilenler hakkında adaylık hükümleri uygulanmamaktadır.
Aynı şekilde 4/B statüsünde görev yaparken 3+1 sistemi kapsamında memur kadrosuna geçen personel de aday memurluk sürecine tabi tutulmamaktadır.
Farklı Personel Rejimlerinden Geçiş Yapanlar
Öğretim elemanı, askerî personel veya yargı mensubu statüsünde görev yaptıktan sonra istifa eden ve 657 sayılı Kanun’un 92. maddesi uyarınca memur kadrosuna atananlar, Danıştay kararları doğrultusunda adaylık süreci dışında bırakılmaktadır. Bu kişiler açısından kendi statülerinde tamamlanan mesleki yeterlilik sürecinin esas alınması gerektiği kabul edilmektedir.
Üst Düzey Kamu Görevlerine Dış Kaynaktan Atananlar
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri kapsamında belirlenen üst kademe kamu görevlerine kamu dışından yapılan atamalarda da adaylık hükümleri uygulanmamaktadır.
Genel Değerlendirme
Güncel uygulamada aday memurluk, sınırlı sayıda personel için geçerli bir aşama hâline gelmiştir. Adaylık sürecinin asli amacının, kamu personelini devlet teşkilatı ve kamu hizmetinin temel ilkeleriyle tanıştırmak olduğu dikkate alındığında, bu durumun personel rejimi açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmektedir.





