Refakat İzninde Şekil-Esas Ayrımı: İdare, Raporun Özünü Görmezden Gelemez
Hukuki çerçeve
Devlet memurluğundan çekilmiş sayılma, 657 sayılı Kanun'un 94. maddesi uyarınca mazeretsiz göreve gelmemenin doğrudan hukuki sonucudur. Aynı Kanun'un 105. maddesi ise memurun bakmakla yükümlü olduğu yakınının ağır hastalığı hâlinde refakat izni hakkını güvence altına almaktadır. Bu iki düzenleme arasındaki gerilim, refakat iznine dayanak gösterilen sağlık raporunun usule aykırı bulunduğu durumlarda somutlaşmaktadır. Raporun şekli geçerliliği ile ifade ettiği tıbbi gerçekliğin birbirinden bağımsız ele alınıp alınamayacağı, uyuşmazlığın özünü oluşturmaktadır.
Olayın hukuki analizi
Geçici görevdeyken eşinin ağır sağlık sorunları nedeniyle refakat iznine başvuran polis memuru, birden fazla hekimin imzasını taşıyan ve eşin refakate muhtaç olduğunu açıkça belgeleyen sağlık raporları sundu. İdare bu raporları yönetmelikte öngörülen usul ve esaslara uymadığı gerekçesiyle reddetti ve memura göreve başlaması için tebligat yaptı. Memurun göreve başlamaması üzerine 657 sayılı Kanun'un 94. maddesi uyarınca memuriyetten çekilmiş sayılma işlemi tesis edildi.
İdare Mahkemesi bu işlemi iptal etti. Mahkemenin gerekçesi kritik bir ayrıma dayanıyordu: raporun şekli uygunsuzluğu ile raporun ifade ettiği tıbbi gerçeklik birbirinden bağımsız değerlendirilemez. Belgeler bir bütün olarak incelendiğinde eşin bakıma muhtaç olduğu sabitti; bu durum memurun göreve başlayamaması için kabul edilebilir mazeret oluşturuyordu. Bölge İdare Mahkemesi istinafta, Danıştay 12. Dairesi temyizde bu kararı onadı.
Uygulama
Raporun şekli eksikliği tek başına ret gerekçesi olamaz. Yönetmeliğe aykırılık tespit edilse bile raporun içeriği bakımından bakıma muhtaçlık durumu ve refakat zorunluluğu belgelenmişse idare bunu görmezden gelemez. Aksi tutum, somut ve belgelenmiş bir mazereti yok saymak anlamına gelir.
Çekilmiş sayılma işlemi tesis edilmeden önce mazeretin gerçekliği değerlendirilmek zorundadır. Memurun neden göreve başlayamadığı yalnızca raporun teknik geçerliliği üzerinden değil, fiili durum bütünüyle ele alınarak tespit edilmelidir. Bu ayrım yapılmadan tesis edilen işlemler yargı denetimine dayanamamaktadır. Hukuka aykırı bulunan işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların dava tarihinden itibaren yasal faiziyle ödeneceği de gözetilmelidir.
Sonuç
Danıştay bu kararla refakat izni uyuşmazlıklarında şekil-esas dengesini netleştirmiştir. Usule aykırılık bir raporun değerlendirilme biçimini etkileyebilir; ancak tek başına memurun mazeret hakkını ortadan kaldıramaz. Uygulamada bu ayrımın gözden kaçırılması, hem bireysel hak ihlallerine hem de idarenin yargıda hüsrana uğramasına zemin hazırlamaktadır.
Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2020/762 E. , 2023/5107 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/762
Karar No : 2023/5107
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: ... İl Emniyet Müdürlüğü kadrosunda polis memuru iken, geçici olarak Şırnak İl Emniyet Müdürlüğü Özel Harekat Şube Müdürlüğünde görevlendirilen davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 105., 94.ve 96. maddeleri gereğince memuriyetten çekilmiş sayılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla; uyuşmazlıkta, her ne kadar davalı idare tarafından, davacı tarafça sunulan refakat iznine esas sağlık raporlarının, Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'te belirlenen usul ve esaslara uygun düzenlenmediği belirtilmekte ise de; refakat iznine esas sağlık raporlarının iki veya üç hekimin imzasıyla düzenlendiği, anılan raporlarda hasta D.B.'nin günlük yaşam faaliyetlerini sürdürebilmesi için davacının refakat etmesinin zorunlu olduğunun belirtildiği, buna göre eşinin sağlık sorunlarının bulunduğu ve bakıma muhtaç olduğu anlaşıldığından, mazeretsiz olduğunun kabul edilemeyeceği, bu durumda, davacının anılan dönemlerde fiili olarak göreve başlayamayacağı açık olduğundan, kabul edilebilir mazeret niteliği taşıyan raporlu olma hâlinin dikkate alınmayarak, mazeretsiz olarak göreve gelmediğinin kabulü suretiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 94. maddesi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı; öte yandan, dava konusu işlemin hukuka aykırılığı yargı kararıyla saptandığından Anayasa'nın 125. maddesi gereğince işlem sebebiyle yoksun kalınan parasal haklarının tazmin edilmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihi olan 01/08/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafça sunulan refakat iznine esas sağlık raporlarının, Emniyet Genel Müdürlüğünce refakat iznine ilişkin işlemlerde dayanak alınan ''Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik'' hükümlerine uygun olmadığının ve 30/06/2017 tarihinde göreve başlaması gerektiğinin davacıya tebliğine rağmen, davacının belirtilen sürede göreve başlamadığından, 10/07/2017 tarihinden geçerli 657 sayılı Devlet Memurları Kanun'u hükümleri uyarınca tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihi olan 01/08/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 19/10/2023 tarihinde, kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.




