Emeklilikte 6 Ay Bekleme Şartı Ombudsman Kararıyla Onaylandı

Kamu Denetçiliği Kurumu (ombudsman), emekli olmak için aylıksız izin sürelerini borçlanan memurlara uygulanan 6 aylık bekleme şartının hukuken geçerli olduğuna hükmetti. 18/11/2025 tarihli ret kararı, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) uygulamasını onayladı.

Başvurucunun İddiası: Yürürlükte Olmayan Kanun Maddesi Uygulanıyor

Şanlıurfa’da görev yapan bir devlet memuru, 5434 sayılı Kanun’a tabi olarak aylıksız izin sürelerini borçlanıp emekli olmak istedi. Ancak SGK, borçlanma ödemesinden sonra 6 ay geçmeden emeklilik başvurusu yapılamayacağını bildirdi.

Başvurucu, 5434 sayılı Kanun'un büyük bölümünün yürürlükten kaldırıldığını, yerine gelen 5510 sayılı Kanun'da böyle bir bekleme süresi bulunmadığını öne sürdü. Yürürlükten kalkmış bir maddenin uygulanmasının, sosyal güvenlik hakkının keyfi olarak sınırlandırılması anlamına geldiğini iddia ederek mağduriyetinin giderilmesini talep etti.

SGK ve Ombudsman Görüşü: Geçiş Hükmü Açık

SGK ise yaptığı açıklamada, başvurucunun 1999'da 5434 sayılı Kanun kapsamında işe başladığını hatırlattı. 5510 sayılı Kanun’un geçici 4. maddesi uyarınca, bu kişilerin borçlanma işlemlerinin 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre yürütüleceği belirtildi. İlgili düzenlemeye atıfta bulunan mülga 102. madde uyarınca da 6 aylık bekleme süresinin mevzuat gereği olduğu ifade edildi.

Kamu Denetçisi Abdullah Cengiz Makas'ın önerisi ve Kamu Başdenetçisi Mehmet Akarca'nın nihai kararıyla, SGK'nın bu uygulaması onaylandı. Karar gerekçesinde, 5510 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesinin, kanun koyucunun açık iradesiyle, 5434 sayılı Kanun'un yürürlükten kaldırılan hükümlerinin dahi belirli kişiler için uygulanmaya devam edeceğini öngördüğü vurgulandı. Bu nedenle, idarenin "mülga" maddeyi uygulamasının keyfi değil, kanuni bir zorunluluk olduğu sonucuna varıldı.

Sonuç: Bekleme Süresi Yasal Dayanağa Sahip

Ombudsman kararı, 5434 sayılı Kanun'a tabi olarak göreve başlayan ve aylıksız izin borçlanması yapan memurların, borç ödedikten sonra 6 ay beklemek zorunda olduğu uygulamasını netleştirdi. Karar, bu kapsamdaki vatandaşların emeklilik planlarını buna göre yapmaları gerektiğine işaret ediyor.

T.C.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2025/15198-S.25.21413

BAŞVURU NO : 2025/9780 KARAR TARİHİ : 18/11/2025

RET KARARI

BAŞVURAN

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI BAŞVURUNUN KONUSU : Emeklilik işlemleri hakkındadır.

10 günlük vekil öğretmenlik emekliliği etkiler mi?
10 günlük vekil öğretmenlik emekliliği etkiler mi?
İçeriği Görüntüle

BAŞVURU TARİHİ : 30/05/2025

BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

Kurumumuza, T.C. Kimlik numaralı tarafından yapılmış olan başvuruda; 5434 sayılı Kanun’a tabi devlet memuru olarak, aylıksız izin sürelerini toplu ödeme yöntemiyle borçlanarak emekli olmayı istediğini, ancak kurum tarafından mülga 102. maddeyi gerekçe gösterilerek, borçlanma ödemesinden itibaren 6 ay geçmeden emekli olamayacağının bildirildiğini, oysa 5434 sayılı Kanun’un büyük bölümünün 5510 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılarak, 5510 sayılı Kanun’da böyle bir bekleme süresinin öngörülmediğini, yürürlükte olmayan bir maddenin uygulanması, sosyal güvenlik hakkının keyfi şekilde sınırlandırılması anlamına gelmekte olduğunu, bu nedenle, söz konusu 6 aylık bekleme süresi uygulamasının hukuki dayanağının bulunmadığının tespit edilmesini ve mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.

İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

Kurumumuzun 08.08.2025 tarihli ve sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tarafından gönderilen 11.09.2025 tarihli ve sayılı yazıda:

Şanlıurfa İlçesi İlkokulunda görev yapan ilgilinin aylıksız izin sürelerini borçlanma talebi üzerine yapılan incelemede; kendisinin 7.10.1999 tarihinde 5434 sayılı Kanuna tabi olarak göreve başlaması nedeniyle 5510 sayılı Kanunun geçici 4. maddesi uyarınca borçlanma işlemlerinin 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre yürütüldüğü, aylıksız izin sürelerine ilişkin borçlanmanın mülga ek 72. madde kapsamında yapılması gerektiği, bu maddede atıf yapılan ve mülga 102. maddede yer alan hüküm gereğince borcunu ödeyenlerin en az 6 ay geçmeden emeklilik talebinde bulunamayacağı, dolayısıyla ilgiliye uygulanan 6 aylık bekleme süresinin mevzuat gereği olduğu, yapılan işlemlerin kanun uygulamasından ibaret olup talep doğrultusunda farklı bir işlem yapılamayacağı açıklamalarına yer vermiştir.

İLGİLİ MEVZUAT

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde, “...Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler...” ,

14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun "Kurumun Görevi" başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun “5434 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 4 üncü maddesinde; “ ...Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır. (Ek cümle: 11/10/2011- KHK-666/5 md.) Bu fıkra kapsamına girenlerden 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 10 uncu maddesi kapsamında bulunanların emekli kesenekleri ile kurum karşılıklarının hesabında, işgal ettikleri kadrolar için ilgili mevzuatında belirlenen unsurlar esas alınır.

Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır. (Ek cümle: 16/6/2010-5997/10 md.) (Değişik cümle:9/1/2025-7538/13 md.) Ancak, bu Kanunun 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (d), (e) ve (f) bentlerinde belirtilenlerden öğrenci olanların sigortalı sayılmaları, yetim aylıklarının bağlanmamasını veya bağlanan yetim aylıklarının kesilmesini gerektirmez. (Ek cümleler:9/1/2025-7538/13 md.) Bu madde kapsamında aylık alan ya da hükmün yürürlüğe girdiği tarihten sonra aylığa hak kazanacak erkek çocuklar için 5434 sayılı Kanunun mülga 74 üncü maddesinin altıncı fıkrası hükümleri uygulanmaz. Bu fıkranın ikinci ve üçüncü cümlesi hükümleri bu Kanunun geçici 18 inci maddesi kapsamındaki yetimler hakkında da ilgisine göre uygulanır.”,

5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunun;

Emekli, Adi malullük, Vazife malullüğü, Dul ve Yetim Aylığı Alanlardan veya Kesenekleri Geri Verilenlerle Toptan Ödeme Yapılanlardan Bir Vazifeye Tayin Edilenler başlıklı Mülga 102 nci maddesinde; “Sandıkta birikmiş emekli keseneklerini geri almış bulunanlarla, toptan ödeme yapılmış olanlardan, 98 inci maddenin vazifeye alınmaya ait hükümleri mahfuz kalmak üzere, emeklilik hakkı tanınan veya 130 uncu maddede gösterilen vazifelere, belediye başkanlığına, illerin daimi komisyon üyeliklerine geçenlerden, aldıkları paraları, aldıkları tarihlerden itibaren ödeyecekleri tarihe kadar hesaplanacak kanuni faizi ile birlikte toptan Sandığa geri verirlerse;

Tayin veya seçilme tarihindeki yaşlarından, emeklilik hakkı tanınan vazifelerde evvelce geçen fiili hizmet müddetlerinin indirilmesinden sonra kalan yaş sayısı 35’i geçenlerden, 14 üncü maddenin (e) fıkrası uyarınca tamamlayıcı kesenek alınmak şartıyla, Sandıkla ilgilendirilirler ve eski fiili ve itibari hizmet müddetleri yenilerine eklenir.

Ancak;

İstekleri ile emekliye ayrılacak olanların bu paraları istek tarihlerinden en az 6 ay önce,

Kurumlarınca re'sen (malullük, yaş haddi dahil) emekliye ayrılacak olanlarla ölenlerin, görevleri ile ilgilerinin kesildiği tarihlerden itibaren en geç 6 ay içinde,

kendileri veya dul yetimleri tarafından Sandığa ödenmiş olması şarttır.

Aldıkları paraları, yukardaki süreler içinde geri vermeyenler ile paraları zamanaşımına uğramış bulunanlar emeklilik hakkı tanınan bir vazifeye ilk defa alınmış sayılırlar.

Kesenek veya toptan ödemeleri zamanaşımına uğramış olanlardan, birinci fıkrada yazılı vazifelere geçenler zamanaşımına uğrayan paralarını (faizsiz olarak) yukardaki süreler içerisinde toptan Sandığa geri verirlerse haklarında o fıkra hükümleri gereğince işlem yapılır.

Fiili hizmet müddetlerinin 5 yıldan az olması dolayısıyla 87 nci madde gereğince emekli kesenekleri geri verilmemiş veya tahakkuk ettirilen keseneklerini veyahut toptan ödemeyi henüz almamış olanlar ile alma hakları zamanaşımına uğramamış bulunanlardan, birinci fıkrada yazılı vazifelere geçenler hakkında da paranın iadesi kaydı hariç olmak üzere sözü geçen fıkra hükümleri uygulanır.

Meydana çıkan gaiplerden 78 inci madde gereğince Sandıkla ilgileri kesilenler hakkında da keseneğin geri verilmesinde; gaipliklerinden dolayı dul ve yetimlerine aylık bağlanmış ise, gaiplikleri tarihine kadar Sandıkta birikmiş kesenekleri miktarında bir para, toptan ödeme yapılmış ise, bu para esas alınmak suretiyle yukarıda ki hükümler uygulanır.”,

Mülga Ek 72 nci maddesinde; “Personel mevzuatına göre aylıksız izinli sayılanlardan aylıksız izinli olarak geçen sürelere ilişkin kesenek ve karşılıklarını istekleri halinde her ay veya 102 nci maddede yazılı süreler içinde başvurmaları ve başvuru tarihindeki katsayılar ve emekli keseneğine esas aylığın hesabına ait diğer unsurlar ile kesenek ve karşılık oranları esas alınmak suretiyle hesaplanacak kesenek ve karşılıklarını aynı süreler içinde defaten ödemeleri halinde aylıksız geçen izin süreleri emeklilik yönünden eski derecelerinde değerlendirilir.”, düzenlemelerine yer verilmiştir.

KAMU DENETÇİSİ ABDULLAH CENGİZ MAKAS’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ'NE ÖNERİSİ

Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

Başvuran, 5434 sayılı Kanuna tabi olarak aylıksız izin sürelerini borçlanmak suretiyle emekli olmak istediğini, ancak kurumun mülga 102. maddeye dayanarak borç ödeme tarihinden itibaren 6 ay geçmeden emekliliğe başvuramayacağını bildirdiğini, oysa 5510 sayılı Kanun’da böyle bir bekleme süresi öngörülmediğini belirterek, yürürlükte olmayan bir hükmün uygulanmasının sosyal güvenlik hakkını keyfi şekilde sınırlandırdığını ifade etmekte ve 6 aylık bekleme şartının hukuki dayanağı bulunmadığının tespit edilerek mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.

İdare tarafından dosyaya sunulan bilgi, belge kapsamında Şanlıurfa İlçesi İlkokulunda

görev yapan ilgilinin aylıksız izin sürelerini borçlanma talebi üzerine yapılan incelemede; kendisinin 7.10.1999 tarihinde 5434 sayılı Kanuna tabi olarak göreve başlaması nedeniyle 5510 sayılı Kanunun geçici 4. maddesi uyarınca borçlanma işlemlerinin 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre yürütüldüğü, aylıksız izin sürelerine ilişkin borçlanmanın mülga ek 72. madde kapsamında yapılması gerektiği, bu maddede atıf yapılan ve mülga 102. maddede yer alan hüküm gereğince borcunu ödeyenlerin en az 6 ay geçmeden emeklilik talebinde bulunamayacağı, dolayısıyla ilgiliye uygulanan 6 aylık bekleme süresinin mevzuat gereği olduğu, yapılan işlemlerin kanun uygulamasından ibaret olduğunu açıklamaktadır.

5510 sayılı Kanunun geçici 4. maddesi, kanunun yürürlüğe girdiği tarihte belirli kişisel statüleri haiz olanlar bakımından, bazı durumlarda yürürlükten kaldırılan 5434 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devam edileceğini açıkça hükme bağlamaktadır. Geçici 4. maddenin dördüncü ve beşinci fıkraları birlikte okunduğunda; Kanunun yürürlüğünden önce 5434 sayılı Kanuna tabi çalışmış ve 5510’un 4/1-(c) bendine göre iştirakçi sayılan veya yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında, yürürlükten kaldırılan hükümler de dahil olmak üzere 5434 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı; ayrıca aylık bağlanması, borçlanma, toptan ödemeler vb. konularda yine 5434 hükümlerinin esas alınacağı belirtilmektedir. Bu düzenleme açıkça bir geçiş ve korunma (stabilite) hükmüdür; amaç, Kanun değişikliğinin fiili konumları geriye dönük veya beklenmedik biçimde etkilemesini engellemektir.

Başvuru kapsamında yapılan tespitlere göre başvurucu 7.10.1999 tarihinde 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak göreve başlamış olup, bu nedenle 5510 sayılı Kanunun geçici 4. maddesi kapsamına girmektedir. Geçici 4. maddenin sözü ve amacına göre; başvurucunun emeklilik ve borçlanma talepleri değerlendirilirken 5434 sayılı Kanunun ilgili (mülga olsa da) hükümleri uygulanacaktır. Dolayısıyla idarenin, başvurucunun borçlanma işlemini 5434 ek 72 ve mülga 102 hükümlerine göre tesis etmesi, geçiş hükümlerinin metnine uygun düşmektedir.

Hukuk düzeninde yürürlükten kaldırılmış bir hüküm, özel bir geçiş hükmüyle (kanun koyucu tarafından) belli kişilere veya belli durumlara uygulanmak üzere açıkça muhafaza edildiyse, o hükmün uygulanması hukuken mümkündür. Burada 5510’un geçici 4. maddesi, 5434’ün bazı hükümlerinin belirlenen kişiler hakkında uygulanmaya devam edileceğini düzenlemektedir; dolayısıyla 102. maddede öngörülen 6 aylık ödeme/başvuru süresinin ilgili kişiler bakımından uygulanması kanuna uygun bir hukuki sonuçtur. Başka bir deyişle “mülga” olmak tek başına mutlak bir yasaklamayı getirmez; kanun koyucunun açık iradesiyle bazı hükümlerin belirli kişilere uygulanmaya devam ettirilebileceği kabul edilir.

Başvurucunun talep konusunun, yürürlükte olmayan hüküm uygulanarak hakkının keyfi şekilde sınırlandırıldığı yönündedir. Ancak yukarıdaki tespitler ışığında idare işlemi, keyfi bir tasarruftan ziyade kanun koyucunun açıkça getirdiği geçiş hükümlerinin uygulanması niteliğindedir. Bu durumda idarenin uygulaması hukuki güvenlik ilkesine de uygundur; çünkü kanun metni ve geçiş düzenlemesi açık ve öngörülebilirdir. Normlar hiyerarşisi bakımından; kanun koyucunun çıkardığı 5510 sayılı Kanun ve onun geçici maddesi, uygulayıcı idare için bağlayıcıdır. İdare, kanun hükümlerine uygun davranmak zorundadır; bu nedenle idarenin 5434 hükümlerini geçici 4. maddeye dayanarak uygulaması normatif açıdan hukukidir. Kanun metninin açık olduğu durumlarda idarenin takdiri sınırlıdır; keyfi uygulama iddiası ancak kanun hükmünün zorunlu olmadığı veya kanun koyucunun niyetine aykırı davranıldığı hallerde söz konusu olur.

Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; yukarıda dosya kapsamında sunulan bilgi ve belge doğrultusunda başvuranın talebinin idare tarafından reddedildiği, idare tarafından yapılan bu işlemin yukarıda yapılan açıklamalar ışığında hukuka ve hakkaniyete aykırı olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelimin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; ilgili idarenin, Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap vermediği bu anlamda ‘makul sürede karar verme ’, ilkesine, ayrıca şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

6328 sayılı Kanun’un 21. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, yetkili ve görevli mahkemelerde yargı yolu açıktır.

KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN REDDİNE;

Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Mehmet AKARCA

Kamu Başdenetçisi