Aynı Fiil İçin İkinci Disiplin Soruşturmasına Danıştay’dan Sınır
Disiplin Hukukunda Usul ve Hukuki Güvenlik Vurgusu
Danıştay 12. Dairesi, kamu personeline aynı fiil nedeniyle ikinci kez disiplin soruşturması açılarak daha ağır ceza verilmesini hukuka aykırı buldu. Karar, disiplin hukukunda usul güvenceleri ve hukuki güvenlik ilkesinin sınırlarını yeniden çizmesi bakımından dikkat çekti.
Soruşturma Sürecinde Usulden Sapma
Uyuşmazlıkta, davacı hakkında yürütülen ilk disiplin soruşturması sonucunda daha hafif bir ceza önerilmiş; ancak bu rapor, mevzuatta öngörülmeyen bir yöntemle farklı bir görevlinin değerlendirmesine sunulmuştur.
Devamında İl Disiplin Kurulu’nun önerilen cezayı uygun bulmaması üzerine izlenmesi gereken usul işletilmeyerek, aynı fiil temelinde ikinci bir disiplin soruşturması başlatılmıştır. Bu ikinci süreçte ise daha ağır bir yaptırım uygulanarak devlet memurluğundan çıkarma cezası tesis edilmiştir.
Mahkemeden Hukuki Güvenlik ve Usul Vurgusu
İlk derece mahkemesi, aynı fiil hakkında iki ayrı disiplin soruşturması yürütülmesini ve farklı sonuçlara ulaşılmasını hukuki güvenlik ilkesiyle bağdaşmaz bulmuştur.
Kararda öne çıkan tespitler şu şekildedir:
-
İlk soruşturma raporunun hukuki varlığını sürdürdüğü,
-
Aynı fiil için ikinci kez soruşturma açılmasını gerektiren somut ve hukuken kabul edilebilir bir gerekçe ortaya konulamadığı,
-
Disiplin sürecinde mevzuatta öngörülmeyen yöntemlerin kullanıldığı,
-
Daha ağır bir cezaya ulaşmaya yönelik ikinci soruşturmanın hukuka aykırı olduğu.
Bu gerekçelerle dava konusu işlem iptal edilmiş; davacının yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmiştir.
Danıştay’dan Onama
Temyiz incelemesini yapan Danıştay 12. Dairesi, Bölge İdare Mahkemesi kararını usul ve hukuka uygun bularak onamıştır.
Daire, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddiaların kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı sonucuna ulaşmış; böylece memuriyetten çıkarma cezasının iptali ve parasal hakların ödenmesine ilişkin hüküm kesinleşmiştir.
Kararın Uygulamaya Etkisi
Karar, disiplin hukukunda özellikle şu ilkeleri pekiştirmektedir:
-
Aynı fiil nedeniyle mükerrer soruşturma açılması, açık ve meşru bir gerekçe bulunmadıkça mümkün değildir.
-
Disiplin süreçlerinde usul kurallarına aykırılık, işlemin iptaline yol açabilecek ağırlıktadır.
-
Kamu görevlileri bakımından hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesi, disiplin rejiminin temel güvencelerindendir.
Bu yönüyle kararın, disiplin soruşturmaları yürüten idareler ile denetim ve teftiş birimleri açısından emsal niteliği taşıdığı değerlendirilmektedir.
Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2020/5188 E. , 2023/5401 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/5188
Karar No : 2023/5401
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri Av. ... Hukuk Müşaviri ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Çorum ili, Hitit Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde pratisyen hekim olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca "Devlet memurluğundan çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Kamu Hastaneleri Kurumu Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ve dava konusu işlem sebebiyle yoksun kalınan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı hakkında başlatılan disiplin soruşturması sonrası hazırlanan ve davacının aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasını öngören raporun, ilgili makama sunulmasından sonra mevzuatımızda ve soruşturma usullerinde öngörülmemiş bir yöntem ile raporun üst görevli bir başka memura incelettirilmesi ve görüşünün alınarak soruşturma raporunun İl Disiplin Kuruluna sunulması açıkça hukuka aykırı olduğu gibi İl Disiplin Kurulu tarafından olayda tekerrür hükümlerinin uygulanmasının olanaklı olmadığı belirtilip dosya hakkında karar verilmeyerek ve teklif edilen cezanın reddedilmesi üzerine uygulanacak cezanın değerlendirilmesi için dosyanın atamaya yetkili amire gönderilmesi gerekirken, bu usul ve mevzuat hükmü atlanarak davacı hakkında ikinci defa disiplin soruşturması yapılmak suretiyle disiplin cezası uygulanmasında hukuka uyarlık görülmediği; diğer taraftan, davacı ile ilgili olarak hazırlanan ve tamamlanan ilk soruşturma raporundan sonra aynı fiil ile ilgili olarak ikinci kez soruşturmaya başlanmasının hangi ihtiyaç ve gereklilikten kaynaklandığı hususu hukuken kabul edilebilir gerekçelerle ortaya konulmaksızın davacı hakkında ilk soruşturma raporunda getirilen tekliften daha ağır bir cezaya maruz bırakacak şekilde açılan yeni bir disiplin soruşturması ile farklı bir muhakkik tarafından hazırlanan soruşturma raporuna istinaden ceza uygulaması cihetine gidilmiş olması ve ilk soruşturma raporunun da hukuk aleminde varlığını sürdürdüğü dikkate alındığında, aynı fiil ile ilgili olarak birbirinden farklı 2 ayrı ceza öneren iki soruşturma raporunun mevcut olması halinin kişinin hukuki güvenlik hakkının ihlaline sebep olacağı gerçeği karşısında, tesis edilen işlemde bu yönüyle de hukuka uyarlık görülmediği; öte yandan, Anayasa’nın 125. maddesinde, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmış olup; yapılan yargılama neticesinde hukuka aykırı görülen işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının da davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, davacının yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihi olan 07/07/2017 tarihinden göreve başlatıldığı tarihe kadar işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Disiplin soruşturmasının mevzuata uygun yapıldığı, bu nedenle dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Ceza davasından beraat etmiş olduğunu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ve davacının yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihi olan 07/07/2017 tarihinden göreve başlatıldığı tarihe kadar işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 30/10/2023 tarihinde, kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.




