İzin onayı almadan göreve gelmediği gerekçesiyle çekilmiş sayılan bir memur tarafından açılan dava, Danıştay 12. Dairesi’nin kararıyla kesin olarak reddedildi. Yargı mercileri, yıllık izin talebinde bulunulmuş olmasının tek başına göreve gelmeme hakkı vermeyeceğini, izin onayı olmaksızın gerçekleşen kesintisiz devamsızlık halinin sabit olduğunu belirledi.
Davacı, 3–14 Nisan 2017 tarihleri arasında göreve gelmemesi üzerine tesis edilen işlemde; ailevi sorunları nedeniyle yıllık izin talebinde bulunduğunu, izin formunu amirine teslim ettiğini ve bu talebin kabul edildiği düşüncesiyle görevine devam etmediğini ileri sürdü. Ayrıca, izin formunun amiri tarafından yırtılarak işleme konulmadığını ve işlemde yetki sakatlığı bulunduğunu iddia etti.
İdare Mahkemesi, davacının izin talebinin kabul edildiğine ilişkin herhangi bir yazılı ya da fiilî onay bulunmadığını, izin onayı alınmadan görev yerinden ayrıldığını, telefonla da kendisine ulaşılamadığını ve kesintisiz devamsızlık halinin sübut bulduğunu tespit ederek davayı reddetti. Bölge İdare Mahkemesi de bu kararı hukuka uygun bularak onadı.
Uyuşmazlık Danıştay’a taşındı. Danıştay 12. Dairesi, oyçokluğuyla verdiği kararda, davacının izin formunun yırtıldığı iddiasını somut bilgi ve belgeyle ispatlayamadığını, tanık beyanlarının da izin onayının verildiğini ortaya koymadığını belirtti. Mahkeme, izin talebinin uygun görülüp görülmediği kesinleşmeden görevin terk edilmesinin hukuken mazur sayılamayacağına dikkat çekti.
Yetki sakatlığı iddiası yönünden ise çoğunluk, mevzuat uyarınca belediye başkanına ait bazı yetkilerin yöneticilik sıfatı bulunan görevlilere devredilebileceğini, bu kapsamda çekilmiş sayılma işleminin yetkisiz makam tarafından tesis edildiğinin söylenemeyeceğini değerlendirdi.
Karara karşı oy kullanan üye ise, “çekilme” ile “çekilmiş sayılma” kavramlarının hukuki nitelik bakımından farklı olduğunu, çekilmiş sayılmanın idarenin resen tesis ettiği bir işlem olması nedeniyle bu yetkinin devredilemeyeceğini belirtti. Karşı oyda ayrıca, uzun yıllar kamu hizmetinde bulunan davacının kötü niyetli olmadığı, ancak idarenin takdir yetkisinin kamu yararıyla uyumlu kullanılmadığı ifade edildi.
27 Eylül 2023 tarihinde kesinleşen kararla birlikte, alt derece mahkemelerinin ret kararları onanmış oldu.
Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2019/391 E. , 2023/4524 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/391
Karar No : 2023/4524
TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: ..................................................... Büyükşehir Belediye Başkanlığı Hukuk Müşavirliğinde dava takip memuru olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 94. maddesi uyarınca memurluktan çekilme isteğinde bulunmuş sayılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının 03/04/2017 ile 14/04/2017 tarihleri arasında izinsiz ve mazeretsiz olarak görevine gelmediği tartışmasız olup, bu fiilinin ilgili mevzuat uyarınca memurluktan çekilme isteğinde bulunmuş sayılma işleminin tesisini gerektirdiği, soruşturma raporunda yer alan tanık ifadelerinden; yıllık izin talebinin uygun görülüp görülmediği hususu kesinleşmeden, dolayısıyla izin onayını almadan iş yerinden ayrıldığı ve telefon ile yapılan aramalara cevap vermediği gibi daha sonra telefonuna da ulaşılamadığı; davacı tarafından, yıllık izin almak için doldurduğu izin talep formunu şef M. E. T.'ye bıraktığı, ancak, söz konusu formun amiri tarafından yırtılıp atılarak işleme konulmadığı iddia edilmekte ise de; bu iddiasının ispatına yönelik somut bilgi ve belgelerin sunulamadığı, öte yandan, 5393 sayılı Kanun'un 42. maddesi uyarınca bir kısım yetkilerin .............................................................. Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterliğine devredildiği, dolayısıyla yetkide ve usulde paralellik ilkesinin ihlal edilmediği hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının müstafi sayılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu işlemde yetki sakatlığı bulunduğu, acil ve ailesini çok yakından ilgilendiren bir sorun nedeniyle işyerinden ayrıldığı, izin talebinin uygun görüldüğü düşüncesiyle 03/04/2017 tarihinden itibaren izin bitim tarihi olan 14/04/2017 tarihine kadar işyerine gelmediği, izin bitim tarihinde ise işyerine gelerek işe başladığı, çekilmiş sayılmayı gerektirecek şartların oluşmadığı belirtilerek, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Dava konusu işlemin yetki devri ilkesine uygun olduğu, işlem metnine yanlışlıkla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 94. maddesinin 2. fıkrası yazıldığı, bu ifadenin aslında 2. cümlesi olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Dosyanın incelenmesinden; usul açısından; 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 42. maddesinde; "Belediye başkanı, görev ve yetkilerinden bir kısmını uygun gördüğü takdirde, yöneticilik sıfatı bulunan belediye görevlilerine devredebilir" hükmüne yer verilmiştir.
............................................................... Büyükşehir Belediye Başkanlığının, 26/03/2009 tarihli ve 2019/3 sayılı Genelgesinin 8. maddesinde; "Belediyemiz memurlarının yurtdışına çıkma izni, aylıksız izin, çekilme, ölüm ve emeklilik hallerinde düzenlenecek onayları imzalama görev ve yetkisini, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 42. maddesinin verdiği yetkiye dayanarak Belediyemiz Genel Sekreterlik Makamına devretmiş bulunmaktayım." düzenlemesi yapılmıştır.
Söz konusu Genelgede yetki devri yapılan çekilme; "kendi isteğiyle işten veya bir hizmetten ayrılma, istifa" şeklinde tanımlandığı, görevden çekilmiş sayılma ise; "mevzuatta öngörülen süreyle göreve izinsiz veya idarece kabul edilebilir mazereti olmaksızın gelmeyen veya atandığı göreve başlamayan kişi hakkında idarece resen uygulanan bir müessese olduğu, başka bir anlatımla; çekilmenin, kişinin yazılı iradesine bağlı olmasına karşın, çekilmiş sayılmanın, kişinin çekilme talebi olmaksızın idarece kamu görevinin sonlandırılması niteliğinde olduğu açıktır.
Bakılan davada; davacının kesintisiz olarak 12 gün süreyle göreve gelmediği gerekçesiyle Büyükşehir Belediye Başkanlığı Genel Sekreteri tarafından görevden çekilmiş sayılmasına karar verildiği anlaşılmakta olup, yetki devrine ilişkin Genelgede bu yetkinin devredilmediği görülmektedir.
Öte yandan, yetki ve usulde paralellik ilkesi uyarınca göreve son verme yetkisinin atama yetkisi gibi yetki devriyle başka bir makama devredilemeyeceği, Kamu hukukunda bir makama verilen yetkinin, aksine bir hüküm bulunmadıkça o makam tarafından kullanılacağı, bir makamın yetkisinin, bir başka kişiye devredilmesi için mevzuatta yetkili kılınmasının gerektiği, ne 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nda, ne de 5393 sayılı Belediye Kanunu'nda göreve son verme yetkisinin genel sekretere devredilebileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde yetki unsuru açısından hukuka uyarlık bulunmadığından davanın reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
Esas açısından; 1991'de davalı idarede takip memuru olarak çalışmaya başlayan davacının, eşiyle boşanması üzerine ailevi sorunlarını çözmek için 03/04/2017 tarihinde önce icra takip şefini arayarak yıllık izin talep ettiği, şefin davacıya talebi hakkında birinci hukuk müşaviri ile görüşmesini söylediği, aynı tarihte davacının müşavirin özel kalemine giderek kendisine ulaşmaya çalıştığı ancak ulaşamadığı, davacının izin talebi olduğu hususunun sekreter, icra takip şefi ve müdür tarafından soruşturma kapsamında ifadelerde belirtildiği, icra takip şefinin müşavirin ani gelişen izin talebine olumlu yanıt vermediği için izin formu düzenlemediklerini ifade ettiği, davacının izin talebinin kabul edildiğini düşünerek göreve gelmediği, 17/04/2017 tarihinde gelerek göreve başladığı, amirlerin yıllık izin talebi hususunda takdir yetkisi bulunmakla beraber, sorunları olduğunu ifade eden ve ısrarla izin almaya çalışan, bir başka ifadeyle görevine kötüniyetli olarak gelmeme iradesi bulunmayan bir personelin izin talebinin reddedilerek, takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun kullanılmadığı anlaşıldığından dava konusu görevden çekilmiş sayılma işleminde hukuka uyarlık, bu hususlar dikkate alınmadan davanın reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmadığından temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak, 27/09/2023 tarihinde, oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY : ...............................................Büyükşehir Belediye Başkanlığında dava takip memuru olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 94. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca memurluktan çekilme isteğinde bulunmuş sayılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 42. maddesinde; "Belediye başkanı, görev ve yetkilerinden bir kısmını uygun gördüğü takdirde, yöneticilik sıfatı bulunan belediye görevlilerine devredebilir" hükmüne yer verilmiştir.
......................................Belediye Başkanlığının, 26/03/2009 tarihli ve 2019/3 sayılı Genelgesinin 8. maddesinde; "Belediyemiz memurlarının yurtdışına çıkma izni, aylıksız izin, çekilme, ölüm ve emeklilik hallerinde düzenlenecek onayları imzalama görev ve yetkisini, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 42. maddesinin verdiği yetkiye dayanarak Belediyemiz Genel Sekreterlik Makamına devretmiş bulunmaktayım." düzenlemesi yapılmıştır.
Söz konusu Genelgede yetki devri yapılan çekilme; "kendi isteğiyle işten veya bir hizmetten ayrılma, istifa" şeklinde tanımlandığı, görevden çekilmiş sayılma ise; "mevzuatta öngörülen süreyle göreve izinsiz veya idarece kabul edilebilir mazereti olmaksızın gelmeyen veya atandığı göreve başlamayan kişi hakkında idarece resen uygulanan bir müessese olduğu, başka bir anlatımla; çekilmenin, kişinin yazılı iradesine bağlı olmasına karşın, çekilmiş sayılmanın, kişinin çekilme talebi olmaksızın idarece kamu görevinin sonlandırılması niteliğinde olduğu açıktır.
Bakılan davada; davacının kesintisiz olarak 12 gün süreyle göreve gelmediği gerekçesiyle Büyükşehir Belediye Başkanlığı Genel Sekreteri tarafından görevden çekilmiş sayılmasına karar verildiği anlaşılmakta olup, yetki devrine ilişkin Genelgede bu yetkinin devredilmediği görülmektedir.
Öte yandan, yetki ve usulde paralellik ilkesi uyarınca göreve son verme yetkisinin atama yetkisi gibi yetki devriyle başka bir makama devredilemeyeceği, Kamu hukukunda bir makama verilen yetkinin, aksine bir hüküm bulunmadıkça o makam tarafından kullanılacağı, bir makamın yetkisinin, bir başka kişiye devredilmesi için mevzuatta yetkili kılınmasının gerektiği, ne 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nda, ne de 5393 sayılı Belediye Kanunu'nda göreve son verme yetkisinin genel sekretere devredilebileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde yetki unsuru açısından hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen nedenlerle, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında hukuki isabet bulunmadığı, temyiz isteminin kabulü ile kararın bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.




