Sözlü savunma hakkı için usulüne uygun tebligat şart
Danıştay, sözlü savunma talebinde bulunan memurun Tebligat Kanunu'na aykırı biçimde davet edilmesi üzerine verilen meslekten çıkarma cezasını hukuka aykırı buldu.
Danıştay İkinci Dairesi, disiplin kurulunda sözlü savunma yapmak istediğini açıkça beyan eden bir polis memuruna usulüne uygun tebligat yapılmadan verilen meslekten çıkarma cezasını bozdu. (E:2021/18834, K:2024/5269)
İstanbul'da görevli polis memuru, toplu taşıma kartını para karşılığı vatandaşlara kullandırdığı iddiasıyla yargılandı ve 7068 sayılı Kanun'un 8/6-ç maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla tecziye edildi. Memur, son savunma tebligatına verdiği cevapta kurulda sözlü savunma yapmak istediğini açıkça bildirdi. Ancak disiplin kurulu toplantı tarih ve saatini içeren davet yazısı, memur vasıtasıyla adrese gidilip kapı kapalı bulunarak ve telefon aranarak tebliğ edilmeye çalışıldı; Tebligat Kanunu'nun öngördüğü usul ise hiç uygulanmadı.
Danıştay'ın gerekçesi
Daire, Anayasa'nın 129. maddesi ile 657 sayılı Kanun'un 129-130. maddeleri ve 7068 sayılı Kanun'un 31. maddesini birlikte değerlendirdi. Buna göre meslekten çıkarma gibi en ağır disiplin cezalarında sözlü savunma hakkı, temel bir güvence niteliği taşımaktadır. Sözlü savunma talebinde bulunan ilgiliye bu hakkın kullandırılabilmesi için Tebligat Kanunu'nun 10. ve 21. maddelerindeki usule eksiksiz uyulması zorunludur. Kapının kapalı bulunması durumunda tebligatın 21/2. maddedeki "mernis adresi" usulüyle yapılması gerekirken buna uyulmadığından tesis edilen işlem hukuka aykırı bulundu.
T.C.
D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/18834 Karar No : 2024/5269
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : Emniyet Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince verilen 15/10/2021 günlü, E:2021/555, K:2021/2123 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : Dava; İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde polis memuru olarak görev yapmakta iken davacının, toplu taşıma araçlarından ücretsiz yararlanmak üzere kendisine tahsis edilen kartı, görevli olduğu metro istasyonunda para karşılığı vatandaşlara kullandırdığı iddiası üzerine açılan soruşturma neticesinde, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8. maddesinin 6-(ç) bendinde düzenlenen "Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla ya da kin ve dostluk gibi nedenlerle kötüye kullanmak" disiplin suçu kapsamında değerlendirilen eylemi nedeniyle "meslekten çıkarma" cezasıyla tecziyesine ilişkin 29/08/2019 tarih ve 2019/480 sayılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 27/10/2020 günlü, E:2020/728, K:2020/1384 sayılı
kararıyla; dava dosyası ve davacı hakkında düzenlenen disiplin soruşturma
raporu ve alınan tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının 06/04/2018 - 10/04/2018 tarihlerinde görev yaptığı Otogar Metrosu A turnikesini gören kamera kayıtlarının soruşturmacı tarafından incelendiği, söz konusu incelemeye ilişkin görüntü inceleme tutanağının tanzim edildiği, görüntülerde davacının vatandaşlardan akbil dolum turnikeleri önünde para aldığı ve kendi kartıyla geçişlerini sağladığı, vatandaşların parayı zorla verdiğine dair bir tespitin ise yapılmadığı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevlisince davacının bahsi geçen eylemlerinin fark edilmesi üzerine şikayet edildiği ve sebep olduğu kazanç kaybının tahsili için davacıya verilen para cezasının ödendiği, sonuç itibariyle davacının yalnızca kendisinin kullanımına tahsis edilmiş olan kartını vatandaşlara kullandırarak nakit para alınması suretiyle yetki ve nüfuzunu kötüye kullanarak kendisine çıkar sağladığı hususunun sabit olduğu; her ne kadar davacı tarafından savunmasının alınmadığı ve sözlü savunma yapmasının engellendiği iddia edilmişse de; davacının son savunmasının yazılı olarak alındığı, sözlü savunmasını yapmak üzere İl Polis Disiplin Kurulu toplantısında hazır bulunması gerektiğinin kendisine tebliğ edilemediği, bu sefer davacının mernise kayıtlı adresine yetkili polis memurlarınca bizzat gidilerek çevre araştırması sonucunda evrakın tebliğ edilmeye çalışıldığı, ayrıca davacının kullanmış olduğu cep telefonu numarasının dahi arandığı, bahsi geçen hususlara ilişkin 04/10/2018 tarihli tutanağın tutulduğunun görülmesi karşısında, davacının iddialarına itibar edilmediği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 15/10/2021 günlü, E:2021/555, K:2021/2123 sayılı temyize konu kararıyla; istinaf başvurusuna konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; sözlü savunma yapmak istediği halde, sözlü savunma yapmak üzere İl Polis Disiplin Kurulu toplantısında hazır bulunması gerektiğine ilişkin tarafına herhangi bir yazı tebliğ edilmediği, sözlü savunmaya ilişkin davet yazısının Tebligat Kanunu'na uygun bir şekilde kendisine tebliğ edilmediği, davalı kurum uhdesinde çalışan iki memur tarafından tutulan tutanak ile sözlü savunma yapma hakkının elinden alındığı; 26/04/2018 tarihli Disiplin Soruşturma Raporunda, 7068 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 6-ğ ve 6-r bentleri uyarınca tecziye edilmesine ilişkin teklifte bulunulduğu; birlikte çalıştığı güvenlik görevlilerinin ve polis memurlarının ifadelerinin alınmadığı ve böylece eksik soruşturma yapıldığı; vatandaşlardan kendi menfaatine olacak şekilde herhangi bir para kesinlikle almadığı, zorla verilen paraların ise güvenlik görevlilerine teslim edildiği; isnat edilen eylem ile meslekten çıkarılmasına dair disiplin cezasının orantılı olmadığı, hakkında eğer bir disiplin cezası tesis edilecekse dahi "hizmet içinde resmi sıfatının gerektirdiği güven duygusunu sarsacak eylemde bulunmak" maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği; uyuşmazlık konusu olaydan mütevellit bir zarar oluşmuş ise kendi rızası ile uzlaşmak istediğini belirttiği, adli soruşturma sonucu uzlaşma gerçekleşmiş olup hakkındaki suçlamaların düştüğü ve herhangi bir adli işlem yapılmadığı, dolayısıyla vatandaşlardan bir menfaat etme hususunun ispatlanamadığı; ek beyan dilekçesinde ise, "resmi belgede sahtecilik" suç isnadıyla yargılandığı ceza davasında, İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/09/2021 tarih ve E:2017/450, K:2021/371 sayılı kararıyla, suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle beraatine hükmedildiği; dava konusu disiplin cezasının usule ve hukuka uygun olmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği ileri sürülmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : Atilla Güney
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 334. maddesi uyarınca davacının, adli yardım talebi kabulü edilerek, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin ve 2577 sayılı Kanun'un 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca duruşma yapılmasına gerek görülmeyerek Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı, İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde görevli iken başka bir soruşturmadan dolayı 15/02/2018 tarih ve 2018/25 sayılı Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla meslekten çıkarılan eski polis memuru olup, 26/07/2018 tarihinde kurum ile ilişiği kesilmiştir.
06/04/2018 ile 10/04/2018 tarihleri arasında İstanbul Otogar Metro İstasyonu A turnike kapısında görev yaptığı dönemde davacı hakkında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından toplu taşıma araçlarından ücretsiz faydalanılması amacıyla emniyet personeline verilen kendisine ait kartı kullanarak, metroyu kullanacak olan sivil vatandaşların turnikeden geçişlerini sağladığı ve bunun karşılığında para aldığı yolunda yapılan şikayet üzerine, söz konusu iddiaya ilişkin olarak disiplin soruşturması başlatılmıştır.
Anılan soruşturma kapsamında düzenlenen 26/04/2018 tarihli disiplin soruşturma raporunda; davacının, Devlet malı araç, gereç, hayvan, silah ve mühimmatı başkalarının kullanımına vermek ile Devlet memurları tarafından yapılamayacağı 657 sayılı Kanun'da belirtilen kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak eylemleri sübuta erdiğinden getirilen teklif doğrultusunda 7068 sayılı Kanun'un 8/6-ğ ve 8/6-r maddeleri uyarınca İstanbul Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun 05/10/2018 günlü, 3136 sayılı kararıyla "meslekten çıkarma" cezası verilmiştir.
Bu karar ile karara ilişkin disiplin soruşturma dosyasının 31/01/2018 tarih ve 7068 sayılı Kanun'un 18/1-a hükmü gereğince incelendiği Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun 29/08/2019 tarih ve 2019/480 sayılı kararıyla, davacının "Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla ya da kin ve dostluk gibi nedenlerle kötüye kullanmak" fiilini işlediği sübuta erdiğinden bahisle, 7068 sayılı Kanun'un 8/6-ç maddesi uyarınca "meslekten çıkarma" cezasıyla tecziyesine karar verilmiştir.
Bakılan dava, davacının "meslekten çıkarma" cezası ile tecziyesine ilişkin 29/08/2019 tarih ve 2019/480 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa'nın 129. maddesinin 2. fıkrasında, memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un "Savunma Hakkı" başlıklı 31. maddesinde; "(1) Disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından savunma alınmadan disiplin cezası verilemez. (2) Disiplin amirince veya yetkili disiplin kurulu başkanı ya da görevlendireceği kurul üyelerinden biri tarafından ilgiliden savunma istenir. Savunma için verilen süre yedi günden az olamaz. Süresi içinde savunmasını yapmayan personel, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır. (3) Hakkında disiplin soruşturması yapılan personel, ikinci fıkra gereğince kendisinden savunma istenmesinden itibaren soruşturma evrakını inceleme hakkına sahiptir. (4) Hakkında meslekten çıkarma cezası veya Devlet memurluğundan çıkarma cezası istenen personel, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir." düzenlemesine yer verilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 129. maddesinde; ''Yüksek disiplin kurulları kendilerine intikal eden dosyaların incelenmesinde, gerekli gördükleri takdirde, ilgilinin özlük dosyasını ve her nevi evrakı incelemeye, ilgili kurumlardan bilgi almaya, yeminli tanık ve bilirkişi dinlemeye veya niyabeten dinletmeye, mahallen keşif yapmaya veya yaptırmaya yetkilidirler.
Hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen memur, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir." hükmü, 130. maddesinde ise; "Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez.
Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır." hükmü yer almıştır.
Öte yandan, 7201 sayılı Tebligat Kanununun "Bilinen adreste tebligat" başlıklı 10. maddesinde; "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir." hükmüne; "Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina" başlıklı 21. maddesinde de; "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.
Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. ..." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Disiplin cezaları bakımından memura 7 günden az olmamak üzere tanınan savunma hakkı; memuriyetten çıkarma ve meslekten çıkarma cezaları açısından, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapmaya kadar daha geniş bir şekilde tanınmış bulunmaktadır.
Yasa koyucu disiplin cezası bakımından ilgili açısından en ağır sonuçları doğuran Devlet memurluğundan çıkarma ve meslekten çıkarma cezasının verilmesinde, bu şekilde bir savunma hakkının tanınmasını memur statüsü açısından önemli bir güvence olarak öngörmüştür.
Anayasa'nın 129., 657 sayılı Kanun'un 129., 130. ve 7068 sayılı Kanun'un 31. maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden; Devlet memurunun veya diğer kamu görevlilerinin görevine son verilmesi sonucunu doğuran disiplin cezalarının verilebilmesi için, söz konusu disiplin cezalarını vermeye yetkili merciiler tarafından, ilgili kamu görevlisinin hakkındaki iddiaları, bu iddiaların dayandığı delilleri, üzerine atılı fiillerin hukuki nitelendirmesini ve önerilen disiplin cezasını öğrenmesi sağlanarak, savunma yapmasına imkan tanınmasının hukuken zorunlu olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, disiplin kurulunca, hakkında meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilen ilgiliye son savunma hakkı tanınması ve ilgilinin disiplin kurulunda sözlü savunma yapma talebinde bulunması durumunda kendisine sözlü olarak savunma hakkı verilmesi gereklidir.
Uyuşmazlık konusu olayda; adli soruşturma kapsamında Asayiş Büro Amirliğinde düzenlenen 11/04/2018 tarihli ifade tutanağında, davacının ikamet adresinin "Seyyid Ömer Mah. ... Sok. No:... İç Kapı No:... Fatih / İstanbul" olarak belirtildiği, İstanbul İl Polis Disiplin Kurulunun son savunma yazısının 08/09/2018 tarihinde davacıya tebliğ edildiği ve tebliğ- tebellüğ belgesinde, davacının "Kurulda sözlü savunma yapmak istiyorum" şeklinde beyanda bulunduğu; idare tarafından, disiplin dosyası 05/10/2018 tarihinde görüşüleceğinden, sözlü savunmaya ilişkin kurul tarihi ve saatini içeren davet yazısının, memur vasıtasıyla söz konusu adrese tebliğ edilmeye çalışıldığı, ancak değişik tarih ve saatlerde gidilen ve adres kayıt sisteminde halen kayıtlı gözüktüğü ikametin kapalı olduğundan tebliğ edilemediği ve davacı adına kayıtlı olan telefon numarası arandığında, numaranın kapalı olduğu tespit edilerek davacıya tebligat yapılamadığına ve telefonla ulaşılamadığına ilişkin Şehremini Polis Merkezi Amirliğince bila tarihli tutanak tanzim edildiği ve bu tutanağın 04/10/2018 tarihli üst yazı ile Disiplin Kuruluna gönderildiği, davacının veya vekilinin sözlü savunma yapmak için kurula gelmediği yolunda 05/10/2018 günlü tutanak tutulduğu anlaşılmaktadır.
Tebligat Kanununun 10. maddesine göre, tebligatın öncelikle muhatabın bilinen en son adresine yapılması gerektiği, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, yani muhatabın bilinen en son adresine çıkarılan tebligatın iade edilmesi üzerine, "mernis adresi" şerhi ile birlikte muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan ve en son adresi olarak kabul edilen yerleşim yeri adresine, Tebligat Kanununun 21/2. maddesinde belirtilen usulde tebligat yapılması gerektiği açıktır.
Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının "meslekten çıkarma" cezası ile tecziyesiyle ilgili soruşturma kapsamında sözlü savunma tarihinin bildirimine ilişkin yazının, davacının bilinen en son adresi olarak "Seyyid Ömer Mah No:... İç Kapı No:... Fatih / İstanbul" adresine, memur vasıtasıyla tebligat yapılmaya çalışıldığı ve davacı adına kayıtlı olan telefon numarasının arandığı; davacıya tebligat yapılamadığına ve telefonla ulaşılamadığına ilişkin olarak tarihsiz bir tutanak tutulduğu; ancak Tebligat Kanunu'nun ilgili hükümlerinde belirtilen usulde davacıya bir tebligatın yapılmadığı görülmüştür.
Netice itibariyle; belirtilen gerekçelerle davacının disiplin kurulunda sözlü savunma yapma talebi ile ilgili olarak davacıya sözlü savunma hakkını kullanabilmesi için usulüne uygun şekilde tebligat yapılmadan ve sözlü savunma hakkı verilmeden tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,
2. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince verilen 15/10/2021 günlü, E:2021/555, K:2021/2123 sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca
BOZULMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanun'la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununa 6545 sayılı Kanunun 27. maddesi ile eklenen Geçici 8. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 31/10/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.





