KDK: Kayıt Sistemi Kurulmamışsa Kamu Zararı Tek Başına Personele Rücu Edilemez
Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsmanlık), evrak kayıt ve zimmet sistemi bulunmayan bir kamu kurumunda kaybolan resmi evrak nedeniyle çıkarılan 70.970,93 TL'lik kamu zararının tamamının, evrakı yalnızca fiziken taşıyan personele yükletilmesini hukuka aykırı buldu. Kurum, idarenin kendi organizasyon eksikliğinden doğan ispat güçlüğünü personele devretmesinin kusur sorumluluğunun temel ilkeleriyle bağdaşmadığına hükmederek, idari para cezasının iptali yönünde ilgili Bakanlığa tavsiyede bulundu.
Sürekli işçi kadrosunda görev yapan, valilik oluru ile zaman zaman şoförlük de üstlenen başvuran, kurum dışından gelen bir evrakı kurumun evrak kayıt birimine elden teslim ettiğini beyan etti. Ancak evrakın teslim sonrası akıbeti belirlenemedi. Başlatılan soruşturmada, evrakın kaybından yalnızca onu fiziken taşıyan başvuran sorumlu tutularak kendisine kamu zararı çıkarıldı.
Zarar tutarı, süreç uzadıkça işleyen yasal faizle birlikte başlangıçtaki yaklaşık 48.000 TL'den 70.970,93 TL'ye yükseldi — yani başvurana rücu edilen tutarın önemli bir kısmı, soruşturma ve itiraz sürecinin uzamasından kaynaklanan faiz yüküydü.
İlgili Bakanlık, KDK'ya verdiği cevapta olay tarihinde kurumda evrak teslimi, devri ve takibine ilişkin standart bir kayıt defteri veya elektronik sistemin bulunmadığını kabul etti. Bu eksiklik ancak olaydan sonra, başhekimlik onayıyla giderildi. İdare ayrıca evrakın temin, kayıt ve takip süreçlerinin esas itibarıyla satın alma birimi sorumluluğunda yürütülmesi gerektiğini de itiraf etti — yani zararı tek başına yükleyen soruşturma raporu, idarenin kendi ifadesiyle çelişti.
Kurum, kamu zararının tesisinde şu ilkelerin çiğnendiğini tespit etti:
- İspat yükü idareye aittir. Başvurucunun evrakı teslim etmediğini gösteren tutanak, zimmet kaydı, kamera görüntüsü veya tanık beyanı gibi somut hiçbir delil yok. İspatlanamayan bir olgu, personel aleyhine yorumlanamaz.
- Kurumsal eksiklik personele fatura edilemez. Evrak kayıt ve zimmet sistemi kurmak idarenin asli yükümlülüğüdür; bu yükümlülüğün ihmalinden doğan kayıt boşluğunun sonucu tek bir personele yükletilemez.
- Kamu zararı varsayıma dayanamaz. Disiplin ve mali sorumluluk doğuran işlemler kesin ve inandırıcı delillere dayanmalıdır; şüpheden hareketle mali sorumluluk tesis edilemez.
- Sorumluluk paylaşımı gözetilmemiş. Evrakın kurumdaki asıl takip sorumlusu satın alma birimiyken, muhakkik raporu zararı münhasıran başvurucuya yükleyip bu birimi değerlendirme dışı bırakmış — bu da soruşturmanın tarafsızlığını tartışmalı kılmış.
- Ölçülülük ve hakkaniyet ihlal edilmiş. Görev tanımı yalnızca evrakı teslim almakla sınırlı olan personele, kendi yetki alanı dışındaki kayıt/zimmet/takip süreçlerinin sonucu yüklenmiş.
KDK ayrıca idarenin, kararına karşı başvurulabilecek yol ve süreleri başvurana bildirmemesini "iyi yönetim ilkeleri" bakımından da eksik bulmuştur.
Karar
KDK, başvurunun kabulü ile birlikte, disiplin soruşturması sonucu tesis edilen idari para cezası işleminin iptali yönünde ilgili Bakanlığa tavsiyede bulunmuştur. 6328 sayılı Kanun uyarınca idare, bu tavsiye üzerine tesis edeceği işlemi otuz gün içinde Kuruma bildirmekle yükümlüdür.
📋 Bilgi Kutusu
| Karar Türü | Tavsiye Kararı |
| Karar Sayısı | 2026/18014-S.26.24541 |
| Başvuru No | 2026/5801 |
| Karar Tarihi | 10.09.2026 |
| Başvuru Tarihi | 26.02.2026 |
| İlgili İdare | Sağlık Bakanlığı |
| Konu | Evrak kaybı nedeniyle çıkarılan kamu zararının idari para cezası olarak personele rücu edilmesi |
| Sonuç | Başvurunun kabulü; idari para cezası işleminin iptali yönünde tavsiye |
| Dayanak İlkeler | Hukuk devleti ilkesi, hizmet kusuru, ispat yükü, kusur sorumluluğu, ölçülülük ve hakkaniyet ilkeleri |
| İlgili Mevzuat | Anayasa m.10, m.74; 6328 sayılı KDK Kanunu m.5, m.17, m.20, m.21; 5018 sayılı Kanun m.8, m.71; 6085 sayılı Sayıştay Kanunu m.7; 4857 sayılı İş Kanunu m.5 |
Kararın Tam Metni
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI: 2026/18014-S.26.24541 BAŞVURU NO: 2026/5801 KARAR TARİHİ: 10/09/2026
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE: SAĞLIK BAKANLIĞI BAŞVURUNUN KONUSU: Başvuranın evrakın teslim ve kayıt sürecindeki eksiklikler nedeniyle tarafına verilen idari para cezasının kaldırılması talebi hakkındadır. BAŞVURU TARİHİ: 26/02/2026
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
- Başvuran özetle, sürekli işçi kadrosunda, valilik oluru ile şoför olarak görev yaptığını, İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, İlçe Sağlık Müdürlüğü aracılığıyla hastaneye gönderilen bir evrakın, ilçe sağlık müdürlüğünce başvurana teslim edildiğini ve söz konusu evrakın hastanenin evrak kayıt birimine elden teslim edildiğini, evrakın teslim edildiği tarihte, kurum dışından gelen evrakların teslim alındığına ve kaydedildiğine ilişkin resmi bir kayıt defteri ya da işleyen bir sistem altyapısının bulunmadığını, bu durumun idarenin hizmet kusuru niteliğinde olduğunu, kaybolduğu iddia edilen evrakın içeriği itibarıyla asıl muhatabının ve takip sorumlusunun satın alma birimi memuru olduğunu, ilgili birim tarafından evrakın kuruma ulaşıp ulaşmadığının sorgulanmadığını ve gerekli takibin yapılmadığını, buna rağmen sorumluluğun yalnızca evrakı fiziken taşıması sebebiyle kendisine bırakıldığını, evrakın akıbetinin belirlenememesi üzerine başlatılan soruşturmada, muhakkik olarak görevlendirilen Sağlık Hizmetleri Müdürünün tarafından düzenlenen raporda, evrakın teslim edilmediğine dair somut ve hukuki bir delil ortaya konulmadığını, kararın varsayımlara dayandırıldığını, soruşturma sonucunda kendisine 70.970,93 TL tutarında kamu zararı çıkarıldığını, borç tutarının başlangıçta yaklaşık 48.000 TL seviyesinde olduğunu, yapılan itirazlar ve sürecin uzaması nedeniyle yasal faiz işletilerek borcun arttığını, borcun henüz ödenmediğini ve her ay faiz işlemeye devam ettiğini, somut delile dayanmayan, idarenin kayıt sistemi eksikliğinden ve birimlerin evrak takibini yapmamasından kaynaklandığı ileri sürülen bu borçlandırma işleminin hukuka aykırı olduğu iddia ederek, söz konusu idari para cezası işleminin kaldırılması talep edilmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
- Kurumumuzun 06.03.2026 tarih ve S. sayılı bilgi ve belge isteme yazısına istinaden Sağlık Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından cevaben gönderilen 27.3.2026 tarih E-sayılı yazı ve eklerinde özetle;
2.1. Başvuranın 28.02.2023 tarihinde Sürekli İşçi (Temizlik Görevlisi) unvanı ile hastane bünyesinde göreve başladığı, 15.05.2023 tarihli yazı ile aynı unvanla görevine devam ettiği, farklı tarihlerde alınmış şoförlük Olur'larının bulunduğu, bu kapsamda ihtiyaç doğrultusunda şoförlük görevini de ifa ettiği, görev yaptığı dönemde idari hiyerarşi içerisinde dönemin İdari ve Mali İşler Müdürü'ne bağlı olarak çalıştığı, görev ve iş dağılımına ilişkin yetki ve sorumluluğun anılan birim amirliği uhdesinde bulunduğu,
2.2. Başvuruya konu olayın gerçekleştiği dönemde, hastanede evrakların teslim alınması, devri ve takibine ilişkin standart bir evrak kayıt defteri veya elektronik kayıt sisteminin bulunmadığı, evrak kayıt ve takip süreçlerine yönelik düzenli ve sistematik kayıt mekanizmasının, hastanede 30.07.2025 tarihi itibarıyla, İdari ve Mali İşler Müdürü Vekili tarafından yapılan teklif üzerine Başhekimlik makamının onayı ile oluşturulduğu,
2.3. Başvuruya konu olayın meydana geldiği tarihte evrakın hangi personel tarafından teslim alındığı, hangi aşamalardan geçtiği ve kimlere devredildiğinin açık ve kesin şekilde bilinmediği, öte yandan, ilgili dönemde evrak kayıt biriminde görev yapan personele ilişkin isim listesinde süreçlerin birim bazlı yürütüldüğü, başvuruya konu evrakın temin, kayıt ve takip süreçlerinin esas itibarıyla satın alma birimi sorumluluğunda yürütülmesinin gerektiği, bu kapsamda, ilgili süreçlerde görev yapan satın alma sorumlu sekreterinin, evrakın takibi ve ilgili işlemlere dair görev ve yetki alanı çerçevesinde sorumluluk taşıdığı, konuya açıklık getirilmesi amacıyla, adı geçen personelin 17.03.2026 tarihli ifadesinin alındığı, muhakkik tarafından düzenlenen raporda, kamu zararı hesaplanarak başvurucuya rücu edilmesinin öngörüldüğü hususları belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;
3.1. "Kanun önünde eşitlik" başlıklı 10 uncu maddesinde; "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. … Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde (…) kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
3.2. "Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı" başlıklı 74 üncü maddesinde, "…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…"
-
14.06.2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun "Kurumun Görevi" başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; "Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir."
-
4857 sayılı İş Kanununun "Eşit davranma ilkesi" başlıklı 5'inci maddesinde; "İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz."
-
5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi Ve Kontrol Kanununun;
6.1. "Hesap verme sorumluluğu" başlıklı 8'inci maddesinde; "Her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludur ve yetkili kılınmış mercilere hesap vermek zorundadır."
6.2. "Kamu zararı" başlıklı 71'inci maddesinin birinci fıkrasında; "Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır."
- 6085 sayılı Sayıştay Kanununun "Sorumlular ve sorumluluk halleri" başlıklı 7 nci maddesinin 3 üncü fıkrasında; "Sorumlular; mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri ile illiyet bağı kurularak oluşturulan ilamda yer alan kamu zararından tek başlarına veya birlikte tazmin ile yükümlüdür." düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ ABDULLAH CENGİZ MAKAS'IN KAMU BAŞDENETÇİSİ'NE ÖNERİSİ
- Başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan "Tavsiye Kararı Önerisi" Kamu Başdenetçisi'ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
-
Başvuruya konu uyuşmazlık özetle; başvurandan soruşturma sonucunda talep edilen 70.970,93 TL tutarında idari para cezası hakkındadır.
-
Başvuru dosyası kapsamındaki bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde; başvurucunun sürekli işçi kadrosunda görev yaptığı, asli görevinin temizlik hizmetleri kapsamında bulunmasına karşın Olur ile şoför olarak görevlendirildiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık, anılan resmi evrakın hastaneye ulaştırılmasının ardından akıbetinin tespit edilememesi nedeniyle meydana geldiği ileri sürülen kamu zararının tamamının başvurucuya yükletilmesinin hukuka uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
-
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler incelendiğinde, idarenin cevabi yazısında açıkça ifade edildiği üzere, olayın meydana geldiği tarihte hastanede kurum dışından gelen resmi evrakların teslim alınmasına, kayıt altına alınmasına, ilgili birimlere zimmet karşılığında devredilmesine ve süreç boyunca izlenmesine imkân sağlayacak standart bir evrak kayıt defteri, elektronik evrak kayıt sistemi veya benzeri bir kurumsal kayıt mekanizmasının bulunmadığı bizzat idarece kabul edilmiştir. Ayrıca dosyada yer alan bilgi ve belgelerden, bu eksikliğin ancak 30.07.2025 tarihli Başhekimlik onayı ile giderilmeye çalışıldığı ve bu tarihten itibaren resmi evrak kayıt ve takip sisteminin oluşturulduğu anlaşılmaktadır.
-
Kamu hizmetlerinin etkin, düzenli, güvenilir ve hesap verilebilir biçimde yürütülmesi, Anayasa'nın 2. maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesinin doğal sonucudur. Bu kapsamda idarenin, kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında kullanılan resmi evrakların kayıt altına alınmasını sağlayacak gerekli organizasyonu kurma, evrak hareketlerini denetlenebilir hale getirme, teslim eden ve teslim alan görevlileri belirleme, zimmet usulünü işletme ve evrakın ilgili birime ulaştığını ortaya koyabilecek kayıt sistemini oluşturma yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu yükümlülük, kamu görevlilerinin bireysel sorumluluğundan bağımsız olarak idarenin hizmetin organizasyonundan kaynaklanan asli sorumluluğunu oluşturmaktadır.
-
Dolayısıyla, idarenin yerine getirmesi gereken bu kurumsal yükümlülükleri yerine getirmemesi sonucu ortaya çıkan kayıt boşluğunun sonuçlarının tek bir personele yükletilmesi, hukuk devleti ilkesiyle, hukuki güvenlik ilkesiyle ve kusur sorumluluğunun temel esaslarıyla bağdaşmamaktadır. İdarenin kendi organizasyon eksikliğinden kaynaklanan ispat güçlüğünü personele yüklemesi, idare hukukunun genel ilkeleri bakımından kabul edilebilir nitelikte değildir.
-
Öte yandan dosya kapsamından başvurucunun asli görevinin temizlik personeli olduğu, yalnızca Olur ile şoför olarak görevlendirildiği, olay tarihinde de kendisine verilen görev kapsamında resmi evrakı ilgili kurumdan teslim alarak hastaneye ulaştırmakla yükümlü olduğu anlaşılmaktadır. Başvurucunun görev tanımı ve fiilen yerine getirdiği görev dikkate alındığında, resmi evrakın kuruma ulaştırılmasından sonraki kayıt, zimmet, sevk ve takip işlemlerinin başvurucunun görev ve yetki alanında bulunmadığı açıktır.
-
Buna karşılık resmi evrakın teslim alınması, kayıt altına alınması, ilgili idari birime yönlendirilmesi, satın alma sürecine ilişkin işlemlerin yürütülmesi, evrakın muhafazası ve sonuçlandırılması tamamen idarenin ilgili idari birimlerinin sorumluluğunda bulunan kurumsal işlemlerdir. Nitekim idarenin cevabi yazısında da başvuru konusu evrakın temin, kayıt ve takip süreçlerinin esas itibarıyla satın alma birimi tarafından yürütülmesi gerektiği açıkça belirtilmiş; ayrıca satın alma biriminde görev yapan personelin de soruşturma kapsamında ifadesine başvurulduğu ifade edilmiştir.
-
Bu tespit karşısında, idarenin kendi değerlendirmesi dahi olayın yalnızca başvurucunun fiilinden kaynaklanmadığını, sürecin yönetiminden sorumlu başka görevlilerin de bulunduğunu ortaya koymaktadır. Buna rağmen düzenlenen muhakkik raporunda kamu zararının münhasıran başvurucuya yükletildiği, satın alma biriminin sorumluluğunun ise değerlendirme dışı bırakıldığı görülmektedir. Bu durum, soruşturmanın objektiflik ve tarafsızlık ilkeleri bakımından da tartışmalı hale gelmesine neden olmaktadır.
-
Somut olayda ise başvurucunun resmi evrakı ilgili birime teslim etmediğini ortaya koyan herhangi bir teslim tutanağı, zimmet kaydı, kamera görüntüsü, elektronik kayıt, tanık beyanı veya benzeri nitelikte kesin ve objektif bir delil bulunmamaktadır. Aksine dosya kapsamındaki tüm değerlendirmeler, evrakın teslim edilip edilmediğinin belirlenememesinin temel nedeninin olay tarihinde herhangi bir kayıt ve takip sisteminin mevcut olmaması olduğunu göstermektedir.
-
Bu durumda başvurucunun evrakı teslim ettiğine ilişkin savunmasının aksini ispat yükü idareye aittir. Ancak idare, bu iddiasını doğrulayabilecek herhangi bir objektif delil ortaya koyamamıştır. İspat edilemeyen bir olgunun başvurucu aleyhine yorumlanması ve idarenin kendi kayıt eksikliğinden doğan belirsizliğin başvurucuya yüklenmesi, ispat yüküne ilişkin genel hukuk ilkeleriyle bağdaşmadığı gibi hukuki güvenlik ve hakkaniyet ilkelerini de zedelemektedir.
-
Diğer taraftan dosya kapsamından, evrakın içeriğinin satın alma işlemlerine ilişkin olduğu, ilgili birim tarafından beklenen evrakın makul süre içerisinde ulaşmaması üzerine herhangi bir araştırma yapılmadığı, evrakın akıbetinin sorgulanmadığı, İl Sağlık Müdürlüğü veya İlçe Sağlık Müdürlüğü ile gerekli koordinasyonun sağlanmadığı ve süreç içerisinde herhangi bir iç denetim mekanizmasının işletilmediği de anlaşılmaktadır. Bu durum, olayın meydana gelmesinde yalnızca başvurucunun davranışının değil, idarenin koordinasyon eksikliğinin ve hizmetin gereği gibi organize edilmemesinin de etkili olduğunu göstermektedir.
-
İdare hukukunda kabul edilen hizmet kusuru ilkesi uyarınca idarenin hizmeti hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi nedeniyle ortaya çıkan zararların sonuçlarından idare de sorumludur. Somut olayda resmi evrak kayıt sisteminin bulunmaması, zimmet usulünün oluşturulmamış olması, evrak hareketlerinin izlenememesi ve ilgili idari birimler arasında etkili koordinasyon sağlanamaması birlikte değerlendirildiğinde, olayda idareye atfedilebilecek açık bir hizmet kusurunun bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
-
Nitekim olayın ardından 30.07.2025 tarihinde Başhekimlik onayı ile resmi evrak kayıt sisteminin oluşturulmuş olması da, olay tarihinde mevcut uygulamanın yetersiz olduğunun ve idarenin organizasyon eksikliğinin fiilen kabul edildiğinin önemli bir göstergesidir. Her ne kadar sonradan alınan tedbirler tek başına önceki uygulamanın hukuka aykırılığını ispatlamasa da, somut olayın meydana gelmesine neden olan yapısal eksikliğin idarece de fark edildiğini ortaya koyması bakımından dikkate değer niteliktedir.
-
Bunun yanında disiplin ve mali sorumluluk doğuran idari işlemler, bireylerin malvarlığı ve hukuki statüsü üzerinde doğrudan sonuç doğurduğundan, bu işlemlerin varsayımlara değil kesin ve inandırıcı delillere dayanması hukuk devleti ilkesinin zorunlu bir gereğidir. Şüpheden hareketle kişiye mali sorumluluk yüklenmesi mümkün olmadığı gibi, ispat edilemeyen ihtimaller esas alınarak kamu zararının tek bir personele yükletilmesi de ölçülülük, adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
-
Sonuç olarak, somut olayda resmi evrakın akıbetinin belirlenememesine yol açan temel nedenin, idarenin olay tarihinde resmi evrak kayıt ve takip sistemini kurmamış olması, zimmet mekanizmasını işletmemesi, iç denetim ve koordinasyon süreçlerini etkin şekilde yerine getirmemesi olduğu anlaşılmaktadır. Başvurucunun resmi evrakı teslim etmediğini ortaya koyan kesin ve objektif deliller bulunmadığı gibi, kamu zararının münhasıran başvurucunun kusurundan kaynaklandığını ortaya koyabilecek hukuken yeterli bir ispat da mevcut değildir.
-
Bu itibarla, idarenin kendi hizmet kusuru ve organizasyon eksiklikleri dikkate alınmaksızın, yalnızca varsayımsal değerlendirmelere dayanılarak kamu zararının tamamının başvurucuya yüklenmesine ilişkin işlemin hukuki güvenlik, kusur sorumluluğu, hizmet kusuru, ispat yükü, ölçülülük ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmadığı, bu nedenle söz konusu işlemin hukuka uygunluk taşımadığı değerlendirilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
- İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6'ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde kanunlara uygunluk, hesap verilebilirlik, şeffaflık, kararların gerekçeli olması ve ilkelerine uygun davrandığı, ancak başvuran adına düzenlenen Gönderme Kararına cevap vermediği, dolayısıyla idare tarafından söz konusu işlemde makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi işlemlerinde, ayrıca idari işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceği bildirilmediğinden "karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi" ilkesine uygun davranmadığı anlaşılmış olup idarenin bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
- 14.06.2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu'nun 17'inci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna, dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup anılan Kanun'un "Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması" başlıklı 21'inci maddesinde, Kamu Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiş; Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 38'inci maddesinin dördüncü fıkrasında da Kurumun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren, altı ay içinde sonuçlandıramaması halinde durumun gerekçesiyle birlikte başvurana tebliğ edileceği ve durmuş olan dava açma süresinin tebliğden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi ve dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu başvurana 24.08.2026 tarihli yazı ile bildirilmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABÜLÜNE;
Başvuran hakkında yürütülen disiplin soruşturması neticesinde tesis edilen idari para cezası işleminin iptali yönünde SAĞLIK BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20'nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, idare tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın BAŞVURANA ve SAĞLIK BAKANLIĞINA tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi'nce karar verildi.
Mehmet AKARCA Kamu Başdenetçisi




