Yargıtay: Disiplin Cezası Verilen Aynı Eylem Fesih Gerekçesi Yapılamaz
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, bir eylemi nedeniyle disiplin cezası verilen işçinin, aynı eylem gerekçe gösterilerek daha sonra işten çıkarılmasını hukuka aykırı buldu. Yüksek Mahkeme, aynı eyleme iki ayrı ceza verilemeyeceğine hükmederek feshin haksız olduğuna karar verdi.
4857 sayılı İş Kanunu'nda işçiler bakımından genel bir disiplin cezası sistemi düzenlenmemiş olmakla birlikte, iş sözleşmeleri, toplu iş sözleşmeleri, işyeri yönetmelikleri ve benzeri düzenlemelerle işyerlerinde disiplin kuralları oluşturulabilmekte ve bu kurallara aykırı davranışlar yaptırıma bağlanabilmektedir.
İşçiye uygulanan disiplin yaptırımının daha sonra aynı fiil nedeniyle iş sözleşmesinin feshi bakımından gerekçe oluşturup oluşturamayacağı ise yargı kararlarına konu olmaktadır.
Bu kapsamda Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 20.01.2020 tarihli kararı, aynı eylemin hem disiplin cezasına hem de feshe konu edilmesi bakımından önemli değerlendirmeler içermektedir.
İşçiye önce kınama cezası verildi
Karara konu olay 05.09.2014 tarihinde meydana geldi.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacı işçi ile bir çalışma arkadaşı arasında tartışma yaşandı. Tartışma sırasında çalışma arkadaşının işçinin üzerine yürüyerek boğazını sıktığı, işçinin de elindeki bir aleti çalışma arkadaşına doğru fırlattığı ve tarafların birbirlerine girdiği belirtildi.
Diğer işçilerin müdahalesiyle taraflar ayrıldı.
Bir süre sonra işçinin elinde falçata ile çalışma arkadaşının bulunduğu bölüme doğru yöneldiği, diğer işçilerin müdahalesiyle yeniden engellendiği tespit edildi.
Olay sonrasında işveren tarafından hem davacı işçiye hem de çalışma arkadaşına kınama cezası verildi.
Aynı olay birkaç gün sonra fesih gerekçesi yapıldı
İşçi hakkında disiplin işlemi tamamlandıktan sonra çalışma ilişkisi devam etti.
Ancak 10.09.2014 tarihinde işveren tarafından davacı işçinin iş sözleşmesi feshedildi.
Fesih gerekçesi olarak ise 05.09.2014 tarihinde meydana gelen ve daha önce kınama cezasına konu edilen aynı olay gösterildi.
Bunun üzerine işçi, feshin haksız olduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmesi talebiyle dava açtı.
Yerel mahkeme feshin haklı olduğu sonucuna vardı
İş Mahkemesi, dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile olayın oluş şekline ilişkin değerlendirmeler sonucunda, işçinin çalışma arkadaşıyla yaşadığı tartışma ve kavga sırasında gerçekleştirdiği eylemlerin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaştı.
Mahkeme, işveren tarafından yapılan feshin haklı nedene dayandığını kabul ederek davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerini reddetti.
Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin önüne geldi.
Yargıtay aynı eyleme iki yaptırım uygulanamayacağını belirtti
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, dosyadaki bilgi ve belgeleri inceleyerek yerel mahkeme kararını bozdu.
Daire, öncelikle olayın oluş şeklini değerlendirdi ve 05.09.2014 tarihinde meydana gelen tartışma ve kavga nedeniyle davacı işçiye kınama cezası verildiğini tespit etti.
Buna rağmen aynı olayın 10.09.2014 tarihli fesih bildirimiyle iş sözleşmesinin feshi için gerekçe olarak kullanıldığına dikkat çekildi.
Yargıtay kararında şu değerlendirmeye yer verildi:
“Böylece 05.09.2014 tarihinde iş arkadaşı ile yaşadığı tartışma ve kavga olayı nedeniyle önce kınama cezası ile cezalandırılan davacının iş akti sonrasında aynı nedenle feshedilmiştir.”
Daire, aynı eylemin ikinci kez yaptırıma konu edilmesini hukuka uygun bulmadı ve kararın devamında şu sonuca ulaştı:
“Aynı eyleme iki ayrı ceza verilemeyeceğinden davacının iş akdinin feshi haksız olup, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile reddi hatalıdır.”
Fesih haksız bulundu
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işçiye daha önce kınama cezası verilmiş olan aynı olayın daha sonra iş sözleşmesinin feshi için gerekçe yapılmasını haksız fesih olarak değerlendirdi.
Bu nedenle işçinin kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabul edilmesi gerektiğine karar verilerek yerel mahkeme hükmü bozuldu.
Karar, 20.01.2020 tarihinde oy birliğiyle verildi.
Kararın hukuki önemi
Karar, işçiye disiplin cezası verilmesinden sonra aynı fiilin hiçbir koşulda fesih nedeni oluşturamayacağı şeklinde genel ve mutlak bir kural ortaya koymamaktadır.
Yargıtay'ın somut olayda esas aldığı husus, aynı fiilin önce disiplin cezasıyla yaptırıma bağlanması, ardından aynı fiilin yeniden değerlendirilerek iş sözleşmesinin feshedilmesidir.
Bu yönüyle karar, işverenler bakımından disiplin süreçlerinin yürütülmesinde ve uygulanacak yaptırımın belirlenmesinde dikkat edilmesi gereken önemli bir hususa işaret etmektedir.
Kararın Künyesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/12229
Karar No: 2020/610
Karar Tarihi: 20.01.2020
9. Hukuk Dairesi 2016/12229 E. , 2020/610 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 05.06.2010-10.09.2014 tarihleri arasında kesintisiz olarak davalı işverene ait işyerinde çalıştığını, işyerinde iki vardiya olduğunu, gündüz vardiyasının pazartesiden cuma gününe kadar 09.00-18.00 saatleri arası ve cumartesi günleri 09.00-14.00 saatleri arası, gece vardiyasının ise 18.00-03.30 saatleri arası olduğunu, dini bayramlar ve Cumhuriyet Bayramı dışındaki resmi tatil ve bayramlarda çalışıldığını, davacının kendisini ispiyonculukla suçlayarak küfür ve hakaret eden iş arkadaşı ... ile tartıştığını, ..."in davacının boğazını sıktığını ve müvekkilinin araya giren diğer işçiler tarafından kurtarıldığını, olaydan 15 dakika sonra işinin başına geçtiğini, savunmasının alındığını, kendisine 2 gün izin verildiğini, kınama cezası verilerek işine devam ettiğini, sonrasında rapor aldığını ancak rapor bitiminde patron tarafından işine son verildiğini, fesih ihbarı ve ibraname imzalatıldığını iddia ederek, kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının belirttiği tarihlerde davalı işyerinde döşeme elemanı olarak çalıştığını, asgari ücret üzerinden tüm ücret ödemelerinin yapıldığını, bunun dışında bir ödemenin sözkonusu olmadığını, dini ve milli bayramlarda çalışmadığını, yıllık izinlerin kullandırıldığını, fazla mesai yapıldığında ücretinin ödendiğini, dava dilekçesinde iddia edilen çalışma saatlerinin gerçeği yansıtmadığını, 05.09.2014 tarihinde işyerinde bir kavgaya karıştığı için haklı nedenle işten çıkartıldığını, kavganın oluşma nedeninin davacının davranışları olduğunu, davacının kavgacı ve geçimsiz yapıda olduğunu, sundukları tutanak ve cd içeriği ile bunun kanıtlanacağını, davacının bakiye alacağı 341,09 TL"yi aldığına ve alacağı olmadığına dair ibraname imzaladığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, yasal süresi içinde taraf vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının kendisini ispiyonculukla suçlayarak küfür ve hakaret eden iş arkadaşı ... ile tartıştığını, davacının küfür etmeden konuşması gerektiğini söylemesi üzerine ..."in davacının boğazını sıktığını ve davacının araya giren diğer işçiler tarafından kurtarıldığını, müvekkilinin olaydan 15 dakika sonra işinin başına geçtiğini, savunmasının alındığını ve 2 gün izin verildiğini, izin dönüşü kınama cezası verilerek işine devam ettiğini, sonrasında rapor alan davacının rapor bitiminde işe başladığında işine son verildiğini, kınama cezası verilen davacının aynı sebeple bu kez işten çıkartılmasının hukuka aykırı olduğunu iddia etmiştir. Davalı vekili ise davacının 05.09.2014 tarihinde işyerinde bir kavgaya karıştığı için haklı nedenle işten çıkartıldığını, kavganın oluşma nedeninin davacının davranışları olduğunu, davacının kavgacı ve geçimsiz yapıda olduğunu, sundukları tutanak ve cd içeriği ile bunun kanıtlanacağını savunmuştur.
Mahkemece, davacının çalışma arkadaşı ile tartışıp üzerine yürüyüp boğazını sıkması ayrıca falçata ile saldırması eylemlerinin İş Kanununun 25. maddesi kapsamında işverene haklı fesih hakkı verdiği ve davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiği gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, 05.09.2014 tarihinde davacı ile iş arkadaşı ..."in tartıştığı ve sonrasında ..."in davacının üzerine yürüyerek boğazını sıktığı, davacının da elindeki bir aleti ..."e doğru fırlattığı ve birbirlerine girdikleri, diğer işçilerin davacı ile ..."i ayırdığı, bir süre sonra davacının elinde falçata ile ..."in olduğu bölüme doğru koşmaya başladığı ve yine diğer işçilerin davacıya engel olduğu, olay sonrası hem davacı hem de ..."e kınama cezası verildiği, 10.09.2014 tarihinde ise bu kez davacı için fesih ihbarı düzenlenerek davacının iş akdinin 05.09.2014 tarihli olay gerekçe yapılarak haklı nedenle feshedildiği anlaşılmaktadır.
Böylece 05.09.2014 tarihinde iş arkadaşı ile yaşadığı tartışma ve kavga olayı nedeniyle önce kınama cezası ile cezalandırılan davacının iş akti sonrasında aynı nedenle feshedilmiştir.
Aynı eyleme iki ayrı ceza verilemeyeceğinden davacının iş akdinin feshi haksız olup, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile reddi hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 20/01/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi



