SGK analık iznine dair genelge yayımlandı
SGK analık iznine dair genelge yayımlandı
İçeriği Görüntüle

Yargıtay’dan fazla çalışma hesabında üç önemli kriter

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, fazla çalışma hesabında ara dinlenmesinin çalışma süresine göre belirlenmesi, primli ücretlerde fazla çalışma hesabının farklı yöntemle yapılması ve tanık beyanlarının çalışılan dönemle sınırlı değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işçilik alacaklarına ilişkin bir uyuşmazlıkta fazla çalışma hesabına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

Daire, öncelikle ara dinlenmesi süresinin günlük çalışma süresine göre belirlenmesi gerektiğini vurguladı. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 68. maddesine göre dört saat veya daha kısa çalışmalarda en az 15 dakika, dört saatten fazla ve yedi buçuk saatten az çalışmalarda en az 30 dakika, yedi buçuk saati aşan çalışmalarda ise en az bir saat ara dinlenmesi verilmesi gerektiği belirtildi.

Yargıtay, günlük çalışma süresinin 4857 sayılı Kanun'un 63. maddesi uyarınca 11 saati aşamayacağını hatırlatarak, 11 saate kadar olan çalışmalar bakımından en az bir saat; 11 saati aşan çalışmalar bakımından ise en az bir buçuk saat ara dinlenmesi kabul edilmesi gerektiğini belirtti.

Kararda ayrıca sabit ücret yanında satış primi alan işçilerin fazla çalışma ücretinin hesabına ilişkin yönteme açıklık getirildi.

Buna göre, sabit ücret üzerinden fazla çalışma ücretinin %150 zamlı saat ücreti esas alınarak hesaplanması; ödenen primin ise fazla çalışmanın zamsız kısmını karşıladığı kabul edilerek prim tutarının %50 zam kısmına göre ayrıca hesaplama yapılması gerekiyor. Bu iki hesabın toplamının işçinin hak kazandığı fazla çalışma ücretini oluşturacağı belirtildi.

Somut olayda işçinin sabit ücretin yanında satış primi aldığı belirlenmesine rağmen, fazla çalışma ücretinin satış primi de dahil edilerek doğrudan 1,5 kat üzerinden hesaplanmasını hatalı bulan Yargıtay, hesabın yukarıda belirtilen yöntemle yapılması gerektiğine karar verdi.

Daire, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının ispatında tanık beyanlarının kapsamına ilişkin de önemli bir değerlendirme yaptı. Davacı tanıklarının davacıyla birlikte çalıştıkları dönem sınırlı olduğundan, bu tanıkların beyanlarına yalnızca birlikte çalışılan dönem bakımından itibar edilmesi; diğer dönemler yönünden ise davalı tanıklarının beyanlarının değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Bu nedenlerle Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin kararını bozdu.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 30.04.2026 tarihli ve E.2026/1942, K.2026/4154 sayılı kararıyla; fazla çalışma ve tatil alacaklarının hesabında ara dinlenmesi, prim ödemeleri ve tanık beyanlarının dönemsel kapsamının dikkate alınması gerektiğine hükmetti.

9. Hukuk Dairesi 2026/1942 E. , 2026/4154 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2996 E., 2025/2478 K.
DAVA TARİHİ : 07.09.2022
İLK DERECE MAHKEMESİ : Akçakoca 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2022/416 E., 2023/469 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin iş sözleşmesini ödenmeyen işçilik alacakları nedeniyle haklı nedenle feshettiğini, bu nedenle kıdem tazminatına hak kazandığını, kullanılmayan yıllık izin ücretinin ödenmediğini, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının karşılığının eksik ödendiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iş sözleşmesini haklı neden olmaksızın kendi isteğiyle feshettiğini, bu nedenle kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarına ilişkin ücretlerin bordrolar ve banka kayıtlarıyla ödendiğini, fazla çalışma bulunmadığını, kullanılmayan yıllık izin alacağı olmadığını, ayrıca zamanaşımı def'inde bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
lk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı işverenin iş sözleşmesinin kıdem tazminatına hak kazandırmayacak şekilde sona erdiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, kullanılmayan yıllık izinlerin kullandırıldığı veya ücretinin ödendiğinin yazılı belgeyle ispatlanamadığı, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının tanık beyanları ile ispatlandığı, bilirkişi raporunda zamanaşımı def'i dikkate alınarak hesaplama yapıldığı ve fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarından %30 oranında indirim uygulanmasının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının ödenmeyen işçilik alacakları nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğinden kıdem tazminatına hak kazandığı, İlk Derece Mahkemesince fesih gerekçesinin hatalı açıklanmış olmasının sonucu değiştirmediği, kullanılmayan yıllık izinlerin kullandırıldığı veya ücretinin ödendiğinin ispatlanamadığı, fazla çalışma alacağının puantaj kayıtları, tanık beyanları ve zamanaşımı dikkate alınarak hesaplanmasında isabetsizlik bulunmadığı, ancak ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının puantaj kayıtları ve ücret bordrolarına göre karşılığının ödendiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak ulusal bayram ve genel tatil ücreti talebinin reddi suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının iş sözleşmesini haklı neden olmaksızın feshettiğini, bu nedenle kıdem tazminatına hak kazanamayacağını,
2. Fazla çalışma yapılmadığını, tüm fazla çalışma ücretlerinin bordrolar ve banka kayıtlarıyla ödendiğini, tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini,
3. Kullanılmayan yıllık izin alacağı bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesi kararının eksik inceleme ve hatalı bilirkişi raporuna dayandığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, fesih, fazla çalışma ve yıllık ücretli izin hususlarına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Ara dinlenme 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 68. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükümde ara dinlenme süresi, günlük çalışma süresine göre kademeli bir şekilde belirlenmiştir. Buna göre dört saat veya daha kısa süreli günlük çalışmalarda en az on beş dakika, dört saatten fazla ve yedi buçuk saatten az çalışmalar için en az yarım saat ve günlük yedi buçuk saati aşan çalışmalar bakımından ise en az bir saat ara dinlenmesi verilmelidir. Uygulamada yedi buçuk saatlik çalışma süresinin çok fazla aşıldığı günlük çalışma sürelerine de rastlanmaktadır. 4857 sayılı Kanun'un 63. maddesi hükmüne göre, günlük çalışma süresi on bir saati aşamayacağından, 68. maddenin belirlediği yedi buçuk saati aşan çalışmalar yönünden en az bir saatlik ara dinlenmesi süresinin, günlük en çok on bir saate kadar olan çalışmalarla ilgili olduğu kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla günde on bir saate kadar olan (on bir saat dâhil) çalışmalar için ara dinlenmesi en az bir saat, on bir saatten fazla çalışmalarda ise en az bir buçuk saat olarak verilmelidir.
Yukarıdaki açıklamalar dikkate alındığında; somut uyuşmazlıkta, Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin davacının tüm dönemler itibarıyla yarım saat ara dinlenme yaptığının kabulüne göre hüküm kurulması hatalıdır.
3. Ücret, sabit ücret ile satışa, sefer sayısına vs. bağlı primden oluşuyorsa; satışa, ürün miktarına, sefer sayısına veya gidilen kilometreye göre prim ödemelerinde, sabit ücret üzerinden %150 zamlı saat ücretine göre hesaplama yapılarak sabit ücrete göre hak kazanılan fazla çalışma ücreti belirlenir. Ödenen prim miktarının %50 zam kısmına göre de hesaplama yapılır ve her iki hesap yöntemi toplanarak fazla çalışma ücreti belirlenir. Örneğin işçinin 3.000,00 TL sabit ücret ve 1.000,00 TL ortalama prim aldığı durumda 3.000,00 TL/225 saat x 1,5 x fazla çalışma saat sayısı = A şeklinde sabit ücrete göre hak kazanılan fazla çalışma ücreti belirlenir. Aynı dönem için ödenen primlerin fazla çalışmanın zamsız kısmını karşıladığı kabul edilerek, prim tutarı için 1.000,00 TL/225 saat x 0,5 x fazla çalışma saat sayısı = B hesabıyla prime düşen fazla çalışma ücreti belirlenir. A+B toplamı o dönem için hak kazanılan fazla çalışma ücretini belirler.
Somut uyuşmazlıkta davacının davalı işyerinde sabit ücretin yanında satış primi ile çalıştığı belirlenmesine rağmen fazla çalışma ücretinin yukarıda belirtilen esaslar yerine satış primi de dâhil olacak şekilde 1,5 kat üzerinden hesaplanması hatalıdır.
4. Mahkemece ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının tüm çalışma dönemi yönünden davacı tanık beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulmuş ise de, davacı tanıklarının davacı ile çalışmalarının sınırlı olduğu bu hâlde davacı tanıklarının beyanlarına davacı ile çalıştıkları dönemle sınırlı olarak itibar edilmesi diğer dönemler yönünden ise davalı tanık beyanlarına göre karar verilmesi gerekirken bu husuz gözetilmeksizin hüküm kurulması da hatalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.