KDK: Ücretli Öğretmenlikte Bordro Tek Başına Belirleyici Değil

Kamu Denetçiliği Kurumu, 1997 yılında ücretli öğretmenlik yaptığını belirterek hizmetlerinin sigortalılık kayıtlarına işlenmesini isteyen başvurucunun talebini kabul etti. KDK, ücret bordrolarının bulunamaması nedeniyle diğer resmî kayıtlar yeterince araştırılmadan hizmet tescili talebinin reddedilmesini hukuka ve hakkaniyete uygun bulmadı.

Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), geçmiş dönemlerde ücretli öğretmenlik yapanların sigortalılık hizmetlerinin tespitine ilişkin önemli bir tavsiye kararı verdi. Kurum, 1997 yılının eylül, ekim ve kasım aylarında ücretli öğretmen olarak görev yaptığını ileri süren bir başvurucunun, söz konusu döneme ait hizmetlerinin sigortalılık kayıtlarına işlenmesi talebinin yeterli araştırma yapılmadan reddedilmesini hukuka ve hakkaniyete uygun bulmadı.

KDK'nin 21 Ekim 2026 tarihli ve 2026/21872-S.26.30015 sayılı Tavsiye Kararında, Millî Eğitim Bakanlığı ile Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına (SGK) yönelik tavsiyelere yer verildi.

Ücretli öğretmenlik hizmetleri sigortalılık kayıtlarında görünmüyordu

Başvurucu, 1997 yılının eylül, ekim ve kasım aylarında Mersin'in Tarsus ilçesinde bulunan bir ilköğretim okulunda ücretli öğretmen olarak görev yaptığını belirtti. Emeklilikte Yaşa Takılanlara (EYT) ilişkin düzenlemelerin ardından hizmet dökümünü inceleyen başvurucu, söz konusu döneme ait sigortalılık kayıtlarının bulunmadığını fark etti.

Başvurucu, ilk sigortalılık başlangıcının 1997 yılı olarak kabul edilmemesi nedeniyle EYT kapsamında emeklilik hakkından yararlanamadığını ileri sürerek, görev yaptığı döneme ilişkin hizmetlerinin tespit edilmesini ve sigortalılık kayıtlarına işlenmesini istedi.

Başvurusuna okul müdürlüğünce düzenlenmiş, imzalı ve mühürlü ek ders ücreti ile devam-devamsızlık defterlerini de ekledi.

Ancak SGK tarafından yapılan yazışmalarda ilgili döneme ait ücret bordroları temin edilemedi. Millî Eğitim Müdürlüğünün de bordroların bulunamadığını bildirmesi üzerine başvurucunun hizmetlerinin tescili talebi karşılanmadı.

Bordro bulunamaması tek başına belirleyici değil

KDK, sosyal güvenlik hakkının Anayasa'nın 60'ıncı maddesiyle güvence altına alınmış temel haklardan biri olduğuna dikkat çekti.

Kararda, sigortalılığın zorunlu olduğu ve sigortalılıktan doğan hak ve yükümlülüklerden vazgeçilemeyeceği belirtilerek, bir çalışmanın SGK'ya bildirilmemiş olmasının veya çalışmaya ilişkin bazı belgelerin arşivlerde bulunamamasının sigortalılık ilişkisinin mevcut olmadığı sonucunu kendiliğinden doğurmayacağı ifade edildi.

KDK, geçmiş dönemlerde kamu kurumlarında gerçekleştirildiği ileri sürülen çalışmalara ilişkin başvurularda mevcut resmî belgelerin bir bütün olarak değerlendirilmesi, eksikliklerin giderilmesi için gerekli araştırmaların yapılması ve sigortalı çalışmanın varlığı ile kapsamının mümkün olduğunca açıklığa kavuşturulması gerektiğini vurguladı.

Kararda ayrıca, SGK'nın kendi açıklamalarında da Millî Eğitim Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarından temin edilen belgelerin belirli koşullarda hizmet tespitinde kullanılabileceğinin kabul edildiğine işaret edildi.

Bu çerçevede, hizmet tespiti bakımından yalnızca ücret bordrolarının bulunup bulunmadığına odaklanılmasının yeterli olmadığı belirtildi.

Millî Eğitim Bakanlığının arşiv ve muhasebe kayıtları araştırılmalı

KDK, başvurucunun sunduğu ek ders ücreti ve devam-devamsızlık defterlerinin okul müdürlüğünce düzenlenmiş, imza ve mühür taşıyan belgeler olduğunu tespit etti. Bununla birlikte, mevcut dosyadaki belgelerin başvurucunun talep ettiği bütün süreleri ve sigortalılığa esas bilgileri tek başına kesin olarak ortaya koyduğunun da söylenemeyeceğini belirtti.

Kurum, asıl meselenin yalnızca sunulan belgelerin tek başına yeterli olup olmadığı değil, belgelerdeki eksikliklerin başka resmî kayıtlarla giderilip giderilemeyeceği olduğunu değerlendirdi.

Bu nedenle Millî Eğitim Bakanlığınca ilgili okulun ve ilçe millî eğitim müdürlüğünün kayıtlarının yanı sıra dönemin ücret tahakkuk ve ödeme işlemlerini yürüten muhasebe birimlerinin kayıtlarının da araştırılması gerektiği ifade edildi.

Ayrıca başvurucunun sunduğu defterlerin asıllarının veya usulüne uygun onaylı örneklerinin incelenmesi, buradaki bilgilerin diğer resmî kayıtlarla karşılaştırılması ve gerekli görülmesi hâlinde döneme ilişkin teftiş, inceleme ve soruşturma belgelerinin araştırılması gerektiği belirtildi.

KDK, kamu idaresinin kendi faaliyetlerine ilişkin belgelerin bulunamaması nedeniyle ortaya çıkan belirsizliğin, başka bir araştırma yapılmaksızın yalnızca ilgili kişinin aleyhine sonuç doğurmasını hakkaniyete uygun bulmadı.

SGK, hizmet tespiti için gerekli incelemeleri yapmalı

Kararda SGK'nın sorumluluklarına da ayrıca yer verildi.

Buna göre SGK'nın, Millî Eğitim Bakanlığınca temin edilecek belgeler ile başvurucunun sunduğu kayıtları birlikte değerlendirmesi, eksikliklerin 2015/25 sayılı Genelge hükümleri doğrultusunda ilgili kamu idareleriyle yapılacak yazışmalarla giderilmesini sağlaması ve sigortalı çalışmanın tespitine elverişli bütün bilgi ve belgeleri incelemesi gerekiyor.

Kurum, mevcut delillerle sigortalı çalışmanın varlığının ve kapsamının yeterince açıklığa kavuşturulamaması hâlinde SGK'nın denetim ve kontrol mekanizmalarından yararlanılmasının da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Araştırma sonucunda sigortalı çalışmanın tespit edilmesi hâlinde ilgili hizmetlerin sigortalılık kayıtlarına işlenmesi; aksi yönde bir sonuca ulaşılması durumunda ise gerekçeli kararın başvuru yolları da gösterilerek ilgiliye bildirilmesi gerektiği ifade edildi.

Hizmet tespiti ile EYT kapsamında emeklilik hakkı farklı konular

KDK, başvurucunun talebinin EYT kapsamında emeklilik hakkından yararlanma amacı taşımasının geçmiş dönem hizmetlerinin tespitine ilişkin incelemeyi önemli hâle getirdiğini belirtti.

Bununla birlikte, geçmiş döneme ait çalışmaların sigortalılık kayıtlarına işlenmesi ile kişinin EYT kapsamında emekliliğe hak kazanıp kazanmadığının belirlenmesinin farklı hukuki değerlendirmeler gerektirdiği vurgulandı.

Bu nedenle öncelikle 1997 yılına ilişkin sigortalı çalışma iddiasının araştırılarak sonuçlandırılması, hizmet tescili yapılması hâlinde ise sigortalılık başlangıç tarihi ve diğer emeklilik koşullarının ilgili mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi.

KDK başvuruyu kabul etti

Kamu Denetçiliği Kurumu, açıklanan gerekçelerle başvurunun kabulüne karar verdi.

Kararla Millî Eğitim Bakanlığına, başvurucunun 1997 yılının eylül-kasım döneminde ücretli öğretmen olarak görev yaptığı iddiasına ilişkin sunulan defterler ile görevlendirme, ödeme ve muhasebe dâhil ilgili bütün resmî kayıtların okul ve ilgili idari birimler nezdinde araştırılarak doğrulanması ve elde edilen bilgi ve belgelerin SGK'ya gönderilmesi tavsiye edildi.

SGK'ya ise Millî Eğitim Bakanlığınca iletilecek bilgi ve belgeler ile başvurucunun sunduğu kayıtların birlikte değerlendirilmesi, gerekli inceleme ve denetimlerin yapılması ve sigortalı çalışmanın tespiti hâlinde ilgili hizmetlerin sigortalılık kayıtlarına işlenmesi tavsiye edildi.

Karar, 1997 yılındaki hizmetlerin doğrudan tescil edildiği veya başvurucunun EYT kapsamında emekliliğe hak kazandığının tespit edildiği anlamına gelmiyor. KDK, iki idareden gerekli araştırmaların yapılmasını ve araştırma sonucuna göre işlem tesis edilmesini istiyor.

6328 sayılı Kanun'un 20'nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ilgili idareler, karar üzerine tesis edecekleri işlemleri otuz gün içinde Kuruma bildirmek zorunda. Tavsiye Kararının idareye tebliğinden itibaren 30 gün içinde herhangi bir eylem veya işlem tesis edilmezse, dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek ve yetkili mahkemelerde yargı yolu açık olacak.

KARARIN HUKUKİ GEREKÇESİ

Kararın temel hukuki gerekçesi, sosyal güvenlik hakkının etkin biçimde korunması ve idarenin geçmiş dönem çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti taleplerini yeterli araştırma yaparak sonuçlandırma yükümlülüğüdür.

KDK değerlendirmesinde, çalışmanın SGK'ya bildirilmemesi veya ücret bordrolarının arşivlerde bulunamaması ile sigortalı çalışmanın hiç gerçekleşmemiş olması arasında doğrudan bir bağlantı kurulamayacağını ortaya koymuştur.

Başvurucunun sunduğu imzalı ve mühürlü ek ders ücreti ile devam-devamsızlık defterlerinin talep edilen bütün süreleri ve sigortalılığa esas bilgileri tereddütsüz biçimde ortaya koyduğu mevcut dosya kapsamında kesin olarak söylenememekle birlikte, bu durum diğer resmî kayıtların araştırılmasından vazgeçilmesini haklı kılmamaktadır.

Kararda özellikle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 86'ncı maddesinin yedinci fıkrası kapsamında kamu kurum ve kuruluşlarınca düzenlenen belgelerin hizmet tespitinde kullanılabileceği değerlendirilmiştir. Ayrıca Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 103'üncü maddesi ve SGK'nın 2015/25 sayılı Genelgesi çerçevesinde eksik bilgilerin tamamlanması için gerekli araştırmaların yapılması gerektiği belirtilmiştir.

KDK'nin yaklaşımına göre, idarenin kendi kayıtlarını bulamaması nedeniyle oluşan belirsizlik, başka resmî kayıtlar araştırılmadan doğrudan başvurucu aleyhine sonuçlandırılmamalıdır.

Bu nedenle karar, bordro bulunmadığında hizmetin mutlaka tescil edilmesi gerektiği yönünde değil, bordro dışındaki resmî kayıtların da araştırılması ve hizmetin varlığı tespit edildiğinde gerekli tescil işlemlerinin yapılması gerektiği yönünde bir hukuki yaklaşım ortaya koymaktadır.

KARARIN TAMAMI

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI: 2026/21872-S.26.30015

BAŞVURU NO: 2026/11173

KARAR TARİHİ: 21/10/2026

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE: MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI, SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU: Ücretli öğretmenlikte geçen sürelerin tespiti hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ: 29/04/2026

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

Kurumumuza yapılan başvuruda; başvuran, 1997 yılı Eylül, Ekim ve Kasım aylarında Mersin ili Tarsus ilçesinde bulunan İlköğretim Okulunda ücretli öğretmen olarak görev yaptığını, Emeklilikte Yaşa Takılanlara (EYT) ilişkin yasal düzenleme sonrasında hizmet dökümünü incelediğinde söz konusu dönemlere ait sigortalılık kayıtlarının bulunmadığını ve bu nedenle ilk sigortalılık başlangıç tarihinin 1997 yılı Eylül ayı olarak kabul edilmemesi sebebiyle EYT kapsamında emeklilik hakkından yararlanamadığını, görev yaptığı döneme ilişkin okul müdürlüğünce düzenlenen imzalı ve mühürlü ek ders ücreti ve devam-devamsızlık defterlerini başvurusuna eklediğini, söz konusu kayıtlar doğrultusunda kendisine Millî Eğitim Müdürlüğünce ücret ödemesi yapıldığını, ancak Sosyal Güvenlik Kurumuna yaptığı başvurunun yazılı olarak sonuçlandırılmadığını, SGK tarafından Millî Eğitim Müdürlüğünden ücret bordrolarının talep edildiğini, ilgili Müdürlükçe söz konusu bordroların bulunamadığının bildirildiğini ve bu nedenle hizmetlerinin tescil edilemeyeceğinin kendisine sözlü olarak ifade edildiğini belirterek 1997 yılı Eylül, Ekim ve Kasım aylarında ücretli öğretmen olarak yerine getirdiği hizmetlerin tespit ve tescil edilerek sigortalılık kayıtlarına işlenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından Kurumumuza gönderilen yazı ile eklerinde;

2.1. Başvuranın 1997 yılı Eylül, Ekim ve Kasım aylarında Mersin ili Tarsus ilçesindeki İlköğretim Okulunda ücretli öğretmen olarak çalıştığı iddiasına ilişkin SGK kayıtlarında hizmet ve prim bildiriminin bulunmadığı,

2.2. Başvuranın 24.11.2025 tarihli dilekçesiyle hizmetlerinin tescilini talep etmesi üzerine, Tarsus Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından 25.11.2025 tarihli yazıyla Tarsus İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünden başvuranın ilgili dönemlerde çalıştığını gösteren dönem bordroları, ücret bordroları, aylık bildirgeler ve ders saati karşılığında düzenlenen diğer belgelerin istendiği,

2.3. Tarsus İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından gönderilen cevap ve eklerin incelendiği, ilgili dönemlere ait ücret bordrolarının temin edilemediği, başvuranın sunduğu ek ders ücreti ve devam-devamsızlık defterlerinin ise hizmet tespitine imkân verecek ölçüde kesin ve açık bilgiler içermediği,

2.4. 5510 sayılı Kanun uyarınca bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların 4/1-(a) kapsamında sigortalı sayıldığı, sigortalılığa ilişkin hak ve yükümlülüklerin çalışmaya başlanmasıyla doğduğu ve bu haklardan vazgeçilmesine veya bunların ortadan kaldırılmasına yönelik sözleşme hükümlerinin geçersiz olduğu,

2.5. Ücretli öğretmenliğin hukuki dayanağının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 89 uncu maddesi olduğu, ders ücreti karşılığında görevlendirmelere ilişkin düzenlemelere Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar'da da yer verildiği,

2.6. Millî Eğitim Bakanlığının genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri arasında bulunduğu, Bakanlık ve bağlı kuruluşlarından temin edilen bilgi ve belgelerin 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin yedinci fıkrası kapsamında kamu kurum ve kuruluşlarınca düzenlenen bilgi ve belge niteliğinde değerlendirilmesi gerektiği,

2.7. Bununla birlikte, bu belgeler üzerinden hizmet kazandırılabilmesi için sigortalının kimlik bilgilerinin, işe başlama ve işten ayrılma tarihlerinin, çalışılan aylara ilişkin prim ödeme günlerinin, kazançların ve ilgili makam onaylarının hizmet tespitine elverişli olacak şekilde kesin ve açık olması; belgelerin güvenilirliği konusunda tereddüt bulunmaması gerektiği,

2.8. Kamu kurum ve kuruluşlarından alınan belgelerin söz konusu bilgileri yeterli açıklıkta içermesi ve her zaman düzenlenebilir nitelikte olmadığının anlaşılması hâlinde, iddia edilen dönemde yürürlükte bulunan mevzuat da dikkate alınarak denetime sevk edilmeksizin resen tescil işlemlerinin yapılabileceği,

2.9. Buna karşılık, belgelerde eksik veya birbiriyle uyumsuz bilgilerin bulunması durumunda, bunların açıklığa kavuşturulmasının zorunlu olduğu, bu amaçla 2015/25 sayılı Genelge'nin "2.2. Sigortalılık Kontrolü ve Sorgulanması" bölümündeki hükümler doğrultusunda ilgili kamu kurum ve kuruluşlarıyla yeniden yazışma yapılarak eksikliklerin giderilmesi gerektiği,

2.10. Ücretli öğretmenlik hizmetlerinin araştırılması sırasında atama ve görevlendirme yazıları, hizmet belgeleri, ödeme ve ücret bordroları, işe giriş bildirgeleri, prim tahakkuk cetvelleri, puantaj cetvelleri, tahakkuk müzekkereleri ve fazla çalışma cetvellerinin değerlendirilebileceği; ayrıca varsa Millî Eğitim Bakanlığı müfettişlerince düzenlenmiş rapor ve tutanaklar ile araştırmanın seyrine göre gerekli görülebilecek diğer bilgi ve belgelerin de incelenebileceği,

2.11. Başvuranın 1997 yılı Eylül, Ekim ve Kasım aylarına ilişkin sunduğu ek ders ücreti ve devam-devamsızlık defterlerinin hizmet tespitine yeterli kesinlikte bilgiler içermediği ve Tarsus İlçe Millî Eğitim Müdürlüğüyle yapılan yazışmalarda başvuranın ücretli öğretmen olarak görev yaptığına ilişkin yeterli bilgi ve belgeye ulaşılamadığı gerekçesiyle talep edilen sürelerin sigortalılık hizmeti olarak kazandırılamadığı,

2.12. Başvuru konusuyla ilgili yargı organlarında görülmekte olan veya karara bağlanmış herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı,

Hususları belirtilmiştir.

Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından gönderilen yazı eklerinde yer alan Tarsus Sosyal Güvenlik Merkezi ile Tarsus İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü arasındaki yazışmalardan;

3.1. Tarsus Sosyal Güvenlik Merkezinin 25.11.2025 tarihli yazısıyla başvuranın ücretli öğretmen olarak çalıştığını ileri sürdüğü dönemlere ilişkin belgelerin istendiği,

3.2. Tarsus İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünün 03.12.2025 tarihli yazısıyla Ortaokulu ve ilgili diğer birimlerce yapılan arşiv araştırmaları sonucunda elde edilen belgelerin SGK'ya gönderildiği,

3.3. Tarsus Sosyal Güvenlik Merkezinin 11.12.2025 tarihli yazısında 1999 yılına ait ücret bordrolarından söz edildiği, ancak 15.01.2026 tarihli sonraki yazıda bu ifadenin sehven kullanıldığının açıklandığı ve gönderilen belgelerin ücret bordrosu olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin belirtildiği,

3.4. SGK'nın 14.01.2026 tarihli yazısında gönderilen belgeler arasında ücret bordrosuna rastlanılmadığının ifade edildiği, Millî Eğitim Müdürlüğünden yeniden bilgi istendiği ve 09.01.2026 tarihli cevapta talep edilen ücret bordrosunun bulunamadığının bildirildiği,

3.5. Tarsus Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından başvurana gönderilen 22.07.2026 tarihli yazıda, ilgili dönemlere ait ücret bordrosunun bulunamadığının bildirilmesi nedeniyle başvurana hizmet kazandırılamadığının açıklandığı,

Anlaşılmıştır.

III. İLGİLİ MEVZUAT

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı" başlıklı 74 üncü maddesinde, "…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…",

14.06.2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun "Kurumun Görevi" başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; "Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.",

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun "Ders görevi" başlıklı 89'uncu maddesinde, "Her derecedeki eğitim ve öğretim kurumları ile Üniversite ve Akademi (Askeri Akademiler dahil), okul, kurs veya yaygın eğitim yapan kurumlarda ve benzeri kuruluşlarda öğretmen veya öğretim üyesi bulunmaması halinde öğretmenlere, öğretim üyelerine veya diğer memurlara veyahut açıktan atanacaklara ücret ile ek ders görevi verilebilir. Ücretle okutulacak ders saatlerinin sayısı, ders görevi alacakların nitelikleri ve diğer hususlar ilgili Bakanlığın teklifi ve Bakanlar Kurulunun kararı ile tespit olunur." hükmü yer almaktadır.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun:

7.1. "Sigortalı sayılanlar" başlıklı 4 üncü maddesinde, "(…) a) Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar, (…)

c) Kamu idarelerinde;

1) Bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olmayanlardan, kadro ve pozisyonlarda sürekli olarak çalışıp ilgili kanunlarında (a) bendi kapsamına girenler gibi sigortalı olması öngörülmemiş olanlar,

2) Bu maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerine tabi olmayanlardan, sözleşmeli olarak çalışıp ilgili kanunlarında (a) bendi kapsamına girenler gibi sigortalı olması öngörülmemiş olanlar ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86 ncı maddesi uyarınca açıktan vekil atananlar, sigortalı sayılırlar.

Birinci fıkranın (a) bendi gereği sigortalı sayılanlara ilişkin hükümler; (…)

f) Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen kurslarda usta öğretici olarak çalıştırılanlar, kamu idarelerinde ders ücreti karşılığı görev verilenler ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin (c) bendi kapsamında çalıştırılanlar, (…) hakkında da uygulanır." Hükmü,

7.2. "Prime esas kazançlar" başlıklı 80 inci maddesinin birinci fıkrasında: "4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançları aşağıdaki şekilde belirlenir.

a) Prime esas kazançların hesabında;

1) Hak edilen ücretlerin,

2) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan o ay içinde yapılan ödemelerin ve işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen tutarların,

3) İdare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin,

brüt toplamı esas alınır.

(…) g) Primlerin hesabına esas tutulacak günlük kazanç, sigortalının, bir ay için prime esas tutulan kazancının otuzda biridir. Ancak günlük kazancın hesabına esas tutulan ay içindeki bazı günlerde çalışmamış ve çalışmadığı günler için ücret almamış sigortalının günlük kazancı, o ay için prime esas tutulan kazancının ücret aldığı gün sayısına bölünmesi suretiyle hesaplanır.

h) Sigortalıların günlük kazançlarının hesabında esas tutulan gün sayıları, aynı zamanda, bunların prim ödeme gün sayılarını gösterir. Ancak, işveren ve sigortalı arasında kısmî süreli hizmet akdinin yazılı olarak yapılmış olması kaydıyla, ay içerisinde günün bazı saatlerinde çalışan ve çalıştığı saat karşılığında ücret alan sigortalının ay içindeki prim ödeme gün sayısı, ay içindeki toplam çalışma saati süresinin 4857 sayılı İş Kanununa göre belirlenen haftalık çalışma süresine göre hesaplanan günlük çalışma saatine bölünmesi suretiyle bulunur. Bu şekildeki hesaplamada gün kesirleri bir gün kabul edilir.

(…) j) Milli Eğitim Bakanlığına bağlı her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ek ders ücreti karşılığında ilgili mevzuatı çerçevesinde uzman ve usta öğretici olarak çalıştırılanların prim ödeme gün sayısı 30 günü aşmamak kaydıyla, bir takvim ayı içerisinde hak kazandıkları brüt ek ders ücreti toplam tutarının, prime esas günlük kazanç alt sınırına bölünmesi sonucu bulunur. Bu şekilde yapılacak hesaplamalarda tam sayıdan sonraki küsuratlar dikkate alınmaz (…)"

7.3. 86 ncı maddesinde; (Değişik 1. fıkra: 15.07.2016 - 6728 S.K/Madde 48) "Bu Kanunun 4 üncü ve 5 inci maddesine tabi sigortalılar ile sosyal güvenlik destek primine tabi sigortalılar için işverenlerce Kuruma verilmesi gereken aylık prim ve hizmet belgelerinin şekli, içeriği, ekleri, ilgili olduğu dönemi, verilme süresi ve diğer hususlar Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.

İşveren, işyeri sahipleri; işyeri defter, kayıt ve belgelerini ilgili olduğu yılı takip eden yıl başından başlamak üzere on yıl süreyle, kamu idareleri otuz yıl süreyle, tasfiye ve iflas idaresi memurları ise görevleri süresince, saklamak ve Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilen memurlarınca istenilmesi halinde onbeş gün içinde ibraz etmek zorundadır.

…(Değişik 7. fıkra: 17.04.2008 - 5754 S.K/Madde 50) Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca, fiilen yapılan denetimler sonucunda veya işyeri kayıtlarından yapılan tespitlerden ya da kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde veya kamu kurum ve kuruluşları ile bankalar tarafından düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığı anlaşılan sigortalılara ait olup, bu Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde, bu belgeler Kurumca resen düzenlenir ve muhteviyatı sigorta primleri Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edilir. İşveren, bu maddeye göre tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde, ilgili Kurum ünitesine itiraz edebilir. İtiraz, takibi durdurur. İtirazın reddi halinde, işveren kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde yetkili iş mahkemesine başvurabilir. Yetkili mahkemeye başvurulması, prim borcunun takip ve tahsilini durdurmaz. Mahkemenin Kurum lehine karar vermesi halinde, 88 inci ve 89 uncu maddelerin prim borcuna ilişkin hükümleri uygulanır…"

Mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun;

8.1. 2 nci maddesinde, bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların Kanuna göre sigortalı sayılacakları,

8.2. 6 ncı maddesinde, çalıştırılanların işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olacakları ve sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı veya vazgeçilemeyeceği,

8.3. 79 uncu maddesinin hizmet tespitine ilişkin düzenlemesinde, Kuruma bildirilmeyen ve Kurumca tespit edilemeyen çalışmaların belirli koşullarla mahkeme kararıyla tespit edilebileceği; 1997 yılı bakımından uygulanacak düzenlemede hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayan beş yıllık hak düşürücü süre öngörüldüğü,

Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 103 üncü maddesinde; "(1) Diğer Kanunlara göre defter tutmakla yükümlü bulunan işveren, alt işveren ve sigortalıyı devir alanlar tarafından Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlara ilişkin yasal süresi geçirildikten sonra Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgeleri, doğruluğu, fiilen yapılan denetimler sonucu veya işyeri kayıtlarından yapılan tespitlerden anlaşılması halinde işleme konulur. Aylık prim ve hizmet belgesinin fiilen yapılan tespitler ile sadece alınan ifadeler sonucunda işleme alınmasında, tespitin yapıldığı tarihten geriye doğru en fazla bir yıllık süreye ilişkin olan kısmı dikkate alınır. (Değişik 2. cümle: 05.12.2017 - 30261 s. R.G. Yön./24. md.) Diğer Kanunlara göre defter tutmakla yükümlü olmayan işveren, alt işveren ile sigortalıyı devir alanlar tarafından Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlara ilişkin yasal süresi geçirildikten sonra Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinin doğruluğunun fiilen yapılan denetimler, araştırmalar, soruşturmalar ve incelemeler sonucu anlaşılması halinde işleme konulur; ancak fiilen yapılan tespitler ile sadece ifadelere dayanılarak geriye doğru verilen hizmetlerin en fazla bir yıllık süreye ilişkin olan kısmı dikkate alınır.

(2) Yasal olarak verilmesi gereken son günü takip eden günden başlanarak takip eden üçüncü ayın sonuna kadar Kuruma verilen asıl veya ek nitelikteki aylık prim ve hizmet belgesi, aksine bir tespit veya şüpheli bir durum yoksa ve aylık prim ve hizmet belgesinde kayıtlı olan sigortalıların sigortalı işe giriş bildirgelerinin yasal süresi içinde veya aylık prim ve hizmet belgesinin ilişkin olduğu aydan önceki bir tarihte Kuruma verilmiş olması halinde, söz konusu belge, ayrıca incelemeye gidilmeksizin işleme alınır.

(3) Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı sayılanlara ilişkin yasal süresi geçirildikten sonra Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgeleri, fiili hizmet süresi zammı prim belgeleri ile itibari hizmet süresi prim belgeleri şüphe, ihbar veya şikayet halleri bulunmadığı sürece incelemeye gidilmeksizin işleme alınır.

(4) Daha önce Kuruma belge türü veya kanun numarası hatalı seçilerek verilmiş olan aylık prim ve hizmet belgelerine ilişkin düzeltme amaçlı olarak yasal süresi dışında verilen aylık prim ve hizmet belgeleri, düzeltme ile fiili hizmet süresi zammı kazandırma hali hariç, belgede kayıtlı sigortalılar ve bu sigortalıların prim ödeme gün sayısı ile prime esas kazanç tutarının aynı olması kaydıyla, ayrıca incelemeye gerek kalmaksızın işleme alınır. Bu nitelikte verilen aylık prim ve hizmet belgelerine idari para cezası uygulanmaz. Sonradan düzeltme amaçlı verilen belge ile fiili hizmet süresi zammı kazandırılması halinde, söz konusu belgenin işleme alınmasında bu maddenin yukarıdaki fıkralarında belirtilen usul izlenir.

(5) (Ek fıkra: 21.08.2013 - 28742 s. R.G. Yön./15. md.) İşyerlerinde;

a) Fiilen veya işyeri kayıtlarından tespit edilecek her türlü bilgiden ya da kamu idareleri ile 5411 sayılı Kanun kapsamındaki kuruluşlar tarafından düzenlenen belge veya bilgilerden, çalıştığı tespit edildiği halde bu çalışmaları Kuruma bildirilmeyen veya eksik bildirilen,

b) Ay içinde bazı işgünlerinde çalıştırılmadığına veya eksik ücret ödendiğine dair belgeleri Kuruma verilmeyen veya verilen bu belgeler Kurumca geçerli sayılmayan,

sigortalılar ile ilgili olarak düzenlenmesi gereken, sigortalı işe giriş bildirgesi, sigortalı işten ayrılış bildirgesi ve aylık prim ve hizmet belgesi ünitece yapılacak bir ay süreli tebligat ile ilgili işveren veya alt işverenden istenir. Söz konusu belgeler, yapılan tebligata rağmen verilmediği takdirde ünitece resen düzenlenir."

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

Anayasa Mahkemesinde işe iade davalarını ilgilendiren karar
Anayasa Mahkemesinde işe iade davalarını ilgilendiren karar
İçeriği Görüntüle

IV. KAMU DENETÇİSİ ABDULLAH CENGİZ MAKAS'IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde hazırlanan "Tavsiye Karar Önerisi" Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

Başvuran özetle; 1997 yılı Eylül, Ekim ve Kasım aylarında İlköğretim Okulunda ücretli öğretmen olarak gerçekleştirildiği iddia edilen çalışmalara ait hizmetlerin sigortalılık kayıtlarına işlenmesi, çalışma dönemlerine ilişkin resmi belgelerin ve ücret ödendiğine dair hususların dikkate alınarak, SGK tarafından bordrolarının bulunmadığı gerekçesiyle reddedilen tescil talebinin yeniden değerlendirilmesi ve anılan döneme ait hizmet tespitinin yapılarak tescil işlemlerinin gerçekleştirilmesini talep etmektedir.

Anayasa'nın 60 ıncı maddesiyle güvence altına alınan sosyal güvenlik hakkı, bireyin sosyal risklere karşı korunmasını amaçlayan, vazgeçilmez ve devredilemez niteliğiyle kamu düzenini ilgilendiren temel sosyal haklardan biridir. Nitekim sosyal sigortalılığın zorunluluğu ve sigortalılıktan doğan hak ve yükümlülüklerden vazgeçilemeyeceği ilkesi, sosyal güvenlik mevzuatında açıkça benimsenmiş olup bu yaklaşım, hizmet tespiti davalarının kamu düzenine ilişkin niteliğinde de somutlaşmaktadır. Hizmet tespiti davalarında kamu düzeninin gözetilmesi, yargı mercilerinin tarafların sundukları delillerle yetinmeyerek sigortalı çalışmanın varlığını ve kapsamını ortaya koyabilecek bilgi ve belgeleri gerektiğinde resen araştırmalarını gerektirmektedir. Sosyal güvenlik hakkının korunmasına yönelik bu yaklaşımın, idarenin görev ve yetkileri çerçevesinde yürüttüğü sigortalılık tespit işlemlerinde de dikkate alınması gerektiği açıktır. Bu itibarla, sigortalı çalışmanın Kuruma bildirilmemiş olması veya çalışmaya ilişkin bazı belgelerin arşiv kayıtlarında bulunamaması, sigortalılık ilişkisinin mevcut olmadığı sonucuna kendiliğinden ulaşılmasını haklı kılmamaktadır. İdarenin, özellikle kamu kurumlarında gerçekleştirildiği ileri sürülen geçmiş dönem çalışmalarına ilişkin başvurularda, mevcut resmî belgeleri bütüncül biçimde değerlendirmesi, eksikliklerin giderilmesi amacıyla görev alanına giren araştırma ve inceleme yetkilerini kullanması ve sigortalı çalışmanın varlığını ve kapsamını mümkün olduğunca açıklığa kavuşturması, sosyal güvenlik hakkının etkin biçimde korunmasının bir gereğidir.

Başvuranın çalıştığını ileri sürdüğü 1997 yılında yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun'un 2 ve 6 ncı maddeleri uyarınca, hizmet akdine dayalı olarak çalışanlar sigortalı sayılmakta ve sigortalılık hak ve yükümlülükleri çalışmaya başlanmasıyla doğmaktadır. Bu nedenle başvuranın iddia ettiği çalışma dönemlerine ilişkin maddi sigortalılık koşullarının öncelikle 1997 yılında yürürlükte bulunan mevzuata göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna karşılık, günümüzde gerçekleştirilecek araştırma, belge temini ve resen tescil işlemleri bakımından 5510 sayılı Kanun ile ilgili ikincil mevzuatta öngörülen idari usuller uygulama alanı bulacaktır.

5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin yedinci fıkrası, sigortalı çalışmanın yalnızca işverenin Kuruma verdiği bildirgelerle değil, işyeri kayıtları, kamu kurum ve kuruluşlarınca düzenlenen belgeler ve yetkili denetim elemanlarının tespitleriyle de ortaya konulabileceğini düzenlemektedir. Anılan hüküm uyarınca, sigortalı çalışmanın bu yollarla belirlenmesi ve gerekli belgelerin işverence süresinde verilmemesi hâlinde, ilgili belgelerin Kurumca resen düzenlenmesi mümkün bulunmaktadır. Bu nedenle geçmiş dönemlere ilişkin hizmet tescili taleplerinin değerlendirilmesinde ücret bordrolarının bulunup bulunmadığı tek başına belirleyici kabul edilmemelidir.

Nitekim SGK tarafından Kurumumuza gönderilen cevapta da Millî Eğitim Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarından elde edilen belgelerin 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin yedinci fıkrası kapsamında resmî belge niteliğinde olduğu kabul edilmiş; bu belgelerin sigortalının kimlik bilgilerini, çalışma tarihlerini, prim ödeme günlerini ve kazançlarını yeterli açıklıkta göstermesi hâlinde denetime sevk edilmeksizin resen tescil işlemlerinin yapılabileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla idarenin kendi açıklamaları da ücret bordrosu dışında kalan resmî belgelerle sigortalı çalışmanın tespit edilebileceğini ortaya koymaktadır.

Diğer taraftan SGK, resmî belgelerde eksik veya birbiriyle uyumsuz bilgiler bulunması hâlinde bunların doğrudan değerlendirme dışı bırakılmaması, 2015/25 sayılı Genelge'nin "2.2. Sigortalılık Kontrolü ve Sorgulanması" başlıklı bölümü uyarınca ilgili kamu kurum ve kuruluşlarıyla yeniden yazışılarak eksikliklerin açıklığa kavuşturulması gerektiğini de ifade etmiştir. Ayrıca görevlendirme yazıları, ödeme ve tahakkuk belgeleri, puantaj cetvelleri ile varsa müfettiş raporları ve tutanaklarının araştırılabileceği belirtilmiştir. Bu açıklamalar karşısında, mevcut belgelerin hizmet tespitine yeterli görülmemesi hâlinde idarece hangi bilgilerin eksik olduğunun somutlaştırılması ve bu eksikliklerin giderilmesine yönelik araştırmanın yapılması gerektiği anlaşılmaktadır.

Somut olayda başvuran tarafından sunulan 1997 yılına ait ek ders ücreti ve devam-devamsızlık defterlerinin okul müdürlüğü tarafından düzenlendiği ve üzerlerinde imza ve mühürlerin bulunduğu görülmektedir. Söz konusu belgeler, başvuranın ücretli öğretmen olarak çalıştığı iddiasıyla doğrudan ilişkili olup, içerdikleri bilgilerin çalışma döneminin belirlenmesine ne ölçüde elverişli olduğunun incelenmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, belgelerin başvuranın talep ettiği bütün süreleri ve sigortalılığa esas bilgileri tereddütsüz biçimde ortaya koyduğu da mevcut dosya kapsamında kesin olarak söylenememektedir.

Bu noktada önem taşıyan husus, başvuranın sunduğu belgelerin hizmet tespitine tek başına yeterli olup olmadığı kadar, bu belgelerdeki eksikliklerin başka resmî kayıtlarla giderilip giderilemeyeceğidir. SGK tarafından belgelerin yeterli kesinlikte bilgiler içermediği belirtilmiş olmakla birlikte, başvuranın kimlik bilgilerinin, görevlendirme tarihlerinin, fiilî çalışma günlerinin ve ücret ödemelerinin hangi yönlerden belirlenemediğinin somut biçimde araştırılması gerekmektedir. Bu bilgilerin eksik veya tereddütlü olması, ilgili kamu kurumlarının kayıtları üzerinden tamamlanmalarına yönelik araştırma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

Dosyadaki yazışmalardan, SGK tarafından Tarsus İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünden başvuranın çalışma dönemlerine ilişkin bilgi ve belgelerin istendiği, Millî Eğitim idaresince arşiv araştırması yapıldığı ve elde edilen belgelerin gönderildiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, araştırmanın hangi arşivleri kapsadığı, ücret tahakkuk ve ödeme kayıtlarının hangi birimler nezdinde incelendiği, belgelerin başka idari birimlere devredilip devredilmediği ve başvuranın sunduğu defterlerdeki bilgilerin diğer kayıtlarla karşılaştırılıp karşılaştırılmadığı hususları dosya kapsamında yeterince açıklığa kavuşturulamamıştır.

Diğer taraftan, ücretli öğretmenlerin görevlendirilmesi, fiilen yerine getirdikleri ders görevlerinin kaydedilmesi ve bu görevler karşılığında ücret ödenmesi, ilgili kamu idarelerinin görev ve sorumluluk alanında bulunmaktadır. Bu kapsamda düzenlenen görevlendirme onayları, ek ders çizelgeleri, ücret tahakkuk ve ödeme belgeleri ile devam-devamsızlık kayıtlarının muhafazası ve arşivlenmesi de ilgili mevzuat çerçevesinde idarelerin sorumluluğundadır. Kamu idaresinin kendi faaliyetlerine ilişkin belgelerin bulunamaması nedeniyle ortaya çıkan belirsizliğin, başka araştırma yapılmaksızın yalnızca ilgili kişinin aleyhine sonuç doğurması hakkaniyete uygun görülmemektedir.

Bununla birlikte, kamu idarelerinin arşiv kayıtlarını muhafaza etme yükümlülüğü değerlendirilirken, ilgili belgelerin düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan saklama süreleri ve arşiv mevzuatı da dikkate alınmalıdır. 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinde kamu idareleri için öngörülen otuz yıllık saklama süresinin, geçmişte düzenlenmiş bütün belgelere herhangi bir ayrım yapılmaksızın uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle somut olayda belgelerin saklanması gereken süreler, kayıtların başka birimlere devredilip devredilmediği ve varsa usulüne uygun ayıklama veya imha işlemleri de araştırılmalıdır. Ancak arşiv kayıtlarının mevzuata uygun biçimde imha edilmiş olması ihtimali dahi, mevcut diğer resmî belgelerin değerlendirilmesi gerekliliğini ortadan kaldırmamaktadır.

Bu kapsamda Millî Eğitim Bakanlığınca, başvuranın 1997 yılı Eylül, Ekim ve Kasım aylarında ücretli öğretmen olarak görevlendirilip görevlendirilmediğinin belirlenmesi amacıyla ilgili eğitim kurumunun ve ilçe millî eğitim müdürlüğünün kayıtları yanında, dönemin ücret tahakkuk ve ödeme işlemlerinin yürütüldüğü muhasebe birimlerinin kayıtlarının da araştırılması gerekmektedir. Ayrıca başvuranın sunduğu ek ders ücreti ve devam-devamsızlık defterlerinin asılları veya usulüne uygun onaylı örnekleri üzerinden incelenmesi, bu belgelerdeki bilgilerin diğer resmî kayıtlarla karşılaştırılması ve gerekli görülmesi hâlinde döneme ilişkin teftiş, inceleme ve soruşturma belgelerinin de araştırılması önem taşımaktadır.

SGK tarafından ise Millî Eğitim Bakanlığınca temin edilecek belgelerle başvuranın sunduğu kayıtların birlikte değerlendirilmesi, belgelerde yer alan eksikliklerin 2015/25 sayılı Genelge hükümleri doğrultusunda ilgili kamu idareleriyle yeniden yazışılarak giderilmesi ve sigortalı çalışmanın tespitine elverişli bütün bilgi ve belgelerin incelenmesi gerekmektedir. Bu inceleme sonucunda sigortalı çalışmanın varlığı ve kapsamının yeterli açıklıkta belirlenememesi hâlinde, uyuşmazlığın niteliği ve mevcut deliller dikkate alınarak Kurumun denetim ve kontrol mekanizmalarından yararlanılması da değerlendirilmelidir.

Diğer taraftan, başvuranın talebinin EYT kapsamında emeklilik hakkından yararlanma amacı taşıması, geçmiş dönem hizmetlerinin tesciline ilişkin incelemenin önemini artırmaktadır. Bununla birlikte, talep edilen çalışmaların sigortalılık kayıtlarına işlenmesi ile başvuranın EYT kapsamında emekliliğe hak kazanıp kazanmadığının belirlenmesi farklı hukuki değerlendirmeleri gerektirmektedir. Bu nedenle öncelikle 1997 yılına ilişkin sigortalı çalışma iddiasının sonuçlandırılması, hizmet tescili yapılması hâlinde ise sigortalılık başlangıç tarihi ve diğer emeklilik koşullarının ilgili mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.

Yukarıdaki açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın 1997 yılı Eylül, Ekim ve Kasım aylarında ücretli öğretmen olarak görev yaptığı iddiasına ilişkin sunduğu resmî belgelerin, ücret bordrolarının bulunamaması gerekçesiyle yeterli araştırma yapılmaksızın değerlendirme dışı bırakılmasının hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı; Millî Eğitim Bakanlığının ilgili döneme ilişkin arşiv kayıtlarının kapsamlı biçimde araştırılması, mevcut belgelerin gerçekliği ve içeriğinin incelenmesi ve elde edilen bilgi ve belgelerin SGK'ya gönderilmesi; SGK tarafından ise söz konusu belgelerin 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin yedinci fıkrası, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 103 üncü maddesi ve 2015/25 sayılı Genelge hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi, gerekli hâllerde denetim ve kontrol yetkilerinin kullanılması ve araştırma sonucunda sigortalı çalışma tespit edildiği takdirde ilgili hizmetlerin tescil edilerek sigortalılık kayıtlarına işlenmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

İyi yönetim ilkelerine, Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Somut olayda başvuranın talebi üzerine ilgili idareler arasında yazışmalar yapıldığı ve SGK tarafından 22.07.2026 tarihinde başvurana yazılı cevap verildiği görülmektedir. Bununla birlikte, başvuranın sunduğu resmî belgelerin hizmet tespitine hangi yönlerden elverişli olmadığı ve söz konusu eksikliklerin giderilmesi amacıyla başka hangi kayıtların araştırıldığı hususlarının yeterince açıklığa kavuşturulamadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle başvurunun bütün ilgili bilgi ve belgeler değerlendirilerek sonuçlandırılması ve tesis edilecek işlemin somut gerekçeleriyle birlikte başvurana bildirilmesi, kararların gerekçeli olması, hesap verebilirlik ve hukuki güvenlik ilkeleri bakımından önem taşımaktadır.

Diğer taraftan, geçmiş dönemlere ilişkin hizmetlerin tespiti birden fazla kamu idaresinin görev alanını ilgilendirdiğinden, ilgili idarelerin etkili iş birliği ve koordinasyon içinde hareket etmeleri gerekmektedir. Millî Eğitim Bakanlığının kayıtların araştırılması ve mevcut belgelerin doğrulanması, SGK'nın ise elde edilen bilgi ve belgeler üzerinden sigortalı çalışmanın tespitine ilişkin yetkilerini kullanması, başvuranın sosyal güvenlik hakkını etkileyen uyuşmazlığın etkili ve makul sürede sonuçlandırılması bakımından iyi yönetim ilkelerinin gereğidir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idareler tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek yetkili ve görevli mahkemelerde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle; BAŞVURUNUN KABULÜNE,

Başvuranın 1997 yılı Eylül-Kasım döneminde İlköğretim Okulundaki ücretli öğretmenlik iddiasına ilişkin olarak, sunulan defterler ile görevlendirme, ödeme ve muhasebe dâhil ilgili tüm resmî kayıtların okul ve ilgili idari birimler nezdinde araştırılarak doğrulanması ve elde edilen bilgi ve belgelerin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına gönderilmesi hususunda MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Milli Eğitim Bakanlığınca iletilecek bilgi ve belgeler ile sunulan kayıtlar birlikte değerlendirilip gerekli inceleme ve denetimlerin yapılması, sigortalı çalışmanın tespiti hâlinde ilgili hizmetlerin başvuranın sigortalılık kayıtlarına işlenmesi, aksi yönde bir sonuca ulaşılması durumunda gerekçeli kararın başvuru yolları da gösterilerek ilgiliye bildirilmesi hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu'nun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, ilgili idareler tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemlerin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın BAŞVURANA, MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞINA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Mehmet AKARCA

Kamu Başdenetçisi