Danıştay'dan 4483 sayılı Kanun uygulamasına ilişkin emsal karar
Danıştay Birinci Dairesi, 2024/1016 Esas, 2024/993 Karar sayılı kararıyla, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun kapsamında bölge idare mahkemelerinin yaptığı incelemelerde hâkimin çekinmesi veya reddi müessesesinin uygulanamayacağını ortaya koydu.
Karara konu olayda, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesinin 4483 sayılı Kanun kapsamında verdiği kararın iptali ile daire başkanı ve üyelerinin dosyadan çekinmeleri talep edildi.
Danıştay Birinci Dairesi, 4483 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca bölge idare mahkemelerinin soruşturma izni kararlarına yapılan itirazlar üzerine verdikleri kararların yargısal değil, idari nitelikte kesin kararlar olduğunu belirtti.
Kararda, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda düzenlenen hâkimin reddi ve çekinmesi kurumlarının yalnızca usulüne uygun şekilde açılmış davalarda uygulanabileceği ifade edildi. Buna karşılık, 4483 sayılı Kanun kapsamında yürütülen itiraz incelemelerinin bir dava yargılaması niteliği taşımadığı, bu nedenle söz konusu usul hükümlerinin bu incelemelere uygulanmasının mümkün olmadığı vurgulandı.
Danıştay ayrıca, usul kurallarının yorum veya kıyas yoluyla genişletilemeyeceğini, mevzuatta açık bir düzenleme bulunmadığı sürece hâkimin reddi veya çekinmesi hükümlerinin 4483 sayılı Kanun kapsamında yapılan incelemelere uygulanamayacağını belirtti.
Kararda, 4483 sayılı Kanun'un 9. maddesi gereğince bölge idare mahkemelerinin bu kapsamda verdiği kararların kesin olduğu, bu kararların yargısal nitelik taşımaması nedeniyle temyiz, karar düzeltme veya kanun yararına bozma gibi yargı yollarına da konu edilemeyeceği ifade edildi.
Bu gerekçelerle Danıştay Birinci Dairesi, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararının iptali ile daire başkanı ve üyelerinin çekinmesine ilişkin istemleri incelenmeksizin kesin olarak reddetti.
T.C.
D A N I Ş T A Y BİRİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/1016 Karar No : 2024/993
KARAR
İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesinin 13.3.2024 tarih ve E:2024/183, K:2024/216 sayılı kararının iptali ile İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesi Başkanı ... ile Üyeleri ..., ... ve .'in huzurdaki dosyadan çekinmeleri istemine ilişkin şikayetçi .'in 26.5.2024 tarihli dilekçesi ve ekleri, Tetkik Hakimi Kasım Dinçer'in açıklamaları dinlenildikten sonra 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca incelendi;
Gereği Görüşülüp Düşünüldü :
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’un 9’uncu maddesinde, ön inceleme sonucunda yetkili merci tarafından verilen kararın Cumhuriyet Başsavcılığına, hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisine ve varsa şikayetçiye bildirileceği, soruşturma izni verilmesine ilişkin karara karşı hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisinin, soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara ise, Cumhuriyet Başsavcılığı veya şikayetçinin, kararın kendilerine tebliğinden itibaren on gün içinde itiraz edebilecekleri, itirazın 3’üncü maddenin (e), (f), (g) (Cumhurbaşkanınca verilen izin hariç) ve (h) bentlerinde sayılanlar için Danıştay İdari Dairesince, diğerleri için yetkili merciin yargı çevresinde bulunduğu bölge idare mahkemesince bakılacağı ve itiraz üzerine verilen kararların kesin olduğu hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31’inci maddesinde, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda, hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddine karşı yapılacak işlemlerde Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmış, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 36’ncı maddesinde ise, hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması halinde, taraflardan birinin hakimi reddedebileceği gibi hakimin de bizzat çekilebileceği hükmüne yer verilmiştir.
Açılan bir davada, hakimin tarafsız kalamayacağının varsayılması veya tarafsızlığından kuşku duyulması hallerinde, hakimin bu davaya bakamayacağı kabul edilmiş, hakimin davaya bakmaktan çekineceği veya tarafsız kalamayacağı varsayılan haller Kanunda sayma yoluyla gösterilmiştir.
Anılan hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden, 4483 sayılı Kanun’a göre soruşturma izni vermeye yetkili merciin kararlarına karşı Kanun’da gösterilen ilgililer tarafından yetkili bölge idare mahkemesine yapılan itiraz üzerine verilen kararların yargısal kararlar olmayıp kesin idari kararlardan olduğu, bu nedenle hakim statüsündeki kişilerden oluştuğunda kuşku bulunmayan bölge idare mahkemelerinin 4483 sayılı Kanun hükümleri gereğince yapılan itirazları incelemesi ve sonuçlandırmasının, yargısal bir işlev olmadığı, bu nedenle yargılamaya ilişkin usul kurallarının, itirazların incelendiği dosyalarda uygulanmasına olanak bulunmadığı, 4483 sayılı Kanun’un uygulamasında bölge idare mahkemesi başkan ve üyelerinin tarafsızlığından şüpheye düşüldüğünden bahisle hakimin çekinmesi ve reddi müessesesinin uygulanmasının istenmesi halinde, bu hükümlerin uygulanmasına olanak veren yasal bir düzenleme bulunmadığı, hakimin davaya bakmaktan çekinmesi veya reddine ilişkin kuralların, ancak usul hükümlerine uygun olarak açılmış bir davada işletilebileceği, 6100 ve 2577 sayılı Kanunlardaki ilgili hükümlerde de dava teriminin kullanıldığı görülmektedir.
Mevzuatta düzenlenen usul kuralları, bu kuralı uygulayan merciye yükümlülük yükleyen, taraflara ise hak sağlayan niteliğe sahip, açık ve kesin normlarla düzenlenen kurallardır. Bu önemi nedeniyle usul kurallarının yorum veya kıyas yoluyla kapsamının genişletilmesine olanak bulunmadığı, yargısal nitelikteki işlerde uygulanacak usul kurallarının yorum veya kıyas yoluyla idari nitelikteki işlerde uygulanmasının hukuken olanaklı olmadığı, mevzuatta yer alan hakimin reddi veya çekinmesi müesseselerinin, yorum veya kıyas yoluyla 4483 sayılı Kanun uyarınca yapılan itirazların incelenmesi sonucunda idari nitelikte kararlar veren mercilerde görev yapan yargı mensupları hakkında uygulanamayacağı, aksi durumun yasa koyucunun düzenlemediği bir alanda onun yerine kural koymak sonucunu doğuracağı açıktır.
Bu bağlamda, davaları çözümlemekle görevli yargı mercilerinde görev yapan hakimler için uygulanması mümkün olan hakimin çekinmesi veya reddi müesseselerinin açık ve kesin bir yasal düzenleme olmaksızın 4483 sayılı Kanun uyarınca inceleme yapan bölge idare mahkemeleri üyelerinin bu Kanun uyarınca verdikleri idari kararlar dolayısıyla uygulanmasına imkan bulunmamaktadır.
Ayrıca, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’un 9’uncu maddesinin son fıkrası uyarınca, yetkili merci kararına yapılan itirazlar sonucunda Danıştayca veya bölge idare mahkemelerince verilen kararların kesin olduğu, söz konusu kararların 2577 sayılı Kanun uyarınca verilmiş yargısal nitelikte kararlar olmadığı, dolayısıyla yargısal nitelikte olmayan kararlar üzerine yargılamaya ilişkin usul hükümlerinin uygulanamayacağı, bu kararların temyiz, karar düzeltme ya da kanun yararına bozma yoluyla yeniden incelenmesine imkan bulunmamaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalara göre, 4483 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesinin son fıkrasında, yetkili merci kararına yapılan itirazlar sonucunda bölge idare mahkemelerince verilen kararların kesin olduğu hükme bağlandığından, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesinin 13.3.2024 tarih ve E:2024/183, K:2024/216 sayılı kararının iptali ile İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesi Başkanı ... ile Üyeleri ..., ... ve .'in çekinmeleri istemini içeren şikayetçi .'in istemlerinin incelenmeksizin reddine, dilekçe ve ekleri ile kararın bir örneğinin şikayetçiye gönderilmesine 5.6.2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.





