İdarece yapılan hatalı işlemin geri alınma süresi

idari işlemlerin geriye alınmasında uyulması gereken temel ilkeler ortaya konulmuş bulunduğundan, anılan kararın tüm hatalı işlemlerin idarece geri alınmasında da dikkate alınması gerekmekte olup dava açma süresi içinde, hukuka aykırı tüm işlemlerini geri almaya yetkili olan idarenin, dava açma süresi geçtikten sonra ancak, yok hükmündeki idari işlemleri ile ilgililerin gerçeğe aykırı beyanı veya hilesi nedeniyle veya açıkça hataya düşerek tesis ettiği idari işlemlerini, süre kaydı aranmaksızın geri alması mümkün bulunmaktadır.

İdarece yapılan hatalı işlemin geri alınma süresi

İdarece yapılan hatalı işlemin geri alınma süresi 

Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 22/12/1973 tarih ve E:1968/8, K:1973/14 sayılı kararı ile, idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı ve hilesi hallerinde süre aranmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayalı ödediği meblağını her zaman geri alabileceği; belirtilen istisnalar dışında kalan hatalı ödemelerin geri alınmasının, hatalı ödemenin ilk yapıldığı tarihten başlamak üzere idari dava açma süresi içinde mümkün olduğu, bu süre geçtikten sonra geri alınamayacağı karara bağlanmıştır. Anılan karar, her ne kadar hatalı terfi ve intibaktan doğan ödemelerin geri alınmasına ilişkin ise de, bu karar ile idari işlemlerin geriye alınmasında uyulması gereken temel ilkeler ortaya konulmuş bulunduğundan, anılan kararın tüm hatalı işlemlerin idarece geri alınmasında da dikkate alınması gerekmekte olup dava açma süresi içinde, hukuka aykırı tüm işlemlerini geri almaya yetkili olan idarenin, dava açma süresi geçtikten sonra ancak, yok hükmündeki idari işlemleri ile ilgililerin gerçeğe aykırı beyanı veya hilesi nedeniyle veya açıkça hataya düşerek tesis ettiği idari işlemlerini, süre kaydı aranmaksızın geri alması mümkün bulunmaktadır. Bu tür işlemlerin ilgililer lehine hak doğurması mümkün bulunmadığı gibi bu nitelikleri itibariyle istikrar oluşturmaları da mümkün değildir. Zira kazanılmış hak, objektif bir hukuk kuralının kişilere uygulanmasıyla objektif ve genel hukuki durumun kişisel bir işlemle özel hukuki duruma dönüşmesidir. Bu nedenle davalı idare tarafından usulüne aykırı yapılmış olan işlemin açık hataya dayalı olarak her zaman geri alınabilmesi mümkündür.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2018/905 E.  ,  2022/480 K.

"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y

SEKİZİNCİ DAİRE

Esas No : 2018/905

Karar No : 2022/480

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ...Üniversitesi Rektörlüğü/...

VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...

VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ...Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 3. sınıf öğrencisi olan davacının kaydının silinmesine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesince verilen ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; davacının Hukuk Fakültesi'ne kaydının anılan süreç işletilmeden KKTC İçişleri ve Yerel Yönetimler Bakanı ile İstanbul Üniversitesi Rektörü arasında imzalanan işbirliği anlaşması gereği yapıldığı, davacının kaydının yapıldığı yıl İstanbul Üniversitesince yabancı uyruklu öğrenciler için düzenlenen sınavdan asgari olarak belirlenen 40 puanın üzerinde not aldığı, davacının kaydı yapıldıktan yaklaşık 4 yıl sonra kayıt işleminde bir kısım usulsüzlükler bulunduğu gerekçesiyle öğrencilik statüsünün sonlandırıldığı, davacının bu usulsüzlüklerde dahilinin bulunduğuna dair idarece herhangi bir tespit yapılmadığı, davacının kaydının mevzuat hükümlerine aykırı bir biçimde gerçekleştirildiği görülmekle birlikte Rektörlük ile ilgili Bakanlık arasında yapılan anlaşma neticesinde öğrencilik statüsü kazandıktan sonra idarenin kendisinden kaynaklı hata ve eksikliklerinden dolayı önemli bir statü kazandıran kayıt işlemini yaklaşık 4 yıl sonra geri almasının hukuka, İçtihatları Birleştirme Kurulu kararına ve hakkaniyet ilkelerine uygun olmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Bölge Mahkemesi kararının özeti: ...Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince, Mahkeme kararının hukuka ve usule uygun olduğu, ileri sürülen iddiaların Kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının kaydının yapılmasının usule ve esasa aykırı olduğu, tipik bir Kanunun dolanma durumunun gerçekleştiği, davacının kazanılmış hakkının bulunmadığı, Kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...

DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlıkta; yokluk, mutlak butlan, ilgilinin gerçek dışı beyanı veya hilesi olmamak koşuluyla iyi niyetli kişiler yönünden yanlış bir idari tasarrufun iptal davaları için öngörülen 60 günlük dava açma süresinin geçmesinden sonra geri alınmasının idari istikrar ve idareye güven duygusunu zedeleyeceği anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti uyruklu olan ve ortaöğretimini de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde 30/05/2012 tarihinde tamamlayan davacının, 2012 yılında İstanbul Üniversitesi Yurtdışından veya Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavına girdiği, Temel Öğrenme Becerilerinden 46,75 puan, Türkçe Dilinden 66,80 puan aldığı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti İçişleri ve Yerel Yönetimler Bakanı ile İstanbul Üniversitesi Rektörü arasında imzalanan işbirliği anlaşması doğrultusunda Rektörlüğün Hukuk Fakültesi Dekanlığı'na yazdığı ...tarih ve ...sayılı yazıyla davacının Hukuk Fakültesi, Hukuk Bölümü'nde öğrenim görmesinin uygun görüldüğü ve kaydının alınmasının talep edildiği, Üniversite Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı tarafından Hukuk Fakültesi Dekanlığı'na gönderilen ...tarih ve ...sayılı yazıda, davacının öğrenci bilgilerinin öğrenci otomasyon sistemine tanıtıldığının belirtildiği, davacının Hukuk Fakültesi'ne 09/10/2012 tarihinde YÖS (Yabancı uyruklu öğrenciler) kapsamında kaydının yapıldığı, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından usulsüz kayıtlara ilişkin olarak başlatılan soruşturma neticesinde, davacının; usulsüz olarak kaydının yapıldığının belirlenmesi neticesinde 16/11/2016 tarihli Fakülte Yönetim Kurulu Kararıyla kaydının silinmesi üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 'Yükseköğretime giriş ve yerleştirme' başlıklı 45. maddesinin (f) fıkrasında; "Yabancı uyruklu öğrenciler ile ortaöğretimin tamamını yurt dışında tamamlayan öğrencilerin yükseköğretim kurumlarına kabul usul ve esasları Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenir. Uluslararası andlaşmalar gereği Türkiye’deki yükseköğretim kurumlarında burslu olarak öğrenim görecek yabancı uyruklu öğrencilerin yerleştirme işlemleri Yükseköğretim Kurulu tarafından yapılır." hükmü düzenlenmiştir.

Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen Yurtdışından Öğrenci Kabulüne İlişkin Esaslar'ın 'A- Genel İlkeler' başlıklı maddesinde; "11/04/2012 tarih ve 28261 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6287 sayılı Kanun’un 14/f maddesi uyarınca yurt dışından öğrenci kabul etmek isteyen üniversitelerin Yükseköğretim Kurulu onayı ile yurt dışından öğrenci kabul etmesi, Yurt dışından öğrenci kabul edecek yükseköğretim kurumlarının kontenjan önerilerinin belirlenecek takvim çerçevesinde Yükseköğretim Kurulu tarafından toplanması,...,söz konusu programların kontenjanları ile öğretim dili, hazırlık sınıfına ilişkin bilgilerin Yükseköğretim Kurulu internet sitesinde yayınlanması,...,Yurt dışından öğrenci kabulü sırasında öğrenci başvurularının değerlendirilmesinde üniversitelerin yabancı uyruklu öğrenci kabulünde kullanılması önerilen ve Yükseköğretim Kurulu tarafından onaylanan sınavlardan; lise bitirme sınavları statüsünde olan sınavların (Abitur, International Baccalaureate, GCE, Tawjihi vs.) geçerlilik sürelerine bir sınırlama getirilmemesine ancak üniversite giriş sınavı statüsünde olan sınavların (SAT, vs.) geçerlilik sürelerinin iki yıl ile sınırlandırılması,.." düzenlemesi, 'B- Başvuracak Adaylar' başlıklı maddesinde; "...KKTC uyruklu olup; KKTC’de ikamet eden ve KKTC’de ortaöğrenimini (lise) tamamlayan GCEAL sınav sonuçlarına sahip olanlar ile 2005-2010 tarihleri arasında diğer ülkelerdeki kolej ve liselere kayıt yaptırıp eğitim alarak GCE AL sınav sonuçlarına sahip olan veya sahip olacakların, başvurularının kabul edilmesi,...," düzenlemesi, 'C- Üniversitelerin Kabul Koşullarına İlişkin İlkeler' başlıklı maddesinde ise; "Ülkelerin kendi ulusal sınavları, uluslararası sınavlar, ortaöğretim (lise) not ortalamaları, üniversite tarafından yapılan sınav vb. gibi öğrenci kabulünde kullanılacak yöntemlerin minimum puanlarının da yer aldığı yurt dışından öğrenci kabulüne ilişkin esasların Üniversite senatolarınca kabul edilen bir yönerge veya yönetmelik şeklinde düzenlenerek Yükseköğretim Genel Kurulu’nun onayına sunulması,...,Yükseköğretim kurumlarının belirlenen yurt dışından gelecek öğrenci kontenjanı çerçevesinde uygulama takvimini belirleyerek akademik takviminde belirtmesine, kayıt olan öğrenciler ile ilgili bilgilerini Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’na bildirmesi,...," düzenlemesi yer almıştır.

İstanbul Üniversitesine Yurtdışından veya Yabancı Uyruklu Öğrenci Kabulü Yönergesi'nin 'Başvuru Koşulları' başlıklı 7. maddesinde; KKTC uyruklu olup, KKTC’de ikamet eden ve KKTC’de ortaöğrenimini tamamlayan GCE AL (The General Certificate of Education - Advanced Level) sınav sonuçlarına sahip olanlar ile 2005-2010 tarihleri arasında diğer ülkelerdeki kolej ve liselere kayıt yaptırıp eğitim alarak GCE AL sınav sonuçlarına sahip olan veya sahip olacakların, başvurularının kabul edileceği, 'Program tercih koşulları' başlıklı 8. maddesinde; yurtdışından veya yabancı uyruklu öğrenci kontenjanlarına İÜYÖS Temel Öğrenme Becerileri testinden, Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi açık ve uzaktan öğretim programları hariç, en düşük 40 standart puan ve üzeri puan almış adayların başvurabileceği, 'Değerlendirme ve yerleştirme' başlıklı 10. maddesinde; üniversitenin yurtdışından veya yabancı uyruklu adayların tercihlerini değerlendirme ve yerleştirme işlemlerini Rektörlükçe yetkilendirilen komisyonlar tarafından yürütüleceği, kontenjanlara yerleştirmenin; İÜYÖS puanı yüksekliği, tercih sırası ve bir programa kabul edilen aynı ülke uyruklu adayların sayısı esas alınarak belirleneceği, başvuru koşullarını sağlamış olmanın programa yerleştirme hakkı kazandırmayacağı hususları belirtilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 22/12/1973 tarih ve E:1968/8, K:1973/14 sayılı kararı ile, idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı ve hilesi hallerinde süre aranmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayalı ödediği meblağını her zaman geri alabileceği; belirtilen istisnalar dışında kalan hatalı ödemelerin geri alınmasının, hatalı ödemenin ilk yapıldığı tarihten başlamak üzere idari dava açma süresi içinde mümkün olduğu, bu süre geçtikten sonra geri alınamayacağı karara bağlanmıştır. Anılan karar, her ne kadar hatalı terfi ve intibaktan doğan ödemelerin geri alınmasına ilişkin ise de, bu karar ile idari işlemlerin geriye alınmasında uyulması gereken temel ilkeler ortaya konulmuş bulunduğundan, anılan kararın tüm hatalı işlemlerin idarece geri alınmasında da dikkate alınması gerekmekte olup dava açma süresi içinde, hukuka aykırı tüm işlemlerini geri almaya yetkili olan idarenin, dava açma süresi geçtikten sonra ancak, yok hükmündeki idari işlemleri ile ilgililerin gerçeğe aykırı beyanı veya hilesi nedeniyle veya açıkça hataya düşerek tesis ettiği idari işlemlerini, süre kaydı aranmaksızın geri alması mümkün bulunmaktadır. Bu tür işlemlerin ilgililer lehine hak doğurması mümkün bulunmadığı gibi bu nitelikleri itibariyle istikrar oluşturmaları da mümkün değildir. Zira kazanılmış hak, objektif bir hukuk kuralının kişilere uygulanmasıyla objektif ve genel hukuki durumun kişisel bir işlemle özel hukuki duruma dönüşmesidir. Bu nedenle davalı idare tarafından usulüne aykırı yapılmış olan işlemin açık hataya dayalı olarak her zaman geri alınabilmesi mümkündür.

Uyuşmazlıkta; davacının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti uyruklu olduğu ve ortaöğretimini Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde tamamladığı, 2012 yılında İstanbul Üniversitesi Yurtdışından veya Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavına girerek, Temel Öğrenme Becerilerinden 46,75 puan, Türkçe Dilinden 66,80 puan aldığı açık olmakla birlikte, davacının kaydının; yukarıda yer verilen mevzuat düzenlemeleri uyarınca Rektörlükçe yetkilendirilen bir komisyon vasıtasıyla belirlenen kıstaslara uygun olup olmadığı yönünde herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın, salt Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti İçişleri ve Yerel Yönetimler Bakanı ile İstanbul Üniversitesi Rektörü arasında imzalanan işbirliği anlaşması doğrultusunda bilgilerinin öğrenci otomasyon sistemine alınmak suretiyle davalı idare tarafından açık hataya dayalı olarak hukuk fakültesi lisans programına yapıldığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda; davacının kaydının silinmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemi iptal eden İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu reddeden temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,

2. ...Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının BOZULMASINA,

3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ...Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 02/02/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :

(X-) Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.

YORUM EKLE