Danıştay: Basına Açıklama Yapmak Memurluktan Çıkarma İçin Yeterli Değil

Danıştay, adliye önünde basına açıklama yapan başkomiserin devlet memurluğundan çıkarılmasını hukuka aykırı buldu. Kararda, disiplin hukukunda tipiklik ilkesine dikkat çekildi.

Danıştay İkinci Dairesi, kamu görevlilerinin basına yaptığı açıklamalar nedeniyle disiplin cezasıyla cezalandırılmasında, isnat edilen fiilin kanunda tanımlanan disiplin suçu kapsamında bulunması gerektiğine hükmetti.

Daire, İstanbul Çağlayan Adliyesi önünde medya mensuplarına açıklama yapan bir başkomiser hakkında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-g maddesi uyarınca verilen devlet memurluğundan çıkarma cezasını hukuka aykırı buldu.

Başkomiser hakkında devlet memurluğundan çıkarma cezası verildi

Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünde başkomiser olarak görev yapan davacı hakkında, İstanbul Çağlayan Adliyesi önünde medya mensuplarına yaptığı açıklama ve verdiği demeç nedeniyle disiplin soruşturması başlatıldı.

Soruşturma sonucunda İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 17/08/2016 tarihli ve 2016/282 sayılı kararıyla davacı, 657 sayılı Kanun'un 125/E-g maddesi kapsamında devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırıldı.

İşlemin iptali ve işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılan dava, Erzurum 2. İdare Mahkemesince reddedildi. Mahkeme, açıklamanın içeriğinin TBMM ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin itibarını zedeleyici, yasama, yürütme ve yargı organlarını aşağılayıcı nitelikte olduğu değerlendirmesinde bulundu.

Davacının istinaf başvurusu da Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesince reddedildi.

Danıştay: Disiplin hukukunda tipiklik şartı gerçekleşmedi

Temyiz incelemesini yapan Danıştay İkinci Dairesi, disiplin cezalarının kamu görevlileri bakımından ağır sonuçlar doğurabildiğine dikkat çekerek Anayasa'nın 38. maddesindeki suç ve cezalara ilişkin kuralları değerlendirdi.

Kararda, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi uyarınca yaptırıma bağlanan fiillerin açık biçimde tanımlanması gerektiği, gerçekleştirilen eylemin mevzuatta öngörülen disiplin suçu tanımına uymaması halinde verilen cezanın hukuka aykırı olacağı belirtildi.

Somut olayda, davacının adliye önünde medya mensuplarına yaptığı açıklama ve verdiği demecin, 657 sayılı Kanun'un 125/E-g maddesinde düzenlenen;

"Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak"

şeklindeki disiplin suçu tanımına uymadığı sonucuna ulaşıldı.

Daire, bu fiil yönünden disiplin hukukunda aranan tipiklik şartının gerçekleşmediğini belirterek, anılan madde kapsamında tesis edilen devlet memurluğundan çıkarma işleminde hukuka uygunluk bulunmadığına hükmetti.

Başka bir disiplin cezası verilebileceği de belirtildi

Danıştay kararında, emniyet hizmetlerinin niteliği dikkate alınarak disiplin soruşturması kapsamında davacının fiiline uyan başka bir disiplin cezasının verilebileceği de ifade edildi.

Sonuç olarak Danıştay İkinci Dairesi, davacının temyiz istemini kabul ederek Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin kararını bozdu ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verdi.

Danıştayın bu kararı, disiplin hukukunda fiilin ağırlığına ilişkin değerlendirme yapılmasının yanında, eylemin uygulanan disiplin hükmündeki suç tanımına uygun olmasının da zorunlu olduğunu ortaya koymaktadır. Karar, devlet memurluğundan çıkarma cezası bakımından tipiklik ilkesinin önemini göstermektedir.


DANIŞTAY İKİNCİ DAİRESİNİN KARARININ TAM METNİ

T.C.

D A N I Ş T A Y

İKİNCİ DAİRE

Esas No: 2021/10146

Danıştay: Ertelenen Hapis Cezası Memuriyete Engel Olabilir
Danıştay: Ertelenen Hapis Cezası Memuriyete Engel Olabilir
İçeriği Görüntüle

Karar No: 2025/1517

TEMYİZ EDEN (DAVACI): …

KARŞI TARAF (DAVALI): İçişleri Bakanlığı

VEKİLİ: 1. Hukuk Müşaviri Yrd. V. …

İSTEMİN KONUSU: Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesince verilen 19/02/2019 günlü, E:2018/2768, K:2019/305 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

YARGILAMA SÜRECİ

Dava Konusu İstem: Dava; davacının Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'nde başkomiser olarak görev yaptığı dönemde İstanbul ili Çağlayan Adliyesi önünde medya mensuplarına yaptığı açıklama ve verdiği demeç nedeniyle başlatılan soruşturma sonucunda Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-g maddesi uyarınca "Devlet memurluğundan çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 17/08/2016 günlü, 2016/282 sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal ve özlük haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Erzurum 2. İdare Mahkemesi'nin 20/11/2017 günlü, E:2016/1835, K:2017/3546 sayılı kararıyla; dava dosyasının, soruşturma raporunun, dava konusu basın açıklamasına ilişkin videonun izlenerek birlikte değerlendirilmesinden; davacının İstanbul ili Çağlayan Adliyesi önünde medya mensuplarına yaptığı açıklama ve verdiği demecin içeriğinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin itibarını zedeleyici ve küçük düşürücü, Türkiye Cumhuriyeti'nin yasama, yürütme ve yargı organlarını aşağılayıcı nitelikte olduğu anlaşıldığından, eylemine uyan devlet memurluğundan çıkarma cezası ile tecziye edilmesine ilişkin işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı, diğer taraftan hukuka uygun olan işlem nedeniyle oluşan bir zarardan bahsedilemeyeceğinden yoksun kalındığı iddia edilen parasal hakların yasal faizi birlikte ödenmesine hükmedilmesine olanak bulunmadığı, davacı tarafından disiplin cezası konusu fiiller nedeniyle basına demeç verdiğinden bahisle daha önce kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırıldığı ve bir fiilden dolayı kişinin iki kez cezalandırılamayacağı ileri sürülse de; daha önce kademe ilerlemesinin durdurulması ile tecziye edilmesine neden olan fiilin salt basına demeç vermek olduğu, dava konusu fiilin demeç içeriğindeki aşağılayıcı nitelikteki bazı sözler olduğu anlaşıldığından, disiplin cezası konusu fiillerin birinin demeç vermek, diğerinin aşağılayıcı nitelikteki sözler olduğu görüldüğünden bu iddiasına itibar edilmediği, ayrıca davacı tarafından soruşturmaya süresinde başlanmadığından ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı ileri sürülse de bu sürelerin idarenin iç işleyişine yönelik olduğu, bu süre içinde başlamamanın işlemi hukuka aykırı hale getirmeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine hükmedilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti: Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; istinaf başvurusuna konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, işlemin hukuka aykırı olduğu, mükerrer soruşturma yürütüldüğü ve bir fiilden dolayı iki ceza verildiği, soruşturmaya başlama zamanaşımının geçtiği, söz konusu konuşmayı yaptığı sırada görevden uzaklaştırılmış olduğu, aktif olarak memur olmadığı, açıklamasında yüz kızartıcı bir ifade bulunmadığı, savunma öncesinde dosyayı incelemesine izin verilmediği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN CEVABI: Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: Dr. Nermin Tombaloğlu

DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi Erzurum 2. İdare Mahkemesinin 20/10/2016 günlü, E:2016/1835 sayılı kararıyla kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "Adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince, adli yardım istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY:

Davacının Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'nde başkomiser olarak görev yaptığı dönemde, İstanbul ili Çağlayan Adliyesi önünde medya mensuplarına yaptığı açıklama ve verdiği demeç nedeniyle başlatılan soruşturma sonucunda Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-g maddesi uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması üzerine, buna ilişkin 17/08/2016 günlü, 2016/282 sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenmekte olan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-g maddesinde; "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak," fiili ''Devlet Memurluğundan Çıkarma'' cezası gerektiren davranışlar arasında sayılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Disiplin cezaları, kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine karşı düzenlenen idari yaptırımlardır. Kamu hizmetlerinden sürekli uzaklaştırılabilmek gibi ağır sonuçlara neden olabilen disiplin cezaları, ağırlığı ve önemi sebebiyle Anayasa'nın 38. maddesindeki suç ve cezalara ilişkin kurallara tabi tutulmuştur.

"Kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi uyarınca, ceza yaptırımına bağlanan her bir fiilin tanımının yapılması ve kanunun ne tür fiilleri suç sayarak yasakladığının hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi gerekmektedir. Sözü edilen suç tanımlaması yapıldıktan sonra, suçun karşılığı olan cezanın ve suç sayılan fiili gerçekleştiren kamu görevlisinin hangi disiplin kuralını ihlal ettiğinin açık bir şekilde ortaya konulması da zorunludur. Söz konusu fiil, mevzuatta öngörülen tanıma uymuyorsa verilen disiplin cezası hukuka aykırı olacaktır.

Dava konusu uyuşmazlıkta; davacının eyleminin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-g maddesinde düzenlenen, "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak," şeklindeki suç tanımına uymadığı, bu fiil yönünden disiplin hukukunda yer alan "tipiklik" şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından, anılan madde kapsamına girmeyen fiillerinden dolayı dava konusu işlemin tesis edilmesinde hukuka uygunluk görülmemiştir.

Diğer yandan, davalı idarece, emniyet hizmetlerinin niteliği dikkate alınarak söz konusu disiplin soruşturması kapsamında davacının fiiline uyan başka bir disiplin cezasının verilebileceği de açıktır.

Bu itibarla, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle;

  1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,

  2. Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesince verilen 19/02/2019 günlü, E:2018/2768, K:2019/305 sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,

  3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na 6545 sayılı Kanun'la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesine gönderilmesine,

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na 6545 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile eklenen Geçici 8. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 26/03/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.