Danıştay'dan Üniversite Personeli Hakkında Mükerrer Ceza Soruşturmasına Emsal Karar
Danıştay Birinci Dairesi, 2 Ekim 2024 tarihli ve E.2024/1213, K.2024/1315 sayılı kararıyla, üniversite öğretim elemanları hakkında yürütülen ceza soruşturmalarına ilişkin önemli bir içtihada imza attı.
Kararda, daha önce aynı fiil nedeniyle soruşturma yapılarak lüzum-u muhakeme kararı verilen ve ceza yargılamasına konu edilen bir olay hakkında, suçun hukuki vasfının değiştiği gerekçesiyle yeniden 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53'üncü maddesi uyarınca soruşturma yürütülmesinin hukuken mümkün olmadığı belirtildi.
Dosyaya göre, bir öğretim üyesi hakkında doçentlik başvurusunda sahte TOEFL belgesi kullandığı iddiasıyla ilk olarak "özel belgede sahtecilik" suçundan soruşturma yürütüldü. İlk soruşturmada verilen men-i muhakeme kararı Danıştay tarafından bozulmuş, bunun üzerine şüpheli hakkında lüzum-u muhakeme kararı verilerek ceza davası açılmıştı.
Yargılama sonunda Asliye Ceza Mahkemesi, yüklenen suç yönünden beraat kararı verirken, eylemin kamu kurumunun zararına dolandırıcılık suçunu oluşturabileceği değerlendirmesiyle Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla üniversiteye suç duyurusunda bulundu.
Bu suç duyurusu üzerine üniversite tarafından aynı fiil nedeniyle ikinci kez soruşturma yürütülerek yeniden lüzum-u muhakeme kararı verildi.
Danıştay: Suçun Vasfının Değişmesi Yeni Soruşturma Sebebi Değildir
İtirazı inceleyen Danıştay Birinci Dairesi, aynı eylem nedeniyle daha önce soruşturma yapıldığını, soruşturmanın tamamlanarak lüzum-u muhakeme kararı verilmesi sonrasında ceza yargılamasının başladığını hatırlattı.
Kararda, ceza yargılaması sırasında suçun hukuki niteliğinin farklı değerlendirilebilmesinin yeni bir idari ceza soruşturmasını gerektirmeyeceği vurgulandı.
CMK'nın 225 ve 226'ncı Maddelerine Dikkat Çekildi
Danıştay, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 225'inci maddesi uyarınca mahkemenin fiilin hukuki nitelendirilmesinde iddia makamının değerlendirmesiyle bağlı olmadığını, 226'ncı madde gereğince ise suç vasfının değişmesi halinde sanığa ek savunma hakkı verilmesinin yeterli olduğunu belirtti.
Bu nedenle, ceza mahkemesinin suçun farklı bir hukuki niteliğe sahip olabileceğini değerlendirmesi üzerine aynı fiil için yeniden 2547 sayılı Kanun'un 53'üncü maddesi kapsamında soruşturma açılmasının hukuki dayanağının bulunmadığı ifade edildi.
Mükerrer Soruşturma Hukuka Aykırı Bulundu
Danıştay, aynı fiil nedeniyle ikinci kez soruşturma yürütülmesinin mükerrerliğe yol açacağını belirterek, ........................................... Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan Yetkili Kurulun lüzum-u muhakeme kararını bozdu ve aynı suç isnadı yönünden ayrıca karar verilmesine yer olmadığına hükmetti.
Kararda, ceza yargılaması başladıktan sonra suçun hukuki vasfının değişebileceği ihtimalinin, aynı olay hakkında yeniden soruşturma yapılmasını gerektirmediği açık şekilde ortaya konuldu.
Karar, özellikle 2547 sayılı Kanun'un 53'üncü maddesi kapsamında yürütülen ceza soruşturmalarında "aynı fiil nedeniyle ikinci kez soruşturma yapılamayacağı" ilkesini vurgulaması bakımından emsal nitelik taşıyor. Danıştay, suçun hukuki niteliğinin değişmesi halinde çözümün yeni bir soruşturma açılması değil, ceza mahkemesince CMK hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapılması olduğunu ortaya koyarak uygulamaya önemli bir yön verdi.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BİRİNCİ DAİRE
Esas No: 2024/1213
Karar No: 2024/1315
KARAR
Şüpheli : … - .............................................. Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan Yardımcısı/Geleneksel Türk Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi
Suçu : Doçentlik başvurusunda sahte olarak düzenlenen 13.9.2013 tarihli TOEFL belgesini kullanarak doçent kadrosuna atanmasını sağlamak suretiyle kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık yapmak.
Suç Tarihi : 2013 Yılı.
İncelenen Karar : ........................................................ Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan Kurulun 11.3.2024 tarih ve 2024/7 sayılı lüzum-u muhakeme kararı.
Karara İtiraz Eden : Hakkında lüzum-u muhakeme kararı verilen ….
İnceleme Nedeni : İtiraz üzerine.
........................................................ Üniversitesi Rektörlüğünün 17.7.2024 tarih ve 958558 sayılı yazısı ekinde gönderilen soruşturma dosyası ile yukarıda belirtilen Kurul kararı ve bu karara hakkında lüzum-u muhakeme kararı verilen tarafından yapılan itiraz, Tetkik Hakimi Selahattin Güngörmez'in açıklamaları dinlenildikten sonra 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53’üncü maddesi uyarınca incelendi;
Gereği Görüşülüp Düşünüldü :
Dosyanın incelenmesinden, açık kimliği ve adresi belirsiz … adlı kişi tarafından …'nun doçentlik başvurusunda sahte olarak düzenlenen TOEFL belgesini kullandığı yolunda ......................................... Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulması üzerine başlatılan soruşturma sonucunda, ........................... Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan Yetkili Kurulun 8.1.2018 tarih ve 2018/07 sayılı kararıyla şüphelinin özel belgede sahtecilik suçundan men-i muhakemesine karar verildiği, bu kararın Yasa gereği kendiliğinden incelenerek Dairemizin 8.3.2018 tarih ve E:2018/164, K:2018/307 sayılı kararıyla bozulduğu, kararımızda özetle, iddiayla ilgili olarak .............................................. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Başsavcılığın 31.3.2017 tarih ve 2016/38310 sayılı yazısıyla söz konusu belgenin gerçek olup olmadığı hususunda bilgi istenilen … vekili Av. … tarafından sunulan 14.4.2017 tarihli cevabi yazıda, şüpheli tarafından sunulan test sonuç belgesinin incelendiği, belgedeki güvenlik kodunun yanlış olduğu, bu durumun da test sonuç belgesinin gerçek olmadığını teyit ettiğinin bildirildiği belirtilerek atılı suç nedeniyle …'nun lüzum-u muhakemesine, şüphelinin eylemine uyan Türk Ceza Kanunu’nun 207’nci maddesi gereğince Antalya Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanmasına adı geçen hakkında gereği yapılmak üzere dosyanın Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği belirlenmiştir.
Kararımız üzerine şüphelinin özel belgede sahtecilik suçundan yargılandığı ve ................................................... 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.1.2022 tarih ve E:2018/401, K:2022/39 sayılı kararıyla beraatine karar verildiği, Mahkeme kararında, sanık aleyhine her ne kadar Türk Ceza Kanununun 207/1, 53/1 inci maddeleri uyarınca kamu davası açılmış ise de sanığa yüklenen eylemin Kanun’da suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle sanığın beraatine karar verildiği belirterek sanığın eyleminin kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu oluşturma ihtimaline binaen .................................... Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla sanık hakkında ............................................... Üniversitesi Rektörlüğüne suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği, Mahkemenin suç duyurusu üzerine Başsavcılığın 3.3.2022 tarih ve Soruşturma No:2022/14833, Karar No:2022/37 sayılı görevsizlik kararıyla kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçu nedeniyle … hakkında gereği için evrakın ..................................................... Üniversitesi Rektörlüğüne gönderildiği, bunun üzerine atılı suç nedeniyle adı geçen hakkında Rektörlük tarafından başlatılan soruşturma sonucunda, ............................................................. Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan Kurulun 11.3.2024 tarih ve 2024/7 sayılı lüzum-u muhakeme kararının verildiği görülmüştür.
Bu bağlamda, ................................... 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.1.2022 tarih ve E:2018/401, K:2022/39 sayılı kararı ile sanığın eyleminin kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu oluşturma ihtimaline binaen ......................................... Üniversitesi Rektörlüğüne suç duyurusunda bulunulması üzerine ................................................ Üniversitesi Rektörlüğünce … hakkında aynı eylem nedeniyle mükerrer soruşturma yapıldığı, daha önce yapılan soruşturmada suça konu eylemi özel belgede sahtecilik suçu olarak nitelendirilerek lüzum-u muhakemesine karar verilen şüphelinin aynı eyleminin kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu oluşturabileceği gerekçesiyle şüpheli hakkında tekrar soruşturma yapılıp Yetkili Kurul kararı verilemeyeceği, aynı eylemle ilgili olarak tekrar soruşturma yapılmasının ve Yetkili Kurul kararı verilmesinin mükerrerliğe sebep olacağı, lüzum-u muhakeme kararı verilip yargılama safhasına geçilen sanığın eylemine karşılık geldiği belirtilen iddianamedeki özel belgede sahtecilik suçu yerine sanığın eyleminin kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçu olarak değişebileceği gerekçesiyle sanık hakkında yeniden soruşturma yapılmasının hukuken mümkün olmadığı, kaldı ki, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Hükmün konusu ve suçu değerlendirmede mahkemenin yetkisi" başlığındaki 225’inci maddesinde, mahkemenin, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı olmadığı, "Suçun niteliğinin değişmesi" başlığındaki 226’ncı maddesinde de, sanığın, suçun hukuki niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir halde bulundurulmadıkça, iddianamede kanuni unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemeyeceği hükmüne yer verilmiş olup söz konusu hükümlerde mahkemenin iddianamede fiilin nitelendirildiği suçla bağlı olmadığı, suçun vasfının değişmesinden önce sanığın değişen suçla ilgili savunmasının alınması gerektiği belirtilmiştir. Anılan hükümlerde yargılama devam ederken suçun vasfının değişeceğinin anlaşılması üzerine yeni suçla ilgili olarak yeniden soruşturma yapılması gerektiğine dair bir düzenleme getirilmemiş, bu durumda yargılamaya devam edilerek sanığın mutlaka savunmasının alınması gerektiği ifade edilmiştir. Sanığın fiilinin hangi suçu oluşturacağına ilişkin nitelendirmede iddia ve savunmayla bağlı olmayan mahkemenin, iddianamedeki suçun niteliğinin değişme ihtimali gerekçesiyle aynı fiil nedeniyle Cumhuriyet savcılarınca tekrar soruşturma yapılmasını talep etmesinin usule uygun olmadığı, buna göre, yargılama sırasında iddianamedeki suçun vasfının değiştiği gerekçesiyle 2547 sayılı Kanun’un 53/c maddesindeki ceza soruşturması usulünün işletilmesinin mümkün bulunmadığı açıktır.
Bu nedenlerle, … hakkında aynı eylem nedeniyle daha önce soruşturma yapılıp Yetkili Kurulun 8.1.2018 tarih ve 2018/07 sayılı men-i muhakeme kararı alındığı, bu karar da Dairemizce Yasa gereği incelenip bozularak Dairemizin 8.3.2018 tarih ve E:2018/164, K:2018/307 sayılı kararıyla adı geçenin lüzum-u muhakemesine karar verildiği halde, bu dosyada aynı eylem nedeniyle … hakkında mükerrer olarak soruşturma yapıldığı ve Kurulun 11.3.2024 tarih ve 2024/07 sayılı lüzum-u muhakeme kararının verildiği anlaşıldığından, itirazın kabulüyle ................................................Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan Kurulun 11.3.2024 tarih ve 2024/7 sayılı lüzumu muhakeme kararının bozulmasına, bu dosyada atılı suç nedeniyle ayrıca karar verilmesine yer olmadığına, dosyanın karar ekli olarak Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğüne, kararın bir örneğinin itiraz edene gönderilmesine 2.10.2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Hükmün Konusu ve suçu değerlendirmede mahkemenin yetkisi" başlıklı 225’inci maddesinde; "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir." hükmü yer almıştır. Buna göre, Mahkemenin sadece iddianamede belirtilen suçla sınırlı olarak yargılama yapma yetkisine sahip olduğu açıktır.
İddianameye konu eylem iddianamede yazılı suçtan başka bir suç oluşturuyor ise Mahkemenin bu durumu kovuşturma şartı kabul edip durma kararı vermesi, bu suçla ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunması, Başsavcılığın da 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53’üncü maddesinin (c) bendinde belirtilen personel hakkında soruşturma yapılması için görevsizlik kararı vererek Rektörlükçe bu yeni suç isnadıyla ilgili soruşturma yapılması için evrakın Rektörlüğe gönderilmesi Ceza Muhakemesi Kanunu’nun yukarıda belirtilen hükmünün bir gereği olup Yetkili Kurulun 11.3.2024 tarih ve 2024/7 sayılı lüzum-u muhakeme kararına yapılan itirazın esastan incelenerek karara bağlanması gerektiği oyuyla aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.





