Telekom yoluyla yapılan dinleme üçüncü kişilerin disiplin soruşturmasına delil olabilir mi?

Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin dinlenmesi ve denetlenmesi sırasında elde edilen ses kayıtlarının, bu soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan üçüncü kişiler hakkında yürütülecek disiplin soruşturmasında tek başına delil olarak kullanılamayacağı ve hukuka uygun olarak elde edilmiş başka delil ve belgeler olmaksızın sadece bu delillere dayanılarak disiplin cezası verilemeyeceği hakkında

T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE

Esas No : 2021/14295

Karar No : 2021/4635

EDEN (DAVALI) : Emniyet Genel Müdürlüğü

VEKİLİ : Hukuk Müşaviri .

TARAF (DAVACI) : .

VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince verilen 19/11/2020 günlü, E:2020/595, K:2020/2000 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava Konusu İstem: Dava; davacı tarafından,...........................................................İl Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapmakta iken, hakkında yürütülen soruşturma neticesinde . plaka sayılı aracın, 15/01/2014 tarihinde yapılan tescil işlemi iptal edilerek, 27/01/2014 tarihinde yeni kayıt gibi, kanunlara aykırı ve usulsüz olarak aynı plaka ile tescil işlemi yapıldığı gerekçesiyle Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/7. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun 24/04/2014 günlü, 2014/93 sayılı kararının iptali ile tüm özlük ve parasal haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti :

Davacı tarafından, ...........................................................İl Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapmakta iken, hakkında yürütülen soruşturma neticesinde, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/7. ve 8/10. maddeleri uyarınca üç ayrı meslekten çıkarma cezasıyla tecziyesine ilişkin 24/04/2014 günlü, 2014/93 sayılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu işleminin iptali istemiyle açılan davada .................................................. 1. İdare Mahkemesince verilen 26/02/2015 günlü, E:2014/654, K2015/172 sayılı kararın, Danıştay Beşinci Dairesinin 22/02/2018 günlü, E:2016/20444, K2018/10176 sayılı kararıyla; İdare Mahkemesince söz konusu meslekten çıkarma cezalarının her biri için 2577 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 1. fıkrası uyarınca ayrı ayrı dava açılmak üzere aynı Kanun’un 15/1-d maddesi uyarınca dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek karar verilmesinde hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle bozulması üzerine, ........................................................... İdare Mahkemesinin 22/11/2018 günlü, E:2018/655, K:2018/752 sayılı kararıyla, bozma kararına uyularak dava dilekçesinin reddine hükmedilmiş; dava, yasal süresi içerisinde üç ayrı dava olarak yeniden açılmıştır.

............................................... İdare Mahkemesinin 11/07/2019 günlü, E:2019/10, K:2019/328 sayılı kararıyla; . plakalı lüks araç ile ilgili olarak . isimli şahsın tescil başvurusunu 28/01/2014 tarihinde yapmış olmasına rağmen, davacı tarafından yapılan tescilin tarihinin, müracaat tarihinden önceki bir tarih olan 27/01/2014 olarak gösterildiği ve adına tescil yapılan ..'nin MERNİS sisteminde ikametgahının Uşak ili görünmesine rağmen, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 31. maddesinde yer alan "Tescil işlemlerinde; gerçek kişiler için Kimlik Paylaşımı Sisteminde yer alan yerleşim adresi esas alınır." hükmüne aykırı olarak tescil işleminin gerçekleştirildiği sübuta ermiş ise de; davacının sübuta eren bu fiilinin kamuyu zarara uğrattığına dair bir iddia olmadığı gibi, .. adına anılan aracın tescil işleminin gerçekleştirilmesine ilişkin yasal bir engelin de bulunmadığı, ayrıca davacının söz konusu tescili yapmakla herhangi bir menfaat elde ettiğine yahut üçüncü kişilerin bu tescilden zarar gördüğüne dair bir iddia da bulunmadığı, dolayısıyla bu hale göre davacının sübuta eren eyleminin Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/7. maddesinde yer alan “Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak” disiplin suçu kapsamında kaldığından söz etmeye olanak bulunmadığı, bu durumda, davacının sübuta eren fiilinin hukuki nitelendirilmesinde hataya düşülmek suretiyle tesis edilen meslekten çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde

hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline, davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının davacıya ödenmesine hükmedilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 19/11/2020 günlü, E:2020/595, K:2020/2000 sayılı kararıyla davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; iletişimin dinlenmesi ve kayda alınmasına ilişkin tutanaklardan davacı ile olaya dahli olduğu değerlendirilen .. ve . isimli şahıslar arasında farklı zamanlarda (5) adet; Trafik Tescil Şube Müdür Yardımcısı, 4. Sınıf Emniyet Müdürü ... ile ... arasında farklı zamanlarda (12) adet; _________ , __ , soyismi  tespit edilemeyen .. ve .. isimli şahıslar arasında farklı zamanlarda (8) adet telefon görüşmesinin yapıldığı, bu konuşmalarda şahısların, gizli bir iş yapar gibi geniş ve değişik anlamlar taşıyan “şey”, kişilerle ilgili de “ihtiyar” gibi kelimeler kullandıkları, yapılan görüşme tarihlerinin bahse konu tescil işleminin yapıldığı tarih ve olayların akışına paralel olduğu; davacının, adına

ilk tescil işlemi yapılan ____ , ikinci tescil işlemi yapılan _____ , ... ve isimli şahıslarla irtibat kurmasını/tanışmasını Trafik Tescil Şube Müdür Yardımcısı ...’nün sağladığı ve soruşturma konusu araç tescil işlemlerinin tamamının .. tarafından kendisine yönlendirildiğini davacının ifadesinde beyan ettiği; .. , .. , .. ve .. isimli şahısların organize ettiği yurtdışından getirilen lüks araçlarda Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) suistimali yapılarak araçların trafik tescil işlemlerini, Trafik Tescil Şube Müdür Yardımcısı .’nün bilgisi ve koordinasyonunda davacının kanunlara aykırı ve usulsüz olarak yaptığından dolayı, yetkisini ve nüfuzunu kendisine ve başkalarına çıkar sağlamak amacıyla kötüye kullanma suçunun sübuta erdiği ileri sürülerek, hukuka ve mevzuata aykırı olarak verildiği değerlendirilen istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN CEVABI : Davacı tarafından; temyiz talebinin somut nedenlere dayanmadığı, İdare Mahkemesinin dava konusu işlemin iptali, davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının davacıya ödenmesi yolundaki kararının hukuka uygun olduğu, davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği yolunda cevap verilmiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : Murat İnci

Tekerrüre esas ilk fiil mahkeme kararıyla iptal edilirse ne olur? Tekerrüre esas ilk fiil mahkeme kararıyla iptal edilirse ne olur?

DÜŞÜNCESİ :Temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada; Üye ...'nın, "ilk derece idare mahkemesi tarafından verilen esasa ilişkin ilk karar, bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları tarihten (20/07/2016) önce verilmiş olmasına rağmen, bozmaya uyularak 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesi hükmüne aykırılık nedeniyle verilen dilekçe ret kararı üzerine, üç ayrı meslekten çıkarma cezasının her birine karşı ayrı ayrı açılan davaların yeni ve birbirinden bağımsız davalar olduğu ve bu davalarda verilen kararların da bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başladığı tarihten (20/07/2016) sonra verildiği dikkate alındığında, davacı tarafından yapılan kanun yolu başvurusunun istinaf başvurusu niteliğinde olduğu ve anılan Kanun hükümleri uyarınca bölge idare mahkemesinin istinaf incelemesine tabi olduğu" yolundaki karşı oyuna karşılık, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca ilk mahkeme kararı olan Eskişehir 1. İdare Mahkemesinin 26/02/2015 günlü, E:2014/654, K2015/172 sayılı kararının, 20/07/2016 tarihinden önce verilmiş ve kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümlere tabi bir karar olması nedeniyle, temyiz incelemesi neticesinde bozulması ve ilk derece mahkemesince bozma kararına uyularak dava dilekçesinin reddine karar verilmesi üzerine, yenilenen dilekçe ile açılan davada yapılan yargılama sonucunda verilen .................................... İdare Mahkemesinin 11/07/2019 günlü, E:2019/10, K:2019/328 sayılı kararının da ilk kararın verildiği tarihte yürürlükte olan kanun yollarına ilişkin hükümlere ve dolayısıyla doğrudan temyize tabi olduğu açık olduğundan, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 19/11/2020 günlü, E:2020/595, K2020/2000 sayılı kararı kaldırılarak, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından davalı Emniyet Genel Müdürlüğünün yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY :

Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, 15/01/2014 tarihinde .. isimli kişi adına . plaka sayılı aracın ilk tescil kaydını yaptığı, bu tescil işleminden sonra, 2 Eylül Vergi Dairesi Müdürlüğünün Trafik Tescil Şube Müdürlüğüne gönderdiği 21/01/2014 tarihli yazısında, .... adına düzenlenen bahse konu araca ait motorlu taşıt vergisi mükellefiyet kaydı açılması için elektronik sistem üzerinde yapılan işlem esnasında özel tüketim vergisi yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği hususlarıyla ilgili tereddüt hasıl olduğundan araca ait tescil dosyasının tekrar tetkik edilerek özel tüketim vergisi yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediğinin bildirilmesi ve özel tüketim vergisi yükümlülüğüne ilişkin belgelerin tasdikli birer örneğinin gönderilmesinin talep edilmesi üzerine yapılan araştırmada, adına yapılan trafik tescil işleminin davacı tarafından "Sehven girildiğinden iptal edilmiştir." şerhi düşülmek suretiyle iptal edildiği, aynı aracın aynı plakayla .. adına yeni kayıt olarak tescil edildiği, .. adına yapılan ilk tescil işlemine ait tüm belgeleri içeren tescil dosyasının davacı tarafından Trafik Tescil Şube Müdürlüğü bünyesinde muhafaza edilmesi gerekirken .. isimli şahsa verilerek aracın ilk tescilinin yapılmasıyla ilgili delil olabilecek belge ve bilgilerin ortadan kaldırıldığı, .. adına yapılan ikinci tescil işleminde şahsın MERNİS sistemindeki adresi Uşak ilinde olmasına rağmen, şahsın beyanı esas alınarak ............................. ilindeki başka bir adrese göre tescil yapılmış olması nedeniyle yapılan işlemin Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde öngörülen usule aykırı olduğu, aracın tescili için müracaat eden ...'nin müracaat tarihinin ........................................Trafik Tescil Şube Müdürlüğü Araç Trafik Tescil Müracaat Formunda belirtilen 28/01/2014 tarihi olmasına rağmen, . adına 27/01/2014 tescil tarihli olarak kaydının yapıldığı hususlarının tespiti üzerine başlatılan soruşturma kapsamında ......................................................... Cumhuriyet Başsavcılığından, soruşturma konusu olaylarla ilgili adli soruşturmanın safahatı, ilgili bilgi ve belgeler, hazırlanmış ise mevcut iddianamenin tasdikli suretinin istenildiği, Cumhuriyet Savcılığınca başlatılan soruşturmanın devam ettiğine ilişkin alınan cevabi yazının ekinde bulunan dosya örneği incelendiğinde ise, .............................................. Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün yapacağı başka bir tahkikat ile ilgili .......................................................Cumhuriyet Başsavcılığının iletişimin dinlenmesi talebi ve .................................................6. Sulh Ceza Mahkemesinin izin kararı üzerine bazı şahısların dinlenmesi esnasında, . isimli şahsın, hakkında disiplin soruşturması yapılan davacı ve Trafik Tescil Şube Müdür Yardımcısı, 4. Sınıf Emniyet Müdürü . ile yaptığı telefon görüşmelerinde suç şüphesiyle "tesadüfen elde edilen delil" kapsamında düzenlenen iletişim tespit tutanaklarında yer alan telefon konuşmalarının değerlendirilmesinden, hakkında dinleme kararı bulunan . ile ., . ve . isimli kişilerin organize ettiği, yurt dışından getirilen lüks araçlarda ÖTV suistimali yaparak araçları .'nün bilgisi ve koordinasyonunda davacıya usulsüz olarak trafik tescil işlemleri yaptırdıklarının anlaşıldığından bahisle, davacının Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 8/7. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasının önerildiği, öneri doğrultusunda temyizen incelenen dava konusu disiplin cezasının tesis edildiği anlaşılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :

Dava konusu işlem tarihi itibarıyla yürürlükte olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/7. maddesinde; "Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak" fiili meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tesadüfen elde edilen deliller" başlıklı 138. maddesinin 2. fıkrasında; "Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, 135’inci maddenin altıncı fıkrasında sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet Savcılığına derhâl bildirilir." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :

Anayasa Mahkemesinin 14/01/2015 günlü, E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararında da belirtildiği üzere, ceza hukukunun temel ilkelerinin disiplin hukuku açısından da geçerli olduğu hususu tartışmasızdır.

Ayrıca, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/12/2013 günlü, E:2013/483, K:2013/599 sayılı kararında; "Maddi gerçeğin araştırılması aşamasında kişisel ya da toplumsal değerlerin korunması zorunludur. Bu değerlerin korunması amacıyla kanun koyucu delillerin serbestliği ilkesine delil yasakları olarak adlandırılan birtakım sınırlamalar getirmiştir. Delil yasakları delil elde etme ve delil değerlendirme yasağı olarak iki gruba ayrılmaktadır. Delillerin elde edilme şekline ilişkin yasaklara delil elde etme yasakları, hukuka uygun elde edilmiş olsa bile o delilin yargılamada ortaya konulup değerlendirilmesine ilişkin yasaklara ise delil değerlendirme yasakları denilmektedir. CMK'nın telekomünikasyon yoluyla yapılan denetlenmesi sırasında elde edilen delillerin aynı Kanunun 135. maddesinin altıncı fıkrasında sayılanlar dışında bir suçun soruşturma ve kovuşturulmasında kullanılmaması ise delil değerlendirilmesi yasaklarına örnek olarak gösterilebilir. 5271 sayılı CMK'nın 217. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; "Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir" şeklindeki düzenleme ile ayrıca ceza muhakemesinde kullanılacak delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Ancak, 135. maddenin altıncı fıkrasında sayılan

suçlarla sınırlı olmak kaydıyla aynı soruşturma veya kovuşturmayla ilgili suçlar yönüyle evleviyetle kullanılabileceğinin kabulü gerekir." denilmekle, 135. maddede sayılan suçlar için başlatılmış bir soruşturma veya kovuşturmada elde edilen delillerin 135. madde kapsamında olmayan suçlar için kullanılamayacağı kabul edilmiş bulunmaktadır.

Yukarıda yer verilen kanun hükümleri ve yargı kararlarının değerlendirilmesinden, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin dinlenmesi ve denetlenmesi sırasında elde edilen ses kayıtlarının, bu soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan üçüncü kişiler hakkında yürütülecek disiplin soruşturmasında tek başına delil olarak kullanılamayacağı ve hukuka uygun olarak elde edilmiş başka delil ve belgeler olmaksızın sadece bu delillere dayanılarak disiplin cezası verilemeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır.

Olayda, dava konusu meslekten çıkarma cezasına esas alınan davacıya isnat edilen fiillerin, davacı dışındaki üçüncü kişilerin telefon görüşmelerinin dinlenilmesi sonucu elde edilen tape kayıtlarından tespit edildiği ve bu tape kayıtlarının dışında başka bir tanık ifadesi veya somut delilin mevcut olmadığı, ayrıca, davacı hakkında uyuşmalık konusu olaya esas fiilleri nedeniyle ....................................... Cumhuriyet Başsavcılığınca 2014/6257 soruşturma sayısı ile başlatılan soruşturma sonucunda 04/01/2016 günlü, K:2016/96 sayılı karar ile, "davacı hakkında yürütülen soruşturmanın 2013/33224 sayılı soruşturma kapsamında tesadüfen elde edilen delillere istinaden başlatılmış olduğu ve soruşturmanın başından itibaren görevi kötüye kullanma suçundan yürütüldüğü, ön soruşturmanın bu suçtan yapıldığı, .........................................Valiliğince verilen soruşturma izninin bu suç nedeniyle verildiği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 138. madde hükmü karşısında, tesadüfen elde edilen delillerin ancak Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 135. maddesinde sayılan suçlardan birinin işlenmesi durumunda delil olarak kullanılabileceği, dolayısıyla Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 135. maddesinde sayılan katalog suçlardan olmayan görevi kötüye kullanma ve Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçlarında delil olarak kullanılamayacağı, bu delillerin kullanılmaması halinde ise görevi kötüye kullanma suçunu işlediğine dair yeterli delil olduğundan bahsedilemeyeceği gibi bu delillerin soruşturmada kullanılabileceği varsayılsa dahi, . plakaya tescil edilen aracın Özel Tüketim Vergisinin tamamının yatırılmış olduğu, dolayısıyla kamu zararı kalmadığı gibi, evrak kapsamına göre herhangi bir kişinin mağduriyetinin de söz konusu olmadığı, dolayısıyla mevcut delil durumuna göre atılı suçun yasal unsurlarının oluştuğundan bahsedilemeyeceği" gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, ayrıca, davacı hakkında tesis edilen disiplin cezasına esas tape kayıtlarının içeriğinde, davacının üzerine atılı fiili işlediğine ilişkin bir beyana da rastlanılmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, davacıya isnat edilen fiilin, davacı aleyhine tek başına delil olarak kullanılamayacak olan tapeler dışında, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut başka delillerle kanıtlanamadığı dikkate alındığında, davacıya Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/7. maddesi uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka uyarlık bulunmadığından, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

Davalı idarenin TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,

..........................................1. İdare Mahkemesince verilen ve hüküm fıkrası itibarıyla hukuka uygun bulunan 11/07/2019 günlü, E:2019/10, K2019/328 sayılı kararın YUKARIDA BELİRTİLEN GEREKÇEYLE ONANMASINA,

Temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına,

Dosyanın Mahkemesine ve kararın bir örneğinin de Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesine gönderilmesine,

2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren (15) onbeş gün içinde Danıştayda karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01 /12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Editör: Haber Merkezi