Hastalık ve refakat izni ile ilgili DBP görüşü

memurların refakat ve hastalık izinleri hakkında ayrıntılı görüş yazısı

Hastalık ve refakat izni ile ilgili DBP görüşü

ÖZET: Hastalık ve refakat iznine ilişkin çeşitli hususlarda. (06/04/2016-2109)

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 105 inci maddesinde yer alan hastalık ve refakat iznine dair hükmün uygulanmasına ilişkin olarak aşağıda yer verilen hususlarda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği ilgi yazı incelenmiştir.

1) Refakat sebebiyle izin verilmesine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunda bulunması gereken ifadelerin neler olduğu, bu ifadelerden bazılarının bulunmasının yeterli olup olmadığı, "refakat edilmediği takdirde hayati tehlike bulunduğu" ifadesinin mutlaka yer almasının zorunlu olup olmadığı ile "sürekli ve yakın bakım gerektirir" ifadesinin yeterli olup olmadığı,

2) Refakat sebebiyle izin verilmesine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunda refakat süresinin belirtilmesinin zorunlu olup olmadığı, refakat süresinin belirtilmemesi halinde 3 aylık refakat izninin tek seferde yetkili amir tarafından verilip verilmeyeceği,

3) Refakat izninin başlama tarihinin nasıl belirlenmesi gerektiği,

4) Üç ay refakat izni kullanan memurun refakat izninin uzatılması için yeni bir sağlık kurulu raporunun almasına gerek olup olmadığı,

hususlarında; Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 105 inci maddesinin son fıkrasında; "Ayrıca, memurun bakmakla yükümlü olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya tedavisi uzun süren bir hastalığının bulunması hâllerinde, bu hâllerin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla, aylık ve özlük hakları korunarak, üç aya kadar izin verilir. Gerektiğinde bu süre bir katına kadar uzatılır." hükmü yer almaktadır.

Ayrıca, 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin altıncı fıkrasına istinaden hazırlanarak 22/8/2011 tarihli ve 2011/2226 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen ve 29/10/2011 tarihli ve 28099 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin "Refakat iznine ilişkin esaslar" başlıklı 10 uncu maddesinde

"1) Memurlara 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin son fıkrası uyarınca izin verilebilmesi için memurun; a) Bakmakla yükümlü olduğu ana, baba, eş ve çocuklarından birinin, b) Bakmakla yükümlü olmamakla birlikte refakat edilmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocuklarıyla kardeşlerinden birinin, ağır bir kaza geçirdiğinin veya tedavisi uzun süren bir hastalığı bulunduğunun sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi zorunludur.

(2) Birinci fıkra çerçevesinde düzenlenecek ve refakat sebebiyle izin verilmesine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunda; refakati gerektiren tıbbî sebepler, refakat edilmediği takdirde hayatî tehlike bulunup bulunmadığı, sürekli ve yakın bakım gerekip gerekmediği, üç ayı geçmeyecek şekilde refakat süresi ve varsa refakatçinin sahip olması gereken özel nitelikler yer alır. Gerekli görülmesi hâlinde üç aylık süre aynı koşullarda bir katına kadar uzatılır.

(3) Aynı kişiyle ilgili olarak aynı dönemde birden fazla memur refakat izni kullanamaz.

(4) Aynı kişi ve aynı vakaya dayalı olarak verilecek refakat izninin toplam süresi altı ayı geçemez.

(5) İzin süresi içinde refakati gerektiren durumun ortadan kalkması hâlinde memur iznin bitmesini beklemeksizin göreve başlar. Bu durumda veya izin süresinin bitiminde, göreve başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümlerine göre işlem yapılır.

(6) Refakat izni kullanılırken memurun aylık ve özlük hakları korunur." hükmü yer almaktadır.

657 sayılı Kanunda yer alan yıllık izin, doğum sebebiyle verilen aylıksız izin gibi bazı izin türlerinde iznin kullanılabilmesi için öncelikle iznin verildiğine dair onayın çıkması gerekmekte olup, bu onayda kullanılacak iznin başlangıç ve bitiş tarihleri de belirlenmektedir. Ancak, mezkur Kanunda yer alan hastalık izni gibi izin türlerinde ise memur raporu aldığında izni kullanmaya başlamakta, raporlar mevzuatta belirlenen sürede kuruma intikal ettirilmekte, kurumca mevzuata uygun olup olmadığının tespiti yapılmakta, usule uygun rapor izne çevrilmekte, usule aykırı rapor ise izne çevrilmeyerek memura görevine başlaması gerektiği hususunda bildirim yapılmaktadır.

Bu çerçevede, refakat izni verilmesine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunda rapor tarihi itibariye hasta olan kişinin hayati tehlikesinin bulunduğu, sürekli ve yakın bakıma muhtaç olduğu ve bu tarihten itibaren raporda belirtilen süre kadar refakat izni verilmesinin lüzumlu olduğu belirtilmekte iken, refakat izninin başlangıç tarihi hususunda rapor tarihinin esas alınmayıp kurumca izin verilme tarihinin esas alınması, kamu kurumunun sağlık kurulunun yerine geçip hasta olan kişinin refakate ihtiyaç duyduğu tarihin tespit edilmesinde karar makamı olduğunun kabulü anlamına gelecektir

. Ayrıca, refakat izninin başlangıç tarihinin, iznin kurumca onaylanması tarihinin esas alınarak belirlenmesinin bir diğer sakıncası izin onayının geç alınması suretiyle memurun mağdur edilebilmesi hususudur. Diğer taraftan, refakat izninin verilebilmesi için sağlık kurulu raporlarının en kısa sürede kuruma intikali ve kurumlarca ivedilikle söz konusu raporların mevzuata uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmekte olup, bu husus, mevzuatta belirtilen usul ve esaslara uygun olmayan raporların tespit edilmesi, bu tür raporların izne çevrilmediğinin ve görevine başlaması gerektiğinin memura bildirilmesi açısından önem arz etmektedir. Mezkur Yönetmelik hükmünde bu konuya dair bir hüküm bulunmamakla birlikte, hastalık raporlarının kuruma intikali, kurumca incelenmesi ve usule aykırı hastalık raporlarına ilişkin olarak memura yapılacak işlemleri düzenleyen mezkur Yönetmeliğin 7 nci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkrası hükümlerinin, refakat iznine esas sağlık kurulu raporlarının kuruma intikali, kurumca incelenmesi ve usule aykırı sağlık kurulu raporlarına ilişkin olarak memura yapılacak işleme dair hususlarda da uygulanabileceği düşünülmektedir.

Mezkur Yönetmeliğin "Hastalık izni verilmesi" başlıklı 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kamu hizmetlerinde aksamaya yol açılmaması ve bu Yönetmelik ile belirlenen usûl ve esaslara uygunluğunun tespit edilebilmesi için, hastalık raporlarının aslının veya bir örneğinin en geç raporun düzenlendiği günü takip eden günün mesai saati bitimine kadar elektronik ortamda veya uygun yollarla bağlı olunan disiplin amirine intikal ettirilmesi; örneği gönderilmiş ise, rapor süresi sonunda raporun aslının teslim edilmesi zorunludur…"hükmü, aynı maddenin beşinci fıkrasında ise "Bu Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uyulmaksızın alınan hastalık raporlarına dayanılarak hastalık izni verilemez. Hastalık raporlarının bu Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uygun olmaması hâlinde bu durum memura yazılı olarak bildirilir. Bu bildirim üzerine memur, bildirimin yapıldığı günü takip eden gün göreve gelmekle yükümlüdür. Bildirim yapıldığı hâlde görevlerine başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümleri uyarınca işlem yapılır." hükmü yer almaktadır.

Bu itibarla, - Refakat izni verilmesine esas teşkil eden sağlık kurulu raporunun en geç raporun düzenlendiği günü takip eden günün mesai saati bitimine kadar kuruma intikal ettirilmesi gerektiği,

- Refakat izni verilmesine esas teşkil eden sağlık kurulu raporunun refakat iznine ilişkin mezkur Kanun ve Yönetmelik hükmünde yer alan esaslara uygun olup olmadığının kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle incelenmesi ve söz konusu raporların bahsi geçen hükümlere aykırı olması hâlinde bu durumun memura yazılı olarak bildirilmesi gerektiği; bu bildirim üzerine memurun, bildirimin yapıldığı günü takip eden gün görevine gelmekle yükümlü olduğu, bildirim yapıldığı hâlde görevlerine başlamayan memurların izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümleri uyarınca işlem yapılması gerektiği,

- Devlet memuruna 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin son fıkrası uyarınca verilen refakat izninin başlangıç tarihinin sağlık kurulu tarafından verilen raporun tarihi esas alınarak belirlenmesi gerektiği, - Refakat sebebiyle izin verilmesine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunda; refakati gerektiren tıbbî sebeplerin, refakat edilmediği takdirde hayatî tehlikenin bulunduğunun, sürekli ve yakın bakım gerektiğinin, üç ayı geçmeyecek şekilde refakat süresinin ve varsa refakatçinin sahip olması gereken özel niteliklerin yer alması gerekmekte olup, bahsi geçen hususlardan ilk dördünün (refakati gerektiren tıbbî sebeplerin, refakat edilmediği takdirde hayatî tehlikenin bulunduğunun, sürekli ve yakın bakım gerektiğinin, üç ayı geçmeyecek şekilde refakat süresinin) sağlık kurulu raporunda bulunmasının zorunlu olduğu ve bu dört unsurdan herhangi birini içermeyen sağlık kurulu raporuna istinaden refakat izninin verilmemesi gerektiği değerlendirilmektedir. Mezkur Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında "varsa refakatçinin sahip olması gereken özel niteliklerin" refakat sebebiyle izin verilmesine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunda yer alacağı ifade edildiğinden refakatçinin sahip olması gereken özel niteliklerin var olması halinde söz konusu niteliklere bahsi geçen raporlarda yer verileceği, ancak bu niteliklerin bulunmaması halinde ise bahsi geçen raporlarda yer verilmesine gerek olmadığı,

-Mezkur Yönetmeliğin 10 uncu maddesinde yer alan "Gerekli görülmesi hâlinde üç aylık süre aynı koşullarda bir katına kadar uzatılır." hükmünde 3 aylık refakat izninin "aynı koşullarda" bir katına kadar uzatılacağı ifade edilmekte olup, ilk defa refakat izni verilirken aranan sağlık kurulu raporunun ikinci 3 aylık refakat izni verilirken de aranmasının zorunlu olduğu, tek seferde kullanılan refakat izni süresinin 3 ayı geçmemesi kaydıyla azami süre dahilinde kısım kısım da kullanılması mümkün olan refakat izninin her kısımda sağlık kurulu raporunun yenilenmesi gerektiği, mütalaa edilmektedir.

5- Devlet memurunun kanuni izinlerini kullanmakta iken memuriyet mahalli dışındaki sağlık hizmeti sunucularından 10 günlük hastalık raporu alması ve görevine başlaması gereken 11. gün görevine başlamayıp memuriyet mahalli dışındaki sağlık hizmeti sunucularında kontrol muayenesinin yapılarak tekrar hastalık raporu alması halinde söz konusu raporun geçerli olup olmadığı hususunda;

Bilindiği üzere, anılan Yönetmeliğin 7 nci maddesinin altıncı fıkrasında; "Hastalık izni verilebilmesi için hastalık raporlarının, geçici görev ve kanunî izinlerin kullanılması durumu ile acil vakalar hariç, memuriyet mahallindeki veya hastanın sevkinin yapıldığı sağlık hizmeti sunucularından alınması zorunludur." hükmü, söz konusu maddenin beşinci fıkrasında ise "Bu Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uyulmaksızın alınan hastalık raporlarına dayanılarak hastalık izni verilemez. Hastalık raporlarının bu Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uygun olmaması hâlinde bu durum memura yazılı olarak bildirilir. Bu bildirim üzerine memur, bildirimin yapıldığı günü takip eden gün göreve gelmekle yükümlüdür. Bildirim yapıldığı hâlde görevlerine başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümleri uyarınca işlem yapılır." hükmü yer almaktadır.

Bu itibarla, Devlet memurunun kanuni iznini kullanırken memuriyet mahalli dışındaki sağlık hizmeti sunucularından 10 günlük hastalık raporu alması halinde söz konusu raporun adı geçen Yönetmelikte yer alan diğer usul ve esaslara uygun olması halinde geçerli olduğu ve hastalık iznine çevrilmesi gerektiği, söz konusu raporun bitiminde memurun görevine başlaması gereken günün mesai saatleri içerisinde memuriyet mahalli dışındaki sağlık hizmeti sunucularında kontrol muayenesinin yapılarak tekrar hastalık raporu alması halinde ise bahsi geçen raporun adı geçen Yönetmeliğin 7 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı olduğu, mezkur Yönetmeliğe aykırı olarak alınan raporun ise hastalık iznine çevrilemeyeceği mütalaa edilmektedir.

6- Mezkur Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin altıncı fıkrasında yer alan "Memurlara bir takvim yılı içinde tek hekim tarafından verilecek raporların toplamı kırk günü geçemez." hükmünde geçen "bir takvim yılı" ifadesinden 1 Ocak-31 Aralık tarihleri arasında geçen sürenin mi anlaşılması gerektiği,

7-Memurun yılın sonunu ve izleyen yılın başını kapsayan tek hekim raporu alması durumunda bu rapor süresinin hangi yıla ait olacağı, hususlarında;

Bilindiği üzere, mezkur Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin altıncı fıkrasında "Memurlara bir takvim yılı içinde tek hekim tarafından verilecek raporların toplamı kırk günü geçemez. Bu süreyi geçen hastalık raporları sağlık kurulunca verilir. Tek hekimlerin değişik tarihlerde düzenledikleri hastalık raporlarında gösterdikleri zorunluluk üzerine yıl içinde toplam kırk gün hastalık izni kullanan memurların, o yıl içinde bu süreyi aşacak şekilde tek hekimlerden aldıkları ilk ve müteakip raporların geçerli sayılabilmesi için bunların resmî sağlık kurullarınca onaylanması gereklidir." hükmü yer almaktadır. Bu itibarla; -Mezkur Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin altıncı fıkrasında yer alan "Memurlara bir takvim yılı içinde tek hekim tarafından verilecek raporların toplamı kırk günü geçemez." hükmünde geçen "bir takvim yılı" ibaresinden 1 Ocak ve 31 Aralık tarihleri de dahil olmak üzere bu tarihler arasında geçen sürenin anlaşılması gerektiği, - Devlet memurunun yılın sonunu ve izleyen yılın başını kapsayan tek hekim raporu alınması durumunda 31 Aralık tarihi ve bu tarihten önceki rapor sürelerinin içinde bulunulan yıla ait olduğu, 1 Ocak ve bu tarihten sonraki rapor sürelerinin ise takip eden yıla ait olduğu, mütalaa edilmektedir. 8- 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinde uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalıklar için 18 aya kadar hastalık izni ile diğer hastalıklar için ise 12 aya kadar hastalık izni verildiğini belirterek, memurun hastalığının bunlardan hangisinin kapsamına girdiğinin tespitinin nasıl yapılması gerektiği,

9- Farklı hastalık tanılarından uzun süreli hastalık izni kullanan memura farklı bir hastalık izni süresinin belirlenip belirlenmeyeceği, hususunda;

Bilindiği üzere, 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinde, "Memura, aylık ve özlük hakları korunarak, verilecek raporda gösterilecek lüzum üzerine, kanser, verem ve akıl hastalığı gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığı hâlinde onsekiz aya kadar, diğer hastalık hâllerinde ise oniki aya kadar izin verilir. Memurun, hastalığı sebebiyle yataklı tedavi kurumunda yatarak gördüğü tedavi süreleri, hastalık iznine ait sürenin hesabında dikkate alınır. Bu maddede yazılı azamî süreler kadar izin verilen memurun, bu iznin sonunda işe başlayabilmesi için, iyileştiğine dair raporu (yurt dışındaki memurlar için mahallî usûle göre verilecek raporu) ibraz etmesi zorunludur. İzin süresinin sonunda, hastalığının devam ettiği resmî sağlık kurulu raporu ile tespit edilen memurun izni, birinci fıkrada belirtilen süreler kadar uzatılır, bu sürenin sonunda da iyileşemeyen memur hakkında emeklilik hükümleri uygulanır…" hükmü yer almaktadır.

Ayrıca, adı geçen Yönetmeliğin "Hastalık raporu ve izin süreleri" başlıklı 6 ncı maddesinde,

"(1) Memura, aylık ve özlük hakları korunarak, verilecek raporda gösterilecek lüzum üzerine, kanser, verem ve akıl hastalığı gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığı hâlinde onsekiz aya kadar, diğer hastalık hâllerinde ise oniki aya kadar izin verilir. Azamî izin sürelerinin hesabında, aynı hastalığa bağlı olarak fasılalarla kullanılan hastalık izinleri de iki izin arasında geçen sürenin bir yıldan az olması kaydıyla dikkate alınır.

(2) İzin süresinin sonunda, hastalığının devam ettiği resmî sağlık kurulu raporu ile tespit edilen memurun izni, birinci fıkrada belirtilen süreler kadar uzatılır, bu sürenin sonunda da iyileşemeyen memur hakkında emeklilik hükümleri uygulanır. Memurun, hastalığı sebebiyle yataklı tedavi kurumunda yatarak gördüğü tedavi süreleri, birinci fıkrada belirtilen hastalık iznine ait sürenin hesabında dikkate alınır. (3) Görevi sırasında veya görevinden dolayı bir kazaya veya saldırıya uğrayan veya bir meslek hastalığına tutulan memur, iyileşinceye kadar izinli sayılır…" hükmü yer almaktadır.

Bu itibarla,

- 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesine göre Devlet memuruna aylık ve özlük hakları korunarak, verilecek raporda gösterilecek lüzum üzerine, kanser, verem ve akıl hastalığı gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığı hâlinde onsekiz aya kadar, diğer hastalık hâllerinde ise oniki aya kadar izin verilmekte; azamî izin sürelerinin hesabında, aynı hastalığa bağlı olarak fasılalarla kullanılan hastalık izinlerinin de iki izin arasında geçen sürenin bir yıldan az olması kaydıyla dikkate alınması gerekmekte; izin süresinin sonunda, hastalığının devam ettiği resmî sağlık kurulu raporu ile tespit edilen memurun izninin, bir katına kadar uzatılması gerekmektedir. Bu sürenin sonunda da iyileşemeyen memur hakkında emeklilik hükümlerinin uygulanması gerektiği mezkur Kanun ve Yönetmelik hükmünde ifade edilmekte olup, farklı hastalık tanılarından uzun süreli hastalık izni kullanan memura farklı bir hastalık izni süresinin belirlenmesinin ancak mezkur Kanun hükmünde yapılacak değişiklik ile mümkün olabileceği, - Devlet memurunun hastalığının "uzun süreli tedaviye ihtiyaç gösteren hastalık" olup olmadığı hususunda tereddüt bulunması halinde ilgiliden hastalığının "uzun süreli tedaviye ihtiyaç gösteren bir hastalık" olduğuna ilişkin olarak tabip tarafından verilen bir rapor istenmesinin uygun olacağı, mütalaa edilmektedir.

10-Devlet memurunun görevde bulunması gereken günün mesai saatleri içinde memuriyet mahalli dışındaki sağlık hizmeti sunucularının acil servislerinden almış olduğu hastalık raporunun geçerli olup olmadığı hususunda;

Bilindiği üzere, mezkur Yönetmeliğin 7 nci maddesinin altıncı fıkrasında; "Hastalık izni verilebilmesi için hastalık raporlarının, geçici görev ve kanunî izinlerin kullanılması durumu ile acil vakalar hariç, memuriyet mahallindeki veya hastanın sevkinin yapıldığı sağlık hizmeti sunucularından alınması zorunludur." hükmü, söz konusu maddenin beşinci fıkrasında ise "Bu Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uyulmaksızın alınan hastalık raporlarına dayanılarak hastalık izni verilemez. Hastalık raporlarının bu Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uygun olmaması hâlinde bu durum memura yazılı olarak bildirilir. Bu bildirim üzerine memur, bildirimin yapıldığı günü takip eden gün göreve gelmekle yükümlüdür. Bildirim yapıldığı hâlde görevlerine başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümleri uyarınca işlem yapılır." hükmü yer almaktadır. Anılan Yönetmelikte belirtilen istisnalar saklı kalmak üzere hafta sonu tatili, ulusal, resmi ve dini bayram günleri ile genel tatil günlerinde memuriyet mahalli dışına çıkan Devlet memurlarının memuriyet mahalli dışındaki;

- Resmi sağlık hizmeti sunucularından almış oldukları hastalık raporlarının ancak acil servisleri tarafından düzenlenebilecek olması sebebiyle söz konusu raporların hastalık iznine çevrilmesi gerekmektedir.

- Özel sağlık hizmeti sunucularından almış oldukları hastalık raporlarının ise acil servislerce düzenlenmiş olması halinde hastalık iznine çevrilmesi, acil servisler dışında düzenlenen hastalık raporlarının hastalık iznine çevrilmemesi gerekmektedir.

Yukarıda yer verilen hükümler ve açıklamalar çerçevesinde, memurun görevde bulunması gereken günün mesai saatleri içinde memuriyet mahalli dışındaki sağlık hizmeti sunucularının acil servislerinden almış olduğu hastalık raporunun adı geçen Yönetmeliğin 7 inci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı olduğu, anılan Yönetmelik ile tespit edilen usul ve esaslara aykırı olarak alınan hastalık raporlarının hastalık iznine çevrilemeyeceği mütalaa edilmektedir.

11-Tek hekim tarafından 10 gün hastalık raporu verilen ve kontrol muayenesi sonucunda göreve başlamadan ikinci defa aynı hastalık tanısına istinaden 10 günlük hastalık raporu daha verilen memurun göreve başlamadan 21. gün aynı doktordan farklı bir hastalık tanısına istinaden tek hekim raporu alıp alamayacağı,

12- Tek hekim tarafından 10 gün hastalık raporu verilen ve kontrol muayenesi sonucunda göreve başlamadan ikinci defa aynı hastalık tanısına istinaden 10 günlük hastalık raporu daha verilen memurun göreve başlamadan 21. gün farklı bir doktordan farklı bir hastalık tanısına istinaden tek hekim raporu alıp alamayacağı,

13- Tek hekim tarafından 10 gün hastalık raporu verilen ve kontrol muayenesi sonucunda göreve başlamadan ikinci defa aynı hastalık tanısına istinaden 10 günlük hastalık raporu daha verilen memurun göreve başlamadan 21. gün farklı bir doktordan aynı hastalık tanısına istinaden tek hekim raporu alıp alamayacağı,

14- Tek hekim tarafından 10+10 gün olarak verilen hastalık raporuna istinaden hastalık izni kullanan memurun yeniden tek hekim veya sağlık kurulu raporu alabilmesi için göreve başlama şartının bulunup bulunmadığı,

15-Tek hekim raporunun ardından tek hekim veya sağlık kurulu raporu, sağlık kurulu raporunun ardından tek hekim veya sağlık kurulu raporunun alınmasında mevzuata aykırı bir hususun bulunup bulunmadığı,

; Anılan Yönetmeliğin "Hastalık raporlarının verilmesi" başlıklı 5 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında, "Memurların hastalık raporlarının, 5510 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatında belirtilen usûl ve esaslar çerçevesinde kendilerini tedavi eden kurum tabipliği, aile hekimliği veya SGK ile sözleşmeli sağlık hizmeti sunucuları tarafından düzenlenmesi esastır. (2) SGK ile sözleşmesi bulunmayan sağlık hizmeti sunucuları tarafından verilen ve istirahat süresi on günü geçmeyen raporlar, SGK ile sözleşmeli sağlık hizmeti sunucusu hekim tarafından, istirahat süresi on günü aşan raporlar ise SGK ile sözleşmeli sağlık hizmeti sunucusu sağlık kurulunca onandığı takdirde geçerli olur." hükmü yer almaktadır. Mezkur Yönetmeliğin "Hastalık raporu ve izin süreleri" başlıklı 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında, "Memurlara tek hekim raporu ile bir defada en çok on gün rapor verilebilir. Raporda kontrol muayenesi öngörülmüş ise kontrol muayenesi sonrasında tek hekim tarafından en çok on gün daha rapor verilebilir." hükmü, 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında, "Kontrol muayenesi sonrası hastalığın devam etmesi sebebiyle verilecek hastalık raporlarının on günü aşması durumunda bu raporun sağlık kurulunca verilmesi zorunludur. Ancak o yerde sağlık kurulu bulunan SGK ile sözleşmeli bir sağlık hizmet sunucusu bulunmaması ve hastanın tıbbî sebeplerle sağlık kurulu bulunan SGK ile sözleşmeli sağlık hizmet sunucusuna nakline imkân bulunmaması hâlinde tek hekimler en çok on gün daha hastalık raporu düzenleyebilir. Raporda nakle engel olan tıbbî sebeplerin hekim tarafından belirtilmesi zorunludur. Bu şekilde tek hekim tarafından düzenlenen hastalık raporlarının geçerli sayılabilmesi için, bunların İl Sağlık Müdürlüğünün belirleyeceği sağlık kurullarınca onaylanması şarttır." hükmü yer almaktadır. Söz konusu hükümde memura tek hekim tarafından bir seferde verilebilecek rapor süresi belirlenmiş, bu raporda kontrol muayenesi öngörülmüş ise yine tek hekim tarafından verilebilecek rapor süresinin azami sınırı tespit edilerek tek hekim tarafından ard arda verilen toplam 20 günlük rapordan sonra alınacak raporların sağlık kurulundan alınmasının zorunlu olduğu ifade edilmiştir. Ancak söz konusu hükümlerde ve Yönetmeliğin diğer hükümlerinde memura verilen tek hekim raporunda kontrol muayenesinin yapılacağının belirtilmemesi ve rapor süresi bitiminde memurun aynı hastalığının devam etmesi veya farklı bir hastalığa yakalanması halinde ne şekilde rapor verileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu sebeple, memura verilen tek hekim raporunda kontrol muayenesinin yapılacağının belirtilmemesi ve rapor süresi bitiminde memurun aynı hastalığının devam etmesi veya farklı bir hastalığa yakalanması halinde göreve başlamadan tek hekim raporu alınmasının mümkün olduğu değerlendirilmektedir. Ancak, bu durumda da göreve başlamadan ard arda alınan tek hekim raporlarının azami süresinin 20 günü geçemeyeceği ve göreve başlamadan ard arda alınan tek hekim raporlarının toplamının 20 günü aşması ve memurun aynı hastalığının devamı veya başka bir hastalığa yakalanması halinde hastalık raporlarının sağlık kurulunca verilmesi gerektiği değerlendirilmektedir. Diğer taraftan, anılan Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin altıncı fıkrasında, "Memurlara bir takvim yılı içinde tek hekim tarafından verilecek raporların toplamı kırk günü geçemez. Bu süreyi geçen hastalık raporları sağlık kurulunca verilir. Tek hekimlerin değişik tarihlerde düzenledikleri hastalık raporlarında gösterdikleri zorunluluk üzerine yıl içinde toplam kırk gün hastalık izni kullanan memurların, o yıl içinde bu süreyi aşacak şekilde tek hekimlerden aldıkları ilk ve müteakip raporların geçerli sayılabilmesi için bunların resmî sağlık kurullarınca onaylanması gereklidir." hükmü yer almaktadır. Mezkur Yönetmeliğin 7 nci maddesinin beşinci fıkrasında ise, "Bu Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uyulmaksızın alınan hastalık raporlarına dayanılarak hastalık izni verilemez. Hastalık raporlarının bu Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uygun olmaması hâlinde bu durum memura yazılı olarak bildirilir. Bu bildirim üzerine memur, bildirimin yapıldığı günü takip eden gün göreve gelmekle yükümlüdür. Bildirim yapıldığı hâlde görevlerine başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümleri uyarınca işlem yapılır." hükmü yer almaktadır. Ayrıca, memurun hastalanması halinde verilecek hastalık raporlarına ilişkin usul ve esaslar adı geçen Yönetmelikte belirlenmiştir. Memurlara tek hekim veya sağlık kurulları tarafından verilen hastalık raporlarının bitiminde tekrar tek hekim veya sağlık kurulu raporu alması için göreve başlama şartının bulunduğuna dair bir hüküm bahsi geçen Yönetmelikte bulunmamaktadır. Söz konusu Yönetmelikte sadece ard arda verilen tek hekim raporlarının 20 günü aşamayacağı, 20 günden sonra hastalık raporlarının sağlık kurulunca verilmesinin zorunlu olduğu, bir takvim yılı içinde tek hekim tarafından verilecek raporların toplamının kırk günü geçemeyeceğine ve bu süreyi geçen hastalık raporlarının sağlık kurulunca verileceğine ilişkin hükümler yer almaktadır. Görüldüğü üzere adı geçen Yönetmelikte belirli bir süreyi aşan tek hekim raporlarının sağlık kurulundan alınacağı ifade edilmekte, ancak memurun tekrar rapor alabilmesi için göreve başlaması gerektiği belirtilmemektedir.

Yukarıda yer verilen hükümler ve açıklamalar çerçevesinde,

- Memurlara tek hekim tarafından bir defada en çok on gün hastalık raporu verilebileceği, raporda kontrol muayenesi öngörülmüş ise kontrol muayenesi sonrasında tek hekim tarafından en çok on gün daha hastalık raporu verilebileceği, kontrol muayenesi sonrası hastalığın devam etmesi sebebiyle verilecek hastalık raporlarının on günü aşması durumunda bu raporun sağlık kurulunca verilmesinin zorunlu olduğu,

- Tek hekim tarafından verilen raporda rapor süresi bitiminde kontrol muayenesi yapılacağının belirtilmemesi ve rapor süresi bitiminde memurun aynı hastalığının devam etmesi veya başka bir hastalığa yakalanması halinde memurun ne şekilde rapor alacağına ilişkin bir düzenleme mezkur Yönetmelikte bulunmamakla birlikte, tek hekim tarafından verilen ve kontrol muayenesi yapılacağı belirtilmeyen rapor süresinin bitiminde aynı veya farklı bir tek hekimden ilk hastalığın devamı veya başka bir hastalığa ilişkin hastalık raporu alınmasının mümkün bulunduğu,

- Memurun bulunduğu yerde sağlık kurulu bulunan SGK ile sözleşmeli bir sağlık hizmet sunucusu bulunmaması ve hastanın tıbbî sebeplerle sağlık kurulu bulunan SGK ile sözleşmeli sağlık hizmet sunucusuna nakline imkân bulunmaması hâli hariç memura aynı veya farklı bir tek hekim tarafından göreve başlamaksızın ard arda verilen hastalık raporları toplamının 20 günü aşamayacağı, 20 günden sonra hastalık raporlarının sağlık kurulundan alınmasının zorunlu olduğu,

- Mezkur Yönetmeliğin "Hastalık raporu ve izin süreleri" başlıklı 6 ncı maddesinin altıncı fıkrası hükmü hariç tek hekim tarafından verilen hastalık raporunun ardından tek hekimden hastalık raporu alınmasında mevzuata aykırı bir husus bulunmadığı,

- Tek hekim raporunun ardından sağlık kurulundan hastalık raporu alınmasında mevzuata aykırı bir husus bulunmadığı,

- Mezkur Yönetmeliğin "Hastalık raporu ve izin süreleri" başlıklı 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası ile altıncı fıkrası hükmü hariç sağlık kurulunca verilen hastalık raporunun ardından tek hekimden hastalık raporu alınmasında mevzuata aykırı bir husus bulunmadığı,

- Sağlık kurulunca verilen hastalık raporlarının ardından sağlık kurulundan hastalık raporu alınmasında mevzuata aykırı bir husus bulunmadığı,

-Tek hekim veya sağlık kurulunca verilen hastalık raporlarının bitiminde tekrar tek hekim veya sağlık kurulundan hastalık raporu alınabilmesi için göreve başlama şartının bulunduğuna dair bir hükmün 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesi ile mezkur Yönetmelikte bulunmadığı, mütalaa edilmektedir.

16- Devlet memurunun almış olduğu hastalık raporunun fenne uygun olup olmadığına ilişkin tereddüt bulunması sebebiyle memurun hakem hastaneye sevki ve hakem hastane tarafından raporun fenne aykırı olduğuna karar verilmesi halinde uygulanacak işlem hususunda;

Bilindiği üzere, bahsi geçen Yönetmeliğin "Hastalık izni verilmesi" başlıklı 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında; "Kamu hizmetlerinde aksamaya yol açılmaması ve bu Yönetmelik ile belirlenen usûl ve esaslara uygunluğunun tespit edilebilmesi için, hastalık raporlarının aslının veya bir örneğinin en geç raporun düzenlendiği günü takip eden günün mesai saati bitimine kadar elektronik ortamda veya uygun yollarla bağlı olunan disiplin amirine intikal ettirilmesi; örneği gönderilmiş ise, rapor süresi sonunda raporun aslının teslim edilmesi zorunludur.

Yıllık iznini yurtdışında geçiren memurların aldıkları hastalık raporları, dış temsilciliklerce onaylanmalarını müteakip en geç izin bitim tarihinde disiplin amirlerine intikal ettirilir." hükmü, aynı maddenin yedinci fıkrasında ise; "Hastalık raporlarının fenne aykırı olduğu konusunda tereddüt bulunması hâlinde, memur hastalık izni kullanıyor sayılmakla birlikte Sağlık Bakanlığınca belirlenen ve memurun bulunduğu yere yakın bir hakem hastaneye sevk edilir ve sonucuna göre işlem yapılır. Hakem hastane sağlık kurulları bu nitelikteki başvuruları öncelikle sonuçlandırır." hükmü yer almaktadır.

Bu itibarla,

- Devlet memurunun almış olduğu ve anılan Yönetmelikte belirtilen sürede çalıştığı kuruma intikal ettirdiği hastalık raporunun fenne aykırı olduğu konusunda tereddüt bulunması hâlinde kamu kurum ve kuruluşlarınca söz konusu raporların hastalık iznine çevrilmemesi ve kurumca belirlenecek en kısa sürede memurun bulunduğu yere yakın ve Sağlık Bakanlığınca belirlenen bir hakem hastaneye sevk edilmesi gerektiği,

- Hakem hastanece hastalık raporunun fenne aykırı olduğuna karar verilmesi halinde memura hastalık raporunun fenne aykırı olması sebebiyle hastalık iznine çevrilmediğine ve görevine başlaması gerektiğine ilişkin yazılı bildirimin yapılması gerektiği,

- Yazılı bildirim yapılmasına rağmen memurun bildirimin yapıldığı günü takip eden gün görevine başlamaması halinde ise söz konusu memurun izinsiz ve özürsüz olarak görevini terk etmiş sayılması ve hakkında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümleri uyarınca işlem yapılması gerektiği,

- Fenne aykırı olduğuna karar verilen hastalık raporunu veren hekim hakkında gerekli işlemlerin yapılabilmesi amacıyla bu durumun Kurumunuzca hekimin bağlı olduğu kuruma bildirilmesinin uygun olacağı,

- Bahse konu fenne aykırı olduğu tespit edilen hastalık raporunun tesisinde ilgili memura atfedilebilecek bir sorumluluğun bulunması halinde ilgili memur hakkında da disiplin hükümlerinin işletilebileceği mütalaa edilmektedir

17- Devlet memurunun bakmakla yükümlü olduğu veya olmadığı eşi, çocukları, anne ve babasının hastalanması sebebiyle sağlık kurum ve kuruluşlarında bahsi geçen kişilerin muayene edilmesi sırasında bu kişilere refakat eden memura nasıl bir işlem yapılacağı hususunda;

Bilindiği üzere, 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin son fıkrasında; "Ayrıca, memurun bakmakla yükümlü olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya tedavisi uzun süren bir hastalığının bulunması hâllerinde, bu hâllerin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla, aylık ve özlük hakları korunarak, üç aya kadar izin verilir. Gerektiğinde bu süre bir katına kadar uzatılır." hükmü, anılan Yönetmelik'in "Refakat iznine ilişkin esaslar" başlıklı 10 uncu maddesinde ise, "1) Memurlara 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin son fıkrası uyarınca izin verilebilmesi için memurun; a) Bakmakla yükümlü olduğu ana, baba, eş ve çocuklarından birinin, b) Bakmakla yükümlü olmamakla birlikte refakat edilmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocuklarıyla kardeşlerinden birinin, ağır bir kaza geçirdiğinin veya tedavisi uzun süren bir hastalığı bulunduğunun sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi zorunludur. (2) Birinci fıkra çerçevesinde düzenlenecek ve refakat sebebiyle izin verilmesine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunda; refakati gerektiren tıbbî sebepler, refakat edilmediği takdirde hayatî tehlike bulunup bulunmadığı, sürekli ve yakın bakım gerekip gerekmediği, üç ayı geçmeyecek şekilde refakat süresi ve varsa refakatçinin sahip olması gereken özel nitelikler yer alır. Gerekli görülmesi hâlinde üç aylık süre aynı koşullarda bir katına kadar uzatılır. (3) Aynı kişiyle ilgili olarak aynı dönemde birden fazla memur refakat izni kullanamaz. (4) Aynı kişi ve aynı vakaya dayalı olarak verilecek refakat izninin toplam süresi altı ayı geçemez. (5) İzin süresi içinde refakati gerektiren durumun ortadan kalkması hâlinde memur iznin bitmesini beklemeksizin göreve başlar. Bu durumda veya izin süresinin bitiminde, göreve başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümlerine göre işlem yapılır. (6) Refakat izni kullanılırken memurun aylık ve özlük haklan korunur." hükmü yer almakta olup, söz konusu hükümlerde Devlet memuruna refakat izninin hangi hallerde, kimler için verileceği ve süresi ile ilgili düzenlemelere yer verilmiştir. Ayrıca, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun değişik 102 nci maddesinde, memurların hizmet yılları itibariyle yıllık izinlerini nasıl ve ne şekilde kullanacakları; değişik 104 üncü maddesinde, doğum, evlenme ve ölüm gibi hallerde ve bu hallerden başka mazerete dayalı verilecek mazeret izinlerinin süresi ve esasları; 105 inci maddesinde, memurların hastalanmaları halinde verilecek hastalık izinleri ile refakat izni; değişik 108 inci maddesinde ise, memurların bakmakla yükümlü olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya önemli bir hastalığa tutulmuş olması hallerinde, bu hallerini raporla belgelendirmeleri şartıyla verilecek aylıksız izinlerle, bazı durumların gerçekleşmesi halinde verilecek aylıksız izinlerin süre ve esasları hükme bağlanmıştır. Görüldüğü üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda bakmakla yükümlü olduğu veya olmadığı eşi, çocukları, anne ve babasının hastalıkları sebebiyle sağlık kurum ve kuruluşlarına müracaat ederek söz konusu kurum ve kuruluşlarca muayene edilmesi sırasında ya da muayene sonrası tetkik ve tahlillerde geçirdiği sürelerde bahsi geçen kişilere refakat eden Devlet memuruna ne şekilde izin verileceğine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, bakmakla yükümlü olduğu kişiler ile bakmakla yükümlü olmadığı eşi, çocukları, anne ve babasının hastalanması sebebiyle memurun ikamet ettiği veya görev yaptığı il sınırları içindeki sağlık kurum ve kuruluşlarına müracaat ederek söz konusu kurum ve kuruluşlarca ilgililerin muayene edilmesi sırasında ya da muayene sonrası tetkik ve tahlillerde geçirdiği sürelerde bahsi geçen kişilere refakat eden Devlet memuruna izin verilmesi hususunda mevzuattan kaynaklanan bir yükümlülük bulunmamakla birlikte hizmetin yürütülmesi esas olmak kaydıyla gerekli kolaylığın sağlanabileceği ve bu iznin suistimal edilmesinin önüne geçilmesi amacıyla kamu kurum ve kuruluşlarınca bahsi geçen duruma ilişkin belge istenmesinin mümkün bulunduğu mütalaa edilmektedir.

18- Devlet memurunun bakmakla yükümlü olduğu veya olmadığı yakınlarının il dışına refakatli sevki durumunda memura izin verilmesine ilişkin mevzuat değişikliğinin yapılması hususunda;

Bilindiği üzere, 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin son fıkrasında; "Ayrıca, memurun bakmakla yükümlü olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya tedavisi uzun süren bir hastalığının bulunması hâllerinde, bu hâllerin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla, aylık ve özlük hakları korunarak, üç aya kadar izin verilir. Gerektiğinde bu süre bir katına kadar uzatılır." hükmü yer almaktadır. Ayrıca, adı geçen Yönetmeliğin 10 uncu maddesinde;

"1) Memurlara 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin son fıkrası uyarınca izin verilebilmesi için memurun; a) Bakmakla yükümlü olduğu ana, baba, eş ve çocuklarından birinin, b) Bakmakla yükümlü olmamakla birlikte refakat edilmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocuklarıyla kardeşlerinden birinin, ağır bir kaza geçirdiğinin veya tedavisi uzun süren bir hastalığı bulunduğunun sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi zorunludur.

(2) Birinci fıkra çerçevesinde düzenlenecek ve refakat sebebiyle izin verilmesine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunda; refakati gerektiren tıbbî sebepler, refakat edilmediği takdirde hayatî tehlike bulunup bulunmadığı, sürekli ve yakın bakım gerekip gerekmediği, üç ayı geçmeyecek şekilde refakat süresi ve varsa refakatçinin sahip olması gereken özel nitelikler yer alır. Gerekli görülmesi hâlinde üç aylık süre aynı koşullarda bir katma kadar uzatılır.

(3) Aynı kişiyle ilgili olarak aynı dönemde birden fazla memur refakat izni kullanamaz.

(4) Aynı kişi ve aynı vakaya dayalı olarak verilecek refakat izninin toplam süresi altı ayı geçemez.

(5) İzin süresi içinde refakati gerektiren durumun ortadan kalkması hâlinde memur iznin bitmesini beklemeksizin göreve başlar. Bu durumda veya izin süresinin bitiminde, göreve başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümlerine göre işlem yapılır.

(6) Refakat izni kullanılırken memurun aylık ve özlük haklan korunur." hükmü yer almaktadır.

Diğer taraftan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun"Yol gideri, gündelik ve refakatçi giderleri" başlıklı 65 inci maddesinde; "Hekimin veya diş hekiminin muayene veya tedavi sonrası tıbben göreceği lüzum üzerine genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlık hizmetinden yararlanmaları için muayene ve tedavi edildikleri yerleşim yeri dışına yapılan sevkinde, ayakta tedavilerde kendisinin ve bir kişi ile sınırlı olmak üzere refakatçisinin gidiş ve dönüş yol gideri ve gündelikleri; yatarak tedavilerde ise gidiş ve dönüş tarihleri için gündelikleri ile yol gideri Kurumca karşılanır. Kurum gerekli gördüğü hallerde bu fıkra gereğince kişilerin ulaşım hizmetlerini, hizmet satın alma ve kiralama gibi usullerle temin etmeye yetkilidir. Genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin yatarak tedavileri sırasında, hekimin veya diş hekiminin tıbben göreceği lüzum üzerine yanında kalan refakatçinin yatak ve yemek giderleri bir kişi ile sınırlı olmak üzere Kurumca karşılanır.

Yurt içinde veya yurt dışına yapılan sevkler nedeniyle ödenecek gündelik, yol, yatak ve yemek giderlerinin tutarı 72 nci maddede belirtilen Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu tarafından belirlenir. Sürekli iş göremezlik veya malûllük durumlarının tespiti, kontrolü veya periyodik sağlık muayenesi amacıyla yapılan sağlık hizmeti giderleri ile yol ve gündelik giderleri de bu madde hükümlerine göre ödenir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." hükmü yer almaktadır. 5510 sayılı Kanunun 65 inci maddesinde genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlık hizmetinden yararlanmaları için muayene ve tedavi edildikleri yerleşim yeri dışına yapılan sevkinde, ayakta tedavilerde kendisinin ve bir kişi ile sınırlı olmak üzere refakatçisinin gidiş ve dönüş yol gideri ve gündelikleri; yatarak tedavilerde ise gidiş ve dönüş tarihleri için gündelikleri ile yol giderinin Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılanacağı belirtilmektedir. Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalar çerçevesinde;

-657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 105 inci maddesinin son fıkrasına göre Devlet memurlarının bakmakla yükümlü olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya tedavisi uzun süren bir hastalığının bulunması hâllerinde, bu hâllerin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla, aylık ve özlük hakları korunarak, üç aya kadar refakat izni verileceği,

-Devlet memurunun görev yaptığı yerdeki tıbbı yetersizlikler sebebiyle bakmakla yükümlü olduğu kişilerin tedavi amacıyla il dışına sevk edilmesi halinde söz konusu kişilere refakat eden Devlet memuruna, 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin son fıkrası ile anılan Yönetmeliğin 10 uncu maddesinde yer alan şartların taşınması ve bu durumun adı geçen Yönetmelik hükmüne uygun olarak alınacak sağlık kurulu raporu ile belgelendirmesi halinde mezkur Kanun hükmü çerçevesinde refakat izni verileceği,

-657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin son fıkrasında belirtilen haller dışında Devlet memurunun görev yaptığı yerdeki tıbbı yetersizlikler sebebiyle bakmakla yükümlü olduğu kişilerin tedavi amacıyla il dışına sevk edilmesi halinde refakatçi olan Devlet memuruna 5510 sayılı Kanunun 65 inci maddesine göre gündelik ve yol giderleri ödenmekle birlikte söz konusu durumda olan Devlet memurunun izinli veya görevli sayılacağına ilişkin bir hükmün ne 5510 sayılı Kanunda ne de 657 sayılı Kanunda yer almaması sebebiyle, tedavi amacıyla il dışına sevk edilen bakmakla yükümlü olduğu kişilere refakat eden Devlet memurunun izinli veya görevli sayılmasının mümkün bulunmadığı, ayrıca memurun bakmakla yükümlü olmadığı yakınlarının il dışına sevki halinde söz konusu kişilere refakat eden Devlet memurunun da aynı şekilde izinli ve görevli sayılmasının mümkün bulunmadığı, mütalaa edilmektedir. Ayrıca, Devlet memurunun bakmakla yükümlü olduğu veya olmadığı yakınlarının il dışına refakatli sevki durumunda memura izin verilmesine dair mevzuat değişikliğinin yapılmasına ilişkin talep konuya ilişkin mevzuat değişikliği çalışması yapılırken değerlendirilmek üzere kaydedilmiştir.

YORUM EKLE