Taahhüt evrakı ve kefalet senedine karşı davalar adli yargıda açılmalı

Taahhüt evrakı ve kefalet senedine karşı davalar adli yargıda açılmalı

Taahhüt evrakı ve kefalet senedine karşı davalar adli yargıda açılmalı

Taahhüt evrakı ve kefalet senedine karşı davalar adli yargıda açılmalı

Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2018/6685 E. , 2021/4770 K., sayılı kararında taahhüt evrakı ve kefalet senedine karşı açılacak davaların çözüm yerinin  adli yargı olduğuna hükmetti.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2018/6685 E. , 2021/4770 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/6685
Karar No : 2021/4770

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. ….

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi Rektörlüğü - …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca lisansüstü eğitiminden dolayı mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirmediğinden dolayı taahhütname ve kefalet senedi uyarınca 143.378.00-TL'nin 30 gün içerisinde yatırılmasına yönelik Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı'nın … tarih ve … sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K: … sayılı kararında; dava konusu işlem ile idarenin, davacıya borçlu olduğunu iddia ettiği meblâğın ödenmesinin bildirildiği, idarenin, ileride adlî yargıda girişeceği bu tür ameliyelerine karşı, davacının adlî yargıda gerekli hukuksal savunma ve girişimlerde bulunma hakkını haiz olduğu , bu bakımdan dava konusu işlemin; davacının hukukî durumunda bir değişiklik yapmadığı ve söz konusu işlemin icraî nitelik taşımadığı, bu yüzden de idarî davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olmadığı, davanın esasının incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge Mahkemesi …. İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : dava konusu işlem ile idarenin tek yanlı irade beyanında bulunduğu, davanın icrai olduğu ve esasına girilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ :Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan Bölge Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :
Dava, davacının, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca lisansüstü eğitiminden dolayı mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirmediğinden dolayı taahhütname ve kefalet senedi uyarınca 143.378.00-TL'nin 30 gün içerisinde yatırılmasına yönelik Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı'nın … tarih ve …sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun ''Yurt içinde ve yurt dışında görevlendirme'' başlıklı 39. maddesinde, "...Öğretim elemanları birinci fıkrada ve bu Kanunun 33 üncü maddesinde sayılan yurt dışına gönderilme halleri dışında mesleklerine ait hizmetlerde yetiştirilmek, eğitilmek, bilgilerini artırmak veya staj yapmak için Cumhurbaşkanınca üniversiteler itibariyle bir yılı geçmeyecek şekilde her yıl belirlenecek kontenjan ve süreler dahilinde yurt dışına gönderilebilecekleri gibi aynı amaçlarla dış burslara dayanılarak da gönderilebilirler. Belirlenen kontenjanların üniversiteye bağlı birimler arasında dağıtımı üniversite yönetim kurulunun kararı ve rektörün onayı,gönderilme ise ilgili yönetim kurulunun kararı ve rektörün onayı ile olur. Zorunlu hallerde yurt dışında kalma süresi ilgili yönetim kurulunun kararı ve rektörün onayı ile yarısına kadar uzatılabilir. Bunlar hak ve yükümlülükleri bakımından 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre aynı amaçla yurt dışına gönderilenlerin tabi oldukları hükümlere tabi olurlar. Ancak, bunlara yapılacak ödemenin miktarı Devlet memurlarına yapılacak ödemeyi geçmemek üzere üniversite yönetim kurulunca daha düşük olarak tespit edilebilir. Öğretim elemanlarından kendilerine yurt dışı kuruluşlarınca burs veya ücret sağlananlar,görev yapacakları sürece Yükseköğretim Kurulunun belirleyeceği esaslara göre üniversite yönetim kurulunun kararı ile aylıklı veya aylıksız izinli de sayılabilirler.'' hükmüne yer verilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Bilgilerini artırmak üzere dış memleketlere gönderilme" başlıklı 78. maddesinde; "Mesleklerine ait öğrenimini bitirerek Devlet memurluğuna alınmış ve asli memur olarak atanmış olanlardan mesleklerine ait hizmetlerde yetiştirilmek, eğitilmek, bilgilerini artırmak veya staj yapmak üzere dış memleketlere: a) Kurumlarınca açılacak seçme veya yarışma sınavlarında başarı gösterenlere, b) Dış burslara dayanılarak gönderilenlere, iki yıla kadar ayrılma müsaadesi verilebilir. Gerekirse bu süre en çok bir kat uzatılabilir." hükmüne, ''Yurtdışı Eğitim Masraflarının Tahsili'' başlıklı Ek 34. maddesinde ise, ''İlgili kanunlarına veya Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine göre; öğrenim yapmak, yetiştirilmek, eğitilmek, bilgilerini artırmak, staj yapmak veya benzeri bir nedenle geçici süreli görevlendirilmek suretiyle, üç ay veya daha fazla süre ile yurtdışına gönderilen kamu personeli yurtdışında bulundukları sürenin iki katı kadar mecburi hizmetle yükümlüdürler. Bu şekilde yurt dışına gönderilecek personelden, örneği Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanmış "Yüklenme Senedi ile Muteber İmzalı Müteselsil Kefalet Senedi" alınır.'' hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için öncelikle dava konusu işleme dayanak oluşturan ve davalı üniversite ile davacı arasında 30.12.2009 tarihinde imzalanan taahhüt ve kefalet senedinin hukuki niteliğinin ve bu kapsamda taahhüt ve kefalet senedine ilişkin uyuşmazlıkta görevli yargı yerinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Davaya konu taahhüt ve kefalet senedinin hukuki dayanağını; yurt dışına eğitim amacıyla gönderilecekler veya araştırma için görevlendirilecekler için 2547 sayılı Kanun'un 39. maddesi oluşturmaktadır.
Araştırma görevliliği kadrosu, öğretim üyeliğinin kaynağını oluşturduğundan, araştırma görevlisi kadrosunda görev yapanların yüksek lisans ve doktora eğitiminde başarılı olmaları zorunluluğu aranmıştır. Bu amaçla da, öğretim elemanı olarak yetiştirilmek üzere yurtdışında veya lisansüstü eğitim yapmak üzere bir başka üniversitede görevlendirilen araştırma görevlilerinin almış oldukları eğitimden kaynaklanan mecburi hizmetlerini yerine getirmek zorunda bulunduklarına dair bir taahhüt ve kefalet senedi alınması, anılan Kanun ve Yönetmelik hükümleri ile öngörülmüştür.
Söz konusu hükümler uyarınca üniversite ile araştırma görevlisi arasında, mesleklerine ait hizmetlerde yetiştirilmek, eğitilmek, bilgilerini artırmak veya staj yapmak amacıyla yurtdışında veya lisansüstü eğitim amacıyla bir başka üniversitede görevlendirilmeden önce imzalanan taahhüt ve kefalet senedinde, lisansüstü eğitimde başarısız olunması, eğitimin yarım bırakılması gibi durumlarda ilgilinin kadrosu ile ilişiğinin kesileceği ve yapılan tüm masrafların faiziyle birlikte tahsil edileceği belirtilmekte olup, ayrıca eğitim öğretimin tamamlanmasından belirli bir süre sonra araştırma görevlisinin kendi üniversitesine dönerek mecburi hizmette bulunacağı, mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda da yine aynı şekilde yapılan masrafların faiziyle geri ödeneceği ilgili tarafından taahhüt edilmektedir.
2547 sayılı Kanunun 35. ve 39. maddeleri uyarınca, lisansüstü eğitim amacıyla bir başka üniversitede veya mesleklerine ait hizmetlerde yetiştirilmek, eğitilmek, bilgilerini artırmak veya staj yapmak amacıyla yurtdışında görevlendirilen araştırma görevlileri ile üniversiteler arasında imzalanan taahhüt ve kefalet senedinin hukuki niteliği konusunda zaman içinde yargı yerlerince farklı değerlendirmelerin yapıldığı görülmektedir.
Ancak, 2547 sayılı Kanunun 35. maddesi uyarınca üniversite ile araştırma görevlisi arasında imzalanan taahhüt ve kefalet senedinin iptali istemiyle İdare Mahkemesi'ne açılan bir davada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın olumlu görev uyuşmazlığı çıkararak Uyuşmazlık Mahkemesi'ne başvurması üzerine, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 09/04/2012 tarih ve E:2012/6, K:2012/66 sayılı kararıyla; taahhüt ve kefalet senedinin davacı ve kefilleri tarafından tek taraflı olarak imzalanarak idareye karşı taahhütte bulunulması karşısında, davacı tarafından senedin iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başvurusunun kabul edilip, davalı üniversitenin görev itirazının reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Anılan kararda da vurgulandığı üzere, davacı ile davalı üniversite arasında imzalanmış olan dava konusu taahhüt ve kefalet senedinin özel hukuk alanında tesis edilmiş bir sözleşme olması nedeniyle, davacı tarafından imzalanan taahhüt ve kefalet senedinden kaynaklanan borçlandırma işleminin iptali istemine ilişkin uyuşmazlığın görüm ve çözümü adli yargı yerlerine ait bulunmaktadır.
Bu durumda, uyuşmazlığın, taahhüt ve kefalet senedinin davacı ve kefilleri tarafından tek taraflı olarak imzalanarak idareye karşı taahhütte bulunulması ve bu taahhüt dolayısıyla taraflar arasında yüklenme ve kefalet senedinden kaynaklı bir alacak-borç ilişkisi doğduğu görülmekle, söz konusu uyuşmazlığın özel hukuk hükümlerine göre adli yargıda açılacak bir dava ile çözüme kavuşturulması gerekmekte olup, işbu davanın adli yargının görev alanında kaldığı gerekçesiyle görev yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekmekte iken, davanın incelenmeksizin reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine,
25/10/2021 tarihinde kesin olarak oy çokluğu ile karar verildi.


KARŞI OY :
(X)- İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. Maddesinde tanımlanan iptal davasına konu olan işlemler idarenin tek yanlı irade beyanıyla, kişilerin hukuksal durumlarında değişiklik meydana getiren etkili ve yürütülmesi zorunlu olan idari işlemler olup, bu işlemler idarenin kamu gücüne dayanarak, tek yanlı irade beyanıyla tesis ettikleri, hukuk düzeninde değişiklik yapan, başka bir anlatımla ilgililerin hukukunu düzenleyen işlemlerdir.
Dava konusu işlem, davacının mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirmeden istifa etmesi nedeniyle taahhütname ve kefalet senedi doğrultusunda borcunun bulunduğunu, bu tutarın 30 gün içinde üniversite hesabına yatırılması ihtarını içeren, idarece tek taraflı olarak tesis edilen, ilgilinin hukuksal durumunu etkileyici olması sebebiyle sonuç doğuran, iptal davasına konu olabilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlemdir.
Bu durumda, anılan Mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.

YORUM EKLE