Polis memurunun avukatı tehdit etmesi genel esaslara göre soruşturulmalı

Polis memurunun avukatı tehdit etmesi genel esaslara göre soruşturulmalı

Polis memurunun avukatı tehdit etmesi genel esaslara göre soruşturulmalı

Polis memurunun avukatı tehdit etmesi genel esaslara göre soruşturulmalı

Yargıtay, 18. Ceza Dairesi; hakaret ve tehdit suçlarının, 4483 sayılı Yasa kapsamında soruşturma iznine tabi olmayan suçlardan olduğunu belirterek yetkili makamların 4483 sayılı yasaya göre soruşturma izni verip vermemesinin yok hükmünde olduğu yönünde karar verdi.

18. Ceza Dairesi 2018/5391 E. , 2019/4170 K.


"İçtihat Metni"

KARAR

Hakaret ve tehdit suçlarından şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27/02/2018 tarihli ve 2015/135169 soruşturma, 2018/9018 esas, 2018/6408 sayılı iddianamenin iadesine dair İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/03/2018 tarihli ve 2018/123 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/04/2018 tarihli ve 2018/274 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.


İstem yazısında: “Dosya kapsamına göre, şüphelinin İstanbul İl Göç İdaresi'nde polis memuru olarak görev yaptığı, suç tarihinde Avukat olan müşteki ...'in, İl Göç İdaresi Geri Gönderme Merkezinde tutulan müvekkili ile görüşme yapmak amacıyla merkeze geldiği, görüşme yapmak istediği müvekkilin ismini görevli polis memuruna verdiği sırada şüphelinin müştekiye görüşme yapamayacağını ve dışarı çıkmasını söylemesi üzerine yaşanan tartışma sırasında, şüphelinin müştekiye hakaret ve tehdit ettiği, görüş yapılmasını keyfi olarak engellediği iddiası üzerine hakkında soruşturma başlatıldığı,


Soruşturma sırasında kamu görevlisi olan şüpheli hakkında 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan inceleme neticesinde, hakaret, tehdit ve görevi kötüye kullanma suçları yönünden İstanbul Valiliği'nin 04/03/2016 tarihli ve 2016/91 sayılı kararı ile soruşturma izni verilmediği,


Şüphelinin üzerine atılı kasten yaralama ve görevi kötüye kullanma suçları yönünden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 17/02/2017 tarihli ve 2015/135169 sayılı soruşturma dosyası üzerinden ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve kararın itiraz üzerine İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 14/06/2017 tarihli ve 2017/1090 değişik iş sayılı kararı ile kesinleştiği,


Şüphelinin üzerine atılı hakaret ve tehdit suçları yönünden ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 27/02/2018 tarihli ve 2015/135169 sayılı soruşturma dosyası üzerinden iddianame düzenlendiği, İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesince de, "..Şüpheli ... polis memuru olup eylemleri idari görevi sırasında ve idari görevine bağlı olarak gerçekleştirdiği iddia edilmiştir.


İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün 2016/91 nolu ve 04/03/2016 günlü kararında şüpheli hakkında hakaret ve tehdit suçlarını işlediğine dair somut bilgi ve belge bulunmaması nedeniyle soruşturma izni verilmediği belirtilmiştir. Bu karara itiraz edildiğine ve kararın ortadan kaldırıldığına dair herhangi bir kayıt ve belge bulunmamaktadır. İdari görevi sırasında suç işlediği iddia edilen şüpheli hakkında 4483 sayılı Yasaya göre alınması gereken izin yargılama koşullarındandır. Dosyada izin koşulu gerçekleşmemiştir. Yargılama koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle iddianamenin iadesine karar vermek ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklinde gerekçeyle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de,


4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'un 1. maddesine göre “Bu Kanunun amacı, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri için izin vermeye yetkili mercileri belirtmek ve izlenecek usulü düzenlemektir .”


Aynı Kanun'un 2. maddesi ise “Bu Kanun, Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürüttükleri kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa eden memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar hakkında uygulanır.” hükmünü öngörmekte olup,


4483 sayılı Kanundaki “kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suç” ifadesinden, görev ile bağlantılı olarak, sadece kamu görevlileri tarafından işlenebilen, failin kamu görevlisi olmasının suç tipinde kurucu öğe olarak öngörüldüğü suçları anlamak gerektiği, bu durum karşısında, suç tarihinde polis memuru olan sanığın müştekiye yönelik hakaret ve tehdit eylemlerinin, görevle ilgili olarak işlenmesinin söz konusu olamayacağı, görev sırasında işlenmiş olsa bile 4483 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasının olanaksız olduğu ve genel hükümler uyarınca Cumhuriyet Savcısı tarafından doğrudan dava açılmasının gerekeceği gözetildiğinde, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.


I- Olay:
Suç tarihinde şüphelinin İl Göç İdaresinde görevli polis memuru olduğu, müştekinin ise bu kurumda bulunan müvekkili olan bir avukat olduğu, avukatın müvekkili ile görüşme talebinden kaynaklanan tartışmada şüphelinin müştekiye tehdit ve hakaret eylemleri olduğu iddiası ile düzenlenen iddianamenin, Mahkeme tarafından, şüphelinin polis memuru olması, 4483 sayılı Kanun’a göre soruşturma izninin verilmemesi ve bunun da yargılama şartı olduğundan dolayı iadesine karar verildiği, Cumhuriyet Başsavcılığı'nda iade kararına yapılan itirazın merci tarafından reddedildiği, bu kararı da kanun yararına bozma talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.


II- Hukuksal Değerlendirme:
1982 Anayasasının 129. maddesinin son fıkrasında: "Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması, kanunla belirlenen istisnalar dışında, kanunun gösterdiği idarî merciin iznine bağlıdır." hükmü yer almaktadır

.
4483 sayılı Kanunun 2. maddesinde; "Bu Kanun, Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürüttükleri kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa eden memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar hakkında uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.


Somut olayda; polis memuru olan sanık hakkında müştekinin şikayetiyle başlatılan soruşturmada, Cumhuriyet Başsavcılığı'nca şüphelinin eylemleri tasnif edilmiş, şüpheliye isnat edilen görevi kötüye kullanma suçunun 4483 sayılı Yasa kapsamında izne tabi suç olması nedeni ile İstanbul Valiliğinden soruşturma izni istenmesine rağmen anılan yasa kapsamında soruşturması izne tabi olmayan hakaret ve tehdit suçlarından ise herhangi bir izin talebi olmamıştır. Buna rağmen İstanbul Valiliğince 04/03/2016 tarihli, 2016/91 sayılı karar ile şüpheli hakkında hakaret, tehdit ve görevi kötüye kullanma suçlarından soruşturma izni verilmemek sureti ile hakaret ve tehdit suçları yönünden yetki aşımında bulunulmuştur.


Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, şüpheli hakkında hakaret ve tehdit suçlarının 4483 sayılı Yasa kapsamında izne tabi suçlar olmadığı değerlendirmesi ile TCK'nın 125/1-3.a, 106/1-2. cümle, 43/2 ve 53. maddeleri gereğince cezalandırılması istemi ile iddianame düzenlenerek Mahkemeye sunulmuş, Mahkeme tarafından sanık hakkında düzenlenen iddianamenin, hakaret ve tehdit suçları bakımından dosyada mevcut soruşturma izni verilmemesi yönünde karar olduğu gerekçesi ile iade edilmiş, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, şüpheliye atfedilen suçların 4483 sayılı Kanun kapsamında şüphelinin görevi ile ilgili suçlar olmadığından dolayı iade kararına itiraz edilmiş, itiraz merci tarafından reddedilmiştir.


Hakaret ve tehdit suçları, 4483 sayılı Yasa kapsamında soruşturma iznine tabi olmayan suçlardan olup, İstanbul Valiliğince yetki aşımı ile soruşturma izni verilmemesi kararı yok hükmündedir. Bu suçlar bakımından genel hükümler çerçevesinde soruşturma ve kovuşturma yapılarak karar verilmesi gerekmektedir. Hal böyle iken, Cumhuriyet Başsavcılığı'nca düzenlenen iddianamenin kabul edilmesi gerekirken iadesine karar verilmesi ile iade kararına yapılan itirazın reddedilmesi hukuka aykırı görülmekle kanun yararına bozma talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.

III- Sonuç ve Karar:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1. İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13/04/2018 tarihli ve 2018/274 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2. Aynı Kanun maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, dosyanın Yüksek Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 25/02/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

YORUM EKLE