KDK'dan mobbing kararı

KDK'dan mobbing kararı

KDK'dan mobbing kararı

KDK'dan mobbing kararı

KDK, bir üniversitede Dr. Öğr. Üyesi olarak görev yapan personelin mobbing iddiasıyla yaptığı başvuruyu karara bağladı. Kararda,  mobbingin var olabilmesi için kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri durumların olması gerektiği belirtildi.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI                        :2022/842-S.22.1313

BAŞVURU NO        :2021/13017

KARAR TARİHİ       :19/01/2022

RET KARARI


 

BAŞVURAN ................................................................

BAŞVURUYA KONU İDARE : DÜZCE ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ

BAŞVURUNUN KONUSU : Mobbing iddiasına ilişkindir

BAŞVURU TARİHİ : 30/07/2021

BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

Başvuran özetle; ......................................... Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Anabilim Dalında Dr. Öğr. Üyesi olarak 20/07/2018 tarihinde göreve başladığını, üç yıldır mobbinge maruz kaldığını, göreve başladığı ilk günlerden itibaren alanı olan tasavvuf ve tasavvuf! şahsiyetlerle ilgili alaycı sözlerine maruz kaldığını, kendisine karşı menfi tavırla fakülteye sık sık gelmemesinin birkaç defa vurgulandığını, haberi olmadan ve bilmediği gerekçeyle üç defa odasının değiştirildiğini, seçmeli derslerin arttırılması ve ders açma taleplerinin kabul edilmediğini, Üniversitede tasavvufa karşı olan tavrın şahsından ziyade ilme ve tarihe karşı yapılmış bir önyargı olduğunu, söz konusu önyargıyı gidermek için yapmak istediği açıklamaların dinlenmediğini, fakülte tarafından düzenlenen hiçbir etkinlikte şahsına yer verilmediğini, lisans eğitim süreçlerine olduğu gibi yüksek lisans eğitimine dair hiçbir sürece dahil edilmediğini, Fakültede üç yıldır çalışan tasavvuf hocası olarak hiç tez danışmanlığı yapmamış olmasının bu durumun bir sonucu olduğunu, her dönem gerek mezun gerekse dışarıdan tasavvuf alanında yüksek lisans yapmak isteğiyle kendisine ulaşanlar olduğunu, 2019 yılı Nisan ayında Temel İslam Bilimleri alanında Doçent unvanına layık görüldüğünü, o tarihten bugüne 4-5 defa Tasavvuf A.B.D. için doçent kadrosu talebinde bulunduğunu, birçok kadroya olumlu cevap verilmesine karşın kendisine cevap verilmediğini, Rektör Yardımcısı tarafından; kadro alabilmesi için Dekanıyla iyi geçinmesi gerektiği, onun talebiyle başlayan sürecin ilerlemesi için ona muhtaç olduğu, Fakülteyi üniversite teamüllerine aykırı olarak yönetmesinin onun tercihi ve bunun da bir yönetim olduğunun ifade edildiğini, maruz kaldığı ayrımcı, ötekileştirici ve baskıcı tavrı Rektörlüğe mesaj/e-posta/şikayet dilekçesi ile iletmesine rağmen kendisine karşı olan tavrın değişmediğini, maruz kaldığı muamele nedeniyle işine tam olarak odaklanamadığını, kadro talebine ve dilekçelerine kanuni süreler içerisinde cevap verilmiyor olmasıyla maruz kaldığı mobbingin görünür olduğunu ifade etmiş olup , ........... ve tarafından benimsenen tutumun incelenerek gerekli müeyyidelerin uygulanmasını talep etmektedir.

İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

Kurumumuzun 17/08/2021 tarihli ve -S. sayılı yazısına istinaden ,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,Üniversitesi Rektörlüğü Hukuk Müşavirliği tarafından Kurumumuza gönderilmiş olan 16/09/2021 tarihli ve E- sayılı yazı ve eklerinde özetle;

İlahiyat Fakültesi yeni kurulan bir Fakülte olduğundan Teknoloji Fakültesi binasında hizmet verdiği, Fakülteye atandığında başvuranın geçici olarak bir öğretim elemanının yanına oturmasının sağlandığı, yeni elemanlar göreve başladıkça odalarda iyileştirmeler yapıldığı, odalarda dört kişi oturulurken sayının iki kişiye düşürüldüğü, daha sonra başvuranın Teknoloji Fakültesi tarafından Fakülteye verilen bir odaya alındığı, Teknoloji Fakültesinin asma katının kendilerine tahsisi üzerine tüm hocaların odalarının yeniden planlandığı, sonraki süreçte emekli olan bir öğretim elemanının odasına kendi isteğiyle geçtiği, oda değişiminde kasıt olmadığı,

Üniversite mevzuatında yer alan Dr. Öğretim Üyesi olarak maaş karşılığı 10 saat dersini doldurmadığı için başvurana seçmeli dersler verilmesi gerektiği, Dekanlığın her öğretim üyesinin maaş karşılığını doldurması ve gerekirse ders açığı varsa 10 saatin üzerine 6 saat daha vermek yetkisine ve sorumluluğuna sahip olduğu, başvuranın 6 saat derse girerek ve başka ders istemeyerek maaş karşılığını doldurmaksızın görev yapmak istediği,

Üniversite Yüksek Lisans Yönetmeliğinde yüksek lisans tez danışmanlığı görevinin çerçevesinin belli olduğu, yüksek lisans öğrencilerinin gerek ders seçimini gerekse Yüksek Lisans Tezi almak için öğretim üyesi seçimini diledikleri gibi yapabilecekleri, Dekanlık ve Rektörlük tarafından öğrenciye hangi dersi alacağının söylenemeyeceği ve resen tez danışmanı atanamayacağı,

Başvuran tarafından "Mevtana ve Mesnevi" adında seçmeli bir ders açılmasının talep edildiği, konunun Rektörlüğe iletildiği ve Senatodan geçen dersi başvuranın vermekte olduğu, "Değerler Eğitimi" dersinin Senatodan geçtiği, dersin doğrudan tasavvuf ile ilgili bir ders olmadığı, genel bir ders olan bu dersin diğer fakültelerin öğrencilerince de seçilebildiği, Fakültede 10 bilim dalında hiç öğretim elemanı olmadığı, bu alanların derslerinin müsait olan Fakülte öğretim elemanlarının yanı sıra Eğitim Fakültesinden öğretim elemanı görevlendirilmek suretiyle doldurulmakta olduğu, “Dinler Tarihi” dersinin bir dönem başvurana verildiği, ders verilirken hocaların görüşlerinin mutlaka alındığı,

Doç. Dr. ile arasında sözlü bir münakaşa yaşandığı, iki tarafın da birbirinden şikâyetçi olduğunu belirten dilekçe verdiği, bahse konu iddiaların araştırılması amacıyla 06/09/2021 tarihli yazıyla inceleme başlatıldığı, Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. ................................................... incelemeci olarak görevlendirildiği,

Rektör Yardımcısının “Fakülte yeni kuruldu, sorunları olur, Dr. Öğretim Üyesisin, gençsin, arkadaşlarınızla uyumlu olup Dekan Hocaya yardımcı ol, Hocanız çok tecrübeli bir insan farklı bir kurumdan yeni geldi. Üniversitelerde Fakülteyi Rektör adına Dekan yönetir, yönetim tarzı vardır, sorunlarını önce kendisiyle çözmeye çalış" şeklindeki teskin sözlerinin başvuran tarafından bağlamından koparılarak farklı zeminde yorumlandığı,

Başvuran için Rektörlükten doçentlik kadrosu talep edildiği, başvuranın sürekli sözlü ve yazılı eleştiri/şikâyetlerde bulunduğu, başvurana yönelik herhangi bir hasmane tutum veya mobbing uygulanması vb. durum olmadığı

açıklamalarına yer verilmiştir.

İlgili Mevzuat

2709 sayılı T.C. Anayasası'nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun;

“Rektör” başlıklı 13 üncü maddesinin (b) fıkrasında “Görev, yetki ve sorumlulukları:

Üniversite kurullarına başkanlık etmek, yükseköğretim üst kuruluşlarının kararlarını uygulamak, üniversite kurullarının önerilerini inceleyerek karara bağlamak ve üniversiteye bağlı kuruluşlar arasında düzenli çalışmayı sağlamak,

Her eğitim - öğretim yılı sonunda ve gerektiğinde üniversitenin eğitim öğretim, bilimsel araştırma ve yayım faaliyetleri hakkında Üniversitelerarası Kurula bilgi vermek,

Üniversitenin yatırım programlarını, bütçesini ve kadro ihtiyaçlarını, bağlı birimlerinin ve üniversite yönetim kurulu ile senatonun görüş ve önerilerini aldıktan sonra hazırlamak ve Yükseköğretim Kuruluna sunmak,

Gerekli gördüğü hallerde üniversiteyi oluşturan kuruluş ve birimlerde görevli öğretim elemanlarının ve diğer personelin görev yerlerini değiştirmek veya bunlara yeni görevler vermek,

Üniversitenin birimleri ve her düzeydeki personeli üzerinde genel gözetim ve denetim görevini yapmak,

Bu kanun ile kendisine verilen diğer görevleri yapmaktır...”,

“Dekan” başlıklı 16 ncı maddesinin (b) fıkrasında “Görev, yetki ve sorumlulukları:

Fakülte kurullarına başkanlık etmek, fakülte kurullarının kararlarını uygulamak ve fakülte birimleri arasında düzenli çalışmayı sağlamak,

Her öğretim yılı sonunda ve istendiğinde fakültenin genel durumu ve işleyişi hakkında rektöre rapor vermek,

Fakültenin ödenek ve kadro ihtiyaçlarını gerekçesi ile birlikte rektörlüğe bildirmek, fakülte bütçesi ile ilgili öneriyi fakülte yönetim kurulunun da görüşünü aldıktan sonra rektörlüğe sunmak,

Fakültenin birimleri ve her düzeydeki personeli üzerinde genel gözetim ve denetim görevini yapmak,

Bu kanun ile kendisine verilen diğer görevleri yapmaktır.”,

.......................................Üniversitesi Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliğinin;

“Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde “(1) Bu Yönetmelikte geçen;. ı) EYK: Enstitü yönetim kurulunu,. ifade eder.”,

“Tez danışmanı atanması” başlıklı 8 inci maddesinde “(1) Tezli yüksek lisans programında, EABDB/EASDB her öğrenci için Üniversitenin kadrosunda bulunan bir tez danışmanını en geç birinci yarıyılın sonuna kadar; öğrencinin danışmanıyla beraber belirlediği tez konusunu da en geç ikinci yarıyılın sonuna kadar enstitüye önerir. Tez danışmanı ve tez konusu EYK onayı ile kesinleşir.

Tez danışmanı, Senatonun belirleyeceği niteliklere sahip öğretim üyeleri arasından seçilir. Üniversitede belirlenen niteliklere sahip öğretim üyesi bulunmaması halinde Senatonun belirlediği ilkeler çerçevesinde EYK tarafından başka bir yükseköğretim kurumundan öğretim üyesi danışman olarak seçilebilir. Tez çalışmasının niteliğinin birden fazla tez danışmanı gerektirdiği durumlarda atanacak ikinci tez danışmanı, Üniversite kadrosu dışından en az doktora derecesine sahip kişilerden olabilir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde hazırlanan “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

............................................. Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde Doçent unvanıyla görev yapmakta olan başvuran, kendisine mobbing uygulandığından bahisle hususun incelenmesini talep etmektedir. (§1).

Başvuran tarafından; haberi olmadan ve bilmediği gerekçeyle üç defa odasının değiştirildiği, seçmeli derslerin arttırılması ve ders açma taleplerinin kabul edilmediği, üç yıldır hiç tez danışmanlığı yapmadığı, Tasavvuf A.B.D. için doçent kadrosu talebine cevap verilmediği ve mobbinge maruz kaldığı iddialarında bulunulmuştur. İdare tarafından ise (§2); konuya ilişkin açıklamalarda bulunularak başvurana yönelik herhangi bir hasmane tutum veya mobbing uygulanması gibi bir durum olmadığı ifade edilmiştir.

Ayrıca, dosya kapsamından;

.......................... Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Fakülte Yönetim Kurulunun 10/10/2019 tarihli ve numaralı kararı ile Tasavvuf Anabilim Dalında 1 adet Doç. Dr. kadro talebinde bulunulduğu ve talebin Rektörlüğe sunulduğu,

Yüksek lisans öğrencilerinin 2019, 2020 ve 2021 yıllarına ilişkin proje ve tez danışmanı taleplerini içeren 18 adet dilekçeden, 2020 yılında başvuranın iki tezsiz yüksek lisans öğrencisi tarafından tercih edilmiş olduğu,

Başvuranın 15/10/2019 tarihli dilekçesine istinaden Prof. Dr. iddialarla ilgili istenen açıklamalar ve ulaşılan bilgiler ışığında inceleme ve soruşturma açılmasına yer olmadığına karar verildiğinin 13/11/2019 tarihli yazıyla başvurana bildirildiği,

Doç. Dr. ile Doç. Dr. karşılıklı dilekçelerinde yer alan iddialar hakkında başlatılan ve Prof. Dr. görevlendirildiği incelemenin tamamlandığının, inceleme sonucunda adli/idari soruşturma başlatılmasına yer olmadığına karar verilmiş olduğunun 08/11/2021 tarihli yazıyla başvurana bildirildiği anlaşılmıştır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) ve Çözüm Önerileri Komisyon Raporu’nda (https://acikerisim.tbmm.gov.tr/bitstream/handle/11543/2800/kad%c4%b1n erkek f%c4%b1rsat e%c5%9fitli%c4% 9fi kom 6.pdf?sequence=1&isAllowed=y, Erişim:19/11/2021); psikolojik tacize maruz kalan bireylerin, bıktırma, yıldırma, dışlanma, kurumun hizmetlerinden yoksun bırakılma, aşağılanma, izin ve görevlendirilmelerde yararlandırılmama, zorla tayin gibi psikolojik tacize neden olabilecek tutum ve davranışlara maruz kalabildikleri; bir olguya işyerinde psikolojik taciz diye bakabilmek için davranışların ayda birkaç kez tekrarlanması, birbiri ardına birtakım evreler içinde geçmiş olması, uzun süre devam etmesi ve davranış tarzlarının kişiye kötü muamele şeklinde olması gerektiği, en azından kasıtlılık, süreklilik ve sistemlilik niteliklerini taşıması gerektiği belirtilmiş, mobbinge neden olabilecek idari işlemler ise; geçici görevlendirme (görev yeri değişikliği), mesleğin (unvanın) gerektirdiği görevleri vermeme, atama (atamama) özlük haklarının yerine getirilmemesi, disiplin soruşturması açılması olarak sayılmış, mobbinge maruz kalan kişilerin gördükleri zararın büyüklüğü ve etkisiyle, işlerini yapamaz duruma geldikleri ifade edilmiştir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 16/09/2014 tarihli ve E.2014/18743, K.2014/24185 sayılı Kararında (https://www.corpus.com.tr/#!/Yargitay, Erişim: 19/11/2021); mobbingde hedef alınan kişinin; şerefine, kişiliğine, karakterine, inancına, değerlerine, yeteneklerine, tecrübelerine, birikimlerine, düşüncelerine, etnik kökenine, yaşam biçimine, kültür ve benzeri yönlerine topluca bir saldırının söz konusu olduğu, bu saldırının; dedikodu ve söylenti çıkarma, iftira atma, toplum önünde küçük düşürme, hafife alma, karalama, kötüleme ve yok sayma gibi kişiyi zihinsel, ruhsal, fiziksel ve bedensel olarak etkileyebilecek eylemlerle yapıldığı, süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla sık sık tekrarlanmayan, ara sıra münferit olarak meydana gelmiş birkaç haksız, kaba, nezaketsiz veya etik dışı davranışın mobbing olarak nitelendirilemeyeceği değerlendirmesinde bulunulmuştur.

Anayasa Mahkemesinin 10/03/2016 tarihli ve 2013/6235 başvuru numaralı kararında “... ulusal ve uluslararası düzenlemeler ve yargı kararları dikkate alındığında mobbing (psikolojik taciz) kavramının, belirli bir veya birden fazla çalışanı hedef alan, sürekli ve sistematik şekilde yapılan, fiziksel olmayan, psikolojik taciz biçimini ifade ettiği; bu tacize yol açan tehdit, şiddet, aşağılama, hakaret, ayrımcılık, ağır eleştiri, taciz ve çalışma şartlarını ağırlaştırma gibi eylemlerin tek tek değil kümülatif olarak ele alınarak değerlendirilmesi, bu davranışların toplamının, bireyin kişilik haklarına, onur ve haysiyetine ya da sağlığına zarar verici nitelikte olması gerektiği anlaşılmaktadır. Bir iş yerinde tüm çalışanlara yönelik alınan tedbir ya da talimatların, belli kişi ya da kişilerin kişilik haklarını hedef almadığı durumlarda mobbing olarak nitelendirilmediği, süreklilik göstermeyen, ara sıra münferit olarak meydana gelmiş birkaç haksız, kaba, nezaketsiz veya etik dışı davranışın mobbing olarak adlandırılamayacağı görülmektedir. Söz konusu davranışların, kişi üzerindeki etkileri önem taşımakla birlikte bireyin kişilik haklarına, onur ve haysiyetine ya da sağlığına zarar verici nitelikte olup olmadığı yönünden objektif kriterlere göre değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bunun yanı sıra, mobbing kavramının işyeri ve mesleki yaşamla ilişkili bir olguyu ifade etmesi nedeniyle mağdurun işi ya da mesleğine ilişkin olumsuz sonuçların ortaya çıkmış olması, bu sonuçların iş ortamının kötüleşmesi, çekilmez hal alması veya tamamen işin veya mesleğin bırakılması sonucunu doğurması şartının da araştırılması gerektiği anlaşılmaktadır.

Kural olarak psikolojik tacize maruz kaldığını ileri süren başvurucuların bu iddialarını yeterli ve ikna edici açıklamalar ve delillerle ispat etmeleri gerekir. Bununla beraber, psikolojik tacizi kanıtlamak kolay değildir. Bu yüzden, başvurucuların kendilerine yönelik sistematik ve süreklilik arz eden şekilde psikolojik tacize yol açan muamele yapıldığını hukuka uygun her türlü delille ispatlamaları mümkündür. Bunun ispatlanması durumunda, bu şekildeki muamelenin var olmadığını veya haklı sebeplere dayandığını ispat yükü muameleyi gerçekleştiren kamu makamlarına geçecektir.” değerlendirmelerine yer verilmiştir.

Başvuruda iddia edildiği şekilde mobbingin var olabilmesi için kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri durumların olması gerekmektedir. Bu kapsamda; başvuranın iddiaları üzerine idare tarafından hareketsiz kalınmayarak incelemeler başlatıldığı, İlahiyat Fakültesine Teknoloji Fakültesi tarafından oda/kat tahsisi sürecinde yer değişikliklerinin olabileceği, tüm hocaların odalarının yeniden planlanması ve yer değişikliği sürecinden başvuranın haberdar olmadığının söylenemeyeceği, Tasavvuf Anabilim Dalında 1 adet Doç. Dr. kadro talebine kayıtsız kalınmayarak değerlendirme sonrası Rektörlüğe iletildiği, başvuranın kendisine mobbing uygulandığı konusunda ilk görünüş ispatı olarak nitelendirilen yeterli ve ikna edici deliller ortaya konamadığı hususları ile idare tarafından yapılan açıklamalar da dikkate alınarak, idare tarafından başvuranın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi gibi kötü muameleye tabi tutulduğu, ayrıca idarenin kasıtlı olarak işlem yaptığı yönünde bir veriye dosya kapsamında rastlanamamıştır.

Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; yukarıda açıklanan nedenlerle dosya kapsamından, başvurana sistematik ve kasıtlı olarak mobbing uygulandığına ilişkin bir tespit yapılamamıştır.

iyi Yönetim ilkeleri Yönünden Değerlendirme

İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin "İyi yönetim ilkeleri" başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuru kapsamında Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, ancak başvurana cevaben düzenlenen yazılarda hangi sürede ve hangi mercie başvurulabileceği gösterilmediğinden “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uyulmadığı tespitiyle idareye, bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.

HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Bolu İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.

KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE,

Kararın BAŞVURAN ile .................... ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE tebliğine

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

Güncelleme Tarihi: 04 Şubat 2022, 21:32
YORUM EKLE