Belediyelere Ait Sayıştay Raporlarında Denetçilerce Tespit Edilen Hatalar (3)

Belediye Denetiminde Tespit Edilen Hatalar Daha önce birinci ve ikinci bölüml

Belediyelere Ait Sayıştay Raporlarında Denetçilerce Tespit Edilen Hatalar (3)

Belediye Denetiminde Tespit Edilen Hatalar


Daha önce birinci ve ikinci bölümlerini yayımladığımız rapor maddelerinin bugün son bölümünü yayımlıyoruz.Önceki yayımlamış olduğumuz haberlerin linkleri aşağıda yer almaktadır.


Belediyelere Ait Sayıştay Raporlarında Denetçilerce Tespit Edilen Hatalar (1)


Belediyelere Ait Sayıştay Raporlarında Denetçilerce Tespit Edilen Hatalar (2)


Diğer güncel makalelerimizden haberdar olmak için Facebook Grubumuza üye Olabilirsiniz.


BULGU 46:


Billboardlar İle Otobüslere Alınan Reklamlar İçin İlan Ve Reklam Vergisi Alınmaması


Yapılan incelemede belediye’nin bilboardlar ile belediye otobüslerine alınan ilan ve reklamlar için ilan ve reklam vergisinin alınmadığı görülmüştür.


2464 sayılı belediye gelirleri kanunu'nun 12 nci maddesinde belediye sınırları ile mücavir alanları içinde yapılan her türlü ilan ve reklamın, ilan ve reklam vergisine tabi olduğu, 13 üncü maddesinde, ilan ve reklam vergisinin mükellefinin, yurt dışından gönderilen ilan ve reklamlar dahil olmak üzere, ilan ve reklamı kendi adına yapan veya yaptıran gerçek veya tüzelkişiler olduğu, ilan ve reklam işlerini mutat meslek olarak ifa edenlerin, başkaları adına yaptıkları ilan ve reklamlara ait vergileri mükellefler adına ilgili belediyeye yatırmaktan sorumlu oldukları, 16 ncı maddesinde, vergiye tabi ilan ve reklamlarda, ilan ve reklam işinin mükellefçe yapılması halinde ilan veya reklam işinin yapılmasından önce mükellef tarafından, ilan ve reklam işinin bu işi mutad meslek olarak ifa edenler tarafından yapılması halinde ise ilan ve reklam işini yapanlarca ilan veya reklamın yapıldığı ayı takip eden ayın 20 nci günü akşamına kadar verilecek beyanname üzerine, tarh ve tahakkuk ettirileceği, ilan ve reklam vergisinin beyanname verme süresi içinde ödeneceği hüküm altına alınmıştır. ….. Belediyesi’ne ait bilboardlar ile belediye otobüslerine reklam alınma işlemi belediyenin bizzat kendisi tarafından yapılmaktadır. Ancak ilan bedelleri alınmış olmasına rağmen ilan ve reklam vergisi tahakkuk ve tahsili yapılmamıştır. 2464 sayılı kanun hükümleri gereğince mükelleflerce ilan veya reklam işinin yapılmasından önce verginin ödenmesi gerekmektedir.


Bulgu 47:


Taşınmaz Kültür Varlıklarına Ait Katkı Paylarının İl Özel İdaresine Süresi İçerisinde Beyan Edilip Ödenmemesi


Kurumun 2015 yılı mizanı üzerinde yapılan incelemede, kurumca emlak vergilerinin %10’u nispetinde tahakkuk ettirilen ve emlak vergileriyle birlikte tahsil edilen taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı paylarının 2863 sayılı kanun'un 12 nci maddesinde belirtilen süre içerisinde il özel idaresine beyan edilip ödenmediği görülmüştür. Aynı husus 2014 yılı sayıştay denetim raporunda da yer almasına rağmen hatalı uygulama devam ettirilmektedir. 2863 sayılı kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanunu’nun 12 nci maddesi uyarınca; taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı payı olarak tahsil olunan miktarların, tahsil edildiği ayı takip eden ayın onuncu günü akşamına kadar il özel idarelerine bir bildirim ile beyan edilerek aynı süre içinde ödenmesi gerekmektedir. Söz konusu hatalı uygulama sonucu, kurumun 31.12.2015 tarihli mizanında 362 fonlar veya diğer kamu idareleri adına yapılan tahsilat hesabı olması gerekenden ……. Tl fazla bakiye vermiştir


BULGU 48:


Ambalaj ve Cam Atıklarının Toplanması ve Değerlendirilmesi işleminden Gelir Elde Edilmemesi


Belediye, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 8’inci maddesine dayanılarak hazırlanan Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği'nde kendisine verilen görevleri yerine getirmek maksadıyla 27.08.2014 tarihinde cam atıklarının toplanmasını kapsayan bir sözleşme; 01.11.2013 tarihinde de ambalaj atıklarının toplanmasını kapsayan bir protokol imzalamıştır. Ancak Belediyenin söz konusu firmalara verdiği imtiyaz hakkı karşılığında herhangi bir gelir elde etmediği tespit edilmiştir. 5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediyenin yetkileri ve imtiyazları”nı düzenleyen 15’inci maddesinin (g) fıkrasında; “Katı atıkların toplanması, taşınması, ayrıştırılması, geri kazanımı, ortadan kaldırılması ve depolanması ile ilgili bütün hizmetleri yapmak ve yaptırmak” belediyenin yetki ve imtiyazları arasında sayılmaktadır. Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği’nin 9’uncu maddesinde; ambalaj atıklarıyla ilgili olarak belediyelere bazı görev ve sorumluluklar verilmiştir. Aynı Yönetmelik'in 24’üncü maddesinin birinci fıkrasında; ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplanmasından 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15’inci maddesine göre belediyelerin sorumlu olduğu belirtilmektedir. Adı geçen Yönetmelik'in 24’üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde; belediyelerin ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplama-ayırma faaliyetini kendisi veya sözleşme imzaladığı çevre lisanslı/geçici faaliyet belgeli toplama-ayırma tesisleri ile gerçekleştireceği, (b) bendinde ise; ambalaj atıklarını kaynağında toplamaayırma faaliyetini kendisi gerçekleştirecek olan belediyelerin toplama ayırma tesisi kurma ve bu tesise çevre lisansı alma zorunluluklarının olduğu belirtilmiştir. Edirne Belediyesi cam atıklarının kaynağında ayrı toplama-ayırma faaliyetini 27.08.2014 tarihinde imzaladığı üçlü sözleşmeye göre; ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplama-ayırma faaliyetini ise 01.11.2013 tarihinde imzaladığı protokol hükümlerine göre yerine getirmektedir. Ambalaj atıklarının toplanması konusunda bazı kuruluşlar yetkili kılınmışlardır. Bu kuruluşlar da ambalaj atıklarının toplanmasında imtiyaz sahibi Şirketlerden hizmet alımı yapmakta ve bedelini düzenlenen fatura karşılığında söz konusu Şirketlere ödemektedir. Söz konusu Şirketlere ambalaj atığı toplama imtiyazı belediyeler tarafından, yapılan üçlü sözleşme ile verilmektedir. Ancak yapılan incelemede, Edirne Belediyesi tarafından söz konusu imtiyaz hakkı verilmesi karşılığında, herhangi bir bedel alınmadığı tespit edilmiştir. Ambalaj atıkları ve cam atıklarının toplanması konusunda imtiyaz devrinin, Belediyece 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu hükümleri çerçevesinde açılacak ihale yoluyla, en yüksek bedeli ödemeyi kabul eden firmaya verilerek gerçekleştirilmesi gerekmektedir.


BULGU 49:


Temsil ve Ağırlama Giderlerinin Ödenmesinde İlgili Mevzuat Hükümlerine Uyulmaması

…………. Belediyesi’ni ziyarete gelen yerli ve yabancı misafirlerin temsil ve ağırlama giderleri için yapılan harcamalarda Mahalli İdareler Harcama Belgeleri Yönetmeliği’ne göre eklenmesi gerekli olan belgelerin eklenmediği ve harcamaların kapsamının belirtilmediği tespit edilmiştir. Mahalli İdareler Harcama Belgeleri Yönetmeliği’nin “Temsil, ağırlama, tören, fuar ve tanıtma giderleri” başlıklı 37 inci maddesinde; “yabancı konuk ve heyetlerin ağırlanması amacıyla görevlendirilecek personel ve ilgili yönetmeliklere göre görevlendirilecek mihmandarlar tarafından yapılan temsil ve ağırlama giderlerinin ödenmesinde; Mihmandar Hesap Cetvelinin (Örnek: 26) ödeme belgesine ekleneceği ve ziyafete ilişkin temsil ve ağırlama giderlerinin ödenmesinde alınacak harcama talimatında, davetli ve misafirlerin sayısı ile mihmandarın yapacağı harcamaların neleri kapsayacağının belirtileceği” hükmü yer almaktadır. Buna rağmen ödeme emri belgelerine Mihmandar Hesap Cetvelinin eklenmediği görülmüştür. Ayrıca belirli tarih aralığında yapılmış olan harcamalarda davetli ve misafirlerin sayısı ile mihmandarın yapacağı harcamaların neleri kapsayacağı belirtilmeden genel bir Şekilde ödemeler yapılmıştır. Yerli ve yabancı misafirlerin temsil ve ağırlama giderleri için yapılan harcamalarda Mahalli İdareler Harcama Belgeleri Yönetmeliği’ne göre eklenmesi gereken belgelerin eklenerek mihmandarın yapacağı harcamaların neleri kapsayacağının belirtilmesi gerekmektedir.


BULGU 50:


 Belediye başkanı ve Belediye Encümenine Kiralamalar Konusunda Mevzuata Aykırı şekilde Yetki Devri Yapılması

Kurum tarafından gerçekleştirilen kiralama işlemlerinin incelenmesi neticesinde; Belediye Meclisine ait olan bir yetkinin sınır ve kapsamı belirtilmeden genel nitelikteki ifadelerle Belediye başkanı ve Belediye Encümenine devredildiği, Belediye Encümeni tarafından da söz konusu yetkiye istinaden üç yılın üzerinde kiralama işlemleri gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanunu‟nun “Meclisin Görev ve Yetkileri” başlıklı 18‟inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde “belediye taşınmazlarının üç yıldan fazla kiralanması karar vermek” belediye meclisinin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. Aynı Kanun‟un “Encümenin Görev ve Yetkileri” başlıklı 34‟üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde ise üç yıla kadar olan kiralamalarda söz konusu yetkinin Encümende olduğu hükme bağlanmıştır. …………..Belediye Meclisinin 06.01.2015 tarih ve 2015/21 sayılı Kararı‟nda aynen: “İlimizin muhtelif yerlerindeki belediyemize ait tüm taşınmazların bulunduğu konum ve şartlara göre 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu’nun hükümlerine göre 10 yıla kadar (10 yılı geçmemek kaydıyla) kiraya verilmesi hususunda Belediye Başkanına ve Belediye Encümenine yetki verilmesine, oyçokluğuyla karar verildi” ifadelerine yer verilerek sınır ve kapsamı belli olmayan genel nitelikte bir yetki devri yapılmıştır. Bu Karara istinaden Belediye Encümeni tarafından 2015 yılında kiralama süresi üç yılın üzerinde olan yüzün üzerinde kiralama işlemi gerçekleştirilmiştir. İdari makamlarca kullanılan yetkiler kaynağını kanunlardan alırlar. Kanuni dayanağı olmadan yetki kullanılamayacağı gibi kanuni dayanağı olmadan söz konusu yetkiler de devredilemez. Kamu hukukuna göre kanunla bir makam veya organa verilen yetkilerin bu makam veya organca başka bir makam veya organa devri ancak kanunla izin verilmesi durumunda mümkündür. Bu kurala uymadan yapılan devirler yetki tecavüzüdür ve bu devirler sonucu yapılan her türlü tasarruf yetki yönünden sakattır. Birçok yargı kararında da söz konusu husus incelenmiş ve usulüne uygun yapılmayan devirler sonucu alınan kararlar yargı mercilerince iptal edilmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanunu‟nda belediye organlarının yetki ve görevleri sayılmış, 42‟nci maddesinde belediye başkanının, görev ve yetkilerinden bir kısmını uygun gördüğü takdirde, yöneticilik sıfatı bulunan belediye görevlilerine devredilebileceği hüküm altına alınmıştır. Başkanın yetki devrine ilişkin Kanun‟da hüküm bulunmasına karşın belediye meclisi ve belediye encümenine verilen yetkilerin devredilebileceğine ilişkin herhangi bir hükme yer verilmemiştir. Bu nedenle Kanun‟da açıkça Meclisin yetkileri arasında sayılan “taşınmazların üç yıldan fazla kiralanmasına karar verme” yetkisi kural olarak devredilemez bir yetkidir. Belediye meclisine ait Kanun‟da tanımlanan yetkiler her ne kadar kural olarak devredilemez ise de çeşitli yargı kararlarında belediye meclisinin ayda bir kez toplanabilecek olması ve meclisin yüklendiği görevlerin etkin ve süratli bir Şekilde yerine getirilmesi gerekliliği karşısında bazı yetkilerini sınır ve kapsamı açıkça belirtilmek Şartıyla devredebileceği ifade edilmiştir. Yargı kararları ile yetki devri kabul edilmiş olmakla birlikte aynı kararlarda söz konusu devrin, ancak yasanın açık bir biçimde buna izin vermesi, sınır ve kapsamının ayrıntılı bir Şekilde açıklanması halinde mümkün olabileceği hüküm altına alınmıştır. Mesela Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.05.1999 tarih ve 1999/1-282 E., 1999/302K. Sayılı Kararı‟nda “belediye başkanınca veya belediye encümenince uygun görülen taşınmazların satışına" Şeklindeki genel nitelikte olan ve yetki devri anlamına gelen kararların hukuki sonuç doğurmayacağı ve geçerli kabul edilemeyeceğini belirtmiş, belediye meclis kararlarına satılacak taşınmazların ada ve parsel numaraları, mevki ve yüzölçümleri ile raice uygun tahmini bedellerin yazılması gerektiği ifade edilmiştir. Danıştay 13. Dairesinin 15.10.2008 tarih ve E. 2008/3526, K. 2008/6807 sayılı Karar‟ında ise Kanun‟la belediye meclisine verilen ve kural olarak devredilemeyen yetkilerin, yasanın açık bir biçimde buna izin vermesi halinde, sınır ve kapsamı açıkça belirtilerek devredilebileceğinin tartışmasız olduğu belirtilmiştir. Karar‟da ayrıca tüm taşınmazların satışı konusunda yapılan yetki devrinin, sınırları açıkça belirlenen bir yetki devri niteliği taşımadığı, belediyeye ait tüm taşınmazların satışı konusunda her türlü kararı alabilmeye yönelik yetki devrinin yetkinin sınırlarının belirlenmesi suretiyle devredilmesi ilkesi ile amaçlanan hukuki ve kamusal yararı aşar nitelikte olduğu hüküm altına alınmıştır. Yukarıda yer alan açıklamalar doğrultusunda; Kanun‟la belediye meclisine verilen yetkiler Kanun‟da devre ilişkin bir hüküm olmadığından kural olarak devredilemez niteliktedir. Yargı kararlarında zorunlu durumlarda devre ilişkin işlemler kabul edilmiş ancak devirlerde sınır ve kapsam ile ada, parsel, mevki, yüzölçümü ve tahmini bedel gibi ayrıntıların yer alması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Söz konusu ayrıntılara yer verilmeyen devirler sonrası yapılan işlemler yargı mercilerince iptal edilmiştir. Elazığ Belediye Meclisince taşınmazların üç yıldan fazla kiralanması konusunda Belediye başkanı ve Belediye Encümenine yapılan yetki devri, kanunda yapılabileceğine ilişkin hüküm bulunmayan, sınır ve kapsamı belli olmayan, ayrıntıları açıklanmamış bir yetki devridir. Karar‟da “İlimizin muhtelif yerlerindeki Büfe, Çay Bahçesi, İşyeri, Otopark vb. T.C. taşınmazlar” gibi genel nitelikte ifadelere yer verildiğinden söz konusu yetki devri geçerli değildir ve hukuki sonuç doğurmaz. Dolayısıyla mezkûr Karar‟a istinaden yapılan kiralama işlemleri yetki yönünden sakattır ve söz konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmamaktadır


BULGU 51: Üniversitede Okuyan Öğrencilere Ücretsiz geçiş Hakkı Tanınması ve Bu geçişler İçin Özel Halk Otobüslerine Ödemede Bulunulması


Kurum gelir ve emanet hesaplarının incelenmesi neticesinde; Fırat Üniversitesinde okuyan ve ikamet kaydını ………….. İline aldıran öğrencilere toplu taşıma hizmetlerinden ücretsiz yararlanma hakkı verildiği, bu yararlanma karşılığında Belediye tarafından özel halk otobüslerine ödemede bulunulduğu tespit edilmiştir. 4736 sayılı Kamu Kurum ve kuruluşlarının Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri ile Bazı Kanunlarda değişiklik Yapılması Hakkında Kanun‟un 1‟inci maddesinin birinci fıkrasında belediyelerin de içinde bulunduğu kamu kurum ve kuruluşlarınca üretilen mal ve hizmet bedellerinde herhangi bir kişi veya kurum lehine indirimli veya ücretsiz tarife uygulanamayacağı belirtilmiş, 4‟üncü fıkrasında ise öğrenci lehine indirim yapılabileceği hüküm altına alınmıştır. 2015/22 sayılı ……….. Belediye Meclis Kararı ile kabul edilerek uygulamaya konulan Elektronik Ücret Toplama ve Araç Takip Sistemi Uygulama Yönetmeliği‟nin 5‟inci maddesinde “Öğrenci Kartı” sahiplerinin toplu ulaşımdan indirimli faydalandırılacağı belirtilmiş, üniversite öğrencileri de “Öğrenci Kartı” alabilecek kişiler arasında sayılmıştır. 15.12.2014 tarih ve 2014/2442 sayılı Encümen Kararı ile Fırat Üniversitesinde eğitim gören öğrencilerden ikametgâhı Elazığ ilinde olanların özel halk otobüslerinden ücretsiz faydalanmasına karar verilmiş, bu kapsamda özel halk otobüslerine her bir öğrenci için aylık 60 binişten fazla olmamak kaydıyla ücret ödeneceği belirtilmiştir. 2015 yılı boyunca söz konusu uygulamanın devam ettiği, mezkûr öğrencilerin özel halk otobüslerinden faydalandığı, Belediye tarafından da özel halk otobüslerine bu kapsamda ……… TL ücret ödendiği görülmüştür. Ayrıca hiçbir Meclis ve Encümen Kararı olmamasına rağmen bu öğrencilerin Belediye tarafından işletilen otobüslerden de ücretsiz faydalandırıldığı ve 2015 yılında toplam ……… kez ücretsiz geçiş yapıldığı belirlenmiştir. 4736 sayılı Kanun‟un dördüncü fıkrasında belediyelerin öğrenci kartı sahiplerine indirim uygulamaya yetkili olduğu belirtilmiş, yedinci fıkrasında ise ilgili kurumlar ile yetki verilen özel Şahıs ya da Şirketlerin ücretsiz ve indirimli seyahat hakkının kullanılması ile ilgili gerekli tedbirleri alması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Zaten toplu taşıma hizmeti sunan kurum, Şirket ve Şahıslar bu gibi hususları bilerek ve kabul ederek toplu taşıma hizmetini sunma talebinde bulunmakta, hat kiralamakta ve sözleşme imzalamaktadırlar. Her ne kadar Belediye öğrenciler için indirimli tarife belirlemeye yetkili ise de öğrenciler arasında ayrım yapmaya, bazı öğrencilere indirimli bazı öğrencilere ücretsiz tarife belirlemeye yetkisi bulunmamaktadır. Nitekim benzer bir olayda danıştay 8. Dairesi 2010/8218 E. Ve 2014/4984 K. Sayılı Kararı‟nda belediyenin öğretmenler hakkında indirimli tarife belirleyebileceğine ancak öğretmenler arasında ayrım yapamayacağına hükmetmiştir. Öte yandan, yapılan işlemin sosyal yardım kapsamında olduğunu kabul etmek de mümkün değildir. Zira 5393 sayılı Belediye Kanunu‟nun “Belediyenin Giderleri” başlıklı 60‟ncı maddesinde “Sosyal Hizmet ve Yardımlar” belediye giderleri arasında sayılmış, ancak bu gider için “Dar gelirli, yoksul, muhtaç ve kimsesizler ile engellilere yapılacak…” ifadesi ile söz konusu yardımların genel Şartları belirtilmiştir. Dolayısıyla dar gelirli, muhtaç veya ihtiyaç sahibi olup olmadığına bakılmaksızın, öğrencilerden bir kısmına böyle bir yardımın sosyal yardım kapsamında yapılması mümkün değildir. Belediye Kanunu‟nda öğrenciler için yapılacak yurt ve sporda başarı gösteren öğrencilere verilecek ödüllerden bahsedilmiş, yükseköğrenim öğrencilerine yapılacak yardım, burs, kredi gibi hususlara Kanun‟da yer verilmemiştir. Ayrıca 5102 sayılı Yüksek Öğrenim Öğrencilerine Burs Verilmesine ilişkin Kanun‟un 2‟nci maddesinin birinci fıkrasında, yurt içinde yükseköğrenim gören öğrencilere Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu tarafından burs ve kredi verilebileceği belirtilmiş, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının yükseköğrenim öğrencilerine burs, kredi ve nakdî yardım adı altında herhangi bir ödeme yapamayacakları hüküm altına alınmıştır. Söz konusu Kanun ilk yayımlandığında maddede “belediyeler hariç” ifadesine yer verilmişken, bu ibare, Anayasa Mahkemesi‟nin 20/11/2008 tarih ve E.: 2004/24, K.: 2008/165 sayılı Kararı ile iptal edilerek belediyelerin de bu öğrencilere yardım yapamayacağına hükmedilmiştir. Kanun‟un genel. Gerekçesinde kamu kurumları tarafından yükseköğrenim öğrencilerine yapılan yardımların mükerrerlik oluşturduğu, bu nedenle daha fazla ihtiyaç sahibi öğrenciye yardım yapılamadığı, bu hizmetlerin tek elden yürütülmesinin daha doğru bir yaklaşım olacağı belirtilmiştir. Toplu taşıma hizmetlerinde ücret tarifelerini belirlemek belediyelerin yetkisindedir. Belediyeler 4736 sayılı Kanun ve bu Kanun‟a dayanılarak çıkarılan Bakanlar Kurulu kararlarını da dikkate alarak bazı kişiler lehine indirimli veya ücretsiz tarife belirleyebilmektedir. Öğrenciler de bu kapsamda indirimli tarife belirlenebilecek kişiler arasında yer almaktadır. Ancak, bu tarifenin öğrenciler arasında ayrım yapılarak uygulanması mevzuata uygun değildir. Ayrıca, bu tarifelere tüm toplu taşıma operatörlerinin uyması bir zorunluluktur. Bu zorunluluktan dolayı belediye tarafından özel halk otobüslerine ücret ödenmesine veya hizmetin sübvanse edilmesine imkân veren bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle ikametgâhını …..iline aldıran üniversite öğrencilerinin toplu taşıma hizmetlerinden ücretsiz faydalandırılması ve bu kapsamda özel halk otobüslerine ödemede bulunulmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.


BULGU 52:


Basın Kimlik Kartına Sahip Olmayan Basın Mensuplarının Toplu ulaşım Hizmetlerinden Ücretsiz Faydalandırılması


Kurum gelir hesapları ve bu hesaplara ilişkin veri tabanlarının neticesinde; T.C. başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü tarafından verilen “Basın Kimlik Kartı”na sahip olmayan kişilerin de basın mensupları olduğu gerekçesiyle toplu ulaşım hizmetlerinden ücretsiz faydalandırıldığı tespit edilmiştir. 2015/22 sayılı …….. Belediye Meclis Kararı ile kabul edilip uygulamaya konulan Elektronik Ücret Toplama ve Araç Takip Sistemi Uygulama Yönetmeliği‟nin 4‟üncü maddesinde “Basın Mensubu” başbakanlık Basın Kimlik Kartına sahip olan kişiler olarak tanımlanmış, 5‟inci maddesinde ise “Basın Kartı” sahiplerinin toplu ulaşım hizmetlerinden ücretsiz yararlanabileceği hüküm altına alınmıştır. Yönetmelik‟ten sonra kabul edilen 2015/64 sayılı Belediye Meclis Kararı‟nda ise “Basın Kartı” sahipleri ile beraber yerel basında görevli diğer kişilerin de bu haktan faydalanabileceği ifade edilmiş, uygulama da bu yönde tesis edilmiştir. 4736 sayılı Kanun‟un 1‟inci maddesinin birinci fıkrasında belediyelerin de içinde bulunduğu kamu kurum ve kuruluşlarınca üretilen mal ve hizmet bedellerinde herhangi bir kişi veya kurum lehine indirimli veya ücretsiz tarife uygulanamayacağı belirtilmiş, altıncı fıkrasında ise birinci fıkra hükmünden muaf tutulacak kişi veya kurumları tespit etmeye Bakanlar Kurulunun yetkili olduğu ifade edilmiştir. Gerek mezkûr Kanun‟un 4‟üncü maddesinde gerekse de Kanun‟a dayanılarak Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılan 2002/3700 sayılı Karar‟da “basın kimlik kartı” sahiplerine indirim uygulanabileceği hüküm altına alınmıştır. 231 sayılı Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünün teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname‟nin 2‟nci maddesinde “Basın Kartı” düzenlemek Genel Müdürlüğün görevleri arasında sayılmış, bu görev kapsamında çıkarılan Basın Kartı Yönetmeliği‟nde ise basın kartının kimlere verileceği, basın kartı almak isteyenlerin hangi Şartları taşıması gerektiği ayrıntılı bir Şekilde düzenlenmiştir. Yapılan incelemelerde Kurum tarafından Basın kartına sahip olmayan, yerel basın yayın işlerinde çalışan basın mensuplarına da toplu taşımadan ücretsiz yararlanma hakkı tanındığı, bu kapsamda …kişiye “Basın Kartı” adı altında kart verildiği, bu kişilerin 2015 yılında toplam ………kez toplu ulaşımdan ücretsiz faydalandırıldığı tespit edilmiştir. “Basın Kimlik Kartı” diğer adıyla “Sarı Basın Kartı” herkes tarafından basılabilen ve herkes tarafından kullanılabilen bir kart değildir. Hakkında Kanun ve Yönetmelik hükümleri bulunan özel nitelikli bir karttır. 4736 sayılı Kanun ve ilgili Bakanlar Kurulu Kararında muafiyet tanınan kişiler ise tüm basın mensupları değil, başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü tarafından verilen “Basın Kartı”na sahip kişilerdir. Bu kart sahibi haricindeki kişilerin de toplu ulaşımdan ücretsiz faydalandırılması Kurum gelir hesaplarının eksik gösterilmesine neden olmaktadır.


BULGU 53:


Sözleşmeli Personele Ödenen Sosyal Denge Tazminatının Sosyal Güvenlik Kapsamında Prime Esas Kazanca Dâhil Edilmemesi


Sosyal Güvenlik Kurumuna ödenen prim giderlerinin incelenmesi sonucunda; sözleşmeli personele yapılan sosyal denge tazminat ödemelerinin prime esas kazanca dâhil edilmediği, bu suretle işveren ve işçi hisselerinin eksik hesaplandığı tespit edilmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanunu‟nun 49‟uncu maddesinde belediye ve bağlı kuruluşlar tarafından sözleşme ile personel çalıştırılabileceği, bu personel hakkında bu Kanun‟la düzenlenmeyen hususlarda 657 sayılı Kanun‟un 4‟üncü maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilenler hakkındaki hükümlerin uygulanacağı ifade edilmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu‟nun “İstihdam şekilleri” başlıklı 4‟üncü maddesinin (B) bendinde sözleşmeli personel düzenlemesine yer verilmiş, söz konusu bendin son paragrafında sözleşmeli personel hakkındaki usul ve esasların Bakanlar Kurulu Kararı ile belirleneceği hüküm altına alınmıştır. 06.06.1978 tarih ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yukarıda belirtilen Esas ve Usuller düzenlenmiş, söz konusu Esas ve Usullerin 7‟nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 10‟uncu ve 11‟nci maddelerinde sözleşmeli personelin 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu hükümlerine tabi olacakları belirtilmiştir. 31.05.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu‟nun “Sigortalı Sayılanlar” başlıklı 4‟üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların bu kapsamda sigortalı sayılacağı ifade edilmiştir. İçişleri Bakanlığı tarafından sözleşmeli personel istihdamı hakkında çıkarılan B.05.0.MAH.0.71.00.01 sayılı Genelge ile sözleşmeli personel hakkında ayrıntılı açıklamalar yapılmış, Genelge‟nin 7‟inci maddesi ile Belediye ve bağlı kuruluşlarda istihdam edilen sözleşmeli personelin 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu hükümlerine tabi olacağı ifade edilmiştir. Genelge‟de belirtilen aynı hüküm, idare ve personel arasında imzalanan tip sözleşme metnine de derç edilmiştir. Ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından çıkarılan 2009/37 sayılı Genelge‟nin 2.2.9‟uncu maddesinde de 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu‟nun 4‟üncü maddesinin (B) bendi kapsamında geçici olarak sözleşme ile çalıştırılan personelin 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacağı belirtilmiştir. Bu düzenlemelere göre, 5393 sayılı Kanun‟un 49'uncu maddesi kapsamında istihdam edilen sözleşmeli personelin 5510 sayılı Kanun‟un 4‟üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacağı konusunda Şüphe bulunmamaktadır. 5510 sayılı Kanun‟un “Prime Esas Kazançlar” başlıklı 80‟inci maddesinin birinci fıkrasında Kanun‟un 4‟üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançları hakkında açıklamalara yer verilmiş, (a) bendinin (2) numaralı alt bendinde prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakın prime esas kazanç hesabına dahil edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Fıkranın (b) bendinde istisna hükümleri açıklanmış, (c) bendinde ise bu istisnalar dışında her ne adla yapılırsa yapılsın tüm ödemeler ile ayni yardım yerine geçmek üzere yapılan nakdi ödemelerin prime esas kazanca tabi tutulacağı hüküm altına alınmıştır. 5510 sayılı Kanun‟da sayılan ve Kanun‟un yürürlük tarihinden sonra çıkan başka bir Kanun veya Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile getirilen istisnalar dışında sözleşmeli personele yapılan tüm ödemeler prime esas kazanca dahil edilecektir. Belediye ve bağlı kuruluşlarda çalışan sözleşmeli personele temel olarak üç çeşit ödeme yapılmaktadır. Bunlar; sözleşme ücreti, ek ödeme ve sosyal denge ödemesidir. Sözleşme ücretinin prime esas kazanca dahil olduğu konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. 375 sayılı KHK‟nın Ek 9‟uncu maddesi uyarınca ödenen ek ödeme hakkında ise aynı maddenin dokuzuncu fıkrası ile istisna hükmü getirilmiş ve bu ödemenin prime esas kazanç tutarına dahil edilmeyeceği hüküm altına alınmıştır. Sosyal denge tazminat ödemesi 375 sayılı KHK‟nın Ek 15‟inci maddesinde düzenlenmiştir. Ne söz konusu maddede ne de bu maddede atıf yapılan 4688 sayılı Kanun‟un Tilgili maddelerinde bu ödemenin prime esas kazancın tespitinde istisna edildiğine dair bir hüküm mevcuttur. Bu nedenle sözleşmeli personele yapılan sosyal denge tazminatı ödemelerinin prime esas kazancın tespitinde dikkate alınarak prim matrahına eklenmesi gerekmektedir. Kurum hesaplarında yapılan incelemede 5393 sayılı Kanun‟un 49‟uncu maddesi kapsamında istihdam edilen sözleşmeli personele Sosyal Denge Sözleşmesi kapsamında ödeme yapıldığı, ancak bu ödemelerin kişilerin prime esas kazançlarına dahil edilmeyerek prim matrahının düşük gösterildiği görülmüştür. Söz konusu ödemenin prime esas kazanca dahil edilmemesi Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) işçi ve işveren paylarının eksik hesaplanması ve ödenmesine sebebiyet vermiştir


BULGU 54:


Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Payının muhasebeleştirilmesinde 362 Fonlar veya Diğer Kamu İdareleri Adına Yapılan Tahsilat Hesabı Yerine 333 Emanetler Hesabının Kullanılması


….. Belediyesinde kültür ve tabiat varlıklarını koruma payının muhasebeleştirilmesinde 362 Fonlar veya Diğer Kamu İdareleri Adına Yapılan Tahsilat Hesabı yerine 333 Emanetler Hesabı kullanılmaktadır. Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliğinin 241 ve 242‟inci maddeleri gereğince bütçe ile ilişkilendirilmeksizin 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu çerçevesinde İl Özel İdaresi adına yapılan ………-TL'lik tahsilatın 362 Hesabında izlenmesi gerekmektedir. Hatalı bu uygulama neticesinde mali rapor ve tablolarda 333 Emanetler Hesabı ………..-TL fazla değerle yer almıştır.


Bulgu 55: Bütçe Emanetlerinden Finansal Kuruluşlara Temlik Edilen Tutarların 320 Bütçe Emanetleri Hesabından Çıkarılarak 333 Emanetler Hesabına Kaydedilmesi


……….. Belediyesince bütçe gideri yapıldığı halde çeşitli nedenlerle ilgilisine ödenemeyip 320 bütçe emanetleri hesabına kaydedilen tutarlardan bazıları temlik sözleşmesi yapılmak suretiyle finansal kuruluşlara devredilmektedir.yapılan bu tür sözleşmelerle bütçe emanetinin alacaklısı değişmekte ve bu borçlara ait vadeler uzamakta , borcun tutarı değişmemektedir. Yapılan bu hukuki işlemler sonucunda temlik edilen tutarlar 320 bütçe emanetleri hesabından çıkarılmakta ve 333 emanetler hesabına kaydedilmektedir. Mahalli idareler bütçe ve muhasebe yönetmeliğinin 229. Maddesinde 333 emanetler hesabının işleyişi düzenlenmiş olup, bu hesaba alacak kaydedilmesi gereken işlemler açıkça sayılmıştır. Bütçe emanetlerinden temlik edilenlerin bu hesaba kaydedileceğine dair bir düzenleme bu maddede yer almamaktadır. 2015 yıl sonu itibariyle temlik sözleşmesine bağlanmış ve ödemesi yapılmayan toplam ………………. Tutarında bütçe emanetinin,333 emanetler hesabında kayıtlı olduğu tespit edilmiş olup, bu tutarın 333 emanetler hesabı yerine 320 bütçe emanetleri hesabına kaydedilmesi gerektiği düşünülmektedir.


Bulgu 56:


 Yabancı Menşeili Binek Araçların Kiralanması


………. Belediyesi tarafından 2015 yılı için yapılan araç kiralamalarında,yabancı menşeili binek araçların yüklenici tarafından idareye teslim edildiği anlaşılmıştır. 237 sayılı taşıt kanunu’nun 10'uncu maddesinin 5'inci fıkrasında; bu kanuna ekli (1) ve (2) sayılı cetvellerde belirtilenlere tahsis olunan araçlar dışında hibe dâhil, her ne suretle olursa olsun yabancı menşeli binek ve station-wagon cinsi taşıt edinilemeyeceği, yerli muhteva oranı %50'nin altında kalan taşıtların yabancı menşeli sayılacağı, bu oranı artırmaya bakanlar kurulunun yetkili olduğu, hükme bağlanmıştır. 2006/10193 sayılı bakanlar kurulu kararıyla “hizmet alımı suretiyle taşıt edinilmesine ilişkin esas ve usuller” belirlenmiş olup, bu kararın 6'ncı maddesinde, hizmet alımı suretiyle yabancı menşeli binek ve station-wagon cinsi taşıt edinilmesinin kanunun 10'uncu maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen makam ve hizmetler ile sınırlı olacağı karara bağlanmıştır. Söz konusu kanun ve bakanlar kurulu kararına göre; kanuna ekli (1) ve (2) sayılı cetvelde belirtilenlere tahsis olunan araçlar dışında hibe dâhil, her ne suretle olursa olsun yabancı menşeli binek ve station-wagon cinsi taşıt edinilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. ………..ı belediyesi 2015 yılı için araç kiralama hizmet alımı işi için 15.12.2014 tarihinde yapılan ihaleyi alan yüklenici firma teklifinde binek araçlar için fiat linea sağlayacağını belirtmiş ise de; idareden alınan kiralanan taşıt listesinin incelenmesi sonucunda, işin başlangıcında ve devamında 11 adet binek aracı fiat linea marka yerine aşağıdaki tabloda gösterilen araçlar ile ikame etmiş ve bu durum araç teslim tutanaklarına yansıtılmıştır. Tutanaklardaki söz konusu yeni araçların markaları bilim, sanayi ve ticaret bakanlığınca yayınlanan yerli menşeili araçlar listesinde bulunmamakta, dolayısıyla yabancı menşeili binek araç edinememe kuralı ihlal edilmiş bulunmaktadır.


Bulgu 57:


 775 Sayılı Gecekondu Kanunu Gereğince Tahsil Olunan Gelirlerin Ayrı Bir Banka Hesabında Takip Edilmemesi


775 sayılı gecekondu kanunundaki amaçların gerçekleştirilmesi amacıyla kanunun 12 nci maddesinde belirtilen kaynaklardan sağlanacak gelirlerin ilgili belediyelerce açılacak özel hesaplarda toplanarak birer fon teşkil edileceği, aynı kanunun 13 üncü maddesinde, toplanan bu kaynakların hangi amaçlar için kullanılacağı açık bir şekilde belirtilmektedir. Yapılan denetimlerde ………….. belediyesinin bu amaçla herhangi bir banka hesabı açtırmadığı görülmüştür. Gecekondu kanununa göre tahsil edilecek fonlara ilişkin özel bir hesap açtırılmadığından, bu kanuna göre ………… defterdarlık muhasebe müdürlüğü tarafından aktarılan fon payları belediyenin diğer banka hesaplarında takip edilmektedir. Mevzuat gereği gecekondu fon gelirlerinin, belediye tarafından açılacak özel bir banka hesabında izlenmesi gerekmektedir.


Bulgu 58:


Büyükşehir Belediyesi Konukevinin Kurumlar Vergisi İle Katma Değer Vergisi Mükellefiyeti Yönünden Mevzuata Uyulmaması


Büyükşehir belediyesi bünyesindeki konukevinin mevcut yapısı içerisinde kurumlar vergisi ve katma değer vergisi mükellefi olması gerektiği halde mükellefiyetine ilişkin bir işlemde bulunulmadığı görülmüştür. Konukevi, büyükşehir belediye meclisinin 16.09.2011 tarih ve 281 sayılı kararı ile ……………………… idaresinden devralınmış ve tüzel kişiliği olmayan bir kuruluş olup, büyükşehir belediye meclisinin 16.09.2011 tarih ve 282 sayılı kararı ile kabul edilen “büyükşehir belediyesine bağlı konukevini yönetimi ve çalışması hakkında yönetmelik” hükümlerine göre faaliyetlerini sürdürmektedir. Yönetmelik hükümleri incelendiğinde konukevinin yiyecek ve konaklama ile seminer, kongre ve sair resmi toplantı hizmetlerini verebildiği ve buradan kurum personelinin haricinde tüm belde sakinlerinin yararlanabildiği görülmektedir. 5520 sayılı kurumlar vergisi kanunu' nun l inci maddesinde, iktisadi kamu kuruluşları kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış olup, aynı kanun‟un 2 nci maddesinin 3 üncü fıkrasında devlete, il özel idarelerine, belediyelere, diğer kamu idarelerine ve kuruluşlarına ait veya bağlı olup, faaliyetleri devamlı bulunan ve bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları dışında kalan ticari, sınai ve zirai işletmelerin iktisadi kamu kuruluşları olduğu, 6 ncı fıkrasında ise bunların kazanç amacı gütmemeleri, faaliyetlerinin kanunla verilmiş görevler arasında bulunması, tüzel kişiliklerinin olmaması, bağımsız muhasebelerinin ve kendilerine ayrılmış sermayelerinin veya iş yerlerinin bulunmamasının mükellefiyetlerini etkilemeyeceği, mal veya hizmet bedelinin sadece maliyeti karşılayacak kadar olması, kâr edilmemesi veya kârın kuruluş amaçlarına tahsis edilmesinin bunların iktisadi niteliğini değiştirmeyeceği hükme bağlanmıştır. Yine aynı kanun‟un “muafiyetler” başlıklı 4/1-d maddesinde genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerine ait olup sadece kamu görevlilerine hizmet veren, kâr amacı gütmeyen ve üçüncü kişilere kiralanmayan kreş ve konukevleri ile askerî kışlalardaki kantinlerin kurumlar vergisinden muaf olduğu hüküm altına alınmıştır. 03.04.2007 tarihli ve 26482 sayılı resmi gazete'de yayımlanan 1 seri no.lu kurumlar vergisi genel tebliği‟ nde de genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerine ait olup sadece kamu görevlilerine barınma hizmeti verilen ve barınmanın gerektirdiği kahvaltı ve yemek gibi zaruri ihtiyaçların karşılandığı konukevlerinin kurumlar vergisinden muaf olacağı, konukevlerinin amaçları dışında faaliyet göstermeleri veya kamu görevlileri dışındaki kişi ve kuruluşlara hizmet vermeleri ve bu durumun devamlılık arz etmesi halinde, bu faaliyetlerin kurumlar vergisine tabi tutulmasının gerekeceği ifade edilmiştir. Öte yandan 3065 sayılı katma değer vergisi (kdv) kanunu' nun; 1/1 inci maddesinde, türkiye'de yapılan ticari, sınai, zirai ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu, 1/3-g bendinde de; genel ve katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine, belediyeler ve köyler ile bunların teşkil ettikleri birliklere, üniversitelere, dernek ve vakıflara, her türlü mesleki kuruluşlara ait veya tabi olan veyahut bunlar tarafından kurulan veya işletilen müesseseler ile döner sermayeli kuruluşların veya bunlara ait veya tabi diğer müesseseler tarafından yapılmasının durumu değiştirmeyeceği hükme bağlanmıştır. Konu ile ilgili açıklamaların yapıldığı 9 seri no.lu katma değer vergisi genel tebliği‟ nde; kdv kanunu‟ nun 1 inci maddesinin 3/ g fıkrasında sayılan kurum ve kuruluşların ticari, sınai, zirai ve mesleki nitelikteki teslim ve hizmetlerinin katma değer vergisine tabi bulunmakta olduğu; ancak, orduevleri, askeri gazinolar, askeri kantinler, kışla gazinoları ile kamu kurumlarına ait misafirhane, kreş, yemekhane, eğitim ve dinlenme tesislerinin işletilmesi veya yönetilmesi suretiyle yürütülen faaliyetlerin kâr amacı taşımamaları nedeniyle ticari faaliyet kapsamına girmediğinden, münhasıran ilgili kurum ve kuruluş mensuplarına hitap etmeleri şartıyla vergiye tabi olmayacağı ve bu kuruluşlara yapılan mal teslimlerinin ve hizmet ifalarının katma değer vergisi kanunu'nun genel hükümleri çerçevesinde vergilendirileceğinin tabii olduğu açıklanmıştır. Buna göre, büyükşehir belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren konukevi; sadece bünyesinde çalışan mensuplarına hitap etmek koşuluyla katma değer vergisine tabi tutulmayacak, bunların dışındaki kişilere hizmet verilmesi halinde genel hükümler çerçevesinde kdv‟ ye tabi olacaktır. Yukarıda açıklanan gerekçelerle büyükşehir belediyesi konukevinin, mevcut yapısı ile kurumlar vergisi ve kdv mükellefi olması gerekmekte olup, mevcut statüsünü değiştirmedikçe ileriki zamanlarda telafisi güç cezai yaptırımlara maruz kalabileceği düşünülmektedir


Bulgu 59:


 Mali Tablolarda Kira Gelirleri Tahakkukunun Tamamı Yerine, Yalnızca Tahsil Edilen Kira Gelirlerinin Tahakkukunun Bulunması


Mahalli şdareler bütçe ve muhasebe yönetmeliği‟nin 83‟ üncü maddesinde; ilgili servislerce tahakkuk bordroları ile ya da tahakkuk fişleri ile muhasebe birimine bildirilen gelirlerden alacak tahakkukları, düzenlenecek muhasebe işlem fişiyle ilgili hesaplara alınarak tahakkuk kayıtları yapılacağı, aynı yönetmeliğin 84‟ üncü maddesinde de; gelir tahakkuk tutarlarının 120-faaliyet alacakları hesabına borç, 600-gelirler hesabına alacak kaydedileceği hüküm altına alınmıştır. Aynı yönetmeliğin “600 gelirler hesabı” başlıklı 331 inci maddesinde de; bu hesabın, bütçe ile ilgili olsun veya olmasın devlet muhasebesi standartları kurulu tarafından belirlenen uluslararası genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine göre tahakkuk eden her türlü gelirin izlenmesi için kullanılacağı belirtilmiştir. ………. Büyükşehir belediyesi‟nde yapılan incelemelerde; mali tablolarda yalnızca tahsil edilen kira gelirlerine ilişkin tahakkukların yer aldığı, tahsil edilmeyen kira tahakkuklarının mali tablolarda yer almadığı görülmüştür. 2015 sonu itibariyle tahsil edilmeyen ………. Tl tutarındaki kira geliri bakiyesinin tahakkuk kaydının mali tablolarda yer almadığı tespit edilmiştir. Yukarıda yer alan yönetmelik hükümleri doğrultusunda gelir tahakkukunun 120-faaliyet alacakları hesabına borç, 600-gelirler hesabına alacak kaydedilmesi gerekmektedir. Bu şekilde söz konusu idarenin yılı içerisinde ne kadar kira geliri tahakkuku yaptığı ve bu tutarın ne kadarının tahsil edildiği kayıt altına alınmış olacaktır. Böylece mali tabloların doğruluğu, şeffaflığı ve güvenirliliği sağlanmış olacaktır.


Bulgu 60:


Şube Müdürlüğü Kadrosuna Sözleşmeli Personelin Görevlendirilmesi


………. Büyükşehir belediyesi satın alma şube müdürlüğü kadrosuna sözleşmeli personel olarak görev yapan ……… isimli personelin görevlendirildiği belirlenmiştir. Ancak 5393 sayılı belediye kanununun 49‟uncu maddesinin 3‟üncü fıkrasında kimlerin uzman ve teknik personel olarak yıllık sözleşme ile çalıştırılabileceği belirtilmiş olup, söz konusu hüküm ile belediyelerde sözleşmeli olarak istihdam edilecek personelin unvanları belirtilmiş ve bu unvanlar arasında yönetici kadroları bulunmamaktadır. Belediyelerde görevli sözleşmeli personelin müdür kadrolarına vekaleten veya görevlendirme yolu ile yürütmeleri de 657 sayılı devlet memurları kanununun 86‟ncı maddesi ve 4‟üncü maddesi ve 4‟üncü maddenin ikinci fıkrası hükmü uyarınca 06.06.1978 tarih ve 7/15754 sayılı bakanlar kurulu kararı kararlaştırılan 28.6.1978 tarih ve 16330 sayılı resmi gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "sözleşmeli personel çalıştırılmasına ilişkin esaslar"ın hükümlerine aykırı bulunmaktadır. Belediyelerin genel idare esaslarına göre yürüttükleri asli ve sürekli kamu hizmetlerinin yerine getirilmesiyle görevli birim yetkililerinin 657 sayılı kanuna tabi devlet memuru olmaları gerektiğinden bu kadrolarda sözleşmeli personel çalıştırılamayacağı, mühendis, mimar ve tekniker gibi kadro unvanlarına ilişkin görevlerde tam zamanlı sözleşmeli personel olarak istihdam edilen kişilerin ayrıca birim müdürü ve üstü yönetici kadroları tarafından yürütülmesi gereken işlerde görevlendirilemeyeceği, kendilerine birim müdürü ve üstü yönetici kadrolarına ilişkin imza yetkisinin verilemeyeceği ve bu yöndeki ihtiyaçlarının 5393 sayılı kanunun 49‟uncu maddesinin altıncı fıkrası kapsamında diğer kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan memurlar arasından yapılacak geçici görevlendirmeler yoluyla karşılanması gerekmektedir………….. Büyükşehir belediyesi satın alma şube müdürlüğü kadrosuna sözleşmeli personel olarak görevini ifa eden personelin görevlendirilmesine yürürlükteki mevzuat hükümlerinin izin vermemesinden dolayı, ilgili müdürlüğe yapılan görevlendirmenin mevzuat hükümlerine uygun bir şekilde yapılması gerektiği düşünülmektedir


Bulgu 61:


 Belediye Başkanı Dışında Temsil Ağırlama Bütçesinin Kullanılması


 Belediyede sadece başkanlık makamına ait olması gereken temsil ağırlama bütçesinin aynı zamanda, kültür ve sosyal işler daire başkanlığının bütçesinde tertip açılmak suretiyle kullanıldığı görülmüştür. 5393 sayılı belediye kanununun belediye giderleri başlıklı 60 ıncı maddesinde temsil, tören, ağırlama ve tanıtım giderlerinin belediye giderleri arasında sayılmaktadır. Belediye bütçesinden yapılacak temsil ağırlama ve tören giderleri yönergesinin kapsam başlıklı 2 inci maddesinde “bu yönerge, belediye idaresinin başı ve temsilcisi olan belediye başkanının bu sıfatının gereği olarak yapacağı temsil, ağırlama ve tören giderleri konusunda uyacağı kuralları kapsar.” Denilmekte olup mezkur yönetmeliğin 3 üncü maddesinde de “temsil-ağırlama ve tören giderlerinin konu, kapsam ve miktarının tayini belediye başkanının takdirine tabidir....” Denmektedir. Belediyenin üst yöneticisi sıfatı ile belediye başkanının belediyeyi temsile yetkili olduğu ve bu giderlerin kendi takdir yetkisinde bulunduğu görülmektedir. Yukarıya alınan mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere temsil ağırlama bütçesi sadece belediye başkanlık makamının temsiline yetkili olan belediye başkanının yapabileceği harcamalar olup, başka herhangi bir harcama yetkilisince kullanılmasının mevzuata uygun olmayacağı düşünülmektedir.


Bulgu 62:


Belediye Meclis Kararı Alınmadan Taşınmaz Tahsisi Yapılması


………. Belediyesi bünyesinde bulunan ………..sosyal tesisleri‟nin belediye başkanı tarafından bir protokol ile ……….. Mesleki ve teknik anadolu lisesine tahsis edildiği tespit edilmiştir. 5393 sayılı belediye kanununun 18‟inci maddesine göre taşınmaz mal alımına, satımına, takasına, tahsisine, tahsis şeklinin değiştirilmesine veya tahsisli bir taşınmazın kamu hizmetinde ihtiyaç duyulmaması hâlinde tahsisin kaldırılmasına; üç yıldan fazla kiralanmasına ve süresi otuz yılı geçmemek kaydıyla bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesisine belediye meclisi yetkilidir.


Bulgu 63:


 Kurum Tarafından İlçe Belediyesine Borç Verilmesi


2015 yılı mali tablolarının incelenmesi neticesinde; kurum tarafından mevzuatta öngörülmemesine rağmen …………. Belediyesine borç verildiği görülmüştür. 5216 sayılı büyükşehir belediyesi kanununun 24’üncü maddesinde büyükşehir belediyesinin giderleri belirlenmiştir. Büyükşehir belediyesi'nin giderleri arasında borç vermesi ile ilgili herhangi bir gider kalemi yer almamaktadır. Bununla birlikte 5216 sayılı kanunun 27’inci maddesinde büyükşehir belediyesi ile bağlı kuruluşları, belediye başkanının onayı ile birbirlerinin nakit ihtiyacını karşılayabileceği ve bu şekildeki ödünç vermelerde faiz uygulanmayacağı ve büyükşehir belediyeleri ile ilçe belediyeleri arasında herhangi bir borç ilişkisinin olamayacağı belirtilmiştir. Bunun dışında büyükşehir belediyelerinin borç verebilmesi ile ilgili mevzuatta herhangi bir hüküm yoktur. Dolayısıyla büyükşehir belediyeleri bütçelerinden sadece bağlı idarelerine borç verebilecekleri düşünülmektedir.


BULGU 64:


 Yükleniciye Kanunun Öngördüğü Limitin Üzerinde Avans Verilmesi


Kurumun hesaplarının incelenmesinde; yüklenicilere mevzuatın öngördüğü %30 oranının üzerinde avans verildiği görülmüştür. 5018 sayılı kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu'nun “ön ödeme” başlıklı 35'inci maddesinin ikinci fıkrasında, “sözleşmesinde belirtilmek ve yüklenme tutarının yüzde otuzunu geçmemek üzere, yüklenicilere, teminat karşılığında bütçe dışı avans ödenebilir. İlgili kanunların bütçe dışı avans ödenmesine ilişkin hükümleri saklıdır” denmektedir. Ön ödeme usul ve esasları hakkında yönetmeliğin “bütçe dışı ön ödemeler” başlıklı 7'nci maddesin ilk fıkrasının a) bendinde; “sözleşmelerinde belirtilmek ve karşılığında aynı tutarda teminat alınmak koşuluyla yüklenicilere;


1) mal ve hizmet alımlarında yüklenme tutarının yüzde 10’una, yapım işlerinde ise yüklenme tutarının yüzde 15’ine kadar bütçe dışı avans verilebilir.


2) yukarıda belirtilen oranların üzerinde avans verilmesini zorunlu kılan durumlarda; genel bütçeli idareler için bakanlığın uygun görüşü, kapsamdaki diğer idareler için ise üst yöneticinin kararı ile ve aşan kısım için t.c. Merkez bankasının kısa vadeli avanslara uyguladığı oranda faiz alınmak kaydıyla, yüklenme tutarının yüzde 30’unu aşmamak üzere belirlenecek oranda bütçe dışı avans verilebilir” hükmü yer almaktadır


buna göre, üst yöneticinin onayı ile verilebilecek ön ödeme oranının %30’u aşmaması gerekirken, ………….. Mal alım işlerinde %40 oranında ön ödeme yapılarak …………… tl ve ……………. İse …………. Tl yükleniciye fazladan avans verilmiştir. Belirtilen mevzuat hükümlerine göre, mal alımlarında %10’un üzerinde %30’a kadar avans verilmiş ise, mahsup edilirken yönetmelikte işaret edilen faiz oranının uygulanması ve hiçbir surette %30’un üzerinde avans verilmemesi gerekmektedir.


Bulgu 65:


 İş Kanununda Öngörülen Sayıda Engelli Personel Çalıştırılmaması


Kurumun gerçekleştirmiş olduğu personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımlarında, iş kanunu hükümleri gereğince çalıştırılması gereken sayıda engelli personelin istihdam edilmediği görülmüştür. 4857 sayılı iş kanunu’nun “engelli ve eski hükümlü çalıştırma zorunluluğu” başlıklı 30’uncu maddesinde; “işverenler, elli veya daha fazla işçi çalıştırdıkları özel sektör işyerlerinde yüzde üç engelli, kamu işyerlerinde ise yüzde dört engelli ve yüzde iki eski hükümlü işçiyi veya 21/6/1927 tarihli ve 1111 sayılı askerlik kanunu veya 16/6/1927 tarihli ve 1076 sayılı yedek subaylar ve yedek askeri memurlar kanunu kapsamına giren ve askerlik hizmetini yaparken 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı terörle mücadele kanununun 21 inci maddesinde sayılan terör olaylarının sebep ve tesiri sonucu malul sayılmayacak şekilde yaralananları meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun işlerde çalıştırmakla yükümlüdürler. Aynı il sınırları içinde birden fazla işyeri bulunan işverenin bu kapsamda çalıştırmakla yükümlü olduğu işçi sayısı, toplam işçi sayısına göre hesaplanır. Bu kapsamda çalıştırılacak işçi sayısının tespitinde belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmesine göre çalıştırılan işçiler esas alınır. Kısmi süreli iş sözleşmesine göre çalışanlar, çalışma süreleri dikkate alınarak tam süreli çalışmaya dönüştürülür. Oranın hesaplanmasında yarıma kadar kesirler dikkate alınmaz, yarım ve daha fazla olanlar tama dönüştürülür. İşyerinin işçisi iken engelli hâle gelenlere öncelik tanınır." denmektedir. Kanunun “engelli ve eski hükümlü çalıştırma zorunluluğuna aykırılık” başlıklı 101’inci maddesinde; “bu kanunun 30’uncu maddesindeki hükümlere aykırı olarak engelli ve eski hükümlü çalıştırmayan işveren veya işveren vekiline çalıştırmadığı her engelli ve eski hükümlü ve çalıştırmadığı her ay için binyediyüz türk lirası idari para cezası verilir. Kamu kuruluşları da bu para cezasından hiçbir şekilde muaf tutulamaz” hükmü bulunmaktadır. Yapılan incelemede, 7 adet personel çalıştırılmasına dayalı hizmet işi kapsamında toplam 2695 personelin % 3’ü oranında olmak üzere toplam 85 engelli personel istihdam edilmesi gerekmekte iken, sadece 33 engelli personel çalıştırıldığı görülmüş olup, belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca çalıştırılması gereken sayıda engelli personel istihdamının sağlanması gerekmektedir


Bulgu 66:


 Küçük Sanayi Sitelerindeki İşyerlerinin, Emlak Vergisi Muafiyetine Tabi Tutulmaması


Kurumun hesaplarının incelenmesinde; emlak vergisi kanununda küçük sanayi siteleri için 5 yıl süre ile belirlenen geçici muafiyetin uygulanmadığı görülmüştür. Emlak vergisi kanununun “geçici muaflıklar” başlıklı 5'inci maddesinde; “f) (ek : 18/5/1987 - 3365/4 md.) Organize sanayi bölgeleri ile sanayi ve küçük sanat sitelerindeki binalar, inşaatlarının sona erdiği tarihi takip eden bütçe yılından itibaren 5 yıl süre ile geçici muafiyetten faydalandırılır” hükmü bulunmaktadır. Buna göre, 2014 yılında inşaatı bitirilen ……… küçük sanayi sitesi içerisindeki binaların, inşaatlarının sona erdiği tarihi takip eden bütçe yılından itibaren 5 yıl süreyle emlak vergisi kanununda belirtilen geçici muafiyetten yararlandırılması gerekmektedir.


Bulgu 67:


Gayrimenkul Satışının Tahakkuk Kayıtlarının Yapılmaması


…………. Belediyesinde 2015 yılında yapılan gayrimenkul satışının taksitli satış olmasına rağmen 127 diğer alacaklar hesabına tahakkuk kayıtları yapılmamıştır. 2015 yılında yapılan ……….. İlişkin satış tutarı toplam ……….. Türk lirası olan gayrimenkul satışında ödemelerin taksitle yapılacağı ihale kararlarında belirtilmesinden dolayı yılı içinde tahsil edilmeyen toplam ………….. Türk lirası alacağın tahakkuk ettirilerek diğer ticari alacaklar hesabına kaydedilmesi gerekmektedir. Sonuç olarak, alacağın tahakkuk kaydı yapılmamasından dolayı 2015 yılı mali tablolarında 127 diğer ticari alacaklar hesabı ………. Türk lirası, 227 diğer ticari alacaklar hesabı ise …………. Türk lirası eksik yer almaktadır.


Bulgu 68:


 Yangın Sigortası Vergisi Beyannamelerinin Tahakkuk Kayıtlarının Yapılmaması


 yangın sigortası vergisi beyannamelerinin tahakkuk kaydının yapılmadığı görülmüştür. 2464 sayılı belediye gelirleri kanununun 44‟üncü maddesinde yangın sigortası mükelleflerinin bir ay içindeki vergiye tabi muamelelerini ertesi ayın 20‟nci günü akşamına kadar bağlı bulundukları belediyeye bir beyanname ile bildirmeye ve hesaplanan vergiyi aynı sürede ödemeye mecbur oldukları hüküm altına alınmıştır.


Mahalli idareler bütçe ve muhasebe yönetmeliğinin 120- gelirlerden alacaklar hesabının niteliğini açıklayan 82‟nci maddesinde bu hesabın, mevzuatı gereğince tahakkuk ettirilen faaliyet alacakları ile duran varlıklar ana hesap grubu içerisindeki gelirlerden alacaklar hesabında kayıtlı tutarlardan dönem sonunda vadesi bir yılın altına inenler ve bunlardan yapılan tahsilât ve terkinlerin izlenmesi için kullanılacağı ifade edilmiştir.


Söz konusu yönetmeliğin 120- gelirlerden alacaklar hesabına ilişkin işlemleri düzenleyen 83'üncü maddesinde ise ilgili servislerce tahakkuk bordroları ile ya da tahakkuk fişleri ile muhasebe birimine bildirilen gelirlerden alacak tahakkuklarının, düzenlenecek muhasebe işlem fişiyle ilgili hesaplara alınarak tahakkuk kayıtlarının yapılacağı belirtilmiştir.


Yukarıdaki mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere yangın sigortası vergisi beyana dayalı bir vergi olup muhasebe birimleri tarafından alınan beyannameler üzerine alacak tahakkuk kayıtlarının yapılması, mükelleflerin yaptığı ödemeler üzerine de söz konusu tutarların tahakkuk kayıtlarından düşülmesi gerekmektedir.


Ancak ………… belediyesi muhasebe kayıtları incelendiğinde ……………… tl yangın sigortası vergisi tahsil edildiği halde 120- gelirlerden alacaklar hesabına hiç kayıt yapılmayarak söz konusu verginin tahakkuk kayıtlarının yapılmadığı görülmüştür.


Bulgu 69:


 Maden İşletmeleri Payının Tahakkuk Ve Tahsil Edilmemesi


……………belediyesi 2015 mali yılı hesabına ait bütçe gelirleri ekonomik sınıflandırılması cetvelinin incelenmesi neticesinde, maden işletmeleri payının tahakkuk ve tahsil edilmediği görülmüştür.


 2464 sayılı belediye gelirleri kanunu’nun mükerrer 97’nci maddesinin b bendinde “belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde faaliyet gösteren maden işletmelerince, 3213 sayılı maden kanununun 14 üncü maddesinde yer alan paylara ilaveten yıllık satış tutarının % 0,2'si nispetinde belediye payı ayrılır. Bu pay, devlet hakkının hazineye ödenmesi sırasında ruhsat sahibi tarafından ilgili belediyeye ödenir.” Denilmektedir. Bu düzenlemede geçen “ilgili belediye” kavramından, maden işletmeleri payı gelirlerinin sadece ilçe belediyeleri tarafından tahsil edilmesi gereken bir gelir kalemi olduğu anlamı çıkarmak mümkün değildir. Bu durumda belediye mevzuatında yer alan diğer ilgili hükümlere bakılması gerekmektedir.


5216 sayılı büyükşehir belediye kanunu’nun 23 üncü maddesinde “büyükşehir belediyesinin gelirleri” sayılmıştır. Sayılan gelirler arasında “maden işletmeleri payı” yer almamaktadır. Maden işletmeleri payının büyükşehir belediyelerinin gelirleri arasında sayılmamış olması, bu payın sadece ilçe belediyeleri tarafından tahsil edilebilecek nitelikte bir gelir kalemi olduğu şeklinde yorumlayabilmek için tek başına yeterli değildir. Bir gelir kaleminin ilçe belediyesince mi yoksa büyükşehir belediyesince mi tahsil edileceği hususu tespit edilirken ayrıca gelir ile ilgili hizmetin hangi belediye tarafından yapıldığına da bakılması gerekir. 2464 sayılı kanunda belirlenmiş bazı gelir türleri, 5216 sayılı kanunun 23.maddesi gereği büyükşehir belediyesi geliri olarak gösterilmiş olsa dahi, hizmet büyükşehir belediyesince yapılmıyorsa bu gelir büyükşehir belediyesi geliri olarak adlandırılamaz. Nitekim 5216 sayılı kanunun 23/g maddesine göre, harcamalara katılma payı büyükşehir belediyesi geliri olarak sayılmış ancak giriş cümlesinde hizmetlerin büyükşehir belediyesince yapılması şartı getirilmiştir. Buna göre, hizmet büyükşehir belediyesince değil ilçe belediyesince yapılıyorsa gelir tahsilatının ilçe belediyesince yapılacaktır. Dolayısıyla, defne belediyesinin hizmet götürdüğü sınırlar içerisinde faaliyet gösteren maden işletmelerinin yıllık satış tutarlarından alınacak olan belediye payının defne belediyesince tahsil edilmesi gerekmektedir. T.c. 3213 sayılı maden kanunu’nun 2. Maddesinde “inşaat ile yol yapımında kullanılan ve tabiatta doğal olarak bulunan kum ve çakıl” ı. Grup madenler arasında sayılmıştır. Bu kapsamda taş ocaklarının maden işletmeleri olarak değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Dolayısıyla, ………….. Belediyesinin hizmet götürdüğü sınırlar içerisinde faaliyet gösteren 2 maden işletmesinden, işletmelerin yıllık satış tutarlarının %0,2’si oranında belediye payının tahakkuk ve tahsil edilmesi gerekmektedir


Bulgu 70:


Asfalt Yol Yapım İşinde 251-Yeraltı Ve Yerüstü Düzenleri Hesabının Kullanılmaması


Sözleşme bedeli …………….. Tl olan “asfalt yol yapım işi”nin geçici kabulü 20.11.2015 tarihinde yapılmış olmasına rağmen bahsi geçen tutarın 31.12.2015 tarihi itibariyle 258-yapılmakta olan yatırımlar hesabında izlenmeye devam edildiği görülmüştür.


Mahalli idareler bütçe ve muhasebe yönetmeliği’nin “258-yapılmakta olan yatırımlar hesabı” başlıklı bölümünde yer alan 180 inci maddesinde; “bu hesap, yapımı süren maddi duran varlıklar için yapılan her türlü madde ve malzeme ile işçilik ve genel giderlerin; geçici ve kesin kabul usulüne tabi olan hallerde geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı tarihte, diğer hallerde işin fiilen tamamlandığını gösteren belgenin düzenlendiği tarihte, ilgili maddi duran varlık hesabına aktarılıncaya kadar izlenmesi için kullanılır.” Hükmü yer almaktadır. Anılan yönetmelik’in “251-yer altı ve yerüstü düzenleri hesabı” başlıklı bölümünde yer alan 166 ncı maddesinde; “bu hesap, herhangi bir işin gerçekleşmesini sağlamak veya kolaylaştırmak için, yeraltında veya yerüstünde inşa edilmiş kuruma ait her türlü yol, köprü, baraj, tünel, bölme, sarnıç, iskele, hark ve benzeri yapıların izlenmesi için kullanılır.” İfadesi yer almaktadır. İdare tarafından gerçekleştirilen “asfalt yol yapım işi” nin geçici kabulü 20.11.2015 tarihinde gerçekleştirilmiş ancak ………………tl’lik tutar yılsonu itibariyle 258-yapılmakta olan yatırımlar hesabında izlenmeye devam edilmiştir. Oysa bahsi geçen tutarın, yönetmelik gereği, geçici kabulün idarece onaylandığı tarihten itibaren 251-yer altı ve yer üstü düzenleri hesabında izlenmesi gerektiği düşünülmektedir.


Bulgu 71:


 Yeraltı Ve Yerüstü Düzenlerine Kaydedilmesi Gereken Park Oyun Grupları Ve Sabit Aydınlatma Cihazlarının 255- Demirbaşlar Hesabına Kaydedilmesi


Mahalli idareler bütçe ve muhasebe yönetmeliği’nin 251- yer altı ve yerüstü düzenleri hesabı başlıklı 166. Maddesinde; bu hesabın, herhangi bir işin gerçekleşmesini sağlamak veya kolaylaştırmak için, yeraltında veya yerüstünde inşa edilmiş kuruma ait her türlü yol, köprü, baraj, tünel, bölme, sarnıç, iskele, hark ve benzeri yapıların izlenmesi için kullanılacağı ifade edilmiştir.


Belediye, bağlı idare ve birlik 2015 yılı detaylı hesap planında; parklar, yeşil alanlar ve rekreasyon alanlarının kaydının “251.01.20.02 parklar ve yeşil alanlar” ekonomik koduna kaydedilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Yapılan incelemede; 251- yeraltı ve yerüstü düzenleri hesabına kaydedilmesi gereken toplam ………… tl tutarındaki park oyun gruplarının ve sabit aydınlatma direklerinin 255- demirbaşlar hesabına kaydedildiği tespit edilmiştir. Demirbaş niteliği arz etmeyen 5.780.049,46 tl tutarındaki park oyun gruplarının ve sabit aydınlatma direklerinin 255- demirbaşlar hesabı yerine 251- yeraltı ve yerüstü düzenleri hesabına kaydedilmesi gerekmektedir


Bulgu 72:


Arsa Satışlarında Oluşan Olumlu Farkların Muhasebeleştirilmemesi


……….. Belediyesi tarafından alınan 2-b arsalarının satışlarından oluşan alım satım farklarının muhasebeye yansıtılmadığı görülmüştür. ……….. Belediyesi ile …………. İl defterdarlığı arasında yapılan protokollerle satın alınan arsaların muhasebeleştirilmesinde; parsel bazında detay maliyet bedelleri tespit edilmeden bütün alım bedelleri ile kaydedildiği görülmüştür.


 alımı yapılan arsaların kısmi satışlarının muhasebeleştirilmesinde satış bedelleri üzerinden 250-arsa ve araziler hesabı alacak kaydı yapılıp ilgisine göre 102- bankalar hesabı, 127-diğer faaliyet alacakları hesabı, 227- diğer faaliyet alacakları hesaplarına ve ayrıca bütçe gelirlerine kaydının yapıldığı görülmüştür. Satılan kısımların kayıtlı değerleri belirlenmediği için alım satımda oluşan olumlu farklar 600-gelirler hesabı‟na kaydedilmemiştir.


Mahalli idareler bütçe ve muhasebe yönetmeliğinin 165‟inci maddesinin b fıkrasında; “satılan arsa ve arazilerin, satış bedeli ile net değeri arasında fark olması durumunda; öncelikle satış bedeli ile net değeri arasında oluşan aleyhte veya lehte fark tutarı duruma göre bu hesaba alacak veya borç, aleyhte fark tutarı 630-giderler hesabına borç, lehte fark tutarı ise 600-gelirler hesabına alacak kaydedilir. Bu kayıttan sonra satılan arsa ve arazilerin satış bedeli, 100-kasa hesabı, 102-banka hesabı veya ilgili diğer hesaplara borç, arsa ve arazilerin kayıtlı değeri bu hesaba alacak kaydedilir. Diğer taraftan bütçeye gelir kaydedilmesi gereken tutar 800-bütçe gelirleri hesabına alacak, 805-gelir yansıtma hesabına borç kaydedilir. 2 - taksitle satılan arsa ve arazilerin, satış bedeli ile net değeri arasında fark olması durumunda; öncelikle satış bedeli ile net değeri arasında oluşan aleyhte veya lehte fark tutarı duruma göre bu hesaba alacak veya borç, aleyhte fark tutarı 630-giderler hesabına borç, lehte fark tutarı ise 600-gelirler hesabına alacak kaydedilir. Bu kayıttan sonra satılan arsa ve arazilerin kayıtlı değeri, bu hesaba alacak, satış bedelinden tahsilinde bütçeye gelir kaydedilmesi gereken tutarlardan doğan alacaklardan faaliyet dönemi içinde tahsil edilecek olan tutarlar 120-gelirlerden alacaklar hesabına (faaliyet dönemini takip eden dönemlerde tahsil edilecek olan tutarlar 220-gelirlerden alacaklar hesabına), borç kaydedilir. Satış bedelinden yapılan tahsilat 100-kasa hesabı, 102-banka hesabı veya ilgili diğer hesaplara borç, 120-gelirlerden alacaklar hesabına alacak bütçeye gelir kaydedilmesi gereken tutar 800-bütçe gelirleri hesabına alacak 805-gelir yansıtma hesabına borç, kaydedilir. 3 - üzerine inşaat yapılmak suretiyle veya başka şekillerde arsa ve arazi vasfı ortadan kaldırılarak başka bir maddi duran varlığa dönüştürülen veya eklenen arsa ve araziler, kayıtlı değerleri üzerinden bu hesaba alacak, tespit edilen yeni değeri üzerinden ilgili maddi duran varlık hesabına borç, varlığın kayıtlı değeri ile yeni değeri arasında lehte fark varsa tutarı 600-gelirler hesabına (aleyhte fark varsa tutarı 630-giderler hesabına borç) alacak kaydedilir. 4 - bağış ve yardımlar dolayısıyla edinilen bu hesapta kayıtlı arsa ve arazilerden, kullanılmadığı veya amaç dışı kullanıldığı için geri istenilenler, kayıtlı değeri üzerinden bu hesaba alacak, 630-giderler hesabına borç; 835-gider yansıtma hesabına alacak, 830- bütçe giderleri hesabına borç kaydedilir. 5 – (değişik:rg-11/9/2011-28051) kurumca diğer kamu idarelerine bedelsiz olarak devredilen arsa ve araziler kayıtlı değerleri üzerinden bu hesaba alacak ve 630-giderler hesabına borç kaydedilir.” Denilmektedir. Yukarıdaki mevzuat hükümlerine göre, arsaların satışı yapılan bölümlerine ait maliyet bedellerinin hesaplanarak oluşan olumlu farkların 600-gelirler hesabı‟na kaydedilmesi gerekmektedir. Yapılan hatalı muhasebe işlemleri nedeniyle 600-gelirler hesabı gerçek durumu yansıtmamaktadır.


Bulgu 73:


Mevduat Faiz Gelirlerinin Net Tutar Üzerinden Muhasebeleştirilmesi


………belediyesinin mali tablolarında 2015 yılı içinde toplam ……….. Tl mevduat faiz geliri elde ettiği görülmüş; ancak bunlara ilişkin muhasebe kayıtları incelendiğinde tahakkuk eden faiz gelirinin %15 gelir vergisi stopajı düşülerek net tutar üzerinden muhasebeleştirildiği tespit edilmiştir.


Genel yönetim muhasebe yönetmeliği‟nin “gayri safilik ilkesi” başlıklı 39‟uncu maddesinde; “gelir ve giderler, herhangi bir düzenleme veya standart ile aksi kararlaştırılmadıkça netleştirilmeden kaydedilir” denmektedir. Aynı yönetmeliğin “faaliyet sonuçları tablosu ilkesi” başlıklı 6‟ncı maddesinin a fıkrasında, “kamu idarelerinin faaliyetlerine ilişkin gelir ve gider işlemleri, tahakkuk esasına dayalı olarak gelir ve gider hesaplarında izlenir. Gelir ve gider hesapları, bütçe ile ilgili olsun veya olmasın, genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri gereği tahakkuk eden her türlü gelir ve giderin kaydına mahsustur.” Hükmü yer almaktadır. Buna göre, tahakkuk eden faiz gelirlerinin stopaj kesintisi yapılmadan önceki brüt tutar üzerinden 600.05.01.09.03 gelirler hesabında, buna ilişkin olarak stopaj yapılan vergi ve benzeri giderlerin de 630.03.04.03.01 vergi ödemeleri ve benzeri giderler hesabında muhasebeleştirilmesi gerekmektedir


Bulgu 74:


Meclis karar özetlerinin yayımlanmaması ve ulaşılabilir olmaması


…….. Belediye meclisi kararlarının uygun şekilde kamuoyuna açıklanmadığı ve ulaşılabilir olmadığı görülmektedir. İdare tarafından yayımlanan internet sayfasında 2015 yılına ilişkin meclis kararları bulunmamaktadır. 5393 sayılı belediye kanunu düzenlemeleri çerçevesinde herkes, ikamet ettiği beldenin hemşehrisi olup, belediye karar ve hizmetlerine katılma, belediye faaliyetleri hakkında bilgilenme ve belediye idaresinin yardımlarından yararlanma haklarına sahiptir. Kanun‟un hemşehrilik hukukuna ilişkin düzenlemelerine göre, belediye sınırları içinde oturan, bulunan veya ilişiği olan her şahıs, belediyenin kanunlara dayanan kararlarına, emirlerine ve duyurularına uymakla ve belediye vergi, resim, harç, katkı ve katılma paylarını ödemekle yükümlü tutulmuştur. Bu nedenle belediye nezdindeki hakların takip edilebilmesi ve yükümlülüklerin tam ve eksiksiz yerine getirilebilmesi için belediye faaliyetleri konusunda uygun şekilde bilgilendirme yapılması, diğer yandan belediye gelirlerine ilişkin süreçlerin etkinleşmesi için de önemlidir. 5018 sayılı kanun‟un mali saydamlıkla ilgili düzenlemeleri, idareleri mali yönetim ve kontrol süreçleriyle ilgili kamuoyuna açıklama yapmak ve bunların ulaşılabilir olmalarını sağlamakla yükümlü tutmaktadır. 5393 sayılı kanun‟a göre kesinleşmeleri üzerine meclis karar özetlerinin yedi gün içinde duyurulması ve meclis komisyonlarının raporlarının alenî olması ve çeşitli yollarla halka duyurulması gerekmektedir. Meclis karar özetleri, 5018 sayılı kanunun mali saydamlık ilkesi kapsamındaki kamuoyuna açıklanacak bilgilerdendir. İdarenin internet sitesinde, kamuoyunca ulaşılır olması gereken bilgilerin eksik olması dışında, kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına yönelik erişim kanallarının da bulunmadığı görülmektedir. Bu itibarla 5018 sayılı kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu, 5393 sayılı belediye kanunu ve 4982 sayılı bilgi edinme kanunu gerekleri doğrultusunda kamuoyunun bilgilendirilmesi, bilgi edinme hakkının kullanılması ve idarenin kararlarının ulaşılabilir olmasının sağlaması gerekmektedir.


Bulgu 75:


………. Sanat ve kültür derneğine mevzuata aykırı olarak nakdi yardımda bulunulması


 ………. Belediyesi 2015 yılı hesap ve işlemlerinin incelenmesi neticesinde……… kültür ve sanat derneğine mülki amirin izni alınmadan protokol karşılığı ödeme bulunulduğu tespit edilmiştir. 5393 sayılı belediye kanunu'nun diğer kuruluşlarla ilişkiler başlıklı 75'inci maddesinde belediyelerin görev alanlarına giren konularda önceden belediye meclis kararı almak şartı ile ortak hizmet projesi gerçekleştirebileceği, kamuya yararlı dernek veya vakıflar ile yapacağı ortak hizmer projelerinde meclis kararının yeterli olduğu ancak diğer dernek ve vakıflar ile yapılacak ortak hizmet projeleri için meclis kararı yanında mahallin en büyük mülki amirinin de izninin alınması gerektiği belirtilmiştir. Çeşme belediyesi ile kamuya yararlı dernek ve vakıf statüsü taşımayan kuruluşlar arasında 5393 sayılı belediye kanunu'nun 75'inci maddesine dayanılarak yapılacak ortak hizmet projelerinde mahallin en büyük mülki amirinden izin alınması gerektiği düşünülmektedir


Bulgu 76:


İşletme hakkının devri niteliğindeki kiralamalarda kdv alınmaması


Belediyeye ait işletme hakkının devri niteliğindeki kiralamalarda, kdv tahakkuk ettirilmediği tespit edilmiştir. 3065 sayılı kdv kanununun; 1’inci maddesinin 1’inci fıkrası ile, ticari, sınai, zirai, serbest meslek faaliyeti kapsamındaki teslim ve hizmetler, aynı maddenin 3’üncü fıkrasının f bendi ile 193 sayılı gelir vergisi kanununun 70’inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemleri kdv’ye tabi tutulmuş; 17’inci maddesinin 4’üncü fıkrasının d bendi ile de iktisadi işletmelere dahil olmayan gayrimenkullerin kiralanması işlemleri kdv’den istisna edilmiştir. Buna göre, belediyelerin iktisadi işletmelere dahil olmayan gayrimenkullerinin kiralanması işlemi kdv’den istisna edilmişken, gvk’nun 70’inci maddesinde sayılı haklar arasında yer alan işletme hakkının devri niteliğindeki kiralamalar, kdv’ye tabi bulunmaktadır. Dolayısıyla belediyenin işletme hakkının devri niteliğindeki kiralamalarda, % 18 oranında kdv tahakkuk ettirmesi gerekmektedir. Bazı gayrimenkul kiralamalarında, işletme hakkının devri niteliğinde olup olmama konusu, maliye bakanlığı tarafından çıkarılan birçok özelgede açıklanmıştır. Buna göre belediyeler tarafından kiraya verilen otopark, çay bahçesi, büfe, wc, restoran, halı saha gibi yerlerin kiralanması, işletme hakkının devri niteliğinde değerlendirilmiştir. Yapılan incelemede …….. Belediyesince büfe, wc, halısaha vb. Kiralamalarında ayrıntısı aşağıdaki tabloda yer aldığı üzere toplam ……… tl kdv’nin tahakkuk ettirilmediği görülmüştür.


Bulgu 77:


İlk altı aylık bütçe uygulama sonuçları, finansman durumu ve ikinci altı aya ilişkin beklenti ve hedeflerin yayımlanmamış olması


Yapılan incelemede, ilk altı aylık bütçe uygulama sonuçlarının, finansman durumunun, beklenti ve hedefler ile faaliyetlerin kamuoyuna açıklanmadığı görülmüştür. 5018 sayılı kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu'nun 30'uncu maddesinin son fıkrasında, genel yönetim kapsamındaki idarelerin bütçelerinin ilk altı aylık uygulama sonuçlarını, ikinci altı aya ilişkin beklentileri ve hedefleri ile faaliyetlerini; maliye bakanlığının ise merkezî yönetim bütçe kanununun ilk altı aylık uygulama sonuçlarını, finansman durumunu, ikinci altı aya ilişkin beklentiler ve hedefler ile faaliyetleri kapsayan malî durumu temmuz ayı içinde kamuoyuna açıklayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu doğrultuda ……….belediyesinin, 5018 sayılı kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca mali saydamlık, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin de gereği olarak ilk altı aylık bütçe uygulama sonuçları, finansman durumu, ikinci altı aya ilişkin beklenti ve hedefler ile faaliyetlerini kapsayan mali durumu temmuz ayı içinde kamuoyuna duyurmakla ilgili yükümlülüğünü yerine getirmediği tespit edilmiştir.


Bulgu 78:


333.02.05 avukatlık vekalet ücreti emanet hesabında biriken tutardan gelir kaydı yapılmaması


 5393 sayılı belediye kanunu’nun 82 nci maddesinde belediye lehine sonuçlanan dava ve icra takipleri nedeniyle hükme bağlanarak karşı taraftan tahsil olunan vekâlet ücretlerinin; avukatlara (49 uncu maddeye göre çalıştırılanlar dâhil) ve hukuk servisinde fiilen görev yapan memurlara dağıtımı hakkında 1389 sayılı devlet davalarını intaç eden avukat ve saireye verilecek ücreti vekâlet hakkında kanun hükümleri kıyas yolu ile uygulanacağı hükme bağlanmış, 659 sayılı genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ve özel bütçeli idarelerde hukuk hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin kanun hükmünde kararname’nin 18 inci maddesinde de 1389 sayılı devlet davalarını intaç eden avukat ve saireye verilecek ücreti vekâlet hakkında kanun yürürlükten kaldırıldığı, diğer mevzuatta 1389 sayılı kanuna yapılan atıflar bu kanun hükmünde kararnameye yapılmış sayılacağı belirtilmiştir. Khk’nın 14 üncü maddesinde vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtılması düzenlemiş; bu maddeye dayanılarak hazırlanan vekalet ücretlerinin dağıtımına dair usul ve esaslar hakkında yönetmelik ile de vekalet ücretinin dağıtımına ilişkin usul ve esaslar tespit edilmiştir. Anılan yönetmelik' in 6 ncı maddesi ile a) dava veya icra dosyasını takip eden hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü veya avukata %55’i, vekalet ücreti dağıtımının yapıldığı yıl içerisinde altı aydan fazla süreyle hukuk biriminde fiilen görev yapmış olmak şartıyla, hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara %40’ı eşit olarak ödeneceği, b) davanın takibi ve sonuçlandırılmasında birbiri ardına veya birlikte hizmeti geçenlere (a) bendine göre ayrılan hisseler bu kişilerin hizmet ve karara tesir derecesine göre hukuk birim amiri tarafından paylaştırılacağı, c) dağıtımı yapılmayan %5’lik kısım muhasebe birimince hazineye gelir kaydedileceği ve ayrıca 8'inci maddesi ile de emanet hesabında toplanan ve dağıtımı yapılamayan vekalet ücretlerinin tahsilini takip eden üçüncü bütçe yılının sonunda gelir kaydedileceği hükme bağlanmıştır. …………. Belediyesinde vekalet ücretinin dağıtımı esnasında %5 lik kısmı gelir kaydedilmemiştir. Ayrıca dağıtımı yapılmayan artık tutarın üçüncü bütçe yılı sonunda gelir kaydı yapılmak üzere takibinin yapılmadığı tespit edilmiştir. 5393 sayılı kanunun 82 nci maddesi gereği belediyelerde vekalet ücretinin dağıtımı, genel bütçe ve özel bütçeli idareler için tespiti yapılan kanun ve yönetmelikteki nispetlere kıyasen yapılacağından, söz konusu yönetmelik' te hazine payı olarak belirlenmiş %5 lik kısım ile üç yıl sonunda dağıtımı yapılamayan artık tutarın belediye bütçesine gelir kaydedilmesi gerektiği mütalaa edilmektedir.


Bulgu 79:


Hizmet alımı suretiyle edinilen taşıtların mevzuata aykırı olması


2015 yılı ………. Belediyesi düzenlilik denetimi kapsamında yapılan inceleme neticesinde hizmet alımı suretiyle kiralanan araçlardan yabancı menşeili olanların olduğu görülmüştür. Kamu hizmetlerinin gerektirdiği taşıt ihtiyacının hizmet alımı yoluyla karşılanmasının temel amacı, kamudaki taşıt giderlerinin asgari seviyeye indirilmesi ve kaynakların savurganlığa yol açılmadan, bütçe olanaklarıyla uyumlu bir biçimde kullanımının sağlanmasıdır. 237 sayılı taşıt kanunun „taşıt verilebilecekler‟ başlıklı 4 üncü maddesinde; “emirlerine ve zatlarına binek otomobili verilenler (1) sayılı cetvelde, makam hizmetlerine tahsis edilen taşıtlar (2) sayılı cetvelde gösterilmiştir.” Denmektedir. Yine aynı kanunun „kurumların edinebilecekleri taşıtlar‟ başlıklı 7 nci maddesinde; “kurumların taşıt ihtiyaçlarını hizmet alımı suretiyle karşılamaları esastır. Bu şekilde temini mümkün olmayan, ekonomik bulunmayan veya sağlık, savunma ve güvenlik gibi nedenlerle hizmet alımı suretiyle karşılanması uygun görülmeyen taşıtlar diğer yollarla edinilebilir. Kullanılacak bu taşıtların, muayyen ve standart tipte, lüks ve gösterişten uzak, memleket yollarına elverişli ucuz ve ekonomik olanlarından temin olunması şarttır. Bu taşıtlar münhasıran resmi hizmetin ifasında kullanılmak üzere daire veya kurumlarının sorumlu makamlarınca tevzi ve tahsis olunurlar.” Hizmet alımı suretiyle taşıt edinilmesine ilişkin usul ve esasların tanımlar kısmında yabancı menşeili taşıtın tanımı, “kanunun 10 uncu maddesinin beşinci fıkrası uyarınca yerli muhteva oranı % 50'nin altında kalan taşıtları,” şeklinde yapılmıştır. „genel esaslar‟ başlıklı 6 ncı maddesinde ; “(1) temel amaç çerçevesinde hizmet alımı suretiyle taşıt edinilebilmesinin genel esasları şunlardır:… b)hizmet alımı suretiyle yabancı menşeli binek ve station-wagon cinsi taşıt edinilmesini kanunun 10 uncu maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen makam ve hizmetler ile sınırlı olacaktır. C)kanuna ekli (1) ve (2) sayılı cetvellerde yer alanlar ile güvenlik önlemli (zırhlı) araçlar ve koruma altına alınanlarla ilgili yönetmelik hükümlerine göre tahsis olunan araçlar dışında kullanılacak binek ve station-wagon cinsi taşıtların motor hacmi 1600 cc'yi geçmeyecektir.... H)hizmet alımı suretiyle taşıt edinimi kurumların tabi oldukları ihale mevzuatına göre gerçekleştirilecektir.”Denmektedir. Yukarıya alınan mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere 237 sayılı taşıt kanunun (1) ve (2) sayılı cetvellerinde yer almayan kurumların yabancı menşeili araç kullanmasının mümkün olmadığı görülmektedir. Yerlilik muhteva oranı yüzde 50‟nin altında olan araç listesi bilim sanayii ve teknoloji bakanlığı sanayi genel müdürlüğünce her yıl yayımlanmaktadır. Ancak ……….. Belediyesi‟nce hizmet alımı suretiyle alımı yapılan araçların yerlilik muhteva oranının yüzde 50‟nin üstünde olan aracı (volvo) mevcut olduğu, bu hususun mevzuata uygun olmadığı düşünülmektedir.


Bulgu 80:


Su tarife bedellerinin mevzuata uygun olarak belirlenmemesi


……….. Su ve kanalizasyon idaresi tarafından alınan su tüketim ve atık su hizmetlerine ilişkin tarifelerin mevzuatta belirtilen esaslara göre belirlenmediği tespit edilmiştir. 6360 sayılı on üç ilde büyükşehir belediyesi ve yirmi altı ilçe kurulması ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun ile kurulan ………. Su ve kanalizasyon idaresinin kuruluşundan itibaren su tarifelerine ilişkin her hangi bir düzenleme yapmadığı, mezkür kanun ile kapatılan belediyeler tarafından tespit edilmiş su tarifelerine göre hizmet verdiği görülmektedir. Ancak 2560 sayılı istanbul su ve kanalizasyon idaresi genel müdürlüğü kuruluş ve görevleri hakkında kanunun tarife tespit esasları başlıklı 23'üncü maddesinde; “su satışı, kanalizasyon tesisi bulunan yerlerdeki kullanılmış suların uzaklaştırılması, septik çukurların boşaltılması giderleri için ayrı tarifeler yapılır. Bu tarifelerin tespitinde, yönetim ve işletme giderleri ile, amortismanları doğrudan gider yazılan (aktifleştirilmeyen) yenileme, ıslah ve tevsi masrafla ve (…) bir kar oranı esas alınır. Tarifelerin tespiti ile tahsilatla ilgili usul ve esaslar bir yönetmelik ile belirlenir.” Denilmiştir. Konuyla ilgili olarak kurum tarafından tarifeler yönetmeliği çıkarılmış ve mezkür yönetmeliğin 28'inci maddesinde; “su satış ve atık su tarifesinin belirlenmesinde rol oynayan iki ana faktörden birincisi; yönetim ve işletme giderleri ile amortismanlar, faiz giderleri, aktifleştirilmeyen yenileme, iyileştirme (ıslah) ve genişletme (tevsi) giderleri, ikincisi ise % 10’dan aşağı olmayacak nispette kar oranıdır.” İeklinde düzenleme yapılarak su tarifelerinin nasıl belirleneceği hüküm altına alınmıştır. ………….su ve kanalizasyon idaresi tarafından gerekli maliyet tespitleri ve kar oranı eklenerek bulunacak tutara göre tarife fiyatı belirlemesinin uygun olacağı düşünülmektedir.


Bulgu 81: birden fazla yola cephesi bulunan bina ve arsaların emlak vergisinin hesabında yanlış cephenin esas alınması


Birden fazla yola cephesi bulunan bina ve arsaların emlak vergilerinin hesabında hangi cephenin esas alındığına ilişkin olarak seçilmiş ve bulvar üzerinde bulunan bina ve arsaların emlak vergisi beyannameleri incelenmiştir.yapılan incelemede 12 adet bina ile 1 adet arsanın emlak vergisi değerlerinin hesabında ……. Bulvarı için takdir edilen arsa metrekare birim değerleri yerine numaratajdaki cadde veya sokak için takdir edilen arsa metrekare birim değerlerinin esas alındığı tespit edilmiştir. Emlak vergisi mevzuatında birden çok cadde veya sokağa cephesi bulunan bina ve arsaların vergi değerinin hesaplanmasında hangi cephenin esas alınacağına ilişkin açık bir hüküm bulunmamakla birlikte danıştay kararlarının konuya açıklık getirdiği görülmüştür. Danıştay 4. Dairesinin 19.6.2002 gün ve e. 2001/3138, k. 2002/3179 sayılı kararında “emlak vergisi kanununda birden fazla yola cephesi olan taşınmazların emlak vergilerinin hangi değere göre hesaplanacağına dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda, genel düzenlemeye gidilerek imar mevzuatının uygulanması ve imar yönetmeliğinde öngörülen yapı düzenine ilişkin prensiplerin dikkate alınması icap etmektedir.” Denilmek suretiyle imar yönetmeliğindeki hükümlerin esas alınması gerektiği ifade edilmiştir. Danıştay 9. Dairesi’nin 20.10.1998 tarih ve e:1997/5048, k:1998/3726 sayılı kararında ise “birden fazla yola cephesi olan taşınmaz, numaratajı hangi yoldan alırsa alsın binanın girişi kullanım amacı doğrultusunda yapılan mimarı plandaki bir tercih olduğundan, asgari ölçüde emlak vergisi hesaplamasında inşaat nizamı daha fazla olan sokak veya bölgeden değer alması gereklidir.” Denilmiştir. Danıştay kararlarında atıf yapılan planlı alanlar tip imar yönetmeliği’nin 15. Maddesinde “parsel cephesi: parselin üzerinde bulunduğu yoldaki cephesidir. Birden fazla yola cepheli parsellerde uygulama imar planında belirtilmemiş ise geniş yol üzerindeki kenar, parsel ön cephesidir. Yolların eşit olması halinde dar kenar parsel cephesidir. Bitişik nizama tabi olup, farklı kat adedi ve farklı kotları haiz yollara cepheli köşe başı parsellerde yolların kat rejimini bozmamak üzere en az 6 metrede bir kademelendirme yapılır.” Hükmüne yer verilmiştir. Sonuç olarak birden fazla yola cephesi bulunan bir taşınmazın esas cephesi parsel cephesi olup, bu cephe imar planında belirtilen cephedir. İmar planında belirtilmemiş ise parsel cephesi, geniş yol üzerindeki kenar, yolların eşit olması halinde dar kenar parsel cephesidir. Bu yaklaşımdan hareketle ………….. Bulvarındaki ve diğer yerlerdeki  birden fazla yola cephesi bulunan bina ve arsaların emlak vergisi beyannamelerinin gözden geçirilerek mevcut emlak vergisi tahakkuklarına ek olarak tahakkuk yapılması gerekmektedir.


Bulgu 82:


Kredi kartlarıyla tahsilat yapılmasına rağmen 109 - banka kredi kartlarından alacaklar hesabının kullanılmaması


………. Belediyesince mükelleflerden kredi kartı aracılığıyla su ve emlak vergisi tahsilatları yapılmasına rağmen 109 - banka kredi kartlarından alacaklar hesabının kullanılmadığı görülmüştür. Mahalli idareler bütçe ve muhasebe yönetmeliğinin 109 - banka kredi kartlarından alacaklar hesabının niteliğinin açıklayan 73‟üncü maddesinde söz konusu hesabın banka kredi kartlarıyla yapılan tahsilat ve bunlara ilişkin olarak yapılan mahsup ve iade işlemlerinin izlenmesi için kullanılacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı yönetmeliğin „hesabın işleyişi‟ başlıklı 74‟üncü maddesine göre; banka kredi kartıyla yapılan tahsilatların bir taraftan bu hesaba borç, 600- gelirler hesabı veya ilgili diğer hesaplara alacak; diğer taraftan gelir kaydedilen tutarların 805- gelir yansıtma hesabına borç, 800-bütçe gelirleri hesabına alacak kaydedilmesi, banka kredi kartıyla yapılan tahsilatlar nedeniyle kurumun banka hesabına aktarılan tutarların bu hesaba alacak, 102-banka hesabına borç kaydedilmesi gerekmektedir…………. Belediyesi 2015 yılı yevmiye defterinin incelenmesi neticesinde, 141.307,31 tl tutarında kredi kartı tahsilatı yapılmasına rağmen 109 - banka kredi kartlarından alacaklar hesabının kullanılmadığı görülmüştür. Söz konusu tutarların doğrudan 102- banka hesabına aktarıldığı anlaşılmıştır. Bu işlemler neticesinde kurumun mizanında kredi kartı ile yapılan tahsilat tutarlarının izlenmesinin mümkün olmadığı düşünülmektedir


Bulgu 83:


Belediye personeli olmayanların da şirket yönetim kurullarında görevlendirilmesi


5216 sayılı büyükşehir belediye kanununun ―şirket kurulması‖ başlıklı 26 ncı maddesinde: “büyükşehir belediyesi kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre sermaye şirketleri kurabilir. Genel sekreter ile belediye ve bağlı kuruluşlarında yöneticilik sıfatını haiz personel bu şirketlerin yönetim ve denetim kurullarında görev alabilirler…” denilmektedir. Belirtilen mevzuat hükmünde belediyelerin kurduğu şirketlerde yöneticilik sıfatına haiz belediye veya bağlı kuruluşlarında görevli personelin görevlendirilmesi düzenlenmiştir. 5216 sayılı kanunun “personel istihdamı” başlıklı 22 nci maddesinde ise: “büyükşehir belediyesi personeli büyükşehir belediye başkanı tarafından atanır…” denilmektedir. Aynı kanunun “danışmanlar” başlıklı 20 nci maddesinde ise: “nüfusu iki milyonu aşan büyükşehir belediyelerinde on, diğer büyükşehir belediyelerinde beşi geçmemek üzere başkan danışmanı görevlendirilebilir.” Denilmektedir. 5393 sayılı belediye kanununun “başkan vekili” başlıklı 40 ıncı maddesinde ise: “belediye başkanı izin, hastalık veya başka bir sebeple görev başında bulunmadığı hâllerde, bu süre içinde kendisine vekâlet etmek üzere, belediye meclisi üyeleri arasından birini başkan vekili olarak görevlendirir.” Denilmektedir. Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, danışmanların başkan tarafından görevlendirildiği yukarıda sayılan mevzuat hükümleri bağlamında belediye personeli olamayacağı, başkan vekilliğinin ise personel sıfatına haiz bir görev olmadığından ve belediye başkanının görevini ifa edemediği dönemler için muvakkaten yapılan bir görevlendirme olduğundan ―yönetici sıfatına haiz personel‖ sayılamayacağı açıktır. Ancak belediye personeli olmayan bu kişilerin birden fazla belediye şirketinde yönetim kurulu üyesi olarak görevlendirildiği ve her bir yönetim kurulu üyeliği içinde huzur hakkı aldığı tespit edilmiştir.


Bulgu 84:


Kurum ve kuruluşların yönetim kurulu denetim kurulu ve benzeri organlarında görevli belediye personelinin bu görevleri dolayısıyla birden fazla yerden ücret alması


……….. Büyükşehir belediyesi‘nde görevli bir kısım personelin yönetim kurulu ve denetim kurulu ya da benzeri üyelikleri dolayısıyla birden fazla yerden ücret aldıkları tespit edilmiştir.


631 sayılı khk‘ nın 12 nci maddesinde: “memurlar ve diğer kamu görevlilerinden, kurum ve kuruluşların yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu, danışma kurulu üyelikleri ve komisyon, heyet, komite ile benzeri organlarda görev alanlara, kurum içi ve kurum dışı ayrımı yapılmaksızın bu görevlerinden sadece biri için ücret ödenebilir.” Denilmektedir. Maliye bakanlığının maddede verilen yetkiye istinaden çıkardığı 162 seri numaralı devlet memurları genel tebliğinde: “4) 631 sayılı kanun hükmünde kararnamenin 12 nci maddesi kapsamında birden fazla görev alanlar, bu görevlerin hangisinden ücret alacağını belirleyerek asli görevli bulunduğu kurumun merkez teşkilatı personel birimi ile görev yaptığı birime on gün içerisinde bildirecektir. 5) anılan maddede belirtilen görevler karşılığında ödeme yapacak kurum tarafından, ödeme yapılmadan önce ilgiliden kurumundan veya başka kurumlardan bu kapsamda kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığına dair yazılı beyan alınacaktır. Bu beyanda bulunmayanlara herhangi bir ödeme yapılmayacaktır.” Denilmektedir. Belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca, ……………. Büyükşehir belediyesinde görevli personellerden kendi görevlerine ek olarak kurum ve kuruluşların, yönetim kurulu, denetim kurulu, encümen ve buna benzer kurullarda görev alanların, bu görevleri dolayısıyla kendilerine birden fazla huzur hakkı, encümen ücreti ve benzeri isimler altında ödemeler yapıldığı, ödemeyi yapan kurumlar tarafından da kişilerden başka yerlerden ücret almadığına dair beyan alınmadığı tespit edilmiştir. Mevzuat hükümlerine aykırılık sonucunda kurumun gider hesaplarında toplam ……. Tl artış oluşmuştur.


Bulgu 85:


Geçici işçilerin çalıştırılması için belediye meclisinden vize alınmaması ve geçici işçilerin bir mali yılda en fazla 5 ay 29 gün çalıştırılması gerekirken 11 aydan fazla süre çalıştırılması


5620 sayılı kamuda geçici iş pozisyonlarında çalışanların sürekli işçi kadrolarına veya sözleşmeli personel statüsüne geçirilmeleri, geçici işçi çalıştırılması ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun’un “geçici iş pozisyonlarında işçi çalıştırılması” başlıklı 3’üncü maddesinde, bu kanun’un yayımı tarihinden (21.4.2007) itibaren kanun kapsamındaki idare, kurum ve kuruluşlarda geçici iş pozisyonlarında işçi çalıştırılamayacağı, ancak mevsimlik ve kampanya işleri ile orman yangınıyla mücadele hizmetlerinde bir malî yılda 6 aydan az olmak üzere vize edilecek geçici iş pozisyonlarında işçi çalıştırılabileceği, bu şekilde çalıştırılacak işçiler için her mali yılda belediyelerde belediye ve bağlı kuruluşları ile mahalli idare birlikleri norm kadro ilke ve standartlarına dair yönetmelik’in 24’üncü maddesi çerçevesinde yetkili meclislerden geçici iş pozisyon vizesi alınmasının zorunlu olduğu, söz konusu vize işlemi yapılmaksızın geçici işçi çalıştırılamayacağı ve herhangi bir ödeme yapılamayacağı, hüküm altına alınmıştır. Yapılan incelemede, 6360 sayılı on üç ilde büyükşehir belediyesi ve yirmi altı ilçe kurulması ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun ile 30.3.2014 tarihinde tüzel kişiliği kaldırılarak ……. Belediyesi'ne katılan …….. Belde belediyesi'nde geçici işçi olarak çalıştırılan 23, ……… belde belediyesi'nde geçici işçi olarak çalıştırılan 9 olmak üzere toplam 32 personelin söz konusu tarih itibariyle ……….. Belediyesi'ne devredildiği, bu kişilerin 2015 yılında geçici işçi olarak çalıştırılması için ……….belediye meclisi'nden geçici iş pozisyon vizesi alınmadığı, vizesiz olarak yılın başından itibaren çalışmaya başlayan sözkonusu işçilerin iş akitlerinin 24.7.2015 tarihinde fesh edildiği, 04.8.2015 tarihinde belediye meclisi'nden vize alındıktan sonra bu kişilerin 11.8.2015 tarihinde yeniden geçici işçi olarak işe başlatıldıkları ve yılsonuna kadar çalıştıkları tespit edilmiştir. Dolayısıyla bir mali yılda en fazla 5 ay 29 gün çalıştırılması gereken geçici işçiler 2015 yılında 11 aydan fazla süre çalışmışlardır.


Bulgu 86:


Özel kalem müdürü kadrosunda görev yapan personelin iube müdürü kadrosuna sınavsız atanması


 657 sayılı devlet memurları kanunu‟nun 59‟uncu maddesinde, istisnai memuriyet kadrosunda bulunmanın diğer memuriyet kadrolarına naklen atanmada herhangi bir sınıf için kazanılmış hak sayılmayacağı, aynı kanun‟un 61‟inci maddesinde, istisnai memurluklara atananlar hakkında bu kanun'un atanma, sınavlar, kademe ilerlemesi ve derece yükselmesi dışında kalan bütün hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Diğer taraftan 04.7.2009 tarih ve 27278 sayılı resmi gazete‟de yayımlanan mahalli idareler personelinin görevde yükselme ve unvan değişikliği esaslarına dair yönetmelik‟in 2'nci ve 5'inci maddeleri uyarınca, şube müdürü kadrosu görevde yükselmeye tabi bir kadro olup görevde yükselme sınavını (yazılı ve sözlü) kazanmadan herhangi bir personelin sözkonusu kadroya atanması mümkün değildir. Sözkonusu yönetmelik‟in 20/b,c maddelerine göre ise, mahalli idarelerde ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında, ilgili mevzuat hükümlerine uygun şekilde daha önce müdür veya şube müdürü kadrosuna atanmış olanlar ile bu yönetmelik kapsamı dışında bulunan daha üst görevlerde en az altı ay süreyle çalışmış olanlar aranan şartları taşımaları kaydıyla, şube müdürü kadrosuna sınavsız atanabilmektedir. Yapılan incelemede; 22.5.2014 tarihinde özel kalem müdürü (istisnai memuriyet) kadrosuna açıktan atanan … „nın bu görevde yaklaşık 5 ay çalıştıktan sonra 31.10.2014 tarihinde şube müdürü kadrosuna atandığı tespit edilmiştir. Ancak bahsi geçen yönetmelik‟in “ istisnai memurluklarda çalışanlar veya çalışmış olanlar, bu yönetmelik kapsamındaki kadrolara, atanacakları kadro için öngörülen şartları taşımaları kaydıyla sınavsız atanabilir.” Şeklindeki 20/ç maddesinin yürütmesi danıştay idari dava daireleri kurulu‟nun 01.4.2010 tarih ve yd.itiraz no:2010/70 sayılı kararıyla durdurulmuş olup söz konusu madde danıştay 5. Dairesi‟nin 14.11.2011 tarih ve esas no: 2009/4677, karar no:2011/6294 sayılı kararıyla iptal edilmiş ve danıştay 5. Dairesi‟nin bu kararı danıştay idari dava daireleri kurulu‟nun 19.6.2014 tarih ve esas no: 2012/1672, karar no:2014/2742 sayılı kararıyla onanmıştır. Tayrıca dava süreci devam ederken 07.5.2014 tarih ve 28993 sayılı resmi gazete‟de yayımlanan mahalli idareler personelinin görevde yükselme ve unvan değişikliği esaslarına dair yönetmelikte değişiklik yapılmasına dair yönetmelik‟in 19‟uncu maddesiyle söz konusu madde (20/ç) aynı tarih (07.5.2014) itibariyle yürürlükten kaldırılmıştır. Dolayısıyla özel kalem müdürü kadrosunda görev yapan personelin 31.10.2014 tarihinde şube müdürü kadrosuna sınavsız atanması mümkün değildir.


Bulgu 87:


Büyükşehir belediyesi’nce kuruma aktarılması gereken müze giriş ücret paylarının alınmaması


2464 sayılı belediye gelirleri kanunu’nun mükerrer 97 nci maddesine göre, büyükşehir belediyelerince tahsil edilen müze giriş ücretlerinin yüzde 75 i içişleri bakanlığı'nca bildirilecek son genel nüfus sayımı sonuçlarına göre nüfusları oranında ilgili ilçe belediyelerine dağıtılır. 2015 mali yılı muhasebe kayıtlarının incelenmesi neticesinde……. Büyükşehir belediyesi tarafından tahsil edilen müze giriş ücretlerinden bodrum belediyesi’ne aktarılması gereken müze giriş ücret paylarının aktarılmadığı ve bodrum belediyesi'nin müze payının aktarımı için gerekli işlemleri başlatmadığı görülmüştür.


Bulgu 88:


Büyükşehir belediyesi tarafından alınması gereken yangın sigorta vergilerinin ilçe belediyeleri tarafından tahsil edilmesi


6360 sayılı kanunun ilgili maddelerinin 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe girmesiyle ……. İlinde büyükşehir belediyesi kurulmuş ve belediye gelirleri kanununa göre alınan yangın sigorta vergilerinin büyükşehir belediyesine devri gerekirken ilçe belediyeleri tarafından bu devirler yapılmamıştır. 2464 sayılı belediye gelirleri kanuna göre, belediye sınırları ve mücavir alanlar içindeki menkul ve gayrimenkul mallar için yapılan yangın sigortaları dolayısıyla alınan primler yangın sigortası vergisine tabidir. 5216 sayılı büyükşehir belediyesi kanununda, yangın sigortası vergisinin tahsili veya bunlardan alınacak paylara ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamakla birlikte; yangın sigortası vergisinin itfaiye hizmetleriyle ilgili olduğu düşünülerek ve itfaiye hizmetlerinin de büyükşehir belediyelerinde olmasından dolayı tahsil yetkisi büyükşehirlerde büyükşehir belediyelerine aittir. Nitekim bu konuda verilmiş yargı kararları mevcuttur. Örneğin danıştay 8. Dairesinin e: 1995/2674, k: 1997/1486 sayılı kararında, yangın sigorta vergisinin sigorta şirketinin bağlı olduğu büyükşehir belediyesince tahsil edilmesi gerektiğine karar verilmiştir 2464 sayılı kanunun 44‟üncü maddesinde, yangın sigortası vergisinin mükelleflerinin bir ay içinde vergiye tabi muamelelerini ertesi ayın 20‟nci günü akşamına kadar bağlı bulundukları belediyeye bir beyanname ile bildirmeye ve hesaplanan vergiyi aynı sürede ödemeye mecbur oldukları ifade edilmiştir. Yukarıda belirtilen düzenlemeden anlaşılacağı üzere, sigorta şirketleri bir ay içinde tahsil ettikleri yangın sigortası primlerine ilişkin vergiyi bir beyanname ile bağlı bulundukları belediyelere büyükşehir olan illerde, büyükşehir belediyesine beyan edip ödemek durumundadırlar. Yapılan incelemeler sonucunda, 30.03.2014 tarihinden sonra ……….. Büyükşehir belediyesi gelirleri kapsamında olan yangın sigorta vergisinin bazı ilçe belediyeleri tarafından tahsil edildiği anlaşılmıştır. Kurumun, büyükşehir sınırı dahilindeki menkul ve gayrimenkul mallar için yapılan yangın sigortaları dolayısıyla alınan primler üzerinden hesaplanan yangın sigortası vergilerini, ilçe belediyelerinden tahsil etmesi gerektiği düşünülmektedir.


Bulgu 89:


“otopark bedeli” olarak alınan paraların amacı dışında kullanılması


Belediye otopark hesabının incelenmesinde; otopark hesabında toplanan paraların “otopark yönetmeliği"nde belirlenen amaçlar dışında harcandığı tespit edilmiştir. Belediyelerin otopark hesapları ile ilgili temel düzenleme, 3194 sayılı imar kanununa dayanılarak bayındırlık ve iskan bakanlığınca çıkarılan 01.07.1993 tarihli otopark yönetmeliğidir. Otopark yönetmelik‟inin 4'üncü maddesinin (f) fıkrasında; otopark ihtiyacının parselinde karşılanması mümkün olmayan durumlara ilişkin ilkelerin belediye meclisince belirleneceği, parselinde otopark ihtiyacı karşılanamayan durumlarda belediyesince bu yönetmelik hükümlerine göre belirlenecek otopark bedelinin alınacağı ifade edilmiştir. Ayrıca otopark bedeli alınan parsellerin otopark ihtiyacının belediyesince karşılanması zorunluluğu belirtilmektedir. Söz konusu yönetmelik‟in “mali hükümler” başlıklı 10'uncu maddesine göre; otopark bedelleri, kamu bankalarından herhangi birinde açılacak otopark hesabına yatırılır, bu hesapta toplanan meblağa yasaların öngördüğü faiz oranı uygulanır. Aynı yönetmelik‟in “otopark hesabından yapılacak harcamalar” başlıklı 11‟inci maddesine göre; otopark hesabında toplanan meblağ, belediyelerin kendi kaynaklarından ayıracağı tahsisatla birlikte, tasdikli plan ve beş yıllık imar programına göre hazırlanan kamulaştırma projesi karşılığında otopark tesisi için gerekli arsa alımları ile bölge veya genel otoparkları için kullanılır. Otopark hesabında toplanan meblağ otopark tesisi dışında başka bir amaçla kullanılamaz. Otopark hesabında toplanan meblağın, amacında kullanılıp kullanılmadığı hususu içişleri bakanlığı'nca denetlenir. ……………… belediyesi muhasebe kayıtları ve banka hesaplarının incelenmesi neticesinde, belediyeye ait 29328846-5011 müşteri numaralı otopark hesabında toplam ………… tl gelir elde edildiği anlaşılmıştır. Söz konusu hesabın mali yıl boyunca para hareketleri incelendiğinde ilgili hesaptan yukarıda adı geçen yönetmelik hükümlerine aykırı olarak belediyenin söz konusu hesabın açılış amacına uygun olmayan giderler için harcama yapıldığı görülmüştür. Oysa mezkur yönetmelikte belirtildiği üzere, ilgili hesapta toplanan paradan kamu idaresinin faiz geliri elde etmesi öngörülmektedir. Yine otopark hesabında toplanan meblağın, otopark tesisi dışında başka amaçlarla kullanılması mevzuata aykırılık teşkil etmektedir.

Güncelleme Tarihi: 22 Mart 2017, 08:02
YORUM EKLE