İhaleyle yapılması gereken alımların doğrudan teminle yapılması TCK'ya göre suç teşkil eder

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, ihaleye tabi olan alımları doğrudan temin suretiyle gerçekleştirerek başka firmaların ihaleye katılmasını engelleyen ve bu suretle alım yapılan firmaya da yarar sağlayarak görevlerinin gereklerine aykırı hareket eden sanıkların görevi kötüye kullanma suçunu işlediklerine hükmetti.

İdareler tarafından en fazla kullanılan alım yöntemlerinden birisi doğrudan temin yoluyla alınan alımlardır. İdareler ilgili mahkeme kararı doğrultusunda alımlarda daha dikkatli olmak zorundadırlar.

Memur, masaüstü bilgisayar alabilmek için KDK'ya başvurdu Memur, masaüstü bilgisayar alabilmek için KDK'ya başvurdu

9. Ceza Dairesi         2020/124 E.  ,  2020/243 K.


"İçtihat Metni"

Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Görevi Kötüye Kullanma
Hüküm : Beraat

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:


1-Suç tarihinde sanıklardan ...’un ... Belediye Başkanı, ...’nin ise aynı belediyede Fen İşleri Sorumlusu olduğu, belediyeye ait bir kısım hizmetlerin yerine getirilmesi için 4 grup hizmetin doğrudan temin usulü ile alınmasına karar verildiği, 22/01/2008 tarih ve 26764 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kamu İhale Tebliğine göre 2008 yılı için doğrudan temin sınırının 10.195,00 TL olduğu halde, sanıkların yaklaşık maliyeti 14.835,00 TL ile 17.600,00 TL arasında değişen 4 adet hizmetin sınırı aşmasına rağmen anılan hizmet alımlarını bölerek ayrı ayrı doğrudan temin usulü ile yaptıkları, bu şekilde ihaleye tabi olan alımları doğrudan temin suretiyle gerçekleştirerek başka firmaların ihaleye katılmasını engelleyen ve bu suretle alım yapılan firmaya da yarar sağlayarak görevlerinin gereklerine aykırı hareket eden sanıkların görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde beraatlerine hükmedilmesi,


2-Sanık ... hakkında benzer nitelikteki eylemlerinden dolayı aynı suçtan Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/9942 soruşturma sayılı dosyasından ayrıca (... Başkanlığı dönemine ait bir kısım iddialara ilişkin) soruşturma yürütüldüğünün anlaşılması karşısında, sanık ... hakkında aynı suçtan açılan davalar araştırılarak, derdest ise birleştirilmesinden, karara çıkmış ve kesinleşmiş ise onaylı örneklerinin getirtilerek incelenmesinden sonra suç ve iddianame tarihlerine göre eylemler arasında hukuki kesinti oluşup oluşmadığı ile zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının saptanması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin belirlenmesi halinde, TCK'nın 3 ve 61. maddeleri de gözetilerek, sanığa TCK'nın 257. maddesi gereğince verilecek cezadan aynı Kanunun 43/1. maddesi uyarınca artırım yapıldıktan sonra varsa kesinleşen dava dosyalarından verilen cezanın mahsubu ile oluşur ise aradaki fark kadar cezaya hükmedilmesi, hukuki kesintinin gerçekleşmesi halinde ise ayrı ceza verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Kabule göre de;
Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 10/11/2008 yerine 20/12/2011 olarak yanlış yazılması,
Kanuna aykırı, O Yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 03.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.