Ders saatinde okulda olması gereken öğrencinin sakat kalmasında sorumluluk paylaştırıldı

Lisede öğrenim gören bir öğrencinin velileri, çocuklarının ders saatinde okulun dışındaki parkta uzuneşek isimli oyunu oynarken sakatlanarak %92 engelli hale gelmesi nedeniyle tazminat davası açtılar. Davayı temyizen inceleyen Danıştay 8. Dairesi; olay günü 18 yaşında olan ve ders saatinde okulda olması gereken öğrencinin kendi kusurlu davranışları yanında, okul kapısında gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmaması nedeniyle idarenin de olayın oluşumunda ortak kusurunun bulunduğu, dolayısıyla idarenin de hizmet kusurunun bulunduğu açık olup, olayın gelişimi, davacının fiili ve olay tarihinde 18 yaşında olduğu hususları dikkate alınarak, belirlenecek kusur oranlarına göre bir karar verilmesi gerektiğine hükmetti.

T.C.
DANIŞTAY
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No: 2019/92
Karar No: 2022/7887

İSTEMİN KONUSU:

. Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi'nin. tarih ve E:., K:. sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:

Dava konusu istem:

Davacılar tarafından, . Anadolu Lisesi öğrencisi olan çocuklarının ders saatinde okulun dışındaki parkta uzuneşek isimli oyunu oynarken sakatlanarak %92 engelli hale gelmesi nedeniyle davacılardan. için 5.000,00-TL maddi ve 500.000,00-TL manevi, baba... için 50.000,00-TL manevi, anne... için 50.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 605.000,00-TL tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:

... İdare Mahkemesinin. tarih ve E:., K:. sayılı kararında; olay tarihinde reşit olan davacılardan... in okul kurallarına aykırı bir şekilde ders saatinde okuldan ayrılarak okul dışında arkadaşları ile oyun oynadığı sırada meydana gelen olaydan dolayı ortaya çıkan zararla davalı idare tarafından yürütülen hizmet arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı, bu olaydan dolayı ortaya çıkan davacıların maddi ve manevi zararlarının davalı idareden tazminine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:

İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:

Davacılar tarafından, okulun kapısında güvenliğin olmadığı, idarenin kusurunun bulunduğu, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

MEB, yeni müfredatı kamuoyu görüşüne açtı MEB, yeni müfredatı kamuoyu görüşüne açtı

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:

İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ DÜŞÜNCESİ:

Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı Yasanın 17. maddesi uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY:

23/03/1998 doğumlu olan ve . Anadolu Lisesi 12. sınıf öğrencisi olan ...'in, 30/03/2016 tarihinde derste olması gerekirken, okulu terk ederek okulun yanındaki parkta arkadaşları ile uzun eşek oynarken meydana gelen rahatsızlanma nedeniyle hastaneye kaldırıldığı, 17/08/2016 tarihli Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi engelli sağlık kurulu raporuna göre %92 engelli hale gelmesi nedeniyle davacılardan ... için 5.000,00-TL maddi ve 500.000,00-TL manevi, baba ... için 50.000,00-TL manevi, anne ... için 50.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 605.000,00-TL tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:

Anayasanın 'Yargı yolu' başlıklı 125. maddesinin 7. fıkrasında; "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, tam yargı davaları, idarenin eylem ve işlemlerinden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

İdare, yasalarla kendi yetki ve sorumluluğuna bırakılan kamu hizmetini yasal yetkileri içinde ve gereği gibi yürütmek amacıyla önceden gerekli teşkilatı kurmak ve bu teşkilatın ve hizmetin gerektirdiği araç, gereç ve personeli her an hizmete hazır tutmak ve hizmetin iyi bir şekilde yürütülmesi için gerekli tüm özeni göstermekle yükümlüdür.
Hizmetin kötü, geç veya hiç işlememesi yüzünden kişilerin zarara uğramaları halinde idarenin hukuksal sorumluluğu söz konusudur ve uğranılan bu zararın hizmeti yürütmekle görevli idarece tazmini gerekmektedir.

Kamu hizmetinin yürütülmesi dolayısıyla idarelerin, tazminat ödemekle yükümlü tutulabilmesi için de, ortada bir idari eylemin veya işlemin (idare tutum ve davranışın) bulunması, bu eylem veya işlemden zarar meydana gelmesi, bu idari eylem ve işlem ile zarar arasında nedensellik bağının bulunması gerekir ve zarar doğuran eylem ya da işlemin idareye bağlanabilmesi durumunda, kusurlu ve kusursuz sorumluluk ilkelerine göre tazmini cihetine gidilmesi icap etmektedir.

Bu kapsamda, tazminat hukukunun amacının idarenin yürütmekle görevli ve yetkili olduğu hizmeti kusurlu yürütmüş olması nedeniyle kişilerin uğradığı zararların karşılanması olduğu şüphesizdir.

Tam yargı davalarında, öncelikle; zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas olduğundan, olayın oluşumu ve zararın niteliğinin irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerekmektedir.

İdarelerin hukuki sorumluluğu, kamusal faaliyetlerin sonucunda, idare ile bireyler arasında birey zararına bozulan ekonomik dengenin yeniden kurulmasını, idari etkinliklerden dolayı bireylerin uğradığı maddi zararlar yanında manevi zararların da idarece tazmin edilmesini sağlayan bir hukuki kurumdur. Bu kurum, kamusal faaliyetler nedeniyle bireylerin malvarlığında ortaya çıkan eksilmelerin/çoğalma olanağından yoksunluğun giderilebilmesini, yine bu surette oluşan manevi zararların karşılanabilmesi için aranılan koşulları, uygulanması gereken kural ve ilkeleri içine almaktadır.
İdare, Anayasamızın 125. maddesinde de belirtildiği üzere, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Bunun yanında, idarenin faaliyet alanıyla ilgili, önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemediği bir takım zararları nedensellik bağı aramadan tazmin etmesi gerekmektedir.

Uyuşmazlıkta; 30/03/2016 tarihinde meydana gelen olayla ilgili başlatılan idari soruşturmada, ifadesi alınan okul müdürü tarafından, okulun iki giriş kapısının bulunduğu, birinci ana giriş kapısında özel güvenlikçinin bulunduğu, dışarıdan gelen yabancıların ve ziyaretçilerin kayıtlarının tutulduğu, ders program yoğunluğundan dolayı her ders derse başlayan öğrenci olduğu gibi dersi biten veya aralarda boş saati olan öğrencilerin de ana kapıdan giriş ve çıkış yaptıkları, okulun arka tarafında bulunan arka kapının ise yoğun olarak kullanılmamakla birlikte öğrenciler tarafından kullanıldığı, bu kapının daha çok okula gelen malzeme giriş ve çıkışlarında kullanıldığı, özel bir görevlisinin olmadığı, bölgenin nöbetçi öğretmenler tarafından kontrol edildiği hususlarına yer verildiği, dava konusu olaydan sonra okulun arka kapısı için 02/10/2017 tarihinde özel güvenlik personeli görevlendirildiği anlaşılmakla birlikte, olay günü 18 yaşında olan ve ders saatinde okulda olması gereken davacının kendi kusurlu davranışları yanında, okul kapısında gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmaması nedeniyle idarenin de olayın oluşumunda ortak kusurunun bulunduğu, dolayısıyla idarenin de hizmet kusurunun bulunduğu açık olup, olayın gelişimi, davacının fiili ve olay tarihinde 18 yaşında olduğu hususları dikkate alınarak, belirlenecek kusur oranlarına göre bir karar verilmesi gerekmektedir.

Bu durumda, İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu reddeden temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,

2. . Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi'nin. tarih ve E:., K:. sayılı kararının BOZULMASINA,

3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4. Kesin olarak, 21/12/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.