Zamanında mal bildirimi vermeyen memura disiplin cezası verilmesi 

Dava konusu disiplin cezasına esas soruşturma raporu ile dosyadaki diğer bilgi ve belgeler incelendiğinde; davacının 17/04/2014 tarihinde S.S. ... Konut Yapı Kooperatifine üye olabilmek için ilk ödemesini, 24/10/2014 tarihinde ise son ödemesini yaptığı, 18/04/2014 tarihinde S.S. ... Konut Yapı Kooperatifine 14,29 hisse ile üye ve yönetim kurulu başkanı olduğu, 11/12/2014 tarihinde S.S. ... Konut Yapı Kooperatifine üyeliğine ilişkin mal beyanında bulunduğu anlaşıldığından, davacının "mal varlığında meydana gelen değişikliği bir ay içinde bildirmemek" fiili nedeniyle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/A-4. maddesi uyarınca "12 ay uzun süreli durdurma" cezası ile tecziyesine, öğrenim durumu itibarıyla yükselebileceği kadronun son kademesinde bulunduğundan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/5. maddesi uyarınca brüt aylığının 1/2 oranında kesilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.

T.C. Danıştay Başkanlığı - 2. Daire

Esas No.: 2021/1475

Karar No.: 2023/279

Karar tarihi: 19.01.2023

DAVACI : …

VEKİLİ : Av. …

DAVALILAR : 1- …

2- … Bakanlığı

VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri Yrd. V. …

3- … Genel Müdürlüğü

VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …

DAVANIN KONUSU : 1. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapmakta iken emekli olan davacı tarafından;

1-Görevde olduğu dönemde, "belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak" fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/A-4. maddesi uyarınca "12 ay uzun süreli durdurma" cezası ile tecziyesine, öğrenim durumu itibariyle yükselebileceği kadronun son kademesinde bulunduğundan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/5. maddesi uyarınca brüt aylığının 1/2 oranında kesilmesine ilişkin … günlü, … sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının ve

2- Bu kararın dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/A-4. maddesinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :

Davacı tarafından; meslek hayatı boyunca disiplin cezası almadığı, sicillerinin hep olumlu olduğu, birçok takdir ve başarı belgesi bulunduğu, disiplin cezası verilirken lehine olan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 15. maddesinin uygulanmadığı, Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasında “Kimse, ...kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz” düzenlemesine yer verildiği, suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca, hangi fiillerin yasaklandığının ve bu yasak fiillere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak bir şekilde kanunda gösterilmesi gerektiği; 3817, 4455 ve 5525 sayılı kanunlar uyarınca disiplin cezalarının affedildiği, bu üç yasa dikkate alınmadan 30 yıllık memuriyet hayatının mal bildirimleri yönünden sorgulanmasının hukuka aykırı olduğu, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/A-4. maddesinde yer alan düzenlemenin Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/7. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

DAVALI İDARELERİN SAVUNMASI :

Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün “Bir Alt Ceza Verilmesi” başlıklı 15. maddesinde, “Kararın verildiği güne kadar geçmiş hizmetleri olumlu olan, iyi veya çok iyi derecede performans değerlendirme puanı ile ödül ve başarı belgesi alan memurlara, işlediği fiilin özelliği, biçimi, işlendiği yer ve zaman göz önünde bulundurularak bu tüzükte gösterilen cezanın bir derece aşağısı uygulanabilir.” düzenlemesine yer verildiği, “uygulanabilir” ibaresi nedeniyle memurun daha hafif bir ceza ile cezalandırılması konusunda idareye takdir yetkisi tanındığı, 29/10/2016 günlü, 675 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname ile davacının rütbesinin geri alındığı, soruşturma açmaya yetkili disiplin amirince davacı hakkında isnat edilen suçun işlendiğinin öğrenilmesinden itibaren yasal süre içerisinde soruşturma başlatıldığı ve suçun işleniş tarihinden itibaren iki yıl içinde cezanın verildiği ileri sürülmektedir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …

DÜŞÜNCESİ : Dava, 1. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapmakta iken emekli olan davacının, görev yaptığı dönemde, "belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak" fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/A-4. maddesi uyarınca "12 ay uzun süreli durdurma" cezası ile tecziyesine, öğrenim durumu itibariyle yükselebileceği kadronun son kademesinde bulunduğundan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/5. maddesi uyarınca brüt aylığının 1/2 oranında kesilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının ve bu kararın dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/A-4. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.

Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün yasal dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesi Anayasa Mahkemesi'nin 13/01/2016 gün ve E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile iptal edilmiş ve anılan madde, 23/01/2017 gün ve 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılarak Emniyet Teşkilatı mensuplarına ilişkin disiplin kuralları yeniden düzenlenmiş olduğundan, belirtilen tarih itibariyle artık söz konusu Tüzüğün uygulanma imkanı kalmamıştır.

Buna karşılık, 682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 1. maddesi( bilahare 08/03/2018 günlü ve 30354 sayılı mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanunun Geçici 1. maddesi) uyarınca, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezalarının bu Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca verilmiş addolunacağı ve daha önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemlerin de aynen muhafaza olunacağı kurala bağlandığından, davacının Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/A-4. maddesi uyarınca "12 ay uzun süreli durdurma" cezası ile tecziyesine ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/A-4 maddesinin iptali yönündeki istemlerinin esastan incelenmesi gerekli görülmüştür.

Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesiyle verilen yetki doğrultusunda hazırlandığı ve Danıştay incelemesinden geçerek yürürlüğe girdiği, anılan Tüzük'ün 7/A-4 maddesinde yer alan ve dava konusu edilen ''belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak '' kuralında, anılan fiilin ve karşılığında öngörülen cezanın dayanak alınan Yasa hükmü ile çizilen çerçeveyi aşan bir yönünün bulunmadığı, polislik mesleğinin önem ve özelliği dikkate alınarak, toplum nazarındaki saygınlığının korunması ve teşkilat personeline duyulan güvenin sarsılmamasını sağlamak amacını haiz olduğu anlaşılmakta olup, bu itibarla, iptali istenen madde hükmünde üst normlara ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Davacının 12 ay uzun süreli durdurma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali isteminin incelenmesi:

Dava konusu işlemin dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 7/A-4 maddesinde, ''belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak veya gerçeğe aykırı bildirimde bulunmak yada mal varlığında meydana gelen değişikliği bir ay içinde bildirmemek '' fiili 12 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.

3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun "Bildirimlerin konusu" başlıklı 5. maddesinde; "Bu Kanun kapsamına giren görevlilerin kendilerine, eşlerine ve velayetleri altındaki çocuklarına ait bulunan taşınmaz malları ile görevliye yapılan aylık net ödemenin, ödeme yapılmayan görevlilerin ise, 1 inci derece Devlet Memurlarına yapılan aylık net ödemenin beş katından fazla tutarındaki her biri için ayrı olmak üzere, para, hisse senetleri ve tahviller ile altın, mücevher ve diğer taşınır malları, hakları, alacakları ve gelirleriyle bunların kaynakları, borçları ve sebepleri mal bildiriminin konusunu teşkil eder." hükmüne; "Bildirimin zamanı" başlıklı 6. maddesinde ise; "Mal Bildirimlerinin; a) Bu Kanun kapsamındaki göreve atanmada, göreve giriş için gerekli belgelerle, b) Bakanlar Kurulu üyeliğine atanmalarda, atamayı izleyen bir ay içinde, c) Seçimle gelinen görevlerde seçimin kesinleşmesi tarihini izleyen iki ay içinde, d) Mal varlığında önemli bir değişiklik olduğunda bir ay içinde, e) Yönetim ve denetim kurulu üyelikleri ile komisyon üyeliklerine seçim ve atamalarda göreve başlama tarihini izleyen bir ay içinde, f) Görevin sona ermesi halinde, ayrılma tarihini izleyen bir ay içinde, g) Gazete sahibi gerçek kişiler ile, gazete sahibi şirketlerin yönetim ve denetim kurulu üyeleri faaliyete geçme tarihini, sorumlu müdürleri, başyazarları ve fıkra yazarları bu işe veya görevlerine başlama tarihini izleyen bir ay içinde verilmesi zorunludur. (a) Bendinde yazılı bildirim verilmedikçe göreve atama yapılamaz." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanunun 10. maddesinde; 6 ncı maddede belirtilen sürelerde mal bildiriminde bulunmayana bildirimlerin verileceği mercilerce ihtarda bulunulacağı, ihtarın kendisine tebliğinden itibaren otuz gün içinde mazeretsiz olarak bildirimde bulunmayana üç aya kadar hapis cezası verileceği, soruşturma ile ilgili olarak verilen süre zarfında mal bildiriminde bulunmayana üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verileceği kurala bağlanmıştır.

Öte yandan, 5.11.1990 tarih ve 20696 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Mal Bildiriminde Bulunulması Hakkındaki Yönetmelik'in 17. maddesinde de, "Bu Yönetmelikte belirtilen süreler içinde mal bildiriminde bulunmayanlara, bildirimin verileceği mercilerce yazılı olarak ihtarda bulunulur. Bu ihtar, ilgilisine Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ olunur. İhtarın kendisine tebliğinden itibaren bir ay içinde bildirimde bulunmayanlar hakkında gerekli işlem yapılmak üzere yetkili Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur. Müfettiş ve muhakkikler de, soruşturma ile ilgili olarak verdikleri süre zarfında mal bildiriminde bulunmayan hakkında yetkili Cumhuriyet başsavcısına suç duyurusunda bulunurlar." hükmü yer almaktadır.

Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi üyeliğini 1 aylık yasal süre geçtikten sonra bildirdiğinin ve şu anki mal varlığının ve varsa mal varlığındaki artışın geliri ile mütenasip olup olmadığının belirlenebilmesi başlatılan disiplin soruşturması neticesinde mal varlığında meydana gelen önemli değişiklikleri mal bildirim beyannamesi marifetiyle kurumuna bildirmediği anlaşıldığından Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/A-4. maddesi uyarınca "12 ay uzun süreli durdurma" cezası ile tecziyesine ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, mal bildiriminde bulunulmadığının idarece tespiti halinde bu hususun davacıya ihtar edilmesi gerekliliğinin bir idari usul olarak düzenlenmiş bulunduğu görülmektedir. Bu usul, aynı zamanda davacının suç işleme kastıyla hareket edip etmediğinin açığa kavuşturulması bakımından da önem arz etmektedir. Dolayısıyla, mal bildiriminde bulunmadığı belirlenen davacıya ilk olarak ihtarda bulunulması, ihtara rağmen otuz gün içinde mazeretsiz olarak bildirimde bulunmadığı takdirde şartları varsa disiplin cezası tesis edilmesi yoluna gidilmelidir.

Bu durumda, mal bildiriminde bulunmadığı tespit edilen davacının, mal bildiriminde bulunması için davalı idarece 3628 sayılı Kanun'un 6. maddesi ve 10. maddesi hükümleri uyarınca ihtar edilmesi, ihtara rağmen otuz gün içinde mazeretsiz olarak bildirimde bulunmadığı takdirde disiplin cezası ile tecziye edilmesi gerekirken ihtar yapılmadan mal varlığında meydana gelen önemli değişiklikleri bildirmediğinden bahisle 12 ay uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamıştır.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin disiplin cezasına ilişkin kısmının iptali, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 7/A-4 maddesinin iptali isteminin ise reddi gerekeceği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, ... İdare Mahkemesinin E:…, K:… sayılı davanın görev yönünden reddine ilişkin kararı ile Danıştaya gönderilen, Danıştay (Kapatılan) Onaltıncı Dairesi tarafından Danıştay Başkanlık Kurulunun 01/08/2016 günlü, K:2016/32 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 1. fıkrası uyarınca ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Danıştay Beşinci Dairesine, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından ise Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :

Davacı 1. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapmaktadır.

S.S. … Konut Yapı Kooperatifinin Ziraat Bankası TBMM şubesinde bulunan hesabına 17/04/2014 tarihinde üye olabilmek için ilk ödemesini, 24/10/2014 tarihinde ise son ödemesini yapmıştır.

Gelir İdaresi Başkanlığının 10/03/2015 günlü, 340 sayılı yazısı uyarınca davacı 18/04/2014 tarihinde S.S. ... Konut Yapı Kooperatifine 14,29 hisse ile üye ve yönetim kurulu başkanı olmuştur.

11/12/2014 tarihinde S.S. ... Konut Yapı Kooperatifine üyeliğine ilişkin mal beyanında bulunmuştur.

Davacı; “Belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak veya gerçeğe aykırı bildirimde bulunmak ya da mal varlığında meydana gelen değişikliği bir ay içinde bildirmemek” disiplin suçunu işlediğinden bahisle, İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … günlü, … sayılı kararıyla eylemine uyan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/A-4. maddesi gereğince “12 ay süreli durdurma” cezası ile tecziye edilmiş, ancak öğrenim durumu itibarıyla yükselebileceği kadronun son kademesinde bulunduğundan 657. sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/5. maddesi gereğince brüt aylığının 1/2 oranında kesilmesine karar verilmiştir.

Davacı tarafından; İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … günlü, … sayılı kararının ve Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 7/A-4. maddesinde yer alan “Belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak veya gerçeğe aykırı bildirimde bulunmak ya da mal varlığında meydana gelen değişikliği bir ay içinde bildirmemek” düzenlemesinin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :

Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün "Uzun Süreli Durdurma" başlıklı 7/A maddesinin 4. fıkrasında; "Belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak veya gerçeğe aykırı bildirimde bulunmak ya da mal varlığında meydana gelen değişikliği bir ay içinde bildirmemek" fiilinin 12 ay süreli durdurma cezasını gerektirdiği hükme bağlanmıştır.

Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 7. maddesinde düzenlenerek 12 ay uzun süreli durdurma cezası öngörülen "Belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak" fiili, 7068 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 5. fıkrasının (a) bendinde, yine 12 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.

Anayasa'nın 71. maddesinde, kamu hizmetine girenlerin mal bildiriminde bulunmaları ve bu bildirimlerin tekrarlanma sürelerinin kanunla düzenleneceği belirtilmiş, 657 sayılı Kanun'un "Mal bildirimi" başlıklı 14. maddesinde de; "Devlet memurları, kendileriyle, eşlerine ve velayetleri altındaki çocuklarına ait taşınır ve taşınmaz malları, alacak ve borçları hakkında, özel kanunda yazılı hükümler uyarınca, mal bildirimi verirler." hükmüne yer verilmiştir.

Hukuka aykırı dinleme kararıyla disiplin cezası verilebilir mi? Hukuka aykırı dinleme kararıyla disiplin cezası verilebilir mi?

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/D-(j) maddesinde, "Belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak" fiili, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :

Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/A-4. maddesinin incelenmesi:

Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü uyarınca verilen dava konusu disiplin cezasının yasal dayanağı olan, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin, "yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlememesi ve bireylerin hangi somut olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımaması nedeniyle, Anayasa'nın 38. ve 128. maddelerine aykırı olduğu" gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ve anılan madde 08/03/2018 günlü, 30354 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 37. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.

7068 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları, bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur." düzenlemesi yer almaktadır.

Disiplin cezaları, kamu görevlilerinin görev, yetki ve sorumlulukları kapsamında kamu hizmetlerinin yürütülmesi, kamu yararının devamlılığının sağlanması amacıyla ve yasa kurallarıyla belirlenen yaptırımlardır. Kamu hizmetlerini yürüten kamu görevlilerinin görev anlayışları, yetki ve sorumlulukları kamu hizmeti ve hizmet gerekleri ile sınırlandırılmış, bu sınırlar dışına çıkanların ise disiplin cezaları ile cezalandırılmaları öngörülmüştür.

Dolayısıyla, "şekli suç" niteliğindeki "belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak veya gerçeğe aykırı bildirimde bulunmak ya da mal varlığında meydana gelen değişikliği bir ay içinde bildirmemek" eyleminin varlığı halinde, anılan disiplin cezasının verileceğinde kuşku yoktur.

Öte yandan, genel olarak disiplin hukukunda; eylem-ceza orantılılığı esastır. Eylemin ağırlığına bakılarak ve eylem ile ceza arasında adil bir denge kurularak cezanın belirlenmesi gerekir. Ancak bu orantılılığın, hangi eyleme hangi cezanın verileceğine ilişkin takdirin, suç ve cezaların kanuniliği ilkesi uyarınca kanun koyucuya ait olduğu, kanun koyucunun bu konudaki takdirinin yerinde olup olmadığının yargısal denetiminin ise, Anayasa Mahkemesine ait olduğu açıktır.

Nitekim, 657 sayılı Kanun'un, dava konusu disiplin cezası verilmesine dayanak oluşturan 125. maddesinin D/-(j) bendinin iptali isteğiyle Anayasa Mahkemesine yapılan başvuruda; "yasa koyucunun iptali istenen fıkrayı suistimalleri önlemek için en ağır hali düşünerek düzenlediği, halbuki hiçbir kötü niyet olmaksızın memurun sırf dikkatsizliği, özensizliği ya da kayıtsızlığından dolayı basit bir edinimin kanunda yer alan süreden bir veya iki gün sonra bildirilmiş olabileceği ya da yine hiçbir kötü niyet olmaksızın beyanda bulunulması gereken edinimin hukuken hangi tarihte gerçekleştiğinin memur tarafından bilinemeyebileceği, bu gibi durumlarda da kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının verilmesinin suç ve ceza arasındaki orantısızlığın göstergesi olduğu, iptali istenen fıkrada öngörülen belirlenen durum ve sürelerin ne ya da neler olduğunun ceza maddesinde açık ve net olarak düzenlenmediği, belirlilik ilkesi gereği bu durum ve sürelerin başka kanun ve yönetmeliklerde değil, cezanın verildiği madde içersinde yer alması gerektiği, bu nedenle itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2. ve 38. maddelerine aykırı olduğu" ileri sürülmüş, Mahkemenin … günlü, E:…, K:… sayılı kararında şu ifadelere yer verilmiştir:

"Hukuk devletinde ceza hukukuna ilişkin düzenlemelerde olduğu gibi disiplin hukuku açısından da Anayasa'ya ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla hangi eylemlerin suç sayılacağı, bunlara uygulanacak yaptırımın türü ve ölçüsü, cezayı ağırlaştırıcı ve hafifleştirici nedenlerin belirlenmesi gibi konularda yasa koyucunun takdir yetkisi bulunmaktadır. Bu nedenle mal beyanında bulunmamak disiplin suçunun ne şekilde cezalandırılacağı hususu yasa koyucunun takdir yetkisi içinde kalmaktadır.

İtiraz konusu kuralla, 'belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak' eylemi disiplin suçu olarak kabul edilerek bu suçun unsurları ve şartları atıf yapılan 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nda düzenlenmiş ve bu eylem nedeniyle verilecek disiplin cezası itiraz konusu kuralla açıkça belirlenmiştir. Gerek suçun gerekse yaptırımın kanunla düzenlenmiş olması karşısında, itiraz konusu kuralda bir belirsizlik ve öngörülemezlikten söz edilemeyeceğinden suç ve cezaların kanuniliği ilkesine aykırılık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. ve 38. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir."

Görüldüğü üzere; Anayasa Mahkemesince, belirlenen sürelerde belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak veya gerçeğe aykırı bildirimde bulunmak ya da mal varlığında meydana gelen değişikliği bir ay içinde bildirmemek eylemi nedeniyle disiplin cezası öngörülebileceği kabul edilmiş, kanun koyucunun takdiri kapsamında bulunduğu belirtilen disiplin cezası, orantısız da bulunmamıştır.

Bu durumda, şekli bir disiplin suçu olan "belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak veya gerçeğe aykırı bildirimde bulunmak ya da mal varlığında meydana gelen değişikliği bir ay içinde bildirmemek" eylemi nedeniyle, eylemin şeklen gerçekleşip gerçekleşmediğinin tesbiti sonrasında, anılan cezanın verilmesinde Yasa koyucunun amacına (iradesine) aykırılık bulunmadığından, süresi içerisinde mal bildiriminde bulunmadığı sabit olan davacının, eylemine uyan disiplin cezası ile cezalandırılmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Ancak, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan 83. maddesinde, "Gerek inzibat komisyonları tarafından ve gerek salahiyet dairesinde re'sen verilecek inzibat cezalarını icap ettiren fiil ve hareketlerin ne olduğu ve cezaların derece ve miktarı, polis mesleğinin haiz olduğu hususiyet ve ehemmiyet gözetilerek tanzim edilecek nizamnamede tayin olunur. Memuriyetten ihraç cezası müstesnadır." kuralı yer almış; anılan maddenin iptali istemiyle açılan davada, anılan Kanun'un 83. maddesinin birinci cümlesinin, Anayasa'nın 38. maddesinde yer alan "suçta kanunilik" ilkesine ve 128. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen "kanuni düzenleme ilkesine" aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla iptaline karar verilmiştir.

Daha sonra Anayasa'nın 121. maddesi ile 25/10/1983 günlü, 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca 02/01/2017 tarihinde kararlaştırılan ve 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesi ile söz konusu 83. madde yürürlükten kaldırılmış, yine bu Kanun Hükmünde Kararname ile Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin de aralarında bulunduğu genel kolluk görevlilerinin tabi olacağı disiplin hükümleri düzenlenmiştir.

682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/03/1979 günlü, 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezalarının, bu Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca verilmiş addolunacağı ve bu Kanun Hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemlerin aynen muhafaza olunacağı hükmüne yer verilmiştir.

08/03/2018 günlü, 30354 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile de; Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususlar düzenlenmiş, Kanun'un Geçici 1. maddesinde; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/03/1979 günlü, 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezalarının bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunacağı; bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemlerin aynen muhafaza olunacağı kuralına yer verilmiştir.

Bu durumda, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine yasal dayanağı kalmadığı için hukuka aykırı bulunan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün iptali gerekmekte ise de, yukarıda bahsi geçen 682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve sonrasında 08/03/2018 günlü, 30354 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesiyle Tüzük'ün uygulanma imkanı kalmadığından, düzenleyici işlemin iptali istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir.

Davacının Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/A-4. maddesi uyarınca "12 ay uzun süreli durdurma" cezası ile tecziyesine, öğrenim durumu itibariyle yükselebileceği kadronun son kademesinde bulunduğundan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/5. maddesi uyarınca brüt aylığının 1/2 oranında kesilmesine ilişkin … günlü, … sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının incelenmesi:

Dava konusu disiplin cezasına esas soruşturma raporu ile dosyadaki diğer bilgi ve belgeler incelendiğinde; davacının 17/04/2014 tarihinde S.S. ... Konut Yapı Kooperatifine üye olabilmek için ilk ödemesini, 24/10/2014 tarihinde ise son ödemesini yaptığı, 18/04/2014 tarihinde S.S. ... Konut Yapı Kooperatifine 14,29 hisse ile üye ve yönetim kurulu başkanı olduğu, 11/12/2014 tarihinde S.S. ... Konut Yapı Kooperatifine üyeliğine ilişkin mal beyanında bulunduğu anlaşıldığından, davacının "mal varlığında meydana gelen değişikliği bir ay içinde bildirmemek" fiili nedeniyle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/A-4. maddesi uyarınca "12 ay uzun süreli durdurma" cezası ile tecziyesine, öğrenim durumu itibarıyla yükselebileceği kadronun son kademesinde bulunduğundan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/5. maddesi uyarınca brüt aylığının 1/2 oranında kesilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.

KARAR SONUCU :

Açıklanan nedenlerle;

1. Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/A-4. maddesinin iptali istemine ilişkin olarak KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA oyçokluğuyla,

2. Davacının Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/A-4. maddesi uyarınca "12 ay uzun süreli durdurma" cezası ile tecziyesine, öğrenim durumu itibariyle yükselebileceği kadronun son kademesinde bulunduğundan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/5. maddesi uyarınca brüt aylığının 1/2 oranında kesilmesine ilişkin işlemin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE oybirlğiyle,

3. Aşağıda dökümü yer alan …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, posta giderinden artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,

4. İşbu karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine;

5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 19/01/2023 karar verildi.

(X)

KARŞI OY

İdari yargı denetiminin amacının "hukuka uygunluk" olduğu ve bu denetimin de dava konusu işlemin kurulduğu tarih itibarıyla gerçekleştirilmesi gerektiği İdare hukukunun ve idari yargının bilinen en temel ilkeleridir. Bu nedenle, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/A-4. maddesinin hukuka uygunluğunun denetlenerek bir karar verilmesi gerekmekte iken, dava konusu düzenlemenin yürürlükten kaldırılması nedeniyle anılan düzenleme bakımından davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen kararın bu kısmına katılmıyorum.