Mal Bildirimi Vermeyen Memurlara Verilen Disiplin Cezaları Hk. Danıştay Kararları

Devlet Memuru olarak görev yapanların memurların 657 Devlet Memurları Kanununda yer alan görev ve sorumluluklarından biriside mal bildiriminde bulunmalarıdır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/D-(j) maddesinde, "Belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak" fiili kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.Memur olarak görev yapanlar zamanında vermedikleri mal bildirimlerinden dolayı bu disiplin cezası ile karşı karşıya kalmaktadırlar.Danıştay Başkanlığı daha önceki senelerde vermiş olduğu kararlarda zamanında verilmeyen mal bildiriminden dolayı memurlara verilen cezaları onaylarken vermiş olduğu son kararlarda zamanında verilmeyen mal bildirimlerine ilişkin cezalara ilişkin kararları incelerken malın nasıl edinildiği,edilen mala ilişkin memurca maddi açıklama yapılıp yapılmadığı gibi unsurları da göz önüne alarak edinilen mala ilişkin memurca yeterli açıklama yapılarak geçte olsa bildirim yapılması durumun da verilen cezaları iptal etmektedir. 

Danıştay 12. Daire

Esas No:2012/6360

Karar No:2016/1595

K. Tarihi:23.3.2016 







TÜRK MİLLETİ ADINA



657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/D-(j) maddesinde, "Belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak" fiili kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır. 

Mal Bildiriminde Bulunulması Hakkında Yönetmeliğin 3. maddesinde, kimlerin mal bildiriminde bulunmak zorunda olduğu, 8. maddesinde, mal bildirimine konu teşkil eden unsurların neler olduğu sayılmış; 9. maddesinde ise, mal bildiriminin verilme zamanına ilişkin hükümler yer almıştır. Anılan Yönetmeliğin 10.maddesinde, "8 inci maddede gösterilen mahiyet ve miktardaki malın iktisabı ile hak, alacak veya gelir sağlanması veya borçlanılmasının, mal varlığında önemli değişiklik sayılacağı" kuralına yer verilmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden; ....olan davacı hakkında Bakanlık müfettişleri tarafından düzenlenen 31.07.2009 tarihli ve 2-4 sayılı soruşturma raporunda özetle; 2008 yılı Nisan ayında davacının eşinin üzerine kayıtlı olan 85.000,00 TL tutarındaki apartman dairesinin satıldığı, yine aynı ay içerisinde eşinin üzerine kaydedilen 23.500,00 TL değerinde otomobil satın alındığı, bu tutarların davacının net maaşının 5 katını aştığı, 2008 yılı Mart ayından 2009 yılı Ocak ayına kadar davacının mal bildiriminde bulunmadığından bahisle cezalandırılmasının teklif edilmesi üzerine tesis edilen 19.10.2009 tarihli işlemlin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Devlet memurlarının mal bildiriminde bulunması zorunluluğu rüşvet ve yolsuzlukla mücadele kapsamında getirilmiş bir düzenleme olup, bu suretle mal bildiriminde bulunması gereken kişilerin haksız mal edinmelerinin, gerçeğe aykırı bildirimde bulunmalarının önüne geçilmesi ve bu kişilerin denetlenmesi amaçlanmıştır. 

Davacının söz konusu alım ve satım işlemlerine ilişkin olarak süresi içinde mal bildiriminde bulunmamış olduğu açık ise de, dava konusu disiplin cezasına ilişkin işlemden önce 13.01.2009 tarihinde mal beyanında bulunmuş olması, söz konusu müeyyidenin amacı, davacının haksız ve geliri ile mütenasip olmayan mal edindiğine ve edindiği malı gizleme maksadı taşıdığına yönelik herhangi bir iddia ve tespitin bulunmaması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının suç işleme kastıyla hareket etmediği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmış, davanın reddi yolunda verilen temyize konu kararda bu nedenle hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 23/03/2016 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

Danıştay12. Daire



Esas No:2013/9422

Karar No:2016/3389

K. Tarihi: 



İstemin Özeti : Isparta İdare Mahkemesince verilen 16/04/2013 tarihli ve E:2012/994, K:2013/369 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir. 

Danıştay Tetkik Hâkimi : Mustafa Kuş 

Düşüncesi : Devlet memurlarının mal bildiriminde bulunması zorunluluğu, rüşvet ve yolsuzlukla mücadele kapsamında getirilmiş bir düzenleme olup, bu suretle mal bildiriminde bulunması gereken kişilerin haksız mal edinmelerinin, gerçeğe aykırı bildirimde bulunmalarının önüne geçilmesi ve bu kişilerin denetlenmesi amaçlanmıştır. 

Davacının soruşturmaya konu otomobile ilişkin olarak süresi içinde mal bildiriminde bulunmamış olduğu açık ise de, savunma dilekçesinde beyan edilen hususlar ve aracın banka kredisi ile alınmış olması ve ödemelerinin maaş hesabından yapılıyor olması hususları birlikte ele alındığında, söz konusu müeyyidenin amacı, davacının haksız ve geliri ile mütenasip olmayan mal edindiğine ve edindiği malı gizleme maksadı taşıdığına yönelik herhangi bir iddia ve tespitin bulunmaması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının disiplin cezasını gerektirecek nitelikte bir eyleminin bulunmadığı, dava konusu işlemde bu nedenle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığından, İdare Mahkemesi kararının belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği düşünülmektedir.



TÜRK MİLLETİ ADINA



Temyize konu kararda, davacının mal bildiriminde bulunması için kendisine yukarıda metnine yer verilen Yönetmelik hükmü uyarınca ihtarda bulunulması gerektiği belirtilmiş ve bu gerekliliğe uyulmaması nedeniyle işlemin iptaline hükmedilmiş ise de, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 22'nci maddesi uyarınca çıkartılan Mal Bildiriminde Bulunulması Hakkında Yönetmeliğin, ilgilisine ihtarda bulunulmasının disiplin uygulamasına ilişkin bir zorunluluk olarak değerlendirilmesini gerektirecek bir hüküm içermediği, aksine maddenin devamında ihtara rağmen mal bildiriminde bulunmayanlar hakkında Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulacağının kurala bağlandığı, dolayısıyla bu durumun ilgili Kanun hükümleri kapsamında cezai koğuşturmaya ilişkin bir uygulama olduğu anlaşılmaktadır.

Bakılan olayda, her ne kadar İl Disiplin Kurulu tarafından ağırlaştırıcı bir neden bulunmadığı belirtilerek bir yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının uygulanması gerektiği belirtilmiş ise de aynı kararda, davacının savunmasında belirttiği hususlardan hareketle suç işleme kastının olmadığı açık biçimde ifade edilmek suretiyle teklifin reddine karar verilmiş olduğu, bunun üzerine atamaya yetkili amir sıfatıyla Valilik Makamı tarafından dava konusu işlemin tesis edildiği görülmektedir.

Bu durumda, dava konusu işlemin yukarıda açık metnine yer verilen ve disiplin kurulunca teklifin reddi halinde atamaya yetkili amirlerin bir başka ceza verebileceklerine ilişkin düzenlemeye aykırı olduğu, işlemin bu nedenle iptaline hükmedilmesi gerekirken kararda belirtilen gerekçeye dayalı olarak hüküm kurulmasında hukuka uyarlık bulunmadığı anlaşıldığından İdare Mahkemesi kararının belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin reddiyle ile Mahkeme kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile sonucu itibarıyla onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerine bırakılmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 30/05/2016 tarihinde oy birliği ile karar verildi.



Danıştay 12. Daire 2.5.2014 tarih ve E. 2010/4144, K. 2014/3203 sayılı kararı

 

 

KARAR : Dava; icra müdür yardımcısı olarak görev yapan davacının, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/D-j maddesi uyarınca "1 yıl kademe ilerlemesinin durdurulması" cezası ile cezalandırılmasına dair Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü'nün, 26.1.2009 gün ve 6 Sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.

 

İdare Mahkemesince, davacının malvarlığındaki değişikliği mevzuatta belirtilen yasal süresi içerisinde bildirmediği açık olduğundan davaya konu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

 

Davacı tarafından, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.

 

3628 Sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun "bildirimlerin konusu" başlıklı 5. maddesinde,"... Bu Kanun kapsamına giren görevlilerin kendilerine, eşlerine ve velayetleri altındaki çocuklarına ait bulunan taşınmaz mallan ite görevliye yapılan aylık net ödemenin, ödeme yapılmayan görevlilerin ise, 1. derece Devlet memurlarına yapılan aylık net ödemenin beş kalından fazla tutarındaki her biri için ayrı olmak üzere, para, hisse senetleri ve tahviller ile altın, mücevher ve diğer taşınır malları, hakları, alacakları ve gelirleriyle bunların kaynakları, borçları ve sebepleri mal bildiriminin konusunu teşkil eder." hükmü yer almış. 6/d maddesinde ise; mal varlığında önemli bir değişiklik olduğunda mal bildiriminin bir ay içinde verilmesinin zorunlu olduğu kurala bağlanmıştır.

 

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/D-j maddesinde, "belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak" kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren haller arasında sayılmıştır.

 

Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, icra müdür yardımcısı olarak görev yaparken, hakkında yapılan soruşturma sonucu, 21.7.2007 günü alman 2005 model Renault marka 26.750 TL aracın, 2007 yılı Eylül ayı maaşının 1.214.13-TL olduğu halde, aracın edinim tarihindeki kasko değeri ile çekilen kredilerin miktarının kendi maaşının 5 katını aştığı ve mal varlığında oluşan değişikliklerden sonra her seferinde 1 ay içerisinde mal bildiriminde bulunulması gerektiği halde bildirmediği anlaşıldığından davacının bu eyleminin Devlet Memurları Kanunu'nun 125/D-j maddesine uyduğu, yaptırımının da kademe ilerlemesinin 1 ila 3 yıl arası durdurulması olduğu önerisiyle Adalet Bakanlığı, Personel Genel Müdürlüğü'ne bildirildiği ve Adalet Bakanlığı Disiplin Kurulu'nun 25.12.2008 gün ve 244 Sayılı Vakıfbank Zeytinburnu Şubesinden çekilen kredi yönünden suç tarihinin 30.7.2005, yine aldığı araç bakımından suç tarihinin 22.8.2005 olduğu, bu tarihlerden itibaren 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127/2. maddesinde yer alıp disiplin cezası verme bakımından belirlenen 2 yıllık zaman aşımının dolduğu, ancak Ziraat Bankası Bakırköy Şubesinden 17.5.2007 gününde 50.000-TL 60 ay vadeli konut kredisi kullanmasına rağmen, bu durumu 3628 Sayılı Kanun'a göre süresi içinde bildirmemesi sebebiyle eyleminin sabit olduğu. 657 Sayılı Kanunun 125/D-j maddesi uyarınca bir yıl süre ile kademe ilerlemesi durdurulması cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.

 

Yukarıda anılan mevzuat hükümleri ile dosyada mevcut bilgi ve belgelerin birlikte irdelenmesinden; devlet memurlarının mal bildiriminde bulunması zorunluluğu rüşvet ve yolsuzlukla mücadele kapsamında getirilmiş olup, bu suretle mal bildiriminde bulunması gereken kişilerin haksız mal edinmelerinin, gerçeğe aykırı bildirimde bulunmalarının önüne geçilmesi ve bu kişilerin denetlenmesi amaçlanmıştır. Bundan hareketle devlet memurlarının kendileri, eşleri ve velayeti altındaki çocuklarının, mal varlıklarında önemli bir değişiklik olarak nitelendirilecek ve parayla ifade edilebilen taşınır ve taşınmaz mal varlıklarını edinmeleri durumunda bu varlıkların edinim değerinin, net aylık tutarının 5 ( beş ) katını aşması durumunda ek mal bildiriminde bulunması yasal bir zorunluluk olarak yer almıştır.

 

Öte yandan; 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/D-j maddesinde düzenlenen cezanın konuluş amacı göz önünde bulundurulduğunda, davacının satın aldığı aracın tescilini yaptırmış olması, aracın taşıt kredisi ile alınmış olması, haksız ve geliri ile mütenasip olmayan mal edindiğine ve edindiği malı gizleme maksadı taşıdığına yönelik iddia ve tespitin bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının suç işleme kastıyla hareket etmediği sonucuna ulaşıldığından, davaya konu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen idare mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.

 

Kaldı ki, Asliye Ceza Mahkemesi'nin 10.5.2012 tarihli E:2012/498, K:2012/498 Sayılı kararında; 5.10.2011 tarihli bilirkişi raporuna atıfta bulunularak; 3628 Sayılı Kanunun 4. maddesi kapsamında eşi ile davacının maaşı toplandığında eyleminin haksız mal edinme kapsamında sayılmayacağından beraatine karar verilmiştir.

 

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle mahkeme kararının BOZULMASINA, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 ( onbeş ) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 02.05.2014 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.