Görevde yükselme kpss genel kültür özet not

görevde yükselme şeflik müdürlük sınavı genel kültür konuları özet not , kpss genel kültür özet not , kpss güncel konular özet not

Görevde yükselme kpss  genel kültür özet not

Görevde yükselme kpss  genel kültür özet not


EDEBİYAT
İslamiyetten Önceki Türk Edebiyatı (....-11.Yy.)
Dönemin ürünleri: Koşuk, Sagu, sav ve destanlar döneme ait başlıca sözlü edebiyat ürünleridir.


Koşuk: Genellikle sığır adı verilen sürek avları sırasında söylenen doğa şiirleridir.


Sagu: Ölen kimselerin arkasından söylenen şiirlere denirdi. Yuğ adı verilen cenaze törenlerinde söylenirdi.


Sav: Günümüzde atasözlerinin ilk örnekleri olan özlü özlerdir.


TÜRK DESTANLARI


Saka Devri Destanları


• Alp Er Tunga Destanı: Türk-İran savaşlarında Alp Er Tunga’nın yiğitliklerini ve bu savaşları anlatır.
• Şu Destanı: İskender’le Türkler arasındaki savaşı ve Türk hakanı Şu’nun kahramanlıklarını anlatır.

Hun Devri Destanı
• Oğuz Destanı: Hun hükümdarı Mete’yi ve onun yaşamını anlatır. Göktürk Devri Destanları
• Bozkurt Destanı: Göktürklerin dişi bir kurttan türeyişini anlatır.
• Ergenekon Destanı: Bir savaşta yenilen ve Ergenekon’a açılan Türklerin orada bir demir dağı eritip intikamlarını almalarını anlatır.

Uygur Devri Destanları
• Türeyiş Destanı: Uygurların bir erkek kurttan türeyişi anlatılır.
• Göç Destanı: Uygur Türkleri’nin anayurtlarından göçünü anlatır.

Destanlar oluşumları bakımından iki grupta incelenebilir.


a) Doğal Destanlar:
Halk arasında ortaya çıkan anonim ürünlerdir.
İliada, Odysseia Yunan (Homeros)
Kalevala Fin
Nibelungen Alman
Ramayana, Mahabarata Hint
Cid İspanyol
Chanson de Roland Fransız
Gılgamış Sümerler


b) Yapma (Suni) Destanlar:
Bir olayın doğal destana benzetilerek bir şairce destanlaştırılmasıdır.
Virgilius Aeneit
Dante İlahi Komedi
Tasso Kurtarılmış Kudüs
Milton Kaybolmuş (Kaybedilmiş) Cennet
Firdevsi Şehnâme

B) Yazılı Edebiyat Dönemi
Bu dönemi Göktürk ve Uygur dönemi eserleri olarak iki grupta inceleyebiliriz.


Göktürk Yazıtları (Orhun Abideleri) : Bugün Moğolistan’da bulunan; Türk kültür tarihinin ilk yazılı metnini oluşturan bu yazıtların üçü önemlidir: Tonyukuk (716), Kültigin(732), Bilge Kağan (735) yılında dikilmiştir. İlk defa 1893 yılında Danimarkalı Türkolog W. Thomsen çözerek dünyaya tanıtmıştır.


Uygur Dönemi Eserleri: Daha çok Buddha ve Mani dininin esaslarını anlatan metinlerdir. Uygurlar bu eserleri 14 harfli uygur alfabesiyle yazmışlardır.


İslamiyetin Etkisindeki Türk Edebiyatı


Kutadgu Bilig: “Mesut olma bilgisi” anlamına gelen ve siyasetname niteliğinde bir eser olan Kutadgu Bilig, 1069 – 1070 yılında Balasagunlu Yusuf Has Hacip tarafından yazılmıştır. Edebiyatımızın ilk mesnevisidir.


Divânü Lügati’t-Türk: 1077 yılında Kaşgarlı Mahmut tarafından yazılan eser büyük çapta ansiklopedik bir Türk dili sözlüğüdür. Araplara Türkçeyi öğretmek ve Türk dilinin üstünlüğünü anlatmak için kaleme
alınmıştır.

Atabetü’l-Hakayık: 12. yüzyılda Edip Ahmet tarafından yazılmıştır. Eserin adı “hakikatler basamağı” anlamındadır.


Divan-ı Hikmet: 12. yüzyılda Ahmet Yesevi tarafından yazılmış dini, tasavvufi ve öğretici bir eserdir. Dörtlüklerin her birine “hikmet” adı verilmiştir.


Dede Korkut Hikayeleri: Oğuz Türklerinin Rum, Abaza ve Gürcülerle yaptıkları savaşlara ait destani hikayelerdir. On iki hikaye ile bir önsözden oluşmaktadır. Dede Korkut hikayelerinin tek ve tam nüshası
Almanya’da Dresden Kütüphanesi’ndedir.


İslam Etkisindeki Türk Destanları


Satuk Buğra Han Destanı, Cengiz Destanı, Battal Gazi Destanı, Danişment Gazi Destanı


13.-19. Yüzyıl Türk Edebiyatı
Mevlânâ Celâlleddin-i Rumî: Mesnevi, Divan-ı Kebir, Rubailer(Manzum); Mektûbât(Mensur)
Yunus Emre: Risalet’ün Nushiye, Divan.
Hacı Bektaş Veli: Makalat.
Gülşehri: Mantıku’t-Tayr, Feleknâme.
Ali Şir Nevâi: Mecalis’ün Nefais, Muhakemet’ül Lügateyn, Mizanü’l-
Evzan, Mahbubü’l-Kulûb
Şeyhi: Harname, Hüsrev ü Şirin
Süleyman Çelebi: Mevlid, Vesiletü’n-Necat
Fuzulî: Hadikatü’s Süeda, Şikayetname, Su Kasidesi, Leyla vü Mecnun
Bâkî: Divan, Kırk Hadis Tercümesi, Fezail-i Mekke, Kanunî Mersiyesi
Nef’î: Divan, Sihâm-ı Kaza
Nâbî: Divan, Hayriyye, Hayrâbâd, Surnâme
Evliya Çelebi: Seyahatnâme
Kâtip Çelebi: Keşfü’z-Zünûn, Cihannümâ, Mizânü’l-Hak
Şeyh Galip: Hüsn-ü Aşk
Erzurumlu İbrahim Hakkı: Marifetname
Bayburtlu Zihni: Sergüzeştname, Kitâb-ı Hikâye-i Garibe.
Erzurumlu Emrah: Emrah ile Selvi

Edebi Sanatlar


Teşbih (Benzetme) : Aralarında türlü yönlerden benzerlik ilgisi bulunan iki şeyden, benzerlik bakımından güçsüz durumda olanı daha üstün olana benzetmektir.
Teşbih-İ Beliğ (Güzel Benzetme): Sadece benzeyen ve benzetilen ögelerle yapılan benzetmedir. Benzetme yönü ve benzetme edatı kullanılmaz.
İstiare (Eğretileme) : Bir şeyi kendi adının dışında türlü yönlerden benzediği başka bir şeyin adıyla anma sanatıdır.
Mecaz: Bir sözü gerçek anlamının dışında kullanma sanatıdır.
Mecaz-I Mürsel (Mürsel Mecaz) : Bir sözün benzetme amacı gütmeden gerçek anlamının dışında başka bir sözün ya da kavramın yerine kullanılmasıdır.
Kinaye: Bir sözü hem gerçek hem de mecaz anlamda kullanma sanatıdır.
Tevriye: İki ya da daha çok anlamı olan bir sözün yakın ve uzak anlamlarını birlikte kastetme sanatıdır.
Tariz: Söylenen sözün ya da kavramın gerçek ve mecazlı anlamı dışında büsbütün tersini kastetmektir. Genellikle bir kişiyi ya da durumu iğnelemek, alaya almak için yapılır.
Teşhis ve İntak (Kişileştirme ve Konuşturma) : İnsana özgü niteliklerin başka varlıklara aktarılmasına, onlara kişilik kazandırılmasına “teşhis”; onların konuşturulmasına da “intak” denir.
Tecahül-i Arif: Bilinen bir gerçeği bir nükteye dayanarak bilmiyormuş gibi söylemektir.


ŞİİR TÜRLERİ


Lirik Şiir: Duyguları coşkulu bir dille anlatan şiirlere denir. Din, tabiat,aşk, hasret, gurbet, ölüm ve vatan konularında kişisel duygulanmaları dile getirir.
Epik Şiir: Konusu savaş, kahramanlık, yiğitlik veya yurt sevgisi olan şiirlere denir.
Didaktik Şiir: Öğretmek maksadıyla kaleme alınan edebî eserlere didaktik adı verilir.
Pastoral Şiir: Çoban ve kır hayatını, köylerdeki hayat şeklini anlatan şiire denir.
Satirik Şiir: Kişilerin veya toplumun eksik, hatalı taraflarını eleştirel bir biçimde alaylı ve iğneleyici bir dille ele alıp işleyen şiirlerdir.

Dramatik Şiir: Sahnede canlandırılmak üzere yazılmış eserlerin ortak adıdır. Üçe ayrılır: Trajedi, Komedi, Dram.


Düz Yazı (Nesir) Türleri


Roman: Olmuş ya da olması muhtemel olayları anlatan yazılar denir.


Hikâye: Anlatım açısından romana benzese de teknik yönden romandan farklıdır. hikâyede genellikle bir olay anlatılır.


Masal: Halkın ortak bilincine doğmuş, kulaktan kulağa, ağızdan ağza, kuşaktan kuşağa aktarılan geçtiği yer ve zaman bilinmeyen, normal veya olağanüstü, şahıs, peri, cin, dev, ejderha gibi yaratıkların meydana getirdiği gerçek dışı olayların hikâye edildiği anonim halk edebiyatı ürünleridir.


Deneme: Yazarın herhangi bir konuda, kesin bir hükme varmadan, kendi kişisel görüş ve düşüncelerini anlattığı yazı türüdür.


Fıkra: Günlük siyasî, sosyal ve kültürel olaylar başta olmak üzere serbest bir şekilde seçilmiş herhangi bir konuyu, bir meseleyi belli bir görüş ve düşünceye göre ele alıp işleyen, yorumlayan; ele aldığı konu etrafında bir kamu oyu oluşturma amacı taşıyan, kısa ve özlü, çoğunlukla sade ve konuşma diliyle yazılan gazete ve dergi yazılarıdır.


Makale: Herhangi bir fikri, kanıtlara dayandırarak açıklamak, bir görüşün doğruluğunu veya yanlışlığını ispatlamak amacıyla yazılan düz yazılardır.


Eleştiri: Bir edebiyat veya daha geniş almamda bir sanat eserini her yönüyle inceleyip açıklamak, anlaşılmasını sağlamak ve değerlendirmek amacıyla yazılan yazı türüdür.


Gezi Yazısı: Yazarı yurt içinde veya yurt dışında yaptıkları gezilerde gördüklerini ve bu yerler hakkındaki izlenimlerini yazdıkları yazılardır.


Biyografi: Hayat hikayesi adı da verilen bu yazı türü bir kişinin hayatını her yönüyle anlatan yazılardır.


Mektup: Birbirinden uzakta bulunanların haberleşmesini sağlayan bir yazı türüdür.


Batı Edebiyatında Akımlar


Klasizm: Rönesans’ın yarattığı bir akımdır. Sanatçının görevi doğayı taklit etmektir.


Corneille: Le Cid, Horace (Tragedya)
Racine: Andromaque (Tragedya)
Moliere: Cimri, Hastalık Hastası, Zoraki Tabip, Tartuffe, Kibarlık
Budalası (Komedi)

La Fontaine: Fabl
Fenelon: Telemak (Roman)


Türk Edebiyatında Klasisizm: Edebiyatımızda klasisizmin önemli bir etkisi olmamıştır. Şinasi’nin “Şair Evlenmesi”adlı komedisi, La Fontaine’den yaptığı çeviriler ve Ahmet Vefik Paşa’nın Moliere’den çevirileri, bu anlayışın ürünleri olarak sıralanabilir.


Romantizm: Klasisizme tepki olarak doğmuştur. Aşk, ölüm, tabiat belli başlı konulardır.
Jean Jacques Rousseau: İtiraflar, Toplum Sözleşmesi
Montesquieu: Kanunların Ruhu
Victor Hugo: Sefiller, Notre-Dame’ın Kamburu, Hernani
Schiller: Haydutlar, Wilhelm Tell
Goethe: Faust
Puşkin: Kafkas Esir, Çingeneler, Yüzbaşının Kızı


Türk Edebiyatında Romantizm: Tanzimat edebiyatı dönemindeki ürünlerin çoğunluğu romantik akımın etkisiyle kaleme alınmıştır. Namık Kemal, Ahmet Mithat, Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit.


Realizm: Sosyal ve kişisel hayatı olduğu gibi anlatma yolunu tutan edebiyat akımıdır.
Gustave Flaubert: Madam Bovary
Stendhal: Kırmızı ve Siyah, Parma Manastırı
Balzac: Vadideki Zambak, Goriot Baba
Charles Dickens: Oliver Twist, David Copperfield
Turgenyev:Babalar ve Oğullar, Taşralı Kadın
Dostoyevski: Suç ve Ceza, Budala, Karamazof Kardeşler
Tolstoy: Savaş ve Barış, Anna Karanina, İvan İlyiç’in Ölümü
Gorki: Ana, Üç Kişi
Mark Twain: Tom Sawyer’in Maceraları


Türk Edebiyatında Realizm: Recaizade Mahmut Ekrem (Araba Sevdası), Samipaşazade Sezai (Zehra), Nabizade Nazım (Kara Bibik), Halit Ziya Uşaklıgil (Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu, Kırık Hayatlar), Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Kiralık Konak, Yaban), Memduh Şevket Esendal (Ayaşlı ve Kiracıları), Reaşat Nuri Güntekin (Romanlarıyla), Refik Halit Karay (Romanları ve hikayeleriyle), Sait Faik Abasıyanık (Roman ve hikayeleriyle)

Naturalizm: Gözlem ve deneye dayanan bir edebiyat akımıdır. “Aynı sebepler aynı şartlar içinde aynı sonuçları verir.” şeklinde özetlenebilen determinist görüşü esas alır.
Emile Zola: Germinal, Meyhane
Alphonse Daudet: Değirmenimden Mektuplar, Pazartesi Hikâyeleri,
Tartarin
Mauppassant: Tombalak, Ay Işığı, Bir Hayat, Güzel Dost, Kalbimiz


Türk Edebiyatında Natüralizm: Hüseyin Rahmi Gürpınar
Parnasizm: Şiir türünde ortaya çıkmış bir akımdır. “Sanat, sanat içindir”görüşündedirler. Tarihteki mutlu dönemlere duyulan özlem, yabancı ülkelerin manzara ve gelenekleri işlenen konulardır.

Akımın Temsilcileri:
Gautier, Theodor de Banville


Türk Edebiyatında Parnasizm: Tevfik Fikret
Sembolizm (Simgecilik): Parnasizme, realizme ve naturalizme tepki olarak ortaya çıkmışlardır. Akımın Temsilcileri: Baudelaire ve Rimbaud
Türk Edebiyatında Sembolizm: Cenap Şahabettin Ahmet Haşim

Empresyonizm (İzlenimcilik): Sembolizmle birlikte gerçeküstücülüğü (sürrealizm) hazırlayan bir akım niteliğindedir.
Sürrealizm (Gerçeküstücülük): Andre Breton tarafından Freud’un görüşlerine (psikanaliz yöntemi) dayanılarak açılan bir sanat akımıdır.


• Edebiyatımızda “İlk”ler


Edebiyatımızdaki ilk çeviri Yusuf Kamil Paşa’nın Fenelon’dan çevirdiği “Telemak”tır.


Edebiyatımızdaki ilk roman Şemsettin Sami’nin “Taaşuk-ı Talat ve Fitnat” adlı romanıdır.


Edebiyatımızdaki ilk gerçekçi roman Recaizade Ekrem’in “Araba Sevdası” adlı romanıdır.


Edebiyatımızdaki ilk köy konulu gerçekçi roman Nabizade Nazım’ın “Kara Bibik” adlı romanıdır.


Edebiyatımızdaki ilk tasvir ve tahlil ağırlıklı roman Namık Kemal’in “İntibah” adlı romanıdır.

Edebiyatımızdaki ilk tiyatro eseri Şinasi’nin “Şair Evlenmesi” adlı komedisidir.


Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı
A. Tanzimat Edebiyatı
Dönemin İlkleri
• İlk özel gazete Tercüman-ı Ahval (Şinasi ve Agah Efendi 1860)
• Noktalama işaretleri ilk kez Şinasi tarafından kullanıldı.
• İlk makale olan Mukaddime Şinasi tarafından kaleme alındı.
• Şair Evlenmesi adlı ilk tiyatro eseri Şinasi tarafından ortaya konuldu.
• Ahmet Mithat’ın yazdığı Letâif-i Rivayet adlı ilk öykü.
• İlk popüler roman Taaşuk-ı Talât ve Fitnat (Şemsettin Sami 1872) bu eser ilk Türk Romanı olarak da kabul edilmektedir.
• İlk edebî roman İntibah (Namık Kemal 1876)
• Sahneye konulan ilk tiyatro oyunu Vatan yahut Silistre (Namık Kemâl)
• İlk ansiklopedi Kamûs-ul A’lâm (Şemsettin Sâmi)
• İlk Türkçe dil bilgisi İlm-i Sarf-ı Türkî (Süleyman Paşa)
• Şiirde biçimsel yenilik görülmedi. Asıl yenilik şiirlerin içeriği ile ilgili oldu. Toplumsal kavramlarla şiirin konusu genişletildi.


Birinci Dönem Tanzimatçılar


Şinasi: Şair Evlenmesi
Ziya Paşa: Zafer-nâme, Harâbât, Emile
Namık Kemal: Vatan Yahut Silistre, Gülnihal, Kara Belâ, İntibah, Cezmi
• Tanzimat Edebiyatı İkinci Dönem


Dönemin İlkleri


• Nabizade Nazım’ın Karabibik(1890) adlı uzun öyküsü ilk realist öykü örneğidir.
• Samipaşazâde Sezai’nin Sergüzeşt adlı romanı realist(gerçekçi) romanın ilk tutarlı örneğidir.Yine Samipaşazâde’nin Küçük Şeyler Batı öykü anlayışının ilk örnekleridir.

Dönem Tanzimatçılar


Recaizâde Mahmut EKREM: Muhsin Bey, Araba Sevdası
Şemsettin SAMİ: Kâmûs-ı Türkî, Taaşşuk-i Talât ve Fitnat,
Abdülhak Hamit TARHAN: Makber, Ölü, Bunlar Odur, Halce, Garam
Ahmet Mithat EFENDİ: Hüseyin Fellah, Felatun Beyle Rakım Efendi, Dürdane Hanım
Samipşazâde SEZAİ: Sergüzeşt, Küçük Şeyler


• Servet-İ Fünûn Edebiyatı (Edebiyat-I Cedîde)
Dönemin İlkleri
• Mehmet Rauf’un “Eylül” adlı eseri ilk psikolojik romandır.
• Sone” ve “Terza Rima” gibi nazım biçimleri edebiyatımıza bu dönemde girmiştir.
• Göz uyağı yerine kulağa göre uyak anlayışını benimsemişlerdir.
• Şiir dili konuşma iline yaklaşmıştır.
• Bu dönemde Parnasizm ve Sembolizm gibi akımlardan etkilenme olmuştur.


Dönemin Edebiyatçıları


Tevfik FİKRET: Haluk’un Defteri, Rubâb-ı Şikeste, Şermin
Halit Ziya UŞAKLIGİL: Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnû, Kırık Hayatlar, Aşka Dair
Cenap ŞEHABETTİN: Hac Yolunda, Avrupa Mektupları, Suriye Mektupları
Mehmet RAUF: Eylül, Define, İhtizar, Üç Hikâye, Aşk Kadını, Siyah İnciler
Hüseyin Cahit YALÇIN: Nadide, Hayal İçinde, Kavgalarım


• Fecr-İ Ati Edebiyatı (1909-1912)
Ahmet Haşim: Göl Saatleri, Piyâle, Frankfurt Seyahatnamesi


• Milli Edebiyat Dönemi (1911-1923)
Ömer Seyfettin: Yüksek Ökçeler, Bomba, Gizli Mabet, Bahar ve Kelebekler, Beyaz Lale
Ziya Gökalp: Kızıl Elma, Altın Işık, Türkçülüğün Esasları, “Türkleşmek

İslamlaşmak, Muasırlaşmak”, “Malta Mektupları”
Refik Halit Karay: Memleket Hikayeleri, Gurbet Hikayeleri, Sürgün, Bugünün Saraylısı

Halide Edip Adıvar: Yeni Turan, Kalp Ağrısı, Zeyno’nun Oğlu, Türk’ün Ateşle imtihanı, Mor salkımlı Ev, Harap mabetler, Kubbede Kalan Hoş Sada
Reşat Nuri Güntekin: Çalıkuşu, Damga, Yaprak Dökümü, Miskinler Tekkesi, Leyla ile Mecnun, Tanrı Dağı Ziyafeti...
Mehmet Fuat Köprülü: Türk Edebiyatı Tarihi, Türk Edebiyatında ilk Mutasavvuflar
Yakup Kadri Karaosmanoğlu: Kiralik Konak, Hüküm Gecesi, Sodom ve Gomore, Yaban, Zoraki Diplomat
Yahya Kemal Beyatlı: Kendi Gök Kubbemiz, Rübailer, Aziz İstanbul, Eğil Dağlar


Beş Hececiler: Halit Fahri Ozansoy, Enis Behiç Koryürek, Yusuf Ziya Ortaç, Orhan Seyfi Orhon ve Faruz Nafız Çamlıbel.


Yedi Meşaleciler: Muammer Lütfi BAHŞİ, Vasfi Mahir KOCATÜRK, Ziya Osman SABA, Sabri Esat SİYAVUŞGİL, Cevdet Kudret SOLOK, Yaşar Nabi NAYIR ve Kenan Hulusi KORAY.

TÜRK KÜLTÜRÜ VE MEDENİYETLERİ
• Oguş (Aile) Urug (Soy), Bod (Boy), Bodun (Boylar Birliği)
• Kut Anlayışı: Tanrı tarafından verilen yönetme hakkına Kut denmektedir.
• Hükümdarların Unvanları: Şanyü, Kağan, Tanhu, Hakan, Han, Yabgu, İlteber, İdi-kut, Erkin gibi unvanlar vermişledir. Hükümdarlık alametleri otağ (Hükümdar çadırı), örgin (taht), tuğ (Sancak), davul, kotuz (sorguç) dur.
• Meclis ve Hükümet: Türk Meclislerine Toy, Kurultay veya Kengeş denilirdi. Kurultayda devletin ana meseleleri görüşülür, hükümdarın ölümü, savaş veya milli felaketlerde kurultay toplanırdı.
Aygucı: Hükümet Başkanı (Başbakan)
Buyruk: Bakan
Tamgacı: dış siyaset işlerini yürüten görevliler

Tigin: Hükümdar çocukları (Tekin)
Şad: Diğer hanedan mensupları
• Yargu, hükümdarın başkanlık ettiği ve siyasi suçlara bakan yüksek mahkemedir..
• Türklerin İslamiyet’ten önceki dini Gök-Tanrı diniydi.Cennet’e UÇMAĞ, cehenneme ise TAMU diyorlardı.
• Mezarlara ölünün,sağlığında öldürdüğü düşman sayısı kadar BALBAL adı verilen küçük heykeller dikerlerdi.
• Ölüleri için yoğ adı verilen cenaze törenleri yapar, ve ardından yas tutarlardı.
• Uygurlar, öncelikle Maniheizmi, daha sonra da Budizm’i kabul etmişlerdir.
• Türk Halkları içinde Yahudiliği kabul eden tek kavim ise Hazarlardır.
• Türkler tarih boyunca Göktürk, Uygur, Sogol, Brahmi, Süryani, Arap, Kiril ve Latin alfabelerini kullanmışlardır.
• Türk-İslam devletlerinde ülkenin bir bölgesini idare eden hanedan üyelerine “melik” denirdi. Devlet başkanları han, hakan, iliğ gibi Türkçe unvanlar kullanmışlardır. Gaznelilerden itibaren İslami “Sultan” unvanı kullanmaya başlamışlardır. İlk defa kullanan Gazneli Sultan Mahmut’tur.
• Hacip: Hükümdar ve vezirden sonra gelen en büyük görevli. Görevleri hükümdar ile halk arasında irtibatı sağlamaktı.
Kapucubaşı: Sarayın her türlü hizmetinden sorumlu kişi
Candar: Hükümdar ve sarayın korunmasıyla görevlidir.
Alemdar: Bayrak ve sancakların taşınması ve muhafazasından sorumludur.
• Türk-İslam devletlerinde Hükümet’e “Divan-ı Saltanat” denirdi. Başında büyük vezir bulunurdu. Hükümet, herbiri bakanlık durumunda olan dört divandan meydana geliyordu bunlar;
1. Divan-ı Tuğra: İç ve dış yazışmalardan sorumludur.
2. Divan-ı İstifa: Mali İşlerden sorumludur.
3. Divan-ı Arz-ül Ceyş: Askeri işlerden sorumludur.
4. Divan-ı İşraf: Devlet memurlarının teftişinden sorumludur.
• Askeri birlikleri subaşı denen kumandanlar idare ederdi.
• Devlet arazisi has, ikta ve haraci olarak bölünmüştür. Has ve haraci toprakların vergileri devlet hazinesine girmekteydi

• Büyük Selçuklu Devleti’nde Tuğrul Bey, Alp Arslan ve Melikşah altın para bastırmışlardır.
• Farabi, Aristonun fikirlerini en iyi açıkladığı için ikinci öğretmen, unvanıyla tanınmıştır. Farabi batıda “Al-Pharabius” diye meşhur olmuştur.
• İbni-Sina ya, Hekimlik konusunda kendisine batı bilim dünyasında “Tıb’bın hükümdarı” denilmiştir.
• Dönemin en önemli eğitim kurumu Sultan Alp Arslan’ın buyruğu ile vezir Nizamü’l-Mülk tarafından yaptırılan Nizamiye Medresisidir.

Osmanlı Devleti Kültür Ve Medeniyeti


• Osmanlı Devletinde Sultan Orhan zamanından beri var olan Divan, bakanlar kurulu; sadrazam da başbakan mahiyetindeydi.
• Dîvanda, devletin birinci derecede önemli mülkî, idarî, malî, siyasî, askerî meseleleri görüşülüp karara bağlanırdı.
• Divan, padişah adına sadrazam, kubbe vezirleri, kazaskerler, nişancı ve defterdarlardan oluşurdu.
• 19. yüzyılda Osmanlı kabinesi; sadrazam (başbakan), sadaret kethüdalığı (İçişleri Bakanlığı), reisül-küttaplık (dışişleri bakanlığı), defterdarlık (maliye bakanlığı), çavuşbaşılık, yeniçeri ağalığı, 1826’da seraskerlik (millî savunma bakanlığı) kaptan-ı deryalık (deniz kuvvetleri komutanlığı) makamında bulunan kişilerden meydana gelirdi.
• Devlet teşkilatında en büyük idarî bölüm eyaletlerdi. Eyaletler; sancak, kaza ve nahiyelere bölünmüştü.
• Eyaleti beylerbeyi, sancağı sancakbeyi yönetirdi.
• Eyaletlerin merkez teşkilatına benzer bir idare tarzı vardı. Şehirler, kadı tarafından idare edilir, emniyet, subaşı tarafından sağlanırdı.

• Osmanlı Devletinde saray teşkilatı üç kısımdan meydana gelmekteydi:
1) Bîrun denilen dış bölüm,

2) Enderûn denilen iç kısım,

3) Harem-i hümayun.


• Enderûn: Sarayın bu bölümü, yüksek dereceli devlet memuru yetiştiren bir okul ve eğitim yeriydi.
• Kapıkulu Askerleri: Doğrudan Padişaha bağlıdırlar, üç ayda bir ulufe alırlar.
Acemi Ocağı: Yeniçeri ocağına asker yetiştirmek amacıyla kurulmuştur.
Yeniçeri Ocağı: Kapıkulu ordusunun en kalabalık grubunu oluşturan yeniçeriler, padişahın merkezi otoritesinin temelini teşkil eder.

Cebeci Ocağı: Silahların yapımı ve onarımıyla sorumludur.
Topçu Ocağı: İlk olarak I. Murad zamanında I. Kosava savaşı’nda top kullanılmıştır.
Süvariler: Silahtarlar, sipahi Oğlanları, Sağ Ulufeciler, Sol Ulufeciler,
Sağ Gariple, Sol Garipler
Eyalet askerleri; Timarlı sipahiler ve yerli kulu teşkilatı olmak üzere ikiye ayrılırdı.
• Donanmanın başı, 1867 yılına kadar kaptan-ı derya, bu tarihten sonra da bahriye nazırı ünvanını taşıdı.


• Osmanlı Devletinde vergiler şer’i ve örfi olarak iki kısımda toplanmıştır.


Şer’i Vergiler: Öşür, Haraç, Cizye
Örfi Vergiler: Resim-i Çift, Adet-i ağnam, Çift Bozan, Resim-i Mücerred, Resm-i Bennak, Resm-i İspence


• Tımar Sistemi: Bir Kısım asker ve devlet görevlilerine belirli bölgelerden vergi kaynaklarının ayrılması ve buna karşılık onlardan devlet için hizmet beklenmesi usulüdür
• Devletin ayırdığı, miktarı belirlenmiş vergi kaynağına dirlik denmektedir. Padişah ve yüksek rütbeli yöneticilere verilen dirliklere has, önemli örfi görevleri üstlenenlere zeamet, sipahilere verilenlere tımar
denilmekteydi.
• İltizam; Kanunların saptadığı vergileri yükümlülerden toplama ve devlet hazinesine aktarma görevinin açık artırma yoluyla yapılmasıdır.
• Osmanlı Devletinde ilk kanunname, Fatih Sultan Mehmed (1451- 1481), ikinci kanunname ise Kanunî Sultan Süleyman tarafından çıkarıldı.
• İmaret; medrese talebelerine, fakirlere ve her isteyene bedava yiyecek dağıtmak üzere kurulan aşevleridir.
• Kalenderhane; şehirlere gelen yabancıların, seyyahların ücretsiz kalıp yemek yedikleri yerdir.
• Han ve Kervansaray; yol üzerinde veya kasabalarda yolcuların konakladıkları ve hayvanlarının barındığı binalardır.
• Tabhane; fakirlerin barındığı hayır eseridir.
• Darüşşifa; hastaların tedavi edildiği hastane ve tıp mezunlarının pratik ve tatbikat yaptıkları tıp fakültesi mahiyetindedir.
• İlk Osmanlı Medresesi 1331’de Orhan Gazi tarafından İznik’te yaptırılmıştır.

BÖLGESEL ve ULUSLARARASI KURULUŞLAR


A. Birleşmiş Milletler Örgütü
Çok amaçlı evrensel bir örgüttür. 24 Ekim 1945’te kurulmuştur.Türkiye örgütün kurucu üyeleri arasındadır. Merkezi New York’tadır. 193 üye ülkesi bulunmaktadır.

Örgütün amaçları;
• Uluslararası barış ve güvenliği korumak,
• Uluslararası dostça ilişkiler geliştirmek,
• Ekonomik, sosyal, kültürel alanlarda uluslararası işbirliği sağlamak,
• Üye ülkelerin dış siyasetlerini uyumlaştıran bir odak olmak,


Bu amaçları gerçekleştirebilmek için şu ilkeleri benimsemiştir;
• Bütün üye ülkelerin egemen eşitliği vardır.
• Üyeler, sorumluluklarını iyi niyetle yerine getireceklerdir.
• Üyeler, uyuşmazlıklarını barışçı yollardan çözeceklerdir.
• Üyeler, herhangi bir devletin toprak bütünlüğüne ve siyasal bağımsızlığına karşı kuvvet kullanmaktan ve tehditten kaçınacaktır.
• Üyeler, BM’in girişimlerini destekleyecekler ve kendisine karşı zorlayıcı önlem alan bir devlete yardım etmekten kaçınacaklardır.

1. BM’nin Yapısı
Birleşmiş Milletler’in ana organları; Genel Kurul, Güvenlik Konseyi (BMGK), Ekonomik ve Sosyal Konsey (EKOSOK), Vesayet Konseyi, Uluslararası Adalet Divanı ve BM Sekretaryası’dır.
Birleşmiş Milletler çeşitli kuruluş, program ve fonları da bünyesinde barındırmaktadır.

Başlıcaları; BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), İnsan Yerleşimleri Merkezi (HABİTAT), Kalkınma Programı, Mülteciler Yüksek Komiserliği, İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu, Dünya Gıda Programı’dır.

2. BM Uzmanlık Kuruluşları
BM sistemi içinde 17 tane uzmanlaşmış kuruluş vardır. Bunlar özel antlaşmalarla BM’ye bağlıdır. Belli başlıları;

a. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO): 1919’da kurulmuştur. Başlıca amacı;


• Temel insan haklarını güçlendirmeyi, işçilerin çalışma ve hayat şartlarını iyileştirmek,
• Bu alanlarda asgarî standartlar belirlemek ve bunların üye ülkelerde uygulanması sağlamak,
• Üye ülkelerin bu amaçları etkili şekilde uygulayabilmesi için onlarla teknik işbirliği programı yürütmek,


b. BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO): 16 Kasım 1945’de kurulmuştur. Türkiye kurucu üyeler arasında yer almaktadır. UNESCO’ya 195 ülke tam üye, 8 ülke ise ortak üyedir. Amacı; üyeleri arasında eğitim, bilim ve kültür aracılığıyla işbirliğini teşvik etmek. Böylece barış ve güvenliğin korunmasına yardımcı olmak, insanlar arasında insan haklarının ve temel hürriyetlerin gelişmesini sağlamak, uluslararası bilgi alışverişi için bir merkez işlevi görmek, politika ve kalkınma projeleri geliştirmede üye ülkelere teknik danışmanlık yapmak.

• Türkiye’nin, halihazırda UNESCO Dünya Miras Listesi’nde kayıtlı toplam 13 alanı bulunmaktadır. Bunlar, kaydolundukları yıllar itibariyle:
• İstanbul’un Tarihi Alanları - 1985
• Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası (Sivas) – 1985
• Hattuşaş (Boğazköy)-Hitit Başkenti(Çorum) – 1986
• Nemrut Dağı (Adıyaman-Kahta) - 1987
• Xanthos-Letoon (Antalya-Muğla) -1988
• Safranbolu Şehri (Karabük) -1994
• Truva Antik Kenti (Çanakkale) - 1998
• Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi (Edirne) – 2011
• Çatalhöyük Neolitik Kenti (Konya) – 2012
• Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı (İzmir) – 2014
• Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğunun Doğuşu (Bursa) - 2014, kültürel olarak;

Ayrıca,
• Göreme Ulusal Parkı ve Kapadokya (Nevşehir) - 1985
• Pamukkale - Hieropolis (Denizli)- 1988, hem kültürel, hem doğal miras olarak listeye alınmıştır.


• UNESCO “İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirasının Korunması
Temsili Listesinde ise 11 adet kültürel mirasımız kayıtlıdır.
-Meddah Hikayeleri (2008)
-Mevlevi Sema Ayini (2008)
-Aşıklık Geleneği (2009)
-Karagöz Gölge Oyunu (2009)
-Nevruz Kutlamaları (2009)
-Kırkpınar Yağlı Güreşleri Festivali (2010)
-Semah (2010)
-Geleneksel Sohbet Toplantılar (2010)
-Tören Keşkeği Geleneği (2011)
- Mesir Macunu Festivali (2012)
- Türk Kahvesi Kültürü ve Geleneği (2013)


c. BM Dünya Sağlık Örgütü (WHO): 7 Nisan 1948’de kurulmuştur. Bugün 194 ülke WHO’nun üyesidir. Kuruluşun amacı, insanların mümkün olan azami sağlık şartlarına sahip olmalarını sağlamaktır.

d. BM Dünya Bankası: 1 Temmuz 1944’te kurulmuş ve bugün 185 üyesi vardır. Merkezi Washington’dadır. Dünya Bankasına IMF’ye üye olan ülkeler katılabilmektedir. Türkiye 19 Şubat 1947’de Dünya Bankasına katılmıştır. Dünya Bankasının bugün temel amacı, gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere mali imkanları yönlendirerek yaşam standartlarının artırılmasına yardımcı olmaktır.

e. BM Uluslararası Para Fonu (IMF): 1944’de kurulmuş, finansal işlemlere Mart 1947’de başlamıştır. Başlıca amaçları; uluslararası parasal işbirliğinin teşviki ve ticaretin genişletilmesi, üye ülkelerin ödemeler bilançosu açıklarını azaltmada onlara yardımcı olmaktır. Türkiye, IMF ve Dünya Bankasına 19 Şubat 1947’de katılmıştır. İMF, bünyesinde 188 üye ülke bulunduran bir organizasyondur.

B. Avrupa Konseyi
Avrupa Konseyi 5 Mayıs 1949’da kurulmuştur. Kurucu on ülke; Belçika, Danimarka, Fransa, Hollanda, İngiltere, İsveç, İrlanda, İtalya, Lüxemburg ve Norveç’tir. Bugün 46 üyesi olup Türkiye 13 Nisan 1950’de Konsey’e üye olmuş ve kurucu üye sayılmaktadır. Avrupa Konseyi’nin amacı; üyeleri arasında ortak varlıkları olan ideal ve ilkeleri korumak ve gerçekleştirmek, siyasi ve ekonomik ilerlemeyi sağlamak için güçlü bir birlik oluşturmak, ortak sorunları incelemek ve çözümleri için ortak hareket etmek, insan haklarını korumak ve geliştirmek. Merkezi Strazburg’tadır.

Avrupa Konseyi’nin Yapısı:
Konsey’in başlıca 3 organı vardır.
a. Bakanlar Komitesi: Konseyin karar organıdır. Üye ülkelerin Dışişleri Bakanlarından oluşur. Yılda iki defa toplanır.
b. Parlamenterler Meclisi: Konseyin tartışma – danışma organıdır. Tavsiye niteliğindeki kararlarını bakanlar komitesine bildirir. Yılda 4 kez toplanır.
c. Genel Sekreterlik: Bu iki organın çalışmasına yardımcı olur. Parlamenterler Meclisi tarafından seçilir. Beş yıl süreyle görev yapar. Bakanlar Komitesine karşı sorumludur ve konseyin çalışmalarıyla ilgili
yıllık rapor hazırlar. Avrupa Konseyi’nin kabul ettiği iki önemli sözleşme vardır. Birincisi 4 Kasım 1950’de Roma’da imzalanan “İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Avrupa Sözleşmesi”dir. Bu sözleşmeyle, üye ülkelerde uygulanacak, insan haklarıyla ilgili asgari standartlar belirlenmiştir. Bu sözleşmeye ek olarak 20 Mart 1952’de Paris’te ek protokol imzalanmıştır. Buna göre üye ülkeler vatandaşlarına, belirtilen özgürlükleri sağlamayı kabul etmişlerdir. Taraf ülkelerin denetimi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından yapılmaktadır.

C. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT)

1973 yılında çalışmalarına başlayan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı 1 Ağustos 1975’te Helsinki Nihai Senedinin imzalanmasıyla hayata geçmiştir. Türkiye Örgütün kurucu üyelerindendir. Merkezi
Viyana’dadır. Buna göre; Egemenliğe saygı, kuvvet kullanmaktan kaçınma, sınırların ihlal edilmezliği, devletin toprak bütünlüğünün korunması ve anlaşmazlıkların barışçı yollardan çözümü, insan hakları ve temel özgürlüklere saygı, devletlerarası işbirliği ilkeleri benimsenmiştir. Nihai Senedin hukuki değil, siyasi bağlayıcılığı vardır. 57 üyeli AGİT, hükümet ve devlet başkanları düzeyinde, iki yılda bir toplanır. Yüzyılın son AGİT toplantısı 18 – 19 Kasım 1999’da İstanbul’da yapılmıştır. İstanbul zirvesi sırasında imzalanan İstanbul Şartı (Avrupa Güvenlik Şartı) 21. yy Avrupası için bir güvenlik modeli olmuştur.

D. Batı Avrupa Birliği (BAB)
17.03.1948’de Brüksel Antlaşması ile kurulmuş (Belçika, Hollanda, Lüxemburg, Fransa, İngiltere), 06.05.1955’te yürürlüğe giren Paris Antlaşması ile Almanya ve İtalya’nın da katılması ile üye sayısı 7’ye çıkmış ve BAB olmuştur. BAB’a göre, üye ülkelerden birisi Avrupa’da Silahlı bir saldırıya uğrarsa diğer üye ülkeler her türlü askeri ve diğer yardımları yapacaklardır. Türkiye, 20 Kasım 1992’de Roma’da ortaklık belgesinin imzalanmasıyla BAB’a “ortak üye” sıfatıyla katılmıştır.

E. Avrupa Birliği (AB)
1992’de Maastrich’te imzalanan ve 1993’te yürürlüğe giren Avrupa Birliği Antlaşması ile kurulmuştur. Birliğin faaliyetleri; topluluk faaliyetleri, ortak dış politika ve güvenlik, adalet ve içişleri olmak üzere 3 ana grupta toplanabilir. Bu alanlarda, Avrupa topluluklarının şu organları faaliyet göstermektedir:

a. Avrupa Komisyonu: Birliğin yürütme organıdır. Görevi, bütçe ve yasa önerilerini hazırlamak, uluslararası anlaşmalarda arabuluculuk yapmak ve Bakanlar konseyince onaylanan kararların uygulanışını takip etmektir. Komisyon Avrupa Parlamentosuna karşı sorumludur.


b. Avrupa Birliği Konseyi: AB’nin en yetkili siyasi organıdır. Daha önce bahsedilen Avrupa Konseyi ile sadece isim benzerliği vardır. Konuya göre toplanan ilgili bakanlardan oluşan bir organdır. Komisyon tarafından önerilen mevzuatı yürürlüğe sokar.


c. Avrupa Parlamentosu: AB kurumları içinde doğruda halk tarafından seçilen organdır. Parlamento AB politikalarının belirlenmesinde ve denetiminde rol almaktadır. AB komisyonu üyelerinin belirlenmesinde ve görevden alınmasına yetkilidir.


d. Avrupa Birliği Zirvesi: 1974’te oluşturulmuş bir konseydir. Devlet başkanı ve hükümet başkanları katılmaktadır. Yılda 4 defa toplanır. AB’nin genel politikalarını belirler.


e. Avrupa Birliği Adalet Divanı: Antlaşmaları, yasa ve kararları incelemekte ve AB organlarının üye ülkelerle, üye ülkelerin birbirleriyle ihtilaflarına veya özel kişi ve kuruluşlarla AB organları arasındaki ihtilaflara bakmaktadır. Adalet Divanının kararları bağlayıcı olup temyizi mümkün değildir. 7 Ekim 1958’de faaliyete başlamıştır. 1989’da kişiler ve işletmeler tarafından açılan davalara bakmakla sorumlu “Bidayet (Asliye) Mahkemesi” kurulmuştur. Adalet divanı ile asliye mahkemesinin merkezi Lüksemburg’da yer almaktadır.


f. Avrupa Sayıştayı: AB’nin gelir ve giderlerini incelemek ve bunlara ilişkin raporları Komisyona sunmakla görevlidir.


g. Avrupa Merkez Bankası: Tüzel kişiliğe sahip bağımsız bir AB organıdır.Görevi, para birimi olarak Avro’yu kullanan AB üyesi ülkelerden oluşan Avro bölgesinde fiyat istikrarını sağlamaktır. Avro bölgesi dahilinde kağıt para basımına izin verme konusunda tek yetkilidir.

h. Avrupa Birliği’ne Üye Ülkeler (28): Belçika, Fransa,Hollanda, Lüksemburg, Almanya, İtalya (1957- Kurucu Üyeler); Danimarka, Birleşik Krallık, İrlanda (1973); Yunanistan (1981); Portekiz, İspanya (1986); Avusturya, Finlandiya, İsveç (1995); Çek Cumhuriyeti, Estonya, Kıbrıs, Letonya, Litvanya, Macaristan, Malta, Polonya, Slovakya, Slovenya (2004); Bulgaristan, Romanya (2007), Hırvatistan (2013).


F. Avrupa Serbest Ticaret Bölgesi (EFTA)


Dünyada kurulmuş bulunan serbest ticaret bölgeleri arasında en önemlisidir. AET’ye katılmamış 6 Avrupa ülkesi ve İngiltere’nin, üyeleri arasında sanayi mallarının ticaretini serbestleştirmek ve rekabeti sağlamak amacıyla imzalanmıştır. 4 Ocak 1960’da imzalanmış 3 Mayıs 1960’da yürürlüğe girmiştir. Konsey, Komite ve Sekreterya’dan oluşan 3 organı vardır. Türkiye ile EFTA Serbest Ticaret ve İşbirliği Anlaşması 17 Ekim 1991’de parafe edilmiş 10 Aralık 1991’de Cenevre’de devlet bakanları düzeyinde imzalanmıştır. Anlaşma taraflar arasında sanayi malları ticareti ile balık ve diğer deniz ürünleriyle işlenmiş tarım ürünlerinin ticaretini kapsamaktadır. Anlaşmanın iki temel özelliği vardır. Birincisi, anlaşmanın Türkiye – AB modeline dayandırılması, ikincisi ise anlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihteki tarafların yapacağı indirimlerin paralel olmamasıdır. Böylece Türkiye 1 Nisan 1992 tarihinde çeşitli tavizler elde etmesine karşılık kendi yükümlülüklerini AB’ye karşı uyguladığı takvime paralel götürmektedir. Bu, Türkiye lehine bir denge oluşturmaktadır. Türkiye, EFTA ile Serbest Ticaret Anlaşması yaparak, Avrupa ile bütünleşme konusunda önemli bir adım atmıştır.

G. İslâm Konferansı Örgütü (İKÖ)


Merkezi Cidde’de bulunan ve üye ülkeler arası siyasal, ekonomik, kültürel, bilimsel ve sosyal dayanışma ve işbirliğini amaçlayan uluslararası bir kuruluştur. Bugün 57 üyesi vardır. 3 temel organı vardır:
1. İslâm Ülkeleri Devlet ve Hükümet Başkanları Konferansı (İslam Zirvesi): Müslüman ülkeler açısından islamî siyasetlerin ve stratejilerin belirlendiği en üst seviyedeki uluslararası forumdur. Üye devletlerin Kralları, devlet başkanları ve hükümet yetkilileri katılır. Her üç yılda bir yapılır. Türkiye 1984’den bu yana oluşumun içindedir.
2. Dışişleri Bakanları Konferansı: Yılda 1 defa toplanır. İslam zirvesinde alınan kararlar doğrultusunda politikaların uygulanmasını görüşür.
3. Genel Sekreterlik: Organizasyonun yönetici organıdır. İslam Zirvesi ve Dışişleri Bakanları konferansında alınan kararları yerine getirir, ulaşılan sonuçlar ve gelişmeler hakkında rapor verir.


H. İslâm Kalkınma Bankası


Dünya Bankası modelinde örgütlenmiş bir uluslararası finansman kuruluşudur. 20 Ekim 1975’de faaliyete geçmiştir. Bankaya üyelik için iki temel şart vardır: Ülkelerin İKÖ’ye üye olması ve Güvernörler Kurulunun çoğunlukla olumlu karar almasıdır. Merkezi Cidde’dedir. Amacı üye ülkelerin ve Müslüman toplumların ekonomik kalkınmasına ve sosyal gelişmelerine katkıda bulunmaktır. Türkiye kurucu üyeler arasında yer almıştır. Bankanın finansman kaynaklarından en çok yararlanan ülkelerin başında gelmektedir. İslâm ülkeleri arasındaki ticaret, yapılan teşviklere rağmen, üye ülkelerin çoğunun sanayileşmemiş olması ve ekonomik yapılarının birbirlerine çok benzemesinden dolayı gelişememektedir.


I. Ekonomik İşbirliği Ve Kalkınma Örgütü (OECD)


14 Aralık 1960 tarihinde imzalanan Paris Sözleşmesi’ne dayanılarak kurulmuş olan uluslararası ekonomik bir örgüttür (OECC). 30 Eylül 1961 yılında ismi OECD olarak değişmiştir. Merkezi Paris’tedir. 34 üyesi bulunmaktadır. Türkiye 29 Mart 1961’de OECD’ye katılmıştır. Amacı; üye ülkelerin ekonomik ve sosyal politikalarının uyum halinde sürdürülmesine katkı sağlamak, ortak sorunların çözülmesinde bu alanlarda uyulması zorunlu kuralları ortaya koymak, üye olsun – olmasın ülkelerin ekonomik kalkınmalarına katkıda bulunmaktır. En yüksek karar organı Konsey’dir. Üye ülke büyükelçilerinin katılmasıyla
oluşur. Konseyin altında 14 üyeden oluşan Yürütme Komitesi OECD’nin çalışmalarını izler. Konsey toplantılarının hazırlıklarını yapar ve konsey tarafından kendisine verilen diğer işleri yürütür Diğer organ ise Genel Sekreter’dir. OECD’nin faaliyetlerinden sorumludur ve konseye başkanlık eder. OECD ile Türkiye arasındaki ilişkilerde iki önemli organ vardır. Birincisi 1962’de kurulan Türkiye’ye
Yardım Konsorsiyumu’dur. Türkiye’nin ekonomik kalkınma programlarının finansmanına katkıda bulunmak için kurulmuştur. Diğer önemli organ ise Türkiye’nin Dış Borçları Çalışma Grubu’dur. Amacı, Türkiye’nin dış borçlarının ödenmesine yardımda bulunmaktır.


İ. Gümrük Birliği


Serbest ticaret bölgelerine göre daha geniş ve kapsamlı bir ekonomik birleşme türüdür. Gümrük birliğinde üye ülkeler arasındaki tarife ve kota sınırlamaları kaldırılarak yalnızca mal ve hizmetler için ortak bir piyasa oluşturulması öngörülmüştür. Türkiye, AB ile Gümrük Birliği Anlaşmasını 6 Mart 1995’te Brüksel’de imzalamıştır. 1 Ocak 1996’da uygulamaya girmiştir.


J. Karadeniz Ekonomik İşbirliği (KEİ)


Karadeniz Ekonomik İşbirliği fikri, öncülüğünü Türkiye’nin yaptığı bir bölgesel ekonomik işbirliği girişimidir. KEİ, 25 Haziran 1992’de İstanbul’da devlet ve hükümet başkanlarının imzasıyla kurulmuştur.
Amacı, üyeleri arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi ve çeşitlendirilmesini sağlamaktır. Merkezi İstanbul’dadır. Kurucu Üyeler: Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan, Moldova, Rusya Federasyonu, Ukrayna, Bulgaristan, Romanya. Diğer Üyeler: Arnavutluk, Sırbistan, Yunanistan. KEİ’nin temel özelliklerinden birisi işbirliğine ve dış dünyaya açık yapısıdır. KEİ’nin 12 üyesi, üç önemli organı vardır:
1. KEİ Dışişleri Bakanları Toplantısı: KEİ’nin en yüksek karar organıdır. 6 ayda en az bir defa toplanır.
2. Sekretarya: 1993’ten itibaren faaliyete geçmiştir. Sekreter dönem başkanına kaşı sorumludur.
3. Karadeniz Ekonomik İşbirliği Konseyi (KEİK): Konsey, KEİ’ye katılan devletlerin iş çevrelerini temsil etmektedir. 12 taraf ülke arasından ticarî ve sınaî işbirliğini geliştirme amacına yönelik çalışmaktadır.
KEİ, Karadeniz çevresinde yer alan ülkelerin ekonomik refahlarını artıracak, Karadeniz’i bir “refah denizi” ne dönüştürebilecek önemli bir bölgesel ekonomik işbirliği girişimdir

K. D-8 Grubu
Türkiye’nin girişimleri ile başlamış ve İslam ülkeleri arasında uzun vadeli bir işbirliğinin oluşumuna öncülük etme teşebbüsüdür. Türkiye, bölgede ekonomik ve siyasî etkinlik kazanabilmek umuduyla G – 7 oluşumuna benzer bu girişimi başlatmıştır.
D – 8 Grubu’nun (Bangladeş, Endonezya, İran, Malezya, Mısır, Nijerya, Pakistan ve Türkiye) birinci devlet ve hükümet başkanları zirvesi 15 Haziran 1997’de İstanbul’da yapılmıştır.

L. NATO
Birleşmiş Milletler Anlaşması çerçevesinde, üyelerinin güvenliğini sağlamak ve istikrarın gelişmesine katkı yapmak amacıyla kurulmuştur. 4 Nisan 1949’da kurulmuştur. Türkiye NATO’ya 1952’de katılmıştır. NATO, üye ülkelerden birisine karşı yapılan saldırıyı tüm ittifaka karşı yapılmış kabul eden bir kuruluştur. Herhangi bir üye ülkeye saldırılması halinde diğer üyeler askeri, ekonomik, stratejik yardımda bulunur. Türkiye NATO üyeliği ile hem demokrasisini güçlendirmekte hem de kendisine yönelebilecek tehdit ve saldırılara karşı göğüs gerebilmektedir.

Güncel Bilgiler
 

2020 Yaz Olimpiyat Oyunları Tokyo’da yapılacak.
• Türkiye’ nin ilk milli yerli tankının adı “ALTAY”dır.
• Türkiye’ nin ilk milli yerli insansız hava aracının adı “ANKA”dır.
• Türkiye’ nin ilk milli savaş gemisinin adı “HEYBELİADA” dır.
• Türkiye’ nin ilk milli savaş helikopterinin adı “ATAK” dır.
• Türkiye’nin ilk yerli eğitim uçağının ismi HÜRKUŞ’tur.
• G-8 Ülkeleri: Amerika, Japonya, Fransa, İngiltere, Kanada, İtalya, Rusya ve Almanya’dır.
• UNESCO, 2013 yılını Dünya Haritasının 500. yıldönümü olması münasebetiyle Piri Reis yılı ilan etti.


Türkiye’nin sınır kapıları:
• Kapıkule, Hamzabeyli ve Dereköy (Edirne, Kırklareli)  Bulgaristan
• İpsala (Edirne)  Yunanistan
• Sarp (Artvin) Gürcistan
• Dilucu (Iğdır)  Nahcivan
• Gürbulak (Ağrı-Doğubeyazıt)  İran
• Habur(Şırnak)  Irak
• Nusaybin (Mardin)  Suriye
• Ceylanpınar  (Şanlıurfa)  Suriye
• Akçakale  (Şanlıurfa)  Suriye
• Mürşitpınar  (Şanlıurfa)  Suriye
• Öncüpınar (Kilis) Suriye
• Cilvegözü (Hatay)  Suriye
• Akyaka  Ermenistan
• Çıldır-Aktaş ve Kartsakhi (Ardahan)  Gürcistan
• Çıldır-Canbaz Demiryolu ve Kartsakhi (Ardahan)  Gürcistan
• Posof ve Vale (Ardahan)  Gürcistan
• Akyaka Doğu Kapı ve Gümrü (Kars)  Ermenistan

- Kırşehir UNESCO Müzik Ağına Kabul edildi

- 2021 Interpol Toplantısı Türkiye’de yapılacak

- Azerbaycan ile Türkiye arasında Vizeler kaldırıldı 2019

- 2019 Yılı Nobel Barış Ödülü sahibi Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Ali 

- 2021 Dünya Kitap Başkenti Tiflis Oldu

- Yaşam Türkiye’nin en uzun cam terası Erzurumda açıldı

- 2020 Yılı Dünya Kitap Başkenti ise Malezyanın Başkenti Kuala Lumpur

Black Mamba, NBA takımlarından Los Angeles Lakers'ta forma giyen Kobe Bryant , 26 Ocak 2020 tarihinde meydana gelen helikopter kazası sonucu  kızı Gianna Maria-Onore Bryant ile birlikte yaşamını yitirdi.

CORONAVİRÜS - COVID-19

- Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkmıştır.

- İlk vaka, Wuhan'da bulunan hayvan pazarında balık satıcısı olan 49 yaşında bir kadındır. Bu vakada hastalık, 23 Aralık 2019 tarihinde kendini gösterdi.

- Dünya Sağlık Örgütü hastalığa Covid-19 adını verdi.

- Heniz kesin olmamakla birlikte Koronavirüsü taşıyan hayvanın adı : pangolin.

- Türkiye'de ilk vaka 10 Mart 2020 günü görüldü.

- Koronavirüs nedeniyle hayatını kaybeden , koronaya karşı verdiği mücadele ile akıllara kazınan Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu.'nun adı Okmeydanı Eğitim Araştırma Hastanesine verilecek.

- Türkiye'de ilk corona kaynaklı ölüm 17 Mart 2020 günü oldu.

- Koronavirüsün en son girdiği Avrupa Ülkesi Karadağ.

2020 OSCAR ÖDÜLLERİ

En İyi Film: Parasite 

En İyi Yönetmen: Bong Joon-ho (Parasite)

En İyi Erkek Oyuncu: Joaquin Phoenix (Joker) 

En İyi Kadın Oyuncu: Renée Zellweger (Judy) 

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Brad Pitt (Once Upon a Time… in Hollywood)

- 31 Aralık 2019 itibarıyla Türkiye 'nin nüfusu 83 milyon 154 bin 997 oldu.

- “Türkiye’nin en büyük kütüphanesi” olma özelliğine sahip “Millet Kütüphanesi” Ankara'da Şubat 2020 'de açıldı.

- Lüksemburg, toplu tşaımayı ücretsiz yapan ilk ülke oldu. Mart 2020.

- Şubat 2020 'de Virtüs Dünya Salon Atletizm Şampiyonasın’da özel sporcu “Esra Bayrak” 60 metre branşında dünya şampiyonu oldu.

“Karadeniz’in Zeugması” olarak adlandırılan 2020 yılında ören yerine dönüşecek “Hadrianapolis Antik Kenti” Karabük’te yer almaktadır


Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, İdlib’de Türk. askerlerine yönelik yapılan hain saldırının ardından başlatılan harekatın adını “Bahar Kalkanı” olarak açıkladı

- Birleşmiş Milletler 2020’yi Farabi yılı ilan etti.

- Çorlu, 2020 Avrupa Spor kenti oldu.

- Kanada’nın Alberta eyaletinde 11 milyon yıllık yeni tür bir dinozor fosili (tyrannosaur) buldu Dinazora “ölüm meleği” adı verildi.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg duyurdu: Kuzey Makedonya NATO’nun 30’uncu üyesi oldu-2 Nisan 2020.

Mars 2020 keşif aracının adı “Perseverance” oldu 16 Mart 2020.

Lübnan, vadesi 1.2 milyar dolar olan dış borcunu ödeyemeyeceğini açıkladı ve iflasını duyurdu 16 Mart 2020.

Güncelleme Tarihi: 19 Mayıs 2020, 00:20
YORUM EKLE