Sürekli işçi kadrosuna atananlar halk eğitim merkezinde kurs açabilir mi?

Sürekli işçi olarak görev yapan bir personel, halk eğitim merkezlerinde kurs açabilmek için Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü’ne yaptığı başvurunun 4/D sürekli işçi statüsünde görev yapan personelin başka bir kurumda farklı unvan ve meslek kodu altında çalıştırılmasının uygun görülmediği gerekçesiye reddedilmesi üzerine KDK'ya başvurdu.

İlgilinin başvurusubu değerlendiren KDK, idare tarafından belirsiz süreli iş sözleşmesinde yer alan “başka işte çalışmamayı taahhüt eder” hükmü gerekçe gösterilerek, başvuranın halk eğitim merkezlerinde eğitici olarak ders verme talebinin reddine ilişkin yapılan işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırılık olmadığı yönünde karar verdi.

T.C.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

KDK, süresi geçtikten sonra beyanname veren işçiye öğrenim yardımı ödenmeli dedi KDK, süresi geçtikten sonra beyanname veren işçiye öğrenim yardımı ödenmeli dedi

KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI:2023/10857-S.23.17308

BAŞVURU NO:2023/3686

KARAR TARİHİ:29/08/2023

RET KARARI

BAŞVURUNUN KONUSU: Halk eğitim merkezlerinde ek ders verme talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ:17/03/2023

BAŞVURU TARİHİ : 17/03/2023

BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza 17/03/2023 tarihinde yapılan başvuruda başvuran özetle; Aydın Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'ne bağlıMH Ofis bünyesinde sürekli işçi kadrosundaMHolarak çalıştığını, halk eğitim merkezlerinde kurs açabilmek için Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü’ne 08/11/2022 tarihli dilekçesiyle başvuruda bulunduğunu, 11/11/2022 tarihli cevabi yazıda 4/D sürekli işçi statüsünde görev yapan personelin başka bir kurumda farklı unvan ve meslek kodu altında çalıştırılmasının uygun görülmeyeceği ve başvurduğu idarenin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu 4/D maddesi kapsamında işçi olarak görev yapan personele ek ders ücreti karşılığında usta öğretici olarak görev verilmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle talebinin reddedildiğini, oysa çalıştığı iş yerine 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 4/D maddesine göre atanmadığını, Kamu Kurum ve Kuruluşlarına İşçi Alınmasında Uygulanacak Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik kapsamında atanıp, İş Kanununa göre çalıştığını, Gençlik ve Spor Bakanlığının halihazırda tabi olduğu geçerliliği devam eden toplu iş sözleşmesinde de ek ders karşılığı çalışmasına engel bir madde olmadığını ifade ederek, talebinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa 4/D maddesine göre değil, İş Kanunu, toplu iş sözleşmesine göre değerlendirilerek, halk eğitim merkezlerinde eğitici olarak görev almayı talep etmektedir.

İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

Kurumumuzun 17/04/2023 tarihli ve S. sayılı bilgi-belge isteme yazısına istinaden Gençlik ve Spor Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünden alınan 08/05/2023 tarihli ve E- -sayılı cevabi yazı eklerinden özetle;

Başvuranın Aydın Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ................................... İlçe Müdürlüğüne bağlı...............................sürekli işçi olarak görev yaptığı,

Başvuranın Bakanlığın 4857 sayılı İş Kanunu, Kamu Kurum ve Kuruluşlarına İşçi Alınmasında Uygulanacak Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Eski Hükümlü veya Terörle Mücadelede Malul Sayılmayacak Şekilde Yaralananların İşçi Olarak Alınmasında Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde ataması yapıldığı,

10 No’lu işkoluna bağlı işyerinde görev yaptığı, devam eden toplu iş sözleşmesinde başka işte çalışmasına engel herhangi bir madde bulunmadığı, diğer taraftan; adı geçenin, 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine tabi olduğu, anılan kanunda işçinin kazanç getirici faaliyette bulunmasını yasaklayan açık bir hüküm bulunmadığı, ancak, aşağıda belirtilen ve benzeri durumlarda işçinin ikinci bir işte çalışması durumunda Bakanlık tarafından iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedilmesine gerekçe gösterilebileceği, işçinin ikinci işteki çalışma süresiyle birlikte çalışma süresinin 4857 sayılı Kanun ile belirlenen günlük 11 saati aşması, işçinin diğer işvereninin, mevcut işiyle direkt olarak rekabet halinde olması, işçinin bir yıllık fazla çalışma süresinin toplamda 270 saati aşması, işçinin yıllık izin yapamaması sonucu dinlenememesi vb. İşçinin ikinci işte çalışması asıl işini olumsuz etkiliyorsa ya da ikinci iş nedeniyle İş Kanununun açık hükümlerine aykırılıklar meydana geliyorsa, bu durumu tespit eden işverenin, işçinin iş akdini tespit tarihinden itibaren 6 iş günü içinde haklı nedenlerle derhal feshedebileceği,

Diğer yandan Bakanlığın 10 No'lu işkolunda faaliyet gösteren işyerlerinde görev yapan işçi personele imzalatılan "Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi" nin "Özel Şartlar" başlıklı 6 ncı maddesinde yer alan; "...İşçi; iş sözleşmesi devam ettiği sürece, özel de olsa başka bir işte çalışmamayı taahhüt eder..." hükmünün yer aldığı, ayrıca, Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 2018/5408E., 2018/12616K. sayılı Kararında; “Kaldı ki işçinin mesai saatleri dışında başka yerde çalışması hizmet akdinin gerektirdiği hükümlerin ihlali anlamına gelmeyip, işçinin başka bir işte çalışması nedeniyle ancak işçinin yorgun düşmesi ve asıl işinde günlük ve normal çalışma sistemini aksatması halinde haklı fesih sebebi oluşturmaktadır.” hükmüne yer verildiği, açıklamalarına yer verilmiştir.

Bununla birlikte Kurumumuzun 14/04/2023 tarihli ve S. sayılı bilgi-belge isteme yazısına istinaden MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğünden alınan 18/04/2023 tarihli ve............................................. sayılı cevabi yazı eklerinden özetle;

Başvuranın Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğüne halk eğitim merkezlerinde açılan kurslarda ek ders karşılığı usta öğretici olarak görev alıp alamayacağı hususunda 08/11/2022 tarihli dilekçesi ile yaptığı başvuru sonrası; MEB tarafından başvuranın ek ders ücreti karşılığı çalıştırılıp çalıştırılamayacağı hususunda Gençlik ve Spor Bakanlığından görüş talebinde bulunduğu,

Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından, MEB’in 08/12/2021 tarihli ve E- - -sayılı görüş talepli yazısına cevaben gönderilen E- - - sayılı cevabi yazıda; Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 16/04/1998 tarihli ve 1998/5032E.-1998/6738K. sayılı ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 16/12/2010 tarih ve 2008/42769E.-2010/38188K. sayılı kararları ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun “İşverenin Genel Yükümlülüğü” başlıklı 4’üncü maddesine atıf yapılarak başvuranın ek ders konusundaki talebine olumsuz görüş bildirildiği, görülmektedir.

Başvuru sahibinin halk eğitimi merkezlerinde açılan kurslarda görev alması, bağlı bulunduğu Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından uygun görülmediğinden, ilgiliye halk eğitimi merkezlerinde ek ders ücreti karşılığı usta öğretici olarak görev verilemediği,

Açıklamalarına yer verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT

Anayasamızın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.”

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

8/3/2018 tarih ve 30354 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7079 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 118 nci maddesiyle; "5018 sayılı Kanuna ekli (I), (II), (III) ve (IV)sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri (MİT Müsteşarlığı hariç) ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar, bu Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (I) sayılı listede yer alan idarelerin merkez ve taşra teşkilatlarında; ödemeleri merkezi yönetim, sosyal güvenlik kurumu, fon, kefalet sandığı, yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığı, gençlik hizmetleri ve spor il müdürlüğü bütçelerinden veya döner sermaye bütçelerinden, anılan liste kapsamındaki diğer idareler için ise kendi bütçelerinden karşılanan 4734 sayılı Kanun ve diğer mevzuattaki hükümler uyarınca personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmeleri kapsamında yükleniciler tarafından 4/12/2017 tarihi itibarıyla çalıştırılmakta olanlar;

657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin (A) bendinin (1), (4), (5), (6), (7) ve (8) numaralı alt bentlerinde belirtilen şartları taşımak,

Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik, yaşlılık veya malullük aylığı almaya hak kazanmamış olmak,

Bu kapsamda çalıştırılmalarına ilişkin olarak açtıkları davalardan ve/veya icra takiplerinden feragat edeceğine dair yazılı beyanda bulunmak,

ç) En son çalıştığı idare ile daha önce kamu kurum ve kuruluşlarında alt işveren işçisi olarak çalıştığı iş sözleşmelerinden dolayı bu madde ile tanınan haklar karşılığında herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunmayacağını ve bu haklarından feragat ettiğine dair yazılı bir sulh sözleşmesi yapmayı kabul ettiğini yazılı olarak beyan etmek, kaydıyla,

bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on gün içinde idaresinin hizmet alım sözleşmesinin yapıldığı birimine, sürekli işçi kadrolarında istihdam edilmek üzere yazılı olarak başvurabilirler. Başvuranların şartları taşıyıp taşımadıklarının tespiti, bu tespite itirazların karara bağlanması, şartları taşıyanların idarelerince belirlenen usul ve esaslara göre yapılacak yazılı ve/veya sözlü ya da uygulamalı sınava alınması, sınav sonuçlarına itirazların karara bağlanması ve sınavda başarılı olanların kadroya geçirilmesine ilişkin süreç bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren doksan gün içinde idarelerince sonuçlandırılır. Sınavlarda başarılı olanlar, varsa bu fıkranın (c) bendinde öngörülen davalardan feragat ettiklerini tevsik eden belgeyi ve/veya icra takibine konu alacaktan feragat ettiğine dair icra müdürlüğünden alınacak belgeyi ibraz etmek, bu fıkranın (ç) bendinde öngörülen sulh sözleşmesini ibraz etmek ve öngörülen şartları taşımaya devam etmek kaydıyla, sınav sonuçlarının kesinleşmesini müteakip, her bir sözleşme itibarıyla, yüklenicinin hakedişlerinin ödendiği bütçe, teşkilat ve birim/yerleşim yeri adına vize edilmiş sayılan sürekli işçi kadrolarına idarelerince topluca geçirilir.

Birinci fıkrada yer alan 4/12/2017 tarihi itibarıyla çalışıyor olmak şartının tespitinde, Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmiş olan sigortalı işe giriş bildirgeleri, işten ayrılış bildirgesi ve aylık prim ve hizmet belgeleri esas alınır. Ancak söz konusu tarihe ilişkin olarak anılan Kuruma yasal süresi dışında verilen belgelere dayanılarak bu madde hükmünden yararlanılamaz. 4/12/2017 tarihi itibarıyla çalıştırılmakta olduğu idarelerince tespit edilenlerden, hakkında bu tarihten sonra işten ayrılış bildirgesi verilenler bu madde hükümlerinden yararlanabilir.

Birinci fıkradaki personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmeleri kapsamında bulunmakla birlikte 4/12/2017 tarihinde doğum veya sağlık kurulu raporuyla belgelendirilen sağlık sorunları nedenleriyle iş sözleşmeleri askıda olanlar veya anılan tarih itibarıyla askerde bulunanlar hakkında da bu madde hükümleri uygulanır. Birinci fıkrada belirtilen süreler, askerlik veya askı süresinin sona erdiği tarihten itibaren başlar. Sürekli işçi kadrolarına geçirilme süreci, birinci fıkra kapsamında olmakla birlikte bu sürecin tamamında veya herhangi bir aşamasında askerde bulunanlar için askerlik süresinin sona erdiği tarihten itibaren başlar veya kaldığı yerden devam eder.

Sürekli işçi kadrolarına geçirileceklerin kadroları, başka bir işleme gerek kalmaksızın geçiş işleminin yapıldığı tarih itibarıyla sürekli işçi unvanı ile ihdas edilmiş sayılır. İhdas edilen kadrolar ilgili idarelerce adedi, bütçe ve teşkilatı ile birimi/yerleşim yeri belirtilmek suretiyle geçiş işlemlerinin yapıldığı tarihten itibaren iki ay içinde Devlet Personel Başkanlığı ve Maliye Bakanlığına bildirilir. Sözleşmeleri askıya alınanlar ile askerde bulunanların kadroları hariç olmak üzere bu şekilde ihdas edilen sürekli işçi kadroları, herhangi bir sebeple boşalması halinde hiçbir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır.”

Sürekli işçi kadrolarına geçirilenler, birinci fıkrada öngörülen şartları taşıdıkları sürece ve çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde geçiş işlemi yapılmadan önceki ihale sözleşmesi kapsamındaki hizmetleri yürütmek üzere istihdam edilebilir. Özel güvenlik görevlilerinden bu madde kapsamında geçiş işlemleri yapılanlar, 5188 sayılı Kanun hükümlerine de tabi olmaya devam eder.”

4857 sayılı İş Kanunu’nun “İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı” başlıklı 25 inci maddesinin ikinci fıkrasının e bendi;

“Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir:

e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması.”

Hükmünü amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ'NE ÖNERİSİ

Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından yürütülen işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

Başvuranın Aydın Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü .......................................... İlçe Müdürlüğüne bağlı................................................................... Ofisinde sürekli işçi statüsünde görev yaptığı ve 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine tabi olduğu, halk eğitim merkezlerinde eğitici olarak görev almayı talep ettiği, buna karşın adı geçen bakanlık tarafından Belirsiz Süreli İş Sözleşmesinin "...İşçi; iş sözleşmesi devam ettiği sürece, özel de olsa başka bir işte çalışmamayı taahhüt eder..." hükmü ve haklı fesih nedenleri gerekçe gösterilerek talebinin reddedildiği, bunun üzerine başvuranın Kurumumuzdan halk eğitim merkezlerinde eğitici olarak görev alma talebinin reddine ilişkin işleminin geri alınmasını talep ettiği görülmektedir.

Bu çerçevede uyuşmazlığın; başvuranın 4/D statüsünde sürekli işçi olarak çalışırken aynı zamanda halk eğitim merkezlerinde eğitici olarak görev alıp alamayacağı noktasında toplandığı görülmektedir.

8/3/2018 tarih ve 30354 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7079 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 118 nci maddesiyle; “375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye” eklenen; Geçici 23 üncü maddesinin beşinci fıkrasında; sürekli işçi kadrolarına geçirilenlerin, birinci fıkrada öngörülen şartları taşıdıkları sürece ve çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde geçiş işlemi yapılmadan önceki ihale sözleşmesi kapsamındaki hizmetleri yürütmek üzere istihdam edileceği düzenlenmiştir. Bu kapsamda başvuranın sürekli işçi kadrosuna geçişinin yapıldığı, bununla birlikte İş Kanunu hükümlerine tabi olduğu tespit edilmiştir.

“4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkânı tanımaktadır.”(Yargıtay Yedinci Hukuk Dairesinin 15/06/2015 tarihli ve E: 2015/4567, K: 2015/12025 sayılı kararları. www.corpus.com.tr).

“Somut uyuşmazlıkta; dosya içeriğine göre taraflarca imzalanan 12.04.2006 tarihli iş sözleşmesinin 1.5. maddesinde, personelin işverenin yazılı izni olmadan başka herhangi bir kuruluş veya şirkette çalışmayacağının belirtildiği, davacının ise 13.06.2013 tarihinden beri davalının izni olmaksızın başka bir işyerinde sigortalı olarak çalıştığı, bu durumun işverence 12.09.2013 tarihinde kesin olarak tespit edilmesinden sonra davacının iş sözleşmesinin 16.09.2013 tarihinde feshedildiği anlaşılmaktadır.

Davacının, davalı işverenin rızası olmaksızın başka bir işyerinde çalışmasının sadakat borcuna aykırı olduğu açıktır. O halde, davalı işveren tarafından 4857 sayılı Yasa’nın 25/II-e bendi uyarınca gerçekleştirilen feshin haklı olduğu anlaşılmakla, şartları bulunmayan kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle taleplerin kabulüne karar verilmesi hatalıdır.” (Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesinin 15/05/2019 tarihli ve E: 2016/1438, K: 2019/11172 sayılı kararları. www.corpus.com.tr).

Yargıtay’ın yukarıda yer verilen birden fazla iş yerinde çalışmaya yönelik emsal teşkil eden bazı kararlarında hem sadakat yükümlülüğüne vurgu yapılmış hem de sözleşmede özel hüküm varlığına değinilerek başka bir iş yerinde çalışmanın iş verenin rızasına bağlı olduğu, aksi halde haklı fesih nedeni meydana geleceğine ilişkin hüküm kurulduğu görülmektedir.

Somut olayda ilgili Bakanlık tarafından Kurumumuza iletilen belgelerden başvuranın da tabi olduğu, Bakanlığın 10 No'lu işkolunda faaliyet gösteren işyerlerinde görev yapan işçi personele imzalatılan "Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi" nin "Özel Şartlar" başlıklı 6 ncı maddesinde yer alan; "...İşçi; iş sözleşmesi devam ettiği sürece, özel de olsa başka bir işte çalışmamayı taahhüt eder..." hükmü gereği iş verenin rızası olmaksızın başvuranın başka bir işte çalışmasının sadakat borcuna aykırılık oluşturacağı, çalışması durumunda ise haklı fesih sebebi oluşturacağı değerlendirilmektedir.

Kurumumuz tarafından yapılan değerlendirme neticesinde; İdare tarafından belirsiz süreli iş sözleşmesinde yer alan “başka işte çalışmamayı taahhüt eder” hükmü gerekçe gösterilerek, başvuranın halk eğitim merkezlerinde eğitici olarak ders verme talebinin reddine ilişkin yapılan işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilememiştir.

İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin "İyi yönetim ilkeleri" başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının ve süresinin gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir

Bu belge, güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Aydın İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;

Kararın BAŞVURANA ve GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞINA tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi