<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>mevzuatinyeri</title>
    <link>https://www.mevzuatinyeri.com</link>
    <description>Mevzuatinyeri memur maaş, soruşturma, izin,harcırah, disiplin, misafirhaneler,memurlar haber,kamu mevzuatı,</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.mevzuatinyeri.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 17 Sep 2026 16:53:45 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TSK personelini ilgilendiren disiplin cezası kararı]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/tsk-personelini-ilgilendiren-disiplin-cezasi-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/tsk-personelini-ilgilendiren-disiplin-cezasi-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi, TSK Personeline Verilen Uyarma ve Kınama Cezalarına Karşı Yargı Yolunun Kapalı Olmasını Anayasa'ya Aykırı Bulmadı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">TSK personelini ilgilendiren disiplin cezası kararı</h1>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi, subay, astsubay, uzman erbaş ile sözleşmeli erbaş ve erlere verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı iptal davası açılamamasını öngören düzenlemeyi oyçokluğuyla Anayasa'ya uygun buldu.</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi, 4/6/2026 tarihli ve E.2025/212, K.2026/127 sayılı kararıyla, 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun 43. maddesinin, 7517 sayılı Kanun'un 53. maddesiyle değişik (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "…uyarma, kınama…" ibaresine yönelik itirazı reddetti. Karar, 17 Eylül 2026 tarihli ve 33373 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.</p>

<p style="text-align:justify">İtiraz, Ankara 23. İdare Mahkemesi tarafından yapıldı. İtiraza konu düzenleme, askerî öğrenciler ile erbaş ve erler hakkında verilen disiplin cezaları dışında; subay, astsubay, uzman erbaş ile sözleşmeli erbaş ve erler hakkında verilen uyarma, kınama ve hizmete kısmi süreli devam cezalarına karşı iptal davası açılamayacağını öngörmektedir. Mahkeme, önündeki davanın konusunu oluşturan kınama cezasıyla sınırlı olarak "…subay,…", "…hakkında verilen uyarma, kınama…" ve "…cezaları hariç…" ibarelerinin iptalini istemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi ilk inceleme aşamasında, bakılmakta olan davanın konusu gözetildiğinde esasa ilişkin incelemenin "…uyarma, kınama…" ibaresiyle sınırlı olarak yapılmasına oybirliğiyle karar vermiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Kararda, söz konusu düzenlemenin mahkemeye erişim hakkını sınırladığı, ancak bu sınırlamanın Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük şartlarını taşıdığı değerlendirilmiştir. Mahkeme, uyarma ve kınama cezalarının askerî personel açısından en hafif sonuç doğuran disiplin cezaları olduğunu, bu cezalara karşı yargı yolunun kapatılmasının Türk Silahlı Kuvvetleri'nde disiplinin tesisi amacına yönelik olduğunu ve kanun koyucunun Anayasa'nın 129. maddesinde tanınan takdir yetkisi kapsamında kaldığını belirtmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Kararda ayrıca, 7517 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikle, disiplin ceza sayısı veya puanı nedeniyle tesis edilen ve Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiğin kesilmesi sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan davalarda, yargı yolu kapalı olan disiplin cezalarının hukuka uygunluğunun mahkemelerce denetlenmesine imkân tanındığı vurgulanmıştır. Bu değişikliğin, Anayasa Mahkemesinin daha önceki E.2022/10, K.2022/72 ve E.2022/122, K.2022/151 sayılı iptal kararlarına konu olan sakıncayı giderdiği kabul edilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Sonuç olarak Mahkeme, itiraz konusu ibarenin Anayasa'nın 13., 36. ve 129. maddelerine aykırı olmadığına ve itirazın reddine karar vermiştir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Karşı Oylar</strong></p>

<p style="text-align:justify">Karara, Kadir Özkaya, Engin Yıldırım, Rıdvan Güleç, Yusuf Şevki Hakyemez, Selahaddin Menteş ve Kenan Yaşar katılmamıştır. Karşı oy yazılarında; uyarma ve kınama cezalarının sicil, terfi, atama, sözleşmenin yenilenmemesi veya feshi gibi işlemlerde dikkate alınabildiği, dolayısıyla salt "hafif ceza" niteliğinin yargı denetimi dışı bırakılmayı haklı kılmadığı ileri sürülmüştür. Karşı oylarda ayrıca, 7517 sayılı Kanun'la getirilen düzenlemenin yalnızca disiplin ceza sayısı veya puanı nedeniyle tesis edilen ilişik kesme işlemlerini kapsadığı, buna karşılık disiplinsizliği alışkanlık hâline getirme, sicil yoluyla ayırma, deneme süresi sonunda ilişik kesme veya sözleşmenin feshi gibi hâllerde uyarma ve kınama cezalarının hukuka uygunluğunun hâlen denetlenemediği belirtilerek, Anayasa Mahkemesinin önceki iptal kararlarındaki aykırılık gerekçelerinin tam olarak giderilmediği sonucuna varılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">ANAYASA MAHKEMESİ KARARI</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:</p>

<p style="text-align:justify">Esas Sayısı: 2025/212</p>

<p style="text-align:justify">Karar Sayısı: 2026/127</p>

<p style="text-align:justify">Karar Tarihi: 4/6/2026</p>

<p style="text-align:justify">İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Ankara 23. İdare Mahkemesi</p>

<p style="text-align:justify">İTİRAZIN KONUSU: 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun 43. maddesinin 12/6/2024 tarihli ve 7517 sayılı Kanun'un 53. maddesiyle değiştirilen (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "…subay,…", "…hakkında verilen uyarma, kınama…" ve "…cezaları hariç…" ibarelerinin Anayasa'nın 2., 9., 36., 125. ve 129. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.</p>

<p style="text-align:justify">OLAY: Disiplin cezasının iptali talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralların Anayasa'ya aykırı olduğu kanaatine varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ</p>

<p style="text-align:justify">Kanun'un 43. maddesinin itiraz konusu kuralların da yer aldığı (1) numaralı fıkrası şöyledir:</p>

<p style="text-align:justify">"(1) (Değişik: 12/6/2024-7517/53 md.) Askerî öğrenciler ile erbaş ve erler hakkında verilen disiplin cezaları ile subay, astsubay, uzman erbaş ile sözleşmeli erbaş ve erler hakkında verilen uyarma, kınama ve hizmete kısmi süreli devam cezaları hariç bu Kanunda yer alan disiplin cezalarına karşı iptal davası açılabilir. Subay, astsubay, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erler hakkında disiplin ceza sayısı veya puanı nedeniyle tesis edilen Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiğin kesilmesi sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan davalarda yargı yolu kapalı olan disiplin cezalarının hukuka uygunluğu mahkemelerce denetlenebilir. Seferberlik ve savaş zamanında ise yüksek disiplin kurulları tarafından verilen Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası hariç bu Kanunda yer alan diğer disiplin cezaları yargı denetimi dışındadır."</p>

<p style="text-align:justify">II. İLK İNCELEME</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI'nın katılımlarıyla 8/10/2025 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle sınırlama sorunu görüşülmüştür.</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa'nın 152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddelerine göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görmesi veya tarafların birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu hükümlerin iptalleri için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeler uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görev kapsamına giren bir davanın bulunması, iptali talep edilen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikteki kurallardır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">6413 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde askerî öğrenciler ile erbaş ve erler hakkında verilen disiplin cezaları ile subay, astsubay, uzman erbaş ile sözleşmeli erbaş ve erler hakkında verilen uyarma, kınama ve hizmete kısmi süreli devam cezaları hariç bu Kanun'da yer alan disiplin cezalarına karşı iptal davası açılabileceği öngörülmüştür. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, anılan cümlede yer alan "…subay,…", "…hakkında verilen uyarma, kınama…" ve "…cezaları hariç…" ibarelerinin iptallerini talep etmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bakılmakta olan davanın konusu askerî personelin kınama cezasını gerektirir bir fiil işlediği gerekçesiyle disiplin süreci de gözetilerek bir derece hafif ceza olan uyarma cezasıyla cezalandırılmasının iptali talebine ilişkindir.</p>

<p style="text-align:justify">İtiraz konusu "…subay…", "…hakkında verilen…" ve "…cezaları hariç…" ibareleri, "…uyarma, kınama…" ibaresinin yanı sıra bakılmakta olan davanın konusu olmayan "…hizmete kısmi süreli devam…" ibaresi yönünden de geçerli, ortak kural niteliğindedir. Bakılmakta olan davanın konusu gözetildiğinde itiraz konusu kuralların esasına ilişkin incelemenin söz konusu cümlede yer alan "…uyarma, kınama…" ibaresi ile sınırlı olarak yapılması gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan nedenlerle 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun 43. maddesinin 12/6/2024 tarihli ve 7517 sayılı Kanun'un 53. maddesiyle değiştirilen (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "…subay,…", "…hakkında verilen uyarma, kınama…" ve "…cezaları hariç…" ibarelerinin esasının incelenmesine, esasa ilişkin incelemenin anılan cümlede yer alan "…uyarma, kınama…" ibaresi ile sınırlı olarak yapılmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">III. ESASIN İNCELENMESİ</p>

<p style="text-align:justify">Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Murat ÖZDEN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:</p>

<p style="text-align:justify">A. Genel Açıklama</p>

<p style="text-align:justify">Subaylar, astsubaylar, uzman erbaşlar, sözleşmeli erbaş ve erler hakkında uygulanacak disiplin cezaları 6413 sayılı Kanun'un 11. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre anılan asker kişilere verilebilecek disiplin cezaları ağırlık derecesine göre uyarma, kınama, hizmete kısmi süreli devam, aylıktan kesme, hizmet yerini terk etmeme, oda hapsi ve Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezalarıdır. Uyarma, kınama, hizmete kısmi süreli devam ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından; hizmet yerini terk etmeme ve oda hapsi cezaları disiplin kurulları ve disiplin amirleri tarafından; Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası ise yüksek disiplin kurulları tarafından verilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Anılan Kanun'un 41. maddesinde, disiplin amirleri tarafından verilen disiplin cezalarına karşı cezanın tebliğ edilmesinden itibaren iki iş günü içinde bir üst disiplin amirine yazılı olarak itiraz edilebileceği, itiraz haklı görülürse itirazı inceleyen üst disiplin amiri tarafından cezanın hafifletilebileceği veya tamamen kaldırılabileceği belirtilmiştir. İtiraz üzerine verilen kararlar itiraz edene tebliğ edilerek kesinleşmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Kanun'un 12. maddesinde uyarma cezası personele görevinin icrasında veya hâl ve hareketlerinde daha dikkatli olması gerektiğinin, kınama cezası ise personele görevinin icrasında veya hâl ve hareketlerinde kusurlu olduğunun yazıyla bildirilmesi olarak tanımlanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Uyarma cezasını gerektiren disiplinsizlikler 15. maddede sayılmıştır. Buna göre uyarma cezasını gerektiren disiplinsizlikler; emri mütalaa etmek, görevde kayıtsızlık, hizmet dışındayken amir veya üste saygısızlık, mesai çizelgesine uymamak, kılık ve kıyafeti bozuk olmak, usulsüz müracaat veya şikâyette bulunmak, israf etmek, saygısız davranmak, başkalarını kötülemek, askerî nezaket kurallarına uymamak, hizmet haricinde yalan söylemek, selamlama yapmamak, zamana riayet etmemek, mesai dışında aşırı alkol kullanmak, görev dönüşü tekmil vermemek, kişisel ve çevre temizliğine dikkat etmemek, kendini geliştirmede yetersiz kalmaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Kınama cezasını gerektiren disiplinsizlikler ise 16. maddede düzenlenmiştir. Bu kapsamda kınama cezasını gerektiren disiplinsizlikler; amir ve üste nezaketsizlik, meslek etiğine aykırı davranışta bulunmak, küfürlü konuşmak, askerî silsileyi bozarak hareket etmek, uygun olmayan hitaplarda bulunmak, sorumluluktan kaçmak, askerî eşyayı uygun kullanmamak ve sağlığın korunmasına yönelik kurallara uymamaktır.</p>

<p style="text-align:justify">B. Anlam ve Kapsam</p>

<p style="text-align:justify">6413 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde subay, astsubay, uzman erbaş ile sözleşmeli erbaş ve erler hakkında verilen uyarma, kınama ve hizmete kısmi süreli devam cezaları hariç bu Kanun'da yer alan disiplin cezalarına karşı iptal davası açılabileceği hüküm altına alınmıştır. Anılan cümlede yer alan "…uyarma, kınama…" ibaresi itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır. Dolayısıyla kural gereğince söz konusu askerî personel hakkında verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolu kapatılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Anılan Kanun'un 43. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan ve yargı yolu kapalı olan disiplin cezalarını düzenleyen "…uyarma,…" ve "…ve hizmete kısmi süreli devam…" ibarelerinin iptalleri talebiyle yapılan itiraz başvurularında Anayasa Mahkemesi, bu ibarelerin askerî disiplinin sağlanmasına yönelik kamusal yarar ile hak arama özgürlüğü arasındaki makul dengeyi söz konusu asker kişiler aleyhine bozduğu gerekçesiyle iptallerine karar vermiştir (AYM, E.2022/10, K.2022/72, 1/6/2022, §§ 35, 36).</p>

<p style="text-align:justify">Söz konusu kararda, uyarma ve hizmete kısmi süreli devam cezalarına karşı dava açılamayacağının öngörülmesi nedeniyle hak arama özgürlüğü çerçevesinde mahkemeye erişim hakkının sınırlandığı belirtilerek ibarelerin Anayasa'nın 13. maddesi gereğince sınırlamanın kanunla yapılması, Anayasa'da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması şartlarını taşıyıp taşımadığı incelenmiştir. Bu kapsamda ibarelerle kimler hakkında verilen, hangi tür disiplin cezalarına karşı dava açılamayacağının herhangi bir tereddüde yer vermeyecek biçimde açık ve net olarak düzenlendiği, bu yönüyle kanunilik şartının sağlandığı, ibarelerin Anayasa'nın 129. maddesi uyarınca kanun koyucuya tanınmış olan takdir yetkisi kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) açısından disiplinin tesisi amacıyla öngörüldüğü ve anayasal anlamda meşru bir amaca sahip olduğu, bu amacı gerçekleştirmek için elverişli ve gerekli olduğu ifade edilmiştir (AYM, E.2022/10, K.2022/72, 1/6/2022, §§ 28-33).</p>

<p style="text-align:justify">Anılan kararda yargı yolu kapalı olan uyarma ve hizmete kısmi süreli devam disiplin cezalarının söz konusu askerî personelin TSK'dan ayrılmalarına ya da sözleşmelerinin feshine yol açabildiği, TSK'dan ayırma ya da sözleşmenin feshi işlemlerine karşı dava açılabilse de bu işlemlerin dayanağı olan uyarma ve hizmete kısmi süreli devam cezalarına karşı yargı yolunun kapalı olması nedeniyle söz konusu yargısal denetimin şeklî bir hâle geldiği ve etkinliğini yitirdiği, ibarelerin bu yönüyle asker kişilere aşırı bir külfet yüklediği ve disiplinin tesisi şeklindeki kamu yararı ile hak arama özgürlüğü arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi bozduğu belirtilmiştir (AYM, E.2022/10, K.2022/72, 1/6/2022, § 35).</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesinin 30/11/2022 tarihli ve E.2022/122, K.2022/151 sayılı kararı ile de 6413 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "…kınama…" ve "…cezaları hariç…" ibarelerinin de aynı gerekçelerle iptaline karar verilmiştir (AYM, E.2022/122, K.2022/151, 30/11/2022, §§ 6-11).</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesinin anılan kararları üzerine 7517 sayılı Kanun'un 53. maddesiyle 6413 sayılı Kanun'un 43. maddesinin itiraz konusu kuralın da yer aldığı (1) numaralı fıkrasında değişiklik yapılmış ve bu değişiklikle kanun koyucu tarafından uyarma, kınama ve hizmete kısmi süreli devam cezalarına karşı yine yargı yolunun kapalı olması öngörülmekle birlikte -önceki düzenlemeden farklı olarak- disiplin ceza sayısı veya puanı nedeniyle tesis edilen ve TSK'dan ilişiğin kesilmesi sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan davalarda yargı yolu kapalı olan disiplin cezalarının hukuka uygunluğunun mahkemelerce denetlenmesi imkânı getirilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">C. İtirazın Gerekçesi</p>

<p style="text-align:justify">Başvuru kararında özetle; uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolunun kapatılması suretiyle askerî personelin mahkemeye erişim hakkının sınırlandığı, itiraz konusu kural gereğince dava açılamayan uyarma ve kınama cezalarına dayalı olarak uygulanan TSK'dan ayırma ve sözleşmenin feshi işlemlerine karşı açılan davalarda yapılan yargısal denetimin etkinliğini yitirdiği, ayrıca TSK personeli hakkında uygulanan disiplin cezalarına ilişkin bilgi ve belgelerin ilgililerin şahsi dosyalarına konulduğu, söz konusu personel hakkında yapılacak sicil, terfi, atama gibi işlemlerde uyarma ve kınama cezalarının da gözönünde bulundurulduğu ancak kural gereğince bunlara karşı dava açılamadığı, bu itibarla doğrudan özlük işlerini etkileyen söz konusu disiplin cezalarının yargısal denetimden bağışık tutulmasının asker kişilere aşırı bir külfet yüklediği belirtilerek kuralın Anayasa'nın 2., 9., 36., 125. ve 129. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.</p>

<p style="text-align:justify">Ç. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu</p>

<p style="text-align:justify">6216 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa'nın 13. maddesi yönünden de incelenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." denilmek suretiyle hak arama özgürlüğü güvence altına alınmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri mahkemeye erişim hakkıdır. Mahkemeye erişim hakkı, hukuki bir uyuşmazlığın bu konuda karar verme yetkisine sahip bir mahkeme önüne götürülmesi hakkını da kapsar. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkının tanınması hak arama özgürlüğünün ön koşulunu oluşturur (AYM, E.2018/99, K.2021/14, 3/3/2021, § 21).</p>

<p style="text-align:justify">İtiraz konusu kural; subay, astsubay, uzman erbaş ile sözleşmeli erbaş ve erler hakkında verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı dava açılamayacağını öngörmek suretiyle anılan asker kişilerin mahkemeye erişim hakkını sınırlamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa'nın 13. maddesinde "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." denilmektedir. Buna göre temel hak ve özgürlüklere sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılması, Anayasa'da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu kapsamda mahkemeye erişim hakkını sınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">Esasen temel hak ve özgürlükleri sınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olması Anayasa'nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinde kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). Dolayısıyla Anayasa'nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa'nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.</p>

<p style="text-align:justify">Kuralda askerî personel hakkında verilecek uyarma ve kınama cezalarına karşı dava açılamayacağının herhangi bir tereddüde yer vermeyecek biçimde açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralın belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olduğu ve bu yönüyle kanunilik şartını taşıdığı anlaşılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa'nın 36. maddesinde mahkemeye erişim hakkı için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte özel sınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da o hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırlarının bulunduğu kabul edilmektedir. Öte yandan Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devlete yüklenen ödevler, özel sınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebilir (AYM, E.2018/99, K.2021/14, 3/3/2021, § 24).</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa'nın 129. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında "Disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz./ Silahlı Kuvvetler mensupları ile hakimler ve savcılar hakkındaki hükümler saklıdır." hükümleri yer almaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">6413 sayılı Kanun'un kuralın da yer aldığı maddenin gerekçesinde "Anayasanın 129 uncu maddesi uyarınca, Silahlı Kuvvetler mensupları hakkındaki disiplin cezalarının yargı denetimi dışında bırakılması mümkündür. Bu doğrultuda bugüne kadar Silahlı Kuvvetler mensupları hakkındaki disiplin cezaları yargı denetimi dışında bırakılmıştır. Kanunla kısmen, ağır nitelikteki disiplin cezalarının yargı denetimine açılmasına imkân sağlanmıştır. Türk Silahlı Kuvvetlerinin mevcudu, disiplin tesisinin önemi, disiplinsizliklerin ve disiplin cezalarının mahiyeti gibi hususlar gözönüne alınarak tüm disiplin cezalarına karşı yargı yolunun açık olması sistemi tercih edilmemiştir. Zira bu tür bir sistemin, disipline ciddi zararlar verebileceği değerlendirilmektedir." şeklindeki gerekçesinden kuralın Anayasa'nın 129. maddesinde kanun koyucuya verilmiş olan takdir yetkisine göre TSK açısından disiplinin tesisi amacıyla öngörüldüğü ve anayasal anlamda meşru bir amaca sahip olduğu anlaşılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Kuralın anayasal anlamda meşru bir amaca sahip olması yeterli olmayıp Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca ölçülü olması da gerekir. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını, diğer bir ifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolunun kapatılması suretiyle bu tür disiplin cezalarının etkinliğinin artırılacağı gözetildiğinde kuralın TSK'da disiplini sağlama amacına ulaşma bakımından elverişli ve gerekli olmadığı söylenemez (AYM, E.2022/10, K.2022/72, 1/6/2022, § 33).</p>

<p style="text-align:justify">Bununla birlikte yargı yoluna başvurulamayacağı öngörülen uyarma ve kınama cezaları anılan askerî personel açısından en hafif sonuç doğuran disiplin cezalarıdır. Öte yandan uyarma ve kınama cezaları dayanak alınarak söz konusu askerî personel hakkında tesis edilen diğer işlemlere karşı dava açılması durumunda da anılan cezaların yargı denetiminden geçmeden kesinleştiğinin ilgili yargı mercileri tarafından gözetilmesini engelleyen bir düzenleme bulunmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Kaldı ki Anayasa Mahkemesinin anılan kararlarından sonra 6413 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yapılan değişiklikle disiplin ceza sayısı veya puanı nedeniyle tesis edilen ve TSK'dan ilişiğin kesilmesi sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan davalarda yargı yolu kapalı olan disiplin cezalarının hukuka uygunluğunun mahkemelerce denetlenmesine imkân tanındığı görülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu itibarla askerî personel hakkında verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı dava açılamayacağını öngören kuralın kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olduğu, asker kişilere aşırı bir külfet yüklemediği, kuralla TSK'da disiplinin tesis edilmesi yoluyla elde edilmesi öngörülen kamusal yarar ile asker kişilere yüklenen külfet arasında gözetilmesi gereken dengenin bozulmadığı, diğer bir ifadeyle kuralın mahkemeye erişim hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirmediği sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan nedenlerle kural Anayasa'nın 13., 36. ve 129. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Selahaddin MENTEŞ ve Kenan YAŞAR bu görüşe katılmamışlardır.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Kuralın Anayasa'nın 2. ve 125. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa'nın 13., 36. ve 129. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa'nın 2. ve 125. maddeleri yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Kuralın Anayasa'nın 9. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">IV. HÜKÜM</p>

<p style="text-align:justify">31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun 43. maddesinin 12/6/2024 tarihli ve 7517 sayılı Kanun'un 53. maddesiyle değiştirilen (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "…uyarma, kınama…" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Selahaddin MENTEŞ ile Kenan YAŞAR'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA 4/6/2026 tarihinde karar verildi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/tsk-personelini-ilgilendiren-disiplin-cezasi-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/03/anayasa-mahkemesii-1.jpg" type="image/jpeg" length="75362"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anayasa Mahkemesinden ihaleleri ilgilendiren karar]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/anayasa-mahkemesinden-ihaleleri-ilgilendiren-karar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/anayasa-mahkemesinden-ihaleleri-ilgilendiren-karar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi, ihalenin feshi talebinin reddi üzerine başvurucu aleyhine ihale bedelinin yüzde onu oranında, gerekçe gösterilmeksizin üst sınırdan hükmedilen para cezasının ölçülülük ilkesine aykırı olduğuna ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2 style="text-align:justify">AYM: İhalenin Feshi Davasının Reddi Halinde Öngörülen Para Cezasının Üst Sınırdan Uygulanması Mahkemeye Erişim Hakkını İhlal Etti</h2>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, Gazmer Petrol Ürünleri Plastik ve Kauçuk Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yapılan bireysel başvuruyu (B. No: 2022/49505) 20 Mayıs 2026 tarihinde karara bağladı. Karar, 17 Eylül 2026 tarihli ve 33373 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Başvurunun Konusu</strong></p>

<p style="text-align:justify">Başvurucu şirket, kredi teminatı olarak ipotek verilen bir taşınmazın icra yoluyla satışına ilişkin ihalenin feshi talebiyle dava açmış, ancak Konya 2. İcra Hukuk Mahkemesi davanın reddine ve ihale bedelinin yüzde onu oranında, 560.000 TL tutarında para cezasının Hazineye irat kaydına karar vermişti. Karar istinaf ve temyiz aşamalarından geçerek kesinleşmişti. Başvurucu, hâkime takdir hakkı tanınmasına rağmen para cezasının gerekçesiz biçimde üst sınırdan uygulanmasının hak arama özgürlüğüne ölçüsüz bir müdahale oluşturduğunu ileri sürerek mahkemeye erişim ve hakkaniyete uygun yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Hukuki Çerçeve</strong></p>

<p style="text-align:justify">2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 134. maddesine 7343 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle eklenen fıkra, ihalenin feshi talebinin işin esasına girilerek reddedilmesi hâlinde, feshi talep edenin ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûm edilebilmesine imkân tanımaktadır. Değişiklikten önce bu oran doğrudan yüzde on olarak sabitken, yeni düzenleme mahkemeye orantılılık değerlendirmesi yapma ve cezayı somut olayın koşullarına göre belirleme yetkisi vermiştir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Anayasa Mahkemesinin Değerlendirmesi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Mahkeme, yargılama sonucunda maddi külfet doğuracak şekilde para cezası uygulanmasının mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahale teşkil ettiğini tespit etmiştir. Müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı ve alacaklının mülkiyet hakkının korunması ile icra sürecinin hızlandırılması bakımından meşru bir amaca hizmet ettiği kabul edilmekle birlikte, ölçülülük denetiminde eksiklikler saptanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Kararda, ilk derece mahkemesinin kanun değişikliğinin yürürlüğe girmesinden yalnızca iki gün sonra, kendisine tanınan takdir yetkisine rağmen herhangi bir gerekçe göstermeksizin cezayı üst sınırdan (%10) uyguladığı vurgulanmıştır. İstinaf ve temyiz mercilerinin de bu hususu resen değerlendirmeden kararı onadığı, dolayısıyla mahkeme kararındaki eksikliğin üst derece incelemelerinde giderilemediği belirtilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi, alacaklının haklarının korunmasındaki yarar ile başvurucunun dava açma hakkındaki menfaati arasında adil bir denge kurulamadığı, somut gerekçe gösterilmeksizin ülke şartlarına göre yüksek tutardaki bir cezanın başvurucuya olağanın ötesinde bir külfet yüklediği sonucuna varmıştır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sonuç</strong></p>

<p style="text-align:justify">Mahkeme, oy birliğiyle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiş; ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için Konya 2. İcra Hukuk Mahkemesinde yeniden yargılama yapılmasına, başvurucunun tazminat talebinin reddine ve 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine hükmetmiştir. Başvurucunun ihalenin feshi davasının esasına ilişkin diğer iddiaları ise açıkça dayanaktan yoksun bulunarak kabul edilemez bulunmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">ANAYASA MAHKEMESİ KARARI</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:</p>

<p style="text-align:justify">BİRİNCİ BÖLÜM KARAR</p>

<p style="text-align:justify">GAZMER PETROL ÜRÜNLERİ PLASTİK VE KAUÇUK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. BAŞVURUSU</p>

<p style="text-align:justify">Başvuru Numarası: 2022/49505</p>

<p style="text-align:justify">Karar Tarihi: 20/5/2026</p>

<p style="text-align:justify">Başkan: İrfan FİDAN</p>

<p style="text-align:justify">Üyeler: Recai AKYEL, Selahaddin MENTEŞ, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL</p>

<p style="text-align:justify">Raportör: Volkan SEVTEKİN</p>

<p style="text-align:justify">Başvurucu: Gazmer Petrol Ürünleri Plastik ve Kauçuk Sanayi ve Ticaret A.Ş.</p>

<p style="text-align:justify">Vekili: Av. İrem İdil YARDIMCI</p>

<p style="text-align:justify">I. BAŞVURUNUN KONUSU</p>

<p style="text-align:justify">1. Başvuru; icra müdürlüğünce yapılan ihalenin feshi için açılan davanın sonunda ihale bedelinin %10'u oranındaki para cezasının Hazineye irat kaydına karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının, ihalenin feshi için açılan davanın eksik inceleme ve araştırma sonucu reddedilmesi nedeniyle de hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>

<p style="text-align:justify">II. BAŞVURU SÜRECİ</p>

<p style="text-align:justify">2. Başvuru 1/4/2022 tarihinde yapılmıştır. Komisyon başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">III. OLAY VE OLGULAR</p>

<p style="text-align:justify">3. Başvurucu Şirketin davalı bankadan kullandığı kredinin teminatı olarak icra dosyasına konu [A.] Tarım Ürünleri ve Hayvancılık Sanayi Ticaret A.Ş. adına tapuda kayıtlı taşınmaz üzerinde ipotek tesis edilmiştir. Başvurucu aleyhine Konya 3. İcra Müdürlüğünün 2019/10597 sayılı dosyası kapsamında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan icra takibi sonucunda söz konusu taşınmaz 28/9/2021 tarihinde yapılan ihale sonucu satılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">4. Başvurucu Şirket vekili, ihalenin feshi gerektiği iddiasıyla davalı banka aleyhine 4/10/2021 tarihinde dava açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu; takip dosyasından ödeme emri ekinde takibe dayanak belge suretlerinin tarafına gönderilmediğini, ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiğini, gönderilen ödeme emrinde borç miktarının iki katı tutarında düzenlenerek tebliğ edildiğini, dolayısıyla icra müdürlüğü tarafından borç miktarının taraflarına doğru şekilde bildirilmediğinden takibin kesinleşmesinin ve satış işlemlerinin yapılmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. Diğer yandan hesap kat ihtarnamesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğinden satışın durdurulması ve takibin iptaline yönelik dava açtıklarını, açılan davanın istinaf aşamasında olduğunu, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 363. maddesi uyarınca derdest bir istinaf başvurusu olan ve üzerindeki ihtilaf kalkmamış bulunan bir icra takibinde ipotekli taşınmazın satışının yapılmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu ifade etmiştir. Ayrıca satış ilanında ve şartnamesinde taşınmazın önemli özelliklerinin de belirtilmediğini vurgulamıştır.</p>

<p style="text-align:justify">5. Konya 2. İcra Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) 2/12/2021 tarihinde davanın reddine ve ihale bedelinin %10'u oranında olmak üzere 560.000 TL para cezasının başvurucudan alınarak hazineye irat kaydına karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:</p>

<p style="text-align:justify">"... Takip dosyasından davacı borçlu şirket vekiline e-tebligat yolu ile çıkartılan örnek 6 icra emrinin davacı borçlu vekiline 16/10/2020 tarihinde tebliğ edildiği, vekil ile temsil edilen işlerde asile tebliğ zorunluluğu olmadığı, davacı tarafça takibe dayanak belgelerin tebliğ edilmediği iddia edilmiş ise de, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan takiplerde takibe konu belgenin tebliğinin de zorunlu olmadığı, kaldı ki bu durumun ihalenin feshi davasının konusu olmadığı, kat ihtarnamesinin davacı şirkete tebliğ edildiği, icra dosyası içerisinde bulunan takip talebinde ve ıslak imzalı olan icra emrinde takip çıkışı borç miktarının 3.996.294,46-TL olduğu, uyap üzerinde yapılan incelemede ise takip dosyasında iki adet icra emrinin bulunduğu, bunlardan ilkinin 07/10/2019 tarihli ve uyap şablon editöründen hazırlandığı, borç miktarının 3.996.294,46 TL olduğu, ancak aynı kalemlerin iki kez girilmesi neticesinde üst kısımda 7.992.588,92-TL olarak belirtildiği, dosyada bulunan diğer icra emrinin ise takip dosyasında fiziki olarak bulunan icra emrinin 28/09/2021 tarihinde uyap sistemine taranarak kaydedildiği, bu durumda uyapta ve fiziki dosya içinde bulunan icra emirlerinin borç miktarlarının aynı olduğu, uyapta gözüken 07/10/2019 tarihli icra emrinin farklı olduğu kabul edilse bile bu durumun ihalenin feshini gerektirir nitelikte olmadığı, davacı tarafça satış ilanı ve şartnamesinde taşınmazın önemli nitelik ve vasıflarının yazılmadığı dava konusu edilmiş ise de, davacı vekiline satış ilanının 18/07/2021 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın ise 28/09/2021 tarihinde açıldığı, bu iddia yönünden davacının süresinde şikayette bulunmadığı, diğer yandan davacı tarafça ve dava dışı [A.] Tarım ... Ltd Şti tarafından açılan Konya 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/372 Esas 2021/342 Karar sayılı dosyasından yapılan yargılama sonunda davacıların şikayetlerinin 06/09/2021 tarihinde reddine karar verildiği ve istinaf aşamasından geçtikten sonra kararın kesinleştiği, şikayete konu ihale hazırlık işlemleri ve yapılan ihalenin yasaya uygun olarak yapıldığı, davacının iddialarının ihalenin feshini gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşılmakla; davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."</p>

<p style="text-align:justify">6. Başvurucu, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi (İstinaf Dairesi) 10/1/2022 tarihinde istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:</p>

<p style="text-align:justify">"...</p>

<p style="text-align:justify">I-Şikayet, 28.09.2021 tarihli 23208 ada 1 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak yapılan ihalenin feshi istemine ilişkindir.</p>

<p style="text-align:justify">II- İstinaf sebeplerinin incelenmesinde;</p>

<p style="text-align:justify">İhalenin feshi nedenleri gerek doktrinde gerekse Yargıtay uygulamasında;</p>

<p style="text-align:justify">1-İhaleye fesat karıştırılmış olması,</p>

<p style="text-align:justify">2-Artırmaya hazırlık aşamasındaki hatalı işlemler,</p>

<p style="text-align:justify">3-İhalenin yapılması sırasındaki hatalı işlemler,</p>

<p style="text-align:justify">4-Alıcının taşınmazın önemli nitelikleri hakkında hataya düşürülmüş olması şeklinde sıralanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Dolayısıyla icra emri ve icra emrinin tebliğinde usulsüzlük olduğu iddiasının ihalenin feshi davasında incelenmesi mümkün değildir.</p>

<p style="text-align:justify">Konya 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nde açılan 2021/372 E. sayılı dosyada şikayet süreden reddedilmiş ve Dairemizce de (ilk derece mahkemesinin) süreden ret kararı yerinde bulunarak istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Dolayısıyla, İİK.nun 363. maddesi uyarınca satışın yapılamayacağına dair düzenlemenin somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Satış ilanı ve şartnamesindeki eksikliğin ancak satışa hazırlık aşamasında şikayet konusu yapılması halinde ihalenin feshi davasında inceleme konusu yapılabilir. Ancak, somut olayda, bu husus satışa hazırlık aşamasında şikayet konusu yapılmadığından ihalenin feshi davasında incelenmesi mümkün değildir.</p>

<p style="text-align:justify">Re'sen incelenecek sebepler bakımından ihalenin feshini gerektirir bir sebep bulunmadığı gibi ilk derece mahkemesince işin esasına yönelik olarak delillerin toplanması ve değerlendirilmesinde bir hata yapılmadığı anlaşılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Netice olarak, ilk derece mahkemesinin şikayetin (esastan) reddine ve şikayetçi aleyhine (7343 sk.nun 27. maddesi ile değişik İİK.nun 134. maddesi uyarınca, somut uyuşmazlıkta öne sürülen ihalenin feshi nedenleri, ihale konusu taşınmazın değeri ile ihale bedeli nazara alındığında) ihale bedelinin %10'u oranında para cezasına hükmedilmesine dair vermiş olduğu karar yerinde olduğu değerlendirilmekle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir."</p>

<p style="text-align:justify">7. Başvurucunun temyizi üzerine anılan karar, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 16/2/2022 tarihli kararıyla onanmıştır. Mahkemece hükmün kesinleşmesinden sonra 2/3/2022 tarihinde başvurucu aleyhine verilen ve ihale bedelinin %10'u olan 560.000 TL para cezasının tahsili amacıyla ilgili vergi dairesine gönderilmek üzere harç tahsil müzekkeresi düzenlenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">8. Başvurucu, nihai kararı 2/3/2022 tarihinde öğrenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">IV. İLGİLİ HUKUK</p>

<p style="text-align:justify">A. Kanun Hükümleri</p>

<p style="text-align:justify">9. Dava tarihinde yürürlükte olan 2004 sayılı Kanun'un "İhalenin neticesi ve feshi" başlıklı 134. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p style="text-align:justify">"İcra dairesi tarafından taşınmaz kendisine ihale edilen alıcı o taşınmazın mülkiyetini iktisap etmiş olur. (Ek cümle: 17/7/2003-4949/38 md.) İhale kesinleşinceye kadar taşınmazın ne şekilde muhafaza ve idare edileceği icra dairesi tarafından kararlaştırılır.</p>

<p style="text-align:justify">İhalenin feshini, Borçlar Kanununun 226 ncı maddesinde yazılı sebepler de dahil olmak üzere yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer ve pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler yurt içinde bir adres göstermek koşuluyla icra mahkemesinden şikayet yolu ile ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde isteyebilirler. İlgililerin ihale yapıldığı ana kadar cereyan eden muamelelerdeki yolsuzluklara en geç ihale günü ıttıla peyda ettiği kabul edilir. İhalenin feshi talebi üzerine icra mahkemesi talep tarihinden itibaren yirmi gün içinde duruşma yapar ve taraflar gelmeseler bile icap eden kararı verir. Talebin reddine karar verilmesi halinde icra mahkemesi davacıyı feshi istenilen ihale bedelinin yüzde onu oranında para cezasına mahkûm eder. Ancak işin esasına girilmemesi nedeniyle talebin reddi hâlinde para cezasına hükmolunamaz."</p>

<p style="text-align:justify">10. Yargılama aşamasında 24/11/2021 tarihli ve 7343 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle yapılan değişiklikle yürürlükte olan 2004 sayılı Kanun'un 134. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:</p>

<p style="text-align:justify">"...(Ek fıkra:24/11/2021-7343/27 md.) İhalenin feshi talebi üzerine icra mahkemesi talep tarihinden itibaren yirmi gün içinde duruşma yapar ve taraflar gelmeseler bile icap eden kararı verir. Ancak ihalenin feshi talebinin usulden reddi gereken hâllerde duruşma yapılmadan da karar verilebilir. İcra mahkemesi;</p>

<p style="text-align:justify">1. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri ile pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler dışında kalan kişilerce talep edilmesi nedeniyle,</p>

<p style="text-align:justify">2. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişiler bakımından feragat nedeniyle,</p>

<p style="text-align:justify">3. İşin esasına girerek,</p>

<p style="text-align:justify">talebin reddine karar verirse ihalenin feshini talep edeni feshi istenen ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûm eder..."</p>

<p style="text-align:justify">B. Yargıtay Kararları</p>

<p style="text-align:justify">11. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 10/1/2023 tarihli ve E.2022/12645, K.2023/66 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p style="text-align:justify">"...</p>

<p style="text-align:justify">3. Değerlendirme</p>

<p style="text-align:justify">1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, şikayetçinin ihalenin feshi talebinin reddine yönelik temyiz itirazları ile aşağıdaki bendin dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">2-Davacı aleyhine taktir edilen para cezasına ilişkin re'sen yapılan değerlendirmede;</p>

<p style="text-align:justify">İİK'nın ihalenin feshi şikayetine ilişkin usül ve esasları belirten 134. maddesine 24.11.2021 tarih ve 7343 sayılı Yasa'nın 27. maddesi ile eklenen fıkra ile;</p>

<p style="text-align:justify">'İhalenin feshi talebi üzerine icra mahkemesi talep tarihinden itibaren yirmi gün içinde duruşma yapar ve taraflar gelmeseler bile icap eden kararı verir.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak ihalenin feshi talebinin usulden reddi gereken hâllerde duruşma yapılmadan da karar verilebilir. İcra mahkemesi;</p>

<p style="text-align:justify">1. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri ile pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler dışında kalan kişilerce talep edilmesi nedeniyle,</p>

<p style="text-align:justify">2. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişiler bakımından feragat nedeniyle,</p>

<p style="text-align:justify">3. İşin esasına girerek, talebin reddine karar verirse ihalenin feshini talep edeni feshi istenen ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûm eder.' hükmü getirilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Düzenlemenin gerekçesi, ihalenin feshi talebi yukarıdaki sebeplerle reddedilen davacının ihale sürecini uzatma amacı ile hareket edip, etmediğine ve fesih iddiasının ağırlığına göre para cezasının taktir edilebilmesini sağlamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Mahkeme, para cezasına hükmedecekse oranını davacının ihale sürecini uzatma amacı ile hareket edip, etmediğine ve fesih iddiasının ağırlığına göre ölçülü şekilde belirlemelidir.</p>

<p style="text-align:justify">Para cezasının oranı, hem istinaf aşamasında, hem de temyiz aşamasında re'sen değerlendirilir.</p>

<p style="text-align:justify">Para cezasının oranına ilişkin değişikliğin, ne zaman, ne şekilde uygulanacağına ilişkin olarak İİK'na 24.11.2021 tarih ve 7343 sayılı Yasa'nın 33. maddesi ile eklenen GEÇİCİ MADDE 18/4. maddesi;</p>

<p style="text-align:justify">'134 üncü maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan değişiklikler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte İlk Derece Mahkemeleri ve Bölge Adliye Mahkemeleri ile Yargıtay'da görülmekte olan ihalenin feshi talepleri hakkında uygulanmaz. Ancak, ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûmiyete ilişkin hüküm görülmekte olan ihalenin feshi talepleri hakkında da uygulanır. Temyiz kanun yolu incelemesi aşamasında bulunan dosyalar bakımından para cezasının oranına ilişkin olarak yapılan değişiklik tek başına bozma nedeni yapılamaz. Yargıtay değişikliği uygulamak suretiyle hükmü düzeltebilir.' hükmünü içermektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu yasal düzenlemeler ve lehe değişiklik dikkate alınarak ihalenin feshi talebinin esastan reddi nedeni ile şikayetçi aleyhine hükmedilen para cezasının oranı değerlendirildiğinde;</p>

<p style="text-align:justify">Somut uyuşmazlıkta, şikayetçi/borçlu aleyhine ihale bedelinin %10'u oranında para cezasına hükmedilmiş ise de, 7343 sayılı Kanun'la değişik İİK'nın 134/5-3 maddesi gereğince fesih gerekçeleri ve fesih isteyenin sıfatı gözönünde bulundurulduğunda davanın ihale sürecini uzatmaya matuf olmadığı görülmekle, Anayasa'nın 13. maddesinde düzenlenen ölçülülük ilkesi de nazara alınarak ihale bedelinin %10'u olarak belirlenen para cezasının %5 oranında belirlenmesinin hak, nesafet ve ölçülülük ilkelerine uygun olacağı anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının para cezası yönünden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir."</p>

<p style="text-align:justify">12. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 4/10/2023 tarihli ve E.2023/2251, K.2023/5637 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p style="text-align:justify">"...</p>

<p style="text-align:justify">2. İlgili Hukuk</p>

<p style="text-align:justify">1.İİK'nın ihalenin feshi şikayetine ilişkin usül ve esasları belirten 134. maddesine 24.11.2021 tarih ve 7343 sayılı Yasa'nın 27. maddesi ile eklenen fıkra ile;</p>

<p style="text-align:justify">'İhalenin feshi talebi üzerine icra mahkemesi talep tarihinden itibaren yirmi gün içinde duruşma yapar ve taraflar gelmeseler bile icap eden kararı verir. Ancak ihalenin feshi talebinin usulden reddi gereken hâllerde duruşma yapılmadan da karar verilebilir. İcra mahkemesi;</p>

<p style="text-align:justify">1. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri ile pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler dışında kalan kişilerce talep edilmesi nedeniyle,</p>

<p style="text-align:justify">2. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişiler bakımından feragat nedeniyle,</p>

<p style="text-align:justify">3. İşin esasına girerek, talebin reddine karar verirse ihalenin feshini talep edeni feshi istenen ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûm eder.' hükmü getirilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">2.Düzenlemenin gerekçesi, ihalenin feshi talebi yukarıdaki sebeplerle reddedilen davacının ihale sürecini uzatma amacı ile hareket edip, etmediğine ve fesih iddiasının ağırlığına göre para cezasının taktir edilebilmesini sağlamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">3.Mahkeme, para cezasına hükmedecekse oranını davacının ihale sürecini uzatma amacı ile hareket edip, etmediğine ve fesih iddiasının ağırlığına göre ölçülü şekilde belirlemelidir.</p>

<p style="text-align:justify">4.Para cezasının oranı, hem istinaf aşamasında, hemde temyiz aşamasında re'sen değerlendirilir.</p>

<p style="text-align:justify">5.Para cezasının oranına ilişkin değişikliğin, ne zaman, ne şekilde uygulanacağına ilişkin olarak İİK'nın 24.11.2021 tarih ve 7343 sayılı Yasa'nın 33. maddesi ile eklenen GEÇİCİ MADDE 18/4. maddesi;</p>

<p style="text-align:justify">'134 üncü maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan değişiklikler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtayda görülmekte olan ihalenin feshi talepleri hakkında uygulanmaz. Ancak, ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûmiyete ilişkin hüküm görülmekte olan ihalenin feshi talepleri hakkında da uygulanır. Temyiz kanun yolu incelemesi aşamasında bulunan dosyalar bakımından para cezasının oranına ilişkin olarak yapılan değişiklik tek başına bozma nedeni yapılamaz. Yargıtay değişikliği uygulamak suretiyle hükmü düzeltebilir.' hükmünü içermektedir.</p>

<p style="text-align:justify">3. Değerlendirme</p>

<p style="text-align:justify">1-Şikayetçi davacı borçlular asıl kredi borçlusu [M.] Oto Ticaret ve Sanayi A.Ş. ve şikayete konu taşınmaz maliki/ipotek veren [C.M.nin] temyiz itirazlarının incelenmesinde;</p>

<p style="text-align:justify">Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, şikayetçinin ihalenin feshi talebinin reddine yönelik temyiz itirazları ile aşağıdaki bendin dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">2-Şikayetçi davacı borçlular [M.] Oto Ticaret ve Sanayi A.Ş. ve [C.M.]'un aleyhine taktir edilen para cezasına ilişkin re'sen yapılan değerlendirmede;</p>

<p style="text-align:justify">Yukarıda geçen yasal düzenlemeler ve lehe değişiklik dikkate alınarak ihalenin feshi talebinin esastan reddi nedeni ile şikayetçiler aleyhine hükmedilen para cezasının oranı değerlendirildiğinde;</p>

<p style="text-align:justify">Somut uyuşmazlıkta, şikayetçi/borçlular aleyhine ihale bedelinin %10'u oranında para cezasına hükmedilmiş ise de, 7343 sayılı Kanun'la değişik İİK'nın 134/5-3 maddesi gereğince fesih gerekçeleri ve fesih isteyenlerin sıfatı gözönünde bulundurulduğunda davanın ihale sürecini uzatmaya matuf olmadığı görülmekle, Anayasa'nın 13. maddesinde düzenlenen ölçülülük ilkesi de nazara alınarak ihale bedelinin %10'u olarak belirlenen para cezasının %5 oranında belirlenmesinin hak, nesafet ve ölçülülük ilkelerine uygun olacağı anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının para cezası yönünden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir..."</p>

<p style="text-align:justify">V. İNCELEME VE GEREKÇE</p>

<p style="text-align:justify">13. Anayasa Mahkemesinin 20/5/2026 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p style="text-align:justify">A. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia</p>

<p style="text-align:justify">1. Başvurucunun İddiaları</p>

<p style="text-align:justify">14. Başvurucu, 2004 sayılı Kanun'un 134. maddesinde 24/11/2021 tarihli ve 7343 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle yapılan kanun değişikliği ile hak arama özgürlüğü açısından makul bir denge oluşması adına hâkime takdir hakkı tanındığını belirtmiştir ancak hak arama özgürlüğüne orantısız bir müdahale sonucu açtığı ihalenin feshi davasının reddi ile birlikte gerekçesiz şekilde ve ödeme gücü dikkate alınmaksızın -üst sınırdan- ihale bedelinin %10'u oranında ülke şartlarına göre oldukça yüksek olan bir meblağı Hazineye ödemekle yükümlü kılınması nedeniyle gerekçeli karar ve mahkemeye erişim haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p style="text-align:justify">15. Başvurucunun şikayetinin özünün yargılama sonucunda davanın reddi yanında ek bir mali yükümlülük olarak aleyhine para cezasına hükmedilmesine yönelik olduğundan iddianın adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer alan mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">2. Değerlendirme</p>

<p style="text-align:justify">16. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:</p>

<p style="text-align:justify">"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."</p>

<p style="text-align:justify">a. Kabul Edilebilirlik Yönünden</p>

<p style="text-align:justify">17. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">b. Esas Yönünden</p>

<p style="text-align:justify">i. Hakkın Kapsamı ve Müdahalenin Varlığı</p>

<p style="text-align:justify">18. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "ile adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).</p>

<p style="text-align:justify">19. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen [2. B.], B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).</p>

<p style="text-align:justify">20. Bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyan başvurucuların reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan harç veya benzeri bir mali külfete mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirli dava koşulları çerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeye başvurmalarını anlamsız kılma riski taşımaktadır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Ali Şimşek ve diğerleri [1. B.], B. No: 2014/2073, 6/7/2017, § 83).</p>

<p style="text-align:justify">21. Yargılama sonucunda maddi külfet doğuracak şekilde para cezası uygulanması nedeniyle mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalede bulunulduğu görülmüştür.</p>

<p style="text-align:justify">ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı</p>

<p style="text-align:justify">22. Adil yargılanma hakkının görünümlerinden biri olan mahkemeye erişim hakkı mutlak bir hak olmayıp bu hakkın sınırlandırılması mümkündür. Ancak mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulurken Anayasa'nın temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen 13. maddesinin gözönüne alınması gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">23. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:</p>

<p style="text-align:justify">"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">24. Yukarıda anılan müdahale Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa'nın 36. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">25. Başvuruya konu olayda mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahale 2004 sayılı Kanun'un 134. maddesinin (5) numaralı fıkrasına dayanmaktadır. Buna göre ihalenin feshi talebinde işin esasına girilerek talebin reddine karar verilmesi hâlinde ihalenin feshini talep edenin feshi istenen ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûm edileceği öngörülmüştür. Dolayısıyla ilgili kanun hükmünün belirli ve öngörülebilir olduğu, kanunilik şartını sağladığı anlaşılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">26. Bunun yanı sıra bir borcun ödenmesinde yaşanabilecek gecikmelerin önlenmesi, alacaklının alacağına zamanında kavuşabilmesi ve ihale alıcısının haklarının korunmasına yönelik olarak davanın reddi yanında maddi külfet doğuran ek bir yaptırım öngörülmesi alacaklıların yargı mercileri tarafından sabit görülen alacakları ile ihale alıcısının bedel ödeyerek edinmiş olduğu maddi değeri olan bir hakkı koruma amaçlıdır. Müdahale, mülkiyet hakkını korumaya yönelik olup anayasal açıdan meşru bir amaç taşımaktadır (Yıldız Eker [GK], B. No:2015/18872, 22/11/2018, § 62).</p>

<p style="text-align:justify">27. Ancak davanın esastan reddi hâlinde maddi külfet doğuran ek bir yaptırım öngörülmesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişimine getirilen sınırlamanın ölçülü olup olmadığı ve başvurucuya ağır bir yük getirilip getirilmediği hususlarının da değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">28. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade eder (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38). Müdahalenin ölçülülüğü değerlendirilirken ilgili yasal düzenlemelerle birlikte somut olayın koşulları ve başvurucunun tutumu da gözönünde bulundurulmalıdır (Ahmet Ersoy ve diğerleri [2. B.], B. No: 2014/4212, 5/4/2017, § 50).</p>

<p style="text-align:justify">29. Haczedilmiş bir malın cebrî icra yoluyla satılmasından sonra ihaleye hazırlık aşaması veya ihalenin birtakım usulsüzlükler içerdiği iddiasıyla yapılan satış işleminin iptali talebini içeren ihalenin feshi davası takip hukukuna özgüdür. Alacaklının mülkiyet hakkının korunması ve alacağına makul bir süre içinde kavuşması amacıyla takip hukukunda genel hükümlerden ayrılmak suretiyle birtakım ek düzenlemeler getirilmesi mümkündür. Bu kapsamda yapılan ihalenin hukuki sonuçlarını bir an önce doğurmasını temin etmek ve buna engel teşkil edebilecek gereksiz başvuruların önüne geçmek bakımından ihalenin feshi davasının reddi kararıyla birlikte ihalenin feshini isteyen tarafa ek bir mali yükümlülük getirilmesi kural olarak mahkemeye erişim hakkına engel teşkil etmeyecektir ancak getirilen bu ek külfet ihale sürecinde hak ve menfaatlerinin ihlal edildiğini öne süren kişilerin dava açmasını önemli ölçüde kısıtlayacak nitelik ve ağırlıkta olmamalıdır (Yıldız Eker, § 66).</p>

<p style="text-align:justify">30. Maddi külfetin getirilmesindeki amaç ile başvurucunun menfaatleri arasında adil bir denge kurulmalı, ihalenin feshi isteğinde bulunan kişilerin bu aşama öncesinde haciz ve satış işlemine müdahale etme imkânının bulunup bulunmadığı gözetilmeli, bu değerlendirmeleri yapacak yargı mercilerine somut durumun koşullarına göre takdir yetkisi tanıyan bir esneklik sağlanmalıdır (Yıldız Eker, § 67).</p>

<p style="text-align:justify">31. Başvurucunun açtığı ihalenin feshi davası, ileri sürülen hukuka aykırılık nedenleri yerinde görülmediğinden reddedilmiştir. Davanın reddiyle birlikte başvurucunun 5.600.000 TL tutarındaki ihale bedelinin %10'u olan 560.000 TL para cezasını Hazineye ödemesine karar verilmiştir. Anılan miktar devlet hazinesine gelir olarak kaydedilen bir bedel olup başvurucunun da belirttiği üzere alacaklıya ödenen, dolayısıyla borca mahsup edilecek bir para değildir.</p>

<p style="text-align:justify">32. Somut olayda ihalenin feshi için açılan davanın reddi hâlinde ihale bedelinin %10'una kadar para cezasına hükmedilmesinin icra sürecinin süründürmede bırakılmasının önlenmesi ve kesinleşmiş alacağın tahsilinin hızlandırılarak alacaklının mülkiyet hakkının korunması amacı bakımından elverişli bir araç olduğu açıktır. Diğer yandan özel borç ilişkilerinde rızaen ifa edilmeyen borçların ifasını sağlamaya yönelik cebrî icra sisteminin kurulması ve bu sistemin etkili bir şekilde işletilerek alacaklının alacağına makul bir süre içinde kavuşmasının temin edilmesi devletin pozitif yükümlülüklerindendir. Bu kapsamda kanun koyucunun haksız yere ihalenin feshi davası açılmasını caydırmaya matuf çeşitli mekanizmalar geliştirmesi makul karşılanmalıdır. Bu çerçevede ihalenin feshi talebinin esastan reddine karar verilmesi hâlinde ihalenin feshini talep eden aleyhine ek mali külfet öngörülmesinin gereksiz davaların açılmasının önlenmesi bakımından gerekli bir araç olmadığı sonucuna varılması güçtür (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Yıldız Eker, §§ 69,70).</p>

<p style="text-align:justify">33. Ancak bu müdahalenin orantılı olup olmadığının incelenmesi gerekir. Müdahalenin orantılı olup olmadığı değerlendirilirken alacağının tahsili için devletin yardımını talep eden ve bu çerçevede devletin cebrî icra mekanizmasına müracaat eden alacaklının menfaati ile ihalenin feshini talep eden başvurucunun menfaati arasında makul bir dengenin gözetilip gözetilmediğine bakılır. Bu kapsamda, uygulanan para cezasının somut olayın koşulları çerçevesinde tutarı ve başvurucunun bu tutarı ödeme gücü gözönünde bulundurulur (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Yıldız Eker, § 71).</p>

<p style="text-align:justify">34. Nitekim Anayasa Mahkemesinin Yıldız Eker kararında, ihalenin feshi davalarında hâkime her olayın kendine özgü koşullarını değerlendirme imkânı tanımadan davası esastan reddedilen davacı aleyhine doğrudan %10 oranında para cezası verilmesinin öngörüldüğü kanun hükmü yönünden mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır (Yıldız Eker, § 76). Kanun koyucu kanundan kaynaklanan bu ihlalin sonuçlarını 24/11/2021 tarihli ve 7343 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle gidermiş ve bu Kanun değişikliği 30/11/2021 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Somut uyuşmazlığa konu olayda da dava tarihinde anılan Kanun'da herhangi bir üst sınır öngörülmediği ancak yargılama aşamasındaki söz konusu kanun değişikliğiyle mahkemelere somut durumun özelliklerini gözönünde tutmasını temin edecek esnekliğin sağlandığı ve hâkime takdir yetkisi tanındığı görülmüştür.</p>

<p style="text-align:justify">35. Kanun koyucunun mahkemelere sağladığı bu esnekliğe -hâkime tanınan takdir yetkisine- rağmen Mahkeme tarafından anılan Kanun değişikliğinin yürürlüğe girmesinden yalnızca iki gün sonra verilen 2/12/2021 tarihli kararla gerekçe gösterilmeden başvurucu aleyhine ihale bedelinin üst sınır olan %10'u tutarında 560.000 TL para cezası uygulanmıştır (bkz. § 5). Başvurucu, kanun değişikliğiyle hâkime tanınan takdir yetkisinin gerekçesiz şekilde üst sınırdan kullanılması suretiyle hak arama özgürlüğü bakımından makul bir dengenin gözetilmediğini belirterek kanun yoluna başvurmuştur. Bu defa İstinaf Dairesi kararının gerekçesinde "somut uyuşmazlıkta öne sürülen ihalenin feshi nedenleri, ihale konusu taşınmazın değeri ile ihale bedeli nazara alındığında" ihale bedelinin %10'u oranında para cezasına hükmedilmesinin yerinde olduğunu belirtmiştir (bkz. § 6).</p>

<p style="text-align:justify">36. İstinaf Dairesince başvurucunun sıfatı, ekonomik durumu değerlendirilmeden, ihalenin feshi talebinin sırf ihale sürecini uzatmak için yapılıp yapılmadığı ya da talebin hukuki tartışma içeren makul iddia/iddialara dayanıp dayanmadığı gibi somut gerekçeler ortaya konulmadan, soyut bir kısım ifadelerle ihale bedelinin %10'u tutarında -üst sınırdan- para cezasının belirlenmesinin yerinde olduğunun değerlendirildiği belirtilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">37. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay Dairesi de somut olaya benzer uyuşmazlıklara ilişkin içtihatlarında (bkz. §§ 11, 12) takdir edilen para cezasına dair resen yaptığı değerlendirmelerinde vurguladığı üzere fesih gerekçeleri ve fesih isteyenin sıfatını gözönünde bulundurarak davanın ihale sürecini uzatmaya matuf olmadığı kabul edildiğinde Anayasa'nın 13. maddesinde düzenlenen ölçülülük ilkesini de nazara alarak hak, nesafet ve ölçülülük ilkelerine göre para cezasını belirlediği anlaşılmaktadır. Ne var ki somut uyuşmazlıkta, başvurucu aleyhine hükmedilen ve istinaf kararında soyut şekilde değerlendirilen para cezası miktarına ilişkin bir değerlendirme yapmadan -içtihatların aksine resen de değerlendirmeden- söz konusu kararı onamıştır. Sonuç olarak, mahkeme kararındaki eksiklik istinaf aşamasında ve sonrasındaki temyiz sürecinde de giderilememiştir.</p>

<p style="text-align:justify">38. Tüm bu hususlar gözönünde bulundurulduğunda somut gerekçeler gösterilmeden başvurucuya -ülke şartlarına göre oldukça yüksek olduğunu (bkz. § 14) ifade ettiği- 560.000 TL para cezası uygulanmıştır. Başka bir ifade ile alacaklının haklarının korunmasındaki yarar ile başvurucunun ihalenin feshini dava konusu edebilmesindeki menfaati arasında adil bir dengenin kurulamadığı, uygulanan para cezasının miktarının başvurucuya olağanın ötesinde bir külfet yüklediği ve bu durumun başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz kıldığı kanaatine varılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">39. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">B. Diğer İhlal İddiaları</p>

<p style="text-align:justify">40. Başvurucu, haksız ve hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilen ihale sonucu ipotek tesis edilen taşınmazın gerçek değerinin altında satıldığını ve bu nedenle satış bedelinin alacaklıya olan borcunu dahi karşılamadığını belirterek deliller toplanmaksızın yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan ihalenin feshi için açılan davanın reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkı ile hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucunun bu iddiası hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında incelenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">41. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikayetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık keyfilik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam [2. B.], B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).</p>

<p style="text-align:justify">42. Başvurucunun iddiasının kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu ve derece mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">VI. GİDERİM</p>

<p style="text-align:justify">43. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile miktar belirtmeksizin tazminat talebinde bulunmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">44. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100). İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucunun tazminat talebinin reddine karar vermek gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">VII. HÜKÜM</p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p style="text-align:justify">A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,</p>

<p style="text-align:justify">2. Diğer ihlal iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,</p>

<p style="text-align:justify">B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,</p>

<p style="text-align:justify">C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılması için Konya 2. İcra Hukuk Mahkemesine (E.2021/440, K.2021/626) GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p style="text-align:justify">Ç. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,</p>

<p style="text-align:justify">D. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,</p>

<p style="text-align:justify">E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,</p>

<p style="text-align:justify">F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 20/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>İHALELER</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/anayasa-mahkemesinden-ihaleleri-ilgilendiren-karar</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 12:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/06/anayasa-mahkemesi-25.jpg" type="image/jpeg" length="49098"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yersiz Ödemeyi Yapılan Memur İade İşlemi Yapmaz İse Ne Olur]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/yersiz-odemeyi-yapilan-memur-iade-islemi-yapmaz-ise-ne-olur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/yersiz-odemeyi-yapilan-memur-iade-islemi-yapmaz-ise-ne-olur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kamu görevlilerine yersiz aylık ödemesi yapıldığında Aylıklardan Geri Alınacak Tutarı Hesaplama Tablosu harcama birimince kamu görevlisinin görevinden ayrılma tarihini takip eden beş iş günü içerisinde düzenlenir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1>YERSİZ AYLIK ÖDENEN KAMU GÖREVLİSİNİN ALACAĞIN TAKİBE YETKİLİ BİRİME BİLDİRİLME SÜRESİ (15 GÜN) İÇİNDE ÖDEME YAPMAMASI</h1>

<p>Kamu görevlilerine yersiz aylık ödemesi yapıldığında Aylıklardan Geri Alınacak Tutarı Hesaplama Tablosu harcama birimince kamu görevlisinin görevinden ayrılma tarihini takip eden <strong><u>beş iş günü</u></strong> içerisinde düzenlenir.</p>

<p>Harcama biriminin, alacağın takip ve tahsili için yersiz ödemenin tespit edildiği ya da tespite ilişkin belgenin kendisine ulaştığı tarihten itibaren <u>on beş iş günü içerisinde</u> EK-1 Tablo ile tespite ilişkin diğer belgeleri takibe yetkili birime göndermesi gerekir.</p>

<p>Takibe yetkili birimce, yersiz ödenen aylık ödemelerine ilişkin olarak harcama birimince gönderilen belgelere istinaden;</p>

<p>Ø Alacak takip dosyası açılır.</p>

<p>Ø Kamu görevlisine 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebligat yapılır.</p>

<p>Ø Kamu görevlisi adına borç kaydedilmek üzere <strong><u>beş iş günü içerisinde</u></strong> muhasebe birimine bildirilir.</p>

<p></p>

<p>I. Kamu görevlisi tarafından tebligatta belirtilen süre içerisinde <u>borcun ödenmesi</u> halinde;</p>

<p>Muhasebe birimince, tahsilata ilişkin bilgi ilgili ayın sonuna kadar takibe yetkili birime bildirilir.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>II. Kamu görevlisi tarafından tebligatta belirtilen süre içerisinde <u>borcun ödenmemesi</u> halinde;</p>

<p>Alacağın hükmen tahsili için takibe yetkili birimce, alacağa ilişkin belgeler kamu idaresini temsile yetkili hukuk birimine gönderilir.</p>

<p>Yersiz ödenen aylıklar,</p>

<p>Ø Genel hükümlere (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri) göre</p>

<p>Ø Zamanaşımı süresi içerisinde</p>

<p>Ø Faiziyle birlikte</p>

<p>kendilerine ödeme yapılan ilgili kamu görevlilerinden geri alınır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAAŞ</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/yersiz-odemeyi-yapilan-memur-iade-islemi-yapmaz-ise-ne-olur</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 17:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/07/2022-yili-engellilik-indirimi-tutarlari-h30364-9997a-1.jpg" type="image/jpeg" length="51958"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Onay tarihinden önce verilen emeklilik talebinden vazgeçilebilir mi?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/onay-tarihinden-once-verilen-emeklilik-talebinden-vazgecilebilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/onay-tarihinden-once-verilen-emeklilik-talebinden-vazgecilebilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Emeklilik talebinin kurumun en yüksek amirince onaylandığı  tarihten sonra verilen emeklilikten vazgeçme dilekçesi hakkında karar]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Onay tarihinden önce verilen emeklilik talebinden vazgeçilebilir mi?</strong></p>

<p style="text-align:justify">İleri bir tarih belirtilmek suretiyle emeklilik talebinde bulunan bir personel, ilgililerin emekli olmak istedikleri tarihten önce bu talebinden vazgeçme talebini reddeden idarenin işleminin iptali istemiyle dava açmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">İlgilinin talebini inceleyen ilk derece mahkemesi, ilgilinin başvurusunu kabul ederek işlemin iptaline hükmetmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Konuyu temyizen inceleyen Danıştay 12. Dairesi ise idari işlemin hukuka uygun olduğunu belirterek idarenin temyiz talebinin kabulü yönünde karar vermiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Dairesinin 2021/87 E.  ,  2022/5547 K. sayılı  kararını; "emekliye sevk işleminin, yaş haddi, sicil, disiplin, re'sen emeklilik gibi istisnai hükümler haricinde, esas itibarıyla kamu görevlisinin iradesine bırakıldığı; isteğe bağlı emeklilik uygulamasının özelliği nedeniyle, emekliye sevk onayıyla birlikte ilgilinin emekli statüsüne girdiği, istek üzerine tesis edilen emekliye sevk işleminin, ilgilinin isteğindeki değişiklik nedeniyle geri alınmasının statü hukuku ile bağdaşmayacağı sonucuna ulaşılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu durumda; davacının emeklilik talebinin kurumun en yüksek amirince onaylandığı 24/04/2019 tarihinden sonra verilen emeklilikten vazgeçme dilekçesi, emeklilik statüsünün sona erdirilmesi ve tekrar Devlet memuru statüsünü kazanması sonucunu doğurmayacağından, davacının emeklilikten vazgeçme talebinin reddi yolunda tesis edilen işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolunda verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır."şeklinde gerekçelendirmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2021/87 E.  ,  2022/5547 K.</p>

<p style="text-align:justify">"İçtihat Metni"</p>

<p style="text-align:justify">T.C.</p>

<p style="text-align:justify">D A N I Ş T A Y</p>

<p style="text-align:justify">ONİKİNCİ DAİRE</p>

<p style="text-align:justify">Esas No : 2021/87</p>

<p style="text-align:justify">Karar No : 2022/5547</p>

<p style="text-align:justify">TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı</p>

<p style="text-align:justify">VEKİLİ : Av. …</p>

<p style="text-align:justify">KARŞI TARAF (DAVACI) : …</p>

<p style="text-align:justify">VEKİLİ : Av. …</p>

<p style="text-align:justify">İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">YARGILAMA SÜRECİ :</p>

<p style="text-align:justify">Dava konusu istem :................................................. ili, ... Belediye Başkanlığında yazı işleri müdürü olarak görev yapan davacının, emeklilik dilekçesinin 03/06/2019 tarihi itibarıyla işleme alındığı ve emeklilik başvuru işlemlerinin başlatıldığı yönündeki 03/06/2019 tarihli işlemin iptali istenilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararla; 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu'nun Ek 26. maddesi uyarınca, emeklilik işlemleri, kurum amirinin onayı ile tekemmül etmekle birlikte, aynı Kanun' un 39. maddesinin birinci fıkrasının (b) gereğince, ileri bir tarih belirtilmek suretiyle yapılan emeklilik taleplerinde, emeklilik işleminin, emeklilik onayında belirtilen tarihte yürürlüğe girecek olması karşısında, ilgililerin emekli olmak istedikleri tarihten önce bu taleplerinden vazgeçebileceklerinin kabulü gerektiği; isteği üzerine emekliye ayrılması uygun görülen davacının, emekli olmak istediği 03/06/2019 tarihinden önce birçok kez emeklilik talebinden vazgeçtiğini bildiren dilekçe verdiği ve dilekçesinin işleme konulmamasını talep ettiği görüldüğünden, emeklilik dilekçesinin işleme alınmaması gerekirken, aksi yönünde tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğu, dava konusu işlemin icrai nitelik taşımayan bilgi yazısı olduğu, dava tarihinde davacının emekli konumunda olması sebebiyle davanın konusuz kaldığı, yine bu sebeple husumetin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına yöneltilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.</p>

<p style="text-align:justify">KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Emeklilik dilekçesinin yıllık iznin talep edildiği 03/04/2019 tarihinde verilmesine rağmen, davalı idare tarafından kötü niyetli bir şekilde 03/06/2019 tarihinin yazıldığı, emeklilik onayının alındığı tarih göz önüne alındığında söz konusu tarihin gerçeği yansıtmadığı, Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …</p>

<p style="text-align:justify">DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir</p>

<p style="text-align:justify">TÜRK MİLLETİ ADINA</p>

<p style="text-align:justify">Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin ve davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeksizin işin gereği görüşüldü:</p>

<p style="text-align:justify">İNCELEME VE GEREKÇE:</p>

<p style="text-align:justify">MADDİ OLAY :</p>

<p style="text-align:justify">Davalı idarede yazı işleri müdürü olarak görev yapmakta iken 03/04/2019 tarihinde 60 günlük yıllık izne ayrılan davacı, aynı tarihte verdiği dilekçe ile 03/06/2019 tarihinden itibaren emekliye ayrılma isteğinde bulunmuştur. (Her ne kadar emeklilik talep dilekçesinde bu tarih 03/06/2019 ve dava konusu işlemde ise 04/01/2019 olarak yazılmış ise de, emekliye sevk onayına ilişkin yazıda dilekçe tarihinin 03/04/2019 yazılması ve emekliye sevk onayının 24/04/2019 tarihinde alındığı dikkate alındığında; davacının emeklilik talebinin 03/06/2019 tarihinden önce olduğu açıkça anlaşılmaktadır.)</p>

<p style="text-align:justify">Gülpınar Belediye Başkanının 24/04/2019 tarihli onayı ile emeklilik talebi uygun görülmüştür.</p>

<p style="text-align:justify">Davacı tarafından, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ve Gülağaç Kaymakamlığına hitaben yazılan ve 09/05/2019 tarihinde kurum kayıtlarına giren dilekçeler ile emeklilik isteğinden vazgeçildiği bildirilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Davalı idarece, emeklilik dilekçesinin 03/06/2019 tarihi itibarıyla işleme alındığı ve emeklilik başvuru işlemlerinin başlatıldığı hususunun 03/06/2019 tarihli işlemle davacıya bildirilmesi üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">İLGİLİ MEVZUAT:</p>

<p style="text-align:justify">657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 19. maddesinde, "Devlet memurlarının, özel kanununda yazılı belirli şartlar içinde, emeklilik hakları vardır." düzenlemesine yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na 5754 sayılı Kanun'un 68. maddesiyle eklenen "5434 sayılı Kanuna İlişkin Geçiş Hükümleri" başlıklı geçici 4. maddenin dördüncü fıkrasında; "Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar ... hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır..." hükmüne; aynı maddenin beşinci fıkrasında ise; "Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır..." hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">5434 sayılı (mülga) Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 39. Maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, 25 fiili hizmet yılını dolduran iştirakçilerden kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını dolduranların istekleri üzerine emekli aylığı bağlanacağı; Ek 26. maddesinde, 5434 sayılı Kanun ve ona ek kanunlara göre Sandıkla ilgilendirilenlerin emeklilik işlemlerinin, istek üzerine veya yaş haddi veya malüllük (adi ve vazife malüllüğü) hallerinde, iştirakçinin mensup olduğu kurumun en yüksek amirinin onayı ile tekemmül edeceği hükmü getirilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</p>

<p style="text-align:justify">Yukarıda açık metinlerine yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, emekliye sevk işleminin, yaş haddi, sicil, disiplin, re'sen emeklilik gibi istisnai hükümler haricinde, esas itibarıyla kamu görevlisinin iradesine bırakıldığı; isteğe bağlı emeklilik uygulamasının özelliği nedeniyle, emekliye sevk onayıyla birlikte ilgilinin emekli statüsüne girdiği, istek üzerine tesis edilen emekliye sevk işleminin, ilgilinin isteğindeki değişiklik nedeniyle geri alınmasının statü hukuku ile bağdaşmayacağı sonucuna ulaşılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu durumda; davacının emeklilik talebinin kurumun en yüksek amirince onaylandığı 24/04/2019 tarihinden sonra verilen emeklilikten vazgeçme dilekçesi, emeklilik statüsünün sona erdirilmesi ve tekrar Devlet memuru statüsünü kazanması sonucunu doğurmayacağından, davacının emeklilikten vazgeçme talebinin reddi yolunda tesis edilen işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolunda verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">KARAR SONUCU :</p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan nedenlerle;</p>

<p style="text-align:justify">1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,</p>

<p style="text-align:justify">2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA,</p>

<p style="text-align:justify">3. Kullanılmayan …-TL yürütmenin durdurulması harcının istek halinde davalı idareye iadesine,</p>

<p style="text-align:justify">4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan …Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak 16/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar ver</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/onay-tarihinden-once-verilen-emeklilik-talebinden-vazgecilebilir-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 13:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/05/disiplin-savunma.jpg" type="image/jpeg" length="41313"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İhale komisyon üyeleri muayene komisyon üyesi olabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/ihale-komisyon-uyeleri-muayene-komisyon-uyesi-olabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/ihale-komisyon-uyeleri-muayene-komisyon-uyesi-olabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İhaleyi gerçekleştiren ihale komisyonu üyeleri söz konusu ihaleye ilişkin olarak yapılan sözleşme sonucunda teslim edilecek mal ve hizmet alımları ile yapım işlerinin muayene ve kabul komisyonunda veya kontrol teşkilatında görev alabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3 style="text-align:justify">İhale Komisyonunda Yer Almış Komisyon Üyeleri Muayene Ve Kabul Komisyonunda veya Kontrol Teşkilatında Yer Alabilirler mi?</h3>

<h3 style="text-align:justify"> İhaleyi gerçekleştiren ihale komisyonu üyeleri söz konusu ihaleye ilişkin olarak yapılan sözleşme sonucunda teslim edilecek mal ve hizmet alımları ile yapım işlerinin muayene ve kabul komisyonunda veya kontrol teşkilatında görev alabilir.</h3>

<p style="text-align:justify">Ancak yapılan bir sözleşme ile ilgili olarak kontrol teşkilatında yer alan görevliler, sözleşme sonucunda hizmet alımları ve yapım işleriyle ilgili muayene ve kabul komisyonunda görev alamazlar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">İşin denetiminde bulunan yapı denetim görevlisi muayene ve kabul komisyonlarında görev alamaz. ancak, bu görevlilerin kabul çalışmaları sırasında işyerinde hazır bulunması zorunludur.(Yapım İşleri Muayene Kabul Yönetmeliği) (Madde 4 )</p>

<p style="text-align:justify">İşin denetiminde bulunan kontrol teşkilatı üyeleri, muayene ve kabul komisyonlarında üye olarak görev alamaz. Ancak, kontrol teşkilatı üyelerinin muayene ve kabul komisyonu ile birlikte işyerinde, işyeri öngörülmeyen işlerde ise sözleşmesinde işin kabulü için belirlenen yerde hazır bulunması zorunludur.(Hizmet Alımları Muayene Kabul Yönetmeliği)(Md. 5</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>İHALELER</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/ihale-komisyon-uyeleri-muayene-komisyon-uyesi-olabilir-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 13:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/05/muhakkik-gorevlendirme.jpg" type="image/jpeg" length="15139"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Süresi geçtikten sonra verilen soruşturma raporuna dayanarak işlem tesis edilir mi?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/suresi-gectikten-sonra-verilen-sorusturma-raporuna-dayanarak-islem-tesis-edilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/suresi-gectikten-sonra-verilen-sorusturma-raporuna-dayanarak-islem-tesis-edilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Soruşturma zaman aşımı süresi geçtikten sonra verilmiş olan soruşturma oluruna dayalı olarak tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmamıştır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Süresi geçtikten sonra verilen soruşturma raporuna dayanarak işlem tesis edilir mi?</strong></p>

<p style="text-align:justify">İlköğretim Okulunda Türkçe öğretmeni olarak görev yapan ilgili, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendinin (a) ve (e) alt bentleri uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işleminin iptali istemiyle dava açmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Davaya bakan ilk derece mahkemesi; ilgilinin fiilinin idare tarafından öğrenildiği 10/07/2012 tarihinden itibaren disiplin amiri ya da en üst disiplin amirinin oluru ile bir ay içerisinde disiplin soruşturmasına başlanılması gerekmesine rağmen, dava konusu işleme dayanak alınan soruşturma olurunun 02/04/2013 tarihinde verilmiş olması nedeniyle dava konusu disiplin cezası yönünden disiplin soruşturmasına başlama zaman aşımı süresinin geçirilmiş olduğu, bu durumda, soruşturma zaman aşımı süresi geçtikten sonra verilmiş olan soruşturma oluruna dayalı olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2020/3000 E.  ,  2022/5764 K.</p>

<p style="text-align:justify">"İçtihat Metni"</p>

<p style="text-align:justify">T.C.</p>

<p style="text-align:justify">D A N I Ş T A Y</p>

<p style="text-align:justify">ONİKİNCİ DAİRE</p>

<p style="text-align:justify">Esas No : 2020/3000</p>

<p style="text-align:justify">Karar No : 2022/5764</p>

<p style="text-align:justify">TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Valiliği</p>

<p style="text-align:justify">VEKİLİ : Av. …</p>

<p style="text-align:justify">KARŞI TARAF (DAVACI) : …'e vesayeten …</p>

<p style="text-align:justify">İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">YARGILAMA SÜRECİ :</p>

<p style="text-align:justify">Dava konusu istem: … İlköğretim Okulunda Türkçe öğretmeni olarak görev yapan davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendinin (a) ve (e) alt bentleri uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; Danıştay Onikinci Dairesinin 09/11/2017 tarih ve E:2014/10434, K:2017/5421 sayılı bozma kararına uyularak, dava konusu fiilin davalı idare tarafından öğrenildiği 10/07/2012 tarihinden itibaren disiplin amiri ya da en üst disiplin amirinin oluru ile bir ay içerisinde disiplin soruşturmasına başlanılması gerekmesine rağmen, dava konusu işleme dayanak alınan soruşturma olurunun 02/04/2013 tarihinde verilmiş olması nedeniyle dava konusu disiplin cezası yönünden disiplin soruşturmasına başlama zaman aşımı süresinin geçirilmiş olduğu, bu durumda, soruşturma zaman aşımı süresi geçtikten sonra verilmiş olan soruşturma oluruna dayalı olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …</p>

<p style="text-align:justify">DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">TÜRK MİLLETİ ADINA</p>

<p style="text-align:justify">Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p style="text-align:justify">HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</p>

<p style="text-align:justify">2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesinin dördüncü fıkrasında , Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Temyizen incelenen kararda, İdare Mahkemesince bozma kararında belirtilen esaslara uyulduğu anlaşılmış olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">KARAR SONUCU:</p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan nedenlerle;</p>

<p style="text-align:justify">1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,</p>

<p style="text-align:justify">2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki … İdare Mahkemesinin temyize konu … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının ONANMASINA,</p>

<p style="text-align:justify">3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,</p>

<p style="text-align:justify">4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/suresi-gectikten-sonra-verilen-sorusturma-raporuna-dayanarak-islem-tesis-edilir-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 13:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/05/danistay.jpg" type="image/jpeg" length="91873"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mülki İdare Amirleri İçin Polisevi İndirimi Tavsiyesi]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/mulki-idare-amirleri-icin-polisevi-indirimi-tavsiyesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/mulki-idare-amirleri-icin-polisevi-indirimi-tavsiyesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kamu Denetçiliği Kurumu, mülki idare amirlerinin polisevlerinden indirimli yararlanmasına ilişkin uygulamanın yeniden düzenlenmesini tavsiye etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">KDK’dan Mülki İdare Amirleri İçin Polisevi İndirimi Tavsiyesi</h1>

<p style="text-align:justify"><strong>Kamu Denetçiliği Kurumu, mülki idare amirlerinin Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı sosyal tesislerden indirimli yararlanmasına ilişkin başvuruyu kabul ederek, bu yönde işlem tesis edilmesi için Emniyet Genel Müdürlüğüne tavsiyede bulundu.</strong></p>

<h2 style="text-align:justify">Mülki idare amirlerinin indirim talebi KDK’ya taşındı</h2>

<p style="text-align:justify">Kamu Denetçiliği Kurumuna yapılan başvuruda, vali ve kaymakamların geçmiş yıllarda İçişleri Bakanlığı genelgeleri doğrultusunda polisevlerinden teşkilat mensubu indirimi kapsamında yararlandığı, ancak 2025 ve 2026 yıllarında bu uygulamanın sona erdirildiği ileri sürüldü.</p>

<p style="text-align:justify">Başvuruda, vali ve kaymakamların il ve ilçelerde genel kolluk kuvvetlerinin amiri konumunda olduğu belirtilerek, Emniyet teşkilatı mensuplarına uygulanan indirimden mülki idare amirlerinin de yararlandırılması talep edildi.</p>

<p style="text-align:justify">KDK'nın 11 Eylül 2026 tarihli kararında, başvuru konusu uygulama Emniyet Genel Müdürlüğü Sosyal Tesisleri Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönetmeliği ile Kamu Sosyal Tesislerine İlişkin Tebliğ hükümleri çerçevesinde değerlendirildi.</p>

<h2 style="text-align:justify">Yönetmelikte mülki idare amirleri “mensup” kapsamında değil</h2>

<p style="text-align:justify">Emniyet Genel Müdürlüğü Sosyal Tesisleri Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinde “mensup”, “hak sahibi” ve “kamu personeli” kavramlarının ayrı ayrı tanımlandığı belirtildi.</p>

<p style="text-align:justify">Yönetmeliğin 8 inci maddesinde sosyal tesislerde sunulan hizmetlerin mensuplar esas alınarak fiyatlandırılacağı, mensup statüsü dışında kamu personeli ve onaylı misafir statülerinde farklı fiyatlandırmalar yapılabileceği düzenleniyor.</p>

<p style="text-align:justify">Yönetmeliğin 13 üncü maddesinde ise fiilen görevli veya emekli bakan, bakan yardımcısı, mülki idare amirleri ve mülkiye müfettişleri ile bunların anne, baba, eş ve çocukları, sosyal tesislerden yararlanabilecek diğer kişiler arasında sayılıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Buna karşılık, söz konusu kişiler Yönetmelikte “mensup” olarak tanımlanmıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify">2024 yılında indirim uygulandı, 2025 ve 2026'da kaldırıldı</h2>

<p style="text-align:justify">KDK kararında, Sosyal Tesisler Değerlendirme Komisyonunun farklı yıllarda aldığı kararlar da karşılaştırıldı.</p>

<p style="text-align:justify">Buna göre 14 Mart 2024 tarihli Komisyon kararında, fiilen görevli veya emekli bakan, bakan yardımcısı, mülki idare amirleri ve mülkiye müfettişleri ile bunların yakınlarının yüzde 30 indirimli tarifeden yararlanmasına karar verildi.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak 7 Ocak 2025 ve 9 Ocak 2026 tarihli kararlarda bu grubun indirim kapsamından çıkarıldığı, yüzde 30 indirim uygulamasının mensuplar, mensup yakınları ve milletvekilleri ile yakınları bakımından sürdürüldüğü tespit edildi.</p>

<p style="text-align:justify">KDK, idarenin indirim uygulanacak kişileri belirleme konusunda takdir yetkisinin bulunduğunu kabul etti. Ancak bu yetkinin sınırsız olmadığı ve kamu yararı, hizmet gerekleri, objektiflik, tutarlılık ve makul gerekçeler çerçevesinde kullanılması gerektiğini değerlendirdi.</p>

<h2 style="text-align:justify">“Makul ve somut gerekçe ortaya konulmadı”</h2>

<p style="text-align:justify">Kararda, mülki idare amirlerinin 2024 yılında indirim kapsamına alındığı halde 2025 ve 2026 yıllarında kapsam dışında bırakılmasını haklı kılacak somut bir yasal zorunluluk veya makul gerekçenin idare tarafından ortaya konulamadığı belirtildi.</p>

<p style="text-align:justify">KDK, indirim kapsamına alınacak kişilerin belirlenmesinde nesnel ve kalıcı ölçütlerin bulunmamasının idari işlemlerde belirlilik ve öngörülebilirlik bakımından sorun oluşturduğunu değerlendirdi.</p>

<p style="text-align:justify">Kararda ayrıca, idarenin başvuruya verdiği cevapta konuya ilişkin düzenleme çalışmalarının devam ettiğini bildirdiği, ancak bu çalışmaların henüz sonuçlandırılmadığına dikkat çekildi.</p>

<h2 style="text-align:justify">Hiyerarşi değerlendirmesi de kararda yer aldı</h2>

<p style="text-align:justify">KDK'nın değerlendirmesinde, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu uyarınca vali ve kaymakamların görev yaptıkları il ve ilçelerde genel kolluk kuvvetleri üzerinde sahip oldukları yetkilere de değinildi.</p>

<p style="text-align:justify">Kararda, mülki idare amirlerinin genel kolluk kuvvetlerinin sevk ve idaresindeki konumu dikkate alınarak, bu kişilerin Emniyet teşkilatı bakımından tamamen teşkilat dışı kişiler olarak değerlendirilmesinin idari ve hukuki yapı bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.</p>

<p style="text-align:justify">Bu çerçevede KDK, idarenin indirim uygulanacak grupları belirlerken kullandığı takdir yetkisinin makul ve tutarlı bir ölçüt çerçevesinde kullanılması gerektiği sonucuna ulaştı.</p>

<h2 style="text-align:justify">KDK'dan Emniyet Genel Müdürlüğüne tavsiye</h2>

<p style="text-align:justify">Kamu Denetçiliği Kurumu, tüm değerlendirmeler sonucunda başvurunun kabulüne karar verdi.</p>

<p style="text-align:justify">Kararla, <strong>mülki idare amirlerinin Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı sosyal tesislerden indirimli teşkilat mensubu kapsamında yararlanması hususunda işlem tesis edilmesi Emniyet Genel Müdürlüğüne tavsiye edildi.</strong></p>

<p style="text-align:justify">6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Emniyet Genel Müdürlüğünün karar üzerine tesis edeceği işlemi 30 gün içinde Kamu Denetçiliği Kurumuna bildirmesi gerekiyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Karar: KDK, 2026/8340 başvuru numaralı, 11.09.2026 tarihli Tavsiye Kararı.</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Hukuki değerlendirme açısından kritik nokta:</strong> KDK, “vali ve kaymakamların mutlaka mensup sayılması gerekir” şeklinde doğrudan bir mevzuat hükmü tespit etmiyor. Esas aldığı nokta, <strong>idarenin takdir yetkisinin bulunmasına rağmen bu yetkinin yıllar arasında değişen uygulamaları açıklayacak nesnel, somut ve makul bir gerekçeye dayandırılmamış olması.</strong> Bu ayrımı haberde korumak önemli.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>KARAR METNİ</h2>

<p><strong>T.C.<br />
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ<br />
KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU</strong></p>

<p><strong>Sayı:</strong> 2026/18188-S.26.24791<br />
<strong>Başvuru No:</strong> 2026/8340<br />
<strong>Karar Tarihi:</strong> 11/09/2026<br />
<strong>Karar Türü:</strong> Tavsiye Kararı</p>

<p><strong>BAŞVURU KONUSU:</strong><br />
Mülki idare amirlerinin Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı sosyal tesislerden, teşkilat mensuplarına uygulanan indirimli tarifeden yararlandırılması talebine ilişkindir.</p>

<h3>I. BAŞVURUNUN KONUSU VE TALEP</h3>

<p>Başvuran tarafından, vali ve kaymakamların geçmiş yıllarda İçişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan düzenlemeler kapsamında Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı polisevlerinden teşkilat mensubu tarifesi üzerinden yararlandırıldığı, ancak sonraki yıllarda bu uygulamaya son verildiği belirtilerek, mülki idare amirlerinin yeniden indirimli tarifeden yararlandırılması talep edilmiştir.</p>

<h3>II. İDARENİN AÇIKLAMALARI</h3>

<p>Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından Kuruma gönderilen bilgi ve belgelerde; sosyal tesislerde uygulanacak ücretlerin her yıl Sosyal Tesisler Değerlendirme Komisyonu tarafından belirlendiği, Komisyon kararları doğrultusunda teşkilat mensupları ve bunların yakınlarına indirim uygulandığı belirtilmiştir.</p>

<p>İdare tarafından ayrıca, 2024 yılında bakanlar, bakan yardımcıları, mülki idare amirleri ve mülkiye müfettişleri ile bunların yakınlarının da yüzde 30 indirimden yararlandırıldığı, ancak 2025 ve 2026 yıllarında alınan Komisyon kararlarında bu grubun indirim kapsamı dışında bırakıldığı bildirilmiştir.</p>

<p>İdare, konuya ilişkin düzenleme çalışmalarının devam ettiğini ve ilerleyen dönemde yapılacak değerlendirmelerde başvuru konusu talebin dikkate alınacağını belirtmiştir.</p>

<h3>III. İLGİLİ MEVZUAT</h3>

<p>Emniyet Genel Müdürlüğü Sosyal Tesisleri Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönetmeliğinde “mensup”, “mensup yakını”, “hak sahibi” ve “kamu personeli” kavramlarına ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.</p>

<p>Yönetmeliğin 8 inci maddesinde sosyal tesislerin öncelikle Emniyet teşkilatı mensupları ve bunların yakınlarına hizmet vereceği, hizmetlerin mensup statüsü esas alınarak fiyatlandırılacağı ve kamu personeli ile onaylı misafirler bakımından farklı fiyatlandırma yapılabileceği düzenlenmiştir.</p>

<p>Yönetmeliğin 9 uncu maddesinde Sosyal Tesisler Değerlendirme Komisyonunun oluşumu ve çalışma usulü düzenlenmiş; Komisyonun yılda en az bir defa toplanacağı ve kararların Genel Müdür Yardımcısının onayıyla yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır.</p>

<p>Yönetmeliğin 13 üncü maddesinde ise fiilen görevli veya emekli bakanlar, bakan yardımcıları, mülki idare amirleri ve mülkiye müfettişleri ile bunların yakınları, sosyal tesislerden yararlanabilecek diğer kişiler arasında sayılmıştır.</p>

<h3>IV. KURUMUN DEĞERLENDİRMESİ</h3>

<p>Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından yapılan değerlendirmede, Sosyal Tesisler Değerlendirme Komisyonunun sosyal tesislerden yararlanacak kişiler ve uygulanacak tarifeler konusunda belirli ölçüde takdir yetkisine sahip olduğu kabul edilmiştir.</p>

<p>Bununla birlikte, idareye tanınan takdir yetkisinin sınırsız olmadığı; bu yetkinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak, objektif, somut, makul, öngörülebilir ve tutarlı ölçütler çerçevesinde kullanılması gerektiği değerlendirilmiştir.</p>

<p>Kurum tarafından, 14/03/2024 tarihli Komisyon kararıyla mülki idare amirleri ve yakınlarının yüzde 30 indirim kapsamına alındığı, buna karşılık 07/01/2025 ve 09/01/2026 tarihli Komisyon kararlarında bu kişilere aynı indirimin uygulanmadığı tespit edilmiştir.</p>

<p>KDK, mülki idare amirlerinin 2024 yılında indirim kapsamına alınmasına rağmen sonraki yıllarda kapsam dışında bırakılmasının nedenlerini ortaya koyan objektif, somut ve makul bir gerekçenin idare tarafından sunulmadığı kanaatine ulaşmıştır.</p>

<p>Kurum ayrıca, indirim uygulanacak kişilerin belirlenmesinde objektif ve kalıcı ölçütlerin ortaya konulmamasının idari işlemlerde belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleri bakımından sorun oluşturduğunu değerlendirmiştir.</p>

<p>Kararda, idarenin konuya ilişkin düzenleme çalışmalarının henüz tamamlanmamış olmasına da değinilmiş ve hukuki belirlilik bakımından düzenlemenin makul sürede tamamlanmasının önemine dikkat çekilmiştir.</p>

<p>KDK değerlendirmesinde ayrıca, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu kapsamında vali ve kaymakamların il ve ilçelerde genel kolluk kuvvetleri üzerindeki yetkilerine değinilmiş; mülki idare amirlerinin genel kolluk hizmetlerinin sevk ve idaresindeki konumlarının da değerlendirmeye alınması gerektiği belirtilmiştir.</p>

<h3>V. SONUÇ VE TAVSİYE</h3>

<p>Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun kabulüne karar vermiştir.</p>

<p>Bu kapsamda, <strong>mülki idare amirlerinin Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı sosyal tesislerden, teşkilat mensuplarına uygulanan indirimli tarifeden yararlanabilmelerine yönelik gerekli işlemlerin tesis edilmesi Emniyet Genel Müdürlüğüne tavsiye edilmiştir.</strong></p>

<p>6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumunun Kurulmasına Dair Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Emniyet Genel Müdürlüğünün tavsiye kararı üzerine tesis edeceği işlemi veya tavsiye kararının uygulanmaması halinde bunun gerekçesini otuz gün içinde Kamu Denetçiliği Kurumuna bildirmesi gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÖRNEK KARARLAR</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/mulki-idare-amirleri-icin-polisevi-indirimi-tavsiyesi</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 11:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/09/foto-1/kdk.jpg" type="image/jpeg" length="95612"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Danıştay'dan Astsubay Adayları İçin Emsal Karar]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/danistaydan-astsubay-adaylari-icin-emsal-karar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/danistaydan-astsubay-adaylari-icin-emsal-karar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay, dış kaynaktan muvazzaf astsubay adayının disiplin puanını tamamen kaybetmesi nedeniyle eğitim merkezinden ilişiğinin kesilmesini hukuka aykırı buldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Danıştay: Astsubay Adayının Disiplin Puanı Gerekçesiyle İlişiği Kesilemez</h1>

<p style="text-align:justify">Danıştay'dan Astsubay Adaylarının İlişik Kesilmesine İlişkin Karar</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay İkinci Dairesi, dış kaynaktan muvazzaf astsubay adayının disiplin puanının tamamını kaybetmesi gerekçesiyle eğitim merkezinden ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemi hukuka aykırı buldu. Daire, 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu ile 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nda, bu statüdeki adayların disiplin puanına bağlı olarak eğitim merkezinden ilişiklerinin kesilmesine ilişkin herhangi bir kanuni düzenleme bulunmadığı sonucuna vardı.</p>

<h3 style="text-align:justify">Dava konusu işlem</h3>

<p style="text-align:justify">Davacı, Hava Teknik Okullar Komutanlığında temel askerlik ve astsubaylık anlayışı kazandırma eğitimine devam ettiği sırada, disiplin puanının tamamını kaybettiği gerekçesiyle astsubay adaylığına son verilerek ilişiğinin kesilmesi üzerine işlemin iptali ve statü dışında kaldığı süreye ilişkin özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle dava açtı.</p>

<p style="text-align:justify">Dosyadaki bilgilere göre davacı, eğitim sırasında yaşanan bir kaza nedeniyle eğitimin üçte birinden fazla süreyle raporlu olması üzerine bir sonraki eğitim dönemine dahil edildi ve 14 Ocak 2019 tarihinde yeniden eğitime başladı. Eğitim sürecinde disiplin puanının tamamını kaybetmesi nedeniyle Hava Teknik Okullar Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 19 Mart 2019 tarihli kararıyla okuldan çıkarılmasına karar verildi. Kararın Hava Kuvvetleri Komutanlığınca onaylanmasının ardından 28 Mart 2019 tarihli işlemle davacının ilişiği kesildi. </p>

<h3 style="text-align:justify">İlk derece ve istinaf mahkemelerinin kararları</h3>

<p style="text-align:justify">Ankara 6. İdare Mahkemesi, davacının eğitim süresince disiplinsiz davranışları nedeniyle disiplin cezalarıyla cezalandırıldığını ve bu cezaların usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini belirtti. Mahkeme, davacının emir ve talimatlara uymama konusunda ısrarcı olduğuna ilişkin değerlendirmeleri de dikkate alarak dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna vardı ve davayı reddetti.</p>

<p style="text-align:justify">Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi de istinaf başvurusuna konu mahkeme kararını usul ve hukuka uygun bularak istinaf başvurusunun reddine karar verdi. </p>

<h3 style="text-align:justify">Danıştay'ın değerlendirmesi</h3>

<p style="text-align:justify">Dosyayı temyiz incelemesi kapsamında ele alan Danıştay İkinci Dairesi, öncelikle dış kaynaktan muvazzaf astsubay adayları bakımından disiplin puanının tamamının kaybedilmesi gerekçesiyle öğrencilik statüsüne son verilerek ilişiğin kesilmesinin kanuni dayanağının bulunup bulunmadığını değerlendirdi.</p>

<p style="text-align:justify">Daire, 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nda askeri öğrenciler hakkında verilebilecek disiplin cezalarının düzenlendiğini, subay ve astsubaylar hakkında disiplin ceza puanına bağlı olarak ayırma cezası verilmesine ilişkin hükümlere yer verildiğini, ancak askeri öğrenciler yönünden disiplin puanına bağlı olarak aynı sonucu doğuran bir düzenleme bulunmadığını belirtti.</p>

<p style="text-align:justify">Kararda ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin 41. maddesinde, öğrencilerin disiplin puanının tamamını kaybetmesi nedeniyle veya disiplin puanına bakılmaksızın okuldan çıkarılma işlemlerinin kendi özel yönetmeliklerinde yazılı usul ve esaslara göre yapılacağının düzenlendiği hatırlatıldı.</p>

<h3 style="text-align:justify">926 sayılı Kanun'da ilişik kesmeye ilişkin düzenleme bulunmuyor</h3>

<p style="text-align:justify">Danıştay, davacının dış kaynaktan muvazzaf astsubay adayı olması nedeniyle uyuşmazlığın 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p style="text-align:justify">Kanun'un 68. maddesinde astsubayların temin ve yetiştirilmesine ilişkin hükümlerin yer aldığı, ancak dış kaynaktan muvazzaf astsubay adaylarının disiplin veya disiplin puanına bağlı olarak eğitim merkezinden ilişiklerinin kesilmesine yönelik herhangi bir düzenleme bulunmadığı ifade edildi.</p>

<p style="text-align:justify">Daire, yönetmeliklerin kanun ve diğer üst hukuk normlarına aykırı veya bu normları değiştirici nitelikte hükümler getiremeyeceğini vurguladı. Bu kapsamda, dış kaynaktan muvazzaf astsubay adayının disiplin puanının tamamını kaybetmesi gerekçesiyle eğitim merkezinden ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşıldı. </p>

<h3 style="text-align:justify">Danıştay kararı bozdu</h3>

<p style="text-align:justify">Danıştay İkinci Dairesi, 4 Mart 2025 tarihinde oybirliğiyle verdiği E: 2023/5201, K: 2025/854 sayılı kararla davacının temyiz istemini kabul etti.</p>

<p style="text-align:justify">Daire, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesinin istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararını, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca bozdu.</p>

<p style="text-align:justify">Dosya, yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek yeniden karar verilmek üzere Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesine gönderildi.</p>

<p style="text-align:justify">T.C.</p>

<p style="text-align:justify">D A N I Ş T A Y</p>

<p style="text-align:justify">İKİNCİ DAİRE</p>

<p style="text-align:justify">Esas No : 2023/5201</p>

<p style="text-align:justify">Karar No : 2025/854</p>

<p style="text-align:justify"><strong>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : </strong>…</p>

<p style="text-align:justify"><strong>VEKİLİ : </strong>Av. …</p>

<p style="text-align:justify"><strong>KARŞI TARAF (DAVALI) : </strong>Milli Savunma Bakanlığı</p>

<p style="text-align:justify"><strong>VEKİLİ : </strong>Av. …<!--[if supportFields]><span
style='mso-element:field-end'></span><![endif]--></p>

<p style="text-align:justify">İSTEMİN KONUSU : Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesince verilen 26/11/2021 günlü, E:2021/2571, K:2021/2661 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.</p>

<p style="text-align:justify">YARGILAMA SÜRECİ:</p>

<p style="text-align:justify">Dava Konusu İstem : Davacı tarafından; Hava Teknik Okullar Komutanlığında temel askerlik ve astsubaylık anlayışı kazandırma eğitim programına devam etmekte iken, disiplin puanının tamamını kaybettiğinden bahisle astsubay adaylığına son verilerek ilişiğinin kesilmesine ilişkin 28/03/2019 günlü, 42511 sayılı işlemin iptali ve statü dışında kaldığı sürelere ilişkin özlük haklarının ilişiğinin kesildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle dava açılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : Ankara 6. İdare Mahkemesinin 07/05/2021 günlü, E:2021/449, K:2021/846 sayılı kararıyla; davacının, eğitim süresince disiplinsiz davranışları nedeniyle savunması alınmak suretiyle disiplin cezaları ile cezalandırıldığı, disiplin cezalarının usulüne uygun olarak davacıya tebliğ edildiği, dava konusu işlem tesis</p>

<p style="text-align:justify">edilirken birliğindeki komutanlarının, verilen emirlere itaat konusunda eksikliklerini giderme eğiliminde olmadığı, kuralları bildiği halde uymadığı görüşüyle hakkında olumsuz kanaat bildirdiklerinin görüldüğü, bu durumda, ilgili mevzuat çerçevesinde, disiplinin en yüksek düzeyde olması gereken askerlik mesleğinin gereklerinden olan emrin; hizmete ilişkin bir fiilin yapılması veya yapılmamasının söz, yazı ve diğer yollarla asta bildirilmesi olarak tanımlanabileceği; askerlik mesleğinin yüksek derecede düzen ve disiplin isteyen, emir ve direktiflere mutlak olarak itaat gerektiren; disiplinsiz tutum ve davranışların, telafisi mümkün olmayacak zararlara yol açabileceği nazara alındığında, "askerlik hizmetinin gereklerine" uygun davranmak ve buna uymayanlar hakkında gerekli tedbirleri almak, bu hizmetin düzenli ve etkili şekilde görülmesinin yarattığı kaçınılmaz bir zaruret olması karşısında davacının, eğitim sürecindeki fiilleri ile emir ve talimatlara uymama konusunda ısrarcı olduğu, disiplinsizlikleri ile eğitimin başlangıcında verilen disiplin puanlarının tamamını kaybettiği anlaşıldığından, bu kapsamda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; istinaf başvurusuna konu mahkeme kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle, davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; davalı idarenin Yönetmelik gereği yapması gereken ikazları tam olarak yerine getirmediği, disiplinsizlikleri mevcut olduğu varsayımında dahi ailesinin yönlendirmesi ile ıslah olmasına imkan verilmediği, Yüksek Disiplin Kurulu kararında 1/8 ceza puanının düşürülmesine karar verildiği halde bu hususun disiplin kurulu kararında gerekçeleri ile açıklanmadığı, Yüksek Disiplin Kurulu kararı ve ilişik kesme belgesinde, hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağı ile başvurma sürelerinin belirtilmediği ileri sürülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz istemin reddi gerektiği yolundandır.</p>

<p style="text-align:justify">DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : Muhammet Yılmaz</p>

<p style="text-align:justify">DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">TÜRK MİLLETİ ADINA</p>

<p style="text-align:justify">Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Sekizinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 19/07/2023 günlü, K:2023/33</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 2. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p style="text-align:justify">İNCELEME VE GEREKÇE :</p>

<p style="text-align:justify">MADDİ OLAY:</p>

<p style="text-align:justify">Davacının, dış kaynaktan muvazzaf astsubay adayı olarak İzmir Hava Teknik Okulları Komutanlığında Temel Askerlik ve Astsubaylık Anlayışı Kazandırma Eğitimine katıldığı, eğitim sırasında yaşanan kaza nedeniyle eğitimin üçte birinden fazla süreyle raporlu olması nedeniyle bir sonraki eğitim dönemine dahil edildiği ve 14/01/2019 tarihinde eğitime başladığı, ancak eğitim sürecinde, Türk Silahlı Kuvvetleri Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinde belirtilen disiplin notunun tamamını kaybetmesi nedeniyle anılan Yönetmeliğin 22. maddesi uyarınca Hava Teknik Okullar Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 19/03/2019 günlü, 2019/11 sayılı kararıyla okuldan çıkarılmasına karar verildiği, kararın, 27/03/2019 günlü, 41888 sayılı olur ile Hava Kuvvetleri Komutanlığınca onaylanması üzerine Hava Kuvvetleri Komutanlığının 28/03/2019 günlü, 42511 sayılı işlemiyle davacının ilişiğinin kesilmesi üzerine temyizen incelenmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">İLGİLİ MEVZUAT:</p>

<p style="text-align:justify">926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nun "Astsubaylar" başlıklı 6. Kısmının "Temin ve yetiştirme" başlıklı 68. maddesinde, "(Değişik: 28/5/2003-4861/2 md.) Muvazzaf astsubay olabilmek için; a) Astsubay meslek yüksek okullarından mezun olmak veya, b) (Değişik: 26/6/2012-6336/14 md.) Milli Savunma Bakanlığı tarafından tespit edilecek fakülte, yüksekokul veya meslek yüksekokullarını kendi nam ve hesabına bitirmek; dört yıl veya daha fazla süreli yükseköğrenimi bitirenler için müracaat yapılan yılın ocak ayının ilk günü itibarıyla yirmiyedi yaşını, daha az süreli yükseköğrenimi bitirenler için yirmibeş yaşını bitirmemiş olmak; uzman erbaşlar için 4’üncü hizmet yılını tamamlamış, 8’inci hizmet yılını bitirmemiş olmak; yedek astsubaylar için eğitim durumuna göre bu bentte belirtilen yaş koşulunu taşımak; yönetmelikte öngörülen sınavlar ile uygulanacak temel askerlik eğitiminde başarılı olmak gereklidir... ...</p>

<p style="text-align:justify">Astsubay meslek yüksek okullarına veya kendi nam ve hesabına fakülte, yüksek okul veya meslek yüksekokullarını bitirenler ile yedek astsubaylık hizmetlerini yapmakta iken istekli bulunanlardan muvazzaf astsubay nasbedilmek üzere temel askerlik eğitimine alınacaklarda aranacak</p>

<p style="text-align:justify">şartlar, bunların tâbi tutulacakları seçme sınavlarına ilişkin usul ve esaslar ile temel askerlik eğitimiyle ilgili esaslar yönetmelikte gösterilir.</p>

<p style="text-align:justify">Uzman jandarmalardan astsubay nasbedilenler hariç olmak üzere kendi nam ve hesabına fakülte, yüksekokul veya meslek yüksekokullarını bitirenlerden bu madde hükümlerine göre astsubay nasbedilenler, astsubay nasbedilmelerini müteakip atandıkları görevlerde bir yıllık deneme (adaylık) süresine tâbi tutulurlar. Bunlardan atandıkları görevde bir yıllık (doğrudan Özel Kuvvetler Komutanlığı emrinde görev yapmak üzere astsubay nasbedilenler için iki yıl) deneme süresi sonunda Türk Silâhlı Kuvvetlerine uyum sağlayamayan veya astsubaylığa engel hali görülenler veya deneme süresinin bitiminden önce temin şartlarını taşımadığı anlaşılanlar ya da bu şartları kaybedenler ile deneme süresinin bitimine kadar kendi istekleri ile ayrılmak isteyenlerin Türk Silâhlı Kuvvetlerinden ilişikleri kesilir ve aldıkları aylıklar dışında Devlet tarafından bunlara yapılan masraflar, kanunî faizleriyle birlikte kendilerinden tahsil olunur..." hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun "Disiplin ceza puanına bağlı olarak ayırma cezası verilmesi" başlıklı 21. maddesinde, "Aşağıda belirtilen durumlar disiplinsizliği alışkanlık hâline getirme olarak kabul edilir ve bu durumlarda sözleşmeli subay ve astsubaylar hariç subaylar ve astsubaylar hakkında ayırma cezası verilebilir. a) En son alınan disiplin cezasının kesinleştiği tarihten geriye doğru son bir yıl içinde onsekiz disiplin cezası puanı veya en az iki farklı disiplin amirinden toplam oniki defa veya daha fazla disiplin cezası almak. b) En son alınan disiplin cezasının kesinleştiği tarihten geriye doğru son beş yıl içinde otuzbeş disiplin cezası puanı veya en az iki farklı disiplin amirinden toplam yirmibeş defa veya daha fazla disiplin cezası almak.", "Askeri öğrenciler hakkında verilebilecek cezalar" başlıklı 22. maddesinde, "(1) Askeri öğrencilere (…) verilebilecek disiplin cezaları ağırlık derecesine göre aşağıda belirtilmiştir: a) Kınama b) İzinsizlik.","Askeri öğrencilere ceza verilmesini gerektiren disiplinsizlik hâlleri" başlıklı 23. maddesinde, "...(2) Askeri öğrencilerin disiplinsizlik teşkil edebilecek fiilleri ve bu fiillere verilebilecek disiplin cezalarının türleri ve miktarı, disiplin amirlerinin kimler olacağı, öğrenci disiplin kurullarının kurulması, kurul kararlarına itiraz ve bu kurullara ilişkin diğer hususlar, disiplin puanları, disiplinsizliklerde düşülecek disiplin ceza puanları ile disiplin cezalarına bağlı idari işlemler yönetmelikle tespit edilir. Yönetmelikte aynı tür cezayı gerektiren eylemler bakımından fiillerin nitelikleri göz önüne alınarak farklı disiplin ceza puanları öngörülebilir.", "Askeri öğrenciler hakkındaki özel kanun hükümleri" başlıklı</p>

<p style="text-align:justify">24. maddesinde, "(1) Askeri öğrenciler hakkında, bu Kanuna aykırı olmayan özel kanunlarındaki hükümler saklıdır." hükümlerine yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">10/04/2015 günlü, 29322 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Türk Silahlı Kuvvetleri Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "(1) Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı yükseköğretim kurumları, ortaöğretim okulları ve sınıf okulu/eğitim merkezlerindeki öğrenciler ile diğer okullarda Türk Silahlı Kuvvetleri hesabına eğitim ve öğretim gören öğrencilerin; disiplin işlemlerine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.", "Öğrenciler hakkında verilebilecek cezalar ve özellikleri" başlıklı 27. maddesinde, "...2) Öğrencilere verilebilecek disiplin cezaları ağırlık derecesine göre aşağıda belirtilmiştir. a) Kınama. b) İzinsizlik...", "Disiplin puanları" başlıklı 31. maddesinde, "(1) Öğrencilerden; a) Altı aydan az süreli eğitim ve öğretime tabi olanlara 30 disiplin puanı, b) Altı aydan fazla, bir yıldan az (bir yıl dâhil) süreli eğitime tabi olanlara 50 disiplin puanı, c) Bir yıldan fazla, iki yıldan az (iki yıl dâhil) süreli eğitime tabi olanlara 80 disiplin puanı, ç) İki yıldan fazla, dört yıldan az (dört yıl dâhil) süreli eğitime tabi olanlara 120 disiplin puanı, d) Dört yıldan fazla süreli eğitime tabi olanlara ilk dört yıl için 120 disiplin puanı, beşinci sınıfa geçişte ilave 30 disiplin puanı, altıncı sınıfa geçişte ilave 30 disiplin puanı verilir...", "Disiplin nedeniyle okuldan çıkarılma" başlıklı 41. maddesinde, "(1) Öğrencilerin disiplin puanının tamamının kaybedilmesi nedeniyle veya disiplin puanına bakılmaksızın okuldan çıkarılma işlemleri kendi özel Yönetmeliklerinde yazılı usul ve esaslara göre yapılır." hükümlerine yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">21/06/2007 günlü, 26559 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Türk Silahlı Kuvvetleri Sınıf Okulları/Sınıf Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlıkları Yönetmeliği'nin dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "(1) Bu Yönetmeliğin amacı; sınıf okulları/ eğitim merkezi komutanlıklarındaki eğitim-öğretimin amaç ve ilkelerini, sınıf okulları/ eğitim merkezi komutanlıkları ile organlarının kuruluş, görev, işleyiş, yetki ve sorumluluklarını, eğitim-öğretimin süre ve şekillerini, giriş koşullarını, sınav ve değerlendirme, mezuniyet, disiplin, okuldan çıkma ve çıkarılma hususlarını ve eğitim-öğretim ile ilgili diğer usul ve esasları düzenlemektir.", "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde, "Bu Yönetmelik; 11/05/2000 tarihli ve 4566 sayılı Harp Okulları Kanunu’nun 4’üncü, 27/07/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun 14, 15, 36 ve 68’inci, 04/01/1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun 33’üncü, 16/06/1927 tarihli ve 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanunu’nun 3’üncü,</p>

<p style="text-align:justify">13/06/2001 tarihli ve 4678 sayılı Türk Silahlı Kuvvetlerinde İstihdam Edilecek Sözleşmeli Subay ve Astsubaylar Hakkındaki Kanun’un 3, 5, 6, 9, 10, 22, 23 ve 25’inci, 11/04/2002 tarihli ve 4752 sayılı Astsubay Meslek Yüksek Okulları Kanunu’nun 34’üncü, 28/05/1988 tarihli ve 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu’nun 18’inci, 18/03/1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun 15’inci maddeleri ile 17/11/1983 tarihli ve 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanunu ve 21/06/1927 tarihli ve 1111 sayılı Askerlik Kanunu’na dayanılarak hazırlanmıştır.", "Disiplin esasları ve okuldan çıkarılma" başlıklı 22. maddesinde, "(1) Disiplinin tesisi ile ilgili ilkeler şunlardır:...b) Sözleşmeli/muvazzaf subay adayları, yedek subay adayları ile sözleşmeli/muvazzaf astsubay adaylarının öğrencilik statülerine aşağıdaki hallerde yüksek disiplin kurulu kararıyla son verilir. 1) Disiplin notunun tamamını kaybedenler,...(2) Yukarıdaki fıkra uyarınca okuldan çıkarılan öğrencilerle ilgili disiplin kurulu kararı, ilgili kuvvet komutanı, Jandarma Genel Komutanı ve Sahil Güvenlik Komutanı veya yetki vereceği makamın onayı ile kesinleşir..." hükmü yer almıştır.</p>

<p style="text-align:justify">HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</p>

<p style="text-align:justify">Uyuşmazlık, Hava Teknik Okullar Komutanlığında dış kaynaktan muvazzaf astsubay adayı olarak temel askerlik ve astsubaylık anlayışı kazandırma eğitim programına devam etmekte olan davacının, disiplin puanının tamamını kaybettiğinden bahisle astsubay adaylığına son verilerek ilişiğinin kesilmesi işleminden kaynaklanmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bir hiyerarşik normlar sistemi olan hukuk düzeninde, alt düzeydeki normların, yürürlüklerini üst düzeydeki normlardan aldığı kuşkusuzdur. Normlar hiyerarşisinin en üstünde evrensel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunmakta, daha sonra gelen kanunlar ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri düzenleme yetkisini Anayasa'dan, yönetmelikler ise kanun ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinden almaktadır. Dolayısıyla; bir normun, kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını oluşturan bir norma aykırı veya bunu değiştirici nitelikte bir hüküm getirmesi mümkün bulunmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">İdarelerin yönetmelik ve daha alt düzenleyici işlemler ile düzenleme yetkisi, yasama organının çizdiği sınırlar içinde, başta Anayasa olmak üzere üst hukuk normlarına aykırı olmamak kayıt ve şartına bağlı olarak gerçekleşebilir. Öğretide de türevsel bir yetki olarak kabul edilen idarelerin düzenleme yetkisinin, üst normlarla getirilen hükümleri kısıtlayacak bir şekilde kullanılamayacağı idare hukukunun en temel prensiplerindendir.</p>

<p style="text-align:justify">Mevzuat yapma tekniği açısından da, idarenin kanunla kendisine verilmiş olan görevleri idari metinlerle düzenlerken, bu görevlerin</p>

<p style="text-align:justify">gerektirdiği teknik detayların belirlenmesi noktasında da takdir hakkına sahip olduğu, bu takdir hakkının kamu yararı ve kamu düzenine uygun olarak kullanılması gerektiği tartışmasızdır.</p>

<p style="text-align:justify">Uyuşmazlığı çözmek için öncelikle dış kaynaktan muvazzaf astsubay adayları açısından disiplin puanının tamamını kaybettiğinden bahisle öğrencilik statüsüne son verilip ilişiğin kesilmesi işleminin kanuni dayanağının bulunup bulunmadığının irdelenmesi gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nda, askeri öğrenciler hakkında verilebilecek cezaların kınama ve izinsizlik olduğu ve bu Kanuna aykırı olmayan özel kanunlarındaki hükümlerin saklı olduğunun düzenlendiği, anılan Kanun'da subaylar ve astsubaylar hakkında disiplin ceza puanına bağlı olarak ayırma cezası verilmesine ilişkin kurallara yer verildiği halde askeri öğrencilere yönelik bu yönde bir kural düzenlenmediği görülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">6413 sayılı Kanun'a dayalı olarak çıkarılan Türk Silahlı Kuvvetleri Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nde ise Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı yükseköğretim kurumları, ortaöğretim okulları ve sınıf okulu/eğitim merkezlerindeki öğrenciler ile diğer okullarda Türk Silahlı Kuvvetleri hesabına eğitim ve öğretim gören öğrencilerin; disiplin işlemlerine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiş, anılan Yönetmeliğin 41. maddesinde öğrencilerin disiplin puanının tamamının kaybedilmesi nedeniyle veya disiplin puanına bakılmaksızın okuldan çıkarılma işlemlerinin kendi özel Yönetmeliklerindeki yazılı usul ve esaslara göre yapılacağı kuralına yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Davacı hakkında disiplin puanının tamamını kaybettiğinden bahisle tesis edilen işlemin dayanağı olan Türk Silahlı Kuvvetleri Sınıf Okulları/Sınıf Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlıkları Yönetmeliği, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu dahil olmak üzere birden fazla kanuna dayanılarak hazırlanmış olup, somut olayda davacı dış kaynaktan muvazzaf astsubay adayı olduğu için incelemenin 926 sayılı Kanun çerçevesinde yapılması gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">926 sayılı Kanun'un 68. maddesinde astsubay adaylarının temin ve yetiştirme hususları düzenlenmiştir. Anılan maddede adayların astsubay nasbedilmelerini müteakip atandıkları görevde bir yıllık (doğrudan Özel Kuvvetler Komutanlığı emrinde görev yapmak üzere astsubay nasbedilenler için iki yıl) deneme süresi sonunda Türk Silâhlı Kuvvetlerine uyum sağlayamayan veya astsubaylığa engel hali görülenler veya deneme süresinin bitiminden önce temin şartlarını taşımadığı anlaşılanlar ya da bu şartları kaybedenler ile deneme süresinin bitimine kadar kendi istekleri ile ayrılmak</p>

<p style="text-align:justify">isteyenlerin Türk Silâhlı Kuvvetlerinden ilişiklerinin kesileceği düzenlenmiş olup, söz konusu maddede disiplin veya disiplin puanına bağlı olarak ilişik kesmeye ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu durumda, 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nda dış kaynaktan muvazzaf astsubay adaylar açısından disiplin puanına bağlı olarak Eğitim Merkezinden ilişiklerinin kesilmesine ilişkin herhangi bir kanuni düzenleme bulunmadığı anlaşılmakta olup, davacının disiplin puanının tamamını kaybettiğinden bahisle Eğitim Merkezinden ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemde bu yönüyle hukuka uyarlık, davanın reddi yönündeki Mahkeme kararına yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">KARAR SONUCU:</p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan nedenlerle;</p>

<p style="text-align:justify">1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,</p>

<p style="text-align:justify">2. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesince verilen 26/11/2021 günlü, E:2021/2571, K:2021/2661 sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,</p>

<p style="text-align:justify">3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesine gönderilmesine,</p>

<p style="text-align:justify">4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na 6545 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile eklenen Geçici 8. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 04/03/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÖRNEK KARARLAR</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/danistaydan-astsubay-adaylari-icin-emsal-karar</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 10:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/12/images-1-1.jpg" type="image/jpeg" length="65571"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tebellüğden İmtina Edildiğine İlişkin Tutanak  Yazılı Bildirimin Yerine Geçmez]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/tebellugden-imtina-edildigine-iliskin-tutanak-yazili-bildirimin-yerine-gecmez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/tebellugden-imtina-edildigine-iliskin-tutanak-yazili-bildirimin-yerine-gecmez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kamu kurumlarında çalışan personellere yapılacak olan bildirimlerin çoğunluğu yazılı olarak yapılmak zorundadır.Yazılı olarak yapılması gereken bazı bildirimlerde bildirim yapılmak istenen kişi tebliğ işlemini kabul etmemektedir. Tebellüğden imtina eden kişi için tutulan tutanak tebliğ yerine geçer mi?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3 style="text-align:justify"><span><strong><span>Tebellüğden İmtina Edildiğine İlişkin Tutanak  Yazılı Bildirimin Yerine Geçmez</span></strong></span></h3>

<p></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Kamu kurumlarında çalışan personellere yapılacak olan bildirimlerin çoğunluğu yazılı olarak yapılmak zorundadır.Yazılı olarak yapılması öngörülen bazı bildirimler memurlar tarafından çeşitli nedenlerle kabul edilmemekte ve memur tebellüğden imtina etmektedir.Memurun kendisine yazılı olarak  tebliğ edilmesi gereken belgelerin memurca tebellüğ edilmemesi üzerine idareler memurun tebellüğden imtina ettiği yönünde tutanak düzenleyerek bundan sonra iş ve işlemleri  ilgili yazının memura tebliğ edilmiş olduğunu varsayarak yürütmektedirler.Ancak daha önceki yıllarda verilmiş olan bir Danıştay kararında memurun tebellüğden imtina etmiş olduğuna dair idarece düzenlenen  tutanağın memura bildirim yapılmış olduğu sonucunu doğurmadığı yönünde karar verilmiştir.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>İlgili mahkeme kararında  memurun kendisine tebliğ edilmek istenen evrakı teslim almaması üzerine düzenlenen tutanakta  memurun tebellüğden imtina etmiş olduğuna ilişkin ibare olmasının memura yazılı olarak yapılması gereken bildirimin sonuçlarını doğurmayacağı,memura bildirim yapılmış olması için yazılı belgede yer alan bilgilerin memura sözle iletilmiş olması gerektiği ve bu durumunda ilgili tutanakta imza altına alınmış olması hükmüne yer verilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="color:#ff0000"><strong><span id="LabelOzet">Tebellüğden imtina edildiğine ilişkin tutanağın, yazılı bildirimin yerine geçmeyeceği hakkında karar.</span></strong></span></span></span></p>

<div style="text-align:justify"><span><span><strong>Danıştay Beşinci Daire, Esas No : 2003/5993, Karar No : 2004/2832</strong></span></span></div>

<div style="text-align:justify"><span><span>     ........., idari işlemin bildirim tarihinden itibaren 60 gün olduğu; bu sürenin yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı hükmü getirildiği; bakılan davada, <strong>idarece dava konusu işlemin 26.7.2002 tarihinde davacıya tebliğ edilmek istenildiği; ilgilinin sözü edilen tebligatı almaktan kaçınması üzerine bu durumun 26.7.2002 tarihli tutanakla kayıt altına alındığı; bu suretle yazılı bildirimle beklenen amacın gerçekleştiği; sözü edilen tarihi izleyen 27.7.2002 gününden itibaren 60 gün içinde dava açılması gerekirken, bu süre geçtikten sonra 25.9.2002 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenemeyeceği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.</strong></span></span></div>

<div style="text-align:justify"><span><span>     Davacı, davanın süresinde olduğunu ileri sürmekte ve anılan kararın temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.</span></span></div>

<div style="text-align:justify"><span><span>     2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7/1. maddesinde, Danıştay'da ve idare mahkemelerinde idari dava açma süresinin, kural olarak, altmış gün olduğu belirtilmiş; Anayasanın 125. maddesinde ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinin 2/a. bendinde de, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı hükme bağlanmak suretiyle idari davalarda dava süresinin başlamasında <span style="color:#ff0000">"yazılı bildirim"</span> in esas alınması öngörülmüştür.</span></span></div>

<div style="text-align:justify"><span><span>     Anılan kural, yönetilenlere menfaatlerini ihlal eder nitelikteki işlemlerin idare tarafından açık ve anlaşılır bir biçimde duyurularak bir yandan onlara bu işlemlere karşı idari yollara veya dava yoluna başvurmaları konusunda inceleme ve düşünme imkanı sağlamak, öte yandan gereksiz, müphem ve mükerrer başvurulara meydan vermemek amacını taşımaktadır. Ancak bu kural idare mahkemesi hakiminin uygulamayı, uygulamanın sonuçlarını, dosyada mevcut bilgi ve dava konusu işlemin ve bununla ilgili diğer işlemlerin özelliğini değerlendirerek bunları yazılı bildirime karine olarak almasına ve belli bir tarihi yazılı bildirimin yapıldığı en son tarih olarak kabul etmesine engel değildir.</span></span></div>

<div style="text-align:justify"><span><span>     Bakılan davada, Mahkemece; dava konusu işlemin 26.7.2002 tarihinde davacıya tebliğ edilmek istenildiği; ilgilinin sözü edilen tebligatı almaktan kaçınması üzerine bu durumun 26.7.2002 tarihli tutanakla kayıt altına alındığı, bu suretle yazılı bildirimden beklenen amacın gerçekleştiği gerekçesine yer verilerek, dava süresi, tutanak tarihini izleyen günden itibaren başlatılmış ise de, sözü edilen tutanakta dava konusu işlemin, yazılı bildirimden beklenen amacı gerçekleştirecek şekilde <strong><span style="color:#333333">tüm unsurlarıyla ilgilisine aktarıldığı ve bu suretle duyurulduğu yolunda bilgi bulunmadığı; idarece, Dairemizin 23.3.2004 tarihli ara kararına cevap olarak gönderilen belgelerden davacının sözü edilen evrakı tebellüğden kaçınması üzerine ilgili evrakın Tebligat Kanunu'nun 21. ve Tebligat Tüzüğü'nün 30. maddeleri uyarınca davacıya tebliğ edildiğine dair bilgi ve belge de sunulmadığı anlaşıldığından, söz konusu tutanağa dayanılarak dava açma süresinin başlatılmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır</span></strong>.</span></span></div>

<div style="text-align:justify"><span><span>     Belirtilen durum karşısında, dava dilekçesinde gösterilen bildirim tarihine (2.8.2002) göre süresinde açılan davada, İdare Mahkemesince uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerekirken, süre aşımı yönünden davanın reddinde hukuki isabet görülmemiştir.</span></span></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>PERSONEL MEVZUATI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/tebellugden-imtina-edildigine-iliskin-tutanak-yazili-bildirimin-yerine-gecmez</guid>
      <pubDate>Mon, 14 Sep 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2018/03/memur.jpg" type="image/jpeg" length="78343"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[12 ay ceza almak memuriyete engel midir?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/12-ay-ceza-almak-memuriyete-engel-midir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/12-ay-ceza-almak-memuriyete-engel-midir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[12 ay hapis cezası alan bir kişinin memuriyetine engel bir husus bulunmadığı, memur olmaya engel hapis cezasının 1 yıl ve üzeri ceza alması gerektiği hakkında]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">12 ay ceza almak memuriyete engel midir?</h1>

<p style="text-align:justify">657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendi ve 98. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca görevine son verilen bir personel, söz konusu işlemin iptali istemiyle dava açmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Davaya bakan ilk derece mahkemesi; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda, kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkum olmamanın, Devlet memurluğuna alınacaklarda aranacak genel şartlar arasında sayıldığı ve bu şartın memurluk sırasında kaybedilmesinin, memurluğun sona ermesinin sebeplerinden birisi olarak düzenlendiği; dava konusu olayda davacının, cinsel taciz suçunu işlediğinden bahisle 12 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı, söz konusu cezanın onanarak kesinleştiği açık olmakla birlikte; somut olayda uyuşmazlığın çözümüne esas olmak üzere, 12 ay hapis cezası ile 1 yıl hapis cezasından ne anlaşılması gerektiğinin, dolayısıyla 12 ay hapis cezasının 1 yıl hapis cezası olarak mı değerlendirilmesi gerektiğinin açıklığa kavuşturulması açısından, söz konusu cezaların gün, ay ve yıl hesabı yapılarak infazının nasıl gerçekleştirildiğine bakılması gerektiği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu' nun "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61. maddesinin altıncı fıkrasında, hapis cezasının süresinin gün, ay ve yıl hesabıyla belirleneceği, bir günün, yirmidört saat; bir ayın, otuz gün olduğu, yılın ise, resmî takvime göre hesap edileceği düzenlemesine yer verildiği, diğer taraftan, 1 yıldan anlaşılması gereken süreninde 365 gün 5 saat 49 dakika olduğu hususunda tereddüt bulunmadığı; bu durumda, davacının toplam 12 ay hapis cezasının karşılığının toplam 360 gün olması ve 360 günün de 1 yıl olarak kabul edilemeyecek bulunması sebebiyle davacının kasten işlenen bir suçtan dolayı 1 yıl veya daha fazla ceza almamış olmak şartını kaybettiğinden bahsedilemeyecek bulunması karşısında; davalı idarece 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu' nun 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendi ve 98. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca davacının memuriyet görevine son verilmesi yönünde tesis edilen işlemde hukuka ve mevzuat hükümlerine uyarlık bulunmadığı, nitekim Danıştay 12. Dairesinin E:2016/8142, K:2259 sayılı ve 22/05/2018 tarihli kararının da bu yönde olduğu gerekçeleriyle dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir.</p>

<p style="text-align:justify">"İçtihat Metni"</p>

<p style="text-align:justify">T.C.</p>

<p style="text-align:justify">D A N I Ş T A Y</p>

<p style="text-align:justify">ONİKİNCİ DAİRE</p>

<p style="text-align:justify">Esas No : 2019/5033</p>

<p style="text-align:justify">Karar No : 2022/5305</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Vergi Dairesi Başkanlığı</p>

<p style="text-align:justify">VEKİLİ: Av. …</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">KARŞI TARAF (DAVACI): …</p>

<p style="text-align:justify">VEKİLİ: Av. …</p>

<p style="text-align:justify">İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">YARGILAMA SÜRECİ:</p>

<p style="text-align:justify">Dava konusu istem: ……………………. Vergi Dairesi Müdürlüğünde ................... olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendi ve 98. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca görevine son verilmesine ilişkin ............................... Vergi Dairesi Başkanlığının … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda, kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkum olmamanın, Devlet memurluğuna alınacaklarda aranacak genel şartlar arasında sayıldığı ve bu şartın memurluk sırasında kaybedilmesinin, memurluğun sona ermesinin sebeplerinden birisi olarak düzenlendiği; dava konusu olayda davacının, cinsel taciz suçunu işlediğinden bahisle 12 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı, söz konusu cezanın onanarak kesinleştiği açık olmakla birlikte; somut olayda uyuşmazlığın çözümüne esas olmak üzere, 12 ay hapis cezası ile 1 yıl hapis cezasından ne anlaşılması gerektiğinin, dolayısıyla 12 ay hapis cezasının 1 yıl hapis cezası olarak mı değerlendirilmesi gerektiğinin açıklığa kavuşturulması açısından, söz konusu cezaların gün, ay ve yıl hesabı yapılarak infazının nasıl gerçekleştirildiğine bakılması gerektiği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu' nun "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61. maddesinin altıncı fıkrasında, hapis cezasının süresinin gün, ay ve yıl hesabıyla belirleneceği, bir günün, yirmidört saat; bir ayın, otuz gün olduğu, yılın ise, resmî takvime göre hesap edileceği düzenlemesine yer verildiği, diğer taraftan, 1 yıldan anlaşılması gereken süreninde 365 gün 5 saat 49 dakika olduğu hususunda tereddüt bulunmadığı; bu durumda, davacının toplam 12 ay hapis cezasının karşılığının toplam 360 gün olması ve 360 günün de 1 yıl olarak kabul edilemeyecek bulunması sebebiyle davacının kasten işlenen bir suçtan dolayı 1 yıl veya daha fazla ceza almamış olmak şartını kaybettiğinden bahsedilemeyecek bulunması karşısında; davalı idarece 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu' nun 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendi ve 98. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca davacının memuriyet görevine son verilmesi yönünde tesis edilen işlemde hukuka ve mevzuat hükümlerine uyarlık bulunmadığı, nitekim Danıştay 12. Dairesinin E:2016/8142, K:2259 sayılı ve 22/05/2018 tarihli kararının da bu yönde olduğu gerekçeleriyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacının cinsel taciz suçundan 12 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı ve söz konusu cezanın kesinleştiği, bu nedenle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendi ve 98. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca görevine son verildiğinden dava konusu işlemde mevzuat hükümlerine aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: 12 ay hapis cezası ile 1 yıl hapis cezasının aynı olmadığı belirtilerek, istemin reddi gerektiği savunulmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …</p>

<p style="text-align:justify">DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">TÜRK MİLLETİ ADINA</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p style="text-align:justify">HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</p>

<p style="text-align:justify">Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.</p>

<p style="text-align:justify">Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">KARAR SONUCU:</p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan nedenlerle;</p>

<p style="text-align:justify">1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,</p>

<p style="text-align:justify">2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,</p>

<p style="text-align:justify">3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,</p>

<p style="text-align:justify">4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 09/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/12-ay-ceza-almak-memuriyete-engel-midir</guid>
      <pubDate>Mon, 14 Sep 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/05/danistay-karar.jpg" type="image/jpeg" length="67477"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kayıt Sistemi Yoksa Kamu Zararı Personele Yüklenemez]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/kayit-sistemi-yoksa-kamu-zarari-personele-yuklenemez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/kayit-sistemi-yoksa-kamu-zarari-personele-yuklenemez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kayıt ve zimmet sistemi bulunmayan kurumda kaybolan evrak yüzünden personele çıkarılan 70.970,93 TL'lik kamu zararını inceleyen KDK, sorumluluğun idarenin kendi organizasyon eksikliğinden kaynaklandığına hükmederek cezanın iptalini tavsiye etti]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">KDK: Kayıt Sistemi Kurulmamışsa Kamu Zararı Tek Başına Personele Rücu Edilemez</h1>

<p style="text-align:justify">Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsmanlık), evrak kayıt ve zimmet sistemi bulunmayan bir kamu kurumunda kaybolan resmi evrak nedeniyle çıkarılan 70.970,93 TL'lik kamu zararının tamamının, evrakı yalnızca fiziken taşıyan personele yükletilmesini hukuka aykırı buldu. Kurum, idarenin kendi organizasyon eksikliğinden doğan ispat güçlüğünü personele devretmesinin kusur sorumluluğunun temel ilkeleriyle bağdaşmadığına hükmederek, idari para cezasının iptali yönünde ilgili Bakanlığa tavsiyede bulundu.</p>

<p style="text-align:justify">Sürekli işçi kadrosunda görev yapan, valilik oluru ile zaman zaman şoförlük de üstlenen başvuran, kurum dışından gelen bir evrakı kurumun evrak kayıt birimine elden teslim ettiğini beyan etti. Ancak evrakın teslim sonrası akıbeti belirlenemedi. Başlatılan soruşturmada, evrakın kaybından yalnızca onu fiziken taşıyan başvuran sorumlu tutularak kendisine kamu zararı çıkarıldı.</p>

<p style="text-align:justify">Zarar tutarı, süreç uzadıkça işleyen yasal faizle birlikte başlangıçtaki yaklaşık 48.000 TL'den <strong>70.970,93 TL'ye</strong> yükseldi — yani başvurana rücu edilen tutarın önemli bir kısmı, soruşturma ve itiraz sürecinin uzamasından kaynaklanan faiz yüküydü.</p>

<p style="text-align:justify">İlgili Bakanlık, KDK'ya verdiği cevapta olay tarihinde kurumda evrak teslimi, devri ve takibine ilişkin <strong>standart bir kayıt defteri veya elektronik sistemin bulunmadığını</strong> kabul etti. Bu eksiklik ancak olaydan sonra, başhekimlik onayıyla giderildi. İdare ayrıca evrakın temin, kayıt ve takip süreçlerinin esas itibarıyla satın alma birimi sorumluluğunda yürütülmesi gerektiğini de itiraf etti — yani zararı tek başına yükleyen soruşturma raporu, idarenin kendi ifadesiyle çelişti.</p>

<p style="text-align:justify">Kurum, kamu zararının tesisinde şu ilkelerin çiğnendiğini tespit etti:</p>

<ul>
 <li style="text-align: justify;"><strong>İspat yükü idareye aittir.</strong> Başvurucunun evrakı teslim etmediğini gösteren tutanak, zimmet kaydı, kamera görüntüsü veya tanık beyanı gibi somut hiçbir delil yok. İspatlanamayan bir olgu, personel aleyhine yorumlanamaz.</li>
 <li style="text-align: justify;"><strong>Kurumsal eksiklik personele fatura edilemez.</strong> Evrak kayıt ve zimmet sistemi kurmak idarenin asli yükümlülüğüdür; bu yükümlülüğün ihmalinden doğan kayıt boşluğunun sonucu tek bir personele yükletilemez.</li>
 <li style="text-align: justify;"><strong>Kamu zararı varsayıma dayanamaz.</strong> Disiplin ve mali sorumluluk doğuran işlemler kesin ve inandırıcı delillere dayanmalıdır; şüpheden hareketle mali sorumluluk tesis edilemez.</li>
 <li style="text-align: justify;"><strong>Sorumluluk paylaşımı gözetilmemiş.</strong> Evrakın kurumdaki asıl takip sorumlusu satın alma birimiyken, muhakkik raporu zararı münhasıran başvurucuya yükleyip bu birimi değerlendirme dışı bırakmış — bu da soruşturmanın tarafsızlığını tartışmalı kılmış.</li>
 <li style="text-align: justify;"><strong>Ölçülülük ve hakkaniyet ihlal edilmiş.</strong> Görev tanımı yalnızca evrakı teslim almakla sınırlı olan personele, kendi yetki alanı dışındaki kayıt/zimmet/takip süreçlerinin sonucu yüklenmiş.</li>
</ul>

<p style="text-align:justify">KDK ayrıca idarenin, kararına karşı başvurulabilecek yol ve süreleri başvurana bildirmemesini "iyi yönetim ilkeleri" bakımından da eksik bulmuştur.</p>

<h2 style="text-align:justify">Karar</h2>

<p style="text-align:justify">KDK, başvurunun kabulü ile birlikte, disiplin soruşturması sonucu tesis edilen idari para cezası işleminin <strong>iptali yönünde</strong> ilgili Bakanlığa tavsiyede bulunmuştur. 6328 sayılı Kanun uyarınca idare, bu tavsiye üzerine tesis edeceği işlemi otuz gün içinde Kuruma bildirmekle yükümlüdür.</p>

<hr />
<h2 style="text-align:justify">📋 Bilgi Kutusu</h2>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <th style="text-align: justify;"></th>
   <th style="text-align: justify;"></th>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td style="text-align:justify"><strong>Karar Türü</strong></td>
   <td style="text-align:justify">Tavsiye Kararı</td>
  </tr>
  <tr>
   <td style="text-align:justify"><strong>Karar Sayısı</strong></td>
   <td style="text-align:justify">2026/18014-S.26.24541</td>
  </tr>
  <tr>
   <td style="text-align:justify"><strong>Başvuru No</strong></td>
   <td style="text-align:justify">2026/5801</td>
  </tr>
  <tr>
   <td style="text-align:justify"><strong>Karar Tarihi</strong></td>
   <td style="text-align:justify">10.09.2026</td>
  </tr>
  <tr>
   <td style="text-align:justify"><strong>Başvuru Tarihi</strong></td>
   <td style="text-align:justify">26.02.2026</td>
  </tr>
  <tr>
   <td style="text-align:justify"><strong>İlgili İdare</strong></td>
   <td style="text-align:justify">Sağlık Bakanlığı</td>
  </tr>
  <tr>
   <td style="text-align:justify"><strong>Konu</strong></td>
   <td style="text-align:justify">Evrak kaybı nedeniyle çıkarılan kamu zararının idari para cezası olarak personele rücu edilmesi</td>
  </tr>
  <tr>
   <td style="text-align:justify"><strong>Sonuç</strong></td>
   <td style="text-align:justify">Başvurunun kabulü; idari para cezası işleminin iptali yönünde tavsiye</td>
  </tr>
  <tr>
   <td style="text-align:justify"><strong>Dayanak İlkeler</strong></td>
   <td style="text-align:justify">Hukuk devleti ilkesi, hizmet kusuru, ispat yükü, kusur sorumluluğu, ölçülülük ve hakkaniyet ilkeleri</td>
  </tr>
  <tr>
   <td style="text-align:justify"><strong>İlgili Mevzuat</strong></td>
   <td style="text-align:justify">Anayasa m.10, m.74; 6328 sayılı KDK Kanunu m.5, m.17, m.20, m.21; 5018 sayılı Kanun m.8, m.71; 6085 sayılı Sayıştay Kanunu m.7; 4857 sayılı İş Kanunu m.5</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<hr />
<h2 style="text-align:justify">Kararın Tam Metni</h2>

<p style="text-align:justify"><strong>T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)</strong></p>

<p style="text-align:justify">SAYI: 2026/18014-S.26.24541 BAŞVURU NO: 2026/5801 KARAR TARİHİ: 10/09/2026</p>

<h3 style="text-align:justify">TAVSİYE KARARI</h3>

<p style="text-align:justify"><strong>BAŞVURUYA KONU İDARE:</strong> SAĞLIK BAKANLIĞI <strong>BAŞVURUNUN KONUSU:</strong> Başvuranın evrakın teslim ve kayıt sürecindeki eksiklikler nedeniyle tarafına verilen idari para cezasının kaldırılması talebi hakkındadır. <strong>BAŞVURU TARİHİ:</strong> 26/02/2026</p>

<p style="text-align:justify"><strong>I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ</strong></p>

<ol>
 <li style="text-align: justify;">Başvuran özetle, sürekli işçi kadrosunda, valilik oluru ile şoför olarak görev yaptığını, İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, İlçe Sağlık Müdürlüğü aracılığıyla hastaneye gönderilen bir evrakın, ilçe sağlık müdürlüğünce başvurana teslim edildiğini ve söz konusu evrakın hastanenin evrak kayıt birimine elden teslim edildiğini, evrakın teslim edildiği tarihte, kurum dışından gelen evrakların teslim alındığına ve kaydedildiğine ilişkin resmi bir kayıt defteri ya da işleyen bir sistem altyapısının bulunmadığını, bu durumun idarenin hizmet kusuru niteliğinde olduğunu, kaybolduğu iddia edilen evrakın içeriği itibarıyla asıl muhatabının ve takip sorumlusunun satın alma birimi memuru olduğunu, ilgili birim tarafından evrakın kuruma ulaşıp ulaşmadığının sorgulanmadığını ve gerekli takibin yapılmadığını, buna rağmen sorumluluğun yalnızca evrakı fiziken taşıması sebebiyle kendisine bırakıldığını, evrakın akıbetinin belirlenememesi üzerine başlatılan soruşturmada, muhakkik olarak görevlendirilen Sağlık Hizmetleri Müdürünün tarafından düzenlenen raporda, evrakın teslim edilmediğine dair somut ve hukuki bir delil ortaya konulmadığını, kararın varsayımlara dayandırıldığını, soruşturma sonucunda kendisine 70.970,93 TL tutarında kamu zararı çıkarıldığını, borç tutarının başlangıçta yaklaşık 48.000 TL seviyesinde olduğunu, yapılan itirazlar ve sürecin uzaması nedeniyle yasal faiz işletilerek borcun arttığını, borcun henüz ödenmediğini ve her ay faiz işlemeye devam ettiğini, somut delile dayanmayan, idarenin kayıt sistemi eksikliğinden ve birimlerin evrak takibini yapmamasından kaynaklandığı ileri sürülen bu borçlandırma işleminin hukuka aykırı olduğu iddia ederek, söz konusu idari para cezası işleminin kaldırılması talep edilmektedir.</li>
</ol>

<p style="text-align:justify"><strong>II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI</strong></p>

<ol start="2">
 <li style="text-align: justify;">Kurumumuzun 06.03.2026 tarih ve S. sayılı bilgi ve belge isteme yazısına istinaden Sağlık Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından cevaben gönderilen 27.3.2026 tarih E-sayılı yazı ve eklerinde özetle;</li>
</ol>

<p style="text-align:justify">2.1. Başvuranın 28.02.2023 tarihinde Sürekli İşçi (Temizlik Görevlisi) unvanı ile hastane bünyesinde göreve başladığı, 15.05.2023 tarihli yazı ile aynı unvanla görevine devam ettiği, farklı tarihlerde alınmış şoförlük Olur'larının bulunduğu, bu kapsamda ihtiyaç doğrultusunda şoförlük görevini de ifa ettiği, görev yaptığı dönemde idari hiyerarşi içerisinde dönemin İdari ve Mali İşler Müdürü'ne bağlı olarak çalıştığı, görev ve iş dağılımına ilişkin yetki ve sorumluluğun anılan birim amirliği uhdesinde bulunduğu,</p>

<p style="text-align:justify">2.2. Başvuruya konu olayın gerçekleştiği dönemde, hastanede evrakların teslim alınması, devri ve takibine ilişkin standart bir evrak kayıt defteri veya elektronik kayıt sisteminin bulunmadığı, evrak kayıt ve takip süreçlerine yönelik düzenli ve sistematik kayıt mekanizmasının, hastanede 30.07.2025 tarihi itibarıyla, İdari ve Mali İşler Müdürü Vekili tarafından yapılan teklif üzerine Başhekimlik makamının onayı ile oluşturulduğu,</p>

<p style="text-align:justify">2.3. Başvuruya konu olayın meydana geldiği tarihte evrakın hangi personel tarafından teslim alındığı, hangi aşamalardan geçtiği ve kimlere devredildiğinin açık ve kesin şekilde bilinmediği, öte yandan, ilgili dönemde evrak kayıt biriminde görev yapan personele ilişkin isim listesinde süreçlerin birim bazlı yürütüldüğü, başvuruya konu evrakın temin, kayıt ve takip süreçlerinin esas itibarıyla satın alma birimi sorumluluğunda yürütülmesinin gerektiği, bu kapsamda, ilgili süreçlerde görev yapan satın alma sorumlu sekreterinin, evrakın takibi ve ilgili işlemlere dair görev ve yetki alanı çerçevesinde sorumluluk taşıdığı, konuya açıklık getirilmesi amacıyla, adı geçen personelin 17.03.2026 tarihli ifadesinin alındığı, muhakkik tarafından düzenlenen raporda, kamu zararı hesaplanarak başvurucuya rücu edilmesinin öngörüldüğü hususları belirtilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>III. İLGİLİ MEVZUAT</strong></p>

<ol start="3">
 <li style="text-align: justify;">Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;</li>
</ol>

<p style="text-align:justify">3.1. "Kanun önünde eşitlik" başlıklı 10 uncu maddesinde; "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. … Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde (…) kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."</p>

<p style="text-align:justify">3.2. "Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı" başlıklı 74 üncü maddesinde, "…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…"</p>

<ol start="4">
 <li>
 <p style="text-align:justify">14.06.2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun "Kurumun Görevi" başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; "Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir."</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">4857 sayılı İş Kanununun "Eşit davranma ilkesi" başlıklı 5'inci maddesinde; "İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz."</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi Ve Kontrol Kanununun;</p>
 </li>
</ol>

<p style="text-align:justify">6.1. "Hesap verme sorumluluğu" başlıklı 8'inci maddesinde; "Her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludur ve yetkili kılınmış mercilere hesap vermek zorundadır."</p>

<p style="text-align:justify">6.2. "Kamu zararı" başlıklı 71'inci maddesinin birinci fıkrasında; "Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır."</p>

<ol start="7">
 <li style="text-align: justify;">6085 sayılı Sayıştay Kanununun "Sorumlular ve sorumluluk halleri" başlıklı 7 nci maddesinin 3 üncü fıkrasında; "Sorumlular; mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri ile illiyet bağı kurularak oluşturulan ilamda yer alan kamu zararından tek başlarına veya birlikte tazmin ile yükümlüdür." düzenlemelerine yer verilmiştir.</li>
</ol>

<p style="text-align:justify"><strong>IV. KAMU DENETÇİSİ ABDULLAH CENGİZ MAKAS'IN KAMU BAŞDENETÇİSİ'NE ÖNERİSİ</strong></p>

<ol start="8">
 <li style="text-align: justify;">Başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan "Tavsiye Kararı Önerisi" Kamu Başdenetçisi'ne sunulmuştur.</li>
</ol>

<p style="text-align:justify"><strong>V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme</strong></p>

<ol start="9">
 <li>
 <p style="text-align:justify">Başvuruya konu uyuşmazlık özetle; başvurandan soruşturma sonucunda talep edilen 70.970,93 TL tutarında idari para cezası hakkındadır.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Başvuru dosyası kapsamındaki bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde; başvurucunun sürekli işçi kadrosunda görev yaptığı, asli görevinin temizlik hizmetleri kapsamında bulunmasına karşın Olur ile şoför olarak görevlendirildiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık, anılan resmi evrakın hastaneye ulaştırılmasının ardından akıbetinin tespit edilememesi nedeniyle meydana geldiği ileri sürülen kamu zararının tamamının başvurucuya yükletilmesinin hukuka uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler incelendiğinde, idarenin cevabi yazısında açıkça ifade edildiği üzere, olayın meydana geldiği tarihte hastanede kurum dışından gelen resmi evrakların teslim alınmasına, kayıt altına alınmasına, ilgili birimlere zimmet karşılığında devredilmesine ve süreç boyunca izlenmesine imkân sağlayacak standart bir evrak kayıt defteri, elektronik evrak kayıt sistemi veya benzeri bir kurumsal kayıt mekanizmasının bulunmadığı bizzat idarece kabul edilmiştir. Ayrıca dosyada yer alan bilgi ve belgelerden, bu eksikliğin ancak 30.07.2025 tarihli Başhekimlik onayı ile giderilmeye çalışıldığı ve bu tarihten itibaren resmi evrak kayıt ve takip sisteminin oluşturulduğu anlaşılmaktadır.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Kamu hizmetlerinin etkin, düzenli, güvenilir ve hesap verilebilir biçimde yürütülmesi, Anayasa'nın 2. maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesinin doğal sonucudur. Bu kapsamda idarenin, kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında kullanılan resmi evrakların kayıt altına alınmasını sağlayacak gerekli organizasyonu kurma, evrak hareketlerini denetlenebilir hale getirme, teslim eden ve teslim alan görevlileri belirleme, zimmet usulünü işletme ve evrakın ilgili birime ulaştığını ortaya koyabilecek kayıt sistemini oluşturma yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu yükümlülük, kamu görevlilerinin bireysel sorumluluğundan bağımsız olarak idarenin hizmetin organizasyonundan kaynaklanan asli sorumluluğunu oluşturmaktadır.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Dolayısıyla, idarenin yerine getirmesi gereken bu kurumsal yükümlülükleri yerine getirmemesi sonucu ortaya çıkan kayıt boşluğunun sonuçlarının tek bir personele yükletilmesi, hukuk devleti ilkesiyle, hukuki güvenlik ilkesiyle ve kusur sorumluluğunun temel esaslarıyla bağdaşmamaktadır. İdarenin kendi organizasyon eksikliğinden kaynaklanan ispat güçlüğünü personele yüklemesi, idare hukukunun genel ilkeleri bakımından kabul edilebilir nitelikte değildir.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Öte yandan dosya kapsamından başvurucunun asli görevinin temizlik personeli olduğu, yalnızca Olur ile şoför olarak görevlendirildiği, olay tarihinde de kendisine verilen görev kapsamında resmi evrakı ilgili kurumdan teslim alarak hastaneye ulaştırmakla yükümlü olduğu anlaşılmaktadır. Başvurucunun görev tanımı ve fiilen yerine getirdiği görev dikkate alındığında, resmi evrakın kuruma ulaştırılmasından sonraki kayıt, zimmet, sevk ve takip işlemlerinin başvurucunun görev ve yetki alanında bulunmadığı açıktır.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Buna karşılık resmi evrakın teslim alınması, kayıt altına alınması, ilgili idari birime yönlendirilmesi, satın alma sürecine ilişkin işlemlerin yürütülmesi, evrakın muhafazası ve sonuçlandırılması tamamen idarenin ilgili idari birimlerinin sorumluluğunda bulunan kurumsal işlemlerdir. Nitekim idarenin cevabi yazısında da başvuru konusu evrakın temin, kayıt ve takip süreçlerinin esas itibarıyla satın alma birimi tarafından yürütülmesi gerektiği açıkça belirtilmiş; ayrıca satın alma biriminde görev yapan personelin de soruşturma kapsamında ifadesine başvurulduğu ifade edilmiştir.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Bu tespit karşısında, idarenin kendi değerlendirmesi dahi olayın yalnızca başvurucunun fiilinden kaynaklanmadığını, sürecin yönetiminden sorumlu başka görevlilerin de bulunduğunu ortaya koymaktadır. Buna rağmen düzenlenen muhakkik raporunda kamu zararının münhasıran başvurucuya yükletildiği, satın alma biriminin sorumluluğunun ise değerlendirme dışı bırakıldığı görülmektedir. Bu durum, soruşturmanın objektiflik ve tarafsızlık ilkeleri bakımından da tartışmalı hale gelmesine neden olmaktadır.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Somut olayda ise başvurucunun resmi evrakı ilgili birime teslim etmediğini ortaya koyan herhangi bir teslim tutanağı, zimmet kaydı, kamera görüntüsü, elektronik kayıt, tanık beyanı veya benzeri nitelikte kesin ve objektif bir delil bulunmamaktadır. Aksine dosya kapsamındaki tüm değerlendirmeler, evrakın teslim edilip edilmediğinin belirlenememesinin temel nedeninin olay tarihinde herhangi bir kayıt ve takip sisteminin mevcut olmaması olduğunu göstermektedir.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Bu durumda başvurucunun evrakı teslim ettiğine ilişkin savunmasının aksini ispat yükü idareye aittir. Ancak idare, bu iddiasını doğrulayabilecek herhangi bir objektif delil ortaya koyamamıştır. İspat edilemeyen bir olgunun başvurucu aleyhine yorumlanması ve idarenin kendi kayıt eksikliğinden doğan belirsizliğin başvurucuya yüklenmesi, ispat yüküne ilişkin genel hukuk ilkeleriyle bağdaşmadığı gibi hukuki güvenlik ve hakkaniyet ilkelerini de zedelemektedir.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Diğer taraftan dosya kapsamından, evrakın içeriğinin satın alma işlemlerine ilişkin olduğu, ilgili birim tarafından beklenen evrakın makul süre içerisinde ulaşmaması üzerine herhangi bir araştırma yapılmadığı, evrakın akıbetinin sorgulanmadığı, İl Sağlık Müdürlüğü veya İlçe Sağlık Müdürlüğü ile gerekli koordinasyonun sağlanmadığı ve süreç içerisinde herhangi bir iç denetim mekanizmasının işletilmediği de anlaşılmaktadır. Bu durum, olayın meydana gelmesinde yalnızca başvurucunun davranışının değil, idarenin koordinasyon eksikliğinin ve hizmetin gereği gibi organize edilmemesinin de etkili olduğunu göstermektedir.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">İdare hukukunda kabul edilen hizmet kusuru ilkesi uyarınca idarenin hizmeti hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi nedeniyle ortaya çıkan zararların sonuçlarından idare de sorumludur. Somut olayda resmi evrak kayıt sisteminin bulunmaması, zimmet usulünün oluşturulmamış olması, evrak hareketlerinin izlenememesi ve ilgili idari birimler arasında etkili koordinasyon sağlanamaması birlikte değerlendirildiğinde, olayda idareye atfedilebilecek açık bir hizmet kusurunun bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Nitekim olayın ardından 30.07.2025 tarihinde Başhekimlik onayı ile resmi evrak kayıt sisteminin oluşturulmuş olması da, olay tarihinde mevcut uygulamanın yetersiz olduğunun ve idarenin organizasyon eksikliğinin fiilen kabul edildiğinin önemli bir göstergesidir. Her ne kadar sonradan alınan tedbirler tek başına önceki uygulamanın hukuka aykırılığını ispatlamasa da, somut olayın meydana gelmesine neden olan yapısal eksikliğin idarece de fark edildiğini ortaya koyması bakımından dikkate değer niteliktedir.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Bunun yanında disiplin ve mali sorumluluk doğuran idari işlemler, bireylerin malvarlığı ve hukuki statüsü üzerinde doğrudan sonuç doğurduğundan, bu işlemlerin varsayımlara değil kesin ve inandırıcı delillere dayanması hukuk devleti ilkesinin zorunlu bir gereğidir. Şüpheden hareketle kişiye mali sorumluluk yüklenmesi mümkün olmadığı gibi, ispat edilemeyen ihtimaller esas alınarak kamu zararının tek bir personele yükletilmesi de ölçülülük, adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Sonuç olarak, somut olayda resmi evrakın akıbetinin belirlenememesine yol açan temel nedenin, idarenin olay tarihinde resmi evrak kayıt ve takip sistemini kurmamış olması, zimmet mekanizmasını işletmemesi, iç denetim ve koordinasyon süreçlerini etkin şekilde yerine getirmemesi olduğu anlaşılmaktadır. Başvurucunun resmi evrakı teslim etmediğini ortaya koyan kesin ve objektif deliller bulunmadığı gibi, kamu zararının münhasıran başvurucunun kusurundan kaynaklandığını ortaya koyabilecek hukuken yeterli bir ispat da mevcut değildir.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Bu itibarla, idarenin kendi hizmet kusuru ve organizasyon eksiklikleri dikkate alınmaksızın, yalnızca varsayımsal değerlendirmelere dayanılarak kamu zararının tamamının başvurucuya yüklenmesine ilişkin işlemin hukuki güvenlik, kusur sorumluluğu, hizmet kusuru, ispat yükü, ölçülülük ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmadığı, bu nedenle söz konusu işlemin hukuka uygunluk taşımadığı değerlendirilmiştir.</p>
 </li>
</ol>

<p style="text-align:justify"><strong>B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme</strong></p>

<ol start="25">
 <li style="text-align: justify;">İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6'ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde kanunlara uygunluk, hesap verilebilirlik, şeffaflık, kararların gerekçeli olması ve ilkelerine uygun davrandığı, ancak başvuran adına düzenlenen Gönderme Kararına cevap vermediği, dolayısıyla idare tarafından söz konusu işlemde makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi işlemlerinde, ayrıca idari işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceği bildirilmediğinden "karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi" ilkesine uygun davranmadığı anlaşılmış olup idarenin bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.</li>
</ol>

<p style="text-align:justify"><strong>VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA</strong></p>

<ol start="26">
 <li style="text-align: justify;">14.06.2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu'nun 17'inci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna, dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup anılan Kanun'un "Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması" başlıklı 21'inci maddesinde, Kamu Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiş; Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 38'inci maddesinin dördüncü fıkrasında da Kurumun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren, altı ay içinde sonuçlandıramaması halinde durumun gerekçesiyle birlikte başvurana tebliğ edileceği ve durmuş olan dava açma süresinin tebliğden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi ve dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu başvurana 24.08.2026 tarihli yazı ile bildirilmiştir.</li>
</ol>

<p style="text-align:justify"><strong>VII. KARAR</strong></p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan gerekçelerle <strong>BAŞVURUNUN KABÜLÜNE</strong>;</p>

<p style="text-align:justify">Başvuran hakkında yürütülen disiplin soruşturması neticesinde tesis edilen idari para cezası işleminin iptali yönünde <strong>SAĞLIK BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,</strong></p>

<p style="text-align:justify">6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20'nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, idare tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,</p>

<p style="text-align:justify">Kararın <strong>BAŞVURANA</strong> ve <strong>SAĞLIK BAKANLIĞINA</strong> tebliğine,</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi'nce karar verildi.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Mehmet AKARCA Kamu Başdenetçisi</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>MALİYE MEVZUATI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/kayit-sistemi-yoksa-kamu-zarari-personele-yuklenemez</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 12:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/04/images-2.png" type="image/jpeg" length="71837"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay’dan Fazla Çalışma Hesabında Üç Önemli Kriter]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/yargitaydan-fazla-calisma-hesabinda-uc-onemli-kriter</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/yargitaydan-fazla-calisma-hesabinda-uc-onemli-kriter" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay, fazla çalışma hesabında ara dinlenmesi, primli ücret hesabı ve tanık beyanlarının hangi dönem için dikkate alınacağına açıklık getirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify"><strong>Yargıtay’dan fazla çalışma hesabında üç önemli kriter</strong></h1>

<p style="text-align:justify">Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, fazla çalışma hesabında ara dinlenmesinin çalışma süresine göre belirlenmesi, primli ücretlerde fazla çalışma hesabının farklı yöntemle yapılması ve tanık beyanlarının çalışılan dönemle sınırlı değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti.</p>

<p style="text-align:justify">Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işçilik alacaklarına ilişkin bir uyuşmazlıkta fazla çalışma hesabına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p style="text-align:justify">Daire, öncelikle ara dinlenmesi süresinin günlük çalışma süresine göre belirlenmesi gerektiğini vurguladı. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 68. maddesine göre dört saat veya daha kısa çalışmalarda en az 15 dakika, dört saatten fazla ve yedi buçuk saatten az çalışmalarda en az 30 dakika, yedi buçuk saati aşan çalışmalarda ise en az bir saat ara dinlenmesi verilmesi gerektiği belirtildi.</p>

<p style="text-align:justify">Yargıtay, günlük çalışma süresinin 4857 sayılı Kanun'un 63. maddesi uyarınca 11 saati aşamayacağını hatırlatarak, 11 saate kadar olan çalışmalar bakımından en az bir saat; 11 saati aşan çalışmalar bakımından ise en az bir buçuk saat ara dinlenmesi kabul edilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p style="text-align:justify">Kararda ayrıca sabit ücret yanında satış primi alan işçilerin fazla çalışma ücretinin hesabına ilişkin yönteme açıklık getirildi.</p>

<p style="text-align:justify">Buna göre, sabit ücret üzerinden fazla çalışma ücretinin %150 zamlı saat ücreti esas alınarak hesaplanması; ödenen primin ise fazla çalışmanın zamsız kısmını karşıladığı kabul edilerek prim tutarının %50 zam kısmına göre ayrıca hesaplama yapılması gerekiyor. Bu iki hesabın toplamının işçinin hak kazandığı fazla çalışma ücretini oluşturacağı belirtildi.</p>

<p style="text-align:justify">Somut olayda işçinin sabit ücretin yanında satış primi aldığı belirlenmesine rağmen, fazla çalışma ücretinin satış primi de dahil edilerek doğrudan 1,5 kat üzerinden hesaplanmasını hatalı bulan Yargıtay, hesabın yukarıda belirtilen yöntemle yapılması gerektiğine karar verdi.</p>

<p style="text-align:justify">Daire, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının ispatında tanık beyanlarının kapsamına ilişkin de önemli bir değerlendirme yaptı. Davacı tanıklarının davacıyla birlikte çalıştıkları dönem sınırlı olduğundan, bu tanıkların beyanlarına yalnızca birlikte çalışılan dönem bakımından itibar edilmesi; diğer dönemler yönünden ise davalı tanıklarının beyanlarının değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.</p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenlerle Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin kararını bozdu.</p>

<p style="text-align:justify">Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 30.04.2026 tarihli ve E.2026/1942, K.2026/4154 sayılı kararıyla; fazla çalışma ve tatil alacaklarının hesabında ara dinlenmesi, prim ödemeleri ve tanık beyanlarının dönemsel kapsamının dikkate alınması gerektiğine hükmetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">9. Hukuk Dairesi 2026/1942 E. , 2026/4154 K.</font><br />
<font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2023/2996 E., 2025/2478 K.<br />
DAVA TARİHİ : 07.09.2022<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Akçakoca 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi<br />
SAYISI : 2022/416 E., 2023/469 K.<br />
<br />
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:<br />
I. DAVA<br />
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin iş sözleşmesini ödenmeyen işçilik alacakları nedeniyle haklı nedenle feshettiğini, bu nedenle kıdem tazminatına hak kazandığını, kullanılmayan yıllık izin ücretinin ödenmediğini, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının karşılığının eksik ödendiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br />
II. CEVAP<br />
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iş sözleşmesini haklı neden olmaksızın kendi isteğiyle feshettiğini, bu nedenle kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarına ilişkin ücretlerin bordrolar ve banka kayıtlarıyla ödendiğini, fazla çalışma bulunmadığını, kullanılmayan yıllık izin alacağı olmadığını, ayrıca zamanaşımı def'inde bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.<br />
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br />
lk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı işverenin iş sözleşmesinin kıdem tazminatına hak kazandırmayacak şekilde sona erdiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, kullanılmayan yıllık izinlerin kullandırıldığı veya ücretinin ödendiğinin yazılı belgeyle ispatlanamadığı, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının tanık beyanları ile ispatlandığı, bilirkişi raporunda zamanaşımı def'i dikkate alınarak hesaplama yapıldığı ve fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarından %30 oranında indirim uygulanmasının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br />
IV. İSTİNAF<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının ödenmeyen işçilik alacakları nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğinden kıdem tazminatına hak kazandığı, İlk Derece Mahkemesince fesih gerekçesinin hatalı açıklanmış olmasının sonucu değiştirmediği, kullanılmayan yıllık izinlerin kullandırıldığı veya ücretinin ödendiğinin ispatlanamadığı, fazla çalışma alacağının puantaj kayıtları, tanık beyanları ve zamanaşımı dikkate alınarak hesaplanmasında isabetsizlik bulunmadığı, ancak ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının puantaj kayıtları ve ücret bordrolarına göre karşılığının ödendiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak ulusal bayram ve genel tatil ücreti talebinin reddi suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br />
V. TEMYİZ<br />
A. Temyiz Sebepleri<br />
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;<br />
1. Davacının iş sözleşmesini haklı neden olmaksızın feshettiğini, bu nedenle kıdem tazminatına hak kazanamayacağını,<br />
2. Fazla çalışma yapılmadığını, tüm fazla çalışma ücretlerinin bordrolar ve banka kayıtlarıyla ödendiğini, tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini,<br />
3. Kullanılmayan yıllık izin alacağı bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesi kararının eksik inceleme ve hatalı bilirkişi raporuna dayandığını ileri sürmüştür.<br />
B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık, fesih, fazla çalışma ve yıllık ücretli izin hususlarına ilişkindir.<br />
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.<br />
2. Ara dinlenme 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 68. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükümde ara dinlenme süresi, günlük çalışma süresine göre kademeli bir şekilde belirlenmiştir. Buna göre dört saat veya daha kısa süreli günlük çalışmalarda en az on beş dakika, dört saatten fazla ve yedi buçuk saatten az çalışmalar için en az yarım saat ve günlük yedi buçuk saati aşan çalışmalar bakımından ise en az bir saat ara dinlenmesi verilmelidir. Uygulamada yedi buçuk saatlik çalışma süresinin çok fazla aşıldığı günlük çalışma sürelerine de rastlanmaktadır. 4857 sayılı Kanun'un 63. maddesi hükmüne göre, günlük çalışma süresi on bir saati aşamayacağından, 68. maddenin belirlediği yedi buçuk saati aşan çalışmalar yönünden en az bir saatlik ara dinlenmesi süresinin, günlük en çok on bir saate kadar olan çalışmalarla ilgili olduğu kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla günde on bir saate kadar olan (on bir saat dâhil) çalışmalar için ara dinlenmesi en az bir saat, on bir saatten fazla çalışmalarda ise en az bir buçuk saat olarak verilmelidir.<br />
Yukarıdaki açıklamalar dikkate alındığında; somut uyuşmazlıkta, Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin davacının tüm dönemler itibarıyla yarım saat ara dinlenme yaptığının kabulüne göre hüküm kurulması hatalıdır.<br />
3. Ücret, sabit ücret ile satışa, sefer sayısına vs. bağlı primden oluşuyorsa; satışa, ürün miktarına, sefer sayısına veya gidilen kilometreye göre prim ödemelerinde, sabit ücret üzerinden %150 zamlı saat ücretine göre hesaplama yapılarak sabit ücrete göre hak kazanılan fazla çalışma ücreti belirlenir. Ödenen prim miktarının %50 zam kısmına göre de hesaplama yapılır ve her iki hesap yöntemi toplanarak fazla çalışma ücreti belirlenir. Örneğin işçinin 3.000,00 TL sabit ücret ve 1.000,00 TL ortalama prim aldığı durumda 3.000,00 TL/225 saat x 1,5 x fazla çalışma saat sayısı = A şeklinde sabit ücrete göre hak kazanılan fazla çalışma ücreti belirlenir. Aynı dönem için ödenen primlerin fazla çalışmanın zamsız kısmını karşıladığı kabul edilerek, prim tutarı için 1.000,00 TL/225 saat x 0,5 x fazla çalışma saat sayısı = B hesabıyla prime düşen fazla çalışma ücreti belirlenir. A+B toplamı o dönem için hak kazanılan fazla çalışma ücretini belirler.<br />
Somut uyuşmazlıkta davacının davalı işyerinde sabit ücretin yanında satış primi ile çalıştığı belirlenmesine rağmen fazla çalışma ücretinin yukarıda belirtilen esaslar yerine satış primi de dâhil olacak şekilde 1,5 kat üzerinden hesaplanması hatalıdır.<br />
4. Mahkemece ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının tüm çalışma dönemi yönünden davacı tanık beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulmuş ise de, davacı tanıklarının davacı ile çalışmalarının sınırlı olduğu bu hâlde davacı tanıklarının beyanlarına davacı ile çalıştıkları dönemle sınırlı olarak itibar edilmesi diğer dönemler yönünden ise davalı tanık beyanlarına göre karar verilmesi gerekirken bu husuz gözetilmeksizin hüküm kurulması da hatalıdır.<br />
VI. KARAR<br />
Açıklanan sebeple;<br />
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,<br />
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,<br />
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,<br />
30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/yargitaydan-fazla-calisma-hesabinda-uc-onemli-kriter</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/05/zimmet-sucunda-kamu-gorevlisi-ibaresinden-ne-anlasilmasi-gerektigi-hakkinda-karar-h31132-1a401-1.webp" type="image/jpeg" length="99702"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Garanti süresi dolmadan telefon yenilenmesi kamu zararı mı?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/garanti-suresi-dolmadan-telefon-yenilenmesi-kamu-zarari-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/garanti-suresi-dolmadan-telefon-yenilenmesi-kamu-zarari-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sayıştay 8. Dairesi, garanti süresi dolmadan yenilenen cep telefonu nedeniyle kamu zararı oluşmadığına karar verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Sayıştay: Garanti Süresi Dolmadan Yenilenen Cep Telefonunda Kamu Zararı Yok</h1>

<p style="text-align:justify">Sayıştay, mevcut telefonun teknoloji ve kapasite bakımından ihtiyacı karşılamaması nedeniyle garanti süresi dolmadan yeni telefon alınmasını, cihazların demirbaş kaydının yapılmış olması nedeniyle kamu zararı olarak değerlendirmedi.</p>

<p style="text-align:justify">Bir kamu idaresinde başkanın kullandığı cep telefonunun iki yıllık garanti süresi dolmadan yenilenmesi, Sayıştay incelemesine konu oldu.</p>

<p style="text-align:justify">Yapılan değerlendirmede, ilk telefonun mevcut teknoloji ve kapasitesinin ihtiyacı karşılamaması nedeniyle ikinci bir telefon alınmasının zorunlu hale geldiği belirtildi. Ayrıca hem ilk telefonun hem de yeni alınan telefonun taşınır kayıtlarının yapılarak kurumun demirbaşları arasına kaydedildiği tespit edildi.</p>

<p style="text-align:justify">Sayıştay 8. Dairesi, bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde söz konusu telefon alımı nedeniyle kamu zararının oluşmadığı sonucuna vardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Bu kapsamda, telefonun garanti süresi dolmadan yenilenmiş olmasının tek başına kamu zararı oluşturmadığı; yapılan yeni alımın kurumun ihtiyacını karşılamaya yönelik olması ve alınan cihazın kurum demirbaşına kaydedilmesi dikkate alınarak ilgili tutar hakkında <strong>“ilişilecek bir husus bulunmadığına”</strong> karar verildi.</p>
<meta charset="UTF-8">

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr style="background-color:#f2f2f2">
   <th align="left">Alan</th>
   <th align="left">Bilgi</th>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Daire</strong></td>
   <td>8</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Karar Tarihi</strong></td>
   <td>11.01.2024</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Karar No</strong></td>
   <td>304</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>İlam No</strong></td>
   <td>385</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Madde No</strong></td>
   <td>4</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Kamu İdaresi Türü</strong></td>
   <td>Diğer Özel Bütçeli İdareler</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Hesap Yılı</strong></td>
   <td>2017</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Konu</strong></td>
   <td>Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Karar Özeti</strong></td>
   <td>Cep telefonunun garanti süresi dolmadan yenilenmesi</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p style="text-align:justify">Cep telefonunun garanti süresi dolmadan yenilenmesi<br />
<br />
… Başkanının cep telefonunun iki yıllık garanti süresi dolmadan yenilenmesi sonucu oluştuğu iddia edilen ve hakkında ilişilecek bir husus bulunmadığına hükmedilen … TL ödeme hakkında … Kurumu … yılı hesabının 8. Dairede yargılanması sonucu düzenlenen … sayılı İlamın …’inci maddesiyle verilen beraat hükmüne ilişkin olarak Başsavcılık adına temyiz talebinde bulunan Sayıştay Başsavcısı … tarafından verilen dilekçe üzerine Temyiz Kurulu tarafından verilen … tarih ve … tutanak numaralı bozma kararı çerçevesinde 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü gereğince konunun görüşülmesine karar verildi.<br />
<br />
İlk telefonun mevcut teknoloji ve kapasitesinin yetersizliği nedeniyle ihtiyacı karşılamaması üzerine ikinci telefonun alınmasının zorunlu hale geldiği, gerek ilk telefonun gerekse de ikinci telefonun taşınır kayıtları yapılmak suretiyle Kurumun demirbaşları arasına kaydedildiği, dolayısıyla yapılan alım nedeniyle kamu zararına sebebiyet verilmediği anlaşıldığından, uyuşmazlık konusu edilen … TL hakkında ilişilecek bir husus bulunmadığına, oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAHALLİ İDARELER</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/garanti-suresi-dolmadan-telefon-yenilenmesi-kamu-zarari-mi</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 21:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/09/32cd1338-0363-4444-8016-dfd888f14d92.jpg" type="image/jpeg" length="52803"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zamanaşımına Uğrayan Disiplin Fiilinde Sübut İncelemesi]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/zamanasimina-ugrayan-disiplin-fiilinde-subut-incelemesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/zamanasimina-ugrayan-disiplin-fiilinde-subut-incelemesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay, disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrayan fiillerde, ayrıca idari yaptırım öngörülmemişse fiilin sübutunun ayrıca incelenmesine gerek olmadığına karar verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Zamanaşımına Uğrayan Disiplin Fiilinde Sübut İncelemesi Zorunlu mu? Danıştaydan Önemli Karar</h1>

<p style="text-align:justify">Danıştay, disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrayan ve ayrıca başka bir idari yaptırım öngörülmeyen fiiller bakımından, fiilin sübuta erip ermediği değerlendirilmeden dosyanın zamanaşımı nedeniyle işlemden kaldırılabileceğine karar verdi.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay İkinci Dairesi, zamanaşımına uğrayan disiplin fiillerinin değerlendirilmesine ilişkin önemli bir karara imza attı.</p>

<p style="text-align:justify">Daire, hakkında disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrayan ve zamanaşımına uğrayan fiil nedeniyle disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım uygulanması öngörülmeyen durumlarda, disiplin kurulunca fiilin sübuta erip ermediğinin ayrıca değerlendirilmesine gerek bulunmadığına hükmetti.</p>

<p style="text-align:justify">Karara konu olayda, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı ve Ankara Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğünde görev yapan bazı personelin 2005, 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında yürüttükleri teknik takip işlemlerinde usulsüzlük yaptıkları iddiaları üzerine disiplin soruşturması gerçekleştirildi.</p>

<p style="text-align:justify">Soruşturma raporunda, davacının Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6, 8/7 ve 8/12. maddelerinde düzenlenen fiilleri işlediği ve iki ayrı meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılması gerektiği yönünde kanaat bildirildi.</p>

<p style="text-align:justify">Buna karşın İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunca, isnat edilen fiillerin işlendiği tarihler itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesinde öngörülen disiplin cezası verme yetkisine ilişkin zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildi.</p>

<h2 style="text-align:justify">Danıştay: Zamanaşımı varsa kural olarak sübut incelemesi yapılmasına gerek yok</h2>

<p style="text-align:justify">Danıştay İkinci Dairesi, disiplin hukukunda zamanaşımının uygulanmasına ilişkin değerlendirmesinde önemli bir ayrım yaptı.</p>

<p style="text-align:justify">Daireye göre kural olarak, zamanaşımına uğrayan bir fiille ilgili yapılan soruşturmada öncelikle fiilin belirlenmesi, ardından zamanaşımına uğrayıp uğramadığının değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Zamanaşımının gerçekleştiğinin tespit edilmesi halinde ise fiilin sübuta erip ermediği tartışılmadan, zamanaşımına uğradığının saptanması ve dosyanın işlemden kaldırılması gerekiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak zamanaşımına uğrayan fiil nedeniyle disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım öngörülmüşse, bu durumda farklı bir hukuki değerlendirme yapılması gerekiyor. Böyle bir durumda fiilin sübuta erip ermediği belirlendikten sonra zamanaşımı nedeniyle işlemden kaldırma kararı verilmesi gerekiyor.</p>

<h2 style="text-align:justify">Somut olayda başka bir idari yaptırım bulunmadı</h2>

<p style="text-align:justify">Danıştay, somut olayda davacının zamanaşımına uğrayan eylemi nedeniyle disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım öngörülmediğine dikkat çekti.</p>

<p style="text-align:justify">Ayrıca davacının 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun Geçici 28. maddesi kapsamında bulunmadığı tespit edildi.</p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle Yüksek Disiplin Kurulunun, davacının disiplin cezasını gerektirecek fiilinin sübuta erip ermediği konusunda değerlendirme yapmaksızın yalnızca isnat edilen eylemler yönünden zamanaşımı süresinin dolduğunu tespit etmesi ve dosyayı zamanaşımı nedeniyle işlemden kaldırması hukuka uygun bulundu.</p>

<h2 style="text-align:justify">Karşı oylar dikkat çekti</h2>

<p style="text-align:justify">Kararda iki ayrı gerekçede karşı oy bulunması da dikkat çekti.</p>

<p style="text-align:justify">Karşı oy görüşlerinden birinde, disiplin yönünden incelenen fiillerin disiplin hukuku dışında da sonuçlarının bulunabileceği, bu nedenle eylemin sübuta erip ermediğinin tespitinin farklı hukuki sonuçlar doğurabileceği belirtildi.</p>

<p style="text-align:justify">Diğer karşı oyda ise soruşturma raporunda isnat edilen fiillerin sübuta erdiği kanaatine varılmış olmasına rağmen, Yüksek Disiplin Kurulunca fiilin sübutu değerlendirilmeden doğrudan zamanaşımı nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasının hukuka uygun olmadığı savunuldu.</p>

<p style="text-align:justify">Bu görüşe göre, soruşturma dosyasındaki bilgi, belge ve ifadeler birlikte değerlendirilerek hukuki sorumluluğun tespit edilmesi, ardından zamanaşımı değerlendirmesi yapılması gerekiyordu.</p>

<p style="text-align:justify">Kararın çoğunluk görüşü itibarıyla ortaya koyduğu temel ilke şu şekilde özetlenebilir:</p>

<p style="text-align:justify">Zamanaşımına uğramış bir disiplin fiili nedeniyle disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım veya hukuki sonuç doğmayacaksa, fiilin sübuta erip ermediğinin ayrıca tespit edilmesi zorunlu değildir.</p>

<p style="text-align:justify">Buna karşılık, fiilin sübutunun belirlenmesi başka bir idari yaptırımın uygulanması veya başka bir hukuki sonuç doğurması bakımından önem taşıyorsa, yalnızca zamanaşımı tespitiyle yetinilemez.</p>

<p></p>

<hr />
<p style="text-align:justify">KARARIN TAM METNİ</p>

<p style="text-align:justify"><strong>T.C.</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>D A N I Ş T A Y</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>İKİNCİ DAİRE</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Esas No : 2021/9381</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Karar No : 2025/194</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>TEMYİZ EDEN (DAVACI) :</strong> …</p>

<p style="text-align:justify"><strong>VEKİLİ :</strong> Av. …</p>

<p style="text-align:justify"><strong>KARŞI TARAF (DAVALI) :</strong> İçişleri Bakanlığı</p>

<p style="text-align:justify"><strong>VEKİLİ :</strong> I. Hukuk Müşaviri Yrd. …</p>

<h2 style="text-align:justify">İSTEMİN KONUSU</h2>

<p style="text-align:justify">Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince verilen 21/11/2017 günlü, E:2017/10770, K:2017/12369 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.</p>

<h2 style="text-align:justify">YARGILAMA SÜRECİ</h2>

<h3 style="text-align:justify">Dava Konusu İstem</h3>

<p style="text-align:justify">Dava; Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı olarak görev yaptığı dönemdeki eylemleri nedeniyle davacının, hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda düzenlenen raporda, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6, 8/7 ve 8/12. maddeleri gereğince 2 kez ayrı ayrı meslekten çıkarma cezası ile tecziye edilmesi kanaati bildirilmiş ise de, iddia olunan suçların işleniş tarihi itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi gereğince disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğradığından dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 13/11/2015 günlü, 2015/255 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.</p>

<h3 style="text-align:justify">İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti</h3>

<p style="text-align:justify">Ankara 6. İdare Mahkemesinin 28/02/2017 günlü, E:2016/1644, K:2017/852 sayılı kararıyla; idarenin disiplin cezası verme mekanizmasını harekete geçirmek suretiyle davacıya isnad edilen fiillerin kesinlik derecesinin ortaya çıkarılması ve bu şekilde disiplin yönünden kusurlu olup olmadığını ve gerçekten o disiplin suçunun işlenip işlenmediğini, kim tarafından ne zaman ve ne şekilde işlendiğini, zamanaşımına uğrayıp uğramadığını kontrol ve analiz etmek mecburiyetinde olduğu dikkate alındığında, davacının üzerine atılı fiiller nitelenerek yapılan değerlendirme sonucunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir.</p>

<h3 style="text-align:justify">Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti</h3>

<p style="text-align:justify">Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; her ne kadar istinaf başvuru dilekçesinde, istinafa konu mahkeme kararının, Danıştay Onikinci Dairesinin 23/05/2014 günlü, E:2014/533, K:2014/4318 sayılı kararına aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmekte ise de, anılan karardan sonra 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'na 27/03/2015 günlü, 6638 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle eklenen geçici 28. maddenin getirildiği, bu maddenin uygulanabilirliğini sağlamak açısından ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı belirlenen fiillerde de fiilin nitelendirmesinin yapılmasının zorunluluk arzettiği, davacı hakkında yapılan soruşturma sonucunda Yüksek Disiplin Kurulunca, davacının fiilinin nitelendirilerek zamanaşımı kapsamında bulunduğunun belirlenmesine ilişkin dava konusu işlemde, bu nedenle de hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.</p>

<h3 style="text-align:justify">Temyiz Edenin İddiaları</h3>

<p style="text-align:justify">Davacı tarafından; isnat edilen suçlamalar için zamanaşımı süresinin dolduğunun saptanması halinde, salt bu saptamayla yetinilmesi ve fiilin sübuta erip ermediği hususu irdelenmeden dosyanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması gerektiği, nitekim disiplin kurulunca suçun işlendiğinin tespiti ve bu durumun karara geçirilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı yönünde Danıştayca kararlar verildiği, emsal yargı kararları gözetilerek temyize konu mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.</p>

<h3 style="text-align:justify">Karşı Tarafın Cevabı</h3>

<p style="text-align:justify">Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.</p>

<h3 style="text-align:justify">Danıştay Tetkik Hakimi ....................................</h3>

<p style="text-align:justify">Düşüncesi</p>

<p style="text-align:justify">Temyiz isteminin reddi ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmüştür.</p>

<p style="text-align:justify">TÜRK MİLLETİ ADINA</p>

<p style="text-align:justify">Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü.</p>

<p style="text-align:justify">Başkan …'nin; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinde, "İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir..." hükmüne, aynı Kanun'un, 6545 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle değiştirilen "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde de, "Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir: ... c) Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları..." düzenlemesine yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu kapsamda, dava konusu işlemin, fiilin sübuta erip ermediği konusunda bir değerlendirme yapılmaksızın sadece isnat edilen eylemler için zamanaşımı süresinin dolduğu saptanarak tesis edilmesi ve zamanaşımına uğrayan fiile disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım öngörülmemesi karşısında, uyuşmazlığın 46/c maddesinde ifade edilen "belli bir meslekten çıkarılma sonucunu doğuran işlem" olarak değerlendirilemeyeceği, anılan ifadeden meslek grupları için ilgili hukuki metinlerinde ayrıca düzenlenmiş olan "meslekten ihraç" veya "mesleki faaliyetini durdurma" cezalarının anlaşılması gerektiği, bu nedenle kararın temyiz yolu açık olmayan "kesin" kararlardan olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek temyiz isteminin incelenmeksizin reddedilmesi gerektiği yönündeki ayrışık oya karşılık, uyuşmazlığın 2577 sayılı Kanun'un 46/c maddesi kapsamında temyize tabi olduğuna oyçokluğuyla karar verilerek işin esasına geçilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">İNCELEME VE GEREKÇE</p>

<p style="text-align:justify">MADDİ OLAY</p>

<p style="text-align:justify">Dava dosyasının incelenmesinden; İstihbarat Dairesi Başkanlığı ve Ankara Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğünde görev yapan bir kısım personelin, 2005, 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında, görev yaptıkları sırada iletişimin tespit edilmesi, dinlenilmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi çalışmalarıyla ilgili olarak bazı usulsüzlükler yapıldığının İstihbarat Dairesi Başkanlığınca tespit edildiği, soruşturma kapsamında toplam 513 ayrı teknik takipteki iş ve işlemlerde, kişileri terör örgütleri, organize suç örgütleri ve illegal şahıslarla bağlantılıymış gibi göstererek suç tasniinde bulunmak suretiyle belge tanzim ettikleri, kişi isimlerini eksik ve/veya yanlış bilgi girmek suretiyle gizleyerek bu belgelerle önleme amaçlı dinleme kararı aldıkları, bu kararların alındığı aynı gerekçelerle, yeni deliller ve bilgiler olmaksızın uzatma kararları aldıkları iddialarına yönelik mülkiye ve polis müfettişlerince hazırlanan disiplin raporunda; personelin, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün meslekten çıkarmayı düzenleyen 8/6. maddesindeki "...suç tasnii ve iftira...", 8/7. maddesindeki "yetkisini ve nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak" ve 8/12. maddesindeki "kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiilini işledikleri ve meslekten çıkarma cezasıyla tecziye edilmeleri gerektiği yönünde kanaat bildirildiği, bu kapsamda eylem tarihinde İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı olarak görev yapan davacının da 2 kez ayrı ayrı meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılması yönünde kanaatte bulunulduğu, İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunca ise, iddia olunan suçların işleniş tarihi itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi gereğince idarenin ceza verme yetkisine ilişkin zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi üzerine, temyizen incelenmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.</p>

<h2 style="text-align:justify">İLGİLİ MEVZUAT</h2>

<p style="text-align:justify">657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Zamanaşımı" başlıklı 127. maddesinde;</p>

<p style="text-align:justify">"Bu Kanun’un 125’inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren;</p>

<p style="text-align:justify">a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına,</p>

<p style="text-align:justify">b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına, başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.</p>

<p style="text-align:justify">Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." kuralına yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesinde; "Hırsızlık, gasp, dolandırıcılık, irtikap, rüşvet, zimmet, ihtilas, ırza geçme, ırza tasaddi, sahtecilik, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, kalpazanlık, kasden adam öldürme, veya bu suçları işlemeye teşebbüs etmek, emniyeti, suiistimal, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, suç tasnii, iftira", 8/7. maddesinde; "Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak" ve 8/12. maddesinde; "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiilleri, meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">08/03/2018 günlü, 30354 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8/(6). maddesinin (ç) bendinde; "Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla ya da kin ve dostluk gibi nedenlerle kötüye kullanmak", (h) bendinde; "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında düzenlenmiş, "Zamanaşımı" başlıklı 29. maddesinde ise;</p>

<p style="text-align:justify">"(1) Bu Kanunda sayılan fiilleri işleyenler hakkında bu fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kısa ve uzun süreli durdurma cezalarında bir ay içinde, b) Meslekten çıkarma cezası ve Devlet memurluğundan çıkarma cezasında altı ay içinde, disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.</p>

<p style="text-align:justify">(2) Disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.</p>

<p style="text-align:justify">(3) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği, zincirleme suçlarda ise son suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.</p>

<p style="text-align:justify">(4) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin 9/3/2023 Tarihli ve E: 2023/5, K: 2023/45 Sayılı Kararı ile.) (Yeniden Düzenleme: 21/11/2024-7533/40 md.) Fiilin hatalı olarak vasıflandırıldığı veya düzeltilebilir bir şekil noksanlığı bulunduğu gerekçeleriyle disiplin cezasının mahkeme tarafından iptal edilmesi durumunda, kararın kesinleştiği tarihteki yetkili disiplin kurulu veya disiplin amiri, kararın tebliğinden itibaren altı ay içinde ceza verme yetki ve sorumluluğu kapsamında yeniden değerlendirme yapar." hükümleri bulunmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">04/04/2015 günlü, 29316 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6638 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'na eklenen Geçici 28. maddenin birinci fıkrasında;</p>

<p style="text-align:justify">"Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki son beş yıl içinde disiplin kurullarınca meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla tecziye edilmesi gerektiği halde 657 sayılı Kanun’un 127’nci maddesine göre ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığı için cezalandırılamayan Emniyet Teşkilatı mensupları, bir ay içinde kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere İçişleri Bakanlığı tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilir."</p>

<p style="text-align:justify">düzenlemesi yer almaktadır.</p>

<h1 style="text-align:justify">HUKUKİ DEĞERLENDİRME</h1>

<p style="text-align:justify">Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi için kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup; memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması yönünden objektif ve kamusal öneme sahiptir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle, disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatta belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konuyla ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">İlgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri, kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle disiplin soruşturmasını açmaya yetkili amirlerce uyulması zorunlu olan süreler olduğundan, bu süreler geçirildikten sonra yapılan disiplin soruşturması esas alınarak verilen disiplin cezaları hukuka aykırı olacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Kural olarak, zamanaşımına uğrayan bir fiille ilgili yapılan soruşturmada ilk önce fiilin belirlenmesi ve akabinde zamanaşımına uğrayıp uğramadığının değerlendirilmesi; zamanaşımı tespit edilmesi halinde ise, fiilin sübuta erip ermediği tartışılmadan zamanaşımına uğradığı saptanarak dosyanın işlemden kaldırılması gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak zamanaşımına uğrayan fiile disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım (örneğin, 3201 sayılı Kanun'un Geçici 28. maddesi gereğince başka kuruma atanma gibi) öngörülmüş ise, bu halde fiilin sübuta erip ermediği değerlendirilmesi yapıldıktan sonra zamanaşımı nedeniyle işlemden kaldırma kararı verilmelidir.</p>

<p style="text-align:justify">Somut uyuşmazlıkta, davacının da aralarında bulunduğu bazı emniyet personelleri hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda hazırlanan disiplin raporunda, mülkiye ve polis müfettişlerince, davacıya isnat edilen eylemler yönünden Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6, 8/7 ve 8/12. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 2 kez meslekten çıkarma cezasıyla tecziye edilmesi yönünde kanaatte bulunulmuş ise de, Yüksek Disiplin Kurulunca, fiilinin sübuta erip ermediği konusunda bir değerlendirme yapılmaksızın, sadece isnat edilen eylemler için zamanaşımı süresinin dolduğunun tespitiyle sınırlı inceleme yapılarak dosyanın ilgili bölümlerinin işlemden kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu durumda; davacının zamanaşımına uğrayan eylemine yönelik ayrıca bir idari yaptırım öngörülmediği ve davacının durumunun 3201 sayılı Kanun'un Geçici 28. maddesi kapsamında olmadığı dikkate alındığında, Yüksek Disiplin Kurulunca, davacının disiplin cezasını gerektirecek fiilinin sübuta erip ermediği konusunda bir değerlendirme yapılmaksızın, sadece isnat edilen eylemler için zamanaşımı süresinin dolduğunun saptanması, salt bu saptamayla yetinilmesi, hukuki sonuç doğurabilecek başkaca bir karar alınmaması ve dosyanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması şeklinde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararında da sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir.</p>

<h1 style="text-align:justify">KARAR SONUCU</h1>

<p style="text-align:justify">Açıklanan nedenlerle;</p>

<p style="text-align:justify"><strong>1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>2.</strong> Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince verilen 21/11/2017 günlü, E:2017/10770, K:2017/12369 sayılı kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle <strong>ONANMASINA,</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>3.</strong> Temyiz giderlerinin istemde bulunan davacı üzerinde bırakılmasına,</p>

<p style="text-align:justify"><strong>4.</strong> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7035 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara ve bir örneğinin de Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın, Ankara 6. İdare Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p style="text-align:justify">14/01/2025 tarihinde esas ve gerekçede oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.</p>

<h1 style="text-align:justify">GEREKÇEDE KARŞI OY</h1>

<p style="text-align:justify"><strong>X-</strong></p>

<p style="text-align:justify">7068 sayılı Kanun’un 1. maddesinde, bu Kanun’un Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik hâllerini, disiplin cezalarını, disiplin amirlerini ve kurullarını, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususları düzenlediği belirtilmiş, 37. maddesinde, "4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu’nun 82’nci maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 83’üncü, ek 4’üncü, ek 5’inci, ek 6’ncı, ek 7’nci, ek 8’inci ve ek 9’uncu maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır." hükmüne;</p>

<p style="text-align:justify">"Geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinde ise, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur. (2) ... 2/1/2017 tarihli ve 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği 23/1/2017 tarihinde devam etmekte olan disiplin soruşturmaları ile ilgili olarak; a) Bu Kanunun usule, yetkili disiplin amiri ve yetkili disiplin kurullarına ilişkin hükümleri derhal uygulanır.</p>

<p style="text-align:justify">b) Bu Kanun yürürlüğe girmeden önce personelin tabi olduğu disiplin mevzuatının ceza hükümleri ile bu Kanunun ceza hükümlerinin farklı olması halinde personelin lehine olan hükümler uygulanır..." hükümlerine yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Aktarılan mevzuat uyarınca, 7068 sayılı Kanun kapsamında bulunan personele, bu Kanun’dan önceki mevzuat esas alınarak verilmiş disiplin cezalarının, 7068 sayılı Kanun hükümleri uyarınca verilmiş sayılacağı; söz konusu disiplin cezalarının iptali istemiyle açılan davaların, 7068 sayılı Kanun hükümleri uyarınca çözüleceği açıktır.</p>

<p style="text-align:justify">3201 sayılı Kanun’da ve Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nde ceza verme yetkisinde zamanaşımına ilişkin düzenleme yer almadığından, 657 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış ise de; 7068 sayılı Kanun'un 14. maddesinde, “Maiyetinden birinin disiplinsizlik teşkil eden bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirleri, olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirirse bizzat ya da yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar vasıtasıyla disiplin soruşturması yapar.”; 29. maddesinde, “Bu Kanunda sayılan fiilleri işleyenler hakkında bu fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren; (1) a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kısa ve uzun süreli durdurma cezalarında bir ay içinde;</p>

<p style="text-align:justify">b) Meslekten çıkarma cezası ve Devlet memurluğundan çıkarma cezasında altı ay içinde, disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.</p>

<p style="text-align:justify">(2) Disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar…” düzenlemeleri yapılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">3201 Kanun’a eklenen Geçici 28. maddede, “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki son beş yıl içinde disiplin kurullarınca meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla tecziye edilmesi gerektiği hâlde 657 sayılı Kanun’un 127’nci maddesine göre ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığı için cezalandırılamayan Emniyet Teşkilatı mensupları, bir ay içinde kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere İçişleri Bakanlığı tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilir....” hükmüne yer verilmiş; bu düzenlemenin iptali istemiyle yapılan başvuru, Anayasa Mahkemesinin 04/05/2017 günlü, E:2015/41, K:2017/98 sayılı kararıyla,</p>

<p style="text-align:justify">”Memuriyetten veya meslekten atılmayı gerektirecek fiiller yönünden Kanun’da belirtilen zamanaşımı sürelerinin geçmiş olması, bu fiiller nedeniyle kişinin disiplin cezasıyla cezalandırılmaması yönünden kesin bir güvence sağlamakla birlikte bu sürelerin geçmiş olması, kanun koyucunun belli şartlar altında personel çalıştırma rejimiyle ilgili sahip olduğu takdir yetkisini kullanmasına engel teşkil edecek bir neden olarak yorumlanamaz. Bu bağlamda kanun koyucunun, anayasal sınırlar içinde kalmak, bu yönüyle hukuki belirsizliğe ve keyfîliğe neden olmamak kaydıyla ceza müeyyidesi uygulama dışında memuriyetten veya meslekten atılmayı gerektirecek nitelikteki fiilleri işleyenleri emniyet hizmetleri gibi kamu güvenliği ve kişi güvenliğini doğrudan ilgilendiren faaliyet alanlarında çalıştırmak istememesi takdir yetkisi kapsamında kalan bir husus olup bunun kişilerin hukuki güvenliğini ihlal eden bir yönünün olduğu söylenemez.” gerekçesine de yer verilerek reddedilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Görüldüğü üzere, disiplin yönünden incelenen fiillerin, disiplin hukuku dışında da sonuçları olabileceğinden, eylemin sübut bulup bulmadığının tespiti, farklı sonuçlar yaratabilecektir.</p>

<p style="text-align:justify">7068 sayılı Kanun özelinde; soruşturma yapılması için, fiilin disiplin amirince herhangi bir şekilde öğrenilmesi ve olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirilmesi gerekir. Bu aşamada verilecek kararın, şikayet edilen yönünden "lekelenmeme hakkı"; şikayetçi yönünden "şikayet hakkı"; disiplin amiri yönünden ise "görevin yerine getirilmesi" gibi hususlar açısından sonuçlar doğuracağı açıktır.</p>

<p style="text-align:justify">Anılan Kanun'da sayılan fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından herhangi bir şekilde öğrenildiği tarihten itibaren soruşturma ve eylemden itibaren ceza zamanaşımı süreleri işlemeye başlamaktadır. Soruşturmacı olayı araştırmak ve değerlendirmek, yetkili kılınan birim de karar vermek durumundadır. Soruşturmanın tamamlanmamasını öngören yasal bir kural bulunmamakta; soruşturmanın açılmasını engelleyen durum ise, "soruşturma zamanaşımı" olmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Ceza zamanaşımının idarenin ceza verme yetkisini kaldırdığı, soruşturmayı yapma, sürdürme açısından etkisinin olmadığını, zira soruşturma zamanaşımının başka bir müessese olduğunu da vurgulamak gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">Öte yandan; "Masumiyet karinesi", kişilere soruşturma yapılmamasını isteme yönünde bir güvence sağlamamaktadır. Soruşturma açılması (soruşturma açılmasının hak kaybı yarattığı haller dışında) ilgilinin aklanmasını da içerdiğinden, tek başına lekelenmeme hakkını ihlal etmemekte, ilgili aleyhine kullanılan dil ve suç isnadı yapılıp, yapılmadığı önem kazanmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Uyuşmazlıkta, soruşturma yapılmış, davacı yönünden eylemin sübuta erdiği nedeniyle ceza verilmesi teklif edilmiş, Yüksek Disiplin Kurulunca, eylemin sübuta erip ermediği hususunda bir değerlendirme yapılmadan, zamanaşımı nedeniyle işlemden kaldırma kararı verilmiş, davacı tarafından soruşturma yapılamayacağı ileri sürülerek dava açılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu durumda, karar vermeye yetkili disiplin kurulunca; soruşturma raporu içinde yer alan bilgi belge ve ifadeler birlikte değerlendirilerek, hukuki sorumluluk tespit edildikten sonra, meslekten çıkarma teklifine karşın, zaman aşımı tespiti yapılarak, tesis edilen işlemden kaldırma işleminde bu yönüyle de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca, gerekçe yönünden çoğunluk kararına katılmıyorum.</p>

<h1 style="text-align:justify">GEREKÇEDE KARŞI OY</h1>

<p style="text-align:justify"><strong>XX-</strong></p>

<p style="text-align:justify">Dava; Ankara İl Emniyet Müdürlüğü emrinde emniyet amiri olarak görev yaptığı dönemdeki eylemleri nedeniyle davacının, hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda düzenlenen raporda, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6, 8/7 ve 8/12. maddeleri gereğince meslekten çıkarma cezası ile tecziye edilmesi kanaati bildirilmiş ise de, iddia olunan suçların işleniş tarihi itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi gereğince disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğradığından dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 08/09/2016 günlü, 2016/326 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Somut uyuşmazlıkta, mülkiye ve polis müfettişlerince yapılan disiplin soruşturması sonucunda hazırlanan disiplin raporunda, davacıya isnat edilen eylemlerin sübuta erdiği kanaatiyle ceza verilmesi teklif edildiği halde Yüksek Disiplin Kurulunca, eylemin sübuta erip ermediği hususunda bir değerlendirme yapılmaksızın, zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle işlemden kaldırma kararı verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu durumda; karar vermeye yetkili disiplin kurulunca; soruşturma dosyasının, isnat edilen fiilin hiç işlenmediği gerekçesiyle işlemden kaldırılması ile zamanaşımı sebebiyle işlemden kaldırılmasının ilgili kamu görevlisi yönünden yaratacağı hukuki etki ve sonuçlarının birbirinden farklı olacağı hususu da gözetilmek suretiyle, soruşturma raporu içinde yer alan bilgi belge ve ifadeler birlikte değerlendirilerek, hukuki sorumluluk tespit edildikten sonra, meslekten çıkarma teklifinin değerlendirilmesi, bundan sonra zaman aşımı tespiti yapılarak karar verilmesi gerekirken doğrudan zamanaşımı değerlendirmesi yapılmasında mevzuata uygunluk bulunmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Belirtilen nedenle davanın reddi yolundaki temyize konu kararın bozulması gerektiği oyu ile gerekçeli onama kararına katılmıyorum.</p>

<h3></h3></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/zamanasimina-ugrayan-disiplin-fiilinde-subut-incelemesi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 10:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/09/danistay-karari-adalet-masasi-1.jpg" type="image/jpeg" length="43413"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Memura özel hayatında işlemiş olduğu fiil nedeniyle disiplin cezası verilmesi]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/memura-ozel-hayatinda-islemis-oldugu-fiil-nedeniyle-disiplin-cezasi-verilmesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/memura-ozel-hayatinda-islemis-oldugu-fiil-nedeniyle-disiplin-cezasi-verilmesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memurların özel hayatında işlemiş olduğu fiilerin memuriyet unvanı ile alakalı olmaması durumunda disiplin cezası verilemeyeceğine ilişkin danıştay kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3 style="text-align:justify"><strong><span><span>Memura özel hayatında işlemiş olduğu fiil nedeniyle disiplin cezası verilmesi </span></span></strong></h3>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>Anayasa Mahkemesi 03.04.2014 tarihli ve Başvuru No:2013/1614 sayılı kararında; kamu görevlisi olan başvurucunun cinsel içerikli görüntülerinin internette yayınlanmasına ilişkin olay nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesi uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin uyuşmazlıkta, başvuruya konu disiplin işlemi ile yargısal sürece konu edilen davranışların esasen mesleki faaliyet ile ilgisi olmayan, mahremiyet alanına dahil özel yaşam eylemleri olduğu anlaşıldığından, başvurucunun Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>Bakılan olayda, davacıya isnat edilen fiilleri okul içerisine ve öğrencilere yansıttığına ilişkin bir delil, tespit veya tanık bulunmamaktadır.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Bu durumda; davacının telefonla müstehcen mesajlar göndermek ve internet üzerinden görüşme programı aracılığı ile uygunsuz görüntüler göstermekten ibaret olan fiilinin, 657 sayılı Kanun'un 124/2. maddesi uyarınca memur disiplin hukukunu ilgilendiren bir yönünün bulunmadığı ve disiplin suçu oluşturmadığı, söz konusu fiilin bir disiplin suçu olarak değerlendirilerek davacının bir yıl kıdem indirme cezasıyla cezalandırılmasının Anayasa'nın 20. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesi uyarınca "özel hayata saygı hakkının" ihlali sonucunu doğuracağı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında da hukuki isabet görülmemiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>T.C</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>DANIŞTAY</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>12. DAİRE BAŞKANLIĞI</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>ESAS NO.2012/8980</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span><span>KARAR NO.2016/1586</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>KARAR TARİHİ.23.03.2016</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>DAVA; ... Okulu'nda ... öğretmen olarak görev yapan davacının, 4357 sayılı Kanunun 7/(c) maddesi uyarınca bir yıl kıdem indirme cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin 25.03.2011 tarihli ve 464 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>İdare Mahkemesince, davacı hakkında düzenlenen soruşturma raporu ile eki bilgi, belge ve ifadelerin değerlendirilmesinden; davacının öğretmenlik şerefini ihlal edici hallerde bulunduğu hususunun sübuta erdiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Davacı tarafından, Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Anayasa'nın "Kanun önünde eşitlik" başlıklı 10. maddesinde; "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir..." hükmüne yer verilmiş, Devlet organları ve idare makamlarının bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda oldukları vurgulanmış, "Özel hayatın gizliliği ve korunması" başlıklı bölümündeki 20/1. maddesinde; "Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz." düzenlemesine, 90/5. maddesinde ise; "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." düzenlemesine yer verilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" başlıklı 8. maddesinde; "Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir." hükmü, "Ayrımcılık yasağı" başlıklı 14. maddesinde; "Bu Sözleşme'de tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır." hükmü bulunmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan, 4357 sayılı Hususi İdarelerden Maaş Alan İlkokul Öğretmenlerinin Kadrolarına, Terfi, Taltif ve Cezalandırılmalarına ve Bu Öğretmenler İçin Teşkil Edilecek Sağlık ve İçtimai Yardım Sandığı ile Yapı Sandığına ve Öğretmenlerin Alacaklarına Dair Kanun'un 7. maddesinin (c) bendinde; öğretmenlik şerefini ihlal edici hallerde bulundukları, meslektaşlarının veya talebenin haklarını kasten zarara uğrattıkları sabit olanlara suçlarının derecesine göre bir yıldan dört yıla kadar kıdem indirme cezası verileceği hükme bağlanmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Dosyanın incelenmesinden; ...Okulunda ... öğretmeni olarak görev yapan davacı hakkında, ...29.07.2010- 09.09.2010 tarihleri arasında aynı okulda görev yapan öğretmene telefonla müstehcen mesajlar gönderdiğine ve internet üzerinden görüşme programı aracılığı ile uygunsuz görüntüler gösterdiğine ilişkin olarak hakkında soruşturma başlatıldığı, yürütülen disiplin soruşturması sonucunda düzenlenen raporda getirilen teklif doğrultusunda, 25.03.2011 tarihli ve 464 sayılı işlemle, 4357 sayılı Kanun'un 7/(c) maddesi uyarınca bir yıl kıdem indirme cezasıyla cezalandırılması üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Uyuşmazlıkta, davacının özel hayat alanı içerisinde, telefonla müstehcen mesajlar göndermesi ve internet üzerinden görüşme programı aracılığı ile uygunsuz görüntüler göstermesi nedeniyle cezalandırılması karşısında, söz konusu fiilin Anayasa'nın 20/1. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 8. maddesi uyarınca "özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı" kapsamında bulunup bulunmadığı konusunun irdelenmesi gerekmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Konuya ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları incelendiğinde; başta Dudgeon-Birleşik Krallık Kararı (Başvuru No: 7525/76- Karar Tarihi: 22.10.1981) olmak üzere bu konuda verilmiş çok sayıda karar bulunduğu, özellikle Smith ve Grady-Birleşik Krallık Kararı (Başvuru No:33985/96, Karar Tarihi:27.09.1999), Lustig/Prean ve Beckett-Birleşik Krallık Kararı (Başvuru No:31417/96-Karar Tarihi:27.09.1999), Perkins ve R.-Birleşik Krallık Kararı (Başvuru No:43208/98- Karar Tarihi: 22.10.2002), Beck, Copp ve Bazeley-Birleşik Krallık (Başvuru No:48535/99-Karar Tarihi: 22.10.2002), kararlarında; eşcinsel kişilerin salt cinsel yönelimlerinden dolayı ordudan ihraç edilmesinin Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesinin 8. maddesinin ihlali olarak karara bağlanmış, Özpınar-Türkiye Kararında (Başvuru No:20999/04-Karar Tarihi: 19.10.2010) ise; bir yargıcın özel hayatında arkadaşlık ettiği kişiler ve giyim tarzı, aşırı makyaj yapması gibi iddialar ön plana çıkarılarak meslekten çıkarılması anılan hakkın ihlali olarak değerlendirilmiş, anılan yargıçla ilgili iddiaların bu kişinin mesleğini icrasına etkisinin somut olarak ortaya konulamadığı hususu vurgulanmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>Öte yandan Anayasa Mahkemesi 03.04.2014 tarihli ve Başvuru No:2013/1614 sayılı kararında; kamu görevlisi olan başvurucunun cinsel içerikli görüntülerinin internette yayınlanmasına ilişkin olay nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesi uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin uyuşmazlıkta, başvuruya konu disiplin işlemi ile yargısal sürece konu edilen davranışların esasen mesleki faaliyet ile ilgisi olmayan, mahremiyet alanına dahil özel yaşam eylemleri olduğu anlaşıldığından, başvurucunun Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>Bakılan olayda, davacıya isnat edilen fiilleri okul içerisine ve öğrencilere yansıttığına ilişkin bir delil, tespit veya tanık bulunmamaktadır.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Bu durumda; davacının telefonla müstehcen mesajlar göndermek ve internet üzerinden görüşme programı aracılığı ile uygunsuz görüntüler göstermekten ibaret olan fiilinin, 657 sayılı Kanun'un 124/2. maddesi uyarınca memur disiplin hukukunu ilgilendiren bir yönünün bulunmadığı ve disiplin suçu oluşturmadığı, söz konusu fiilin bir disiplin suçu olarak değerlendirilerek davacının bir yıl kıdem indirme cezasıyla cezalandırılmasının Anayasa'nın 20. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesi uyarınca "özel hayata saygı hakkının" ihlali sonucunu doğuracağı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında da hukuki isabet görülmemiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15(onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak 23.03.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi."</span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/memura-ozel-hayatinda-islemis-oldugu-fiil-nedeniyle-disiplin-cezasi-verilmesi</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 09:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2022/02/memura_ozel_hayatinda_islemis_oldugu_fiil_nedeniyle_disiplin_cezasi_verilmesi_h30706_8ef1a.jpg" type="image/jpeg" length="77004"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Geçici görevde ev kiralama]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/gecici-gorevde-ev-kiralama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/gecici-gorevde-ev-kiralama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[6245 sayılı kanununa göre geçici görevlendirilen memurun ev kiralarsa konaklama bedeli nasıl ödenir . Geçici görevde konaklama bedeli ödemesi örnek hesaplama]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span><span><strong>Memur geçici görev mahallinde ev kiralarsa konaklama bedeli nasıl ödenir ?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Memurların geçici görevli olarak memuriyet mahalli dışına görevlendirilmeleri durumunda harcırah kanununa göre ödenen geçici görev yolluğu içinde konaklama için bir bedel ödemesi durumunda da ayrıca konaklama bedeli ödenmesi gerekmektedir. Memur geçici görev mahallinde otel misafirhane v.b yerlerde kalabileceği gibi geçici görev mahallinde evde kiralayabilme hakkına sahiptir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Geçici görev mahallinde ev kiralayan memurun harcırah ödemesini almak için vermiş olduğu beyanda merkezi yönetim harcama belgelerinde istenen belgeleri harcırah beyanının ekine eklemesi gerekmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Memurun geçici görev mahallinde ev kiralaması durumunda ödenecek olan konaklama bedeli 6245 sayıl kanununun  <span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span> 33 üncü maddenin (d) fıkrasına göre ise, görevlendirmenin ilk 10 günü için gündeliklerinin %50 artırımlı miktarı kadar, takip eden 80 gün için gündeliklerinin %50’si kadar, müteakip 90 gün için de gündeliklerinin 2/3’ünün %40’ı kadar konaklama gideri ödenmesi, 180 günü aşan günler için ise konaklama gideri ödenmemesi,</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>gerekmektedir.    </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"></p>

<h2 class="Metin" style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><strong><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffff00">Geçici görevde konaklama bedeli ödemesi örnek hesaplama </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></strong></span></h2>

<p class="Metin" style="text-align:justify"></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Örneğin, aylık/kadro derecesi 2 olan ve 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununa ekli (H) işaretli cetvelde yurtiçi gündeliği 35,24 TL olarak belirlenen bir memurun yurtiçinde memuriyet mahalli dışında bir yere 1/4/2016 tarihinden itibaren 200 gün süre ile geçici görevle gönderilmesi halinde söz konusu personele 6245 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin (d) fıkrasına göre ödenecek konaklama gideri aşağıda belirtildiği şekilde hesaplanacaktır.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>-Görevlendirmenin ilk 10 günü için gündeliğinin %50 artırımlı miktarı olan 52,86 TL,</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>52,86 x 10 = 528,60 TL</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>-Takip eden 80 gün için gündeliğinin %50’si olan 17,62 TL,</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>17,62 x 80 = 1.409,60 TL</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>-Müteakip 90 gün için de gündeliğinin 2/3’ünün %40’ı olan 9,39 TL,</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>9,39 x 90 = 845,10 TL</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>olmak üzere toplam olarak 2.783,30 TL tutarında konaklama gideri ödenmesi gerekmektedir.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Geçici görevde ev kiralama işlemlerine ilişkin 40 sıra nolu harcırah genel tebliğinde yer alan düzenlemelere aşağıda yer verilmiştir.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times=""><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><strong>Konut kiralamaları</strong></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times=""><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><strong>MADDE 5 –</strong> (1) Anayasa Mahkemesinin 25/11/2015 tarihli ve Esas No: 2015/13, Karar No: 2015/108 sayılı Kararı ile 6245 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin (d) fıkrasında yer alan konaklama giderinin ödenmesine ilişkin 10 günlük süre sınırlamasının kaldırıldığı hususu dikkate alındığında, yurt içinde memuriyet mahalli dışında bir yere geçici görevle gönderilenlerin, geçici görevle gönderildikleri yerlerde yatacak yer sağlamak üzere özel şahıslardan kiraladıkları evler ile pansiyonlara (ticari işletmelere dahil olanlar hariç) ödedikleri ücretler, kira sözleşmesi ile birlikte 31/12/2005 tarihli ve 26040 3 üncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Merkezi Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliğinde belirtilen şekil ve esaslara göre düzenlenecek “harcama pusulası” ve ödemeye ilişkin “banka makbuzu” ile belgelendirmeleri halinde, aşağıda belirtilen koşullara da uymak şartıyla, 6245 sayılı Harcırah Kanunu ve 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununa ekli (H) işaretli cetvelin I. maddesinin dipnotunda belirtilen esas ve miktar dikkate alınarak ödenecektir.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times=""><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>(2) Harcama pusulaları ve banka makbuzları (dekont) aylık dönemler itibarıyla düzenlenecektir.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times=""><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>(3) Ortak kiralamalarda harcama pusulaları ve banka makbuzları geçici görevle gönderilenler için ayrı ayrı kendi ödedikleri tutarlar üzerinden düzenlenecektir.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times=""><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>(4) Konaklama yerinden yararlanan geçici görevle gönderilenlerin sayısının birden fazla olması halinde tümünün ismi ve unvanı sözleşmede ayrı ayrı yer alacaktır. Kira sözleşmesi konuttan yararlananların sayısı kadar düzenlenebilecek veya düzenlenen kira sözleşmesi geçici olarak görevlendirilen kişi sayısı kadar çoğaltılıp tasdik edilmek suretiyle ibraz edilecektir.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times=""><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>(5) Kira sözleşmelerinde kiranın başladığı tarih ile kira bitim tarihinin yanı sıra kiralama süresi gün olarak da belirtilecektir. İlgili kişinin görevlendirilen yerde ikamet ettiği günler dikkate alınarak ödeme yapılacaktır.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times=""><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>(6) Kira sözleşmelerinin asılları ilk yolluk bildirimine eklenecektir. Kalınan sürede birden fazla yolluk bildirimi düzenlendiği takdirde sonraki bildirimlere kira sözleşmelerinin tasdik edilmiş fotokopileri eklenecektir.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>HARCIRAH</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/gecici-gorevde-ev-kiralama</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 09:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2022/02/gecici_gorevde_ev_kiralama_h30744_a9f43.jpg" type="image/jpeg" length="22443"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Memuriyet mahalli dışında gidilen kontrol muayenesi izin bitimine denk gelirse ne olur?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/memuriyet-mahalli-disinda-gidilen-kontrol-muayenesi-izin-bitimine-denk-gelirse-ne-olur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/memuriyet-mahalli-disinda-gidilen-kontrol-muayenesi-izin-bitimine-denk-gelirse-ne-olur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memuriyet mahalli dışında gidilen kontrol muayenesi izin bitimine denk gelirse ne olur?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify"><span>Memuriyet mahalli dışında gidilen kontrol muayenesi izin bitimine denk gelirse ne olur?</span></h1>

<p style="text-align:justify">İstanbul'da görev yapan davacının yıllık iznini kullandığı esnada Bursa'da rahatsızlığı nedeniyle gittiği kardiyoloji uzmanı doktor tarafından 06/08/2014 tarihinden itibaren 10 günlük kontrol kaydıyla rapor verildiği, raporun bitimi ve kontrol tarihi olan 16/08/2014 tarihinin hafta sonuna denk gelmesi nedeniyle ilk mesai günü olan 18/08/2014 tarihinde Kardiyoloji Polikliniğine müracaat ettiği, anılan tarihten itibaren yeniden 10 günlük verilen raporu görev yaptığı İstanbul'daki birime gönderdiği, raporun usule aykırı olduğundan bahisle bildirimi takip eden gün göreve başlaması yolundaki bildirimin 20/08/2014 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacının ise bildirimi takip eden gün olan 21/08/2014 tarihinde İstanbul'daki görevine başladığının görüldüğü, davacıya verilmiş raporun Yönetmelikteki usule (görev mahallindeki sağlık kurumunca düzenlenmediği) riayet edilmeksizin rapor alındığı, bu bağlamda, davacının göreve gitmediği 16/08/2014-20/08/2014 tarihleri arasında özürsüz göreve gitmemesinin söz konusu olmadığı,</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/6322 E. , 2021/1843 K.<br />
"İçtihat Metni"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
İKİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2021/6322<br />
Karar No : 2021/1843<br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü<br />
<br />
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …<br />
<br />
KARŞI TARAF (DAVACI) : …<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU : .... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.<br />
<br />
YARGILAMA SÜRECİ :<br />
Dava Konusu İstem : Dava; 1. Sınıf Emniyet Müdürü olarak görev yapan davacının 4 ay kısa süreli durdurma cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de bir alt ceza uygulanmak suretiyle 3 günlük aylık kesimi cezası ile tecziyesine yönelik … günlü, … sayılı kararın iptali istemiyle açılmıştır.<br />
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : .... İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 'Hastalık İzni Verilmesi' başlıklı 7.maddesinin 6.fıkrasında "Hastalık izni verilebilmesi için hastalık raporlarının, geçici görev ve kanuni izinlerin kullanılması durumu ile acil vakalar hariç, memuriyet mahallindeki veya hastanın sevkinin yapıldığı sağlık hizmeti sunucularından alınması zorunludur.", 5.fıkrasında ise "Bu Yönetmelik ile tespit edilen usul ve esaslara uyulmaksızın alınan hastalık raporlarına dayanılarak hastalık izni verilemez. Hastalık raporlarının bu Yönetmelik ile tespit edilen usuul ve esaslara uygun olmaması halinde bu durum memura yazılı olarak bildirilir. Bu bildirim üzerine memur, bildirimin yapıldığı günü takip eden gün göreve gelmekle yükümlüdür. Bildirim yapıldığı halde görevlerine başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümleri uyarınca işlem yapılır." kuralının yer aldığı, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 6/A-8 maddesinde "İzinsiz ya da kurumca kabul edilebilir özrü olmaksızın kesintisiz olarak 3 günden çok ve 5 güne kadar (5 gün dahil) görevine gelmemek," fiilinin 4 ay kısa süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller arasında sayıldığı, 15.maddesinde ise, kararın verildiği güne kadar geçmiş hizmetleri olumlu ve sicilleri iyi olan memurlara ve Tüzükte gösterilen cezanın bir derece aşağısı uygulanabileceğinin belirtildiği, dosyanın incelenmesinden; davacının 16/08/2014-20/08/2014 tarihleri arasında 5 gün izinsiz ve özürsüz göreve gelmediğinden bahisle hakkında yapılan soruşturma sonucunda … günlü, … sayılı işlemle Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 6/A-8 maddesi uyarınca alt ceza uygulanmak suretiyle 3 günlük aylık kesimi cezasıyla tecziye edilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı; İstanbul'da görev yapan davacının yıllık iznini kullandığı esnada Bursa'da rahatsızlığı nedeniyle gittiği kardiyoloji uzmanı doktor tarafından 06/08/2014 tarihinden itibaren 10 günlük kontrol kaydıyla rapor verildiği, raporun bitimi ve kontrol tarihi olan 16/08/2014 tarihinin hafta sonuna denk gelmesi nedeniyle ilk mesai günü olan 18/08/2014 tarihinde Kardiyoloji Polikliniğine müracaat ettiği, anılan tarihten itibaren yeniden 10 günlük verilen raporu görev yaptığı İstanbul'daki birime gönderdiği, raporun usule aykırı olduğundan bahisle bildirimi takip eden gün göreve başlaması yolundaki bildirimin 20/08/2014 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacının ise bildirimi takip eden gün olan 21/08/2014 tarihinde İstanbul'daki görevine başladığının görüldüğü, davacıya verilmiş raporun Yönetmelikteki usule (görev mahallindeki sağlık kurumunca düzenlenmediği) riayet edilmeksizin rapor alındığı, bu bağlamda, davacının göreve gitmediği 16/08/2014-20/08/2014 tarihleri arasında özürsüz göreve gitmemesinin söz konusu olmadığı, gerek Yönetmelik'te gerekse Emniyet Genel Müdürlüğünün 101 sayılı Genelgesi'nde usule riayet edilmeksizin alınan raporlarda, idarenin raporun usule aykırı alındığını belirtilen bildirimini takip eden günde personelin göreve başlamasının gerektiği, somut olayda da davacının kendisine 20/08/2014 tarihinde tebliğ edilen bildirimi takip eden günde göreve başladığı, bu durum gözetilmeksizin davacının izinsiz ve özürsüz göreve gitmediğinden bahisle tecziye edilmesine yönelik dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.<br />
<br />
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; davacı hakkında usulüne uygun olarak yapılan soruşturma sonucunda "izinsiz ya da kurumca kabul edilebilir özrü olmaksızın 5 gün göreve gelmemek" fiilinin sübuta erdiğinin anlaşıldığı, alt ceza uygulanmak suretiyle tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.<br />
<br />
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …<br />
<br />
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br />
<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Onaltıncı Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 01/08/2016 günlü, K:2016/32 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 1. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Danıştay Beşinci Dairesine, Beşinci Daire tarafından ise; Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:<br />
<br />
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br />
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.<br />
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br />
<br />
KARAR SONUCU :<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,<br />
2..... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:…, K:… sayılı kararın ONANMASINA,<br />
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına,<br />
4. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,<br />
5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren (15) onbeş gün içinde Danıştay'da karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31/05/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br />
<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/memuriyet-mahalli-disinda-gidilen-kontrol-muayenesi-izin-bitimine-denk-gelirse-ne-olur</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 09:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2022/02/memuriyet_mahalli_disinda_gidilen_kontrol_muayenesi_izin_bitimine_denk_gelirse_ne_olur_h30740_4d37f.jpg" type="image/jpeg" length="38290"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çocuğu vefat eden memur süt izni kullanabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/cocugu-vefat-eden-memur-sut-izni-kullanabilir-mi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/cocugu-vefat-eden-memur-sut-izni-kullanabilir-mi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[doğum yapan memura verilen süt izni çocuğun ölmesi durumunda da kullanılabilir mi? memur süt izin hakkı, çocuğu ölen memur anne süt izni kullanma hakkı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1>Çocuğu vefat eden memur süt izni kullanabilir mi? Süt izni hakkı sona eriyor</h1>

<p><strong>Çocuğu vefat eden kadın memurun süt izni hakkının devam edip etmediği merak edilen konular arasında yer alıyor. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve ilgili Kamu Personeli Genel Tebliği'ne göre, çocuğun vefat etmesi halinde süt izninin kalan süresinin kullanılması mümkün değil.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Kadın memurun süt izni ne kadar?</h2>

<p>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında doğum yapan kadın memurlara, analık izni süresinin sona ermesinin ardından çocuklarını emzirebilmeleri amacıyla süt izni veriliyor.</p>

<p>Buna göre kadın memur;</p>

<ul>
 <li><strong>Analık izninin bitiminden itibaren ilk 6 ayda günde 3 saat,</strong></li>
 <li><strong>İkinci 6 ayda ise günde 1,5 saat</strong></li>
</ul>

<p>süt izni kullanabiliyor.</p>

<p>Süt izninin süresi, doğumun tekil veya çoğul olmasına göre değişmiyor. İkiz veya daha fazla çocuğun dünyaya gelmesi halinde de aynı süreler uygulanıyor.</p>

<h2>Süt izninin saatlerini kim belirler?</h2>

<p>Kadın memur, süt iznini hangi saatler arasında ve günde kaç kez kullanacağını kendisi belirliyor.</p>

<p>Bu düzenlemenin temel amacı, annenin mesai süresi içerisinde çocuğunu emzirmesine ve beslemesine imkan sağlamak.</p>

<p>Bu nedenle süt izni, günlük olarak kullanılması gereken bir izin hakkı olarak değerlendiriliyor.</p>

<h2>Süt izni ile yarım gün izin birlikte kullanılabilir mi?</h2>

<p>Kadın memurun süt izni hakkı ile 657 sayılı Kanun'un 104'üncü maddesinin (F) fıkrasında düzenlenen <strong>yarım gün izin hakkını aynı anda kullanması mümkün değil.</strong></p>

<p>Memurun ilgili şartları taşıması halinde bu haklardan mevzuatta öngörülen şekilde yararlanması gerekiyor.</p>

<h2>Süt izni biriktirilerek kullanılabilir mi?</h2>

<p>Süt izni günlük olarak kullanılması gereken bir izin olduğundan, kullanılmayan süt izinlerinin biriktirilerek daha sonraki günlerde toplu şekilde kullanılması mümkün değil.</p>

<p>Örneğin bir memurun bir gün kullanmadığı süt iznini sonraki gün iki kat süreyle kullanması söz konusu değil.</p>

<h2>Çocuğu vefat eden memur süt iznini kullanabilir mi?</h2>

<p><strong>Hayır.</strong></p>

<p>Süt izni, doğrudan çocuğun emzirilmesi amacıyla verilen bir izin olduğundan, süt iznini kullanmakta olan memurun çocuğunun vefat etmesi halinde <strong>iznin kalan süresinin kullanılması mümkün bulunmuyor.</strong></p>

<p>Bu husus, <strong>6 Sıra Nolu Kamu Personeli Genel Tebliği'nin süt izninin kullanımına ilişkin düzenlemesinde</strong> açıkça belirtiliyor.</p>

<p>Tebliğin ilgili düzenlemesinde, süt iznini kullanmakta iken çocuğun ölümü halinde memurun bu iznin kalan süresini kullanamayacağı hüküm altına alınmış durumda.</p>

<p>Dolayısıyla çocuğun vefatıyla birlikte süt izninin dayanağı olan emzirme ve besleme ihtiyacı da ortadan kalktığından, kullanılmamış kalan süt izni sürelerinin devam ettirilmesi mümkün değil.</p>

<h2>Çocuğun vefatı halinde hangi izinler gündeme gelebilir?</h2>

<p>Çocuğun vefatı, süt izninin sona ermesine neden olmakla birlikte, olayın niteliğine göre memurun yararlanabileceği <strong>diğer izin haklarının ayrıca değerlendirilmesi</strong> gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle çocuğun vefatı sonrasında memurun süt izninin yanı sıra analık izni, mazeret izni veya diğer izinlere ilişkin mevzuat hükümlerini ayrıca incelemesi önem taşıyor.</p>

<h3>Sonuç</h3>

<p><strong>Çocuğu vefat eden kadın memur, süt izninin kalan kısmını kullanamaz.</strong> Süt izni, çocuğun emzirilmesi amacıyla verilen ve günlük olarak kullanılması gereken bir izin hakkıdır. 6 Sıra Nolu Kamu Personeli Genel Tebliği'nde de çocuğun ölümü halinde süt izninin kalan süresinin kullanılamayacağı açıkça düzenlenmiştir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>İZİNLER</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/cocugu-vefat-eden-memur-sut-izni-kullanabilir-mi-1</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 09:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2022/02/cocugu_vefat_eden_memur_sut_izni_kullanabilir_mi_h30746_306e8.jpg" type="image/jpeg" length="21184"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[8 Eylül 2026 Tarihli Atama Kararları]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/8-eylul-2026-tarihli-atama-kararlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/8-eylul-2026-tarihli-atama-kararlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[8 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Atama Kararları ile kamu kurum ve kuruluşlarında çok sayıda atama ve görev değişikliği gerçekleştirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">8 Eylül 2026 Tarihli Atama Kararları</h1>

<p style="text-align:justify">8 Eylül 2026 tarihli ve 33364 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Atama Kararları ile çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında görev değişiklikleri ve yeni atamalar gerçekleştirildi.</p>

<p style="text-align:justify">Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan kararlar kapsamında Sayıştay Savcılığına Milli Emlak Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Akcan atanırken, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve Helal Akreditasyon Kurumunda da çeşitli atama ve görevden alma işlemleri gerçekleştirildi.</p>

<h3 style="text-align:justify">Sayıştay Savcılığına Ahmet Akcan atandı</h3>

<p style="text-align:justify">2026/303 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 18’inci maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2’nci maddesi gereğince Milli Emlak Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Akcan, Sayıştay Savcılığına atandı.</p>

<h3 style="text-align:justify">Kültür ve Turizm Bakanlığında değişiklik</h3>

<p style="text-align:justify">2026/304 sayılı Karar kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığında açık bulunan Bitlis İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne Osman Fadıl Uner atandı.</p>

<p style="text-align:justify">2026/305 sayılı Karar ile Mersin İl Kültür ve Turizm Müdürü Hakan Doğanay görevden alındı. Mersin İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne Yener Oba, Aksaray İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne Abdullah Oğuz, Samsun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne ise Süleyman Demirtaş atandı.</p>

<h3 style="text-align:justify">Milli Eğitim Bakanlığında yeni genel müdür</h3>

<p style="text-align:justify">2026/306 sayılı Karar ile Milli Eğitim Bakanlığında açık bulunan Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitim Genel Müdürlüğüne Faruk Berat Akçeşme atandı.</p>

<h3 style="text-align:justify">Ticaret Bakanlığında üst düzey atama ve görev değişiklikleri</h3>

<p style="text-align:justify">2026/307 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Ticaret Bakanlığında açık bulunan Destek Hizmetleri, Tasfiye İşleri ve Döner Sermaye Genel Müdürlüğüne Strateji Geliştirme Başkanı Adil Yıldırım atandı.</p>

<p style="text-align:justify">2026/308 sayılı Karar kapsamında Düzce Ticaret İl Müdürü Çiğdem Acar görevden alındı.</p>

<p style="text-align:justify">Kararla;</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Çorum Ticaret İl Müdürlüğüne Fatih İnçitmez,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Hatay Ticaret İl Müdürlüğüne Hüseyin Yalçın Koca,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Konya Ticaret İl Müdürlüğüne Batman Ticaret İl Müdürü Burak Nerse,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Malatya Ticaret İl Müdürlüğüne Gazi Dinçaslan</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">atandı.</p>

<h3 style="text-align:justify">Helal Akreditasyon Kurumunda iki yeni yönetim kurulu üyesi</h3>

<p style="text-align:justify">2026/309 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Helal Akreditasyon Kurumunda açık bulunan Yönetim Kurulu üyeliklerine Yasin Aydoğan ve Recep Aydın atandı.</p>

<h2 style="text-align:justify">KARAR METİNLERİ</h2>

<h3 style="text-align:justify">Cumhurbaşkanlığından:</h3>

<p style="text-align:justify">Karar: 2026/303</p>

<p style="text-align:justify">Sayıştay Savcılığına, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 18 inci maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 nci maddesi gereğince Milli Emlak Genel Müdür Yardımcısı Ahmet AKCAN atanmıştır.</p>

<hr />
<h3 style="text-align:justify">Cumhurbaşkanlığından:</h3>

<p style="text-align:justify">Karar: 2026/304</p>

<p style="text-align:justify">Kültür ve Turizm Bakanlığında açık bulunan Bitlis İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 nci maddesi gereğince Osman Fadıl UNER atanmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h3 style="text-align:justify">Cumhurbaşkanlığından:</h3>

<p style="text-align:justify">Karar: 2026/305</p>

<p style="text-align:justify">3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 nci maddesi gereğince Kültür ve Turizm Bakanlığı;</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Mersin İl Kültür ve Turizm Müdürü Hakan DOĞANAY, görevden alınmış,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Mersin İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne, Malatya İl Kültür ve Turizm Müdürü Yener OBA,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Aksaray İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne Abdullah OĞUZ,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Samsun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne Süleyman DEMİRTAŞ,</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">atanmıştır.</p>

<hr />
<h3 style="text-align:justify">Cumhurbaşkanlığından:</h3>

<p style="text-align:justify">Karar: 2026/306</p>

<p style="text-align:justify">Milli Eğitim Bakanlığında açık bulunan Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitim Genel Müdürlüğüne, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 ve 3 üncü maddeleri gereğince Faruk Berat AKÇEŞME atanmıştır.</p>

<hr />
<h3 style="text-align:justify">Cumhurbaşkanlığından:</h3>

<p style="text-align:justify">Karar: 2026/307</p>

<p style="text-align:justify">Ticaret Bakanlığında açık bulunan Destek Hizmetleri, Tasfiye İşleri ve Döner Sermaye Genel Müdürlüğüne, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 ve 3 üncü maddeleri gereğince Strateji Geliştirme Başkanı Adil YILDIRIM atanmıştır.</p>

<hr />
<h3 style="text-align:justify">Cumhurbaşkanlığından:</h3>

<p style="text-align:justify">Karar: 2026/308</p>

<p style="text-align:justify">3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 nci maddesi gereğince Ticaret Bakanlığı;</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Düzce Ticaret İl Müdürü Çiğdem ACAR, görevden alınmış,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Çorum Ticaret İl Müdürlüğüne Fatih İNCİTMEZ,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Hatay Ticaret İl Müdürlüğüne Hüseyin Yalçın KOCA,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Konya Ticaret İl Müdürlüğüne, Batman Ticaret İl Müdürü Burak NERSE,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Malatya Ticaret İl Müdürlüğüne Gazi DİNÇASLAN,</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">atanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<h3 style="text-align:justify">Cumhurbaşkanlığından:</h3>

<p style="text-align:justify">Karar: 2026/309</p>

<p style="text-align:justify">Helal Akreditasyon Kurumunda açık bulunan Yönetim Kurulu üyeliklerine, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2, 3 ve 7 nci maddeleri gereğince Yasin AYDOĞAN ve Recep AYDIN atanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">7 Eylül 2026</p>

<p style="text-align:justify">Recep Tayyip ERDOĞAN<br />
CUMHURBAŞKANI</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL HABERLER</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/8-eylul-2026-tarihli-atama-kararlari</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 09:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/09/atama-haberleri.jpg" type="image/jpeg" length="59725"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mahkemece İptal Edilen Disiplin Cezası Sonrası İdare Yeniden Ceza Verebilir mi]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/mahkemece-iptal-edilen-disiplin-cezasi-sonrasi-idare-yeniden-ceza-verebilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/mahkemece-iptal-edilen-disiplin-cezasi-sonrasi-idare-yeniden-ceza-verebilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mahkemece İptal Edilen Disiplin Cezası Sonrası İdare Yeniden Ceza Verebilir mi İdare, disiplin soruşturmasında ceza verme zamanaşımı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1>Mahkemece İptal Edilen Disiplin Cezası Sonrası İdare Yeniden Ceza Verebilir mi</h1>

<p>İptal edilen disiplin cezalarında idarenin aynı suçla ilgili disiplin cezası verip veremeyeceği hususunu açıklamaya çalışalım.</p>

<p></p>

<p>İdareler tarafından yapılan soruşturmalar neticesinde disiplin amirlerince verilen disiplin cezaları bazı durumlarda mahkemelerce iptal edilmektedir.Mahkemelerce iptal edilen disiplin cezalarında suçun oluşmadığı yönünde verilmiş olan kararlarda idarenin aynı konu hakkında yeniden soruşturma yaparak ceza vermesi mümkün değildir.Ancak bazı mahkeme kararlarında suçun varlığı kabul edilmekle birlikte cezanın yanlış verilmiş olduğu,soruşturmadaki bazı bilgi ve belgelerin incelenmeden karar verildiği v.b sebeplerle disiplin cezaları iptal edilmekle birlikte aynı konuda idarelere yeniden soruşturma yapılması,incelemenin uzman kişilere yaptırılması ve ondan sonra karar verilmesi yönünde kararlar verilerek idareye aynı konu ile alakalı soruşturma yapıp ceza verme hakkı tanınmaktadır.</p>

<p></p>

<p>Mahkemece disiplin cezası verme işlemine karşılık bozma kararı verilmesi halinde kararın gerekçesi idareye yeni bir disiplin işlemi yapma yetkisi tanıyor ise idare yeniden makul süre içinde yeniden işlem tesis edebilmektedir.İdare mahkeme kararına istinaden yeniden soruşturma yapıp ceza verecek olsa bile bu soruşturma ve ceza verme yetkisi 2 yıllık genel zaman aşımı süresi içinde tamamlanmalıdır.</p>

<p></p>

<p>Mahkeme kararından sonra idarenin  tekrardan soruşturma yapıp veya yapılan soruşturmadaki eksiklikleri tamamlayarak yeniden ceza vermesinde mahkemeler ilgili işlemlerin makul süre içerisinde yapılıp yapılmadığı hususunu da dikkate almaktadırlar.Yeniden soruşturma yapılmasında makul süre soruşturmanın boyutuna göre değişmekle birlikte genel olarak bu süre 2 veya 3 aylık süre olarak değerlendirilebilir.</p>

<p></p>

<p>Konuya ilişkin olarak verilmiş olan örnek danıştay kararını yazımız ekinde yayımlıyoruz</p>

<p>T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
Onikinci Daire</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Esas No : 2012/2857<br />
Karar No : 2013/11887</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Özeti : 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesinde düzenlenen, zamanaşımı sürelerine uyularak verilen disiplin cezalarına karşı açılan davalarda; yargı mercilerince iptal kararı verilmesi ve bu kararın gerekçesinin idareye yeni bir disiplin işlemi tesis etme yetkisi tanıması halinde, makul bir sürede işlem tesis edilmesi kaydıyla 127. maddedeki zamanaşımı hükümlerinin dikkate alınmayacağı hakkında.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : Sağlık Bakanlığı<br />
Vekili : (Hukuk Müşaviri) …<br />
Karşı Taraf (Davacı) : …<br />
Vekili : Av. …</p>

<p></p>

<p></p>

<p>İstemin Özeti : İstanbul 6. İdare Mahkemesinin 31.10.2011 günlü, E:2010/2610, K:2011/1596 sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.<br />
Danıştay Tetkik Hâkimi : Şevket Polat<br />
Düşüncesi :</p>

<p></p>

<p>TÜRK MİLLETİ ADINA</p>

<p></p>

<p>Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:</p>

<p></p>

<p>Dava, İstanbul - Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Müdür Yardımcısı olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Yasa'nın 125/B-a maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 06.10.2010 gün ve 237574 işlemin iptali istemiyle açılmıştır.</p>

<p></p>

<p>İstanbul 6. İdare Mahkemesinin 31.10.2011 günlü, E:2010/2610, K:2011/1596 sayılı kararıyla; davacıya 26.10.2009 gün ve 199357 sayılı işlemle verilen 1/10 oranında aylıktan kesme cezasının, İstanbul 7. İdare Mahkemesinin 29.06.2010 günlü, E:2010/41, K:2010/1225 sayılı kararıyla; "davacının kusurlu fiillerinin bulunmasına karşılık, kasıtla hareket ettiğinin ortaya konulamadığı, bu durumda isnat edilen disiplin suçunun kasıt unsuru ortaya konulmaksızın verilen disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle iptali üzerine dava konusu işlem tesis edilmiş ise de, disiplin cezasına konu fiilin işlendiği öne sürülen ihalenin 30.10.2007 tarihinde yapılmasına karşılık fiil tarihinden yaklaşık 3 yıl geçtikten sonra 6.10.2010 tarihinde verilen disiplin cezasında 657 sayılı Yasa'nın 127/2. maddesinde öngörülen 2 yıllık ceza 0 zamanaşımı süresinin geçirilmiş olması nedeniyle hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.</p>

<p></p>

<p>Davalı idare, İdare Mahkemesi kararının hukuk ve usule aykırı olduğunu öne sürmekte ve temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.</p>

<p></p>

<p>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Zamanaşımı" başlıklı 127. maddesinde; "Bu Kanunu’n 125’inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren;<br />
a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına,<br />
b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına, başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.<br />
Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." hükmü yer almaktadır.</p>

<p></p>

<p>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararların sonuçları" başlıklı 28/1. maddesinde; "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. Ancak, haciz veya ihtiyati haciz uygulamaları ile ilgili davalarda verilen kararlar hakkında, bu kararların kesinleşmesinden sonra idarece işlem tesis edilir." düzenlemesi bulunmaktadır.</p>

<p></p>

<p>Dosyanın incelenmesinden; İstanbul - Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Müdür Yardımcısı olarak görev yapan davacının, 30.10.2007 tarihinde yapılan 3 yıllık malzemeli genel temizlik hizmeti alımı ihalesinde, ihale komisyonu üyesi olarak gerçekleştirdiği öne sürülen fiilleri nedeniyle 657 sayılı Yasa'nın 125/C-a maddesi uyarınca 1/10 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 26.10.2009 gün ve 199357 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; İstanbul 7. İdare Mahkemesinin 29.06.2010 günlü, E:2010/41, K:2010/1225 sayılı kararıyla; <strong>"ihale sürecinde davacının kusurlu fiillerinin bulunmasına karşılık, kasıtla hareket ettiğinin ortaya konulamadığı</strong>, bu durumda isnat edilen disiplin suçunun kasıt unsuru ortaya konulmaksızın verilen disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptal edildiği, bu karar üzerine yargı kararını uygulamak üzere harekete geçen davalı idarenin, davacının kusurlu bulunan fiili nedeniyle 06.10.2010 gün ve 237574 sayılı işlemle davacıya kınama cezası vermesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. 657 sayılı Yasa'nın 127. maddesindeki zamanaşımı süreleri, idarenin disiplin suçundan haberdar olmasından ilk defa disiplin cezası verilmesine kadarki süreçte dikkate alınacak süreler olup, idare tarafından söz konusu sürelere riayet edilerek disiplin cezası vermesi halinde, idarenin zamanaşım sürelerine uyma yükümlülüğünü yerine getirdiğinin kabulü gerekmektedir. <strong>Öte yandan, zamanaşımı sürelerinin hesabında disiplin cezası verildikten sonraki itiraz süreci veya onay süreci (disiplin cezasının idari anlamda kesinleşme süreci) dikkate alınmayacağı gibi, idari yargıda dava açılması halinde, yargılama sürecinde geçen süreler ile bozma kararı verilmesi halinde kararın gerekçesi idareye yeni bir disiplin işlemi yapma yetkisi tanıyor ise idarenin yeni bir disiplin işlemi tesis etmesi aşamasında söz konusu zamanaşımı sürelerinin artık öne sürülemeyeceği açıktır.</strong></p>

<p></p>

<p>Diğer bir deyişle 657 sayılı Yasa'nın 127. maddesindeki zamanaşımı düzenlemesinin, idare tarafından ilk defa disiplin işlemi tesis edilmesi aşamasında göz önüne alınacak bir müessese olduğu ve ilgili hakkında bu süreler içinde bir disiplin cezası verilmekle birlikte hükmünü doğuracağı anlaşılmaktadır.</p>

<p></p>

<p>Bununla birlikte, disiplin cezalarına karşı idari yargıda açılan davalarda verilen<strong> iptal kararlarının gerekçesinin, idareye ilgili hakkında başka bir disiplin işlemi tesis etme olanağı tanıması halinde,</strong> 2577 sayılı Yasa'nın 28/1. maddesi uyarınca Yargı kararının gereğini yerine getirmekle yükümlü olan idarenin, zaman geçirmeksizin harekete geçerek makul süreler içinde işlem tesis etmeleri gerektiği, buna karşılık yargı kararının gereğini yerine getirirken 657 sayılı Yasa'nın 127/2. maddesi hükmünün ilgilinin sürekli ceza tehdidi altında bırakılmasını önleme fonksiyonu gereği, kararın idarelerine tebliğ edildiği tarihten itibaren her halükarda 2 yıl zarfında disiplin işlemlerini sonuçlandırmaları gerektiği açıktır.</p>

<p></p>

<p>Nitekim Dairemizin 02.12.2013 günlü, E:2010/5239, K:2013/9337 sayılı kararı ile 10.12.2013 günlü, E:2010/9547, K:2013/10337 sayılı kararları da bu yöndedir.</p>

<p></p>

<p>Olayda; İstanbul 7. İdare Mahkemesinin 29.06.2010 günlü, E:2010/41, K:2010/1225 sayılı kararının davalı idareye <strong>yeni bir disiplin işlemi tesis etme yetkisi tanıdığı ve kararın tebliğ tarihi dosyadan anlaşılamamakla birlikte, karar tarihinden yaklaşık 3 ay sonrasında tesis edilen disiplin işleminin makul bir süre içinde sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır.</strong> Bu durumda, uyuşmazlığın usul ve esasa ilişkin diğer yönlerden incelenerek karara bağlanması gerekirken, zamanaşımı süresinin geçirildiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle İstanbul 6. İdare Mahkemesince verilen 31.10.2011 günlü, E:2010/2610, K:2011/1596 sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen nedenler gözetilmek suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 20.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/mahkemece-iptal-edilen-disiplin-cezasi-sonrasi-idare-yeniden-ceza-verebilir-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 17:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/05/hammer-g5e243d09b-640.jpg" type="image/jpeg" length="85321"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mevzuatinyeri]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/foto-galeri/mevzuatinyeri-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/foto-galeri/mevzuatinyeri-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>İndirim</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/foto-galeri/mevzuatinyeri-1</guid>
      <pubDate>Thu, 15 Oct 2020 08:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/05/nnn.png" type="image/jpeg" length="33349"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mevzuatinyeri]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/foto-galeri/mevzuatinyeri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/foto-galeri/mevzuatinyeri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>İndirim</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/foto-galeri/mevzuatinyeri</guid>
      <pubDate>Wed, 14 Oct 2020 16:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/05/nnn.png" type="image/jpeg" length="44840"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
