<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>mevzuatinyeri</title>
    <link>https://www.mevzuatinyeri.com</link>
    <description>Mevzuatinyeri memur maaş, soruşturma, izin,harcırah, disiplin, misafirhaneler,memurlar haber,kamu mevzuatı,</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.mevzuatinyeri.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 11 Sep 2026 00:35:23 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zamanaşımına Uğrayan Disiplin Fiilinde Sübut İncelemesi]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/zamanasimina-ugrayan-disiplin-fiilinde-subut-incelemesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/zamanasimina-ugrayan-disiplin-fiilinde-subut-incelemesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay, disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrayan fiillerde, ayrıca idari yaptırım öngörülmemişse fiilin sübutunun ayrıca incelenmesine gerek olmadığına karar verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Zamanaşımına Uğrayan Disiplin Fiilinde Sübut İncelemesi Zorunlu mu? Danıştaydan Önemli Karar</h1>

<p style="text-align:justify">Danıştay, disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrayan ve ayrıca başka bir idari yaptırım öngörülmeyen fiiller bakımından, fiilin sübuta erip ermediği değerlendirilmeden dosyanın zamanaşımı nedeniyle işlemden kaldırılabileceğine karar verdi.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay İkinci Dairesi, zamanaşımına uğrayan disiplin fiillerinin değerlendirilmesine ilişkin önemli bir karara imza attı.</p>

<p style="text-align:justify">Daire, hakkında disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrayan ve zamanaşımına uğrayan fiil nedeniyle disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım uygulanması öngörülmeyen durumlarda, disiplin kurulunca fiilin sübuta erip ermediğinin ayrıca değerlendirilmesine gerek bulunmadığına hükmetti.</p>

<p style="text-align:justify">Karara konu olayda, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı ve Ankara Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğünde görev yapan bazı personelin 2005, 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında yürüttükleri teknik takip işlemlerinde usulsüzlük yaptıkları iddiaları üzerine disiplin soruşturması gerçekleştirildi.</p>

<p style="text-align:justify">Soruşturma raporunda, davacının Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6, 8/7 ve 8/12. maddelerinde düzenlenen fiilleri işlediği ve iki ayrı meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılması gerektiği yönünde kanaat bildirildi.</p>

<p style="text-align:justify">Buna karşın İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunca, isnat edilen fiillerin işlendiği tarihler itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesinde öngörülen disiplin cezası verme yetkisine ilişkin zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildi.</p>

<h2 style="text-align:justify">Danıştay: Zamanaşımı varsa kural olarak sübut incelemesi yapılmasına gerek yok</h2>

<p style="text-align:justify">Danıştay İkinci Dairesi, disiplin hukukunda zamanaşımının uygulanmasına ilişkin değerlendirmesinde önemli bir ayrım yaptı.</p>

<p style="text-align:justify">Daireye göre kural olarak, zamanaşımına uğrayan bir fiille ilgili yapılan soruşturmada öncelikle fiilin belirlenmesi, ardından zamanaşımına uğrayıp uğramadığının değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Zamanaşımının gerçekleştiğinin tespit edilmesi halinde ise fiilin sübuta erip ermediği tartışılmadan, zamanaşımına uğradığının saptanması ve dosyanın işlemden kaldırılması gerekiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak zamanaşımına uğrayan fiil nedeniyle disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım öngörülmüşse, bu durumda farklı bir hukuki değerlendirme yapılması gerekiyor. Böyle bir durumda fiilin sübuta erip ermediği belirlendikten sonra zamanaşımı nedeniyle işlemden kaldırma kararı verilmesi gerekiyor.</p>

<h2 style="text-align:justify">Somut olayda başka bir idari yaptırım bulunmadı</h2>

<p style="text-align:justify">Danıştay, somut olayda davacının zamanaşımına uğrayan eylemi nedeniyle disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım öngörülmediğine dikkat çekti.</p>

<p style="text-align:justify">Ayrıca davacının 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun Geçici 28. maddesi kapsamında bulunmadığı tespit edildi.</p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle Yüksek Disiplin Kurulunun, davacının disiplin cezasını gerektirecek fiilinin sübuta erip ermediği konusunda değerlendirme yapmaksızın yalnızca isnat edilen eylemler yönünden zamanaşımı süresinin dolduğunu tespit etmesi ve dosyayı zamanaşımı nedeniyle işlemden kaldırması hukuka uygun bulundu.</p>

<h2 style="text-align:justify">Karşı oylar dikkat çekti</h2>

<p style="text-align:justify">Kararda iki ayrı gerekçede karşı oy bulunması da dikkat çekti.</p>

<p style="text-align:justify">Karşı oy görüşlerinden birinde, disiplin yönünden incelenen fiillerin disiplin hukuku dışında da sonuçlarının bulunabileceği, bu nedenle eylemin sübuta erip ermediğinin tespitinin farklı hukuki sonuçlar doğurabileceği belirtildi.</p>

<p style="text-align:justify">Diğer karşı oyda ise soruşturma raporunda isnat edilen fiillerin sübuta erdiği kanaatine varılmış olmasına rağmen, Yüksek Disiplin Kurulunca fiilin sübutu değerlendirilmeden doğrudan zamanaşımı nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasının hukuka uygun olmadığı savunuldu.</p>

<p style="text-align:justify">Bu görüşe göre, soruşturma dosyasındaki bilgi, belge ve ifadeler birlikte değerlendirilerek hukuki sorumluluğun tespit edilmesi, ardından zamanaşımı değerlendirmesi yapılması gerekiyordu.</p>

<p style="text-align:justify">Kararın çoğunluk görüşü itibarıyla ortaya koyduğu temel ilke şu şekilde özetlenebilir:</p>

<p style="text-align:justify">Zamanaşımına uğramış bir disiplin fiili nedeniyle disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım veya hukuki sonuç doğmayacaksa, fiilin sübuta erip ermediğinin ayrıca tespit edilmesi zorunlu değildir.</p>

<p style="text-align:justify">Buna karşılık, fiilin sübutunun belirlenmesi başka bir idari yaptırımın uygulanması veya başka bir hukuki sonuç doğurması bakımından önem taşıyorsa, yalnızca zamanaşımı tespitiyle yetinilemez.</p>

<p></p>

<hr />
<p style="text-align:justify">KARARIN TAM METNİ</p>

<p style="text-align:justify"><strong>T.C.</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>D A N I Ş T A Y</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>İKİNCİ DAİRE</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Esas No : 2021/9381</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Karar No : 2025/194</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>TEMYİZ EDEN (DAVACI) :</strong> …</p>

<p style="text-align:justify"><strong>VEKİLİ :</strong> Av. …</p>

<p style="text-align:justify"><strong>KARŞI TARAF (DAVALI) :</strong> İçişleri Bakanlığı</p>

<p style="text-align:justify"><strong>VEKİLİ :</strong> I. Hukuk Müşaviri Yrd. …</p>

<h2 style="text-align:justify">İSTEMİN KONUSU</h2>

<p style="text-align:justify">Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince verilen 21/11/2017 günlü, E:2017/10770, K:2017/12369 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.</p>

<h2 style="text-align:justify">YARGILAMA SÜRECİ</h2>

<h3 style="text-align:justify">Dava Konusu İstem</h3>

<p style="text-align:justify">Dava; Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı olarak görev yaptığı dönemdeki eylemleri nedeniyle davacının, hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda düzenlenen raporda, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6, 8/7 ve 8/12. maddeleri gereğince 2 kez ayrı ayrı meslekten çıkarma cezası ile tecziye edilmesi kanaati bildirilmiş ise de, iddia olunan suçların işleniş tarihi itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi gereğince disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğradığından dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 13/11/2015 günlü, 2015/255 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.</p>

<h3 style="text-align:justify">İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti</h3>

<p style="text-align:justify">Ankara 6. İdare Mahkemesinin 28/02/2017 günlü, E:2016/1644, K:2017/852 sayılı kararıyla; idarenin disiplin cezası verme mekanizmasını harekete geçirmek suretiyle davacıya isnad edilen fiillerin kesinlik derecesinin ortaya çıkarılması ve bu şekilde disiplin yönünden kusurlu olup olmadığını ve gerçekten o disiplin suçunun işlenip işlenmediğini, kim tarafından ne zaman ve ne şekilde işlendiğini, zamanaşımına uğrayıp uğramadığını kontrol ve analiz etmek mecburiyetinde olduğu dikkate alındığında, davacının üzerine atılı fiiller nitelenerek yapılan değerlendirme sonucunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir.</p>

<h3 style="text-align:justify">Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti</h3>

<p style="text-align:justify">Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; her ne kadar istinaf başvuru dilekçesinde, istinafa konu mahkeme kararının, Danıştay Onikinci Dairesinin 23/05/2014 günlü, E:2014/533, K:2014/4318 sayılı kararına aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmekte ise de, anılan karardan sonra 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'na 27/03/2015 günlü, 6638 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle eklenen geçici 28. maddenin getirildiği, bu maddenin uygulanabilirliğini sağlamak açısından ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı belirlenen fiillerde de fiilin nitelendirmesinin yapılmasının zorunluluk arzettiği, davacı hakkında yapılan soruşturma sonucunda Yüksek Disiplin Kurulunca, davacının fiilinin nitelendirilerek zamanaşımı kapsamında bulunduğunun belirlenmesine ilişkin dava konusu işlemde, bu nedenle de hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.</p>

<h3 style="text-align:justify">Temyiz Edenin İddiaları</h3>

<p style="text-align:justify">Davacı tarafından; isnat edilen suçlamalar için zamanaşımı süresinin dolduğunun saptanması halinde, salt bu saptamayla yetinilmesi ve fiilin sübuta erip ermediği hususu irdelenmeden dosyanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması gerektiği, nitekim disiplin kurulunca suçun işlendiğinin tespiti ve bu durumun karara geçirilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı yönünde Danıştayca kararlar verildiği, emsal yargı kararları gözetilerek temyize konu mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.</p>

<h3 style="text-align:justify">Karşı Tarafın Cevabı</h3>

<p style="text-align:justify">Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.</p>

<h3 style="text-align:justify">Danıştay Tetkik Hakimi ....................................</h3>

<p style="text-align:justify">Düşüncesi</p>

<p style="text-align:justify">Temyiz isteminin reddi ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmüştür.</p>

<p style="text-align:justify">TÜRK MİLLETİ ADINA</p>

<p style="text-align:justify">Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü.</p>

<p style="text-align:justify">Başkan …'nin; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinde, "İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir..." hükmüne, aynı Kanun'un, 6545 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle değiştirilen "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde de, "Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir: ... c) Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları..." düzenlemesine yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu kapsamda, dava konusu işlemin, fiilin sübuta erip ermediği konusunda bir değerlendirme yapılmaksızın sadece isnat edilen eylemler için zamanaşımı süresinin dolduğu saptanarak tesis edilmesi ve zamanaşımına uğrayan fiile disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım öngörülmemesi karşısında, uyuşmazlığın 46/c maddesinde ifade edilen "belli bir meslekten çıkarılma sonucunu doğuran işlem" olarak değerlendirilemeyeceği, anılan ifadeden meslek grupları için ilgili hukuki metinlerinde ayrıca düzenlenmiş olan "meslekten ihraç" veya "mesleki faaliyetini durdurma" cezalarının anlaşılması gerektiği, bu nedenle kararın temyiz yolu açık olmayan "kesin" kararlardan olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek temyiz isteminin incelenmeksizin reddedilmesi gerektiği yönündeki ayrışık oya karşılık, uyuşmazlığın 2577 sayılı Kanun'un 46/c maddesi kapsamında temyize tabi olduğuna oyçokluğuyla karar verilerek işin esasına geçilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">İNCELEME VE GEREKÇE</p>

<p style="text-align:justify">MADDİ OLAY</p>

<p style="text-align:justify">Dava dosyasının incelenmesinden; İstihbarat Dairesi Başkanlığı ve Ankara Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğünde görev yapan bir kısım personelin, 2005, 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında, görev yaptıkları sırada iletişimin tespit edilmesi, dinlenilmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi çalışmalarıyla ilgili olarak bazı usulsüzlükler yapıldığının İstihbarat Dairesi Başkanlığınca tespit edildiği, soruşturma kapsamında toplam 513 ayrı teknik takipteki iş ve işlemlerde, kişileri terör örgütleri, organize suç örgütleri ve illegal şahıslarla bağlantılıymış gibi göstererek suç tasniinde bulunmak suretiyle belge tanzim ettikleri, kişi isimlerini eksik ve/veya yanlış bilgi girmek suretiyle gizleyerek bu belgelerle önleme amaçlı dinleme kararı aldıkları, bu kararların alındığı aynı gerekçelerle, yeni deliller ve bilgiler olmaksızın uzatma kararları aldıkları iddialarına yönelik mülkiye ve polis müfettişlerince hazırlanan disiplin raporunda; personelin, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün meslekten çıkarmayı düzenleyen 8/6. maddesindeki "...suç tasnii ve iftira...", 8/7. maddesindeki "yetkisini ve nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak" ve 8/12. maddesindeki "kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiilini işledikleri ve meslekten çıkarma cezasıyla tecziye edilmeleri gerektiği yönünde kanaat bildirildiği, bu kapsamda eylem tarihinde İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı olarak görev yapan davacının da 2 kez ayrı ayrı meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılması yönünde kanaatte bulunulduğu, İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunca ise, iddia olunan suçların işleniş tarihi itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi gereğince idarenin ceza verme yetkisine ilişkin zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi üzerine, temyizen incelenmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.</p>

<h2 style="text-align:justify">İLGİLİ MEVZUAT</h2>

<p style="text-align:justify">657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Zamanaşımı" başlıklı 127. maddesinde;</p>

<p style="text-align:justify">"Bu Kanun’un 125’inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren;</p>

<p style="text-align:justify">a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına,</p>

<p style="text-align:justify">b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına, başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.</p>

<p style="text-align:justify">Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." kuralına yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesinde; "Hırsızlık, gasp, dolandırıcılık, irtikap, rüşvet, zimmet, ihtilas, ırza geçme, ırza tasaddi, sahtecilik, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, kalpazanlık, kasden adam öldürme, veya bu suçları işlemeye teşebbüs etmek, emniyeti, suiistimal, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, suç tasnii, iftira", 8/7. maddesinde; "Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak" ve 8/12. maddesinde; "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiilleri, meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">08/03/2018 günlü, 30354 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8/(6). maddesinin (ç) bendinde; "Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla ya da kin ve dostluk gibi nedenlerle kötüye kullanmak", (h) bendinde; "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında düzenlenmiş, "Zamanaşımı" başlıklı 29. maddesinde ise;</p>

<p style="text-align:justify">"(1) Bu Kanunda sayılan fiilleri işleyenler hakkında bu fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kısa ve uzun süreli durdurma cezalarında bir ay içinde, b) Meslekten çıkarma cezası ve Devlet memurluğundan çıkarma cezasında altı ay içinde, disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.</p>

<p style="text-align:justify">(2) Disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.</p>

<p style="text-align:justify">(3) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği, zincirleme suçlarda ise son suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.</p>

<p style="text-align:justify">(4) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin 9/3/2023 Tarihli ve E: 2023/5, K: 2023/45 Sayılı Kararı ile.) (Yeniden Düzenleme: 21/11/2024-7533/40 md.) Fiilin hatalı olarak vasıflandırıldığı veya düzeltilebilir bir şekil noksanlığı bulunduğu gerekçeleriyle disiplin cezasının mahkeme tarafından iptal edilmesi durumunda, kararın kesinleştiği tarihteki yetkili disiplin kurulu veya disiplin amiri, kararın tebliğinden itibaren altı ay içinde ceza verme yetki ve sorumluluğu kapsamında yeniden değerlendirme yapar." hükümleri bulunmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">04/04/2015 günlü, 29316 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6638 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'na eklenen Geçici 28. maddenin birinci fıkrasında;</p>

<p style="text-align:justify">"Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki son beş yıl içinde disiplin kurullarınca meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla tecziye edilmesi gerektiği halde 657 sayılı Kanun’un 127’nci maddesine göre ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığı için cezalandırılamayan Emniyet Teşkilatı mensupları, bir ay içinde kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere İçişleri Bakanlığı tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilir."</p>

<p style="text-align:justify">düzenlemesi yer almaktadır.</p>

<h1 style="text-align:justify">HUKUKİ DEĞERLENDİRME</h1>

<p style="text-align:justify">Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi için kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup; memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması yönünden objektif ve kamusal öneme sahiptir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle, disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatta belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konuyla ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">İlgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri, kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle disiplin soruşturmasını açmaya yetkili amirlerce uyulması zorunlu olan süreler olduğundan, bu süreler geçirildikten sonra yapılan disiplin soruşturması esas alınarak verilen disiplin cezaları hukuka aykırı olacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Kural olarak, zamanaşımına uğrayan bir fiille ilgili yapılan soruşturmada ilk önce fiilin belirlenmesi ve akabinde zamanaşımına uğrayıp uğramadığının değerlendirilmesi; zamanaşımı tespit edilmesi halinde ise, fiilin sübuta erip ermediği tartışılmadan zamanaşımına uğradığı saptanarak dosyanın işlemden kaldırılması gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak zamanaşımına uğrayan fiile disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım (örneğin, 3201 sayılı Kanun'un Geçici 28. maddesi gereğince başka kuruma atanma gibi) öngörülmüş ise, bu halde fiilin sübuta erip ermediği değerlendirilmesi yapıldıktan sonra zamanaşımı nedeniyle işlemden kaldırma kararı verilmelidir.</p>

<p style="text-align:justify">Somut uyuşmazlıkta, davacının da aralarında bulunduğu bazı emniyet personelleri hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda hazırlanan disiplin raporunda, mülkiye ve polis müfettişlerince, davacıya isnat edilen eylemler yönünden Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6, 8/7 ve 8/12. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 2 kez meslekten çıkarma cezasıyla tecziye edilmesi yönünde kanaatte bulunulmuş ise de, Yüksek Disiplin Kurulunca, fiilinin sübuta erip ermediği konusunda bir değerlendirme yapılmaksızın, sadece isnat edilen eylemler için zamanaşımı süresinin dolduğunun tespitiyle sınırlı inceleme yapılarak dosyanın ilgili bölümlerinin işlemden kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu durumda; davacının zamanaşımına uğrayan eylemine yönelik ayrıca bir idari yaptırım öngörülmediği ve davacının durumunun 3201 sayılı Kanun'un Geçici 28. maddesi kapsamında olmadığı dikkate alındığında, Yüksek Disiplin Kurulunca, davacının disiplin cezasını gerektirecek fiilinin sübuta erip ermediği konusunda bir değerlendirme yapılmaksızın, sadece isnat edilen eylemler için zamanaşımı süresinin dolduğunun saptanması, salt bu saptamayla yetinilmesi, hukuki sonuç doğurabilecek başkaca bir karar alınmaması ve dosyanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması şeklinde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararında da sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir.</p>

<h1 style="text-align:justify">KARAR SONUCU</h1>

<p style="text-align:justify">Açıklanan nedenlerle;</p>

<p style="text-align:justify"><strong>1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>2.</strong> Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince verilen 21/11/2017 günlü, E:2017/10770, K:2017/12369 sayılı kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle <strong>ONANMASINA,</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>3.</strong> Temyiz giderlerinin istemde bulunan davacı üzerinde bırakılmasına,</p>

<p style="text-align:justify"><strong>4.</strong> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7035 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara ve bir örneğinin de Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın, Ankara 6. İdare Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p style="text-align:justify">14/01/2025 tarihinde esas ve gerekçede oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.</p>

<h1 style="text-align:justify">GEREKÇEDE KARŞI OY</h1>

<p style="text-align:justify"><strong>X-</strong></p>

<p style="text-align:justify">7068 sayılı Kanun’un 1. maddesinde, bu Kanun’un Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik hâllerini, disiplin cezalarını, disiplin amirlerini ve kurullarını, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususları düzenlediği belirtilmiş, 37. maddesinde, "4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu’nun 82’nci maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 83’üncü, ek 4’üncü, ek 5’inci, ek 6’ncı, ek 7’nci, ek 8’inci ve ek 9’uncu maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır." hükmüne;</p>

<p style="text-align:justify">"Geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinde ise, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur. (2) ... 2/1/2017 tarihli ve 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği 23/1/2017 tarihinde devam etmekte olan disiplin soruşturmaları ile ilgili olarak; a) Bu Kanunun usule, yetkili disiplin amiri ve yetkili disiplin kurullarına ilişkin hükümleri derhal uygulanır.</p>

<p style="text-align:justify">b) Bu Kanun yürürlüğe girmeden önce personelin tabi olduğu disiplin mevzuatının ceza hükümleri ile bu Kanunun ceza hükümlerinin farklı olması halinde personelin lehine olan hükümler uygulanır..." hükümlerine yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Aktarılan mevzuat uyarınca, 7068 sayılı Kanun kapsamında bulunan personele, bu Kanun’dan önceki mevzuat esas alınarak verilmiş disiplin cezalarının, 7068 sayılı Kanun hükümleri uyarınca verilmiş sayılacağı; söz konusu disiplin cezalarının iptali istemiyle açılan davaların, 7068 sayılı Kanun hükümleri uyarınca çözüleceği açıktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">3201 sayılı Kanun’da ve Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nde ceza verme yetkisinde zamanaşımına ilişkin düzenleme yer almadığından, 657 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış ise de; 7068 sayılı Kanun'un 14. maddesinde, “Maiyetinden birinin disiplinsizlik teşkil eden bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirleri, olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirirse bizzat ya da yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar vasıtasıyla disiplin soruşturması yapar.”; 29. maddesinde, “Bu Kanunda sayılan fiilleri işleyenler hakkında bu fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren; (1) a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kısa ve uzun süreli durdurma cezalarında bir ay içinde;</p>

<p style="text-align:justify">b) Meslekten çıkarma cezası ve Devlet memurluğundan çıkarma cezasında altı ay içinde, disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.</p>

<p style="text-align:justify">(2) Disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar…” düzenlemeleri yapılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">3201 Kanun’a eklenen Geçici 28. maddede, “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki son beş yıl içinde disiplin kurullarınca meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla tecziye edilmesi gerektiği hâlde 657 sayılı Kanun’un 127’nci maddesine göre ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığı için cezalandırılamayan Emniyet Teşkilatı mensupları, bir ay içinde kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere İçişleri Bakanlığı tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilir....” hükmüne yer verilmiş; bu düzenlemenin iptali istemiyle yapılan başvuru, Anayasa Mahkemesinin 04/05/2017 günlü, E:2015/41, K:2017/98 sayılı kararıyla,</p>

<p style="text-align:justify">”Memuriyetten veya meslekten atılmayı gerektirecek fiiller yönünden Kanun’da belirtilen zamanaşımı sürelerinin geçmiş olması, bu fiiller nedeniyle kişinin disiplin cezasıyla cezalandırılmaması yönünden kesin bir güvence sağlamakla birlikte bu sürelerin geçmiş olması, kanun koyucunun belli şartlar altında personel çalıştırma rejimiyle ilgili sahip olduğu takdir yetkisini kullanmasına engel teşkil edecek bir neden olarak yorumlanamaz. Bu bağlamda kanun koyucunun, anayasal sınırlar içinde kalmak, bu yönüyle hukuki belirsizliğe ve keyfîliğe neden olmamak kaydıyla ceza müeyyidesi uygulama dışında memuriyetten veya meslekten atılmayı gerektirecek nitelikteki fiilleri işleyenleri emniyet hizmetleri gibi kamu güvenliği ve kişi güvenliğini doğrudan ilgilendiren faaliyet alanlarında çalıştırmak istememesi takdir yetkisi kapsamında kalan bir husus olup bunun kişilerin hukuki güvenliğini ihlal eden bir yönünün olduğu söylenemez.” gerekçesine de yer verilerek reddedilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Görüldüğü üzere, disiplin yönünden incelenen fiillerin, disiplin hukuku dışında da sonuçları olabileceğinden, eylemin sübut bulup bulmadığının tespiti, farklı sonuçlar yaratabilecektir.</p>

<p style="text-align:justify">7068 sayılı Kanun özelinde; soruşturma yapılması için, fiilin disiplin amirince herhangi bir şekilde öğrenilmesi ve olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirilmesi gerekir. Bu aşamada verilecek kararın, şikayet edilen yönünden "lekelenmeme hakkı"; şikayetçi yönünden "şikayet hakkı"; disiplin amiri yönünden ise "görevin yerine getirilmesi" gibi hususlar açısından sonuçlar doğuracağı açıktır.</p>

<p style="text-align:justify">Anılan Kanun'da sayılan fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından herhangi bir şekilde öğrenildiği tarihten itibaren soruşturma ve eylemden itibaren ceza zamanaşımı süreleri işlemeye başlamaktadır. Soruşturmacı olayı araştırmak ve değerlendirmek, yetkili kılınan birim de karar vermek durumundadır. Soruşturmanın tamamlanmamasını öngören yasal bir kural bulunmamakta; soruşturmanın açılmasını engelleyen durum ise, "soruşturma zamanaşımı" olmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Ceza zamanaşımının idarenin ceza verme yetkisini kaldırdığı, soruşturmayı yapma, sürdürme açısından etkisinin olmadığını, zira soruşturma zamanaşımının başka bir müessese olduğunu da vurgulamak gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">Öte yandan; "Masumiyet karinesi", kişilere soruşturma yapılmamasını isteme yönünde bir güvence sağlamamaktadır. Soruşturma açılması (soruşturma açılmasının hak kaybı yarattığı haller dışında) ilgilinin aklanmasını da içerdiğinden, tek başına lekelenmeme hakkını ihlal etmemekte, ilgili aleyhine kullanılan dil ve suç isnadı yapılıp, yapılmadığı önem kazanmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Uyuşmazlıkta, soruşturma yapılmış, davacı yönünden eylemin sübuta erdiği nedeniyle ceza verilmesi teklif edilmiş, Yüksek Disiplin Kurulunca, eylemin sübuta erip ermediği hususunda bir değerlendirme yapılmadan, zamanaşımı nedeniyle işlemden kaldırma kararı verilmiş, davacı tarafından soruşturma yapılamayacağı ileri sürülerek dava açılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu durumda, karar vermeye yetkili disiplin kurulunca; soruşturma raporu içinde yer alan bilgi belge ve ifadeler birlikte değerlendirilerek, hukuki sorumluluk tespit edildikten sonra, meslekten çıkarma teklifine karşın, zaman aşımı tespiti yapılarak, tesis edilen işlemden kaldırma işleminde bu yönüyle de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca, gerekçe yönünden çoğunluk kararına katılmıyorum.</p>

<h1 style="text-align:justify">GEREKÇEDE KARŞI OY</h1>

<p style="text-align:justify"><strong>XX-</strong></p>

<p style="text-align:justify">Dava; Ankara İl Emniyet Müdürlüğü emrinde emniyet amiri olarak görev yaptığı dönemdeki eylemleri nedeniyle davacının, hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda düzenlenen raporda, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6, 8/7 ve 8/12. maddeleri gereğince meslekten çıkarma cezası ile tecziye edilmesi kanaati bildirilmiş ise de, iddia olunan suçların işleniş tarihi itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi gereğince disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğradığından dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 08/09/2016 günlü, 2016/326 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Somut uyuşmazlıkta, mülkiye ve polis müfettişlerince yapılan disiplin soruşturması sonucunda hazırlanan disiplin raporunda, davacıya isnat edilen eylemlerin sübuta erdiği kanaatiyle ceza verilmesi teklif edildiği halde Yüksek Disiplin Kurulunca, eylemin sübuta erip ermediği hususunda bir değerlendirme yapılmaksızın, zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle işlemden kaldırma kararı verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu durumda; karar vermeye yetkili disiplin kurulunca; soruşturma dosyasının, isnat edilen fiilin hiç işlenmediği gerekçesiyle işlemden kaldırılması ile zamanaşımı sebebiyle işlemden kaldırılmasının ilgili kamu görevlisi yönünden yaratacağı hukuki etki ve sonuçlarının birbirinden farklı olacağı hususu da gözetilmek suretiyle, soruşturma raporu içinde yer alan bilgi belge ve ifadeler birlikte değerlendirilerek, hukuki sorumluluk tespit edildikten sonra, meslekten çıkarma teklifinin değerlendirilmesi, bundan sonra zaman aşımı tespiti yapılarak karar verilmesi gerekirken doğrudan zamanaşımı değerlendirmesi yapılmasında mevzuata uygunluk bulunmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Belirtilen nedenle davanın reddi yolundaki temyize konu kararın bozulması gerektiği oyu ile gerekçeli onama kararına katılmıyorum.</p>

<h3></h3></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/zamanasimina-ugrayan-disiplin-fiilinde-subut-incelemesi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 10:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/09/danistay-karari-adalet-masasi-1.jpg" type="image/jpeg" length="19702"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Memura özel hayatında işlemiş olduğu fiil nedeniyle disiplin cezası verilmesi]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/memura-ozel-hayatinda-islemis-oldugu-fiil-nedeniyle-disiplin-cezasi-verilmesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/memura-ozel-hayatinda-islemis-oldugu-fiil-nedeniyle-disiplin-cezasi-verilmesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memurların özel hayatında işlemiş olduğu fiilerin memuriyet unvanı ile alakalı olmaması durumunda disiplin cezası verilemeyeceğine ilişkin danıştay kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3 style="text-align:justify"><strong><span><span>Memura özel hayatında işlemiş olduğu fiil nedeniyle disiplin cezası verilmesi </span></span></strong></h3>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>Anayasa Mahkemesi 03.04.2014 tarihli ve Başvuru No:2013/1614 sayılı kararında; kamu görevlisi olan başvurucunun cinsel içerikli görüntülerinin internette yayınlanmasına ilişkin olay nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesi uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin uyuşmazlıkta, başvuruya konu disiplin işlemi ile yargısal sürece konu edilen davranışların esasen mesleki faaliyet ile ilgisi olmayan, mahremiyet alanına dahil özel yaşam eylemleri olduğu anlaşıldığından, başvurucunun Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>Bakılan olayda, davacıya isnat edilen fiilleri okul içerisine ve öğrencilere yansıttığına ilişkin bir delil, tespit veya tanık bulunmamaktadır.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Bu durumda; davacının telefonla müstehcen mesajlar göndermek ve internet üzerinden görüşme programı aracılığı ile uygunsuz görüntüler göstermekten ibaret olan fiilinin, 657 sayılı Kanun'un 124/2. maddesi uyarınca memur disiplin hukukunu ilgilendiren bir yönünün bulunmadığı ve disiplin suçu oluşturmadığı, söz konusu fiilin bir disiplin suçu olarak değerlendirilerek davacının bir yıl kıdem indirme cezasıyla cezalandırılmasının Anayasa'nın 20. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesi uyarınca "özel hayata saygı hakkının" ihlali sonucunu doğuracağı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında da hukuki isabet görülmemiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>T.C</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>DANIŞTAY</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>12. DAİRE BAŞKANLIĞI</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>ESAS NO.2012/8980</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>KARAR NO.2016/1586</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>KARAR TARİHİ.23.03.2016</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>DAVA; ... Okulu'nda ... öğretmen olarak görev yapan davacının, 4357 sayılı Kanunun 7/(c) maddesi uyarınca bir yıl kıdem indirme cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin 25.03.2011 tarihli ve 464 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>İdare Mahkemesince, davacı hakkında düzenlenen soruşturma raporu ile eki bilgi, belge ve ifadelerin değerlendirilmesinden; davacının öğretmenlik şerefini ihlal edici hallerde bulunduğu hususunun sübuta erdiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Davacı tarafından, Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Anayasa'nın "Kanun önünde eşitlik" başlıklı 10. maddesinde; "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir..." hükmüne yer verilmiş, Devlet organları ve idare makamlarının bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda oldukları vurgulanmış, "Özel hayatın gizliliği ve korunması" başlıklı bölümündeki 20/1. maddesinde; "Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz." düzenlemesine, 90/5. maddesinde ise; "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." düzenlemesine yer verilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" başlıklı 8. maddesinde; "Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir." hükmü, "Ayrımcılık yasağı" başlıklı 14. maddesinde; "Bu Sözleşme'de tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır." hükmü bulunmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan, 4357 sayılı Hususi İdarelerden Maaş Alan İlkokul Öğretmenlerinin Kadrolarına, Terfi, Taltif ve Cezalandırılmalarına ve Bu Öğretmenler İçin Teşkil Edilecek Sağlık ve İçtimai Yardım Sandığı ile Yapı Sandığına ve Öğretmenlerin Alacaklarına Dair Kanun'un 7. maddesinin (c) bendinde; öğretmenlik şerefini ihlal edici hallerde bulundukları, meslektaşlarının veya talebenin haklarını kasten zarara uğrattıkları sabit olanlara suçlarının derecesine göre bir yıldan dört yıla kadar kıdem indirme cezası verileceği hükme bağlanmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Dosyanın incelenmesinden; ...Okulunda ... öğretmeni olarak görev yapan davacı hakkında, ...29.07.2010- 09.09.2010 tarihleri arasında aynı okulda görev yapan öğretmene telefonla müstehcen mesajlar gönderdiğine ve internet üzerinden görüşme programı aracılığı ile uygunsuz görüntüler gösterdiğine ilişkin olarak hakkında soruşturma başlatıldığı, yürütülen disiplin soruşturması sonucunda düzenlenen raporda getirilen teklif doğrultusunda, 25.03.2011 tarihli ve 464 sayılı işlemle, 4357 sayılı Kanun'un 7/(c) maddesi uyarınca bir yıl kıdem indirme cezasıyla cezalandırılması üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span><span>Uyuşmazlıkta, davacının özel hayat alanı içerisinde, telefonla müstehcen mesajlar göndermesi ve internet üzerinden görüşme programı aracılığı ile uygunsuz görüntüler göstermesi nedeniyle cezalandırılması karşısında, söz konusu fiilin Anayasa'nın 20/1. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 8. maddesi uyarınca "özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı" kapsamında bulunup bulunmadığı konusunun irdelenmesi gerekmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Konuya ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları incelendiğinde; başta Dudgeon-Birleşik Krallık Kararı (Başvuru No: 7525/76- Karar Tarihi: 22.10.1981) olmak üzere bu konuda verilmiş çok sayıda karar bulunduğu, özellikle Smith ve Grady-Birleşik Krallık Kararı (Başvuru No:33985/96, Karar Tarihi:27.09.1999), Lustig/Prean ve Beckett-Birleşik Krallık Kararı (Başvuru No:31417/96-Karar Tarihi:27.09.1999), Perkins ve R.-Birleşik Krallık Kararı (Başvuru No:43208/98- Karar Tarihi: 22.10.2002), Beck, Copp ve Bazeley-Birleşik Krallık (Başvuru No:48535/99-Karar Tarihi: 22.10.2002), kararlarında; eşcinsel kişilerin salt cinsel yönelimlerinden dolayı ordudan ihraç edilmesinin Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesinin 8. maddesinin ihlali olarak karara bağlanmış, Özpınar-Türkiye Kararında (Başvuru No:20999/04-Karar Tarihi: 19.10.2010) ise; bir yargıcın özel hayatında arkadaşlık ettiği kişiler ve giyim tarzı, aşırı makyaj yapması gibi iddialar ön plana çıkarılarak meslekten çıkarılması anılan hakkın ihlali olarak değerlendirilmiş, anılan yargıçla ilgili iddiaların bu kişinin mesleğini icrasına etkisinin somut olarak ortaya konulamadığı hususu vurgulanmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>Öte yandan Anayasa Mahkemesi 03.04.2014 tarihli ve Başvuru No:2013/1614 sayılı kararında; kamu görevlisi olan başvurucunun cinsel içerikli görüntülerinin internette yayınlanmasına ilişkin olay nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesi uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin uyuşmazlıkta, başvuruya konu disiplin işlemi ile yargısal sürece konu edilen davranışların esasen mesleki faaliyet ile ilgisi olmayan, mahremiyet alanına dahil özel yaşam eylemleri olduğu anlaşıldığından, başvurucunun Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>Bakılan olayda, davacıya isnat edilen fiilleri okul içerisine ve öğrencilere yansıttığına ilişkin bir delil, tespit veya tanık bulunmamaktadır.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Bu durumda; davacının telefonla müstehcen mesajlar göndermek ve internet üzerinden görüşme programı aracılığı ile uygunsuz görüntüler göstermekten ibaret olan fiilinin, 657 sayılı Kanun'un 124/2. maddesi uyarınca memur disiplin hukukunu ilgilendiren bir yönünün bulunmadığı ve disiplin suçu oluşturmadığı, söz konusu fiilin bir disiplin suçu olarak değerlendirilerek davacının bir yıl kıdem indirme cezasıyla cezalandırılmasının Anayasa'nın 20. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesi uyarınca "özel hayata saygı hakkının" ihlali sonucunu doğuracağı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında da hukuki isabet görülmemiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15(onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak 23.03.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi."</span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/memura-ozel-hayatinda-islemis-oldugu-fiil-nedeniyle-disiplin-cezasi-verilmesi</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 09:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2022/02/memura_ozel_hayatinda_islemis_oldugu_fiil_nedeniyle_disiplin_cezasi_verilmesi_h30706_8ef1a.jpg" type="image/jpeg" length="16955"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Geçici görevde ev kiralama]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/gecici-gorevde-ev-kiralama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/gecici-gorevde-ev-kiralama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[6245 sayılı kanununa göre geçici görevlendirilen memurun ev kiralarsa konaklama bedeli nasıl ödenir . Geçici görevde konaklama bedeli ödemesi örnek hesaplama]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span><span><strong>Memur geçici görev mahallinde ev kiralarsa konaklama bedeli nasıl ödenir ?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Memurların geçici görevli olarak memuriyet mahalli dışına görevlendirilmeleri durumunda harcırah kanununa göre ödenen geçici görev yolluğu içinde konaklama için bir bedel ödemesi durumunda da ayrıca konaklama bedeli ödenmesi gerekmektedir. Memur geçici görev mahallinde otel misafirhane v.b yerlerde kalabileceği gibi geçici görev mahallinde evde kiralayabilme hakkına sahiptir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Geçici görev mahallinde ev kiralayan memurun harcırah ödemesini almak için vermiş olduğu beyanda merkezi yönetim harcama belgelerinde istenen belgeleri harcırah beyanının ekine eklemesi gerekmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Memurun geçici görev mahallinde ev kiralaması durumunda ödenecek olan konaklama bedeli 6245 sayıl kanununun  <span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span> 33 üncü maddenin (d) fıkrasına göre ise, görevlendirmenin ilk 10 günü için gündeliklerinin %50 artırımlı miktarı kadar, takip eden 80 gün için gündeliklerinin %50’si kadar, müteakip 90 gün için de gündeliklerinin 2/3’ünün %40’ı kadar konaklama gideri ödenmesi, 180 günü aşan günler için ise konaklama gideri ödenmemesi,</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>gerekmektedir.    </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 class="Metin" style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><strong><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffff00">Geçici görevde konaklama bedeli ödemesi örnek hesaplama </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></strong></span></h2>

<p class="Metin" style="text-align:justify"></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Örneğin, aylık/kadro derecesi 2 olan ve 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununa ekli (H) işaretli cetvelde yurtiçi gündeliği 35,24 TL olarak belirlenen bir memurun yurtiçinde memuriyet mahalli dışında bir yere 1/4/2016 tarihinden itibaren 200 gün süre ile geçici görevle gönderilmesi halinde söz konusu personele 6245 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin (d) fıkrasına göre ödenecek konaklama gideri aşağıda belirtildiği şekilde hesaplanacaktır.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>-Görevlendirmenin ilk 10 günü için gündeliğinin %50 artırımlı miktarı olan 52,86 TL,</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>52,86 x 10 = 528,60 TL</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>-Takip eden 80 gün için gündeliğinin %50’si olan 17,62 TL,</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>17,62 x 80 = 1.409,60 TL</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>-Müteakip 90 gün için de gündeliğinin 2/3’ünün %40’ı olan 9,39 TL,</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>9,39 x 90 = 845,10 TL</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>olmak üzere toplam olarak 2.783,30 TL tutarında konaklama gideri ödenmesi gerekmektedir.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Geçici görevde ev kiralama işlemlerine ilişkin 40 sıra nolu harcırah genel tebliğinde yer alan düzenlemelere aşağıda yer verilmiştir.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times=""><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><strong>Konut kiralamaları</strong></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times=""><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><strong>MADDE 5 –</strong> (1) Anayasa Mahkemesinin 25/11/2015 tarihli ve Esas No: 2015/13, Karar No: 2015/108 sayılı Kararı ile 6245 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin (d) fıkrasında yer alan konaklama giderinin ödenmesine ilişkin 10 günlük süre sınırlamasının kaldırıldığı hususu dikkate alındığında, yurt içinde memuriyet mahalli dışında bir yere geçici görevle gönderilenlerin, geçici görevle gönderildikleri yerlerde yatacak yer sağlamak üzere özel şahıslardan kiraladıkları evler ile pansiyonlara (ticari işletmelere dahil olanlar hariç) ödedikleri ücretler, kira sözleşmesi ile birlikte 31/12/2005 tarihli ve 26040 3 üncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Merkezi Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliğinde belirtilen şekil ve esaslara göre düzenlenecek “harcama pusulası” ve ödemeye ilişkin “banka makbuzu” ile belgelendirmeleri halinde, aşağıda belirtilen koşullara da uymak şartıyla, 6245 sayılı Harcırah Kanunu ve 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununa ekli (H) işaretli cetvelin I. maddesinin dipnotunda belirtilen esas ve miktar dikkate alınarak ödenecektir.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times=""><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>(2) Harcama pusulaları ve banka makbuzları (dekont) aylık dönemler itibarıyla düzenlenecektir.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times=""><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>(3) Ortak kiralamalarda harcama pusulaları ve banka makbuzları geçici görevle gönderilenler için ayrı ayrı kendi ödedikleri tutarlar üzerinden düzenlenecektir.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times=""><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>(4) Konaklama yerinden yararlanan geçici görevle gönderilenlerin sayısının birden fazla olması halinde tümünün ismi ve unvanı sözleşmede ayrı ayrı yer alacaktır. Kira sözleşmesi konuttan yararlananların sayısı kadar düzenlenebilecek veya düzenlenen kira sözleşmesi geçici olarak görevlendirilen kişi sayısı kadar çoğaltılıp tasdik edilmek suretiyle ibraz edilecektir.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times=""><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>(5) Kira sözleşmelerinde kiranın başladığı tarih ile kira bitim tarihinin yanı sıra kiralama süresi gün olarak da belirtilecektir. İlgili kişinin görevlendirilen yerde ikamet ettiği günler dikkate alınarak ödeme yapılacaktır.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p class="Metin" style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times=""><span style="color:#000000"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>(6) Kira sözleşmelerinin asılları ilk yolluk bildirimine eklenecektir. Kalınan sürede birden fazla yolluk bildirimi düzenlendiği takdirde sonraki bildirimlere kira sözleşmelerinin tasdik edilmiş fotokopileri eklenecektir.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>HARCIRAH</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/gecici-gorevde-ev-kiralama</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 09:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2022/02/gecici_gorevde_ev_kiralama_h30744_a9f43.jpg" type="image/jpeg" length="77906"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Memuriyet mahalli dışında gidilen kontrol muayenesi izin bitimine denk gelirse ne olur?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/memuriyet-mahalli-disinda-gidilen-kontrol-muayenesi-izin-bitimine-denk-gelirse-ne-olur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/memuriyet-mahalli-disinda-gidilen-kontrol-muayenesi-izin-bitimine-denk-gelirse-ne-olur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memuriyet mahalli dışında gidilen kontrol muayenesi izin bitimine denk gelirse ne olur?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify"><span>Memuriyet mahalli dışında gidilen kontrol muayenesi izin bitimine denk gelirse ne olur?</span></h1>

<p style="text-align:justify">İstanbul'da görev yapan davacının yıllık iznini kullandığı esnada Bursa'da rahatsızlığı nedeniyle gittiği kardiyoloji uzmanı doktor tarafından 06/08/2014 tarihinden itibaren 10 günlük kontrol kaydıyla rapor verildiği, raporun bitimi ve kontrol tarihi olan 16/08/2014 tarihinin hafta sonuna denk gelmesi nedeniyle ilk mesai günü olan 18/08/2014 tarihinde Kardiyoloji Polikliniğine müracaat ettiği, anılan tarihten itibaren yeniden 10 günlük verilen raporu görev yaptığı İstanbul'daki birime gönderdiği, raporun usule aykırı olduğundan bahisle bildirimi takip eden gün göreve başlaması yolundaki bildirimin 20/08/2014 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacının ise bildirimi takip eden gün olan 21/08/2014 tarihinde İstanbul'daki görevine başladığının görüldüğü, davacıya verilmiş raporun Yönetmelikteki usule (görev mahallindeki sağlık kurumunca düzenlenmediği) riayet edilmeksizin rapor alındığı, bu bağlamda, davacının göreve gitmediği 16/08/2014-20/08/2014 tarihleri arasında özürsüz göreve gitmemesinin söz konusu olmadığı,</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/6322 E. , 2021/1843 K.<br />
"İçtihat Metni"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
İKİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2021/6322<br />
Karar No : 2021/1843<br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü<br />
<br />
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …<br />
<br />
KARŞI TARAF (DAVACI) : …<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU : .... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.<br />
<br />
YARGILAMA SÜRECİ :<br />
Dava Konusu İstem : Dava; 1. Sınıf Emniyet Müdürü olarak görev yapan davacının 4 ay kısa süreli durdurma cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de bir alt ceza uygulanmak suretiyle 3 günlük aylık kesimi cezası ile tecziyesine yönelik … günlü, … sayılı kararın iptali istemiyle açılmıştır.<br />
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : .... İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 'Hastalık İzni Verilmesi' başlıklı 7.maddesinin 6.fıkrasında "Hastalık izni verilebilmesi için hastalık raporlarının, geçici görev ve kanuni izinlerin kullanılması durumu ile acil vakalar hariç, memuriyet mahallindeki veya hastanın sevkinin yapıldığı sağlık hizmeti sunucularından alınması zorunludur.", 5.fıkrasında ise "Bu Yönetmelik ile tespit edilen usul ve esaslara uyulmaksızın alınan hastalık raporlarına dayanılarak hastalık izni verilemez. Hastalık raporlarının bu Yönetmelik ile tespit edilen usuul ve esaslara uygun olmaması halinde bu durum memura yazılı olarak bildirilir. Bu bildirim üzerine memur, bildirimin yapıldığı günü takip eden gün göreve gelmekle yükümlüdür. Bildirim yapıldığı halde görevlerine başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümleri uyarınca işlem yapılır." kuralının yer aldığı, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 6/A-8 maddesinde "İzinsiz ya da kurumca kabul edilebilir özrü olmaksızın kesintisiz olarak 3 günden çok ve 5 güne kadar (5 gün dahil) görevine gelmemek," fiilinin 4 ay kısa süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller arasında sayıldığı, 15.maddesinde ise, kararın verildiği güne kadar geçmiş hizmetleri olumlu ve sicilleri iyi olan memurlara ve Tüzükte gösterilen cezanın bir derece aşağısı uygulanabileceğinin belirtildiği, dosyanın incelenmesinden; davacının 16/08/2014-20/08/2014 tarihleri arasında 5 gün izinsiz ve özürsüz göreve gelmediğinden bahisle hakkında yapılan soruşturma sonucunda … günlü, … sayılı işlemle Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 6/A-8 maddesi uyarınca alt ceza uygulanmak suretiyle 3 günlük aylık kesimi cezasıyla tecziye edilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı; İstanbul'da görev yapan davacının yıllık iznini kullandığı esnada Bursa'da rahatsızlığı nedeniyle gittiği kardiyoloji uzmanı doktor tarafından 06/08/2014 tarihinden itibaren 10 günlük kontrol kaydıyla rapor verildiği, raporun bitimi ve kontrol tarihi olan 16/08/2014 tarihinin hafta sonuna denk gelmesi nedeniyle ilk mesai günü olan 18/08/2014 tarihinde Kardiyoloji Polikliniğine müracaat ettiği, anılan tarihten itibaren yeniden 10 günlük verilen raporu görev yaptığı İstanbul'daki birime gönderdiği, raporun usule aykırı olduğundan bahisle bildirimi takip eden gün göreve başlaması yolundaki bildirimin 20/08/2014 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacının ise bildirimi takip eden gün olan 21/08/2014 tarihinde İstanbul'daki görevine başladığının görüldüğü, davacıya verilmiş raporun Yönetmelikteki usule (görev mahallindeki sağlık kurumunca düzenlenmediği) riayet edilmeksizin rapor alındığı, bu bağlamda, davacının göreve gitmediği 16/08/2014-20/08/2014 tarihleri arasında özürsüz göreve gitmemesinin söz konusu olmadığı, gerek Yönetmelik'te gerekse Emniyet Genel Müdürlüğünün 101 sayılı Genelgesi'nde usule riayet edilmeksizin alınan raporlarda, idarenin raporun usule aykırı alındığını belirtilen bildirimini takip eden günde personelin göreve başlamasının gerektiği, somut olayda da davacının kendisine 20/08/2014 tarihinde tebliğ edilen bildirimi takip eden günde göreve başladığı, bu durum gözetilmeksizin davacının izinsiz ve özürsüz göreve gitmediğinden bahisle tecziye edilmesine yönelik dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.<br />
<br />
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; davacı hakkında usulüne uygun olarak yapılan soruşturma sonucunda "izinsiz ya da kurumca kabul edilebilir özrü olmaksızın 5 gün göreve gelmemek" fiilinin sübuta erdiğinin anlaşıldığı, alt ceza uygulanmak suretiyle tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.<br />
<br />
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …<br />
<br />
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br />
<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Onaltıncı Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 01/08/2016 günlü, K:2016/32 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 1. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Danıştay Beşinci Dairesine, Beşinci Daire tarafından ise; Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:<br />
<br />
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br />
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.<br />
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br />
<br />
KARAR SONUCU :<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,<br />
2..... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:…, K:… sayılı kararın ONANMASINA,<br />
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına,<br />
4. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,<br />
5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren (15) onbeş gün içinde Danıştay'da karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31/05/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br />
<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/memuriyet-mahalli-disinda-gidilen-kontrol-muayenesi-izin-bitimine-denk-gelirse-ne-olur</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 09:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2022/02/memuriyet_mahalli_disinda_gidilen_kontrol_muayenesi_izin_bitimine_denk_gelirse_ne_olur_h30740_4d37f.jpg" type="image/jpeg" length="24477"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çocuğu vefat eden memur süt izni kullanabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/cocugu-vefat-eden-memur-sut-izni-kullanabilir-mi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/cocugu-vefat-eden-memur-sut-izni-kullanabilir-mi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[doğum yapan memura verilen süt izni çocuğun ölmesi durumunda da kullanılabilir mi? memur süt izin hakkı, çocuğu ölen memur anne süt izni kullanma hakkı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1>Çocuğu vefat eden memur süt izni kullanabilir mi? Süt izni hakkı sona eriyor</h1>

<p><strong>Çocuğu vefat eden kadın memurun süt izni hakkının devam edip etmediği merak edilen konular arasında yer alıyor. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve ilgili Kamu Personeli Genel Tebliği'ne göre, çocuğun vefat etmesi halinde süt izninin kalan süresinin kullanılması mümkün değil.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Kadın memurun süt izni ne kadar?</h2>

<p>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında doğum yapan kadın memurlara, analık izni süresinin sona ermesinin ardından çocuklarını emzirebilmeleri amacıyla süt izni veriliyor.</p>

<p>Buna göre kadın memur;</p>

<ul>
 <li><strong>Analık izninin bitiminden itibaren ilk 6 ayda günde 3 saat,</strong></li>
 <li><strong>İkinci 6 ayda ise günde 1,5 saat</strong></li>
</ul>

<p>süt izni kullanabiliyor.</p>

<p>Süt izninin süresi, doğumun tekil veya çoğul olmasına göre değişmiyor. İkiz veya daha fazla çocuğun dünyaya gelmesi halinde de aynı süreler uygulanıyor.</p>

<h2>Süt izninin saatlerini kim belirler?</h2>

<p>Kadın memur, süt iznini hangi saatler arasında ve günde kaç kez kullanacağını kendisi belirliyor.</p>

<p>Bu düzenlemenin temel amacı, annenin mesai süresi içerisinde çocuğunu emzirmesine ve beslemesine imkan sağlamak.</p>

<p>Bu nedenle süt izni, günlük olarak kullanılması gereken bir izin hakkı olarak değerlendiriliyor.</p>

<h2>Süt izni ile yarım gün izin birlikte kullanılabilir mi?</h2>

<p>Kadın memurun süt izni hakkı ile 657 sayılı Kanun'un 104'üncü maddesinin (F) fıkrasında düzenlenen <strong>yarım gün izin hakkını aynı anda kullanması mümkün değil.</strong></p>

<p>Memurun ilgili şartları taşıması halinde bu haklardan mevzuatta öngörülen şekilde yararlanması gerekiyor.</p>

<h2>Süt izni biriktirilerek kullanılabilir mi?</h2>

<p>Süt izni günlük olarak kullanılması gereken bir izin olduğundan, kullanılmayan süt izinlerinin biriktirilerek daha sonraki günlerde toplu şekilde kullanılması mümkün değil.</p>

<p>Örneğin bir memurun bir gün kullanmadığı süt iznini sonraki gün iki kat süreyle kullanması söz konusu değil.</p>

<h2>Çocuğu vefat eden memur süt iznini kullanabilir mi?</h2>

<p><strong>Hayır.</strong></p>

<p>Süt izni, doğrudan çocuğun emzirilmesi amacıyla verilen bir izin olduğundan, süt iznini kullanmakta olan memurun çocuğunun vefat etmesi halinde <strong>iznin kalan süresinin kullanılması mümkün bulunmuyor.</strong></p>

<p>Bu husus, <strong>6 Sıra Nolu Kamu Personeli Genel Tebliği'nin süt izninin kullanımına ilişkin düzenlemesinde</strong> açıkça belirtiliyor.</p>

<p>Tebliğin ilgili düzenlemesinde, süt iznini kullanmakta iken çocuğun ölümü halinde memurun bu iznin kalan süresini kullanamayacağı hüküm altına alınmış durumda.</p>

<p>Dolayısıyla çocuğun vefatıyla birlikte süt izninin dayanağı olan emzirme ve besleme ihtiyacı da ortadan kalktığından, kullanılmamış kalan süt izni sürelerinin devam ettirilmesi mümkün değil.</p>

<h2>Çocuğun vefatı halinde hangi izinler gündeme gelebilir?</h2>

<p>Çocuğun vefatı, süt izninin sona ermesine neden olmakla birlikte, olayın niteliğine göre memurun yararlanabileceği <strong>diğer izin haklarının ayrıca değerlendirilmesi</strong> gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle çocuğun vefatı sonrasında memurun süt izninin yanı sıra analık izni, mazeret izni veya diğer izinlere ilişkin mevzuat hükümlerini ayrıca incelemesi önem taşıyor.</p>

<h3>Sonuç</h3>

<p><strong>Çocuğu vefat eden kadın memur, süt izninin kalan kısmını kullanamaz.</strong> Süt izni, çocuğun emzirilmesi amacıyla verilen ve günlük olarak kullanılması gereken bir izin hakkıdır. 6 Sıra Nolu Kamu Personeli Genel Tebliği'nde de çocuğun ölümü halinde süt izninin kalan süresinin kullanılamayacağı açıkça düzenlenmiştir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>İZİNLER</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/cocugu-vefat-eden-memur-sut-izni-kullanabilir-mi-1</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 09:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2022/02/cocugu_vefat_eden_memur_sut_izni_kullanabilir_mi_h30746_306e8.jpg" type="image/jpeg" length="10426"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[8 Eylül 2026 Tarihli Atama Kararları]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/8-eylul-2026-tarihli-atama-kararlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/8-eylul-2026-tarihli-atama-kararlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[8 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Atama Kararları ile kamu kurum ve kuruluşlarında çok sayıda atama ve görev değişikliği gerçekleştirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">8 Eylül 2026 Tarihli Atama Kararları</h1>

<p style="text-align:justify">8 Eylül 2026 tarihli ve 33364 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Atama Kararları ile çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında görev değişiklikleri ve yeni atamalar gerçekleştirildi.</p>

<p style="text-align:justify">Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan kararlar kapsamında Sayıştay Savcılığına Milli Emlak Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Akcan atanırken, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve Helal Akreditasyon Kurumunda da çeşitli atama ve görevden alma işlemleri gerçekleştirildi.</p>

<h3 style="text-align:justify">Sayıştay Savcılığına Ahmet Akcan atandı</h3>

<p style="text-align:justify">2026/303 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 18’inci maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2’nci maddesi gereğince Milli Emlak Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Akcan, Sayıştay Savcılığına atandı.</p>

<h3 style="text-align:justify">Kültür ve Turizm Bakanlığında değişiklik</h3>

<p style="text-align:justify">2026/304 sayılı Karar kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığında açık bulunan Bitlis İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne Osman Fadıl Uner atandı.</p>

<p style="text-align:justify">2026/305 sayılı Karar ile Mersin İl Kültür ve Turizm Müdürü Hakan Doğanay görevden alındı. Mersin İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne Yener Oba, Aksaray İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne Abdullah Oğuz, Samsun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne ise Süleyman Demirtaş atandı.</p>

<h3 style="text-align:justify">Milli Eğitim Bakanlığında yeni genel müdür</h3>

<p style="text-align:justify">2026/306 sayılı Karar ile Milli Eğitim Bakanlığında açık bulunan Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitim Genel Müdürlüğüne Faruk Berat Akçeşme atandı.</p>

<h3 style="text-align:justify">Ticaret Bakanlığında üst düzey atama ve görev değişiklikleri</h3>

<p style="text-align:justify">2026/307 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Ticaret Bakanlığında açık bulunan Destek Hizmetleri, Tasfiye İşleri ve Döner Sermaye Genel Müdürlüğüne Strateji Geliştirme Başkanı Adil Yıldırım atandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">2026/308 sayılı Karar kapsamında Düzce Ticaret İl Müdürü Çiğdem Acar görevden alındı.</p>

<p style="text-align:justify">Kararla;</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Çorum Ticaret İl Müdürlüğüne Fatih İnçitmez,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Hatay Ticaret İl Müdürlüğüne Hüseyin Yalçın Koca,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Konya Ticaret İl Müdürlüğüne Batman Ticaret İl Müdürü Burak Nerse,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Malatya Ticaret İl Müdürlüğüne Gazi Dinçaslan</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">atandı.</p>

<h3 style="text-align:justify">Helal Akreditasyon Kurumunda iki yeni yönetim kurulu üyesi</h3>

<p style="text-align:justify">2026/309 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Helal Akreditasyon Kurumunda açık bulunan Yönetim Kurulu üyeliklerine Yasin Aydoğan ve Recep Aydın atandı.</p>

<h2 style="text-align:justify">KARAR METİNLERİ</h2>

<h3 style="text-align:justify">Cumhurbaşkanlığından:</h3>

<p style="text-align:justify">Karar: 2026/303</p>

<p style="text-align:justify">Sayıştay Savcılığına, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 18 inci maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 nci maddesi gereğince Milli Emlak Genel Müdür Yardımcısı Ahmet AKCAN atanmıştır.</p>

<hr />
<h3 style="text-align:justify">Cumhurbaşkanlığından:</h3>

<p style="text-align:justify">Karar: 2026/304</p>

<p style="text-align:justify">Kültür ve Turizm Bakanlığında açık bulunan Bitlis İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 nci maddesi gereğince Osman Fadıl UNER atanmıştır.</p>

<hr />
<h3 style="text-align:justify">Cumhurbaşkanlığından:</h3>

<p style="text-align:justify">Karar: 2026/305</p>

<p style="text-align:justify">3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 nci maddesi gereğince Kültür ve Turizm Bakanlığı;</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Mersin İl Kültür ve Turizm Müdürü Hakan DOĞANAY, görevden alınmış,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Mersin İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne, Malatya İl Kültür ve Turizm Müdürü Yener OBA,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Aksaray İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne Abdullah OĞUZ,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Samsun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne Süleyman DEMİRTAŞ,</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">atanmıştır.</p>

<hr />
<h3 style="text-align:justify">Cumhurbaşkanlığından:</h3>

<p style="text-align:justify">Karar: 2026/306</p>

<p style="text-align:justify">Milli Eğitim Bakanlığında açık bulunan Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitim Genel Müdürlüğüne, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 ve 3 üncü maddeleri gereğince Faruk Berat AKÇEŞME atanmıştır.</p>

<hr />
<h3 style="text-align:justify">Cumhurbaşkanlığından:</h3>

<p style="text-align:justify">Karar: 2026/307</p>

<p style="text-align:justify">Ticaret Bakanlığında açık bulunan Destek Hizmetleri, Tasfiye İşleri ve Döner Sermaye Genel Müdürlüğüne, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 ve 3 üncü maddeleri gereğince Strateji Geliştirme Başkanı Adil YILDIRIM atanmıştır.</p>

<hr />
<h3 style="text-align:justify">Cumhurbaşkanlığından:</h3>

<p style="text-align:justify">Karar: 2026/308</p>

<p style="text-align:justify">3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 nci maddesi gereğince Ticaret Bakanlığı;</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Düzce Ticaret İl Müdürü Çiğdem ACAR, görevden alınmış,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Çorum Ticaret İl Müdürlüğüne Fatih İNCİTMEZ,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Hatay Ticaret İl Müdürlüğüne Hüseyin Yalçın KOCA,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Konya Ticaret İl Müdürlüğüne, Batman Ticaret İl Müdürü Burak NERSE,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Malatya Ticaret İl Müdürlüğüne Gazi DİNÇASLAN,</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">atanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<h3 style="text-align:justify">Cumhurbaşkanlığından:</h3>

<p style="text-align:justify">Karar: 2026/309</p>

<p style="text-align:justify">Helal Akreditasyon Kurumunda açık bulunan Yönetim Kurulu üyeliklerine, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2, 3 ve 7 nci maddeleri gereğince Yasin AYDOĞAN ve Recep AYDIN atanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">7 Eylül 2026</p>

<p style="text-align:justify">Recep Tayyip ERDOĞAN<br />
CUMHURBAŞKANI</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL HABERLER</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/8-eylul-2026-tarihli-atama-kararlari</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 09:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/09/atama-haberleri.jpg" type="image/jpeg" length="30872"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mahkemece İptal Edilen Disiplin Cezası Sonrası İdare Yeniden Ceza Verebilir mi]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/mahkemece-iptal-edilen-disiplin-cezasi-sonrasi-idare-yeniden-ceza-verebilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/mahkemece-iptal-edilen-disiplin-cezasi-sonrasi-idare-yeniden-ceza-verebilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mahkemece İptal Edilen Disiplin Cezası Sonrası İdare Yeniden Ceza Verebilir mi İdare, disiplin soruşturmasında ceza verme zamanaşımı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1>Mahkemece İptal Edilen Disiplin Cezası Sonrası İdare Yeniden Ceza Verebilir mi</h1>

<p>İptal edilen disiplin cezalarında idarenin aynı suçla ilgili disiplin cezası verip veremeyeceği hususunu açıklamaya çalışalım.</p>

<p></p>

<p>İdareler tarafından yapılan soruşturmalar neticesinde disiplin amirlerince verilen disiplin cezaları bazı durumlarda mahkemelerce iptal edilmektedir.Mahkemelerce iptal edilen disiplin cezalarında suçun oluşmadığı yönünde verilmiş olan kararlarda idarenin aynı konu hakkında yeniden soruşturma yaparak ceza vermesi mümkün değildir.Ancak bazı mahkeme kararlarında suçun varlığı kabul edilmekle birlikte cezanın yanlış verilmiş olduğu,soruşturmadaki bazı bilgi ve belgelerin incelenmeden karar verildiği v.b sebeplerle disiplin cezaları iptal edilmekle birlikte aynı konuda idarelere yeniden soruşturma yapılması,incelemenin uzman kişilere yaptırılması ve ondan sonra karar verilmesi yönünde kararlar verilerek idareye aynı konu ile alakalı soruşturma yapıp ceza verme hakkı tanınmaktadır.</p>

<p></p>

<p>Mahkemece disiplin cezası verme işlemine karşılık bozma kararı verilmesi halinde kararın gerekçesi idareye yeni bir disiplin işlemi yapma yetkisi tanıyor ise idare yeniden makul süre içinde yeniden işlem tesis edebilmektedir.İdare mahkeme kararına istinaden yeniden soruşturma yapıp ceza verecek olsa bile bu soruşturma ve ceza verme yetkisi 2 yıllık genel zaman aşımı süresi içinde tamamlanmalıdır.</p>

<p></p>

<p>Mahkeme kararından sonra idarenin  tekrardan soruşturma yapıp veya yapılan soruşturmadaki eksiklikleri tamamlayarak yeniden ceza vermesinde mahkemeler ilgili işlemlerin makul süre içerisinde yapılıp yapılmadığı hususunu da dikkate almaktadırlar.Yeniden soruşturma yapılmasında makul süre soruşturmanın boyutuna göre değişmekle birlikte genel olarak bu süre 2 veya 3 aylık süre olarak değerlendirilebilir.</p>

<p></p>

<p>Konuya ilişkin olarak verilmiş olan örnek danıştay kararını yazımız ekinde yayımlıyoruz</p>

<p>T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
Onikinci Daire</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Esas No : 2012/2857<br />
Karar No : 2013/11887</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Özeti : 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesinde düzenlenen, zamanaşımı sürelerine uyularak verilen disiplin cezalarına karşı açılan davalarda; yargı mercilerince iptal kararı verilmesi ve bu kararın gerekçesinin idareye yeni bir disiplin işlemi tesis etme yetkisi tanıması halinde, makul bir sürede işlem tesis edilmesi kaydıyla 127. maddedeki zamanaşımı hükümlerinin dikkate alınmayacağı hakkında.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : Sağlık Bakanlığı<br />
Vekili : (Hukuk Müşaviri) …<br />
Karşı Taraf (Davacı) : …<br />
Vekili : Av. …</p>

<p></p>

<p></p>

<p>İstemin Özeti : İstanbul 6. İdare Mahkemesinin 31.10.2011 günlü, E:2010/2610, K:2011/1596 sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.<br />
Danıştay Tetkik Hâkimi : Şevket Polat<br />
Düşüncesi :</p>

<p></p>

<p>TÜRK MİLLETİ ADINA</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:</p>

<p></p>

<p>Dava, İstanbul - Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Müdür Yardımcısı olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Yasa'nın 125/B-a maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 06.10.2010 gün ve 237574 işlemin iptali istemiyle açılmıştır.</p>

<p></p>

<p>İstanbul 6. İdare Mahkemesinin 31.10.2011 günlü, E:2010/2610, K:2011/1596 sayılı kararıyla; davacıya 26.10.2009 gün ve 199357 sayılı işlemle verilen 1/10 oranında aylıktan kesme cezasının, İstanbul 7. İdare Mahkemesinin 29.06.2010 günlü, E:2010/41, K:2010/1225 sayılı kararıyla; "davacının kusurlu fiillerinin bulunmasına karşılık, kasıtla hareket ettiğinin ortaya konulamadığı, bu durumda isnat edilen disiplin suçunun kasıt unsuru ortaya konulmaksızın verilen disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle iptali üzerine dava konusu işlem tesis edilmiş ise de, disiplin cezasına konu fiilin işlendiği öne sürülen ihalenin 30.10.2007 tarihinde yapılmasına karşılık fiil tarihinden yaklaşık 3 yıl geçtikten sonra 6.10.2010 tarihinde verilen disiplin cezasında 657 sayılı Yasa'nın 127/2. maddesinde öngörülen 2 yıllık ceza 0 zamanaşımı süresinin geçirilmiş olması nedeniyle hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.</p>

<p></p>

<p>Davalı idare, İdare Mahkemesi kararının hukuk ve usule aykırı olduğunu öne sürmekte ve temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.</p>

<p></p>

<p>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Zamanaşımı" başlıklı 127. maddesinde; "Bu Kanunu’n 125’inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren;<br />
a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına,<br />
b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına, başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.<br />
Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." hükmü yer almaktadır.</p>

<p></p>

<p>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararların sonuçları" başlıklı 28/1. maddesinde; "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. Ancak, haciz veya ihtiyati haciz uygulamaları ile ilgili davalarda verilen kararlar hakkında, bu kararların kesinleşmesinden sonra idarece işlem tesis edilir." düzenlemesi bulunmaktadır.</p>

<p></p>

<p>Dosyanın incelenmesinden; İstanbul - Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Müdür Yardımcısı olarak görev yapan davacının, 30.10.2007 tarihinde yapılan 3 yıllık malzemeli genel temizlik hizmeti alımı ihalesinde, ihale komisyonu üyesi olarak gerçekleştirdiği öne sürülen fiilleri nedeniyle 657 sayılı Yasa'nın 125/C-a maddesi uyarınca 1/10 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 26.10.2009 gün ve 199357 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; İstanbul 7. İdare Mahkemesinin 29.06.2010 günlü, E:2010/41, K:2010/1225 sayılı kararıyla; <strong>"ihale sürecinde davacının kusurlu fiillerinin bulunmasına karşılık, kasıtla hareket ettiğinin ortaya konulamadığı</strong>, bu durumda isnat edilen disiplin suçunun kasıt unsuru ortaya konulmaksızın verilen disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptal edildiği, bu karar üzerine yargı kararını uygulamak üzere harekete geçen davalı idarenin, davacının kusurlu bulunan fiili nedeniyle 06.10.2010 gün ve 237574 sayılı işlemle davacıya kınama cezası vermesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. 657 sayılı Yasa'nın 127. maddesindeki zamanaşımı süreleri, idarenin disiplin suçundan haberdar olmasından ilk defa disiplin cezası verilmesine kadarki süreçte dikkate alınacak süreler olup, idare tarafından söz konusu sürelere riayet edilerek disiplin cezası vermesi halinde, idarenin zamanaşım sürelerine uyma yükümlülüğünü yerine getirdiğinin kabulü gerekmektedir. <strong>Öte yandan, zamanaşımı sürelerinin hesabında disiplin cezası verildikten sonraki itiraz süreci veya onay süreci (disiplin cezasının idari anlamda kesinleşme süreci) dikkate alınmayacağı gibi, idari yargıda dava açılması halinde, yargılama sürecinde geçen süreler ile bozma kararı verilmesi halinde kararın gerekçesi idareye yeni bir disiplin işlemi yapma yetkisi tanıyor ise idarenin yeni bir disiplin işlemi tesis etmesi aşamasında söz konusu zamanaşımı sürelerinin artık öne sürülemeyeceği açıktır.</strong></p>

<p></p>

<p>Diğer bir deyişle 657 sayılı Yasa'nın 127. maddesindeki zamanaşımı düzenlemesinin, idare tarafından ilk defa disiplin işlemi tesis edilmesi aşamasında göz önüne alınacak bir müessese olduğu ve ilgili hakkında bu süreler içinde bir disiplin cezası verilmekle birlikte hükmünü doğuracağı anlaşılmaktadır.</p>

<p></p>

<p>Bununla birlikte, disiplin cezalarına karşı idari yargıda açılan davalarda verilen<strong> iptal kararlarının gerekçesinin, idareye ilgili hakkında başka bir disiplin işlemi tesis etme olanağı tanıması halinde,</strong> 2577 sayılı Yasa'nın 28/1. maddesi uyarınca Yargı kararının gereğini yerine getirmekle yükümlü olan idarenin, zaman geçirmeksizin harekete geçerek makul süreler içinde işlem tesis etmeleri gerektiği, buna karşılık yargı kararının gereğini yerine getirirken 657 sayılı Yasa'nın 127/2. maddesi hükmünün ilgilinin sürekli ceza tehdidi altında bırakılmasını önleme fonksiyonu gereği, kararın idarelerine tebliğ edildiği tarihten itibaren her halükarda 2 yıl zarfında disiplin işlemlerini sonuçlandırmaları gerektiği açıktır.</p>

<p></p>

<p>Nitekim Dairemizin 02.12.2013 günlü, E:2010/5239, K:2013/9337 sayılı kararı ile 10.12.2013 günlü, E:2010/9547, K:2013/10337 sayılı kararları da bu yöndedir.</p>

<p></p>

<p>Olayda; İstanbul 7. İdare Mahkemesinin 29.06.2010 günlü, E:2010/41, K:2010/1225 sayılı kararının davalı idareye <strong>yeni bir disiplin işlemi tesis etme yetkisi tanıdığı ve kararın tebliğ tarihi dosyadan anlaşılamamakla birlikte, karar tarihinden yaklaşık 3 ay sonrasında tesis edilen disiplin işleminin makul bir süre içinde sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır.</strong> Bu durumda, uyuşmazlığın usul ve esasa ilişkin diğer yönlerden incelenerek karara bağlanması gerekirken, zamanaşımı süresinin geçirildiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.</p>

<p></p>

<p>Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle İstanbul 6. İdare Mahkemesince verilen 31.10.2011 günlü, E:2010/2610, K:2011/1596 sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen nedenler gözetilmek suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 20.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/mahkemece-iptal-edilen-disiplin-cezasi-sonrasi-idare-yeniden-ceza-verebilir-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 17:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/05/hammer-g5e243d09b-640.jpg" type="image/jpeg" length="40485"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Danıştay’dan Polislerin Savunma Hakkına İlişkin Karar]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/danistaydan-polislerin-savunma-hakkina-iliskin-karar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/danistaydan-polislerin-savunma-hakkina-iliskin-karar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay’dan Emniyet Teşkilatında Savunma Hakkı Kararı: Yüksek Disiplin Kurulunda Savunma Alınmaması Cezayı Hukuka Aykırı Hale Getirmedi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify">Danıştay’dan Polislerin Savunma Hakkına İlişkin Karar</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay İkinci Dairesi, polis memurlarına verilen meslekten çıkarma cezasında, il polis disiplin kurulunda usulüne uygun şekilde savunma alınmış olması halinde, dosyanın Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kuruluna gönderilmesinden sonra ayrıca savunma alınmamasının savunma hakkını ihlal etmeyeceğine karar verdi.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay İkinci Dairesinin 13 Ocak 2025 tarihli, E:2021/9531, K:2025/133 sayılı kararı, polis memurlarına yönelik meslekten çıkarma cezalarında savunma hakkının hangi aşamada kullanılacağına ilişkin önemli değerlendirmeler içeriyor.</p>

<p style="text-align:justify">Polis memuruna meslekten çıkarma cezası verildi</p>

<p style="text-align:justify">Mersin İl Emniyet Müdürlüğünde görev yapan polis memuru hakkında, görev sırasında yardım isteyen güvenlik görevlilerine haklı bir neden olmaksızın yardım etmemek veya bildiği ya da gördüğü bir suçun takip edilmesi ve failin yakalanması için gerekli girişimde bulunmamak fiilini işlediği gerekçesiyle disiplin soruşturması yürütüldü.</p>

<p style="text-align:justify">Mersin Valiliği İl Polis Disiplin Kurulu tarafından yapılan değerlendirme sonucunda davacı hakkında 6 ay kısa süreli durdurma ve meslekten çıkarma cezaları verilmesine karar verildi. Meslekten çıkarma cezasına ilişkin dosya, mevzuatta öngörülen süreç kapsamında Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kuruluna gönderildi.</p>

<p style="text-align:justify">Davacı, il polis disiplin kurulunda yazılı ve sözlü savunma yaptı. Ancak dosyanın Yüksek Disiplin Kuruluna gönderilmesinden sonra bu kurulda ayrıca savunma yapmadı. Bölge İdare Mahkemesi ise Yüksek Disiplin Kurulunda davacıya yeniden savunma imkanı tanınmadığı gerekçesiyle işlemi iptal etti.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay: İl polis disiplin kurulu yetkili</p>

<p style="text-align:justify">Uyuşmazlığı inceleyen Danıştay İkinci Dairesi, öncelikle disiplin cezasını verme yetkisinin hangi makamda bulunduğuna dikkat çekti.</p>

<p style="text-align:justify">3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun işlem tarihinde yürürlükte bulunan Ek 5. maddesine göre, il polis disiplin kurullarının kuruldukları il emniyet kadrosundaki polis memurlarına bütün disiplin cezalarını verme yetkisi bulunuyor. Meslekten çıkarma kararlarının ise valinin önerisi, Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun görüşü ve Bakanın onayıyla kesinleşmesi öngörülüyor.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay, aynı sistemin daha sonra yürürlüğe giren 7068 sayılı Kanun'da da korunduğunu belirtti. Buna göre il polis disiplin kurulu polis memurları hakkında bütün disiplin cezalarını verebilirken, meslekten çıkarma kararları belirlenen onay sürecinin tamamlanmasıyla kesinleşiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Yüksek Disiplin Kurulunda yeniden savunma alınması zorunlu değil</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay İkinci Dairesi, somut olayda il polis disiplin kurulunun polis memuru hakkında meslekten çıkarma cezası verme konusunda yetkili olduğunu vurguladı.</p>

<p style="text-align:justify">Daireye göre, davacının savunması yetkili il polis disiplin kurulu tarafından alınmış ve işlem bu aşamada usulüne uygun şekilde tesis edilmişti. Bu nedenle Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunda ayrıca son savunma alınmamış olması, tek başına savunma hakkının ihlali olarak değerlendirilemez.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay bu nedenle, Bölge İdare Mahkemesinin yalnızca Yüksek Disiplin Kurulunda yeniden savunma alınmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal etmesini hukuka uygun bulmadı.</p>

<p style="text-align:justify">Bölge İdare Mahkemesi kararı bozuldu</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay İkinci Dairesi, davalı Emniyet Genel Müdürlüğünün temyiz istemini kabul ederek Konya Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesinin kararını bozdu.</p>

<p style="text-align:justify">Kararda, il polis disiplin kurulunda usulüne uygun olarak savunması alınan davacı hakkında tesis edilen işlemde savunma hakkının ihlal edildiğinden söz edilemeyeceği ve uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerektiği belirtildi. Dosyanın yeniden karar verilmek üzere Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verildi.</p>

<p style="text-align:justify">T.C.</p>

<p style="text-align:justify">D A N I Ş T A Y</p>

<p style="text-align:justify">İKİNCİ DAİRE</p>

<p style="text-align:justify">Esas No : 2021/9531</p>

<p style="text-align:justify">Karar No : 2025/133Anahtar Kelimeler : -</p>

<p style="text-align:justify">Özeti : Her ne kadar Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu tarafından davacının son savunması alınmadan "Meslekten Çıkarma" cezasına karar verildiği anlaşılmakta ise de; 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun Ek 5. maddesi uyarınca ilde görevli polis memurlarına bütün disiplin cezalarını vermeye il polis disiplin kurulunun yetkili olduğunun kurala bağlandığı, bu kurul tarafından alınan savunma sonrasında usulüne uygun olarak tesis edilen işlemde savunma hakkının ihlali yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı hakkında.</p>

<p style="text-align:justify">TEMYİZ EDEN (DAVALI) : Emniyet Genel Müdürlüğü</p>

<p style="text-align:justify">VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …</p>

<div style="text-align:justify">KARŞI TARAF (DAVACI)</div>

<p style="text-align:justify">VEKİLİ : Av. …<!--[if supportFields]><span
style='mso-element:field-end'></span><![endif]--></p>

<p style="text-align:justify">İSTEMİN KONUSU : Konya Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesince verilen 21/05/2018 günlü, E:2017/3013, K:2018/1119 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.</p>

<p style="text-align:justify">YARGILAMA SÜRECİ :</p>

<p style="text-align:justify">Dava Konusu İstem : Dava; davacının Mersin İl Emniyet Müdürlüğünde görev yaptığı dönemde, "Görev sırasında yardım isteyen güvenlik görevlilerine haklı bir neden yokken yardımdan kaçınmak veya bildiği veya gördüğü bir suçun izlenmesi ve suçlunun yakalanması için gerekli girişimde bulunmamak" fiilini işlediğinden bahisle, Emniyet Teşkilatı</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">İdari Dava Daireleri Kararları İkinci Daire</p>

<p style="text-align:justify">Disiplin Tüzüğü'nün 8/14 maddesi uyarınca “Meslekten Çıkarma” cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu'nun 15/09/2015 günlü, 2015/404 karar sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : Konya 2. İdare Mahkemesinin 30/03/2017 günlü, E:2016/410, K:2017/724 sayılı kararıyla; dosyada yer alan bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; iki kişi arasında alacak verecek meselesi neticesinde 26/09/2013 tarihli "Ben huzurda bulunan şahitlerin yanında market zinciri sahibi …'den hiçbir şekilde alacağım olmadığını, kendisinin iş yerinin yakınına gelip hiçbir şekilde tehdit, şantaj yaparak para istemeyeceğime söz verir taahhüt ederim." şeklinde tutanağın hazırlandığı, davacının bu tutanağı "hazirun" olarak imzaladığı, imzasını 18/08/2015 tarihinde Mersin Valiliği İl Polis Disiplin Kuruluna verdiği sözlü savunmasında "kastı olmaksızın tarafların anlaşması için tutanağı imzaladığını" beyan ederek ikrar ettiği, yazı içeriğinin tehdit ve şantajdan oluştuğu, 12 yıllık tecrübeye sahip davacının suça konu bu belge nedeniyle adli mercileri haberdar etmemesinin beklenemeyeceği, "bildiği veya gördüğü bir suçun izlenmesi ve suçlunun yakalanması için gerekli girişimde bulunmamak" fiilinin sübuta erdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : Konya Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesince verilen temyize konu kararla; 24/4/2018 tarihli ara karar ile davalı idareden, davacı hakkında "meslekten çıkarma" kararını veren Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunda davacıya yazılı ve sözlü savunma yapma imkanı tanınıp tanınmadığının sorulmasına, varsa buna ilişkin yazılı ve sözlü savunma tutanaklarının istenmesine karar verildiği, gelen cevapta, davacının il polis disiplin kurulunda yazılı ve sözlü savunmasını yaptığı ancak karar merci olan Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kuruluna dosyanın gönderilmesinden sonra bu kurulda davacının yazılı ve sözlü savunma yapmak istediğine dair müracaatta bulunmadığı için tekrar son savunmasının alınmadığının belirtildiğinin görüldüğü gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, istinafa konu kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline hükmedilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, yapılan idari işlemin usul ve yasaya uygun olarak tesis edildiği ileri sürülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">KARŞI TARAFIN CEVABI : Cevap verilmemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : İlknur Yavaş</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">TÜRK MİLLETİ ADINA</p>

<p style="text-align:justify">Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından, yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p style="text-align:justify">İNCELEME VE GEREKÇE :</p>

<p style="text-align:justify">MADDİ OLAY :</p>

<p style="text-align:justify">Polis memuru olan davacının; Mersin İl Emniyet Müdürlüğü'nde görev yaptığı döneme ilişkin, market zinciri sahibi … isimli şahsın Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunması sonucu, davacı ve diğer kişiler hakkında "silahlı yağma" suçlaması ile 2015/26108 esasına kayıtlı soruşturmanın başladığı, soruşturma kapsamında davacının şüpheli olarak ifadesinin alındığı, hakkındaki suçlamalar nedeniyle Mersin Valiliği İl Polis Disiplin Kurulu tarafından 18/08/2015 tarih ve 2015/176 saylı karar ile Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 6/B-5 maddesine göre "6 ay kısa süreli durdurma cezası" ve 8/14 maddesi uyarınca "meslekten çıkarma" cezaları ile tecziyesine karar verildiği, Mersin Valiliği'nin Olur'u neticesinde meslekten çıkarma cezası ile ilgili dosyanın Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu'na sevk edildiği, bu kurul tarafından davacının savunmasının alındığı, Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu'nun 15/09/2015 günlü, 2015/404 sayılı dava konusu kararı ile meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle temyizen bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">İLGİLİ MEVZUAT:</p>

<p style="text-align:justify">1982 Anayasası'nın 129. maddesinde "...Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez.... " hükmü bulunmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Savunma hakkı” başlıklı 130. maddesinde; “Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.”</p>

<p style="text-align:justify">hükmü düzenlenmiş, “Yüksek Disiplin Kurullarının Karar Usulü, Memurun Hakkı” başlıklı 129. maddesinde de, “Yüksek disiplin kurulları kendilerine intikal eden dosyaların incelenmesinde, gerekli gördükleri takdirde, ilgilinin özlük dosyasını ve her nevi evrakı incelemeye, ilgili kurumlardan bilgi almaya, yeminli tanık ve bilirkişi dinlemeye veya niyabeten dinletmeye, mahallen keşif yapmaya veya yaptırmaya yetkilidirler. Hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen memur, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun Ek 5. maddesinde; "İl Polis Disiplin Kurullarının, kuruldukları il emniyet kadrosundaki: Polis memurları, çarşı ve mahalle bekçileri ile atanması il makamlarına ait personele bütün disiplin cezalarını verebilir." hükmü yer almaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Anılan Kanun'un Ek 7. maddesinde ise, İl disiplin kurulunun polis memurları hakkında verilen meslekten çıkarma cezası kararlarının valinin önerisi, Genel Müdürlük Yüksek Disiplin Kurulunun görüşü ve Bakanın onayı ile kesinleşeceği kurala bağlanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Uyuşmazlığa konu disiplin, cezasının tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/14. maddesinde; "Görev sırasında yardım isteyen güvenlik görevlilerine haklı bir neden yokken yardımdan kaçınmak veya bildiği veya gördüğü bir suçun izlenmesi ve suçlunun yakalanması için gerekli girişimde bulunmamak" fiili meslekten çıkarma cezası suçları arasında sayılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Öte yandan, 08/03/2018 tarih ve 30354 Mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8. maddesinin 6. fıkrasının (ı) bendinde, "Görev sırasında yardım isteyen güvenlik görevlilerine haklı bir neden yokken yardımdan kaçınmak veya bildiği veya gördüğü bir suçun izlenmesi ve suçlunun yakalanması için gerekli girişimde bulunmamak" fiili, meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">7068 sayılı Kanun'un 17. maddesinde, "(1) Emniyet teşkilatı disiplin kurullarının disiplin cezası verebilecekleri personel ve uygulamaya yetkili oldukları cezalar aşağıda gösterilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">a) İl polis disiplin kurulları, kuruldukları il emniyet kadrosundaki;</p>

<p style="text-align:justify">(1) Polis memurları, çarşı ve mahalle bekçileri ile atanması il makamlarına ait personele bütün disiplin cezalarını verebilir." hükmüne, 18. maddesinde ise, "(1) Disiplin kurullarınca verilen kararlardan; a) İl polis</p>

<p style="text-align:justify">disiplin kurulunun polis memurları hakkında verdiği meslekten çıkarma cezası dışındaki kararları valinin onayıyla; meslekten çıkarma cezası kararları valinin önerisi, Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun görüşü ve Bakanın onayıyla kesinleşir." hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">7068 sayılı Kanun'un "Savunma hakkı" başlıklı 31. maddesinde de, "(1) Disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından savunma alınmadan disiplin cezası verilemez.</p>

<p style="text-align:justify">(2) Disiplin amirince veya yetkili disiplin kurulu başkanı ya da görevlendireceği kurul üyelerinden biri tarafından ilgiliden savunma istenir. Savunma için verilen süre yedi günden az olamaz. Süresi içinde savunmasını yapmayan personel, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.</p>

<p style="text-align:justify">(3) Hakkında disiplin soruşturması yapılan personel, ikinci fıkra gereğince kendisinden savunma istenmesinden itibaren soruşturma evrakını inceleme hakkına sahiptir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">(4) Hakkında meslekten çıkarma cezası veya Devlet memurluğundan çıkarma cezası istenen personel, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir." hükmü yer almıştır.</p>

<p style="text-align:justify">HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 tarih ve E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü uyarınca verilen dava konusu disiplin cezasının yasal dayanağı olan, 3201 sayılı Kanun'un 83. maddesinin birinci cümlesinin, "yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlememesi ve bireylerin hangi somut olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımaması nedeniyle, Anayasa'nın 38. ve 128. maddelerine aykırı olduğu" gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ve anılan madde, 7068 sayılı Kanun'un 37. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Öte yandan, 7068 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları, bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur." hükmüne yer verildiğinden, dava konusu uyuşmazlığın bu Kanun uyarınca incelenip çözümlenmesi gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Davacının üzerine atılı olan ve Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8. maddesinin 14. bendi uyarınca meslekten çıkarma cezası öngörülen "Görev sırasında yardım isteyen güvenlik görevlilerine haklı bir</p>

<p style="text-align:justify">neden yokken yardımdan kaçınmak veya bildiği veya gördüğü bir suçun izlenmesi ve suçlunun yakalanması için gerekli girişimde bulunmamak" fiili, 7068 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 6. fıkrasının (ı) bendinde, yine meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Diğer taraftan, 3201 sayılı Kanun'un işlem tarihinde yürürlükte bulunan Ek 5. ve Ek 7. maddelerinde yer alan, kuruldukları il emniyet kadrosundaki polis memurlarına ait bütün disiplin cezalarını vermeye il polis disiplin kurullarının yetkili olduğu, söz konusu kurulların polis memurları hakkında verdiği meslekten çıkarma cezası kararlarının valinin önerisi, Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun görüşü ve Bakanın onayıyla kesinleşeceği yolundaki düzenlemenin, 7068 sayılı Kanun'un 17. ve 18. maddelerinde aynen yer aldığı görülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu bağlamda, her ne kadar Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu tarafından davacının son savunması alınmadan "Meslekten Çıkarma" cezasına karar verildiği anlaşılmakta ise de; 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun Ek 5. maddesi uyarınca ilde görevli polis memurlarına bütün disiplin cezalarını vermeye il polis disiplin kurulunun yetkili olduğunun kurala bağlandığı, bu kurul tarafından alınan savunma sonrasında usulüne uygun olarak tesis edilen işlemde savunma hakkının ihlali yönünden hukuka aykırı bir durumun söz konusu olmadığı ve işin esasının incelenmesi gerektiği anlaşıldığından, uyuşmazlığın esası incelenmeksizin istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak Konya Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesince verilen temyize konu kararda hukuki isabet görülmemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">KARAR SONUCU:</p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan nedenlerle;</p>

<p style="text-align:justify">1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,</p>

<p style="text-align:justify">2. Konya Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesince verilen 21/05/2018 günlü, E:2017/3013, K:2018/1119 sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,</p>

<p style="text-align:justify">3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesine gönderilmesine,</p>

<p style="text-align:justify">2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na 6545 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile eklenen Geçici 8. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 13/01/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/danistaydan-polislerin-savunma-hakkina-iliskin-karar</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 13:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/09/polis.jpg" type="image/jpeg" length="82709"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mesai Saatleri İçinde Memuriyet Mahalli Dışından Alınan  Sağlık Raporları İzne Çevrilir mi?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/mesai-saatleri-icinde-memuriyet-mahalli-disindan-alinan-saglik-raporlari-izne-cevrilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/mesai-saatleri-icinde-memuriyet-mahalli-disindan-alinan-saglik-raporlari-izne-cevrilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mesai Saatleri İçinde Memuriyet Mahalli Dışından Alınan Sağlık Raporları İzne Çevrilir mi? mesai içinde il dışından sağlık raporu alınması halinde alınan rapor sağlık iznine çevrilir mi, memurların hastalık izin işlemleri]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3 style="text-align:justify"><strong><span><span>Mesai Saatleri İçinde Memuriyet Mahalli Dışından Alınan Sağlık Raporları İzne Çevrilir mi?</span></span></strong></h3>

<p style="text-align:justify"><span><span>Memurların görev başında olmaları gereken mesai saatlerinde memuriyet mahalli dışından almış oldukları raporlara istinaden bazı kurumlar bu raporu hastalık iznine çevirirken bazı kurumlar ise ilgili raporları sağlık iznine çevirmemektedir.Mesai saatleri memurun memuriyet mahalli dışındaki sağlık kurum ve kuruluşlarından almış olduğu raporların geçerliliği hususunu mevzuat hükümleri çerçevesinde açıklamaya çalışalım.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Bilindiği üzere, Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 7 nci maddesinin altıncı fıkrasında; "Hastalık izni verilebilmesi için hastalık raporlarının, <strong><span style="color:#ff0000">geçici görev ve kanunî izinlerin kullanılması durumu ile acil vakalar hariç</span></strong>, memuriyet mahallindeki veya hastanın sevkinin yapıldığı sağlık hizmeti sunucularından alınması zorunludur." hükmü yer almaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Yine ilgili yönetmelik maddesinin  beşinci fıkrasında ise "Bu Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uyulmaksızın alınan hastalık raporlarına dayanılarak hastalık izni verilemez. Hastalık raporlarının bu Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uygun olmaması hâlinde bu durum memura yazılı olarak bildirilir. Bu bildirim üzerine memur, bildirimin yapıldığı günü takip eden gün göreve gelmekle yükümlüdür. Bildirim yapıldığı hâlde görevlerine başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümleri uyarınca işlem yapılır." hükmü yer almaktadır.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span><span>İlgili hükümlerden de anlaşılacağı üzere memurların alacakları sağlık raporlarının yönetmelik maddesinde sayılan haller dışında memurun memuriyet mahalli içinden alınması gerekmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Buna göre yıllık izinde , hastalık izninde veya geçici görevde  olan memurlar bu sürelerde memuriyet mahalli dışından normal poliklinikden veya acil servislerden almış oldukları sağlık raporlarını kurumlarına göndererek hastalık izni alabilirler.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Bunun haricinde hafta sonu tatili,bayram tatili ,resmi tatil gibi günlerde hastaneler normal poliklinik hizmeti vermediğinden bu günlerde memurların memuriyet mahalli dışından acil servislerden aldıkları sağlık raporları hastalık iznine çevrilebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Bunların haricinde <span style="color:#ff0000"><strong>sağlık kuruluşlarınca sevk işlemi yapılmadan memurların mesai saatlerine denk gelen saatlerde</strong></span> memuriyet mahalli dışındaki acil servis veya polikliniklerden alacağı sağlık raporlarının hastalık iznine çevrilmemesi gerekmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Konuya ilişkin olarak DPB tarafından 06/04/2016 tarih ve 2109 sayılı verilmiş olan  Hastalık ve refakat iznine ilişkin çeşitli hususlar konulu görüşte de  "memurun görevde bulunması gereken günün mesai saatleri içinde memuriyet mahalli dışındaki sağlık hizmeti sunucularının acil servislerinden almış olduğu hastalık raporunun adı geçen Yönetmeliğin 7 inci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı olduğu, anılan Yönetmelik ile tespit edilen usul ve esaslara aykırı olarak alınan hastalık raporlarının hastalık iznine çevrilemeyeceği mütalaa edilmektedir." denilerek mesai saatlerinde memuriyet mahalli dışından alınan raporların geçerli olmayacağı bildirilmiştir.</span></span></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>PERSONEL MEVZUATI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/mesai-saatleri-icinde-memuriyet-mahalli-disindan-alinan-saglik-raporlari-izne-cevrilir-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 10:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/12/disiplin-savunma-1.jpg" type="image/jpeg" length="78427"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KDK'dan personel otoparkına ilişkin önemli karar]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/kdkdan-personel-otoparkina-iliskin-onemli-karar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/kdkdan-personel-otoparkina-iliskin-onemli-karar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KDK, personel otoparkı düzenlemesinde yer alan “birim amiri” ve “birim amir yardımcısı” ifadelerinin açıklığa kavuşturulmasını istedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify">KDK: Mevzuatta Karşılığı Bulunmayan “Birim Amiri” İfadesi Açıklığa Kavuşturulmalı</p>

<p style="text-align:justify">Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), Ankara İl Sağlık Müdürlüğündeki otopark düzenlemesinde kullanılan “birim amiri” ve “birim amir yardımcısı” ifadelerinin hangi görev ve pozisyonları kapsadığının açıkça belirlenmesini tavsiye etti.</p>

<p style="text-align:justify">Ankara İl Sağlık Müdürlüğü Hukuk ve Muhakemat Biriminde görev yapan bir avukatın başvurusu üzerine verilen kararda, kurum yerleşkesindeki otopark kullanımına ilişkin düzenleme incelendi.</p>

<p style="text-align:justify">Başvurucu, otopark alanının “birim amiri, birim amir yardımcısı ve engelli personelin” kullanımına tahsis edildiğini belirterek, özellikle “birim amiri” ve “birim amir yardımcısı” şeklinde mevzuatta yer alan bir kadro veya hiyerarşik unvan bulunmadığını ileri sürdü.</p>

<p style="text-align:justify">İdare ise otopark kullanımının; hizmetin sürekliliği, güvenlik, acil durumlar, bina giriş ve çıkışlarının açık tutulması ve engelli erişimi gibi hizmet gerekleri dikkate alınarak düzenlendiğini savundu.</p>

<p style="text-align:justify">KDK, idarenin fiziki alanların kullanımını kamu hizmetinin gerekleri doğrultusunda planlama konusunda takdir yetkisi bulunduğunu kabul etti. Ancak Ankara İl Sağlık Müdürlüğü Hukuk ve Muhakemat Birimine ilişkin mevzuatı da inceleyerek, mevcut düzenlemelerde “birim amiri” ve “birim amir yardımcısı” şeklinde unvanların bulunmadığına dikkat çekti.</p>

<p style="text-align:justify">Kararda, Sağlık Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Yönergesinde “koordinatör avukat” kavramının düzenlendiği belirtilirken, otopark düzenlemesinde kullanılan “birim amiri” ve “birim amir yardımcısı” ifadelerinin hangi görev ve pozisyondaki kişileri kapsadığının açıklığa kavuşturulmasının önem taşıdığı değerlendirildi.</p>

<p style="text-align:justify">KDK ayrıca, otopark kullanımına ilişkin işyeri WhatsApp grubunda yapılan uyarının tek başına eşitlik veya ayrımcılık ilkesinin ihlali anlamına gelmediği sonucuna vardı. Bununla birlikte, mesajda kullanılan ifadenin nezaket kurallarıyla bağdaşmadığı değerlendirmesinde bulunuldu.</p>

<p style="text-align:justify">Bu değerlendirmeler sonucunda başvurunun kabulüne karar veren KDK, Ankara İl Sağlık Müdürlüğüne; otopark düzenlemesinde yer alan “birim amiri” ve “birim amir yardımcısı” ibarelerinin hangi görev ve pozisyonları ifade ettiğini tereddüde yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturması ve yapılacak düzenlemeyi tüm personele duyurması yönünde tavsiyede bulundu.</p>

<p style="text-align:justify">İdarenin, KDK'nın tavsiye kararı üzerine tesis edeceği işlemi 30 gün içinde Kuruma bildirmesi gerektiği de kararda belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÖRNEK KARARLAR</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/kdkdan-personel-otoparkina-iliskin-onemli-karar</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 14:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/09/foto-1/kdk-personel-otoparki.jpg" type="image/jpeg" length="44745"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Resmi İzinlerde İl Dışından ve Yurt Dışından Rapor Alan Memur Hk DPB Görüş]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/resmi-izinlerde-il-disindan-ve-yurt-disindan-rapor-alan-memur-hk-dpb-gorus</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/resmi-izinlerde-il-disindan-ve-yurt-disindan-rapor-alan-memur-hk-dpb-gorus" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Resmi İzinlerde İl Dışından ve Yurt Dışıdan Rapor Alan Memur Hk DPB Görüş Memur yıllık izinde iken il dışından sağlık raporu alabilir mi, memuriyet mahalli dışından hastalık izni alan memurun durumu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2 style="text-align:justify">Resmi İzinlerde İl Dışından ve Yurt Dışıdan Rapor Alan Memur Hk DPB Görüş</h2>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Memuriyet hayatı boyunca memurların sıklıkla karşılaştığı durumlardan biriside hafta sonu tatili,dini ve  resmi tatil günlerinde izinlerini geçirdikleri memuriyet mahalli dışında aldıkları sağlık raporlarının hastalık iznine çevrilip çevrilemeyeceği,il dışından memuriyet mahalli dışından sağlık raporu alan memurların almış oldukları raporların hangi durumlarda hastalık iznine çevrilebileceği hangi durumlarda ise hastalık iznine çevrilemeyeceği hususunda yaşanmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Tatil günlerinde hastanelerde normal poliklinik hizmetlerinin verilmemiş olması nedeniyle ilgili sağlık raporlarının acil servislerden alınmış olması sebebiyle sağlık raporlarının hastalık iznine çevrilmesinde mevzuatsal olarak herhangi bir sıkıntı yok iken bazı durumlarda memurlar izin bitiminde göreve başlayacakları gün yine il dışından aldıkları sağlık raporları bazı kurumlarca sağlık iznine çevrilirken bazı kurumlarca sağlık iznine çevrilmemektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Konuya ilişkin olarak DPB ca verilmiş olunan görüşte ilgili durumlar değerlendirilmiş ve yazımız ekinde yer alan görüş verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">İlgili görüşe göre ;</p>

<p style="text-align:justify">-Hafta sonları ve tatil günlerinde  acil servislerden alınan sağlık raporlarının hastalık iznine çevrilebileceği</p>

<p style="text-align:justify">-Hafta sonları ve resmi tatil günlerinden sonra memurun göreve başlaması gereken günde il dışından veya memuriyet mahalli dışından alınan sağlık raporlarının ise hastalık iznine çevrilmesinin mümkün olmadığı yönünde görüş verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>ÖZET: Hafta sonu tatili, resmi veya dini bayramlarda memuriyet mahalli dışına(il dışı veya yurtdışı) çıkan Devlet memurunun il dışından veya yurtdışından almış olduğu hastalık raporlarının hastalık iznine çevrilip çevrilmeyeceği ile  hafta sonu tatili, resmi veya dini bayram günlerini takip eden günün mesai saatleri içerisinde il dışındaki veya yurt dışındaki sağlık hizmeti sunucularından alınmış olan hastalık raporlarının hastalık iznine çevrilip çevrilmeyeceği hk.(01/10/2012-15710)</strong></p>

<p style="text-align:justify">1- Hafta sonu tatili, resmi veya dini bayramlarda memuriyet mahalli dışına(il dışına) çıkan Devlet memurunun il dışından almış olduğu hastalık raporlarının hastalık iznine çevrilip çevrilmeyeceği,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">2-  Hafta sonu tatili, resmi veya dini bayramlarda memuriyet mahalli dışına(yurt dışına) çıkan Devlet memurunun yurt dışından almış olduğu hastalık raporlarının hastalık iznine çevrilip çevrilmeyeceği,</p>

<p style="text-align:justify">3- Hafta sonu tatili, resmi veya dini bayram günlerini takip eden günün mesai saatleri içerisinde il dışındaki veya yurt dışındaki sağlık hizmeti sunucularından alınmış olan hastalık raporlarının hastalık iznine çevrilip çevrilmeyeceği,</p>

<p style="text-align:justify">hususlarında Başkanlığımız görüşünün talep edildiği ilgi yazı incelenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bilindiği üzere, 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin altıncı fıkrasına istinaden hazırlanarak 22/8/2011 tarihli ve 2011/2226 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen ve 29/10/2011 tarihli ve 28099 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren  Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Hastalık raporlarının verilmesi” başlıklı 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, “Yurt dışında sürekli görevli memurlar ile geçici görevle veya bilgi ve görgüsünü artırmak, staj yapmak gibi sebeplerle yurt dışına gönderilen ya da yıllık izinlerini yurt dışında kullanırken hastalanan memurların hastalık raporları ilgili ülkenin mahallî mevzuatına göre düzenlenir.” hükmü, “Hastalık raporu ve izin süreleri” başlıklı 6 ncı maddesinin sekizinci fıkrasında <strong>“</strong>Yurt dışında tek hekim veya sağlık kurulları, ilgili ülkenin mahallî mevzuatında tespit edilmiş süreler dâhilinde hastalık raporu düzenleyebilirler. Ancak bu şekilde alınan raporlara dayalı olarak birinci fıkradaki süreler dâhilinde hastalık izni verilebilmesi için raporun ve raporda belirtilen sürelerin o ülke mevzuatına uygunluğunun dış temsilciliklerce onaylanması zorunludur.” hükmü yer almaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Ayrıca, adı geçen Yönetmeliğin “Hastalık izni verilmesi” başlıklı 7 nci maddesinin altıncı fıkrasında;  “Hastalık izni verilebilmesi için hastalık raporlarının, geçici görev ve kanunî izinlerin kullanılması durumu ile acil vakalar hariç, memuriyet mahallindeki veya hastanın sevkinin yapıldığı sağlık hizmeti sunucularından alınması zorunludur.” hükmü,  söz konusu maddenin beşinci fıkrasında ise “   Bu Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uyulmaksızın alınan hastalık raporlarına dayanılarak hastalık izni verilemez. Hastalık raporlarının bu Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uygun olmaması hâlinde bu durum memura yazılı olarak bildirilir. Bu bildirim üzerine memur, bildirimin yapıldığı günü takip eden gün göreve gelmekle yükümlüdür. Bildirim yapıldığı hâlde görevlerine başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümleri uyarınca işlem yapılır.” hükmü yer almaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">1- Yukarıda yer verilen hükümler çerçevesinde, mezkur Yönetmelikte belirtilen istisnalar saklı kalmak üzere hafta sonu tatili, ulusal, resmi ve dini bayram günleri ile genel tatil günlerinde memuriyet mahalli dışına(il dışına) çıkan Devlet memurlarının memuriyet mahalli dışındaki;</p>

<p style="text-align:justify">- <span style="color:#ff0000">Resmi sağlık hizmeti sunucularından almış oldukları hastalık raporlarının ancak acil servisleri tarafından düzenlenebilecek olması sebebiyle söz konusu raporların hastalık iznine çevrilmesi gerektiği</span>,</p>

<p style="text-align:justify">- <span style="color:#ff0000">Özel sağlık hizmeti sunucularından almış oldukları hastalık raporlarının ise acil servislerce düzenlenmiş olması halinde hastalık iznine çevrilmesi gerektiği, acil servisler dışında düzenlenen hastalık raporlarının hastalık  iznine çevrilemeyeceği</span>,</p>

<p style="text-align:justify">mütalaa edilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">2- Mezkur Yönetmelikte belirtilen istisnalar saklı kalmak üzere hafta sonu tatili, ulusal, resmi ve dini bayram günleri ile genel tatil günlerinde memuriyet mahalli dışına(yurt dışına) çıkan Devlet memurlarının yurt dışından almış oldukları hastalık raporunun ilgili ülkenin sağlık hizmeti sunucularının acil servisleri tarafından düzenlenmesi ve raporun o ülke mevzuatına uygunluğunun dış temsilciliklerce onaylanması kaydıyla hastalık iznine çevrilmesi gerektiği mütalaa edilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">3- Mezkur Yönetmelikte belirtilen istisnalar saklı kalmak üzere <span style="color:#ff0000">hafta sonu tatili, ulusal, resmi ve dini bayram günleri ile genel tatil günlerini takip eden günün mesai saatleri içinde memuriyet mahalli dışından(il dışından veya yurt dışından) alınan hastalık raporlarının hastalık iznine çevrilmesi mümkün bulunmamaktadır.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>PERSONEL MEVZUATI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/resmi-izinlerde-il-disindan-ve-yurt-disindan-rapor-alan-memur-hk-dpb-gorus</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 12:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2018/05/aerial-3242869_640-1.jpg" type="image/jpeg" length="45481"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylıksız İzinde Geçen Süreler Yıllık İzin Hesabında Değerlendirilir mi?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/ayliksiz-izinde-gecen-sureler-yillik-izin-hesabinda-degerlendirilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/ayliksiz-izinde-gecen-sureler-yillik-izin-hesabinda-degerlendirilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylıksız/Ücretsiz  İzinde Geçen Süreler Yıllık İzin Hesabında Değerlendirilir mi? Memurun aylıksız ücretsiz izin almış olduğu süreler yıllık izin hesabında dikkate alınırmı?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3 style="text-align:justify"><strong>Aylıksız/Ücretsiz  İzinde Geçen Süreler Yıllık İzin Hesabında Değerlendirilir mi? Memurun aylıksız ücretsiz izin almış olduğu süreler yıllık izin hesabında dikkate alınırmı?</strong></h3>

<p style="text-align:justify">Memurların yıllık izne ilişkin hizmet süreleri hesaplanırken ücretsiz aylıksız izin sürelerinin yıllık izin sürelerinin hesabında kullanılan hizmet sürelerinde dikkate alınıp alınmayacağı hususunu açıklamaya çalışalım.</p>

<p style="text-align:justify"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Bilindiği üzere devlet memuru olarak görev yapanlara verilecek olan yıllık izinler devlet memurlarının hizmet yıllarına göre belirlenmektedir. 657 sayılı Kanunun "Yıllık izin" başlıklı 102 nci maddesinde, "Devlet memurlarının yıllık izin süresi, hizmeti 1 yıldan on yıla kadar (On yıl dahil) olanlar için yirmi gün, hizmeti on yıldan fazla olanlar için 30 gündür. Zorunlu hallerde bu sürelere gidiş ve dönüş için en çok ikişer gün eklenebilir." hükmü yer almaktadır.İlgili kanun maddesinde sayılan hizmet sürelerini tamamlayan memurlar kanunda belirlenen sürelerde izin hakkını kazanmaktadır.Memurun fiilen çalışmış olduğu sürelerin yıllık izin hesabında değerlendirilmesinde herhangi bir tereddüt yokken memurun izin alarak çalışmadığı sürelerin izin hesabında değerlendirilmesinde alınan iznin türüne göre farklı düzenlemeler bulunmaktadır.Bu yazımızda memurun kullanmış olduğu aylıksız izin sürelerinin yıllık izin hesabında değerlendirilip değerlendirilmeyeceğini açıklamaya çalışacağız.</p>

<h3 style="text-align:justify">657 sayılı Kanununa Göre Memurların Kullanabileceği Aylıksız/Ücretsiz  İzinler Hangileridir?</h3>

<p style="text-align:justify"><br />
Memurların kullanabileceği aylıksız izinler 657 sayılı Devlet memurları kanununun 108 maddesinde başlıklar halinde sayılmıştır.Buna göre memurlar<br />
<br />
-Hastalıkları nedeniyle ve sağlık kurulu raporu ile 18 aya kadar ücretsiz izin alabilirler<br />
<br />
-Doğum yapan memur veya eşi doğum yapan memur 24 aya kadar ücretsiz izin alabilir<br />
<br />
-Evlat edinen memur 24 aya kadar ücretsiz izin alabilir<br />
<br />
-Memuriyette 5 yıllık hizmet süresi olanlar 1 yıla kadar ücretsiz izin kullanabilir<br />
<br />
-Memur iken askere gidenler askerlik süresinde aylıksız izinli sayılırlar.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Hangi Süreler Memurun İzin Hesabında Dikkate Alınır?</strong></h3>

<p style="text-align:justify">Devlet memurları kanunundaki izin sürelerine ilişkin olarak Maliye Bakanlığınca yayımlanmış olan 154 sayılı Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliğinde " "Yıllık izin sürelerinin hesabında, hangi statüde olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmet süreleri ile <strong>kamu kurum ve kuruluşlarında geçmese dahi Devlet memurlarının kazanılmış hak aylıklarında değerlendirilen</strong> hizmet sürelerinin dikkate alınması," gerektiği belirtilmektedir.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Aylıksız/Ücretsiz  İzinde Geçen Sürelerin  Yıllık İzin Hizmet Süresine Etkisi</strong></h3>

<p style="text-align:justify">İlgili tebliğ hükmüne göre aylıksız izin sürelerinin hizmet süresinden sayılıp sayılmadığı önem kazanmaktadır.Memurların aylıksız izinde geçen süreleri hizmet sürelerinden sayılmamaktadır.Bu nedenle yıllık izin süreleri için memurun hizmet süreleri hesaplanırken aylıksız izin süreleri toplam memurluk süresinden düşülmelidir.Konunun anlaşılması için bir örnek vermek gerekirse 11  yıllık memuriyeti olan bir bayan memur doğum izinleri sebebiyle  1,5 seneyi aylıksız izinde geçirmiş ise bu memurun yıllık izne esas  hizmet yılı 9,5 sene olarak alınacaktır.Bu bayan memur 30 günlük yıllık izin süresine 10 yıllık hizmet süresini tamamladığında hak kazanacaktır.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Askerlik İçin Alınan Aylıksız/Ücretsiz İzin Süreleri Yıllık İzinde Dikkate Alınır mı?</strong></h3>

<p style="text-align:justify">Aylıksız izin sürelerinin yıllık izin sürelerinin hesabında dikkate alınıp alınmayacağı hususunda askerlik için alınan ücretsiz izinlerde farklı bir uygulama söz konusudur. 657 sayılı Kanunun 83 v3 84 üncü maddeleri hükümleri uyarınca <strong>askerlik süreleri kazanılmış hak aylık derece ve kademesinde değerlendirmektedir.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Memur olarak atanan bir kişi ister memurluk süresi içinde ister memurluktan önce yapmış olsun  muvazzaf askerlik (yedek subay olarak ifa edilen muvazzaf askerlik süresi, yedek subay öğrencilik süresi dahil) süresi, yıllık izin süresinin hesabında değerlendirilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>İZİNLER</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/ayliksiz-izinde-gecen-sureler-yillik-izin-hesabinda-degerlendirilir-mi</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 12:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2018/02/2018_ihale_ilan_sure-1.jpg" type="image/jpeg" length="98814"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2026-2027 Yılı Eğitime Hazırlık Ödeneği Tutarları]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/2026-2027-yili-egitime-hazirlik-odenegi-tutarlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/2026-2027-yili-egitime-hazirlik-odenegi-tutarlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Öğretmenlerin Eğitime Hazırlık Ödeneği 2026 Ne Zaman Ödenecek? Tutar Belli Oldu 2026 öğretmen hazırlık ödeneği ne kadar?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Öğretmenlerin Eğitime Hazırlık Ödeneği 2026 Ne Zaman Ödenecek? Tutar Belli Oldu</h1>

<p style="text-align:justify"><strong>Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 2026-2027 eğitim öğretim yılında öğretmenlere ödenecek eğitime hazırlık ödeneğinin tutarını ve ödeme tarihini açıkladı. Öğretmenlere 8.665,32 TL öğretime hazırlık ödeneği ödenecek. Ödemeler 1 Eylül 2026 tarihinden itibaren hesaplara yatırılacak.</strong></p>

<h2 style="text-align:justify">Öğretmenlerin eğitime hazırlık ödeneği ne zaman yatacak?</h2>

<p style="text-align:justify">Öğretmenlerin merakla beklediği <strong>2026 yılı öğretime hazırlık ödeneği</strong> için ödeme tarihi belli oldu. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in imzasıyla illere gönderilen yazıda, öğretime hazırlık ödeneğinin <strong>1 Eylül 2026 tarihinden itibaren</strong> ödeneceği bildirildi.</p>

<p style="text-align:justify">Ödenek, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun ek 32'nci maddesi kapsamında, eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfında fiilen görev yapan öğretmenlere her öğretim yılında bir kez ödeniyor.</p>

<h2 style="text-align:justify">2026 öğretmen hazırlık ödeneği ne kadar?</h2>

<p style="text-align:justify">2026-2027 eğitim öğretim yılı için öğretmenlere ödenecek <strong>öğretime hazırlık ödeneği 8.665,32 TL</strong> olarak belirlendi.</p>

<p style="text-align:justify">Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme hükümleri doğrultusunda ödeneğin hesaplanmasında <strong>5.500 gösterge rakamı</strong> esas alınıyor. Bu rakam, memur aylık katsayısı ile çarpılarak ödenecek tutar belirleniyor.</p>

<p style="text-align:justify">Buna göre 2026 yılında öğretmenlerin hesabına <strong>8.665,32 TL</strong> yatırılacak.</p>

<h2 style="text-align:justify">Kimler öğretime hazırlık ödeneği alabilecek?</h2>

<p style="text-align:justify">MEB tarafından illere gönderilen yazıya göre, <strong>eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfına dahil öğretmen kadrolarında fiilen görev yapanlar</strong> ödenekten yararlanabilecek.</p>

<p style="text-align:justify">Ödenek kapsamında;</p>

<ul>
 <li style="text-align: justify;">Öğretmenler,</li>
 <li style="text-align: justify;">İlköğretim ve okul müdürleri,</li>
 <li style="text-align: justify;">Okul müdür yardımcıları,</li>
 <li style="text-align: justify;">Cezaevi okullarında görev yapan öğretmenler,</li>
 <li style="text-align: justify;">Cezaevi okullarında görev yapan yöneticiler,</li>
 <li style="text-align: justify;">Eğitim uzmanları,</li>
 <li style="text-align: justify;">Eğitim uzman yardımcıları</li>
</ul>

<p style="text-align:justify">yer alıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify">Göreve sonradan başlayan öğretmenler ne kadar alacak?</h2>

<p style="text-align:justify">Öğretim yılı başladıktan sonra göreve başlayan öğretmenler için hazırlık ödeneği tam tutar üzerinden ödenmiyor. Göreve başlama tarihine göre farklı oranlar uygulanıyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>2026 yılı için uygulanacak oranlar şöyle:</strong></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <th style="text-align: justify;">Göreve başlama dönemi</th>
   <th style="text-align: justify;">Ödenecek oran</th>
  </tr>
  <tr>
   <td style="text-align:justify">Öğretim yılının başladığı ay içinde</td>
   <td style="text-align:justify">%100</td>
  </tr>
  <tr>
   <td style="text-align:justify">Öğretim yılı başladıktan sonra, birinci dönem bitmeden önce</td>
   <td style="text-align:justify">%75</td>
  </tr>
  <tr>
   <td style="text-align:justify">Birinci dönemden sonra, ikinci dönem sona ermeden önce</td>
   <td style="text-align:justify">%50</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p style="text-align:justify">Buna göre <strong>8.665,32 TL tam ödenek</strong> üzerinden hesaplandığında, yüzde 75 oranında ödeme yaklaşık <strong>6.498,99 TL</strong>, yüzde 50 oranında ödeme ise yaklaşık <strong>4.332,66 TL</strong> olacaktır.</p>

<h2 style="text-align:justify">Öğretime hazırlık ödeneği her yıl ödeniyor mu?</h2>

<p style="text-align:justify">657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun ek 32'nci maddesi uyarınca öğretime hazırlık ödeneği <strong>her öğretim yılında bir kez</strong> ödeniyor.</p>

<p style="text-align:justify">Ödeme, öğretim yılının başladığı ay içerisinde gerçekleştiriliyor. 2026-2027 eğitim öğretim yılı için ise MEB tarafından belirlenen ödeme başlangıç tarihi <strong>1 Eylül 2026</strong> oldu.</p>

<h2 style="text-align:justify">Öğretmenlerin hazırlık ödeneği hesaplara ne zaman geçecek?</h2>

<p style="text-align:justify">MEB'in illere gönderdiği yazı doğrultusunda öğretime hazırlık ödeneğinin <strong>1 Eylül 2026'dan itibaren</strong> ödenmesine başlanacak.</p>

<p style="text-align:justify">Ödemenin banka hesaplarına geçiş zamanı, ilgili kurumların ödeme işlemlerinin tamamlanmasına bağlı olarak farklılık gösterebilir.</p>

<h3 style="text-align:justify">2026 öğretmen hazırlık ödeneği hakkında merak edilenler</h3>

<p style="text-align:justify"><strong>Öğretmen hazırlık ödeneği 2026 ne kadar?</strong><br />
2026-2027 eğitim öğretim yılı için öğretime hazırlık ödeneği <strong>8.665,32 TL</strong> olarak belirlendi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Öğretmen hazırlık ödeneği ne zaman yatacak?</strong><br />
Ödemeler <strong>1 Eylül 2026 tarihinden itibaren</strong> yapılacak.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Öğretmen hazırlık ödeneği yılda kaç kez ödeniyor?</strong><br />
Ödenek her öğretim yılında <strong>bir kez</strong> ödeniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>Yeni göreve başlayan öğretmenler hazırlık ödeneği alabilir mi?</strong><br />
Evet. Ancak göreve başlama tarihine göre ödeneğin yüzde 75'i veya yüzde 50'si ödenebiliyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Öğretime hazırlık ödeneği kimlere veriliyor?</strong><br />
Eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfına dahil öğretmen kadrolarında fiilen görev yapanlar ile mevzuatta belirtilen bazı yönetici ve eğitim personeli ödenekten yararlanabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>MEB MEVZUATI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/2026-2027-yili-egitime-hazirlik-odenegi-tutarlari</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 12:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/01/pexels-breakingpic-3305.jpg" type="image/jpeg" length="77266"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KYK Yurt Ücretlerine Zam Yapıldı]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/kyk-yurt-ucretlerine-zam-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/kyk-yurt-ucretlerine-zam-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026-2027 yılı KYK yurt ücretlerinde artiş yapıldı ,]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2 style="text-align:justify">2026-2027 yılı KYK yurt ücretlerinde artiş yapıldı ,</h2>

<h2 style="text-align:justify"></h2>

<p style="text-align:justify">Üniversitelerde yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde KYK yurt ücretlerinde artış yapıldı. Kredi ve Yurtlar Kurumu'na bağlı yurtlarda kalan öğrencilerin aylık ödemeleri, yeni dönemle birlikte zamlı tarifeden uygulanacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify">Aylık ödeme 1.590 TL oldu</h3>

<p style="text-align:justify">Yapılan zamla birlikte aylık 1.290 TL olan yurt ücreti 1.590 TL'ye yükseldi. Böylece üniversite öğrencilerinin aylık yurt gideri 300 TL artarken, ücretlerdeki artış oranı yaklaşık yüzde 23,3 oldu. Yeni tarifeyle belirlenen tutarların öğrencilerin yurt ödemelerine yansıtılması bekleniyor</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL HABERLER</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/kyk-yurt-ucretlerine-zam-yapildi</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/12/certificate-5339633-640.png" type="image/jpeg" length="80189"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[6191 sayılı kanun'da kontenjan bildirim usulü belirlendi]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/6191-sayili-kanunda-kontenjan-bildirim-usulu-belirlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/6191-sayili-kanunda-kontenjan-bildirim-usulu-belirlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, belirli kadrolara yapılacak alımlarda sözleşmeli erbaş ve erler için ayrılacak yüzde on kontenjanın bildirim usulünü duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">6191 Sayılı Kanun Kapsamında Kontenjan Bildirimlerine İlişkin Usul ve Esaslar Belirlendi</h1>

<p style="text-align:justify">Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan yazıda, sözleşmeli erbaş ve erlerin kamu kurum ve kuruluşlarında istihdamını düzenleyen 6191 sayılı Kanun'un ek 1'inci maddesinde 7588 sayılı Kanun'un 14'üncü maddesiyle yapılan değişikliğe ilişkin uygulama esasları duyuruldu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kapsam ve Kontenjan Zorunluluğu</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yazıya göre infaz ve koruma memuru, çarşı ve mahalle bekçisi, orman muhafaza memuru, idari gözetim personeli, güvenlik görevlisi, zabıta memuru, itfaiye eri, şoför ve destek personeli kadro ve pozisyonlarına yapılacak alımlarda, alım yapılması planlanan sayının yüzde onunun 6191 sayılı Kanun kapsamında sözleşmeli erbaş ve erler için ayrılması ve ayrılan kontenjana ilişkin bilgilerin Bakanlığa bildirilmesi gerektiği belirtildi. Söz konusu yükümlülüğün, 7588 sayılı Kanun'un Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği 11.07.2026 tarihinden itibaren 31.12.2026 tarihine kadar geçerli olacağı, 2027 ve sonraki yıllar için de her yılın Aralık ayının son gününe kadar aynı yükümlülüğün süreceği ifade edildi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yerleştirme ve Sözlü Sınav Süreci</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Bildirilen kontenjanlara, bildirimi izleyen yılın 1 Mart tarihine kadar, bildirilen kontenjanın dört katı aday yerleştirileceği; yerleştirilen adayların ilgili kurum ve kuruluşlarca yerleştirme sonucu bildirimini takip eden üç ay içinde sözlü sınava tabi tutulması gerektiği kaydedildi. Sözlü sınavda başarılı olanlara ilişkin bilgilerin, kuruluşun bağlı bulunduğu bakanlık ile İçişleri Bakanlığı veya Millî Savunma Bakanlığına bildirileceği belirtildi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kontenjan Hesaplama Usulü</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bildirimlerde dikkat edilecek hususlar arasında şu esaslara yer verildi:</p>

<ul>
 <li style="text-align: justify;">7588 sayılı Kanun'un yayım tarihi olan 11.07.2026'dan sonra yapılacak alımlarda yüzde on kontenjan ayrılması zorunlu tutuldu.</li>
 <li style="text-align: justify;">Kontenjan ayrılmasının alım sayısının en az 10 olduğu alımlar için geçerli olacağı; alım sayısının 10'dan az olması durumunda, aynı kontenjan veya atama iznine dayanılarak birden fazla defada yapılan alımların ilk alım sayısıyla birlikte değerlendirileceği ve toplam alım sayısının 10'a ulaştığı alımda kontenjan ayrılacağı açıklandı.</li>
 <li style="text-align: justify;">Hesaplanan kontenjan sayısının tam sayı çıkmaması hâlinde, virgülden sonraki kısmın 5 veya daha büyük olması durumunda yukarı yuvarlama yapılacağı; alım sayısının 10'dan az olduğu durumlarda bu maddeye göre işlem yapılmayacağı belirtildi.</li>
 <li style="text-align: justify;">Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile bunların üyesi oldukları mahalli idare birliklerince Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından alınan atama izinlerinin birden fazla yılda kullanılması durumunda, ilgili takvim yılı içinde alım sayısının 10 veya daha fazla olması hâlinde kontenjan ayrılmasının zorunlu olacağı belirtildi.</li>
 <li style="text-align: justify;">657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 74'üncü maddesi uyarınca kurumlar arası naklen atamaların, 92'nci maddesi uyarınca memurluktan çekilenlerin yeniden atanmalarının, 93'üncü madde kapsamında emeklilerin yeniden hizmete alınmalarının ile belediyelerin diğer memur kadrolarından zabıta memuru ve itfaiye erine yapılacak atamaların 6191 sayılı Kanun'un ek 1'inci maddesi kapsamında değerlendirilmeyeceği açıklandı.</li>
</ul>

<p style="text-align:justify">Bakanlığa yapılacak bildirimlerin, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı bünyesindeki "Kamu E-Uygulama Sistemi" üzerinden yapılması gerektiği; söz konusu sistemin 17.08.2026 tarihinden itibaren kullanıma açılacağı belirtildi. Yapılacak bildirimlerde öğrenim düzeylerine (ilköğretim, ortaöğretim, önlisans ve lisans) göre ayrı ayrı planlama ve kontenjan belirlenmesi gerektiği, bildirimlerde KPSS merkezi yerleştirme işlemlerinde kullanılan Nitelik Kod Kılavuzu'ndaki kodların esas alınacağı ifade edildi. Mevzuatta özel olarak bölüm veya program belirtilmeyen hâllerde ortaöğretim için 2001, önlisans için 3001, lisans için 4001 genel kodlarının kullanılacağı; özel alım koşulu bulunan unvanlar için ise Nitelik Kod Kılavuzu'nda yer alan ve "7770-7778" aralığındaki "bakınız" kodlarının uygulanacağı belirtildi.</p>

<p style="text-align:justify">2026 yılı Aralık ayında yapılacak alımlara ilişkin bildirimlerin 31.12.2026 tarihine kadar tamamlanması, bildirimi yapılan kontenjanlara ilişkin yerleştirmenin ise 2027 yılında gerçekleştirilmesi gerektiği kaydedildi. Yazıda ayrıca, 6191 sayılı Kanun kapsamında kontenjanların bildirilmemesi hâlinde doğacak yasal sorumluluğun ilgili kamu kurum veya kuruluşuna ait olacağı vurgulandı.</p>

<p style="text-align:justify">Yazı; üniversitelere Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, il özel idarelerine İçişleri Bakanlığı, belediyeler ve bağlı kuruluşları ile üyesi oldukları mahalli idare birliklerine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı aracılığıyla olmak üzere, ilgili tüm bakanlık, kurum ve kuruluşlara dağıtılmak üzere gönderildi.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><img alt="H Qjcq08 W4 A Ag25" class="detail-photo img-fluid" height="926" src="https://mevzuatinyericom.teimg.com/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/08/gorus-yazisi-ve-ekler/h-qjcq08-w4-a-ag25.jpg" width="756" /><img alt="H Qjdheu X Y A Auk Pb" class="detail-photo img-fluid" height="927" src="https://mevzuatinyericom.teimg.com/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/08/gorus-yazisi-ve-ekler/h-qjdheu-x-y-a-auk-pb.jpg" width="756" /></p>

<p style="text-align:justify"><img alt="H Qjdi Q N W4 A A Jwbp" class="detail-photo img-fluid" height="913" src="https://mevzuatinyericom.teimg.com/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/08/gorus-yazisi-ve-ekler/h-qjdi-q-n-w4-a-a-jwbp.jpg" width="756" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL HABERLER</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/6191-sayili-kanunda-kontenjan-bildirim-usulu-belirlendi</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 13:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/05/question-mark-1019820-640.jpg" type="image/jpeg" length="69519"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Danıştaydan tasarruf tedbirleri genelgesi kararı]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/danistaydan-tasarruf-tedbirleri-genelgesi-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/danistaydan-tasarruf-tedbirleri-genelgesi-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 12. Dairesi, 2024/7 sayılı Tasarruf Tedbirleri Genelgesi'nin fazla çalışma/nöbet ücreti, 657 sayılı Kanun'un 68/B maddesine göre atama ve personel servis hizmetine ilişkin sınırlamalarını içeren maddelerinin iptali istemini reddetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Danıştay'dan Tasarruf Genelgesine Onay: Fazla Mesai, 68/B Ataması ve Personel Servisi Sınırlamaları Hukuka Uygun Bulundu</h1>

<p style="text-align:justify">Büro Hizmet Kolu Kamu Çalışanları Sendikası, 17/05/2024 tarihli ve 32549 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2024/7 sayılı "Tasarruf Tedbirleri" konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'nin dört maddesinin iptalini talep etmişti:</p>

<ol>
 <li style="text-align: justify;">Zorunlu haller dışında fazla çalışma ücreti/nöbet ücreti alınmadan çalıştırma yasağı,</li>
 <li style="text-align: justify;">657 sayılı Kanun'un 68/B maddesine göre atamaların yalnızca yönetici kadrolarıyla (şef dahil) sınırlanması,</li>
 <li style="text-align: justify;">Toplu taşımanın bulunduğu yerlerde personel servisinin sonlandırılması,</li>
 <li style="text-align: justify;">Doluluk oranı %70'in altında olan servis hatlarının iptali.</li>
</ol>

<p style="text-align:justify">Davacı sendika, toplu sözleşme hükümlerinin (7. Dönem TİS, 2024-2025) genelge ile bertaraf edilemeyeceğini, düzenlemenin Anayasa'nın 128. maddesine ve normlar hiyerarşisine aykırı olduğunu ileri sürmüştü.</p>

<p style="text-align:justify">Davalı idare ise düzenlemenin 657 sayılı Kanun'un 178. ve Ek 33. maddeleri ile 68/B maddesindeki idari takdir yetkisi çerçevesinde olduğunu, personel servisi konusunda da Kamu Kurum ve Kuruluşları Personel Servis Hizmet Yönetmeliği'ne uygun davranıldığını savundu.</p>

<p style="text-align:justify">Yargılama sürecinde, personel servisi hizmetine ilişkin 1. fıkra yönünden Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürlüğü'nün yazısına dayanılarak <strong>konusuz kalma</strong> kararı verildi — zira ilgili kurumlara, genelgedeki kriterlere uymak kaydıyla servis hizmetine devam izni verildiği anlaşıldı.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay, geri kalan üç madde yönünden:</p>

<ul>
 <li style="text-align: justify;">Fazla mesai/nöbet ücreti düzenlemesinin, kanunda öngörülen çalışma süreleri içinde iş bitirilmesini teşvik ettiğini, üst norma aykırılık taşımadığını,</li>
 <li style="text-align: justify;">68/B maddesindeki atama yetkisinin zaten idarenin takdirinde olduğunu, bu takdirin "idarenin bütünlüğü ilkesi" çerçevesinde Cumhurbaşkanlığınca sınırlandırılabileceğini,</li>
 <li style="text-align: justify;">%70 doluluk şartının da ilgili yönetmelik ve 2023/1 sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararı'na uygun olduğunu</li>
</ul>

<p style="text-align:justify">tespit ederek <strong>davanın reddine</strong> karar verdi (oybirliği, 18/12/2025).</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Bilgi Kutusu</strong></p>

<ul>
 <li style="text-align: justify;">Esas No: 2024/3181</li>
 <li style="text-align: justify;">Karar No: 2025/5864</li>
 <li style="text-align: justify;">Daire: Danıştay Onikinci Dairesi (2. Daire ile müşterek)</li>
 <li style="text-align: justify;">Karar Tarihi: 18/12/2025</li>
 <li style="text-align: justify;">Konu: 2024/7 sayılı Tasarruf Tedbirleri Genelgesi'nin kısmi iptali istemi</li>
 <li style="text-align: justify;">Sonuç: Bir madde yönünden konusuz kalma, diğerleri yönünden ret</li>
</ul>

<hr />
<p style="text-align:justify"><strong>KARARIN TAM METNİ</strong></p>

<p style="text-align:justify">T.C. DANIŞTAY ONİKİNCİ DAİRE</p>

<p style="text-align:justify">Esas No: 2024/3181 Karar No: 2025/5864</p>

<p style="text-align:justify">DAVANIN KONUSU:</p>

<p style="text-align:justify">17/05/2024 tarihli ve 32549 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2024/7 sayılı "Tasarruf Tedbirleri" konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'nin; "Personel Giderleri" başlıklı bölümünün, kamu personelinin zorunlu haller dışında fazla çalışma ücreti ve nöbet ücreti alacak şekilde çalıştırılmayacağına dair düzenlemesinin; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 68. maddesinin (B) bendine göre yapılacak atamaların sadece yönetici kadroları (şef dahil) ile sınırlı tutulacağı, yönetici kadroları dışındaki kadrolara anılan bent çerçevesinde atama yapılmayacağına dair düzenlemesinin; "Personel Servisi Hizmetine İlişkin Giderler" başlıklı bölümünün birinci fıkrasında yer alan, "Savunma ve güvenlik hizmetleri hariç; kamu kurum ve kuruluşlarınca toplu taşıma olan yerlerde personel servisi hizmeti sonlandırılacak, hizmet alımı suretiyle sağlanan personel servisi hizmeti ise sözleşme süresinin bitimine kadar devam edebilecektir" ibaresinin, dördüncü fıkrasındaki "Personel servisi hizmetinden fiilen yararlanan kişi sayısının araç kapasitesinin yüzde 70'inin altında olması durumunda ilgili hatta servis sunumu yapılmayacaktır." ibaresinin iptali istenilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">DAVACININ İDDİALARI:</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa'nın 128. maddesinde memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği ve mali ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümlerinin saklı olduğunun belirtildiği, yasama organının düzenleme yapılması noktasında yürütmeyi yetkili kıldığı ölçüde düzenleyici işlem yapma yetkisinin bulunduğu, yürütme tarafından düzenlenerek yürürlüğe konulacak genelge, usul ve esasların veya yönetmeliğin Anayasa'da yer alan ilke ve hükümlerin önüne geçmesinin ya da bu ilke ve hükümlere göre öncelikle uygulanmasının mümkün olmadığı, toplu sözleşme hükümlerinin maddi anlamda kanun niteliğinde ve düzenlediği hususlarda geçerli olduğu, iki yıl boyunca öncelikli olarak uygulanması gerektiği, toplu sözleşme ile getirilen mali, ekonomik ve sosyal hakların, kanunla düzenlenen haklardan öncelikli olarak uygulanmasının kabul edildiği bir durumda bu hükümlerle getirilen hakların genelge ile sınırlanmasının evleviyetle mümkün olmadığı, iptali istenen düzenlemeler açısından 03/09/2023 tarih ve 32298 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2024 ve 2025 yıllarını kapsayan 7. Dönem Toplu Sözleşme hükümleriyle düzenlendiği ve dolayısıyla Genelge düzenlemesinin hukuka aykırı olduğu; iptali istenen Genelge'nin kamu personelinin zorunlu haller dışında fazla çalışma ücreti ve nöbet ücreti alacak şekilde çalıştırılamayacağına ilişkin düzenlemesi ile 657 sayılı Kanun'un 68. maddesinin (B) bendine göre yapılacak atamaların sadece yönetici kadroları (şef dahil) ile sınırlı tutulacağı şeklindeki düzenlemesinin Anayasa'nın 128. maddesi kapsamında hukuka aykırı olduğu, 4688 sayılı Kanun'un belirlediği sınırlar çerçevesinde bağıtlanmış bir toplu sözleşme hükmünün idarenin genelge adı altındaki düzenlemesi ile bertaraf edilmesi, yine genelge ile servis hizmetinin sonlandırılması, hizmet alımlarının sözleşme süresinin sonunda yenilenmemesi, servis hizmetinden yararlanan kişi sayısının araç kapasitesinin yüzde 70'inin altında olması durumunda ilgili hatta servis sunumu yapılmayacak olması şeklindeki düzenlemelerin Anayasa'ya, hukuka ve usule aykırı olduğu ileri sürülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">DAVALI İDARENİN SAVUNMASI:</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa, Kanun ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkındaki Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükümleri ile verilen görev ve yetkiler çerçevesinde Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını temin etmek maksadıyla düzenlenen dava konusu Genelge ile kamu kurum ve kuruluşlarının harcamalarında tasarruf sağlanması, bürokratik işlemlerin azaltılması ve kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanımına ilişkin olarak bir dizi tedbir alınmasının gerekli görüldüğü, iptali istenen Genelge'nin, Anayasa tarafından verilen yetki ve görevlerin bir sonucu olduğu, dolayısıyla normlar hiyerarşisine uygun olarak düzenlendiği; 657 sayılı Kanun'un 178. maddesinde personelin yaptığı fazla çalışmalardan hangilerinin ücretle karşılanacağının belirtildiği, kurumların gerektiği taktirde personelini günlük çalışma saatleri dışında fazla çalışma ücreti vermeksizin çalıştırabilecekleri ve bu durumda personele yaptırılacak fazla çalışmanın her sekiz saati için bir gün hesabı ile izin verileceğinin hüküm altına alındığı, kamu hizmetlerinin sunumunda görevli personelin kamu idarelerinde atıl personel oluşmasına izin vermeyecek şekilde etkin ve verimli bir şekilde çalıştırılmasının esas olduğu, iptali istenilen Genelge'nin bu hususta düzenleme getirdiği, mesai saatleri dışında nöbet tutan veya fazla çalışma yaptırılan personele, ilgili hükümler uyarınca öncelikle bu çalışmalarının karşılığı olarak sekiz saati için bir gün hesabı ile izin verilmesi, bunun mümkün olmadığı durumlarda fazla çalışma ücreti veya nöbet ücreti ödenmesinin hedeflendiği, dolayısıyla toplu sözleşme hükümlerini kısıtlayan bir hususun bulunmadığı; 657 sayılı Kanun'un 68. maddesinin (B) bendinde belirtilen özel şartlar dahilinde belirtilen derecelere atama yapılmasının, kamu kurum ve kuruluşlarının takdirine bırakıldığı, kamu kurum ve kuruluşlarının harcamalarında tasarruf sağlanması, bürokratik işlemlerin azaltılması ve kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanımına ilişkin olarak alınan tedbirlerle ilgili olarak getirilen madde hükmünün, 657 sayılı Kanun'un 68. maddesinin (B) bendinin ilk düzenlenme gerekçesine uygun olduğu; Kamu Kurum ve Kuruluşları Personel Servis Hizmet Yönetmeliği hükümleri uyarınca kamu kurum ve kuruluşlarında personelin taşınmasının, öncelikle toplu taşıma araçlarıyla sağlanmasının esas olduğu, toplu taşımanın bulunmadığı ya da yetersiz olduğu yerlerde personel taşımanın kiralama yoluyla veya idarelerin kendi taşıtlarıyla yapılması için Bakanlığa izin başvurusunda bulunulabileceğinin belirtildiği, anılan Yönetmelik hükümleri çerçevesinde toplu taşıma imkanının hiç bulunmaması veya yetersiz olması durumunda idarelere personel servisi hizmeti için izin verilmesinin mümkün olduğu, ayrıca servis hizmetinin kaldırıldığı bakanlıklar, bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşların merkez teşkilatında görev yapan personele aylık toplu taşıma kartı temin edilmesi suretiyle sosyal devlet ilkesinin gereğinin yerine getirilmeye devam edileceği, personelin taşınması konusunda alternatif yöntemler arasında daha etkin olan toplu taşıma kartı temini yönteminin kullanılmasının, kamu kaynaklarının ekonomik ve verimli bir şekilde kullanılmasına katkı sağlayacağı, dolayısıyla iptali istenen Genelge hükümlerinin normlar hiyerarşisine uygun olduğu ve kamu idareleri arasındaki farklı uygulamaların önlenerek uygulama birliğinin sağlanması ve böylece kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanılarak harcamalarda tasarruf edilmesinin sağlanmasını amaçladığı savunulmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ DÜŞÜNCESİ: Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">DANIŞTAY SAVCISI DÜŞÜNCESİ:</p>

<p style="text-align:justify">Dava, Büro Hizmet Kolu Kamu Çalışanları Sendikası tarafından, 17/05/2024 tarihli ve 32549 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2024/7 sayılı "Tasarruf Tedbirleri" konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesinin; "Personel Giderleri" başlıklı bölümünün 2. fıkrasının 1.cümlesinde yer alan ''Kamu personelinin zorunlu haller dışında fazla çalışma ücreti ve nöbet ücreti alacak şekilde çalıştırılmayacaktır.'' düzenlemesinin; 5. fıkrasında yer alan ''14/07/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68 inci maddesinin (B) bendine göre yapılacak atamaların sadece yönetici kadroları (şef dahil) ile sınırlı tutulacağı, yönetici kadroları dışındaki kadrolara anılan bent çerçevesinde atama yapılmayacaktır.'' düzenlemesinin; "Personel Servisi Hizmetine İlişkin Giderler" başlıklı bölümünün 1. fıkrasında yer alan "Savunma ve güvenlik hizmetleri hariç; kamu kurum ve kuruluşlarına toplu taşıma olan yerlerde personel servisi hizmeti sonlandırılacak, hizmet alımı suretiyle sağlanan personel servisi hizmeti ise sözleşme süresinin bitimine kadar devam edebilecektir" düzenlemesinin, 4. fıkrasında yer alan "Personel servisi hizmetinden fiilen yararlanan kişi sayısının araç kapasitesinin yüzde 70'inin altında olması durumunda ilgili hatta servis sunumu yapılmayacaktır." düzenlemesinin iptali istemiyle açılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 8. maddesinde, yürütme yetkisi ve görevinin, Cumhurbaşkanı tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılacağı ve yerine getirileceğine işaret edilmiş, 104. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, ''Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Yürütme yetkisi Cumhurbaşkanına aittir. Cumhurbaşkanı, Devlet başkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını temin eder.'' hükmü yer almıştır.</p>

<p style="text-align:justify">5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 30. maddesinin birinci fıkrasında, ''Cumhurbaşkanı, merkezi yönetim bütçe kanununun uygulamasına ilişkin olarak; harcamalarda tasarrufu sağlamak, tutarlı, dengeli ve etkili bir bütçe politikası yürütmek için gelir ve giderlere ilişkin kanun ve diğer mevzuatla belirlenmiş konularda uygulamaları düzenlemek üzere gerekli önlemleri almaya, standartları belirlemeye, sınırlamalar koymaya, kamu istihdam politikasının belirlenmesine ve uygulanmasına yön vermeye, bütçe harcama ve gerçekleşmelerini izlemeye, ödeneklerin dağıtım ve kullanımını belirli esaslara bağlamaya ve bu hususlarda kamu idareleri için uyulması zorunlu düzenlemeleri yapmaya yetkilidir.'' hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 8. maddesinde, Devlet Teşkilatının düzenli ve etkin bir şekilde işlemesini sağlayıcı prensiplerin tespit edilmesi, direktiflerin verilmesi, önlemler alınması ve koordinasyonun sağlanması için gerekli işlemleri yapmak, Cumhurbaşkanı tarafından belirlenen temel hedef ve amaçlar çerçevesinde; memur ve diğer kamu görevlilerinin tabi olacakları personel rejimlerinin temel ilke ve esaslarının belirlenmesine, hukuki ve mali statülerinin ve uygulama esaslarının tespit edilmesine, düzenlenmesine, geliştirilmesine, personel rejimleri arasında uyum, denge ve koordinasyonun sağlanmasına ilişkin iş ve işlemleri ilgili mevzuat çerçevesinde yürütmek, memur ve diğer kamu görevlilerine ilişkin mevzuat hükümlerinin uygulanmasını izlemek, uygulama birliğini sağlayıcı tedbirleri almak, uygulamayı yönlendirmek ve ortaya çıkacak tereddütleri gidermek Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">17/05/2024 tarih ve 32549 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2024/7 sayılı ve ''Tasarruf Tedbirleri'' konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'nin "Personel Servisi Hizmetine ilişkin Giderler" başlıklı kısmının 1. fıkrasında, ''Savunma ve güvenlik hizmetleri hariç; kamu kurum ve kuruluşlarınca toplu taşıma olan yerlerde personel servisi hizmeti sonlandırılacak, hizmet alımı suretiyle sağlanan personel servisi hizmeti ise sözleşme süresinin bitimine kadar devam edebilecektir.'' düzenlemesine yer verilmiş ise de Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürlüğünün E-75929249-934.02-254320 sayılı yazısında, yapılan değerlendirme neticesinde, kamu hizmetlerinin aksatılmaması ve personel mağduriyetinin giderilmesi amacıyla personel servisi hizmeti sunması Cumhurbaşkanlığı iznine tabi bulunan kamu kurum ve kuruluşlarına, mezkur genelgede yer alan personel servislerine ilişkin kriterlere uyulması ile kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanılması kaydıyla personel servisi hizmeti sağlaması hususunda izin verildiğinin belirtildiği anlaşıldığından 2024/7 sayılı ve ''Tasarruf Tedbirleri'' konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'nin "Personel Servisi Hizmetine İlişkin Giderler" başlıklı kısmının 1. fıkrası yönünden davanın konusuz kaldığı sonucuna varılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Kamu kaynaklarının maksadına uygun azami tasarruf prensiplerine riayet edilerek kullanılması, kamu kurum ve kuruluşlarının harcamalarında tasarruf sağlanması, bürokratik işlemlerin azaltılması ve kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanımı amacıyla anılan mevzuat hükümleri ile verilen yetki ve görev çerçevesinde düzenlemeler içerdiği ve üst normlara aykırılık taşımadığı anlaşıldığından, 2024/7 sayılı ve ''Tasarruf Tedbirleri'' konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'nin dava konusu diğer kısımlarında hukuka aykırılık görülmemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan nedenlerle, 1- 2024/7 sayılı ve ''Tasarruf Tedbirleri'' konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'nin "Personel Servisi Hizmetine İlişkin Giderler" başlıklı kısmının 1. fıkrasında yer alan "Savunma ve güvenlik hizmetleri hariç; kamu kurum ve kuruluşlarına toplu taşıma olan yerlerde personel servisi hizmeti sonlandırılacak, hizmet alımı suretiyle sağlanan personel servisi hizmeti ise sözleşme süresinin bitimine kadar devam edebilecektir" düzenlemesi yönünden karar verilmesine yer olmadığı,</p>

<p style="text-align:justify">2- "Personel Servisi Hizmetine İlişkin Giderler" başlıklı kısmının 5. fıkrasında yer alan ''14/07/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68 inci maddesinin (B) bendine göre yapılacak atamaların sadece yönetici kadroları (şef dahil) ile sınırlı tutulacağı, yönetici kadroları dışındaki kadrolara anılan bent çerçevesinde atama yapılmayacaktır.'' düzenlemesi, "Personel Servisi Hizmetine İlişkin Giderler" başlıklı bölümünün 1. fıkrasında yer alan "Savunma ve güvenlik hizmetleri hariç; kamu kurum ve kuruluşlarına toplu taşıma olan yerlerde personel servisi hizmeti sonlandırılacak, hizmet alımı suretiyle sağlanan personel servisi hizmeti ise sözleşme süresinin bitimine kadar devam edebilecektir" düzenlemesi, 4. fıkrasında yer alan "Personel servisi hizmetinden fiilen yararlanan kişi sayısının araç kapasitesinin yüzde 70'inin altında olması durumunda ilgili hatta servis sunumu yapılmayacaktır." düzenlemesi yönünden ise davanın reddi, gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">TÜRK MİLLETİ ADINA</p>

<p style="text-align:justify">Karar veren Danıştay Onikinci ve İkinci Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'na 3619 sayılı Kanun' un 10. maddesiyle eklenen Ek 1. madde uyarınca yapılan müşterek toplantıda, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p style="text-align:justify">MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ:</p>

<p style="text-align:justify">17/05/2024 tarihli ve 32549 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2024/7 sayılı "Tasarruf Tedbirleri" konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'nin; "Personel Giderleri" başlıklı bölümünün, kamu personelinin zorunlu haller dışında fazla çalışma ücreti ve nöbet ücreti alacak şekilde çalıştırılmayacağına dair düzenlemesinin; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 68. maddesinin (B) bendine göre yapılacak atamaların sadece yönetici kadroları (şef dahil) ile sınırlı tutulacağı, yönetici kadroları dışındaki kadrolara anılan bent çerçevesinde atama yapılmayacağına dair düzenlemesinin; "Personel Servisi Hizmetine İlişkin Giderler" başlıklı bölümünün birinci fıkrasında yer alan, "Savunma ve güvenlik hizmetleri hariç; kamu kurum ve kuruluşlarınca toplu taşıma olan yerlerde personel servisi hizmeti sonlandırılacak, hizmet alımı suretiyle sağlanan personel servisi hizmeti ise sözleşme süresinin bitimine kadar devam edebilecektir" ibaresinin, dördüncü fıkrasındaki "Personel servisi hizmetinden fiilen yararlanan kişi sayısının araç kapasitesinin yüzde 70'inin altında olması durumunda ilgili hatta servis sunumu yapılmayacaktır." ibaresinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">İNCELEME VE GEREKÇE:</p>

<p style="text-align:justify">İLGİLİ MEVZUAT:</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa'nın 8. maddesinde, "Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı (.) tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir"; 104. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, ''Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Yürütme yetkisi Cumhurbaşkanına aittir. Cumhurbaşkanı, Devlet başkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasa'nın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını temin eder.'' hükümlerine yer verilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 30. maddesinin birinci fıkrasında, ''Cumhurbaşkanı, merkezi yönetim bütçe kanununun uygulamasına ilişkin olarak; harcamalarda tasarrufu sağlamak, tutarlı, dengeli ve etkili bir bütçe politikası yürütmek için gelir ve giderlere ilişkin kanun ve diğer mevzuatla belirlenmiş konularda uygulamaları düzenlemek üzere gerekli önlemleri almaya, standartları belirlemeye, sınırlamalar koymaya, kamu istihdam politikasının belirlenmesine ve uygulanmasına yön vermeye, bütçe harcama ve gerçekleşmelerini izlemeye, ödeneklerin dağıtım ve kullanımını belirli esaslara bağlamaya ve bu hususlarda kamu idareleri için uyulması zorunlu düzenlemeleri yapmaya yetkilidir.'' hükmü yer almıştır.</p>

<p style="text-align:justify">1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 8. maddesinde, Devlet Teşkilatının düzenli ve etkin bir şekilde işlemesini sağlayıcı prensiplerin tespit edilmesi, direktiflerin verilmesi, önlemler alınması ve koordinasyonun sağlanması için gerekli işlemleri yapmak, Cumhurbaşkanı tarafından belirlenen temel hedef ve amaçlar çerçevesinde; memur ve diğer kamu görevlilerinin tabi olacakları personel rejimlerinin temel ilke ve esaslarının belirlenmesine, hukuki ve mali statülerinin ve uygulama esaslarının tespit edilmesine, düzenlenmesine, geliştirilmesine, personel rejimleri arasında uyum, denge ve koordinasyonun sağlanmasına ilişkin iş ve işlemleri ilgili mevzuat çerçevesinde yürütmek, memur ve diğer kamu görevlilerine ilişkin mevzuat hükümlerinin uygulanmasını izlemek, uygulama birliğini sağlayıcı tedbirleri almak, uygulamayı yönlendirmek ve ortaya çıkacak tereddütleri gidermek Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">17/05/2024 tarih ve 32549 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2024/7 sayılı ve ''Tasarruf Tedbirleri'' konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'nin "Personel Giderleri" başlıklı bölümünün ikinci paragrafında, "Kamu personeli zorunlu haller dışında fazla çalışma ücreti ve nöbet ücreti alacak şekilde çalıştırılmayacaktır. Kamu kurum ve kuruluşları, fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma giderlerini asgari seviyede tutmak amacıyla 22/05/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nda yer alan serbest zaman ve denkleştirme süresi hükümleri öncelikle uygulanacaktır."; "Personel Giderleri" başlıklı bölümünün beşinci paragrafında, "14/07/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 68. maddesinin (B) bendine göre yapılacak atamalar sadece yönetici kadroları (şef dahil) ile sınırlı tutulacak, yönetici kadroları dışındaki kadrolara anılan bent çerçevesinde atama yapılmayacaktır."; "Personel Servisi Hizmetine İlişkin Giderler" başlıklı bölümünün birinci paragrafında, "Savunma ve güvenlik hizmetleri hariç; kamu kurum ve kuruluşlarınca toplu taşıma olan yerlerde personel servisi hizmeti sonlandırılacak, hizmet alımı suretiyle sağlanan personel servisi hizmeti ise sözleşme süresinin bitimine kadar devam edebilecektir."; "Personel Servisi Hizmetine İlişkin Giderler" başlıklı bölümünün dördüncü paragrafında, "Personel servisi hizmetinden fiilen yararlanan kişi sayısının araç kapasitesinin yüzde 70'inin altında olması durumunda ilgili hatta servis sunumu yapılamayacaktır." düzenlemelerine yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</p>

<p style="text-align:justify">Normlar hiyerarşisi olarak bilinen temel hukuk ilkesine göre, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisi söz konusu olmakta ve her norm geçerliliğini bir üst hukuk normundan almaktadır. Başka bir anlatımla normlar hiyerarşisi, her türlü normun hiyerarşik olarak bir sıra dahilinde sıralanması ve birbirine bağlı olması anlamına gelmekte olup; bunun doğal sonucu olarak, hiyerarşik sıralamada daha altta yer alan normun, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler içeremeyeceği, bir başka deyişle alt norm niteliğindeki düzenleyici işlemlerin, bir hakkın kullanımını üst normda öngörülmeyen bir şekilde genişletip daraltamayacağı veya kısıtlayamayacağı; dolayısıyla, düzenleyici bir işlemin kendinden önce gelen kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı düzenlemeler getiremeyeceği kabul edilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa'da düzenleyici işlem olarak sadece yönetmelikler belirtilmiş ise de, idarenin düzenleme yetkisi bununla sınırlı olmayıp, idareler, değişik adlar altında da (genelge, tamim, sirküler vb.) düzenleyici işlemler yapmakta olup, bunlar bir yönetmeliğin veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin uygulanmasını göstermek amacıyla üst hukuk normlarının daraltılması ve genişletilmesi sonucunu doğurmayacak şekilde, uygulamaya ilişkin konularda açıklayıcı ve tamamlayıcı nitelikte olan genel düzenleyici işlemlerdir.</p>

<p style="text-align:justify">Dava, "Tasarruf Tedbirleri" konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'nin "Personel Giderleri" başlıklı bölümünün ikinci paragrafının birinci cümlesinin iptali istemi yönünden incelendiğinde;</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa, Kanun ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesindeki görev ve yetkiler çerçevesinde Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını temin etmek maksadıyla düzenlenen dava konusu Genelge ile kamu kurum ve kuruluşlarının harcamalarında tasarruf sağlanması, bürokratik işlemlerin azalması ve kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanımına ilişkin olarak tedbir alınmasının amaçlandığı görülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">2024/7 sayılı Genelge'de yer alan düzenleme ile, kamu hizmetlerinin sunumunda görevli personelin etkin ve verimli bir şekilde çalıştırılmasının esas olduğu ve idarelerin bunu sağlamak üzere gerekli tedbirleri alacağı belirtilmiştir. Kamu kurumlarınca, haftalık çalışma süresi içinde tamamlanamayan zaruri iş ve işlemleri ile olağanüstü durumlar için kanunda düzenlenen şekilde personele fazla çalışma yaptırılmakta, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 178. maddesinde yer verilen düzenleme kapsamında fazla çalışma ücreti, Ek 33. maddesi kapsamında ise nöbet ücreti ödemesi yapılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Dava konusu Genelge'de yer verilen "Kamu personeli zorunlu haller dışında fazla çalışma ücreti ve nöbet ücreti alacak şekilde çalıştırılmayacaktır." düzenlemesi ile zaruri haller dışında iş ve işlemlerin kanunlarda öngörülen çalışma süreleri içinde tamamlanarak kamu kaynaklarının etkin, etkili ve verimli kullanımının temin edilmesi ile iş ve işlemlerin kamu hizmetini aksatmayacak şekilde kanunda yer verilen çalışma süreleri içinde tamamlanmasının amaçlandığı anlaşıldığından anılan düzenlemede üst hukuk normlarına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Dava konusu Genelge'nin "Personel Giderleri" başlıklı bölümünün beşinci paragrafının iptali istemi yönünde incelendiğinde;</p>

<p style="text-align:justify">657 sayılı Kanun'un 68. maddesinin (B) bendinde sayılan hizmet sınıfı haricindeki hizmet sınıflarındaki personelin; 1, 2, 3 ve 4. derecelerindeki kadrolarına derece yükselmesindeki süre kaydı aranmaksızın atama yapılacağı belirtilmiştir. Memurların derece yükselmesi; Kanun hükmünün (A) bendi kapsamında yapılması esas olmakla birlikte (B) bendinde belirtilen özel şartlar dahilinde de belirtilen derecelere atama yapılması, kamu kurum ve kuruluşlarının takdirine bırakılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Derece yükselmesindeki süre kaydı aranmaksızın sınıfların 1, 2, 3 ve 4. derecelerindeki kadrolarına atanma imkanı veren Kanun hükmü 31/07/1970 tarih ve 1327 sayılı Kanun'un 28. maddesi ile 657 sayılı Kanun'un 68. maddesinde yapılan değişiklikle getirilmiş olup, anılan değişikliğin gerekçesinde, "Maddeye eklenen yeni hükümlerle derece yükselmesinde süre kaydı aranmaksızın yönetici kadrolara atanabilme olanağı getirilmektedir. Bilindiği üzere Türk kamu idaresi statik bir bünye göstermekte ve derece yükselmesinde belli derecelere yükselebilme Kanunla belirtilmiş sürelerin geçirilmesine bağlı kalmaktadır... Bu durumun Devlet hizmetlerinin gerektiğinde iyi yetişmiş genç personele gördürülebilmesini imkansız kılacağı açıktır. Bu sakıncaları ortadan kaldırmak üzere belli şartlar içinde daha kısa sürede üst derecelere tahsis edilmiş görevlere yükselebilme olanağı sağlanarak en az 10 yıl Devlet hizmeti yapmış olanların işgal ettikleri derecelere bakılmaksızın Devlet hizmeti yapmış olanların işgal ettikleri derecelere bakılmaksızın üst yönetici kadrolara atanabilme esası kabul edilmiştir. Bu şekilde atanan kimselerin yeni görevlerinde alacakları aylıklar emeklilikte ve başka göreve atanmada kazanılmış hak sayılmayacaktır." açıklamaları yer almaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 68/A maddesinde normal derece yükselmesine (her üç yılda bir yapılan derece yükselmesine) ilişkin koşullara yer verildiği; 68/B maddesinde de belirtilen sınıflar hariç, idarelerin 1 ila 4. dereceli kadrolarına, takdir yetkisi kapsamında daha alt derecelerden, derece yükselmesindeki süre kaydı aranmaksızın, belirtilen şartları taşımak kaydıyla atama yapılabilmesinin öngörüldüğü; idarenin takdir yetkisi bulunan bir hususta, tasarruf tedbirleri kapsamında kamu harcamalarında en önemli kalemlerden olan personel giderlerinde tasarruf sağlanması amacıyla Cumhurbaşkanlığınca, "idarenin bütünlüğü ilkesi" çerçevesinde idarelerin bu takdir yetkisinin sınırlandırılmasının mümkün olduğu anlaşılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu durumda; dava konusu olan 2024/7 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'nin, "Personel Giderleri" başlıklı kısmının son cümlesinde yer alan; "14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68 inci maddesinin (B) bendine göre yapılacak atamalar sadece yönetici kadroları (şef dahil) ile sınırlı tutulacak, yönetici kadroları dışındaki kadrolara anılan bent çerçevesinde atama yapılmayacaktır." şeklindeki düzenlemede, üst hukuk normlarına, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Dava konusu Genelge'nin "Personel Servisi Hizmetine İlişkin Giderler" başlıklı bölümünün birinci ve dördüncü paragraflarının iptali istemi yönünden incelendiğinde;</p>

<p style="text-align:justify">25/02/2004 tarih ve 25384 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konan Kamu Kurum ve Kuruluşları Personel Servis Hizmet Yönetmeliği'nin 5. maddesinin ikinci fıkrasında, "Kamu kurum ve kuruluşları, kiralama yoluyla veya kendi öz mal taşıtlarıyla personel servis hizmeti ihdas ve işletebilmeleri için, aşağıda belirtilen bilgi ve belgelerle Bakanlığa başvurarak izin almak zorundadır. (a) Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan personelin taşınması hizmetinin, öncelikle belediyelere ait toplu taşıma araçları ve belediyelerce toplu taşıma yapılması konusunda ruhsat, uygunluk ve güzergah izni verilen gerçek ve tüzel kişilere ait, belediyelerce belirlenen fiyat tarifelerine göre taşıma yapan halk otobüsü, minibüs ve benzeri araçlardan yararlanılarak yerine getirilmesi esastır..." hükmüne; toplu sözleşme hükmündeki 31/08/2023 tarih ve 2023/1 sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararı'nın "Servis hizmeti" başlıklı 23. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde, "..Servis hizmetinin sağlanamadığı durumlarda bu personele mesai günleri bir gidiş, bir geliş esas alınarak aylık toplu taşıma kartı verilir..." hükmüne yer verildiği; bu düzenlemelerden hareketle, personelin öncelikli olarak toplu taşıma araçlarıyla taşınmasının sağlanması konusunda ilkenin ortaya konulduğu, toplu taşıma imkanının hiç bulunmaması veya yetersiz olması durumunda idarelere personel servis hizmeti sağlaması konusunda izin alınmasının, servis hizmetinin sağlanamaması durumunda ise personelin taşıma masraflarının idare tarafından karşılanacağının öngörüldüğü, Genelge'yle getirilen personel servis hizmetine yönelik düzenlemelerin ise, kamu kaynaklarının ekonomik ve verimli kullanılmasını sağlayacak şekilde Kamu Kurum ve Kuruluşları Personel Servis Hizmet Yönetmeliği ve 2023/1 sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararı'na uygun olarak düzenlendiği anlaşıldığından, anılan Genelge'nin "Personel Servisi Hizmetine İlişkin Giderler" başlıklı bölümünün dava konusu birinci ve dördüncü paragraflarında hukuka, üst normlara ve kamu yararına aykırılık bulunmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">KARAR SONUCU:</p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan nedenlerle;</p>

<ol>
 <li style="text-align: justify;">DAVANIN REDDİNE,</li>
 <li style="text-align: justify;">Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,</li>
 <li style="text-align: justify;">Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,</li>
 <li style="text-align: justify;">Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,</li>
 <li style="text-align: justify;">Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 18/12/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</li>
</ol>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>MALİYE MEVZUATI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/danistaydan-tasarruf-tedbirleri-genelgesi-karari</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 09:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/01/danistay-50kb-3.jpg" type="image/jpeg" length="29962"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlık raporu geç sunma hakkında karar]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/saglik-raporu-gec-sunma-hakkinda-karar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/saglik-raporu-gec-sunma-hakkinda-karar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay, sağlık raporunun idareye usulüne uygun ve süresinde sunulmamasının, memurun raporlu olduğu dönemdeki devamsızlığını mazeretsiz hale getirmeyeceğine karar verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Danıştay'dan Memurun Görevden Çekilmiş Sayılmasına İlişkin Önemli Karar</h1>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Dairesi, sağlık raporunun idareye süresinde sunulmaması nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 94. maddesi uyarınca görevinden çekilmiş sayılan memur hakkında önemli bir karar verdi.</p>

<p style="text-align:justify">Dava, Aydın'da bir devlet hastanesinde uzman olarak görev yapan memurun, 25/06/2018 tarihinden itibaren on günden fazla görevine gelmediği gerekçesiyle 05/07/2018 tarihinden itibaren görevinden çekilmiş sayılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açıldı.</p>

<h2 style="text-align:justify">İdare, Sağlık Raporunu Kabul Etmedi</h2>

<p style="text-align:justify">Davacının daha önce kullandığı refakat izninin sona ermesinin ardından, 27/06/2018-26/09/2018 tarihlerini kapsayan ikinci bir refakatçi sağlık kurulu raporu düzenlendi.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak raporun aslı veya örneğinin ilgili mevzuatta öngörülen usule göre idareye süresinde sunulmadığı ve Valilik onay sürecinin geçtiği gerekçesiyle rapor kabul edilmedi.</p>

<p style="text-align:justify">İdare tarafından davacının 25/06/2018-06/07/2018 tarihleri arasında mazeretsiz olarak görevine gelmediği değerlendirilerek, 657 sayılı Kanun'un 94. maddesi uyarınca 05/07/2018 tarihinden itibaren görevinden çekilmiş sayılmasına karar verildi.</p>

<h2 style="text-align:justify">İlk Derece Mahkemesi İşlemi İptal Etti</h2>

<p style="text-align:justify">İdare Mahkemesi, sağlık raporlarının mevzuatta öngörülen usule uygun şekilde idareye ulaştırılmaması halinde 657 sayılı Kanun'un 94. maddesinin uygulanacağına ilişkin Yönetmelik'te herhangi bir hüküm bulunmadığına dikkat çekti.</p>

<p style="text-align:justify">Mahkeme ayrıca, raporun usule aykırı şekilde sunulmasının, memurun göreve gelmemesinin otomatik olarak mazeretsiz olduğu anlamına gelmeyeceğini belirtti.</p>

<p style="text-align:justify">Davacının göreve gelmediği dönemde gerçekten raporlu olduğu konusunda herhangi bir kuşku bulunmadığı ve raporlu olduğu dönemde fiilen göreve başlamasının mümkün olmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edildi.</p>

<p style="text-align:justify">Bölge İdare Mahkemesi de idarenin istinaf başvurusunu reddetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify">Danıştay İdarenin Temyiz Başvurusunu Reddetti</h2>

<p style="text-align:justify">Dosyayı temyizen inceleyen Danıştay 12. Dairesi, Bölge İdare Mahkemesi kararını hukuka uygun buldu.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay, 09/11/2023 tarihli ve <strong>E:2020/1763, K:2023/5777</strong> sayılı kararında, temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususların kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı sonucuna vardı.</p>

<p style="text-align:justify">Daire, davacının raporlu olduğu dönemde göreve gelmemesinin kabul edilebilir bir mazerete dayandığına ilişkin ilk derece mahkemesi değerlendirmesini hukuka uygun bularak kararı <strong>onadı</strong>.</p>

<p style="text-align:justify">Karar, sağlık raporlarının idareye bildirilmesinde veya onay sürecinde yaşanan usul eksiklikleri ile <strong>mazeretsiz devamsızlık</strong> kavramının birbirinden ayrılması gerektiğini ortaya koyuyor.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay'ın yaklaşımına göre, bir memurun sağlık raporunu süresinde veya öngörülen usule uygun şekilde idareye sunmaması, rapor kapsamındaki dönemde fiilen göreve gelmemesini kendiliğinden mazeretsiz hale getirmiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle 657 sayılı Kanun'un 94. maddesi kapsamında memurun görevinden çekilmiş sayılabilmesi için, göreve gelmeme halinin gerçekten <strong>izinsiz veya kabul edilebilir bir mazerete dayanmaksızın</strong> gerçekleştiğinin ortaya konulması gerekiyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Karar:</strong> Danıştay 12. Daire Başkanlığı, E:2020/1763, K:2023/5777, 09/11/2023.</p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONİKİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2020/1763<br />
Karar No : 2023/5777<br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı<br />
VEKİLİ : Av. ...<br />
<br />
KARŞI TARAF (DAVACI) :...<br />
VEKİLİ : Av. ...<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
<br />
YARGILAMA SÜRECİ :<br />
Dava konusu istem: Aydın ili, ... Devlet Hastanesinde ...uzmanı olarak görev yapan davacının, 25/06/2018 tarihinden itibaren on (10) günden fazla görevine gelmediği gerekçesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 94. maddesi uyarınca 05/07/2018 tarihinden itibaren görevinden çekilmiş sayılmasına ilişkin Sağlık Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.<br />
<br />
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla; olayda, her ne kadar davalı idare tarafından, davacının, 27/06/2018 - 26/09/2018 tarihleri arasını kapsayan ikinci üç (3) aylık refakatçi sağlık kurulu raporunun aslı veya bir örneğini Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'te belirlenen usul ve esaslara göre davalı idareye süresinde teslim etmediği ve buna istinaden Valilik onay sürecinin geçtiğinden bahisle raporun kabul edilmediği belirtilmekte ise de; anılan Yönetmelik'te Devlet memurlarının almış oldukları sağlık raporlarının Yönetmelik'te bahsedilen usûllere göre davalı idareye ulaştırılmaması durumunda, 657 sayılı Kanun'un 94. maddesi hükümlerinin uygulanacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi davacının, mevzuatta belirtilen usûle aykırı bu eyleminin göreve gelmemesinin mazeretsiz olduğu anlamını taşımadığı; davacının, on (10) gün süre ile göreve gelmediği tespit edilen günlerde raporlu olduğu konusunda kuşkuya yer bulunmadığı; davacının raporlu olduğu dönemlerde fiili olarak göreve başlayamayacağı açık olduğundan, kabul edilebilir mazeret niteliği taşıyan raporlu olma hâlinin dikkate alınmayarak, bu süre zarfında mazeretsiz olarak göreve gelmediği kabul edilip 657 sayılı Kanun'un 94. maddesi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br />
<br />
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br />
<br />
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacının, refakat izni raporu süresinin sona erdiği 25/06/2018 tarihinde işe başlaması gerekirken, 25/06/2018 - 26/08/2018 tarihleri arasında özürsüz olarak göreve gelmediği, 27/06/2018 tarihinde alınan ikinci refakat izni raporunun valilik onay süresinin geçmesi sebebiyle gerekli onayın alınamadığı ve raporun kabul edilmediği, bu hususun davacıya iadeli taahhütlü posta yolu ile bildirildiği, soruşturma neticesinde davacının 25/06/2018 - 06/07/2018 tarihleri arasında mazeretsiz olarak göreve gelmediğinin tutanaklar ile sabit olduğundan bahisle 05/07/2018 tarihinden itibaren görevinden çekilmiş sayılmasına karar verildiği, işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Usul ve yasaya uygun kararın onanması gerektiği savunulmuştur.<br />
<br />
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...<br />
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br />
<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:<br />
<br />
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br />
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br />
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br />
<br />
KARAR SONUCU :<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,<br />
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,<br />
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br />
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ...... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın .... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 09/11/2023 tarihinde, kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.</font><br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/saglik-raporu-gec-sunma-hakkinda-karar</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 11:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/08/foto-1/dannnnistay.jpg" type="image/jpeg" length="91469"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maddi Hata, Usuli Kazanılmış Hakkı Ortadan Kaldırabilir]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/maddi-hata-usuli-kazanilmis-hakki-ortadan-kaldirabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/maddi-hata-usuli-kazanilmis-hakki-ortadan-kaldirabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Görev, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararına uyulmasında olduğu gibi, kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış hakkın uygulanmasının mümkün olmadığı hakkında.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Danıştay: Usuli kazanılmış hak, maddi hataya dayanan bozma kararına karşı mutlak koruma sağlamaz</h1>

<p style="text-align:justify">Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, bir davada verilen bozma kararına uyulmasıyla oluşan usuli kazanılmış hakkın mutlak olmadığını belirterek, ilk bozma kararının uyuşmazlığın nitelendirilmesinde yapılan maddi hataya dayandığının sonradan anlaşılması halinde bu kararın taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşturmayacağına hükmetti.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, usuli kazanılmış hakkın kapsamına ilişkin önemli bir karara imza attı. Kurul, 05/02/2025 tarihli, E:2023/2529, K:2025/208 sayılı kararıyla, mahkemenin Danıştay bozma kararına uyması sonrasında oluşan usuli kazanılmış hakkın, bozma kararının maddi hataya dayanması halinde korunamayacağına karar verdi.</p>

<p style="text-align:justify">Karara konu uyuşmazlıkta, biri Türkiye Cumhuriyeti olmak üzere çift uyruklu olan davacı, 2015 Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı sonucunda yabancı uyruklu kontenjanından İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde uzmanlık eğitimine başlamış ve yaklaşık dört yıl eğitim gördükten sonra üniversite ile ilişiği kesilmişti. Davacı, ilişik kesme işleminin iptali istemiyle dava açmıştı.</p>

<p style="text-align:justify">İlk derece mahkemesi, 2015 yılı TUS Başvuru Kılavuzu'nda çifte vatandaşların yabancı uyruklu kontenjanından yararlanmasını açıkça engelleyen bir düzenleme bulunmadığı ve davacının hatalı beyanının veya idareyi yanıltıcı herhangi bir davranışının olmadığı gerekçesiyle ilişik kesme işlemini iptal etti.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak Danıştay Sekizinci Dairesi ilk aşamada, davacının Türk vatandaşı olması nedeniyle yabancı uyruklu kontenjanından yararlanamayacağı ve uzmanlık eğitimine açık hata sonucu başlatıldığı gerekçesiyle bölge idare mahkemesi kararını bozdu. Bölge İdare Mahkemesi de bu bozma kararına uyarak davayı reddetti.<br />
Ne var ki aynı uyuşmazlık daha sonra yeniden temyiz incelemesine geldiğinde Danıştay Sekizinci Dairesi, bu kez 2015 yılı Kılavuzu'nun içeriğini ayrıntılı biçimde değerlendirerek önceki bozma kararının aksine sonuca ulaştı. Daire, 2015 Kılavuzu'nda uyruğundan biri T.C. olan çift uyruklu adayların yabancı uyruklu kontenjanından yararlanamayacağına ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığını, bu yöndeki uyarının ancak 2016 Kılavuzu'nda yer aldığını ve davacının hile veya gerçek dışı beyanının bulunmadığını belirledi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kurul: İlk bozma maddi hataya dayanıyorsa usuli kazanılmış hak oluşmaz</strong></p>

<p style="text-align:justify">Uyuşmazlığı son olarak inceleyen Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, öncelikle usuli kazanılmış hak ilkesinin mutlak bir ilke olmadığına dikkat çekti.</p>

<p style="text-align:justify">Kurula göre; görev, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararına uyulması gibi kamu düzeniyle ilgili konularda usuli kazanılmış hakkın uygulanması mümkün değil. Ayrıca geçmişe etkili yeni bir kanun çıkarılması, yeni bir içtihadı birleştirme kararı verilmesi veya uygulanması gereken kanun hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi gibi durumlarda da yeni hukuki durumun dikkate alınması gerekiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Kurul, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, Danıştayın bozma kararına uyulması halinde temyiz incelemesinin kural olarak bozma kararına uygunlukla sınırlı olduğunu da hatırlattı. Bununla birlikte bu kuralın, hukukun üstünlüğü ve adil yargılanma ilkelerini dışlayacak biçimde mutlak uygulanamayacağı vurgulandı.</p>

<p style="text-align:justify">Kurul, somut olayda ilk bozma kararının, uyuşmazlığın hukuki ve maddi niteliğinin değerlendirilmesinde yapılan hata nedeniyle verildiği sonucuna ulaştı. Dairenin daha sonra verdiği kararda, ilk bozma kararının olayın nitelendirilmesinde maddi hata yapılarak verildiğinin kabul edildiğine işaret eden Kurul, bu nedenle ilk bozma kararına uyulmasıyla davalı idare lehine usuli kazanılmış hak oluşmadığını belirtti.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>2015 ve 2016 TUS Kılavuzları arasındaki fark belirleyici oldu</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kararın esas yönünden yapılan değerlendirmesinde Kurul, 2015 TUS Başvuru Kılavuzu'ndaki düzenlemelere özel önem verdi.</p>

<p style="text-align:justify">Kılavuzda, uyruğundan biri T.C. olan çift uyrukluların T.C. seçeneğini işaretleyecekleri belirtilirken, birden fazla uyruğu bulunan adayların birden çok seçenek işaretleyebilecekleri de düzenlenmişti. Ayrıca yabancı uyruklu seçeneğinin yanında başka uyrukların da işaretlenmesi halinde, adaylara yabancı uyruklu kontenjanından yararlanma yönünde tercih yapabilme imkânı tanınmıştı.</p>

<p style="text-align:justify">Kurul, 2015 Kılavuzu'nda, uyruğundan biri T.C. olan çift uyruklu adayların yabancı uyruklu kontenjanından yararlanamayacağına ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığını; bu konuda gerekli uyarının 2016 yılı Kılavuzu'ndan itibaren getirildiğini tespit etti.</p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle davacının yabancı uyruklu kontenjanından uzmanlık eğitimine başlatılmasının açık hata olarak nitelendirilemeyeceği sonucuna varıldı. Kurul ayrıca davacının gerçek dışı beyanda bulunmadığını veya hile yapmadığını belirtti.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yaklaşık dört yıl sonra yapılan ilişik kesme işlemi hukuka aykırı bulundu</strong></p>

<p style="text-align:justify">Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, davacının yaklaşık dört yıl uzmanlık eğitimine devam ettikten ve tez sınavı aşamasına geldikten sonra ilişiğinin kesilmesinin hukuki güvenlik ve idari istikrar ilkeleriyle bağdaşmadığı değerlendirmesini yaptı.</p>

<p style="text-align:justify">Kurula göre, hukuka aykırı bir idari işlem nedeniyle kişi lehine hukuki durum ortaya çıkmışsa, bu işlemin uzun süre sonra geri alınabilmesi ancak yokluk, mutlak butlan, ilgilinin gerçek dışı beyanı veya hilesi ya da idarenin açık hatası gibi istisnai durumların bulunmasına bağlı. Somut olayda ise bu istisnaların gerçekleşmediği sonucuna ulaşıldı.</p>

<p style="text-align:justify">Sonuç olarak Kurul, davacının temyiz istemini kabul ederek İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin davanın reddine ilişkin 08/03/2023 tarih ve E:2023/427, K:2023/666 sayılı ısrar kararını bozdu ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere ilgili Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verdi. Karar, 05/02/2025 tarihinde oyçokluğuyla verildi.</p>

<p style="text-align:justify">Karşı oy: Usuli kazanılmış hak korunmalıydı</p>

<p style="text-align:justify">Kararda karşı oy da bulunuyor. Karşı oyda, Danıştay bozma kararına uyularak verilen kararın yeniden temyiz edilmesi halinde incelemenin kural olarak bozma kararına uygunlukla sınırlı olması gerektiği belirtildi. Karşı oy sahipleri, somut olayda maddi ve hukuki koşullarda herhangi bir değişiklik olmadığı halde aynı mevzuatın farklı yorumlanmasının usuli kazanılmış hakkı ortadan kaldırmayacağını savundu. Bu nedenle Bölge İdare Mahkemesinin ısrar kararının onanması gerektiği görüşüyle karara katılınmadı.</p>

<p style="text-align:justify">Karar, idari yargıda usuli kazanılmış hakkın mutlak ve sınırsız bir güvence olmadığını bir kez daha ortaya koyması bakımından önem taşıyor. Danıştay, bozma kararına uyulmasının kural olarak taraf lehine usuli kazanılmış hak doğuracağını kabul etmekle birlikte, bozma kararının maddi hataya dayanması halinde bu korumanın devam etmeyeceğini ortaya koydu.</p>

<p style="text-align:justify">Özellikle kamu düzeni, hukuki güvenlik ve hukukun üstünlüğü arasında denge kurulması gerektiğine dikkat çeken karar, mahkemelerin önceki bozma kararlarına bağlılığının, açık biçimde hatalı bir hukuki nitelendirmenin sürdürülmesi sonucunu doğuramayacağını ortaya koyuyor. Somut olay bakımından ise 2015 yılı TUS Kılavuzu ile sonraki yıllardaki kılavuzlar arasındaki farklılık, idarenin yaklaşık dört yıl sonra yaptığı işlemin değerlendirilmesinde belirleyici kabul edildi.</p>

<p style="text-align:justify">T.C.</p>

<p style="text-align:justify">D A N I Ş T A Y</p>

<p style="text-align:justify">İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU</p>

<p style="text-align:justify">Esas No : 2023/2529</p>

<p style="text-align:justify">Karar No : 2025/208</p>

<p style="text-align:justify">Anahtar Kelimeler : -Usuli Kazanılmış Hak,</p>

<p style="text-align:justify">-Maddi Hataya Dayanan Bozma</p>

<p style="text-align:justify">Özeti :</p>

<p style="text-align:justify">TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …</p>

<p style="text-align:justify">VEKİLİ : Av. …</p>

<p style="text-align:justify">KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- Yükseköğretim Kurulu</p>

<p style="text-align:justify">Başkanlığı</p>

<p style="text-align:justify">VEKİLİ : Av. …<!--[if supportFields]><span
style='mso-element:field-end'></span><![endif]--></p>

<p style="text-align:justify">2- İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Rektörlüğü</p>

<p style="text-align:justify">VEKİLİ : Av.</p>

<p style="text-align:justify">İSTEMİN KONUSU : İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin 08/03/2023 tarih ve E:2023/427, K:2023/666 sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">YARGILAMA SÜRECİ :</p>

<p style="text-align:justify">Dava Konusu İstem : 2015 yılı İlkbahar Dönemi Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı sonucunda yabancı uyruklu kontenjanından İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalında uzmanlık eğitimi yapmaya hak kazanan uyruğundan biri Türkiye Cumhuriyeti olan çift uyruklu davacının 11/06/2019 tarihi itibarıyla üniversiteden ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 18/02/2020 tarih ve E:2019/1328, K:2020/303 sayılı kararıyla;</p>

<p style="text-align:justify">1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 1., 2. ve 8. maddeleri, 26/04/2014 tarih ve 28983 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği'nin 12. maddesinin 1. ve 5. fıkraları, 13. maddesinin 1., 8. ve 9. fıkraları ile 14., 17. ve 22. maddeleri ve 2015 Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavları Başvuru Kılavuzu'nun 5.8. maddesinde yer alan kurallar aktarılarak,</p>

<p style="text-align:justify">Davacının 2015 yılında ÖSYM tarafından ilan edilen Kılavuz'daki açıklama ve kurallar doğrultusunda hareket ettiği, kendisinin hatalı bir beyanı veya yanlış bilgilendirmesinin söz konusu olmadığı, Kılavuz'un 5.8. maddesindeki hakkını kullanarak yabancı uyruklular için açılmış kontenjandan yararlanmak isteyerek başvurusunu yaptığı, çifte vatandaşların bu kontenjandan yararlanmalarını engelleyen bir düzenlemenin yer almadığı dikkate alındığında, yaklaşık dört yıl süren uzmanlık eğitimini tamamlayarak ve tez sınavı aşamasına gelen davacının uzmanlık eğitiminin sonlandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin 30/09/2020 tarih ve E:2020/980, K:2020/1616 sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idareler tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte</p>

<p style="text-align:justify">görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Daire Kararının Özeti : Danıştay Sekizinci Dairesinin 25/10/2021 tarih ve E:2021/513, K:2021/4765 sayılı kararıyla;</p>

<p style="text-align:justify">1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 1., 2. ve 8. maddeleri, 26/04/2014 tarih ve 28983 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği'nin 12. maddesinin 1. ve 5. fıkraları, 13. maddesinin 9. fıkrası ve 14. maddesi ile 2015 Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavları Başvuru Kılavuzu'nda yer alan kurallar aktarılarak,</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarih ve E:1968/8, K:1973/14 sayılı kararı ile, idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı ve hilesi hallerinde süre aranmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayalı ödediği meblağı her zaman geri alabileceği; belirtilen istisnalar dışında kalan hatalı ödemelerin geri alınmasının, hatalı ödemenin ilk yapıldığı tarihten başlamak üzere idari dava açma suresi içinde mümkün olduğu, bu süre geçtikten sonra geri alınamayacağının karara bağlandığı, anılan karar, her ne kadar hatalı terfi ve intibaktan doğan ödemelerin geri alınmasına ilişkin ise de, bu karar ile idari işlemlerin geriye alınmasında uyulması gereken temel ilkeler ortaya konulmuş bulunduğundan, anılan kararın tüm hatalı işlemlerin idarece geri alınmasında da dikkate alınması gerektiği,</p>

<p style="text-align:justify">Dolayısıyla Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun, idari işlemlerin geri alınması koşullarını da belirleyen bahsi geçen kararında açıklandığı üzere; dava açma süresi içinde, hukuka aykırı tüm işlemlerini geri almaya yetkili olan idarenin, dava açma süresi geçtikten sonra ancak, yok hükmündeki idari işlemleri ile ilgililerin gerçeğe aykırı beyanı veya hilesi nedeniyle veya açıkça hataya düşerek tesis ettiği idari işlemlerini, süre kaydı aranmaksızın geri almasının mümkün olduğu, zira bu tür işlemlerin ilgililer lehine hak doğurması mümkün bulunmadığı gibi bu nitelikleri itibarıyla istikrar yaratmalarının da mümkün olmadığı, çünkü kazanılmış hakkın, objektif bir hukuk kuralının kişilere uygulanmasıyla objektif ve genel hukuki durumun kişisel bir işlemle özel hukuki duruma dönüşmesi olduğu,</p>

<p style="text-align:justify">Bu itibarla, idarelerce tesis edilen işlemlerin, kanunun açık hükmüne aykırı olması halinde, açık hata nedeniyle idarelerce her zaman geri alınabileceği 22/12/1973 tarih ve E:1968/8, K:1973/14 sayılı Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararının gereği olduğu,</p>

<p style="text-align:justify">2015 Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavları Başvuru Kılavuzu'nda, T.C. uyruklu adayların T.C. seçeneğini; yabancı uyruklu adayların da yabancı uyruklu seçeneğini işaretleyeceğinin belirtildiği, birden fazla uyruk bilgisi olması nedeniyle hem genel kontenjandan hem de yabancı uyruklu kontenjanından tercih hakkı bulunan adayların, tercih aşamasında hangi kontenjandan yararlanacaklarını sistemde belirterek tercih yapacaklarının öngörüldüğü,</p>

<p style="text-align:justify">Olayda, uyruğundan biri T.C. olan çift uyruklu davacının, tıpta uzmanlık sınavı başvuru işlemlerini Türk vatandaşı statüsünde yürütmesi gerektiği, Başvuru Kılavuzu'nda uyruğundan biri T.C. olan çift uyrukluların T.C. seçeneğini işaretleyeceğinin belirtildiği, tercih işlemlerinin de uyruk bilgisine göre yapılacağının açık olduğu, davacı her ne kadar çifte vatandaş olsa da aynı zamanda Türk vatandaşı olması nedeniyle yabancı uyruklu kontenjanından yararlanması mümkün olmamasına karşın açık hataya dayalı olarak uzmanlık eğitimine başlatıldığının anlaşıldığı,</p>

<p style="text-align:justify">Bu durumda, davacının 11/06/2019 tarihi itibarıyla üniversiteden ilişiğinin kesilmesine ilişkin İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Rektörlüğü işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı,</p>

<p style="text-align:justify">Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/01/2021 tarih ve E:2020/636 sayılı kararının da bu yönde olduğu,</p>

<p style="text-align:justify">Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurularının reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin 30/09/2020 tarih ve E:2020/980, K:2020/1616 sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin 19/01/2022 tarih ve E:2022/41, K:2022/76 sayılı kararıyla;</p>

<p style="text-align:justify">Bozma kararına uyularak, istinaf başvurularının kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Daire Kararının Özeti : Danıştay Sekizinci Dairesinin 27/12/2022 tarih ve E:2022/3794, K:2022/8184 sayılı kararıyla;</p>

<p style="text-align:justify">1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 1., 2. ve 8. maddeleri, 26/04/2014 tarih ve 28983 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği'nin 12. maddesinin 1. ve 5. fıkraları, 13. maddesinin 1., 8. ve 9. fıkraları ile 14., 17. ve 22. maddeleri ve 2015 Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavları Başvuru Kılavuzu'nda yer alan kurallar aktarılarak,</p>

<p style="text-align:justify">Dosyanın incelenmesinden, davacının hem Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına hem de Azerbaycan vatandaşlığına sahip olduğu, 2015 yılı Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı sonucunda yabancı uyruklu kontenjanından İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalında uzmanlık eğitimi yapmaya hak kazandığı ve 12/06/2015 tarihinde eğitimine başladığı, tez aşamasının ardından uzmanlık eğitimi 26/06/2019 tarihinde sona erecekken, davalı idarenin 04/07/2019 tarih ve 101016 sayılı işlemi ile uzmanlık eğitiminin 11/06/2019 tarihinden itibaren sona erdirilmesi üzerine bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı,</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa'nın 2. maddesinde, Cumhuriyetin nitelikleri arasında sayılan hukuk devletinin; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlet olduğu, hukuk devletinin ön koşulları arasında "hukuk güvenliği ilkesi" ile "hukuki belirlilik ilkesi"nin bulunduğu, hukuki belirlilik ilkesinin, yalnızca yasal belirliliği değil, daha geniş anlamda hukuki belirliliği ifade ettiği, yasal düzenlemeye dayanarak erişilebilir, bilinebilir ve öngörülebilir niteliksel gereklilikleri karşılaması koşuluyla, mahkeme içtihatları ve yürütmenin düzenleyici işlemleri ile de hukuki belirliliğin sağlanabileceği, hukuki belirlilik ilkesinde asıl olanın, bir hukuk normunun uygulanmasıyla ortaya çıkacak sonuçların o hukuk düzeninde öngörülebilir olması olduğu,</p>

<p style="text-align:justify">Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesinin ise, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kıldığı, hukuk güvenliği ilkesinin, özel kişiler arasında oluşan ve kesinlik kazanan ilişkilerin yanı sıra özel kişilerin devlet ile olan münasebetleri neticesinde kişiler lehine ortaya çıkan ve kati hale gelen neticelerin de muhafazasını mecburi hâle getirdiği, devletin birey ile hukuk âlemindeki etkileşiminden doğan neticelerin korunması yükümlülüğünün, hem özel hukuk alanına hem de kamu hukuku alanına sirayet eden neticeler bakımından geçerli olduğu, bu bakımdan devletin tek taraflı olarak ve üstün buyurma gücüne dayanarak kişiler hakkında başlattığı hukuki süreçlerin neticesinde kişiler lehine oluşan durumların korunması gerektiği, bu bağlamda yürürlükte bulunan hukuk kurallarına uygun olarak kişilerin lehine sonuçlanan süreçlerin yok sayılmasının hukuk güvenliği ilkesini zedeleyeceği,</p>

<p style="text-align:justify">19 Mart 1988 tarih ve 19759 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 06/07/1987 tarih ve E:1987- 1,2,4 ve K:1987/2 sayılı kararında "her ne kadar yanlış idari işlemlerden dolayı kişi yararına hak veya korunması gereken yerleşmiş (müesses) bir durum doğmuş ise idari işlemlerin ancak iptal davası süresi içinde geri alınabileceği; bu sürenin geçmiş olması halinde idari için de işlemin kesinleşmiş olacağı yabancı ve yerli doktrin ve içtihatlarla kabul edilmekte ise de; bu kural iyi niyetli kişiler için geçerli olup yokluk ve mutlak butlan halleri ile kişinin gerçek dışı beyan ve hilesinin yanlış işlem tesisine neden olduğu hallerde idare yanlış işlemini böyle bir süre şartına bağlı kalmaksızın geriye doğru yürür şekilde geri alabilir" şeklinde içtihada yer verildiğinin görüldüğü,</p>

<p style="text-align:justify">Bu doğrultuda, Danıştay Sekizinci Dairesinin muhtelif içtihatlarında zikredildiği üzere; hukuka aykırı olarak tesis edilen idari işlemlerden dolayı ilgili yararına hak veya korunması gereken yerleşmiş bir durum veya hukuki statü doğmuş ise, bu işlemin ancak yokluk ve mutlak butlan halleri ile malül olması, kişinin gerçek dışı beyan veya hilesinin ya da idarenin mevzuatta açıkça öngörülen hükmün uygulanmasında hataya düşmesi sonucunda tesis edildiğinin anlaşılması hallerinde, idare tarafından herhangi bir süre şartına bağlı olmaksızın geriye doğru yürür şekilde her zaman geri alınabileceği, aksi durumda hak doğuran idari işlemlerin ancak iptal davası süresi içerisinde geri alınabileceği; bu sürenin geçmiş olması halinde ise, idareye güven ve idari istikrar prensipleri gereğince bu tür idari işlemlerin yapay bir kesinlik kazanacağı doktrin ve içtihatlarda kabul edildiği,</p>

<p style="text-align:justify">Bu durumda, davacının uzmanlık eğitimi sınavına başvuru/tercih aşamalarında herhangi bir hile veya idareyi yanıltmasından söz edilemeyeceği, davacının, Kılavuz'un 5., 8. maddesindeki hakkını kullanarak yabancı uyruklular için açılmış kontenjandan yararlanmak isteyerek başvurusunu yaptığı, ilgili Kılavuz'un açık ve anlaşılır olmadığı, çifte vatandaşların bu kontenjandan yararlanmalarını engelleyen bir düzenlemenin yer almadığı, 2016 yılı Kılavuzu'ndan itibaren uyruğundan biri T.C. olan çift uyruklu adayların tercihlerini diplomaları tescil edilirken esas alınan uyruklarına göre yapmaları gerektiğine ilişkin bir uyarı yer almasına rağmen, 2015 Kılavuzu'nda bu uyarının yer almadığı, olayda yokluk ve mutlak butlan hallerinin de mevcut olmadığının anlaşıldığı,</p>

<p style="text-align:justify">Açık hata kapsamında değerlendirilemeyen uyuşmazlıkta davacının uzmanlık eğitiminin ancak eğitimine başladığı tarihten itibaren iptal davası</p>

<p style="text-align:justify">süresi içinde sonlandırılabileceği anlaşıldığından; bu süre geçirildikten çok sonra hukuki güvenlik ve idari istikrar ilkesine aykırı olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı,</p>

<p style="text-align:justify">Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurularının kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin 19/01/2022 tarih ve E:2022/41, K:2022/76 sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bölge İdare Mahkemesi Israr Kararının Özeti: İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin 08/03/2023 tarih ve E:2023/427, K:2023/666 sayılı kararıyla; davalı idarelerin istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 2015 Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavları Başvuru Kılavuzu'nun 5.8. maddesine göre, uyruğundan biri Türkiye Cumhuriyeti olan çift uyrukluların yabancı uyruklu kontenjanından yararlanma hakkının bulunduğu, kendisinin de bu haktan yararlanarak yabancı uyruklu kontenjanında tercih yaptığı, 2016 yılı Kılavuzu'nda yer alan uyarının 2015 Kılavuzu'nda yer almadığı, uyuşmazlıkta yokluk, açık hata veya hile durumunun söz konusu olmadığı, bu nedenle tıpta uzmanlık eğitimine başladıktan yaklaşık dört yıl sonra ilişiğinin kesilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ KASIM KİRAZLI'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesi ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">TÜRK MİLLETİ ADINA</p>

<p style="text-align:justify">Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p style="text-align:justify">İNCELEME VE GEREKÇE :</p>

<p style="text-align:justify">MADDİ OLAY :</p>

<p style="text-align:justify">Uyruğundan biri Türkiye Cumhuriyeti olan çift uyruklu davacı, 2015 yılı İlkbahar Dönemi Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı'na girmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu sınavda aldığı 59,86521 puanla yabancı uyruklu kontenjanından tercih yapmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu tercihi üzerine, yabancı uyruklu kontenjanından İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalına yerleştirilmiş ve 16/06/2015 tarihinde uzmanlık eğitimine başlamıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Davacı uzmanlık eğitimine devam ederken, dava dışı Akdeniz Üniversitesinin görüş talebi üzerine, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından tüm Üniversitelere gönderilen 29/05/2019 tarih ve 26145 sayılı yazıda; çifte uyruğa sahip vatandaşlardan, işlemlerini Türk vatandaşı statüsünde yürütmesi gerektiği halde yabancı uyruklu kontenjanlarına yerleşenlerin uzmanlık eğitimine başlatılmaması, eğitime başlatılanların eğitimlerinin sonlandırılması, eğitimini tamamlamış olanların durumlarının ise Sağlık Bakanlığınca değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının 29/05/2019 tarih ve 26145 sayılı yazısı gereğince tesis edilen İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Rektörlüğünün 04/07/2019 tarih ve 101016 sayılı işleminde, 11/06/2019 tarihi itibarıyla davacının üniversiteden ilişiğinin kesilmesine karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bunun üzerine, temyizen incelenen dava açılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">İLGİLİ MEVZUAT :</p>

<p style="text-align:justify">1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 1. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde tababet icra ve herhangi surette olursa olsun hasta tedavi edebilmek için tıp fakültesinden diploma sahibi olmak şarttır."; 2. maddesinde, "Yukarki maddede yazılı diplomanın muteber olması için diploma sahibinin 8 Teşrinisani 1339 tarih ve 369 numaralı kanun mucibince hizmeti mecburesini ikmal etmiş ve diplomasının Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince tasdik ve tescil edilmiş olması lazımdır. Tababet sanatını icra etmek istiyen askeri tabipler de diplomalarını tasdik ve tescil ettirirler. Ancak hizmeti mecburelerini ifa eyledikleri müddetçe diplomaları alıkonulan tabipler bu müddet zarfında dahi icrayı sanata mezundurlar."; 8. maddesinde, "Türkiye'de icrayı tababet için bu kanunda gösterilen vasıfları haiz olanlar umumi surette hastalıkları tedavi hakkını haizdirler. Ancak herhangi bir şubei tababette müstemirren mütehassıs olmak ve o unvanı ilan edebilmek için Türkiye Tıp Fakültesinden veya Sıhhıye Vekaletince kabul ve ilan edilecek müessesattan verilmiş ve yahut ecnebi memleketlerin maruf bir hastane veya laboratuvarından verilip Türkiye Tıp Fakültesince tasdik edilmiş bir ihtısas vesikasını haiz olmalıdır." hükümleri yer almaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">26/04/2014 tarih ve 28983 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği'nin "Uzmanlık eğitimine giriş sınavları" başlıklı 12. maddesinin 1. fıkrasında, "TUS yılda en az iki defa, DUS ve YDUS yılda en az bir defa olmak üzere ÖSYM tarafından yarışma esasına dayanan mesleki bilgi sınavı şeklinde yapılır."; 5. fıkrasında, "ÖSYM her sınav ve yerleştirme dönemi için işlemleri ayrıntılı olarak açıklayan bir kılavuz hazırlayıp yayımlar."; 13. maddesinin 1. fıkrasında, "Uzmanlık öğrencisi adayı çizelgelerde belirtilen uzmanlık dallarında eğitim veren programlara ÖSYM tarafından yerleştirilir."; 8. fıkrasında, "ÖSYM tarafından programlara yerleştirilenlerin ataması kurumların kendi mevzuatınca program yöneticisinin bulunduğu birime göre yapılır."; 9. fıkrasında, "Yerleştirildikleri kurumun atama şartlarını taşımaksızın sınava girip bir programa yerleştirilmiş olanlar uzmanlık eğitimine başlatılmazlar. Şartlardan herhangi birini taşımadığı sonradan anlaşılanlar ile uzmanlık eğitimi sırasında bu şartlardan herhangi birini kaybedenlerin uzmanlık eğitimine son verilir." hükümlerine yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Anılan Yönetmeliğin "Yabancı uyrukluların uzmanlık eğitimi" başlıklı 14. maddesinde de, "(1) Yabancı uyruklular;</p>

<p style="text-align:justify">a) Kurumlarda yabancı uyruklulara ayrılan kontenjan bulunması,</p>

<p style="text-align:justify">b) Ana dal uzmanlık eğitimi yapmak için Türkiye’deki tıp veya diş hekimliği fakültelerinin birinden mezun olunması veya yabancı ülkelerdeki bu fakültelerin birinden mezun olup YÖK’ten denklik belgesi alınmış olması; yan dal uzmanlık eğitimi yapmak için Türkiye’deki uzmanlık eğitimi veren kurumlardan uzmanlık belgesi alınmış olunması veya 23, 24 ve 25’inci maddeler çerçevesinde Bakanlıkça verilmiş bir denklik belgesine sahip olunması,</p>

<p style="text-align:justify">c) Türkiye’de uzmanlık eğitimi yapmalarına engel hallerinin bulunmaması,</p>

<p style="text-align:justify">ç) Türkiye’de ikametlerine izin verilmiş olması,</p>

<p style="text-align:justify">d) Uzmanlık eğitimi süresince kendilerine burs verileceğini veya Türkiye’deki giderlerinin karşılanacağını belirten bir belgenin sunulması,</p>

<p style="text-align:justify">e) Uzmanlık eğitimine giriş sınavlarında ilgili programa yerleştirilmiş olunması,</p>

<p style="text-align:justify">kaydıyla uzmanlık eğitimine kabul edilir.</p>

<p style="text-align:justify">(2) Yabancı uyruklular ayrıca mesleki konuları izleyebilecek derecede Türkçe bildiklerini ölçmek amacıyla Kurulun belirleyeceği bir kuruluş tarafından yapılan Türkçe dil bilgisi sınavında başarılı olduklarına dair belgeleri, uzmanlık eğitimine başladıkları tarihten itibaren en geç bir yıl içerisinde sunmak zorundadır. Aksi takdirde bu kişilerin uzmanlık öğrenciliği ile ilişikleri kesilir. Türkiye’deki tıp ve diş hekimliği fakültelerinin Türkçe bölümlerinden mezun olanlarda, Türkçe dil bilgisi başarı belgesi aranmaz.</p>

<p style="text-align:justify">(3) Usulüne göre yürürlüğe konulan uluslararası antlaşmalarla yabancı ülkelere ayrılan kontenjanlar hariç olmak üzere, uzmanlık eğitimi yapmak isteyen yabancı uyruklulara, uzmanlık öğrenciliği kontenjanlarının %10’una kadar ilave kontenjan ayrılabilir.</p>

<p style="text-align:justify">(4) Türkiye’de yabancı uyruklu olarak uzmanlık eğitimi görmekte iken Türk uyruğuna geçenlerin uzmanlık eğitimi, eğitime başladıkları statüde devam eder." hükmü yer almıştır.</p>

<p style="text-align:justify">2015 Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavları (TUS) Başvuru Kılavuzu'nun "Başvuru" başlıklı 2. bölümünün "Aday Başvuru Formunun Doldurulması" başlıklı 2.3. kısmının 1. maddesinin (a) bendinde, "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları T.C. Kimlik Numaralarını yazacaklardır."; aynı kısmın "Uyruğu" başlıklı 10. maddesinin (a) bendinde, "T.C. uyruklular T.C. seçeneğini işaretleyeceklerdir."; (b) bendinde, "Uyruğundan biri T.C. olan çift uyruklular T.C. seçeneğini işaretleyeceklerdir."; (e) bendinde, "Yabancı uyruklular, hiçbir devletin uyruğunda olmayanlar ve mülteciler 'Yabancı uyruklular' seçeneğini işaretleyeceklerdir."; son paragrafında ise, "Birden fazla uyruğu olan adaylar, bu alanda birden çok seçeneği işaretleyebilirler." kuralları yer almaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Anılan Kılavuz'un "Tercih Bildirimi ve Yerleştirme İşlemleri" başlıklı</p>

<p style="text-align:justify">5. bölümünün 5.8. maddesinde, "'UYRUĞU' alanında sadece 'Yabancı Uyruklular' seçeneği işaretli olan adaylar bu kılavuzdaki Yabancı Uyruklu Kontenjanlarını tercih edebilecekler, diğer kontenjanları tercih edemeyeceklerdir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu adayların dışındaki adaylardan 'Yabancı Uyruklular' seçeneği yanında diğer uyruk alanları da işaretli olanların, bu kılavuzdaki yabancı uyruklu kontenjanlarından yararlanmak istedikleri takdirde, tercih ekranında 'Yabancı uyruklu kontenjanlarından yararlanmak istiyorum.' seçeneğini işaretlemeleri gerekmektedir. Uyruğundan biri 'Yabancı Uyruklular' olan adaylardan tercih ekranında 'Yabancı uyruklu kontenjanlarından yararlanmak istiyorum.' seçeneğini işaretlemeyenler bu kılavuzdaki genel kontenjanlardan tercih yapabilecek, yabancı uyruklular için açılmış kontenjanları tercih edemeyeceklerdir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu adaylar tercih ekranında aşağıdaki seçeneklerden kendilerine en uygun olanı işaretleyeceklerdir.</p>

<p style="text-align:justify">'Genel kontenjanlardan yararlanmak istiyorum.'</p>

<p style="text-align:justify">'Yabancı Uyruklu kontenjanlarından yararlanmak istiyorum." kuralı yer almıştır.</p>

<p style="text-align:justify">HUKUKİ DEĞERLENDİRME :</p>

<p style="text-align:justify">Temyizen incelenen dosyada, yargılamanın geldiği aşama dikkate alındığında, öncelikli olarak usuli müktesep hak kavramının ve istisnalarının değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Yargıtayın 04/02/1959 tarih ve E:1957/13, K:1959/5 sayılı ve 09/05/1960 tarih ve E:1960/21, K:1960/9 sayılı içtihadı birleştirme kararlarıyla, hukukta uygulamaya giren usuli kazanılmış hak kavramı, bir davada, mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine (diğeri aleyhine) doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hak olarak tanımlanmaktadır. İlk derece mahkemesinin doğru bularak uyduğu bozma kararı üzerine, temyiz yerinin bozma kararı ile benimsediği esaslara aykırı şekilde bozma kararı verememesi olarak tanımlanan bu ilkenin, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12/07/2006 tarih ve E:2006/4-519, K:2006/527 sayılı kararında da belirtildiği üzere, kimi istisnaları da bulunmaktadır (Aynı doğrultuda, HGK’nın 21/01/2004 tarih ve E:2004/10-44, K:2004/19, 03/02/2010 tarih ve E:2010/4-40, K:2010/54 sayılı kararları bulunmaktadır.).</p>

<p style="text-align:justify">Usuli müktesep hak ilkesine göre; mahkemenin, bozmaya uymasından sonra, yeni bir içtihadı birleştirme kararı ya da geçmişe etkili bir kanun çıkması; uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi hallerinde, usuli kazanılmış hakka göre değil, ortaya çıkan yeni hukuki durumlara göre karar verilmesi gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Ayrıca, görev konusu, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararına uyulmasında olduğu gibi, kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış hakkın uygulanması mümkün değildir.</p>

<p style="text-align:justify">Öğretide, istisnaların bunlarla sınırlı olmadığı, bugüne kadar artarak geldiği gibi bundan sonra da yeni istisnaların olabileceği savunulmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Usuli kazanılmış hak ilkesinin idari yargıda uygulanabilirliğine gelince;</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 03/03/2000 tarih ve E:1999/1126, K:2000/394 sayılı ve 23/10/2003 tarih ve E:2001/864,</p>

<p style="text-align:justify">K:2003/744 sayılı kararlarında, usuli kazanılmış hak ilkesi incelenmek suretiyle bir sonuca varılmıştır. Özellikle E:1999/1126 sayılı kararda, "Temyiz incelemesi sonucunda bir mahkeme kararının işin esasına ilişkin olarak bozulması halinde mahkemenin, bozma kararına uymak veya ilk kararında ısrar etmek olanağı bulunmaktadır. Mahkemenin ilk kararında ısrar etmeyerek, bozma kararına uymak suretiyle verdiği kararın temyizi halinde, temyiz mercii, bu kez bozma kararına uygun karar verilip verilmediğini incelemek durumundadır. Temyiz incelemesi sırasında, temyiz merciinin, aynı yasal mevzuatla farklı bir sonuca ulaşması, ilk bozma ve buna uyularak verilmiş olan yargı kararının aynı mevzuat karşısında yeniden değerlendirilmesi, taraflar ve uygulama açısından istikrar ve kazanılmış haklar yönünden, aykırı sonuçlar yaratabilir.</p>

<p style="text-align:justify">İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda, usuli kazanılmış hak ile ilgili açık bir hüküm olmamakla beraber; İdare Mahkemesince, Danıştayın ilgili Dairesinin temyiz incelemesi sonucunda vermiş olduğu bozma kararına uyulmak suretiyle verilen kararın, Dairesince yeniden temyizen incelenmesi aşamasında yapılacak inceleme, Mahkeme kararının bozma kararına uygun olup olmadığı, bir başka anlatımla, bozma kararının gereklerinin yerine getirilip getirilmediği, kararın bozma kararı doğrultusunda olup olmadığı konusuyla sınırlı olmak durumundadır." gerekçesine yer verilmiş; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/12/2009 tarih ve E:2006/149, K:2009/3386 sayılı kararında da yine "usuli kazanılmış hak ilkesi" ayrıntılı olarak incelenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">İçtihatlarla varılan bu sonuca uygun olarak, 2577 sayılı Kanun'un 18/6/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle değiştirilen 50. maddesinin 4. fıkrasında, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." düzenlemesine yer verilmek suretiyle, idari yargıda da usuli kazanılmış hak ilkesi yasal dayanağa kavuşmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">Öte yandan; 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasının iptali istemiyle yapılan itiraz başvurusu üzerine, Anayasa Mahkemesince verilen 12/06/2020 tarih ve E:2019/115, K:2020/31 sayılı kararda;</p>

<p style="text-align:justify">"...Yargıtay içtihatlarında usuli kazanılmış hak ilkesinin salt kavramsal tanımıyla bağlı kalınmak suretiyle anılan ilkenin uygulanmasında kategorik ve şekilci bir yaklaşımın sergilenmesinden kaçınıldığı, uyuşmazlığın özel koşullarının gözetilerek söz konusu ilkeye bazı istisnaların getirildiği görülmektedir. Bu bağlamda Yargıtay; kamu düzenini ilgilendiren bir usul kuralının dikkate alınmadan karar verilmiş olması, bozma kararının hukuki değerlendirme dışında tamamen maddi olgulara yönelik, ilk bakışta anlaşılabilecek kadar açık ve belirgin, yargılamanın sonucunu büyük ölçüde etkileyecek ve çoğu kez tersine çevirecek, düzeltilmemesi kamu düzenini ve vicdanını zedeleyecek nitelikte bir maddi hataya dayanması, mahkemece bozma kararına uyulmasından sonra uyuşmazlığa uygulanma imkânı bulunan geçmişe etkili yeni bir kanunun yürürlüğe girmesi, aksi yönde bir içtihadı birleştirme kararının alınması, uygulanması gereken kanun hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi, tarafların feragat ya da kabul yönündeki irade bildirimlerinin dava dosyasına girmesi gibi durumlarda usuli kazanılmış hak ilkesini uygulamama yönünde bir içtihat geliştirmiştir... Bu kapsamda Danıştayın da ilgili Yargıtay kararlarına atıfta bulunarak usuli kazanılmış hak ilkesini yukarıda yer verilen istisnalarla ve idari yargılama usulünün özelliklerine uygun olmak kaydıyla uyguladığı anlaşılmaktadır...</p>

<p style="text-align:justify">Bununla birlikte kuralın söz konusu ihtiyacın giderilmesine hizmet ederken hukukun üstünlüğü ilkesini dışladığından, başka bir deyişle usuli kazanılmış hak ilkesinin gerektiğinde hukukun üstünlüğü ilkesi feda edilerek her durum ve koşulda, istisnasız bir şekilde uygulanma kabiliyetine sahip olmasını öngördüğünden veya bu sonucu amaçladığından söz edilemez. Bu itibarla kurala içtihat yoluyla birtakım istisnalar getirilebilmesinin mümkün olduğu, ancak her hukuki sebebin de bu kuralın istisnası olarak kabul edilemeyeceği açıktır.</p>

<p style="text-align:justify">Kuralın uygulamalarına bakıldığında Danıştayın idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerince bozmaya uyulması üzerine yeniden verilen kararlara karşı yapılan temyiz başvurularını, kurala atıfta bulunarak sadece bozma kararındaki esaslara uyulup uyulmadığı yönünden incelemek suretiyle gerçekleştirdiği...; bununla birlikte tıpkı içtihada dayalı uygulama döneminde olduğu gibi anılan ilkeyi mutlak olarak yorumlamadığı ve yine idari yargının niteliğini, amacını, ilkelerini dikkate alarak birtakım istisnalarının olabileceğini kabul ettiği, bu bağlamda, kanunda geçmişe etkili bir değişiklik yapılması, o konuda sonradan bir içtihadı birleştirme kararının alınması, Anayasa Mahkemesince kanun hükmünün iptal edilmesi, kamu düzenini ilgilendiren bir usul kuralı dikkate alınmadan karar verilmiş olması, Anayasa Mahkemesince bireysel başvuruda aynı konuda hak ihlaline karar verilmesi gibi durumlarda bozma kararına uyularak verilen mahkeme kararları hakkında yeniden bozma kararları verdiği görülmektedir...</p>

<p style="text-align:justify">Bununla birlikte yargı içtihatlarıyla kabul edilmiş olan usuli kazanılmış hak ilkesini hukuki güvenliği sağlama ve kamu yararını gerçekleştirme amacıyla kanun hükmü niteliğine kavuşturan kanun koyucunun yukarıda belirtilen meşru amaçlarla ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacak şekilde yargılamanın hakkaniyet, hukukun üstünlüğü gibi ilkelerin görmezden gelinerek ya da temel hak ve özgürlükler ihlal edilerek sonuçlandırılması yolunda bir iradesinin varlığından söz etmek mümkün değildir. Dolayısıyla kural, yargı yerlerince usuli kazanılmış hak ilkesinin uygulanmasında hukuk devleti ve adil yargılanma hakkı ilkeleri gereğince içtihat yoluyla istisnai durumlar öngörülebilmesine engel teşkil etmemektedir. Aksi yönde bir kabulün hukuki güvenlik ilkesinin öz değil sadece şekil itibarıyla korunması anlamına geleceği gibi temel görevi adaleti tesis etmek olan yargı mercilerinin varlık sebebiyle de bağdaşmayacağı açıktır..." şeklinde değerlendirmelerde bulunulduğu görülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Uyuşmazlık bu açıdan ele alındığında; İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 18/02/2020 tarih ve E:2019/1328, K:2020/303 sayılı kararıyla, davacının 2015 Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavları Başvuru Kılavuzu'ndaki açıklama ve kurallar doğrultusunda hareket ettiği, kendisinin hatalı bir beyanı veya yanlış bilgilendirmesinin söz konusu olmadığı, Kılavuz'un 5.8. maddesindeki hakkını kullanarak yabancı uyruklu kontenjanından tercihte bulunduğu, uyruğundan biri Türkiye Cumhuriyeti olan çift uyrukluların bu kontenjandan yararlanmalarını engelleyen bir düzenlemenin yer almadığı dikkate alındığında, yaklaşık dört yıl uzmanlık eğitimine devam ederek tez sınavı aşamasına gelen davacının ilişiğinin kesilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiş, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusu İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin 30/09/2020 tarih ve E:2020/980, K:2020/1616 sayılı kararıyla reddedilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu arada, 2016 yılı Sonbahar Dönemi Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı sonucunda yabancı uyruklu kontenjanından … Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalında uzmanlık eğitimi yapmaya hak kazanan uyruğundan biri Türkiye Cumhuriyeti olan çift uyruklu başka bir davacının açtığı davada, Kurulumuzun 21/01/2021 tarih ve YD İtiraz No:2020/636 sayılı kararıyla, 2016 Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavları Başvuru Kılavuzu'na göre, uyruğundan biri T.C. olan çift uyruklu davacının, Başvuru Kılavuzu'ndaki uyarıyı dikkate almak suretiyle tıpta uzmanlık sınavı başvuru işlemlerini Türk vatandaşı statüsünde yürütmesi gerektiği, yabancı uyruklu kontenjanından yararlanması mümkün olmamasına karşın açık hataya dayalı olarak uzmanlık eğitimine başlatıldığı anlaşıldığından, davacının üniversiteden ilişiğinin kesilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle işlemin yürütmesinin durdurulmasına ilişkin Daire kararının kaldırılmasına ve yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">2015 Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavları Başvuru Kılavuzu ile 2016 yılı Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavları Başvuru Kılavuzu hükümlerinin birbirinden farklı olmasına ve Kurulumuzun söz konusu kararının da 2016 yılı Kılavuzu'nun değerlendirilmesi sonucunda verilen bir karar olmasına rağmen, Kurulumuz kararına atıf yapılmak ve gerekçesi alınmak suretiyle verilen Danıştay Sekizinci Dairesinin 25/10/2021 tarih ve E:2021/513, K:2021/4765 sayılı kararıyla, uyruğundan biri T.C. olan çift uyruklu davacının yabancı uyruklu kontenjanından yararlanması mümkün olmamasına karşın açık hataya dayalı olarak uzmanlık eğitimine başlatıldığı anlaşıldığından, 11/06/2019 tarihi itibarıyla üniversiteden ilişiğinin kesilmesine ilişkin İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Rektörlüğü işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin 30/09/2020 tarih ve E:2020/980, K:2020/1616 sayılı kararı bozulmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">Bunun üzerine, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin 19/01/2022 tarih ve E:2022/41, K:2022/76 sayılı kararıyla, bozma kararına aynen uyularak istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş, bu kararın temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Sekizinci Dairesinin 27/12/2022 tarih ve E:2022/3794, K:2022/8184 sayılı kararıyla, davacının, 2015 Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavları Başvuru Kılavuzu'nun 5.8. maddesindeki hakkını kullanarak yabancı uyruklular için açılmış kontenjandan yararlanmak isteyerek başvurusunu yaptığı, ilgili Kılavuz'un açık ve anlaşılır olmadığı, çifte vatandaşların bu kontenjandan yararlanmalarını engelleyen bir düzenlemenin yer almadığı, 2016 yılı Kılavuzu'ndan itibaren uyruğundan biri T.C. olan çift uyruklu adayların tercihlerini diplomaları tescil edilirken esas alınan uyruklarına göre yapmaları gerektiğine ilişkin bir uyarı yer almasına rağmen, 2015 Kılavuzu'nda bu uyarının yer almadığı, olayda yokluk ve mutlak butlan hallerinin de mevcut olmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">Buna göre, her ne kadar Bölge İdare Mahkemesince, Dairenin verdiği bozma kararına uyularak davanın reddine karar verilmiş ise de, bu kararın temyizen incelenmesi aşamasında Dairece, ilk bozma kararının olayın nitelendirilmesinde maddi hata yapılmak suretiyle verilen bir karar olduğunun anlaşılması üzerine yeniden bozma kararı verildiği anlaşıldığından, davalı idare lehine usuli müktesep hak oluşmadığı sonucuna varılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu itibarla; temyize konu karar açısından, işin esası incelendiğinde;</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarih ve E:1968/8, K:1973/14 sayılı kararı ile, idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı ve hilesi hallerinde süre aranmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayalı ödediği meblağı her zaman geri alabileceği; belirtilen istisnalar dışında kalan hatalı ödemelerin geri alınmasının, hatalı ödemenin ilk yapıldığı tarihten başlamak üzere idari dava açma suresi içinde mümkün olduğu, bu süre geçtikten sonra geri alınamayacağı karara bağlanmıştır. Anılan karar, her ne kadar hatalı terfi ve intibaktan doğan ödemelerin geri alınmasına ilişkin ise de, bu karar ile idari işlemlerin geriye alınmasında uyulması gereken temel ilkeler ortaya konulmuş bulunduğundan, anılan kararın tüm hatalı işlemlerin idarece geri alınmasında da dikkate alınması gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Dolayısıyla Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun, idari işlemlerin geri alınması koşullarını da belirleyen bahsi geçen kararında açıklandığı üzere; dava açma süresi içinde, hukuka aykırı tüm işlemlerini geri almaya yetkili olan idarenin, dava açma süresi geçtikten sonra ancak, yok hükmündeki idari işlemleri ile ilgililerin gerçeğe aykırı beyanı veya hilesi nedeniyle veya açıkça hataya düşerek tesis ettiği idari işlemlerini, süre kaydı aranmaksızın geri alması mümkün bulunmaktadır. Zira bu tür işlemlerin ilgililer lehine hak doğurması mümkün bulunmadığı gibi bu nitelikleri itibarıyla istikrar yaratmaları da mümkün değildir. Zira kazanılmış hak, objektif bir hukuk kuralının kişilere uygulanmasıyla objektif ve genel hukuki durumun kişisel bir işlemle özel hukuki duruma dönüşmesidir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu itibarla, idarelerce tesis edilen işlemlerin, kanunun açık hükmüne aykırı olması halinde, açık hata nedeniyle idarelerce her zaman geri alınabileceği 22/12/1973 tarih ve E:1968/8, K:1973/14 sayılı Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararı gereğidir.</p>

<p style="text-align:justify">2015 Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavları Başvuru Kılavuzu'nun 5.8. maddesinde, uyruğu alanında yabancı uyruklular seçeneği yanında diğer uyruk alanları da işaretli olan adayların, bu Kılavuz'daki yabancı uyruklu kontenjanlarından yararlanmak istedikleri takdirde, tercih ekranında "Yabancı uyruklu kontenjanlarından yararlanmak istiyorum." seçeneğini işaretlemeleri gerektiği, tercih ekranında "Yabancı uyruklu kontenjanlarından yararlanmak istiyorum." seçeneğini işaretlemeyenlerin bu Kılavuz'daki genel kontenjanlardan tercih yapabilecekleri belirtilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Kılavuz'un "Uyruğu" başlıklı 10. maddesinde ise, T.C. uyrukluların T.C. seçeneğini; uyruğundan biri T.C. olan çift uyrukluların T.C. seçeneğini; Türk vatandaşlığından izin ile ayrılanlar ile bunların kanuni mirasçılarının mavi kartlı seçeneğini; KKTC uyruklular ile uyruğundan biri KKTC olan çift uyrukluların KKTC seçeneğini, uyruğundan biri T.C. olan KKTC uyrukluların T.C. seçeneğini; yabancı uyruklular, hiçbir devletin uyruğunda olmayanlar ve mültecilerin yabancı uyruklular seçeneğini; 2527 sayılı Kanun kapsamında bulunanların da 2527 sayılı Kanun kapsamında bulunanlar seçeneğini işaretleyecekleri belirtilmiştir. Bu maddenin son paragrafında da, birden fazla uyruğu olan adayların, bu alanda birden çok seçeneği işaretleyebilecekleri öngörülmüştür.</p>

<p style="text-align:justify">Somut olayda, uyruğundan biri T.C. olan çift uyruklu davacının, Kılavuz'un 10. maddesinin son paragrafındaki kuralı dikkate alarak uyruğu alanında T.C. seçeneği ile yabancı uyruklular seçeneğini işaretlediği anlaşılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Kılavuz'un 5.8. maddesinde, uyruğu alanında yabancı uyruklular seçeneği yanında diğer uyruk alanları da işaretli olan adaylara hem genel kontenjandan hem de yabancı uyruklu kontenjanından tercih hakkı tanındığından ve uyruğundan biri T.C. olan çift uyruklu adayların yabancı uyruklu kontenjanından yararlanamayacaklarına dair bir kurala da yer verilmediğinden, davacının yabancı uyruklu kontenjanından tercihte bulunduğu görülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Uyuşmazlıkta, davacının Kılavuz'un 5.8. maddesindeki hakkını kullanarak yabancı uyruklu kontenjanından tercihte bulunduğu, Kılavuz'da uyruğundan biri T.C. olan çift uyruklu adayların yabancı uyruklu kontenjanından yararlanamayacaklarına dair bir kurala yer verilmediği, 2016 yılı Kılavuzu'ndan itibaren uyruğundan biri T.C. olan çift uyruklu adayların tercihlerini diplomaları tescil edilirken esas alınan uyruklarına göre yapmaları gerektiğine ilişkin bir uyarıya yer verilmesine rağmen, 2015 Kılavuzu'nda bu uyarının da yer almadığı anlaşılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Her ne kadar, dava konusu işlemin dayanağı olan Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının 29/05/2019 tarih ve 26145 sayılı yazısında; 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 3. maddesine göre "yabancı" ibaresinin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan kişiyi ifade ettiği, bu nedenle işlemlerini Türk vatandaşı statüsünde yürütmesi gerektiği halde yabancı uyruklu kontenjanlarına yerleşen uyruğundan biri T.C. olan çift uyruklu adayların uzmanlık eğitimlerinin sonlandırılması gerektiği belirtilmekte ise de, yaklaşık dört yıl uzmanlık eğitimine devam ederek tez sınavı aşamasına gelen davacının yabancı uyruklu kontenjanından uzmanlık</p>

<p style="text-align:justify">eğitimine başlatılmasının açık hata kapsamında değerlendirilmesine hukuken olanak bulunmadığı gibi gerçek dışı beyanı ya da hilesinin de söz konusu olmadığı görülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu durumda, 2015 yılı İlkbahar Dönemi Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı sonucunda yabancı uyruklu kontenjanından İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalında uzmanlık eğitimi yapmaya hak kazanan, uyruğundan biri Türkiye Cumhuriyeti olan çift uyruklu davacının 11/06/2019 tarihi itibarıyla üniversiteden ilişiğinin kesilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu itibarla, dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurularının kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">KARAR SONUCU :</p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan nedenlerle;</p>

<p style="text-align:justify">1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;</p>

<p style="text-align:justify">2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurularının kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin 08/03/2023 tarih ve E:2023/427, K:2023/666 sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,</p>

<p style="text-align:justify">3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesine gönderilmesine,</p>

<p style="text-align:justify">4. Kesin olarak, 05/02/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.</p>

<p style="text-align:justify">KARŞI OY</p>

<p style="text-align:justify">X- İdare Mahkemesince, Danıştayın ilgili Dairesinin temyiz incelemesi sonucunda vermiş olduğu bozma kararına uyulmak suretiyle verilen kararın, Dairesince yeniden temyizen incelenmesi aşamasında yapılacak inceleme, Mahkeme kararının bozma kararına uygun olup olmadığı, bir başka anlatımla, bozma kararının gereklerinin yerine getirilip getirilmediği, kararın bozma kararı doğrultusunda olup olmadığı konusuyla sınırlı olmak durumundadır. Nitekim, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle değiştirilen 50. maddesinin 4. fıkrasında; "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla</p>

<p style="text-align:justify">sınırlı olarak yapılır." hükmüne yer verilerek, bu husus Kanun hükmü hâline getirilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bununla birlikte, kanunda geçmişe etkili bir değişiklik yapılması, o konuda sonradan bir içtihadı birleştirme kararının alınması, Anayasa Mahkemesince kanun hükmünün iptal edilmesi, kamu düzenini ilgilendiren bir usûl kuralı dikkate alınmadan karar verilmiş olması, Anayasa Mahkemesince bireysel başvuruda aynı konuda hak ihlaline karar verilmesi gibi durumlarda usûli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği yüksek yargı içtihatlarıyla kabul edilmektedir. Bu husus, 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasının somut norm denetiminin yapıldığı Anayasa Mahkemesinin 12/06/2020 tarih ve E:2019/115, K:2020/31 sayılı kararının "Anlam ve Kapsam" kısmında şu şekilde ifade edilmiştir:</p>

<p style="text-align:justify">"12. Bu itibarla kural, mahkemece bozma kararına uyulmasıyla birlikte taraflardan biri lehine ortaya çıkan hukuki sonucun -söz konusu tarafın bu sonucun devam etmesi yönündeki beklentisinin korunmamasını haklı ve zorunlu kılacak bir sebep bulunmadığı sürece- temyiz merciince değiştirilememesini ifade etmektedir. Dolayısıyla kural, yargılama sürecinde maddi ve hukuki koşullarda herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen heyet oluşumunun değişmesi, heyetin görüş değiştirmesi ya da aynı mevzuat hükmünü farklı şekilde yorumlaması gibi nedenlerle bozma kararının aksi yönünde kararlar verilmesine engel teşkil etmektedir."</p>

<p style="text-align:justify">Bakılan uyuşmazlıkta ise; Danıştay Sekizinci Dairesi, ilk bozma kararına uyulmak suretiyle verilen kararı, yargılama sürecinde maddi ve hukuki koşullarda herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen, aynı mevzuat hükmünü farklı şekilde yorumlamak suretiyle, bu uyuşmazlıkta daha önce temyizen inceleme sonucu verilmiş bir karar yokmuş ve uyuşmazlık, ilk kez temyizen inceleniyormuşçasına değerlendirerek, aksi bir gerekçeyle bozmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">Bu durumda, Danıştay Sekizinci Dairesinin 27/12/2022 tarih ve E:2022/3794, K:2022/8184 sayılı kararı, usûli kazanılmış hak ilkesiyle sağlanmaya çalışılan amaca aykırı olması nedeniyle usule uygun bulunmadığından, anılan karara uyulmayarak verilen dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurularının kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararı, sonucu itibarıyla usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar bu kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan nedenlerle, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÖRNEK KARARLAR</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/maddi-hata-usuli-kazanilmis-hakki-ortadan-kaldirabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 10:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/12/danistay-dan-ihalelere-katilmaktan-yasaklama-hakkinda-onemli-karar-h33021-e3e8b.webp" type="image/jpeg" length="28992"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aday Memura Disiplin Cezası Uyarısı]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/aday-memura-disiplin-cezasi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/aday-memura-disiplin-cezasi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aday memur statüsünde olan kişilerin bu süreçte mevzuatta belirtilen hukuken geçerli disiplin cezalarından birini almaları durumunda, memuriyet ile ilişiklerinin kesilebileceği hakkında.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<section dir="auto">
<h1 style="text-align:justify">Aday memur için kritik Danıştay kararı: Aylıktan kesme cezası ilişik kesme nedeni</h1>
</section>

<section dir="auto">
<p style="text-align:justify">Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, adaylık süresi içinde aylıktan kesme cezası alan memurun, söz konusu disiplin cezası yargı kararıyla iptal edilmediği ve hukuk alemindeki geçerliliğini koruduğu sürece 657 sayılı Kanun’un 57. maddesi uyarınca memuriyetle ilişiğinin kesilebileceğine hükmetti.</p>

<h2 style="text-align:justify">Danıştay'dan aday memurlar açısından önemli karar</h2>

<p style="text-align:justify">Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, aday memurların adaylık sürecinde aldıkları disiplin cezalarının memuriyetle ilişiklerinin kesilmesine etkisine ilişkin önemli bir karara imza attı.</p>

<p style="text-align:justify">Kurulun 09/12/2024 tarihli, E:2024/904, K:2024/3195 sayılı kararıyla, adaylık süresi içerisinde aylıktan kesme cezası alan bir polis memurunun, bu disiplin cezasına dayanılarak memuriyetle ilişiğinin kesilmesini hukuka uygun buldu.</p>

<p style="text-align:justify">Uyuşmazlıkta, aday polis memuru hakkında yıllık atış eğitimine katılmadığı gerekçesiyle disiplin soruşturması yürütüldü ve 7068 sayılı Kanun'un 8/3-a-13. maddesi uyarınca bir günlük aylıktan kesme cezası verildi.</p>

<p style="text-align:justify">Davacı, disiplin cezasının iptali istemiyle dava açtı ancak dava süre aşımı nedeniyle reddedildi ve bu karar istinaf edilmeksizin kesinleşti. Daha sonra Emniyet Genel Müdürlüğünce, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 57. maddesi uyarınca aday memurun memuriyetle ilişiği kesildi.</p>

<p style="text-align:justify">Davacı bu işlemin iptali istemiyle de dava açtı. İlk derece mahkemesi, disiplin cezasına konu fiilin gerçekte sübuta ermediği kanaatine ulaşarak ilişik kesme işlemini iptal etti. Samsun Bölge İdare Mahkemesi de bu kararda ısrar etti.</p>

<p style="text-align:justify">Dosyanın Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna taşınması üzerine ise farklı yönde karar verildi.</p>

<h2 style="text-align:justify">"Disiplin cezası geçerliliğini sürdürüyor"</h2>

<p style="text-align:justify">Kurul, 657 sayılı Kanun'un 57. maddesindeki düzenlemenin bağlı yetki niteliğinde olduğuna dikkat çekti.</p>

<p style="text-align:justify">Anılan maddeye göre adaylık süresi içinde aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanların, disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişiklerinin kesilmesi gerekiyor. Mevcut düzenleme halen bu sonucu öngörüyor.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay İDDK, somut olayda davacıya verilen aylıktan kesme cezasının iptali istemiyle açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddedildiğini ve bu kararın kesinleştiğini belirterek, disiplin cezasının hukuk aleminde geçerliliğini koruduğu sonucuna ulaştı.</p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle, daha sonra açılan ilişik kesme davasında disiplin cezasının dayandığı fiilin aslında gerçekleşmediği yönünde yeniden değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı sonucuna varıldı.</p>

<p style="text-align:justify">Kurula göre, hukuken geçerliliğini sürdüren disiplin cezasının varlığı karşısında 657 sayılı Kanun'un 57. maddesinde öngörülen bağlı yetki çerçevesinde tesis edilen ilişik kesme işleminde hukuka aykırılık bulunmuyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bu gerekçeyle Danıştay İDDK, Samsun Bölge İdare Mahkemesinin ısrar kararını oyçokluğuyla bozdu ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verdi.</p>

<h2 style="text-align:justify">Kararın hukuki değerlendirmesi</h2>

<p style="text-align:justify">Kararın en önemli yönü, disiplin cezası ile bu cezaya bağlı olarak tesis edilen ilişik kesme işleminin birbirinden bağımsız değerlendirilmemesi gerektiğine işaret etmesidir.</p>

<p style="text-align:justify">Aday memur bakımından 657 sayılı Kanun'un 57. maddesinde öngörülen sistem, aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının alınması halinde idareye geniş bir takdir yetkisi bırakmıyor. Danıştay İDDK, somut olay bakımından bu düzenlemeyi bağlı yetki olarak nitelendirerek, şartın gerçekleşmesi halinde ilişik kesme işleminin tesis edilmesi gerektiğini kabul ediyor.</p>

<p style="text-align:justify">Burada ayrıca kesinleşmiş disiplin cezasının hukuk alemindeki statüsü belirleyici hale geliyor. Disiplin cezasına karşı açılan dava süre aşımı nedeniyle reddedilmiş ve bu karar kesinleşmişse, disiplin cezasının esasına ilişkin itirazların daha sonraki ilişik kesme davasında yeniden ileri sürülmesi mümkün görülmüyor.</p>

<p style="text-align:justify">Dolayısıyla karar, aday memurlar bakımından önemli bir usulî noktayı da ortaya koyuyor: Disiplin cezasının hukuka aykırılığı ileri sürülecekse bunun, doğrudan disiplin cezasına karşı açılacak davada ve süresi içerisinde ileri sürülmesi gerekiyor. Disiplin cezası kesinleşip hukuk aleminde varlığını sürdürdüğü takdirde, bu cezaya bağlı olarak tesis edilen ilişik kesme işleminin yargısal denetiminde artık cezanın maddi temelinin yeniden tartışılması mümkün olmayabiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bununla birlikte kararın oyçokluğuyla verilmiş olması da dikkat çekiyor. Karşı oyda, Samsun Bölge İdare Mahkemesinin ısrar kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve temyiz isteminin reddedilmesi gerektiği belirtilerek çoğunluk görüşüne katılınmadı.</p>

<p style="text-align:justify">Karar, aday memurlar açısından “disiplin cezasına zamanında itiraz etme ve dava açma” konusunun önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Özellikle aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının adaylık döneminde verilmesi halinde, disiplin cezasının kesinleşmesinden sonra bu cezaya dayalı ilişik kesme işlemi tesis edilebildiğinden, disiplin cezasına ilişkin ilk yargısal sürecin sonucu memuriyet açısından doğrudan belirleyici hale geliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Nitekim Danıştay'ın daha önceki kararlarında da aday memurun ilişiğinin kesilmesine dayanak olan ve yargısal olarak ortadan kaldırılmayan disiplin cezasının hukuk alemindeki varlığını sürdürdüğü kabul edilmiştir.</p>
</section>

<p style="text-align:justify">T.C.</p>

<p style="text-align:justify">D A N I Ş T A Y</p>

<p style="text-align:justify">İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU</p>

<p style="text-align:justify">Esas No : 2024/904</p>

<p style="text-align:justify">Karar No : 2024/3195</p>

<p style="text-align:justify">TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- İçişleri Bakanlığı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">2- Emniyet Genel Müdürlüğü</p>

<p style="text-align:justify">VEKİLLERİ : Av. …</p>

<p style="text-align:justify">KARŞI TARAF (DAVACI) : …</p>

<p style="text-align:justify">VEKİLİ : Av. …<!--[if supportFields]><span
style='mso-element:field-end'></span><![endif]--></p>

<p style="text-align:justify">İSTEMİN KONUSU : Samsun Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin 26/09/2023 tarih ve E:2023/1130, K:2023/691 sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">YARGILAMA SÜRECİ :</p>

<p style="text-align:justify">Dava Konusu İstem : Samsun ili, Çarşamba İlçe Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olan davacının, aday polis memurluğu döneminde, hakkında başlatılan disiplin soruşturması sonucunda "Görevde kayıtsızlık göstermek, görevi savsaklamak veya geçerli bir özrü olmaksızın belirtilen sürede bitirmemek" disiplin suçunu işlediğinden bahisle 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8. maddesinin 3. fıkrasının (a-13) alt bendi gereğince "bir güne kadar aylıktan kesme" cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Çarşamba İlçe Emniyet Müdürlüğünün 03/04/2019 tarih ve 32399 sayılı kararı üzerine, söz konusu cezaya istinaden 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 57. maddesi uyarınca memuriyetten ilişiğinin kesilmesine ilişkin 18/07/2020 tarih ve 37373650­314-31199 sayılı işlemin iptali istenilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : Samsun 1. İdare Mahkemesinin 04/06/2021 tarih ve E:2020/662, K:2021/486 sayılı kararıyla; söz konusu aylıktan kesme cezasının iptali istemiyle 18/11/2019 tarihinde açılan davada Samsun 3. İdare Mahkemesinin 06/12/2019 tarih ve E:2019/533, K:2019/122 sayılı kararı ile davanın süre aşımı yönünden reddine karar verildiği, bu karara karşı istinaf talebinde bulunulmadığından kararın 25/01/2020 tarihinde kesinleştiği, ancak bu işlemin hukuka uygun olup olmadığının incelenmesi ve sonraki işlemin hukukiliğinin bu duruma göre değerlendirilmesi gerektiği, dava konusu işlemin sebep unsuru olan davacıya isnat edilen "Görevde kayıtsızlık göstermek, görevi savsaklamak veya geçerli bir özrü olmaksızın belirtilen sürede bitirmemek" fiilinin sübuta ermediği sonucuna ulaşıldığı, bu durumda şekli anlamda hukuken geçerli olan ancak sübuta ermediği anlaşılan bir fiil nedeni ile tesis edilen dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan davacının bir günlük aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, bu işleme dayalı olarak tesis edilen dava konusu işlemin de hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : Samsun Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin 22/10/2021 tarih ve E:2021/875, K:2021/820 sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idareler tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Daire Kararının Özeti : Danıştay Onikinci Dairesinin 10/04/2023 tarih ve E:2022/56, K:2023/1909 sayılı kararıyla;</p>

<p style="text-align:justify">Olayda, aday memur statüsünde olan kişilerin bu süreçte mevzuatta belirtilen disiplin cezalarından birini almaları durumunda, memuriyet ile ilişiğinin sonlandırılacağı yönündeki bağlı yetki kuralına dayalı olarak işlem tesis edileceği açık olup, davacının adaylık süresi içerisinde 7068 sayılı Kanun'un 8/3-a-13. maddesi gereğince bir günlük aylık kesme cezası aldığı, dava konusu işleme dayanak teşkil eden söz konusu disiplin cezasının iptali istemiyle açılan davanın, Samsun 3. İdare Mahkemesi'nin 06/12/2019 tarih ve E:2019/533, K:2019/122 sayılı kararı ile süre aşımı nedeniyle ret ile sonuçlandığı ve bu kararın istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği, dolayısıyla dava konusu işleme dayanak teşkil eden disiplin cezasının bu haliyle hukuk aleminde geçerliliğini devam ettirdiği anlaşıldığından, hukuken geçerli olan disiplin cezasına dayalı olarak bağlı yetki kuralı çerçevesinde</p>

<p style="text-align:justify">tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle Samsun Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin 22/10/2021 tarih ve E:2021/875, K:2021/820 sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bölge İdare Mahkemesi Israr Kararının Özeti : Samsun Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin 26/09/2023 tarih ve E:2023/1130, K:2023/691 sayılı kararıyla; istinaf başvurusunun reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, ısrar kararının hukuka ve usule uygun bulunduğu, davalı idareler tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebeplerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ İLHAN KARAOĞLU'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Samsun Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">TÜRK MİLLETİ ADINA</p>

<p style="text-align:justify">Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:</p>

<p style="text-align:justify">İNCELEME VE GEREKÇE :</p>

<p style="text-align:justify">MADDİ OLAY :</p>

<p style="text-align:justify">Samsun İl Emniyet Müdürlüğü kadrosunda aday polis memuru olan davacının, Çarşamba İlçe Emniyet Müdürlüğü Belge Yönetimi Büro Amirliğinde görevli olduğu, 24 Eylül - 21 Aralık 2018 tarihlerinde gerçekleştirilen 2018 yılı 3. dönem yıllık atış eğitimine katılmadığı iddiasının araştırılması amacıyla yapılan disiplin soruşturmasında üzerine atılı fiilin sübuta erdiği sonucuna varılarak Çarşamba İlçe Emniyet Müdürlüğünün 03/04/2019 tarih ve 32399 sayılı kararı ile "Görevde kayıtsızlık göstermek, görevi savsaklamak veya geçerli bir özrü olmaksızın belirtilen sürede bitirmemek." fiili karşılığı 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8/3-a-13. maddesi uyarınca bir günlük aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu cezanın iptali istemiyle 18/11/2019 tarihinde açılan davada Samsun 3. İdare Mahkemesinin 06/12/2019 tarih ve E:2019/533, K:2019/122 sayılı kararı ile davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiş, bu karara karşı istinaf talebinde bulunulmadığından karar 25/01/2020 tarihinde kesinleşmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">.................................... Müdürlüğü'nün 29/06/2020 tarih ve E.2020062913261127316 sayılı yazısı ile davacının bir günlük aylıktan kesme cezası ile cezalandırıldığı bildirilerek aday memurluktan ilişiğinin kesilmesi yönünde getirilen teklif doğrultusunda Emniyet Genel Müdürlüğünün 18/07/2020 tarih ve 37373650-314-31199 sayılı işlemi ile davacının, 657 sayılı Kanun'un 57. maddesi uyarınca memuriyetle ilişiği kesilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">İLGİLİ MEVZUAT :</p>

<p style="text-align:justify">657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Adaylık süresi sonunda başarısızlık" başlıklı 57. maddesinin birinci fıkrasında; "Adaylık süresi içinde aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası almış olanların disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişikleri kesilir. İlişikleri kesilenler ilgili kurumlarca derhâl Devlet Personel Başkanlığına bildirilir." hükmü öngörülmüştür.</p>

<p style="text-align:justify"><a name="bookmark134">HUKUKİ DEĞERLENDİRME :</a></p>

<p style="text-align:justify">Uyuşmazlıkta, aday memur statüsünde olan kişilerin bu süreçte mevzuatta belirtilen disiplin cezalarından birini almaları durumunda, memuriyet ile ilişiğinin sonlandırılacağı yönündeki bağlı yetki kuralına dayalı olarak işlem tesis edileceği açık olup, davacının adaylık süresi içerisinde 7068 sayılı Kanun'un 8/3-a-13. maddesi gereğince bir günlük aylık kesme cezası aldığı, dava konusu işleme dayanak teşkil eden anılan disiplin cezasının iptali istemiyle açılan davanın, Samsun 3. İdare Mahkemesinin 06/12/2019 tarih ve E:2019/533, K:2019/122 sayılı kararı ile süre aşımı nedeniyle reddine karar verildiği ve bu kararın istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği, dolayısıyla dava konusu işleme dayanak teşkil eden disiplin cezasının bu haliyle hukuk aleminde geçerliliğini devam ettirdiği anlaşıldığından, hukuken geçerli olan disiplin cezasına dayalı olarak bağlı yetki kuralı çerçevesinde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">KARAR SONUCU:</p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan nedenlerle;</p>

<p style="text-align:justify">1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulüne;</p>

<p style="text-align:justify">2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Samsun Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin 26/09/2023 tarih ve E:2023/1130, K:2023/691 sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,</p>

<p style="text-align:justify">3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Samsun Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 09/12/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi.</p>

<p style="text-align:justify">KARŞI OY</p>

<p style="text-align:justify">Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Samsun Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin 26/09/2023 tarih ve E:2023/1130, K:2023/691 sayılı ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/aday-memura-disiplin-cezasi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/08/judge-8974493-640.png" type="image/jpeg" length="88956"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yürütmeyi Durdurma Kararı İle Göreve Dönen Memurun  Mali Hakları]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/yurutmeyi-durdurma-karari-ile-goreve-donen-memurun-mali-haklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/yurutmeyi-durdurma-karari-ile-goreve-donen-memurun-mali-haklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yürütmeyi Durdurma Kararı İle Göreve Dönen Memurun Mali Hakları mahkemeden yürütmeyi durdurma kararı alan memura maaş iadesi yapılırmı , yürütmeyi durdurma kararı alan memur hakkında yapılacak işlemler]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2 style="text-align:justify">Yürütmeyi Durdurma Kararı İle Göreve Dönen Memurun Mali Hakları</h2>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Devlet Memuru olarak görev yapanlar çeşitli nedenlerle göreve son verme, görevden çekilmiş sayılma ya da benzeri işlemlerin iptali istemiyle İdare Mahkemesinde dava açanlarla ilgili olarak Mahkemelerce işlemin <span style="color:#ff0000"><strong>Yürütülmesinin Durdurulması kararı verilmesi</strong></span> üzerine bu kararların uygulanması sonucunda Kuruma geri dönenlerin açıkta kaldıkları sürelere ilişkin olarak  maaş ve diğer mali haklarını talep etmektedirler.Dava konusu işlemin iptalinde göreve geri dönenlere özlük haklarının ödenmesinde idarelerce herhangi bir sıkıntı yaşanmamakla birlikte yürütmeyi durdurma kararı ile göreve dönen memurlara bazı idareler davanın halen devam ettiği gerekçesi ile memurun görevinden uzak kaldığı dönemlere ilişkin mali haklarını ödemekte sıkıntı yaratmaktadır.Konuya ilişkin olarak Maliye Bakanlığı Bütçe Mali Kontrol Müdürlüğünce yürütmeyi durdurma kararı ile göreve dönen memurlara yapılacak ödemelere ilişkin verilen görüş yazımız ekindedir.İlgili görüşte Bütçe Mali Kontrol Genel Müdürlüğü "Danıştay Birinci Dairesinin 21.6.1983 gün ve Esas No: 1983/116, Karar No: 1983/144 sayılı îstişari Kararına atıfta bulunarak ilgili kararda yer alan <em> " haklarında tesis edilen göreve son verme, görevden çekilmiş sayılma ya da benzeri işlemlerin yürütmenin durdurulması kararıyla durdurulması üzerine, görevine döndürülen memurlara fiilen görev yapmadıkları döneme ait aylık ve diğer özlük haklarının ödenmesi gerektiği " yönünde ki </em>kararına göre yürütmeyi durdurma kararı alanlara görevden ayrı kaldıkları döneme ilişkin alamadıkları özlük ve mali haklarının ödenmesi gerektiğini bildirmiştir.Ayrıca yine ilgili görüş yazısında memurun görevden uzak kaldığı dönemlerde çalışmak suretiyle her hangi bir gelir elde ettiğinin tespit edilmesi durumunda elde edilen gelirlerinde memura ödenecek olan tutarlardan düşülmesi gerektiği bildirilmiştir.</p>

<h2 style="text-align:justify">Yürütmeyi Durdurma Kararı İle Göreve Dönenlerin Özlük Hakları ile İlgili Görüş yazısı yazımız ekindedir.</h2>

<p style="text-align:justify">T.C.</p>

<p style="text-align:justify">MALİYE BAKANLIĞI</p>

<p style="text-align:justify">Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü</p>

<p style="text-align:justify">Sayı : B.07.0.BMK.0.21.115580-24                                                                                                       30.06.1 0* 9742</p>

<p style="text-align:justify">Konu : ........</p>

<p style="text-align:justify">YÜKSEKÖĞRETİM KURULU BAŞKANLIĞINA</p>

<p style="text-align:justify">İlgi: 13/4/2010 tarihli ve B.30.0.HKM.06.03.001 -2401 /012857 sayılı yazınız.</p>

<p style="text-align:justify">İlgi yazınız ve ekinin incelenmesinden, yargı organlarınca verilen yürütmenin durdurulması kararı üzerine görevine döndürülen memurların açıkta geçirdikleri sürelere ilişkin mali haklardan yararlandırılıp yararlandırılamayacağı hususunda tereddüde düşüldüğü anlaşılmış olup, konuya ilişkin Bakanlığımız görüşüne aşağıda yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bilindiği üzere, Anayasanın 138 inci maddesinin 4 üncü fıkrasında;</p>

<p style="text-align:justify"><em>“Yasama ve yürütme organları ile idare mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarım hiçbir suretle değiştiremez, ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez, ”</em></p>

<p style="text-align:justify">denilmek suretiyle yargı organlarınca verilen kararlara idarenin uyma zorunluluğu belirtilmiş bulunmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Diğer taraftan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28 inci maddesinde, idarenin, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bakanlığımızca yayımlanan 81 Seri No’lu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliğinde ise; idare tarafından görevine son verilen, görevinden çekilmiş sayılan ya da benzeri işlem tesis edilenlerden yargı yoluna giderek bu işlemlerin iptali yönünde karar almaları üzerine yeniden göreve döndürülenlere, dava dilekçelerinde aylık ve diğer özlük haklarına ilişkin bir istemde bulunup bulunmadıklarına bakılmaksızın işlemin tesisi tarihinden sonraki bütün maddi haklarının ödenmesi gerektiği belirtilmiş bulunmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Öte yandan Bakanlığımızca yayımlanmış olan 81 ’e Ek Seri No’lu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliğinde;</p>

<p style="text-align:justify"><em>"Danıştay Birinci Dairesinin 21.6.1983 gün ve Esas No: 1983/116, Karar No: 1983/144 sayılı îstişari Kararında; haklarında tesis edilen göreve son verme, görevden çekilmiş sayılma ya da benzeri işlemlerin yürütmenin durdurulması kararıyla durdurulması üzerine, görevine döndürülen memurlara fiilen görev yapmadıkları döneme ait aylık ve diğer özlük haklarının ödenmesi gerektiği belirtilmektedir.</em></p>

<p style="text-align:justify"><em>Bu itibarla, Yargı Organlarından «Yürütmeyi Durdurma» kararı alanlara da anılan Genelgemiz esasları çerçevesinde iptal kararı alanlar gibi işlem yapılması gerekmektedir. ”</em></p>

<p style="text-align:justify">ifadesine yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">1967/727 ve Karar No: 1968/78 sayılı kararında ise tazminat istenen dönemde davacının çalışarak elde ettiği bir geliri varsa, bu gelirin kamu kuruntundan ya da özel teşebbüsten elde edilmiş olup olmadığına bakılmaksızın ödenecek tazminat miktarından düşülmesi gerektiğine karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">İlgililer hakkında yapılacak iş ve işlemlerin yukarıda açıklandığı üzere yapılması gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Bilgilerini rica ederim.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>MALİYE MEVZUATI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/yurutmeyi-durdurma-karari-ile-goreve-donen-memurun-mali-haklari</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 10:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2018/01/yurutmeyi_durdurma.jpg" type="image/jpeg" length="52734"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mevzuatinyeri]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/foto-galeri/mevzuatinyeri-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/foto-galeri/mevzuatinyeri-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>İndirim</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/foto-galeri/mevzuatinyeri-1</guid>
      <pubDate>Thu, 15 Oct 2020 08:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/05/nnn.png" type="image/jpeg" length="95531"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mevzuatinyeri]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/foto-galeri/mevzuatinyeri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/foto-galeri/mevzuatinyeri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>İndirim</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/foto-galeri/mevzuatinyeri</guid>
      <pubDate>Wed, 14 Oct 2020 16:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/05/nnn.png" type="image/jpeg" length="80297"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
