<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>mevzuatinyeri</title>
    <link>https://www.mevzuatinyeri.com</link>
    <description>Mevzuatinyeri memur maaş, soruşturma, izin,harcırah, disiplin, misafirhaneler,memurlar haber,kamu mevzuatı,</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.mevzuatinyeri.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 14 Aug 2026 22:39:56 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İşçiye yapılan fazla ödeme her zaman geri alınabilir]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/isciye-yapilan-fazla-odeme-her-zaman-geri-alinabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/isciye-yapilan-fazla-odeme-her-zaman-geri-alinabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, idarece işçiye hatalı yapılan fazla ödemenin TBK m. 78 uyarınca geri istenebileceğine hükmetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Yargıtay: İdare Tarafından İşçiye Yapılan Fazla Ödeme, Sebepsiz Zenginleşme Hükümlerine Göre Geri İstenebilir</h1>

<p style="text-align:justify"><strong>Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/908, K. 2026/2771, T. 30.03.2026</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, idare tarafından işçiye yanlışlıkla yapılan fazla ödemelerin Türk Borçlar Kanunu'nun sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri istenebileceğine hükmetti.</p>

<p style="text-align:justify">Davacı idare, davalı işçinin daha önce açtığı alacak davasının Yargıtay bozması sonrasında reddedilerek kesinleştiğini belirtmiştir. Kesinleşen dosyada yer alan bilirkişi raporuna göre, işçiye fazladan ödeme yapıldığının tespit edildiğini ve yapılan bu fazla ödemelerin iadesi için gönderilen yazıya rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek fazla tutarın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı işçi ise davanın haksız olduğunu savunarak reddini istemiştir.</p>

<h2 style="text-align:justify">İlk Derece ve İstinaf Mahkemelerinin Kararları</h2>

<p style="text-align:justify"><strong>İlk Derece Mahkemesi:</strong> Benzer konumdaki diğer işçilere de aynı oranlarda ücret zammı uygulandığı gerekçesiyle kurumun fazla ödenen tutarı talep etme hakkı bulunmadığına karar vererek davayı reddetmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf):</strong> İşverenin kendi hesaplamasıyla karşı tarafa güven verdiğini, işçinin iyiniyetli olduğunu ve hakkı olduğunu düşünerek ödemeyi kabul ettiğini belirtmiştir. Hakkaniyet ve güvenin korunması ilkeleri gereği işverenin fazla ödemeyi geri isteyemeyeceği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.</p>

<h2 style="text-align:justify">Yargıtay'ın Değerlendirmesi ve Gerekçesi</h2>

<p style="text-align:justify">Davacı vekilinin temyiz başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, kararı şu gerekçelerle bozmuştur:</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sebepsiz Zenginleşme Esası:</strong> Türk Borçlar Kanunu'nun 78. maddesi (Mülga BK m. 62) uyarınca, borçlu olmadığını rızasıyla ödeyen kişi yanlışlığa düştüğünü ispat ederse ödediğini geri isteyebilir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Bağışlama İradesinin Bulunmaması:</strong> Yapılan edadaki yanlışlık, ödemeyi yapanda bir bağışlama arzusunun bulunmadığını gösteren bir yanılmadır. Tahakkuk memuru hataya düşmeseydi bu eda gerçekleşmeyecektir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Emsal Hukuk Genel Kurulu Kararı:</strong> Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.12.1984 tarihli kararına atıfta bulunularak, herhangi bir şart tasarrufa dayanmayan salt hatalı ödemelerin idare tarafından sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istenebileceği vurgulanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kesinleşmiş Dosya Durumu:</strong> İşçinin daha önce açtığı fark alacak davasının reddedilerek kesinleştiği ve o dosyada yer alan bilirkişi raporuyla fazla ödemenin hesaplandığı sabittir. Mahkemece bu fazla ödeme tutarının hüküm altına alınması gerekirken davanın reddedilmesi hatalı bulunmuştur.</p>

<h2 style="text-align:justify">Sonuç</h2>

<p style="text-align:justify">Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesinin kararının ORTADAN KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA oy birliğiyle karar vermiştir.</p>

<hr />
<p style="text-align:justify"><strong><font face="Verdana" size="2">9. Hukuk Dairesi 2026/908 E. , 2026/2771 K.</font></strong><br />
<strong><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></strong></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2025/885 E., 2025/1413 K.<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 6. İş Mahkemesi<br />
SAYISI : 2021/414 E., 2025/8 K.<br />
<br />
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:<br />
I. DAVA<br />
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili aleyhine Ankara 1. İş Mahkemesinin 2008/1115 Esas sayılı dosyası ile alacak davası açtığını, yapılan yargılamada davanın kabulüne karar verildiğini, kararın Yargıtay tarafından bozulması üzerine Mahkemece davanın reddine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, bilirkişi raporuna göre müvekkili İdarenin davalıya fazladan ödeme yaptığının tespit edildiğini, davalı tarafa fazladan yapılan ödemelerin iadesi için yazı gönderildiğini ancak ödeme yapılmadığını ileri sürerek yapılan fazla ödemenin davalıdan tahsilini talep etmiştir.<br />
II. CEVAP<br />
Davalı cevap dilekçesinde; açılan davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.<br />
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrasında alınan bilirkişi raporu dikkate alınarak davaya konu edilen 01.01.2005 - 19.12.2008 tarihleri arasındaki dönem bakımından aynı ücretle çalışan işçilere davalı ile benzer ve aynı oranlarda ücret zammının uygulandığı, dava açmayan işçilerin davalıyla aynı ücreti aldığı, buna göre davacı Kurumun fazla ödenen tutarı talep etme hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br />
<br />
IV. İSTİNAF<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kaldırma kararı sonrasında yapılan inceleme ile Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu ayrıca bir borcu ifa etmek düşüncesiyle davacı işveren tarafından fazla ödeme nedeni ile davalı işçide bir zenginleşme olduğunun sabit olduğu ancak bu hukuki işlemi gerçekleştiren fakirleşen işverenin kendisi olup mal varlığında eksilme iradesine dayandığı, davalı işçi fazla yapılan ödemenin hakkı olduğunu kabul ettiğinden iyiniyetli olduğunun kabulü gerektiği, davacı işveren davalının alacaklarını hatalı hesaplasa da kendi hesaplaması ile karşı tarafa güven verdiği, dava açıldığında hatalı olarak ödenen miktarın iyiniyetli kabul eden davalı işçinin geri verme anında yedinde kaldığının da belirlenemediği, hatalı ödemeyi yapan davacı işverenin ekonomik ve sosyal açıdan üstün, iyiniyetle zenginleşen işçinin ise zayıf konumda olduğu, güvenin korunması, hakkaniyet ilkeleri gereği bir borcu ifa etmek düşüncesiyle davacı işveren tarafından yapılan fazla ödemenin istenmesinin doğru olmadığı gerekçeleriyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br />
V. TEMYİZ<br />
A. Temyiz Sebepleri<br />
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitlerin eksik inceleme ve araştırmaya dayandığını, hatalı olduğunu ileri sürmüştür.<br />
B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalıya fazla ödenen miktarın tahsili istemine ilişkindir.<br />
Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 62. maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 78. maddesi) gereğince, borç olmayanı rızası ile ödeyen kimse yanlışlığa düştüğünü ispat ettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir. Bu maddede belirtilen yanlışlık eda ile ilgili olup edada bulunanda bağışlama irade ve arzusunun bulunmadığını gösteren bir yanılmadır. Başka bir deyişle, davacı idarenin tahakkuk memuru hataya düşmeseydi, davalıya edada bulunmayacağı anlamına gelmektedir.<br />
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.12.1984 tarihli ve 1982/13-387 Esas, 1984/997 Karar sayılı kararı ile herhangi bir şart tasarrufa dayanmayan salt hatalı ödemelerin idare tarafından Borçlar Kanunu'nun sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istenebileceği açıklanmıştır.<br />
Somut uyuşmazlıkta, davalı içinin davacıya karşı fark alacaklar istemiyle açtığı davada Ankara 1. İş Mahkemesinin 2011/1153 Esas, 2012/18 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği ve kararın onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.<br />
Bu durumda, Mahkemece; kesinleşen Ankara 1.İş Mahkemesinin 2011/1153 Esas, 2012/18 Karar sayılı dosyasında yer alan bilirkişi raporu ile hesaplanan fazla ödeme tutarının hüküm altına alınması gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.<br />
VI. KARAR<br />
Açıklanan sebeplerle;<br />
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,<br />
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,<br />
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,<br />
30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/isciye-yapilan-fazla-odeme-her-zaman-geri-alinabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 11:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/08/foto-1/isci-odemeeeeeeee.jpg" type="image/jpeg" length="28286"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üniversite Öğrenci Affına İlişkin Esaslar Yayımlandı]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/universite-ogrenci-affina-iliskin-esaslar-yayimlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/universite-ogrenci-affina-iliskin-esaslar-yayimlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7592 sayılı Kanun ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'na eklenen Geçici 85. madde kapsamında öğrenci affına ilişkin merak edilenler.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2>Üniversite Öğrenci Affına İlişkin Esaslar Yayımlandı</h2>

<p>YÖK Genel Kurulu, 12 Ağustos 2026 tarihli toplantısında söz konusu düzenlemenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirledi.</p>

<p>Buna göre, kanunda belirtilen istisnalar dışında, yükseköğretim kurumlarında öğrenim görürken ilişiği kesilen veya bir programa yerleştiği halde kayıt yaptırmayan öğrenciler yeniden öğrenim hakkından yararlanabilecek.</p>

<h2>Üniversite Öğrenci Affına İlişkin Başvurular 9 Aralık 2026'ya kadar yapılacak</h2>

<p>Hazırlık sınıfı dahil olmak üzere önlisans, lisans tamamlama, lisans ve lisansüstü programlarda öğrenim görürken 9 Aralık 2026 tarihinden önce ilişiği kesilen öğrenciler ile bir programa yerleştiği halde kayıt yaptırmayan öğrencilerin, ilgili yükseköğretim kurumlarına başvurmaları gerekiyor.</p>

<p>Başvuruların, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört ay içerisinde ve en geç 9 Aralık 2026 tarihine kadar yapılması şartı bulunuyor.</p>

<h2>Üniversite Öğrenci Affından kapsam dışı kalan öğrenciler hangileri </h2>

<p>YÖK'ün belirlediği usul ve esaslarda bazı suçlardan mahkum olan öğrenciler kapsam dışında bırakıldı.</p>

<p>Buna göre terör suçları, kasten öldürme, işkence, eziyet, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkum olanlar düzenlemeden yararlanamayacak.</p>

<p>Sahte belge nedeniyle kaydı iptal edilenler, kayıt sırasında sahte belge verenler ve 5846 sayılı Kanun kapsamında belirtilen suçlardan mahkum olanlar da kapsam dışında tutuldu.</p>

<p>Ayrıca terör örgütleri veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibat nedeniyle ilişiği kesilen öğrenciler de aftan yararlanamayacak.</p>

<h2>Öğrenciler 2026-2027 eğitim yılında dönebilecek</h2>

<p>Düzenlemeden yararlanma hakkı kazanan öğrenciler, 2026-2027 eğitim ve öğretim yılında öğrenimlerine yeniden başlayabilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öğrencilerin daha önce başarılı oldukları derslerin intibakı, devam şartları ve diğer eğitim işlemleri ilgili yükseköğretim kurumlarının yetkili kurulları tarafından belirlenecek.</p>

<h2>Kapatılan ve öğrenci alımı durdurulan programlar için düzenleme</h2>

<p>Kapatılan veya öğrenci alımı durdurulan önlisans, lisans ve lisansüstü programlardan ilişiği kesilen öğrencilerin mevcut veya eşdeğer programlara intibakları yapılabilecek.</p>

<p>Daha önce dört yıl olan ancak eğitim süresi sonradan artırılan programlardan ilişiği kesilen öğrencilerin de başarılı oldukları ders ve krediler dikkate alınarak mevcut programlara intibakları sağlanacak.</p>

<p>Eczacılık eğitim süresinin dört yıldan beş yıla çıkarılması nedeniyle ilişiği kesilen öğrenciler için de benzer şekilde intibak işlemi yapılacak.</p>

<h2>Çift anadal öğrencilerine de dönüş hakkı</h2>

<p>Anadal programından ilişiği kesildiği için çift anadal programıyla ilişiği kesilen öğrenciler, şartları taşımaları halinde çift anadal programına yeniden kayıt yaptırabilecek.</p>

<p>Anadal programı devam ederken veya anadal programından mezun olduktan sonra çift anadal programından ilişiği kesilen öğrenciler de düzenleme kapsamında başvuru yapabilecek.</p>

<h2>Yatay geçiş hakkı da bulunuyor</h2>

<p>Af kapsamında üniversiteye yeniden kayıt yaptıran öğrenciler, belirli şartları taşımaları halinde yatay geçiş başvurusunda bulunabilecek.</p>

<p>Öğrencinin kayıt yılındaki ÖSYS, YKS veya DGS puanının geçmek istediği eşdeğer programın ilgili yıldaki taban puanını karşılaması gerekecek.</p>

<p>Ayrıca öğrenciler, kayıt yılındaki puanlarının yeterli olması halinde aynı türden farklı diploma programlarına da üniversitelerin belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde yatay geçiş başvurusu yapabilecek.</p>

<p>Bu kapsamda örgün programlara yapılacak yatay geçiş işlemleri yalnızca 2026-2027 eğitim ve öğretim yılında uygulanacak.</p>

<h2>Açıköğretime yatay geçiş imkanı</h2>

<p>Af kapsamında yeniden öğrenci statüsü kazananlar, başvurmaları halinde Anadolu, Ankara, Atatürk ve İstanbul üniversitelerinin açıköğretim önlisans veya lisans düzeyindeki eşdeğer programlarına yatay geçiş yapabilecek.</p>

<p>Bu yatay geçiş için süre kısıtlaması uygulanmayacak. Başvuru tarihleri ilgili üniversiteler tarafından ayrıca duyurulacak.</p>

<h2>Kapatılan üniversitelerin öğrencileri için koordinatör üniversiteler</h2>

<p>667 sayılı KHK kapsamında kapatılan yükseköğretim kurumlarından ilişiği kesilen veya kayıt hakkı elde ettiği halde kayıt yaptırmayan öğrencilerin işlemleri, YÖK tarafından belirlenen koordinatör üniversiteler üzerinden yürütülecek.</p>

<p><strong>Bu kapsamda bazı koordinatör üniversiteler şöyle:</strong></p>

<ul>
 <li>Bursa Orhangazi Üniversitesi Bursa Teknik Üniversitesi</li>
 <li>Canik Başarı Üniversitesi Ondokuz Mayıs Üniversitesi</li>
 <li>Fatih Üniversitesi İstanbul Üniversitesi</li>
 <li>Gediz Üniversitesi İzmir Katip Çelebi Üniversitesi</li>
 <li>İpek Üniversitesi Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi</li>
 <li>İzmir Üniversitesi Dokuz Eylül Üniversitesi</li>
 <li>Melikşah Üniversitesi Erciyes Üniversitesi</li>
 <li>Mevlana Üniversitesi Selçuk Üniversitesi</li>
 <li>Turgut Özal Üniversitesi Yıldırım Beyazıt Üniversitesi</li>
 <li>Zirve Üniversitesi Gaziantep Üniversitesi</li>
</ul>

<h2>Kayıt ücretlerinde geçmiş yıllar için ödeme alınmayacak</h2>

<p>Af kapsamında 2026-2027 eğitim ve öğretim yılında yeniden öğrenime başlayan öğrencilerden, kayıt tarihinden önceki yıllara ilişkin katkı payı veya öğrenim ücreti alınmayacak.</p>

<p>Öğrencilerden 2026-2027 eğitim ve öğretim yılı için ise yeni kayıt yaptıran öğrencilerle aynı esaslara göre katkı payı veya öğrenim ücreti alınacak.</p>

<h2>Mücbir sebep ve sağlık durumlarına özel düzenleme</h2>

<p>Başvuru süresi içerisinde mücbir sebepler nedeniyle başvuramayanlar, mücbir sebebin ortadan kalkmasından itibaren bir ay içerisinde başvuru yapabilecek.</p>

<p>Sağlık nedeniyle başvuramayanların ise sağlık durumlarını gösteren heyet raporunu 9 Aralık 2026 mesai bitimine kadar ibraz etmeleri halinde aftan yararlanabilecekleri belirtildi.</p>

<h2>Askerlik ertelemesi yapılabilecek</h2>

<p>Af kapsamında yeniden öğrenime başlayan öğrencilerin askerlik ertelemeleri 7179 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerine göre gerçekleştirilecek.</p>

<p>Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte askerlik görevini yapan öğrenciler ise terhislerinden itibaren iki ay içinde üniversitelerine başvurmaları halinde düzenlemeden yararlanabilecek.</p>

<h2>Lisansüstü öğrenciler için de düzenleme yapıldı</h2>

<p>Lisansüstü programlardan ilişiği kesilen ve af kapsamında yeniden öğrencilik hakkı kazananlar, ilgili yönetmelikteki şartları taşımaları halinde yatay geçiş yapabilecek.</p>

<p>Halen lisansüstü bir programa kayıtlı olan öğrencilerin ise aynı anda birden fazla lisansüstü programa devam edememesi nedeniyle mevcut kayıtlarını sildirmeleri halinde daha önce kayıtlı oldukları veya kayıt hakkı kazandıkları programa dönmelerine imkan sağlanacak.</p>

<h2>YÖK'ten üniversitelere uygulama yetkisi</h2>

<p>YÖK, öğrencilerin ders intibakı, devam koşulları, danışmanlık işlemleri ve benzeri eğitim süreçlerinde ilgili yükseköğretim kurumlarının yetkili kurullarına çeşitli yetkiler verdi.</p>

<p>Aftan yararlanarak dönen öğrenciler nedeniyle lisansüstü programlardaki danışmanlık sayılarının belirli şartlarla yüzde 50'ye kadar artırılabilmesine de imkan tanındı.</p>

<p>YÖK, uygulama sırasında ortaya çıkabilecek sorunların hızlı şekilde çözülebilmesi için Yürütme Kurulunu da yetkilendirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>AKADEMİK PERSONEL</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/universite-ogrenci-affina-iliskin-esaslar-yayimlandi</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 16:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/05/yok-logo.png" type="image/jpeg" length="56531"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[4924’lü sağlık personelinin 8 yıla kademe talebine ret]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/4924lu-saglik-personelinin-8-yila-kademe-talebine-ret</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/4924lu-saglik-personelinin-8-yila-kademe-talebine-ret" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KDK, 4924 sayılı Kanun kapsamında sözleşmeli çalışan sağlık personelinin 657/64 kapsamında ilave kademe talebini değerlendirdi ve başvuruyu reddetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify">KDK: 4924 Sayılı Kanuna Tabi Sözleşmeli Sağlık Personeline Kademe İlerlemesi Uygulanamaz</p>

<p style="text-align:justify">Kamu Denetçiliği Kurumu, 4924 sayılı Kanun kapsamında sözleşmeli statüde görev yapan bir uzman tabibin, hizmet sürelerinin 657 sayılı Kanunun 64 üncü maddesindeki sekiz yıllık kademe ilerlemesi hesabında değerlendirilmesi talebini reddetti.</p>

<hr />
<p style="text-align:justify"><strong>Karar Bilgileri</strong></p>

<ul>
 <li style="text-align: justify;"><strong>Kurum:</strong> Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsmanlık)</li>
 <li style="text-align: justify;"><strong>Sayı:</strong> 2026/15553-S.26.21204</li>
 <li style="text-align: justify;"><strong>Başvuru No:</strong> 2026/13388</li>
 <li style="text-align: justify;"><strong>Karar Tarihi:</strong> 11/08/2026</li>
 <li style="text-align: justify;"><strong>Başvuruya Konu İdare:</strong> Sağlık Bakanlığı</li>
 <li style="text-align: justify;"><strong>Sonuç:</strong> Başvurunun Reddine</li>
</ul>

<hr />
<p style="text-align:justify">Şanlıurfa'da 4924 sayılı Kanun kapsamında sözleşmeli uzman tabip olarak görev yapan başvuran, daha önce aynı statüde geçirdiği hizmet sürelerinin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 64 üncü maddesinde düzenlenen ve son sekiz yılda disiplin cezası almayan memurlara tanınan kademe ilerlemesinin hesabında dikkate alınmasını talep etmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Sağlık Bakanlığı, başvuran hakkında herhangi bir disiplin cezası bulunmadığını, ancak 27.12.2024 tarihli ve 32765 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7537 sayılı Kanunla 657 sayılı Kanuna eklenen geçici 52 nci maddenin yalnızca geçici 37, geçici 41 ve geçici 48 inci maddeler çerçevesinde memur kadrosuna atanmış olanların sözleşmeli dönemde geçen hizmet sürelerini 64 üncü maddenin dördüncü fıkrası kapsamına aldığını bildirmiştir. Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün 29.05.2025 tarihli uygulama birliği yazısına göre, 4924 sayılı Kanuna tabi olup halen sözleşmeli statüde bulunanların bu kapsamdan yararlanması mümkün görülmemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Kamu Denetçisi tarafından hazırlanan tavsiye kararı önerisine rağmen, Kamu Başdenetçisi başvuruyu reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, 657 sayılı Kanunun 64 üncü maddesindeki kademe ilerlemesi müessesesinin, memurlara özgü derece-kademe sistemine bağlı olduğu; 4924 sayılı Kanun kapsamında istihdam edilen sözleşmeli personel için böyle bir derece-kademe sisteminin öngörülmediği vurgulanmıştır. 4924 sayılı Kanunun 8 inci maddesindeki "hüküm bulunmayan hallerde 657 sayılı Kanun uygulanır" hükmünün, kademe ilerlemesi müessesesini sözleşmeli personel yönünden kendiliğinden uygulanabilir hale getirmediği belirtilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Kararda ayrıca, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun ilgili içtihadına da yer verilmiş; ancak bu içtihadın, sözleşmeli statüde geçen sürelerin memur kadrosuna geçildikten sonra kazanılmış hak aylık derece ve kademelerinin tespitinde değerlendirilmesine ilişkin olduğu, halen sözleşmeli statüde bulunanlara doğrudan kademe ilerlemesi uygulanmasına ilişkin bir sonuç içermediği ifade edilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Sonuç olarak Kurum, başvuranın 4924 sayılı Kanuna tabi hizmet sürelerinin sekiz yıllık sürenin hesabında kural olarak değerlendirilebilecek nitelikte olduğunu, ancak başvuranın hâlihazırda sözleşmeli statüde çalışmaya devam etmesi ve bu statüde kademe ilerlemesi uygulanabilecek bir kadronun bulunmaması nedeniyle talebin mevcut şartlarda yerine getirilmesinin hukuken ve fiilen mümkün olmadığı sonucuna varmıştır. İdarenin işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilmemiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p style="text-align:justify"><strong>Bilgi Kutusu</strong></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <th style="text-align: justify;"></th>
   <th style="text-align: justify;"></th>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td style="text-align:justify"><strong>İlgili Kanun/Madde</strong></td>
   <td style="text-align:justify">657 sayılı DMK m. 64/4, geçici 37, geçici 52; 4924 sayılı Kanun m. 8</td>
  </tr>
  <tr>
   <td style="text-align:justify"><strong>Değişiklik Kaynağı</strong></td>
   <td style="text-align:justify">7537 sayılı Kanun (RG 27.12.2024/32765)</td>
  </tr>
  <tr>
   <td style="text-align:justify"><strong>Uygulama Birliği Yazısı</strong></td>
   <td style="text-align:justify">Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü, 29.05.2025</td>
  </tr>
  <tr>
   <td style="text-align:justify"><strong>Yürürlük Kesim Tarihi</strong></td>
   <td style="text-align:justify">14.08.2025</td>
  </tr>
  <tr>
   <td style="text-align:justify"><strong>Danıştay Atfı</strong></td>
   <td style="text-align:justify">İDDK kararı — sözleşmeliden memuriyete geçişte kazanılmış hak tespiti bağlamında, doğrudan kademe ilerlemesine ilişkin değil</td>
  </tr>
  <tr>
   <td style="text-align:justify"><strong>Karar Türü</strong></td>
   <td style="text-align:justify">Ret Kararı</td>
  </tr>
  <tr>
   <td style="text-align:justify"><strong>Dava Yolu</strong></td>
   <td style="text-align:justify">Ret kararının tebliğinden itibaren durmuş dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam eder</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<hr />
<p style="text-align:justify"><strong>Kararın Tam Metni</strong></p>

<p style="text-align:justify">T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)</p>

<p style="text-align:justify">SAYI : 2026/15553-S.26.21204 BAŞVURU NO : 2026/13388 KARAR TARİHİ : 11/08/2026</p>

<p style="text-align:justify">RET KARARI</p>

<p style="text-align:justify">BAŞVURAN : [Kişisel bilgiler gizlenmiştir] BAŞVURUYA KONU İDARE : SAĞLIK BAKANLIĞI BAŞVURUNUN KONUSU : 4924 sayılı Kanun kapsamındaki çalışma sürelerinin 657 sayılı Kanunun 64 üncü maddesinde öngörülen sekiz yıllık sürenin hesabında değerlendirilerek kademe ilerlemesinin yapılması talebi hakkındadır. BAŞVURU TARİHİ : 29/05/2026</p>

<p style="text-align:justify">I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ</p>

<ol>
 <li style="text-align: justify;">Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; Şanlıurfa Hastanesinde sözleşmeli Uzman Tabip olarak çalıştığını, daha önce çalışmış olduğu 4924 sayılı kanun kapsamında geçirmiş olduğu hizmet sürelerinin dikkate alınarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 64 üncü maddesinde öngörülen sekiz yıllık sürenin hesabında değerlendirilerek kademe ilerlemesinin yapılması talep edilmektedir.</li>
</ol>

<p style="text-align:justify">II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI</p>

<ol start="2">
 <li style="text-align: justify;">Kurumumuzun 18.06.2026 tarihli bilgi ve belge talep yazısına istinaden Sağlık Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 06.07.2026 tarihli yazıda özetle;</li>
</ol>

<p style="text-align:justify">2.1. Başvuran hakkında yürütülen bir soruşturma veya disiplin cezası bulunmadığı, başvuru konusu talebe ilişkin, 657 sayılı Kanunun 64 üncü maddesinin dördüncü fıkrası hükmü ile son sekiz yıl içinde herhangi bir disiplin cezası almayan memurlara, aylık derecelerinin yükseltilmesinde dikkate alınmak üzere bir kademe ilerlemesi uygulanacağı düzenlemesi getirildiği,</p>

<p style="text-align:justify">2.2. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 64 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında; "…Son sekiz yıl içinde herhangi bir disiplin cezası almayan memurlara, aylık derecelerinin yükseltilmesinde dikkate alınmak üzere bir kademe ilerlemesi uygulanır…" hükmü bulunduğu,</p>

<p style="text-align:justify">2.3. Uygulamada karşılaşılabilecek sorunları gidermek amacıyla, 04.04.2014 tarihli yazımız ile 4924 sayılı Kanun kapsamında görev yapan personelin mezkur Kanunun 64 üncü maddesi hükümlerinden faydalandırılıp faydalandırılamayacağı hususlarında (mülga) Devlet Personel Başkanlığından görüş talep edildiği söz konusu Kurumun Bakanlığımıza muhatap 25.09.2014 tarihli yazısında; "4924 sayılı Kanun kapsamında sözleşmeli olarak çalışılan sürelerin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun geçici 37 nci maddesinde yer alan hüküm uyarınca derece ve kademelerinin tespitinde değerlendirilmesi gerektiği, ancak memurluk dışında başka statülerde geçen hizmet sürelerinin ise mezkur Kanunun 64 üncü maddesi kapsamında değerlendirilmesine imkan bulunmadığının belirtildiği" yine, 05.04.2017 tarihli yazısında da; "Kurumlarından Aylıksız izinli sayılarak sözleşmeli olarak istihdam edilen personelin bu süre zarfında disiplin cezası verilmesini gerektirecek fiil ve hallerde bulunmamış olsalar bile söz konusu sürelerin memurlukta geçirilmemiş olması sebebiyle mezkur Kanunun 64 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası ve geçici 36 ncı maddesinin (C) bendinin uygulanması açısından değerlendirilmesinin uygun olmayacağı" görüşlerine yer verildiği,</p>

<p style="text-align:justify">2.4. Öte yandan, 27.12.2024 tarihli ve 32765 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7537 sayılı Devlet Memurları Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesine eklenen 1 inci maddesinde, "14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasının dördüncü paragrafının altıncı cümlesinde yer alan "tespitinde" ibaresi "tespiti ile 64 üncü maddenin dördüncü fıkrası kapsamında" şeklinde değiştirilmiştir." hükmü ve 7 nci maddesi ile 657 sayılı Kanuna eklenen geçici 52 nci maddesinde, "Geçici 37 nci, geçici 41 inci ve geçici 48 inci madde çerçevesinde sözleşmeli personel pozisyonlarından memur kadrolarına atanmış olup bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla memur kadrolarında bulunanların söz konusu pozisyonlarda geçen hizmet süreleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, 64 üncü maddenin dördüncü fıkrası kapsamında değerlendirilir." hükümleri getirilmiş olup Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün 7537 sayılı Kanunun 1 inci, 7 nci ve 13 üncü maddelerinin uygulanması hakkında uygulama birliğinin sağlanması ve oluşabilecek tereddütlerin giderilmesi amacıyla yayınladığı 29.05.2025 tarihli yazılarında; "657 sayılı Kanuna tabi memurlardan 4924 sayılı Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun kapsamında sözleşmeli personel pozisyonlarında çalışıp daha sonra memur kadrosuna atananların, sözleşmeli personel pozisyonlarında çalıştıkları süreleri 657 sayılı Kanunun 64 üncü maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında değerlendirilemeyecektir." görüşlerine yer verildiği, Bu itibarla, 14.08.2025 tarihinden itibaren 4924 sayılı Kanuna tabi sözleşmeli statüde görev yapan ilgilinin yukarıda belirtilen mevzuat ve görüş yazıları doğrultusunda 14.08.2025 tarihinden itibaren 4924 sayılı Kanuna tabi sözleşmeli statüde geçen hizmet sürelerinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 64 üncü maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında dikkate alınmasının mümkün bulunmadığı,</p>

<p style="text-align:justify">ifade edilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">III. İLGİLİ MEVZUAT</p>

<ol start="3">
 <li style="text-align: justify;">2709 sayılı T.C. Anayasası'nın;</li>
</ol>

<p style="text-align:justify">3.1. "Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı" başlıklı 74 üncü maddesinde; "Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler...",</p>

<p style="text-align:justify">3.2. "Kamu hizmeti görevlileriyle ilgili hükümler" bölümünde yer alan "Genel ilkeler" başlıklı 128 inci maddesinde; "Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür. Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. (Ek cümle: 7/5/2010-5982/12 md.) Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır. Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunla özel olarak düzenlenir.",</p>

<ol start="4">
 <li>
 <p style="text-align:justify">6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu'nun "Kurumun görevi" başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; "Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.",</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun,</p>
 </li>
</ol>

<p style="text-align:justify">5.1. "Sözleşmeli personel" başlıklı 4 üncü maddesinin (B) fıkrasında; "Kalkınma planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart olan, zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işlerde, Cumhurbaşkanınca belirlenen esas ve usuller çerçevesinde, ihdas edilen pozisyonlarda, mali yılla sınırlı olarak sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlileridir. …Sözleşmeli personelin görevden uzaklaştırılması ile disipline aykırı fiil ve hâllerin gerçekleşmesi durumunda bu personele verilmesi gereken disiplin cezaları, disiplin cezası vermeye yetkili merciler ve disiplin kurulları ile disipline dair diğer hususlar hakkında Devlet memurlarının tabi olduğu hükümler uygulanır. Ancak, kademe ilerlemesinin durdurulması ve üstü ceza verilmesini gerektiren fiil ve hâllerde disiplin kurulunun kararı alınarak sözleşmeli personelin görevine atamaya yetkili amirin onayı ile son verilir.",</p>

<p style="text-align:justify">5.2. "Tesis edilen sınıflar" başlıklı 36 ncı maddesi Ortak Hükümler bölümünün C fıkrasının sekizinci bendinde; "8- (Ek: 29/1/2016 - 6663/5 md.) 108 inci maddenin (B) fıkrası uyarınca kullanılan aylıksız izin süreleri, her yıl için bir kademe ilerlemesi ve her üç yıl için bir derece yükselmesi verilmek suretiyle değerlendirilir.",</p>

<p style="text-align:justify">5.3. "Kademe ve kademe ilerlemesi" başlıklı 64 üncü maddesinde; (Değişik:13/2/2011-6111/100 md.) "Kademe; derece içinde, görevin önemi veya sorumluluğu artmadan, memurun aylığındaki ilerlemedir. Memurun kademe ilerlemesinin yapılabilmesi için bulunduğu kademede en az bir yıl çalışmış olması ve bulunduğu derecede ilerleyebileceği bir kademenin bulunması şartları aranır. … Son sekiz yıl içinde herhangi bir disiplin cezası almayan memurlara, aylık derecelerinin yükseltilmesinde dikkate alınmak üzere bir kademe ilerlemesi uygulanır…",</p>

<p style="text-align:justify">5.4. Geçici 37 nci maddesinde; (Ek: 2/6/2011 – KHK-632/1 md.) "Bu madde hükümlerine göre memur kadrolarına atananların, 4 üncü maddenin (B) fıkrası ve 4924 sayılı Kanun uyarınca sözleşmeli personel pozisyonlarında geçirdikleri hizmet süreleri, öğrenim durumlarına göre yükselebilecekleri dereceleri aşmamak kaydıyla kazanılmış hak aylık derece ve kademelerinin tespitinde değerlendirilir. Bunlar, atandıkları kadronun mali ve sosyal haklarına göreve başladığı tarihi takip eden aybaşından itibaren hak kazanır ve önceki pozisyonlarında aldıkları mali ve sosyal haklar hakkında herhangi bir mahsuplaşma yapılmaz.",</p>

<p style="text-align:justify">5.5. Geçici 52 nci maddesinde; (Ek:25/12/2024-7537/7 md.) "Geçici 37 nci, geçici 41 inci ve geçici 48 inci madde çerçevesinde sözleşmeli personel pozisyonlarından memur kadrolarına atanmış olup bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla memur kadrolarında bulunanların söz konusu pozisyonlarda geçen hizmet süreleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, 64 üncü maddenin dördüncü fıkrası kapsamında değerlendirilir.",</p>

<ol start="6">
 <li style="text-align: justify;">4924 sayılı Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun "Kanunda hüküm bulunmayan haller" başlıklı 8 inci maddesinde; "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanuna tabi personel hakkında diğer kanunlarda aksine bir hüküm bulunmadıkça 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümleri uygulanır.", düzenlemelerine yer verilmiştir.</li>
</ol>

<p style="text-align:justify">IV. KAMU DENETÇİSİ ŞERİF YILMAZ'IN KAMU BAŞDENETÇİSİ'NE ÖNERİSİ</p>

<ol start="7">
 <li style="text-align: justify;">Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde hazırlanan "Tavsiye Kararı Önerisi" Kamu Başdenetçisi'ne sunulmuştur. Ancak Kamu Başdenetçisi tarafından yapılan değerlendirme neticesinde açıklanan gerekçelerle "Ret Kararı" verilmiştir.</li>
</ol>

<p style="text-align:justify">V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE</p>

<p style="text-align:justify">A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme</p>

<ol start="8">
 <li>
 <p style="text-align:justify">Başvuran, 4924 sayılı Kanun kapsamındaki çalışma sürelerinin 657 sayılı Kanunun 64 üncü maddesinde öngörülen sekiz yıllık sürenin hesabında değerlendirilerek kademe ilerlemesinin yapılmasını talep etmektedir.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Başvuru konusuna ilişkin olarak Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada; ilgili düzenlemeler ile başvuranın, 4924 sayılı Kanuna tabi sözleşmeli statüde geçen hizmet sürelerinin 657 sayılı Kanunun 64 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası kapsamında dikkate alınarak işlem tesis edilmesinin mümkün bulunmadığı belirtilmiştir.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Anayasa'nın 128 inci maddesinde; memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri ile hak ve yükümlülükleri, aylık, ödenek ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır. Devlet memurları ve diğer kamu görevlilerinin hukuki durumlarının, hak ve yükümlülüklerinin başta 657 sayılı Kanun ve diğer özel yasalarla bu yasalara uygun olarak yürürlüğe konulan alt mevzuat düzenlemelerin doğal sonucu olarak bu düzenleyici tasarruflarda yer alan kurallar esas alınarak saptanması statü hukukunun gereği olduğu, 657 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde Devlet memurlarının ilerleme ve yükselmelerinin bu kanun kapsamında düzenleneceği öngörülmüştür.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Konuya ilişkin mevzuat ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun kararı incelendiğinde; sözleşmeli statüde geçen sürelerin memuriyet kadrosuna geçildikten sonra kazanılmış hak aylık derece ve kademelerinin tespitinde değerlendirilmesi gerektiği ve bu sürelerde disiplin cezası alınmamış olmasının kademe ilerlemesinde dikkate alınabileceği yönünde güncel içtihatlar bulunduğu görülmektedir. Anılan kararda sözleşmeli personel statüsü devam eden kişilere, bu statüde görev yaptıkları sırada doğrudan kademe ilerlemesi uygulanmasına ilişkin bir sonuç içermediği anlaşılmıştır.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Somut olayda uyuşmazlığın hâlihazırda 4924 sayılı Kanun kapsamında sözleşmeli personel olarak görev yapan başvuran hakkında, 657 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesinde düzenlenen kademe ilerlemesinin uygulanıp uygulanamayacağı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.</p>
 </li>
</ol>

<p style="text-align:justify">12.1. Kamu personel hukukunda kamu görevlilerinin görev, yetki ve sorumlulukları ile mali ve özlük hakları, tabi oldukları personel statüsünü düzenleyen mevzuat hükümlerine göre belirlenmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">12.2. 657 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesinde kademe, derece için de memurun aylığındaki ilerleme olarak tanımlanmış ve son sekiz yıl içinde herhangi bir disiplin cezası almayan memurlara aylık derecelerinin yükseltilmesinde dikkate alınmak üzere bir kademe ilerlemesi uygulanacağı düzenlenmiştir. Buna karşılık 4924 sayılı Kanun kapsamında sözleşmeli olarak istihdam edilen personel yönünden, Devlet memurlarında olduğu şekilde derece ve kademe esasına dayalı bir ilerleme sistemi öngörülmemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">12.3. Her ne kadar 4924 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinde, bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde aksine bir düzenleme olmadıkça 657 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş ise de, bu hükmün doğrudan memurun derece ve aylık ilerlemesine bağlı bulunan kademe ilerlemesi müessesesini sözleşmeli personel yönünden kendiliğinden uygulanabilir hâle getirdiğinin kabulüne imkan bulunmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">12.4. Sonuç olarak; başvuranın 4924 sayılı Kanuna tabi hizmet süreleri sekiz yıllık sürenin hesabında kural olarak değerlendirilebilecek nitelikte olsa dahi, başvuranın an itibarıyla 4924 sayılı Kanun kapsamında sözleşmeli statüde çalışmaya devam etmesi ve bulunduğu statü itibarıyla kademe ilerlemesi uygulanabilecek bir kadrosunun olmaması sebebiyle, söz konusu talebin mevcut şartlarda yerine getirilmesi hukuken ve fiilen mümkün görülmemektedir.</p>

<ol start="13">
 <li style="text-align: justify;">Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde; başvuranın hâlen 4924 sayılı Kanun kapsamında sözleşmeli personel statüsünde görev yaptığı, ilgili statüde 657 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesinde düzenlenen mahiyette derece ve kademe ilerlemesi sisteminin bulunmadığı dikkate alındığında idarenin işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilememiştir.</li>
</ol>

<p style="text-align:justify">B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme</p>

<ol start="14">
 <li style="text-align: justify;">İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin "İyi yönetim ilkeleri" başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içinde Kurumumuza gönderilmiş olduğu tespit edilmiştir.</li>
</ol>

<p style="text-align:justify">VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA</p>

<ol start="15">
 <li style="text-align: justify;">6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup (varsa) dava açma süresinden arta kalan sürede görevli ve yetkili mahkemelerde yargı yolu açıktır.</li>
</ol>

<p style="text-align:justify">VII. KARAR</p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan gerekçelerle; BAŞVURUNUN REDDİNE,</p>

<p style="text-align:justify">Kararın BAŞVURANA ve SAĞLIK BAKANLIĞINA tebliğine,</p>

<p style="text-align:justify">Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.</p>

<p style="text-align:justify">Mehmet AKARCA Kamu Başdenetçisi</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK MEVZUATI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/4924lu-saglik-personelinin-8-yila-kademe-talebine-ret</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 21:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/08/foto-1/kdk-1.jpg" type="image/jpeg" length="41767"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mesai Saatleri İçinde Memur Kapısını Kilitleyebilir mi?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/mesai-saatleri-icinde-memur-kapisini-kilitleyebilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/mesai-saatleri-icinde-memur-kapisini-kilitleyebilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mesai Saatleri İçinde Memur Kapısını Kilitleyebilir mi? Mesai saatleri içinde çalışma odasının kapısı memur tarafından kilitlenebilir mi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify"><strong><span>Mesai Saatleri İçinde Memur Kapısını Kilitleyebilir mi?</span></strong></h1>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span>Mesai saatleri içinde çalışma odasının kapısını kitleyerek iş için gelen vatandaşın işini geciktiren memur hakkında yürütülen soruşturma neticesinde memur hakkında verilen uyarma cezasına ilgili memurca yapılan itiraz Danıştayca reddedilerek memura verilmiş olan ceza onanmıştır.Konuya ilişkin Danıştay Kararı yazımız ekinde yer almaktadır.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span>DANIŞTAY<br />
ONİKİNCİ DAİRE</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>E. 2012/8899<br />
K. 2016/358<br />
T. 28.01.2016</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>İstemin Özeti : ... Devlet Hastanesi'nde diyetisyen olarak görev yapan davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/A-(f) maddesi uyarınca uyarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işleme karşı yaptığı itirazının reddine ilişkin .. İl Disiplin Kurulu işleminin iptali istemiyle açılan davada; <span style="color:#ff0000"><strong>davacının mesai saatleri içinde odasında olmasına rağmen oda kapısını kilitli tutarak gelen hastaya cevap vermediği ve daha sonra açılan telefon ve ikinci kez oda kapısının çalınması üzerine kapıyı açarak hastaya cevap verdiği</strong></span>, davacının fiilinin sübut bulduğu gerekçesiyle davanın reddi yolunda .. 1. İdare Mahkemesince verilen 26/04/2012 tarihli ve E:2011/1933, K:2012/756 sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br />
Danıştay Tetkik Hakimi : Hilal Başbaydar<br />
Düşüncesi : İdare mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>TÜRK MİLLETİ ADINA</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği görüşüldü:</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. <span style="color:#ff0000"><strong>İdare mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe, hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından</strong></span> temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 28.01.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</span></p>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/mesai-saatleri-icinde-memur-kapisini-kilitleyebilir-mi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 08:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2018/06/izin.jpg" type="image/jpeg" length="34881"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Memur hangi hediyeleri alabilir]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/memur-hangi-hediyeleri-alabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/memur-hangi-hediyeleri-alabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[memurun hediye alma yasağı kapsamında alabileceği hediyeler, memur hediye alma yasağı olan alamayacağı hediyeler]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify"><strong><span><span>Memur hangi hediyeleri alabilir </span></span></strong></h1>

<p style="text-align:justify"><span><span>Hediye alma, menfaat sağlama yasağı Devlet memurlarının doğrudan doğruya veya aracı eliyle hediye istemeleri ve görevleri sırasında olmasa dahi menfaat sağlama amacı ile hediye kabul etmeleri veya iş sahiplerinden borç para istemeleri ve almaları yasaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Kamu Görevlileri Etik Kurulu, hediye alma yasağının kapsamını belirlemeye ve en az genel müdür veya eşiti seviyedeki üst düzey kamu görevlilerince alınan hediyelerin listesini gerektiğinde her takvim yılı sonunda bu görevlilerden istemeye yetkilidir. Kamu Görevlileri Etik Kurulu, “Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” ile söz konusu belirlemeyi yapmıştır. Buna göre hediye alma yasağı kapsamında olanlar ile kapsam dışında kalanlar aşağıda gösterilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>Memur aşağıda sayılan hediyeleri alamaz.Memurun hediye alma yasağı kapsamında olan hediyeler başlıklar halinde gösterilmiştir.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Görev yapılan kurumla iş, hizmet veya çıkar ilişkisi içinde bulunanlardan alınan karşılama, veda ve kutlama hediyeleri, burs, seyahat, ücretsiz konaklama ve hediye çekleri, </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>• Taşınır veya taşınmaz mal veya hizmet satın alırken, satarken veya kiralarken piyasa fiyatına göre makul olmayan bedeller üzerinden yapılan işlemler, </span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span><span>• Hizmetten yararlananların vereceği her türlü eşya, giysi, takı veya gıda türü hediyeler,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>Memur aşağıda sayılan hediyeleri alabilir.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Görev yapılan kuruma katkı anlamına gelen, kurum hizmetlerinin hukuka uygun yürütülmesini etkilemeyecek olan ve kamu hizmetine tahsis edilmek, kurumun demirbaş listesine kaydedilmek ve kamuoyuna açıklanmak koşuluyla alınanlar (makam aracı ve belli bir kamu görevlisinin hizmetine tahsis edilmek üzere alınan diğer hediyeler hariç) ile kurum ve kuruluşlara yapılan bağışlar, </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>• Kitap, dergi, makale, kaset, takvim, cd veya buna benzer nitelikte olanlar, </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>• Halka açık yarışmalarda, kampanyalarda veya etkinliklerde kazanılan ödül veya hediyeler, </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>• Herkese açık konferans, sempozyum, forum, panel, yemek, resepsiyon veya buna benzer etkinliklerde verilen hatıra niteliğindeki hediyeler, </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>• Tanıtım amacına yönelik, herkese dağıtılan ve sembolik değeri bulunan reklam ve el sanatları ürünleri, • Finans kurumlarından piyasa koşullarına göre alınan krediler.</span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>PERSONEL MEVZUATI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/memur-hangi-hediyeleri-alabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 08:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2023/05/memur_hangi_hediyeleri_alabilir_h32212_b94df.jpg" type="image/jpeg" length="47071"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay: İşçiye Aynı Eylemden İkinci ceza Verilemez]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/yargitay-isciye-ayni-eylemden-ikinci-ceza-verilemez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/yargitay-isciye-ayni-eylemden-ikinci-ceza-verilemez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay, disiplin cezası verilen aynı eylemin daha sonra fesih gerekçesi yapılamayacağına ve aynı eyleme iki ayrı ceza verilemeyeceğine hükmetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Yargıtay: Disiplin Cezası Verilen Aynı Eylem Fesih Gerekçesi Yapılamaz</h1>

<p style="text-align:justify">Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, bir eylemi nedeniyle disiplin cezası verilen işçinin, aynı eylem gerekçe gösterilerek daha sonra işten çıkarılmasını hukuka aykırı buldu. Yüksek Mahkeme, aynı eyleme iki ayrı ceza verilemeyeceğine hükmederek feshin haksız olduğuna karar verdi.</p>

<p style="text-align:justify">4857 sayılı İş Kanunu'nda işçiler bakımından genel bir disiplin cezası sistemi düzenlenmemiş olmakla birlikte, iş sözleşmeleri, toplu iş sözleşmeleri, işyeri yönetmelikleri ve benzeri düzenlemelerle işyerlerinde disiplin kuralları oluşturulabilmekte ve bu kurallara aykırı davranışlar yaptırıma bağlanabilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">İşçiye uygulanan disiplin yaptırımının daha sonra aynı fiil nedeniyle iş sözleşmesinin feshi bakımından gerekçe oluşturup oluşturamayacağı ise yargı kararlarına konu olmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu kapsamda Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 20.01.2020 tarihli kararı, <strong>aynı eylemin hem disiplin cezasına hem de feshe konu edilmesi</strong> bakımından önemli değerlendirmeler içermektedir.</p>

<h2 style="text-align:justify">İşçiye önce kınama cezası verildi</h2>

<p style="text-align:justify">Karara konu olay 05.09.2014 tarihinde meydana geldi.</p>

<p style="text-align:justify">Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacı işçi ile bir çalışma arkadaşı arasında tartışma yaşandı. Tartışma sırasında çalışma arkadaşının işçinin üzerine yürüyerek boğazını sıktığı, işçinin de elindeki bir aleti çalışma arkadaşına doğru fırlattığı ve tarafların birbirlerine girdiği belirtildi.</p>

<p style="text-align:justify">Diğer işçilerin müdahalesiyle taraflar ayrıldı.</p>

<p style="text-align:justify">Bir süre sonra işçinin elinde falçata ile çalışma arkadaşının bulunduğu bölüme doğru yöneldiği, diğer işçilerin müdahalesiyle yeniden engellendiği tespit edildi.</p>

<p style="text-align:justify">Olay sonrasında işveren tarafından <strong>hem davacı işçiye hem de çalışma arkadaşına kınama cezası verildi.</strong></p>

<h2 style="text-align:justify">Aynı olay birkaç gün sonra fesih gerekçesi yapıldı</h2>

<p style="text-align:justify">İşçi hakkında disiplin işlemi tamamlandıktan sonra çalışma ilişkisi devam etti.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak 10.09.2014 tarihinde işveren tarafından davacı işçinin iş sözleşmesi feshedildi.</p>

<p style="text-align:justify">Fesih gerekçesi olarak ise <strong>05.09.2014 tarihinde meydana gelen ve daha önce kınama cezasına konu edilen aynı olay</strong> gösterildi.</p>

<p style="text-align:justify">Bunun üzerine işçi, feshin haksız olduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmesi talebiyle dava açtı.</p>

<h2 style="text-align:justify">Yerel mahkeme feshin haklı olduğu sonucuna vardı</h2>

<p style="text-align:justify">İş Mahkemesi, dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile olayın oluş şekline ilişkin değerlendirmeler sonucunda, işçinin çalışma arkadaşıyla yaşadığı tartışma ve kavga sırasında gerçekleştirdiği eylemlerin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaştı.</p>

<p style="text-align:justify">Mahkeme, işveren tarafından yapılan feshin haklı nedene dayandığını kabul ederek davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerini reddetti.</p>

<p style="text-align:justify">Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin önüne geldi.</p>

<h2 style="text-align:justify">Yargıtay aynı eyleme iki yaptırım uygulanamayacağını belirtti</h2>

<p style="text-align:justify">Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, dosyadaki bilgi ve belgeleri inceleyerek yerel mahkeme kararını bozdu.</p>

<p style="text-align:justify">Daire, öncelikle olayın oluş şeklini değerlendirdi ve 05.09.2014 tarihinde meydana gelen tartışma ve kavga nedeniyle davacı işçiye <strong>kınama cezası verildiğini</strong> tespit etti.</p>

<p style="text-align:justify">Buna rağmen aynı olayın 10.09.2014 tarihli fesih bildirimiyle iş sözleşmesinin feshi için gerekçe olarak kullanıldığına dikkat çekildi.</p>

<p style="text-align:justify">Yargıtay kararında şu değerlendirmeye yer verildi:</p>

<blockquote>
<p style="text-align:justify">“Böylece 05.09.2014 tarihinde iş arkadaşı ile yaşadığı tartışma ve kavga olayı nedeniyle önce kınama cezası ile cezalandırılan davacının iş akti sonrasında aynı nedenle feshedilmiştir.”</p>
</blockquote>

<p style="text-align:justify">Daire, aynı eylemin ikinci kez yaptırıma konu edilmesini hukuka uygun bulmadı ve kararın devamında şu sonuca ulaştı:</p>

<blockquote>
<p style="text-align:justify">“Aynı eyleme iki ayrı ceza verilemeyeceğinden davacının iş akdinin feshi haksız olup, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile reddi hatalıdır.”</p>
</blockquote>

<h2 style="text-align:justify">Fesih haksız bulundu</h2>

<p style="text-align:justify">Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işçiye daha önce kınama cezası verilmiş olan aynı olayın daha sonra iş sözleşmesinin feshi için gerekçe yapılmasını <strong>haksız fesih</strong> olarak değerlendirdi.</p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle işçinin kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabul edilmesi gerektiğine karar verilerek yerel mahkeme hükmü bozuldu.</p>

<p style="text-align:justify">Karar, 20.01.2020 tarihinde oy birliğiyle verildi.</p>

<h2 style="text-align:justify">Kararın hukuki önemi</h2>

<p style="text-align:justify">Karar, işçiye disiplin cezası verilmesinden sonra aynı fiilin hiçbir koşulda fesih nedeni oluşturamayacağı şeklinde genel ve mutlak bir kural ortaya koymamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Yargıtay'ın somut olayda esas aldığı husus, <strong>aynı fiilin önce disiplin cezasıyla yaptırıma bağlanması, ardından aynı fiilin yeniden değerlendirilerek iş sözleşmesinin feshedilmesidir.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bu yönüyle karar, işverenler bakımından disiplin süreçlerinin yürütülmesinde ve uygulanacak yaptırımın belirlenmesinde dikkat edilmesi gereken önemli bir hususa işaret etmektedir.</p>

<h3 style="text-align:justify">Kararın Künyesi</h3>

<p style="text-align:justify"><strong>Yargıtay 9. Hukuk Dairesi</strong><br />
<strong>Esas No:</strong> 2016/12229<br />
<strong>Karar No:</strong> 2020/610<br />
<strong>Karar Tarihi:</strong> 20.01.2020</p>

<p style="text-align:justify"><strong><font face="Verdana" size="2">9. Hukuk Dairesi 2016/12229 E. , 2020/610 K.</font></strong></p>

<ul style="text-align:justify">
</ul>

<p style="text-align:justify"><strong><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></strong></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ<br />
<br />
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:<br />
<br />
YARGITAY KARARI<br />
A) Davacı İsteminin Özeti:<br />
Davacı vekili, davacının 05.06.2010-10.09.2014 tarihleri arasında kesintisiz olarak davalı işverene ait işyerinde çalıştığını, işyerinde iki vardiya olduğunu, gündüz vardiyasının pazartesiden cuma gününe kadar 09.00-18.00 saatleri arası ve cumartesi günleri 09.00-14.00 saatleri arası, gece vardiyasının ise 18.00-03.30 saatleri arası olduğunu, dini bayramlar ve Cumhuriyet Bayramı dışındaki resmi tatil ve bayramlarda çalışıldığını, davacının kendisini ispiyonculukla suçlayarak küfür ve hakaret eden iş arkadaşı ... ile tartıştığını, ..."in davacının boğazını sıktığını ve müvekkilinin araya giren diğer işçiler tarafından kurtarıldığını, olaydan 15 dakika sonra işinin başına geçtiğini, savunmasının alındığını, kendisine 2 gün izin verildiğini, kınama cezası verilerek işine devam ettiğini, sonrasında rapor aldığını ancak rapor bitiminde patron tarafından işine son verildiğini, fesih ihbarı ve ibraname imzalatıldığını iddia ederek, kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">B) Davalı Cevabının Özeti:<br />
Davalı vekili, davacının belirttiği tarihlerde davalı işyerinde döşeme elemanı olarak çalıştığını, asgari ücret üzerinden tüm ücret ödemelerinin yapıldığını, bunun dışında bir ödemenin sözkonusu olmadığını, dini ve milli bayramlarda çalışmadığını, yıllık izinlerin kullandırıldığını, fazla mesai yapıldığında ücretinin ödendiğini, dava dilekçesinde iddia edilen çalışma saatlerinin gerçeği yansıtmadığını, 05.09.2014 tarihinde işyerinde bir kavgaya karıştığı için haklı nedenle işten çıkartıldığını, kavganın oluşma nedeninin davacının davranışları olduğunu, davacının kavgacı ve geçimsiz yapıda olduğunu, sundukları tutanak ve cd içeriği ile bunun kanıtlanacağını, davacının bakiye alacağı 341,09 TL"yi aldığına ve alacağı olmadığına dair ibraname imzaladığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:<br />
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">D) Temyiz:<br />
Kararı, yasal süresi içinde taraf vekilleri temyiz etmiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">E) Gerekçe:<br />
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.<br />
2-Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının kendisini ispiyonculukla suçlayarak küfür ve hakaret eden iş arkadaşı ... ile tartıştığını, davacının küfür etmeden konuşması gerektiğini söylemesi üzerine ..."in davacının boğazını sıktığını ve davacının araya giren diğer işçiler tarafından kurtarıldığını, müvekkilinin olaydan 15 dakika sonra işinin başına geçtiğini, savunmasının alındığını ve 2 gün izin verildiğini, izin dönüşü kınama cezası verilerek işine devam ettiğini, sonrasında rapor alan davacının rapor bitiminde işe başladığında işine son verildiğini, kınama cezası verilen davacının aynı sebeple bu kez işten çıkartılmasının hukuka aykırı olduğunu iddia etmiştir. Davalı vekili ise davacının 05.09.2014 tarihinde işyerinde bir kavgaya karıştığı için haklı nedenle işten çıkartıldığını, kavganın oluşma nedeninin davacının davranışları olduğunu, davacının kavgacı ve geçimsiz yapıda olduğunu, sundukları tutanak ve cd içeriği ile bunun kanıtlanacağını savunmuştur.<br />
Mahkemece, davacının çalışma arkadaşı ile tartışıp üzerine yürüyüp boğazını sıkması ayrıca falçata ile saldırması eylemlerinin İş Kanununun 25. maddesi kapsamında işverene haklı fesih hakkı verdiği ve davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiği gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">Dosyadaki bilgi ve belgelerden, 05.09.2014 tarihinde davacı ile iş arkadaşı ..."in tartıştığı ve sonrasında ..."in davacının üzerine yürüyerek boğazını sıktığı, davacının da elindeki bir aleti ..."e doğru fırlattığı ve birbirlerine girdikleri, diğer işçilerin davacı ile ..."i ayırdığı, bir süre sonra davacının elinde falçata ile ..."in olduğu bölüme doğru koşmaya başladığı ve yine diğer işçilerin davacıya engel olduğu, olay sonrası hem davacı hem de ..."e kınama cezası verildiği, 10.09.2014 tarihinde ise bu kez davacı için fesih ihbarı düzenlenerek davacının iş akdinin 05.09.2014 tarihli olay gerekçe yapılarak haklı nedenle feshedildiği anlaşılmaktadır.</font></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">Böylece 05.09.2014 tarihinde iş arkadaşı ile yaşadığı tartışma ve kavga olayı nedeniyle önce kınama cezası ile cezalandırılan davacının iş akti sonrasında aynı nedenle feshedilmiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">Aynı eyleme iki ayrı ceza verilemeyeceğinden davacının iş akdinin feshi haksız olup, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile reddi hatalıdır.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">F) Sonuç:<br />
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 20/01/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi</font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/yargitay-isciye-ayni-eylemden-ikinci-ceza-verilemez</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 11:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/08/isci.jpg" type="image/jpeg" length="88590"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanlığına kadro yönetiminde yeni yetki]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/cumhurbaskanligina-kadro-yonetiminde-yeni-yetki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/cumhurbaskanligina-kadro-yonetiminde-yeni-yetki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[200 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kadro ve pozisyonlara ayrı kod verilmesi ile boş kadroların tutulu hale getirilmesine yönelik yeni düzenlemeler yapıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Cumhurbaşkanlığına kadro ve pozisyonlara ilişkin yeni yetkiler</h1>

<p style="text-align:justify"><strong>200 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi</strong> ile kamu kurum ve kuruluşlarının kadro ve pozisyonlarına ilişkin yeni düzenlemeler getirildi.</p>

<p style="text-align:justify">Kararname ile <strong>2 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin</strong> 10 uncu maddesine yeni bir fıkra eklenirken, aynı Kararnameye yeni bir ek madde ilave edildi.</p>

<p style="text-align:justify">Düzenlemeyle Cumhurbaşkanlığına, kamu kurum ve kuruluşlarının kadro ve pozisyonlarının yönetimi bakımından iki önemli yetki tanındı.</p>

<h2 style="text-align:justify">Her kadro ve pozisyon için ayrı kod belirlenebilecek</h2>

<p style="text-align:justify">200 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 1 inci maddesiyle, 2 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 10 uncu maddesine yeni bir fıkra eklendi.</p>

<p style="text-align:justify">Buna göre <strong>Cumhurbaşkanlığı, 2 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine ekli cetvellerde yer alan her bir kadro ve pozisyon için ayrı bir kod belirleyebilecek.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Böylece kadro ve pozisyonların yalnızca unvan, sınıf, derece veya kurum bazındaki bilgilerinin yanı sıra ayrıca belirlenebilecek kodlar üzerinden takip edilmesinin hukuki altyapısı oluşturuldu.</p>

<h2 style="text-align:justify">Boş kadrolar tutulu hale getirilebilecek</h2>

<p style="text-align:justify">Kararnamenin getirdiği ikinci önemli düzenleme ise boş kadrolara ilişkin.</p>

<p style="text-align:justify">2 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine eklenen <strong>Ek Madde 4</strong> ile Cumhurbaşkanlığına, kamu kurum ve kuruluşlarının ekli (I) sayılı cetvelde düzenlenen <strong>boş kadrolarını tutulu hale getirme ve serbest bırakma</strong> yetkisi verildi.</p>

<p style="text-align:justify">Düzenlemeye göre tutulu hale getirilen kadrolar, <strong>serbest bırakma işlemleri tamamlanıncaya kadar kullanılamayacak.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bu düzenleme, kamu kurum ve kuruluşlarının boş kadrolarının kullanımına ilişkin merkezi bir kontrol mekanizması oluşturuyor.</p>

<h2 style="text-align:justify">Kadroların kullanımında yeni dönem</h2>

<p style="text-align:justify">Yeni düzenleme ile kamu kurum ve kuruluşlarının sahip olduğu boş kadroların tamamının doğrudan kullanılabilmesi yerine, belirli kadroların Cumhurbaşkanlığı tarafından tutulu hale getirilebilmesinin önü açılmış oldu.</p>

<p style="text-align:justify">Bir kadronun tutulu hale getirilmesi durumunda ilgili kadro, serbest bırakma işlemi gerçekleştirilinceye kadar atama veya diğer kadro işlemlerinde kullanılamayacak.</p>

<p style="text-align:justify">Böylece kadro kullanımının kamu personel politikaları ve kadro planlaması çerçevesinde merkezi olarak yönetilebilmesine yönelik yeni bir yetki mekanizması oluşturuldu.</p>

<h2 style="text-align:justify">Kadro ve pozisyonlara kod sistemi</h2>

<p style="text-align:justify">Kararnamenin 1 inci maddesiyle getirilen düzenleme kapsamında ise Cumhurbaşkanlığı, 2 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine ekli cetvellerde bulunan <strong>her bir kadro ve pozisyon için ayrı kod belirleyebilecek.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bu yetkinin uygulanmasıyla kadro ve pozisyonların daha ayrıntılı şekilde sınıflandırılması ve takip edilmesine yönelik teknik bir altyapının oluşturulması mümkün hale geliyor.</p>

<h2 style="text-align:justify">200 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle özetle;</h2>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Ekli cetvellerde yer alan <strong>her bir kadro ve pozisyon için ayrı kod belirlenebilmesi</strong>,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Kamu kurum ve kuruluşlarının boş kadrolarının <strong>tutulu hale getirilebilmesi</strong>,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Tutulu kadroların serbest bırakılıncaya kadar <strong>kullanılamaması</strong>,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Kadroların kullanımına ilişkin merkezi kontrol imkanının artırılması</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">yönünde düzenlemeler yapıldı.</p>

<h2 style="text-align:justify">Kararname yürürlüğe girdi</h2>

<p style="text-align:justify">200 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3 üncü maddesinde, Kararnamenin <strong>yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği</strong> hükme bağlandı.</p>

<p style="text-align:justify">Kararname hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütüyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>200 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, 8 Ağustos 2026 tarihinde yayımlandı.</strong></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">CUMHURBAŞKANLIĞI KARARNAMESİ</p>

<p style="text-align:justify">GENEL KADRO VE USULÜ HAKKINDA CUMHURBAŞKANLIĞI KARARNAMESİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR CUMHURBAŞKANLIĞI KARARNAMESİ</p>

<p style="text-align:justify">Kararname Numarası: 200</p>

<p style="text-align:justify">MADDE 1- 2 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 10 uncu maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">“(2) Cumhurbaşkanlığı, bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine ekli cetvellerde yer alan her bir kadro ve pozisyon için ayrı bir kod belirleyebilir.”</p>

<p style="text-align:justify">MADDE 2- 2 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">“EK MADDE 4- (1) Cumhurbaşkanlığı, kamu kurum ve kuruluşlarının bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine ekli (I) sayılı cetvelde düzenlenen boş kadrolarını tutulu hale getirebilir ve serbest bırakabilir. Tutulan kadrolar, serbest bırakma işlemleri tamamlanıncaya kadar kullanılamaz.”</p>

<p style="text-align:justify">MADDE 3- Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p style="text-align:justify">MADDE 4- Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.</p>

<p style="text-align:right">8 Ağustos 2026</p>

<p style="text-align:right">Recep Tayyip ERDOĞAN</p>

<p style="text-align:right">CUMHURBAŞKANI</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL HABERLER</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/cumhurbaskanligina-kadro-yonetiminde-yeni-yetki</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 12:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/08/foto-1/genel-kadro.jpg" type="image/jpeg" length="84814"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yükseköğretimde kapsamlı değişiklik]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/yuksekogretimde-kapsamli-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/yuksekogretimde-kapsamli-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7592 sayılı Kanunla yükseköğretimde öğrenci affı düzenlenirken akademik sahteciliğe hapis ve adli para cezaları getirildi, vakıf üniversitelerine yönelik yaptırımlar yeniden düzenlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify"> 7592 Sayılı Kanun Yayımlandı: Yükseköğretimde Öğrenci Affı, Akademik Sahteciliğe Yeni Yaptırımlar ve Vakıf Üniversitelerine Yeni Kurallar</p>

<p style="text-align:justify">Yükseköğretim alanında önemli değişiklikler içeren <strong>7592 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun</strong>, 9 Ağustos 2026 tarihli ve 33335 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.</p>

<p style="text-align:justify">30 Temmuz 2026 tarihinde kabul edilen Kanun ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanun başta olmak üzere yükseköğretim kurumlarının akademik ve idari yapısını ilgilendiren çok sayıda düzenlemede değişikliğe gidildi.</p>

<p style="text-align:justify">Kanunla özellikle <strong>öğrencilerin yeniden yükseköğretime dönmesine imkân sağlayan geçici düzenleme, akademik sahteciliğe ilişkin yeni yaptırımlar, vakıf yükseköğretim kurumlarına uygulanacak önlem ve yaptırımlar, öğretim üyelerinin çalışma ve ek ödeme hükümleri ile yurt dışındaki üniversite faaliyetleri</strong> konusunda yeni hükümler getirildi.</p>

<h2 style="text-align:justify">Üniversitelerden ilişiği kesilen öğrencilere yeniden öğrenim hakkı</h2>

<p style="text-align:justify">Kanunun en dikkat çekici düzenlemelerinden biri, 2547 sayılı Kanuna eklenen <strong>Geçici 85 inci madde</strong> ile getirilen yeniden öğrenim hakkı oldu.</p>

<p style="text-align:justify">Buna göre yükseköğretim kurumlarında hazırlık dâhil bütün sınıflarda; ön lisans, lisans tamamlama, lisans ve lisansüstü öğrenim gören öğrencilerden çeşitli nedenlerle ilişiği kesilenler ile bir programı kazanmasına rağmen kayıt yaptırmayanlar, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren <strong>dört ay içerisinde</strong> ilgili yükseköğretim kurumuna başvurmaları şartıyla 2026-2027 eğitim-öğretim yılında öğrenimlerine yeniden başlayabilecek.</p>

<p style="text-align:justify">Düzenleme, öğrencinin kendi isteğiyle ilişiğini kesmesi durumunu da kapsıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak terör suçları, kasten öldürme, işkence, eziyet, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti gibi belirli suçlardan mahkûm olanlar ile sahte belge nedeniyle kaydı iptal edilen veya kayıt sırasında sahte belge verenler kapsam dışında bırakılıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Ayrıca 5846 sayılı Kanunda belirtilen bazı suçlar ile terör örgütleri veya Millî Güvenlik Kurulunca devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı ve oluşumlarla üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibat nedeniyle ilişiği kesilenler de düzenlemeden yararlanamayacak.</p>

<h2 style="text-align:justify">Yatay geçiş imkânı da getirildi</h2>

<p style="text-align:justify">Düzenlemeden yararlanarak yeniden öğrenci statüsü kazananlar bakımından yatay geçiş imkânı da öngörüldü.</p>

<p style="text-align:justify">ÖSYS/YKS puanı giriş yılı itibarıyla aynı veya farklı bir diploma programının aynı türden taban puanına sahip olan öğrenciler, belirlenen şartlar çerçevesinde bu programlardan birine yatay geçiş talebinde bulunabilecek.</p>

<p style="text-align:justify">Ayrıca düzenleme kapsamında yeniden öğrenci olanlar, başvurmaları hâlinde Anadolu Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi bünyesindeki açık öğretim ön lisans veya lisans düzeyindeki eşdeğer programlara yatay geçiş yapabilecek.</p>

<h2 style="text-align:justify">Akademik sahteciliğe ağır yaptırımlar</h2>

<p style="text-align:justify">7592 sayılı Kanunla akademik çalışmaların başkalarına yaptırılması konusunda önemli bir düzenleme yapıldı.</p>

<p style="text-align:justify">2547 sayılı Kanuna eklenen <strong>Ek 47 nci madde</strong> ile kişisel emeği ve akademik birikimi dışında ücretli veya ücretsiz şekilde, kısmen veya tamamen başkalarına yazdırdığı tez, makale, kitap veya yaptırdığı proje gibi çalışmalarla ön lisans, lisans veya lisansüstü diploma derecesi ya da akademik unvan alan kişilerin <strong>üniversite öğretim mesleğinden çıkarılması</strong> öngörüldü.</p>

<p style="text-align:justify">Bu yolla kazanılan akademik derece ve unvanlar da geri alınacak.</p>

<p style="text-align:justify">Düzenleme yalnızca çalışmayı başkasına yaptıran kişiyi değil, bu çalışmaları hazırlayan veya bunlara aracılık eden kişileri de kapsıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Buna göre söz konusu yayın veya çalışmaları başkaları adına yapan, üreten veya bunlara aracılık edenlere <strong>5 bin günden 10 bin güne kadar adli para cezası</strong> verilecek. Fiilin meslek edinilerek işlenmesi halinde ceza <strong>10 bin günden az, 20 bin günden fazla olmamak üzere</strong> uygulanacak.</p>

<p style="text-align:justify">Başkası tarafından hazırlanan bu yayın ve çalışmaları kullanarak diploma derecesi veya akademik unvan alanlara da <strong>5 bin günden 10 bin güne kadar adli para cezası</strong> verilecek.</p>

<h2 style="text-align:justify">Yurt dışında bulunan üniversiteler adına Türkiye'de izinsiz program açılmasına hapis cezası</h2>

<p style="text-align:justify">Kanunla ayrıca yükseköğretim alanındaki izinsiz faaliyetlere yönelik yeni ceza hükümleri getirildi.</p>

<p style="text-align:justify">Yurt dışında bulunan bir eğitim kurumu adına hareket ederek mevzuata aykırı şekilde Türkiye'de ön lisans, lisans veya lisansüstü program açanlar ya da bu programları yürütenler <strong>iki yıldan dört yıla kadar hapis ve yüz günden bin güne kadar adli para cezası</strong> ile cezalandırılacak.</p>

<p style="text-align:justify">Mevzuata aykırı şekilde Türkiye'de yükseköğretim kurumu açan veya işletenler hakkında da aynı yaptırım uygulanacak.</p>

<p style="text-align:justify">Bu kurum ve faaliyetlerin tanıtımını yapanlar ise <strong>bir yıldan üç yıla kadar hapis ve elli günden beş yüz güne kadar adli para cezası</strong> ile karşı karşıya kalacak.</p>

<p style="text-align:justify">Türk veya yabancı yükseköğretim kurumlarına ait diploma, mezuniyet belgesi veya sertifikayı sahte olarak düzenleyen veya düzenletenler hakkında ise Türk Ceza Kanununun sahtecilik hükümleri uygulanacak.</p>

<h2 style="text-align:justify">Vakıf üniversitelerine yönelik yaptırımlar yeniden düzenlendi</h2>

<p style="text-align:justify">Kanunun önemli bölümlerinden biri de vakıf yükseköğretim kurumlarının denetimi ve mevzuata aykırı faaliyetlerine uygulanacak yaptırımlar oldu.</p>

<p style="text-align:justify">2547 sayılı Kanunun Ek 11 inci maddesi yeniden düzenlenerek vakıf yükseköğretim kurumları bakımından uygulanabilecek önlem ve yaptırımlar kademeli şekilde belirlendi.</p>

<p style="text-align:justify">Buna göre;</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Uyarma veya uyarma ve düzeltme isteme,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Yeni akademik birim kurma ve/veya program açma taleplerinin askıya alınması,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Öğrenci kontenjanının kısıtlanması veya öğrenci alımının durdurulması,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Faaliyet izninin geçici olarak durdurulması,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Faaliyet izninin kaldırılması</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">şeklinde beş aşamalı bir yaptırım sistemi oluşturuldu.</p>

<p style="text-align:justify">Örneğin mevzuata aykırı atama ve yükseltmeler, disiplin işlemlerinin mevzuata uygun yürütülmemesi, araştırma-geliştirme bütçesinin belirlenen oranın altında kalması, reklam ve tanıtım giderlerinin belirlenen sınırı aşması, öğrenci ücretlerinin mevzuata aykırı belirlenmesi ve bazı mali yükümlülüklerin zamanında yerine getirilmemesi uyarma veya düzeltme isteme yaptırımına konu olabilecek.</p>

<p style="text-align:justify">Daha ağır ihlallerde ise yeni akademik birim veya program açma taleplerinin askıya alınması ya da öğrenci kontenjanlarının azaltılması veya öğrenci alımının durdurulması söz konusu olacak.</p>

<h2 style="text-align:justify">Faaliyet izni geçici olarak durdurulabilecek</h2>

<p style="text-align:justify">Düzenlemede daha ağır ihlaller için vakıf yükseköğretim kurumlarının faaliyet izninin geçici olarak durdurulması da öngörüldü.</p>

<p style="text-align:justify">Faaliyet izninin geçici olarak durdurulması, toplamda <strong>üç yılı geçmemek üzere birer yıllık sürelerle</strong> uygulanabilecek.</p>

<p style="text-align:justify">Bu durumda yükseköğretim kurumunun yönetimi garantöre veya Yükseköğretim Kurulu tarafından kapasitesi dikkate alınarak belirlenecek aynı ildeki bir devlet üniversitesine devredilecek.</p>

<p style="text-align:justify">Kasıtlı fiil ve işlemleriyle faaliyet izninin geçici olarak durdurulmasına sebep olan kişilere vakıf yükseköğretim kurumu organlarında görev verilmeyecek.</p>

<h2 style="text-align:justify">Faaliyet izninin kaldırılması da düzenlendi</h2>

<p style="text-align:justify">Belirli koşulların gerçekleşmesi halinde vakıf yükseköğretim kurumunun faaliyet izninin kaldırılması da mümkün olacak.</p>

<p style="text-align:justify">Faaliyet izninin kaldırılması, vakıf yükseköğretim kurumunun kuruluş kanununun yürürlükten kaldırılması şeklinde düzenlendi.</p>

<p style="text-align:justify">Faaliyet izninin geçici olarak durdurulmasının kesintisiz üç yıl devam etmesi ve üçüncü yıl sonunda yaptırımı gerektiren durumların ortadan kalkmaması bu kapsamda yer alan hallerden biri olarak belirlendi.</p>

<p style="text-align:justify">Ayrıca kurumun eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdürebileceği yeterli taşınmazının bulunmaması veya mevcut malvarlığıyla eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdüremeyeceğinin tespit edilmesi de faaliyet izninin kaldırılmasına neden olabilecek.</p>

<h2 style="text-align:justify">Öğretim üyelerine ilişkin önemli değişiklikler</h2>

<p style="text-align:justify">Kanunla öğretim üyelerinin çalışma süreleri ve ek ödemelerine ilişkin de değişiklikler yapıldı.</p>

<p style="text-align:justify">2547 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinde yapılan değişiklikle belirli şartlar kapsamında sözleşmeli olarak çalıştırılacak öğretim üyelerinin sözleşme süreleri <strong>birer yıldan ikişer yıla</strong> çıkarıldı.</p>

<p style="text-align:justify">Ayrıca Yükseköğretim Kuruluna, sözleşmeli öğretim üyesi sayısını bölüm, program veya yükseköğretim kurumları itibarıyla sınırlandırma ve uygulamanın hizmet gerekleri ile akademik kriterlere uygun yürütülmesi amacıyla gerekli belirlemeleri yapma yetkisi verildi.</p>

<p style="text-align:justify">Kanunla ayrıca 67 yaşını dolduran ve tıpta veya diş hekimliğinde uzman olup devlet yükseköğretim kurumlarında çalışmış belirli öğretim üyelerinin, ihtiyaç duyan yükseköğretim kurumlarında sözleşmeli olarak çalıştırılabilmesine yönelik geçici düzenleme getirildi.</p>

<h2 style="text-align:justify">Sağlık alanındaki öğretim üyelerine ek ödeme oranlarında değişiklik</h2>

<p style="text-align:justify">2547 sayılı Kanunun 58 inci maddesinde yapılan değişikliklerle, tıpta uzmanlık mevzuatına göre <strong>yan dal uzmanlığı bulunan öğretim üyeleri ve uzman tabipler</strong> bakımından döner sermaye ek ödeme oranlarında artış sağlayan yeni oranlar belirlendi.</p>

<p style="text-align:justify">Yan dal uzmanlığı bulunan öğretim üyeleri için bazı ek ödeme oranları yüzde <strong>1.150</strong>, yüzde <strong>2.300</strong> gibi seviyelere çıkarılırken, yan dal uzmanlığı bulunan uzman tabipler için de yüzde <strong>950</strong> oranı öngörüldü.</p>

<p style="text-align:justify">Ayrıca yükseköğretim kurumlarının ortak uygulama ve araştırma merkezlerinde yürütülen Ar-Ge projelerinden elde edilen gelirlerin dağıtımına ve birlikte kullanılan sağlık tesislerinin gelirlerinden bilimsel araştırma projelerine kaynak aktarılmasına ilişkin yeni hükümler getirildi.</p>

<h2 style="text-align:justify">Azami öğrenim süresini dolduran son sınıf öğrencilerine yeni haklar</h2>

<p style="text-align:justify">2547 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinde yapılan değişiklikle azami öğrenim süresi sonunda mezun olabilmek için son sınıfta bulunan öğrencilere yönelik ek sınav ve eğitim imkânları yeniden düzenlendi.</p>

<p style="text-align:justify">İntörn eğitimi dönemi hariç son sınıf öğrencilerine, başarısız oldukları veya alamadıkları teorik ve uygulamalı bütün dersler için <strong>iki ek sınav/tekrar hakkı</strong> verilecek.</p>

<p style="text-align:justify">Teorik ve uygulamalı derslerden başarılı olduğu halde uygulamalı veya intörn eğitimine başlamamış, eğitimini tamamlamamış ya da bu eğitimlerde başarısız olmuş öğrencilere de söz konusu eğitimlerini tamamlama imkânı tanınacak.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak azami öğrenim süresini dolduran ara sınıf öğrencilerine ek sınav hakkı verilmeyecek.</p>

<h2 style="text-align:justify">Üniversitelerin yurt dışında yerleşke açmasının önü açıldı</h2>

<p style="text-align:justify">Kanunla devlet yükseköğretim kurumlarının yurt dışındaki faaliyetlerine ilişkin düzenleme de yenilendi.</p>

<p style="text-align:justify">Buna göre Türkiye'deki devlet yükseköğretim kurumları, <strong>Cumhurbaşkanı kararıyla yurt dışında yerleşke, akademik birim, program ve ihtiyaç duyulan diğer tesisleri kurabilecek.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yurt dışındaki birimlerde akademik ve idari personelin görevlendirilmesine ilişkin esaslar da yeniden düzenlendi.</p>

<h2 style="text-align:justify">İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi</h2>

<p style="text-align:justify">Kanunla Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesinin adı <strong>İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi</strong> olarak değiştirildi.</p>

<p style="text-align:justify">Üniversitenin bazı akademik birimleri yeniden yapılandırılırken yeni fakülteler ve birimler oluşturuldu.</p>

<p style="text-align:justify">Ayrıca bazı fakülte, yüksekokul ve enstitüler Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesine bağlandı ve bu birimlerde öğrenim gören öğrencilerin yeni üniversiteye aktarılmasına ilişkin geçiş hükümleri düzenlendi.</p>

<h2 style="text-align:justify">Yürürlük</h2>

<p style="text-align:justify">7592 sayılı Kanunun <strong>24 üncü maddesi uyarınca Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girdi.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Böylece yükseköğretim alanında öğrenci haklarından akademik personelin çalışma koşullarına, vakıf üniversitelerinin denetiminden akademik sahteciliğe ve yurt dışındaki yükseköğretim faaliyetlerine kadar geniş bir alanda yeni hükümler uygulanmaya başladı.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="3" width="586">
   <p style="text-align:justify"><strong>KANUN</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="3" width="586">
   <p style="text-align:justify">YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN</p>

   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td valign="top" width="285">
      <p style="text-align:justify"><strong><u>Kanun No. 7592</u></strong></p>
      </td>
      <td valign="top" width="285">
      <p style="text-align:justify"><strong><u>Kabul Tarihi: 30/7/2026</u></strong></p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>

   <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 1-</strong> 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının üçüncü cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki cümle eklenmiştir.</p>

   <p style="text-align:justify">“Üyelerin Kurulda geçirdikleri süreler, tabi oldukları özel kanun hükümlerine göre fiilen mesleklerinde geçirilmiş sayılır ve terfi, birinci sınıfa ayrılma ve birinci sınıf olma sürelerinin hesabında dikkate alınır.”</p>

   <p style="text-align:justify">“Üyelerin yaş haddinde, üye seçilmeden önceki kadronun yaş haddi esas alınır.”</p>

   <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 2-</strong> 2547 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Geçici 55 inci maddenin ikinci fıkrası hükmü saklı kalmak kaydıyla,” ibaresi “Öğretim üyelerinden,” şeklinde, “yükseköğretim kurumunun teklifi” ibaresi “yükseköğretim kurumunun görüşü” şeklinde, “Yükseköğretim Kurulunun onayı” ibaresi “Yükseköğretim Kurulunun kararı” şeklinde, “birer yıllık sürelerle” ibaresi “ikişer yıllık sürelerle” şeklinde değiştirilmiş, fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiş, fıkranın mevcut ikinci cümlesinde yer alan “Bunlarla,” ibaresi “Bu fıkraya göre çalıştırılacaklarla,” şeklinde değiştirilmiş ve cümleye “belirlenmiş olan ek ödemenin” ibaresinden sonra gelmek üzere aşağıdaki parantez içi hüküm ve cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.</p>

   <p style="text-align:justify">“Bu fıkra kapsamında çalıştırılacak sözleşmeli öğretim üyesi sayısını bölüm, program veya yükseköğretim kurumları itibarıyla sınırlandırmaya ve uygulamanın hizmet gerekleri ve akademik kriterlere uygun yürütülmesi amacıyla gerekli belirlemeleri yapmaya Yükseköğretim Kurulu yetkilidir.”</p>

   <p style="text-align:justify">“(58 inci maddenin (c) fıkrasından yararlananların ücretlerinde anılan ek 9 uncu madde uyarınca yapılan ek ödeme dikkate alınmaz)”</p>

   <p style="text-align:justify">“Bunlar ayrıca, en son bulundukları kadro esas alınarak; 58 inci maddeye göre ek ödeme ile 2914 sayılı Kanunun 11 inci maddesine göre ek ders ücreti, 14 üncü maddesine göre geliştirme ödeneği ve ek 4 üncü maddesine göre de akademik teşvik ödeneğinden yararlanabilir.”</p>

   <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 3-</strong> 2547 sayılı Kanunun 39 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesine “Uluslararası andlaşmalarla kurulan üniversitelerde” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve Yükseköğretim Kurulunun taraf olduğu protokoller gereği ikili andlaşmalarla yurt dışındaki yükseköğretim kurumları bünyesinde açılan programlarda” ibaresi eklenmiştir.</p>

   <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 4-</strong> 2547 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinin (c) fıkrasının üçüncü paragrafının birinci, sekizinci ve dokuzuncu cümleleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve paragrafa aşağıdaki cümle eklenmiştir.</p>

   <p style="text-align:justify">“Ancak azami öğrenim süresi sonunda kayıtlı olduğu öğretim kurumundan mezun olabilmek için intörn eğitimi dönemi hariç son sınıf öğrencilerine, başarısız oldukları veya alamadıkları teorik/uygulamalı bütün dersler için iki ek sınav/tekrar hakkı verilir.”</p>

   <p style="text-align:justify">“Bu öğrencilerden teorik/uygulamalı derslerden başarılı olmuş ancak uygulamalı eğitime/ intörn eğitimine başlamamış veya eğitimini tamamlamamış ya da başarısız olanlara, uygulamalı/intörn eğitimlerini tamamlama imkânı tanınır. Azami öğrenim süresini dolduran ara sınıf öğrencilerine ek sınav hakkı verilmez.”</p>

   <p style="text-align:justify">“Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Yükseköğretim Kurulu yetkilidir.”</p>

   <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 5-</strong> 2547 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin (b) fıkrasının (5) numaralı bendinin (b) alt bendine “kullanmak” ibaresinden sonra gelmek üzere “, bu kapsamdaki yayın veya çalışmaları ücretli ya da ücretsiz olarak, kısmen yahut tamamen başkaları adına yapmak veya bunlara aracılık etmek” ibaresi eklenmiştir.</p>

   <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 6- </strong>2547 sayılı Kanunun 53/A maddesinin başlığı ve ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

   <p style="text-align:justify">“Disiplin soruşturması, ifade alma ve savunma hakkı:”</p>

   <p style="text-align:justify">“Disiplin soruşturmasında ifade ve savunmaya ilişkin esaslar şunlardır:</p>

   <p style="text-align:justify">a) Soruşturmacı tarafından soruşturulana gönderilecek ifadeye davet yazısında hakkındaki iddiaların neler olduğu açıkça belirtilerek yedi günden az olmamak üzere verilecek süre içerisinde ifadesinin alınacağı ve bu süre içerisinde sözlü veya yazılı ifade verilmediği takdirde dosyadaki mevcut deliller kapsamında işlem tesis edileceği bildirilir. Soruşturmacı toplanan deliller kapsamında teklifte bulunur.</p>

   <p style="text-align:justify">b) Disiplin cezası vermeye yetkili makam tarafından soruşturulana gönderilen savunmaya davet yazısında teklife esas alınan eylemin neden ibaret olduğu ve bu eyleme karşılık gelen disiplin cezasının ne olduğu ile yedi günden az olmamak üzere verilecek sürede savunmasını yapması gerektiği bildirilir. Davet yazısında ayrıca soruşturulana, savunmasını verilen sürede yapmadığı takdirde savunma hakkından vazgeçmiş sayılacağı ve mevcut delillere göre hakkında karar verileceği bildirilir.</p>

   <p style="text-align:justify">c) Savunmaya davet yazısında soruşturulana savunma hakkını kullanmadan önce soruşturma evrakını inceleyebileceği bildirilir.”</p>

   <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 7-</strong> 2547 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin (c) fıkrasının (1) numaralı bendine “yüzde 650’sini;” ibaresinden sonra gelmek üzere “tıpta uzmanlık mevzuatına göre yan dal uzmanlıkları bulunan öğretim üyelerine yüzde 1150’sini, yan dal uzmanlık eğitimi yapan araştırma görevlilerine yüzde 750’sini;” ibaresi, (2) numaralı bendine “yüzde 750’sini,” ibaresinden sonra gelmek üzere “tıpta uzmanlık mevzuatına göre yan dal uzmanlıkları bulunan uzman tabipler için yüzde 950’sini,” ibaresi, (h) fıkrasının birinci cümlesine “üniversitede” ibaresinden sonra gelmek üzere “bizzat” ibaresi, üçüncü cümlesine “tespit edilecek oranı,” ibaresinden sonra gelmek üzere “bizzat” ibaresi, “ek ödeme matrahının yüzde 950’sini” ibaresinden sonra gelmek üzere “, tıpta uzmanlık mevzuatına göre yan dal uzmanlıkları bulunan öğretim üyelerine yüzde 1150’sini” ibaresi, dördüncü cümlesine “sağlık hizmetlerini veren öğretim üyeleri için de yüzde 950” ibaresinden sonra gelmek üzere “, tıpta uzmanlık mevzuatına göre yan dal uzmanlıkları bulunan öğretim üyelerine yüzde 1150” ibaresi ve beşinci cümlesine “yüzde 1900’ünü” ibaresinden sonra gelmek üzere “, tıpta uzmanlık mevzuatına göre yan dal uzmanlıkları bulunan öğretim üyeleri için yüzde 2300’ünü” ibaresi ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

   <p style="text-align:justify">“1) Ek 43 üncü madde gereğince Ar-Ge faaliyetleri için bir koordinatör yükseköğretim kurumunun bünyesinde birden fazla yükseköğretim kurumunun iş birliği ile kurulan ortak uygulama ve araştırma merkezinde yürütülen projeler sonucunda elde edilen gelirler, koordinatör üniversitenin döner sermaye işletmesinin ayrı bir hesabında toplanır. Bu kapsamda elde edilen gelirin en fazla yüzde 50’si, gelire katkıları oranında ilgili öğretim elemanlarına ödenir. Kalan tutar, (b) fıkrasında belirtilen işler için kullanılır. Bu maddenin (c) ve (d) fıkrası kapsamına giren öğretim elemanlarına ortak uygulama ve araştırma merkezindeki görevleri süresince kadrolarının bulunduğu yükseköğretim kurumlarından ilgili mevzuatı kapsamında döner sermaye ek ödemesi yapılmaya devam edilir. Yürütülen proje gelirlerinden alınan dayanıklı taşınırlar koordinatör üniversitenin envanterine kaydedilerek proje kapsamında ortak uygulama ve araştırma merkezi üniversitelerine tahsis edilebilir. Proje tamamlandığında dayanıklı taşınırların kurumlar arası bedelsiz devirle hangi yükseköğretim kurumuna verileceğine ortak uygulama ve araştırma merkezi yönetim kurulunca karar verilir. Koordinatör üniversite değişikliğinde ortak uygulama ve araştırma merkezinin borç, alacak ve nakit bakiyeleri yeni koordinatör üniversiteye devredilir.</p>

   <p style="text-align:justify">m) 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun ek 9 uncu maddesi kapsamında birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinin bir önceki yıl gayrisafi hasılatının yüzde 2,5 oranı dikkate alınarak ilgili üniversitelerin bünyesinde yürütülen bilimsel araştırma projelerinin desteklenmesi amacıyla yılı merkezi yönetim bütçesinde gerekli ödenek ilgili üniversite bütçesine tahsis edilir. Birlikte kullanımdaki bir sağlık tesisinin birden fazla üniversite ile protokol akdetmiş olması hâlinde ise yüzde 2,5 oranı; üniversitelerin birlikte kullanımdaki sağlık tesisinde görevlendirdiği öğretim elemanı sayısıyla orantılı şekilde bölünerek hesaplanır. Bu kapsamda yürütülecek işlemlere ilişkin usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”</p>

   <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 8-</strong> 2547 sayılı Kanunun ek 11 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, maddeye ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiş, maddenin mevcut üçüncü fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, ikinci cümlesi yürürlükten kaldırılmış, mevcut dördüncü fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “resmî tasfiye” ibaresi “terekenin resmî tasfiyesine ilişkin” şeklinde değiştirilmiş ve “tasfiye edilir” ibaresinden sonra gelmek üzere “, tüzel kişiliği ise tasfiye amacıyla sınırlı olmak üzere tasfiye süresince devam eder” ibaresi eklenmiştir.</p>

   <p style="text-align:justify">“Vakıf yükseköğretim kurumlarının mevzuata aykırı fiil ve işlemlerinin ağırlık derecesine göre; uyarma veya uyarma ve düzeltme isteme, yeni akademik birim kurma ve/veya program açma taleplerinin askıya alınması, öğrenci kontenjanının kısıtlanması veya öğrenci alımının durdurulması, faaliyet izninin geçici olarak durdurulması ve faaliyet izninin kaldırılması önlem ve yaptırımları uygulanır. Yükseköğretim Kurulu teklif edilen bu önlem ve yaptırımları vakıf yükseköğretim kurumlarının vermiş olduğu cevabı ve ilgili denetim döneminde; söz konusu önlem ve yaptırımı gerektiren eksiklikleri veya aykırılıkları gidermeye elverişli/uygun nitelikteki somut çalışmalarını dikkate alarak alt önlem ve yaptırımlara indirebilir. Bu maddede sayılan önlem ve yaptırım uygulanmasını gerektiren fiillere, nitelik ve ağırlıkları itibarıyla benzer fiillerin işlenmesi halinde de aynı türden önlem ve yaptırım uygulanır.</p>

   <p style="text-align:justify">Uyarma veya uyarma ve düzeltme isteme: Vakıf yükseköğretim kurumuna, fiil ve işlemlerinde daha dikkatli olmasının ve tespit edilen eksikliklerin ve aykırılıkların, istenen bilgi ve belgelerin niteliğine bağlı olarak on beş günden az olmamak üzere verilen süre içerisinde fiilin durumuna göre tamamlanması veya düzeltilmesinin yazılı şekilde bildirilmesidir. Uyarma veya uyarma ve düzeltme isteme önlemini gerektiren işlem ve fiiller şunlardır:</p>

   <p style="text-align:justify">a) Yükseköğretim Kurulu tarafından istenen bilgi ve belgelerin haklı bir sebep olmaksızın belirlenen süre içerisinde verilmemesi,</p>

   <p style="text-align:justify">b) Denetleme raporlarında yer alan ve düzeltilmesi için vakıf yükseköğretim kurumuna bildirilen hususların belirlenen süre içerisinde yerine getirilmemesi,</p>

   <p style="text-align:justify">c) Vakıf yükseköğretim kurumlarının mütevelli heyetinin mevzuata uygun olarak oluşturulmaması ve/veya değişikliklerin bir ay içinde bildirilmemesi,</p>

   <p style="text-align:justify">ç) Vakıf yükseköğretim kurumu yöneticilerinin mevzuata aykırı olarak atanması,</p>

   <p style="text-align:justify">d) Akademik ve idari birim yöneticiliklerinin bir yıldan uzun süre veya yaygın olarak vekâleten yürütülmesi,</p>

   <p style="text-align:justify">e) Vakıf yükseköğretim kurumları bünyesindeki kurulların mevzuata uygun olarak oluşturulmaması veya çalıştırılmaması,</p>

   <p style="text-align:justify">f) Vakıf yükseköğretim kurumunun işlem ve faaliyetine ilişkin kayıtlarının usulüne uygun tutulmaması,</p>

   <p style="text-align:justify">g) Öğretim elemanı atama ve yükseltme işlemlerinin mevzuata uygun olarak yapılmaması,</p>

   <p style="text-align:justify">ğ) Öğretim elemanlarına, uzmanlık alanı dışında veya haftalık teorik ve uygulamalı derslerde tez danışmanlığı ve uzmanlık alan ders yükü hariç toplam otuz saatin üzerinde ders yükü verilmesi,</p>

   <p style="text-align:justify">h) Öğretim üyelerine Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen tez danışmanlığı sınırının üzerinde ve/veya uzmanlık alanı dışında danışmanlık verilmesi,</p>

   <p style="text-align:justify">ı) Akademik ve idari personel ile öğrencilere ilişkin disiplin işlemlerinin mevzuata uygun yürütülmemesi,</p>

   <p style="text-align:justify">i) Öğrenciler için gerekli açık ve kapalı alanların; uygulama, araştırma, eğitim ve öğretim faaliyetlerinin yürütüldüğü mekanların yeterlilik, lisanslama ya da ruhsatlandırma işlemleri gibi konularda Yükseköğretim Kurulu ile diğer kurum ve kuruluşların belirlediği standartlara uygun olmaması,</p>

   <p style="text-align:justify">j) Bu Kanunun 47 nci maddesinde düzenlenen öğrencilerin barınma, beslenme, çalışma, dinlenme ve boş zamanlarının değerlendirilmesine yönelik hizmetler ile engelli öğrencilere yönelik hizmetlerin yetersiz olması,</p>

   <p style="text-align:justify">k) Araştırma ve geliştirme bütçesinin Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen asgari orandan düşük olması veya harcamaların Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen harcama kalemlerine aykırı olması,</p>

   <p style="text-align:justify">l) Reklam ve tanıtım giderlerinin Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen azami orandan yüksek olması,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

   <p style="text-align:justify">m) Vakıf yükseköğretim kurumu yönetici ve temsilcilerinin vakıf yükseköğretim kurumundan doğrudan veya dolaylı olarak mevzuata aykırı menfaat sağlaması veya vakıf yükseköğretim kurumuna ait her türlü varlık, hak ve yetkileri amacı dışında ya da özel işlerinde kullanması,</p>

   <p style="text-align:justify">n) Kurucu vakfın ve/veya vakıfların yönetim organındaki her türlü değişikliğin bir ay içinde bildirilmemesi,</p>

   <p style="text-align:justify">o) Vergi dairelerine olan borçlar ile sosyal güvenlik prim borçlarının zamanında ödenmemesi,</p>

   <p style="text-align:justify">ö) Vakıf yükseköğretim kurumunun kuruluş taahhütlerinin yerine getirilmemesi,</p>

   <p style="text-align:justify">p) Öğrenci ücret artış oranının bu Kanunun ek 9 uncu maddesine aykırı şekilde belirlenmesi,</p>

   <p style="text-align:justify">r) Her bir programda ücretsiz okutulması gereken öğrenci sayısının, bu Kanunun ek 9 uncu maddesinde belirlenen oranın altında kalması,</p>

   <p style="text-align:justify">s) Öğrenci kabul ve kayıt işlemlerinde, bulunması ve teyidi zorunlu olan belgelerin süresinde ve eksiksiz olarak tamamlatılmaması.”</p>

   <p style="text-align:justify">“Yeni akademik birim kurma ve/veya program açma taleplerinin askıya alınması: Vakıf yükseköğretim kurumunun akademik birim ve/veya program açılması ya da daha önce açılmasına izin verilmiş ve ilk defa öğrenci alınacak programlara ilişkin taleplerinin bir yıl süre ile askıya alınmasıdır. Yeni akademik birim kurma ve/veya program açma taleplerinin askıya alınması yaptırımını gerektiren fiil ve işlemler şunlardır:</p>

   <p style="text-align:justify">a) Uyarma veya uyarma ve düzeltme isteme önlemine konu olan hususların belirlenen süre içerisinde düzeltilmemesi,</p>

   <p style="text-align:justify">b) Vakıf yükseköğretim kurumu tarafından çıkarılan mevzuatın, bu Kanun ve ilgili ikincil mevzuat hükümlerine aykırı hükümler içermesi,</p>

   <p style="text-align:justify">c) Vakıf yükseköğretim kurumunun kuruluş taahhütlerinde yer alan mal varlığı unsurlarının Yükseköğretim Kurulundan izin alınmaksızın değiştirilmesi veya elden çıkarılması,</p>

   <p style="text-align:justify">ç) Denetim faaliyetlerinin yürütülmesi sırasında gerçeğe aykırı beyanda bulunulması,</p>

   <p style="text-align:justify">d) Alım, satım ve ihalelerde vakıf yükseköğretim kurumunu zarara uğratıcı nitelikte usulsüzlük yapılması,</p>

   <p style="text-align:justify">e) Vakıf yükseköğretim kurumunun mali tablolarında gelir-gider ve mallarının eksik gösterilmesi,</p>

   <p style="text-align:justify">f) Vakıf yükseköğretim kurumunun eğitim ve öğretim, yayın, danışmanlık, ticari ve diğer faaliyetleri ile bağışlardan elde ettiği diğer gelirler de dahil olmak üzere gelirlerini, yükseköğretim kurumunun akademik faaliyetleri ile yatırım ve cari giderlerini finanse etmekte kullanmadığının tespit edilmesi,</p>

   <p style="text-align:justify">g) Vakıf yükseköğretim kurumu kurucu vakfı veya vakıfları tarafından kuruluşta taahhüt edilen harcamaların yükseköğretim kurumu gelirlerinden karşılanması,</p>

   <p style="text-align:justify">ğ) Vakıf yükseköğretim kurumu mütevelli heyetine üye seçilmesi, yenilenmesi ve üyeliklerinin sona erdirilmesinde hileli işlemlerin yapılması, mütevelli heyet üyelerinin toplantılara katılımlarının engellenmesi ve bu Kanunun ek 5 inci maddesinde zikredilen mütevelli heyet üyesi olma niteliklerini kaybettiği tespit edilen vakıf yükseköğretim kurumu organı üyelerinin görevlerine, bu durumun öğrenilmesinden itibaren bir ay içinde son verilmemesi,</p>

   <p style="text-align:justify">h) Eğitim ve öğretim faaliyetlerinin Yükseköğretim Kurulunun izin verdiği, yer ve alanlar dışında yapılması.</p>

   <p style="text-align:justify">Öğrenci kontenjanının kısıtlanması veya öğrenci alımının durdurulması: Vakıf yükseköğretim kurumunun önlisans, lisans veya lisansüstü programlarındaki mevcut öğrenci kontenjanının bir yıl süre ile azaltılması veya bu programlara öğrenci alımının tamamen durdurulmasıdır. Öğrenci kontenjanının kısıtlanması veya öğrenci alımının durdurulması yaptırımını gerektiren fiil ve işlemler şunlardır:</p>

   <p style="text-align:justify">a) Vakıf yükseköğretim kurumunca yeni akademik birim kurma ve/veya program açma taleplerinin askıya alınması yaptırımına konu olan hususlarda belirlenen süre içerisinde gerekli düzeltmelerin yapılmaması,</p>

   <p style="text-align:justify">b) Öğrenci kayıt kabulü, sınavlar, yurt içi ve yurt dışı yatay geçiş, mezuniyet işlemlerinde veya bunlarla ilgili belgelerde usulsüzlük yapıldığının tespit edilmesi,</p>

   <p style="text-align:justify">c) Yükseköğretim Kurulundan gerekli izinler alınmadan eğitim programlarının açılması veya çift diploma programları düzenlenmesi ve bu programlara öğrenci kabul edilmesi,</p>

   <p style="text-align:justify">ç) Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen kontenjanların üzerinde öğrenci kaydedilmesi,</p>

   <p style="text-align:justify">d) Eğitim ve öğretime başlanması ve sürdürülmesi için Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen öğretim elemanı sayılarının sağlanmadığının tespit edilmesi veya bu sayıların sağlanmış gösterilmesine yönelik yanıltıcı beyanda bulunulması,</p>

   <p style="text-align:justify">e) Bir diploma programı için gerekli asgari öğretim elemanı dışında ilgili programda eğitim ve öğretim faaliyetlerine katkısı bulunmayan kişilerin; söz konusu programın akademik kadrosunda gösterilmesi,</p>

   <p style="text-align:justify">f) Eğitim ve öğretimin bu Kanunun 44 üncü maddesi kapsamında Yükseköğretim Kurulunca belirlenmiş kredi yükü, programlara göre uygulamalı eğitim esasları başta olmak üzere her bir diploma programının gerektirdiği bilgi, beceri ve yetkinliklere uygun olarak yürütülmemesi.</p>

   <p style="text-align:justify">Öğrenci kontenjanının kısıtlanması veya öğrenci alımının durdurulması yaptırımı, öncelikle ihlalin gerçekleştiği programda, mümkün olmaması durumunda ise kontenjan ve öğrenim ücreti miktarı bakımından emsal olacak diğer bir programda mevcut öğrenci kontenjanının yüzde kırkını geçmemek üzere bir yıl süre ile uygulanır. Aynı ihlalin bir sonraki denetim döneminde tespit edilmesi halinde bu programlara öğrenci alımı bir yıl süre ile tamamen durdurulur.</p>

   <p style="text-align:justify">Faaliyet izninin geçici olarak durdurulması: Vakıf yükseköğretim kurumunun faaliyet izninin toplamda üç yılı geçmemek üzere birer yıl süreyle geçici olarak durdurulması ve yönetiminin garantöre ya da Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenecek bir devlet üniversitesine devredilmesidir. Faaliyet izninin geçici olarak durdurulması yaptırımını gerektiren fiil ve işlemler şunlardır:</p>

   <p style="text-align:justify">a) Öğrenci kontenjanının kısıtlanması veya öğrenci alımının durdurulması yaptırımını gerektiren aynı fiile veya işleme en fazla yedi yıl içerisindeki dört genel denetim döneminde Yükseköğretim Kurulunca yaptırım uygulandığının tespit edilmiş olması,</p>

   <p style="text-align:justify">b) Vakıf yükseköğretim kurumlarının eğitim ve öğretim ile idari, mali ve ekonomik faaliyetlerinin gözetim ve denetimine ilişkin inceleme ve soruşturma faaliyetlerine kasten engel olunması,</p>

   <p style="text-align:justify">c) Üniversitenin mali yönetim ve kontrol sisteminin kasıtlı olarak zaafa uğratılması,</p>

   <p style="text-align:justify">ç) Tutulması gereken defter ve muhasebe kayıtlarının tahrif veya yok edilmesi ya da gizlenmesi,</p>

   <p style="text-align:justify">d) Vakıf yükseköğretim kurumunun muaccel ve kısa vadeli borçlarını, toplam yıllık eğitim ve öğretim gelirleriyle veya eğitim alanı hariç mevcut mal varlığıyla ödeme imkânının bulunmadığının Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşü ve Yükseköğretim Kurulunun kararıyla tespit edilmesi halinde; vakıf yükseköğretim kurumunun kurucu vakfının, Yükseköğretim Kurulunun altı ayı geçmemek üzere vereceği süre içinde vakıf yükseköğretim kurumunu acz halinden kurtaracak varlığı karşılayamaması veya kesin teminat mektubunu ibraz edememesi.</p>

   <p style="text-align:justify">Faaliyet izninin geçici olarak durdurulması durumunda yükseköğretim kurumunun yönetimi, garantöre ya da Yükseköğretim Kurulu tarafından kapasitesi dikkate alınarak belirlenecek aynı ildeki bir devlet üniversitesine devredilir. Kasıtlı fiil ve işlemleriyle faaliyet izninin geçici olarak durdurulmasına sebep olanlara, vakıf yükseköğretim kurumu organlarında görev verilmez.</p>

   <p style="text-align:justify">Faaliyet izninin kaldırılması: Vakıf yükseköğretim kurumunun kuruluş kanununun yürürlükten kaldırılmasıdır. Faaliyet izninin kaldırılması yaptırımını gerektiren fiil ve işlemler şunlardır:</p>

   <p style="text-align:justify">a) Vakıf yükseköğretim kurumunun, kuruluş tarihinden itibaren üç yıl içinde eğitim ve öğretime başlamaması veya bu süre içinde kurucu vakfın kuruluş taahhüdü olarak devir, temlik ya da taahhüt ettiği mal varlığı unsurlarının vakıf yükseköğretim kurumunun faaliyetini sürdürmeye imkân vermeyecek ölçüde kaybedildiğinin Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilmesi ve durumun nihai süre içinde aynen yahut nakden eski haline getirilmemesi,</p>

   <p style="text-align:justify">b) Faaliyet izninin geçici olarak durdurulması süresinin kesintisiz olarak üç yıl devam etmesi ve üçüncü yılın sonunda yapılan denetimde yaptırımı gerektiren durumların ortadan kalkmadığının Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilmesi,</p>

   <p style="text-align:justify">c) Faaliyet izninin geçici olarak durdurulması yaptırımının Yükseköğretim Kurulu tarafından kaldırılmasından sonra kurucu vakfa devredilen vakıf yükseköğretim kurumunun mütevelli heyetinin devirden itibaren altı ay içerisinde oluşturulamaması,</p>

   <p style="text-align:justify">ç) Kurucu vakfa veya üçüncü şahıslara doğrudan ya da dolaylı olarak kaynak aktarımı olarak kabul edilen tutarın, altı ayı geçmemek üzere verilen süre içerisinde vakıf yükseköğretim kurumuna iade edilmemesi,</p>

   <p style="text-align:justify">d) Faaliyet izni geçici olarak durdurulan vakıf yükseköğretim kurumunun, eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdürebileceği yeterli taşınmazı bulunmadığının veya mevcut malvarlığıyla eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdüremeyeceğinin Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilmesi.</p>

   <p style="text-align:justify">Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle, kurucu vakfa veya üçüncü şahıslara doğrudan ya da dolaylı kaynak aktarımı olarak kabul edilecek haller, nesnel ve ölçülebilir kriterlere göre belirlenir. Yükseköğretim Kurulu, kaynak aktarımının niteliği ve miktarına göre bu madde kapsamındaki yaptırımları uygular ve önlemleri alır.”</p>

   <p style="text-align:justify">“Yapılan denetimler sonucunda faaliyet izninin kaldırılması gerektiği tespit edilen vakıf yükseköğretim kurumunun kuruluş kanununun yürürlükten kaldırılmasının sağlanması için Yükseköğretim Kurulu tarafından derhal Cumhurbaşkanlığına ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bildirim yapılır.”</p>

   <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 9-</strong> 2547 sayılı Kanunun ek 32 nci maddesine ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

   <p style="text-align:justify">“Yükseköğretim kurumları yönetim kurulları, masrafları ofis sermayesinden karşılanmak şartıyla 22/12/2016 tarihli ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamındaki hizmet buluşlarının hak sahipliğinin ofise devrine karar verebilir. Bu durumda yükseköğretim kurumunun ilgili mevzuattan doğan hak ve yükümlülükleri ofise ait olur. Ofis, kendi adına tescil edilen haklardan elde edilen gelirin üçte birini söz konusu hakları devreden yükseköğretim kurumu döner sermayesine, üçte birinden az olmayacak tutarı ise buluşu yapana ödemekle yükümlü olup kalan tutar ofise aittir. Döner sermayeye aktarılan bu tutarlardan Hazine payı hariç herhangi bir kesinti yapılmaz ve bu tutarlar 58 inci maddenin (b) fıkrasında belirtilen giderler için kullanılır. Bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten önce hak sahipliği yükseköğretim kurumları bünyesinde olan buluş ve başvurular hakkında da bu madde hükümleri uygulanır.</p>

   <p style="text-align:justify">Birden fazla yükseköğretim kurumu ortak bir ofis kurmak için başvurabilir. Bu durumda yerleşkesinde veya ortağı olduğu teknoloji geliştirme bölgesinde ofis kurulan yükseköğretim kurumu, başvuruda muhatap kurum olarak belirtilir. Ofis faaliyetlerine katkı sağlayacağı değerlendirilen diğer tüzel kişiler ofise sermaye koymak koşulu ile ortak olabilir.</p>

   <p style="text-align:justify">Ofis, öz sermayesini veya gelirlerini kullanarak üretilen bilgi ve yapılan buluşların ticarileşmesi için yatırım yapabilir veya kamu ve özel sektör şirketleri ile ortaklıklar kurabilir.”</p>

   <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 10-</strong> 2547 sayılı Kanunun ek 39 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

   <p style="text-align:justify">“EK MADDE 39- Türkiye’deki devlet yükseköğretim kurumları, Cumhurbaşkanı kararıyla yurt dışında yerleşke, akademik birim, program ve bu kapsamda ihtiyaç duyulan diğer tesisleri kurabilir.</p>

   <p style="text-align:justify">Bu madde uyarınca kurulan yurt dışı birimlerinin ihtiyacı olan akademik ve idari personel, kendi üniversitesinden veya Türkiye’deki yükseköğretim kurumlarından görevlendirme suretiyle veya mahallinden sözleşmeli ya da saat başı ücret karşılığında 2809 sayılı Kanunun ek 158 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükümleri uygulanarak çalıştırılabilir. Türkiye’deki yükseköğretim kurumlarından görevlendirme suretiyle çalıştırılacak olanlar dışındaki personelin nitelikleri, ücretleri, seçim esas ve usulleri, görev yerleri ve süreleri, azami sözleşme süresi, izinleri, yurt dışındaki görevlerinin sona erdirilmesi ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir.</p>

   <p style="text-align:justify">Üniversitenin yurt dışındaki faaliyetlerinden elde edilen gelirlerin tutulacağı hesaba, yapılacak harcamalara, üniversite bütçesinden aktarılacak kaynağa, hesabın muhasebeleştirilmesi ve denetimine ilişkin usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığının uygun görüşü alınarak ilgili üniversite tarafından belirlenir.”</p>

   <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 11-</strong> 2547 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

   <p style="text-align:justify">“EK MADDE 47- Anket uygulaması, veri toplama gibi akademik değerlendirme içermeyen katkılar hariç olmak üzere, kişisel emeği ve akademik birikimi dışında ücretli veya ücretsiz olarak, kısmen yahut tamamen başkalarına yazdırdığı tez, makale, kitap veya yaptırdığı proje gibi çalışmalarla önlisans, lisans veya lisansüstü diploma derecesi ya da akademik ünvan alan kişiler, üniversite öğretim mesleğinden çıkarılır, bu yolla kazanılan akademik derece ve ünvanlar geri alınır.</p>

   <p style="text-align:justify">Birinci fıkra kapsamındaki yayın veya çalışmaları ücretli ya da ücretsiz olarak, kısmen yahut tamamen başkaları adına yapan, üreten veya bunlara aracılık eden kişilere beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası verilir. Fiilin, meslek edinen kişilerce işlenmesi halinde verilecek adli para cezası on bin günden az yirmi bin günden fazla olamaz. Bu yayın ve çalışmaları kullanmak suretiyle diploma derecesi veya akademik ünvan alan kişilere beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası verilir.</p>

   <p style="text-align:justify">Bu suçtan dolayı tüzel kişiler hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 60 ıncı maddesi hükümleri uygulanır.”</p>

   <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 12-</strong> 2547 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

   <p style="text-align:justify">“EK MADDE 48- Yurt dışında bulunan bir eğitim kurumu adına hareket ederek mevzuata aykırı bir şekilde Türkiye’de önlisans, lisans ya da lisansüstü program açanlar veya bu programları yürütenler iki yıldan dört yıla kadar hapis ve yüz günden bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.</p>

   <p style="text-align:justify">Mevzuata aykırı olarak Türkiye’de yükseköğretim kurumu açanlar veya işletenler iki yıldan dört yıla kadar hapis ve yüz günden bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.</p>

   <p style="text-align:justify">Yukarıdaki fıkralarda yasaklanan kurum ve fiillerin tanıtımını yapanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve elli günden beş yüz güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.</p>

   <p style="text-align:justify">Türk veya yabancı yükseköğretim kurumlarına ait diploma, mezuniyet belgesi veya sertifika belgesini sahte olarak düzenleyen ve düzenletenler 5237 sayılı Kanunun 204 üncü maddesine göre cezalandırılır.”</p>

   <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 13-</strong> 2547 sayılı Kanunun geçici 82 nci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

   <p style="text-align:justify">“Ancak iki yıllık süreye ilave olarak bu madde kapsamında mülkiyeti veya süresi otuz yıldan az olmamak üzere irtifak hakkına sahip olduğu uygun taşınmaz üzerinde yapacağı hastane inşaatına imar iptali veya yargı süreci gibi zorunlu sebeplerle henüz başlayamayan ya da başladığı inşaatı henüz bitiremeyenler ile bu madde kapsamındaki uygun hastanenin mülkiyetinin veya süresi otuz yıldan az olmamak üzere irtifak hakkı, işletme hakkı ve ruhsatının devralınması süreçlerine başlamış ancak devir süreçlerini tamamlayamamış olanlara bu süreçleri tamamlamaları için otuz ay ek süre verilir.”</p>

   <p style="text-align:justify">“Bu sürelerin sonunda gerekli şartları sağlamayan tıp fakültelerinin öğrencileri hakkında, bu Kanunun ek 11 inci maddesi hükümleri uygulanır.”</p>

   <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 14-</strong> 2547 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

   <p style="text-align:justify">“GEÇİCİ MADDE 85- Yükseköğretim kurumlarında hazırlık dâhil bütün sınıflarda intibak, önlisans, lisans tamamlama, lisans, lisansüstü öğrenimi gören öğrencilerden; kendi isteğiyle ilişikleri kesilenler dâhil, terör suçu ile kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82 ve 83), işkence suçundan (madde 94 ve 95), eziyet suçundan (madde 96), cinsel saldırı (madde 102), çocukların cinsel istismarı (madde 103), uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188) mahkum olanlar ile sahte belge sebebiyle kaydı iptal edilenler ile kayıt sırasında sahte belge verenler ile 5846 sayılı Kanunun 71 inci maddesinde yazılı suçlar ile terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı nedeniyle ilişiği kesilenler hariç, her ne sebeple olursa olsun ilişiği kesilenler ile bir programı kazanarak kayıt yapma hakkı elde ettikleri halde kayıt yaptırmayanlar bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört ay içinde ilişiklerinin kesildiği veya kayıt hakkı kazandıkları yükseköğretim kurumuna başvuruda bulunmaları şartıyla bu Kanunun 44 üncü maddesinde belirtilen esaslara göre 2026-2027 eğitim öğretim yılında öğrenimlerine başlayabilirler.</p>

   <p style="text-align:justify">Birinci fıkra kapsamında yeniden öğrenime başlayanların askerlik ertelemeleri 7179 sayılı Kanunun 20 nci maddesindeki usul ve esaslara göre yapılır. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte askerlik görevini yapmakta olanlar terhislerini takip eden iki ay içinde ilgili yükseköğretim kurumuna başvurmaları halinde bu maddede belirtilen haklardan yararlandırılır.</p>

   <p style="text-align:justify">Bu maddede yer alan hükümlerden yararlanarak ayrıldığı yükseköğretim kurumuna kayıt yaptıranlardan ÖSYS/YKS puanı giriş yılı itibarıyla aynı veya farklı bir diploma programının aynı türden taban puanına sahip olanlar, bu programlardan birine yatay geçiş talebinde bulunabilirler. Bu kapsamda farklı bir diploma programından yatay geçişle kabul edilecek öğrenci sayıları, ilgili programa kayıtlı öğrenci sayısı ve üniversitenin fiziki koşulları dikkate alınmak suretiyle belirlenir. Buna ilişkin usul ve esaslar yükseköğretim kurumları senatolarınca belirlenir.</p>

   <p style="text-align:justify">Bu madde hükümlerinden yararlanıp bir yükseköğretim kurumunda öğrenci statüsü kazananlar başvurmaları halinde Anadolu Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi bünyesindeki açık öğretim önlisans veya lisans düzeyindeki eşdeğer programlara yatay geçiş yapabilirler. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Yükseköğretim Kurulu yetkilidir.</p>

   <p style="text-align:justify">Anayasanın 132 nci maddesi uyarınca özel kanun hükümlerine tabi olan, Polis Akademisi ile buna bağlı eğitim öğretim kurumları, Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi ile buna bağlı eğitim öğretim kurumları, Millî Savunma Üniversitesine bağlı Harp Okulları, Astsubay Meslek Yüksekokulları ve enstitüler ile Millî Savunma Bakanlığı, Polis Akademisi, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı nam ve hesabına başka yükseköğretim kurumlarında öğrenim görmekte iken kendi isteğiyle veya başka sebeplerle ilişiği kesilen öğrenciler hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz.”</p>

   <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 15-</strong> 2547 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

   <p style="text-align:justify">“GEÇİCİ MADDE 86- Bu Kanunun 60 ıncı maddesinin (b) fıkrasında belirtilen şartları sağlayan ve 67 yaşını dolduran tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık mevzuatına göre uzman olup devlet yükseköğretim kurumlarında çalışmış öğretim üyeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl içinde, ihtiyacı olan bir yükseköğretim kurumuna başvurmaları halinde, bu Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen usul ve esaslar kapsamında sözleşmeli olarak çalıştırılabilirler.”</p>

   <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 16-</strong> 28/3/1983 tarihli ve 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununun ek 26 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi yürürlükten kaldırılmış ve fıkraya aşağıdaki bentler eklenmiştir.</p>

   <p style="text-align:justify">“ç) Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesine bağlı iken bağlantısı değiştirilerek Rektörlüğe bağlanan İslami İlimler Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi ile Rektörlüğe bağlı İlahiyat Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesinin birleştirilmesiyle oluşturulan İlahiyat Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi ile Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesine bağlı iken bağlantıları değiştirilerek Rektörlüğe bağlanan Turizm Fakültesi ile İletişim Fakültesinden;</p>

   <p style="text-align:justify">d) Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesine bağlı Elbistan Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu ile Elbistan Meslek Yüksekokulunun adı ve bağlantısı değiştirilerek ve birleştirilerek oluşturulan ve Rektörlüğe bağlanan Elbistan Meslek Yüksekokulu ile Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesine bağlı iken bağlantısı değiştirilerek Rektörlüğe bağlanan Türkoğlu Meslek Yüksekokulu ile Rektörlüğe bağlı Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu ile Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulunun birleştirilmesiyle oluşturulan Onikişubat Meslek Yüksekokulundan;</p>

   <p style="text-align:justify">e) Rektörlüğe bağlı olarak yeni kurulan Lisansüstü Eğitim Enstitüsünden;”</p>

   <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 17-</strong> 2809 sayılı Kanunun ek 177 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ve toplam öğrenci sayısının en az yüzde 50’si tezli yüksek lisans ve doktora programlarındaki” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.</p>

   <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 18-</strong> 2809 sayılı Kanunun ek 190 ıncı maddesinin başlığında ve birinci fıkrasında yer alan “Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesi” ibareleri “İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi” şeklinde, ikinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve (b) bendi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

   <p style="text-align:justify">“a) Rektörlüğe bağlı Mühendislik, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi ile Rektörlüğe bağlı olarak yeni kurulan Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültesi, Fen Fakültesi, TUSAŞ (Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Anonim Şirketi) Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi, Elbistan İşletme Fakültesi ile Yabancı Diller Yüksekokulundan,”</p>

   <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 19-</strong> 2809 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

   <p style="text-align:justify">“EK MADDE 209- Mevzuatta Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesine yapılmış olan atıflar İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesine yapılmış sayılır.”</p>

   <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 20-</strong> 2809 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde ve bu maddeye bağlı ekli (2) sayılı liste eklenmiştir.</p>

   <p style="text-align:justify">“EK MADDE 210- Ekli (2) sayılı listede yer alan öğretim elemanı kadroları ihdas edilmiştir.”</p>

   <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 21-</strong> 2809 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

   <p style="text-align:justify">“GEÇİCİ MADDE 54- Bu maddeyi ihdas eden Kanunla İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesine bağlı iken bağlantısı veya adı ve bağlantısı değiştirilerek Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesine bağlanan yükseköğretim birimlerinin ilgili yılı bütçe ödenekleri, bütçedeki ödeneklerin tahakkuka bağlanma yetkisi, laboratuvar donanımı başka bir işleme gerek kalmaksızın Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesine devredilmiş sayılır.</p>

   <p style="text-align:justify">Bağlantısı değiştirilen birimlerde görev yapan personel, birimin bağlandığı üniversiteye atanmış sayılır ve bu personele ilişkin kadro ve pozisyonlar herhangi bir işleme gerek kalmaksızın bağlandığı üniversiteye ihdas, tahsis ve vize edilmiş sayılır.</p>

   <p style="text-align:justify">İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi İslami İlimler Fakültesinde öğrenim gören öğrenciler 2025-2026 eğitim-öğretim yılı sonundan geçerli olmak üzere Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İlahiyat Fakültesine aktarılmıştır.</p>

   <p style="text-align:justify">İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören öğrenciler 2025-2026 eğitim-öğretim yılı sonundan geçerli olmak üzere Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesine aktarılmıştır.</p>

   <p style="text-align:justify">İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören öğrenciler 2025-2026 eğitim-öğretim yılı sonundan geçerli olmak üzere Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesine aktarılmıştır.</p>

   <p style="text-align:justify">İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi İletişim Fakültesinde öğrenim gören öğrenciler 2025-2026 eğitim-öğretim yılı sonundan geçerli olmak üzere Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İletişim Fakültesine aktarılmıştır.</p>

   <p style="text-align:justify">İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Turizm Fakültesinde öğrenim gören öğrenciler 2025-2026 eğitim-öğretim yılı sonundan geçerli olmak üzere Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Turizm Fakültesine aktarılmıştır.</p>

   <p style="text-align:justify">İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı Elbistan Mühendislik Fakültesi kapatılmış ve buradaki öğretim elemanları aynı Üniversitenin Mühendislik, Mimarlık ve Tasarım Fakültesine aktarılmıştır.</p>

   <p style="text-align:justify">İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı Elbistan Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu ve Elbistan Meslek Yüksekokulunda öğrenim gören öğrenciler 2025-2026 eğitim-öğretim yılı sonundan geçerli olmak üzere Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı olarak kurulan Elbistan Meslek Yüksekokuluna aktarılmıştır.</p>

   <p style="text-align:justify">İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı Türkoğlu Meslek Yüksekokulunda öğrenim gören öğrenciler 2025-2026 eğitim-öğretim yılı sonundan geçerli olmak üzere Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı Türkoğlu Meslek Yüksekokuluna aktarılmıştır.</p>

   <p style="text-align:justify">İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsünde İslami İlimler, Sağlık Bilimleri, İnsan ve Toplum Bilimleri, İletişim ve Turizm anabilim dallarında öğrenim gören lisansüstü öğrenciler Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsüne, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sosyal Bilimler, Fen Bilimleri ve Sağlık Bilimleri Enstitülerinde öğrenim gören lisansüstü öğrenciler Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsüne 2025-2026 eğitim-öğretim yılı sonundan geçerli olmak üzere aktarılmıştır.</p>

   <p style="text-align:justify">İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesine bağlı iken adı değiştirilerek veya değiştirilmeyerek bu Kanunla Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesine bağlanan birimler 2025-2026 eğitim-öğretim yılı sonunda devredilir. Bu birimler için ilan edilmiş öğretim elemanı alımları Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi tarafından tamamlanır.</p>

   <p style="text-align:justify">Bu maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesine bağlı iken bağlantısı veya adı ve bağlantısı değiştirilerek Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesine bağlanan birimlerde kayıtlı bulunan öğrencilere verilecek mezuniyet belgeleri ile diplomalar, öğrencilerin istemesi hâlinde kayıt tarihlerinde bağlı bulunduğu üniversite adıyla aktarıldıkları üniversite tarafından verilir. Bu konuda çıkabilecek ihtilafları sonuçlandırmaya Yükseköğretim Kurulu yetkilidir.</p>

   <p style="text-align:justify">Bu maddeyi ihdas eden Kanunla İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ile Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesine bağlı iken adı değiştirilerek veya değiştirilmeyerek bağlantısı değiştirilen birimlerde uygulamayla ilgili olarak ortaya çıkabilecek sorunlar Yükseköğretim Kurulu tarafından çözülür.”</p>

   <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 22-</strong> 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun ek 8 inci maddesinin birinci fıkrasına “Hazine geri ödeme garantisi vermeye” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve hibe almaya” ibaresi eklenmiştir.</p>

   <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 23-</strong> 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun eki (II) sayılı Cetvelin “A) Yükseköğretim Kurulu, Üniversiteler ve Yüksek Teknoloji Enstitüleri” bölümünün 128 inci sırasında yer alan “Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesi” ibaresi “İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

   <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 24-</strong> Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

   <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 25-</strong> Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.</p>

   <p style="text-align:justify">8/8/2026</p>

   <p style="text-align:justify"></p>

   <p style="text-align:justify"><strong><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/08/20260809-2-1.pdf" rel="nofollow">Ekleri için tıklayınız</a></strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>AKADEMİK PERSONEL</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/yuksekogretimde-kapsamli-degisiklik</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/01/resmi-gazete-1.webp" type="image/jpeg" length="41293"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Danıştay: Disiplin Zamanaşımında Son Eylem Esas Alınmalı]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/danistay-disiplin-zamanasiminda-son-eylem-esas-alinmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/danistay-disiplin-zamanasiminda-son-eylem-esas-alinmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 12. Dairesi, disiplin cezasına dayanak son eylemin üzerinden iki yıl geçtikten sonra verilen memurluktan çıkarma cezasını zamanaşımı nedeniyle hukuka aykırı buldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Danıştay’dan Disiplin Cezasında Zamanaşımı Kararı: İki Yıl Geçtikten Sonra Memurluktan Çıkarma Cezası Verilemez</h1>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Daire Başkanlığı, 2020/642 Esas ve 2023/5910 Karar sayılı kararıyla, memur hakkında disiplin cezası verilmesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 127. maddesinde öngörülen iki yıllık ceza verme zamanaşımının geçirilmesi halinde disiplin cezası tesis edilemeyeceğine hükmetti.</p>

<h2 style="text-align:justify">Olayın Geçmişi</h2>

<p style="text-align:justify">Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğünde İş ve Meslek Danışmanı olarak görev yapan memur hakkında, engelli bir vatandaşın özel bir şirkette istihdam edilmesine aracılık ettiği ve daha sonra bu kişinin banka kartını alarak hesabına yatırılan bazı maaşlarını çektiği iddiasıyla disiplin soruşturması yürütüldü.</p>

<p style="text-align:justify">Soruşturma kapsamında, memurun ilgili kişinin hesabından 06/10/2014 ve 07/05/2015 tarihlerinde yatırılan maaşları çektiği kanaatine varıldı.</p>

<p style="text-align:justify">Bu eylemler, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi kapsamında, “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” olarak değerlendirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Bunun üzerine Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunca ilgili memur hakkında Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilmesine karar verildi.</p>

<h2 style="text-align:justify">İdare Mahkemesi: Disiplin Cezası Zamanaşımına Uğradı</h2>

<p style="text-align:justify">Davacı, memurluktan çıkarma cezasının iptali istemiyle dava açtı.</p>

<p style="text-align:justify">İdare Mahkemesi, davacının isnat edilen eylemleri gerçekleştirip gerçekleştirmediğinden bağımsız olarak, disiplin cezası yönünden 657 sayılı Kanun'un 127. maddesinde öngörülen iki yıllık ceza verme zamanaşımı süresinin dikkate alınması gerektiği sonucuna ulaştı.</p>

<p style="text-align:justify">Mahkeme, disiplin cezasına dayanak alınan son eylemin 07/05/2015 tarihinde gerçekleştiğine dikkat çekti.</p>

<p style="text-align:justify">Buna karşılık disiplin cezasının 05/01/2018 tarihinde tesis edildiği belirtildi.</p>

<p style="text-align:justify">Dolayısıyla, son eylem tarihi ile disiplin cezasının verildiği tarih arasında iki yıllık sürenin aşıldığı tespit edilerek dava konusu işlem iptal edildi.</p>

<h2 style="text-align:justify">Bölge İdare Mahkemesi de Kararı Hukuka Uygun Buldu</h2>

<p style="text-align:justify">İdarenin istinaf başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Bölge İdare Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararını hukuka ve usule uygun buldu.</p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle istinaf başvurusunun reddine karar verildi.</p>

<p style="text-align:justify">İdare ise temyiz başvurusunda; isnat edilen fiillerin sabit olduğunu, olayda zamanaşımı bulunmadığını ve ceza mahkemesinde mahkûmiyet kararı verilmemesinin disiplin cezası uygulanmasına engel olmayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istedi.</p>

<h2 style="text-align:justify">Danıştay: İki Yıllık Zamanaşımı Süresi Emredici</h2>

<p style="text-align:justify">Dosyayı inceleyen Danıştay 12. Dairesi, Bölge İdare Mahkemesi kararını hukuka uygun buldu.</p>

<p style="text-align:justify">Daire, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi kapsamında yaptığı incelemede, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı sonucuna ulaştı.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay, ilk derece mahkemesinin, disiplin cezasına dayanak alınan son eylemin 07/05/2015 tarihinde gerçekleştiği ve disiplin cezasının ise 05/01/2018 tarihinde verildiği yönündeki tespitini esas aldı.</p>

<p style="text-align:justify">Buna göre, 657 sayılı Kanun'un 127. maddesinde öngörülen iki yıllık ceza verme zamanaşımı süresi geçirildikten sonra disiplin cezası verilmesi mümkün değildir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle, memurluktan çıkarma cezasının iptal edilmesi yönündeki mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadı.</p>

<h2 style="text-align:justify">Ceza Soruşturması ile Disiplin Soruşturması Ayrı; Ancak Zamanaşımı Kuralları Saklı</h2>

<p style="text-align:justify">Kararda ayrıca idarenin, ceza yargılamasında mahkûmiyet kararı verilmemiş olsa dahi fiilin disiplin hukuku bakımından ayrıca değerlendirilebileceği yönündeki iddiası da sonucu değiştirmedi.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay'ın kararında belirleyici olan husus, isnat edilen eylemin disiplin hukuku bakımından ayrıca değerlendirilebilmesi değil, disiplin cezasının kanunda öngörülen süre içerisinde verilip verilmediği oldu.</p>

<p style="text-align:justify">Dolayısıyla bir fiilin disiplin suçu oluşturduğu kabul edilse dahi, ilgili kanunda öngörülen ceza verme zamanaşımı süresinin geçirilmesinden sonra disiplin cezası tesis edilmesi mümkün bulunmuyor.</p>

<h2 style="text-align:justify">Danıştay 12. Dairesinin Kararı</h2>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Daire Başkanlığı;</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">davalı idarenin temyiz isteminin reddine,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">disiplin cezasının iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının onanmasına,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">21/11/2023 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verdi.</p>

<h3 style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONİKİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2020/642<br />
Karar No : 2023/5910<br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü<br />
VEKİLİ : Av. ...<br />
<br />
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br />
VEKİLİ : Av. ...<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ...... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
<br />
YARGILAMA SÜRECİ:<br />
Dava konusu istem: Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü, ... İş Kurumu İl Müdürlüğünde İş ve Meslek Danışmanı olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Yüksek Disiplin Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.<br />
<br />
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla; davacının Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü ... Çalışma ve İş Kurumu Genel Müdürlüğü ... Hizmet Merkezi'nde İş ve Meslek Danışmanı olarak çalıştığı dönemde, A.E.Y. isimli engelli bir kişiyi engelli kontenjanından özel bir şirkete yerleştirdiği; ancak, bu kişinin banka kartını çalıştığı şirkete verme bahanesiyle alarak kişinin hesabına yatırılan maaşlarını çektiği halde A.E.Y.'a vermediği iddiasıyla yapılan soruşturma sonucu düzenlenen raporda; ''A.E.Y. isimli engelli vatandaşın ... Çalışma ve İş Kurumu Genel Müdürlüğü ... Hizmet Merkezine yapmış olduğu başvurular sonrasında ablası G.Y'nin takibiyle anılan Müdürlükte görev yapan iş ve meslek danışmanı olan davacı aracılığıyla 2014 yılı Eylül ayı başında ... Turizm Org. Tasarım İletim A.Ş. Firmasında çalışmaya başladığı, 05/09/2014 - 30/06/2016 tarihleri arasında anılan firmada çalışarak emekli olduğu, firma tarafından maaşının düzenli olarak A.E.Y. adlı kişinin hesabına yatırıldığı... davacının ifadeleri ve banka kayıtlarından 06/10/2014 ve 07/05/2015 aylarına ait maaşın davacı tarafından çekildiği kanaatine varıldığı, dolayısıyla davacının belirtilen fiillerinden dolayı 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasının uygun olacağı, 06/10/2014 ve 07/05/2015 aylarına ait maaşlar dışında kalan maaşlardan 2016 yılı Eylül ayı maaşının A.E.Y. ve ablası G.Y. tarafından çekildiği, bunun dışındaki maaşların kim tarafından çekildiğinin tespit edilemediği, davacı hakkındaki 06/10/2014 ve 07/05/2015 aylarına ait maaşlar dışında kalan maaşlara ilişkin iddiaların adli yönden ayrı bir soruşturma raporunda değerlendirileceği...'' şeklinde beyanlara yer verildiği, Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı işlemiyle de, davacının 06/10/2014 ve 07/05/2015 aylarına ait maaş çekimleri eylemleri "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" kapsamında değerlendirilerek Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, 657 sayılı Kanun'un 127. maddesinde öngörülen fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezasının verilmesi gerektiğine ilişkin emredici hüküm karşısında, disiplin cezasına dayanak son eylemin 07/05/2015 tarihli olduğu ve bu tarihten itibaren anılan maddede belirtilen iki yıllık ceza verme zamanaşımı süresi geçirildikten sonra 05/01/2018 tarihinde tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br />
<br />
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br />
<br />
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğu, davacıya isnat edilen eylemin sübuta erdiği, olayda zaman aşımı bulunmadığı, Ceza Kanununa görev ceza almasa bile disiplin cezasıyla cezalandırılabileceği, işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu belirtilerek, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.<br />
<br />
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...<br />
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br />
<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br />
<br />
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br />
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br />
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br />
<br />
KARAR SONUCU :<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,<br />
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,<br />
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br />
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak, 21/11/2023 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi.</font><br />
<br />
 </h3></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/danistay-disiplin-zamanasiminda-son-eylem-esas-alinmali</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 12:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/08/zamanasimiii.jpg" type="image/jpeg" length="45326"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM’den Disiplin Soruşturmasında Tanık Kararı]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/aymden-disiplin-sorusturmasinda-tanik-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/aymden-disiplin-sorusturmasinda-tanik-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AYM çoğunluğu, disiplin soruşturmasında gösterilen tanıkların dinlenmemesine ilişkin başvuruyu kabul edilemez buldu; iki üye ise tanıkların dinlenmemesinin savunma hakkını zedelediği görüşünü savundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">AYM’den Disiplin Soruşturmasında Tanıkların Dinlenmemesine İlişkin Karar</h1>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi, disiplin soruşturmasında hakkında işlem yapılan kamu görevlisinin gösterdiği tanıkların dinlenmemesi ve savunmasının soruşturma tamamlandıktan sonra alınmasına ilişkin bireysel başvuruyu değerlendirdi. AYM çoğunluğu, şikâyetlerin yargılama öncesindeki disiplin soruşturması aşamasına ilişkin olması nedeniyle başvuruyu konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez buldu. İki üye ise tanıkların dinlenmemesinin savunma hakkı ve silahların eşitliği ilkesi yönünden ihlal oluşturduğu görüşünü ortaya koydu.</p>

<h2 style="text-align:justify">Öğretmene disiplin cezası verildi</h2>

<p style="text-align:justify">Başvuruya konu olay, Tokat Plevne Anadolu Lisesinde öğretmen olarak görev yapan Kaya Baler hakkında yürütülen disiplin soruşturmasına ilişkin oldu.</p>

<p style="text-align:justify">Başvurucu hakkında, 27 Kasım 2020 tarihinde okul müdürünün odasına gelerek bağırdığı ve müdürü tehdit ettiği iddiaları üzerine disiplin soruşturması başlatıldı. Soruşturma sonucunda, başvurucunun “görev sırasında amire hâl ve hareketi ile saygısız davranmak” fiilini işlediği değerlendirilerek kınama cezası verilmesi önerildi. Başvurucunun geçmiş hizmetleri dikkate alınarak bir derece hafif ceza uygulanmasına karar verildi ve kendisine <strong>uyarma cezası</strong> verildi.</p>

<h2 style="text-align:justify">Başvurucu tanıklarının dinlenmesini istedi</h2>

<p style="text-align:justify">Başvurucu, disiplin raporunun kendisine tebliğ edilmesinden sonra verdiği savunmada isnat edilen olayların asılsız olduğunu belirterek, <strong>tanıkların yeniden dinlenmesini</strong> ve disiplin cezası verilmemesini talep etti.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak başvurucunun gösterdiği tanıklar dinlenmedi. Başvurucu, disiplin cezasına karşı açtığı davada da bu hususu ileri sürdü ve tanıklarının dinlenmemesi nedeniyle savunma hakkının etkili biçimde kullanılamadığını savundu. İstinaf başvurusu da reddedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify">AYM çoğunluğu başvuruyu kabul edilemez buldu</h2>

<p style="text-align:justify">Başvurucu, savunması gereği gibi alınmadan disiplin soruşturmasının tamamlandığını ve gösterdiği tanıkların dinlenmediğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürdü.</p>

<p style="text-align:justify">AYM çoğunluğu ise adil yargılanma hakkının esas olarak mahkeme önündeki yargılama sürecine ilişkin olduğunu, dava öncesindeki süreçlerde meydana gelen eksikliklerin ancak belirli istisnai durumlarda bu hakkın koruma alanına girebileceğini belirtti.</p>

<p style="text-align:justify">Somut olayda başvurucunun şikâyetlerinin tamamının <strong>idari yargılama başlamadan önce yürütülen disiplin soruşturması aşamasına</strong> ilişkin olduğu tespit edildi. Başvurucunun idari yargılama aşamasına yönelik bir şikâyeti bulunmadığı ve olayda adil yargılanma hakkının uygulanmasını gerektiren istisnai bir durum olmadığı sonucuna varıldı.</p>

<p style="text-align:justify">Bu gerekçeyle başvurunun konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verildi. Karar oyçokluğuyla alındı.</p>

<h2 style="text-align:justify">İki AYM üyesi tanıkların dinlenmemesine dikkat çekti</h2>

<p style="text-align:justify">Kararın karşıoyunda ise dosyanın özellikle <strong>tanıkların dinlenmemesi ve savunmanın soruşturmanın sonunda alınması</strong> yönünden önemli olduğu vurgulandı.</p>

<p style="text-align:justify">Başkanvekili Basri Bağcı ve Üye Kenan Yaşar, soruşturmayı yürüten müfettişin tahkikatı tamamlayıp kanaatini oluşturmasından sonra başvurucudan savunma istenmesini eleştirdi. Karşıoyda, soruşturmanın devam ettiği aşamada alınan ifadenin disiplin suçu isnadı karşısında verilmiş bir savunma olarak kabul edilemeyeceği belirtildi.</p>

<p style="text-align:justify">Karşıoy sahiplerine göre başvurucunun gösterdiği tanıkların dinlenmesi de savunmanın etkin biçimde yapılabilmesi bakımından önem taşıyordu. Hakkında işlem yapılan kişiye, iddia sahibiyle <strong>argümanlarını ve delillerini ortaya koyma konusunda eşit imkân sağlanması</strong> gerektiği ifade edildi.</p>

<h2 style="text-align:justify">“Savunma şekli bir aşamaya indirgenmemeli”</h2>

<p style="text-align:justify">Karşıoyda, soruşturmacının görevinin hakkında işlem yapılan kişiyi ne olursa olsun cezalandırmak değil, somut verileri tarafsız biçimde ortaya koyarak doğru sonuca ulaşmak olduğu belirtildi.</p>

<p style="text-align:justify">Müfettişin soruşturmayı tamamladıktan ve kanaatini oluşturduktan sonra savunma istemesinin, savunmayı <strong>şeklen yerine getirilen bir aşamaya</strong> dönüştürebileceği değerlendirildi. Başvurucunun kendi lehine göstermek istediği tanıkların dinlenmemesinin de bu açıdan önem taşıdığı vurgulandı.</p>

<p style="text-align:justify">Karşıoy sahipleri ayrıca, başvurucunun tanık dinletme talebinin reddedilmesine ilişkin yeterli bir gerekçe ortaya konulmadığına dikkat çekti. Başvurucunun savunma kapsamındaki argümanlarının göz ardı edildiği ve bu durumun kendisini ciddi şekilde dezavantajlı duruma düşürdüğü kanaatine varıldı.</p>

<p style="text-align:justify">İki üye, bu nedenlerle başvurunun kabul edilebilir olduğuna ve <strong>adil yargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine</strong> karar verilmesi gerektiği görüşünü açıkladı.</p>

<h3 style="text-align:justify">Kararın dikkat çeken yönü</h3>

<p style="text-align:justify">Karar, disiplin soruşturmalarında yalnızca ilgilinin savunmasının alınmasının yeterli olup olmadığı ve <strong>savunma tarafından gösterilen tanıkların dinlenmesi talebinin hangi koşullarda karşılanması gerektiği</strong> bakımından özellikle dikkat çekiyor. AYM çoğunluğu somut başvuruyu adil yargılanma hakkının kapsamı dışında görürken, karşıoyda tanıkların dinlenmesi ile savunmanın soruşturmanın hangi aşamasında alınacağının adil ve etkili bir disiplin soruşturması bakımından önemine işaret edildi.</p>

<p style="text-align:justify"><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/08/20260807-11.pdf" rel="nofollow"><span style="color:#3498db">Kararı okumak için tıklayınız</span></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/aymden-disiplin-sorusturmasinda-tanik-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 14:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/08/savunmaaa.jpg" type="image/jpeg" length="33273"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM’den Mal Bildirimi Cezasına Onay]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/aymden-mal-bildirimi-cezasina-onay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/aymden-mal-bildirimi-cezasina-onay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AYM, genel kolluk personelinin süresinde mal bildiriminde bulunmamasına 12 ay uzun süreli durdurma cezası verilmesini Anayasa’ya uygun buldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">AYM, Kolluk Personeline Mal Bildirimi Cezasını Anayasaya Uygun Buldu</h1>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi, genel kolluk personelinin belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmaması halinde 12 ay uzun süreli durdurma disiplin cezası uygulanmasını öngören düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olmadığına karar verdi.</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesinin 16 Nisan 2026 tarihli ve E.2025/265, K.2026/84 sayılı kararı, 7 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı. Başvuru, Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi tarafından yapıldı. Başvurunun konusu, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 8. maddesinin (5) numaralı fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan “belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak” fiiline ilişkin düzenlemenin Anayasa’ya uygunluğuydu.</p>

<h2 style="text-align:justify">Düzenleme ne getiriyor?</h2>

<p style="text-align:justify">7068 sayılı Kanun kapsamında bulunan genel kolluk personelinin belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmaması, 8. maddenin (5) numaralı fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca 12 ay uzun süreli durdurma disiplin cezasını gerektiren fiiller arasında sayılıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Mal bildirimine ilişkin usul ve esaslar ise 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nda düzenleniyor. Anılan Kanun uyarınca kamu görevlilerinin göreve girişte, mal varlığında önemli bir değişiklik olduğunda, görevin sona ermesi halinde ve kanunda belirtilen diğer durumlarda mal bildirimi vermesi gerekiyor. Ayrıca belirli yıllarda bildirimlerin yenilenmesi zorunluluğu bulunuyor.</p>

<h2 style="text-align:justify">AYM: Düzenleme belirsiz ve öngörülemez değil</h2>

<p style="text-align:justify">Başvuru kararında, mal bildiriminde bulunmama fiilinin yeterince açık ve öngörülebilir olmadığı, kolluk personelinin mal varlığı bilgilerinin idare tarafından teknolojik imkânlarla kolaylıkla tespit edilebildiği ve bu nedenle 12 ay uzun süreli durdurma cezasının ölçüsüz olduğu ileri sürüldü. Ayrıca aynı fiilin 3628 sayılı Kanun kapsamında adli yaptırıma da bağlanmasının aynı fiilden dolayı birden fazla yargılanmama veya cezalandırılmama ilkesiyle bağdaşmadığı iddia edildi.</p>

<p style="text-align:justify">AYM ise mal bildirimine ilişkin durum ve sürelerin 7068 sayılı Kanun'da ayrıca gösterilmemiş olmasının düzenlemeyi belirsiz hale getirmediğine karar verdi. Mahkeme, 7068 sayılı Kanun kapsamındaki personel bakımından 3628 sayılı Kanun'da belirlenen mal bildirimine ilişkin durum ve sürelerin geçerli olduğunu belirtti.</p>

<p style="text-align:justify">Bu kapsamda AYM, disiplin yaptırımına konu eylemin ve bu eyleme bağlanan yaptırımın temel çerçevesinin kanunlarda açık ve net biçimde belirlendiğini, dolayısıyla düzenlemenin belirsiz ve öngörülemez olduğunun söylenemeyeceğini değerlendirdi.</p>

<h2 style="text-align:justify">12 aylık durdurma cezası ölçülü bulundu</h2>

<p style="text-align:justify">AYM, kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesi amacıyla hangi eylemlerin disiplin suçu sayılacağı ve bunlara hangi disiplin cezalarının uygulanacağının belirlenmesinde kanun koyucunun takdir yetkisinin bulunduğunu belirtti.</p>

<p style="text-align:justify">Mahkemeye göre kolluk teşkilatının iç güvenlik hizmeti yürütmesi, silah kullanma ve adli soruşturma ve kovuşturmalarla bağlantılı hassas yetkilere sahip olması dikkate alındığında, kolluk görevlilerinin mal bildiriminde bulunmalarının zorunlu tutulması; olağan dışı kazançların takip edilmesi, kamu gücünün kullanılması suretiyle haksız kazanç elde edilmesinin önlenmesi ve kamu hizmetinin dürüst ve şeffaf şekilde yürütülmesi bakımından elverişli bir düzenleme niteliğinde.</p>

<p style="text-align:justify">AYM ayrıca belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunulmamasının disiplin cezasına bağlanmasının gerekli olduğunu, öngörülen cezanın ağırlığı ile işlemin yargı denetimine tabi olması birlikte değerlendirildiğinde düzenlemenin orantılılık ilkesine de aykırı olmadığını belirtti.</p>

<h2 style="text-align:justify">Aynı fiil nedeniyle iki kez cezalandırma söz konusu değil</h2>

<p style="text-align:justify">AYM, 3628 sayılı Kanun'da mal bildiriminde bulunmama fiiline ilişkin adli yaptırım öngörülmesi nedeniyle “ne bis in idem” olarak ifade edilen aynı fiilden dolayı birden fazla yargılanmama veya cezalandırılmama ilkesi yönünden de inceleme yaptı.</p>

<p style="text-align:justify">Mahkeme, bu ilkenin Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olduğunu belirterek, disiplin yaptırımının cezai nitelikte olup olmadığını değerlendirdi.</p>

<p style="text-align:justify">AYM'ye göre 7068 sayılı Kanun kapsamında öngörülen disiplin cezası, genel kolluğun iç işleyişiyle ilgili olup disiplin cezasını gerektiren eylemlerin herkes tarafından gerçekleştirilmesi mümkün değil. Bu nedenle söz konusu yaptırımın cezai nitelikte olmadığı sonucuna varıldı. Dolayısıyla mal bildiriminde bulunmama fiiline ilişkin disiplin cezasının aynı fiilden dolayı birden fazla yargılanmama veya cezalandırılmama ilkesiyle bağdaşmayan bir yönünün bulunmadığı değerlendirildi.</p>

<h2 style="text-align:justify">İtiraz oybirliğiyle reddedildi</h2>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi, 7068 sayılı Kanun'un 8. maddesinin (5) numaralı fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan “Belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak” ibaresinin Anayasa'nın 2., 36., 71. ve 128. maddelerine aykırı olmadığına karar verdi.</p>

<p style="text-align:justify">Mahkeme, Anayasa'nın 20. ve 38. maddeleri yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek görmezken, Anayasa'nın 35. maddesiyle de ilgisi bulunmadığı sonucuna ulaştı. İtiraz, <strong>16 Nisan 2026 tarihinde oybirliğiyle reddedildi.</strong></p>

<p style="text-align:justify"><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/08/20260807-5.pdf" rel="nofollow">Kararın tamamını okumak için tıklayınız</a></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÖRNEK KARARLAR</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/aymden-mal-bildirimi-cezasina-onay</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 11:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/08/foto-1/hhhh.jpg" type="image/jpeg" length="16991"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üniversite bünyesindeki taşınmazların kiralanmasında kdv]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/universite-bunyesindeki-tasinmazlarin-kiralanmasinda-kdv</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/universite-bunyesindeki-tasinmazlarin-kiralanmasinda-kdv" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üniversitelere ait taşınmazlar üzerine baz istasyonu kurulması durumunda kdv muafiyeti hakkında gelir idaresi özelgesi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2 style="text-align:justify">Üniversite bünyesindeki taşınmazların kiralanmasında kdv</h2>

<h2 style="text-align:justify"></h2>

<p style="text-align:justify"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Özelge: Üniversite bünyesindeki taşınmazların kiralanması<br />
hk.<br />
Sayı:<br />
47423198-130[17/4-d - 2013/01]--6<br />
Tarih:<br />
12/05/2014<br />
<br />
T.C.<br />
ÇANAKKALE VALİLİĞİ<br />
Defterdarlık (Gelir Müdürlüğü)<br />
<br />
<br />
Sayı : 47423198-130[17/4-d - 2013/01]--6 12/05/2014<br />
Konu : Kiralama<br />
<br />
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, Üniversitenize ait taşınmazların (Kantin-Kafeterya- Restaurant, Çay Ocağı, ATM, Baz İstasyonu, Kırtasiye, Fotokopi, Büfe, Berber, Çiçekçi, Lokanta, Bayan Kuaförü, Taksi Durağı, Ayakkabı Tamir Yeri, Market, Ayakkabıcı, Bijuteri, Giyim, Kitap Standı, Bilardo Salonu, Playstation, Tuhafiye, Telekom Hizmetleri, PTT Şubesi, Ana Verici İstasyonuna Bağlı Trafo Yeri, Pastane ve Fotoğrafçı, Otopark, Lunapark, Otel v.b. olarak işletilmek üzere) 2886 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde kiraya verildiği belirtilerek taşınmazlarınız üzerine baz istasyonu kurulmak suretiyle kiralanması işlemlerinde KDV uygulanıp uygulanmayacağı ile KDV tevkifatı yapılıp yapılmayacağı hususlarında görüş talep edilmektedir.<br />
Katma Değer Vergisi Kanununun;<br />
- 1/1 inci maddesinde, Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,<br />
- 1/3-f maddesinde, Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemlerinin KDV ye tabi olduğu,<br />
- 17/4-d maddesinde, iktisadi işletmelere dahil olmayan gayrimenkullerin kiralanması işlemlerinin KDV den müstesna olduğu,<br />
-17/4-p maddesinde ise Hazinece yapılan taşınmaz teslimi ve kiralamaları, irtifak hakkı tesisi, kullanma izni ve ön izin verilmesi işlemlerinin KDV den istisna olduğu,<br />
hükme bağlanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify"><br />
Bu hükümler çerçevesinde, Hazinece yapılan taşınmaz kiralamaları ile iktisadi işletme niteliğinde olmayan kamu idareleri, dernekler, vakıflar, belediyeler ve üniversitelerin taşınmaz kiralamaları KDV den istisna olacaktır.</p>

<p style="text-align:justify"><br />
Ancak, bizatihi iktisadi işletme niteliğindeki taşınmaz kiralamaları ile kantin, çay ocağı, voli mahalli, dalyan, taş, kireç, kum, kömür ocakları gibi taşınmaza bağlı işletme hakkı v.b. hakların kiralanması KDV Kanununun 17/4-d maddesindeki istisna kapsamına girmeyecek ve KDV ye tabi olacaktır.<br />
Öte yandan, "Hazine" ibaresi 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli I sayılı cetvelde sayılan Genel Bütçeli Kamu İdarelerini kapsamakta olup, söz konusu cetvelde bulunmayan Üniversiteler "Hazine" kavramı içerisinde yer almamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify"><br />
Diğer taraftan, 14/4/2012 tarih ve 28264 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 1/5/2012 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 117 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (2.3.3) bölümünde, 5018 sayılı Kanuna ekli cetvellerde yer alan idare, kurum ve kuruluşların kiraya verme işlemleridışında KDV ye tabi işlemleri bulunmamaları kaydıyla, 1 No.lu KDV Beyannamesini sadece kiralama işleminin gerçekleştiği dönemler için verecekleri belirtilmiştir.<br />
Bu açıklamalara göre;<br />
1- Üniversite bünyesinde bulunan taşınmazların, kantin-kafeterya, büfe, fotokopi odası, taksi durağı, bilet satış ve benzeri amaçlarla kiracıların kullanımına bırakılması halinde, bu tür kiralama işlemleri taşınmaza bağlı işletme hakkının kiralanması olarak değerlendirilecek ve KDV Kanununun 1/3-f maddesine göre KDV ye tabi olacaktır. Üniversitenin KDV mükellefiyetinin bulunmaması halinde bu işlem nedeniyle hesaplanacak KDV, 1/5/2012 tarihinden önceki işlemlerde işleme taraf<br />
olan ve KDV mükellefiyeti bulunan kiracılar tarafından 2 No.lu KDV beyannamesi ile beyan edilecek, 1/5/2012 tarihinden sonra yapılan işlemlerde ise 117 Seri No.lu KDV Genel Tebliğindeki açıklamalar çerçevesinde söz konusu kiralama işlemlerinize ait KDV tarafınızdan mükellef sıfatıyla beyan edilip ödenecektir.<br />
2- Üniversite bünyesinde bulunan taşınmazların, ATM ünitesi veya baz istasyonu konulmak üzere kiraya verilmesi halinde ise işletme hakkı kiralamasından bahsedilemeyeceğinden, taşınmaz kiralaması olarak değerlendirilen bu işlem KDV Kanununun 17/4-d maddesine göre KDV den istisna tutulacaktır.<br />
Bilgi edinilmesini rica ederim.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VERGİ MEVZUATI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/universite-bunyesindeki-tasinmazlarin-kiralanmasinda-kdv</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 10:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/04/gib.webp" type="image/jpeg" length="89693"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yıllık izin hakkı olan memur mazeret izni kullanabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/yillik-izin-hakki-olan-memur-mazeret-izni-kullanabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/yillik-izin-hakki-olan-memur-mazeret-izni-kullanabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[yıllık izin hakkı olan memur mazeret izni alabilir mi, 10 günlük mazaret izni yıllık izni olana verilir mi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3 style="text-align:justify"><strong><span><span>Yıllık izin hakkı olan memur mazeret izni kullanabilir mi?</span></span></strong></h3>

<p><strong><span><span>yıllık izin hakkı olan personele bazı istisnai durumlarda anılan madde kapsamında mazeret izni verilmesi mümkün olmakla birlikte amirin bu konuda takdir yetkisinin olduğu, takdir yetkisi kullanılırken mazeretin niteliği ile birlikte ilgilinin yıllık izin hakkının olup olmadığı hususunun da dikkate alınarak bir değerlendirme yapılmasının uygun olacağı mütalaa edilmektedir.</span></span></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span><span>Özet: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 104 üncü maddesinde yer alan mazeret izninin kullanımı hk. (04/04/2011-3419) Yıllık izinler ile mazeret izinlerinin kullanımı ve sürelerin hesaplanması ile ilgili hususlarda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği ilgi yazı incelenmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun ‘İzin’ başlıklı 23 üncü maddesinde; «Devlet memurları, bu kanunda gösterilen süre ve şartlarla izin hakkına sahiptirler.» hükmüne 102 nci maddesinde «Devlet memurlarının yıllık izin süresi, hizmeti 1 yıldan on yıla kadar (on yıl dahil) olanlar için 20 gün, hizmeti on yıldan fazla olanlar için 30 gündür. Zorunlu hallerde bu sürelere gidiş ve dönüş için en çok ikişer gün eklenebilir.» hükmüne 103 üncü maddesinde de; «Yıllık izinler, amirin uygun bulacağı zamanlarda, toptan veya ihtiyaca göre kısım kısım kullanılabilir. Birbirini izleyen iki yılın izni bir arada verilebilir. Cari yıl ile bir önceki yıl hariç, önceki yıllara ait kullanılmayan izin hakları düşer. Öğretmenler yaz tatili ile dinlenme tatillerinde izinli sayılırlar. Bunlara, hastalık ve diğer mazeret izinleri dışında, ayrıca yıllık izin verilemez. Hizmetleri sırasında radyoaktif ışınlarla çalışan personele, her yıl yıllık izinlerine ilaveten bir aylık sağlık izni verilir. « hükmüne yer verilmiştir. Diğer taraftan, mezkur Kanunun 104 üncü maddesinde doğum, ölüm, evlilik ile ilgili mazeret izinleri düzenlenmiş olup, (C) fıkrasında ise; “(A) ve (B) fıkralarında belirtilen hâller dışında, merkezde atamaya yetkili amir, ilde vali, ilçede kaymakam ve yurt dışında diplomatik misyon şefi tarafından, birim amirinin muvafakati ile bir yıl içinde toptan veya bölümler hâlinde, mazeretleri sebebiyle memurlara on gün izin verilebilir. Zaruret hâlinde öğretmenler hariç olmak üzere, aynı usûlle on gün daha mazeret izni verilebilir. Bu takdirde, ikinci kez verilen bu izin, yıllık izinden düşülür. ” hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda yer verilen hükümler çerçevesinde; yıllık izinlerin amirin uygun bulacağı zamanlarda, toptan veya ihtiyaca göre kısım kısım kullanılabileceği belirtilerek zaman bakımından idareye takdir yetkisi tanınmış olup, 1-2 gün yıllık izin talebinde bulunan personele bu süreler kadar izin verilmesine engel bir düzenleme bulunmamaktadır. Ayrıca, mezkur Kanunun 104 üncü maddesinin (C) fıkrasında yer verilen mazeret izninin, yıllık izne ilave bir izin gibi görülmemesi gerektiği, <strong>yıllık izin hakkı olan personele bazı istisnai durumlarda anılan madde kapsamında mazeret izni verilmesi mümkün olmakla birlikte amirin bu konuda takdir yetkisinin olduğu</strong>, takdir yetkisi kullanılırken mazeretin niteliği ile birlikte ilgilinin yıllık izin hakkının olup olmadığı hususunun da dikkate alınarak bir değerlendirme yapılmasının uygun olacağı mütalaa edilmektedir.</span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>İZİNLER</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/yillik-izin-hakki-olan-memur-mazeret-izni-kullanabilir-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 11:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2022/03/yillik_izin_hakki_olan_memur_mazeret_izni_kullanabilir_mi_h30862_1fe1e.jpg" type="image/jpeg" length="47282"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üniversite Okuyan Memura Dersler İçin İzin Verilir mi?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/universite-okuyan-memura-dersler-icin-izin-verilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/universite-okuyan-memura-dersler-icin-izin-verilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üniversite Okuyan Memura Dersler İçin İzin Verilir mi? Üniversite okuyan memur mesai saatleri içinde üniversitede okumuş olduğu bölümün derslerine katılmak üzere izin alabilirmi, memurun eğitim görme kapsamında kurumundan dersler için izin alması mümkün mü?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3 style="text-align:justify"><strong><span><span>Üniversite Okuyan Memura Dersler İçin İzin Verilir mi?</span></span></strong></h3>

<p style="text-align:justify"><span><span>Çoğu kamu kurumunda memur olarak görev yapanlar aynı zamanda Yükseköğretim kurumlarında okumaktadırlar.Memur olarak çalışanların ikinci öğretim olarak adlandırılan ve akşam saatlerinde eğitim veren bölümlerde eğitim görmesinde mesai saatleri açısından herhangi bir engel bulunmamaktadır.Ancak örgün eğitim olarak adlandırılan ve gündüz saatlerinde eğitim veren bölümlere kayıt yaptırıp aynı zamanda da memurluk yapan kişiler açısından mesai ve ders saatlerinin çakışması durumunda memura izin verilip verilemeyeceği hususu bazı kamu kurumlarında tereddüte neden olmaktadır.Bazı kurumlarda  derse giden memurlar kurum idarecilerince idare edilerek derse gidebilmekte bazı kurumlarda memura derse gitmesi için izin verilmemekte ve memurun varsa yıllık iznini kullanması istenmektedir.Konuya ilişkin olarak Devlet Personel Başkanlığına sorulan bir görüşte memura mesai saatleri içinde derse gitmek için izin verilmesinin mümkün olmadığı yönünde görüş verilmiştir.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>ÖZET: Memurun çalışma saatlerinin lisans öğrenimindeki ders programına göre belirlenemeyeceği hk.(16/05/2011-8571)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Lisans öğrenimi görmekte olduğunuzu belirterek merkezi yerleştirmeler ile memur olarak atanmanız durumunda çalışma saatlerinizin amiriniz tarafından ders programınıza göre ayarlanmasının mümkün olup olmadığı hakkında görüş talep edilen dilekçe incelenmiştir.<br />
Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 99 uncu maddesinde “Memurların haftalık çalışma süresi genel olarak 40 saattir. Bu süre Cumartesi ve Pazar günleri tatil olmak üzere düzenlenir. Ancak özel kanunlarla yahut bu kanuna veya özel kanunlara dayanılarak çıkarılacak tüzük ve yönetmeliklerle, kurumların ve hizmetlerin özellikleri dikkate alınmak suretiyle farklı çalışma süreleri tespit olunabilir.” hükmü yer almaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Diğer yandan, mezkur Kanunun Devlet memurlarına verilecek izinleri düzenleyen beşinci bölümünde örgün öğrenim görmekte olan memurlara izin verilmesine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.<br />
Bu itibarla, Devlet memurlarının Anayasa ve diğer kanunlarla kendilerine verilen görev ve sorumluluklarını mevzuat ile belirlenen çalışma saatlerine uygun olarak yerine getirmelerinin esas olduğu değerlendirilmekte olup, atanmanız durumunda çalışma saatlerinizin amiriniz tarafından ders programınıza göre ayarlanmasının mümkün olmadığı<br />
mütalaa edilmektedir.</span></span></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>PERSONEL MEVZUATI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/universite-okuyan-memura-dersler-icin-izin-verilir-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 11:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2017/02/teacher-1280966_640-1.jpg" type="image/jpeg" length="29938"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Belediye başkanlarının yeşil pasaportu hakkında karar]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/belediye-baskanlarinin-yesil-pasaportu-hakkinda-karar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/belediye-baskanlarinin-yesil-pasaportu-hakkinda-karar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi, ilk defa 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olan belediye başkanlarına hususi damgalı pasaport verilmesini "birinci derece kadro ile emekliliğe hak kazanmış olma" şartına bağlayan düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olmadığına karar verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesinden Hususi Pasaport Kararı: Belediye Başkanlarına İlişkin Düzenleme Anayasa’ya Uygun Bulundu</h1>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi, 5 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan kararıyla, 5682 sayılı Pasaport Kanunu'nun belediye başkanlarına hususi damgalı pasaport verilmesine ilişkin hükmüne yönelik iptal talebini reddetti.</p>

<p style="text-align:justify">Karara konu başvuruda, Pasaport Kanunu'nun 14. maddesinde yer alan ve belediye başkanlarının görevleri sırasında veya görevlerinden ayrıldıktan sonra hususi damgalı pasaport alabilmelerini "birinci derece kadro ile emekliliğe hak kazanmış olma" şartına bağlayan düzenlemenin Anayasa'nın hukuk devleti, eşitlik, temel hak ve özgürlüklerin sınırlanması ile seyahat özgürlüğünü düzenleyen hükümlerine aykırı olduğu ileri sürüldü.</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi ise incelemesini, ilk defa 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 4'üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olan belediye başkanları yönünden yaptı. Mahkeme, belediye başkanlarının hangi şartlar altında hususi damgalı pasaport alabileceklerinin kanunda açık, net ve öngörülebilir şekilde düzenlendiğini, bu nedenle hukuk devleti ilkesinin gereği olan belirlilik ilkesine aykırılık bulunmadığını değerlendirdi.</p>

<p style="text-align:justify">Kararda ayrıca, hususi damgalı pasaport verilmesinin belirli koşullara bağlanmasının kişilerin yurt dışına çıkma özgürlüğünü sınırlamadığı vurgulandı. Mahkemeye göre düzenleme, yalnızca hususi damgalı pasaporttan yararlanma şartlarını belirlemekte olup, Türk vatandaşlarının umuma mahsus pasaport alarak yurt dışına çıkabilmelerine engel teşkil etmiyor. Bu nedenle Anayasa'nın seyahat özgürlüğüne ilişkin 23'üncü maddesi yönünden de aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldı.</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'na tabi belediye başkanları ile ilk defa 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olan belediye başkanlarının farklı sosyal güvenlik rejimlerine tabi olmaları nedeniyle hukuki durumlarının aynı olmadığını belirterek, farklı kurallara tabi tutulmalarının eşitlik ilkesini ihlal etmediğine de hükmetti.</p>

<p style="text-align:justify">Bu gerekçelerle Mahkeme, 5682 sayılı Pasaport Kanunu'nda yer alan "birinci derece kadro ile emekliliğe hak kazanmış olan" ibaresinin, ilk defa 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olan belediye başkanları yönünden Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine oy birliğiyle karar verdi. Karar, 5 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı.</p>

<p style="text-align:justify">5 Ağustos 2026 ÇARŞAMBA Resmî Gazete</p>

<p style="text-align:justify">ANAYASA MAHKEMESİ KARARI</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:</p>

<p style="text-align:justify">Esas Sayısı : 2025/248</p>

<p style="text-align:justify">Karar Sayısı : 2026/109</p>

<p style="text-align:justify">Karar Tarihi: 13/5/2026</p>

<p style="text-align:justify">İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: İzmir Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesi</p>

<p style="text-align:justify">İTİRAZIN KONUSU: 15/7/1950 tarihli ve 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun 25/6/1958 tarihli ve 7154 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen 14. maddesinin 28/5/1988 tarihli ve 3463 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle değiştirilen (A) fıkrasının 22/8/1989 tarihli ve 378 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nİn 1. maddesiyle değiştirilen birinci paragrafının birinci cümlesinde yer alan ""...birinci derece kadro ile emekliliğe hak kazanmış olan...” ibaresinin Anayasa’nın 2., 10., 13. ve 23. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.</p>

<p style="text-align:justify">OLAY: Hususi damgalı pasaport verilmesi talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Aııayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ</p>

<p style="text-align:justify">Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 14. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p style="text-align:justify">"‘Hususi pasaportlar</p>

<p style="text-align:justify">Madde 14 — (Değişik:RG-25/6/1958-7154/1 md.)</p>

<p style="text-align:justify">A) (Değişik:28/5/1988-3463/2 md.) Hususî damgalı pasaportlar;</p>

<p style="text-align:justify">(Değişik paragraf:22/8/1989-378 KHK/1 md.) (...) birinci, ikinci ve üçüncü derece kadrolarda bulunan veya bu kadrolar karşılık gösterilmek veya T. C . Emekli Sandığı ile ilgilendirilip emekli kesenekleri bu derecelerden kesilmek suretiyle Sözleşmeli olarak çalıştırılan Devlet memurları ve diğer kamu görevlileri, vakıf yükseköğretim kurulularında görev yapanlardan en az 15 yıl mesleki kıdemi olan öğretim üyeleri ile birinci derece kadro ile emekliliğe hak kazanmış olan belediye başkanlarına; diplomatik pasaport verilmesini gerektiren vazifelerden başka herhangi bir resmi vazife ile veya kendi hesaplarına yabancı ülkelere gittikleri zaman verilir. (Ek cümle:19/10/2005-5411/168 md.) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Kurulu üyeleri ile vakıf yükseköğretim kurumlarında görev yapan öğretim üyeleri için, T.C. Emekli Sandığı ile ilgilendirilme ve emekli keseneklerinin bu derecelerden kesilmesi şartı aranmaz.</p>

<p style="text-align:justify">Bunlardan emeklilik veya çekilme sebepleri ile vazifelerinden ayrılmış olanlara da bu nevi pasaport verilir.</p>

<p style="text-align:justify">(Değişikparagraf:3/3/1993-3868/1 md.) (...), il ve ilçe belediye başkanlarına, görevleri süresince hususi damgalı pasaport verilir.</p>

<p style="text-align:justify">II. İLK İNCELEME</p>

<p style="text-align:justify">1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Haşan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yıldız SEFERÎNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇÎL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla 11/12/2025 tarihinde yapılan ilk İnceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">III. ESASIN İNCELENMESİ</p>

<p style="text-align:justify">2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Cem GÜNDOGDU tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri İle diğer yasama belgeleri okunup İncelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:</p>

<p style="text-align:justify">A. Sınırlama Sorunu</p>

<p style="text-align:justify">3. Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu hükümlerin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeler uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunmasının yanı sıra, iptali talep edilen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural İse bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikteki kurallardır.</p>

<p style="text-align:justify">4. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme 5682 sayılı Kanun’un 14. maddesinin (A) fıkrasının birinci paragrafının birinci cümlesinde yer alan “...birinci derece kadro ile emekliliğe hak kazanmış olan...” ibaresinin iptalini talep etmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">5. İtiraz konusu kural, görevleri süresi boyunca belediye başkanlarının hususi damgalı pasaport almalarına imkân tanıyan şartı düzenlemektedir. Ancak anılan fıkranın ikinci paragrafı gereğince emekli olan veya görevlerinden çekilmiş olan belediye başkanlarının hususi damgalı pasaport talep etmeleri durumunda da kural uygulanabilir hâle gelmektedir. Ayrıca kural, ilk defa 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olan belediye başkanlarının yanı sıra 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’na tabi olarak görev yapan belediye başkanları bakımından da uygulanmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">6. Bakılmakta olan davamn konusu ise ilk defa 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı sayılan ve bu statüden emekli olan kişiye ilişkindir. Bu itibarla bakılmakta olan davanın konusu gözetilerek kuralın esasına ilişkin incelemenin “ilk defa 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık</p>

<p style="text-align:justify">Sigortası Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olan belediye başkanlar f yönünden yapılması gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">B. Genel Açıklama</p>

<p style="text-align:justify">7. Ülkemizde sosyal güvenlik sisteminin tek çatı altında toplanması amacıyla Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK), Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigorta Kurumu (Bağ-Kur) ve T.C. Emekli Sandığından oluşan sosyal sigorta kuruluşları Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) çatısı altında toplanmış ve daha önce yürürlükte olan sosyal sigorta sistemiyle ilgili kanunlar yürürlükten kaldırılarak sosyal sigorta sistemi 5510 sayılı Kanun’la yeniden düzenlenmiştir,</p>

<p style="text-align:justify">8. Anılan Kanun’un geçici 4. maddesinde, Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun uyarınca emekli aylığı bağlananlar ile iştirakçi iken 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla anılan Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar ve söz konusu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil olmak üzere 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılmaya devam edileceği hükmüne yer verilmiştir. Buna göre 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 2008 yılı Ekim ayı başından önce 5434 sayılı Kanun kapsamında iştirakçiliği bulunanlar ile bu tarihten sonra 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında memur olarak çalışmaya başlayanların sosyal güvenlik sistemi açısından farklı kanun hükümlerine tabi ve dolayısıyla farklı sosyal güvencelere sahip oldukları görülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">9. Bir belediye başkanının hangi kanuna tabi olacağı da anılan ölçütlere göre belirlenmektedir. Buna göre 5434 sayılı Kanun uyarınca iştirakçi iken veya önceden anılan Kanun’a tabi çalışması bulunup da belediye başkanı seçilen kişi hakkında 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanmaya devam edecektir. Ancak 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun’a tabi çalışması bulunmayan bir kişi ilk defa 2008 yılı Ekim ayından sonra belediye başkanı seçildiğinde 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olacak ve kendisine bu Kanun hükümleri uygulanacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">10. Belediye başkanı olarak iştirakçilikleri devam edenlere 5434 sayılı Kanun’un mülga ek 48. maddesine göre genel idare hizmetleri sınıfında görev yapan genel müdürler için belirlenen ek gösterge rakamını ve öğrenim durumlarına göre yükselebilecekleri dereceyi geçmemek üzere emekli keseneklerine esas aylık dereceleri itibarıyla mülki idare amirliği hizmetleri sınıfi için tespit edilen ek gösterge rakamları uygulanmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">11. İlk defa 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olan belediye başkanlarının prime esas kazançları ise anılan Kanun’un 80. maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendine göre hesaplanmaktadır. Söz konusu bende göre büyükşehir belediye başkanlan için bakanlık genel müdürünün, diğer belediye başkanlar! için ise öğrenim durumları itibanyla 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre yükselebilecekleri dereceyi aşmamak kaydıyla anılan Kanun’a ekli (I) sayılı Ek Gösterge Cetveli’nin ^VIll. Mülki İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfi' bölümünün (c) bendinde belirtilenlerin prime esas kazançtan dikkate alınmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">C. Anlam ve Kapsam</p>

<p style="text-align:justify">12. 5682 sayılı Kanun’a göre bir kişinin yurt dışına çıkabilmesi için ilke olarak pasaport hamili olması gereklidir. Zira kişinin yurt dışına çıkma özgürlüğünü kullanması hem vatandaşı olduğu ülkeyi hem de seyahat ettiği ülkeyi yükümlülük altına sokabildiğinden pasaport aracılığıyla kişilerin kimliklerinin hukuki olarak tespiti sağlanmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">13. Anılan Kanun’da yabancılar için düzenlenecek pasaportlar ayrı olmak üzere Türk vatandaşları için dört farklı türde pasaporta yer verilmiştir. Bunlardan umuma mahsus pasaportlar, Kanun’da yazılı şartları sağlamak kaydıyla hiçbir aynm bulunmadan tüm vatandaşlar için düzenlenebilmektedir. Umuma mahsus pasaport hamili kişiler gitmek istedikleri ülkenin vize rejiminin gereklerini sağlayarak o ülkeye seyahat edebilmekte, ayrıca taraf olunan anlaşmalar uyarınca Türk vatandaşlarına tanınan vize bağışıklığı neticesinde belirli ülkelere vize koşulu aranmadan gidebilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">14. Hususi damgalı pasaportlar ise Kanun’un 14. maddesinde düzenlenen bir diğer pasaport türüdür. Anılan maddeye göre bu tür pasaportlar devlet memurlarına, bazı kamu görevlilerine, vakıf yükseköğretim kurumlarında görev yapan öğretim üyelerine, belediye başkanlarına, ihracatçı firma yetkililerine ve avukatlara maddede sayılan diğer şartları sağlamak kaydıyla verilebilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">15. İtiraz konusu kuralla belediye başkanlarına hususi damgalı pasaport verilebilmesi için birinci derece kadro ile emekliliğe hak kazanmış olunması şartı getirilmektedir. Kural, “ilk defa 31/5/2006 tarihlî ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ’mm 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olan belediye başkanlar/' yönünden incelenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Ç. İtirazın Gerekçesi</p>

<p style="text-align:justify">16. Başvuru kararında özetle; kamu görevlisi statüsü dışında çalışan öğretim üyelerinin hususi damgalı pasaport haklan yönünden ayrıksı ve özgü koşullar getirilmişken belediye başkanları için benzer koşulların öngörülmediği, belediye başkanları için getirilen koşulun aynı süre görev yapan kişiler arasında eşitsizlik oluşturduğu, bireyin yurt dışına seyahat edebilmesi için özel imkân ve kolaylık sağlayan hususi damgalı pasaport hakkına yönelik düzenlemelerin seyahat özgürlüğünü de sınırladığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 10., 13. ve 23. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.</p>

<p style="text-align:justify">D. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu</p>

<p style="text-align:justify">17. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.</p>

<p style="text-align:justify">18. Anayasa’nın anılan maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesinin gereklerinden biri de belirliliktir. Hukuk devletinin temel unsurlarından olan hukuki belirlilik ilkesi uyarınca kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca</p>

<p style="text-align:justify">kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154; E.2019/106, K.2019/100,25/12/2019, § 20; E.2020/I5, K.2020/78,24/12/2020, §10).</p>

<p style="text-align:justify">19. İtiraz konusu kural, ilk defa 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında sigortalı olan belediye başkanlarına hususi damgalı pasaport verilmesini birinci derece kadro ile emekliliğe hak kazanmış olunması şartına bağlamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">20. Belediye başkanlarının belirlenmiş herhangi bir kadro derecesi bulunmamakla birlikte 5510 sayılı Kanun’un 80. maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendine göre prime esas kazançlannın büyükşehir belediye başkanlan için bakanlık genel müdürünün, diğer belediye başkanları için ise öğrenim durumları itibarıyla yükselebilecekleri dereceyi aşmamak kaydıyla 657 sayılı Kanun’a ekli (1) sayılı Ek Gösterge Cetveli’nin “VIII. Mülki İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfı” bölümünün (c) bendinde belirtilenlerin prime esas kazançları dikkate alınarak belirlendiği görülmektedir. Dolayısıyla bir belediye başkanmın prime esas kazancının hesaplanmasında dikkate alınan görevi sırasındaki son derecenin birinci derece olması hâlinde hususi damgalı pasaport alması mümkün hâle gelecektir.</p>

<p style="text-align:justify">21. Kural gereğince aranan bir diğer şart ise emekliliğe hak kazanılmış olmasıdır. Bir kişinin emekliliğe hak kazanması tabi olunan sosyal güvenlik mevzuatı hükümlerine göre ilke olarak yaş ve hizmet süresi şartlarını tamamlamasını gerektirmektedir. Kişinin tabi olduğu mevzuat uyarınca kendisine uygulanacak hükümler dikkate alınarak belirlenecek bu durumun değişkenlik gösterebileceği açıktır. Ancak emekliliğe hak kazanma yönünden yapılacak hesaplamalara ilişkin sosyal güvenlik mevzuatlarında yer alan düzenlemeler uyarınca şartın sağlanıp sağlanmadığı belirlenebilecektir.</p>

<p style="text-align:justify">22. Kurala tabi belediye başkanlarının görev süresince pasaport alabilmesi için fiilen emekli statüsüne geçmesine gerek olmayıp birinci derece kadro ile emekliliğe hak kazanmaları yeterlidir. Emekli veya çekilme sebebiyle görevinden ayrılmış olan bir belediye başkanı ise ancak görevi sırasında birinci derece kadro ile emekliliğe hak kazanmış olması hâlinde hususi damgalı pasaport alabilecektir. Bir başka ifadeyle belediye başkanlarının söz konusu madde ile tamnan haktan yararlanmaları için başvuru tarihi itibarıyla değil belediye başkanlığı görevleri sırasında hem emeklilik yönünden birinci dereceli kadroya ulaşmış hem de tabi olunan sosyal güvenlik mevzuatı hükümlerine göre emekliliğe hak kazanmış olmaları gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">23. Dolayısıyla belediye başkanlarının hangi şartlar altında hususi damgalı pasaport alabileceklerinin herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net ve anlaşılır bir şekilde düzenlendiği gözetildiğinde kuralda belirlilik ilkesine aykırı bir yön bulunmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">24. Öte yandan hukuk devleti ilkesi gereğince kanunlar kamu yararı amacıyla çıkarılır. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre kamu yararı genel bir ifadeyle bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir. Kanunun amaç öğesi bakımından Anayasa’ya uygun sayılabilmesi için çıkarılmasında kamu yararı dışında bir</p>

<p style="text-align:justify">amacın gözetilmemiş olması gerekir. Kanunun kamu yaran dışında bir amaçla yalnız özel çıkarlar için veya yalnızca belirli kişilerin yararına çıkarıldığı açıkça anlaşılabiliyorsa amaç unsuru bakımından Anayasa’ya aykırılık söz konusudur (AYM, E.2021/14, K.2023/173, 11/10/2023, §9).</p>

<p style="text-align:justify">25. Açıklanan hâl dışında bir kanun hükmünün ülke gereksinimlerine uygun olup olmadığı, hangi araç ve yöntemlerle kamu yararının sağlanabileceği siyasi tercih sorunu olarak kanun koyucunun takdirinde olduğundan bu kapsamda kamu yararı değerlendirmesi yapmak anayasa yargısıyla bağdaşmaz (AYM, E.2018/99, K.2021/14,3/3/2021, § 102).</p>

<p style="text-align:justify">26. Bu itibarla Anayasa’ya uygunluk denetiminde kuralın öngörülmesindeki kamu yaran anlayışının isabetli olup olmadığı değil incelenen kuralın kamu yararı dışında belirli bireylerin ya da grupların çıkarları gözetilerek yasalaştırılmış olup olmadığı incelenir. Başka bir ifadeyle bir kuralın Anayasa’ya aykınlık sorunu çözümlenirken kamu yaran konusunda Anayasa Mahkemesinin yapacağı inceleme, yalnızca kuralın kamu yaran amacıyla çıkarılıp çıkarılmadığının denetimiyle sınırlıdır (AYM, E.2016/140, K.2017/92, 12/4/2017, § 7; E.2017/33, K.2019/20, 10/4/2019, §§ 10, 11; E.2021/14, K.2023/173, 11/10/2023, § 11; E.2022/50, K.2022/107,28/9/2022, § 28).</p>

<p style="text-align:justify">27. Belediye başkanlarına hususi damgalı pasaport verilmesi için öngörülen şartlar belediye başkanlığında ve sosyal güvenlik sisteminde belirli bir süre geçirilmesini zorunlu kılmaktadır. Kuralla istisnai nitelikteki bu hakkın belirli ölçütler bağlamında tanınmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla kuralın özel çıkarlar gözetilerek veya belirli kişiler lehine getirildiği sonucuna ulaşılmasına neden olabilecek bir yönü bulunmadığından kamu yararına yönelik olmadığı söylenemez.</p>

<p style="text-align:justify">28. Anayasa’nın 23. maddesinde “Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir” denilerek yerleşme ve seyahat özgürlüğü güvence altına alınmaktadır. Anılan maddede bu özgürlüğün sınırlanmasına ilişkin düzenlemeler de bulunmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">29. Bununla birlikte anayasa koyucunun seyahat özgürlüğünün bir boyutu olan yurt dışına çıkma özgürlüğü için sınırlama rejimini özel olarak düzenlediği görülmektedir. Buna göre Anayasa’nın anılan maddesinin üçüncü fıkrasında “Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir” denilmek suretiyle vatandaşın yurt dışına çıkma özgürlüğünün sadece suç soruşturması veya kovuşturması sebebine bağlı olarak ve ancak hâkim kararıyla sınırlanabileceği belirtilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">30. Ancak Anayasa’nın yurt dışına çıkma özgürlüğünün sınırlanması bakımından öngördüğü sınırlama sebebi ile teminatın gündeme gelebilmesi için öncelikle yurt dışına çılana özgürlüğüne yönelik bir sınırlama bulunmalıdır. Bu bağlamda anayasal anlamda bir temel hak veya özgürlüğün sınırlandığından bahsedilebilmesi için belirli bir temel hak ve özgürlüğün Anayasa'da öngörülen ya da belirlenen alanı içinde kişiye sağlanan imkânların daraltılması yönünde bir düzenlemenin ihdas edilmesi gerekir (AYM, E.2003/40, K.2007/96, 12/12/2007; E.2014/176, K.2015/53,27/5/2015).</p>

<p style="text-align:justify">31. Kanun koyucunun hususi damgalı pasaportlardan yararlanabilecek kişilere ilişkin düzenleme yaparken birtakım şartlan öngörmesi yalnızca bu tür pasaportların elde edilmesine yönelik bir sınırlamadır. Zira 5682 sayılı Kanun’un 15. maddesi uyarınca ilke olarak her Türk vatandaşının umuma mahsus pasaport hamili sıfatıyla yurt dışına çıkabilmesi mümkündür.</p>

<p style="text-align:justify">32. Buna göre hususi damgalı pasaport hamili olarak yurt dışına çıkabilmenin sağladığı imkânlara ulaşmada birtakım şartlar öngören kuralın Anayasa’nın 23. maddesinde güvence altına alınan yurt dışına çıkma özgürlüğünü sınırlayan bir yönü bulunmamaktadır (benzer yönde değerlendirme için bkz. AYM, E.2019/114, K.2021/36,3/6/2021, § 17).</p>

<p style="text-align:justify">33. Öte yandan Anayasa’nın 10. maddesinde “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir./ Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz./ Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz./ Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz./ Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar” denilmek suretiyle kanun önünde eşitlik ilkesine yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">34. Anayasa’nın anılan maddesinde belirtilen kanun önünde eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, kişilere ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez (AYM, E.2021/129, K.2022/33, 24/3/2022, § 23; E.2023/44, K.2023/71,5/4/2023, § 15).</p>

<p style="text-align:justify">35. Eşitlik ilkesi yönünden yapılacak anayasallık denetiminde öncelikle Anayasa’nın söz konusu maddesi çerçevesinde aynı ya da benzer durumda bulunan kişilere farklı muamele yapılıp yapılmadığı tespit edilmeli, bu bağlamda aynı ya da benzer durumdaki kişiler arasında farklılık gözetilip gözetilmediği belirlenmelidir. Yapılacak bu belirlemenin ardından ise farklı muamelenin nesnel ve makul bir temele dayanıp dayanmadığı ve ölçülü olup olmadığı hususları irdelenmelidir. Ölçülülük ilkesi, amaç ve araç arasında hakkaniyete uygun bir dengenin bulunması gereğini ifade eder. Diğer bir ifadeyle bu ilke, farklı muamelenin öngörülen objektif amaç ile orantılı olmasını gerektirmektedir (AYM, E.2016/205, K.2019/63,24/7/2019, § 65; E.2021/1, K.2021/32,29/4/2021, § 32).</p>

<p style="text-align:justify">36. 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 2008 yılı Ekim ayı başından önce 5434 sayılı Kanun kapsamında iştirakçiliği bulunanlar ile bu tarihten sonra 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışmaya başlayanların sosyal güvenlik sistemi açısından farklı kanun hükümlerine tabi ve dolayısıyla farklı sosyal güvencelere sahip oldukları görülmektedir. Aynı zamanda söz konusu farklılık, geçmiş çalışma sürelerinin intibak hesabında dikkate alınmasında da ortaya çıkmaktadır. Bu durum ise hususi damgalı pasaport alınması için birinci derece kadro ile emekliliğe hak kazanılması şartının sağlanması yönünden aynı sürede görev yapanlar arasında farklılığa neden olabilecektir. Ancak 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 2008 yılı Ekim ayı başından önce 5434 sayılı Kanun kapsamında iştirakçiliği bulunan bir belediye başkanı ile ilk defa bu tarihten sonra 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışmaya başlayanların </p>

<p style="text-align:justify">birinci derece kadro ile emekliliğe hak kazanma bakımından karşılaştırılabilir şekilde benzer durumda oldukları söylenemez.</p>

<p style="text-align:justify">37. Bu itibarla 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 2008 yılı Ekim ayı başından önce 5434 sayılı Kanun kapsamında iştirakçiliği bulunanlar ile ilk defa bu tarihten sonra 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışmaya başlayan belediye başkanlarının farklı hükümlere tabi kılınmasının eşitlik ilkesini zedeleyen bir yönü bulunmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">38. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2., 10. ve 23. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">Kuralın Anayasa’nın 13. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">IV. HÜKÜM</p>

<p style="text-align:justify">15/7/1950 tarihli ve 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun 25/6/1958 tarihli ve 7154 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen 14. maddesinin 28/5/1988 tarihli ve 3463 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle değiştirilen (A) fıkrasının 22/8/1989 tarihli ve 378 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 1. maddesiyle değiştirilen birinci paragrafının birinci cümlesinde yer alan “...birinci derece kadro ile emekliliğe hak kazanmış olan...'" ibaresinin;</p>

<p style="text-align:justify">A. Esasına ilişkin incelemenin “ilk defa 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ’mm 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olan belediye başkanlar/" yönünden yapılmasına,</p>

<p style="text-align:justify">B. “İlk defa 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olan belediye başkanlar/” yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,</p>

<p style="text-align:justify">13/5/2026 talihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÖRNEK KARARLAR</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/belediye-baskanlarinin-yesil-pasaportu-hakkinda-karar</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 10:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/06/anayasa-mahkemesi-25.jpg" type="image/jpeg" length="17911"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ay başından önce görevden ayrılan memur maaş iadesi]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/ay-basindan-once-gorevden-ayrilan-memur-maas-iadesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/ay-basindan-once-gorevden-ayrilan-memur-maas-iadesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[maaşı yapılan ancak ayın 15 inden önce işten ayrılacak istifa eden memurun maaşının geri alınması]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1>AY BAŞINDAN ÖNCE GÖREVİNDEN AYRILANLARA YAPILAN ÖDEMELERİN TAKİP VE TAHSİL İŞLEMLERİ</h1>

<p>657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 164 üncü maddesi ve diğer personel kanunları uyarınca aylıkları her ayın başında peşin olarak ödenenler için harcama birimlerince, aylıksız izinli olarak ayrılma durumunda olduğu bilinen veya herhangi bir şekilde görevinden ayrılan (istifa, çekilme, çekilmiş sayılma ve benzeri) kamu görevlisine gelecek aya ait aylıklara ilişkin gerçekleştirme işleminin yapılmaması gerekir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Harcama birimlerince, aylıklara ilişkin gerçekleştirme işleminin yapılmasından ve ödeme emri belgesinin muhasebe birimine gönderilmesinden sonra, aylıksız izinli veya herhangi bir şekilde görevinden ayrılan kamu görevlisi için de gerçekleştirme işleminin yapıldığının anlaşılması halinde <strong><u>ödeme emri belgesi</u></strong>;</p>

<p>I. Muhasebe birimince henüz işleme konulmamışsa;</p>

<p>Görevinden ayrılan kamu görevlilerine yersiz ödemeye yol açmayacak şekilde yeniden düzenlenmesi amacıyla harcama biriminin talebi üzerine iade edilir.</p>

<p>II. Muhasebe birimince muhasebeleştirilerek onaylanmış ancak aylıkların henüz kamu görevlilerinin hesabına aktarılmamış olması halinde;</p>

<p>Harcama birimince ilgili banka şubesine yazılı bildirim yapılarak görevinden ayrılan kamu görevlisinin hesabına aktarılacak tutarın <strong><u>bloke ettirilmesi</u></strong> ve diğer kamu görevlilerinin aylıklarının banka hesaplarına aktarılması sağlanır. Daha sonra bloke ettirilen tutar muhasebe biriminin ödeme hesabına iade ettirilerek ilgili muhasebe birimi bilgilendirilir.</p>

<p>Ayrıca, görevinden ayrılan kamu görevlisi adına gerçekleştirilmiş olan Sosyal Güvenlik Kurumuna gönderilecek emeklilik keseneği kurum karşılıkları ile sigorta primleri ve diğer işlemlerle ilgili gerekli düzeltme işlemleri yapılır.</p>

<p></p>

<p>Yersiz ödeme gerçekleşmiş ise söz konusu ödeme, kendisine ödeme yapılan kamu görevlilerinden geri alınır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAAŞ</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/ay-basindan-once-gorevden-ayrilan-memur-maas-iadesi</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 11:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/02/vergi.jpg" type="image/jpeg" length="15186"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Memura fazla ödenen maaşlarda faiz başlangıç tarihi nasıl belirlenir ?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/memura-fazla-odenen-maaslarda-faiz-baslangic-tarihi-nasil-belirlenir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/memura-fazla-odenen-maaslarda-faiz-baslangic-tarihi-nasil-belirlenir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[memurlara fazla ödenen maaşlarda muhasebat 83 nolu tebliğe göre faiz başlangıç tarihi nasıl tespit edilir]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2 style="text-align:justify">Memura fazla ödenen maaşlarda faiz başlangıç tarihi nasıl belirlenir ?</h2>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"> Genel hükümlere (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri) göre,Zamanaşımı süresi içerisinde,Faiziyle birlikte, kendilerine ödeme yapılan ilgili kamu görevlilerinden geri alınır.</p>

<p style="text-align:justify">Faiz hesaplamasında, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri uygulanır.</p>

<p style="text-align:justify">Faiz başlangıç tarihinin tespitinde ise <strong><u>6098 sayılı Kanunun 117 nci maddesi; </u></strong>dikkate alınır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 117 nci maddesinde, “Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.</p>

<p style="text-align:justify">…haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.” hükmü bulunmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Buna göre;</p>

<p style="text-align:justify">-Borcun haksız fiilden kaynaklanması halinde haksız fiilin gerçekleştiği yani ödemenin gerçekleştiği tarih,</p>

<p style="text-align:justify">-haksız fiile dayanmayan sadece sebepsiz zenginleşmenin varlığı halinde ise, zenginleşmenin gerçekleştiği tarih</p>

<p style="text-align:justify">-Ancak sebepsiz zenginleşenin iyi niyetli olduğunun kabulü durumunda kamu görevlisi için temerrüt şartı bulunduğundan; temerrüdün borç bildirimi ile yapılması ve bu bildirimde de süre belirlenmişse bu sürenin son gününü takip eden gün</p>

<p style="text-align:justify">faiz başlangıç tarihi olarak alınır.</p>

<p style="text-align:justify">Bununla birlikte, her somut olaydaki faiz başlangıcı hususundaki tereddütlerin hukuk biriminin mütalaası alınarak sonuçlandırılması gerekir</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAAŞ</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/memura-fazla-odenen-maaslarda-faiz-baslangic-tarihi-nasil-belirlenir</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 10:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/11/hesaplama.jpg" type="image/jpeg" length="57207"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Temmuz ayı enflasyon oranı açıklandı]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/temmuz-ayi-enflasyon-orani-aciklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/temmuz-ayi-enflasyon-orani-aciklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Temmuz 2026'da aylık bazda yüzde 1,78 artış gösterirken, yıllık enflasyon yüzde 31,75 seviyesinde gerçekleşti. Bu oran, memur-emekli zam hesaplamaları ile kira artış oranları açısından yakından takip ediliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">TÜİK Açıkladı: Temmuz Ayı Enflasyonu Yüzde 1,78, Yıllık Enflasyon Yüzde 31,75 Oldu</h1>

<p style="text-align:justify">Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılı Temmuz ayına ilişkin Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerini açıkladı. Buna göre TÜFE, bir önceki aya göre yüzde 1,78, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 19,86, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 31,75 ve on iki aylık ortalamalara göre ise yüzde 31,90 artış gösterdi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yıllık enflasyonda gerileme sürüyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Temmuz ayı verileriyle yıllık enflasyon, Haziran ayındaki yüzde 32,11 seviyesinden yüzde 31,75'e geriledi. Böylece yıllık TÜFE artışı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla (Temmuz 2025: yüzde 33,52) daha düşük bir seviyede gerçekleşmiş oldu. Buna karşılık aylık artış hızı, geçen yılın Temmuz ayına (yüzde 2,06) göre bir miktar yavaşladı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kira artışında yeni sınır</strong></p>

<p style="text-align:justify">Türk Borçlar Kanunu'nun 344. maddesi uyarınca konut ve iş yeri kira sözleşmelerinde uygulanabilecek azami artış oranı, TÜFE'nin on iki aylık ortalamasına göre belirleniyor. Buna göre Ağustos ayında yenilenecek kira sözleşmelerinde uygulanabilecek yasal üst sınır yüzde 31,90 olarak netleşti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>Geçmiş yıllarla karşılaştırma</strong></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <th style="text-align: justify;"></th>
   <th style="text-align: justify;">Temmuz 2026</th>
   <th style="text-align: justify;">Temmuz 2025</th>
   <th style="text-align: justify;">Temmuz 2024</th>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td style="text-align:justify">Aylık değişim</td>
   <td style="text-align:justify">%1,78</td>
   <td style="text-align:justify">%2,06</td>
   <td style="text-align:justify">%3,23</td>
  </tr>
  <tr>
   <td style="text-align:justify">Aralık ayına göre değişim</td>
   <td style="text-align:justify">%19,86</td>
   <td style="text-align:justify">%19,08</td>
   <td style="text-align:justify">%28,76</td>
  </tr>
  <tr>
   <td style="text-align:justify">Yıllık değişim</td>
   <td style="text-align:justify">%31,75</td>
   <td style="text-align:justify">%33,52</td>
   <td style="text-align:justify">%61,78</td>
  </tr>
  <tr>
   <td style="text-align:justify">12 aylık ortalama</td>
   <td style="text-align:justify">%31,90</td>
   <td style="text-align:justify">%41,13</td>
   <td style="text-align:justify">%65,93</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<hr />
<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>FİNANS HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/temmuz-ayi-enflasyon-orani-aciklandi</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 10:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/06/tuik-photo.jpg" type="image/jpeg" length="74859"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Disiplin soruşturmasında son gün hafta sonuna gelirse]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-sorusturmasinda-son-gun-hafta-sonuna-gelirse</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-sorusturmasinda-son-gun-hafta-sonuna-gelirse" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay, disiplin soruşturmasına başlama süresinin hafta sonuna denk gelmesi nedeniyle verilen iptal kararının kanun yararına bozulması istemini reddetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Danıştay'dan Disiplin Soruşturmalarında Hafta Sonu ve Zamanaşımı Tartışmasına Önemli Karar</h1>

<p style="text-align:justify">Danıştay İkinci Dairesi, disiplin soruşturmasına başlama süresinin son gününün hafta sonuna rastlaması nedeniyle verilen iptal kararına ilişkin yapılan <strong>kanun yararına temyiz</strong> başvurusunu reddetti. Kararda, kanun yararına temyiz incelemesinin olağan bir temyiz yolu olmadığı, yalnızca yürürlükteki hukuka açıkça aykırı sonuç doğuran kararlar bakımından uygulanabileceği vurgulandı.</p>

<p style="text-align:justify">Muğla Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığında şube müdürü olarak görev yapan personel hakkında, ÇİMER başvurusunda kullandığı ifadeler nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/D-d maddesi uyarınca disiplin cezası uygulandı. Personelin bulunduğu kadronun son kademesinde olması nedeniyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, Kanunun 125. maddesi uyarınca <strong>brüt aylığının yarısı oranında aylıktan kesme</strong> şeklinde uygulandı.</p>

<h2 style="text-align:justify">İdare Mahkemesi Disiplin Cezasını İptal Etti</h2>

<p style="text-align:justify">Muğla 1. İdare Mahkemesi, disiplin soruşturmasına başlanması için öngörülen <strong>bir aylık sürenin</strong> geçirildiği gerekçesiyle işlemi iptal etti.</p>

<p style="text-align:justify">Mahkeme, ÇİMER başvurusunun idarenin bilgisine <strong>10 Kasım 2023 Cuma günü</strong> ulaştığını, soruşturmaya başlanması gereken son günün <strong>10 Aralık 2023 Pazar</strong> olduğunu, soruşturmanın ise <strong>11 Aralık 2023 Pazartesi</strong> günü başlatıldığını belirtti.</p>

<p style="text-align:justify">Kararda, sürenin son gününün hafta sonuna veya resmî tatile rastlaması halinde sürenin ilk iş gününe uzayacağına ilişkin 657 sayılı Kanunda açık bir düzenleme bulunmadığı, bu nedenle soruşturmanın süresinde başlatılmadığı sonucuna ulaşıldı.</p>

<p style="text-align:justify">İzmir Bölge İdare Mahkemesi de idarenin istinaf başvurusunu kesin olarak reddetti.</p>

<h2 style="text-align:justify">Başsavcılık: Süre İlk İş Gününe Uzar</h2>

<p style="text-align:justify">Muğla Valiliğinin talebi üzerine Danıştay Başsavcılığı, kararın kanun yararına bozulmasını istedi.</p>

<p style="text-align:justify">Başsavcılık görüşünde;</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Bir aylık sürenin hak düşürücü nitelikte olmadığı,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Sürenin son gününün resmî tatile denk gelmesi halinde ilk iş günü işlem yapılmasının hukuka uygun olduğu,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Aksi yorumun idareye tanınan bir aylık sürenin fiilen 28-29 güne düşmesine yol açacağı</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">gerekçeleriyle Bölge İdare Mahkemesi kararının yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savunuldu.</p>

<h2 style="text-align:justify">Danıştay Kanun Yararına Bozma Talebini Reddetti</h2>

<p style="text-align:justify">Danıştay İkinci Dairesi ise farklı bir değerlendirme yaptı.</p>

<p style="text-align:justify">Kararda, kanun yararına temyizin olağanüstü bir kanun yolu olduğu, bu yolun her hukuka aykırılık iddiası için kullanılamayacağı vurgulandı.</p>

<p style="text-align:justify">Daire, uyuşmazlığın esasının soruşturmaya başlama süresine ilişkin kanun hükmünün yorumundan kaynaklandığını, Bölge İdare Mahkemesinin yaptığı yorumun <strong>açık kanun hükmüne aykırılık veya keyfîlik oluşturmadığını</strong> belirtti.</p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51. maddesinde aranan "yürürlükteki hukuka aykırı sonuç doğurma" şartının gerçekleşmediği sonucuna ulaşarak <strong>kanun yararına bozma istemini oy çokluğuyla reddetti.</strong></p>

<h2 style="text-align:justify">Kararın Önemi</h2>

<p style="text-align:justify">Karar, disiplin soruşturmalarında bir aylık soruşturmaya başlama süresinin son gününün hafta sonuna rastlaması konusunda doğrudan yeni bir içtihat oluşturmasa da, <strong>kanun yararına temyiz müessesesinin sınırlarını</strong> ortaya koyması bakımından önem taşıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Karar Bilgileri</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Mahkeme:</strong> Danıştay İkinci Dairesi</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Esas No:</strong> 2025/4820</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Karar No:</strong> 2026/420</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Karar Tarihi:</strong> 09.02.2026</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Sonuç:</strong> Kanun yararına bozma isteminin reddi.</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><strong>Ek:</strong> Danıştay İkinci Dairesinin 09.02.2026 tarihli, E:2025/4820, K:2026/420 sayılı kararının tam metni.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">DANIŞTAY KARARLARI</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay İkinci Daire Başkanlığından:</p>

<p style="text-align:justify">Esas No : 2025/4820 Karar No : 2026/420</p>

<p style="text-align:justify">KANUN YARARINA TEMYİZ EDEN : Danıştay Başsavcılığı</p>

<p style="text-align:justify">DAVACI : .........................................</p>

<p style="text-align:justify">VEKİLİ : .................................................................</p>

<p style="text-align:justify">[16965-69843-31670] -UETS</p>

<p style="text-align:justify">DAVALI : Muğla Valiliği</p>

<p style="text-align:justify">[35756-86578-59710] - UETS</p>

<p style="text-align:justify">İSTEMİN ÖZETİ : İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. idari Dava Dairesince</p>

<p style="text-align:justify">verilen 20/03/2025 günlü, E:2024/1778; K:2025/604 sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına temyizen incelenerek bozulması</p>

<p style="text-align:justify">istenilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">YARGILAMA SÜRECİ</p>

<p style="text-align:justify">Dava konusu istem: Muğla Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığında şube müdürü olarak görev yapan davacı, "Amirine ve maiyetindekilere karşı küçük düşürücü ve aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak" fiilini işlediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/D-d maddesi uyarınca 3 yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına, yükselebileceği kadronun son kademesinde olması nedeniyle cezanın brüt aylığından 1/2 oranında kesinti yapılması şeklinde uygulanmasına ilişkin 13/03/2024 günlü, 4 sayılı Muğla Valiliği İl Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle dava açmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Muğla 1. İdare Mahkemesince verilen 08/10/2024 günlü, E:2024/321, K:2024/1650 sayılı kararla; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesinde, kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında disiplin cezasına esas fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağının hükme bağlandığı, dava konusu disiplin cezasının esasını teşkil eden 21/10/2023 günlü, 2306804824 sayılı ÇİMER başvurusunun, içişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 09/112023 günlü, 64470 sayılı yazısı ekinde 10/11/2023 (Cuma günü saat 16:54) tarihinde davalı idareye iletildiği, bir aylık soruşturmaya başlama zaman aşımı süresinin 10/12/2023 (Pazar günü) tarihinde dolduğu ve 11/12/2023 günlü, 88033 sayılı Olur ile soruşturmaya başlanıldığı, soruşturmaya başlama zaman aşımı süresinin son gününün hafta sonu tatili/resmi tatile denk gelmesi durumunda sürenin takip eden ilk iş gününe uzayacağına dair bir yasa hükmünün bulunmadığı ve bu durumun davacının aleyhine değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında, soruşturma zaman aşımı süresinin 10/12/2023 tarihinde dolmasının ardından 11/12/2023 tarihinde başlatılan soruşturma sonucu tesis edilen dava konusu disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince verilen kanun yararına temyiz istemine konu kararla; istinaf başvurusunun (açıklamalı olarak) reddine karar verilmiştir,</p>

<p style="text-align:justify">DANIŞTAY BAŞSAVCISI ; ...................</p>

<p style="text-align:justify">DÜŞÜNCESİ : Muğla Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığında şube müdürü olarak görev yapan davacı tarafından, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/D-d maddesi uyarınca 1 yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına, ancak yükselebileceği kadronun son kademesinde olması nedeniyle anılan Kanunun 125/5 maddesi uyarınca bu cezanın brüt aylığından 1/2 oranında kesinti yapılmak suretiyle uygulanmasına ilişkin Muğla il Disiplin Kurulunun 13/03/2024 tarihli ve 4 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada işlemin iptaline dair Muğla 1. İdare Mahkemesinin 08/10/2024 tarihli ve E:2024/321, K:2024/1650 sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin olarak İzmir Bölge idare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince verilen 20/03/2025 tarihli ve E:2024/1778, K:2025/604 sayılı kararın, yürürlükteki hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek davalı idare tarafından kanun yararına temyiz edilmesi talebiyle Danıştay Başsavcılığını bilgilendiren 29/09/2025 tarihli dilekçe üzerine konu incelendi:</p>

<p style="text-align:justify">2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunu'nun 28 Haziran 2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile değişik "Kanun Yararına Temyiz” başlıklı 51. maddesinde, "1. İdare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenler, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir.</p>

<p style="text-align:justify">2. Temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur. Bu bozma kararı, daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukukî sonuçlarını kaldırmaz.</p>

<p style="text-align:justify">3. Bozma kararının bir örneği ilgili bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete'de yayımlanır," kuralına yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Kanunî süre geçtikten sonra kanun yolu başvurusunda bulunulması üzerine süre aşımı yönünden başvurunun reddedilmesi veya herhangidir usulî sebeple kanun yolu incelemesine tâbi tutulmadan kararın kesinleşmesi hâllerinde kanun yolu incelemesi yapılmış olmadığından, bu kararlar kanun yararına temyiz edilebilir.</p>

<p style="text-align:justify">2577 sayılı Kanun'un 20/A ve 20/B maddeleri uyarınca ivedi yargılama usûlü uygulanarak verilen ve istinaf kanun yoluna başvurmadan temyiz edilebilen kararlardan temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşenlerin kanun yararına temyiz edilebileceği hususunda da tereddüt bulunmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">6545 sayılı Kanun'un genel gerekçesinde Danıştayın temyizen karara bağladığı iş yükünün azaltılarak Danıştay’ın içtihat mahkemesi rolünün güçlendirilmesinin amaçlandığı belirtilmiş; madde gerekçelerine ilişkin 16. maddesinde, "Maddeyle, idari yargıda istinaf kanun</p>

<p style="text-align:justify">yolunun kabul edilmesinin zorunlu sonucu olarak kanun yararına temyiz kurumunda değişiklik yapılmaktadır. Buna göre idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar aleyhine kanun yararına temyiz yoluna başvurulabilecektir.” açıklamasına yer verilmiştir. (Başbakanlık Kanunlar Genel Müdürlüğü’nün 12/05/2014 tarihli ve Sayı:31853594-101 -900-2165 sayılı, anılan Kanun tasarısına ilişkin gerekçeye ilişkin yazısı; TBMM, 1908’den Günümüze Tutanaklar,Yasama Dönemi 24, Yasama Yılı 4, Sıra Sayısı 592, s.11,16)</p>

<p style="text-align:justify">2577 sayılı Kanun'un ‘istinaf başlıklı 45. maddesinde, konusu otuz bir bin Türk lirasını geçmeyen; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar ile bölge idare mahkemelerinin 46'ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla temyiz edilebilecek kararların gösterildiği İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinde yer almayan konularda bölge idare mahkemelerince verilen nihai kararların kesin olduğu açıktır.</p>

<p style="text-align:justify">2577 sayılı Kanun'un 51/1. maddesinde yer verilen "idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar" ifadesi ile, idare ve vergi mahkemelerince verildiği anda kesin olan kararlar ile bölge idare mahkemelerinin ilk derece mahkemelerinin istinaf yolu açık kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine 2577 sayılı Kanunun 46. maddesinde gösterilmeyen konularda istinaf incelemesi sonucunda verdikleri kesin (temyiz yolu kapalı) kararları; "istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlar" ifadesi ile de, ilk derece idare ve vergi mahkemelerince verilip istinaf kanun yolu açık olduğu halde taraflarca süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle kesinleşen kararlar ile istinaf incelemesinden sonra temyiz kanun yolu açık olduğu halde taraflarca süresi içinde temyiz kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş bulunan bölge idare mahkemesi kararlarının anlaşılması gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu itibarla, 2577 sayılı Kanun'un 51. maddesine göre kanun yararına temyiz; istinaf veya temyiz kanun yolları kapalı olduğu için kesinleşmiş ya da istinaf veya temyiz kanun yolları açık olduğu halde taraflardan hiçbirinin süresi içinde istinaf veya temyiz yoluna başvurmaması sebebiyle kesinleşmiş olan idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerince verilen nihai kararlara karşı başvurulabilen olağanüstü bir kanun yolu olup, bu kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin kanun yararına temyiz edilmesi mümkündür.</p>

<p style="text-align:justify">Dosyanın incelenmesinden; İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 09/11/2023 tarihli ve 64470 sayılı yazısı ekinde yer alan davacı ............................................................'a ait 24/10/2023 tarihli ve 2306804824 sayılı Çimer başvurusunun davalı idareye iletilmesinin ardından Valilik Makamının 11/12/2023 tarihli ve 88033 sayılı Olur'u ile başlatılan disiplin soruşturması neticesinde, bahse konu Çimer başvurusunda yer alan Vali ...............................................................’ya yönelik "Her ne kadar vali olarak atanmış birinin bu kadar alçalacağına ihtimal vermemiş olsam da," ve "Orhan Tavlı'nın, 15 Temmuz hain darbesini yapan iradenin hakim olduğu dönemde sözleşmeli mimar olarak memuriyet girişi olan ve sorgulanmaya muhtaç H.I.K hamiliğinin bu konu ile ilgisi var mı?.." şeklindeki ifadelerinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125'inci maddesinin (D) fıkrası (d) bendinde yer alan "Amirine ve maiyetindekilere karşı küçük düşürücü ve aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak’ fiili kapsamında yer aldığından bahisle 3 yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile tecziyesinin önerildiği ve 19/02/2024 tarihli ve 94349 sayılı savunma istemi hakkındaki yazı ile istenilen savunması yeterli görülmeyerek 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/D-d maddesi gereğince 1 yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına, ancak yükselebileceği kadronun son kademesinde olması nedeniyle anılan Kanunun 125/5 maddesi uyarınca cezanın brüt aylığından 1/2 oranında kesinti yapılarak uygulanmasına ilişkin Muğla Valiliği İl Disiplin Kurulu'nun 13/03/2024 tarihli ve 4 sayılı kararının alınarak davacıya tebliğ edildiği, bu işlemin iptali istemiyle açılan davada Muğla 1. İdare Mahkemesince verilen 08/10/2024 tarihli ve E:2024/321, K:2024/1650 sayılı kararla " dava konusu disiplin cezasının esasını teşkil eden 21/10/2023 tarihli ve 2306804824 sayılı Çimer başvurusunun İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 09/11/2023 tarihli ve 64470 sayılı yazısı ekinde 10/11/2023 (cuma/16:54) tarihinde davalı idareye iletildiği, bir aylık soruşturmaya başlama zaman aşımı süresinin 10/12/2023 (pazar) tarihinde dolduğu ve 11/12/2023 tarihli ve 88033 sayılı Olur ile soruşturmaya başlanıldığı, soruşturmaya başlama zaman aşımı süresinin son gününün hafta sonu tatili/resmi tatile denk gelmesi durumunda sürenin takip eden ilk iş gününe uzayacağına dair bir Yasa hükmünün bulunmadığı ve bu durumun davacının aleyhine değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında, soruşturma zaman aşımı süresinin 10/12/2023 tarihinde dolmasının ardından 11/12/2023 tarihinde başlatılan soruşturma sonucu tesis edilen dava konusu disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, bu karara karşı davalı idare tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge İdare İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 20/03/2025 tarihli ve E:2024/1778, K:2025/604 sayılı kararı ile "kesin olarak" istinaf başvurusunun reddine karar verildiği anlaşılmaktadır,</p>

<p style="text-align:justify">2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51'inci maddesine göre, kanun yararına temyiz yoluna, ancak, "niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade eden" kararlara karşı başvurma imkanı mevcuttur.</p>

<p style="text-align:justify">Olayda, sözkonusu kararın yürürlükteki hukuka aykırı bir hususu içerip içermediği yönünden yapılan incelemede;</p>

<p style="text-align:justify">657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Zamanaşımı" başlıklı 127. maddesinde; "Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına, b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına, Başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." kuralına yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Yukarıda bahsi geçen düzenlemede yer alan ve soruşturmanın başlatılması için öngörülen bir aylık süre, hak düşürücü zamanaşımı süresi olmayıp, kanıtların kaybolmasını önlemek, soruşturmanın daha çabuk yapılarak disiplin suçunu işlemiş olan kişiye daha etkin ve çabuk ceza verilmesini sağlamak amacıyla konulmuş olup, soruşturmanın bir aylık süreden sonra başlamasına rağmen disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde idare disiplin cezası tayini hak ve yetkisini kullanabilecektir.</p>

<p style="text-align:justify">Somut olayda; dava konusu disiplin cezasına konu eylemin, -ÇİMER başvurusu üzerine düzenlenen Bakanlık yazısının 10/11/2023 (cuma/16:54} tarihinde Muğla Valiliğinin evrak kaydına girmesi suretiyle- anılan tarihte davalı idarenin bilgisi dahiline girdiği ve yukarıda aktarılan Kanun hükmüne göre bir aylık soruşturmaya başlama zamanaşımı süresinin esasında 10/12/2023 tarihinde dolduğu görülmekte ise de; söz konusu günün hafta sonuna (pazar gününe) denk geldiği, (anılan tarih resmi tatil olduğu için ve resmi tatilde soruşturma Oluru alınamayacağı için) takip eden ilk iş günü olan 11/12/2023 tarihinde disiplin soruşturmasının başlatılmasına dair 88033 sayılı Olurun alındığı, bu hususta bir tereddüt bulunmadığı, aksi kabulde yasal soruşturma zamanaşımı süresinin bir aydan aşağı bir süreye (28-29 güne) düşürülmüş olacağı, dolayısıyla olayda davalı idarece soruşturma zamanaşımı süresine riayet edildiği anlaşıldığından aksi yöndeki İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 20/03/2025 tarihli ve E:2024/1778, K:2Q25/604 sayılı kararında hukuka aykırılık bulunmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan nedenlerle, İzmir 2, idari Dava Dairesi’nîn 20/03/2025 tarihli ve E:2024/1778, K:2025/6Û4 sayılı kararının, 2577 sayılı Kanun'un 51, maddesi uyarınca yürürlükteki hukuka aykırı sonucu ifade ettiğinden, kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ i Fatma Yaldız</p>

<p style="text-align:justify">DÜŞÜNCESİ : Kanun yararına temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmüştür.</p>

<p style="text-align:justify">TÜRK MİLLETİ ADINA</p>

<p style="text-align:justify">Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p style="text-align:justify">İNCELEME VE GEREKÇE:</p>

<p style="text-align:justify">İLGİLİ MEVZUAT:</p>

<p style="text-align:justify">2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kanun yararına temyiz" başlıklı 51. maddesinde; "1. (Değişik: 5/4/1990-3622/20 md.) İdare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenler, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir.</p>

<p style="text-align:justify">2. (Değişik: 5/4/1990-3622/20 md.) Temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur. Bu bozma kararı, daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukuki sonuçlarını kaldırmaz.</p>

<p style="text-align:justify">3. Bozma kararının bir örneği ilgili bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete'de yayımlanır." hükmü yer almaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Dosyanın incelenmesinde; davacı hakkında tesis edilen kademe ilerlemesinin durdurulmasına, cezanın 1/2 oranında aylıktan kesme şeklinde uygulanmasına yönelik disiplin cezasının, soruşturmaya bir aylık sürede başlanılmaması sebebiyle ceza verme yetkisinin zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle İdare Mahkemesince iptal edildiği ve idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun kesin olarak reddedilmesi üzerine Muğla Valiliği tarafından kanun yararına temyiz isteminde bulunulduğu, Danıştay Başsavcısının 07/10/2025 günlü E:2025/536 sayılı kanun yararına bozma isteminde "... soruşturmanın başlatılması için öngörülen bir aylık süre, hak düşürücü zamanaşımı süresi olmayıp, kanıtların kaybolmasını önlemek, soruşturmanın daha çabuk yapılarak disiplin suçunu işlemiş olan kişiye daha etkin ve çabuk ceza verilmesini sağlamak amacıyla konulmuş olup, soruşturmanın bir aylık süreden sonra başlamasına rağmen disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde idare disiplin cezası tayini hak ve yetkisini kullanabilecektir. ...bir aylık soruşturmaya başlama zamanaşımı süresinin esasında 10/12/2023 tarihinde dolduğu görülmekte ise de; söz konusu günün hafta sonuna (pazar gününe) denk geldiği, (anılan tarih resmi tatil olduğu için ve resmi tatilde soruşturma Oluru alınamayacağı için) takip eden ilk iş günü olan 11/12/2023 tarihinde disiplin soruşturmasının başlatılmasına dair 88033 sayılı Olurun alındığı, bu hususta bir tereddüt bulunmadığı, aksi kabulde yasal soruşturma zamanaşımı süresinin bir aydan aşağı bir süreye (28-29 güne) düşürülmüş olacağı, dolayısıyla olayda davalı idarece soruşturma zamanaşımı süresine riayet edildiği ..."gerekçesiyle kesinleşen kararın kanun yararına bozulmasının istenildiği anlaşılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">İdari yargılama hukuku sisteminde uyuşmazlıkların bir kısmı hakkında verilen kararlar istinaf mahkemelerinde kesinleşmekte, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinde sayılan uyuşmazlıklar hakkında ise temyiz yoluna başvurulması durumunda nihai karar Danıştay Dava Daireleri veya Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından verilmektedir. Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere "Bölge idare mahkemelerinin bazı kararlarına kesin hüküm niteliği tanınması ve bu kararlara karşı temyiz yolunun kapatılması makul sürede yargılanma hakkı ve usul ekonomisinin gereklerinin yerine getirilmesi için alınan tedbirler olarak değerlendirilebilir. Bu itibarla sınırlamanın, belirtilen anayasal amaçlara ulaşmak bakımından elverişli olmadığı söylenemeyecektir. ... Bu bakımdan Danıştayın iş yükünün hafifletilmesi ve belirli bir önem derecesine sahip olmayan davaların makul sürede görülmesini sağlayacak tedbirlerin alınması, anayasal sınırlar içinde kalmak şartıyla kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındaki hususlardandır." (AYM, 27/03/2025, E:2024/189, K:2025/83; 16/02/2023, E:2022/135, K:2Q23/3Q)</p>

<p style="text-align:justify">Öğretide olağanüstü kanun yolu olarak tanımlanan ve 2577 sayılı Kanun'un 51. maddesinde düzenlenen kanun yararına temyiz yoluna başvurulabilmesi için, idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği ya da istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan bir kararın olması ve bu kararın niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade etmesi gerekmektedir. Kanun hükmü uyarınca inceleme yetkisi Danıştay Başsavcısının temyiz isteğine bağlı kılınmış olup, davanın taraflarınca bu yola başvurulamamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Kanun yararına temyiz incelemesi sonucunda bozma kararı verilmesi halinde daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukuki sonuçları ortadan kalkmayacaktır. Hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkelerinin bir unsuru olan kesin hükmün otoritesinin koruması, kanun yararına temyiz müessesesinin konusunu oluşturabilecek kanuna aykırılık hallerinin, olağan kanun yolu olan temyiz nedenlerine göre dar ve kısıtlı tutulmasıyla sağlanacaktır. Bu nedenle kanun yararına temyiz incelemelerinde her kanuna aykırılık halinin bozma nedeni olarak görülmemesiyle hem kesin hükmün otoritesini korumuş olacak hem olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına temyizi, olağan kanun yoluna çevirecek şekilde bir uygulamaya meydan verilmemiş olacaktır. Aksi durum, kesinleşmiş bütün uyuşmazlıkların kanun yararına temyiz yoluyla Danıştay önüne taşınması sonucunu doğuracaktır. Ayrıca, kararların sonsuza kadar tartışılabilir olması hukuki İstikrarı bozacağından temyize göre dar ve kısıtlı nedenlerle inceleme yapmak hukuk devleti ilkesini de zedelemeyecektir.</p>

<p style="text-align:justify">Kanun yararına temyiz müessesesi istisnai bir kanun yolu olarak belirlendiğinden, olağan kanun yollarına benzer bir bakış açısıyla yargılama yapmak kanun yararına temyiz müessesinin amacı ile örtüşmeyecektir. Dolayısıyla uyuşmazlıklara, dosyadaki bireysel durumlardan ziyade, yapılacak kanun yararına temyiz incelemesi sonucunda verilecek kararın genele teşmil edilebilecek nitelikte bir sonuç yaratması yönünden yaklaşmak gerekecektir. Bu bağlamda, kesinleşmiş bir yargı kararındaki her hukuka aykırılık kanun yararına temyizin konusu olamayacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Kanun yararına temyize konu Mahkeme kararının incelenmesinde, soruşturmaya başlama zaman aşımı süresine ilişkin olarak Yasa kuralının yorumlanmasının açık kanun hükümlerine aykırılık ve keyfilik olarak değerlendirilemeyeceği, 2577 sayılı Kanun'un 51. maddesinde yer alan şartların oluşmadığı sonucuna varılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">KARAR SONUCU:</p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan nedenlerle;</p>

<p style="text-align:justify">1- Danıştay Başsavcılığının KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE,</p>

<p style="text-align:justify">2- Kararın birer örneğinin taraflar ile Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine, 09/02/2026 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-sorusturmasinda-son-gun-hafta-sonuna-gelirse</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/08/foto-1/ffff.jpg" type="image/jpeg" length="10475"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Belediye norm kadro yönetmeliği yayımlandı]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/belediye-norm-kadro-yonetmeligi-yayimlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/belediye-norm-kadro-yonetmeligi-yayimlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Belediye norm kadro yönetmeliğinde önemli değişiklikler yapıldı. Norm fazlası müdür kadrolarının dondurulması, boşalan kadroların iptal edilmesi ve rehberlik-teftiş kurulu ibaresine ilişkin düzenleme Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3 style="text-align:justify"><strong>Belediyelerin norm kadro yönetmeliğinde değişiklik: Norm fazlası müdür kadroları dondurulacak</strong></h3>

<p style="text-align:justify">Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca hazırlanan Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik, 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>

<p style="text-align:justify">Yönetmelikle belediyelerin norm kadro sisteminde çeşitli güncellemeler yapılırken, özellikle norm fazlası müdür kadrolarına ilişkin yeni uygulama dikkat çekti.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Norm fazlası müdür kadroları dondurulacak</strong></h3>

<p style="text-align:justify">Yönetmeliğe eklenen Ek Madde 8 ile, Yönetmeliğin Ek-4 cetvellerinden çıkarılan müdür kadro unvanlarından halen dolu bulunanların dondurulmuş kadro olarak değerlendirileceği hüküm altına alındı.</p>

<p style="text-align:justify">Bu kapsamda;</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Norm kadro cetvellerinden çıkarılmış olmakla birlikte halen dolu bulunan müdür kadroları korunacak.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Ancak bu kadroların emeklilik, nakil, istifa veya başka bir nedenle boşalması halinde yeniden atama yapılamayacak.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Münhal hale gelen söz konusu kadrolar, belediye meclisi kararıyla Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde iptal edilecek.</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">Böylece belediyelerde norm kadro fazlası müdür kadrolarının zaman içerisinde tamamen sistemden çıkarılması amaçlanıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>"Rehberlik ve Teftiş Kurulu" ibaresi eklendi</strong></h3>

<p style="text-align:justify">Yönetmeliğin 12 nci maddesinde yer alan "teftiş kurulu" ibaresi "rehberlik ve teftiş kurulu" olarak değiştirildi. Böylece son yıllarda kamu kurumlarında yaygınlaşan "rehberlik ve teftiş" teşkilatlanmasına uyum sağlandı.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Norm kadro cetvelleri güncellendi</strong></h3>

<p style="text-align:justify">Yönetmeliğin ekinde bulunan EK-1, EK-2, EK-3 ve EK-4 norm kadro cetvelleri de tamamen yenilendi.</p>

<p style="text-align:justify">Ayrıca Yönetmeliğin 5 inci maddesinde yer alan "2023" ibaresi "2025" olarak değiştirilerek norm kadro hesaplamalarında esas alınacak güncel veriler revize edildi.</p>

<p style="text-align:justify">Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girerken, hükümlerini Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı yürütecek.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Belediyelerde norm fazlası müdür kadroları kaldırılıyor</strong></h3>

<p style="text-align:justify">İllüstrasyon önerisi: Belediye hizmet binası önünde belediye meclisi silüeti, dosya ve personel klasörleri ile kadro şemasını gösteren modern infografik tarzında bir illüstrasyon; üzerinde "Norm Kadro", "Müdür Kadrosu" ve "Belediye" kavramlarını çağrıştıran görsel öğeler bulunan, resmi ve kurumsal bir kompozisyon.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="607">
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td width="195">
      <p style="text-align:justify">31 Temmuz 2026 CUMA</p>
      </td>
      <td width="195">
      <p style="text-align:justify">Resmî Gazete</p>
      </td>
      <td width="195">
      <p style="text-align:justify">Sayı : 33326</p>
      </td>
     </tr>
     <tr>
      <td colspan="3" width="586">
      <p style="text-align:justify">YÖNETMELİK</p>
      </td>
     </tr>
     <tr>
      <td colspan="3" width="586">
      <p style="text-align:justify">Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından:</p>

      <p style="text-align:center">BELEDİYE VE BAĞLI KURULUŞLARI İLE MAHALLİ İDARE BİRLİKLERİ</p>

      <p style="text-align:center">NORM KADRO İLKE VE STANDARTLARINA DAİR YÖNETMELİKTE</p>

      <p style="text-align:center">DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN YÖNETMELİK</p>

      <p style="text-align:justify">MADDE 1- 22/2/2007 tarihli ve 26442 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına Dair Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “2023” ibaresi “2025” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

      <p style="text-align:justify">MADDE 2- Aynı Yönetmeliğin 12 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “teftiş kurulu” ibareleri “rehberlik ve teftiş kurulu” şeklinde değiştirilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

      <p style="text-align:justify">MADDE 3- Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

      <p style="text-align:justify">“Norm fazlası müdür kadroları</p>

      <p style="text-align:justify">EK MADDE 8- (1) Bu Yönetmelik kapsamında, Ek-4 Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Kadro Kütüklerinden (I) sayılı Belediye ve Belediye Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Memur Kadro Kütüğünden çıkarılan müdür kadro unvanlarından dolu olanlar dondurulmuş sayılır.</p>

      <p style="text-align:justify">(2) Dondurulan müdür kadro unvanlarının herhangi bir şekilde münhal hale gelmesi durumunda, söz konusu kadrolar bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak belediye meclisi kararı ile iptal edilir.”</p>

      <p style="text-align:justify">MADDE 4- Aynı Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-1, EK-2, EK-3 ve EK-4 ekteki şekilde değiştirilmiştir.</p>

      <p style="text-align:justify">MADDE 5- Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

      <p style="text-align:justify">MADDE 6- Bu Yönetmelik hükümlerini Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı yürütür.</p>

      <p style="text-align:justify"></p>

      <p style="text-align:justify"><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/07/20260731-8-1.pdf" rel="nofollow">Ekleri için tıklayınız</a></p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAHALLİ İDARELER</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/belediye-norm-kadro-yonetmeligi-yayimlandi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 10:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/07/h.jpg" type="image/jpeg" length="10403"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mevzuatinyeri]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/foto-galeri/mevzuatinyeri-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/foto-galeri/mevzuatinyeri-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>İndirim</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/foto-galeri/mevzuatinyeri-1</guid>
      <pubDate>Thu, 15 Oct 2020 08:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/05/nnn.png" type="image/jpeg" length="69366"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mevzuatinyeri]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/foto-galeri/mevzuatinyeri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/foto-galeri/mevzuatinyeri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>İndirim</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/foto-galeri/mevzuatinyeri</guid>
      <pubDate>Wed, 14 Oct 2020 16:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/05/nnn.png" type="image/jpeg" length="51591"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
