<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>mevzuatinyeri</title>
    <link>https://www.mevzuatinyeri.com</link>
    <description>Mevzuatinyeri memur maaş, soruşturma, izin,harcırah, disiplin, misafirhaneler,memurlar haber,kamu mevzuatı,</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.mevzuatinyeri.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 04 Jun 2026 02:44:57 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Para Cezasının Memuriyete Etkisi]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/adli-para-cezasinin-memuriyete-etkisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/adli-para-cezasinin-memuriyete-etkisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adli Para Cezasının Memuriyete Etkisi Almış olduğu hapis cezası adli para cezasına çevrilen kişi memur olabilir mi, adli para cezaları 657 sayılı kanunun 48 a maddesi kapsamındamı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify"><strong><span><span>Adli Para Cezasının Memuriyete Etkisi, aldığı ceza adli para cezasına çevrilen kişi memur olabilir mi?</span></span></strong></h1>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Bilindiği üzere Devlet Memurluğuna atanmada belirli şartlar aranmaktadır.Bu şartları taşımayanlar Devlet Memurluğuna atanamamaktadırlar. Bu şartlardan biriside devlet memuru olacak kişilerin adli sicil kaydına ilişkin hususlardan oluşmaktadır.Bazı suçları işleyenler Devlet memuru olabilirken bazı suçları işleyenlerin ise cezası affa uğramış olsa bile devlet memuru olması mümkün değildir.</span></span></p>

<h1 style="text-align:justify"><span><span>657 sayılı Devlet Memurları Kanununun memur olarak atanacak olanlarda aranacak şartların anlatıldığı  48. maddesinde </span></span></h1>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="color:#000000"> "Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak." hükmü yer almaktadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span><span>İlgili hüküm incelendiğinde</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>-Kasten İşlenen bir suçtan dolayı <span style="color:#ff0000">(1) yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına çarptırılanlar</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>-<span style="color:#ff0000">Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından hüküm giyenler bu suçları affa uğramış olsa bile</span> Devlet memuru olamazlar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Yukarıda yer alan kanun hükümleri karşısında almış olduğu hapis cezası adli para cezasına çevrilen memur adaylarının durumu nasıl değerlendirilmelidir.?</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Adli para cezasına ilişkin açıklamalar 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun; "Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar" başlıklı 50 nci maddesinde yapılmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="color:#ff0000"><strong>İlgili maddeye baktığımızda </strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="color:#000000">- Kısa süreli hapis cezaları  yargılama esnasındaki bazı şartlar ve durumların(pişmanlık,iyi hal v.b) varlığı halinde Adli Para Cezasına çevrilebilmektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>-<span style="color:#ff0000">Uygulamada asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adlî para cezası veya tedbirdir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="color:#ff0000">-</span> Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesi halinde, hükmü veren mahkeme kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu karar derhal infaz edilir. Bu durumda, beşinci fıkra hükmü uygulanmaz." hükümleri yer almaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>5237 sayılı Türk Ceza Kanununun"Belli haklar kullanmaktan yoksun bırakılma" başlıklı 53 üncü maddesinde ise</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>-Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;<span style="color:#ff0000"><strong>Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden</strong></span>; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,Yoksun bırakılır." hükmüne yer verilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Konuya ilişkin olarak Danıştay 1 inci Dairesinin 2009/221 E. sayılı Kararında "...Ancak, 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin A bendinin 5 inci alt bendinde geçen 'Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile' ifadesi; bu alt bentde süre (bir yıl veya daha fazla süreli) yönünden belirlenen hapis cezasına veya tür (casusluk, zimmet, hırsızlık gibi) itibariyle sayılan suçlardan dolayı mahkumiyet halinde, cezanın infaz süresi veya ek süre tamamlanarak hak ve yetki yoksunluğu kalksa bile, mahkumiyet kararı kalkmadığı için Devlet memurluğuna atama hakkını kazandırmamakta, nitelik kaybı nedeniyle memuriyete son verilmesini gerektirmektedir. <span style="color:#ff0000">Mahkumiyetin ertelenmiş olması da bu durumu değiştirmemektedir.</span> Sonuç olarak, 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin A bendinin 5 inci alt bendi hükmü, <span style="color:#ff0000">bu hükümde belirlenen süreli hapis cezası veya nevi sayılan suçlardan mahkumiyet halinde, Devlet memurluğuna atanma ve memuriyeti sürdürme hak ve yetkisini süresiz olarak ortadan kaldırmaktadır.</span>.. " şeklinde karar vermiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Danıştay İdari Dava Dairelerinin 17/11/2011 tarihli ve E:2007/2368 ve K:2011/1214 sayılı Kararında ise "Memnu hakların iadesi kararı, 657 sayılı Kanunun anılan 48/A5 inci maddesinde sayılan yüz kızartıcı suçlar dışında kalan suçlar bakımından devlet memuru olabilme koşulları yönünden ehliyetsizliği geleceğe dönük olarak ortadan kaldırmakta..."  şeklinde karar vermiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Danıştay İdari Dava Dairelerinin anılan kararı ile de, 657 sayılı Kanunun 48/A-5 inci maddesinde sayılan nitelikli suçlardan mahkumiyet halinde, memnu hakların iadesi (yasaklanmış hakların geri verilmesi) kararı alınmış olsa dahi, <strong><span style="color:#ff0000">devlet memuru olabilme koşulları yönünden ehliyetsizliğin süresiz devam edeceği belirtilmiştir.</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri ve mahkeme kararları birlikte değerlendirildiğinde</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>Adli Para Cezası almış bir kişinin Devlet Memurluğuna atanıp atanamayacağı hususunda yapılan değerlendirmede ;</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>-Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından hüküm giyenler bu <span style="color:#ff0000">cezaları affa uğramış veya adli para cezasına çevrilmiş olsa bile</span> devlet memuru olamayacağı<br />
-İşlemiş olduğu suçun, 657 sayılı Kanunun 48/A-5 inci maddesinde sayılan nitelikli suçlar arasında yer almaması, ancak, adli para cezasına çevrilen hapis cezasının bir yıl olması halinde, <span style="color:#ff0000">hakkında memnu hakların iadesi (yasaklanmış hakların geri verilmesi) kararı alınması kaydıyla atamasının yapılabileceği,</span><br />
-İşlemiş olduğu suçun, 657 sayılı Kanunun 48/A-5 inci maddesinde sayılan <span style="color:#ff0000">nitelikli suçlar arasında yer almaması ve adli para cezasına çevrilen hapis cezasının bir yıldan az olması halinde atamasının yapılabileceği</span>, düşünülmektedir.</span></span></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/adli-para-cezasinin-memuriyete-etkisi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 14:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2022/09/adli_para_cezasinin_memuriyete_etkisi_h6445_8b69e.jpg" type="image/jpeg" length="62254"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Geçici Görevde Hastalanan Memurun Harcırahı]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/gecici-gorevde-hastalanan-memurun-harcirahi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/gecici-gorevde-hastalanan-memurun-harcirahi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Geçici Görevde Hastalanan Memurun Harcırahı Geçici görevli olarak görevlendirilen memurların geçici görevli oldukları yerlerde hastalanmaları durumunda kaç gün harcırah yolluk alırlar]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1>Geçici Görevde Hastalanan Memurun Harcırahı</h1>

<p><br />
Geçici görevli olarak görevlendirilen memurların geçici görevli oldukları yerlerde hastalanmaları ve sağlık raporu almaları durumunda geçici görev yolluklarının nasıl ödeneceği memurlar arasında merak konusu olmaktadır.</p>

<p>Bilindiği üzere kamu kurumlarında çalışan memurlar geçici görevli olarak memuriyet mahalli dışında görevlendirildiklerinde harcırah kanunu çerçevesinde geçici görev yolluğu almaktadır.Geçici görev mahallinde hastalanan memurların alabilecekleri geçici görev yevmiyelerinde ise harcırah kanununda sınırlama getirilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>6245 sayılı harcırah kanununun  Muvakkat vazife mahallerinde hastalananlara verilecek yevmiye başlıklı 19 maddesinde " Muvakkat vazife mahallinde hastalanmaları sebebiyle vazife ifa edemeyen memur ve hizmetlilere, bu sebeple vazife göremedikleri günlerin en çok yedi günü için yevmiye verilebilir. Hastanede yatırılmak suretiyle tedavi masraflarının kurumlarınca ödenmesi halinde bu günler için yevmiye verilmez." hükmü yer almaktadır.</p>

<p>İlgili hüküm doğrultusunda geçici görevli iken geçici görev mahallinde hastalanan kişiler hastalık izni alırlar ise hastalık izininde geçirdikleri 7 gün için yevmiye ve konaklama bedeli alabilecekler, 7 günü aşan süreler için ise yevmiye ve konaklama bedeli alamayacaklardır.Bu şekilde geçici görev mahallinde hastalanıp hastaneye yatan ve hastane masrafları kurumlarınca(SGK) karşılananlar ise bugünler için yevmiye harcırah alamayacaklardır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>HARCIRAH</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/gecici-gorevde-hastalanan-memurun-harcirahi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 14:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2022/09/gecici_gorevde_hastalanan_memurun_harcirahi_h8489_48726.jpg" type="image/jpeg" length="36061"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Devlet Büyüklerine Kötü Söz Söyleyen Kişi Memurluktan Atılır mı?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/devlet-buyuklerine-kotu-soz-soyleyen-kisi-memurluktan-atilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/devlet-buyuklerine-kotu-soz-soyleyen-kisi-memurluktan-atilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Devlet Büyüklerine Kötü Söz Söyleyen Kişi Memurluktan Atılır mı? Başbakan cumhurbaşkanına hakaret eden memur hakkında disiplin cezası verilmesi ile ilgili danıştay kararı, memurun amirine hakaret suçu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify"><strong><span><span>Devlet Büyüklerine Kötü Söz Söyleyen Kişi Memurluktan Atılır mı? cumhurbaşkanı başbakan gibi görevlilere küfür eden memur memurluktan atılırmı</span></span></strong></h1>

<p style="text-align:justify"><span><span>Bilindiği üzere devlet memurlarına uygulanacak olan disiplin cezalarına ilişkin mevzuat düzenlemelerine 657 sayılı kanunun 125. maddesinde yer verilmiş olup ilgili maddede hangi suça karşılık hangi cezanın verilebileceği anlatılmıştır.İlgili maddelere baktığımızda devlet memuru olarak görev yapanların işyerinde görev yapan iş arkadaşları ile amirlerine,vatandaşlara veya diğer kişilere karşı sergilemiş oldukları olumsuz davranışlara karşı olayın ağırlığına ve duruma göre çeşitli cezalar öngörülmüştür.Mevzuat maddesinde yer alan cezalara baktığımızda örnek olarak verebileceğimiz cezalar aşağıda sayılmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>-Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak fiiline karşılık uyarma cezası </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>- Görev sırasında amire hal ve hareketi ile saygısız davranmak, Hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak,İş arkadaşlarına ve iş sahiplerine söz veya hareketle sataşmak fiillerine karşılık kınama cezası</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>- Görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek ,Hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak fiillerine  karşılık aylıktan kesme cezası</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>-Amirine, maiyetindekilere, iş arkadaşları veya iş sahiplerine hakarette bulunmak veya bunları tehdit etmek fiiline karşılık kademe ilerlemesinin durdurulması cezası</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span><span>- Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak fiiline karşılık memuriyetten çıkarılma cezası öngörülmüştür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Yaşanan bir olayda başbakanının konvoyunun geçişi esnasında başbakana küfür eden kişi hakkında açılan disiplin soruşturması neticesinde ilgili kişinin başbakana karşı kullanmış olduğu küfür içeren sözlerden dolayı devlet memurluğundan çıkarılmasına karar verilmiştir.Verilen cezaya karşılık açılan dava sonucunda danıştay başkanlığınca verilen karar da  "disipline konu eylemler ile yaptırımlar arasında adil bir dengenin gözetilmesi de hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. Eylem ile yaptırım arasında bulunması gereken adil denge, “ölçülülük ilkesi” olarak da adlandırılmakta ve bu ilkenin alt ilkelerini de elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık ilkeleri oluşturmaktadır.“Elverişlilik ilkesi”, öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, “zorunluluk ilkesi” öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç bakımından zorunlu olmasını ve “orantılılık ilkesi” ise öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken orantıyı ifade etmektedir" şeklindeki gerekçe ile başbakana karşı kötü söz söylediği yapılan soruşturma sonucunda anlaşılan kişiye verilen devlet memurluğundan çıkarılma cezasının yapılan eyleme karşı orantısız bir ceza olması gerekçesi ile verilen cezayı iptal etmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>İlgili karar yazımız ekinde yer almaktadır.  </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>Danıştay 12. Daire Başkanlığı  2016/8859 E.  ,  2017/321 K. "İçtihat Metni"</strong><br />
<br />
Dosyanın incelenmesinden; beden eğitimi öğretmeni olarak görev yapan davacının, Başbakan'a yumurta atarak, küfür içeren sözlerle hakaret ettiğinden bahisle başlatılan soruşturma sonucunda Devlet memurluğundan çıkarma <em class="highlightField">cezası</em> ile cezalandırılması üzerine görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. ............<br />
<br />
...........<br />
<br />
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen Hukuk Devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstünlüğü kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan Devlettir. <br />
<br />
Kanun koyucu hukuk devletinde kamu hizmetlerinin uyum ve düzen içinde yürütülmesini sağlamak amacıyla hizmeti sunan kamu görevlileri için <em class="highlightField">disiplin</em> düzenlemeleri içeren kurallar öngörebilir ve bu kurallara uyulmasını temin etmek amacıyla çeşitli <em class="highlightField">disiplin</em> yaptırımları benimseyebilir. Ancak disipline konu eylemler ile yaptırımlar arasında adil bir dengenin gözetilmesi de hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. Eylem ile yaptırım arasında bulunması gereken adil denge, “ölçülülük ilkesi” olarak da adlandırılmakta ve bu ilkenin alt ilkelerini de elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık ilkeleri oluşturmaktadır. <br />
<br />
“Elverişlilik ilkesi”, öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, “zorunluluk ilkesi” öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç bakımından zorunlu olmasını ve “orantılılık ilkesi” ise öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken orantıyı ifade etmektedir.<br />
<br />
Soruşturma kapsamında yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının Başbakan'ın konvoyu geçerken "............. şeklinde bağırdığı hususunun sübuta erdiği anlaşılmakla birlikte, davacının eyleminin memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareket olarak nitelendirilmesi suretiyle 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin (E) bendinin (g) alt bendinde yer alan fiil kapsamında görülerek meslekten çıkarılmasının ölçülülük ilkesine aykırılık oluşturacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br />
<br />
<strong><span style="color:#ff0000">Bu duruma göre, davacının meslekten çıkarma <em class="highlightField">cezası</em> ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir</span>.</strong></span></span><br />
 </p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/devlet-buyuklerine-kotu-soz-soyleyen-kisi-memurluktan-atilir-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 14:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2022/09/devlet_buyuklerine_kotu_soz_soyleyen_kisi_memurluktan_atilir_mi_h10729_73200.jpg" type="image/jpeg" length="24093"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Disiplin Cezasında Tekerrür Uygulaması]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-cezasinda-tekerrur-uygulamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-cezasinda-tekerrur-uygulamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Disiplin Cezası Verilirken Tekerrür Uygulaması Nasıl Yapılır ? Disiplin soruşturmasında tekerrür uygulaması, tekkerrürden dolayı memura ceza verilmesi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify"><strong><span><span>Disiplin Cezası Verilirken Tekerrür Uygulaması Nasıl Yapılır ? aynı fiil tekrarında tekerrür uygulaması , farklı fiil tekrarında disiplin cezasında tekerrür uygulaması </span></span></strong></h1>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Bilindiği üzere 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125. maddesinde "Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir. Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir." hükmü yer almaktadır.İlgili hüküm gereğince </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>-Aynı fiilin tekerrürü neticesinde ikinci ceza verilmesinde bir ağır ceza uygulanması gerekmektedir.Konuyu bir örnekle açıklamak gerekirse " Özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev mahallini terketmek," gerekçesi ile uyarma cezası alan bir memura yine aynı gerekçe ile disiplin cezası verilmesi gerektiğinde tekerrür hükmünden dolayı bir ağır ceza olan kınama cezasının verilmesi gerekmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>-Farklı fiillerden dolayı aynı cezaları alan memura ise üçüncü uygulamada bir ağır cezanın verilmesi gerekmektedir. Yine konuyu bir örnekle açıklamak gerekirse Bir memura " Özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev mahallini terketmek,"den dolayı uyarma cezası verildikten sonra bu sefer  " Usulsüz müracaat veya şikayette bulunmak" suçundan dolayı ikinci uyarma cezasının verildiğini öngörürsek burada cezayı gerektiren fiillerin farklı olmasından dolayı ikinci seferde uyarma cezası verilecektir.Yine aynı memur 3. seferde de  "Görevine veya iş sahiplerine karşı kayıtsızlık göstermek veya ilgisiz kalmak,"gerekçesi ile uyarma cezası alacağı durumda farklı fiillerden de dolayı 3.UYARMA cezasında uyarma cezasının yerine bir üst ceza olan KINAMA cezasının verilmesi gerekmektedir.Yukarıda örneklerle anlatmaya çalışmış olduğumuz durumla alakalı Danıştay Kararı yazımız ekindedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>İlgili Danıştay kararında ayrı fiilerden dolayı üçüncü ceza uygulamasına bir üst ceza uygulanması gerektiği yönünde karar verilmiştir.Ayrıca disiplin cezası verilirken bir alt ceza uygulaması kapsamında verilen cezanın tekerrür hükümlerinin uygulanmasında alınması gereken ceza üzerinden değerlendirilmesi gerektiği yönünde karar verilmiştir.Konuyu bir örnekle açıklamak gerekirse aylıktan kesme cezası alacak bir memur geçmişteki olumlu sicilinden dolayı bir alt ceza olarak kınama cezası almışsa tekerrürden bir üst ceza verilmesi olayında kınama cezası değil aylıktan kesme cezası dikkate alınmalıdır</span></span></p>

<h2 style="text-align:justify"><span><span>Disiplin Tekerrür Uygulamasına İlişkin Örnek Danıştay Kararı</span></span></h2>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>T.C. D A N I Ş T A Y Onikinci Daire Esas No : 2008/5309 Karar No : 2011/920</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span><span>Özeti : Davacının 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlem, davacının aynı dereceden cezayı gerektiren üçüncü fiili nedeniyle tesis edildiğinden tekerrür şartlarının oluştuğu hakkında.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı): Konya Valiliği Karşı Taraf : … İsteğin Özeti : Konya 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 27.3.2008 günlü, E:2007/1273, K:2008/406 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi: Tülay Şeran Balaban Düşüncesi : Olayda, dava konusu disiplin cezası işlemi, davacının aynı dereceden cezayı gerektiren üçüncü fiili nedeniyle tesis edildiğinden tekerrür hükümlerinin uygulanmasının şartlarının oluştuğu açık olup, İdare Mahkemesince işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken işlemin usul yönünden hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptalinde hukuki isabet görülmemiştir. Bu nedenle, kararın bozulması gerektiği düşünülmüştür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Danıştay Savcısı : E. Nur Necef Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesi'nce işin gereği düşünüldü: Dava, Konya Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde makine mühendisi olarak görev yapan davacının, 1/30 oranında maaş kesim cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 21.8.2007 tarih ve 5688 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Konya 2. İdare Mahkemesi'nin 27.3.2008 günlü, E:2007/1273, K:2008/406 sayılı kararıyla, dosyasının incelenmesinden, davacıya, 5.3.2007 tarih ve 410/1188 sayılı işlemle; 385 göreve geç geldiği ve mesai devam belgelerini imzalamadığından bahisle <strong>657 sayılı Kanun'un 125/C-a maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılması gerekirken bir alt ceza uygulaması yapılarak kınama cezası, 25.6.2007 tarih ve 410/4073 sayılı işlemle; 2006 yılı yapım programında yer alan ve bakım onarım listesi yapılan bir okul hakkında gerçekçi rapor düzenlemediğinden bahisle anılan Kanunun 125/B-a maddesi uyarınca kınama cezası, 27.6.2007 tarih ve 4127 sayılı işlemle; verilen görevi tam ve zamanında yapmadığından bahisle aynı Kanunun 125/B-b maddesi uyarınca kınama cezası verildiği, en son davacının Kulu İlçesi, … İlköğretim Okulunun kalorifer tesisatı ile ilgili olarak yerinde inceleme yapmak suretiyle teknik rapor düzenlemesi için görevlendirilmesine rağmen yerinde inceleme yapmadan teknik rapor düzenlediği hususunun yapılan soruşturma sonucunda sabit görüldüğü ve hakkında 657 sayılı Kanun'un 125/B-a maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılması yönünde teklif getirildiği, davacının daha önce iki kez kınama cezası ile cezalandırılması nedeniyle bir derece ağır ceza uygulanarak 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırıldığının anlaşıldığ</strong>ı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125. maddesinde cezaların tekerrüründen değil, cezaların verilmesine sebep olmuş fiil veya hallerin tekerrüründen bahsedildiği, olayda ise, davalı idare savunmasında, davacının daha önce de 5.3.2007 günlü ve 25.6.2007 günlü işlemlerle iki kez kınama cezası ile cezalandırıldığı, bu nedenle davacı hakkında bir derece ağır cezanın uygulandığının belirtildiği, bu duruma göre, davacının almış olduğu üç kınama cezasından ilki olan ve 5.3.2007 günlü işlemle verilen kınama cezasının aylıktan kesme cezasını gerektiren bir fiilden dolayı alt ceza uygulaması yapılarak verilmiş olduğu gözönünde bulundurulduğunda, "aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir" kuralının uygulanarak davacıya bir derece ağır ceza verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Davalı idare, dava konusu işlemin hukuk ve usule uygun olduğunu öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin sondan beşinci fıkrasında, <span style="color:#ff0000">“Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların sicilden silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir.” kuralına yer verilmiştir.</span> Dosyanın incelenmesinden, davacının daha önce, 5.3.2007 günlü işlemle; göreve geç geldiği ve mesai devam belgelerini imzalamadığından bahisle 657 sayılı Kanun'un 125/C￾a maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılması gerekirken bir alt ceza uygulaması yapılarak kınama cezası, 25.6.2007 günlü işlemle; 2006 yılı yapım programında yer alan ve bakım onarım listesi yapılan bir okul hakkında gerçekçi rapor düzenlemediğinden bahisle anılan Kanunun 125/B-a maddesi uyarınca kınama cezası, 27.6.2007 günlü işlemle; verilen görevi tam ve zamanında yapmadığından bahisle aynı Kanunun 125/B-b maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırıldığı, en son Kulu İlçesi, … İlköğretim Okulunun kalorifer tesisatı ile ilgili olarak yerinde inceleme yapmak suretiyle teknik rapor düzenlemesi için görevlendirilmesine rağmen yerinde inceleme yapmadan teknik rapor düzenlediğinden bahisle 657 sayılı Kanun'un 125/B-a maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılması yönünde teklif getirildiği, daha önce iki kez kınama cezası ile cezalandırılması nedeniyle bir derece ağır ceza uygulanarak 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmıştır. <span style="color:#ff0000">Olayda, davacının dava konusu işlemden önce üç kez kınama cezası ile cezalandırıldığı, bunlardan birinin 657 sayılı Yasanın 125/C-a maddesine bir alt ceza uygulanmak suretiyle verilmesi nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağı ancak davacının bu ceza dışında 657 sayılı Yasanın 125/B-a ve 125/B-b maddeleri uyarınca verilmiş iki cezasının daha bulunduğu, dava konusu işleme konu eyleminin de yine aynı yasanın 125/B-a 386 maddesine göre kınama cezasını gerektirdiği görülmüş olup, dava konusu disiplin cezası işlemi, davacının aynı dereceden cezayı gerektiren üçüncü fiili nedeniyle tesis edildiğinden tekerrür hükümlerinin uygulanması için gerekli şartların oluştuğu açıktır.</span> Her ne kadar, davalı idare savunmalarında ve temyiz dilekçesinde tekerrüre esas alınan cezalardan söz ederken bu iki ceza yerine davacının aylıktan kesme cezasını gerektiren ancak alt cezanın uygulandığı 5.3.2007 günlü ve 657 sayılı Yasa'nın 125/B-a maddesi uyarınca tesis edilen 25.6.2007 günlü işlemlerle verilen kınama cezalarından söz etmekte ise de, dava konusu işlemde hangi cezaların tekerrüre esas alındığının belirtilmediği, idarenin savunmasının ekinde gönderdiği belgelere göre davacının bu iki ceza dışında 657 sayılı Yasa'nın 125/B-b maddesi uyarınca verilmiş bir kınama cezasının daha bulunduğu ve bu ceza göz önünde bulundurulduğunda dava konusu işlem tesis edilirken tekerrür hükümlerinin uygulanması için gerekli şartların oluştuğu açık olduğundan, idarenin hatalı ve eksik savunmasının işlemi sakatlamayacağı tabiidir. Bu durumda, dava konusu işlemde tekerrür hükümlerinin uygulanması açısından hukuka aykırılık bulunmadığından İdare Mahkemesince işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken işlemin usul yönünden hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz talebinin kabulü ile Konya 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 27.3.2008 günlü, E:2007/1273, K:2008/406 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen nedenler gözetilmek suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 23.2.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi</span></span></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-cezasinda-tekerrur-uygulamasi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 14:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2022/09/disiplin_cezasinda_tekerrur_uygulamasi_h5028_6ee46.jpg" type="image/jpeg" length="44974"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Halinde Disiplin Cezası]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/hukmun-aciklanmasinin-geri-birakilmasi-halinde-disiplin-cezasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/hukmun-aciklanmasinin-geri-birakilmasi-halinde-disiplin-cezasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Verilmesi Halinde Memura Disiplin Cezası Verilebilir mi? Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması  cezası alan memur hakkında yapılacak işlemler]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify"><strong><span><span>Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Verilmesi Halinde Memura Disiplin Cezası Verilebilir mi? HAGB kararı alan memura disiplin cezası verilir mi?</span></span></strong></h1>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Ceza Mahkemesi kararı ile davacı hakkında mahkumiyete hükmedilip hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen memur hakkında idaresince yürütülmekte olan disiplin soruşturması sonucunda memuriyetine son verilen memurun açmış olduğu davanın danıştay başkanlığınca görüşülmesi neticesinde ceza yargısında hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararının verilmiş olmasının ilgiliye disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmeyeceğini belirterek ilgili hakkında yapılan disiplin soruşturması neticesi verilen memuriyetten çıkarma cezasını onamıştır.</span></span></p>

<p class="Gvdemetni20" style="text-align:justify"><span><span><span class="Gvdemetni23ptbolukbraklyor"><span>DANIŞTAY </span></span><span style="color:black">Onaltıncı Daire </span></span></span></p>

<p class="Gvdemetni20" style="text-align:justify"><span><span><span style="color:black">Esas No: 2015/896 </span></span></span></p>

<p class="Gvdemetni20" style="text-align:justify"><span><span><span style="background-color:transparent; color:black">Karar No 2016/1858</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>TÜRK MİLLETİ ADINA</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Hüküm veren Danıştay Onaltıncı Dairesince, davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span><span>Diğer yandan, yukarıda yer verilen İdare Mahkemesi kararının gerekçesinin anlatımından, davacının üzerine atılı eylemi kabul ettiğinin ifade edilmesinden sonra, aynı eylem nedeniyle “zincirleme şekilde kamu kurumuna karşı dolandırıcılık, zincirleme şekilde sahte resmi evrak tanzim etmek ve kullanmak, zincirleme şekilde sahte özel belge tanzim edip kullanmak“ suçlarından Ceza Mahkemesinde yargılamanın devam ettiğine ilişkin tespite de yer verilerek, davacıya isnat edilen eylemin Türk Ceza Kanunu kapsamında suç olarak tanımlandığının kabul edildiği, ancak daha sonra bu yargılamanın sonucunun beklenmesine gerek görülmediğinin ifade edildiği, sonuçta ise davacıya isnat edilen fiilin disiplin soruşturması kapsamında sübuta erdiği şeklinde değerlendirme yapıldığı anlaşılmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Ancak, davacının anılan suçlardan dolayı yargılanması sonucunda, İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:2008/119, K:2014/371 sayılı karan ile ayrı ayrı üç kez işlediği eylemlerden dolayı "resmi belgede sahtecilik" suçundan üç kez 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl süre ile denetimli serbestlik süresine tabi tutulmasına; ayn ayrı iki kez işlediği eylemlerden dolayı "nitelikli dolandırıcılık" suçundan, 1 yıl 3 ay hapis ve 700 TL adli para cezası ile 11 ay 3 gün hapis ve 160 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl süre ile denetimli serbestlik süresine tabi tutulmasına karar verilmiş ve bu karara yapılan itirazın reddi ile karar kesinleşmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="color:#ff0000">Bu durumda, yukarıda yer verilen Ceza Mahkemesi karan ile davacı hakkında mahkumiyete hükmedilip hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi karşısında; İdare Mahkemesince, Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil ettiği gerekçedeki anlatımla kabul edilen eylemin sübuta erdiği şeklinde ifade kullanılmasında, masumiyet karinesi uyarınca hukuki isabet görülmemiş ise de; davacının zabıt katibi olarak görev yaptığı sırada, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunması sebebiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/E-g maddesi uyarınca memurluktan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ve bu karar uyarınca memurlukla ilişiğinin kesilmesine ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, bu husus, anılan kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddiyle İstanbul 7. İdare Mahkemesinin 24.11.2010 tarih ve E:2010/592, K:2010/1908 sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçenin de eklenmesi suretiyle onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/hukmun-aciklanmasinin-geri-birakilmasi-halinde-disiplin-cezasi</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 09:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2022/09/hukmun_aciklanmasinin_geri_birakilmasi_halinde_disiplin_cezasi_h5447_8b109.jpg" type="image/jpeg" length="77805"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Disiplin Soruşturmasında Zamanaşımı Süresinin Başlangıcı]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-sorusturmasinda-zamanasimi-suresinin-baslangici</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-sorusturmasinda-zamanasimi-suresinin-baslangici" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Disiplin Soruşturmasında Zamanaşımı süreleri ne zaman başlar, disiplin amirinin suçu öğrenme tarihi disiplin cezası verme zamanaşımı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3 style="text-align:justify"><span><span>Disiplin Soruşturmasında Zamanaşımı, disiplin soruşturmasında zamanaşımı süresi ne zaman başlar </span></span></h3>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Disiplin soruşturmalarında zamanaşımı süreleri memura verilen cezalarda en çok cezanın iptaline sebep olan durumların başında gelmektedir.Bu nedenle idarelerce yapılan disiplin soruşturmalarında zamanaşımı sürelerine uymak önem arz etmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>657 sayılı Devlet Memurları kanununa göre yapılan disiplin soruşturmalarında en çok dikkat edilmesi gereken konulardan biriside disiplin soruşturmasında zaman aşımı süresidir.Disiplin cezaları verilirken zaman aşımı sürelerine dikkat etmeyen birçok kurumun vermiş olduğu cezalar danıştay başkanlığınca verilen çeşitli zamanlardaki kararlarla iptal edilmiştir.Disiplin hukukunda zamanaşımı süreleri dolmuş ise artık memura disiplin cezası verilememektedir.Bundan dolayı idarelerin Devlet Memurları Kanununun 127  maddesinde yer alan disiplin cezası zamanaşımı sürelerine dikkat etmeleri büyük önem arz etmektedir.</span></span></p>

<h2 style="text-align:justify"><span><span><strong>Disiplin Soruşturmasında Zamanaşımı Süreleri </strong></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span><span>Bilindiği üzere, 657 sayılı Kanunun  125 inci maddesinde ; disiplin cezalarının çeşitleri sayarak 127 inci maddesinde: “ Bu kanunun 125 inci maddesinde sayılan fil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>a)Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>b)memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>başlanmadığı takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.” hükmüne yer verilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<h2 style="text-align:justify"><span><span>Disiplin Cezasında Zamanaşımına İlişkin Danıştay Kararı </span></span></h2>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Diğer taraftan Danıştay 10. Dairesinin 20/03/1991 tarihli ve E:1988/2495,K:1991/1002 sayılı kararında; “… hakaret suçunun 17.5.1987 de işlendiği ve hakarete uğrayan tarafından 18.5.1987tarihli dilekçe ile İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne başvurulduğu, dolayısıyla disiplin amiri durumunda olan Milli Eğitim Müdürünün, disiplin suçu işlendiğini bu tarihte öğrendiği, …” hükmü yer almaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Yukarıdaki hükümler çerçevesinde, memur hakkında 657 sayılı Kanun gereği yapılacak olan disiplin soruşturması veya kovuşturmasında disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımının hesaplanmasında öğrenme tarihi olarak;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>-kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerden gelen başvuru, şikayet veya ihbar niteliği taşıyan evrakın memurun görev yaptığı kurumun evrak kaydına girdiği tarihin,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>-memurun görev yaptığı kurumun yetkili disiplin amirine veya disiplin kuruluna başvuru, şikayet veya ihbar gibi yollarla bilgi verildiğinde durumu tespit eden tutanağın düzenlendiği tarihin, Esas alınması gerektiği mütalaa edilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="background-color:white"><span style="color:black">T.C.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="background-color:white"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:black">DANIŞTAY</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="background-color:white"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:black">12. DAİRE</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="background-color:white"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:black">E. 2009/6216</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="background-color:white"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:black">K. 2010/4901</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="background-color:white"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:black">T. 12.10.2010</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="background-color:white"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:black">DİSİPLİN CEZASININ İPTALİ İSTEMİ ( İki Yıllık Zamanaşımı Süresi Geçirildikten Sonra Tesis Edilen İşlemde Hukuka Uyarlık Bulunmadığı - İşin Esasına Girilerek Verilen Davayı Reddi Yolundaki İdare Mahkemesi Kararında Hukuki İsabet Görülmediği )</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="background-color:white"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:black">DEVLET MEMURLUĞUNDAN ÇIKARMA ( Siyasi Partiye Girme Eyleminin En Son İşlendiği Tarih Olarak Davacının Bu Partiden İstifa Ettiği Tarihin Kabul Edilmesi Gerektiği - Belediye Meclisi Üyeliği Görevinin Sona Erdiği Tarihin Sonuna Kadar Bu Eylemin İşlendiği Yolundaki İdare Mahkemesi Kararında Hukuki İsabet Bulunmadığı )</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="background-color:white"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:black">ZAMANAŞIMI ( Davacının Devlet Memurluğundan Çıkarma Cezası Cezasıyla Cezalandırılmasını Gerektiren Siyasi Partiye Girme Eyleminin En Son İşlendiği Tarih Olarak Davacının Bu Partiden İstifa Ettiği Tarihin Kabul Edilmesi Gerektiği - İki Yıllık Zamanaşımı Süresi Geçirildikten Sonra Tesis Edilen İşlemde Hukuka Uyarlık Bulunmadığı )</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="background-color:white"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:black">657/m.125/E/c,127</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="background-color:white"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:black">ÖZET : Dava, Milli Eğitim İl Müdürlüğünde inşaat mühendisi olarak görev yapan davacının, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/E-c maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına dair işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Olayda, Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılan davacının, Devlet memurluğundan çıkarma cezası cezasıyla cezalandırılmasını gerektiren siyasi partiye girme eyleminin en son işlendiği tarih olarak davacının bu partiden istifa ettiği tarihin kabul edilmesi gerekeceği açık olup, davacının bağımsız olarak sürdürdüğü belediye meclisi üyeliği görevinin sona erdiği tarihin sonuna kadar bu eylemin işlendiği yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığından, 657 Sayılı Kanun'un 127.maddesinde öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresi geçirildikten sonra tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Bu sebeple işin esasına girilerek verilen davayı reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="background-color:white"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:black">İstemin Özeti : İstanbul 2. İdare Mahkemesince verilen 27.5.2009 günlü, E:2009/20, K:2009/928 Sayılı kararın dilekçede yazılı sebeplerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="background-color:white"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:black">Savunmanın Özeti : Temyizi istenen kararın usul ve kanuna uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesine uymadığı, bu sebeple istemin reddi gerekeceği yolundadır.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="background-color:white"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:black">Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi : Olayda davaya konu disiplin cezasının zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından, davaya konu işlemin iptali gerekirken davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="background-color:white"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:black">Danıştay Savcısı Düşüncesi : Davacının, Devlet memurluğundan çıkarılma cezasıyla cezalandırılmasına dair 27.7.2005 gün ve 2005/173 Sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davayı reddeden İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="background-color:white"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:black">657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-c maddesinde, siyasi partiye girmek fiilinin Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiillerden olduğu, hükme bağlanmış, aynı Kanunun 127. maddesinde de, bu Kanunun 125. maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında bu fiil ve halin öğrenildiği tarihten itibaren memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezasının zamanaşımına uğrayacağı disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı hükmüne yer verilmiştir.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="background-color:white"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:black">Bakılan davada; davacı hakkında açılan disiplin soruşturması sonucu davacının Devlet memuru olarak görev yapmakta iken 18.3.1994-18.4.1999 tarihleri ile 18.4.1999-18.4.2004 tarihleri arasında belediye meclisi üyeliğine bir siyasi partiye bağlı olarak seçildiği, söz konusu siyasi partiden 15.3.2002 tarihinde istifa ederek kalan sürede bağımsız olarak görevi sürdürdüğü hususunun tespitine bağlı olarak, siyasi partiye girme eylemi sebebiyle davaya konu işlemin tesis edildiği anlaşılmıştır.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="background-color:white"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:black">Ancak, davacının 15.3.2002 tarihinde bağlı bulunduğu siyasi partiden istifa ederek belediye meclisi üyeliğini bağımsız olarak sürdürdüğü dikkate alındığında, ceza verilmesine dayanak olarak alınan eylemin bu tarih itibariyle sona erdiğinin kabulü gerekeceğinden, bu tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımı süresi geçirildikten sonra tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="background-color:white"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:black">Bu durumda, bakılan uyuşmazlıkta ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı hususu dikkate alınmaksızın işin esasına girilerek verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="background-color:white"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:black">Açıklanan nedenlerle, temyiz konusu kararın bozulmasına karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="background-color:white"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:black">TÜRK MİLLETİ ADINA</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="background-color:white"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:black">Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince 5525 Sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca davacının davaya devam dilekçesi gözönüne alınarak işin gereği düşünüldü:</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="background-color:white"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:black">KARAR : Dava, İstanbul Milli Eğitim İl Müdürlüğünde inşaat mühendisi olarak görev yapan davacının, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/E-c maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına dair 27.7.2005 tarihli ve 2005/173 Sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="background-color:white"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:black">İstanbul 2. İdare Mahkemesi'nin 27.5.2009 günlü, E:2009/20, K:2009/928 Sayılı kararıyla; inşaat mühendisi olarak görev yapan davacının, memuriyet görevini yürütmekte olduğu dönem içerisinde bir siyasi partiye girerek 2004 yılına kadar bu siyasi partinin belediye meclisi üyesi sıfatıyla faaliyet göstermiş olduğu iddiasıyla ilgili olarak yapılan soruşturma sonucu davacının üzerine atılı bulunan eyleminin sabit olduğu ve 2004 yılı Mart ayı sonrası siyasi faaliyetini sona erdirmiş olması hususunun disiplin suçunu ortadan kaldırmayacağından bahisle davaya konu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="background-color:white"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:black">Davacı; İdare Mahkemesi kararının hukuk ve usule aykırı olduğunu öne sürmekte ve temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="background-color:white"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:black">657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/E-c maddesinde, siyasi partiye girmek Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmış, aynı Kanunun zamanaşımını düzenleyen 127.maddesinde ise; bu Kanunun 125.maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren ;</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="background-color:white"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:black">a- ) Uyarma, kınama ,aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına,</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="background-color:white"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:black">b- ) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına, başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="background-color:white"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:black">Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zaman aşımına uğrar" hükmüne yer verilmiştir.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="background-color:white"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:black">Dosyanın incelenmesinden;17.1.1997 tarihi itibariyle stajyer öğretmen olarak göreve başlayan, 17.1.1998 tarihi itibariyle stajerliği kaldırılan ve 15.11.2002 tarihinden itibaren sınıf ve unvan değişikliği ile mühendis olarak görev yapan davacının, hakkında açılan disiplin soruşturması sonucu Devlet memuriyeti görevini sürdürmekte olduğu dönem içerisinde, 18 Mart 1994-18 Nisan1999 tarihleri ile 18 Nisan 1999-18 Nisan 2004 tarihleri arasında, belediye meclisi üyeliğine bir siyasi partiye bağlı seçilerek göreve başladığı ve bu görevini sürdürürken bağlı bulunduğu siyasi partiden <u>15.3.2002 tarihinden istifa ederek kalan sürede bağımsız olarak bu görevini sürdürdüğü anlaşılmaktadır.</u></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="background-color:white"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><u><span style="color:black">Olayda, 27.7.2005 tarihli ve 2005/173 Sayılı işlemle Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılan davacının, Devlet memurluğundan çıkarma cezası cezasıyla cezalandırılmasını gerektiren siyasi partiye girme eyleminin en son işlendiği tarih olarak davacının bu partiden istifa ettiği 15.3.2002 tarihinin kabul edilmesi gerekeceği açık olup, davacının bağımsız olarak sürdürdüğü belediye meclisi üyeliği görevinin sona erdiği tarih olan 2004 yılı Mart ayına sonuna kadar bu eylemin işlendiği yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığından, yukarda hükmüne yer verilen 657 Sayılı Kanun'un </span></u><span style="color:black">127<u>.maddesinde öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresi geçirildikten sonra tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.Bu sebeple işin esasına girilerek verilen davayı reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.</u></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span style="background-color:white"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="color:black">SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz talebinin kabulüyle İstanbul 2. İdare Mahkemesince verilen 27.5.2009 günlü, E:2009/20, K:2009/928 Sayılı kararın 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 Sayılı yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarda belirtilen nedenler gözetilmek suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 12.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:black">T.C.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:black">DANIŞTAY</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:black">12. DAİRE</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:black">E. 2010/2373</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:black">K. 2010/2743</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:black">T. 21.5.2010</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:black">İsteğin Özeti : Sakarya 2. İdare Mahkemesince verilen 29.12.2009 günlü, E:2009/485, K:2009/1063 Sayılı kararın, davacı tarafından dilekçede yazılı sebeplerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:black">Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmakatadır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:black">Danıştay Tetkik Hakimi : Erhan DEMİR</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:black">Düşüncesi : Dava konusu işleme dayanak teşkil eden fiil tarihlerinin bir kısmının 5525 Sayılı Kanun kapsamında olduğu, bir kısmının iki yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, 2007 yılının 12. ayı için de davacının sorumluluğunun araştırması yapılmadığından, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının bozulması gerekeceği düşünülmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:black">Danıştay Savcısı : Gül Filiz E. ASLANTAŞ</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:black">Düşüncesi :İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:black">Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:black">TÜRK MİLLETİ ADINA</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:black">Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince; dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeden, işin esası hakkında gereği düşünüldü:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:black">KARAR : Dava, Bolu İli Mudurnu İlçe Hastanesi Ayniyat Saymanı olarak görev yapan davacının, Düzce İli Akçakoca Devlet Hastanesindeki görevi sırasında işlediği iddia edilen eylemi sebebiyle 657 Sayılı Kanun'un 125/C- a maddesi uyarınca 1/8 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına dair işlemin iptali istemiyle açılmıştır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:black">Sakarya 2. İdare Mahkemesi'nin 29.12.2009 günlü, E:2009/485, K:2009/1063 Sayılı kararıyla; davacının soruşturmaya konu dönemde hastane müdürü olduğu ve yapılan döner sermaye ek ödemeleri ile ilgili olarak görevinin bulunduğu, disiplin cezasına konu döner sermaye tutarının personele dağıtılmasına dair işlemlerde davacının imzasının olduğu, Sağlık Bakanlığına Bağlı Kurum ve Kuruluşlarda Görevli Personele Döner Sermaye Gelirlerinden Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönetmelik ile diğer ilgili mevzuat uyarınca döner sermaye ödemelerinin anılan mevzuat uyarınca yapılan kesintilerden sonra hastane net gelirinin % 50 sini aşmayacak şekilde komisyonca belirlenen tutarda dağıtılması gerekirken hastane net gelirinin %50'sinin üzerinde (2006 yılında 215.040,85 TL, 2007 yılında 374.577,49 TL ) fazla dağıtıldığının tespit edildiği, davacının diğer görevlilerle birlikte sorumluluğunun olduğu, bu fiilinin de kasıtlı olarak görev mahallinde kurumca belirlenen esas ve usulleri yerine getirmemek fiilini oluşturduğundan bahisle, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:black">Davacı, döner sermaye ek ödemeleri dağıtımında birinci soumluluğun hastane başhekiminde olduğu, davaya konu işlemin gerekçesi olan eylemlerin işlendiği tarihleri dikkate alındığında ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı ileri sürmekte, kararın temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:black">657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/C-a maddesinde, "Kasıtlı olarak; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçleri korumamak, bakımını yapmamak, hor kullanmak" fiileri aylıktan kesme cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:black">Aynı Kanun'un "Zamanaşımı" başlıklı 127. maddesinde bu Kanunun 125. maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren en geç iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı hükme bağlanmıştır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:black">Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı Hakkında 5525 Sayılı Kanun'un 1.maddesiyle; Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla basit veya nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı suçlar veya istimal ve istihlak kaçakçılığı dışında kalan kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlarına fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçları sebebiyle görevleriyle sürekli olarak ilişik kesilmesi sonucunu doğuran disiplin cezaları ile 2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 68. maddesinin ikinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerine göre verilmiş yer değiştirme cezaları ve 69. maddesine göre verilmiş meslekten çıkarma cezaları ile emniyet hizmetleri sınıfına dahil personel ile çarşı ve mahalle bekçileri hakkında verilen meslekten çıkarma cezaları hariç olmak üzere; kanun, tüzük ve yönetmelikler gereğince memurlar ve diğer kamu görevlileri ile bu görevlerde bulunmuş olanlar hakkında 23.4.1999 tarihinden 14.2.2005 tarihine kadar işlenmiş fiillerden dolayı verilmiş disiplin cezalarının bütün sonuçları ile affedildiği hükmü yer almıştır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:black">Dosyanın incelenmesinden, Düzce İli, Akçakoca Devlet Hastanesinde Şubat 2005- Ağustos 2007 yılları arasında davacının da hastane müdürü olarak görev yaptığı dönemde, döner sermaye ödemelerinde usulsüzlük yapıldığı yönündeki şikayetler üzerine başlatılan tahkikat neticesinde tanzim olunan 21/07/2008 tarihli ve 159/1 Sayılı Soruşturma Raporunda; Eski Mutemet (...) Ayniyat Saymanı (...), Mutemet (...), Müdür Yardımcısı (...), Başhekim Yardımcısı ve Hastane Müdürü olarak görevli davacının 2006-2007 yıllarında ek ödeme bordrolarının tanziminden sonra üzerinde keyfi olarak oynamak/oynanmasına müsaade etmek ve bu konuda duyarsız kalmak suretiyle kasıtlı olarak verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarınca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek fiilini işleyen davacı ile yukarda unvanı geçen bir kısım personelin 657 Sayılı Kanun'un 125/C-a maddesi uyarınca aylıktan kesme cezası ile tecziyesi, Mart 2006 - Ağustos 2007 ayları arasında laboratuar ve röntgen teknisyenlerinin her ay belli bir kısmına acil servisteki görevliler için belirlenen katsayı üzerinden ek ödeme verilmesini öngören kararları almak ve ek ödeme bordrolarında belirtilen personelden her ay bir kısmına fazla ödemede bulunulmasını sağlamak ve Ocak 2006-Ağustos 2007 ayları arasında personele taban puan verilmesi uygulaması kaldırıldığı halde bu konuda karar alarak ödeme yapmak suretiyle kamu zararına sebep olmak ve kişilerin yararını hedef tutan davranışlarda bulunmak fiilini işleyen bir kısım personel ile davacının 657 Sayılı Kanun'un 125/D-ı maddesi uyarınca kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile tecziyeleri, Sağlık Bakanlığı'na bağlı diğer kurum ve kuruluşlardan hastanede geçici olarak görevlendirilen personel ve başka kurumlarda geçici olarak görevlendirilen personele hatalı ek ödeme yapılması suretiyle kişi yararını hedef tutan davranışlarda bulunduğundan bahisle bir kısım personel ile davacının 657 Sayılı Kanun'un 125/D-ı maddesi uyarınca kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile tecziyeleri, 2004-2007 yılları arasında personelin ek ödemeye esas çalışma sürelerinin yanlış tespiti ve ek ödeme bordroları yanlış girilmesi hususlarını kontrol etmemek, uygunluğunu denetlememek suretiyle kişilerin yararını hedef tutan davranışlarda bulunmak fiili sebebiyle bir kısım personel ile davacının 657 Sayılı Kanun'un 125/D-ı maddesi uyarınca kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile tecziyesi, başhekim yardımcılığında 2005 Şubat ayında Kaymakamlık oluru ile görevlendirilen Dr.Kamil Eyüpoğlu'na (valilik oluru ile görevlendirilenlere döner sermaye ödemesi yapılabilecek olmasına karşın) Kaymakamlık oluruna rağmen ödeme yapmak suretiyle adı geçene yersiz ödeme yapılması fiilinden dolayı bir kısım personel ile davacının hakkında zamanaşımı sebebiyle disiplin yönünden yapılacak bir işlem bulunmadığı, davacının Müdür Yardımcısı, Mine Özer'in Müdür Vekili olarak görev yaptığı dönemde müdürler için öngörülen ek ödeme katsayısı kullanılarak fazla ödemede bulunmak, hastanede görevli personelin döner sermaye ek ödeme katsayılarının ve ek puanlarının yanlış girilmesi suretiyle fazla ödeme yapılmasına neden olmak fiili, disiplin cezası alan personele fazla ödeme yapılması döner sermaye ek ödeme bordrolarına dair hatalı formül kullanılması, mevzuata uygunluğunun kontrol edilmemesi, programların yenilenmemesi döner sermaye ek ödemelerinden mevzuata uygun gelir ve damga vergisi kesilmemesi, SSK'dan devredilen personelden eksik fark tahsilatı yapılması fiilleri sebebiyle kamu zararına sebep olduğu ve kişi yararını hedef tutan davranışlarda bulunduğundan bahisle anılan fiilleri sebebiyle 657 Sayılı Kanun'un 125/D-ı maddesi uyarınca her bir fiil için ayrı ayrı kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile tecziyesi ve 2004-2007 yılları arasında mevzuata aykırı olarak kendilerine ve diğer personele fazla döner sermaye ek ödemesi gerçekleştiren bu konudaki sorumluluklarını göz ardı etmek suretiyle kamu zararına sebep olan ve kendilerine birden fazla kademe ilerlemesinin durdurulması cezası teklif edilen davacının hastanedeki görevlerinden alınarak il dışına tayin edilmesi teklifinin getirildiği, teklif uyarınca davacının birden fazla fiili sebebiyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılması tekliflerinin Düzce İl Disiplin Kurulunca reddi üzerine davacının " 2006-2007 yılları arasında döner sermaye komisyonunda dağıtılmasına karar verilen tutarların üzerinden meblağın dağıtıma tabi tutulması fiili" sebebiyle davalı idarenin 11.05.2009 tarih ve 92765 Sayılı işlemi ile 657 Sayılı Kanun'un 125.maddesinin (C-a) bendi uyarınca 1/8 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılması üzerine, bu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:black">Dava konusu edilen işlem, 01.01.2004- 31.12.2007 yılları arasında mevzuata aykırı bir şekilde döner sermaye ek ödemelerinin usulsüz dağıtıldığı gerekçesiyle tesis edildiğinden, bu dönemlere dair davacı eylemlerinin, 5525 Sayılı Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanun, zamanaşımı müessesesi, davacının anılan tarihlerde görevde bulunup bulunmadığı ve ek ödeme için düzenlenen bordrolardan sorumluluğu olup olmadığı yönlerinden değerlendirmesinin yapılması gerekmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:black">Davacının, 2004 yılı ile 14.2.2005 tarihine kadar gerçekleştirmiş olduğu iddia edilen yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı olarak yapılan döner sermaye ödemeleri ile ilgili eyleminin yukarda hükmüne yer verilen 5525 Sayılı Kanun kapsamında yer aldığı, eylem tarihi itibariyle Af Kanunu kapsamına giren bu fiilerin disiplin cezasına dayanak olamayacağı, anılan Kanun'un yürürlük tarihinden sora tesis edilen işlemin bu tarihlere dair olan kısmının bu sebeple hukuka aykırı olduğu anlaşılmıştır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:black">Kaldı ki, davaya konu işlemin tarihinin 11.05.2009 olduğu dikkate alındığında 2004 yılı ile 14.02.2005 tarihlerine dair olarak iki yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği de açıktır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:black">Olayda, davaya konu işlem 11.05.2009 tarihinde tesis edildiği için 657 Sayılı Kanun'un 127. maddesi uyarınca işlem tarihinden geriye doğru iki yıl gidildiğinde, yani 11.05.2007 tarihinden önceki dönemleri kapsayan eylemler için de zamanaşımı süresinin dolduğu görülmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:black">Bu durumda, 657 Sayılı Kanun'un zamanaşımı başlıklı 127. maddesinde düzenlenen ve ilgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri kamu düzenine dair olmaları sebebiyle disiplin soruşturmasını açmaya yetkili amirlerce uyulması zorunlu olan süreler olduğundan disiplin cezaları için anılan yasada öngörülmüş olan iki yıllık zamanaşımı süresi geçirildikten sonra 11.05.2007 tarihinden önceki eylemleri gerekçe gösterilerek işlem tesis edilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:black">Davacının hukuka aykırı olduğu iddia edilen eylemlerinden zamanaşımına uğramamış olan 11.05.2007- 31.12.2007 yıllarına dair sorumluluğuna gelince,</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:black">Dava dosyasında yer alan davacının hizmet cetvelinin ve dava dilekçesi ekinin incelenmesinden; Akçakoca Devlet Hastanesinde hastane müdürü olarak görev yapan davacının, Sağlık Bakanlığının 07.04.2006 tarih ve 70961 Sayılı işlemi ile Bolu Göynük Devlet Hastanesine hastane müdürü olarak naklen atandığı, bu işleme karşı açılan dava sonucunda Sakarya 1. İdare Mahkemesi'nin 12.09.2007 tarih ve E:2006/1249, K:2009/1715 Sayılı kararı ile naklen atama işleminin iptali edildiği ve 03.12.2007 tarihinde eski görev yerine yani Akçakoca Devlet Hastanesinde hastane müdürlüğü görevine iade edildiği anlaşılmakta olup, bu dönem içerisinde Akçakoca Devlet Hastanesinde hastane müdürü olarak görev yapmadığı açık olan davacını bu dönemlerde mevzuata aykırı olarak döner sermaye ek ödemelerinin dağıtılması fiillerinden sorumlu tutulamayacağı tartışmasızdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:black">Öte yandan, davacının Sakarya 1. İdare Mahkemesi'nin 12.09.2007 tarih ve E:2006/1249, K:2009/1715 Sayılı kararı üzerine Akçakoca Devlet Hastanesi Hastane Müdürlüğü görevine iade edildiği ay olan 2007 Aralık ayına dair döner sermaye ek ödeme kesintilerinin kimler tarafından düzenlendiği, davacının imzasının bulunup bulunmadığı, Aralık ayına dair bordroların aynı ay içerisinde mi yoksa bir ay öncesinden mi hazırlandığı hususları, Aralık ayı döner sermaye kesintilerine dair liste dava dosyası ve eklerinde bulunmadığı için, tespit edilemediğinden İdare Mahkemesince bu hususların araştırılması gerekmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:black">Bu durumda, 2004- 2007 yılları arasında döner sermaye ek ödeme kesintilerinin mevzuata aykırı olarak dağıtılması fiilleri ile ilgili olarak yukarda ayrıntılı bir şekilde izah edildiği üzere, 01.01.2004- 14.02.2005 tarihleri arasındaki eylemlerin 5525 Sayılı Kanun kapsamında olması, 14.02.2005 tarihi ile 11.05.2007 tarihleri arasındaki fiilerin ise zamanaşımına uğraması, 11.05.2007 tarihi ile 03.12.2007 tarihleri arasında davacının hastanede görevde olmaması dikkate alındığında, bu tarihler arasında gerçekleşen eylemler sebebiyle davacının sorumluluğu sözkonusu olmadığından ve 2007 Aralık ayına dair davacının sorumluluğunu belirlemeye yönelik araştırma yapılmadan davanın reddine karar verildiğinden, İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:black">SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle, Sakarya 2. İdare Mahkemesince verilen 29.12.2009 günlü, E:2009/485, K:2009/1063 Sayılı kararın, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 Sayılı Kanun ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarda belirtilen nedenler gözetilmek suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 21.05.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</span></span></span></span></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-sorusturmasinda-zamanasimi-suresinin-baslangici</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 09:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2022/09/disiplin_sorusturmasinda_zamanasimi_suresinin_baslangici_h1334_13a23.jpg" type="image/jpeg" length="65712"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Lojmanı Tahliye Etmeyen Memura Disiplin Cezası Verilir mi?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/lojmani-tahliye-etmeyen-memura-disiplin-cezasi-verilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/lojmani-tahliye-etmeyen-memura-disiplin-cezasi-verilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[lojmanda süresi dolan memur lojmandan çıkmaz ise memura disiplin cezası verilir mi, memurun lojmandan tahliye işlemleri]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify"><strong><span><span>Lojmanı Tahliye Etmeyen Memura Disiplin Cezası Verilir mi?</span></span></strong></h1>

<h1 style="text-align:justify"></h1>

<p style="text-align:justify"><span><span>Kamu Konudan Kanunu ve ilgili Yönetmelik'te, kendilerine tahsis yapılmadan konutları işgal edenler veya tahsis yapıldıktan sonra gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu anlaşılanlar ya da tahsis süresi sonunda konutu boşaltmayanlara uygulanacak yaptırımın belirlendiği, yapılan yazılı ihtara rağmen kamu konutunu boşaltmayan kamu görevlisine bu eylemi nedeniyle disiplin cezası verilemeyeceği hakkında.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>T.C.</strong></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>DANIŞTAY Onikinci Daire</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>Esas No: 2015/2702 Karar No: 2016/664</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>Temyiz İsteminde bulunan (Davacı): ...</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>Vekili                           </strong>:   Av. ...</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>Karşı Taraf (Davalı) : Sağlık Bakanlığı</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>Vekili                           </strong>:      , Hukuk Müşaviri (Aynı yerde)</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>İstemin Özeti: </strong>.....İdare Mahkemesince        verilen 19/02/2015 tarihli ve E:2014/1187; K:2015/153 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>Savunmanın Özeti </strong>: İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>Danıştay Tetkik Hâkimi : ...</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>Düşüncesi </strong>: Kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>TÜRK MİLLETİ ADINA</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği görüşüldü:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Dava; davacının Burdur İl Sağlık Müdürlüğü görevini yürütmekte iken kullanmış olduğu lojmana usulsüz girdiği ve kullandığından bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/C-a maddesi uyarınca 1/8 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>İdare Mahkemesince, Danıştay Onikinci Dairesinin 27.02.2012 tarihli ve E:2009/558, K:2012/12318 sayılı davacı eyleminin 5525 sayılı Kanun kapsamında kalmadığı ve affa uğramadığı, bu nedenle işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle verilen bozma kararına uyularak davacı hakkında yapılan soruşturmada üzerine atılı eylemin sübut bulduğu anlaşılmış olup tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Davacı tarafından, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/C-(a) maddesinde, Kasıtlı olarak; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçleri korumamak, bakımını yapmamak, hor kullanmak " fiili aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Dosyanın incelenmesinden, Burdur İl Sağlık Müdürü olarak görev yapan davacı hakkında yapılan ihbar dilekçeleri üzerine açılan soruşturma sonucu düzenlenen 05.12.2005 tarihli ve 47/18 sayılı soruşturma raporunda, mevzuata aykırı bir şekilde yerleştiği Burdur Devlet Hastanesine ait lojmanı, anılan hastanenin yazılı talebine karşın boşaltmayarak oturmaya devam ettiğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/C- (a) maddesi uyarınca 1/8 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırıldığı ve bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu'nun 7. maddesinde; " Bu Kanun kapsamına giren;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>a-) Özel tahsisli, görev tahsisli ve hizmet tahsisli konutlarda oturanlar; tahsise esas görevin son bulduğu tarihten itibaren iki ay içinde konutlardan çıkmak zorundadırlar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>b-) Sıra tahsisli konutlarda oturanlar; beş yıllık oturma süresinin bitiminden itibaren onbeş gün veya yararlanacak başka biri olmaması nedeniyle oturmaya devam etmesine izin verilmiş ise çıkması için idarece yapılan tebligat tarihinden itibaren bir ay içinde, emeklilik, istifa, başka bir yere nakil ve her ne sebeple olursa olsun memuriyet sıfatı kalkanlar ilişiklerinin kesildiği tarihten itibaren iki ay içinde konutlardan çıkmak zorundadırlar." hükmüne yer verilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Aynı Kanun'un "Konuttan çıkarılma başlıklı" 8. maddesinde de,"Konutlar, 7’nci maddede belirtilen süreler sonunda boşaltılmaz ise, tahsise yetkili makam tarafından ilgili mülki veya askeri makamlara başvurulur. Bu başvuru üzerine konut başka bir bildirime gerek kalmaksızın, kolluk kuvveti kullanılarak bir hafta içinde zorla boşalttırılır. Zorla boşalttırmaya karşı, idareye ve yargı mercilerine yapılacak başvuru boşalttırma işleminin icra ve infazını durdurmaz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Konut tahsisine yetkili makam tarafından kendilerine tahsis yapılmadan konudan işgal edenler veya tahsis yapıldıktan sonra gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu anlaşılanlar, konut blok veya gruplarındaki diğer konut sakinlerinin huzur ve sükununu</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>bozucu, genel ahlak değerlerini zedeleyici tutum ve davranışlarda bulunmakta ısrar ettiği tespit olunanlar hakkında da yukarıdaki fıkra hükmüne göre işlem yapılır. " düzenlemeleri yer almaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>16.07.1984 tarihli ve 84/8345 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen ve 23.09.1984 tarihli ve 18524 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Konutları Yönetmeliği'nin " Konuttan Çıkma başlıklı 33. maddesinde; " Konuttan Çıkarılma " başlıklı 34. maddesinde de aynı hükümlere yer verilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Öte yandan; anılan Yönetmeliğin 34. maddesinin üçüncü fıkrasının iptali istemiyle açılan davada, Danıştay ikinci ve Beşinci Dairelerince yapılan müşterek toplantıda verilen 20.03.2014 tarihli ve E:2013/5756 sayılı kararı ile; 2946 sayılı Kamu Konutları Kanun’un 8. maddesinde; konutta oturma süresi sona erenlere karşı idarelere sadece "konutu boşalttırma" yetkisi tanındığı, konutun boşaltılmaması durumunda, idareye işgaliye bedeli tahsil yetkisi verilmediği, dolayısıyla Kanun’un bu açık hükmüne rağmen, Yönetmeliğin 34’üncü maddesinin üçüncü fıkrası ile idareye işgaliye bedeli tahsil etme hakkı tanınmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Yukarıda açık metinlerine yer verilen mevzuat hükümleri ile Danıştay'ın anılan kararı bir bütün halinde değerlendirildiğinde, idareye işgaliye bedeli tahsis yetkisi dahi verilmemekte; lojmanlara ilişkin olarak konut tahsisine yetkili makam tarafından kendilerine tahsis yapılmadan konutları işgal edenler veya tahsis yapıldıktan sonra gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu anlaşılanlar ya da tahsis süreleri sonunda konutu boşaltmayanlara yönelik uygulanacak olan idari yaptırım tahsise yetkili makam tarafından ilgili mülki veya askeri makamlara başvurmak ve bu başvuru üzerine bir başka bildirime gerek kalmaksızın, kolluk kuvveti kullanılarak bir hafta içinde zorla boşalttırılmak şeklinde düzenlenmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Bakılan olayda, Burdur Devlet Hastanesi Baştabipliğinin 2003 ve 2004 yıllarında yazdığı çeşitli yazılarda hastane lojmanının, II Sağlık Müdürlüğü emrinde kullanıldığı, hastane hizmet sunumunda yoğunluğun artması sebebiyle ek binaya ihtiyaç duyulduğu, bu sebeple lojmanın hastane hizmetlerinde kullanılmak amacıyla boşaltılması talebinde bulunulduğu, buna karşılık davacının lojmanı boşaltmayıp oturmaya devam ettiği, lojmandan çıkış tarihinin ise 15.03.2006 olduğu sabit olmakla birlikte davacıya isnat edilen lojmana usulsüz girdiği ve kullandığı eyleminin karşılığı, dava konusu disiplin cezasını gerektirmediği; bir başka ifadeyle, 2946 sayılı Kanun ile bu Kanun'un uygulanması amacıyla yürürlüğe konulan Kamu Konutları Yönetmeliği'nin ilgili hükümleri uyarınca lojmanın kolluk kuvvetleri kullanılmak suretiyle boşalttırılması yoluna gidilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık, aksi yöndeki idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 11/02/2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/lojmani-tahliye-etmeyen-memura-disiplin-cezasi-verilir-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 09:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/02/danistay-kararlari-85-1.webp" type="image/jpeg" length="15670"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bağ-Kur'a tabi çalışmaya başlayan emekliden destek primi kesilir mi?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/bag-kura-tabi-calismaya-baslayan-emekliden-destek-primi-kesilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/bag-kura-tabi-calismaya-baslayan-emekliden-destek-primi-kesilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay, 5434 sayılı Kanun kapsamında emekli aylığı alıp Bağ-Kur'a tabi çalışmaya başlayan astsubayın aylığından sosyal güvenlik destek primi kesilmesinde hukuki dayanak bulunmadığına oyçokluğuyla hükmederek kesilen tutarların yasal faiziyle iadesi gerektiğine karar verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>5434 Sayılı Kanun Kapsamında Emekli Aylığı Alıp Bağ-Kur'a Tabi Çalışanlardan Sosyal Güvenlik Destek Primi Kesilmesi Hukuka Aykırı Bulundu</strong></p>

<p style="text-align:justify">Danıştay Onuncu ve Onikinci Dairelerinin müşterek toplantısında; 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre emekli aylığı alan astsubayın, Bağ-Kur kapsamında çalışmaya başladıktan sonra aylığından sosyal güvenlik destek primi kesintisi yapılmasında hukuka uygunluk bulunmadığına, kesilen tutarların yasal faiziyle birlikte iade edilmesi gerektiğine oyçokluğuyla hükmedildi.</p>

<hr />
<p style="text-align:justify">Türk Silahlı Kuvvetlerinde astsubay olarak görev yapmaktayken 02/05/2006 tarihinde 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekliye ayrılan davacı, emekliye ayrıldıktan sonra sosyal güvenlik destek primi ödemek suretiyle Bağ-Kur'a tabi olarak çalışmaya başlamıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Davacı; 5510 sayılı Kanun'un Geçici 14. maddesi uyarınca aylığından sosyal güvenlik destek primi kesintisi yapılmaması ve çalışmaya başladığı tarihten itibaren kesilen tutarın yasal faiziyle birlikte iadesi ile 5434 sayılı Kanun'un Ek 81. maddesi uyarınca astsubaylara ödenmesi gereken 100 TL ek ödemenin 22/02/2014 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebiyle yaptığı 03/03/2014 tarihli başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">İdare Mahkemesi; mülga 1479 sayılı Kanun'un Ek 20. maddesinde diğer sosyal güvenlik kanunlarına göre yaşlılık ve malullük aylığı bağlananlardan Bağ-Kur kapsamında çalışanlardan sosyal güvenlik destek primi kesileceğinin açıkça hükme bağlandığını tespit ederek davayı reddetmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay Onuncu ve Onikinci Dairelerinin müşterek toplantısında ise farklı bir sonuca ulaşılmıştır. Dairelere göre, mülga 1479 sayılı Kanun'un Ek 20. maddesinin üçüncü fıkrası yalnızca "yaşlılık aylığı ve malullük aylığı" alanları sosyal güvenlik destek primi yükümlülüğü kapsamına almaktadır. 5434 sayılı Kanun kapsamında "emekli aylığı" alıp Bağ-Kur'a tabi çalışmaya başlayanların bu kapsamda değerlendirilemeyeceği tespit edilerek davacının aylığından yapılan kesintiler hukuka aykırı bulunmuştur. Hukuka aykırı biçimde kesilen tutarların, 5434 sayılı Kanun'un 117. maddesi uyarınca başvuru tarihinden (03/03/2014) geriye doğru beş yıllık döneme isabet eden miktarlarının yasal faiziyle birlikte iadesi gerektiğine hükmedilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">5434 sayılı Kanun'un Ek 81. maddesi kapsamındaki 100 TL ek ödeme yönünden ise davacının bir sosyal güvenlik kurumuna tabi çalışması nedeniyle bu ödemeden yararlanamayacağı sonucuna varılmış ve İdare Mahkemesi kararının bu kısmı oybirliğiyle onanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Sosyal güvenlik destek primine ilişkin kısım oyçokluğuyla bozulmuş; dosya bu kısım hakkında yeniden karar verilmek üzere mahkemeye gönderilmiştir. Karara karşı tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık bulunmaktadır.</p>

<hr />
<p style="text-align:justify"><strong>Karar Bilgileri</strong> Mahkeme: Danıştay 10. ve 12. Daire (Müşterek) | Karar Tarihi: 19 Aralık 2023 Esas No: 2018/3735 | Karar No: 2023/6861 Sonuç: SGDP kısmı bozuldu; 100 TL ek ödeme kısmı onandı | Kısmen oybirliği / Kısmen oyçokluğu</p>

<ul style="text-align:justify">
</ul>

<p style="text-align:justify"><strong><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></strong></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONİKİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2018/3735<br />
Karar No : 2023/6861<br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …<br />
<br />
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Başkanlığı<br />
VEKİLİ : Av. …<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
<br />
YARGILAMA SÜRECİ:<br />
Dava konusu istem: Türk Silahlı Kuvvetlerinde astsubay olarak görev yapmakta iken 02/05/2006 tarihinde 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekliye ayrılan ve emekli olduktan sonra sosyal güvenlik destek primi ödemek suretiyle Bağ-Kur'a tabi olarak çalışmaya başlayan davacı tarafından; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 14. maddesine göre aylığından sosyal güvenlik destek primi kesintisi yapılmaması ve çalışmaya başladığı tarihten itibaren kesilen tutarın yasal faiziyle birlikte iade edilmesi, ayrıca bu kesinti nedeniyle yapılamayan ve 5434 sayılı Kanun'un, 11/2/2014 tarih ve 6519 sayılı Kanun'un 7. maddesi ile değişik Ek 81. maddesi uyarınca astsubaylara ödenmesi gereken 100,00-TL'nin, 6519 sayılı Kanun'un Resmi Gazete'de yayımlandığı 22/02/2014 tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebiyle yaptığı 03/03/2014 tarihli başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.<br />
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu'nun Ek 20. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Diğer sosyal güvenlik kanunlarına göre yaşlılık ve malullük aylığı bağlananlardan, 24 üncü maddenin (I) numaralı bendinde belirtilen kapsamda çalışmaya başlayanlar, çalışmaya başladıkları ayı takip eden ay başından itibaren, çalışmalarının sona erdiği ay dahil, bu Kanunun 50 nci maddesine göre belirlenen onikinci gelir basamağının %10'u oranında sosyal güvenlik destek primi öderler..." düzenlemesine yer verildiği; ayrıca 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun "Sosyal Güvenlik Destek Primine Geçiş Hükümleri" başlıklı Geçici 14. maddesinde, "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçi veya sigortalı olanlar, vazife malûllüğü, malûllük ve yaşlılık veya emekli aylığı bağlananlar ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışmaya devam edenler hakkında sosyal güvenlik destek primine tabi olma bakımından bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümlerinin uygulanmasına devam edilir." kuralının yer aldığı; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer alan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekliye ayrılan ve 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre emekliği aylığı alan davacının, emekliye ayrıldıktan sonra Bağ-Kur'a tabi olarak çalışmaya başladığının sabit olması; mülga 1479 sayılı Kanun'un Ek 20. maddesinde, diğer sosyal güvenlik kanunlarına göre yaşlılık ve malullük aylığı bağlananlardan, Bağ-Kur'a tabi çalışması bulunanlardan "sosyal güvenlik destekleme primi" kesileceğinin açıkça hükme bağlanması, 5510 sayılı Kanun'da da aksine bir düzenleme yapılmadığının anlaşılması karşısında; dava konusu işlemin, davacının sosyal güvenlik destekleme primi kesintisi yapılmaması ve yapılan kesintilerin iadesi talebiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı; öte yandan, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun Ek 81. maddesinde, Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaş kadro unvanı esas alınarak emekli aylığı bağlananlara, her ay emekli aylıklarıyla birlikte 100,00-TL tutarında ayrıca ödeme yapılmasının öngörüldüğü; emekli aylığı bağlanmasından sonra sosyal güvenlik destek primi ödemek suretiyle çalışanlar dahil herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tabi olarak çalışanlara bu ödemenin yapılmayacağının kurala bağlandığı; buna göre, söz konusu düzenlemedeki açık hüküm uyarınca, davacının bir sosyal güvenlik kurumuna tabi olarak çalışması nedeniyle, söz konusu düzenlemede yer alan ödemeden yararlandırılmasının mümkün olmadığı sonucuna ulaşıldığından, dava konusu işlemin, davacının 100,00-TL ek ödemeden yararlandırılması talebiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkin kısmında da hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br />
<br />
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: 2006 yılında emekliye ayrıldıktan sonra işe başladığı ve kendisinden sosyal güvenlik destek primi alındığı; çalışan emeklilerin sigortalı kapsamına alınmadığı gibi sosyal güvenlik destek primi kesintisi yapıldığı, bu kesintilerin sigorta primine eklenmediği ve emekli aylıklarını etkilemediği; bu durumun, Anayasa'nın 10. maddesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğu; ayrıca 5510 sayılı Kanun'un 30. maddesindeki düzenlemenin ilk defa 2008 yılı sonrasında sigortalı çalışarak yaşlılık aylığı bağlanmış olanlara yönelik olduğu, 5434 sayılı Kanun kapsamında emekli aylığı aldığı ve 2008 öncesi emekli olduğu için bu düzenlemenin kapsamında olmadığı; öte yandan, söz konusu kesintinin yapılması nedeniyle 5434 sayılı Kanun'un Ek 81. maddesindeki 100,00-TL'lik ek ödemeden de yararlandırılmadığı; İdare Mahkemesince yürürlükten kaldırılmış olan 1479 sayılı Kanun hükümleri esas alınarak hüküm kurulduğu; dava konusu işlemin mevzuata ve hukuka aykırı olduğu belirtilerek, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.<br />
<br />
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …<br />
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br />
<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Karar veren Danıştay Onuncu ve Onikinci Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca yapılan müşterek toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü:<br />
<br />
İNCELEME VE GEREKÇE :<br />
MADDİ OLAY :<br />
Davacı, Türk Silahlı Kuvvetlerinde astsubay olarak görev yapmakta iken 02/05/2006 tarihinde 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekliye ayrılmış ve emekli olduktan sonra sosyal güvenlik destek primi ödemek suretiyle Bağ-Kur'a tabi olarak çalışmaya başlamıştır.<br />
Davacı tarafından; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 14. maddesine göre aylığından sosyal güvenlik destek primi kesintisi yapılmaması ve çalışmaya başladığı tarihten itibaren kesilen tutarın yasal faiziyle birlikte iadesi, ayrıca bu kesinti nedeniyle yapılamayan ve 5434 sayılı Kanun'un Ek 81. maddesi uyarınca astsubaylara ödenmesi gereken 100,00-TL'nin, bu değişikliğe ilişkin hükmün Resmi Gazete'de yayınlandığı 22/02/2014 tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebiyle yapılan başvurunun reddi üzerine, temyizen incelenmekte olan dava açılmıştır.<br />
<br />
İLGİLİ MEVZUAT:<br />
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun, dava tarihinde yürürlükte olan 30. maddesinin beşinci fıkrasının (b) bendinde, "(Değişik: 17/4/2008-5754/18 md.) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi hariç olmak üzere diğer alt bentlerine tabi çalışmaya başlayanlardan aylıklarının kesilmemesi için yazılı istekte bulunanların yaşlılık aylıklarının ödenmesine devam edilir. Bunlardan almakta oldukları aylıklarının %15'i oranında Sosyal Güvenlik Destek Primi kesilir. Ancak kesilecek olan bu tutar, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine tabi sigortalılara ilgili yılın Ocak ayında ödenen en yüksek yaşlılık aylığından alınabilecek sosyal güvenlik destek priminden fazla olamaz. Bu sigortalılardan ayrıca kısa vadeli sigorta kolları primi alınmaz, Sosyal Güvenlik destek primine tabi olanların primleri, aylıklarından kesilmek suretiyle tahsil edilir. Sosyal Güvenlik destek primi ödenmiş veya bildirilmiş süreler bu Kanuna göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları prim ödeme gün sayısına ilave edilmez. 31 inci ve 36 ncı madde hükümlerine göre toptan ödeme yapılmaz." hükmüne yer verilmiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">Aynı Kanun'un, dava tarihinde yürürlükte olan "Sosyal güvenlik destek primine ilişkin geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 14. maddesinde; "(Ek: 17/4/2008 - 5754/73 md.) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçi veya sigortalı olanlar, vazife malûllüğü, malûllük ve yaşlılık veya emekli aylığı bağlananlar ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışmaya devam edenler hakkında sosyal güvenlik destek primine tabi olma bakımından bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümlerinin uygulanmasına devam edilir. Ancak;</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">a) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında çalışanlar için sosyal güvenlik destek primi oranı 80 inci maddeye göre tespit edilen prime esas kazançlar üzerinden 81 inci maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen prim oranına yüzde 30 oranının eklenmesi suretiyle bulunan toplamdır. Yüzde 30 oranının dörtte biri sigortalı, dörtte üçü işveren hissesidir. Bu kapsamda sayılan kişilerden sosyal güvenlik destek primine tabi olanların prim ödeme yükümlüsü bunların işverenleridir. Bunlar hakkında sadece iş kazası ve meslek hastalığı sigortası hükümleri uygulanır.<br />
b) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı sayılanlardan, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarından alınacak belgelerle doğrulamak kaydıyla faaliyette bulunulmadığına ilişkin süreler hariç olmak üzere çalışılan süreleri için, sosyal güvenlik destek primi oranı olarak bu Kanunun 30 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde belirtilen hükümler uygulanır. Bu oran, bu maddenin yürürlüğe girdiği yılda % 12 olarak, takip eden her yılın Ocak ayında bir puan artırılarak uygulanır. Ancak bu oran % 15'i geçemez...." kuralına yer verilmiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">5510 sayılı Kanun'un 106. maddesinin ikinci fıkrasıyla yürürlükten kaldırılan ve Geçici 14. maddenin göndermede bulunduğu mülga 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu'nun Ek 20. maddesinin birinci fıkrasında, "(Değişik birinci fıkra: 22/1/2004-5073/15 md.) Bu Kanuna göre yaşlılık aylığı bağlananlardan, 24 üncü maddenin (l) numaralı bendinde belirtilen çalışmalarına devam edenlerin veya daha sonra çalışmaya başlayanların, sosyal yardım zammı dahil tahakkuk eden aylıklarından, aylığın bağlandığı veya tekrar çalışmaya başlanıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren, çalışmalarının sona erdiği ay dahil % 10 oranında sosyal güvenlik destek primi kesilir." hükmü; üçüncü fıkrasında da, "(Ek üçüncü fıkra: 24/7/2003-4956/44 md.) (Değişik birinci cümle: 22/1/2004-5073/15 md.) Diğer sosyal güvenlik kanunlarına göre yaşlılık ve malullük aylığı bağlananlardan, 24 üncü maddenin (I) numaralı bendinde belirtilen kapsamda çalışmaya başlayanlar, çalışmaya başladıkları ayı takip eden ay başından itibaren, çalışmalarının sona erdiği ay dahil, bu Kanunun 50 nci maddesine göre belirlenen onikinci gelir basamağının %10'u oranında sosyal güvenlik destek primi öderler. Sosyal güvenlik destek primi ödemesi gerekenlerden bu Kanunun yayım tarihinden önce aylık bağlananlar Kanunun yayımını, daha sonra tekrar gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar ise mükellefiyetin başladığı tarihi takip eden aybaşından itibaren üç ay içinde Kuruma yazılı bildirimde bulunmak zorundadırlar. Bu süre içinde Kuruma yazılı bildirimde bulunmayanlar ile Kurumca tespit edilemeyenlerden sosyal güvenlik destek primi, 53 üncü maddeye göre hesaplanarak tahsil edilir." hükmü yer almıştır.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">Öte yandan, 5510 sayılı Kanun'nun Geçici 4. maddesi uyarınca uygulanmaya devam olunan 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 117. maddesinde, "Bu kanun gereğince çeşitli adlarla ödenecek paralardan; istihkak kesbedildiği tarihlerden itibaren beş yıl sonuna kadar alınmıyan veya yazı ile müracaat edilerek aranmıyanlar Sandık lehine zamanaşımına uğrar." kuralına yer verilerek, bu Kanun'a göre yapılacak ödemelerin, hak kazanıldığı tarihten itibaren 5 yıllık süre içinde istenebilmesinin mümkün olduğu belirtilmiştir.<br />
<br />
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br />
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, temyize konu Mahkeme kararının "davacının, 5434 sayılı Kanun'un Ek 81. maddesindeki 100,00-TL ek ödemeden yararlandırılması istemi yönünden davanın reddine" ilişkin kısmında 49. maddede belirtilen bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, kararın bu kısmına yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">Mahkeme kararının, "davacının, emekli aylığından sosyal güvenlik destek primi kesintisi yapılmaması ve çalışmaya başladığı tarihten itibaren kesilen tutarın yasal faiziyle birlikte iadesi istemi yönünden davanın reddine" ilişkin kısmı incelendiğinde;</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">Yukarıda yer verilen sosyal güvenlik destek primine ilişkin mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 14. maddesinde, bu Kanun'un yürürlüğe girdiği (01/10/2008) tarihten önce iştirakçi veya sigortalı olanlar, vazife malûllüğü, malûllük ve yaşlılık veya emekli aylığı bağlananlar ve bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışmaya devam edenler hakkında sosyal güvenlik destek primine tabi olma bakımından bu Kanun'la yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümlerinin uygulanmasına devam edileceğinin öngörüldüğü; 5510 sayılı Kanun'un 106. maddesiyle yürürlükten kaldırılan 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu'nun Ek 20. maddesinin üçüncü fıkrasında da, diğer sosyal güvenlik kanunlarına göre "yaşlılık ve malullük aylığı" bağlananların, Bağ-Kur kapsamında işe başlamaları halinde sosyal güvenlik destek primi ödemelerinin kurala bağlandığı; bununla birlikte 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre "emekli aylığı" almakta olanlardan sosyal güvenlik destek primi kesileceğine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği anlaşılmaktadır.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">Buna göre; ilgili mevzuatta, sosyal güvenlik destek primi ödeme yükümlülüğü konusunda, sosyal güvenlik kanunlarına göre aylık almakta olan herkesin kapsam içine alınmadığı; 5510 sayılı Kanun'un Geçici 14. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen mülga 1479 sayılı Kanun'un Ek 20. maddesinin üçüncü fıkrasında, diğer sosyal güvenlik kurumlarından emekli olup yeniden çalışmaya başlayanlardan, sadece "yaşlılık aylığı ve malullük aylığı" alanların sosyal güvenlik destek primi ödemekle yükümlü tutulduğu; söz konusu düzenleme uyarınca, 5434 sayılı Kanun kapsamında "emekli aylığı" alıp, Bağ-Kur'a tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanların ise "sosyal güvenlik destek pirimi" ödeme zorunluluğunun bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">Ayrıca, işbu dava açıldıktan sonra, 29/01/2016 tarih ve 6663 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'un Geçici 14. maddesinde yapılan değişiklikle, herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emekli olup Bağ-Kur kapsamında yeniden çalışmaya başlayanların, sosyal güvenlik destek primi ödeme yükümlülüğü kaldırılmıştır.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">Bu durumda, Türk Silahlı Kuvvetlerinde astsubay olarak görev yapmakta iken 02/05/2006 tarihinde 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekliye ayrılan ve emekli olduktan sonra Bağ-Kur'a tabi olarak çalışmaya başlayan davacının, 5434 sayılı Kanun kapsamında "emekli aylığı" aldığı ve 1479 sayılı Kanun'un Ek 20. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında sosyal güvenlik destek primi ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı dikkate alındığında; davacının aylıklarından sosyal güvenlik destek primi kesilmemesi gerekirken, aksi yönde tesis edilen işlemde hukuka uygunluk; bu kısım yönünden davanın reddi yolundaki Mahkeme kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">Diğer taraftan, davacının Bağ-Kur kapsamında çalışması nedeniyle, emekli aylığından kesilen sosyal güvenlik destek primi kesintilerinin, 5510 sayılı Kanun'un Geçici 4. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan 5434 sayılı Kanun'un 117. maddesi hükümlerine göre, idareye başvuru tarihinden (03/03/2014) geriye doğru beş yıllık döneme isabet eden kesinti tutarlarının, başvuru tarihinden (03/03/2014) itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesi gerektiği açıktır.<br />
<br />
KARAR SONUCU:<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
1. Davacının temyiz isteminin kısmen reddi ile … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, "davacının, 5434 sayılı Kanun'un Ek 81. maddesindeki 100,00-TL ek ödemeden yararlandırılması istemi yönünden davanın reddine" ilişkin kısmının ONANMASINA oybirliğiyle;</font></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">2. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile Mahkeme kararının, "davacının, emekli aylığından sosyal güvenlik destek primi kesintisi yapılmaması ve çalışmaya başladığı tarihten itibaren kesilen tutarın yasal faiziyle birlikte iadesi istemi yönünden davanın reddine" ilişkin kısmının BOZULMASINA oyçokluğuyla,<br />
3. Dosyanın bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere Mahkemeye gönderilmesine,<br />
4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 19/12/2023 tarihinde karar verildi.<br />
<br />
(X) KARŞI OY :<br />
Temyize konu Mahkeme kararının "davacının, emekli aylığından sosyal güvenlik destek primi kesintisi yapılmaması ve çalışmaya başladığı tarihten itibaren kesilen tutarın yasal faiziyle birlikte iadesi istemi yönünden davanın reddine" ilişkin kısmı ve dayandığı gerekçe, hukuka ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının, sosyal güvenlik destek primi yönünden davanın reddine ilişkin kısmının da onanması gerektiği düşüncesiyle, bu kısım yönünden verilen bozma kararına katılmıyoruz.</font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/bag-kura-tabi-calismaya-baslayan-emekliden-destek-primi-kesilir-mi</guid>
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 00:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/08/judge-8974493-640.png" type="image/jpeg" length="63719"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Disiplin cezasına itiraz doğru merci tarafından incelenmeli]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-cezas-itiraz-dogru-merci-tarafindan-incelenmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-cezas-itiraz-dogru-merci-tarafindan-incelenmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay Onikinci Dairesi, disiplin kurulu kararı üzerine tesis edilen cezaya yapılan itirazın Yüksek Disiplin Kuruluna taşınması gerekirken yetkisiz merci tarafından reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu oybirliğiyle hükmetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify">Danıştay Kararı / 12. Daire</p>

<h1 style="text-align:justify">Disiplin Kurulunun İtirazı Reddetme Yetkisi Bulunmadığı Gerekçesiyle Öğretmene Verilen Aylıktan Kesme Cezası İptal Edildi</h1>

<p style="text-align:justify">Danıştay Onikinci Dairesi, disiplin kurulu kararı üzerine tesis edilen aylıktan kesme cezasına yapılan itirazın Yüksek Disiplin Kuruluna taşınması gerekirken Disiplin Kurulunca reddedilmesinin yetki yönünden hukuka aykırı olduğuna hükmeden İdare Mahkemesi kararını oybirliğiyle onadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Tokat İli, 26 Haziran İlköğretim Okulunda matematik öğretmeni olarak görev yapan davacı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendi uyarınca alt ceza uygulanmak suretiyle 1/30 oranında aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılmıştır. Davacı bu işlemin iptali talebiyle idare mahkemesine başvurmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">İdare Mahkemesi, Danıştay Onikinci Dairesinin 14/01/2019 tarihli ve E:2015/4653, K:2019/23 sayılı bozma kararına uyarak yeniden yaptığı incelemede şu tespite ulaşmıştır: Davacı hakkında vali tarafından aylıktan kesme cezası tesis edilmiş olmakla birlikte, alt ceza uygulaması iradesinin kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını uygun gören disiplin kuruluna ait olduğu ve işlemin disiplin kurulunun iradesi ve kararı üzerine tesis edildiği açıktır. Bu durumda, söz konusu işleme karşı itirazın bir üst merci olan Yüksek Disiplin Kuruluna yapılması ve itirazın Yüksek Disiplin Kurulu tarafından karara bağlanması gerekirken, disiplin kurulunca itirazın reddedilmesi yetki yönünden hukuka aykırıdır. Bu gerekçeyle mahkeme, dava konusu işlemin iptaline hükmetmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Davalı idare, işlemin hukuka ve mevzuata uygun olarak tesis edildiğini ileri sürerek kararın bozulması talebiyle temyiz yoluna başvurmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay Onikinci Dairesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca temyiz incelemesini bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yürütmüştür. İdare Mahkemesinin bozma kararında belirtilen esaslara uyduğunu tespit eden Daire, ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı sonucuna vararak davalı idarenin temyiz istemini reddetmiş ve İdare Mahkemesi kararını 10/10/2023 tarihinde oybirliğiyle onamıştır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></strong></p>

<ul style="text-align:justify">
</ul>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONİKİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2023/4836<br />
Karar No : 2023/4736<br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Valiliği<br />
VEKİLİ : Av. …<br />
<br />
KARŞI TARAF (DAVACI) : ..<br />
VEKİLİ : Av. …<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU : .. İdare Mahkemesinin .. tarih ve E:.., K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
<br />
YARGILAMA SÜRECİ :<br />
Dava konusu istem: Tokat İli, 26 Haziran İlköğretim Okulunda matematik öğretmeni olarak görev yapan davacının, alt ceza uygulanmak suretiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin .. tarihli ve … sayılı işlemin iptali istenilmiştir.<br />
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince, Danıştay Onikinci Dairesinin 14/01/2019 tarih ve E:2015/4653, K:2019/23 sayılı bozma kararına uyularak; uyuşmazlıkta her ne kadar davacı hakkında vali tarafından aylıktan kesme cezası tesis edilmiş ise de; bir alt ceza uygulaması iradesinin kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını uygun gören disiplin kuruluna ait olduğu ve işlemin disiplin kurulunun iradesi ve kararı üzerine tesis edildiğinin açık olduğu, bu durumda, disiplin kurulu tarafından alınan karar uyarınca verilen dava konusu işleme karşı itirazın bir üst mercii olan Yüksek Disiplin Kuruluna yapılması ve itirazın Yüksek Disiplin Kurulu tarafından karara bağlanması gerekirken, Disiplin Kurulu tarafından tesis edilen itirazın reddine ilişkin işlemde yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br />
<br />
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olarak tesis edildiği ileri belirtilerek, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.<br />
<br />
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …<br />
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br />
<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:<br />
<br />
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br />
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesinin dördücü fıkrasında, Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükmüne yer verilmiştir.<br />
Temyizen incelenen kararda, İdare Mahkemesince bozma kararında belirtilen esaslara uyulduğu anlaşılmış olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br />
<br />
KARAR SONUCU:<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,<br />
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı temyize konu kararının ONANMASINA,<br />
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br />
4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,<br />
5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 10/10/2023 tarihinde oybirliğiyle</font></p>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-cezas-itiraz-dogru-merci-tarafindan-incelenmeli</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 00:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/05/foto-1/disssiplin.jpg" type="image/jpeg" length="60508"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[22 Mayıs 2026 tarihli atama kararları]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/22-mayis-20226-tarihli-atama-kararlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/22-mayis-20226-tarihli-atama-kararlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[22 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 6 Cumhurbaşkanlığı kararıyla Çevre, Enerji, Kültür ve Turizm, Ulaştırma bakanlıkları ile KOSGEB ve Çay-Kur'da üst düzey kadro değişikliklerine gidildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Resmî Gazete'de Üst Düzey Atama ve Görevden Almalar: 6 Bakanlık ve Kurum Etkilendi</strong></p>

<p style="text-align:justify">22 Mayıs 2026 tarihli ve 33261 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle birden fazla bakanlık ve kamu kurumunda üst düzey atama ve görevden alma işlemleri gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 21 Mayıs 2026 tarihinde imzalanan kararlar, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin ilgili maddeleri uyarınca yürürlüğe girdi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı</strong></p>

<p style="text-align:justify">2026/133 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Bakanlık bünyesinde kapsamlı bir kadro değişikliğine gidildi. Çevre Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Haluk Şahin Yazgı, Yüksek Fen Kurulu Üyesi Atilla Ünal ile Malatya, Eskişehir, Kayseri, Yalova ve Balıkesir Çevre ve Şehircilik İl Müdürleri görevden alındı. Çevre Yönetimi Genel Müdür Yardımcılığına Semih İlker Sanaç atandı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı</strong></p>

<p style="text-align:justify">2026/134 sayılı Karar ile Enerji İşleri Genel Müdür Yardımcıları Murat Hardalaç ve Erdoğan Sert ile Bilgi İşlem Dairesi Başkanı Hakkı Tok görevden alındı. Söz konusu kadrolara yeni atama yapılmadı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kültür ve Turizm Bakanlığı</strong></p>

<p style="text-align:justify">2026/135 sayılı Karar ile boş bulunan Bilecik İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne Kürşat Bozkurt atandı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>KOSGEB</strong></p>

<p style="text-align:justify">2026/136 sayılı Karar ile Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığında (KOSGEB) boş bulunan Başkan Yardımcılıklarına Selim Serkan Ercan ve İmran Gezinti, I. Hukuk Müşavirliğine ise Mustafa Genç atandı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü</strong></p>

<p style="text-align:justify">2026/137 sayılı Karar ile Çay-Kur bünyesindeki Mersin Pazarlama Bölge Müdürlüğüne Ali Kaganoğlu, Diyarbakır Pazarlama Bölge Müdürlüğüne Fatma Musluoğlu atandı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı</strong></p>

<p style="text-align:justify">2026/138 sayılı Karar ile Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürü Murat Baştor görevden alınarak yerine Çağlar Tabak atandı.</p>

<hr />
<p style="text-align:justify"><em>Kaynak: T.C. Resmî Gazete, 22 Mayıs 2026, Sayı: 33261</em></p>

<p style="text-align:justify">ATAMA KARARLARI</p>

<p style="text-align:justify">Cumhurbaşkanlığından:</p>

<p style="text-align:justify">Karar: 2026/133</p>

<p style="text-align:justify">3- sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 nci maddesi gereğince Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı;</p>

<p style="text-align:justify">- Çevre Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Haluk Şahin YAZGI,</p>

<p style="text-align:justify">- Yüksek Fen Kurulu Üyesi Atilla ÜNAL,</p>

<p style="text-align:justify">- Malatya Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Ali LALOGLU,</p>

<p style="text-align:justify">- Eskişehir Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Hikmet ÇELİK,</p>

<p style="text-align:justify">- Kayseri Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Sibel LİVDUMLU,</p>

<p style="text-align:justify">- Yalova Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Murat ALACATLI,</p>

<p style="text-align:justify">- Balıkesir Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Kadir KANDEMİR,</p>

<p style="text-align:justify">görevden alınmış,</p>

<p style="text-align:justify">- Çevre Yönetimi Genel Müdür Yardımcılığına Semih İlker S ANAÇ, atanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Cumhurbaşkanlığından:</p>

<p style="text-align:justify">Karar: 2026/134</p>

<p style="text-align:justify">Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı;</p>

<p style="text-align:justify">- Enerji İşleri Genel Müdür Yardımcıları Murat HARDALAÇ ve Erdoğan SERT,</p>

<p style="text-align:justify">- Bilgi İşlem Dairesi Başkanı Hakkı TOK,</p>

<p style="text-align:justify">3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 nci maddesi gereğince görevden alınmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Cumhurbaşkanlığından:</p>

<p style="text-align:justify">Karar: 2026/135</p>

<p style="text-align:justify">Kültür ve Turizm Bakanlığında açık bulunan Bilecik İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 nci maddesi gereğince Kürşat BOZKURT atanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Cumhurbaşkanlığından:</p>

<p style="text-align:justify">Karar: 2026/136</p>

<p style="text-align:justify">Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığında açık bulunan;</p>

<p style="text-align:justify">- Başkan Yardımcılıklarına Selim Serkan ERCAN ve İmran GEZİNTİ,</p>

<p style="text-align:justify">- I. Hukuk Müşavirliğine Mustafa GENÇ,</p>

<p style="text-align:justify">3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 nci maddesi gereğince atanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Cumhurbaşkanlığından:</p>

<p style="text-align:justify">Karar: 2026/137</p>

<p style="text-align:justify">Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğünde açık bulunan;</p>

<p style="text-align:justify">- Mersin Pazarlama Bölge Müdürlüğüne Ali KAGANOĞLU,</p>

<p style="text-align:justify">- Diyarbakır Pazarlama Bölge Müdürlüğüne Fatma MUSLUOĞLU, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 nci maddesi gereğince atanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Cumhurbaşkanlığından:</p>

<p style="text-align:justify">Karar: 2026/138</p>

<p style="text-align:justify">3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2, 3 ve 4 üncü maddeleri gereğince Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürü Murat BAŞTOR görevden alınmış ve bu suretle boşalan Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğüne Çağlar TABAK atanmıştır.</p>

<p style="text-align:right">21 Mayıs 2026</p>

<p style="text-align:right">Recep Tayyip ERDOĞAN</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:right">CUMHURBAŞKANI</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL HABERLER</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/22-mayis-20226-tarihli-atama-kararlari</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 10:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/05/11-mayis-2024-tarihli-atama-karari-h33152-cca7d.jpg" type="image/jpeg" length="74095"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ataması Yapıldıktan Sonra Ataması İptal Edilenlerin Harcırahı]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/atamasi-yapildiktan-sonra-atamasi-iptal-edilenlerin-harcirahi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/atamasi-yapildiktan-sonra-atamasi-iptal-edilenlerin-harcirahi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ataması Yapıldıktan Sonra Ataması İptal Edilenlerin Harcırahı, atama kararı geri alınan memura ödenen sürekli görev yolluğu geri alınır mı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 align="justify"><strong><span>Ataması Yapıldıktan Sonra Ataması İptal Edilenlerin Harcırahı</span></strong></h1>

<p></p>

<p>Bilindiği üzere kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan ve harcırah kanununa göre harcırah alabilecek olanların çalışmış oldukları memuriyet mahallinden başka yerdeki yerlere atanmaları durumunda 6245 sayılı Harcırah Kanununun 5. maddesinde sayılan   yol masrafı, yevmiye, aile masrafı ve yer değiştirme masraflarından duruma göre  bunlardan birini, bir kaçını veya tamamını almaları mümkündür.</p>

<p> Ancak bazı durumlarda ataması yapılan kişiler  yeni görev yerlerinde göreve başlamadan atamaları iptal edilmektedir.Bu şekilde atamaları iptal edilen kişilerin harcırah alıp alamayacağı alacaksa ne kadar alacağı harcırah kanununun İzamından sarfınazar olunanların harcırahları  başlıklı 26. maddesinde açıklanmıştır.Harcırah kanunun 26. maddesinde yer alan hükümler doğrultusunda ataması yapıldıktan sonra ataması iptal edilenlerin alabilecekleri harcırahı bu kanun maddesinde yer alan hükümler doğrultusunda açıklamaya çalışacağız..</p>

<p>-Ataması yapılan kişinin atama iptal işlemi  yeni görev yerine hareket etmeden  ve harcırah ödenmeden önce iptal edilmişse ilgili memura herhangi bir ödeme yapılmaz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p align="justify">-Memurun ataması  yapılıp  ilgili memura harcırahı  ödendikten sonra atamaları iptal edilirse  bu kanuna göre müstahak bulundukları yer değiştirme masrafını alınmamak kaydıyla  harcırah hesabına esas tutulan aylık veya ücretleri tutarının 1/4 ü nispetinde bir tazminat ödenir.İlgililerin peşin ödemiş olduğu ve geri alınması mümkün olmayan ulaşım masraflarıda memura ödenecek tazminata eklenir.</p>

<p align="justify">-Ataması yapılan memur hareket ettikten sonra atamalarından vazgeçilirse , iptal edilen atama onaylarının kendilerine tebliğ edildiği mahalle ve oradan da asıl vazife mahallerine atanmışlar ise  bu son mahalle kadar hesap olunacak harcırahları kendilerine ödenir  geri alınması  kısmen veya tamamen imkansız bulunmuş olan bilet ücretleri de yol masrafına kendilerine ödenir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>HARCIRAH</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/atamasi-yapildiktan-sonra-atamasi-iptal-edilenlerin-harcirahi</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 09:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2022/09/atamasi_yapildiktan_sonra_atamasi_iptal_edilenlerin_harcirahi_h7848_31e4e.jpg" type="image/jpeg" length="51128"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İşyerinde kavga eden memurlara verilecek ceza]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/isyerinde-kavga-eden-memurlara-verilecek-ceza</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/isyerinde-kavga-eden-memurlara-verilecek-ceza" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[işyerinde kavga eden memurlardan kavgayı başlatan memura daha fazla ceza verilir mi, memurun işyerinde memur ve amiri ile kavga etmesi vurması darp etmesi eyleminde suç ve ceza]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify"><strong><span><span>İşyerinde kavga eden memurlara verilecek ceza </span></span></strong></h1>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Memurların gerek iş arkadaşlarına gerekse amirlerine veya maiyetinde çalışanlara fiili tecavüzde bulması vurması darp etmesi disiplin hukuku açısından suç teşkil etmektedir. Ancak bazı durumlarda idareler kavganın iki tarafıda fiili tecavüzde bulunmuş olsa bile kavgayı başlatan veya ilk fiili tecavüzde bulunana daha ağır ceza uygulama yolunu seçmektedirler. Konuya ilişkin bir danıştay kararında kavga darp olayı kimin tarafından başlatılmış olmasının bir önemi olmadığı iki tarafta bir birine vurmuşsa darp etmişse aynı cezayı alması gerektiği yönünde karar vermiştir.</span></span></p>

<h1 style="text-align:justify"></h1>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>Karar metninde yer alan ifade "</strong><em>kavganın sebebi veya kimin başlattığı olmayıp kamu görevlisi sıfatını taşıyan iki kişinin birbirleriyle her ne sebeple olursa olsun veya kim başlatırsa başlatsın kavgaya karışıp karışmadıkları hususu olduğu, davacının ve ...nin kavga ederek birbirlerini darp ettikleri konusunda bir tereddüt bulunmadığı, adı geçen kişilerin eylemleri nedeniyle memur disiplin hukukunu bozarak kamu hizmetinde aksamalara sebebiyet verdikleri</em><strong>," şeklindedir.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span><span>Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2011/8909 E.  ,  / K. "İçtihat Metni"</span></span></strong></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<h2 style="text-align:justify"><span><span>T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2011/8909 Karar No : 2015/5313</span></span></h2>

<h2 style="text-align:justify"></h2>

<p style="text-align:justify"><span><span>Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) :</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Vekili :</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Karşı Taraf (Davacı) :</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Vekili :</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>İstemin Özeti : ... İdare Mahkemesince verilen ... tarihli ve E:...; K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Danıştay Tetkik Hâkimi :</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>TÜRK MİLLETİ ADINA</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Dava; ...davacı tarafından, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (f) alt bendi uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılması gerekse de, bir alt ceza uygulanarak kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıyla cezalandırılmasına, ancak 1. derecenin 4. kademesinde bulunduğundan anılan cezanın, brüt aylığının 1/4'ünün kesilmesi olarak uygulanmasına ilişkin 20.05.2010 tarihli ve 23 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>İdare Mahkemesince; olayda karşılıklı bir kavganın mevcut olduğu açık olmakla birlikte, 18.02.2010 tarihli ve 6/1 sayılı soruşturma raporunda, davacı ile ... arasında çıkan kavganın asıl sebebinin ne olduğunu ve kavgayı kimin başlattığını ortaya koymanın mümkün olmadığının belirtildiği, buna rağmen, ...'nin üzerine atılı fiilin sabit görülmeyip davacının üzerine atılı fiilin sabit görülmesinin nedeninin açıklanmadığı, kimin başlattığı ve neden olduğu belirlenemeyen bir kavgada, kavgaya karışanlardan birine hafif bir ceza verilirken diğerine ağır bir ceza verilmesinin suçta ve cezada orantılılık ilkesine aykırı olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Davalı idare tarafından, Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (f) alt bendinde; "Amirlerine ve maiyetindekilere fiili tecavüzde bulunmak" fiili Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmış, aynı maddenin üçüncü fıkrasında; geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanının uygulanabileceği, beşinci fıkrasında ise; öğrenim durumları nedeniyle yükselebilecekleri kadroların son kademelerinde bulunan Devlet memurlarının, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının verilmesini gerektiren hallerde, brüt aylıklarının 1/4'ünün veya 1/2'sinin kesileceği, tekerrüründe görevlerine son verileceği hükme bağlanmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Dosyanın incelenmesinden; ... davacı ile...i'nde geçici görevli bulunan ... arasında 09.01.2009 tarihinde meydana gelen kavga olayı nedeniyle haklarında soruşturma açıldığı, aynı zamanda olayın adli makamlara intikal ettiği, yapılan soruşturma sonucunda hazırlanan 18.02.2010 tarihli ve 6/1 sayılı raporda getirilen teklif doğrultusunda, 20.05.2010 tarih ve 23 sayılı Bakanlık Yüksek Disiplin Kurulu kararı ile davacının; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (f) alt bendi uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılması gerekse de, bir alt ceza uygulanarak kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıyla cezalandırılması, ancak 1. derecenin 4. kademesinde bulunduğundan brüt aylığının 1/4'ünün kesilmesi olarak uygulanması üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Bakılan olayda, davacı ile ... arasında meydana gelen kavga olayının adli makamlara intikal ettiği, adı geçenlerin basit yaralama suçundan dolayı ... Sulh Ceza Mahkemesi'nde yargılandıkları, yapılan yargılama sonucunda anılan Mahkemenin ... tarihli ve E:..., K:....sayılı kararı ile davacının ve ...'nin eylemleri sabit görülerek kasten yaralama suçundan dolayı ayrı ayrı adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verildiği ve haklarında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, böylelikle davacının üzerine atılı fiilin mahkeme kararı ile sübuta erdiği, bununla birlikte, dava konusu olayda asıl değerlendirilmesi gereken hususun, <strong>kavganın sebebi veya kimin başlattığı olmayıp kamu görevlisi sıfatını taşıyan iki kişinin birbirleriyle her ne sebeple olursa olsun veya kim başlatırsa başlatsın kavgaya karışıp karışmadıkları hususu olduğu, davacının ve ...nin kavga ederek birbirlerini darp ettikleri konusunda bir tereddüt bulunmadığı, adı geçen kişilerin eylemleri nedeniyle memur disiplin hukukunu bozarak kamu hizmetinde aksamalara sebebiyet verdikleri,</strong> öte yandan, davacıya ağır ceza verilirken, ...'ye hafif bir ceza verilmesinin ise dava konusu işlemi sakatlamayacağı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, aksi yönde verilen İdare Mahkemesi kararında da hukuki isabet bulunmamaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 15/10/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/isyerinde-kavga-eden-memurlara-verilecek-ceza</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 09:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2020/12/isyerinde_kavga_eden_memurlara_verilecek_ceza_h28791_1407d.jpg" type="image/jpeg" length="97990"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Disiplin cezasına itiraz eden memur itiraz sonucu belli olmadan dava açabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-cezasina-itiraz-eden-memur-itiraz-sonucu-belli-olmadan-dava-acabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-cezasina-itiraz-eden-memur-itiraz-sonucu-belli-olmadan-dava-acabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[memurlara verilen disiplin cezalarında memurların itiraz mercilerine itiraz edebilelecekleri gibi itiraz merciine gitmeden davada açabilirler, memur itiraz merciine itiraz etmiş ise itiraz sonucu belli olmadan dava açamaz]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify"><strong><span><span>Disiplin cezasına itiraz eden memur itiraz sonucu belli olmadan dava açabilir mi?</span></span></strong></h1>

<p style="text-align:justify"><span><span>memurlara verilen disiplin cezalarında memurların itiraz mercilerine itiraz edebilelecekleri gibi itiraz merciine gitmeden davada açabilirler, memur itiraz merciine itiraz etmiş ise itiraz sonucu belli olmadan dava açamaz </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>T.C.<br />
DANIŞTAY<br />
ONİKİNCİ DAİRE</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Esas: 2016/10483</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Karar: 2017/1058</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>TÜRK MİLLETİ ADINA</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği görüşüldü:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Dava;.......................Öğretmeni olarak görev yapan davacının, ................İlçesi, ..................................Ortaokulu'nda matematik derslerine girmek üzere görevlendirildiği dönemde gerçekleşen fiilleriyle ilgili olarak, 657 sayılı Kanun'un 125/D-(d) maddesi uyarınca "1 yıl kademe ilerlemesinin durdurulması" cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin ................................................. İl Milli Eğitim Disiplin Kurulu'nun 16.04.2014 tarihli ve 6 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>........................ 2. İdare Mahkemesinin 18.12.2014 tarihli, E:2014/500, K:2014/1134 sayılı kararı ile dava konusu disiplin cezasına ilişkin.................................... İl Milli Eğitim Disiplin Kurulu'nun 16.04.2014 tarihli ve 6 sayılı kararına karşı Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu'na itiraz edildiği ve anılan Kurulun 18.09.2014 tarihli kararında, "İlgiliye isnat edilen fiilin doğruluk kazandığı konusunda yeterli kanaat oluşmadığı..." gerekçesiyle itirazın kabulüne karar verildiği, bu durumda; konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davanın açılmasına sebebiyet veren davalı idareden yargılama gideri ile avukatlık ücretinin alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Danıştay Onikinci Dairesinin 10.03.2016 tarihli, E:2015/2192, K:2016/1316 sayılı kararıyla İdare Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Davalı idare tarafından, davacının kendisine verilen dava konusu disiplin cezasına karşı itiraz yoluna gitmesine karşın itirazın sonucunu beklemeden dava yoluna başvurduğu, bu nedenle davanın açılmasına davacının sebebiyet verdiği, bu hususlar gözetilmeden davalı idare aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ve davanın reddi gerektiğine dair itirazları dikkate alınmadan karar verildiği ileri sürülerek karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemiz kararının kaldırılarak İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi istenilmektedir.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span><span>Danıştay Dava Daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulları tarafından verilen kararların düzeltme yolu ile yeniden incelenebilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesinde yazılı sebeplerden birinin varlığı ile mümkündür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Davalı idarenin kararın düzeltilmesi istemini içeren dilekçede ileri sürdüğü sebepler, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca, Dairemiz kararının düzeltilmesini gerektirecek nitelikte bulunduğundan, kararın düzeltilmesi istemi kabul edilerek anılan kararın kaldırılmasından sonra uyuşmazlığın esası yeniden incelendi;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 6111 sayılı Kanun'un 113. maddesiyle değişik 135. maddesinde, disiplin amirleri tarafından verilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itiraz edilebileceği, itirazda sürenin, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren yedi gün olduğu, süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin cezalarının kesinleşeceği, itiraz mercilerinin, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını vermek zorunda oldukları, itirazın kabulü halinde, disiplin amirlerinin kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebileceği veya tamamen kaldırabileceği, disiplin cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabileceği hükme bağlanmıştır.</span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-cezasina-itiraz-eden-memur-itiraz-sonucu-belli-olmadan-dava-acabilir-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 09:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2022/09/disiplin_cezasina_itiraz_eden_memur_itiraz_sonucu_belli_olmadan_dava_acabilir_mi_h31426_91fa5.jpg" type="image/jpeg" length="54620"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kayyımlık ücretleri ne kadar oldu?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/kayyimlik-ucretleri-ne-kadar-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/kayyimlik-ucretleri-ne-kadar-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay’ın iptal kararının ardından kayyımlık ücretleri yeniden düzenlendi. Resmî Gazete’de yayımlanan yeni oranlara göre bazı il müdürlerinin aylık kayyımlık ücreti 31 bin TL’yi aşarken, ödemelerin devlet bütçesinden değil kayyımlığı yürütülen malvarlığından karşılanacağı belirtildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<section dir="auto">
<h1 style="text-align:justify">Mal Memurlarının Kayyımlık Ücretleri Yeniden Belirlendi</h1>

<p style="text-align:justify">19 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan düzenleme ile, kayyım olarak görevlendirilen il müdürleri ile millî emlak personeline ödenecek kayyımlık ücretleri yeniden düzenlendi. </p>

<p style="text-align:justify">Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı teşkilatında, mahallin en büyük mal memuru sıfatıyla kayyımlık görevi yürüten il müdürleri ile bu kapsamda görevlendirilen millî emlak personeline ödenecek aylık ücret oranları yeniden tanımlandı.</p>

<p style="text-align:justify">Düzenlemeye göre kayyımlık ücretlerinin hesabında esas alınan tutar, 15.000 gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpılması suretiyle belirleniyor. 2026 yılı ilk yarısında geçerli olan 1,387871 katsayısı dikkate alındığında baz tutar yaklaşık 20 bin 818 TL olarak hesaplanıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify">Yeni Kayyımlık Ücretleri</h2>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <th style="text-align:justify">Görev</th>
   <th style="text-align:justify">Oran</th>
   <th style="text-align:justify">Aylık Tutar</th>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td style="text-align:justify">Ankara, İstanbul ve İzmir’de görev yapan kayyım il müdürleri</td>
   <td style="text-align:justify">%150</td>
   <td style="text-align:justify">31.227 TL</td>
  </tr>
  <tr>
   <td style="text-align:justify">Diğer büyükşehirlerde görev yapan kayyım il müdürleri</td>
   <td style="text-align:justify">%140</td>
   <td style="text-align:justify">29.145 TL</td>
  </tr>
  <tr>
   <td style="text-align:justify">Diğer illerde görev yapan kayyım il müdürleri</td>
   <td style="text-align:justify">%125</td>
   <td style="text-align:justify">26.023 TL</td>
  </tr>
  <tr>
   <td style="text-align:justify">Millî emlak dairesi başkanı</td>
   <td style="text-align:justify">%100</td>
   <td style="text-align:justify">20.818 TL</td>
  </tr>
  <tr>
   <td style="text-align:justify">Millî emlak/emlak müdürü ile kayyımlık bürosu başkanı</td>
   <td style="text-align:justify">%75</td>
   <td style="text-align:justify">15.614 TL</td>
  </tr>
  <tr>
   <td style="text-align:justify">Millî emlak/emlak müdür yardımcısı</td>
   <td style="text-align:justify">%65</td>
   <td style="text-align:justify">13.532 TL</td>
  </tr>
  <tr>
   <td style="text-align:justify">Diğer millî emlak personeli</td>
   <td style="text-align:justify">%60</td>
   <td style="text-align:justify">12.491 TL</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<h2 style="text-align:justify">Ücretler Bütçeden Karşılanmayacak</h2>

<p style="text-align:justify">Yönetmelikte yer alan hükümlere göre kayyımlık ücretleri genel bütçeden ödenmiyor. Ödemeler, kayyımlıkla yönetilen malvarlığından ayrılan yönetim gideri payından karşılanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Bu kapsamda;</p>

<ul>
 <li style="text-align:justify">taşınır ve taşınmaz mallar ile diğer haklardan elde edilen gelirlerin yüzde 35’i,</li>
 <li style="text-align:justify">menkul varlıklar ve faiz gelirlerinin ise yüzde 5’i</li>
</ul>

<p style="text-align:justify">yönetim hesabına aktarılıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify">Düzenleme Danıştay Kararı Sonrası Yapıldı</h2>

<p style="text-align:justify">Yeni düzenleme, 2022 yılında yürürlüğe konulan 6366 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’ndaki benzer ücret hükümlerinin Danıştay 10. Dairesi tarafından 9 Aralık 2025 tarihinde iptal edilmesinin ardından hazırlandı.</p>

<p style="text-align:justify">Yönetmelik, Resmî Gazete’de yayımlandığı 19 Mayıs 2026 tarihi itibarıyla yürürlüğe girdi.</p>

<p></p>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>MALİYE MEVZUATI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/kayyimlik-ucretleri-ne-kadar-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 15:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/01/pexels-breakingpic-3305.jpg" type="image/jpeg" length="49976"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Geçici görev yolluk ödemelerinde 1 yıl hesabı nasıl yapılır]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/gecici-gorev-yolluk-odemelerinde-1-yil-hesabi-nasil-yapilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/gecici-gorev-yolluk-odemelerinde-1-yil-hesabi-nasil-yapilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[geçici görevli olarak görevlendirilen memura geçici görev harcırahı ödenirken 1 yılda 180 gün hesabında memurun göreve başladığı tarihe göre yıl hesabı yapılması gerektiği]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1>Danıştay’dan Harcırah Kararı: 180 Günlük Süre Takvim Yılına Göre Değil, Görev Başlangıcına Göre Hesaplanır</h1>

<p>Danıştay Beşinci Dairesi, geçici görev harcırahına ilişkin emsal niteliğinde bir karara imza attı. Mahkeme, 6245 sayılı Harcırah Kanunu’nun 42. maddesinde yer alan “bir yıllık süre” ibaresinin takvim yılı esas alınarak değil, geçici görevin başladığı tarihten itibaren hesaplanması gerektiğine hükmetti.</p>

<h2>Kararın Memurlar Açısından Önemi</h2>

<p>Karar, özellikle yılı aşan geçici görevlendirmelerde harcırah hesabının nasıl yapılacağı konusunda emsal niteliği taşıyor. Buna göre;</p>

<ul>
 <li>180 günlük süre her takvim yılında yeniden başlamayacak,</li>
 <li>Süre, geçici görevin ilk başladığı tarihten itibaren hesaplanacak,</li>
 <li>Aynı yerde ve aynı iş için bir yıllık dönem içinde en fazla 180 gün harcırah ödenebilecek.</li>
</ul>

<p>Bu kararın, kamu personelinin geçici görev yolluğu uygulamalarında idarelere yol gösterici olması bekleniyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>T.C.<br />
DANIŞTAY<br />
Beşinci Daire</strong></p>

<p style="text-align:justify">Esas No : 2008/5714 Karar No : 2010/2164</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Özeti : </strong>Harcırah Kanunu'nun 42. maddesinde yer alan "bir yıllık süre"nin, "takvim yılı" olarak değil, "geçici görevin başlangıç tarihinden başlayan bir yıllık süre" olarak kabul edilmesi gerektiği hakkında.<br />
Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) ; Maliye Bakanlığı<br />
<strong><span style="color:red">Karşı</span></strong> Taraf : ...<br />
İsteğin Özeti : Samsun 1. İdare Mahkemesi'nin 29.5.2008 günlü, E:2007/1654, K:2008/975 sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen <strong><span style="color:red">incelenerek</span></strong> bozulması isteminden ibarettir.<br />
Cevabın Özeti : Cevap verilmemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay Tetkik Hakimi: Serap Erkan</p>

<p style="text-align:justify">Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür.<br />
Danıştay Savcısı: İsa Yeğenoğlu</p>

<p style="text-align:justify">Düşüncesi : İdare ve <strong><span style="color:red">vergi</span></strong> mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir,</p>

<p style="text-align:justify"><strong>TÜRK MİLLETİ ADINA</strong></p>

<p style="text-align:justify">Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesi'nce işin gereği düşünüldü:</p>

<p style="text-align:justify">Sinop Defterdarlığı Boyabat Mal Müdürlüğü'nde görev yapmakta iken Ankara Mesleki Eğitim Kurs Müdürlüğü'nde mesleki eğitim kursuna katılan davacı, geçici görev gündeliğinin kurs süresince tam olarak ödenmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 22.5.2007 günlü, 259 sayılı işlemin iptali ve söz konusu yolluğun <strong><span style="color:red">yasal</span></strong> faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesi istemiyle dava açmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Samsun 1. İdare Mahkemesi'nin 29.5.2008 günlü, E:2007/1654, K:2008/975 sayılı kararıyla; davacının 18.9.2006-17.5.2007 tarihleri arasında gördüğü eğitim kursu nedeniyle kendisine 2007/Şubat ayına kadar (2007 yılında 52 gün olmak üzere) geçici görev yolluğu ödendiği, 6245 sayılı Harcırah Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca geçici görev gündeliğinin azami 180 gün ödenecek olması karşısında, 2007 yılında eksik ödenen süreler için davacıya anılan yolluğunun ödenmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiş ve söz konusu yolluğun yasal faiziyle <strong><span style="color:red">birlikte</span></strong> davacıya ödenmesine hükmedilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Davalı idare, 6245 sayılı Kanun'un 42. maddesinde yer alan 180 ünlük sürenin takvim yılı esas alınarak hesaplanmaması gerektiğini ileri sürmekte ve idare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">6245 sayılı Harcırah Kanunu'nun "Geçici Görev Gündeliğinin Verilebileceği Azami Süre" başlıklı 42. maddesinin (a) bendinde, geçici bir görev ile başka bir yere gönderilenlere, görev mahalline varış tarihinden itibaren bu Kanuna göre verilecek gündeliklerin, <strong><span style="color:red">yurt içinde</span></strong> bir yıllık dönem zarfında aynı yerde, aynı iş için ve aynı şahsa 180 günden fazla olamayacağı, ilk 90 gün için tam, takibeden 90 gün için 2/3 oranında ödeneceği hükmü getirilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Dava dosyasının incelenmesinden; Sinop Defterdarlığı Boyabat Malmüdürlüğü'nde görev yapan davacının, 18.9.2006-17.5.2007 tarihleri arasında eğitim amacıyla görevlendirildiği ve bu görevlendirmeden kaynaklanan geçici görev yolluğunun, geçici görev tarihinden başlamak üzere, 6245 sayılı Harcırah Kanunu'nun 42. maddesinde yer alan esaslar çerçevesinde hesaplanarak kendisine ödendiği anlaşılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Uyuşmazlık, 6245 sayılı Kanun'un 42. maddesinde yer alan 180 günlük sürenin hesabında geçici görevlendirmenin başlangıç ve bitiş tarihleri arasındaki sürenin mi esas alınacağı, yoksa diğer yıllara sarkan görevlendirmelerde her yıl için ayrı bir 180 günlük hesaplama mı yapılacağından doğmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Yurt içinde ve dışında aynı şahsın geçici görev halinin üç aydan fazla devam etmesi halinde uzun süreli yevmiye ödenmesini engellemek amacıyla 6245 sayılı Kanun'un 42, maddesinde aynı yerde, aynı iş için, aynı şahsa 180 günden fazla yevmiye verilemeyeceği hükmü yer almış olup, maddenin getiriliş amacı göz önünde bulundurulduğunda, maddede yer alan bir yıllık sürenin takvim yılı olarak değil, geçici görevin başlangıç tarihinden başlayan bir yıllık süre olarak dikkate alınması gerektiği <strong><span style="color:red">sonucuna</span></strong> varılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu durumda, davacının 2006 yılında başlayıp 2007 yılında son bulan geçici görevlendirmesi nedeniyle geçici görev yolluğunun, geçici görevin başlangıç ve bitiş tarihleri arasında, 6245 sayılı Kanun'un 42. maddesinde belirtilen sınırlar içinde ödenmiş olması karşısında, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle, Samsun 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 29.5.2008 günlü, E:2007/1654, K:2008/975 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin l/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Kanun'la değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkeme'ye gönderilmesine, 13.4.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>HARCIRAH</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/gecici-gorev-yolluk-odemelerinde-1-yil-hesabi-nasil-yapilir</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 15:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2022/08/gecici_gorev_yolluk_odemelerinde_1_yil_hesabi_nasil_yapilir_h31328_86216.jpg" type="image/jpeg" length="19154"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hakem Hastaneye Sevk Şartları Değişti]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/hakem-hastaneye-sevk-sartlari-degisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/hakem-hastaneye-sevk-sartlari-degisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[18 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Sağlık Raporları Yönetmeliği ile devlet memurlarının hastalık raporlarının hakem hastaneye sevk edilmesi sürecine ilişkin önemli değişiklikler yapıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Memurların Hakem Hastaneye Sevk Süreci Yeniden Belirlendi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yönetmeliğin 56 ncı maddesine göre, istirahat raporlarının fenne uygunluğu konusunda tereddüt bulunması halinde, memur hastalık izni kullanıyor sayılmakla birlikte, ancak belirli şartların varlığında hakem hastaneye sevk edilebilecek.</p>

<p style="text-align:justify">Yeni düzenleme ile;</p>

<p style="text-align:justify">- Rapor süresinintek seferde iki günü aşması halinde doğrudan hakem hastaneye sevk yapılamayacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">- Yıl içinde toplam rapor gün sayısının beş günü aşması durumunda, kişi hastalık izni kullanıyor sayılmakla birlikte Sağlık Bakanlığınca belirlenen hakem hastane listesinde yer alan ve kişinin bulunduğu yere en yakın aynı veya üst roldeki bir hastaneye sevk edilecektir.</p>

<p style="text-align:justify">İtiraz Süreci Kesin Kararla Sonuçlanacak</p>

<p style="text-align:justify">Sevki yapılan hakem hastanenin sağlık kurulunca yapılan değerlendirme sonucunda verilen karar kesin olacak olup, bu karara itiraz edilemeyecektir.</p>

<p style="text-align:justify">Ücretlendirme Esasları</p>

<p style="text-align:justify">- Kamu kurum ve kuruluşlarında görevde bulunan kamu personelinin istirahat raporlarına kurumlarınca yapılan itiraz halinde ücret talep edilmeyecektir.</p>

<p style="text-align:justify">- Bunların dışındaki istirahat raporlarına itiraz halinde ortaya çıkacak sağlık hizmeti giderleri itirazda bulunandan tahsil edilecektir.</p>

<p style="text-align:justify">Yönetmeliğin Diğer Önemli Hükümleri</p>

<p style="text-align:justify">Yönetmelik ayrıca;</p>

<p style="text-align:justify">- Sağlık durum belgesi düzenlenmesi<br />
- Engelli sağlık kurulu raporları<br />
- Silah bulundurma ve taşıma ruhsatına esas sağlık raporları<br />
- Adli rapor düzenlenmesi<br />
- Raporlara itiraz usul ve esasları</p>

<p style="text-align:justify">gibi birçok konuda ayrıntılı düzenlemeler içermektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Söz konusu Yönetmelik, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ve 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'na dayanılarak hazırlanmış olup, yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK MEVZUATI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/hakem-hastaneye-sevk-sartlari-degisti</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 10:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/05/question-mark-1019820-640.jpg" type="image/jpeg" length="69263"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlık Raporları Yönetmeliği Resmî Gazete’de Yayımlandı]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/saglik-raporlari-yonetmeligi-resmi-gazetede-yayimlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/saglik-raporlari-yonetmeligi-resmi-gazetede-yayimlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık raporlarının düzenlenmesine ilişkin usul ve esasları yeniden belirleyen yönetmelik, 18 Mayıs 2026 tarihli ve 11361 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile yürürlüğe konuldu. Tek hekimden sağlık kuruluna, istirahatten engelli raporuna kadar tüm süreçler ayrıntılı olarak düzenlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Sağlık Raporları Yönetmeliği Resmî Gazete’de Yayımlandı</h1>

<p style="text-align:justify">18 Mayıs 2026 tarihli ve 11361 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile “Sağlık Raporları Yönetmeliği” yürürlüğe konulmuştur. Yönetmelik, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 355 inci ve 537 nci maddelerine dayanmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Yönetmelik, resmî ve özel tüm sağlık hizmeti sunucuları ile özel hukuk tüzel kişileri ve gerçek kişileri kapsamaktadır. Düzenleme ile sağlık raporlarının hangi sağlık hizmeti sunucularında, ne şekilde düzenleneceği, rapor formatları, itiraz süreçleri ile personelin görev, yetki ve sorumlulukları belirlenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Yönetmelikte öne çıkan başlıca düzenlemeler şunlardır:</p>

<p style="text-align:justify">Kişilerden genel sağlık durumu için sağlık raporu istenmesi hâlinde, öncelikle Bakanlığın elektronik sağlık sistemleri üzerinden “sağlık durum belgesi” talep edilecektir. Sağlık raporu başvurularında kişisel sağlık bilgi formunun eDevlet üzerinden doldurulması zorunlu hale getirilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Kimlik tespitine ilişkin usuller yeniden düzenlenmiş; sağlık raporu düzenlenecek çocuklar dâhil tüm kişilerin fotoğrafının kurul sekretaryasınca çekilerek sisteme aktarılması zorunlu kılınmıştır. Birinci basamak sağlık hizmeti sunucularında düzenlenen raporlar için fotoğraf zorunluluğu bulunmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Tam teşekküllü sağlık kurullarının teşkiline ilişkin usuller yeniden belirlenmiş; kurulların başhekim veya görevlendireceği bir hekim başkanlığında iç hastalıkları, genel cerrahi, göz, kulak burun boğaz, nöroloji, ruh sağlığı ve hastalıkları ile fiziksel tıp ve rehabilitasyon veya ortopedi ve travmatoloji uzmanlarından oluşacağı hükme bağlanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">İstirahat raporları bakımından, tek hekim raporu ile bir defada en çok on gün istirahat verilebileceği, bir takvim yılı içinde aynı kişiye verilecek istirahat raporlarının toplamının kırk günü geçemeyeceği belirtilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Silah bulundurma veya taşıma ruhsatı alacak kişilere verilecek sağlık raporlarına ilişkin ayrıntılı sağlık kriterleri getirilmiş; epilepsi, demans, narkolepsi, psikotik bozukluklar, duygu durum bozuklukları ile madde, kumar veya alkol bağımlılığı bulunanlara olumlu sağlık kurulu raporu verilemeyeceği düzenlenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Adli hekimlik hizmetleri, adli raporların düzenlenmesi ve formatı, muayene yapmaya ve rapor tanzimine yetkili kişiler, adli vakalarda kimlik tespiti ve bilgilendirme yükümlülüğü gibi hususlar da ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Sağlık kurulu raporlarına itiraz usulleri yeniden belirlenmiş; itiraz süreleri, hakem hastane seçimi ve bölge hakem hastanelerinin kararlarının kesin olduğu hüküm altına alınmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Gerçeğe, fenne ve usule aykırı olarak düzenlendiği tespit edilen sağlık raporlarının geçersiz sayılacağı ve ilgililer hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü ve 210 uncu maddeleri gereğince suç duyurusunda bulunulacağı belirtilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girmiş olup, hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütmektedir.</p>

<p style="text-align:justify"><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/05/20260519-12.pdf" rel="nofollow"><span style="color:#2980b9"><span style="background-color:#3498db">Yönetmelik metnine ulaşmak için tıklayınız</span></span></a></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK MEVZUATI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/saglik-raporlari-yonetmeligi-resmi-gazetede-yayimlandi</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/07/20374-1.jpg" type="image/jpeg" length="27182"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2/B taşınmazlarında eşdeğer satışa ilişkin usul yenilendi]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/2b-tasinmazlarinda-esdeger-satisa-iliskin-usul-yenilendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/2b-tasinmazlarinda-esdeger-satisa-iliskin-usul-yenilendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca hazırlanan Sıra No: 425 sayılı Tebliğ ile, hak sahipliği kesinleşen ancak satışı mümkün olmayan taşınmazlar karşılığında eşdeğer taşınmaz satışına ilişkin esaslar yeniden düzenlenmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">2/B Taşınmazlarında Eşdeğer Satışa İlişkin Usul Yenilendi: Milli Emrak Genel Tebliği’nde Değişiklik</h1>

<p style="text-align:justify">19 Mayıs 2026 tarihli ve 33258 sayılı Resmî Gazete’de, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından “Milli Emlak Genel Tebliği (Sıra No: 345)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 425)” yayımlanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Yapılan düzenleme ile, 4/7/2012 tarihli ve 28343 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Milli Emlak Genel Tebliği’nin 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası tamamen yeniden kaleme alınmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Yeni düzenlemeye göre, hak sahipliği kesinleştiği hâlde satışı gerçekleştirilemeyen taşınmazlar için hak sahibinin talebi üzerine, genel hükümlere göre değerlendirilmek üzere, öncelikle aynı il sınırları içinde bulunan 2/B taşınmazlarından, bedeli hak sahibi olduğu taşınmazın rayiç bedeline eşdeğer başka bir taşınmazın doğrudan satılabileceği, Tebliğ ekinde (EK8/A) yer alan yazıyla bildirilecektir.</p>

<p style="text-align:justify">Aynı il sınırları içinde eşdeğer taşınmaz bulunmaması hâlinde, farklı il sınırları içerisinde bulunan taşınmazların eşdeğer olarak değerlendirilmesine ilişkin usul ve esasların Bakanlıkça belirleneceği hükme bağlanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Satışa konu edilemeyen taşınmazın üzerinde kişiye ait muhdesat (bağımsız bölüm, bina, tesis gibi yapı) bulunması durumunda, anılan Tebliğ’in 17 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında belirlenecek muhdesat bedelinin zemin bedeline ekleneceği; ancak bu bedelin eşdeğer taşınmaz satışında taşınmazın rayiç bedelinden düşüleceği belirtilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Düzenlemede ayrıca, satışa konu edilemeyen taşınmaz ile önerilen taşınmazın rayiç bedelleri arasında en fazla yüzde yirmi fark olabileceği, bu orana kadar Hazine lehine oluşan farkların herhangi bir indirim uygulanmaksızın defaten ve nakden tapu işlemleri öncesinde ilgili kişi tarafından ödeneceği hüküm altına alınmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Söz konusu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girmiş olup, hükümlerini Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı yürütmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">19 Mayıs 2026 SALI</p>

<p style="text-align:justify">Resmî Gazete</p>

<p style="text-align:justify">Sayı : 33258</p>

<p style="text-align:justify">TEBLİĞ</p>

<p style="text-align:justify">Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:center">MİLLİ EMLAK GENEL TEBLİĞİ (SIRA NO: 345)’NDE</p>

<p style="text-align:center">DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ</p>

<p style="text-align:center">(SIRA NO: 425)</p>

<p style="text-align:justify">MADDE 1 4/7/2012 tarihli ve 28343 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Milli Emlak Genel Tebliği (Sıra No: 345)’nin 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">“(3) Hak sahipliği kesinleşen ancak satışı mümkün olmayan taşınmazlara karşılık olmak üzere hak sahipleri tarafından talep edilmesi halinde, genel hükümlere göre değerlendirilecek 2/B taşınmazlarından öncelikle aynı il sınırları içinde bulunanlardan bedeli hak sahibi oldukları taşınmazın rayiç bedeline eşdeğer başka bir taşınmazın doğrudan satılabileceği örneği bu Genel Tebliğin ekinde (EK8/A) yer alan yazıyla bildirilecektir. Aynı il sınırları içinde değerlendirilebilecek eşdeğer taşınmaz bulunmaması durumunda farklı il sınırları içerisinde bulunan taşınmazların eşdeğer olarak değerlendirilmesine ilişkin hususlar Bakanlıkça belirlenecektir. Satışa konu edilemeyen taşınmazın üzerinde kişiye ait muhdesat bulunması durumunda, bu Genel Tebliğin 17 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında belirlenecek muhdesat bedeli zemin bedeline eklenecektir. Ancak bu bedel eşdeğer taşınmaz satışında taşınmazın rayiç bedelinden düşülecektir. Satışa konu edilemeyen taşınmaz ile önerilen taşınmazın rayiç bedelleri arasında en fazla yüzde yirmi fark olabilecektir. Bu orana kadar Hazine lehine olan farklar indirim uygulanmaksızın defaten ve nakden tapu işlemleri öncesinde ilgilisi tarafından ödenecektir.”</p>

<p style="text-align:justify">MADDE 2 Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p style="text-align:justify">MADDE 3 Bu Tebliğ hükümlerini Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>MALİYE MEVZUATI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/2b-tasinmazlarinda-esdeger-satisa-iliskin-usul-yenilendi</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 10:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/03/milliemlakcsb.png" type="image/jpeg" length="87786"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kayyımlık yönetmeliğinde değişiklik yapıldı]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/kayyimlik-yonetmeliginde-degisiklik-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/kayyimlik-yonetmeliginde-degisiklik-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[8/11/2022 tarihli ve 6366 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yapılan önceki değişiklik, Danıştay Onuncu Dairesinin 9/12/2025 tarihli E.:2022/7516, K.:2025/5847 sayılı kararıyla iptal edilmişti. İptal kararının ardından yeniden düzenlenen yönetmelik, 11362 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararıyla yürürlüğe konuldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Mal Memurlarının Kayyımlığı Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararı Resmî Gazete’de Yayımlandı</h1>

<p style="text-align:justify">18 Mayıs 2026 tarihli ve 11362 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile “Mal Memurlarının Kayyımlığı Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” yürürlüğe konulmuştur. Söz konusu düzenleme, 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun’un 2 nci maddesi gereğince Cumhurbaşkanı tarafından imzalanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Bilindiği üzere, anılan yönetmelikte daha önce 8/11/2022 tarihli ve 6366 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla da değişiklik yapılmış; ancak bu değişiklikler, Danıştay Onuncu Dairesinin 9/12/2025 tarihli ve E.:2022/7516, K.:2025/5847 sayılı kararıyla iptal edilmişti. İptal kararının ardından yeniden hazırlanan metin, yeni bir Cumhurbaşkanlığı Kararıyla ihdas edilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Yapılan düzenlemeler özetle şu şekildedir:</p>

<p style="text-align:justify">Yönetmeliğin 4 üncü maddesiyle, “Bakanlık” tanımı “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı” olarak; “Kayyımlık bürosu” tanımı, çevre, şehircilik ve iklim değişikliği il müdürüne bağlı olarak kurulan millî emlâk teşkilatı bünyesindeki birimler şeklinde; “Mahallin en büyük mal memuru” tanımı ise ilgili il müdürü olarak yeniden düzenlenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">9 uncu maddede, denetim yetkisine ilişkin “defterdarlık muhasebe” ibaresi “Bakanlık müfettişlerine ve milli emlak” şeklinde değiştirilmiş; ayrıca bazı fıkralarda yer alan “Bakanlıkça” ibareleri “Hazine ve Maliye Bakanlığınca” olarak tadil edilmiştir. Benzer şekilde, 16 ncı maddede yer alan “Bakanlıkça” ibaresi de “Hazine ve Maliye Bakanlığınca” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">17 nci maddede “defterdarlık birimleri” ibaresi “milli emlak” olarak, 18 inci maddede ise “defterdar yardımcısına veya kayyımlık bürosu görevlilerine” ibaresi “millî emlâk dairesi başkanına, millî emlâk/emlâk müdürüne, ilçelerde milli emlâk müdürüne veya milli emlâk müdür yardımcısına” şeklinde yeniden düzenlenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">21 inci maddede, kayyım tarafından yetki devredilen veya görevlendirilen personele ödenecek tazminat oranları yeniden belirlenmiştir: Milli emlâk dairesi başkanı için yüzde yüz, millî emlâk/emlâk müdürleri ve kayyımlık bürosu başkanı için yüzde yetmiş beş, millî emlâk/emlâk müdür yardımcıları için yüzde altmış beş, diğer milli emlâk görevlileri için yüzde altmış olarak tespit edilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Yönetmelik hükümleri yayımı tarihinde yürürlüğe girmiş olup, bu Yönetmeliği Cumhurbaşkanı yürütmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">YÖNETMELİK</p>

<p style="text-align:justify">Karar Sayısı: 11362</p>

<p style="text-align:justify">Ekli “Mal Memurlarının Kayyımlığı Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”in yürürlüğe konulmasına, 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanunun 2 nci maddesi gereğince karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:right">18 Mayıs 2026</p>

<p style="text-align:right">Recep Tayyip ERDOĞAN</p>

<p style="text-align:right">CUMHURBAŞKANI</p>

<p style="text-align:justify">MAL MEMURLARININ KAYYIMLIĞI HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</p>

<p style="text-align:justify">MADDE 1- 15/4/2009 tarihli ve 2009/14954 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Mal Memurlarının Kayyımlığı Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (d) ve (f) bentleri aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">“a) Bakanlık: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığını,”</p>

<p style="text-align:justify">“d) Kayyımlık bürosu: Kayyımlık işlemlerini yürütmek üzere doğrudan çevre, şehircilik ve iklim değişikliği il müdürüne bağlı olarak kurulan millî emlâk dairesi başkanlığı, millî emlâk müdürlüğü veya millî emlâk şefliğinde görevli memurlardan oluşturulan büroyu,”</p>

<p style="text-align:justify">“f) Mahallin en büyük mal memuru: Her ilin merkez ve ilçeleri için çevre, şehircilik ve iklim değişikliği il müdürünü,”</p>

<p style="text-align:justify">MADDE 2- Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan “defterdarlık muhasebe” ibaresi “Bakanlık müfettişlerine ve milli emlak” şeklinde ve dördüncü fıkrasında yer alan “Bakanlıkça” ibaresi “Hazine ve Maliye Bakanlığınca” şeklinde yeniden düzenlenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">MADDE 3- Aynı Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Bakanlıkça” ibaresi “Hazine ve Maliye Bakanlığınca” şeklinde yeniden düzenlenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">MADDE 4- Aynı Yönetmeliğin 17 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “defterdarlık birimleri” ibaresi “milli emlak” şeklinde yeniden düzenlenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">MADDE 5- Aynı Yönetmeliğin 18 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “defterdar yardımcısına, veya kayyımlık bürosu görevlilerine” ibaresi “millî emlâk dairesi başkanına, millî emlâk/emlâk müdürüne, ilçelerde milli emlâk müdürüne veya milli emlâk müdür yardımcısına” şeklinde yeniden düzenlenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">MADDE 6- Aynı Yönetmeliğin 21 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">“c) Kayyım tarafından yetki devredilen veya görevlendirilen;</p>

<p style="text-align:justify">1) Milli emlâk dairesi başkanı için yüzde yüzünü,</p>

<p style="text-align:justify">2) Millî emlâk/emlâk müdürleri ve kayyımlık bürosu kurulan illerde büro başkanı için yüzde yetmişbeşini,</p>

<p style="text-align:justify">3) Millî emlâk/emlâk müdür yardımcıları için yüzde altmışbeşini,</p>

<p style="text-align:justify">4) Diğer milli emlâk görevlileri için yüzde altmışını,”</p>

<p style="text-align:justify">MADDE 7- Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p style="text-align:justify">MADDE 8- Bu Yönetmelik hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>MALİYE MEVZUATI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/kayyimlik-yonetmeliginde-degisiklik-yapildi</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 10:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/01/resmi-gazete-1.webp" type="image/jpeg" length="84203"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[18 mart üniversitesi misafirhane adres telefon bilgileri]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/18-mart-universitesi-misafirhane-adres-telefon-bilgileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/18-mart-universitesi-misafirhane-adres-telefon-bilgileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[18 mart üniversitesi misafirhane adres telefon bilgileri ,çanakkale üniversite misafirhanesi, çanakkale kamu misafirhaneleri]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1>Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Dardanos Uygulama Oteli Adres ve Telefon Bilgileri</h1>

<p>Çanakkale’de deniz ve doğa ile iç içe konaklama imkanı sunan Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Dardanos Yerleşkesi ve Uygulama Oteli, özellikle yaz sezonunda tatil yapmak isteyenler ile kamu personellerinin tercih ettiği tesisler arasında yer alıyor.</p>

<p>Ege’nin mavisi ile Kaz Dağları’nın yeşil doğasının birleştiği bölgede bulunan tesis, sakin atmosferi ve geniş konaklama seçenekleriyle dikkat çekiyor.</p>

<h2>Dardanos Uygulama Oteli Adres ve İletişim Bilgileri</h2>

<p><strong>Adres:</strong> Çınarlı Köyü Mahallesi, Dardanos Yerleşkesi, Eski İzmir Caddesi, Çanakkale</p>

<p><strong>Telefon:</strong> (0286) 247 07 00 – (0286) 247 07 18</p>

<p><strong>Cep Telefonu:</strong> 0530 543 10 28</p>

<p><strong>E-Posta:</strong> <a rel="noopener">dardanos@comu.edu.tr</a></p>

<h2>Denize Sıfır Konumda Tatil İmkanı</h2>

<p>Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi bünyesinde hizmet veren Dardanos Yerleşkesi Hotel Eğitim ve Dinlenme Tesisi, Marmara Denizi’nin kıyısında doğayla iç içe bir konumda bulunuyor.</p>

<p>Tesis içerisinde;</p>

<ul>
 <li>Deniz manzaralı konaklama alanları</li>
 <li>Restoran ve yeme içme alternatifleri</li>
 <li>Spor ve sosyal aktivite alanları</li>
 <li>Dinlenme ve yürüyüş alanları</li>
</ul>

<p>yer alıyor.</p>

<p>Aileler ve arkadaş grupları için uygun olan tesis, özellikle yaz aylarında yoğun ilgi görüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Çanakkale Merkez ve Havalimanına Yakın</h2>

<p>Dardanos Uygulama Oteli;</p>

<ul>
 <li>Çanakkale Havalimanı’na yaklaşık 8 kilometre,</li>
 <li>Çanakkale şehir merkezine ise yaklaşık 10 kilometre</li>
</ul>

<p>mesafede bulunuyor.</p>

<p>Bu yönüyle hem şehir merkezine yakın hem de sakin bir tatil yapmak isteyenler için avantajlı bir konum sunuyor.</p>

<h2>Oda Kapasitesi ve Konaklama Seçenekleri</h2>

<p>Tesiste toplam;</p>

<ul>
 <li>10 adet dubleks oda,</li>
 <li>48 adet standart oda,</li>
 <li>2 adet engelli odası</li>
</ul>

<p>bulunuyor.</p>

<p>Standart odalar 3 ve 4 yataklı olarak hizmet veriyor.</p>

<ul>
 <li>20 adet üç yataklı standart odada tek kişi konaklama yapılabiliyor.</li>
 <li>Dört yataklı odalarda ise minimum 2 kişi konaklama şartı bulunuyor.</li>
</ul>

<h2>Doğa ve Deniz Manzarasıyla Dikkat Çekiyor</h2>

<p>Çanakkale’nin en bilinen dinlenme tesislerinden biri olan Dardanos Yerleşkesi ve Uygulama Oteli, doğa ile iç içe konumu sayesinde özellikle huzurlu bir tatil arayanların tercihleri arasında yer alıyor. Deniz manzarası, geniş sosyal alanları ve uygun konaklama seçenekleriyle tesis, Çanakkale’de öne çıkan uygulama otellerinden biri olarak dikkat çekiyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>MİSAFİRHANE</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/18-mart-universitesi-misafirhane-adres-telefon-bilgileri</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 09:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/05/misafirhane-oda.jpg" type="image/jpeg" length="63920"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mevzuatinyeri]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/foto-galeri/mevzuatinyeri-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/foto-galeri/mevzuatinyeri-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>İndirim</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/foto-galeri/mevzuatinyeri-1</guid>
      <pubDate>Thu, 15 Oct 2020 08:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/05/nnn.png" type="image/jpeg" length="17819"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mevzuatinyeri]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/foto-galeri/mevzuatinyeri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/foto-galeri/mevzuatinyeri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>İndirim</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/foto-galeri/mevzuatinyeri</guid>
      <pubDate>Wed, 14 Oct 2020 16:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/05/nnn.png" type="image/jpeg" length="45181"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
