<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>mevzuatinyeri</title>
    <link>https://www.mevzuatinyeri.com</link>
    <description>Mevzuatinyeri memur maaş, soruşturma, izin,harcırah, disiplin, misafirhaneler,memurlar haber,kamu mevzuatı,</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.mevzuatinyeri.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 20 Apr 2026 10:42:59 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yıllık izin sonrası göreve başlamadan memur yıllık izin alabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/yillik-izin-sonrasi-goreve-baslamadan-memur-yillik-izin-alabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/yillik-izin-sonrasi-goreve-baslamadan-memur-yillik-izin-alabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[yıllık izin kullanan memur yıllık izin bitiminde işe başlamadan yeniden yıllık izin alabilir mi, izin sonrası yeniden yıllık izin almak mümkünmü]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2 style="text-align:justify">Yıllık izin sonrası göreve başlamadan memur yıllık izin alabilir mi?</h2>

<h2 style="text-align:justify"></h2>

<h3 style="text-align:justify">ÖZET: Memurun fiilen göreve başlamadan yeniden aylıksız izin veya yıllık izin kullanıp kullanamayacakları hk. (26/06/2013-8489)</h3>

<p style="text-align:justify"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 102 inci maddesinde; “Devlet memurlarının yıllık izin süresi, hizmeti 1 yıldan on yıla kadar (On yıl dahil) olanlar için yirmi gün, hizmeti onyıldan fazla olanlar için 30 gündür. Zorunlu hallerde bu sürelere gidiş ve dönüş için en çok ikişer gün eklenebilir.” hükmü ve 103 üncü maddesinde; “Yıllık izinler, amirin uygun bulacağı zamanlarda, toptan veya ihtiyaca göre kısım kısım kullanılabilir. Birbirini izliyen iki yılın izni bir arada verilebilir. Cari yıl ile bir önceki yıl hariç, önceki yıllara ait kullanılmayan izin hakları düşer…” hükmü yer almakta olup, mezkur hükümden de görüleceği üzere yıllık izinlerin kullanımında amirlerin takdir hakkı bulunmaktadır. Diğer taraftan, mezkur Kanunun “Bilgilerini artırmak için yabancı memlekete gönderilenlerin hak ve yükümlülükleri” başlıklı 79 uncu maddesinin 3 üncü fıkrasında; “Sürelerinin bitiminde görevlerine başlamıyanlar çekilmiş sayılırlar. Bu suretle çekilmiş sayılanlar aylık ve yol giderleri de dahil olmak üzere kendilerine kurumlarca yapılmış bulunan bütün masrafları iki kat olarak ödemeye mecburdurlar.” hükmüne yer almaktadır. Öte yandan, aynı Kanunun 108 inci maddesinin (D) bendinde; “Özel burs sağlayan ve bu burstan istifade etmesi için kendilerine aylıksız izin verilenler de dâhil olmak üzere burslu olarak ya da bütçe imkânlarıyla yetiştirilmek üzere yurtdışına gönderilen veya sürekli görevle yurtiçine ya da yurtdışına atanan veya en az altı ay süreyle yurtdışında geçici olarak görevlendirilen memurlar veya diğer personel kanunlarına tâbi olanlar ile yurtdışına kamu kurumlarınca gönderilmiş olan öğrencilerin memur olan eşleri ile 77 nci maddeye göre izin verilenlerin memur olan eşlerine görev veya öğrenim süresi içinde aylıksız izin verilebilir.” hükmü, (E) bendinde; “Memura, yıllık izinde esas alınan süreler itibarıyla beş hizmet yılını tamamlamış olması ve isteği hâlinde memuriyeti boyunca ve en fazla iki defada kullanılmak üzere, toplam bir yıla kadar aylıksız izin verilebilir. Ancak, sıkıyönetim, olağanüstü hâl veya genel hayata müessir afet hâli ilan edilen bölgelere 72 nci madde gereğince belli bir süre görev yapmak üzere zorunlu olarak sürekli görevle atananlar hakkında bu bölgelerdeki görev süreleri içinde bu fıkra hükmü uygulanmaz.” hükmü ve (F) bendinde; “Aylıksız izin süresinin bitiminden önce mazereti gerektiren sebebin ortadan kalkması hâlinde, on gün içinde göreve dönülmesi zorunludur. Aylıksız izin süresinin bitiminde veya mazeret sebebinin kalkmasını izleyen on gün içinde görevine dönmeyenler, memuriyetten çekilmiş sayılır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu bağlamda, gerek mezkur 79 uncu madde gerekse de 108/F maddesi hükümlerinden de görüleceği üzere memurların bu sürelerin sonunda geçerli bir mazereti olmadıkça göreve dönmeleri yasal bir zorunluluk haline getirilmiş olup, bu zorunluluk yerine getirilmeden yeni bir izin hakkı verilmesinin mümkün olamayacaktır. Ayrıca yıllık izinler en fazla birbirini izleyen iki yıl için kullandırılabildiğinden iki yıl ve üstü ücretsiz izin sonraları için doğmaması muhtemel izin haklarının önceden bir idari onayla kullandırılmasına imkan bulunmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Yukarda yer verilen hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; -Yurtdışına yüksek lisans eğitimine gönderilen personelinize eğitime gönderilmeden önce veya eğitim sırasındayken ücretsiz izin talebinde bulunması halinde eğitim süresinin bitiminden geçerli olmak üzere ücretsiz izin verilemeyeceği,</p>

<p style="text-align:justify"><strong>-Benzer şekilde yurtiçinde veya yurtdışında ücretsiz izindeyken izin bitim tarihinde veya iznin kesilmesi suretiyle görevine başlamadan yıllık izin verilemeyeceği, değerlendirilmektedir.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>İZİNLER</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/yillik-izin-sonrasi-goreve-baslamadan-memur-yillik-izin-alabilir-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 09:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2022/07/yillik_izin_sonrasi_goreve_baslamadan_memur_yillik_izin_alabilir_mi_h31214_ff007.jpg" type="image/jpeg" length="32761"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mahkeme dilekçesindeki ifadeler nedeniyle memura ceza verilmesi]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/mahkeme-dilekcesindeki-ifadeler-nedeniyle-memura-ceza-verilmesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/mahkeme-dilekcesindeki-ifadeler-nedeniyle-memura-ceza-verilmesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memur tarafından açılan davada dilekçede memurun amiri hakkında söylemiş olduğu ifadeler nedeniyle memur hakkında disiplin cezası verilemeyeceği]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1>Mahkeme dilekçesindeki ifadeler nedeniyle memura ceza verilmesi </h1>

<h1></h1>

<p><strong>davacının maddi ve manevi zararlarının tazmini talebiyle İdare Mahkemesine sunmuş olduğu dava dilekçesinde kullandığı ifadeler nedeniyle disiplin cezası tesis edilmiş ise de, disiplin cezasına konu eylemin "hizmet içinde" ve "görev sırasında" gerçekleştirilmediği, dolayısıyla davacının sübut bulan fiilinin anılan ceza maddesi kapsamına girmediği anlaşılmaktadır.</strong></p>

<p><strong>Bu nedenle, davacının, görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek ve hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak fiilinden dolayı aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir.</strong></p>

<p></p>

<p>DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2020/1023 E.  ,  2020/2472 K.</p>

<p></p>

<p>"İçtihat Metni"</p>

<p>T.C.</p>

<p>D A N I Ş T A Y</p>

<p>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU</p>

<p>Esas No : 2020/1023</p>

<p>Karar No : 2020/2472</p>

<p></p>

<p>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …</p>

<p>VEKİLİ : Av. …</p>

<p></p>

<p>KARŞI TARAF (DAVALI) : … Valiliği - …</p>

<p>VEKİLİ : Av. …</p>

<p></p>

<p></p>

<p>İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K: … sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p>

<p></p>

<p>YARGILAMA SÜRECİ :</p>

<p>Dava konusu istem: Aydın İli … İlköğretim Okulunda, ... olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin 1. fıkrasının (C) bendinin (e) ve (ı) alt bentleri uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmiştir.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla;</p>

<p>... olarak görev yapan davacı hakkında Valilik Makamının 22/11/2011 tarihli Oluru ile soruşturma açıldığı, soruşturma sonucu İl Eğitim Denetmenleri tarafından hazırlanan … tarih ve … sayılı disiplin soruşturma raporunda özetle; davacının bir başka dava dolayısıyla ... İdare Mahkemesine vermiş olduğu 07/10/2011 tarihli dilekçesinde, amiri durumundaki Okul Müdürü ... için, "iftiracı, önyargılı, müfettişleri yönlendiren, şizofren derecede hasta, kin ve garezle davranan, baskıcı, Milli Eğitim Müdürlüğünün şımarık çocuğu, zalim", hakkında inceleme ve soruşturma yapan Muhakkik ve Müfettişler için, "Okul müdürünün değirmenine su taşımak, suçuna ortak olmak, görevi kötüye kullanmak, darp etmek, okul müdürünün önyargı çemberine dahil olmak, kasten görevi kötüye kullanmak, adil davranmamak, iğrenç bir sebebe dayanarak okul müdürünü korumak, Milli Eğitim Müdürünün emirleri doğrultusunda hareket etmek", amiri durumundaki Milli Eğitim Müdürü için, "Okul Müdürü ...'yı koruyan, soruşturmalarda her türlü hileye başvuran, görevi kötüye kullanan'' ifadelerini kullandığı, bu durumun amiri durumundaki kişilerin kişilik haklarını zedelediği, kişilik haklarına aleni bir saldırıda bulunduğu tespit edilerek, davacının söz konusu fiillerine uygun olarak 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin 1. fıkrasının (C) bendinin (e) ve (ı) alt bentleri uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasının teklif edildiği,</p>

<p>Bu teklife uyulmak ve davacının son savunması alınmak suretiyle, davacıya disiplin amiri sıfatıyla İl Milli Eğitim Müdürü tarafından 1/30 oranında aylıktan kesme cezası verildiği, bu karara karşı davacı tarafından süresi içinde yapılan itirazın, 01/03/2012 tarihli İl Milli Eğitim Müdürlüğü Disiplin Kurulu tarafından reddedilmesi üzerine görülmekte olan davanın açıldığı,</p>

<p>Davacı tarafından, soruşturmanın Bakanlık Müfettişlerince yapılması gerekirken İl Eğitim Denetmenleri tarafından yapılmasına itiraz edilmiş ve disiplin cezasına itirazının görüşüldüğü il disiplin kurulunda üyesi bulunduğu sendika temsilcisinin bulunmadığı iddia edilmiş ise de, 24/06/2011 tarih ve 27974 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Müfettişleri Başkanlıkları Yönetmeliği'nin 54. maddesi uyarınca, disiplin soruşturmasının İl Eğitim Denetmenleri tarafından yürütülmesinde mevzuata aykırılık bulunmadığı gibi Mahkemelerince yapılan ara karar cevaplarına göre, itirazın görüşüldüğü tarih itibarıyla davacının herhangi bir sendikaya üye olmadığı anlaşıldığından davacının bu iddialarına itibar edilmediği,</p>

<p>Uyuşmazlıkta, davacının, söz konusu dilekçede yer verdiği yukarıda yazılı sıfat ve nitelendirmeler yoluyla, amiri durumundaki Okul Müdürü, Muhakkik ve Müfettişler ile İl Milli Eğitim Müdürüne sözle saygısızlık yaptığı hususunun sabit olduğu anlaşıldığından, fiiline uygun disiplin cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci Dairesinin 15/12/2016 tarih ve E:2013/5594, K:2016/6445 sayılı kararıyla;</p>

<p>Disiplin cezalarının, kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı eylemlerine karşı düzenlenen idari yaptırımlar olduğu, kamu hizmetlerinden sürekli uzaklaştırılabilmek gibi ağır sonuçlara kadar uzanan disiplin cezalarının, ağırlığı ve önemi sebebiyle Anayasa'nın 38. maddesindeki suç ve cezalara ilişkin kurallara tabi tutulduğu,</p>

<p>"Kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi uyarınca, ceza yaptırımına bağlanan her bir eylemin tanımının yapılması ve Kanun'un ne tür eylemleri suç sayarak yasakladığının hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi gerektiği, sözü edilen suç tanımlaması yapıldıktan sonra, suçun karşılığı olan cezanın ve suç sayılan eylemi gerçekleştiren kamu görevlisinin hangi disiplin kuralını ihlal ettiğinin açık bir şekilde ortaya konulmasının da zorunlu olduğu,</p>

<p>Kamu görevlisinin işlediği disiplin suçunun niteliği göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu eylem mevzuatta öngörülen tanıma uymuyorsa verilen disiplin cezasının hukuka aykırı olacağı,</p>

<p>Uyuşmazıkta, davacının maddi ve manevi zararlarının tazmini talebiyle İdare Mahkemesine sunmuş olduğu dilekçede kullandığı ifadeler nedeniyle disiplin cezası tesis edilmiş ise de, disiplin cezasına konu eylemin hizmet içinde ve hizmet sırasında gerçekleştirilmediği, dolayısıyla davacının sübut bulan fiilinin anılan ceza maddesi kapsamına girmediği anlaşıldığından, davacının, görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek ve hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak fiilinden dolayı aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık ve bu işlemin iptali istemiyle açılan davayı reddeden İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılarak ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:..., K:… sayılı kararıyla;</p>

<p>Davacının ... İdare Mahkemesine vermiş olduğu 07/10/2011 tarihli dilekçede yer verdiği sıfat ve nitelendirmeler yoluyla, amiri durumundaki Okul Müdürü, Muhakkik ve Müfettişler ile İl Milli Eğitim Müdürüne sözle saygısızlık yaptığı hususunun sabit olduğu, söz konusu ifadelerin savunma hakkı kapsamında değerlendirilmesine hukuken imkan olmadığı, ayrıca bu ifadelerini görevi ile alakalı olarak kullandığından söz konusu fiillin hizmeti kapsamındaki bir süreçte işlendiğinin sayılması gerektiği, bu nedenle davacının fiiline uyan disiplin cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesi eklenmek suretiyle davanın reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.</p>

<p></p>

<p>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, disiplin cezası verilmesine konu sözlerin maddi ve manevi tazminat davasına ilişkin dilekçede sarf edildiği, Mahkemece bu sözlerin neden söylendiği hususunun araştırılmadığı, şahsı hakkında haksız bir çok soruşturma açıldığı, bu soruşturmalar dolayısıyla görev yerinin değiştirilmesine ilişkin olarak tesis edilen idari tasarrufların yargı kararlarıyla iptal edildiği, hakkında yürütülen soruşturmaların şaibeli olması sebebiyle konuyu araştırmak üzere bizzat Vali tarafından görevlendirilen Vali Yardımcısının hazırladığı raporda, şahsına karşı Okul Müdürü ile birlikte müfettişlerin de dahil olduğu bir önyargı çemberi oluştuğu, müfettişlere soruşturma açılması gerektiği ve şahsına açılan soruşturmaların kapatılması gerektiği yönünde tespitlerde bulunulduğu, tazminat davasının dilekçesinde savunma hakkı kapsamında kullandığı sözlerin hakaret olarak algılanamayacağı, sendika üyesi olduğu halde disiplin cezasına itirazının görüşüldüğü İl Disiplin Kurulu toplantısına ilgili sendika temsilcisinin çağrılmadığı, sunulan maaş bordrolarından sendika üyesi olduğunun açıkça anlaşılabileceği, İl Milli Eğitim Müdürüne yönelik sözlerin de araştırıldığı soruşturmanın İl Eğitim Denetmenlerince yürütülemeyeceği, soruşturma sonucu disiplin cezasının İl Milli Eğitim Müdürünce verilmesinin de usule aykırı olduğu, bu nedenlerle ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.</p>

<p></p>

<p>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, ... İdare Mahkemesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.</p>

<p></p>

<p>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile ... İdare Mahkemesi ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p></p>

<p>TÜRK MİLLETİ ADINA</p>

<p></p>

<p>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p></p>

<p>İNCELEME VE GEREKÇE:</p>

<p>MADDİ OLAY :</p>

<p>Aydın İli ... İlköğretim Okulunda, ... olarak görev yapan davacı hakkında, gereksiz yazışmalarla okul idaresini meşgul ettiği, okul idaresine karşı önyargılı yaklaştığı ve okul öğretmenlerine karşı güven vermeyen tutum ve davranışlarıyla kurumun huzur, sükun ve çalışma düzenini bozduğundan bahisle başlatılan soruşturma sonucunda düzenlenen … tarih ve … sayılı raporda; kurumun huzur, sükun ve çalışma düzenini bozma fiilini işlediği tespit edilen davacının il içinde görev yerinin değiştirilmesi yönünde teklif getirilmiştir.</p>

<p>Getirilen teklif doğrultusunda, … tarih ve … sayılı işlem ile Aydın İli … İlköğretim Okuluna atanan davacının, anılan bu işlemin iptali istemiyle açtığı davada, ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.</p>

<p>Davacı, … İdare Mahkemesine vermiş olduğu 07/10/2011 tarihli dava dilekçesi ile yargı kararıyla iptal edilen edilen atama işlemi nedeniyle uğradığını öne sürdüğü maddi ve manevi zararların tazminine karar verilmesini istemiştir.</p>

<p>Anılan dilekçede; amiri durumundaki Okul Müdürü ... için, "iftiracı, önyargılı, müfettişleri yönlendiren, şizofren derecede hasta, kin ve garezle davranan, baskıcı, Milli Eğitim Müdürlüğünün şımarık çocuğu, zalim", hakkında inceleme ve soruşturma yapan Muhakkik ve Müfettişler için, "Okul müdürünün değirmenine su taşımak, suçuna ortak olmak, görevi kötüye kullanmak, darp etmek, okul müdürünün önyargı çemberine dahil olmak, kasten görevi kötüye kullanmak, adil davranmamak, iğrenç bir sebebe dayanarak okul müdürünü korumak, Milli Eğitim Müdürünün emirleri doğrultusunda hareket etmek", amiri durumundaki Milli Eğitim Müdürü için, "Okul Müdürü ...'yı koruyan, soruşturmalarda her türlü hileye başvuran, görevi kötüye kullanan'' ifadelerini kullandığı görülen davacı hakkında, amiri durumundaki kişilerin kişilik haklarını zedelediği iddialarının araştırılması için Valilik Makamının 22/11/2011 tarihli Oluru ile soruşturma açılmıştır.</p>

<p>İl Eğitim Denetmenleri tarafından hazırlanan … tarih ve … sayılı disiplin soruşturma raporunda; davacının dilekçesinde kullandığı ifadelerle, amiri durumundaki kişilerin kişilik haklarını zedelediği, kişilik haklarına aleni bir saldırıda bulunduğu tespit edilerek, davacının söz konusu fiillerine uygun olarak 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin 1. fıkrasının (C) bendinin (e) ve (ı) alt bentleri uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılması teklif edilmiştir.</p>

<p>Bu teklife uyulmak ve davacının son savunması alınmak suretiyle, davacıya disiplin amiri sıfatıyla İl Milli Eğitim Müdürü tarafından 1/30 oranında aylıktan kesme cezası verilmiştir. Bu işleme karşı davacı tarafından yapılan itirazın, İl Milli Eğitim Müdürlüğü Disiplin Kurulunun 01/03/2012 tarihli kararıyla reddedilmesi üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.</p>

<p></p>

<p>İLGİLİ MEVZUAT :</p>

<p>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin 1. fıkrasının (C) bendinin (e) alt bendinde; "Görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek" fiili, (ı) alt bendinde ise; "Hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak" fiili, aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.</p>

<p></p>

<p>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</p>

<p>Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi için kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.</p>

<p>Bu bakımdan, disipline aykırı davranış olarak nitelendirilen eylemin, usulüne uygun olarak yürütülecek soruşturma neticesinde, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlanarak, ilgiliye eylemine uygun olan disiplin cezası maddesinin tayini ve uygulanması gerekmektedir.</p>

<p>Kamu görevlisinin işlediği disiplin suçunun niteliği göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu eylem mevzuatta öngörülen tanıma uymuyorsa verilen disiplin cezasının hukuka aykırı olacağı açıktır.</p>

<p><strong>Uyuşmazlıkta, Daire kararında da belirtildiği üzere, davacının maddi ve manevi zararlarının tazmini talebiyle İdare Mahkemesine sunmuş olduğu dava dilekçesinde kullandığı ifadeler nedeniyle disiplin cezası tesis edilmiş ise de, disiplin cezasına konu eylemin "hizmet içinde" ve "görev sırasında" gerçekleştirilmediği, dolayısıyla davacının sübut bulan fiilinin anılan ceza maddesi kapsamına girmediği anlaşılmaktadır.</strong></p>

<p><strong>Bu nedenle, davacının, görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek ve hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak fiilinden dolayı aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir.</strong></p>

<p>Bu itibarla, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.</p>

<p></p>

<p>KARAR SONUCU:</p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;</p>

<p>2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin … İdare Mahkemesinin temyize konu … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,</p>

<p>3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19/11/2020 tarihinde esasta ve gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.</p>

<p></p>

<p>KARŞI OY</p>

<p></p>

<p>X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; … İdare Mahkemesince verilen ısrar kararının usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.</p>

<p></p>

<p>KARŞI OY</p>

<p>XX- Davacı hakkında tesis olunan ve disiplin cezası verilmeden önce tebliğ edilen savunma istemli yazıda, isnat olunan eylem belirtildiği halde, eylemden ötürü verilecek cezanın belirtilmemiş olmasının dava konusu yapılan ve Kurulumuzun önüne temyizen incelenmek üzere getirilmiş olan disiplin cezasını şekil unsuru yönünden hukuken sakatlayıp sakatlamadığı uyuşmazlığın çözümü bakımından tartışma konusudur.</p>

<p>Ayrıca disiplin soruşturması sonrası savunma isteme yazısında isnat olunan disiplin suçunun belirtilmesi, karşılığında öngörülen cezanın ise belirtilmemiş olması işlemin esasa yönelik bir şekil unsuru sakatlığını oluşturduğu tarafımdan değerlendirilmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu çerçevede aşağıda görüş ve gerekçelerimi ifade etmekteyim.</p>

<p>I. ANAYASA VE YASA YAPICININ ÇİZDİĞİ ÇERÇEVE VE HUKUKİ DURUM</p>

<p>A. Genel olarak</p>

<p>Disiplin cezaları, kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla öngörülmüş, yapma veya yapmama biçiminde beliren davranış kurallarının ihlali hâlinde uygulanan, yasal olarak düzenlenmiş idari yaptırımlardır. Kamu hizmetlerini yürütenlerin görev, yetki ve sorumlulukları kamu hizmeti ve hizmet gerekleri ile sınırlandırılmış, bu sınırlar dışına çıkanların ise disiplin cezaları ile cezalandırılmaları ilgili kanunlarda öngörülmüştür.(AYM Kararı: E:2015/85, K:2016/3, T:13/01/2016)</p>

<p>Anayasa'nın 129. maddesinin 2. fıkrasında; memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği, 657 sayılı Kanun'un "Savunma hakkı" başlıklı 130. maddesinde ise devlet memuru hakkında, savunması alınmadan disiplin cezası verilemeyeceği, soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memurun, savunma hakkından vazgeçmiş sayılacağı düzenlenmiştir.</p>

<p>Aktarılan kurallar ile, savunma alınmadan disiplin cezası verilemeyeceği temel ilke olarak belirlenerek, soruşturmaya uğrayan ve hakkında disiplin cezası önerilen memurlara güvence sağlanmıştır. Bu bağlamda, soruşturma sırasında soruşturmacı tarafından veya disiplin cezasını vermeye yetkili mercii tarafından savunma alınması ile belirtilen güvence sağlanmış olmaktadır.</p>

<p>B. Savunma Hakkının Uygulamaya Yansıyan Önemi</p>

<p>Yukarıda metnine yer verilen düzenlemelerde açıkça görüldüğü üzere, gerek Anayasa yapıcı gerekse yasa yapıcı savunma hakkının mutlaka ilgilisine tanınacağını belirtmişsede, savunma istenirken savunmaya konu isnadın ne olduğunun belirtilmesi gerektiğine dair bir kural ayrıca öngörülmemiştir</p>

<p>Oysa, belirtilen bu güvencenin, amacına uygun şekilde sağlanması için, ilgili kamu görevlisinin hakkındaki iddiaları, bu iddiaların dayandığı delilleri, üzerine atılı fillerin hukuki nitelendirmesini ve önerilen disiplin cezasını öğrenmesi sağlanarak, savunma yapmasına imkan tanınması yukarıda belirtilen savunma alınması zorunluluğunun gerçek anlamda yerine getirilmesinin temel şartları sayılmaktadır.</p>

<p>Bütün bu husular kendisine bildirilmeyen memurun, gerektiği gibi savunma yapamayacağı, dolayısıyla kendisine tanınmış savunma hakkını da kullanamayacağı açıktır.</p>

<p>C. Konuya İlişkin Anayasal İlkeler</p>

<p>Öncelikle belirtilmelidir ki; Anayasa'nın 38. maddesinde idari suç ve cezalar ile adli suç ve cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından, her ikisi de bu maddede öngörülen ilkelere tabidir. Adli ve idari suçlarda, davranış normlarına aykırı ve haksızlık teşkil eden bir fiille, kanun koyucunun koruma altına aldığı bir hukuki değerin ihlali söz konusu olup adli ve idari cezaların her ikisi de cebir içermektedir.</p>

<p>Bu sebeple, disiplin cezaları ile ilgili yargılama yapılırken ceza hukukunun temel ilkelerinin de göz önünde bulundurulması ve olaylara uygulanması gerekmektedir.</p>

<p>Öte yandan, aynı Anayasal irade ile Anayasa'nın 40. maddesinin 2. fıkrasına da "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." düzenlemesi 2001 yılında 4709 sayılı Anayasa Değişikliğine Dair Kanun ile dahil edilmiştir.</p>

<p>Devletin işlemlerine karşı, hangi kanun yollarına ve mercilere hangi sürede başvurulacağı elbette kanun ve yönetmeliklerde gösterilmiştir ve bunlar bilinmektedir.</p>

<p>Anayasa yapıcı 40. madde 2. fıkra kuralı ile bir zorunluluk getirmiş ve bunu Anayasal düzeyde, anayasa bağlayıcılığı ile yaparak işlemlere muhatap olan ilgilileri memurlar ve diğer kamu görevlilerini önemsemiş ve adeta bilgilendirme gereksinimi duymuştur.</p>

<p>Diğer bir ifade ile Anayasa yapıcı bireyi önemsemiş olmaktadır.</p>

<p>Bu tespitten kalkılarak, savunma isteme yazılarında savunma hakkı tanınırken uygulamada eylemin belirtilmesinin yeterli görülmesi, eylemin karşılığı cezanın-yaptırımın ne olduğunun kanunda-yönetmelikte zaten belirtilmiş olduğu gerekçesiyle, savuma isteme yazısında cezanın belirtilmesine gerek görülmemesi Anayasa yapıcının 40. madde 2. fıkradaki bireyi önemseyen iradesi ile barışık ve uyumlu olmamaktadır ve olmayacaktır.</p>

<p>D. Değerlendirme</p>

<p>Sonuç olarak, anılan mevzuat hükümlerinde savunmanın ne şekilde alınacağı konusunda müeyyideye muhatap olacak kişiler açısından, savunma hakkını güvence altına alacak düzeyde şekil kuralı öngörülmediği ve yine anılan tespitlerden hareketle; uygulamada savunma alınırken göz önünde bulundurulması gereken ilkelerin dikkate alınmadığı ve bu surette yukarıda belirtilen ilkelerle çelişen bir uygulamanın şekillendiği görülmektedir.</p>

<p>Bu bağlamda; anayasal düzeyde zorunluluk olan savunma alınması konusunda, savunma alma şeklini düzenleyen kurallar bakımından bir boşluk bulunduğu ve bununda idari yargı yerlerince ilkesel bir yaklaşımla idarelere yol gösterilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.</p>

<p>II. BOŞLUĞUN YORUM YOLUYLA DOLDURULMASI</p>

<p>İdare hukuku içtihadi hukuk özelliğini taşıdığı sürece yorum teorileri önemli olacak ve yorumlar önem kazanacaktır.</p>

<p>Hukuku geliştirici prensipler karşısında idari yargıyı ve içtihadi idare hukukunu meşrulaştırmakta kullanılan teorilerden biri de, "Yorumun gerçekçi teorisi" olarak bilinmektedir.</p>

<p>Hukukun üstünlüğü, hakkaniyet, adaletin tecelli etmesi beklentileri, önce hukuka hak olmalıdır.</p>

<p>Bir hukuk normunun anlamını kimin tespit edeceği sorusu da her zaman tartışılır bir sorundur.</p>

<p>İşte, idare hukukunda yasaların, kuralların uygulanması ve giderek yasallık denetimi, bu soruya getirilen yerleşmiş ve kolaycı bir çözümdür.</p>

<p>Yasaların, kuralların yorumlanması yargıçlar eliyle olur.</p>

<p>Nitekim mahkemeler kendi gerçeklerini oluştururlar.</p>

<p>Vurgulamakta fayda görmekteyim ki, her toplum kendi hukukunu salgılar.</p>

<p>Yine yasaların uygulanmasında ise öncelik memurlara verilmiş olup, memur uygulaması sonrası idari işlem veya eylem olarak idari yargı yerlerine denetime taşınmaktadırlar.</p>

<p>Nihayetinde yasalar uygulayıcının yorumuna bağlı açık uçlu metinlerdir.</p>

<p>Yasalarda yer alan kuralların toplumsal gelişmeye ve üst hukuk kurallarına uygun yorumlanması gerek(ir) (Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun K:1989/4 sayılı kararı) mektedir.</p>

<p>Yargıcın rolü hukuku söylemek değil, hukuk yaratmak ve üretmek olmalıdır.</p>

<p>Yasaların daha uygun, daha doyurucu, daha uygar kural taşımaları dileği, kimi sakıncalı uygulamalara yol açtığı görüşleri, adalet ve hakkaniyete uygun yorumlanmalarına engel değildir.</p>

<p>Kaldıki tüm yargılama süreci, esasında bir yorumlama sürecidir.</p>

<p>Kısaca, yasayı sözü ile uygulamak anlayışı, mahkemenin yasa koyucu gibi davranma ve yerindelik denetimine girme gibi sakıncalara karşı getirdiği bir korkuluktur.</p>

<p>Yargıç, yaşayan hukuku göz önünde tutmak, başka deyişle, hukuku içinde bulunduğu devinim halindeki toplumun gerçeklerine uygun olarak kullanmak zorundadır.</p>

<p>Yasa kuralları, yasama istidadına (yeteneğine) ancak yorumlarla ulaşırlar.</p>

<p>Aksi takdirde ölü doğar ve canlı belge olamazlar.</p>

<p>Bilindiği üzere idare hukuku, içtihadi yazımlı bir hukuk dalıdır.</p>

<p>Bu içtihadı ve giderek ilkeleri yazanlar da, idari yargı, idari yargıçlardır.</p>

<p>"Yargılamada hukuki yorum yapılırken sunulan ve üzerinde tartışılan araçlar ya da modeller yargının hukuk devleti ilkesini hayata geçirmesini ve bu bağlılıkla ilintili olan meşruluk ve saygınlığını pekiştirmeyi hedeflemektedir.</p>

<p>Hukuk üretme, kuramsal meşruluk temelini, yargıcın adalet dağıtma işlevinde bulmaktadır.</p>

<p>Modern devletlerde hukukun sorun çözücü işlevi de, yargıcın hukuk yaratma etkinliğini destekleyen pratik bir gerekçe olarak ortaya çıkar.</p>

<p>Yine, hukuki yorumlama yöntemi ile oluşturulan kararlar veya azlık oylarının sonuçlarının her zaman genel kabul göreceği beklenemez.</p>

<p>Hukuk bilimi, yorum konusunda yoruma dayalı disiplinlere benzerlik göstererek, yorumu metnin anlamının açığa çıkartılması olarak kavramaktadır.</p>

<p>Yargıç artık Mongesquieu'nün betimlediği gibi "kanun koyucunun ağzı" değil, normu yorumlayarak, uyarlayarak ya da yeniden tasarlayarak somutlaştıran ve böylece hak ve özgürlükler adına hukuksal yaşamı etkileyen özne olmaktadır.</p>

<p>Hukuksal yorum, anlamı açık ve tam olarak ortaya çıkaran ve bunun için de yorumcunun aracılık ettiği eylem olmaktadır.</p>

<p>Bu eylem, çift nitelikli olup zihinsel ve mantıksal yaratıcılıkla iligili bir süreç olduğu için sanat, doğruya ya da gerçeğe ulaşma ile ilgili bir süreç olduğu için de, bilim olarak nitelendirilebilir." (ODER, Bertil Emrah, Anayasa Yargısında Yorum Yöntemleri, Beta, 2010, ss. 1-5)</p>

<p>Kaldıki Mecelle 60. maddede belirtildiği üzere "Söze bir anlam vermek, anlamsız bulmaktan önce gelir." Bunun anlamı söze anlam vererek onu ihmal etmemek ve onu anlamsız bulmaktan kaçınmaktır.</p>

<p>Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 03/12/2018 tarih ve YD İtiraz No:2018/479 sayılı doyasında yazmış olduğum azlık oyumdan yukarıdaki ifadeler alınmış olup yorumlama yapılmasının ağırlık ve önemi özellikle ifade edilmiştir.</p>

<p>Bu ilkesel çerçeve içerisinde idarece hak ve özgürlüklerin tanınması, korunması adına bireye güvence oluşturması bakımından yaptığım bu yorumlama sonucu, aşağıdaki değerlendirmede bulunuyorum.</p>

<p>III. UYUŞMAZLIK KONUSU İLE İLGİLİ DEĞERLENDİRMEM</p>

<p>A. Disiplin Soruşturmalarında Uygulanması Gereken Usul</p>

<p>Disiplin soruşturması; disiplin suçunun işlenip işlenmediği, işlenmiş ise ne zaman, ne şekilde ve kim tarafından işlendiği ve işlenen disiplin suçu nedeniyle ilgili memurun sorumluluk durumunun tespiti amacıyla yapılır. Diğer bir ifadeyle disiplin soruşturmasının amacı, iddia edilen disiplin suçuna konu olayı tüm yönleriyle aydınlatmaktır.</p>

<p>Bu amacı gerçekleştirebilmek için soruşturmacının hangi yöntemlere başvurabileceği hususunda 657 sayılı Kanun’da doğrudan bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak doktrin va yargısal içtihatlarda hakim görüş, disiplin suçuna konu olayı tüm yönleriyle aydınlatmaya elverişli bir disiplin soruşturması yapılmaksızın disiplin cezası verilmemesi yolundadır.</p>

<p>Kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olan disiplin cezaları, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçları doğurarak subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme de sahiptir.</p>

<p>Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatla belirlenmekte, disiplin soruşturması hakkında doğrudan yasal düzenlemeler bulunmasa da, olayın aydınlatılmasında taşıdığı önem nedeniyle disiplin soruşturmasının belirli niteliklere sahip olması konusunda doktrin ve yargısal içtihatlarla konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.</p>

<p>Soruşturmayı gerçekleştirmek için, soruşturulan ve konu hakkında bilgisi olanların ve soruşturulan kişinin ifadesinin alınması, konuyla ilgili bilgi ve belgenin toplanması, gerekirse bilirkişi raporu aldırılması ve ilgili mevzuatın tespiti gerekmektedir.</p>

<p>Disiplin soruşturması tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi ile soruşturulanın üzerine atılı eylemin tespiti ile bu eylemin hangi disiplin kuralını ihlal ettiğinin (ya da soruşturulanın eylemleri disiplin suçu oluşturmuyorsa disiplin cezası verilmesini gerektirecek bu durum bulunmadığının) ortaya konulması ile sonuçlandırılır.</p>

<p>Soruşturulan memurun, usulüne uygun olarak savunmasının alınması ile karar verilmeye hazır hale gelinir. Yetkili makamca savunma yeterli görülemeyerek disiplin cezası tesis edilebilir veya savunma yeterli bulunarak disiplin cezası tesis edilmeyebilir. Bu sebeple tamamlanmış bir disiplin soruşturmasından sonra, soruşturulandan istenen savunma, soruşturulanın etkili bir savunma hakkını kullanabileceği tüm hususları ihtiva eder nitelikte olmalıdır.</p>

<p>B. Konuya İlişkin Ceza Hukuku İlkeleri Bağlamında Savunma Hakkı</p>

<p>"Kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi uyarınca, ceza yaptırımına bağlanan her bir eylemin tanımının yapılması ve yasanın ne tür eylemleri suç sayarak yasakladığının hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi gerekmektedir. Sözü edilen suç tanımlaması yapıldıktan sonra, suçun karşılığı olan cezanın ve suç sayılan eylemi gerçekleştiren kamu görevlisinin hangi disiplin kuralını ihlal ettiğinin açık bir şekilde ortaya konulması da zorunludur.</p>

<p>Söz konusu eylem, mevzuatta öngörülen tanıma uymuyorsa verilen disiplin cezasının hukuka aykırı olacağı açıktır. Savunma isteminin de, idarece davacı hakkında tesis edilmesi gerektiği kanaatine ulaşılan bir işlemin ön bildirimi niteliğinde olduğu ve davacının vereceği savunma uyarınca bu işlemin tesis edilip edilip edilmeyeceği ya da niteliğinin değişebileceği gözetildiğinde, savunma istem yazısının da idarece tesis edilmesi kanaatinde olunan işlemin tüm unsurlarını taşıması gerekliliği suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin yanı sıra, hukuk devletinin bireye sağlamak zorunda olduğu hukuki güvenlik, öngörülebilirlik ve bilgilendirme hakkının da bir sonucudur.</p>

<p>Genel olarak savunma istemeyi, ifade alma ile karıştırmamak gerekir. Soruşturma sonrasında alınan ifade savunma olarak kabul edilmemekte, ayrıca “savunma ifade tutanağı” ve benzeri adlarla alınan ve içeriğini soruşturmacının belirlediği belgeler savunma olarak değerlendirilmemektedir. İfade alma, soruşturulanın ifadesinin alınması, disiplin soruşturmasının yürütülmesi sırasında olayın aydınlatılması için soruşturmacı tarafından soruşturulanın bilgisine başvurulmasıdır. İfade alma işlemi genellikle soru cevap şeklinde gerçekleştiğinden bu aşamada soruşturulan kendini istediği gibi ifade etme ve savunma imkanına sahip değildir. Ayrıca bu aşamada disiplin soruşturması devam ettiğinden soruşturulanın ifadesinin alınmasından sonra, disiplin suçuna ilişkin delillerde ve suçun niteliğinde değişiklik meydana gelmesi mümkündür.</p>

<p>Konunun tam olarak aydınlanarak disiplin suçu hakkında soruşturulana doğru bilgiler verilebilmesi açısından savunma isteminin disiplin soruşturmasının tamamlanmasının ardından yapılması gerekir. Böylece, soruşturulan memurun savunma hakkını tam anlamıyla kullanabilmesi için savunma istem yazısında; işlenildiği iddia edilen disiplin suçunun konusu, savunma hakkı için verilen süre, savunma hakkını kullanmadığı takdirde bu hakkından vazgeçmiş sayılacağı hususu ile birlikte, isnat edilen eylem ile birlikte bu eylemin hangi disiplin kuralını ihlal ettiğinin de bildirilmesi mümkün hale gelir. (Savunma istem yazısında, hangi disiplin kuralının ihlal edildiği bildirilmeyen durumlar genellikle, soruşturma devam etmekte olduğu için ceza teklif edilecek olan disiplin kuralının idarece de henüz bilinmediği durumlardır.)</p>

<p>Etkili bir savunma hakkının tanınması bakımından, soruşturulana yalnızca isnat edilen eylemin değil, bununla birlikte bu eylemin hangi disiplin kuralını ihlal ettiği de bildirilmelidir. Zira savunma, isnat edilen eylemin, soruşturulan memur tarafından gerçekleştirilmediğine yönelik olabileceği gibi, ihlal edildiği ileri sürülen disiplin kuralı kapsamında değerlendirilemeyeceğine ilişkin, yani tipiklik unsuruna yönelik de olabilir. Bu sebeple teklif edilen cezanın savunma istem yazısında yazılmamış olması işlemi hukuka aykırı kılarak iptalini gerektirecek bir şekil unsuru sakatlığı oluşturmaktadır.</p>

<p>Nitekim, ceza yargılamasındaki düzenlemeler de bu yöndedir. CMK’nun 170/3-h maddesinde; iddianamede yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddelerinin bulunması gereği belirtilmiş, anılan maddenin 6. fıkrasında; iddianamenin sonuç kısmında, işlenen suç dolayısıyla ilgili kanunda öngörülen ceza ve güvenlik tedbirlerinden hangilerine hükmedilmesinin istendiği; suçun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ilgili tüzel kişi hakkında uygulanabilecek olan güvenlik tedbirinin açıkça belirtileceği hükmüne yer verilmiş, anılan Kanun’un 226/1. maddesinde ise; sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemeyeceğine, yer verilmiştir.</p>

<p>Anayasa'nın "Suç ve cezalara ilişkin esaslar" başlıklı 38. maddesinde, idari suç ve cezalar ile adli suç ve cezalar arasında herhangi bir ayrım yapılmadığından, hem idari suç ve cezalar hem de adli suç ve cezalar bu maddede öngörülen ilkelere tabi kabul edilmektedir. Zira Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 tarih ve E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararında da belirtildiği üzere adli ve idari suçların ikisinde de davranış normlarına aykırı ve haksızlık teşkil eden bir fiille, kanun koyucunun koruma altına aldığı bir hukuki değerin ihlali söz konusu olup adli ve idari cezaların her ikisi de cebir içermektedir.</p>

<p>Adli suçlar için öngörülen cezaların idari suçlar için öngörülen cezalardan genellikle daha ağır olması, hürriyeti bağlayıcı cezaların kural olarak adli suçlar yönünden geçerli olabilmesi, idari suçlarda kanun koyucunun daha az önem atfettiği bir hukuki değerin ihlal edilmesi ve öngörülen yaptırımın da genellikle idari bir makam tarafından idari usuller izlenerek uygulanması nedeniyle ceza hukuku bakımından getirilen genel ilkelerin idari suç ve cezalara aynen uygulanması çoğu zaman mümkün olmamakla birlikte, bu ilkelerin memur disiplin hukukunun niteliğine uygun düştüğü ölçüde uygulanması gerektiği görüşü yargı kararları ile istikrar kazanmıştır.</p>

<p>Adli soruşturmada, soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenlemekte, idari soruşturmada ise benzer şekilde disiplin soruşturması kapsamında alınan ifadeler, bilgi, belgeler, sair incelemeler disiplin konusu eylemin işlendiği kanaatine ulaşıldığında, idareye teklifte bulunulmakta ve bu durum davacıya savunma istemi ile bildirilmektedir. Ceza yargılamasında, CMK’daki yukarıda anılan düzenlemeler sanığın bir kanun hükmü uyarınca cezalandırılabilmesini ancak, sanığın önceden hangi kanun hükmü ile cezalandırılacağı konusunda bilgi sahibi olmasına bağlı kılmış, uygulanacak kanun hükmünün değişmesi halinde ise bu hükümden ceza verilebilmesini savunmasının alınması şartına bağlanmıştır. Ceza yargılamasına ilişkin bu düzenlemeler hukuk devletinin temel nitelikleri olan hukuki güvenlik ve öngörülebilirliğin bir sonucudur.</p>

<p>Bu durumda, kişiye isnat edilen suç ve eylemlerin idari soruşturmadaki savunma isteminin, adli soruşturmadaki karşılığı hazırlanan iddianame olarak değerlendirildiğinde, CMK’daki yukarıda anılan düzenlemeler gereğince soruşturulan için disiplin cezası verilmesi teklif edilen disiplin kuralının suç ve ceza gösterilerek savunma istem yazısında açıkça belirtilmiş olmasını gerekli kılmaktadır.</p>

<p>SONUÇ</p>

<p>Yukarıda ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere;</p>

<p>Genel olarak bireyin özel olarak da hakkında soruşturma yapılan ve savunması istenilenin önemsendiği ve haklarını bilmesi, işlediği belirtilen eylemin karşılığı verilecek cezayı öngörmesi bakımından,</p>

<p>Savunma isteme yazısında eylemin belirtilmesi ancak karşılık olarak öngörülen cezanın belirtilmemiş olmasının dava konusu disiplin cezası tesis edilmesinin esasa müteallik bir şekil unsuru sakatlığı oluşturduğu sonucuna varmaktayım.</p>

<p>Bu görüş ve gerekçelerimle işlemin hukuka uygun olmadığı ve iptali gerektiğinden temyiz isteminin kabulüne karar verilmesi ve ısrar kararının bozulması oyu ile çoğunluk gerekçesine katılmıyorum.</p>

<p></p>

<p>KARŞI OY</p>

<p>XXX- Aydın İli ... İlköğretim Okulunda, ... olarak görev yapan davacıya, Aydın İli ... İlköğretim Okuluna atanmasına ilişkin ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla iptal edilen işlemden dolayı uğradığını öne sürdüğü maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle aynı Mahkemede açtığı davaya ilişkin dilekçesinde kullandığı ifadelerle, amiri durumundaki kişilerin kişilik haklarını zedelediği, kişilik haklarına aleni bir saldırıda bulunduğu isnadıyla, 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin 1. fıkrasının (C) bendinin (e) ve (ı) alt bentleri uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası verildiği görülmektedir.</p>

<p>Disiplin cezaları, kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla öngörülmüş, yapma veya yapmama biçiminde beliren davranış kurallarının ihlali hâlinde uygulanan, yasal olarak düzenlenmiş idari yaptırımlardır. Kamu hizmetlerini yürütenlerin görev, yetki ve sorumlulukları kamu hizmeti ve hizmet gerekleri ile sınırlandırılmış, bu sınırlar dışına çıkanların ise disiplin cezaları ile cezalandırılmaları ilgili kanunlarda öngörülmüştür.</p>

<p>Anayasa'da yer alan ve yargı içtihatları ile disiplin hukukunda da geçerli olduğu kabul edilen "Kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi uyarınca, ceza yaptırımına bağlanan her bir eylemin tanımının yapılması ve yasanın ne tür eylemleri suç sayarak yasakladığının hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi gerekmektedir. Sözü edilen suç tanımlaması yapıldıktan sonra, suçun karşılığı olan cezanın ve suç sayılan eylemi gerçekleştiren kamu görevlisinin hangi disiplin kuralını ihlal ettiğinin açık bir şekilde ortaya konulması da zorunludur.</p>

<p>Sözkonusu eylem, mevzuatta öngörülen tanıma uymuyorsa, bir başka deyişle tipiklik şartı sağlanamıyorsa verilen disiplin cezasının hukuka aykırı olacağı açıktır.</p>

<p>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun, Devlet memurlarının ödev ve sorumluluklarının düzenlendiği ikinci bölümünde yer alan 8. maddesinde; "Devlet memurları, resmi sıfatlarının gerektirdiği itibar ve güvene layık olduklarını hizmet içindeki ve dışındaki davranışlariyle göstermek zorundadırlar. Devlet memurlarının işbirliği içinde çalışmaları esastır." düzenlemesi yer almaktadır.</p>

<p>Aynı Kanun'un 125. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde; "Görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek" fiili, (ı) bendinde ise; "Hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak" fiili, aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.</p>

<p>Bir Devlet memuruna amirine sözle saygısızlık etmek fiilinden dolayı ceza verilebilmesi için anılan fiilin görev sırasında işlenmiş olması gerekmektedir. Ancak "görev sırasında" kavramıyla, fiilen görev yapılan yer ve mesai saatlerinin kastedilmediği, anılan kavramın, Devlet memurunun bu sıfatını taşıdığı zaman zarfında göreviyle ilişkilendirilebilecek tüm eylemleri kapsadığı açıktır.</p>

<p>657 sayılı Kanun'da, Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak fiilinden dolayı ceza verilebilmesi için ise fiilin açıkça "hizmet içinde" işlenmesi gerektiği düzenlenmiştir. Dolayısıyla hizmet dışında işlenen fiiller nedeniyle, Devlet memurlarının, bu madde kapsamında cezalandırılabilmeleri mümkün değildir.</p>

<p>Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, davacının, İdare Mahkemesinde açtığı tazminat davasına ilişkin dilekçede yer verdiği ifadelerden dolayı, eylemin hizmet içinde gerçekleştirilmemesi nedeniyle, 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin 1. fıkrasının (C) bendinin (ı) alt bendi uyarınca cezalandırılmasında hukuka uyarlık bulunmamakta ise de, görevde olduğu zaman zarfında, amiri durumundaki Okul Müdürü, Muhakkik ve Müfettişler ile İl Milli Eğitim Müdürüne sözle saygısızlık yaptığı hususu sabit olan davacının, eylemine uygun olarak, 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin 1. fıkrasının (C) bendinin (e) alt bendi uyarınca aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.</p>

<p>Açıklanan nedenlerle, sonucu itibarıyla hukuka uygun olan davanın reddi yolundaki ısrar kararının yukarıda yer verilen gerekçe ile onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/mahkeme-dilekcesindeki-ifadeler-nedeniyle-memura-ceza-verilmesi</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 09:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2022/06/mahkeme_dilekcesindeki_ifadeler_nedeniyle_memura_ceza_verilmesi_h31149_179a6.jpg" type="image/jpeg" length="29079"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tedviren görevlendirmede geçici görev yolluğu ödenir mi?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/tedviren-gorevlendirmede-gecici-gorev-yollugu-odenir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/tedviren-gorevlendirmede-gecici-gorev-yollugu-odenir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[tedviren görevlendirme geçici görev harcırah ödemesi nasıl yapılır]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="WordSection1">
<h3 class="Gvdemetni0" style="text-align:justify">Tedviren görevlendirmede geçici görev yolluğu ödenir mi?</h3>

<p class="Gvdemetni0" style="text-align:justify"><span><span>Geçici görev yolluğu memur veya hizmetlinin bir görevin yapılması amacıyla geçici olarak başka bir yere gönderilmesi nedeniyle, asli görev yerinde yapmak zorunda olmadığı taşıt giderleri, yeme ve yatma ücretleri gibi bir takım zorunlu giderlere karşılık verilmektedir. Bu çerçevede, geçici olarak memuriyet mahalli dışına usulüne uygun olarak yapılacak vekâleten görevlendirmelerde, 6245 sayılı Kanun'un 42'nci maddesinde belirtilen süreler de dikkate alınarak geçici görev yolluğu ödenmesi mümkün bulunmaktadır.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p class="Gvdemetni0" style="text-align:justify"><span><span>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 175'inci maddesinde, “Bulundukları yerden başka bir yerdeki bir göreve vekâlet suretiyle atananlara, Harcırah Kanununun geçici görevle başka yere gönderilenlere ilişkin hükmü uygulanır.” hükmü yer almaktadır.</span></span></p>

<p class="Gvdemetni0" style="text-align:justify"><span><span>6245 sayılı Harcırah Kanunu'nun 14'üncü maddesinin 1'inci fıkrasında ise, kurumlara ait bir vazifenin ifası maksadıyla geçici olarak yurt içinde veya dışında başka bir yere gönderilenlere geçici görev yolluğu olarak yol masrafı ve gündelik ödeneceği hükme bağlanmış olup, söz konusu hükme göre, bulundukları il dışında başka bir ifadeyle memuriyet mahalli dışında tedviren görevlendirilenlere bu görevlendirmeden dolayı geçici görev yolluğu ödenmesi gerekmektedir.</span></span></p>

<p class="Gvdemetni0" style="text-align:justify"><span><span>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu gereğince, asilde aranan şartlara sahip vekil memur bulunmadığı takdirde hizmetin aksamadan yürütülmesi bakımında herhangi şekilde boşalmış veya boş bulunan bir görevin öncelikle varsa yardımcıları yoksa asilde aranan şartlara en yakın personel tarafından tedviren görülmesi mümkün olup, anılan Kanunun vekâlet ücreti ödenmesine ilişkin 175'inci maddesine göre ise tedvir dolayısıyla herhangi bir ödeme yapılması mümkün bulunmamaktadır.</span></span></p>

<p class="Gvdemetni0" style="text-align:justify"><span><span>Öte yandan, 99 Seri No'lu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliği'nde ise; “bir görevin vekâleten yürütülmesi halinde görevin gerekleri ve niteliği değişmeyeceğinden bu görevi vekâleten yürütecek olanların asil memurda aranan şartlara sahip olması gerekmektedir. ... Asilde aranan şartlara sahip vekil memur bulunamadığı taktirde, hizmetin aksamadan yürütülebilmesi bakımından herhangi bir şekilde boşalmış veya boş bulunan bir görevin öncelikle varsa yardımcıları, yoksa asilde aranan şartlara en yakın personel tarafından tedviren gördürülmesi mümkün görülmektedir. ... 657 sayılı Kanunun vekâlet ücreti ödenmesine ilişkin 175'inci maddesine göre, tedvir dolayısıyla herhangi bir ödeme yapılması mümkün bulunmamaktadır.” denilerek konuya açıklık getirilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Ayrıca, 99 Seri No'lu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliği, vekâlet nedeniyle ödeme yapılmasını tamamen vekilin asilde aranan şartları taşıması kuralına bağlamıştır. Nitekim Sayıştay Başkanlığının 21/4/1996 tarihli ve 28141 sayılı Kararıyla “tedvir” kurumu kabul edilmiş ve “vekilin asilde aranan şartları taşımadığı durumlarda tedviren atama söz konusu olduğundan bu şekilde atanan memura zam ve tazminat farklarının da ödenmeyeceği” belirtilmiştir.</span></span></p>

<p class="Gvdemetni0" style="text-align:justify"><span><span>Bununla birlikte, her ne kadar tedviren memuriyet mahalli dışına görevlendirilenlere çeşitli yargı kararlarına yansıdığı üzere yasal dayanaktan yoksun olması nedeniyle, memura zam ve tazminat farklarının da ödenmesi mümkün olmamakla birlikte, bu durumda olanlara geçici görev yolluğu ödenmesi mümkündür.</span></span></p>

<p class="Gvdemetni0" style="text-align:justify"><span><span>Harcırah bildirimlerinin e-Yolluk uygulaması üzerinde doldurulması durumunda ise, yukarıda ifade edilen hususlar ışığında, mevcut uygulamanın (e-Yolluk) hatalı bildirimleri de kabul ettiğini dikkate alarak, beyanda bulunması gerekmektedir. Bu itibarla, görevlendirilen personele ait özlük bilgilerinin sisteme doğru girilmesi önem arz etmektedir.</span></span></p>
</div>

<p class="Gvdemetni0"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>HARCIRAH</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/tedviren-gorevlendirmede-gecici-gorev-yollugu-odenir-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 09:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2022/06/tedviren_gorevlendirmede_gecici_gorev_yollugu_odenir_mi_h31127_75f6b.jpg" type="image/jpeg" length="99505"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Danıştay varsayıma dayalı disiplin cezası verilemez dedi]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/danistay-varsayima-dayali-disiplin-cezasi-verilemez-dedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/danistay-varsayima-dayali-disiplin-cezasi-verilemez-dedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KYK'da görevli elektronik mühendisine verilen 1/8 aylıktan kesme cezası, kastın somut delille kanıtlanamaması ve zamanaşımı gerekçesiyle iptal edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Danıştay'dan KYK mühendisine ceza iptali: Varsayımla disiplin cezası verilmez</strong></p>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Dairesi, KYK'da elektronik mühendisi olarak görev yapan bir memura verilen 1/8 oranındaki aylıktan kesme cezasını, isnat edilen fiillerin somut delillerle kanıtlanamaması ve zamanaşımı nedeniyle iptal etti. Yüksek mahkeme, "ihalenin belli firmalar üzerinde kalması" gibi varsayımların ceza için yeterli olmadığını vurguladı.</p>

<p style="text-align:justify">Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Antalya Bölge Müdürlüğünde elektronik mühendisi olarak görev yapan davacı hakkında, 01/11/2011 - 20/08/2013 tarihleri arasında ihalelere ilişkin fiyat araştırması yaparken emir ve görevlerini tam ve zamanında yerine getirmediği, kurumun belirlediği usul ve esaslara uymadığı iddiasıyla soruşturma açıldı. İdare, 657 sayılı Kanun'un 125/C-a maddesi uyarınca 1/8 oranında aylıktan kesme cezası verdi. Davacının itirazı reddedildi.</p>

<p style="text-align:justify">İdare Mahkemesi, Danıştay'ın bozma kararına uyarak yaptığı incelemede iki önemli tespit yaptı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Zamanaşımı:</strong> Davacıya isnat edilen eylemlerden 26/08/2012 tarihinden önceki kısmı zamanaşımına uğradı. Bu tarihten sonrası incelendi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Varsayımla ceza:</strong> İdarenin, ihalelerin belli firmaların üzerinde kalmasını doğrudan davacının kusuruna bağladığı, ancak bunu somut delillerle kanıtlayamadığı ortaya çıktı. Mahkeme, "ihalenin belli firmalar üzerinde kalmasının, davacının kasten hareket ettiğine karine teşkil etmeyeceğini" belirtti.</p>

<p style="text-align:justify">Ayrıca davacı hakkında aynı eylemler nedeniyle yürütülen ceza soruşturmasında "kovuşturmaya yer olmadığına" karar verilmişti. Mahkeme bu nedenle disiplin cezasının dayanağının sübut bulmadığına hükmetti ve işlemi iptal etti.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Danıştay ne dedi?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Davalı idare temyiz etti. Danıştay 12. Dairesi, idare mahkemesinin bozma kararına uygun hareket ettiğini belirterek temyiz istemini reddetti ve iptal kararını onadı. Karar oybirliğiyle alındı.</p>

<p style="text-align:justify"><em>(Danıştay 12. Dairesi, 2023/2243 E., 2023/4685 K.)</em></p>

<p style="text-align:justify"><strong><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></strong></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONİKİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2023/2243<br />
Karar No : 2023/4685<br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı<br />
VEKİLİ : Av. …<br />
<br />
KARŞI TARAF (DAVACI) : …<br />
VEKİLİ : Av. …<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
<br />
YARGILAMA SÜRECİ :<br />
Dava konusu istem: Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Antalya Bölge Müdürlüğünde elektronik mühendisi olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendinin (a) alt bendi uyarınca 1/8 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemi ile bu işleme yapılan itirazın reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince, Danıştay Onikinci Dairesinin 19/02/2019 tarih ve E:2015/5077, K:2019/1194 sayılı bozma kararına uyularak; soruşturma raporu ve eki belgelerin incelenmesinden, davacıya isnat edilen eylemlerin 01/11/2011 - 20/08/2013 tarihleri arasını kapsadığı, ancak eylemlerin 26/08/2012 tarihine kadar olan kısmı yönünden ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı, 26/08/2012 tarihinden sonra davacının dava konusu edilen eylemleri incelendiğinde ise; yapılan soruşturmada, davacının, verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek konusunda kasten hareket ettiğinin, hukuken kabul edilebilir, somut, objektif bilgi ve belgelerle, şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulamadığı, diğer bir ifade ile söz konusu disiplin cezasının, ihalenin belli firmaların üzerinde kaldığından hareketle çeşitli varsayımlarda bulunulmak suretiyle verildiği, ihalenin belli firmalar üzerinde kalmasının doğrudan davacının fiyat araştırması yaparken verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek konusunda kasten hareket ettiğine karine teşkil etmeyeceği; öte yandan, davacı hakkında görevi kötüye kullanma suçu nedeniyle … Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan … nolu soruşturma sonucunda, 31/07/2015 tarihli kararla kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, bu durumda, davacı hakkında yürütülen soruştuma kapsamında incelenen ve dava konusu işleme gerekçe olarak gösterilen iddiaların sübut bulmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br />
<br />
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Soruşturma raporu ve diğer bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının eyleminin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendinin (a) alt bendi kapsamında değerlendirildiğinde, 1/8 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.<br />
<br />
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …<br />
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br />
<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:<br />
<br />
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br />
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesinin dördücü fıkrasında, Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükmüne yer verilmiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">Temyizen incelenen kararda, İdare Mahkemesince bozma kararında belirtilen esaslara uyulduğu anlaşılmış olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br />
<br />
KARAR SONUCU:<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,<br />
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının ONANMASINA,<br />
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br />
4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,<br />
5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09/10/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>İHALELER</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/danistay-varsayima-dayali-disiplin-cezasi-verilemez-dedi</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/12/mecburi-hizmet-suresini-tamamlamadan-emekli-olan-kisiden-bedeli-tahsil-edilir-mi-h32335-f3736.webp" type="image/jpeg" length="58637"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Koruma altındaki çocuğu suçlu babaya teslime ceza]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/koruma-altindaki-cocugu-suclu-babaya-teslime-ceza</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/koruma-altindaki-cocugu-suclu-babaya-teslime-ceza" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 12. Dairesi, koruma altındaki bir çocuğu, sabıkalı babasına izinli olarak veren çocuk yuvası müdürüne verilen aylıktan kesme cezasını hukuka uygun buldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Danıştay: Koruma altındaki çocuğu suçlu babasına teslim eden kurum müdürüne ceza onandı</h1>

<p style="text-align:justify">................................ Sevgi Evleri Çocuk Yuvası ve Erkek Yetiştirme Yurdu Müdürü olarak görev yapan davacı, koruma ve bakım altında bulunan bir çocuğu babasına izinli olarak verdi. Ancak babanın adam yaralama, uyuşturucu kullanma, hırsızlık gibi suçlardan sık sık cezaevine girip çıktığı sabitti. Çocuk daha önce de defalarca babasına verilmiş, her seferinde izin süresi bitiminde kuruma teslim edilmemişti. Kurum bu nedenle yoğun sorunlar yaşıyordu.</p>

<p style="text-align:justify">Kurban Bayramı'nda izinli olan müdür, nöbetçi grup sorumlusunu arayarak "çocuk babasına verilebilir" talimatı verdi. Bunun üzerine idare, müdüre 657 sayılı Kanun'un 125/C-a maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası verdi.</p>

<p style="text-align:justify">İdare mahkemesi, Danıştay'ın bozma kararına uyarak yaptığı değerlendirmede, müdürün yasal düzenlemelere riayet etmediği, görevini ihmal ettiği sonucuna vardı. Çocuk hakkında sosyal inceleme raporu hazırlanmadan, risk değerlendirmesi yapılmadan babasına izinli verilmesinin ciddi bir ihmal olduğuna hükmetti. Dava reddedildi.</p>

<p style="text-align:justify">Davacı temyiz etti. Danıştay 12. Dairesi, idare mahkemesinin bozma kararına uygun hareket ettiğini belirterek temyiz istemini reddetti ve cezayı onadı. Karar oybirliğiyle alındı.</p>

<p style="text-align:justify">(Danıştay 12. Dairesi, 2023/2244 E., 2023/4711 K.)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></strong></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONİKİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2023/2244<br />
Karar No : 2023/4711<br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …<br />
VEKİLİ : Av. …<br />
<br />
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Valiliği<br />
VEKİLİ : Av. …<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU : …İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
<br />
YARGILAMA SÜRECİ :<br />
Dava konusu istem: Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, ................................................ Sevgi Evleri Çocuk Yuvası ve Erkek Yetiştirme Yurdu Müdürlüğünde … olarak çalışan davacı tarafından, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin (C) bendinin (a) bendi uyarınca 1/30 oranınında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının kesintinin yapıldığı tarih itibarıyla işletiletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince, Danıştay Onikinci Dairesinin 19/02/2019 tarih ve E:2016/2433, K:2019/1173 sayılı bozma kararına uyularak; dava konusu olayda; baba ...'nin adam yaralama, uyuşturucu kullanma, hısızlık yapma suçlarından sık sık cezaevine girip çıktığına ilişkin tespitin bulunmasına karşın babasına izinli olarak verilen çocuk hakkında bir sosyal inceleme raporu hazırlanmadığı, çocuğun değişik zamanlarda birden çok kez babasına izinli olarak verildiği, bu izinler sonucu pek çok kez izin süresi bitiminde kuruluşa teslim edilmediği, bu nedenle kurumun yoğun sorunlar yaşadığı, kurum müdürü olarak görev yapan davacının, kurban bayramı olduğu için izinli olduğu bu sebeple kurumda nöbetçi olarak bulunan grup sorumlusunu arayarak çocuğun babasına verilebileceğini söylediği, soruşturma kapsamında bilgisine başvurulan tanık ifadelerinden anlaşıldığı, bu durumda, davacının, 5295 sayılı Çocuk Koruma Kanun kapsamında koruma ve bakım altında bulunan … isimli çocuğun, babası …'ye izinli olarak verilmesi ile ilgili olarak yasal düzenlemelere riayet etmeyerek, görevlerini ihmal ettiği sonucuna varıldığından, tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı; öte yandan, davacı tarafından dava konusu işlem nedeniyle yapılan kesintinin yasal faiziyle birlikte geri ödenmesine karar verilmesi istemine gelince; hukuka uygunluğu ortaya konulan işlem sebebiyle davanın reddine karar verildiğinden buna bağlı talep edilen işlem nedeniyle yapılan kesintinin yasal faiziyle birlikte geri ödenmesine karar verilmesi istemi yönünde de davanın reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br />
<br />
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Herhangi bir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığı, beraatine karar verildiği belirtilerek, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Dava konusu işlemin mevzuat hükümlerine uygun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br />
<br />
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …<br />
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br />
<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği işin görüşüldü:<br />
<br />
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br />
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesinin dördücü fıkrasında, Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükmüne yer verilmiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">Temyizen incelenen kararda, İdare Mahkemesince bozma kararında belirtilen esaslara uyulduğu anlaşılmış olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br />
<br />
KARAR SONUCU:<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br />
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının ONANMASINA,<br />
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br />
4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,<br />
5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10/10/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÖRNEK KARARLAR</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/koruma-altindaki-cocugu-suclu-babaya-teslime-ceza</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 10:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/12/danistay-dan-ihalelere-katilmaktan-yasaklama-hakkinda-onemli-karar-h33021-e3e8b.webp" type="image/jpeg" length="20904"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yolluk bildirimini erken veren memura hangi ceza önerildi?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/yolluk-bildirimini-erken-veren-memura-hangi-ceza-onerildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/yolluk-bildirimini-erken-veren-memura-hangi-ceza-onerildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 12. Dairesi, gerçeğe aykırı belge düzenlediği iddiasıyla memura verilen kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını, fiil somut delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle iptal etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Danıştay’dan emsal karar: “Gerçeğe aykırı belge” iddiasıyla disiplin cezası verilemez</h1>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Dairesi, bir memura “gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlediği” gerekçesiyle verilen bir yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını hukuka aykırı bularak iptal etti. Kararda, disiplin cezasına dayanak fiilin somut ve kesin delillerle ispatlanması gerektiği vurgulandı.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Dairesi tarafından verilen kararda, kamu görevlileri hakkında tesis edilen disiplin cezalarında varsayıma dayalı değerlendirmelerle işlem tesis edilemeyeceği açık biçimde ortaya konuldu.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Memura gerçeğe aykırı belge düzenleme cezası verilmişti</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Defterdarlık uzmanı olarak görev yapan memur hakkında, bazı denetimlere katılmadığı halde yoklama tutanağı düzenlediği ve yolluk aldığı iddiasıyla disiplin soruşturması başlatıldı.</p>

<p style="text-align:justify">Yapılan soruşturma sonucunda ilgili memura, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/D-f maddesi uyarınca <strong>bir yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezası</strong> verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Memur, söz konusu disiplin cezasının iptali istemiyle dava açtı.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Mahkeme: Fiilin işlendiği somut olarak kanıtlanamadı</strong></h2>

<p style="text-align:justify">İdare mahkemesince yapılan incelemede;</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Memurun yolluk bildirimini yıl sonu nedeniyle erken verdiği,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Denetim tarihlerinde izinli olduğu,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Aldığı yolluk ücretini sonradan iade ettiği,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Denetimlere ilişkin resmi taşıt belgelerinin düzenlenmediği,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Mükellef ifadelerinin kesin ve açık nitelikte olmadığı,</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">tespit edildi.</p>

<p style="text-align:justify">Mahkeme, “gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenleme” fiilinin somut ve kesin delillerle ortaya konulamadığı gerekçesiyle disiplin cezasını iptal etti.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Danıştay iptal kararını onadı</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Davalı idareler tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Danıştay 12. Dairesi, ilk derece mahkemesinin daha önce verilen bozma kararına uygun hareket ettiğini belirtti.</p>

<p style="text-align:justify">Daire, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddiaların kararı bozacak nitelikte olmadığı sonucuna ulaşarak, idare mahkemesinin iptal kararını oybirliğiyle onadı.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Karar neden önemli?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Karar, disiplin hukukunda <strong>ispat yükünün idareye ait olduğunu</strong> açık biçimde ortaya koyuyor.</p>

<p style="text-align:justify">Buna göre idarenin, memura disiplin cezası verebilmesi için isnat edilen fiili;</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">somut belgeyle,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">kesin tanık beyanıyla,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">açık ve net delillerle</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">ortaya koyması gerekiyor.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONİKİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2023/2365<br />
Karar No : 2023/4977<br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1- ... Bakanlığı<br />
VEKİLİ: Av. ...<br />
2- ... Valiliği<br />
VEKİLİ: Av. ...<br />
<br />
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br />
VEKİLİ: Av. ...<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
<br />
YARGILAMA SÜRECİ:<br />
Dava konusu istem: .......................... ili, ... Malmüdürlüğünde defterdarlık uzmanı olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinin (f) alt uyarınca bir yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezlandırılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin ve bu işleme karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince, Danıştay Onikinci Dairesinin 26/02/2019 tarih ve E:2015/5782 K:2019/1346 sayılı bozma kararına uyularak; dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin, soruşturma sırasında muhakkikçe saptanan hususların ve tanık ifadelerinin birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davacının yolluk bildirim tutanağını yıl sonu olması nedeniyle bir hafta kadar erken verdiği, bu tarihten sonra gidilmesi planlanan denetimlere 24/12/2013 - 31/12/2013 tarihleri arasında mazeret ve yıllık izinde olduğundan katılamadığı ve aldığı yolluk ücretini iade ettiği; öte yandan, 23/12/2013 tarihinde yapılan denetime ilişkin tanık beyanında davacının dükkanının yerini tam olarak tarif ettiğinden mükellef yokken denetimin yapıldığı sonucuna varıldığı; diğer tarihlerde yapılan denetimlere ilişkin resmi taşıt belgesinin düzenlenmemesinin usule ilişkin işlemlerin eksik yapılmasından kaynaklandığı ancak bu durumun denetime gidilmediğini somut olarak ortaya koymadığı; ifadesi alınan mükelleflerin beyanlarında genel olarak Malmüdürlüğünde iligili tutanakları imzalamış olabilecekleri varsayımında bulundukları, hatırlamadıklarını beyan ettikleri, veri hazırlama ve kontrol işletmeni ... ve ...'nin ifadelerinde de mükelleflerin yerinde bulunmaması halinde tespit yapıldıktan sonra dairede de yoklama tutanaklarının hazırlandığını beyan ettikleri anlaşılmış olup; gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek fiilinin sübuta erdiğinin somut olarak ortaya konulmadığı sonucuna ulaşıldığından; 657 sayılı Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinin (f) alt uyarınca davacının bir yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıyla cezalandırılmasında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.<br />
<br />
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, dava konusu işlemin mevzuata ve hukuka uygun olduğu belirtilerek, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br />
<br />
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...<br />
DÜŞÜNCESİ : İdare Mahkemesince, Danıştay Onikinci Dairesinin bozma kararında belirtilen esaslara uyulduğu anlaşıldığından, 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br />
<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü:<br />
<br />
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br />
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesinin dördücü fıkrasında, Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükmüne yer verilmiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">Temyizen incelenen kararda, İdare Mahkemesince bozma kararında belirtilen esaslara uyulduğu anlaşılmış olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br />
<br />
KARAR SONUCU :<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine,<br />
2. Dava konusu işlemlerin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının ONANMASINA,<br />
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,<br />
4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,<br />
5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/10/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/yolluk-bildirimini-erken-veren-memura-hangi-ceza-onerildi</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/01/danistay-50kb-3.jpg" type="image/jpeg" length="21567"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mülakat soruları tutanağa bağlanmalı]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/mulakat-sorulari-tutanaga-baglanmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/mulakat-sorulari-tutanaga-baglanmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 12. Dairesi, SPK sözlü sınavında soruların tutanağa bağlanmamasını hukuka aykırı bularak başarısız sayılan adayın iptal davasını haklı gördü]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2 style="text-align:justify"><strong>Danıştay 12. Dairesi: Sözlü Sınavda Soruların Önceden Tutanağa Bağlanmaması Hukuka Aykırıdır</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Dairesi, E:2021/8186, K:2023/4860 sayılı ve 12.10.2023 tarihli kararında; Sermaye Piyasası Kurulu uzman yardımcılığı sözlü sınavında soruların önceden hazırlanıp tutanağa bağlanmamasını ve adaylara yöneltilen soruların kayıt altına alınmamasını hukuka aykırı bularak sınavda başarısız sayılan adayın açtığı iptal davasını haklı görmüştür.</p>

<p style="text-align:justify">Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) uzman yardımcılığı yazılı sınavında başarılı olan davacı, 07.02.2018 tarihinde gerçekleştirilen sözlü sınav sonucunda başarısız sayılmıştır. Beş üyeden oluşan sınav komisyonu, üç üye tarafından 65, iki üye tarafından 56 puan takdir etmek suretiyle davacıya ortalama 61,4 puan vermiş; bu puan 70 barajının altında kaldığından davacı başarısız ilan edilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">İlk derece idare mahkemesi, sınav komisyonunun yasal hükümlere uygun biçimde oluşturulduğunu, değerlendirmenin belirlenen kriterler çerçevesinde ayrı ayrı yapıldığını ve subjektif bir değerlendirmeye dair herhangi bir emare bulunmadığını tespit ederek davayı reddetmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bölge İdare Mahkemesi ise farklı bir sonuca ulaşmıştır. Her komisyon üyesinin ayrı puan verdiği ve bu puanların ortalamasının alındığı görülmekle birlikte; sözlü sınavda sorulacak soruların önceden hazırlanarak tutanağa bağlanmadığı, davacıya hangi soruların yöneltildiğinin kayıt altına alınmadığı saptanmıştır. Bu eksikliğin sınavın nesnel biçimde yapılmasını ve yargısal denetimin tam olarak gerçekleştirilmesini olanaksız kıldığını gerekçe gösteren mahkeme, dava konusu işlemi iptal etmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Davalı SPK, Bölge İdare Mahkemesi kararını temyiz etmiştir. SPK; sınavın mevzuatta öngörülen usule göre yürütüldüğünü, 657 sayılı Kanun'un Ek 41. maddesi ile Personel Yönetmeliği'nin ilgili hükümleri uyarınca soruların önceden tutanağa bağlanması yükümlülüğünün bulunmadığını, adaylar için komisyon üyelerince ayrı ayrı tutanak düzenlendiğini ve bu tutanakların dosyaya sunulduğunu ileri sürmüştür.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Dairesi, Bölge İdare Mahkemesi kararını usul ve hukuka uygun bularak SPK'nın temyiz istemini oybirliğiyle reddetmiş ve kararı onamıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Karardan</p>

<p style="text-align:justify">"Sözlü sınav öncesinde sınav komisyonunca sınavda sorulacak soruların önceden hazırlanması ve tutanağa bağlanması, her adaya sorulan soruların kayda geçirilmesi ve sorulan sorulara adayların verdiği yanıtlara hangi komisyon üyesince, hangi notun takdir edildiğinin tutanakta ayrı ayrı gösterilmesi suretiyle sözlü sınavın nesnel olarak yapılarak, yargısal denetimin tüm unsurlarıyla gerçekleştirilmesinin sağlanması gerekmektedir."</p>

<h2 style="text-align:justify">Kararın Önemi</h2>

<p style="text-align:justify">Bu karar; sözlü sınavlarda nesnel değerlendirme güvencesinin sağlanması ve yargısal denetimin etkin biçimde işletilebilmesi bakımından önemlidir. İlgili mevzuatta soruların önceden tutanağa bağlanmasına dair açık bir düzenleme yer almasa dahi, Danıştay bu yükümlülüğü hukuka uygunluk koşulu olarak aramaktadır. Kamu kurumlarının sözlü sınav süreçlerini ve belgeleme standartlarını bu içtihat doğrultusunda gözden geçirmesi büyük önem taşımaktadır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong><font face="Verdana" size="2">Danıştay <mark><mark>12. Daire</mark></mark> Başkanlığı 2021/8186 E. , 2023/4860 K.</font></strong></p>

<ul>
 <li style="text-align: justify;"></li>
</ul>

<ul style="text-align:justify">
</ul>

<p style="text-align:justify"><br />
<strong><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONİKİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2021/8186<br />
Karar No : 2023/4860<br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Kurulu<br />
VEKİLİ : Av. …<br />
<br />
KARŞI TARAF (DAVACI) : …<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
<br />
YARGILAMA SÜRECİ :<br />
Dava konusu istem: Sermaye Piyasası Kurulu uzman yardımcılığı yazılı sınavında başarılı olan davacının, 07/02/2018 tarihinde katıldığı sözlü sınav sonucunda başarısız sayılmasına ilişkin 09/02/2018 tarihli işlemin iptali istenilmiştir.<br />
<br />
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; uyuşmazlıkta, davacının katıldığı sözlü sınavı gerçekleştiren komisyonun yasal hükümlere uygun olarak oluşturulduğu, davacının verdiği cevapların belirlenen kriterler çerçevesinde komisyon üyelerince ayrı ayrı değerlendirilerek takdir edilen puanların aritmetik ortalaması alındığında ise (70) puanın altında kaldığı; diğer, yandan değerlendirme yapılırken subjektif nedenlerle hareket edildiğine dair herhangi bir emare ve kanıtın da söz konusu olmadığı dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir.<br />
<br />
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesince; sözlü sınav öncesinde, sınav komisyonunca sınavda sorulacak soruların önceden hazırlanması ve tutanağa bağlanması, her adaya sorulan soruların kayda geçirilmesi ve sorulan sorulara adayların verdiği yanıtlara hangi komisyon üyesince, hangi notun takdir edildiğinin tutanakta ayrı ayrı gösterilmesi, böylece sözlü sınavın nesnel olarak yapılarak, yargısal denetimin tüm unsurlarıyla gerçekleştirilmesinin sağlanmasının gerektiği; uyuşmazlıkta, her bir komisyon üyesi tarafından ayrı ayrı puan takdir edilmek ve bu puanların ortalaması alınmak suretiyle sözlü sınava katılanların başarılı veya başarısız sayılmalarına karar verildiği görülmekte ise de sözlü sınava ilişkin soruların önceden hazırlanarak tutanağa bağlanmadığı, sınavda davacıya hangi sorunun sorulduğu hususunun tutanak ile tespit edilmediği anlaşıldığından, davacının katıldığı sözlü sınavda başarısız sayılmasına ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından bahisle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br />
<br />
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Uzman yardımcılığı sınavının mevzuatta belirlenen usule göre gerçekleştirildiği, 73 adayın sınav komisyonu tarafından birebir sözlü sınava alındığı, davacının; üç komisyon üyesinden (65)'er, iki komisyon üyesinden ise (56)'şar puan almak suretiyle ortalamada (61,4) puan aldığı, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nda atıf yapılan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun Ek 41. maddesi ile Sermaye Piyasası Kurulu Personel Yönetmeliği'nin ilgili maddelerinde, sözlü sınava ilişkin soruların önceden hazırlanarak tutanağa bağlanması zorunluluğunun bulunmadığı, sonuçta; sözlü sınava katılan adaylar için komisyon üyeleri tarafından ayrı ayrı tutanak hazırlandığı ve bu tutanakların dosyaya sunulduğu belirtilerek, hukuka aykırılık teşkil eden temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Sözlü sınava ilişkin aday değerlendirme formunda yer alan sınav konularına ilişkin bilgi düzeyi kısmına beş üyeden üçünün (35) puan, ikisinin ise (30)'ar puan verdiğinin görüldüğü, herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin, soru ve cevaplar belirtilmeksizin, keyfi bir biçimde not verildiğinin açık olduğu, idarenin takdir yetkisinin bulunduğu varsayılsa bile, bu yetkinin sınırsız olmayıp, keyfi olarak kullanılamayacağı, ayrıca girdiği uzman yardımcılığı sınavına ilişkin olarak, yedek listenin ilan edilmemesinin, bir başka hukuka aykırılık sebebi olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.<br />
<br />
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …<br />
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br />
<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:<br />
<br />
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br />
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br />
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br />
<br />
KARAR SONUCU :<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,<br />
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,<br />
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br />
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 12/10/2023 tarihinde, kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.</font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÖRNEK KARARLAR</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/mulakat-sorulari-tutanaga-baglanmali</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/05/people-1979261-640.jpg" type="image/jpeg" length="23605"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[17 Nisan 2026 tarihli atama kararları]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/17-nisan-2026-tarihli-atama-kararlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/17-nisan-2026-tarihli-atama-kararlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Resmi Gazetenin bugünkü sayısında çok sayıda kuruma ait atama kararları yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">17 Nisan 2026 tarihli atama kararları</h1>

<p style="text-align:justify">– Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan 2026/106-111 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle, merkez ve yurt dışı teşkilatlarında önemli görev değişiklikleri yapıldı.</p>

<p style="text-align:justify">Resmî Gazete'de yayımlanan kararnamelere göre, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2, 3 ve 4. maddeleri uyarınca:</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Dışişleri Bakanlığı'nda büyükelçi atamaları</strong></p>

<p style="text-align:justify">- Bolivya Büyükelçisi Ertan YALÇIN ile Ekvator Büyükelçisi Makbule Başak YALÇIN merkeze alındı.</p>

<p style="text-align:justify">- Gine-Bissau Büyükelçiliğine Mehmet Cem KAHYAOĞLU,</p>

<p style="text-align:justify">- Macaristan Büyükelçiliğine Gülsün ERKUL,</p>

<p style="text-align:justify">- Nijer Büyükelçiliğine Özgür ARSLAN,</p>

<p style="text-align:justify">- Malezya Büyükelçiliğine Nevzat UYANIK,</p>

<p style="text-align:justify">- İsveç Büyükelçiliğine Korhan KARAKOÇ,</p>

<p style="text-align:justify">- Madagaskar Büyükelçiliğine Halime Ebru DEMİRCAN atandı.</p>

<p style="text-align:justify">Ayrıca Angola Büyükelçisi Muhammet Mustafa ÇELİK merkeze alınırken, boşalan göreve Özgür ULUDÜZ getirildi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nda genel müdür değişikliği</strong></p>

<p style="text-align:justify">Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürü Yasin AKAR görevden alınırken, yerine Taha Kürşad SEZEN atandı.</p>

<p style="text-align:justify">AFAD ve diğer bakanlıklarda atamalar</p>

<p style="text-align:justify">AFAD Başkan Yardımcılığına Cengiz GEVREK, Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğüne Mehmet Ali ÖNCÜ, Rehberlik ve Denetim Başkanlığına Bayram İzzet TAŞÇI getirildi.</p>

<p style="text-align:justify">Dışişleri Bakanlığı Personel Genel Müdür Yardımcılığına Rıfkı Olgun YÜCEKÖK, Göç Politikaları Genel Müdür Yardımcılığına ise Mert DOĞAN atandı.</p>

<p style="text-align:justify">Milli Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdür Yardımcılığına Mahmut ÇOLAK getirildi.</p>

<p style="text-align:justify">ATAMA KARARLARI</p>

<p style="text-align:justify">Cumhurbaşkanlığından:</p>

<p style="text-align:justify">Karar: 2026/106</p>

<p style="text-align:justify">3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2, 3 ve 4 üncü maddeleri gereğince, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürü Yasin AKAR görevden alınmış ve bu suretle boşalan Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğüne Taha Kürşad SEZEN atanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Cumhurbaşkanlığından:</p>

<p style="text-align:justify">Karar: 2026/107</p>

<p style="text-align:justify">3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2, 3 ve 4 üncü maddeleri gereğince;</p>

<p style="text-align:justify">-Bolivya Çokuluslu Devleti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği görevine devam eden Ertan YALÇIN,</p>

<p style="text-align:justify">-Ekvator Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği görevine devam eden Makbule Başak YALÇIN, merkeze alınmış,</p>

<p style="text-align:justify">-Gine-Bissau Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Mehmet Cem KAHYAOĞLU,</p>

<p style="text-align:justify">-Macaristan Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, Konsolosluk Hizmetleri ve Yurtdışında Yaşayan Vatandaşlar Genel Müdürü Gülsün ERKUL,</p>

<p style="text-align:justify">- Nijer Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, İİT ve Müslüman Azınlıklar Genel Müdür Yardımcısı Özgür ARSLAN,</p>

<p style="text-align:justify">- Malezya Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, Kamu Diplomasisi ve Stratejik İletişim Genel Müdürü Nevzat UYANIK,</p>

<p style="text-align:justify">- İsveç Krallığı Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, İnsani ve Teknik Yardımlar Genel Müdürü Korhan KARAKOÇ,</p>

<p style="text-align:justify">- Madagaskar Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcısı Halime Ebru DEMİRCAN, atanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">CUMHURBAŞKANI</p>

<p style="text-align:justify">Cumhurbaşkanlığından:</p>

<p style="text-align:justify">Karar: 2026/108</p>

<p style="text-align:justify">-3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2, 3 ve 4 üncü maddeleri gereğince Angola Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Muhammet Mustafa ÇELİK merkeze alınmış ve bu suretle boşalan Angola Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Özgür ULUDÜZ atanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Cumhurbaşkanlığından:</p>

<p style="text-align:justify">Karar: 2026/109</p>

<p style="text-align:justify">Dışişleri Bakanlığında açık bulunan;</p>

<p style="text-align:justify">-Personel Genel Müdür Yardımcılığına, Göç Politikaları Genel Müdür Yardımcısı Rıfkı Olgun YÜCEKÖK,</p>

<p style="text-align:justify">-Göç Politikaları Genel Müdür Yardımcılığına Mert DOĞAN,</p>

<p style="text-align:justify">3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 nci maddesi gereğince atanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Cumhurbaşkanlığından:</p>

<p style="text-align:justify">Karar: 2026/110</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığında açık bulunan;</p>

<p style="text-align:justify">-Başkan Yardımcılığına, Yönetim Hizmetleri Genel Müdürü Cengiz GEVREK,</p>

<p style="text-align:justify">-Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğüne Mehmet Ali ÖNCÜ,</p>

<p style="text-align:justify">-Rehberlik ve Denetim Başkanlığına Bayram İzzet TAŞÇI,</p>

<p style="text-align:justify">3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 ve 3 üncü maddeleri gereğince atanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Cumhurbaşkanlığından:</p>

<p style="text-align:justify">Karar: 2026/111</p>

<p style="text-align:justify">Milli Eğitim Bakanlığında açık bulunan Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdür Yardımcılığına, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 nci maddesi gereğince Mahmut ÇOLAK atanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">16 Nisan 2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL HABERLER</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/17-nisan-2026-tarihli-atama-kararlari</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 10:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/05/11-mayis-2024-tarihli-atama-karari-h33152-cca7d.jpg" type="image/jpeg" length="84018"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Defterdarların yetki ve sorumlulukları belirlendi]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/defterdarlarin-yetki-ve-sorumluluklari-belirlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/defterdarlarin-yetki-ve-sorumluluklari-belirlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Defterdalarla ilgili düzenleme Resmi Gazetenin bugünkü sayısında yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2 style="text-align:justify">DEFTERDARLARIN YETKİ VE SORUMLULUKLARI YENİDEN DÜZENLENDİ</h2>

<p style="text-align:justify">Resmi Gazete'de yayımlanan 7577 sayılı Kanun'la, defterdarların görev ve sorumlulukları netleştirildi.</p>

<p style="text-align:justify">Kanun'un 9. maddesiyle, 5345 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığı ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un mülga 26. maddesi başlığıyla birlikte yeniden düzenlendi.</p>

<p style="text-align:justify">Buna göre defterdar, bulunduğu ilde Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın en büyük memuru ve il ve bağlı ilçeler teşkilatının amiri sıfatını haiz olacak.</p>

<p style="text-align:justify">Defterdarın görev ve sorumlulukları şunlardır:<br />
- Bulunduğu ilde Bakanlığın taşra teşkilatındaki işlemlerin mevzuat hükümlerine göre yürütülmesini sağlamak,<br />
- İşlemleri denetlemek,<br />
- Merkez ve taşradan sorulan soruları cevaplandırmak,<br />
- Kanuna aykırı hareketi görülenler hakkında takibatta bulunmak.</p>

<p style="text-align:justify">Düzenleme, 16 Nisan 2026 tarihinde yürürlüğe girdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="759">
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td colspan="3" width="732">
      <p style="text-align:justify"><strong>KANUN</strong></p>
      </td>
     </tr>
     <tr>
      <td colspan="3" width="732">
      <p style="text-align:justify">BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN</p>

      <table class="table table-bordered table-sm">
       <tbody>
        <tr>
         <td valign="top" width="450">
         <p style="text-align:justify"><strong><u>Kanun No. 7577</u></strong></p>
         </td>
         <td valign="top" width="172">
         <p style="text-align:justify"><strong><u>Kabul Tarihi: 2/4/2026</u></strong></p>
         </td>
        </tr>
       </tbody>
      </table>

      <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 1- </strong>31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 41 inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

      <p style="text-align:justify">“12. Her türlü şans ve bahis oyunlarına ait ilan ve reklam giderleri.”</p>

      <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 2- </strong>4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun ek 7 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “kurumları” ibaresinden sonra gelmek üzere “(13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki muafiyet hükmü hariç)” ibaresi eklenmiştir.</p>

      <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 3- </strong>25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinde yer alan “gibi kuruluşlar” ibaresinden sonra gelmek üzere “(Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflarca kurulan yükseköğretim kurumları tarafından işletilenler hariç)” ibaresi ve (4) numaralı fıkrasının (g) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

      <p style="text-align:justify">“ğ) 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında taşınmazların kamulaştırmayı yapan Devlet ve kamu tüzel kişilerine devri,”</p>

      <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 4- </strong>6/6/1985 tarihli ve 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “yurt dışına” ibaresi “yurt dışına, serbest bölge içine veya diğer serbest bölgelere” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

      <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 5- </strong>25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasına ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.</p>

      <p style="text-align:justify">“Devlet payını yarısına kadar artırmaya veya yarısına kadar indirmeye Cumhurbaşkanı yetkilidir.”</p>

      <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 6- </strong>18/4/2001 tarihli ve 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

      <p style="text-align:justify">“GEÇİCİ MADDE 9- BOTAŞ’ın, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Ticaret Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine vadesi geldiği halde ödenmemiş olan her türlü vergi, fon ve paylar, idari para cezaları ile bunlara bağlı gecikme zammı ve gecikme faizi borçları BOTAŞ’ın Hazineden görevlendirme bedeli alacaklarına karşılık, merkezi yönetim bütçesinin gelir ve gider hesaplarıyla ilişkilendirilmeksizin mahsup suretiyle, Ticaret Bakanlığınca terkin edilir. Bu kapsamda mahsuba konu olacak borçlara bu maddenin yayımlandığı tarihten sonra feri alacak hesaplanmaz.</p>

      <p style="text-align:justify">BOTAŞ’ın bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Ticaret Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine ödemesi gereken her türlü vergi, fon ve paylar, BOTAŞ’ın Hazineden 31/12/2026 tarihi sonuna kadar oluşmuş ve/veya oluşacak görevlendirme alacaklarına karşılık, merkezi yönetim bütçesinin gelir ve gider hesaplarıyla ilişkilendirilmeksizin mahsup suretiyle Ticaret Bakanlığınca aylık olarak terkin edilir ve terkin edilecek her türlü vergi asıllarına ilişkin feri alacak hesaplanmaz.</p>

      <p style="text-align:justify">İkinci fıkra hükmü uyarınca yapılacak mahsup işlemine konu görevlendirme bedeli hesaplamasında BOTAŞ’ın muhasebe kayıt ve belgeleri esas alınır. Görevlendirme uygulamasının son bulmasını müteakip 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 35 inci maddesinde öngörülen usule uygun olarak yapılan inceleme sonucunda hesaplanan görevlendirme bedelinin Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan terkin tutarlarından az olduğunun tespit edilmesi halinde BOTAŞ tarafından yükümlülükler faizsiz olarak yerine getirilir ve söz konusu tutar genel bütçeye gelir kaydedilir.</p>

      <p style="text-align:justify">Bu madde kapsamında yapılacak mahsup ve terkin işlemleri, terkin kararı alınması nedeniyle mahsup edilecek tutarlar dışında kalan görevlendirme bedellerinin ödenmesine engel teşkil etmez; idarenin bu bedellere ilişkin ödeme yetkisini ortadan kaldırmaz veya zamanını sınırlandırmaz.</p>

      <p style="text-align:justify">Bu madde kapsamında BOTAŞ’ın Hazineden olan görevlendirme bedeli alacağı tutarını tespit etmeye ve mahsup suretiyle yapılacak terkin işlemlerini belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanı yetkilidir.”</p>

      <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 7- </strong>29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 2 nci maddesine dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

      <p style="text-align:justify">“10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (II), (III) ve (IV) sayılı cetveller kapsamındaki kamu idareleri ve bu idarelere bağlı, ilgili ve ilişkili kamu kurum ve kuruluşları ile kurdukları birlik, müessese, şirket ve işletmeler, fonlar, döner sermayeler, 8/6/1984 tarihli ve 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye tabi olup özelleştirme kapsam ve programında bulunmayan kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunların doğrudan veya dolaylı olarak tek başına veya birlikte ya da ayrı ayrı sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları her çeşit kuruluş, müessese, birlik, işletme ve şirketlerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlar, ilgili idarelerin talebi halinde özelleştirme kapsam ve programına alınarak 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun kapsamında özelleştirilebilir. Özelleştirme gelirinin giderler düşüldükten sonra kalan kısmı ilgili idare muhasebe birimi hesabına aktarılır ve bütçesine gelir kaydedilir. Özel bütçeli idarelere kaydedilen gelirler karşılığı ödenek kaydetmeye Cumhurbaşkanı yetkilidir. Yatırım niteliğindeki ödenekler yılı yatırım programı ile ilişkilendirilir.”</p>

      <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 8- </strong>6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen (c) alt bendi aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.</p>

      <p style="text-align:justify">“c) 87.03 (hesaplanması gereken özel tüketim vergisi ve diğer her türlü vergiler dahil bedeli 2.873.900 TL’yi aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm³’ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, bizzat kullanma amacıyla engelliliğine uygun hareket ettirici özel tertibat yaptıran malûl ve engelliler ile engelli sağlık kurulu raporunda ortopedik engelliliği yüzde 40 ve üzeri olup bu engel durumu nedeniyle sürücü belgesi alamayan malûl ve engelliler tarafından,”</p>

      <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 9- </strong>5/5/2005 tarihli ve 5345 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığı ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunun mülga 26 ncı maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.</p>

      <p style="text-align:justify">“Defterdarın görev ve sorumlulukları</p>

      <p style="text-align:justify">MADDE 26- Defterdar, bulunduğu ilde Hazine ve Maliye Bakanlığının en büyük memuru ve il ve bağlı ilçeler teşkilatının amiri sıfatını haiz olup, bulunduğu ilde Bakanlığın taşra teşkilatındaki işlemlerin mevzuat hükümlerine göre yürütülmesi, denetlenmesi, merkez ve taşradan sorulan soruların cevaplandırılması, kanuna aykırı hareketi görülenler hakkında takibatta bulunulmasından görevli ve sorumludur.”</p>

      <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 10- </strong>31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 80 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

      <p style="text-align:justify">“b) Aşağıda sayılan;</p>

      <p style="text-align:justify">1) Ayni yardımlar,</p>

      <p style="text-align:justify">2) Ölüm, doğum, evlenme yardımları,</p>

      <p style="text-align:justify">3) Görev yollukları,</p>

      <p style="text-align:justify">4) Seyyar görev, kıdem, ihbar ve kasa tazminatı,</p>

      <p style="text-align:justify">5) İş sonu tazminatı veya kıdem tazminatı mahiyetindeki toplu ödemeler,</p>

      <p style="text-align:justify">6) Keşif ücreti,</p>

      <p style="text-align:justify">7) Kurumca tutarları yıllar itibarıyla belirlenecek çocuk ve aile zamları,</p>

      <p style="text-align:justify">8) İşverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgari ücretin %30’unu geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik katkı payları tutarları,</p>

      <p style="text-align:justify">9) İşverence işyerinde veya müştemilatında yemek verilmeyen durumlarda, çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin 300 Türk lirasına kadar olan kısmı,</p>

      <p style="text-align:justify">prime esas kazanca tabi tutulmaz. (9) numaralı alt bentte belirtilen tutar, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 213 sayılı Kanunun mükerrer 298 inci maddesinin (B) fıkrasına göre belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanır. Bu şekilde hesaplanan tutarın %5’ini aşmayan kesirler dikkate alınmaz.”</p>

      <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 11- </strong>13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 11 inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

      <p style="text-align:justify">“k) Her türlü şans ve bahis oyunlarına ait ilan ve reklam giderleri.”</p>

      <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 12- </strong>25/6/2019 tarihli ve 7179 sayılı Askeralma Kanununun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “240.000” ibaresi “300.000” şeklinde ve üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve yedinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.</p>

      <p style="text-align:justify">“(3) Birinci fıkra kapsamında tahsil edilen tutarlar Bakanlık merkez muhasebe birimi hesabına yatırılır. Bu tutarın 240.000 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak kısmı genel bütçeye gelir kaydedilir, kalan kısmı Savunma Sanayii Destekleme Fonuna aktarılır.”</p>

      <p style="text-align:justify">“Ek bedel olarak tahsil edilen tutarlar genel bütçeye gelir kaydedilir.”</p>

      <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 13- </strong>5/4/2023 tarihli ve 7452 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Yerleşme ve Yapılaşmaya İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Kabul Edilmesine Dair Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

      <p style="text-align:justify">“GEÇİCİ MADDE 2- (1) 6/2/2023 tarihinde meydana gelen depremler nedeniyle genel hayata etkili afet bölgesi olarak kabul edilen yerlerde yürütülen ulusal ve uluslararası projeler kapsamında üretilen konutlara ve iş yerlerine ilişkin borçlandırma bedellerinin 7269 veya 6306 sayılı Kanun kapsamında hak sahibi olarak kabul edilenler tarafından, 31/12/2026 tarihine kadar, defaten ödenmesi halinde bu bedele en fazla bir konut için %74, en fazla bir iş yeri için %48 oranında indirim uygulanır.</p>

      <p style="text-align:justify">(2) Birinci fıkrada belirtilen projeler kapsamında üretilen iş yerleri bakımından da 7269 sayılı Kanunun ek 4 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulanır. 6306 sayılı Kanun kapsamındaki alanlarda, 7269 sayılı Kanun kapsamında hak sahibi olanlara verilecek konut ve iş yerlerinin borçlandırmaları, 6306 sayılı Kanunun ilgili hükümlerine göre yapılır.</p>

      <p style="text-align:justify">(3) 12/4/2000 tarihli ve 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununun geçici 17 nci maddesi kapsamında belirlenen talep sahipleri tarafından iş yerlerine ilişkin borçlandırma bedellerinin teslim tarihinden itibaren en geç 6 ay içerisinde defaten ödenmesi halinde birinci fıkrada iş yerleri için belirlenen indirim oranı uygulanır. Bu maddenin yürürlük tarihinden önce teslim edilen iş yerleri hakkında bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan 6 aylık süre bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren başlar.”</p>

      <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 14- </strong>Bu Kanunun;</p>

      <p style="text-align:justify">a) 2 nci maddesi ve 3 üncü maddesi ile 3065 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinde yapılan değişiklik hükmü 1/1/2027 tarihinde,</p>

      <p style="text-align:justify">b) 3 üncü maddesi ile 3065 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin (4) numaralı fıkrasına eklenen (ğ) bendi hükmü yayımını izleyen ikinci aybaşında,</p>

      <p style="text-align:justify">c) 4 üncü maddesi 1/1/2026 tarihinden itibaren elde edilen kazançlara uygulanmak üzere yayımı tarihinde,</p>

      <p style="text-align:justify">ç) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,</p>

      <p style="text-align:justify">yürürlüğe girer.</p>

      <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 15- </strong>Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.</p>

      <p style="text-align:justify">16/4/2026</p>

      <p style="text-align:justify"></p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>

   <p style="text-align:justify"></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>MALİYE MEVZUATI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/defterdarlarin-yetki-ve-sorumluluklari-belirlendi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 10:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/03/images.jpg" type="image/jpeg" length="87992"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SGK yemek istisnası 300 TL oldu]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/sgk-yemek-istisnasi-300-tl-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/sgk-yemek-istisnasi-300-tl-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7577 sayılı Kanun'la günlük yemek bedelinin prime esas kazanca dahil edilmeyen kısmı 158 TL'den 300 TL'ye çıkarıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify"><strong>SGK yemek istisnası 300 TL oldu</strong></h1>

<p style="text-align:justify">16 Nisan 2026 tarihli ve 7577 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 10. maddesi ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 80. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde önemli bir değişiklik yapılmıştır. Değişiklik, işverenlerce işyerinde veya müştemilatında yemek verilmemesi halinde, çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin prime esas kazanca dahil edilmeyecek kısmını 300 TL olarak belirlemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">- Değişiklik öncesi: SGK’nın 2026 yılı Ocak ayında yayımladığı genelge uyarınca istisna tutarı 158 TL/gün idi.</p>

<p style="text-align:justify">- Değişiklik sonrası: 7577 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 300 TL/gün olarak yeniden düzenlenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">7577 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un 80. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine eklenen 9 numaralı alt bent şu şekildedir:</p>

<p style="text-align:justify">&gt; “(9) İşverence işyerinde veya müştemilatında yemek verilmeyen durumlarda, çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin 300 Türk lirasına kadar olan kısmı”</p>

<p style="text-align:justify">ÖNEMLİ DETAYLAR:</p>

<p style="text-align:justify">1. Endeksleme (Otomatik Artış)</p>

<p style="text-align:justify">- Madde metninde, belirtilen 300 TL’nin her yıl 213 sayılı VUK’un mükerrer 298. maddesinin (B) fıkrasına göre belirlenen yeniden değerleme oranında artırılacağı hüküm altına alınmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">- Ayrıca, bu şekilde hesaplanan tutarın %5’ini aşmayan kesirleri dikkate alınmayacaktır (yuvarlama kuralı).</p>

<p style="text-align:justify">2. İstisnanın Şartları (5510 sayılı Kanun’un 80. maddesi sistematiği gereği)</p>

<p style="text-align:justify">- İstisnadan yararlanmak için işyerinde veya müştemilatında yemek verilmiyor olması şarttır. Aksi halde (yemek veriliyorsa) bu istisna uygulanmaz.</p>

<p style="text-align:justify">- Yemek bedeli nakit, yemek kartı, çeki veya kupon ile sağlanabilir.</p>

<p style="text-align:justify">- İstisna, fiilen çalışılan günler için geçerlidir. Raporlu, ücretsiz izinli veya devamsız günler için hesaplanmaz.</p>

<p style="text-align:justify">3. Aşan Kısım Prime Tabi</p>

<p style="text-align:justify">- Günlük 300 TL’yi aşan yemek bedeli kısmı, prime esas kazanca dahil edilerek sigorta primi ve işsizlik sigortası primine tabi tutulacaktır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>KARŞILAŞTIRMALI TABLO (2026 YILI):</strong></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <th>Dönem</th>
   <th>Günlük İstisna Tutarı</th>
   <th>Dayanak</th>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td>1/1/2026 – 15/4/2026</td>
   <td>158 TL</td>
   <td>SGK Genelgesi (<em jsaction="" jscontroller="yHWXO" jsuid="HOzMmf_3l">2024/17 sayılı SGK Genelgesi </em>) </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>16/4/2026 – 31/12/2026</td>
   <td><strong>300 TL</strong></td>
   <td>7577 sayılı Kanun md. 10</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p style="text-align:justify">YÜRÜRLÜK TARİHİ:</p>

<p style="text-align:justify">7577 sayılı Kanun’un 14. maddesinin (ç) bendi uyarınca, 10. madde yayımı tarihinde, yani 16 Nisan 2026’da yürürlüğe girmiştir. Nisan 2026 dönemi prim bildirimlerinin bu tutara göre yapılması gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">İ</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="759">
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td colspan="3" width="732">
      <p style="text-align:justify"><strong>KANUN</strong></p>
      </td>
     </tr>
     <tr>
      <td colspan="3" width="732">
      <p style="text-align:justify">BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN</p>

      <table class="table table-bordered table-sm">
       <tbody>
        <tr>
         <td valign="top" width="450">
         <p style="text-align:justify"><strong><u>Kanun No. 7577</u></strong></p>
         </td>
         <td valign="top" width="172">
         <p style="text-align:justify"><strong><u>Kabul Tarihi: 2/4/2026</u></strong></p>
         </td>
        </tr>
       </tbody>
      </table>

      <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 1- </strong>31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 41 inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

      <p style="text-align:justify">“12. Her türlü şans ve bahis oyunlarına ait ilan ve reklam giderleri.”</p>

      <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 2- </strong>4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun ek 7 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “kurumları” ibaresinden sonra gelmek üzere “(13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki muafiyet hükmü hariç)” ibaresi eklenmiştir.</p>

      <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 3- </strong>25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinde yer alan “gibi kuruluşlar” ibaresinden sonra gelmek üzere “(Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflarca kurulan yükseköğretim kurumları tarafından işletilenler hariç)” ibaresi ve (4) numaralı fıkrasının (g) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

      <p style="text-align:justify">“ğ) 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında taşınmazların kamulaştırmayı yapan Devlet ve kamu tüzel kişilerine devri,”</p>

      <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 4- </strong>6/6/1985 tarihli ve 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “yurt dışına” ibaresi “yurt dışına, serbest bölge içine veya diğer serbest bölgelere” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

      <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 5- </strong>25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasına ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.</p>

      <p style="text-align:justify">“Devlet payını yarısına kadar artırmaya veya yarısına kadar indirmeye Cumhurbaşkanı yetkilidir.”</p>

      <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 6- </strong>18/4/2001 tarihli ve 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

      <p style="text-align:justify">“GEÇİCİ MADDE 9- BOTAŞ’ın, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Ticaret Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine vadesi geldiği halde ödenmemiş olan her türlü vergi, fon ve paylar, idari para cezaları ile bunlara bağlı gecikme zammı ve gecikme faizi borçları BOTAŞ’ın Hazineden görevlendirme bedeli alacaklarına karşılık, merkezi yönetim bütçesinin gelir ve gider hesaplarıyla ilişkilendirilmeksizin mahsup suretiyle, Ticaret Bakanlığınca terkin edilir. Bu kapsamda mahsuba konu olacak borçlara bu maddenin yayımlandığı tarihten sonra feri alacak hesaplanmaz.</p>

      <p style="text-align:justify">BOTAŞ’ın bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Ticaret Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine ödemesi gereken her türlü vergi, fon ve paylar, BOTAŞ’ın Hazineden 31/12/2026 tarihi sonuna kadar oluşmuş ve/veya oluşacak görevlendirme alacaklarına karşılık, merkezi yönetim bütçesinin gelir ve gider hesaplarıyla ilişkilendirilmeksizin mahsup suretiyle Ticaret Bakanlığınca aylık olarak terkin edilir ve terkin edilecek her türlü vergi asıllarına ilişkin feri alacak hesaplanmaz.</p>

      <p style="text-align:justify">İkinci fıkra hükmü uyarınca yapılacak mahsup işlemine konu görevlendirme bedeli hesaplamasında BOTAŞ’ın muhasebe kayıt ve belgeleri esas alınır. Görevlendirme uygulamasının son bulmasını müteakip 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 35 inci maddesinde öngörülen usule uygun olarak yapılan inceleme sonucunda hesaplanan görevlendirme bedelinin Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan terkin tutarlarından az olduğunun tespit edilmesi halinde BOTAŞ tarafından yükümlülükler faizsiz olarak yerine getirilir ve söz konusu tutar genel bütçeye gelir kaydedilir.</p>

      <p style="text-align:justify">Bu madde kapsamında yapılacak mahsup ve terkin işlemleri, terkin kararı alınması nedeniyle mahsup edilecek tutarlar dışında kalan görevlendirme bedellerinin ödenmesine engel teşkil etmez; idarenin bu bedellere ilişkin ödeme yetkisini ortadan kaldırmaz veya zamanını sınırlandırmaz.</p>

      <p style="text-align:justify">Bu madde kapsamında BOTAŞ’ın Hazineden olan görevlendirme bedeli alacağı tutarını tespit etmeye ve mahsup suretiyle yapılacak terkin işlemlerini belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanı yetkilidir.”</p>

      <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 7- </strong>29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 2 nci maddesine dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

      <p style="text-align:justify">“10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (II), (III) ve (IV) sayılı cetveller kapsamındaki kamu idareleri ve bu idarelere bağlı, ilgili ve ilişkili kamu kurum ve kuruluşları ile kurdukları birlik, müessese, şirket ve işletmeler, fonlar, döner sermayeler, 8/6/1984 tarihli ve 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye tabi olup özelleştirme kapsam ve programında bulunmayan kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunların doğrudan veya dolaylı olarak tek başına veya birlikte ya da ayrı ayrı sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları her çeşit kuruluş, müessese, birlik, işletme ve şirketlerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlar, ilgili idarelerin talebi halinde özelleştirme kapsam ve programına alınarak 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun kapsamında özelleştirilebilir. Özelleştirme gelirinin giderler düşüldükten sonra kalan kısmı ilgili idare muhasebe birimi hesabına aktarılır ve bütçesine gelir kaydedilir. Özel bütçeli idarelere kaydedilen gelirler karşılığı ödenek kaydetmeye Cumhurbaşkanı yetkilidir. Yatırım niteliğindeki ödenekler yılı yatırım programı ile ilişkilendirilir.”</p>

      <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 8- </strong>6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen (c) alt bendi aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.</p>

      <p style="text-align:justify">“c) 87.03 (hesaplanması gereken özel tüketim vergisi ve diğer her türlü vergiler dahil bedeli 2.873.900 TL’yi aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm³’ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, bizzat kullanma amacıyla engelliliğine uygun hareket ettirici özel tertibat yaptıran malûl ve engelliler ile engelli sağlık kurulu raporunda ortopedik engelliliği yüzde 40 ve üzeri olup bu engel durumu nedeniyle sürücü belgesi alamayan malûl ve engelliler tarafından,”</p>

      <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 9- </strong>5/5/2005 tarihli ve 5345 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığı ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunun mülga 26 ncı maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.</p>

      <p style="text-align:justify">“Defterdarın görev ve sorumlulukları</p>

      <p style="text-align:justify">MADDE 26- Defterdar, bulunduğu ilde Hazine ve Maliye Bakanlığının en büyük memuru ve il ve bağlı ilçeler teşkilatının amiri sıfatını haiz olup, bulunduğu ilde Bakanlığın taşra teşkilatındaki işlemlerin mevzuat hükümlerine göre yürütülmesi, denetlenmesi, merkez ve taşradan sorulan soruların cevaplandırılması, kanuna aykırı hareketi görülenler hakkında takibatta bulunulmasından görevli ve sorumludur.”</p>

      <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 10- </strong>31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 80 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

      <p style="text-align:justify">“b) Aşağıda sayılan;</p>

      <p style="text-align:justify">1) Ayni yardımlar,</p>

      <p style="text-align:justify">2) Ölüm, doğum, evlenme yardımları,</p>

      <p style="text-align:justify">3) Görev yollukları,</p>

      <p style="text-align:justify">4) Seyyar görev, kıdem, ihbar ve kasa tazminatı,</p>

      <p style="text-align:justify">5) İş sonu tazminatı veya kıdem tazminatı mahiyetindeki toplu ödemeler,</p>

      <p style="text-align:justify">6) Keşif ücreti,</p>

      <p style="text-align:justify">7) Kurumca tutarları yıllar itibarıyla belirlenecek çocuk ve aile zamları,</p>

      <p style="text-align:justify">8) İşverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgari ücretin %30’unu geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik katkı payları tutarları,</p>

      <p style="text-align:justify">9) İşverence işyerinde veya müştemilatında yemek verilmeyen durumlarda, çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin 300 Türk lirasına kadar olan kısmı,</p>

      <p style="text-align:justify">prime esas kazanca tabi tutulmaz. (9) numaralı alt bentte belirtilen tutar, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 213 sayılı Kanunun mükerrer 298 inci maddesinin (B) fıkrasına göre belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanır. Bu şekilde hesaplanan tutarın %5’ini aşmayan kesirler dikkate alınmaz.”</p>

      <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 11- </strong>13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 11 inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

      <p style="text-align:justify">“k) Her türlü şans ve bahis oyunlarına ait ilan ve reklam giderleri.”</p>

      <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 12- </strong>25/6/2019 tarihli ve 7179 sayılı Askeralma Kanununun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “240.000” ibaresi “300.000” şeklinde ve üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve yedinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.</p>

      <p style="text-align:justify">“(3) Birinci fıkra kapsamında tahsil edilen tutarlar Bakanlık merkez muhasebe birimi hesabına yatırılır. Bu tutarın 240.000 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak kısmı genel bütçeye gelir kaydedilir, kalan kısmı Savunma Sanayii Destekleme Fonuna aktarılır.”</p>

      <p style="text-align:justify">“Ek bedel olarak tahsil edilen tutarlar genel bütçeye gelir kaydedilir.”</p>

      <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 13- </strong>5/4/2023 tarihli ve 7452 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Yerleşme ve Yapılaşmaya İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Kabul Edilmesine Dair Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

      <p style="text-align:justify">“GEÇİCİ MADDE 2- (1) 6/2/2023 tarihinde meydana gelen depremler nedeniyle genel hayata etkili afet bölgesi olarak kabul edilen yerlerde yürütülen ulusal ve uluslararası projeler kapsamında üretilen konutlara ve iş yerlerine ilişkin borçlandırma bedellerinin 7269 veya 6306 sayılı Kanun kapsamında hak sahibi olarak kabul edilenler tarafından, 31/12/2026 tarihine kadar, defaten ödenmesi halinde bu bedele en fazla bir konut için %74, en fazla bir iş yeri için %48 oranında indirim uygulanır.</p>

      <p style="text-align:justify">(2) Birinci fıkrada belirtilen projeler kapsamında üretilen iş yerleri bakımından da 7269 sayılı Kanunun ek 4 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulanır. 6306 sayılı Kanun kapsamındaki alanlarda, 7269 sayılı Kanun kapsamında hak sahibi olanlara verilecek konut ve iş yerlerinin borçlandırmaları, 6306 sayılı Kanunun ilgili hükümlerine göre yapılır.</p>

      <p style="text-align:justify">(3) 12/4/2000 tarihli ve 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununun geçici 17 nci maddesi kapsamında belirlenen talep sahipleri tarafından iş yerlerine ilişkin borçlandırma bedellerinin teslim tarihinden itibaren en geç 6 ay içerisinde defaten ödenmesi halinde birinci fıkrada iş yerleri için belirlenen indirim oranı uygulanır. Bu maddenin yürürlük tarihinden önce teslim edilen iş yerleri hakkında bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan 6 aylık süre bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren başlar.”</p>

      <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 14- </strong>Bu Kanunun;</p>

      <p style="text-align:justify">a) 2 nci maddesi ve 3 üncü maddesi ile 3065 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinde yapılan değişiklik hükmü 1/1/2027 tarihinde,</p>

      <p style="text-align:justify">b) 3 üncü maddesi ile 3065 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin (4) numaralı fıkrasına eklenen (ğ) bendi hükmü yayımını izleyen ikinci aybaşında,</p>

      <p style="text-align:justify">c) 4 üncü maddesi 1/1/2026 tarihinden itibaren elde edilen kazançlara uygulanmak üzere yayımı tarihinde,</p>

      <p style="text-align:justify">ç) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,</p>

      <p style="text-align:justify">yürürlüğe girer.</p>

      <p style="text-align:justify"><strong>MADDE 15- </strong>Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.</p>

      <p style="text-align:justify">16/4/2026</p>

      <p style="text-align:justify"></p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>

   <p style="text-align:justify"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/sgk-yemek-istisnasi-300-tl-oldu</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 09:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/01/pexels-breakingpic-3305.jpg" type="image/jpeg" length="64106"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Disiplin soruşturmasında soruşturma raporuna dava açılabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-sorusturmasinda-sorusturma-raporuna-dava-acilabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-sorusturmasinda-sorusturma-raporuna-dava-acilabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[disiplin soruşturmasında muhakkiklerin hukuki sorumluluğu, disiplin amiri soruşturmacı tarafından önerilen cezayı vermek zorundamı, disiplin soruşturma raporuna karşı dava açma hakkı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify"><strong><span><span>Disiplin soruşturmasında soruşturma raporuna dava açılabilir mi?</span></span></strong></h1>

<p>Hakkında yürütülen disiplin soruştuması sonucunda düzenlenen raporla alakalı mahkeme ye dava açan memur hakkında verilen mahkeme kararında disiplin hukuku açısından önem arz eden bir kaç hususa tek bir kararda yer verilerek gerek disiplin soruşturması gerekse muhakkikler hakkında yapılan şikayet v.b konulara ilişkin örnek olacak bir karar yazımız ekinde yer almaktadır.</p>

<p>İlgili karara bakıldığında </p>

<p>-  <span><span><strong><span>Disiplin amirlerinin  raporda getirilen teklifle bağlı olmayıp uygun gördükleri cezayı tayin ve takdir etmek haklarının olduğu, </span></strong></span></span></p>

<p><span><span><strong><span>- Soruşturma raporlarının kesin ve yürütülebilir nitelikte işlemler olmaması nedeniyle idari davaya konu edilemeyeceği</span></strong></span></span></p>

<p><span><span><strong><span>- Soruşturmacıların, soruşturmayı yürütürken yanlı, kasıtlı veya görev gereklerine aykırı davranmadıkları sürece, soruşturma sırasında elde ettikleri delillere göre oluşan görüşleri nedeniyle sorumlu tutulmasının hukuken kabul edilebilir olmadığı</span></strong></span></span></p>

<p><span><span><strong><span>hususlarına vurgu yapılmıştır.</span></strong></span></span></p>

<p></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><strong>Danıştay</strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><strong>8. Daire</strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><strong>Esas No</strong>                                : 2010 / 4870</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><strong>Karar No</strong>                             : 2012 / 5019</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><strong>Karar Tarihi</strong>                        : 13.06.2012</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>İstemin Özeti : Çanakkale İdare Mahkemesinin 27.04.2010 gün ve E:2010/372, K:2010/247 sayılı kararının, hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>Danıştay Tetkik Hakimi Nilüfer SÜLKÜ'nün Düşüncesi : İstemin kabulü gerektiği düşünülmektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>Danıştay Savcısı Hüseyin YILDIZ'ın Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>TÜRK MİLLETİ ADINA</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>KARAR : Uyuşmazlık, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi'nde Yrd. Doç. kadrosunda öğretim üyesi olarak görev yapan davacı hakkında yapılan şikâyet sonucu davalı idarece yürütülen disiplin soruşturmasında, soruşturmacı tarafından kamu görevinden çıkarma cezasıyla cezalandırılmasının teklif edildiği, söz konusu teklifin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulu'nca reddi üzerine lehine olan delillerin Yükseköğretim Kurulu'na gönderilen dosyadan çıkarıldığından bahisle uğranıldığı iddia olunan 3.000,00 TL maddi ve 7.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 10.000,00 TL zararın tazmini isteminden doğmuştur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>İdare Mahkemesince, davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın, Dairemizin 17.06.2008 tarih ve E:2007/4113, K:2008/4520 sayılı kararı ile maddi tazminata ilişkin kısmı onanmış, manevi tazminata ilişkin kısmı ise; davacının mesleğinin öğretim üyesi olması göz önüne alındığında, davalı idarece yapılan soruşturmanın konusunu oluşturan suçlama ve soruşturma sonucunda teklif edilen cezanın, davacının mesleki saygınlığına zarar verici, ağır bir elem ve üzüntü duymasına sebep olacak, şeref ve haysiyetini rencide edici nitelikte olduğu ve manevi zararının tazmini gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>İdare Mahkemesince, bozma kararına uyularak davacının manevi tazminat istemi kabul edilerek 7.000,00 TL manevi tazminatın davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>Kamu hizmetlerinin belli bir düzen içerisinde yürütülmesinin sağlanması ve korunması için bu hizmetin yürütülmesinde görevli personelin, bu düzeni bozan ve disiplin suçu oluşturan eylemlerine karşı getirilen yaptırımlar, disiplin hukuku kuralları ile düzenlenirken disipline konu suçlar ve bunlara uygulanacak cezalar belirlenmiştir. Disipline aykırı olduğu iddia edilen bir fiilin varlığının kesin delillerle sübuta erdiği sonucuna varılarak cezalandırma aşamasına gelinmesi bu konuda yürütülecek bir soruşturmayla ortaya konulacaktır. Disiplin hukukunda önemi yadsınamayacak olan soruşturmaların, yapılışı ve usulüne ilişkin ayrıntılı düzenlemeler de yapılmıştır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>Nitekim, Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliğinin " Disiplin Soruşturması" başlıklı III bölümünde, disiplin kurallarını ihlal ettiği iddia olunanlar hakkında soruşturmaya yetkili amirlerin tayin edeceği soruşturmacı ya da soruşturmacılar tarafından, soruşturma raporu hazırlanma usul ve yöntemine ilişkin kurallara yer verilmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>Soruşturmanın sona ermesi ile hazırlanan raporda hangi hususların yer alacağı anılan Yönetmeliğin 25. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddede, soruşturmacının, yaptığı araştırma ve incelemelerle elde ettiği delilleri taşıyan raporda, suçun sabit olup olmadığını değerlendirmek suretiyle uygulanacak cezayı teklif ederek raporu onay merciine sunacağı belirlenmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong><span>Bu şekilde tamamlanmış olan soruşturma sonucu, disiplin cezasını vermeye yetkili amir veya amirler tarafından rapordaki hususlar bir bütün olarak değerlendirilerek bir karar verilmektedir. Disiplin amirleri raporda getirilen teklifle bağlı olmayıp uygun gördükleri cezayı tayin ve takdir etmektedirler.</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong><span>Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere soruşturmacıların, soruşturma usulüne ilişkin olarak belirlenmiş kurallara uyarak tamamladıkları soruşturmada ulaştıkları sonuç bir teklif niteliğinde olup ilgililerin hukuki durumuna etki eden işlemler ise disiplin cezası vermeye yetkili amirler tarafından oluşturulmaktadır.</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong><span>Nitekim, Yargısal içtihatlarla disiplin cezalarının hazırlayıcı işlemi niteliği taşıyan soruşturma raporlarının kesin ve yürütülebilir nitelikte işlemler olmaması nedeniyle idari davaya konu edilemeyeceği belirlenmiştir.</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong><span>Bu bakımdan, soruşturmacıların, soruşturmayı yürütürken yanlı, kasıtlı veya görev gereklerine aykırı davranmadıkları sürece, soruşturma sırasında elde ettikleri delillere göre oluşan görüşleri nedeniyle sorumlu tutulmasının hukuken kabul edilebilir olmadığı açıktır.</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>Bakılmakta olan dava, soruşturma sırasında davacının sunduğu bazı belgelerin dosyadan çıkarılarak disiplin cezası teklif edildiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemiyle açılmıştır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>Uyuşmazlık konusu olayda ise, davacı hakkında yürütülen soruşturma sonucu düzenlenen rapor ile soruşturmacının önerdiği disiplin cezası teklifi Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulunca reddedilerek disiplin cezası verilmediği, davacının lehine olan bazı delilleri soruşturma dosyasında çıkarılarak Yüksek Öğretim Kuruluna sunulduğu iddiasına yönelik olarak herhangi bir belirlemenin bulunmadığı anlaşılmıştır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>Bu açıklamalar karşısında, soruşturmacının yetki ve sorumluluk alanı içinde yürüttüğü faaliyetin hukuki niteliği ile davacının sonuç olarak herhangi bir disiplin cezası da almamış olduğu dikkate alındığında manevi bir zararının oluştuğundan söz edilemeyeceği açıktır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>Bu durumda; idarenin tazmin sorumluluğunu gerektirecek bir zarar bulunmadığından tazminat isteminin reddi gerekmekte olup aksi yönde verilen Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>SONUÇ : Açıklanan nedenlerle Çanakkale İdare Mahkemesi kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ gününden itibaren 15 ( onbeş ) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 13.06.2012 gününde oyçokluğu ile karar verildi.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>AZLIK OYU :</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>İdare Mahkemesince verilen kararın dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği gerekçesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.</span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-sorusturmasinda-sorusturma-raporuna-dava-acilabilir-mi</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2020/12/disiplin_sorusturmasinda_sorusturma_raporuna_dava_acilabilir_mi_h28636_4c6bf.jpg" type="image/jpeg" length="34633"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Disiplin hukukunda şüpheden sanık yararlanır ilkesi]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-hukukunda-supheden-sanik-yararlanir-ilkesi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-hukukunda-supheden-sanik-yararlanir-ilkesi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Disiplin hukukunda şüpheden sanık yararlanır ilkesi disiplin yaptırımı uygulanacak kişi tarafından ikrar edilmeyen ve eldeki mevcut deliller ile disiplin normuna aykırı fiilin ispatı mümkün olmayan hallerde “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince ilgiliye disiplin cezası verilemeyeceği]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Disiplin hukukunda şüpheden sanık yararlanır ilkesi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Disiplin hukukunda <strong jsaction="" jscontroller="zYmgkd" jsuid="F0MhP_7">şüpheden sanık yararlanır</strong> (in dubio pro reo) ilkesi, bir disiplin suçunun işlendiğine dair somut, kesin ve şüpheye yer bırakmayan deliller bulunmadıkça, kişinin cezalandırılamayacağını ifade eder. Anayasa'daki masumiyet karinesi (m.38/4) gereği, idarenin disiplin suçu isnadını şüphe bırakmayacak şekilde ispatlaması zorunludur.</p>

<p style="text-align:justify">Anayasamızın 38/4. maddesinde “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.” şeklindeki düzenlemeyle, yine AİHS’nin 6/2. maddesinde “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır.” şeklindeki düzenlemeyle teminat alınan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi, ceza yargılaması hukukunda geçerli olan ve mevzuatımızda yazılı olarak hükme bağlanmamış bulunan bir ispat kuralıdır. Buna göre, bir suç işlediği iddiasıyla yargılanan kimse hakkında mahkumiyet kararının verilebilmesi için, kişinin o suçu işlediğinin % 100 oranında kesin olması, ispatlanmış bulunması gerekir. Bu noktadaki % 1lik şüphe dahi sanığın beraat etmesine yol açar. Böylece masum bir kimsenin cezalandırılmasından ise suçlu bir kimsenin serbest bırakılması daha üstün tutulmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Şüpheden sanık yararlanır ilkesi; özenle yapılmış bir hazırlık soruşturmasına, her türlü araştırma ve soruşturma sonucu toplanmış, değerlendirilmiş bütün delillere rağmen sanığın suçluluğu veya aleyhe durum konusunda var olan makul şüphenin giderilmemesi halinde uygulanmalıdır. Bu durumun aksi, bu kez de mağdur tarafın, adaletin ve toplumun zarar görmesine sebep olacaktır. Uygulama alanı çok geniş ve hukukumuzda da vazgeçilmez bir yere sahip olan şüpheden sanık yararlanır ilkesi doğru uygulandığı ve doğru anlaşıldığı takdirde adalet sistemine ve hukuka hizmet edebilir. Hukukun genel ilkelerinden biri olarak kabul gören “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi”, bir kimseyi suçlayan şahsın veya makamın iddiasını kanıtlaması gerektiğini; suçlanan kişinin, ilke olarak suçu işlemediğini, suçsuz olduğunu kanıtlamakla yükümlü olmadığını, hakkındaki hüküm kesinleşinceye kadar sanığın suçlu muamelesi görmemesi ve lekelenmemesini, kamuoyuna suçlu gibi lanse edilmemesi gerektiğini ifade etmektedir</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">D.12D., 30.5.2017, E.2016/7260, K.2017/2823</p>

<p style="text-align:justify">Disiplin hukuku cezalandırılma ilkeleri açısından ceza hukuku ile benzer özellikler taşımakta olup, kişilerin disiplin cezası ile cezalandırılabilmeleri için suç olarak belirlenmiş olan tutum ya da davranışın ilgilisi tarafından işlenmiş olduğunun kesin ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde saptanması ve maddi gerçeğin tüm boyutlarıyla ortaya konması gerekmektedir. Ayrıca evrensel ceza hukuku ile Türk Ceza Kanunu’nda yer alan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi disiplin hukukunda da uygulama alanı bulmaktadır. Buna göre; disiplin yaptırımı uygulanacak kişi tarafından ikrar edilmeyen ve eldeki mevcut deliller ile disiplin normuna aykırı fiilin ispatı mümkün olmayan hallerde “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince ilgiliye disiplin cezası verilemeyeceğinin kabulü gerekmektedir...</p>

<p style="text-align:justify">D.16D., 17.4.2015, E.2015/8892, K.2015/1827</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay ayrıca, “…isim belirtilmeyerek alınan genel tanık beyanları dışında, inandırıcı ve somut deliller ortaya konulmaksızın, fiilin sübut bulduğu gerekçesiyle ceza tayini cihetine gidilmesini…” hukukun genel ilkelerinden biri olarak değerlendirdiği masumiyet karinesi ve bunun bir sonucu olan şüpheden sanık yararlanır ilkelerinin ihlali nedeniyle hukuka aykırı bulmaktadır. Aynı şekilde, çelişkili tanık beyanlarına dayanılarak disiplin cezası verilmesini de hukuka aykırı bulduğu kararında102, fiilin şüpheye yer bırakmaksızın ve kesin olarak ortaya konulamamış olması yönünde yaptığı değerlendirme de şüpheden sanık yararlanır ilkesinin dolaylı olarak uygulanması niteliğindedir</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-hukukunda-supheden-sanik-yararlanir-ilkesi-1</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 10:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/02/danistay-kararlari-85-1.webp" type="image/jpeg" length="57633"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İşçi Fazla Çalışma Yapmak Zorunda mıdır?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/isci-fazla-calisma-yapmak-zorunda-midir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/isci-fazla-calisma-yapmak-zorunda-midir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[4857 sayılı İş Kanunu'na göre fazla çalışma için işçinin yazılı onayı şarttır. İşçi bu onayı vermek zorunda değildir ve onay vermediği için işten çıkarılamaz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">İşçi Fazla Çalışma Yapmak Zorunda mıdır?</h1>

<p style="text-align:justify">4857 sayılı İş Kanunu'na göre fazla çalışma için işçinin yazılı onayı şarttır. İşçi bu onayı vermek zorunda değildir ve onay vermediği için işten çıkarılamaz.</p>

<p style="text-align:justify">Giriş</p>

<p style="text-align:justify">Çalışma hayatının en sık karşılaşılan uyuşmazlık konularından biri fazla çalışmadır. İşverenler tarafından sıklıkla "İşin gereği fazla mesai yapmak zorundasın" şeklinde dile getirilen bu talep, işçilerde hak kaygısına yol açmaktadır. Peki işçi gerçekten fazla mesai yapmak zorunda mıdır? İş Kanunu bu konuda ne demektedir? İşte yanıtlar.</p>

<p style="text-align:justify">1. Kural: Fazla Çalışma İçin İşçinin Yazılı Onayı Şarttır</p>

<p style="text-align:justify">4857 sayılı İş Kanunu'nun 41. maddesinin birinci fıkrası açıkça düzenlemektedir:</p>

<p style="text-align:justify"> "Fazla çalışma, Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde, işçinin yazılı onayının alınması şartıyla yaptırılabilir."</p>

<p style="text-align:justify">Bu hüküm uyarınca, işverenin işçiye fazla çalışma yaptırabilmesi için öncelikle işçiden yazılı onay alması zorunludur. Bu onay alınmadan yapılacak fazla çalışma talepleri hukuka aykırıdır. İşçi, yazılı onay vermediği sürece fazla çalışma yapmakla yükümlü değildir.</p>

<p style="text-align:justify">2. Onay Vermeyen İşçi İşten Çıkarılabilir mi?</p>

<p style="text-align:justify">Hayır. İşçinin fazla çalışma onay formunu imzalamayı reddetmesi, iş sözleşmesinin feshi için geçerli bir sebep oluşturmaz. Bu gerekçeyle yapılacak bir fesih, 4857 sayılı Kanun'un 18. ve devamı maddeleri uyarınca haksız fesih niteliğindedir.</p>

<p style="text-align:justify">İşçi, bu durumda:</p>

<p style="text-align:justify">- Kıdem tazminatına,</p>

<p style="text-align:justify">- İhbar tazminatına,</p>

<p style="text-align:justify">- Koşulları varsa işe iade talebinde bulunma hakkına sahiptir.</p>

<p style="text-align:justify">3. Fazla Çalışma Onayının Geri Alınması (Cayma Hakkı)</p>

<p style="text-align:justify">25 Ağustos 2017 tarihli ve 30165 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikle birlikte, işçinin fazla çalışma onayını geri alması düzenlenmiştir. Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliği'nin 9. maddesine göre:</p>

<p style="text-align:justify"> "İşçi, fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma yapma konusunda verdiği onayı, otuz gün önceden işverene yazılı olarak bildirmek şartıyla geri alabilir."</p>

<p style="text-align:justify">Bu hüküm uyarınca, daha önce fazla çalışma yapmayı kabul eden işçi, 30 gün önceden yazılı bildirimde bulunarak bu onayını geri çekebilir. Bildirim süresinin sonunda işçi artık fazla çalışma yapmakla yükümlü değildir.</p>

<p style="text-align:justify">4. Yasal Sınırlar</p>

<p style="text-align:justify">Fazla çalışmanın da bir üst sınırı bulunmaktadır. Aynı Kanun'un 41. maddesinin sekizinci fıkrasına göre:</p>

<p style="text-align:justify"> "Fazla çalışma süresi, yılda ikiyüz yetmiş saatten fazla olamaz."</p>

<p style="text-align:justify">Ayrıca, Fazla Çalışma Yönetmeliği'nin 4. maddesinin üçüncü fıkrasına göre günlük çalışma süresi 11 saati aşamaz. Bu süre, ara dinlenmeler hariç olarak hesaplanır.</p>

<p style="text-align:justify">İşverenin bu sınırları aşması halinde işçi, 4857 sayılı Kanun'un 24. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca haklı nedenle iş sözleşmesini feshedebilir.</p>

<p style="text-align:justify">5. Fazla Çalışma Yaptırılamayacak Kişiler</p>

<p style="text-align:justify">Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliği'nin 8. maddesinde, aşağıdaki kişilere hiçbir şekilde fazla çalışma yaptırılamayacağı hüküm altına alınmıştır:</p>

<p style="text-align:justify">| Çalışan Grubu | Yasal Dayanak |</p>

<p style="text-align:justify">|---|---|</p>

<p style="text-align:justify">| 18 yaşını doldurmamış işçiler | Yönetmelik m.8/1-a |</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">| Gebe, yeni doğum yapmış veya emziren işçiler | Yönetmelik m.8/1-b |</p>

<p style="text-align:justify">| Sağlık raporuyla fazla çalışma yapamayacağı belgelenenler | Yönetmelik m.8/1-c |</p>

<p style="text-align:justify">| Yeraltı maden işçileri | Yönetmelik m.8/1-ç |</p>

<p style="text-align:justify">| Kısmi süreli (part-time) iş sözleşmesiyle çalışanlar | Yönetmelik m.8/2 |</p>

<p style="text-align:justify">Bu yasağa aykırı davranan işveren hakkında idari para cezası uygulanır ve işçi haklı nedenle sözleşmeyi feshedebilir.</p>

<p style="text-align:justify">6. Sonuç ve Değerlendirme</p>

<p style="text-align:justify">4857 sayılı İş Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde işçi, fazla çalışma yapmak zorunda değildir. Fazla çalışma:</p>

<p style="text-align:justify">- İşçinin yazılı onayını gerektirir,</p>

<p style="text-align:justify">- Onay vermeyen işçi işten çıkarılamaz,</p>

<p style="text-align:justify">- Verilen onay 30 gün önceden yazılı bildirimle geri alınabilir,</p>

<p style="text-align:justify">- Yıllık 270 saat ve günlük 11 saat sınırlarına tabidir,</p>

<p style="text-align:justify">- Belirli işçi gruplarına hiçbir koşulda yaptırılamaz.</p>

<p style="text-align:justify">İşçilerin bu haklarını bilmesi ve gerektiğinde hukuki yollara başvurması, çalışma hayatında karşılaşılan mağduriyetlerin önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">---</p>

<p style="text-align:justify">Bu metin genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut uyuşmazlıklarda bir iş hukuku avukatına başvurulması önerilir.</p>

<p style="text-align:justify">---</p>

<p style="text-align:justify">İlgili Mevzuat:</p>

<p style="text-align:justify">- 4857 sayılı İş Kanunu m.41</p>

<p style="text-align:justify">- İş Kanunu'na İlişkin Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliği m.4, m.5, m.8, m.9</p>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/isci-fazla-calisma-yapmak-zorunda-midir</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 13:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/12/94526065-10070919-1.jpg" type="image/jpeg" length="61341"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Soruşturma oluru alınmadan verilen ceza iptal edildi]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/sorusturma-oluru-alinmadan-verilen-ceza-iptal-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/sorusturma-oluru-alinmadan-verilen-ceza-iptal-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Soruşturma oluru alınmadan yürütülen disiplin soruşturması ihracı sakatladı: Danıştay, Milli Savunma Bakanlığı'nın temyiz istemini reddetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Soruşturma oluru alınmadan verilen ceza iptal edildi</h1>

<p style="text-align:justify">Askerlik Şubesi'nde sivil memur olarak görev yapan bir kişi, yetkisi bulunmamasına karşın gerçeğe aykırı askerlik tecil belgesi düzenledi. İdare, fiili öğrendikten sonra usulüne uygun soruşturma oluru almaksızın doğrudan idari tahkikat başlattı. Düzenlenen rapor üzerine Milli Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu memuru ihraç etti.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Dairesi, fiilin ağırlığından bağımsız olarak soruşturmanın usule aykırı başlatıldığını tespit ederek ihraç kararını iptal eden alt mahkeme kararlarını onadı.</p>

<p style="text-align:justify">Karara bir üye katılmadı. Karşı oy gerekçesinde, disiplin amiri konumundaki Adana Askeralma Bölge Başkanı'nın tahkikat raporunu onaylayarak Bakanlığa iletmesinin soruşturma oluru işlevini fiilen gördüğü, mevzuatta ayrıca olur alınması zorunluluğunun bulunmadığı ve işin esasının incelenmesi gerektiği savunuldu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></strong></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONİKİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2021/5480<br />
Karar No : 2023/5188<br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı<br />
VEKİLİ: Av. ...<br />
<br />
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br />
VEKİLİ: Av. ...<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
<br />
YARGILAMA SÜRECİ :<br />
Dava konusu istem: Hatay ili, İskenderun ilçesi, Askerlik Şubesi Başkanlığında sivil memur olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliği'nin 13. maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.<br />
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; disiplin suçu teşkil eden fiillerle ilgili olarak soruşturma yapılması zorunlu olduğu gibi soruşturmanın belirli usuller çerçevesinde yapılmasının isnada maruz kalanların hukuki güvencesi olduğu, bu çerçevede; yapılacak soruşturmada soruşturma konularını içerir soruşturma emri verilmesi, bağımsız ve üst veya denk görevde olan bağımsız bir soruşturmacı atanması, olayla ilgili tanık ve soruşturulanın ifadelerinin alınması, ifade alınmadan kişiye haklarının ve soruşturma konusunun bildirilmesi, isnat olunan fiille ilgili lehe ve aleyhe başkaca delillerin araştırılması, soruşturma sonucunda bir rapor hazırlanması ve bu raporda; olayın değerlendirilmesi, soruşturmacının kanaat ve teklifini belirtmesi ve raporun ilgili makama sunulması, soruşturmayı yapan kişi ile soruşturmada elde edilen delilleri değerlendirecek kişi veya kurulların ayrı olması, yasal süre içerisinde isnat olunan fiiller bildirilerek sanığın savunmasının alınması gerekliliği disiplin hukukunun temel ilkelerinden olduğu gibi hukuki güvenlik ilkesinin de gereği olduğu, dava konusu edilen uyuşmazlıkta, davacının G.B. isimli şahsa askerliğinin 31/12/2016 tarihine kadar erteli olduğuna ilişkin "Askerlik Durum Belgesini" gerçeğe aykırı olarak düzenleyerek verdiğinden dolayı yetkili disiplin amirlerince verilmiş olan bir disiplin soruşturma oluru bulunmadan hakkında doğrudan idari tahkikat yapılarak rapor düzenlendiği, anılan raporun üzerine, "Mevzuat hükümleri gereğince devlet memurluğundan çıkarma işlemi başlatılmasını teklif edelim" notu düşülerek soruşturma dosyasının davalı Bakanlığa gönderildiği, 14/11/2018 ve 07/12/2018 tarihli ara kararları ile disiplin soruşturma olurunun bir örneğinin istenilmesine rağmen, davalı idarece gönderilen belgelerin ekinde bu belgenin sunulmadığı görüldüğünden; usulüne uygun verilmiş bir soruşturma oluru bulunmadan başlatılıp tamamlanan soruşturma raporuna dayanılarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiştir.<br />
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br />
<br />
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacının yetkisi olmadığı halde resmi belge düzenlediği, idarenin takdir yetkisi gereği yürütülen tahkikat sonucunda tesis edilen dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu, davalı idarenin harçtan muaf olduğu belirtilerek, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.<br />
<br />
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...<br />
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br />
<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:<br />
<br />
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br />
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br />
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br />
<br />
KARAR SONUCU :<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,<br />
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,<br />
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br />
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 23/10/2023 tarihinde, kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.<br />
<br />
<br />
(X) KARŞI OY:<br />
Dava, Hatay ili, İskenderun ilçesi, Askerlik Şubesi Başkanlığında sivil memur olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliği'nin 13. maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 05/04/2017 tarih ve 2017/5 sayılı kararının iptali istenilmiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">Dava konusu işlemin dayanağı olarak uygulanan 04/04/1983 tarih ve 18008 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliği, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 134. maddesine dayanılarak çıkarılmış, anılan Yönetmeliğin 2. maddesinin birinci fıkrasında, bu Yönetmeliğin 657 sayılı Kanun'un 1. maddesi kapsamına giren Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli devlet memurları hakkında uygulanacağı, üçüncü fıkrasında ise, 657 sayılı Kanun'un 233. maddesi hükmünün saklı olduğu düzenlenmiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullar" başlıklı 126. maddesinde; uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarının disiplin amirleri tarafından, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının, memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra, atamaya yetkili amirler, il disiplin kurullarının kararına dayanan hallerde valiler tarafından verileceği, Devlet memurluğundan çıkarma cezasının ise, amirlerin bu yoldaki isteği üzerine, memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kurulu kararı ile verileceği, "Türk Silahlı Kuvvetlerinde çalışan memurlara uygulanmaya devam olunacak hükümler" başlıklı 233. maddesinde ise; Bu kanunun 7. bölümünde yer alan disipline ait 124 ve 136. maddelerindeki hükümlerin Türk Silahlı Kuvvetlerinde çalışan sivil memurlar ile sözleşmeli ve yevmiyeli personel hakkında uygulanmasından, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanun ve Yönetmeliği, Askeri Mahkemeler Kuruluş ve Yargılama Usulü Kanunu ve konu ile ilgili diğer hükümleri saklıdır, hükümlerine yer verilmiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliği'nin "Disiplin Amiri" başlıklı 9. maddesinin üçüncü fıkrasında; karargah ve kurumlarda en az Şube Müdürü veya eşidi seviyedeki amirin disiplin amiri olduğu, "Disiplin cezaları" başlıklı 13. maddesinde; devlet memurlarına 657 sayılı Kanun'un 125. maddesindeki cezaların verileceği, "Soruşturma işlemi" başlıklı 17. maddesinde; devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırmayı gerektiren fiil ve halleri bulunan memurlar hakkında, memurun görevli olduğu birlik komutanları ve kurum amirliklerince gerekli soruşturma yapılarak düzenlenen soruşturma dosyasının, Milli Savunma Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü veya ilgili Kuvvet Personel Başkanlığına gönderileceği, düzenlenmiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">Dosyanın incelenmesinden; İskenderun Askerlik Şubesi Başkanlığında sivil memur olarak görev yapan davacının görevi olmadığı halde usulsüz olarak askerlik tecil belgesi düzenlediği bilgisinin İdarece 11/02/2016 tarihinde öğrenildiği ve bunun üzerine düzenlenen 18/02/2016 tarihli İdari Tahkikat Raporunda; 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinin (f) alt bendi uyarınca kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılması, ilave bilgi ve belgelerin temini sonrası aynı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezasının değerlendirilebileceği belirtilmiş, anılan raporun son sayfasında davacının görev yaptığı Askerlik Şubesinin bağlı olduğu ve disiplin amiri konumunda olan Adana Askeralma Bölge Başkanı tarafından el yazısı ile "Mevzuat hükümleri gereğince devlet memurluğundan çıkarma işlemi başlatılmasını teklif edelim" ibaresine yer verilerek,10/03/2016 tarihinde soruşturma dosyası Bölge Başkanı tarafından, davacının, fiilinin 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca incelenmesi gerektiği belirtilerek Milli Savunma Bakanlığı Askeralma Dairesi Başkanlığına gönderilmiş, sonrasında dosya Personel Daire Başkanlığına gönderilerek gerekli incelemeler yapıldıktan sonra Yüksek Disiplin Kuruluna tevdi edilmiş, anılan Kurul tarafından davacıya sözlü savunma hakkı da tanınmak suretiyle dava konusu işlem tesis edilmiştir.</font></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">Dava konusu işlemin iptaline yönelik temyize konu Mahkeme kararında, "usulüne uygun verilmiş bir soruşturma oluru bulunmadan başlatılıp tamamlanan soruşturma raporuna dayanılarak ve atamaya yetkili amirlerin bu yönde herhangi bir isteği olmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesine yer verilmekle beraber; 657 sayılı Kanun'da Devlet memurluğundan çıkarma cezasının amirlerin bu yoldaki isteği üzerine verileceği düzenlenmiş olup; davacının fiili neticesinde düzenlenen İdari Tahkikat Raporunda, davacının görev yaptığı yerin bağlı olduğu Kurum Başkanı yani disiplin amiri tarafından rapora onay verilerek Bakanlığa gönderildiği görülmektedir. Dolayısıyla davacının amiri tarafından Yüksek Disiplin Kuruluna gönderilen soruşturma dosyasında yetki bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.<br />
Bu durumda, davacının eylemlerinin memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici harekette bulunmak fiilini oluşturduğu gerekçesiyle yapılan soruşturma neticesinde Milli Savunma Bakanlığı Personel Dairesi Başkanlığı tarafından doğrudan Milli Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kuruluna gönderilmesinde usule aykırılık bulunmadığı görülmüştür.<br />
Bu itibarla, usule aykırılık görülmeyen dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan İstinaf başvurusunun reddi yolundaki temyiz istemine konu Bölge İdare Mahkemesi kararının işin esasının incelenmesi üzere bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyoruz.</font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/sorusturma-oluru-alinmadan-verilen-ceza-iptal-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 02:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/08/disiplin-mevzuatinyericom.png" type="image/jpeg" length="43604"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zimmet suçunda HAGB'nin disiplin suçuna etkisi]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/zimmet-sucunda-hagbnin-disiplin-sucuna-etkisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/zimmet-sucunda-hagbnin-disiplin-sucuna-etkisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[HAGB ile sonuçlanan zimmet davası disiplin cezasını engellemedi: Danıştay, 657 sayılı Kanun'un 131. maddesini hatırlatarak ihracı onadı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Danıştay: HAGB Kararı Disiplin Cezasına Engel Değil</strong></p>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Dairesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararıyla sonuçlanan bir ceza yargılamasının, ilgili memur hakkında disiplin cezası uygulanmasına engel teşkil etmeyeceğini bir kez daha ortaya koydu.</p>

<p style="text-align:justify">Zabıt katibi olarak görev yapan davacı, 2013-2015 yılları arasında 147 dosyadan tebligat ve müzekkere masrafı adı altında tahsil ettiği toplam 8.430 TL'yi zimmetine geçirdi. Ağır Ceza Mahkemesi zimmet suçunun sübut bulduğuna hükmederek hapis cezası verdi; ancak zararın giderilmiş olması ve diğer kişisel koşullar gözetilerek HAGB'ye karar verdi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Hukuki tartışma</strong></p>

<p style="text-align:justify">Davacı, HAGB'nin kendisine "ikinci bir şans" tanıdığını, bu nedenle ihraç cezasının ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu savundu. Danıştay bu görüşü kabul etmedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Daire, 657 sayılı Kanun'un 131. maddesine dayanarak ceza yargılamasının sonucunun disiplin sürecini bağlamadığını, zimmetin disiplin hukuku açısından bağımsız biçimde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. İhraç kararı <strong>oybirliğiyle onandı.</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></strong></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONİKİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2021/4573<br />
Karar No : 2023/5346<br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...<br />
VEKİLİ : Av. ...<br />
<br />
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı<br />
VEKİLİ : Av. ...<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
<br />
YARGILAMA SÜRECİ :<br />
Dava konusu istem: Hatay ili, Hassa Adliyesinde zabıt katibi olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.<br />
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla; davacının ''zimmet'' suçundan hakkındaki yargılama sonucu, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 1 yıl, 8 ay, 25 gün hapis cezasıyla cezalandırılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve anılan kararın 03/03/2016 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiğinin görüldüğü, bu durumda, soruşturma raporu ile ceza yargılamasının birlikte değerlendirilmesinden; davacının zabıt katibi olarak görev yaptığı dönemde tebligat ve müzekkere masrafı olarak kendisine reddiyat yapılmasına ve parayı kasadan çekmesine rağmen gerekli tebligat ve müzekkereyi düzenlemediği, bir kısım dosyalarda postaya verilmesi gereken evrakı postaya vermediği, dosyada tebligat ve müzekkere masrafı olarak gerekli olandan fazla reddiyat yaparak artan farkı dosyalarına iade etmediği, tebligat masrafı olarak reddiyat ile para çıkışı yapmasına rağmen tebligatları elden yaptığı, almış olduğu masrafları iade etmediği, bu şekilde 2013, 2014 ve 2015 yıllarında toplam 147 adet dosyadan 8.430,00-TL'yi zimmetine geçirdiğinin bizzat davacının ifadesiyle ikrar edilerek, Mahkeme kararı ile hüküm altına alınması karşısında, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak hali kapsamında davacının, Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı; öte yandan, her ne kadar ... Ağır Ceza Mahkemesindeki yargılamanın hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile sonuçlandığı görülmekte ise de; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 131. maddesinde belirtildiği üzere, Ceza Kanunu'na göre mahkum olup olmamanın ayrıca disiplin cezası uygulanmasına engel olmayacağı, kaldı ki ceza yargılamasında zimmet suçunun sübut bulduğu sonucuna ulaşılarak, zararın giderilmiş olması, sabıkasız olması, duruşmadaki tutum ve davranışlar göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda Mahkemede kanaat oluşması sonucu bu kararın verildiği hususu vurgulanarak davanın reddine karar verilmiştir.<br />
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br />
<br />
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Yüksek Disiplin Kurulunca hakkındaki tesis edilen kararda, sadece ceza yargılamasının esas alındığı, oysa verilen hapis cezası için hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın lehe olup, hakkında bu karar verilen kişinin, 5 yıl içerisinde bir suç işlememesi durumunda hükme esas suç işlenmemiş gibi kişiye ikinci bir şans verilmesinin amaçlandığı gibi, bu durumdaki kişinin memuriyetten çıkarılmasının ölçülülük, eşitlik, hakkaniyet gibi hukukun temel ilkelerine aykırılık oluşturacağı, öte yandan görevini yaptığı sırada kalemdeki işlerin personel yetersizliği nedeniyle zamanında yerine getirilemediğinin bilindiğinin sabit olduğu, zabıt katibi olarak işe başladığında gerek tecrübesizlik gerekse iş yoğunluğu yönünden bir takım aksaklık ve eksiklere yol açtığı, ancak olayda maddi bir menfaati bulunmadığı gibi henüz soruşturma başlamadan önce maddi zararların tazmin edildiği, fiilin zimmet suçu kapsamında olmayıp, görevi kötüye kullanma veya görevi ihmal olarak değerlendirilmesinin gerektiği, bu durumda da eyleme karşılık gelen disiplin yaptırımının kademe ilerlemesinin durdurulması cezası olacağı, kararın aynı zamanda orantılılık ilkesine de aykırı olduğu belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.<br />
<br />
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...<br />
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br />
<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br />
<br />
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br />
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br />
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br />
<br />
KARAR SONUCU :<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br />
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,<br />
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br />
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 26/10/2023 tarihinde, kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.</font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/zimmet-sucunda-hagbnin-disiplin-sucuna-etkisi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 01:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/01/danistay-haber-foto-50kb-1.jpg" type="image/jpeg" length="43565"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hakem hastaneye sevk edilen memur hastaneye gitmek zorunda mı?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/hakem-hastaneye-sevk-edilen-memur-hastaneye-gitmek-zorunda-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/hakem-hastaneye-sevk-edilen-memur-hastaneye-gitmek-zorunda-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[almış olduğu sağlık raporu kurumunca hakem hastaneye sevk edilmesi durumunda memurun hakem hastanede gitmemesi durumunda disiplin cezası alması gerektiği hakkında danıştay kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Hakem hastaneye sevk edilen memur hastaneye gitmek zorunda mı?</h1>

<p></p>

<p>Memurların hastalık için almış oldukları sağlık raporlarını kurumlarına vermeleri ile birlikte kurumlarınca sağlık izni verilmesi gerekmektedir. Kurumu memurca alınan sağlık raporunu gerek görür ise hakem hastaneye götürebilir. Hakem hastaneye gönderilen memurun hakem hastaneye gitmemesi durumunda memura verilen görevleri yapmaması nedeniyle disiplin cezası verilebilir.</p>

<p></p>

<p>Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2020/5327 E.  ,  2021/2572 K.</p>

<p></p>

<p>"İçtihat Metni"</p>

<p>T.C.</p>

<p>D A N I Ş T A Y</p>

<p>ONİKİNCİ DAİRE</p>

<p>Esas No : 2020/5327</p>

<p>Karar No : 2021/2572</p>

<p></p>

<p>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …</p>

<p></p>

<p>KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı</p>

<p>VEKİLİ : Av. …</p>

<p></p>

<p>İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p>

<p></p>

<p>YARGILAMA SÜRECİ :</p>

<p>Dava konusu istem: Tekirdağ İli … İlçe Adliyesi Sulh Ceza Mahkemesinde mübaşir olarak görev yapan davacının, 13/03/2013-15/03/2013 tarihleri arasında …Devlet Hastanesinden aldığı hastalık raporunun fen ve sağlık kurallarına uygun olup olmadığı yönünden incelenmesi amacıyla hakem hastanesi olarak belirlenen ...Devlet Hastanesine sevk edilmesine rağmen, hakem hastanesine gitmediği gerekçesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/C-a maddesi gereğince 1/15 oranında "Aylıktan kesme" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı …Sulh Ceza Mahkemesi (Disiplin Amiri Sıfatıyla) kararının iptali istenilmiştir.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince, Danıştay Beşinci Dairesinin 21/11/2016 tarih ve E:2016/9984, K:2016/6569 sayılı bozma kararına uymak suretiyle verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararla<strong>; sevkedildiği hakem hastanesine gitmemek suretiyle ''Kasıtlı olarak; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek" fiilini işlediği anlaşılan davacıya bu eyleminden dolayı verilen disiplin cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</strong></p>

<p></p>

<p>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Söz konusu sevke konu raporun bel fıtığıyla ilgili olduğu, daha önce aynı konuda alınan raporların … Devlet Hastanesince hakem hastane sıfatıyla incelediği, raporun fen ve sağlık kurallarına uygun olduğuna karar verildiği, uzun süre ayakta kalması nedeniyle bel fıtığı hastalığının yeniden nüksettiği, yıllık izinlerinin kullandırılmadığı, cezanın husumete dayalı olarak tesis edildiği, sicillerinin çok iyi olduğu, bir alt ceza verilmesi gerektiği, muhakkik raporunda kınama cezası verilmesi teklif edilmesine rağmen husumetle aylıktan kesme cezası verildiği iddialarıyla kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.</p>

<p></p>

<p>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Kararın hukuka ve usule uygun olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.</p>

<p></p>

<p>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …</p>

<p>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p></p>

<p>TÜRK MİLLETİ ADINA</p>

<p>Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Danıştay Başkanlık Kurulu'nun 18/12/2020 tarih ve 2020/62 sayılı "Danıştay Dava Daireleri Arasındaki İşbölümü Kararı" üzerine Danıştay Beşinci Dairesince gönderilen dosya Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlenildikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra görüşüldü:</p>

<p></p>

<p>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</p>

<p>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesinin 4. fıkrasında , Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükmüne yer verilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Temyizen incelenen kararda, İdare Mahkemesince bozma kararında belirtilen esaslara uyulduğu anlaşılmış olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p></p>

<p>KARAR SONUCU:</p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1. Davacının temyiz isteminin reddine,</p>

<p>2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,</p>

<p>3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,</p>

<p>4. Dosyanın anılan mahkemeye gönderilmesine,</p>

<p>5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/hakem-hastaneye-sevk-edilen-memur-hastaneye-gitmek-zorunda-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 09:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2022/03/hakem_hastaneye_sevk_edilen_memur_hastaneye_gitmek_zorunda_mi_h30795_cda8f.jpg" type="image/jpeg" length="28486"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Memur amirini şikayet ederse disiplin soruşturması açılır mı?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/memur-amirini-sikayet-ederse-disiplin-sorusturmasi-acilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/memur-amirini-sikayet-ederse-disiplin-sorusturmasi-acilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Davacının, yasalarla kendisine tanınan şikayet hakkını kullanmak suretiyle şikayet dilekçesi vermesinde, ilgiliyi haksız yere şikayet etmek maksadı bulunmadığından, şikayet hakkının etkin bir şekilde kullanılmasını engelleyecek şekilde disiplin cezası ile cezalandırılmayacağı hakkında.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2 style="text-align:justify"><span><span>Memur amirini şikayet ederse disiplin soruşturması açılır mı?</span></span></h2>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Davacının, yasalarla kendisine tanınan şikayet hakkını kullanmak suretiyle şikayet dilekçesi vermesinde, ilgiliyi haksız yere şikayet etmek maksadı bulunmadığından, şikayet hakkının etkin bir şekilde kullanılmasını engelleyecek şekilde disiplin cezası ile cezalandırılmayacağı hakkında.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>T.C.</strong><br />
<strong>DANIŞTAY</strong><br />
<strong>Onikinci Daire</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Esas No: 2009/9102 Karar No : 2013/8032</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>Özeti: </strong>Davacının, yasalarla kendisine tanınan şikayet hakkını kullanmak suretiyle şikayet dilekçesi vermesinde, ilgiliyi haksız yere şikayet etmek maksadı bulunmadığından, şikayet hakkının etkin bir şekilde kullanılmasını engelleyecek şekilde disiplin cezası ile cezalandırılmayacağı hakkında.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Temyiz İsteminde Bulunan(Davacı) :...</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Vekili : Av....</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Karşı Taraf (Davalı) : Diyarbakır Valiliği</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Onikinci Daire</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>İstemin Özeti : Diyarbakır 2. İdare Mahkemesince verilen 13/07/2009 tarih ve E:2008/1492; K:2009/1535 sayılı kararın, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Savunmanın Özeti: İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Danıştay Tetkik Hakimi: Safiye Uysal</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Düşüncesi: İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun bulunmadığından bozulması gerektiği düşünülmüştür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>TÜRK MİLLETİ ADINA</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span><span>Dava; Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü'nde polis memuru olarak görev yapan davacının, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 6/A-9 maddesi uyarınca ve bir alt ceza uygulanmak suretiyle "3 günlük aylık kesimi" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 13.03.2008 tarih ve 52 sayılı Diyarbakır Valiliği İl Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>İdare Mahkemesince; davacının da aralarında bulunduğu polis memurlarının Emniyet Amiri...'den şikayetçi olmaları nedeniyle bu kişi hakkında soruşturma açıldığı, soruşturma sonucunda amir hakkında ceza tayinine mahal olmadığı sonucuna varıldığı, adı geçen amir tarafından yapılan şikayet sonucu açılan soruşturma sonucunda ise söz konusu şikayetlerin dayanaksız olduğu ve <strong>davacının ve diğer polis şikayetçi polis memurlarının amirlerini haksız yere şikayet ettikleri kanaatine varılarak</strong> dava konusu işlemin tesis edildiğinin anlaşıldığı, söz konusu soruşturma raporlarının incelenmesinden, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Davacı tarafından, Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 6/A-9. maddesinde <strong>"Astlarını, aynı rütbedeki arkadaşlarını, üstlerini ya da amirlerini haksız yere şikayet etmek</strong>" suçu 4 ay kısa süreli durdurma cezasını gerektiren fiil ve eylemler arasında sayılmış, 15. maddesinde ise; "Kararın verildiği güne kadar geçmiş hizmetleri olumlu ve sicilleri iyi olan memurlara bu Tüzükte gösterilen cezanın bir derece aşağısı uygulanabilir." hükmüne yer verilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Dosyanın incelenmesinden; davacının da aralarında bulunduğu polis memurlarının<strong> Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü emrinde görevli iken başka birimlerde görevlendirilmeleri üzerine</strong> kendilerinin atanmasından sorumlu tuttukları Emniyet Amiri ...'den şikayetçi olmaları nedeniyle <strong>amirleri hakkında soruşturma açıldığı ve soruşturma sonucunda "Ceza Tayinine Mahal Olmadığı" yönünde karar verildiği, </strong>aynı zamanda Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2007/49 esas sayılı dosyasında ... <strong>hakkında görevi kötüye kullanmak suçlaması ile dava açıldığı,</strong> yargılama sonucu çıkan beraat kararının Yargıtay tarafından onandığı görülmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Her ne kadar..., hakkında yapılan yargılama sonucu beraat etmiş ise de; savcılıkça kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmeksizin dava açılması için yeterli delil olduğu sonucuna varılarak ceza davasının açıldığı ve davacının verdiği şikayet dilekçesinde, <strong>suç isnat etme kastı olan veya hakaret içeren ibarelere yer vermediği görülmüş olup, bir haksızlığa uğradığını samimi olarak düşünerek şikayet hakkını kullandığı sonucuna varılan davacının, </strong>şikayet dilekçesi üzerine sicil amiri hakkında yapılan inceleme neticesinde "Ceza Tayinine Mahal Olmadığına" karar verilmesinin <strong>tek başına davacının üstlerini haksız yere şikayet etmek suçunu işlediği savıyla cezalandırılmasını</strong> gerektirmediği açıktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Bu durumda; davacının yasalarla kendisine tanınan şikayet hakkını kullanmak suretiyle şikayet dilekçesi vermesinde, ilgiliyi haksız yere şikayet etmek maksadının bulunmadığı anlaşıldığından, davacının şikayet hakkının etkin bir şekilde kullanılmasını engelleyecek şekilde disiplin cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 12/11/2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/memur-amirini-sikayet-ederse-disiplin-sorusturmasi-acilir-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 09:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2022/03/memur_amirini_sikayet_ederse_disiplin_sorusturmasi_acilir_mi_h30810_4f80c.jpg" type="image/jpeg" length="15859"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstifa Eden Memur İkramiye Alabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/istifa-eden-memur-ikramiye-alabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/istifa-eden-memur-ikramiye-alabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstifa eden memurun ikramiye alıp alamayacağı; hizmet süresi, sigortalılık türü ve ayrılış şekline göre değişir. Her istifa ikramiye hakkı doğurmaz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1 style="text-align:justify"><strong>İSTİFA EDEN MEMURA EMEKLİ İKRAMİYESİ ÖDENİR Mİ?</strong></h1>

<h2 style="text-align:justify">1. GENEL ÇERÇEVE</h2>

<p style="text-align:justify">Devlet memurlarının iş güvencesi ve sosyal haklar bakımından özel sektör çalışanlarına kıyasla ayrıcalıklı bir konumda bulunduğu bilinmekle birlikte, memuriyet statüsünden çıkış sonrasındaki emeklilik hakları zaman zaman ciddi belirsizliklere yol açmaktadır. Bu belirsizliklerin odağında ise emekli ikramiyesi hakkı yer almaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 89. maddesi uyarınca emekli ikramiyesi, emekliye ayrılma ya da toptan ödeme yapılması halinde hak sahiplerine ödenen ve her tam fiili hizmet yılı karşılığında bir aylık tutarında hesaplanan bir ödemedir. Memuriyet statüsünden istifa yoluyla ayrılmak ise bu hakkın ne zaman ve hangi koşullarda doğacağı sorusunu beraberinde getirmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Konuya ilişkin yasal düzenlemeler, Anayasa Mahkemesi'nin birbirini izleyen iptal kararlarının ardından köklü biçimde yeniden şekillendirilmiş; mevcut çerçeve, 26 Ocak 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6270 sayılı Kanun ile nihai halini almıştır.</p>

<h3 style="text-align:justify">2. YASAL DÜZENLEMELERİN GELİŞİMİ</h3>

<p style="text-align:justify">Tarihsel süreçte, memuriyetten ayrıldıktan sonra SSK (4/a) ya da Bağ-Kur (4/b) kapsamında çalışarak emekli olan kişilere memuriyet sürelerine karşılık ikramiye ödenmemekteydi. Bu uygulamanın yasal dayanağını, 2829 sayılı Kanun'un 12. maddesinde yer alan ve yalnızca son defa Emekli Sandığı'na tabi görevden emekliye ayrılanları kapsayan ifade oluşturuyordu.</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi, söz konusu düzenlemenin eşitlik ilkesiyle bağdaşmadığına hükmederek önce bu ibareyi, ardından yapılan yeni düzenlemeyi de iptal etmiştir. Her iki iptal kararının gerekçeleri dikkate alınarak hazırlanan 6270 sayılı Kanun, bugün hâlâ yürürlükte olan sistemi ortaya koymuştur.</p>

<h3 style="text-align:justify">3. YALNIZCA MEMURİYET SÜRELERİYLE EMEKLİ OLANLAR</h3>

<p style="text-align:justify">Emekliliğe esas hizmet süresinin tamamı 5434 sayılı Kanun kapsamında geçmiş olan kişiler için mesele nispeten yalındır: Bu kişiler, memuriyet döneminde istifa etmiş olsalar dahi ileride emekli olduklarında tüm memuriyet süreleri için ikramiye almaya hak kazanırlar. Geçmişte birden fazla kez istifa edip yeniden göreve başlamış olmak bu hakkı ortadan kaldırmaz.</p>

<p style="text-align:justify">Başka bir deyişle, tüm çalışma yaşamı boyunca yalnızca Emekli Sandığı iştirakçisi olarak sigortalılık sürdürmüş ve herhangi bir dönemde SSK ya da Bağ-Kur kapsamına girmemiş olanlar için ikramiye hakkı, istifanın hukuki sonuçlarından bağımsız olarak korunmaktadır.</p>

<h4 style="text-align:justify">4. KARMA SİGORTALILIK DURUMUNDA İKRAMİYE HAKKI</h4>

<p style="text-align:justify">Memuriyet döneminin yanı sıra SSK veya Bağ-Kur kapsamında da çalışma süresi bulunan kişilerin emekliliği, 2829 sayılı Kanun'un 8. maddesi çerçevesinde hizmet birleştirmesi yoluyla gerçekleşmektedir. Bu grupta, ikramiyeye hak kazanmanın ön koşulu daha belirleyici bir nitelik taşımaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">6270 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme uyarınca bu kişilere memuriyet sürelerine ait ikramiyenin ödenebilmesi için, memuriyet görevinin 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesinde öngörülen kıdem tazminatına hak kazandıran koşullardan biriyle sona ermiş olması gerekmektedir. Yasa koyucu bu tercihle, kamudaki ikramiye hakkını özel sektördeki kıdem tazminatı rejimiyle paralel bir mantığa oturtmayı amaçlamıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Kıdem tazminatına hak kazandıran başlıca durumlar şunlardır:</p>

<p style="text-align:justify">• İşverenin, İş Kanunu'ndaki ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık halleri dışında iş sözleşmesini sona erdirmesi</p>

<p style="text-align:justify">• İşçinin sağlık gerekçesiyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmesi</p>

<p style="text-align:justify">• Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyla görevden ayrılma</p>

<p style="text-align:justify">• Yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanmak amacıyla ayrılma</p>

<p style="text-align:justify">• Prim ödeme gün sayısı ve sigortalılık süresi koşullarını tamamlayarak (yaş koşulu aranmaksızın) kendi isteğiyle işten ayrılma</p>

<p style="text-align:justify">• Kadının evlenme tarihinden itibaren bir yıl içinde kendi isteğiyle işten ayrılması</p>

<p style="text-align:justify">• Çalışanın ölümü</p>

<p style="text-align:justify">Sıradan istifa, bu sayılan durumlar arasında yer almadığından; karma sigortalılık geçmişine sahip bir kişinin yalnızca memuriyetten istifa etmiş olması, emekli ikramiyesine hak kazanması için tek başına yeterli değildir.</p>

<h4 style="text-align:justify">5. EMEKLİLİK İÇİN GEREKLİ HİZMET SÜRESİNİ DOLDURUP İSTİFA EDENLER</h4>

<p style="text-align:justify">Karma sigortalılık grubunda önemli bir istisna söz konusudur: Memur, emeklilik için aranan hizmet süresini doldurmuş olarak istifa etmişse, ileride hangi statüden emekli olursa olsun memuriyet dönemine ait ikramiyeyi alabilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Bunun hukuki temeli, gerekli hizmet yılını tamamlayarak ayrılmanın İş Kanunu kapsamında kıdem tazminatına hak kazandıran durumlar arasında açıkça sayılmış olmasından kaynaklanmaktadır. Örnek vermek gerekirse, sigortalılığı 8 Eylül 1999 tarihinden önce başlamış olan bir memur, en az 15 yıl hizmet süresini tamamladıktan sonra istifa etmişse emeklilik anında memuriyet süresi için ikramiye alabilecektir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu çerçevede emekliliğin SSK ya da Bağ-Kur üzerinden gerçekleşip gerçekleşmemesinin önemi yoktur; asıl belirleyici olan, memuriyet görevinin nasıl sona erdirildiğidir.</p>

<h5 style="text-align:justify">6. İSTEĞE BAĞLI İŞTİRAKÇİLİK: STRATEJİK BİR ARAÇ</h5>

<p style="text-align:justify">Karma sigortalılık durumunda ikramiye hakkından yararlanmak isteyen eski memurlar için 5434 sayılı Kanun'un 12. maddesinde düzenlenen isteğe bağlı iştirakçilik uygulaması kritik bir işlev görmektedir. Bu mekanizma sayesinde memuriyetten ayrılan kişi, Emekli Sandığı ile ilgisini kesintisiz sürdürebilmekte ve nihayetinde son defa 4/c (Emekli Sandığı) sigortalısı sıfatıyla emekliye ayrılabilmektedir. Bu durum ise ikramiye hakkını güvence altına almanın pratik yolunu oluşturmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">İsteğe bağlı iştirakçilik için öngörülen başlıca koşullar şunlardır:</p>

<p style="text-align:justify">• Emekli Sandığı kapsamında fiilen en az 10 yıl çalışılmış olması</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">• Memuriyetten istifa yoluyla ayrılınmış olması</p>

<p style="text-align:justify">• Görevden ayrıldıktan sonra altı ay içinde Sosyal Güvenlik Kurumu'na yazılı başvuruda bulunulması</p>

<p style="text-align:justify">• Başka bir sosyal güvenlik kurumuna zorunlu sigortalı olarak bağlı olunmaması</p>

<p style="text-align:justify">• Herhangi bir kurumdan kendi çalışmasına dayalı emekli aylığı alınmaması</p>

<p style="text-align:justify">Uygulamada dikkat edilmesi gereken kritik nokta, altı aylık başvuru süresinin yönetimidir. Kişi, görevden ayrıldıktan sonra başka bir statüde (SSK veya Bağ-Kur) çalışmaya başlasa dahi isteğe bağlı iştirakçilik hakkını koruyabilmektedir; ancak bu çalışmanın sona ermesinin ardından altı ay içinde yeniden başvuruda bulunması gerekmektedir. Öte yandan isteğe bağlı iştirakçilikten bir kez vazgeçilmesi, bu hakkı kalıcı olarak sona erdirmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Belirtmek gerekir ki bu uygulamadan yalnızca 2008 yılı Ekim ayı başından önce Emekli Sandığı iştirakçiliği bulunanlar yararlanabilmektedir. Bu tarihten sonra ilk kez 4/c sigortalısı olanlar bakımından ise söz konusu mekanizma işletilmemektedir.</p>

<h5 style="text-align:justify">7. SONUÇ</h5>

<p style="text-align:justify">İstifa eden memurun emekli ikramiyesine hak kazanıp kazanmayacağı sorusu, tek bir yanıtı olan basit bir soru değildir; yanıt, kişinin sonraki çalışma geçmişine ve memuriyet görevinin hangi koşullarda sona erdiğine göre şekillenmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Tüm çalışma yaşamını Emekli Sandığı bünyesinde tamamlayan bir memurun istifası, ikramiye hakkını doğrudan etkilememektedir. Buna karşın karma sigortalılık söz konusu olduğunda tablo daha karmaşık bir görünüm almaktadır: Kural olarak memuriyet görevinin, 1475 sayılı İş Kanunu'nun kıdem tazminatı için öngördüğü koşullarla örtüşen bir biçimde sona ermiş olması aranmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Emeklilik için gereken hizmet süresini doldurmuş olarak istifa etmek ise hem kural hem de istisna niteliği taşımaktadır: Kıdem tazminatına hak kazandıran bir ayrılış biçimi olması nedeniyle, karma sigortalılık grubundaki memurların da ikramiye alabilmesinin yolunu açmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Son olarak, daha önce ikramiye hakkından yoksun kalan ve bu nedenle dava açmış olanlara, 6270 sayılı Kanun ile eklenen geçici madde kapsamında davadan feragat etmeleri koşuluyla ikramiyelerinin ödeneceği de ayrıca düzenlenmiştir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/istifa-eden-memur-ikramiye-alabilir-mi</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 10:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/05/disiplin-savunma.jpg" type="image/jpeg" length="23176"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli emanetten çalınan telefonu kullanan memurun cezası]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/adli-emanetten-calinan-telefonu-kullanan-memurun-cezasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/adli-emanetten-calinan-telefonu-kullanan-memurun-cezasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay, adli emanet deposundan çalınan cep telefonunu kabul eden ve suçu yetkili mercilere bildirmeyen zabıt katibinin memuriyetten çıkarılmasını hukuka uygun buldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Adli emanetten çalınan telefonu kullanan zabıt katibine verilen çıkarma cezası onandı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Dairesi, adli emanet deposundan çalınan cep telefonunu bilerek kullanan ve hırsızlık olayını yetkililere bildirmeyen bir zabıt katibinin Devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin işlemi onadı. (E:2021/2314, K:2023/4980)</p>

<p style="text-align:justify">Bir adliyede zabıt katibi olarak görev yapan davacı hakkında üç ayrı iddia gündeme geldi: Adli emanet deposunda gerçekleşen altın hırsızlığını yetkililere bildirmemek, bir emanet memurunu cep telefonu çalmaya azmettirmek ve çalınan telefonu kullanmak. Disiplin soruşturması sonucunda davacı, 657 sayılı Kanun'un 125/E-g maddesi kapsamında "memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili nedeniyle Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla tecziye edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Ceza mahkemesi de aynı fiiller nedeniyle davacıyı "suçu bildirmeme" ve "suç eşyasını satın alma veya kabul etme" suçlarından mahkûm etti; karar istinafta onanarak kesinleşti.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Danıştay'ın değerlendirmesi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Daire; ceza mahkemesi kararıyla da sabit hale gelen fiiller, davacının zamanaşımı ve orantılılık itirazları ile olumlu sicil geçmişi bir arada değerlendirildiğinde, verilen çıkarma cezasında hukuka aykırılık bulunmadığına hükmetti ve Bölge İdare Mahkemesi kararını oybirliğiyle onayladı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></strong></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONİKİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2021/2314<br />
Karar No : 2023/4980<br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...'i temsilen ... Sendikası (...)<br />
VEKİLİ: Av. ...<br />
<br />
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı<br />
VEKİLİ: Av. ...<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
<br />
YARGILAMA SÜRECİ:<br />
Dava konusu istem: Ağrı ili, ... Adliyesinde zabıt katibi olarak görev yapan davacının, ... Adliyesinde görev yaptığı dönemdeki fiilleri nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br />
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dosyanın incelenmesinden; davacının ... Adliyesinde zabıt katibi olarak görev yaptığı dönemde, adliye emanet deposunda meydana gelen altın hırsızlığı olayından haberdar olmasına rağmen durumu yetkili mercilere bildirmediği, E.Ş.T. isimli adli emanet memurunu azmettirmek suretiyle adli emanet deposundan cep telefonu hırsızlattığı ve E.Ş.T. tarafından adli emanet deposundan hırsızlanarak kendisine verilen cep telefonunu kullandığı iddiaları üzerine davacı hakkında başlatılan disiplin soruşturması sonucunda, davacının 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi kapsamında memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak fiilini işlediğinden bahisle Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği; öte yandan, davacının isnat edilen fiiller nedeniyle ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile ''suçu bildirmeme'' suçundan dolayı 1 yıl hapis cezası, ''suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi'' suçundan ise 3 yıl hapis cezası ile cezalandırıldığı ve bu kararın ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği; bu durumda, E.Ş.T. tarafından adli emanetten hırsızlanarak çalınan cep telefonunu kabul ettiği ve suç oluşturan hususları yetkili mercilere bildirmediği ceza mahkemesi kararı ile sabit olan davacının memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak fiilini işlediği anlaşıldığından; eylemine uyan Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br />
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br />
<br />
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı, takdir edilen disiplin cezası ile eylem arasında adil bir dengenin bulunmadığı, daha önce herhangi bir disiplin ceza almadığı ve geçmiş sicilleri olumlu olduğu hususları dikkate alınmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Dava konusu işlemin mevzuata ve hukuka uygun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br />
<br />
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...<br />
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br />
<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br />
<br />
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br />
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br />
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br />
<br />
KARAR SONUCU:<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br />
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,<br />
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br />
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 16/10/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.</font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/adli-emanetten-calinan-telefonu-kullanan-memurun-cezasi</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 11:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/10/labor-3485805-640.jpg" type="image/jpeg" length="57929"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sözlü savunma hakkı için usulüne uygun tebligat şart]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/sozlu-savunma-hakki-icin-usulune-uygun-tebligat-sart</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/sozlu-savunma-hakki-icin-usulune-uygun-tebligat-sart" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sözlü savunma hakkının kullanılabilmesi için usulüne uygun şekilde tebligat yapılması gerektiği hakkında.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sözlü savunma hakkı için usulüne uygun tebligat şart</strong></p>

<p style="text-align:justify"><em>Danıştay, sözlü savunma talebinde bulunan memurun Tebligat Kanunu'na aykırı biçimde davet edilmesi üzerine verilen meslekten çıkarma cezasını hukuka aykırı buldu.</em></p>

<hr />
<p style="text-align:justify">Danıştay İkinci Dairesi, disiplin kurulunda sözlü savunma yapmak istediğini açıkça beyan eden bir polis memuruna usulüne uygun tebligat yapılmadan verilen meslekten çıkarma cezasını bozdu. (E:2021/18834, K:2024/5269)</p>

<p style="text-align:justify">İstanbul'da görevli polis memuru, toplu taşıma kartını para karşılığı vatandaşlara kullandırdığı iddiasıyla yargılandı ve 7068 sayılı Kanun'un 8/6-ç maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla tecziye edildi. Memur, son savunma tebligatına verdiği cevapta kurulda sözlü savunma yapmak istediğini açıkça bildirdi. Ancak disiplin kurulu toplantı tarih ve saatini içeren davet yazısı, memur vasıtasıyla adrese gidilip kapı kapalı bulunarak ve telefon aranarak tebliğ edilmeye çalışıldı; Tebligat Kanunu'nun öngördüğü usul ise hiç uygulanmadı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Danıştay'ın gerekçesi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Daire, Anayasa'nın 129. maddesi ile 657 sayılı Kanun'un 129-130. maddeleri ve 7068 sayılı Kanun'un 31. maddesini birlikte değerlendirdi. Buna göre meslekten çıkarma gibi en ağır disiplin cezalarında sözlü savunma hakkı, temel bir güvence niteliği taşımaktadır. Sözlü savunma talebinde bulunan ilgiliye bu hakkın kullandırılabilmesi için Tebligat Kanunu'nun 10. ve 21. maddelerindeki usule eksiksiz uyulması zorunludur. Kapının kapalı bulunması durumunda tebligatın 21/2. maddedeki "mernis adresi" usulüyle yapılması gerekirken buna uyulmadığından tesis edilen işlem hukuka aykırı bulundu.</p>

<p style="text-align:justify">T.C.</p>

<p style="text-align:justify">D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE</p>

<p style="text-align:justify">Esas No : 2021/18834 Karar No : 2024/5269</p>

<p style="text-align:justify">TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...</p>

<p style="text-align:justify">VEKİLİ : Av. ...</p>

<p style="text-align:justify">KARŞI TARAF (DAVALI) : Emniyet Genel Müdürlüğü</p>

<p style="text-align:justify">VEKİLİ : Av. ...</p>

<p style="text-align:justify">İSTEMİN KONUSU : İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince verilen 15/10/2021 günlü, E:2021/555, K:2021/2123 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.</p>

<p style="text-align:justify">YARGILAMA SÜRECİ :</p>

<p style="text-align:justify">Dava Konusu İstem : Dava; İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde polis memuru olarak görev yapmakta iken davacının, toplu taşıma araçlarından ücretsiz yararlanmak üzere kendisine tahsis edilen kartı, görevli olduğu metro istasyonunda para karşılığı vatandaşlara kullandırdığı iddiası üzerine açılan soruşturma neticesinde, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8. maddesinin 6-(ç) bendinde düzenlenen "Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla ya da kin ve dostluk gibi nedenlerle kötüye kullanmak" disiplin suçu kapsamında değerlendirilen eylemi nedeniyle "meslekten çıkarma" cezasıyla tecziyesine ilişkin 29/08/2019 tarih ve 2019/480 sayılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 27/10/2020 günlü, E:2020/728, K:2020/1384 sayılı</p>

<p style="text-align:justify">kararıyla; dava dosyası ve davacı hakkında düzenlenen disiplin soruşturma</p>

<p style="text-align:justify">raporu ve alınan tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının 06/04/2018 - 10/04/2018 tarihlerinde görev yaptığı Otogar Metrosu A turnikesini gören kamera kayıtlarının soruşturmacı tarafından incelendiği, söz konusu incelemeye ilişkin görüntü inceleme tutanağının tanzim edildiği, görüntülerde davacının vatandaşlardan akbil dolum turnikeleri önünde para aldığı ve kendi kartıyla geçişlerini sağladığı, vatandaşların parayı zorla verdiğine dair bir tespitin ise yapılmadığı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevlisince davacının bahsi geçen eylemlerinin fark edilmesi üzerine şikayet edildiği ve sebep olduğu kazanç kaybının tahsili için davacıya verilen para cezasının ödendiği, sonuç itibariyle davacının yalnızca kendisinin kullanımına tahsis edilmiş olan kartını vatandaşlara kullandırarak nakit para alınması suretiyle yetki ve nüfuzunu kötüye kullanarak kendisine çıkar sağladığı hususunun sabit olduğu; her ne kadar davacı tarafından savunmasının alınmadığı ve sözlü savunma yapmasının engellendiği iddia edilmişse de; davacının son savunmasının yazılı olarak alındığı, sözlü savunmasını yapmak üzere İl Polis Disiplin Kurulu toplantısında hazır bulunması gerektiğinin kendisine tebliğ edilemediği, bu sefer davacının mernise kayıtlı adresine yetkili polis memurlarınca bizzat gidilerek çevre araştırması sonucunda evrakın tebliğ edilmeye çalışıldığı, ayrıca davacının kullanmış olduğu cep telefonu numarasının dahi arandığı, bahsi geçen hususlara ilişkin 04/10/2018 tarihli tutanağın tutulduğunun görülmesi karşısında, davacının iddialarına itibar edilmediği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 15/10/2021 günlü, E:2021/555, K:2021/2123 sayılı temyize konu kararıyla; istinaf başvurusuna konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; sözlü savunma yapmak istediği halde, sözlü savunma yapmak üzere İl Polis Disiplin Kurulu toplantısında hazır bulunması gerektiğine ilişkin tarafına herhangi bir yazı tebliğ edilmediği, sözlü savunmaya ilişkin davet yazısının Tebligat Kanunu'na uygun bir şekilde kendisine tebliğ edilmediği, davalı kurum uhdesinde çalışan iki memur tarafından tutulan tutanak ile sözlü savunma yapma hakkının elinden alındığı; 26/04/2018 tarihli Disiplin Soruşturma Raporunda, 7068 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 6-ğ ve 6-r bentleri uyarınca tecziye edilmesine ilişkin teklifte bulunulduğu; birlikte çalıştığı güvenlik görevlilerinin ve polis memurlarının ifadelerinin alınmadığı ve böylece eksik soruşturma yapıldığı; vatandaşlardan kendi menfaatine olacak şekilde herhangi bir para kesinlikle almadığı, zorla verilen paraların ise güvenlik görevlilerine teslim edildiği; isnat edilen eylem ile meslekten çıkarılmasına dair disiplin cezasının orantılı olmadığı, hakkında eğer bir disiplin cezası tesis edilecekse dahi "hizmet içinde resmi sıfatının gerektirdiği güven duygusunu sarsacak eylemde bulunmak" maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği; uyuşmazlık konusu olaydan mütevellit bir zarar oluşmuş ise kendi rızası ile uzlaşmak istediğini belirttiği, adli soruşturma sonucu uzlaşma gerçekleşmiş olup hakkındaki suçlamaların düştüğü ve herhangi bir adli işlem yapılmadığı, dolayısıyla vatandaşlardan bir menfaat etme hususunun ispatlanamadığı; ek beyan dilekçesinde ise, "resmi belgede sahtecilik" suç isnadıyla yargılandığı ceza davasında, İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/09/2021 tarih ve E:2017/450, K:2021/371 sayılı kararıyla, suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle beraatine hükmedildiği; dava konusu disiplin cezasının usule ve hukuka uygun olmadığı ileri sürülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği ileri sürülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : Atilla Güney</p>

<p style="text-align:justify">DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">TÜRK MİLLETİ ADINA</p>

<p style="text-align:justify">Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 334. maddesi uyarınca davacının, adli yardım talebi kabulü edilerek, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin ve 2577 sayılı Kanun'un 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca duruşma yapılmasına gerek görülmeyerek Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü:</p>

<p style="text-align:justify">İNCELEME VE GEREKÇE :</p>

<p style="text-align:justify">MADDİ OLAY :</p>

<p style="text-align:justify">Davacı, İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde görevli iken başka bir soruşturmadan dolayı 15/02/2018 tarih ve 2018/25 sayılı Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla meslekten çıkarılan eski polis memuru olup, 26/07/2018 tarihinde kurum ile ilişiği kesilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">06/04/2018 ile 10/04/2018 tarihleri arasında İstanbul Otogar Metro İstasyonu A turnike kapısında görev yaptığı dönemde davacı hakkında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından toplu taşıma araçlarından ücretsiz faydalanılması amacıyla emniyet personeline verilen kendisine ait kartı kullanarak, metroyu kullanacak olan sivil vatandaşların turnikeden geçişlerini sağladığı ve bunun karşılığında para aldığı yolunda yapılan şikayet üzerine, söz konusu iddiaya ilişkin olarak disiplin soruşturması başlatılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Anılan soruşturma kapsamında düzenlenen 26/04/2018 tarihli disiplin soruşturma raporunda; davacının, Devlet malı araç, gereç, hayvan, silah ve mühimmatı başkalarının kullanımına vermek ile Devlet memurları tarafından yapılamayacağı 657 sayılı Kanun'da belirtilen kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak eylemleri sübuta erdiğinden getirilen teklif doğrultusunda 7068 sayılı Kanun'un 8/6-ğ ve 8/6-r maddeleri uyarınca İstanbul Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun 05/10/2018 günlü, 3136 sayılı kararıyla "meslekten çıkarma" cezası verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu karar ile karara ilişkin disiplin soruşturma dosyasının 31/01/2018 tarih ve 7068 sayılı Kanun'un 18/1-a hükmü gereğince incelendiği Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun 29/08/2019 tarih ve 2019/480 sayılı kararıyla, davacının "Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla ya da kin ve dostluk gibi nedenlerle kötüye kullanmak" fiilini işlediği sübuta erdiğinden bahisle, 7068 sayılı Kanun'un 8/6-ç maddesi uyarınca "meslekten çıkarma" cezasıyla tecziyesine karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bakılan dava, davacının "meslekten çıkarma" cezası ile tecziyesine ilişkin 29/08/2019 tarih ve 2019/480 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">İLGİLİ MEVZUAT :</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa'nın 129. maddesinin 2. fıkrasında, memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un "Savunma Hakkı" başlıklı 31. maddesinde; "(1) Disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından savunma alınmadan disiplin cezası verilemez. (2) Disiplin amirince veya yetkili disiplin kurulu başkanı ya da görevlendireceği kurul üyelerinden biri tarafından ilgiliden savunma istenir. Savunma için verilen süre yedi günden az olamaz. Süresi içinde savunmasını yapmayan personel, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır. (3) Hakkında disiplin soruşturması yapılan personel, ikinci fıkra gereğince kendisinden savunma istenmesinden itibaren soruşturma evrakını inceleme hakkına sahiptir. (4) Hakkında meslekten çıkarma cezası veya Devlet memurluğundan çıkarma cezası istenen personel, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir." düzenlemesine yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 129. maddesinde; ''Yüksek disiplin kurulları kendilerine intikal eden dosyaların incelenmesinde, gerekli gördükleri takdirde, ilgilinin özlük dosyasını ve her nevi evrakı incelemeye, ilgili kurumlardan bilgi almaya, yeminli tanık ve bilirkişi dinlemeye veya niyabeten dinletmeye, mahallen keşif yapmaya veya yaptırmaya yetkilidirler.</p>

<p style="text-align:justify">Hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen memur, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir." hükmü, 130. maddesinde ise; "Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez.</p>

<p style="text-align:justify">Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır." hükmü yer almıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Öte yandan, 7201 sayılı Tebligat Kanununun "Bilinen adreste tebligat" başlıklı 10. maddesinde; "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir." hükmüne; "Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina" başlıklı 21. maddesinde de; "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.</p>

<p style="text-align:justify">Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. ..." hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">HUKUKİ DEĞERLENDİRME :</p>

<p style="text-align:justify">Disiplin cezaları bakımından memura 7 günden az olmamak üzere tanınan savunma hakkı; memuriyetten çıkarma ve meslekten çıkarma cezaları açısından, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapmaya kadar daha geniş bir şekilde tanınmış bulunmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Yasa koyucu disiplin cezası bakımından ilgili açısından en ağır sonuçları doğuran Devlet memurluğundan çıkarma ve meslekten çıkarma cezasının verilmesinde, bu şekilde bir savunma hakkının tanınmasını memur statüsü açısından önemli bir güvence olarak öngörmüştür.</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa'nın 129., 657 sayılı Kanun'un 129., 130. ve 7068 sayılı Kanun'un 31. maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden; Devlet memurunun veya diğer kamu görevlilerinin görevine son verilmesi sonucunu doğuran disiplin cezalarının verilebilmesi için, söz konusu disiplin cezalarını vermeye yetkili merciiler tarafından, ilgili kamu görevlisinin hakkındaki iddiaları, bu iddiaların dayandığı delilleri, üzerine atılı fiillerin hukuki nitelendirmesini ve önerilen disiplin cezasını öğrenmesi sağlanarak, savunma yapmasına imkan tanınmasının hukuken zorunlu olduğu anlaşılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu durumda, disiplin kurulunca, hakkında meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilen ilgiliye son savunma hakkı tanınması ve ilgilinin disiplin kurulunda sözlü savunma yapma talebinde bulunması durumunda kendisine sözlü olarak savunma hakkı verilmesi gereklidir.</p>

<p style="text-align:justify">Uyuşmazlık konusu olayda; adli soruşturma kapsamında Asayiş Büro Amirliğinde düzenlenen 11/04/2018 tarihli ifade tutanağında, davacının ikamet adresinin "Seyyid Ömer Mah. ... Sok. No:... İç Kapı No:... Fatih / İstanbul" olarak belirtildiği, İstanbul İl Polis Disiplin Kurulunun son savunma yazısının 08/09/2018 tarihinde davacıya tebliğ edildiği ve tebliğ- tebellüğ belgesinde, davacının "Kurulda sözlü savunma yapmak istiyorum" şeklinde beyanda bulunduğu; idare tarafından, disiplin dosyası 05/10/2018 tarihinde görüşüleceğinden, sözlü savunmaya ilişkin kurul tarihi ve saatini içeren davet yazısının, memur vasıtasıyla söz konusu adrese tebliğ edilmeye çalışıldığı, ancak değişik tarih ve saatlerde gidilen ve adres kayıt sisteminde halen kayıtlı gözüktüğü ikametin kapalı olduğundan tebliğ edilemediği ve davacı adına kayıtlı olan telefon numarası arandığında, numaranın kapalı olduğu tespit edilerek davacıya tebligat yapılamadığına ve telefonla ulaşılamadığına ilişkin Şehremini Polis Merkezi Amirliğince bila tarihli tutanak tanzim edildiği ve bu tutanağın 04/10/2018 tarihli üst yazı ile Disiplin Kuruluna gönderildiği, davacının veya vekilinin sözlü savunma yapmak için kurula gelmediği yolunda 05/10/2018 günlü tutanak tutulduğu anlaşılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Tebligat Kanununun 10. maddesine göre, tebligatın öncelikle muhatabın bilinen en son adresine yapılması gerektiği, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, yani muhatabın bilinen en son adresine çıkarılan tebligatın iade edilmesi üzerine, "mernis adresi" şerhi ile birlikte muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan ve en son adresi olarak kabul edilen yerleşim yeri adresine, Tebligat Kanununun 21/2. maddesinde belirtilen usulde tebligat yapılması gerektiği açıktır.</p>

<p style="text-align:justify">Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının "meslekten çıkarma" cezası ile tecziyesiyle ilgili soruşturma kapsamında sözlü savunma tarihinin bildirimine ilişkin yazının, davacının bilinen en son adresi olarak "Seyyid Ömer Mah No:... İç Kapı No:... Fatih /  İstanbul" adresine, memur vasıtasıyla tebligat yapılmaya çalışıldığı ve davacı adına kayıtlı olan telefon numarasının arandığı; davacıya tebligat yapılamadığına ve telefonla ulaşılamadığına ilişkin olarak tarihsiz bir tutanak tutulduğu; ancak Tebligat Kanunu'nun ilgili hükümlerinde belirtilen usulde davacıya bir tebligatın yapılmadığı görülmüştür.</p>

<p style="text-align:justify">Netice itibariyle; belirtilen gerekçelerle davacının disiplin kurulunda sözlü savunma yapma talebi ile ilgili olarak davacıya sözlü savunma hakkını kullanabilmesi için usulüne uygun şekilde tebligat yapılmadan ve sözlü savunma hakkı verilmeden tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamıştır.</p>

<p style="text-align:justify">KARAR SONUCU :</p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan nedenlerle;</p>

<p style="text-align:justify">1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,</p>

<p style="text-align:justify">2. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince verilen 15/10/2021 günlü, E:2021/555, K:2021/2123 sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca</p>

<p style="text-align:justify">BOZULMASINA,</p>

<p style="text-align:justify">3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanun'la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesine gönderilmesine,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununa 6545 sayılı Kanunun 27. maddesi ile eklenen Geçici 8. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 31/10/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/sozlu-savunma-hakki-icin-usulune-uygun-tebligat-sart</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/04/foto-1/tebligatt.jpg" type="image/jpeg" length="24233"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mevzuatinyeri]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/foto-galeri/mevzuatinyeri-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/foto-galeri/mevzuatinyeri-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>İndirim</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/foto-galeri/mevzuatinyeri-1</guid>
      <pubDate>Thu, 15 Oct 2020 08:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/05/nnn.png" type="image/jpeg" length="23993"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mevzuatinyeri]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/foto-galeri/mevzuatinyeri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/foto-galeri/mevzuatinyeri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>İndirim</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/foto-galeri/mevzuatinyeri</guid>
      <pubDate>Wed, 14 Oct 2020 16:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/05/nnn.png" type="image/jpeg" length="78746"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
