<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>mevzuatinyeri</title>
    <link>https://www.mevzuatinyeri.com</link>
    <description>Mevzuatinyeri memur maaş, soruşturma, izin,harcırah, disiplin, misafirhaneler,memurlar haber,kamu mevzuatı,</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.mevzuatinyeri.com/rss/ornek-kararlar" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 23 May 2026 21:04:57 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/rss/ornek-kararlar"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Kamu görevlisine hakaret suçu hakkında önemli karar]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/kamu-gorevlisine-hakaret-sucu-hakkinda-onemli-karar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/kamu-gorevlisine-hakaret-sucu-hakkinda-onemli-karar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçunda daha ağır ceza ve resen soruşturma öngören düzenlemeler, Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa’ya uygun bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi'nden "Kamu Görevlisine Hakaret" Düzenlemesinde İptal Talebinin Reddi Kararı</h1>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi, Türk Ceza Kanunu'nda kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçuna ilişkin iki düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin reddine karar verdi. 15 üyeden 9'unun çoğunluk görüşüne katıldığı kararda, 6 üye muhalefet şerhi koydu.</p>

<p style="text-align:justify">Çorum 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin itiraz başvurusunu görüşen Anayasa Mahkemesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) bendi ile 131. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan "Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç: ..." ibaresini inceledi.</p>

<h2 style="text-align:justify">İtiraza Konu Düzenlemeler</h2>

<p style="text-align:justify">TCK'nın 125. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) bendi, hakaret suçunun kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi halinde cezanın alt sınırının bir yıldan az olamayacağını öngörüyor. TCK'nın 131. maddesinin (1) numaralı fıkrası ise hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulmasının mağdurun şikayetine bağlı olduğunu; ancak kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen bu suçta şikayet şartının aranmayacağını hükme bağlıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Başvuruyu yapan mahkeme, kuralların Anayasa'nın 2., 10., 26., 36. ve 40. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürdü.</p>

<h2 style="text-align:justify">Çoğunluğun Gerekçesi</h2>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi çoğunluğu, kuralların ifade özgürlüğüne sınırlama getirdiğini ancak bu sınırlamanın meşru bir amaca dayandığını belirtti. Kararda, kamu görevlilerinin şeref ve itibarının korunması ile kamu hizmetlerinin etkin ve verimli şekilde yürütülmesinin kamu düzeninin korunmasına katkı sağladığı vurgulandı.</p>

<p style="text-align:justify">Ölçülülük ilkesi yönünden de değerlendirme yapan çoğunluk, TCK'nın 127. maddesindeki ispat hakkı, 128. maddedeki yargı mercileri nezdindeki beyanlara ilişkin düzenleme ve 129. maddedeki haksız fiile tepki indiriminin yeterli güvenceler olduğunu ifade etti. Kararda ayrıca kanun koyucunun ceza siyaseti çerçevesinde takdir yetkisini kullandığı, bu nedenle kuralların Anayasa'nın 13. ve 26. maddelerine aykırı olmadığı sonucuna varıldı. Kuralların Anayasa'nın 2. (hukuk devleti) ve 10. (eşitlik) maddelerine aykırı olmadığına da hükmedildi.</p>

<h2 style="text-align:justify">Muhalefet Şerhleri</h2>

<p style="text-align:justify">Karara Hasan Tahsin Gökcan, Engin Yıldırım, Yusuf Şevki Hakyemez, Yıldız Seferinoğlu, Selahaddin Menteş ve Kenan Yaşar olmak üzere altı üye karşı oy kullandı.</p>

<p style="text-align:justify">Muhalefet şerhlerinde, kamu görevlilerinin özel kişilere göre daha fazla eleştiriye katlanmak zorunda olduğu, bu nedenle kamu görevlilerine daha ağır bir ceza koruması sağlanmasının demokratik toplum düzeninin gerekleriyle bağdaşmadığı ifade edildi. Ayrıca şikayet şartının kaldırılmasının ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki yarattığı ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğu belirtildi. Muhalefette, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin benzer konulardaki içtihatlarına da atıf yapıldı.</p>

<p style="text-align:justify">Yıldız Seferinoğlu ise ayrı bir şerhinde kamu görevlilerinin şikayet şartından muaf tutulmasının eşitlik ilkesine aykırı bir ayrıcalık oluşturduğunu savundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify">Kararın Sonuçları</h2>

<p style="text-align:justify">Karar, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hakaret suçlarında mevcut uygulamanın devamı anlamına geliyor. Bu suçlarda şikayet şartı aranmayacak ve savcılıklar resen soruşturma başlatacak. Mahkumiyet halinde verilecek cezanın alt sınırı bir yıl olarak uygulanmaya devam edecek. Sanığın isnadın doğruluğunu ispat hakkı (TCK 127) ve haksız fiile tepki indirimi (TCK 129) gibi imkânlar ise saklı kalacak.</p>

<p style="text-align:justify">Karar, 25 Aralık 2025 tarihinde oyçokluğuyla alındı ve 4 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı.</p>

<p><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/05/20260504-3.pdf" rel="nofollow"><span style="background-color:#3498db">Kararı okumak için tıklayınız</span></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖRNEK KARARLAR</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/kamu-gorevlisine-hakaret-sucu-hakkinda-onemli-karar</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 09:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/05/foto-1/anayasa-mahkemesi.jpg" type="image/jpeg" length="85791"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Koruma altındaki çocuğu suçlu babaya teslime ceza]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/koruma-altindaki-cocugu-suclu-babaya-teslime-ceza</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/koruma-altindaki-cocugu-suclu-babaya-teslime-ceza" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 12. Dairesi, koruma altındaki bir çocuğu, sabıkalı babasına izinli olarak veren çocuk yuvası müdürüne verilen aylıktan kesme cezasını hukuka uygun buldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Danıştay: Koruma altındaki çocuğu suçlu babasına teslim eden kurum müdürüne ceza onandı</h1>

<p style="text-align:justify">................................ Sevgi Evleri Çocuk Yuvası ve Erkek Yetiştirme Yurdu Müdürü olarak görev yapan davacı, koruma ve bakım altında bulunan bir çocuğu babasına izinli olarak verdi. Ancak babanın adam yaralama, uyuşturucu kullanma, hırsızlık gibi suçlardan sık sık cezaevine girip çıktığı sabitti. Çocuk daha önce de defalarca babasına verilmiş, her seferinde izin süresi bitiminde kuruma teslim edilmemişti. Kurum bu nedenle yoğun sorunlar yaşıyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Kurban Bayramı'nda izinli olan müdür, nöbetçi grup sorumlusunu arayarak "çocuk babasına verilebilir" talimatı verdi. Bunun üzerine idare, müdüre 657 sayılı Kanun'un 125/C-a maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası verdi.</p>

<p style="text-align:justify">İdare mahkemesi, Danıştay'ın bozma kararına uyarak yaptığı değerlendirmede, müdürün yasal düzenlemelere riayet etmediği, görevini ihmal ettiği sonucuna vardı. Çocuk hakkında sosyal inceleme raporu hazırlanmadan, risk değerlendirmesi yapılmadan babasına izinli verilmesinin ciddi bir ihmal olduğuna hükmetti. Dava reddedildi.</p>

<p style="text-align:justify">Davacı temyiz etti. Danıştay 12. Dairesi, idare mahkemesinin bozma kararına uygun hareket ettiğini belirterek temyiz istemini reddetti ve cezayı onadı. Karar oybirliğiyle alındı.</p>

<p style="text-align:justify">(Danıştay 12. Dairesi, 2023/2244 E., 2023/4711 K.)</p>

<p style="text-align:justify"><strong><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></strong></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONİKİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2023/2244<br />
Karar No : 2023/4711<br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …<br />
VEKİLİ : Av. …<br />
<br />
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Valiliği<br />
VEKİLİ : Av. …<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU : …İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
<br />
YARGILAMA SÜRECİ :<br />
Dava konusu istem: Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, ................................................ Sevgi Evleri Çocuk Yuvası ve Erkek Yetiştirme Yurdu Müdürlüğünde … olarak çalışan davacı tarafından, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin (C) bendinin (a) bendi uyarınca 1/30 oranınında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının kesintinin yapıldığı tarih itibarıyla işletiletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince, Danıştay Onikinci Dairesinin 19/02/2019 tarih ve E:2016/2433, K:2019/1173 sayılı bozma kararına uyularak; dava konusu olayda; baba ...'nin adam yaralama, uyuşturucu kullanma, hısızlık yapma suçlarından sık sık cezaevine girip çıktığına ilişkin tespitin bulunmasına karşın babasına izinli olarak verilen çocuk hakkında bir sosyal inceleme raporu hazırlanmadığı, çocuğun değişik zamanlarda birden çok kez babasına izinli olarak verildiği, bu izinler sonucu pek çok kez izin süresi bitiminde kuruluşa teslim edilmediği, bu nedenle kurumun yoğun sorunlar yaşadığı, kurum müdürü olarak görev yapan davacının, kurban bayramı olduğu için izinli olduğu bu sebeple kurumda nöbetçi olarak bulunan grup sorumlusunu arayarak çocuğun babasına verilebileceğini söylediği, soruşturma kapsamında bilgisine başvurulan tanık ifadelerinden anlaşıldığı, bu durumda, davacının, 5295 sayılı Çocuk Koruma Kanun kapsamında koruma ve bakım altında bulunan … isimli çocuğun, babası …'ye izinli olarak verilmesi ile ilgili olarak yasal düzenlemelere riayet etmeyerek, görevlerini ihmal ettiği sonucuna varıldığından, tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı; öte yandan, davacı tarafından dava konusu işlem nedeniyle yapılan kesintinin yasal faiziyle birlikte geri ödenmesine karar verilmesi istemine gelince; hukuka uygunluğu ortaya konulan işlem sebebiyle davanın reddine karar verildiğinden buna bağlı talep edilen işlem nedeniyle yapılan kesintinin yasal faiziyle birlikte geri ödenmesine karar verilmesi istemi yönünde de davanın reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br />
<br />
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Herhangi bir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığı, beraatine karar verildiği belirtilerek, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Dava konusu işlemin mevzuat hükümlerine uygun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br />
<br />
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …<br />
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br />
<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği işin görüşüldü:<br />
<br />
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br />
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesinin dördücü fıkrasında, Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükmüne yer verilmiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">Temyizen incelenen kararda, İdare Mahkemesince bozma kararında belirtilen esaslara uyulduğu anlaşılmış olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br />
<br />
KARAR SONUCU:<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br />
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının ONANMASINA,<br />
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br />
4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,<br />
5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10/10/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖRNEK KARARLAR</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/koruma-altindaki-cocugu-suclu-babaya-teslime-ceza</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 10:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/12/danistay-dan-ihalelere-katilmaktan-yasaklama-hakkinda-onemli-karar-h33021-e3e8b.webp" type="image/jpeg" length="83728"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mülakat soruları tutanağa bağlanmalı]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/mulakat-sorulari-tutanaga-baglanmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/mulakat-sorulari-tutanaga-baglanmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 12. Dairesi, SPK sözlü sınavında soruların tutanağa bağlanmamasını hukuka aykırı bularak başarısız sayılan adayın iptal davasını haklı gördü]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align:justify"><strong>Danıştay 12. Dairesi: Sözlü Sınavda Soruların Önceden Tutanağa Bağlanmaması Hukuka Aykırıdır</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Dairesi, E:2021/8186, K:2023/4860 sayılı ve 12.10.2023 tarihli kararında; Sermaye Piyasası Kurulu uzman yardımcılığı sözlü sınavında soruların önceden hazırlanıp tutanağa bağlanmamasını ve adaylara yöneltilen soruların kayıt altına alınmamasını hukuka aykırı bularak sınavda başarısız sayılan adayın açtığı iptal davasını haklı görmüştür.</p>

<p style="text-align:justify">Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) uzman yardımcılığı yazılı sınavında başarılı olan davacı, 07.02.2018 tarihinde gerçekleştirilen sözlü sınav sonucunda başarısız sayılmıştır. Beş üyeden oluşan sınav komisyonu, üç üye tarafından 65, iki üye tarafından 56 puan takdir etmek suretiyle davacıya ortalama 61,4 puan vermiş; bu puan 70 barajının altında kaldığından davacı başarısız ilan edilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">İlk derece idare mahkemesi, sınav komisyonunun yasal hükümlere uygun biçimde oluşturulduğunu, değerlendirmenin belirlenen kriterler çerçevesinde ayrı ayrı yapıldığını ve subjektif bir değerlendirmeye dair herhangi bir emare bulunmadığını tespit ederek davayı reddetmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bölge İdare Mahkemesi ise farklı bir sonuca ulaşmıştır. Her komisyon üyesinin ayrı puan verdiği ve bu puanların ortalamasının alındığı görülmekle birlikte; sözlü sınavda sorulacak soruların önceden hazırlanarak tutanağa bağlanmadığı, davacıya hangi soruların yöneltildiğinin kayıt altına alınmadığı saptanmıştır. Bu eksikliğin sınavın nesnel biçimde yapılmasını ve yargısal denetimin tam olarak gerçekleştirilmesini olanaksız kıldığını gerekçe gösteren mahkeme, dava konusu işlemi iptal etmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Davalı SPK, Bölge İdare Mahkemesi kararını temyiz etmiştir. SPK; sınavın mevzuatta öngörülen usule göre yürütüldüğünü, 657 sayılı Kanun'un Ek 41. maddesi ile Personel Yönetmeliği'nin ilgili hükümleri uyarınca soruların önceden tutanağa bağlanması yükümlülüğünün bulunmadığını, adaylar için komisyon üyelerince ayrı ayrı tutanak düzenlendiğini ve bu tutanakların dosyaya sunulduğunu ileri sürmüştür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Dairesi, Bölge İdare Mahkemesi kararını usul ve hukuka uygun bularak SPK'nın temyiz istemini oybirliğiyle reddetmiş ve kararı onamıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Karardan</p>

<p style="text-align:justify">"Sözlü sınav öncesinde sınav komisyonunca sınavda sorulacak soruların önceden hazırlanması ve tutanağa bağlanması, her adaya sorulan soruların kayda geçirilmesi ve sorulan sorulara adayların verdiği yanıtlara hangi komisyon üyesince, hangi notun takdir edildiğinin tutanakta ayrı ayrı gösterilmesi suretiyle sözlü sınavın nesnel olarak yapılarak, yargısal denetimin tüm unsurlarıyla gerçekleştirilmesinin sağlanması gerekmektedir."</p>

<h2 style="text-align:justify">Kararın Önemi</h2>

<p style="text-align:justify">Bu karar; sözlü sınavlarda nesnel değerlendirme güvencesinin sağlanması ve yargısal denetimin etkin biçimde işletilebilmesi bakımından önemlidir. İlgili mevzuatta soruların önceden tutanağa bağlanmasına dair açık bir düzenleme yer almasa dahi, Danıştay bu yükümlülüğü hukuka uygunluk koşulu olarak aramaktadır. Kamu kurumlarının sözlü sınav süreçlerini ve belgeleme standartlarını bu içtihat doğrultusunda gözden geçirmesi büyük önem taşımaktadır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong><font face="Verdana" size="2">Danıştay <mark><mark>12. Daire</mark></mark> Başkanlığı 2021/8186 E. , 2023/4860 K.</font></strong></p>

<ul>
 <li style="text-align: justify;"></li>
</ul>

<ul style="text-align:justify">
</ul>

<p style="text-align:justify"><br />
<strong><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></strong></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONİKİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2021/8186<br />
Karar No : 2023/4860<br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Kurulu<br />
VEKİLİ : Av. …<br />
<br />
KARŞI TARAF (DAVACI) : …<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
<br />
YARGILAMA SÜRECİ :<br />
Dava konusu istem: Sermaye Piyasası Kurulu uzman yardımcılığı yazılı sınavında başarılı olan davacının, 07/02/2018 tarihinde katıldığı sözlü sınav sonucunda başarısız sayılmasına ilişkin 09/02/2018 tarihli işlemin iptali istenilmiştir.<br />
<br />
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; uyuşmazlıkta, davacının katıldığı sözlü sınavı gerçekleştiren komisyonun yasal hükümlere uygun olarak oluşturulduğu, davacının verdiği cevapların belirlenen kriterler çerçevesinde komisyon üyelerince ayrı ayrı değerlendirilerek takdir edilen puanların aritmetik ortalaması alındığında ise (70) puanın altında kaldığı; diğer, yandan değerlendirme yapılırken subjektif nedenlerle hareket edildiğine dair herhangi bir emare ve kanıtın da söz konusu olmadığı dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir.<br />
<br />
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesince; sözlü sınav öncesinde, sınav komisyonunca sınavda sorulacak soruların önceden hazırlanması ve tutanağa bağlanması, her adaya sorulan soruların kayda geçirilmesi ve sorulan sorulara adayların verdiği yanıtlara hangi komisyon üyesince, hangi notun takdir edildiğinin tutanakta ayrı ayrı gösterilmesi, böylece sözlü sınavın nesnel olarak yapılarak, yargısal denetimin tüm unsurlarıyla gerçekleştirilmesinin sağlanmasının gerektiği; uyuşmazlıkta, her bir komisyon üyesi tarafından ayrı ayrı puan takdir edilmek ve bu puanların ortalaması alınmak suretiyle sözlü sınava katılanların başarılı veya başarısız sayılmalarına karar verildiği görülmekte ise de sözlü sınava ilişkin soruların önceden hazırlanarak tutanağa bağlanmadığı, sınavda davacıya hangi sorunun sorulduğu hususunun tutanak ile tespit edilmediği anlaşıldığından, davacının katıldığı sözlü sınavda başarısız sayılmasına ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından bahisle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br />
<br />
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Uzman yardımcılığı sınavının mevzuatta belirlenen usule göre gerçekleştirildiği, 73 adayın sınav komisyonu tarafından birebir sözlü sınava alındığı, davacının; üç komisyon üyesinden (65)'er, iki komisyon üyesinden ise (56)'şar puan almak suretiyle ortalamada (61,4) puan aldığı, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nda atıf yapılan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun Ek 41. maddesi ile Sermaye Piyasası Kurulu Personel Yönetmeliği'nin ilgili maddelerinde, sözlü sınava ilişkin soruların önceden hazırlanarak tutanağa bağlanması zorunluluğunun bulunmadığı, sonuçta; sözlü sınava katılan adaylar için komisyon üyeleri tarafından ayrı ayrı tutanak hazırlandığı ve bu tutanakların dosyaya sunulduğu belirtilerek, hukuka aykırılık teşkil eden temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Sözlü sınava ilişkin aday değerlendirme formunda yer alan sınav konularına ilişkin bilgi düzeyi kısmına beş üyeden üçünün (35) puan, ikisinin ise (30)'ar puan verdiğinin görüldüğü, herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin, soru ve cevaplar belirtilmeksizin, keyfi bir biçimde not verildiğinin açık olduğu, idarenin takdir yetkisinin bulunduğu varsayılsa bile, bu yetkinin sınırsız olmayıp, keyfi olarak kullanılamayacağı, ayrıca girdiği uzman yardımcılığı sınavına ilişkin olarak, yedek listenin ilan edilmemesinin, bir başka hukuka aykırılık sebebi olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.<br />
<br />
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …<br />
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br />
<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:<br />
<br />
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br />
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br />
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br />
<br />
KARAR SONUCU :<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,<br />
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,<br />
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br />
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 12/10/2023 tarihinde, kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.</font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖRNEK KARARLAR</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/mulakat-sorulari-tutanaga-baglanmali</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/05/people-1979261-640.jpg" type="image/jpeg" length="40501"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Danıştay’dan Disiplin Cezalarında Yetki Sınırı]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/danistaydan-disiplin-cezalarinda-yetki-siniri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/danistaydan-disiplin-cezalarinda-yetki-siniri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay, disiplin cezasını belirlemenin idareye ait olduğunu, mahkemelerin yalnızca hukukilik denetimi yapabileceğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Danıştay’dan Disiplin Cezalarında Yetki Sınırı</h1>

<p style="text-align:justify">Danıştay, bir disiplin cezasının iptali istemiyle açılan davada, yargı mercilerinin disiplin otoritesinin yerine geçerek “hangi ceza verilmeliydi” şeklinde bir belirleme yapamayacağına hükmetti. Kararda, mahkemelerin yalnızca hukukilik denetimi yapabileceği, yerindelik denetiminin ise disiplin otoritesinin takdir alanında kaldığı vurgulandı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yargı, disiplin otoritesinin yerine geçemez</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yüksek mahkeme, disiplin cezasına konu eylemin sübut bulup bulmadığını, soruşturma usulüne uygun yapılıp yapılmadığını ve eylemin hangi disiplin kuralına uyduğunu (tipiklik) denetlemenin yargının görevi olduğunu belirtti. Ancak mahkemenin, disiplin otoritesinin takdir yetkisi çerçevesinde belirlediği ceza yerine, “başka bir disiplin cezası verilmeliydi” şeklinde bir tespit yapmasının, yetki alanını aşmak anlamına geleceğinin altı çizildi.</p>

<p style="text-align:justify">“Öğrencilerin disipline aykırı fiillerine verilecek cezanın tayininde yetkili olan makam ilgili disiplin otoritesidir. Mahkemece davacının eylemine uyan disiplin cezasının tespitinin yapılması yerinde değildir.”</p>

<p style="text-align:justify">Kararda, disiplin otoritesinin takdir yetkisi bulunan alanda mahkemelerin ancak hukuka aykırılık olup olmadığını denetleyebileceği; cezanın türünün ve ağırlığının belirlenmesinin ise idarenin sorumluluğunda olduğu ifade edildi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>‘Tipiklik’ ilkesi disiplin hukukunda da geçerli</strong></p>

<p style="text-align:justify">Danıştay ayrıca, ceza hukukunun temel ilkelerinden “kanunsuz suç ve ceza olmaz” (tipiklik) ilkesinin disiplin hukukunda da uygulanması gerektiğini yineledi. Bir eylemin hangi disiplin cezasını gerektirdiğinin mevzuatta açıkça tanımlanmış olması gerektiğini belirten mahkeme, tanıma uymayan bir eylem için verilen disiplin cezasının hukuka aykırı olacağını vurguladı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Hukukilik – yerindelik ayrımı yeniden hatırlatıldı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Uzmanlara göre bu karar, idari yargının temel işlevi olan hukukilik denetimi ile idarenin takdir yetkisi alanındaki yerindelik denetimi arasındaki çizgiyi yeniden çizmesi açısından önem taşıyor. Kararda, mahkemelerin disiplin cezasını iptal edebileceği, ancak iptal gerekçesinde “neyin verilmesi gerektiğine” karar veremeyeceği; aksi halde yargı organının idarenin yerine geçmiş olacağı belirtildi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>T.C.</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE</strong></p>

<p style="text-align:justify">Esas No : 2023/4224</p>

<p style="text-align:justify">Karar No : 2024/4081</p>

<p style="text-align:justify"><strong>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : </strong>Emniyet Genel Müdürlüğü</p>

<p style="text-align:justify"><strong>VEKİLİ : </strong>Av.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>VEKİLİ : </strong>Av. .<!--[if supportFields]><span
style='mso-element:field-end'></span><![endif]--></p>

<p style="text-align:justify"><strong>İSTEMİN KONUSU : </strong>Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesince verilen 11/09/2020 günlü, E:2020/2272, K:2020/1906 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>YARGILAMA SÜRECİ :</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Dava Konusu İstem : </strong>Dava, Karabük Polis Meslek Eğitim Merkezi öğrencisi iken 03/05/2016 günlü dilekçesiyle kendi isteğiyle eğitim merkezinden ayrılan davacı tarafından; 26/07/2016 günlü, 2016/34 sayılı Karabük POMEM Öğrenci Disiplin Kurulu kararının, davacının sarf ettiği "Cumhurbaşkanı gelse bana bu hareketleri yaptıramaz" cümlesi ile Polis Akademisi Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin birinci fıkrasının (e) bendinin (17) numaralı alt bendinde yer alan "Eğitim kurumu içinde veya dışında, tek veya toplu halde Devlet büyüklerine, Emniyet Teşkilatı polis amirlerine, eğitim kurumu; yöneticilerine, amirlerine, üstlerine, öğretim elemanlarına,</p>

<p style="text-align:justify">memurlarına veya güvenlik kuvvetlerine karşı; fiili saldırıda bulunmak veya dövmek veya dövme girişiminde bulunmak, söz, yazı veya fiil ile hakaret etmek veya tehdit etmek veya bu gibi hareketleri düzenlemek yahut kışkırtmak" fiilini işlediğinden bahisle eğitim kurumundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : </strong>Ankara 14. İdare Mahkemesinin 26/12/2017 günlü, E:2017/1040, K:2017/3719 sayılı kararıyla; davacı hakkında olay günü düzenlenen tutanağı tanzim eden ders görevlileri ve öğrencilerin meydana gelen olayın belli bölümlerine şahit oldukları, görmüş oldukları bölüm itibariyle bilgilerinin olduğu, davacının 20/04/2016 tarihinde yaşanan zincirleme olay ekseninde eğitim faaliyetini yerine getirmekte iken davacıyı uyaran Başpolis Memuru …'ye hitaben "Bana bak hoca...Cumhurbaşkanı gelse bana bu hareketleri yaptıramaz" ifadesini kullandığı hususunun soruşturma dosyasındaki tanık ifadelerince doğrulandığı, olayın oluş yeri, şekli ve zamanı dikkate alındığında birden fazla kişi tarafından doğrulanarak sübuta eren fiilden dolayı davacının Yönetmeliğin 40/E- 17. maddesinde düzenlenen fiili işlediği görülmekle, dava konusu edilen eğitim kurumundan çıkarma cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Davacı tarafından; ilk derece mahkemesi kararının istinaf yoluyla incelenmesinin talep edilmesi üzerine, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesinin 03/10/2018 günlü, E:2018/2814, K:2018/2468 sayılı kararıyla; Mahkeme kararının usul ve hukuka uygun bulunması nedeniyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Anılan kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Sekizinci Dairesinin 23/06/2020 günlü, E:2019/861, K:2020/2694 sayılı kararıyla; temyiz istemine konu kararın bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : </strong>Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesince, Danıştay Sekizinci Dairesinin bozma kararına uyularak verilen temyize konu kararla; bakılan uyuşmazlıkta, davacının eğitim esnasında hocasıyla arasında gerçekleşen konuşmalarda "Cumhurbaşkanı gelse bana bu hareketleri yaptıramaz" ifadesi dava konusu edilmiş olduğundan, davacının söz konusu eylemlerinden yalnızca belirtilen bu eylemi dikkate alınarak dava konusu işlemin incelendiği, bu kapsamda "Cumhurbaşkanı..." ifadesini kullandığı hususu soruşturma dosyasındaki tanık ifadelerince doğrulanmış ise de, söz konusu ifadenin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun hakaret başlıklı hükmü kapsamına girmediği, hakaret fiili çerçevesinde değerlendirilemeyeceği, ancak, amirine karşı saygısızlık olarak değerlendirilebileceğinin açık olduğu, davacı hakkında ilgili Yönetmeliğin</p>

<p style="text-align:justify">40. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (22) numaralı alt bendinde yer alan "Amir, üst ve öğretim elemanlarına karşı ciddiyetini bozmak, söz ve tavır veya davranış ile saygısızlık yapmak" hükmü kapsamında eğitim kurumundan uzaklaştırma cezası uygulanabileceği sonucuna varıldığı, bu durumda davacının fiil ve davranışlar ile uygulanan cezanın örtüşmediğinin anlaşılması nedeniyle zikredilen eylem nedeniyle "Eğitim Kurumundan Çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, başvuruya konu mahkeme kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : </strong>Davalı idare tarafından; davacı hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda davacının işlediği fiillerden dolayı hakkında dört ayrı meslekten çıkarma cezası verildiği ve anılan cezaların Genel Müdürlük makam olurlarıyla kesinleştiği, dava konusu işlemin mevzuata uygun olduğu ileri sürülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>KARŞI TARAFIN CEVABI : </strong>Cevap verilmemiştir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : </strong>Muhammet Yılmaz</p>

<p style="text-align:justify"><strong>DÜŞÜNCESİ : </strong>Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>TÜRK MİLLETİ ADINA</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Sekizinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 19/07/2023 günlü, K:2023/33 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 2. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:</p>

<p style="text-align:justify"><strong>İLGİLİ MEVZUAT :</strong></p>

<p style="text-align:justify">25/4/2001 tarihli ve 4652 sayılı Polis Yüksek Öğretim Kanunu'nun 17 ve 30’uncu maddeleri, 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun Ek-24’üncü maddesi ile 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu'nun 65’inci maddesine dayanılarak çıkarılan Polis Akademisi Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin 40. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde "e) Eğitim kurumundan çıkarma: Öğrencinin, bir daha Polis Akademisine bağlı hiçbir eğitim öğretim kurumu öğrenciliğine alınmamak üzere ilişiğinin kesilmesidir. Eğitim kurumundan çıkarma cezası gerektiren tutum ve davranışlar şunlardır:... 17) Eğitim kurumu içinde veya</p>

<p style="text-align:justify">dışında, tek veya toplu halde Devlet büyüklerine, Emniyet Teşkilatı polis amirlerine, eğitim kurumu; yöneticilerine, amirlerine, üstlerine, öğretim elemanlarına, memurlarına veya güvenlik kuvvetlerine karşı; fiili saldırıda bulunmak veya dövmek veya dövme girişiminde bulunmak, söz, yazı veya fiil ile hakaret etmek veya tehdit etmek veya bu gibi hareketleri düzenlemek yahut kışkırtmak,..." hükmü yer almaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "hakaret" başlıklı 125. maddesinin birinci fıkrasında "Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (...) veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir." hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :</strong></p>

<p style="text-align:justify">"Kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi uyarınca, ceza yaptırımına bağlanan her bir eylemin tanımının yapılması ve yasanın ne tür eylemleri suç sayarak yasakladığının hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi gerekmektedir. Sözü edilen suç tanımlaması yapıldıktan sonra, suçun karşılığı olan cezanın ve suç sayılan eylemi gerçekleştiren kamu görevlisinin hangi disiplin kuralını ihlal ettiğinin açık bir şekilde ortaya konulması da zorunludur.</p>

<p style="text-align:justify">Söz konusu eylem, mevzuatta öngörülen tanıma uymuyorsa verilen disiplin cezasının hukuka aykırı olacağı açıktır. Bu itibarla, davacının eğitim esnasında hocasıyla arasında gerçekleşen konuşmalarda "Cumhurbaşkanı gelse bana bu hareketleri yaptıramaz" ifadesini kullandığı hususu soruşturma dosyasındaki tanık ifadelerince doğrulanmış ise de; söz konusu ifadenin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "hakaret" başlıklı 125. maddesinin kapsamına girmediği, hakaret fiili çerçevesinde değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından, davacının fiilinin "Eğitim kurumu içinde veya dışında, tek veya toplu halde Devlet büyüklerine, Emniyet Teşkilatı polis amirlerine, eğitim kurumu; yöneticilerine, amirlerine, üstlerine, öğretim elemanlarına, memurlarına veya güvenlik kuvvetlerine karşı; fiili saldırıda bulunmak veya dövmek veya dövme girişiminde bulunmak, söz, yazı veya fiil ile hakaret etmek veya tehdit etmek veya bu gibi hareketleri düzenlemek yahut kışkırtmak," şeklindeki suç tanımına uymadığı, anılan fiil yönünden disiplin hukukunda yer alan "tipiklik" şartının gerçekleşmediği ve davacının eylemine uyan başka bir disiplin cezası verilebileceği açık olmakla birlikte öğrencilerin disipline aykırı fiillerine verilecek cezanın tayininde yetkili olan makamın ilgili disiplin</p>

<p style="text-align:justify">otoritesi olduğu gözetildiğinde, Mahkemece davacının eylemine uyan disiplin cezasının da tespitinin yapılmasının yerinde olmadığı, disiplin cezasının uyuşmazlık konusu yapıldığı durumlarda yargı yerlerince, disiplin soruşturmasının usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, ilgilinin fiilinin sübut bulup bulmadığı, sübut bulmuş ise eylemine uyan disiplin cezasıyla cezalandırılıp cezalandırılmadığı yönünden hukukilik denetimi yapılabileceği, ayrıca ilgilinin eylemine uyan disiplin cezasının tespitinin de yapılmasının, disiplin otoritesinin yetki alanına girilmesi ve hukukilik denetiminin sınırlarının aşılması sonucunu doğuracağı hususları birlikte değerlendirildiğinde dava konusu işlemde hukuka uyarlık, dava konusu işlemin iptali yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında da sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>KARAR SONUCU :</strong></p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan nedenlerle;</p>

<p style="text-align:justify">1. <strong>DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE</strong>,</p>

<p style="text-align:justify">2. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesince verilen 11/09/2020 günlü, E:2020/2272, K:2020/1906 sayılı kararın yukarıda belirtilen <strong>GEREKÇE İLE ONANMASINA</strong>,</p>

<p style="text-align:justify">3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına,</p>

<p style="text-align:justify">4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7035 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara ve bir örneğinin de Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın, kararı veren Ankara 14. İdare Mahkemesine gönderilmesine, 17/09/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖRNEK KARARLAR</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/danistaydan-disiplin-cezalarinda-yetki-siniri</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 12:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/05/danistay-karar.jpg" type="image/jpeg" length="15473"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Engelli Memurun Lojman Hakkı ile ilgili KDK kararı]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/engelli-memurun-lojman-hakki-ile-ilgili-kdk-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/engelli-memurun-lojman-hakki-ile-ilgili-kdk-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kamu Denetçiliği Kurumu, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün engelli bir memurun lojman süresini uzatmama işlemini hukuka aykırı bularak, idareye tavsiye kararı verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Engelli Memurun Lojman Hakkı ile ilgili KDK kararı</h1>

<p style="text-align:justify">Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsmanlık), %58 oranında engelli bir memurun, 8. Dönem Toplu Sözleşme ile engelliler için lojman oturma süresinin 5 yıldan 6 yıla çıkarıldığına ilişkin hükmün uygulanması talebini reddeden Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nü <strong>haksız buldu</strong>. Kurum, idareye <strong>“başvuranın lojmanda oturma süresinin bir yıl daha uzatılması”</strong> yönünde tavsiye kararı verdi.</p>

<hr />
<p style="text-align:justify">Meteoroloji 1. Bölge Müdürlüğü’nde mühendis olarak görev yapan ve <strong>%58 oranında doğuştan ve sürekli engelli</strong> olduğunu sağlık raporuyla belgelendiren başvuran, 7 Aralık 2021’de sıra tahsisli lojmana yerleşti.</p>

<p style="text-align:justify">27 Ağustos 2025’te Resmî Gazete’de yayımlanan <strong>8. Dönem Toplu Sözleşme’nin 62. maddesi</strong> uyarınca, lojman oturma süresinin 5 yıldan 6 yıla çıkarılmasını talep etti. Ancak Meteoroloji Genel Müdürlüğü, <strong>2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu’nun 10. maddesine</strong> atıfla <em>“toplu sözleşme ile kanuna aykırı hüküm konulamaz”</em> gerekçesiyle talebi reddetti.</p>

<p style="text-align:justify">Başvuran bunun üzerine Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvurdu.</p>

<hr />
<p style="text-align:justify">İdarenin Savunması</p>

<p style="text-align:justify">Meteoroloji Genel Müdürlüğü savunmasında özetle şunları belirtti:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">2946 sayılı Kanun’un 4. maddesinde <em>“sıra tahsisli konutlarda oturma süresi beş yıldır”</em> hükmü kesin olarak yer almaktadır.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Aynı Kanun’un 10. maddesi, toplu iş sözleşmelerine bu Kanun’a aykırı hüküm konulamayacağını amir şekilde düzenlemektedir.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Engelli personel için zaten lojman puanlamasında <strong>+40 puan</strong> avantajı sağlanmaktadır.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Tarım ve Orman Bakanlığı’nın farklı uygulaması, kurumların teşkilat yapılarının farklı olması nedeniyle hukuki tutarsızlık oluşturmaz.</p>
 </li>
</ul>

<hr />
<p style="text-align:justify">Ombudsmanlığın Değerlendirmesi</p>

<p style="text-align:justify">Kamu Denetçiliği Kurumu kararında kritik tespitlerde bulundu:</p>

<p style="text-align:justify"><strong>1. Toplu sözleşme kanunun üstünde değil ama mali/sosyal haklarda saklı tutuluyor</strong><br />
Anayasa’nın 128. maddesine göre memurların özlük işleri kanunla düzenlenir, <strong>ancak mali ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır</strong>. Dolayısıyla lojman süresi sosyal hak kapsamında olduğundan toplu sözleşme ile düzenlenebilir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>2. 2946 sayılı Kanun’un 10. maddesi toplu sözleşmeyi kapsamıyor</strong><br />
Kanun’da <em>“toplu iş sözleşmelerine ve özel sözleşmelere”</em> atıf yapılmıştır. <strong>Kamu görevlilerini kapsayan toplu sözleşme</strong> bu kapsamda sayılmadığından, sınırlama burada uygulanamaz.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>3. Yetkili kurullar uygulanması gerektiği yönünde görüş bildirdi</strong><br />
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı ve Strateji ve Bütçe Başkanlığı temsilcilerinin katılımıyla yapılan toplantıda, <strong>Hakem Kurulu Kararı’nın 62. maddesinin uygulanması gerektiği</strong>, bu hükmün idarelere takdir hakkı tanımadığı sonucuna varılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>4. Başka bir kurumda uygulanmış olması tutarlılık gerektirir</strong><br />
Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı bir enstitüde aynı toplu sözleşme hükmü uygulanarak engelli personelin lojman süresi 6 yıla çıkarılmıştır. Ombudsmanlık, toplu sözleşme hükümlerinin tüm kamu kurumlarını bağladığını, farklı uygulamanın hukuki tutarsızlık oluşturduğunu vurguladı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>5. Lojmanlarda bekleyen engelli personel bulunmuyor</strong><br />
İdarenin kendi verilerine göre, başvuranın bulunduğu 1. Bölge Müdürlüğü ve bağlı illerde lojman sırasında bekleyen engelli, şehit yakını veya gazi personel bulunmamaktadır. Bu nedenle başvuranın talebinin kabulü <strong>başka bir personelin hakkını ihlal etmeyecektir.</strong></p>

<hr />
<p style="text-align:justify">Karar</p>

<p style="text-align:justify">Kamu Başdenetçisi Mehmet Akarca başkanlığında alınan kararla:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>BAŞVURUNUN KABULÜNE,</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Meteoroloji Genel Müdürlüğü’ne, başvuranın lojman oturma süresinin <strong>bir yıl daha uzatılması yönünde TAVSİYEDE BULUNULMASINA</strong>,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">İdarenin karar üzerine tesis edeceği işlemin <strong>30 gün içinde Kurum’a bildirilmesinin zorunlu olduğuna</strong>,</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">hükmedildi.</p>

<hr />
<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">T.C.</p>

<p style="text-align:justify">TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ</p>

<p style="text-align:justify">KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU</p>

<p style="text-align:justify">(OMBUDSMANLIK)</p>

<p style="text-align:justify">SAYI : 2026/5386-S.26.7514</p>

<p style="text-align:justify">BAŞVURU NO : 2025/20755</p>

<p style="text-align:justify">KARAR TARİHİ : 01/04/2026</p>

<p style="text-align:justify">TAVSİYE KARARI</p>

<p style="text-align:justify">BAŞVURAN</p>

<p style="text-align:justify">Adres</p>

<p style="text-align:justify">BAŞVURUYA KONU İDARE : METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ</p>

<p style="text-align:justify">BAŞVURUNUN KONUSU : 26.08.2025 tarih ve 2025/1 sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararının “Kamu konutlarından yararlanmada engelli kamu görevlileri için ilave süre” başlıklı 62/1 maddesi kapsamında kamu konutu ikamet süresinin bir yıl daha uzatılması talebi hakkındadır.</p>

<p style="text-align:justify">BAŞVURU TARİHİ : 18/11/2025</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">I.BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ</p>

<p style="text-align:justify">1.1. ………………. (T.C. Kurumumuza başvuru yaptığı 18.11.2025 tarihli dilekçesi ve eki yazışmalarda özet olarak;</p>

<p style="text-align:justify">1.2.Meteoroloji 1. Bölge Müdürlüğü'nde “Mühendis (Sicil: olarak görev yaptığını, %58 oranında doğuştan ve sürekli olmak üzere nörolojik, ortopedik engelli olduğunu, 7.12.2021 tarihinde kurum lojmanına sıra tahsisli olarak yerleştiğini, 27.08.2025 tarihli 32999 sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanan 8. Dönem Toplu Sözleşme'nin 62. maddesine dayanarak, lojman oturma süresinin 5 yıldan 6 yıla güncellenmesini talep etmek üzere 06.11.2025 tarihinde dilekçeyle başvurduğunu, Bölge Müdürlüğünün 17.11.2025 tarihli cevabında, Genel Müdürlüğün aynı durum için açılmış bir başka dilekçeye cevabını ilgi göstererek ve 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu'nun 10’uncu maddesine atıfla “toplu sözleşme ile kanuna aykırı hükümler konulamayacağı” gerekçesiyle talebinin reddedildiğini, Anayasanın 53’üncü maddesinde “Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararlarının kesin ve toplu sözleşme hükmünde olduğu” ve 128. maddesinde “Memurların özlük işleri kanunla düzenlenir. Ancak, mali ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır” şeklinde amir hükümlerin bulunduğunu, lojman oturma süresinin sosyal hak kapsamında olup, Anayasa bu konuda toplu sözleşme hükümlerinin saklı tutulduğunu, 8. Dönem Toplu Sözleşme'nin 62’nci maddesinin Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini ve “ % 40 ve üzeri engelli kamu görevlileri için lojman oturma süresinin 6 yıl olacağı” şeklinde düzenleme yapıldığını, Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü, İstanbul Pendik Veteriner Kontrol Enstitüsü'nde görevli engelli personelin aynı Toplu Sözleşme'nin 62’nci maddesine dayanarak yaptığı başvuruyu 24.09.2024 tarihinde kabul ettiğini ve lojman oturma süresinin 6 yıla çıkarıldığını, bu kararın, Toplu Sözleşmenin 62’nci maddesinin uygulanabilir olduğunu ve 2946 sayılı Kanun ile çatışmadığını açıkça gösterdiğini, bir başka ifade ile idareler arasında tutarsızlık bulunduğunu, Tarım ve Orman Bakanlığı engelli personeli için hükmü uygularken, Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uygulamadığını, Resmi Gazete’de yayımlanan ve Anayasal güvence altındaki bir hükmün uygulanmamasının hakkaniyet ilkesine aykırı olduğunu, diğer yandan Anayasanın "özel koruma" yükümlülüğünün bu noktada engelliler lehine yorumlanması gerektiğini gösterdiğini, Toplu Sözleşme'nin 62’nci maddesi ile engelli kamu görevlileri için getirilmiş özel düzenleme olduğunu, aynı hükmün Tarım Bakanlığı tarafından uygulanırken, Meteoroloji Genel Müdürlüğünün reddetmesi yönündeki idari işleme ilişkin hukuki gerekçelerin tutarsız olduğunu iddia ve ifade ederek 27.08.2025 tarih ve 32999 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 26.08.2025 tarih ve 2025/1 sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararının “Kamu konutlarından yararlanmada engelli kamu görevlileri için ilave süre” başlıklı 62/1 maddesi kapsamında kamu konutu ikamet süresinin bir yıl daha uzatılmasını talep etmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">1.3………………………tarafından yukarıda bahis konusu edilen iddia ve talep ile ilgili olarak 06.11.2025 tarihli dilekçe ile idareye başvuruda bulunulmuş, idarenin 17.11.2025 tarih ve sayılı cevap yazısında özet olarak; “… Genel Müdürlüğümüzün İlgi (b) sayılı yazısı ve 30.10.2025 tarihindeki (İntranet sayfamızda duyurulan) Meteoroloji Genel Müdürlüğü Kurum İdari Kurul Kararlarının 5. maddesinde de belirtildiği üzere Kamu Konutları Kanununun “Yasaklı Hükümler” başlıklı 10. maddesinde "Toplu İş Sözleşmelerine ve özel sözleşmelere bu kanuna aykırı hükümler konulamaz ve idari yetki kullanımı yoluyla bu kanuna aykırı işlem yapılamaz" hükmü mevcut olup anılan kanunun 4.maddesinde belirtildiği üzere "sıra tahsisli konutlarda oturma süresi beş yıldır" hükmü –kanunda değişiklik yapılmadığı müddetçe- engelli personel için de uygulanmaya devam edilecektir.” şeklinde olumsuz cevap verdiği anlaşılmakla, idari başvuru yolları tüketilen başvuru ile ilgili Kurumumuzca esastan inceleme ve araştırma aşamasına geçilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">II.İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI</p>

<p style="text-align:justify">2.Başvuranın iddia ve taleplerine ilişkin olarak, 03.12.2025 tarih ve ………………………………… sayılı yazımız ile Ege Üniversitesi Rektörlüğü’nden ve 11.02.2025 tarih ve …………………………. sayılı yazımız ile Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden bilgi ve belge talep edilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">2.1. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden alınan 31.12.2025 tarih ve M sayılı cevabi yazıda özet olarak;</p>

<p style="text-align:justify">2.1.1………………………………. Genel Müdürlük 1. Bölge (İstanbul) Müdürlüğüne bağlı Atatürk Havalimanı Meteoroloji Müdürlüğünde kadrolu memur (mühendis) olarak görev yaptığı, dolayısıyla 01.01.2024 – 31.12.2025 tarihleri arasında uygulanan 7. Dönem Toplu Sözleşmeye tâbi olduğu,</p>

<p style="text-align:justify">2.1.2.2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu'nun “Yasaklı Hükümler” başlıklı 10’uncu maddesinin amir hükmü karşısında ve sundukları gerekçeler doğrultusunda Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin "Dostane Çözüm" başlıklı 33/A maddesi kapsamında İdaremizce yapılacak bir işlem bulunmadığının değerlendirildiği,</p>

<p style="text-align:justify">2.1.3.Meteoroloji 1. Bölge (İstanbul) Müdürlüğü ve bağlı Meteoroloji Müdürlüklerinde toplam 40 adet lojman bulunduğu, bu lojmanların 9 adedinde görev tahsisli personel, 28 adedinde sıra tahsisli personel oturmakta olup 3 adedi ise yapılan bina performans analizi sonucunda riskli olarak tespit edildiğinden boş durumda olduğu, Genel Müdürlüğün merkez ve taşra teşkilatında toplam 524 adet lojman bulunduğu, bu lojmanların 113 adedinde görev tahsisli personel, 353 adedinde sıra tahsisli personel, 19 adedinde hizmet tahsisli personelin oturduğu, diğer lojmanların ise boş olup komisyonların karar alma ve tahsis, teslim işlemleri devam ettiği,</p>

<p style="text-align:justify">2.1.4………………………… 'in de dâhil olduğu “sıra tahsisli konut” türüne ilişkin puanlama cetvelinin; Kamu Konutları Yönetmeliği'ne ekli “Sıra Tahsisli Konutların Puanlama Cetveli” başlıklı 4 Sayılı Cetvel olduğu, bu Cetvel'in k maddesi “Yüzde kırk ve üzerinde engelli olduğunu yetkili sağlık kurullarından alınan rapor ile belgelendiren engelli personel ile kanunen bakmakla mükellef bulunduğu ve konutta şeklindedir. birlikte oturacağı her bir engelli aile ferdi (eş ve çocuk dahil) için (+ 40) puan” şeklinde olduğu ve dolayısıyla yüzde kırk ve üzerinde engelli olduğunu yetkili sağlık kurullarından alınan rapor ile belgelendiren personellerimize lojman tahsis ederken oluşturulan puanlamada doğrudan +40 puan verildiği, hatta personellerin kanunen bakmakla mükellef bulunduğu ve konutta birlikte oturacağı her bir engelli aile ferdi için de ayrı ayrı +40 puan verildiği, ^^^ ’in de bu kapsamda puanlamada +40 puan aldığı, bahsedilen uygulama idarelerindeki lojman tahsis talebinde bulunan tüm personeli hakkında uygulandığı, nitekim Genel Müdürlüğümüz merkez birimlerine ait Ankara ili, ^ ilçesinde bulunan 50 adet lojmanda 7 (yedi) engelli personel ve engelli yakını olan personel ikamet etmekte olup bu sayının oran olarak %14'ü bulduğu,</p>

<p style="text-align:justify">2.1.5.Ülkemizde 2010 yılında yapılan Anayasa Değişikliği ile işçi statüsü dışında çalışan kamu görevlilerine ilk defa toplu sözleşme hakkı tanındığı, hukuka ve kanuna aykırı olmadığı sürece toplu sözleşme hükümlerinin, geçerli olduğu sürede, taraflar açısından bağlayıcı olduğunun kuşkusuz olduğu, toplu sözleşmenin hukuki niteliği konusunda farklı görüşler bulunduğu, bir görüşe göre toplu sözleşmenin memurlar ve diğer kamu görevlilerinin, mali ve sosyal haklarını düzenleyen düzenleyici bir idarî işlem olduğu, toplu sözleşme yapma hakkının ise idarenin kanuniliği ilkesinin Anayasa ile öngörülmüş bir istisnası olup mali ve sosyal haklar konusunda idare ile birlikte kural koyma yetkisinin kullanımından ibaret olduğu belirtilmiş iken diğer bir görüşe göre ise usulüne göre imzalanmış olan toplu sözleşme hükümlerinin, taraflar açısından kanun gibi bağlayıcı olduğu ve maddi anlamda kanun gibi kabul edilmesi gerektiği; toplu sözleşmenin adı üstünde bir “sözleşme” olduğu ve belirli bir süre için geçerli olduğu, bu nedenle de toplu sözleşme hükmünün kanun hükmünde olmasının onun kanun olduğu anlamına gelmeyeceği ve sözleşmelerin kanun olarak nitelendirilemeyeceği, toplu sözleşmeyle kanunların değiştirilemeyeceği, yasama organının çıkardığı kanunları yürürlükten kaldıramayacağı ve toplu sözleşme hakkının kanunların uygulanmaz hale getirilmesi amacıyla kullanılamayacağı, kanunlara aykırı sözleşme hükümlerinin yargı yolu ile kanuna aykırılığının tespit edilmesi durumunda bunların “hükümsüz” kabul edilmesi gerektiğini söylendiği, dolayısıyla İdarelerince, bir toplu sözleşme hükmünün kanun gibi bağlayıcı olduğu kabul edilmekle birlikte kanun gibi sonuç doğurabilmesinin ancak kanunun emredici hükümlerine aykırı olmamak koşuluyla mümkün olduğunun değerlendirildiği, normlar hiyerarşisi bakımından ise toplu sözleşmenin kanunun altında yer aldığının düşünüldüğü,</p>

<p style="text-align:justify">2.1.6.Toplu sözleşme hükmünün kanun gibi bağlayıcı olduğu kabul edilmekle birlikte kanun gibi sonuç doğurabilmesinin ancak kanunun emredici hükümlerine aykırı olmamak koşuluyla mümkün olduğunun değerlendirildiği, dolayısıyla 2946 sayılı Kamu Konutları Kanununda düzenlenmeyen bir konuda 4688 sayılı Kanun ve buna istinaden Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren toplu sözleşme ile düzenleme yapılması durumunda, bu düzenleme başka bir ennedici kanım hükmüne aykırılık teşkil etmiyorsa düzenlemenin uygulanabileceği, aksi halde uygulanamayacağının düşünüldüğü, yasa koyucu tarafindan konulmuş olan 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu'nun “Yasaklı hükümler” başlıklı "Toplu İş Sö:1 eşin eleriıı e ve özel sözleşmelere bu kanuna aykırı hükümlerkonulamaz ve idari yetki kullanımı yoluyla bu kanuna aykırı işlem yapılamaz. ” şeklindeki 10’uncu maddesi hükmü ve “Oturma sineleri” başlıklı 4’üncü maddesinde yer alan "sıra tahsisli konutlarda oturma süresi beş yıldır" şeklindeki amir hükümlerinin hâlihaznda yürürlükte olduğu, diğer taraftan mezkûr Kanıma dayanılarak çıkarılan Kamu Konutları Yönetmeliği'ne ekli Sıra Tahsisli Puanlama Cetveli başlıklı 4 Sayılı Cetvel'de "kamu personelinin, yüzde kırk ve üzerinde engelli olduğunu yetkili sağlık kurullarından alınan rapor ile belgelendirmesi halinde ise kendisine doğrudan +40puan verilmesi ” düzenlemesi yer aldığı, bu çerçevede engelli bir kamu personelinin, diğer kamu personeline kıyasla doğrudan +40 puan ahnak suretiyle öncelikli ve ayrıcalıklı bir konumda bulunduğu, bu doğrultuda engelli kamu personeline +40 puan verilmek suretiyle engelli personelin, ekonomik ve sosyal refah düzeyinin artırılmasının ve devletin sağladığı imkânlardan daha verimli bir şekilde yararlanabilmesinin dolayısıyla Anayasa'nın 10’uncu maddesi kapsammda engellilere dönük pozitif ayrımcılığın sağlanmasının amaçlandığımn değerlendiıildiği,</p>

<p style="text-align:justify">2.1.7.Başvuran tarafından emsal verilen Tarım ve Orman Bakanlığı engelli personeli için bahse konu hükmü uygularken, yasa değişikliği gerektiği için uygulanmamasımn hukuken tutarsızlık oluşturduğu iddialarına ilişkin Meteoroloji Genel Müdürlüğünün teşkilat yapısı ve görevlerinin 15.07.2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar İle Diğer Kurum Ve Kunıhışların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 261-282 maddelerinde düzenlendiği, Meteoroloji Genel Müdürlüğünün Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına bağlı, genel bütçe kapsamında bir kamu idaresi olduğu, dolayısıyla Tarım ve Orman Bakanlığı'nm iç işleyişinde uyguladığı bir hususa dair idarelerinin bilgi sahibi olmamakla birlikte idaıelerinin anılan Bakanlıktan ayıı bir kamu kurumu olması karşısında söz konusu uygulama açısmdan hukuki tutarsızlıktan bahsedilemeyeceğinin düşünüldüğü,</p>

<p style="text-align:justify">2.1.8.Aynı uygulamadan kaynaklı İdareleri aleyhine İstanbul 8. İdare Mahkemesinin 2025/1347 Esas sayısma kayden açılmış bir dava bulunduğu ve henüz karara bağlanmadığı, diğer yandan söz konusu davada İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi'nin 05.09.2025 tarihli ve 2025/315 Y.D. İtiraz sayılı karaııyla davacmm yürütmenin duıdurulması isteminin reddine kesin olarak karar verildiği açıklamalarına yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">2.2.Başvuru ekinde yer alan bilgi ve belgeler incelendiğinde;</p>

<p style="text-align:justify">2.2.1.Mevcut durumda Meteoroloji Genel Müdürlüğü merkez ve taşra teşkilatlarında ikamet eden “Şehit yakını personel”, “ Gazi personel”, “Engelli personel” “Engelli yakını personel” statüsünde 19 adet personelin bulunduğu, 2,3,4 ve 7. Bölge Müdürlükleri ve bağlı illerindeki lojmanlarda ikamet eden engelli personel bulunmadığı, şikâyete konu başvuranın çalıştığı 1. Bölge Müdürlüğü’nde aralarında başvuranm da bulunduğu 5 adet engelli ve engelli yakını personelin lojmanda oturduğu,</p>

<p style="text-align:justify">2.2.2.Meteoroloji Bölge Müdürlükleri lojman puanlama listelerinde tahsis sırasını bekleyen “Şehit yakım personel”, “ Gazi personel”, “Engelli personel” “Engelli yakını personel” statüsünde şikâyete konu başvuranm çalıştığı 1. Bölge Müdürlüğü ve bağlı illerinde 2025 yılı puanlama listelerinde, tahsis sırasını bekleyen personel bulunmadığı, sadece 2, 3, 6 ve 7. Bölge ve bağlı illerinde toplam 8 adet personelin bu kapsamda tahsis sırası beklediği tespit edilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">2.3.Başvuranın şikâyet konusu ettiği hususta Kamu Denetçiliği Kurumumuza 14.01.2025 tarih ve 2025/789 şikâyet numaralı, “2023/1 Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararının “Kamu Konutlarından Yararlanmada Engelli Kamu Görevlileri İçin İlave Süre” başlıklı 62/1 maddesi kapsamında lojman ikamet süresinin bir yıl daha uzatılması” talebi ile aynı konuda başvuru yapılmış olup, ilgili toplu sözleşmenin Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararının “Yürürlük süresi ve tereddütlerin giderilmesi” başlıklı 3’üncü maddesinin 2’nci fıkrası gereğince tereddütleri gidermek ve uygulamayı yönlendirmek amacıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına (Çalışma Genel Müdürlüğü) 11.02.2025 tarih ve^H sayılı yazı ile görüş sorulmuş olup, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan (Çalışma Genel Müdürlüğü) alınan 14.03.2025 tarih ve M sayılı cevabi yazıda özet olarak;</p>

<p style="text-align:justify">2.3.1.Bilindiği üzere, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 10'uncu maddesinde, “…Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz…” hükmü; 53'üncü maddesinde, “…Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler. Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir. Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir.” hükmü; 128'inci maddesinin ikinci fıkrasında ise “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.” hükmünün yer aldığı,</p>

<p style="text-align:justify">2.3.2.10.07.2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1 numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 89'uncu maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendinde, “Kamu görevlileri sendikalarına ilişkin mevzuatın uygulanmasında personel konularında uygulama birliğini sağlayacak tedbirleri almak, kamu işverenini temsilen yetkili kurullar ile kamu görevlileri sendikaları ve üst kuruluşları arasında yürütülen çalışmalarda danışma, destek ve koordinasyon hizmetlerini yürütmek” görevinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesindeki Çalışma Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında sayıldığı,</p>

<p style="text-align:justify">2.3.3.657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 17'nci maddesinde, “Devlet memurları, bu kanun ve diğer mevzuata göre tayin ve tesbit olunup yürürlükte bulunan hükümlerin kendileri hakkında aynen uygulanmasını istemek hakkına sahiptirler.” hükmüne; 18'inci maddesinde, “Kanunlarda yazılı haller dışında Devlet memurunun memurluğuna son verilmez, aylık ve başka hakları elinden alınamaz.” hükmüne; 22'nci maddesinde, “Devlet memurları, Anayasada ve özel kanununda belirtilen hükümler uyarınca sendikalar ve üst kuruluşlar kurabilir ve bunlara üye olabilirler.” hükmüne yer verildiği,</p>

<p style="text-align:justify">2.3.4.4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 1'inci maddesinde, “Bu Kanunun amacı, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve meslekî hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi için oluşturdukları sendika ve konfederasyonların kuruluşu, organları, yetkileri ve faaliyetleri ile sendika ve konfederasyonlarda görev alacak kamu görevlilerinin hak ve sorumluluklarını belirlemek ve toplu sözleşme yapılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.”, hükmü; 2’nci maddesinde, “Bu Kanun, Devletin veya diğer kamu tüzel kişilerinin yürütmekle görevli oldukları kamu hizmetlerinin görüldüğü genel, katma ve özel bütçeli idareler, il özel idareleri ve belediyeler ile bunlara bağlı kuruluşlarda kamu iktisadî teşebbüslerinde, özel kanunlarla veya Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle ya da bunların verdiği yetkiye dayanarak kurulan banka ve teşekküller ile bunlara bağlı kuruluşlarda ve diğer kamu kurum veya kuruluşlarında işçi statüsü dışında çalışan kamu görevlileri hakkında uygulanır.”, hükmü; 28'inci maddesinde, “Toplu sözleşme; kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını düzenleyen mevcut mevzuat hükümleri dikkate alınarak kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti, harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal hakları kapsar. Toplu sözleşme ikramiyesi hariç olmak üzere toplu sözleşme hükümlerinin uygulanmasında sendika üyesi olan ve sendika üyesi olmayan kamu görevlileri arasında ayrım yapılamaz. Toplu sözleşme hükümleri, sözleşmenin yapıldığı tarihi takip eden iki mali yıl için geçerlidir…”, hükmü; 33'üncü maddesinde, “Toplu sözleşme görüşme süreci sonunda toplu sözleşme imzalanamaması halinde, üzerinde uzlaşılan ve uzlaşılamayan konuları içeren toplantı tutanağı, tutanağın kamu görevlilerinin geneline yönelik bölümü Kamu Görevlileri Sendikaları Heyeti Başkanı ve hizmet kollarına yönelik bölümleri ilgili sendika temsilcisi ile Kamu İşveren Heyeti Başkanı tarafından imzalanır. Toplu sözleşme görüşmelerinin uzlaşmazlıkla sonuçlanması ve toplantı tutanağı imzalanamaması halinde Devlet Personel Başkanlığı tarafından görüşmelerin uzlaşmazlıkla sonuçlandığına dair tespit tutanağı tutulur. Toplantı tutanağı imzalanmasından veya görüşmelerin uzlaşmazlıkla sonuçlandığının tespit tutanağı ile belirlenmesinden itibaren üç işgünü içerisinde sözleşmenin ilgili bölümlerini imzalamaya yetkili olanlar tarafından imzalamaya yetkili oldukları bölümler için Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulabilir. Toplu sözleşme kapsamına girmeyen konulara ilişkin olarak Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamaz." hükmü; 34'üncü maddesinde de “…Kurul kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir.” hükmünün bulunduğu,</p>

<p style="text-align:justify">2.3.5.Bununla birlikte, 03.09.2023 tarihli ve 32298 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 31.08.2023 tarihli ve 2023/1 sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararı'nın 1'inci maddesinde, “Bu Kararın; kamu görevlilerinin geneline ilişkin mali ve sosyal haklarla ilgili bölümü 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu kapsamına giren kamu kurum ve kuruluşlarının kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlileri hakkında uygulanır. Bu Kararda düzenlenmeyen mali ve sosyal haklar hakkında ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” hükmü; 3'üncü maddesinin ikinci fıkrasında, “Bu Kararın uygulamasına ilişkin olarak ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye ve uygulamayı yönlendirmeye, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığı görevli ve yetkilidir.” hükmü; 62'nci maddesinde ise “…Kamu Konutları Yönetmeliğinin 20 nci maddesi uyarınca sıra tahsisli konutlara ilişkin belirlenen beş yıllık oturma süresi, yüzde kırk ve üzerinde engelli olduğunu yetkili sağlık kurullarından alınan rapor ile belgelendiren kamu görevlileri hakkında altı yıl olarak uygulanır.” hükmünün getirildiği,</p>

<p style="text-align:justify">2.3.6.2946 sayılı Kamu Konutları Kanununun 4'üncü maddesinde, “Özel, görev ve hizmet tahsisli konutlarda tahsise esas olan görev veya hizmetin devamı süresince oturulabilir. Sıra tahsisli konutlarda ise oturma süresi beş yıldır. Ancak; bu sürenin tamamlanmasından sonra konuttan yararlanacak başka birinin olmaması halinde, belli bir süre verilmeksizin ve şartlı olarak oturmaya devam edilmesine izin verilebilir.” hükmü; 10'uncu maddesinde ise “Toplu iş sözleşmelerine ve özel sözleşmelere bu Kanuna aykırı hükümler konulamaz, idari yetki kullanımı yoluyla bu Kanuna aykırı işlem yapılamaz.” hükmünün mevcut olduğu,</p>

<p style="text-align:justify">2.3.7.23.09.1984 tarihli ve 18524 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kamu Konutları Yönetmeliği'nin 20'nci maddesinde ise “Özel, görev ve hizmet tahsisli konutlarda, tahsise esas olan görev veya hizmetin devamı süresince oturulabilir. Sıra tahsisli konutlarda ise oturma süresi beş yıldır. Ancak, a) Bu sürenin tamamlanmasından sonra, konuttan yararlanacak başka personelin olmaması halinde, belli bir süre verilmeksizin ve şartlı olarak konutta oturmaya devam edilmesine izin verilebilir. b) Konuta girmek için sıra bekleyen bulunduğu takdirde, beş yıldan fazla oturma süresi en fazla olandan başlamak üzere, tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde konut boşaltılır. c) Görevi gereği hizmet veya görev tahsisli konut tahsis edilenler, bu görevlerinden ayrıldıkları takdirde, kendilerine yapılacak tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde konut boşaltılır. Bunlara Yönetmelik hükümleri çerçevesinde sıra tahsisli konut tahsis edilir…” hükmünün yer aldığı,</p>

<p style="text-align:justify">2.3.8.Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve açıklamalar çerçevesinde;</p>

<p style="text-align:justify">2.3.8.1. Anayasa, 4688 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine uygun olarak Kamu İşveren Heyeti ile Kamu Görevlileri Sendikaları Heyeti arasına gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde mutabakat sağlanan konulara ilişkin olarak toplu sözleşme imzalandığı ve “Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2024 ve 2025 Yıllarını Kapsayan 7. Dönem Toplu Sözleşme”nin 03.09.2023 tarihli ve 32298 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandığı, bahsedilen heyetler arasında uzlaşma sağlanamayan konular ise 31.08.2023 tarihli ve 2023/1 sayılı “Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararı” ile karara bağlanarak aynı tarih ve sayılı Resmi Gazete’de yayımlandığı, anılan Hakem Kurulu Kararının toplu sözleşme hükmünde olduğu, toplu sözleşme hükümlerinin, mali ve sosyal haklara ilişkin olduğu ve gücünü Anayasa'dan aldığı, bununla birlikte, toplu sözleşme hükümlerinin yürürlükteki mevzuatta herhangi bir değişiklik yapmadığı, söz konusu mevzuatta düzenlenen mali ve sosyal hakların uygulamasını iki yıllık bir dönem için değiştirdiği, bu anlamda, toplu sözleşme ile getirilen mali ve sosyal hakların, ilgili personel bakımından sonraki toplu sözleşme dönemlerini de kapsayacak şekilde kazanılmış hak niteliğinde olmadığı, gerek "Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2024 ve 2025 Yıllarını Kapsayan 7. Dönem Toplu Sözleşme"nin 1'inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Bu Toplu Sözleşmede düzenlenmeyen mali ve sosyal haklar hakkında ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” hükmünde, gerekse 31.08.2023 tarihli ve 2023/1 sayılı “Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararı”nın 1'inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Bu Kararda düzenlenmeyen mali ve sosyal haklar hakkında ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” hükmünde açıkça belirtildiği üzere, bir döneme ait toplu sözleşmede sağlanan mali ve sosyal hakkın sonraki dönemlerdeki toplu sözleşmelerde yer almaması durumunda, yürürlükte bulunan ilgili mevzuat hükümleri aynı şekilde uygulanmaya devam edeceği,</p>

<p style="text-align:justify">2.3.8.2. 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu'nun 10'uncu maddesinde yer alan “Toplu iş sözleşmelerine ve özel sözleşmelere bu Kanuna aykırı hükümler konulamaz, idari yetki kullanımı yoluyla bu Kanuna aykırı işlem yapılamaz.” hükmünde, toplu iş sözleşmeleri, özel sözleşmeler ve idari takdir yetkisinden bahsedildiği, Kamu İşveren Heyeti ile Kamu Görevlileri Sendikaları Heyeti arasına gerçekleştirilen ve ilgili kamu görevlilerini kapsayan toplu sözleşmenin zikredilmediği, nitekim yukarıda da belirtildiği üzere, toplu sözleşme hükümleri ile yürürlükteki mevzuatta yer alan mali ve sosyal haklara ilişkin hükümlerin uygulamasında iki yıllık dönem için geçerli olacak şekilde değişiklik yapılmasının mümkün bulunmadığı,</p>

<p style="text-align:justify">2.3.8.3. 31.08.2023 tarihli ve 2023/1 sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararı'nın 3'üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen “Bu Kararın uygulamasına ilişkin olarak ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye ve uygulamayı yönlendirmeye, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığı görevli ve yetkilidir.” hükmü gereğince; başvuru konusu somut olayda, 01.10.2020 tarihinde sıra tahsisli lojmandan yararlanmaya başlayan, ilgili mevzuat hükümlerince 01.10.2025 tarihinde lojmandan beş yıl süreyle yararlanma hakkı sona erecek olan ancak bahsedilen Hakem Kurul Kararı'nın 62’nci maddesiyle getirilen “Kamu Konutları Yönetmeliğinin 20 nci maddesi uyarınca sıra tahsisli konutlara ilişkin belirlenen beş yıllık oturma süresi, yüzde kırk ve üzerinde engelli olduğunu yetkili sağlık kurullarından alınan rapor ile belgelendiren kamu görevlileri hakkında altı yıl olarak uygulanır.” hükmü gereğince lojmanda oturma süresinin bir yıl daha uzatılmasını talep eden personelin ve ilgili İdari Personel Sendikasının bu yöndeki talebinin idarece reddedilmesi hususundaki tereddüdün, adı geçen Kurumların temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda değerlendirilmesi gerektiği konusunda görüş birliğine varıldığı</p>

<p style="text-align:justify">2.3.8.4. Bu itibarla, 19.02.2025 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığı temsilcilerinin katılımıyla yapılan toplantı sonucunda; bahsedilen Hakem Kurulu Kararı'nın 62’nci maddesinde öngörülen amir hükümle yüzde kırk ve üzerinde engelli olduğunu yetkili sağlık kurulundan aldığı rapor ile belgelendiren ve Kamu Konutları Yönetmeliği'nin 20’nci maddesinde belirlenen beş yıllık oturma sürelerinin sonunda da söz konusu engellilik durumları devam eden ilgililerin, sıra tahsisli konutlara ilişkin oturma sürelerinin bu engellilik durumlarının devam etmesi şartıyla altı yıl olarak uygulanması gerektiği, söz konusu hükmün aranan şartları taşıyan personel bakımından idarelere takdir hakkı getirmediği, yüzde kırk ve üzerinde engelli olduğunu yetkili sağlık kurulundan aldığı rapor ile belgelendiren ilgili personelin sıra tahsisli lojmandan ilave yararlanma süresinin, anılan Kurul Kararı'nın 3’üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Bu Karar, 1/1/2024-31/12/2025 tarihleri arasında uygulanır” hükmü gereğince 7. Dönem Toplu Sözleşme'nin ve Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararı'nın son yürürlük tarihi olan 31.12.2025 tarihini geçemeyeceği, bu tarihten sonra söz konusu haktan yararlanmaya devam edilmesi hususunda ise sonraki dönemler için yürürlüğe girecek Toplu Sözleşme veya Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararlarındaki ilgili hükme göre işlem tesis edilmesi gerektiği açıklama ve görüşlerine yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">III.İLGİLİ MEVZUAT</p>

<p style="text-align:justify">3.2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın,</p>

<p style="text-align:justify">3.1.“Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10’uncu maddesinde; “ Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.</p>

<p style="text-align:justify">(Ek fıkra: 7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. (Ek cümle: 7/5/2010-5982/1 md.) Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.</p>

<p style="text-align:justify">(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/1 md.) Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.</p>

<p style="text-align:justify">Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.</p>

<p style="text-align:justify">Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde (…)[9] kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.</p>

<p style="text-align:justify">3.2.“A. Toplu iş sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı” başlıklı 53’üncü maddesinde; “...</p>

<p style="text-align:justify">İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.</p>

<p style="text-align:justify">Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir.</p>

<p style="text-align:justify">(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/6 md.) Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler.</p>

<p style="text-align:justify">(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/6 md.) Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir.</p>

<p style="text-align:justify">(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/6 md.) Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir.”</p>

<p style="text-align:justify">3.3.“Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler” başlıklı 61 inci maddesinde;“…Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır.”,</p>

<p style="text-align:justify">3.4.“Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “Vatandaşlar… kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. … Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.”,</p>

<p style="text-align:justify">3.5.“D. Kamu hizmeti görevlileriyle ilgili hükümler” başlıklı bölümünün “1. Genel ilkeler” başlıklı 128’inci maddesinde; “ Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.</p>

<p style="text-align:justify">Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. (Ek cümle: 7/5/2010-5982/12 md.) Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır...”</p>

<p style="text-align:justify">4.6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinde; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,</p>

<p style="text-align:justify">5.4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun;</p>

<p style="text-align:justify">5.1.“Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde; “ Bu Kanunun amacı, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve meslekî hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi için oluşturdukları sendika ve konfederasyonların kuruluşu, organları, yetkileri ve faaliyetleri ile sendika ve konfederasyonlarda görev alacak kamu görevlilerinin hak ve sorumluluklarını belirlemek ve toplu sözleşme yapılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.”</p>

<p style="text-align:justify">5.2.“Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde; “ Bu Kanun, Devletin veya diğer kamu tüzel kişilerinin yürütmekle görevli oldukları kamu hizmetlerinin görüldüğü genel, katma ve özel bütçeli idareler, il özel idareleri ve belediyeler ile bunlara bağlı kuruluşlarda kamu iktisadî teşebbüslerinde, özel kanunlarla veya Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle ya da bunların verdiği yetkiye dayanarak kurulan banka ve teşekküller ile bunlara bağlı kuruluşlarda ve diğer kamu kurum veya kuruluşlarında işçi statüsü dışında çalışan kamu görevlileri hakkında uygulanır.”</p>

<p style="text-align:justify">5.3.“Toplu sözleşmenin kapsamı” başlıklı 28’inci maddesinde; “ (Değişik: 4/4/2012-6289/18 md.) Toplu sözleşme; kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını düzenleyen mevcut mevzuat hükümleri dikkate alınarak kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti, harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal hakları kapsar.</p>

<p style="text-align:justify">Toplu sözleşme ikramiyesi hariç olmak üzere toplu sözleşme hükümlerinin uygulanmasında sendika üyesi olan ve sendika üyesi olmayan kamu görevlileri arasında ayrım yapılamaz.</p>

<p style="text-align:justify">Toplu sözleşme hükümleri, sözleşmenin yapıldığı tarihi takip eden iki mali yıl için geçerlidir.</p>

<p style="text-align:justify">5.4.“Kamu Görevlileri Hakem Kurulu” başlıklı 34’üncü maddesinde; “... Değişik: 4/4/2012-6289/24 md.) Kamu Görevlileri Hakem Kurulu her toplu sözleşme dönemi için;</p>

<p style="text-align:justify">a)Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay Başkan, Başkanvekili, Başkan Yardımcısı veya Daire Başkanları arasından Cumhurbaşkanınca Başkan olarak seçilecek bir üye,</p>

<p style="text-align:justify">b)(Değişik: 2/7/2018-KHK-703/197 md.) Cumhurbaşkanınca belirlenen bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarından dört üye,</p>

<p style="text-align:justify">c)Bağlı sendikaların üye sayısı itibarıyla en fazla üyeye sahip konfederasyon tarafından belirlenecek iki, bağlı sendikaların üye sayısı açısından ikinci ve üçüncü sırada bulunan konfederasyonlardan birer üye,</p>

<p style="text-align:justify">d)Üniversitelerin kamu yönetimi, iş hukuku, kamu maliyesi, çalışma ekonomisi, iktisat ve işletme bilim dallarından en az Doçent unvanını taşıyanlar arasından Cumhurbaşkanınca seçilecek bir üye,</p>

<p style="text-align:justify">e)Bağlı sendikaların üye sayısı itibarıyla en fazla üyeye sahip konfederasyon tarafından üç, bağlı sendikaların üye sayısı açısından ikinci ve üçüncü sırada bulunan konfederasyonlar tarafından ikişer olmak üzere (d) bendinde belirtilen bilim dallarından en az Doçent unvanını taşımak kaydıyla, önerilecek toplam yedi öğretim üyesi arasından Cumhurbaşkanınca seçilecek bir üye,</p>

<p style="text-align:justify">olmak üzere onbir üyeden oluşur.</p>

<p style="text-align:justify">...</p>

<p style="text-align:justify">Kurul kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir.</p>

<p style="text-align:justify">Kurul kararları taraflara üç gün içerisinde yazılı olarak bildirilir ve Resmî Gazetede yayımlanır...”</p>

<p style="text-align:justify">6.2946 sayılı Kamu Konutları Kanununun;</p>

<p style="text-align:justify">6.1.“Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde; “ Bu Kanunun amacı; kamu konutlarının tahsis biçimi, oturma süresi, kira, bakım, onarım ve yönetimine ilişkin temel ilkeleri belirlemektir.”</p>

<p style="text-align:justify">6.2.“Oturma süreleri” başlıklı 4’üncü maddesinde; “ Özel, görev ve hizmet tahsisli konutlarda tahsise esas olan görev veya hizmetin devamı süresince oturulabilir.</p>

<p style="text-align:justify">Sıra tahsisli konutlarda ise oturma süresi beş yıldır. Ancak; bu sürenin tamamlanmasından sonra konuttan yararlanacak başka birinin olmaması halinde, belli bir süre verilmeksizin ve şartlı olarak oturmaya devam edilmesine izin verilebilir.”</p>

<p style="text-align:justify">6.3.“Yasak hükümler” başlıklı 10’uncu maddesinde; “ Toplu iş sözleşmelerine ve özel sözleşmelere bu Kanuna aykırı hükümler konulamaz, idari yetki kullanımı yoluyla bu Kanuna aykırı işlem yapılamaz.”</p>

<p style="text-align:justify">7.5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanunun;</p>

<p style="text-align:justify">7.1.“Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; engellilerin temel hak ve özgürlüklerden faydalanmasını teşvik ve temin ederek ve doğuştan sahip oldukları onura saygıyı güçlendirerek toplumsal hayata diğer bireylerle eşit koşullarda tam ve etkin katılımlarının sağlanması ve engelliliği önleyici tedbirlerin alınması için gerekli düzenlemelerin yapılmasını sağlamaktır.”,</p>

<p style="text-align:justify">7.2.“Kapsam” başlıklı 2 inci maddesinde; “Bu Kanun engellileri, ailelerini, engellilere yönelik hizmet veren kurum ve kuruluşlar ile diğer ilgilileri kapsar.”,</p>

<p style="text-align:justify">7.3.“Genel esaslar” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (g) bentlerinde; “Engellilerin tüm hak ve hizmetlerden yararlanması için fırsat eşitliğinin sağlanması esastır. Engeli olan çocuklara yönelik hizmetlerde çocuğun üstün yararının gözetilmesi esastır”,</p>

<p style="text-align:justify">7.4.“Ayrımcılık” başlıklı 4/A maddesinde; “...Engellilerin hak ve özgürlüklerden tam ve eşit olarak yararlanmasını sağlamaya yönelik alınacak özel tedbirler ayrımcılık olarak değerlendirilemez.”,</p>

<p style="text-align:justify">8.10.07.2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1 numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin;</p>

<p style="text-align:justify">8.1.“Çalışma Genel Müdürlüğü” başlıklı 89'uncu maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendinde; “Kamu görevlileri sendikalarına ilişkin mevzuatın uygulanmasında personel konularında uygulama birliğini sağlayacak tedbirleri almak, kamu işverenini temsilen yetkili kurullar ile kamu görevlileri sendikaları ve üst kuruluşları arasında yürütülen çalışmalarda danışma, destek ve koordinasyon hizmetlerini yürütmek”,</p>

<p style="text-align:justify">9.23.09.1984 tarih ve 18524 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Konutları Yönetmeliğinin;</p>

<p style="text-align:justify">9.1.“Konutlarda oturma süreleri” başlıklı 20’nci maddesinde; “Özel, görev ve hizmet tahsisli konutlarda, tahsise esas olan görev veya hizmetin devamı süresince oturulabilir.</p>

<p style="text-align:justify">(Değişik: 15/1/1991-91/1391 K.) Sıra tahsisli konutlarda ise oturma süresi beş yıldır.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak,</p>

<p style="text-align:justify">a)Bu sürenin tamamlanmasından sonra, konuttan yararlanacak başka personelin olmaması halinde, belli bir süre verilmeksizin ve şartlı olarak konutta oturmaya devam edilmesine izin verilebilir.</p>

<p style="text-align:justify">b)Konuta girmek için sıra bekleyen bulunduğu takdirde, beş yıldan fazla oturma süresi en fazla olandan başlamak üzere, tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde konut boşaltılır.</p>

<p style="text-align:justify">c)(Değişik: 30/6/1992-92/3245 K.) Görevi gereği hizmet veya görev tahsisli konut tahsis edilenler, bu görevlerinden ayrıldıkları takdirde, kendilerine yapılacak tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde konut boşaltılır. Bunlara Yönetmelik hükümleri çerçevesinde sıra tahsisli konut tahsis edilir.</p>

<p style="text-align:justify">d)(Ek: 31/8/1992-92/3457.K) Eşyalı görev tahsisli konutlar, boşaltıldıkları tarihte bu konutlardan yararlanacak kişilerin mevcut olmaması halinde, (2) sayılı cetvelde görev unvanları belirtilen kişilere eşyalı olarak tahsis olunabilir.”,</p>

<p style="text-align:justify">9.2.“Sıra tahsisli konutların puanlama cetveli” başlıklı 4 sayılı Cetvelin (k) bendinde; “...</p>

<p style="text-align:justify">k) (Ek:RG-11/7/2020-31182-C.K-2754/1 md.) Yüzde kırk ve üzerinde engelli olduğunu yetkili sağlık kurullarından alınan rapor ile belgelendiren engelli personel ile kanunen bakmakla mükellef bulunduğu ve konutta birlikte oturacağı her bir engelli aile ferdi (eş ve çocuk dahil) için (+ 40) puan,…”,</p>

<p style="text-align:justify">10.27.08.2025 tarih ve 32999 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 26.08.2025 tarih ve 2025/1 sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararının;</p>

<p style="text-align:justify">10.1.“Uyuşmazlık konusu” başlığı altında; “ 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu hükümleri uyarınca 2026 ve 2027 yılları için kamu görevlilerinin geneline ve hizmet kollarına yönelik, 1/8/2025-19/8/2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen toplu sözleşme görüşmelerinde kamu görevlilerinin geneline yönelik mali ve sosyal haklar üzerinde taraflar arasında toplu sözleşme imzalanamaması üzerine Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna intikal ettirilen başvuruda yer alan konulardır.”</p>

<p style="text-align:justify">10.2.“Kapsam” başlıklı 1’inci maddesinde; “ (1) Bu Kararın; kamu görevlilerinin geneline ilişkin mali ve sosyal haklarla ilgili bölümü 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu kapsamına giren kamu kurum ve kuruluşlarının kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlileri hakkında uygulanır.</p>

<p style="text-align:justify">(2)Bu Kararda düzenlenmeyen mali ve sosyal haklar hakkında ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.”</p>

<p style="text-align:justify">10.3. “Yürürlük süresi ve tereddütlerin giderilmesi” başlıklı 3’üncü maddesinde; “ (1) Bu Karar, 1/1/2026¬31/12/2027 tarihleri arasında uygulanır.</p>

<p style="text-align:justify">(2)Bu Kararın uygulamasına ilişkin olarak ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye ve uygulamayı yönlendirmeye, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığı görevli ve yetkilidir.”</p>

<p style="text-align:justify">10.4.“Engelli kamu görevlilerine yönelik düzenlemeler” başlıklı 44’üncü maddesinde; “ (1) Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışmakta olan engelli kamu görevlilerine yönelik olmak üzere;</p>

<p style="text-align:justify">a)Yürütmekte oldukları görevlerine intibaklarını ve mesleki verimliliklerini arttırmak üzere mesleki uyum eğitimleri düzenlenmesi,</p>

<p style="text-align:justify">b)Engelliliklerinden kaynaklanan dezavantajlı durumların asgariye indirilmesi amacıyla fiziki çalışma koşullarının iyileştirilmesi,</p>

<p style="text-align:justify">c)Memuriyet mahalli dışında eğitim, kurs, seminer ve benzeri çalışmalar için görevlendirilmesi ve gerekli olması halinde kurumca refakatçi görevlendirilmesi,</p>

<p style="text-align:justify">ç) Kamu konutlarından yararlanmada pozitif ayrımcılık sağlanması,</p>

<p style="text-align:justify">amacına dönük olarak gerekli tedbirlerin alınması hususunda ihtimam gösterilir.”</p>

<p style="text-align:justify">10.5.“Kamu konutlarından yararlanmada engelli kamu görevlileri için ilave süre” başlıklı 62’nci maddesinin 1’inci fıkrasında “ 16/7/1984 tarihli ve 84/8345 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Kamu Konutları Yönetmeliğinin 20 nci maddesi uyarınca sıra tahsisli konutlara ilişkin belirlene beş yıllık oturma süresi, yüzde kırk ve üzerinde engelli olduğunu yetkili sağlık kurullarından alınan rapor ile belgelendiren kamu görevlileri hakkında altı yıl olarak uygulanır...” düzenlemelerine yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">IV. KAMU DENETÇİSİ FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ'NE ÖNERİSİ</p>

<p style="text-align:justify">11.Kamu Denetçisi tarafından dosya kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde, başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE</p>

<p style="text-align:justify">A.Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme</p>

<p style="text-align:justify">12.Başvuran özet olarak, Meteoroloji 1. Bölge Müdürlüğü'nde 657 sayılı Kanuna tabi, olarak “Mühendis” unvanında görev yaptığını, %58 oranında doğuştan ve sürekli olmak üzere nörolojik, ortopedik engelli olduğunu, 7.12.2021 tarihinde kurum lojmanına sıra tahsisli olarak yerleştiğini, 27.08.2025 tarihli 32999 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 8. Dönem Toplu Sözleşme'nin 62’nci maddesine dayanarak, lojman oturma süresinin 5 yıldan 6 yıla güncellenmesini talep ettiğini; ancak idarenin 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu'nun 10’uncu maddesine atıfla “toplu sözleşme ile kanuna aykırı hükümler konulamayacağı” gerekçesiyle talebini reddettiğini iddia ve ifade ederek 27.08.2025 tarih ve 32999 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 26.08.2025 tarih ve 2025/1 sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararının “Kamu konutlarından yararlanmada engelli kamu görevlileri için ilave süre” başlıklı 62/1 maddesi kapsamında kamu konutu ikamet süresinin bir yıl daha uzatılmasını talep etmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">13.İlgili idare ise özetle,</p>

<p style="text-align:justify">13.1.Toplu sözleşme hükmünün kanun gibi bağlayıcı olduğu kabul edilmekle birlikte kanun gibi sonuç doğurabilmesinin ancak kanunun emredici hükümlerine aykırı olmamak koşuluyla mümkün olduğunun değerlendirildiği, dolayısıyla 2946 sayılı Kamu Konutları Kanununda düzenlenmeyen bir konuda 4688 sayılı Kanun ve buna istinaden Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren toplu sözleşme ile düzenleme yapılması durumunda, bu düzenleme başka bir emredici kanun hükmüne aykırılık teşkil etmiyorsa düzenlemenin uygulanabileceği, aksi halde uygulanamayacağının düşünüldüğü, yasa koyucu tarafından konulmuş olan 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu'nun “Yasaklı hükümler” başlıklı “Toplu İş Sözleşmelerine ve özel sözleşmelere bu kanuna aykırı hükümler konulamaz ve idari yetki kullanımı yoluyla bu kanuna aykırı işlem yapılamaz.” şeklindeki 10’uncu maddesi hükmü ve “Oturma süreleri” başlıklı 4’üncü maddesinde yer alan “sıra tahsisli konutlarda oturma süresi beş yıldır” şeklindeki amir hükümlerinin hâlihazırda yürürlükte olduğu, diğer taraftan mezkûr Kanuna dayanılarak çıkarılan Kamu Konutları Yönetmeliği'ne ekli Sıra Tahsisli Puanlama Cetveli başlıklı 4 Sayılı Cetvel’de “kamu personelinin, yüzde kırk ve üzerinde engelli olduğunu yetkili sağlık kurullarından alınan rapor ile belgelendirmesi halinde ise kendisine doğrudan +40 puan verilmesi” düzenlemesi yer aldığı, bu çerçevede engelli bir kamu personelinin, diğer kamu personeline kıyasla doğrudan +40 puan almak suretiyle öncelikli ve ayrıcalıklı bir konumda bulunduğu, dolayısıyla Anayasa'nın 10’uncu maddesi kapsamında engellilere dönük pozitif ayrımcılığın sağlanmasının amaçlandığının değerlendirildiği,</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">13.2.Tarım ve Orman Bakanlığı engelli personeli için bahse konu hükmü uygularken, Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uygulanmamasının hukuken tutarsızlık oluşturduğu iddialarına ilişkin Meteoroloji Genel Müdürlüğünün teşkilat yapısı ve görevlerinin 15.07.2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar İle Diğer Kurum Ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 261-282 maddelerinde düzenlendiği, Meteoroloji Genel Müdürlüğünün Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına bağlı, genel bütçe kapsamında bir kamu idaresi olduğu, dolayısıyla Tarım ve Orman Bakanlığı'nın iç işleyişinde uyguladığı bir hususa dair idarelerinin bilgi sahibi olmamakla birlikte idarelerinin anılan Bakanlıktan ayrı bir kamu kurumu olması karşısında söz konusu uygulama açısından hukuki tutarsızlıktan bahsedilemeyeceğinin düşünüldüğü gerekçesi ile başvuranın talebi reddedilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">14.Başvuranın iddiaları ve talebi ile idarenin gerekçeleri dikkate alındığında incelecek hususların, toplu sözleşmelerin hükmünün kanun gibi bağlayıcı olup olmadığı, bu kapsamda 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu'nun “Yasaklı hükümler” başlıklı 10’uncu maddesi halen yürürlükte iken 26.08.2025 tarih ve 2025/1 sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararının 62/1 maddesinin uygulanıp uygulanamayacağı ile toplu sözleşmenin bu hükmünü başka kurum ve kuruluşlar uygularken şikâyete konu idarenin uygulamama gerekçesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olup olmadığında toplanmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">15.Toplu sözleşmelerin hükmünün kanun gibi bağlayıcı olup olmadığı, bu kapsamda 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu'nun “Yasaklı hükümler” başlıklı 10’uncu maddesi halen yürürlükte iken 26.08.2025 tarih ve 2025/1 sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararının 62/1 maddesinin uygulanıp uygulanamayacağı ile ilgili olarak;</p>

<p style="text-align:justify">15.1.Anayasanın 53’üncü maddesi ile memurlar ve diğer kamu görevlilerine toplu sözleşme yapma hakkı verilmiştir. Ayrıca toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilmekte ve Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesin ve toplu sözleşme hükmünde kabul edilmektedir. Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenleneceği belirlenmiştir. Yine Anayasanın 128’inci maddesinin ikinci fıkrasında ise memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenleneceği yönünde genel bir hüküm getirilmiş; “ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır” denilerek, toplu sözleşme ile mali ve sosyal haklara ilişkin düzenlemeler yapılabileceği kabul edilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">15.2.Anayasanın amir hükmü doğrultusunda yürürlüğe giren 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun 28’inci maddesinde, “Toplu sözleşme; kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını düzenleyen mevcut mevzuat hükümleri dikkate alınarak kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti, harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal hakları kapsar. Toplu sözleşme ikramiyesi hariç olmak üzere toplu sözleşme hükümlerinin uygulanmasında sendika üyesi olan ve sendika üyesi olmayan kamu görevlileri arasında ayrım yapılamaz. Toplu sözleşme hükümleri, sözleşmenin yapıldığı tarihi takip eden iki mali yıl için geçerlidir…” şeklinde toplu sözleşmenin usul ve esaslarına ilişkin detayları belirlenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">15.3.Kabul edilen uluslararası metinler yanında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının ilgili maddeleri ile bu doğrultuda yürürlüğe giren 5378 sayılı Engelli Hakları Kanunu, 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu ve bu kanunların uygulanmasına dair yönetmeliklerde yer alan pek çok maddede “engelli hakları” gözetilerek düzenlemeler yapılmıştır. Anayasanın 10’uncu maddesinde, “…Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz…” hükmü; 61’inci maddesinde de “engelli bireylerin korunmaları ve toplum hayatına intibaklarının sağlanması” Devletin görevleri arasında sayılmıştır. Diğer yandan, 5378 sayılı Kanunun ilgili maddelerinde ise engelli bireylerin diğer bireylerle eşit koşullarda, hak ve özgürlüklerden tam ve eşit olarak yararlanması, toplumsal hayata tam ve etkin katılımlarının sağlanması amacıyla Devletin gerekli tedbirleri alacağı hüküm altına alınmış ve son olarak 27.08.2025 tarih ve 32999 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 26.08.2025 tarih ve 2025/1 sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararının Engelli kamu görevlilerine yönelik düzenlemeler” başlıklı 44’üncü maddesinin (ç) bendinde; “... Kamu konutlarından yararlanmada pozitif ayrımcılık sağlanması...” hükmü ile engellilere dönük olarak gerekli tedbirlerin alınması hususunda ihtimam gösterilmesine vurgu yapılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">15.4.Bu kapsamda yukarıda da belirtildiği üzere, Anayasanın 128’inci maddesinin ikinci fıkrasında memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenleneceği yönünde genel bir hüküm getirilmiş; “ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır” şeklinde istisna getirilmiş ve toplu sözleşme ile mali ve sosyal haklara ilişkin düzenlemeler yapılabileceği kabul edilmiştir. 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun 28’inci maddesi ile de, mali ve sosyal hakların detayları, usul ve esasları belirlenmiştir. Ayrıca toplu sözleşme ikramiyesi hariç olmak üzere toplu sözleşme hükümlerinin uygulanmasında sendika üyesi olan ve sendika üyesi olmayan kamu görevlileri arasında ayrım yapılamayacağı vurgulanmıştır. Sadece toplu sözleşme hükümlerinin, sözleşmenin yapıldığı tarihi takip eden iki mali yıl için geçerli olacağı şeklinde bir zaman sınırlaması getirilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">15.5.2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu'nun 10'uncu maddesi ile “Toplu iş sözleşmelerine ve özel sözleşmelere bu Kanuna aykırı hükümler konulamaz, idari yetki kullanımı yoluyla bu Kanuna aykırı işlem yapılamaz.” hükmü getirilerek toplu iş sözleşmeleri ve özel sözleşmeler bakımından sınırlamaya yer verilmişse de ilgili kamu görevlilerini kapsayan toplu sözleşme bu kapsamda sayılmadığından ve hukuken tek tek sayılan sözleşmeler açısından kıyaslama yapılamayacağından, toplu sözleşme hükümleri ile yürürlükteki mevzuatta yer alan mali ve sosyal haklara ilişkin hükümlerin uygulamasında hakkın kapsamını genişleten değişiklik yapılmasının mümkün bulunduğu şeklinde değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">15.6.Diğer yandan, toplu sözleşmelerdeki ihtilafları gidermeye yönelik olarak ilgili mevzuatında yetkili ve görevli kurum ve kuruluşlar belirlenmiştir. Buna göre, 10.07.2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1 numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 89’uncu maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi ile kamu görevlileri sendikalarına ilişkin mevzuatın uygulanmasında personel konularında uygulama birliğini sağlayacak tedbirleri almak, kamu işverenini temsilen yetkili kurullar ile kamu görevlileri sendikaları ve üst kuruluşları arasında yürütülen çalışmalarda danışma, destek ve koordinasyon hizmetlerini yürütmek görev ve yetkileri verilen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesindeki Çalışma Genel Müdürlüğü yetkili kılınmış, bunun yanında başvuruya konu 27.08.2025 tarih ve 32999 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 26.08.2025 tarih ve 2025/1 sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararının 3’üncü maddesinin ikinci fıkrasında Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile birlikte bu Kararın uygulamasına ilişkin olarak ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye ve uygulamayı yönlendirmeye, görevli ve yetkili kılınmışlardır.</p>

<p style="text-align:justify">15.7.Bu kapsamda daha önce aynı konuda yapılan şikâyete ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü’nden konu ile ilgili görüş talep edilmiş ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü’nden alınan ve detayları 2.3. paragraf başlığı altında sunulan 14.03.2025 tarih ve M sayılı cevabi yazıda özet olarak; şikâyete konu edilen hususlarda kurumlar arasında tereddüt olduğu kanaatine varılarak, ilgili mevzuat gereğince Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığı temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda değerlendirilmesi gerektiği konusunda görüş birliğine varılmıştır. 19.02.2025 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığı temsilcilerinin katılımıyla yapılan toplantı yapılmıştır. Toplantı sonucunda; bahsedilen Hakem Kurulu Kararı'nın 62'nci maddesinde öngörülen amir hükümle yüzde kırk ve üzerinde engelli olduğunu yetkili sağlık kurulundan aldığı rapor ile belgelendiren ve Kamu Konutları Yönetmeliği'nin 20'nci maddesinde belirlenen beş yıllık oturma sürelerinin sonunda da söz konusu engellilik durumları devam eden ilgililerin, sıra tahsisli konutlara ilişkin oturma sürelerinin bu engellilik durumlarının devam etmesi şartıyla altı yıl olarak uygulanması gerektiği, söz konusu hükmün aranan şartları taşıyan personel bakımından idarelere takdir hakkı getirmediği, yüzde kırk ve üzerinde engelli olduğunu yetkili sağlık kurulundan aldığı rapor ile belgelendiren ilgili personelin sıra tahsisli lojmandan ilave yararlanma süresinin, anılan Kurul Kararı'nın 3'üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Bu Karar, 1/1/2024-31/12/2025 tarihleri arasında uygulanır.” hükmü gereğince 7. Dönem Toplu Sözleşme'nin ve Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararı'nın son yürürlük tarihi olan 31.12.2025 tarihini geçemeyeceği, bu tarihten sonra söz konusu haktan yararlanmaya devam edilmesi hususunda ise sonraki dönemler için yürürlüğe girecek Toplu Sözleşme veya Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararlarındaki ilgili hükme göre işlem tesis edilmesi gerektiği şeklinde görüş belirtilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">15.8.Yukarıda da bahis konusu edilen ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğünün 14.03.2025 tarih ve M sayılı görüş yazısına konu olan Kamu Denetçiliği Kurumu’na yapılan 14.01.2025 tarih ve 2025/789 şikâyet numaralı başvuruya ilişkin Kurumumuzun 23.05.2025 tarih ve ^^^M sayılı Tavsiye kararında özet olarak; “... Şikâyetçinin iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, ortaya çıkan tereddütleri gidermeye yetkili kılınan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğünün görüş yazısı birlikte değerlendirildiğinde; % 69 oranında engelli sağlık raporu bulunan başvuranın engelli birey statüsünde değerlendirilmesi gerekmektedir. Anayasanın 128’inci maddesi ve bu kapsamda yürürlüğe giren 4688 sayılı Kanun gereği Kamu İşveren Heyeti ile Kamu Görevlileri Sendikaları Heyeti arasında gerçekleştirilen ve ilgili kamu görevlilerini kapsayan toplu sözleşme ile mali ve sosyal hakların düzenlenebileceği; ancak toplu sözleşme ile mali ve sosyal haklara ilişkin hükümlerin uygulamasında iki yıllık dönem için geçerli olacak şekilde değişiklik yapılmasının mümkün olduğu ve İdarenin toplu iş sözleşme hükümlerine uymakla yükümlü olduğu dikkate alınarak; M nın talebi ile ilgili 2024-2025 Yıllarını Kapsayan Toplu Sözleşmenin Kamu Konutlarından Yararlanmada Engelli Kamu Görevlileri İçin İlave Süre başlıklı 62/1 maddesi kapsamında son yürürlük tarihi olan 31.12.2025 tarihini geçemeyecek şekilde sıra tahsisli konutlara ilişkin oturma süresinin uzatılması, sonraki dönemler için yürürlüğe girecek Toplu Sözleşme veya Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararlarındaki ilgili hükme göre işlem tesis edilmesi gerektiği, sonuç ve kanaatine varılmıştır...” şeklinde hükme varılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">15.9.Yukarıda detayları ile izah edilen uluslararası mevzuat, Anayasa ve yasanın amir hükümleri gereğince % 58 oranında engelliliği bulunan ve bu kapsamda lojmanda oturan ^^M ’in lojman süresinin 5 yıldan 6 yıla çıkarılması talebine ilişkin, Anayasanın 128’inci maddesinin ikinci fıkrasında memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenleneceği yönünde genel bir hüküm getirilmekle birlikte; “ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır” şeklinde mali ve sosyal haklara ilişkin hükümlerin uygulamasında hakkın kapsamına ilişkin istisna getirildiği, ayrıca 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu'nun 10’uncu maddesi ile toplu iş sözleşmeleri ve özel sözleşmeler bakımından sınırlamaya yer verilmişse de ilgili kamu görevlilerini kapsayan toplu sözleşmenin bu kapsamda sayılmadığı, bu konuda ilgili yasa ve toplu sözleşme gereğince tereddütleri gidermekle görevli ve yetkili kurumların yaptığı toplantı neticesinde şartları taşıyan personele Hakem Kurulu Kararı'nın 62’nci maddesinde öngörülen amir hükmün uygulanması gerektiği, söz konusu hükmün aranan şartları taşıyan personel bakımından idarelere takdir hakkı getirmediği, sadece toplu sözleşmenin süresi yönünden bir kısıtlama getirildiği; ancak bir sonraki toplu sözleşmede aynı hüküm bulunursa haktan yararlanmaya devam edebileceğinin belirtildiği ve Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından 14.01.2025 tarih ve 2025/789 şikâyet numaralı başvuruya ilişkin Kurumumuzun 23.05.2025 tarih ve …………………………H sayılı Tavsiye Kararı verildiği, mevcut başvuru açısından da görevli ve yetkili kurumların görüşü ve Kurumumuzun Tavsiye Kararı’nda belirtilen şartların devam ettiği tespit edilmekle idarenin iddia ettiği üzere 2946 sayılı Kanunun ilgili maddesinde değişiklik yapılmasını gerektiren bir durum bulunmamakta ve toplu sözleşme ile engellilere yönelik verilen bu hakkın anayasa ve yasalara aykırılık teşkil etmediği değerlendirilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">16.Toplu sözleşmenin bahse konu hükmünü başka kurum ve kuruluşlar uygularken şikâyete konu idarenin uygulamama gerekçesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olup olmadığı ile ilgili olarak; idare tarafından Meteoroloji Genel Müdürlüğünün teşkilata yapısı olarak ayrı bir kamu kurumu olması nedeniyle teşkilat yapılarındaki uygulamalardaki farklılıkların hukuki tutarsızlık oluşturmayacağı gerekçe olarak belirtilmekle birlikte, Anayasanın 128’inci maddesi, 4688 sayılı Kanunun 28’inci maddesi ve bu kapsamda 27.08.2025 tarih ve 32999 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 26.08.2025 tarih ve 2025/1 sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararının 1’inci maddesi ile “...kamu görevlilerinin geneline ilişkin mali ve sosyal haklarla ilgili bölümü 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu kapsamına giren kamu kurum ve kuruluşlarının kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlileri hakkında uygulanır ” şeklinde ifade edilmekle, bu hükümlerin ilgili mevzuatındaki şartları sağlayan tüm kamu personeline uygulanacağının belirtildiği, başka bir ifade ile kamu kurum ve kuruluşları arasında bir ayrıma gidilmediği, başvuranın iddia ettiği kurum ile şikayete konu edilen kurumun teşkilat yapıları farklı olmakla birlikte toplu sözleşme hükümlerinin ilgili mevzuatındaki şartları taşıyan tüm personele uygulanması gerektiği, özellikle Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığının kurumlar arasındaki uygulamaya ilişkin olarak ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermek ve uygulamayı yönlendirmek amacıyla yetkili ve görevli kılındığı ve yukarıda bahis konusu edildiği üzere Hakem Kurulu Kararı'nın 62’nci maddesinde öngörülen amir hükmün uygulanması konusunda yaptıkları toplantı neticesinde ihtilafı gidermeye dönük bir karara vardıkları ve ilgili mevzuat gereğince bu kararın toplu sözleşme kapsamına giren tüm kurum ve personeli kapsadığı hususunda görüş birliğine varmakla, kurumlar arasında farklı uygulamaya ilişkin ihtilafı da hukuken ortadan kaldırmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">17.Diğer yandan, Meteoroloji Genel Müdürlüğünün lojman istatistikleri incelendiğinde; 1. Bölge (İstanbul) Müdürlüğü ve bağlı Meteoroloji Müdürlüklerinde toplam 40 adet lojman bulunduğu, bu lojmanların 9 adedinde görev tahsisli personelin, 28 adedinde sıra tahsisli personel oturduğu, 3 adedinin ise yapılan bina performans analizi sonucunda riskli olarak tespit edildiğinden boş durumda olduğu, 1. Bölge Müdürlüğü’nde aralarında başvuranın da bulunduğu 5 adet engelli ve engelli yakını personelin lojmanda oturduğu, tahsis sırasını bekleyen “Şehit yakını personel”, “ Gazi personel”, “Engelli personel” “Engelli yakını personel” statüsünde 1. Bölge Müdürlüğü ve bağlı illerinde 2025 yılı puanlama listelerinde bekleyen personel bulunmadığı, ayrıca merkez ve taşra teşkilatlarında ikamet eden “Şehit yakını personel”, “Gazi personel”, “Engelli personel” “Engelli yakını personel” statüsünde 19 adet personelin bulunduğu, tespit edilmekle, başvuruya konu lojmanlarda pozitif ayrımcılığın sadece engelli ve engelli yakınlarına uygulanmadığı, şehit yakını ve gazi personel için de uygulandığı; ancak 2025 yılı listesinde başvuranın bağlı olduğu 1. Bölge Müdürlüğü ve bağlı illerinde bu kapsamda bulunan personel bulunmadığı için yukarıda bahis konusu edilen engellilere dönük uluslararası ve ulusal mevzuatın amir hükümleri gereğince başvuran açısından olumlu şekilde değerlendirilebileceği düşünülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">18.Şikâyetçinin iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, ortaya çıkan tereddütleri gidermeye görevli ve yetkili kılınan Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığının konuya ilişkin kararı ve Kamu Denetçiliği Kurumunun 23.05.2025 tarih ve ^^^H sayılı Tavsiye kararı birlikte değerlendirildiğinde; 27.08.2025 tarih ve 32999 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 26.08.2025 tarih ve 2025/1 sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararının 62/1 maddesi kapsamında başvuranın lojmanda oturma süresinin bir yıl daha uzatılması gerektiği kanaatine varılmakla, idarenin bu kararı uygulamamasına dönük işlemde hukuka ve hakkaniyete uygunluk tespit edilememiştir.</p>

<p style="text-align:justify">B.İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme</p>

<p style="text-align:justify">19.İyi yönetim ilkelerine, 28.03.2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin "İyi yönetim ilkeleri" başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin makul sürede karar verme ve kararların gerekçeli olması ilkelerine uygun şekilde Kurumumuza gönderildiği tespit edilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT</p>

<p style="text-align:justify">20.6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacak olup (varsa) dava açma süresinden arta kalan sürede görevli ve yetkili mahkemede yargı yolu açıktır.</p>

<p style="text-align:justify">VII. KARAR</p>

<p style="text-align:justify">Yukarıda açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre; BAŞVURUNUN KABULÜNE,</p>

<p style="text-align:justify">Başvuranın 27.08.2025 tarih ve 32999 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve 1.1.2026-31.12.2027 tarihleri arasında yürürlükte bulunan 26.08.2025 tarih ve 2025/1 sayılı Kamu Görevlileri</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Hakem Kurulu Kararının 62/1 maddesi kapsamında kamu konutu ikamet süresinin bir yıl daha uzatılması hususunda METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,</p>

<p style="text-align:justify">6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; ilgili idare tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,</p>

<p style="text-align:justify">Kararın BAŞVURANA ve METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine,</p>

<p style="text-align:justify">Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.</p>

<p style="text-align:right">Mehmet AKARCA</p>

<p style="text-align:right">Kamu Başdenetçisi</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖRNEK KARARLAR</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/engelli-memurun-lojman-hakki-ile-ilgili-kdk-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/05/images.png" type="image/jpeg" length="22212"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sözlü Sınav İtirazı Eksik Komisyonla Değerlendirilemez]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/sozlu-sinav-itirazi-eksik-komisyonla-degerlendirilemez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/sozlu-sinav-itirazi-eksik-komisyonla-degerlendirilemez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 12. Dairesi, sözleşmeli öğretmen sözlü sınavında itiraz komisyonunun usulüne uygun toplanmaması nedeniyle idari işlemi iptal eden Bölge İdare Mahkemesi kararını onadı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Danıştay: Sözlü Sınav İtirazı Eksik Komisyonla Değerlendirilemez</strong></p>

<p style="text-align:justify"><em>Danıştay 12. Dairesi | E. 2020/2646, K. 2023/5422 | 30 Ekim 2023</em></p>

<hr />
<p style="text-align:justify">Eğitim Fakültesi sınıf öğretmenliği mezunu olan davacı, 2017 KPSS'den 72,17 puan almış; ardından 29 Nisan 2018 tarihinde katıldığı sözleşmeli öğretmen sözlü sınavında 52 puan alarak başarısız sayılmıştır. Sınav sonucuna itiraz eden davacının itirazı ise bir üyenin izinli olması nedeniyle yalnızca komisyon başkanı ve bir asıl üyeden oluşan eksik heyetçe reddedilmiştir. Yönetmeliğin açık hükmüne karşın yedek üye toplantıya çağrılmamıştır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Mahkemeler ne dedi?</strong></p>

<p style="text-align:justify">İlk derece İdare Mahkemesi davayı reddetti. Sınav komisyonunun usule uygun kurulduğunu, değerlendirme formunun doldurulduğunu ve hizmet gereklerine aykırı bir durumun tespit edilmediğini gerekçe gösterdi.</p>

<p style="text-align:justify">Bölge İdare Mahkemesi ise bu kararı bozarak işlemi iptal etti. Komisyon üyelerinden birinin doldurduğu değerlendirme formunda 22 kriterden 20'sinin boş bırakıldığını, yalnızca bölüm toplamlarına rakam yazıldığını ve bu durumun takdir yetkisinin objektif kullanılmadığını ortaya koyduğunu vurguladı.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Dairesi ise Bölge İdare Mahkemesi'nin "form eksikliği" gerekçesini yerinde bulmadı; ancak farklı ve daha temel bir usul aykırılığını saptadı. Sözleşmeli Öğretmen İstihdamına İlişkin Yönetmelik'in 9. maddesinin ikinci fıkrası gereği komisyonun üye tam sayısıyla toplanması zorunlu olup asıl üyenin yokluğunda yedek üyenin çağrılması şarttır. Oysa itiraz aşamasında bu zorunluluk yerine getirilmemiş, yedek üye toplantıya dahil edilmemiştir. Danıştay, gerekçeyi düzelterek iptal kararını oybirliğiyle onadı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kararın önemi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bu karar, idare hukukunda birkaç açıdan emsal niteliği taşımaktadır. Her şeyden önce, sözlü sınav itiraz süreçlerinde komisyonun yasal tam sayıyı sağlaması salt bir şekil şartı değil, işlemin geçerliliğinin ön koşuludur. Bunun yanı sıra Danıştay, alt mahkemenin gerekçesini hatalı bulmasına rağmen varılan sonucun hukuka uygun olması nedeniyle bozma yoluna gitmemiş; "gerekçe düzeltilerek onama" tekniğini uygulamıştır. Son olarak karar, idarenin takdir yetkisinin mevzuatta öngörülen usul çerçevesinde kullanılması gerektiğini bir kez daha teyit etmektedir.</p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONİKİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2020/2646<br />
Karar No : 2023/5422<br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı<br />
2- ... Valiliği<br />
VEKİLLERİ : Av. ...<br />
<br />
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br />
VEKİLİ : Av. ...<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
<br />
YARGILAMA SÜRECİ :<br />
Dava konusu istem: Sözleşmeli Öğretmen İstihdamına İlişkin Yönetmelik hükümleri uyarınca sözleşmeli öğretmen adaylarına yönelik 29/04/2018 tarihinde yapılan sözlü sınava katılan davacının, başarısız sayılmasına dair işleme yaptığı itirazın reddine ilişkin ... tarih ve ... işlemin iptali istenilmiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; uyuşmazlık konusu davada, Sözleşmeli Öğretmen İstihdamına İlişkin Yönetmelik hükümleri uyarınca 29/04/2018 tarihinde yapılan sözlü sınavda, davacının bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade yeteneği ve muhakeme gücü, iletişim becerileri, özgüveni ve ikna kabiliyeti, bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığı, topluluk önünde temsil yeteneği ve eğitimcilik niteliklerinin değerlendirilmesi yönünde değerlendirme formu hazırlandığı, değerlendirme formunda davacıya sınava katılan komisyon üyelerinin verdikleri puanların aritmetik ortalamasının (52) olduğunun tespit edildiği, yapılan sınavda hizmet gereklerine aykırı davranıldığı ya da objektifliğin sağlanamadığına ilişkin herhangi bir tespitin bulunmadığı, dolayısıyla sözlü sınav sürecinde usul hükümleri yönünden hukuka aykırılık olmadığı anlaşıldığından, 29/04/2018 tarihinde yapılan sözlü sınavda, davacının (52) puan alarak başarısız sayılmasına dair işleme karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; uyuşmazlık konusu olayda, her bir komisyon üyesi tarafından ayrı ayrı doldurulması gereken sözlü sınav değerlendirme formunda toplam 22 kriterin bulunduğu, komisyon üyelerinin 22 kriterin her birine, belirlenen puan değerleri arasında takdir ettikleri puanları vererek bölüm toplamını yazmalarının ve bu suretle toplam puanı tespit etmelerinin gerektiği; bununla birlikte, davacının sözlü sınavda değerlendirilmesine ilişkin olarak, komisyon üyelerinden ... tarafından tanzim edilen sınav değerlendirme formunda, "Eğitim Bilimleri ve Genel Kültür Bilgisi" başlığı altında yer alan 2 kriter dışında, 20 ayrı kriterin hiç birisine puan verilmeyerek "verilen puan'' kısmının boş bırakıldığı; sadece '' bölüm toplamı'' kısmına, ne şekilde hesaplandığı belli olmayan puanlar yazılarak toplamda (52) puan takdir edildiği; buna göre, sınav değerlendirme formunda bulunan 20 kritere ayrı ayrı puan verilmeksizin, puan hanelerinin boş bırakılması suretiyle yapılan değerlendirmenin, mevzuatta öngörülen usule uygun olmadığı açık olup, sözlü sınavdaki takdir yetkisinin objektif olarak kullanılmadığı sonucuna ulaşıldığından, davacının yapılan sözlü sınavda başarısız sayılmasına ilişkin işleme yaptığı itirazın reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br />
<br />
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : İlgili Yönetmelik hükümlerine uygun bir şekilde sözlü sınav komisyonu kurulduğu, davacı hakkında objektif ve hakkaniyete uygun bir şekilde değerlendirme yapıldığı, dava konusu işlemin ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde belirlenen esaslar doğrultusunda ve kamu yararı gözetilerek tesis edildiği, sözlü sınavda tanzim edilen tutanakların usule uygun olduğu belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Sözlü sınav değerlendirme formunun usule uygun olarak doldurulmadığı, idarenin takdir yetkisinin mutlak ve sınırsız olmadığı, kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek kullanılabileceği; sözlü sınavdaki idarenin takdir yetkisinin usule uygun kullanılmadığı ve objektif değerlendirmeden uzak olduğu belirtilerek, temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br />
<br />
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...<br />
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.<br />
<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü:<br />
<br />
İNCELEME VE GEREKÇE :<br />
MADDİ OLAY :<br />
Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitiim Fakültesi sınıf öğretmenliği bölümü mezunu olan ve 2017 yılında yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavından 72,17 puan alan davacı, Sözleşmeli Öğretmen İstihdamına İlişkin Yönetmelik kapsamında 29/04/2018 tarihinde katıldığı sözlü sınavda (52) puanla başarısız sayılmıştır.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">Davacı tarafından sözlü sınavdan başarısız sayılmasına ilişkin işleme itiraz edilmiş; 16/07/2018 tarihinde bir başkan ve bir üyenin katılımıyla toplanan (diğer üyenin ise izinli olması nedeniyle katılmadığı) sınav komisyonunca davacının itirazı reddedilmiştir.<br />
Bunun üzerine, temyizen incelenmekte olan dava açılmıştır.<br />
<br />
İLGİLİ MEVZUAT:</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">652 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin dava tarihi itibarıyla yürürlükte olan Ek 4. maddesinin birinci fıkrasında, "Öncelikle kalkınmada birinci derecede öncelikli yörelerde olmak üzere Bakanlığın boş öğretmen norm kadrosu bulunan örgün ve yaygın eğitim kurumlarında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin (B) fıkrası kapsamında sözleşmeli öğretmen istihdam edilebilir." hükmü; ikinci fıkrasında, "Sözleşmeli öğretmenler, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde öngörülen genel şartlar ile öğretmen kadrosuna atanabilmek için aranan özel şartları taşıyanlardan Kamu Personel Seçme Sınavı puan sırasına konulmak kaydıyla alım yapılacak her bir pozisyonun üç katına kadar aday arasından Bakanlık tarafından yapılacak sözlü sınav başarı sırasına göre atanır." hükmü ve yedinci fıkrasında da, "Sözleşmeli öğretmenliğe atanacakların başvuruları, sözlü sınava alınacakların belirlenmesi, sözlü sınav konuları, sözlü sınavın usul ve esasları, atanmaları ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer hususlar Millî Eğitim Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenlenir.” hükmü yer almıştır.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">Söz konusu düzenlemede verilen yetkiye istinaden, 03/08/2016 tarih ve 29790 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sözleşmeli Öğretmen İstihdamına İlişkin Yönetmeliğin "Sözlü sınav komisyonunun oluşumu" başlıklı 9. maddesinin birinci fıkrasında, "Sözlü sınav komisyonu; Bakan veya görevlendireceği birim amiri tarafından Bakanlık merkez ve taşra teşkilatında şube müdürü ve üstü unvanlı kadrolarda görev yapan personel arasından belirlenen bir başkan, iki asıl ve ihtiyaç duyulduğunda değerlendirilmek üzere iki yedek üyeden oluşur. Yedek üyeler, sınav merkezlerinde oluşturulan yedek üye havuzundan görevlendirilir. İhtiyaç duyulması halinde üyelerden biri, Bakanlıkça, öğretmen adayı yetiştiren yükseköğretim kurumlarında görev yapan öğretim üyeleri arasından belirlenebilir." kuralına; ikinci fıkrasında da, "Sözlü sınav komisyonu, üye tam sayısı ile toplanır. Asıl üyenin bulunmadığı toplantıya Komisyon başkanının çağrısı üzerine yedek üye katılır. Başarı puanı, her üyenin verdiği puanın aritmetik ortalaması alınarak hesaplanır. ..." kuralına yer verilmiştir.<br />
Aynı Yönetmeliğin "Sözlü sınav sonuçlarının ilanı ve itiraz" başlıklı 13. maddesinin birinci fıkrasında, "Sözlü sınav sonuçları, tüm sınavların tamamlanmasını takiben duyuruda belirtilen süre içinde Bakanlıkça ilan edilir." kuralı; ikinci fıkrasında da, "Sözlü sınav sonuçlarına, sonuçların açıklanmasını takiben duyuruda belirtilen süre içinde sınava girilen sınav merkezinin bulunduğu il millî eğitim müdürlüğüne itiraz edilebilir. Bu itirazlar sözlü sınav komisyonunca incelenerek oy çokluğu ile karara bağlanır. İtiraz sonuçları, ilgili il millî eğitim müdürlüklerince itiraz sahiplerine duyurulur." kuralı yer almıştır.<br />
<br />
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br />
652 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 4. maddesiyle; Milli Eğitim Bakanlığında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4 üncü maddesinin (B) fıkrası kapsamında sözleşmeli öğretmen istihdam edilebileceği; sözleşmeli öğretmenlerin, Kamu Personel Seçme Sınavı puan sırasına konulmak kaydıyla alım yapılacak her bir pozisyonun üç katına kadar aday arasından Bakanlık tarafından yapılacak sözlü sınav başarı sırasına göre atanacağı; sözleşmeli öğretmenliğe atanacakların başvuruları, sözlü sınava alınacakların belirlenmesi, sözlü sınav konuları, sözlü sınavın usul ve esasları ile atanmalarına ilişkin diğer hususların ise Millî Eğitim Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenleneceği kurala bağlanmıştır.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">Anılan yetkiye istinaden hazırlanarak 03/08/2016 tarih ve 29790 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sözleşmeli Öğretmen İstihdamına İlişkin Yönetmelikle sözlü sınava ilişkin usul ve esaslar ayrıntılı bir biçimde düzenlenmiş olup; Yönetmeliğin 9. maddesinin birinci fıkrasında, sözlü sınav komisyonunun bir başkan ve iki asıl üye ile ihtiyaç duyulduğunda değerlendirilmek üzere iki yedek üyeden oluşacağının belirtildiği; ikinci fıkrasında, komisyonun üye tam sayısı ile toplanmasının ve asıl üyenin bulunmadığı toplantıya da komisyon başkanının çağrısı üzerine yedek üyenin katılmasının kurala bağlandığı; 13. maddesinde ise, sözlü sınav sonuçlarına yapılacak itirazların sözlü sınav komisyonunca incelenerek oyçokluğuyla karara bağlanmasının öngörüldüğü anlaşılmaktadır.</font></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">Uyuşmazlık konusu olayda, 29/04/2018 tarihinde yapılan sözlü sınavın mevzuata uygun olarak oluşturulan komisyon tarafından gerçekleştirildiği; bununla birlikte, sözlü sınav sonucuna yapılan itirazın ise komisyon başkanı ve bir üye tarafından değerlendirildiği, diğer üyenin ise izinli olması nedeniyle itirazın değerlendirilmesi aşamasında bulunmadığı anlaşılmaktadır.<br />
Buna göre; sözlü sınav komisyonun mevzuatta belirtildiği şekliyle üye tam sayısıyla toplanmadığı ve yedek üyenin de toplantıya çağrılıp katılımının sağlanmadığı dikkate alındığında; mevzuata uygun şekilde toplanmayan komisyon tarafından sözlü sınav sonucuna yapılan itirazın değerlendirmesine ilişkin dava konusu işlemde usul kurallarına ve hukuka uygunluk bulunmamaktadır.</font><br />
<font face="Verdana" size="2">Bu durumda; davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesi yerinde olmamakla birlikte; bu husus, sonucu itibarıyla hukuka uygun bulunan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir.</font><br />
 </p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">KARAR SONUCU :<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine,<br />
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,<br />
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,<br />
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 30/10/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi. </font><br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖRNEK KARARLAR</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/sozlu-sinav-itirazi-eksik-komisyonla-degerlendirilemez</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 12:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/08/judge-8974493-640.png" type="image/jpeg" length="13696"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sendika temsilcisi başka kuruma görevlendirilir mi?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/sendika-temsilcisi-baska-kuruma-gorevlendirilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/sendika-temsilcisi-baska-kuruma-gorevlendirilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AYM, geçici görevlendirme sonrası sendika temsilcisi olan doktorun başvurusunda ihlal görmedi. Karar, sendika hakkı ve adil yargılama sınırlarını netleştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Sendika temsilcisinin başka kuruma görevlendirilmesi hak ihlali sayılmadı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi tarafından, bireysel başvuru kapsamında yapılan incelemede; başvurucunun geçici görevlendirme işlemine bağlı olarak <strong>sendika hakkının ihlal edildiği</strong> ve yargılama sürecine ilişkin olarak <strong>adil yargılanma hakkının zedelendiği</strong> yönündeki iddiaları değerlendirilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Başvurucu, kamu görevlisi sıfatıyla görev yapmakta iken geçici olarak başka bir birimde görevlendirildiğini, bu görevlendirmenin sendika temsilciliği sıfatı nedeniyle hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.</p>

<p style="text-align:justify">Yapılan incelemede, başvurucunun sendika üyeliği ve temsilcilik sıfatını <strong>ilgili görevlendirme işleminden sonra kazandığı</strong>, bu itibarla işlem tarihinde sendika temsilcilerine tanınan güvencelerden yararlanma koşullarını taşımadığı tespit edilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi, başvurucunun <strong>sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna</strong> karar vermiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Öte yandan başvurucunun, yargılama sürecinde ileri sürdüğü delillerin toplanmaması ve iddialarının yeterince değerlendirilmemesine ilişkin şikâyetleri, <strong>Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkı</strong> çerçevesinde incelenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Mahkeme, somut olayda yargılamanın bir bütün olarak değerlendirildiğini, taraflara iddia ve savunmalarını ileri sürme imkânı tanındığını ve derece mahkemesi kararlarının gerekçeli olduğunu belirterek, <strong>adil yargılanma hakkına yönelik bir ihlal bulunmadığı sonucuna</strong> ulaşmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi;</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Sendika hakkına ilişkin iddiayı <strong>kabul edilemez</strong>,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Adil yargılanma hakkına ilişkin iddiayı ise <strong>ihlal bulunmadığı</strong> gerekçesiyle reddetmiştir.</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">ANAYASA MAHKEMESİ KARARI</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:</p>

<p style="text-align:justify">BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p style="text-align:justify">KARAR</p>

<p style="text-align:justify">…………………………………………………………………………… BAŞVURUSU</p>

<p style="text-align:justify">Başvuru Numarası Karar Tarihi</p>

<p style="text-align:justify">I BAŞVURUNUN ÖZETİ</p>

<p style="text-align:justify">2.Başvuru; kamu görevlisinin geçici süreyle başka bir kurumda görevlendirilmesi nedeniyle sendika hakkının, bu işlemin iptali talebiyle açılan davada temin edilmesini istediği bazı belgeler toplanmadan karar verilmesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>

<p style="text-align:justify">3............................ 2 No.lu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonunda doktor olarak çalışan başvurucu 4/3/2022 tarihli işlemle 10/3/2022-10/5/2022 tarihleri arasında Hakkâri 3. Piyade Tümen Komutanlığı emrine geçici olarak görevlendirilmiştir. Başvurucu, bu işlemin iptali talebiyle dava açmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">4............................ 2. İdare Mahkemesi (Mahkeme) davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, harekât ihtiyaçları gözönünde bulundurularak Türk Silahlı Kuvvetlerine sağlık hizmetleri sunulması amacıyla Sağlık Bakanlığı ile Millî Savunma Bakanlığı arasında protokol imzalandığı, ihtiyaç hâlinde sağlık personelinin idarece resen geçici olarak görevlendirilmesi hususunda idareye takdir yetkisi tanındığı, Türkiye'nin güvenliğini temin etmek amacıyla icra edilen askerî harekâtların etkin ve verimli bir şekilde yönetilmesini sağlamak için Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından talep edilen sağlık personeli ihtiyacının karşılanması maksadıyla tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">5.Başvurucu, bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi istinaf başvurusunu reddetmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">6.Başvurucu, nihai kararı 13/3/2023 tarihinde öğrenmiş olup 30/3/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">7.Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">II. DEĞERLENDİRME</p>

<p style="text-align:justify">A.Sendika Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia</p>

<p style="text-align:justify">7.Başvurucu; sendika temsilcisi olduğunu çalıştığı kuruma bildirmesine rağmen geçici süreyle görevlendirildiğini, 25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikalan ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca idarenin sendika temsilcisinin işyerini sebebini açık ve kesin şekilde belirtmedikçe değiştiremeyeceğini, bu yöndeki yargı kararlarını yargılama mercilerine sunmasına rağmen bu hususa ilişkin değerlendirme yapılmadığını ileri sürerek örgütlenme özgürlüğünün ve sendika hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">8.Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucunun temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarımn da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne ilişkin beyanında başvuru formunda ileri sürdüğü iddialan tekrarlamıştır.</p>

<p style="text-align:justify">9.Somut olayda başvurucunun temel şikâyeti, geçici süreyle görevlendirilmesi işlemi nedeniyle sendika hakkının ihlal edilmesine dair olduğundan bu kısımdaki iddialarının sendika hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">10.Başvurucu 4/3/2022 tarihli işlemle geçici süreyle görevlendirilmiştir. Başvurucunun sunduğu belgelerden 8/3/2022 tarihinde Hekim ve Diğer Sağlık Çalışanları Kamu Sağlık ve Sosyal Hizmetler Sendikasına (HEKİMSEN) üye olduğu, aynı gün Sendikamn ........................... Merkez 112 Acil Sağlık Hizmetleri Temsilciliğine atandığı anlaşılmaktadır. Başvurucu, geçici olarak görevlendirilmesine ilişkin işlemden dört gün sonra mezkûr Sendikaya üye olmuş ve Sendikanın temsilcisi olarak görevlendirilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">11.Başvurucu, hakkındaki işlemin tesis edildiği tarihte sendika temsilcisi olmadığından başvurucunun sendika temsilcilerine ilişkin korumadan yararlanma imkânı da yoktur. Bu hususa ilişkin iddialannın davanın sonucuna etkili olduğu söylenemeyeceğinden yargılama mercilerince karşılanması da gerekmemektedir. Bu durumda başvurucunun sendika hakkına bir müdahalede bulunulmadığı anlaşılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">12.Açıklanan gerekçelerle sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">B.Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia</p>

<p style="text-align:justify">13.Başvurucu; ulaşamadığı belgelerin idareden istenmesini, bilgi ve belgelerin toplanmasını yargılama merciinden talep ettiğini belirtmiştir. Başvurucunun bu iddiasının hangi bilgi ve belgelere ilişkin olduğu belirli olmadığı gibi söz konusu iddiasını 15/8/2022 tarihli istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürmediği de görüldüğünden başvurucunun bu beyanı değerlendirilmemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">14.Başvurucu; dilekçelerinde talep etmesine rağmen çalıştığı ve görevlendirildiği hizmet bölgelerinin tespitlerinin yapılmadığını, çalıştığı birimdeki doktor sayısının tespit edilmediğini ileri sürerek silahların eşitliği ilkesinin, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun ek 8. maddesinin (f) bendine aykırı olarak muvafakatinin alınmadığını, kanun yolu incelemesi yapılan kararda hiçbir mevzuat hükmüne ve emsal karara atıf yapılmadığını, mahkeme kararı hukuka uygun bulunsa dahi lehe ve aleyhe hususların değerlendirilmediğini ileri sürerek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">15.Başvurucunun bu iddialarının silahların eşitliği ilkesi kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">16.Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelir {Yaşasın Aslan [2. B.], B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32). Bu usul güvencesi, uyuşmazlığın her iki tarafına da savunmasının temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmasını kapsamaktadır. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın yürütülebilmesi için silahların eşitliği ilkesi ışığında taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma, inceletme noktasında uygun imkânların tanınması ve yargılamaya etkin katılımlarımn sağlanması gerekir. Bu anlamda delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsiz olma iddialan da yargılamanın bütünü kapsamında değerlendirilecektir (Yüksel Hançer [1. B.], B. No: 2013/2116, 23/1/2014, §§ 18,19). Ceza davaları ile medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin davaların usul kuralları da dâhil olmak üzere yargılamamn tüm aşamalarında silahların eşitliği ilkesinin güvence altına alınarak adil yargılanma hakkının korunması hukuk devleti olmanın bir gereğidir (Mustafa Kupal [1. B.], B. No: 2013/7727, 4/2/2016, § 52).</p>

<p style="text-align:justify">17.Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin tarafların öne sürdüğü ve esasa etkili olan iddialann işin mahiyetinin gerektirdiği ölçüde incelenip incelenmediğini ve özellikle ispat külfeti konusunda taraflardan birinin diğerine nazaran dezavantajlı bir konuma düşürülüp düşürülmediğini denetleme görevi bulunmaktadır (Ahmet Korkmaz [2. B.], B. No: 2014/16232,25/1/2018, § 29).</p>

<p style="text-align:justify">18.Eldeki uyuşmazlıkta Mahkeme, başvurucunun iddiaları doğrultusunda yargılama esnasında 17/3/2022 tarihli ara karan ile başvurucunun hizmet cetvelini ve geçici görevlendirmesine ilişkin işlemin dayanağı olan tüm bilgi ve belgeleri idareden talep etmiş, bu ara karannı başvurucu vekiline de tebliğ etmiştir. İdarece başvurucunun hizmet cetveli ile Genelkurmay Başkanlığının Sağlık Bakanlığına hitaben yazdığı sağlık personeli ihtiyacı konulu yazı ve eklerinin de aralarında olduğu belgeler Mahkemeye gönderilmiştir. Mahkeme; başvurucunun geçici süre ile görevlendirilmesine ilişkin işlemi Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaç durumunu, Millî Savunma Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasmda yapılan protokolü ve idarenin takdir yetkisi kullanımını dikkate alarak denetlemiş ve buna göre başvurucunun iddiaları hakkında bir inceleme yapmıştır. Dolayısıyla başvuruya konu olayda idarenin sunduğu deliller ve görüşlerle ilgili başvurucunun bilgi sahibi olma, bunlara karşı etkili bir şekilde itiraz etme, delillerini ve iddialarını sunma konusunda uygun imkânların sağlanmadığına dair bir bulguya rastlanmadığı gibi başvurucunun yargılamanın sonucunu etkileyecek usule ilişkin bir imkândan mahrum kalmadığı kanaatine ulaşılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">19.Açıklanan gerekçelerle silahlann eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">III.HÜKÜM</p>

<p style="text-align:justify">A.Sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,</p>

<p style="text-align:justify">B.Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,</p>

<p style="text-align:justify">C.Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 9/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖRNEK KARARLAR</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/sendika-temsilcisi-baska-kuruma-gorevlendirilir-mi</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 09:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/06/anayasa-mahkemesi-25.jpg" type="image/jpeg" length="88964"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık sorunu sebebiyle okul değiştiren öğrencinin bursu kesilir mi?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/saglik-sorunu-sebebiyle-okul-degistiren-ogrencinin-bursu-kesilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/saglik-sorunu-sebebiyle-okul-degistiren-ogrencinin-bursu-kesilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kamu Denetçiliği’nden emsal karar: Açık liseye geçişte burs kesilmesi Anayasa’ya aykırı bulundu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Sağlık sorunu sebebiyle okul değiştiren öğrencinin bursu kesilir mi?</h1>

<p style="text-align:justify">Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), ağır sağlık sorunları nedeniyle açık öğretim lisesine geçmek zorunda kalan bir öğrencinin bursunun kesilmesine ilişkin başvuruyu karara bağladı. Kamu Başdenetçisi Mehmet Akarca imzasıyla yayımlanan tavsiye kararında, ilgili yönetmelik hükmünün Anayasa ve üst normlara aykırı olduğu tespit edilirken, Milli Eğitim Bakanlığı’na hem somut olayda bursun devamı hem de mevzuatın uyumlaştırılması yönünde tavsiyede bulunuldu.</p>

<p style="text-align:justify">I. BAŞVURUNUN KONUSU VE TALEPLER</p>

<p style="text-align:justify">Başvuran, oğlunun hazırlık, 9. ve 10. sınıf eğitimlerini Sosyal Bilimler Lisesi’nde tamamladığını, 11. sınıfta ulaşım zorluğu ve öğrencinin dayanıklılık durumu gerekçesiyle daha yakın konumdaki bir Anadolu Lisesi’ne nakil olduğunu, ancak akabinde sık enfeksiyon geçirme ve “göz malign neoplazmı” (göz tümörü) tanısı nedeniyle pediatrik onkoloji ve göz hastalıkları birimlerinde periyodik muayene ve tedavi gereksinimi doğduğundan örgün eğitime devam edemeyerek açık öğretim lisesine geçmek zorunda kaldığını belirtmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu süreçte, öğrencinin Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Resmî Okullarda Yatılılık, Bursluluk, Sosyal Yardımlar ve Okul Pansiyonları Yönetmeliği kapsamında yararlanmakta olduğu bursun, “açık öğretim kurumlarına geçiş yapanlar” başlıklı düzenleme gerekçe gösterilerek kesildiğini ifade eden başvuran, sağlık sebebiyle mecburen açık liseye geçilmiş olmasının burs desteğinden yoksun kalma sonucu doğurmaması gerektiğini, ilgili yönetmelikte bu özel durumu karşılayan bir istisna bulunmadığını ve bu durumun eşitlik ile hakkaniyet ilkelerine aykırı olduğunu ileri sürerek, bursun devam ettirilmesini, geriye dönük burs ödemelerinin yapılmasını ve benzer mağduriyetlerin giderilmesi için gerekli düzenlemelerin hayata geçirilmesini talep etmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">II. İDARENİN SAVUNMASI</p>

<p style="text-align:justify">Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Genel Müdürlüğü’nün başvuruya ilişkin tesis ettiği cevabi yazıda, öğrencinin 25 Nisan 2021 tarihinde bursluluk sınavına girdiği, ilgili Yönetmeliğin 22. maddesinin 2. bendi kapsamında 01/10/2021 tarihi itibarıyla burs almaya başladığı belirtilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">İdari açıklamada, Yönetmeliğin “Bursun devamı ve kesilmesi” başlıklı 18. maddesinin 5. fıkrasının (d) bendi uyarınca açık öğretim kurumlarına geçiş yapılmasının bursun sona erdirilmesi için yeterli hukuki sebep teşkil ettiği, şikâyete konu işlemin mevzuat hükümlerine uygun olarak tesis edildiği vurgulanmıştır. Ayrıca, Yönetmeliğin “Bursluluktan parasız yatılılığa, parasız yatılılıktan bursluluğa geçişler” başlıklı 16. maddesinin 1. ve 4. fıkraları gereğince işlem tesis edilmediği, başvurucu tarafından belirtilen nitelikte bir sağlık raporunun alınarak okul müdürlüğüne başvuruda bulunulmadığı ifade edilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">III. İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ ÇERÇEVE</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa’nın 42. maddesi, “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. […] Devlet, maddi imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar” hükmünü içermektedir.</p>

<p style="text-align:justify">2684 sayılı İlköğretim ve Ortaöğretimde Parasız Yatılı veya Burslu Öğrenci Okutma ve Bunlara Yapılacak Sosyal Yardımlara İlişkin Kanun’un 11. maddesi, parasız yatılı veya burslu öğrenciliğin sona ereceği halleri sınırlı olarak saymış; “açık öğretim kurumlarına geçiş” bu sebepler arasında yer almamıştır. Aynı Kanun’un 14. maddesi, uygulamaya ilişkin hususların Cumhurbaşkanlığı yönetmeliği ile düzenleneceğini hükme bağlamıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Resmî Okullarda Yatılılık, Bursluluk, Sosyal Yardımlar ve Okul Pansiyonları Yönetmeliği’nin 06.06.2024 tarihli değişiklikle yeniden düzenlenen 18. maddesinin 5. fıkrasının (d) bendi ise, “Açık öğretim kurumlarına geçiş yapanların” bursluluğunun okul müdürlüklerince sona erdirileceğini öngörmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">IV. KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU’NUN DEĞERLENDİRMESİ</p>

<p style="text-align:justify">A. Hukuka Uygunluk Yönünden Değerlendirme</p>

<p style="text-align:justify">Kamu Denetçiliği Kurumu, yaptığı incelemede öncelikle normlar hiyerarşisi ilkesine vurgu yapmıştır. Anayasa’nın temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasına ilişkin öngördüğü çerçeve uyarınca, eğitim hakkına yönelik herhangi bir sınırlamanın kanunla düzenlenmesi gerektiği hatırlatılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Kararda şu tespitlere yer verilmiştir:</p>

<p style="text-align:justify">- Kanuni dayanak yokluğu: 2684 sayılı Kanun’un 11. maddesinde bursluluğun sona erme sebepleri numerus clausus (sınırlı sayıda) ilkesine göre belirlenmiş olup, açık öğretime geçiş bu sebepler arasında sayılmamıştır. Kanun’un 14. maddesinin yönetmelikle düzenleme yetkisi tanıması, yönetmeliğe kanunda öngörülmeyen yeni bir sona erme sebebi ihdas etme yetkisi vermez. Aksi yorum, yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesiyle bağdaşmaz.</p>

<p style="text-align:justify">- Yönetmelik değişikliğinin arka planı: KDK, 2024 yılında yapılan yönetmelik değişikliğinin, örgün eğitim çağındaki öğrencilerin üniversite sınavına hazırlık amacıyla açık öğretim liselerine stratejik geçişlerinin önlenmesi politikasının bir yansıması olduğunu belirtmiştir. Kurum, alanda yapılan akademik çalışmalara atıfla bu geçişlerin temelinde merkezî üniversite sınavına daha iyi hazırlanma isteğinin yattığını, ancak somut olayda geçişin tamamen farklı bir saikle —ağır sağlık sorunları— gerçekleştiğini vurgulamıştır.</p>

<p style="text-align:justify">- Emsal teşkil eden Kurum kararları: Kamu Denetçiliği Kurumu’nun 2025/7165 sayılı ve 02/10/2025 tarihli Tavsiye Kararı’nda, disiplin cezası nedeniyle eğitim hakkına yapılan müdahalenin sadece yönetmelik hükmüne dayandırılamayacağı, bu tür müdahalelerin kanuni dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle eğitim hakkının ihlal edildiği sonucuna varıldığı hatırlatılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">- Açık öğretimin niteliği: Açık öğretim liselerinin, örgün eğitimden farklı bir model olmakla birlikte, Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı ve mevzuatla düzenlenmiş bir eğitim kurumu olduğu; öğrencinin eğitimine bu yolla devam etmesinin, “öğrenim hakkından yoksun kalma” anlamına gelmediği ifade edilmiştir. Bu bağlamda, eğitimine devam eden bir öğrencinin sırf eğitim modeli değiştiği gerekçesiyle burs desteğinden yoksun bırakılmasının, Anayasa’nın 42. maddesinde düzenlenen burs hakkının özüne yönelik bir müdahale teşkil ettiği değerlendirilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Kamu Denetçiliği Kurumu, tüm bu gerekçelerle, açık öğretim lisesine geçtiği gerekçesiyle bursun kesilmesinin üst normlara aykırılık taşıdığı ve hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme</p>

<p style="text-align:justify">Kararda ayrıca, Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 6. maddesinde düzenlenen iyi yönetim ilkeleri çerçevesinde, idarenin somut olayda hakkaniyete uygun davranmadığı, zorunlu sağlık gerekçesiyle eğitim modelini değiştirmek durumunda kalan öğrenci ile üniversite sınavına hazırlık amacıyla açık liseye geçiş yapan öğrenciler arasında ayrım yapılmamasının adalet ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmadığı belirtilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">V. KARAR VE TAVSİYELER</p>

<p style="text-align:justify">Kamu Başdenetçisi Mehmet Akarca imzasıyla 05/03/2026 tarihinde tesis edilen Tavsiye Kararı ile aşağıdaki hükümlere varılmıştır:</p>

<p style="text-align:justify">1. BAŞVURUNUN KABULÜNE,</p>

<p style="text-align:justify">2. Sağlık sorunları gerekçesi ile açık öğretim lisesine geçiş yapan öğrencinin bursunun devam etmesi ve benzer mağduriyetlerin yaşanmaması için mevzuat hükümlerinin uyumlaştırılması hususunda Millî Eğitim Bakanlığı’na tavsiyede bulunulmasına,</p>

<p style="text-align:justify">3. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 20. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, ilgili idare tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kuruma bildirilmesinin zorunlu olduğuna,</p>

<p style="text-align:justify">4. Kararın başvurana ve Millî Eğitim Bakanlığı’na tebliğine</p>

<p style="text-align:justify">karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Kararda ayrıca, 6328 sayılı Kanun’un 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, tavsiye kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmemesi halinde, varsa dava açma süresinden kalan sürenin işlemeye devam edeceği ve görevli mahkemede yargı yolunun açık olduğu hatırlatılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">VI. DEĞERLENDİRME VE SONUÇ</p>

<p style="text-align:justify">Kamu Denetçiliği Kurumu’nun bu kararı, örgün eğitimden açık öğretime zorunlu nedenlerle geçiş yapan öğrenciler bakımından önemli bir hukuki emsal teşkil etmektedir. Karar, idarenin yönetmelik düzenlemelerine dayanarak tesis ettiği işlemlerde dahi normlar hiyerarşisine ve kanuniliye ilkesine riayet etme zorunluluğunu hatırlatması bakımından dikkat çekicidir.</p>

<p style="text-align:justify">Kararın sistemik boyutu ise daha geniş bir önem arz etmektedir. Kamu Başdenetçisi, sadece somut olayda bursun devamının sağlanmasını değil, aynı zamanda “benzer mağduriyetlerin yaşanmaması için mevzuat hükümlerinin uyumlaştırılmasını” tavsiye etmek suretiyle, idareye kanuni düzenleme yapılması yönünde açık bir çağrıda bulunmuştur. Bu tavsiye, Millî Eğitim Bakanlığı’nın mevcut yönetmelik hükmünü gözden geçirmesi ve zorunlu nedenlerle açık öğretime geçiş yapan öğrenciler için bir istisna hükmü ihdas etmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Millî Eğitim Bakanlığı’nın, Kamu Denetçiliği Kurumu’nun bu tavsiye kararına 30 gün içinde nasıl bir cevap vereceği, somut olayda bursun geriye dönük olarak ödenip ödenmeyeceği ve yönetmelik değişikliği yoluna gidilip gidilmeyeceği önümüzdeki günlerde kamuoyu tarafından takip edilecektir.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">T.C.</p>

<p style="text-align:justify">TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ</p>

<p style="text-align:justify">KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU</p>

<p style="text-align:justify">(OMBUDSMANLIK)</p>

<p style="text-align:justify">SAYI : 2026/3568-S.26.5141</p>

<p style="text-align:justify">BAŞVURU NO : 2025/17359</p>

<p style="text-align:justify">KARAR TARİHİ : 05/03/2026</p>

<p style="text-align:justify">TAVSİYE KARARI</p>

<p style="text-align:justify">BAŞVURAN</p>

<p style="text-align:justify">Adres</p>

<p style="text-align:justify">BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI</p>

<p style="text-align:justify">BAŞVURUNUN KONUSU : Sağlık sorunları nedeniyle açık öğretim lisesine geçiş yapan çocuğunun bursunun kesilmesine itiraz hakkındadır.</p>

<p style="text-align:justify">BAŞVURU TARİHİ : 24/09/2025</p>

<p style="text-align:justify">I.BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ</p>

<p style="text-align:justify">II.Başvuran, oğlu…………………..’nın hazırlık, 9. ve 10. Sınıf eğitimlerine ………………M Sosyal Bilimler Lisesinde devam ettiğini, bu okulun evlerine uzak olduğunu, 11. sınıfın ilk döneminde daha yakın konumda olan ……………………………….. Anadolu Lisesine devam ettiğini, akabinde sık enfeksiyon gibi sağlık gerekçesi ile açık liseye almak zorunda kaldığını, bu gerekçe ile bursunun kesildiğini, sağlık sebebiyle mecburen açık liseye geçmiş olmasının burs desteğini kaybetmemesi gerektiği kanaatinde olduğunu, yönetmelikte bu özel durum için bir istisna bulunmadığını, bu durumun eşitlik ve hakkaniyet ilkesine aykırı olduğunu belirterek bursun devam ettirilmesini, geriye dönük burslarının ödenmesini, benzer mağduriyetlerin giderilmesi için gerekli inceleme ve düzenlemelerin yapılamasını talep etmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">III.İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI</p>

<p style="text-align:justify">2.Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Genel Müdürlüğünün…………………………………..sayılı yazısında, öğrencinin 25 Nisan 2021 tarihinde sınava girdiğini, Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Resmî Okullarda Yatılılık, Bursluluk, Sosyal Yardımlar ve Okul Pansiyonları Yönetmeliğinin 22. Maddesinin 2. bendi kapsamında 01/10/2025 tarihi itibari ile burs almaya başladığını,</p>

<p style="text-align:justify">3.İlgili yönetmeliğin 18. maddesinin 5. Fıkrasının (d) bendi kapsamında açık öğretim kurumlarına geçiş yaptığı gerekçesiyle öğrencinin bursunun otomatik olarak kesildiğini,</p>

<p style="text-align:justify">4.Öğrencinin bursu kazandığı tarihte Ankara İli ……………. İlçesi……………………….M Sosyal Bilimler Lisesi öğrencisi, akabinde ise Ankara İli …………………….İlçesi ………………………………..Anadolu Lisesi öğrencisi olduğunu,</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">5.Şikayete konu işlemin mevzuatla düzenlenen hükümlere göre yapıldığını, ilgili yönetmeliğin “Bursluluktan parasız yatılılığa, parasız yatılılıktan bursluluğa geçişler” başlıklı 16. maddesinin 1. fıkrası ve 4. fıkrası hükümleri gereğince işlem tesis edilmediğini, özellikleri belirtilen raporun alınarak gerekli başvurunun okul müdürlüğüne yapılmadığını belirtmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">III.İLGİLİ MEVZUAT</p>

<p style="text-align:justify">6.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin dördüncü ve beşinci fıkrasında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, ‘Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi’ başlıklı 42’nci maddesinde, “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tesbit edilir ve düzenlenir. … Devlet, maddi imkanlardan yoksun başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar. Devlet, durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alır.”</p>

<p style="text-align:justify">7.6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,</p>

<p style="text-align:justify">8.2684 sayılı İlköğretim ve Ortaöğretimde Parasız Yatılı veya Burslu Öğrenci Okutma ve Bunlara Yapılacak Sosyal Yardımlara İlişkin Kanunun ‘Parasız yatılı veya burslu öğrenciliğin sona ermesi’ başlıklı 11’inci maddesinde, “Aşağıdaki hallerde parasız yatılı veya burslu okuma hakkı sona erer: a) İlköğretim kurumlarının birinci ve ikinci kademesi ile ortaöğretim kurumlarındaki öğrenimlerinin her birinde bir defadan fazla bir üst sınıfa devam etme hakkını kazanamamak. b) Taksirli suçlar ile kabahat nevinden olanlar hariç olmak üzere ertelenmiş olsa dahi bir suçtan dolayı mahkum olmak. c) Bir öğretim yılı veya daha fazla okul ile ilişiğini kesen disiplin cezası almış olmak. d) Milli Eğitim Bakanlığınca kabul edilebilir bir mazerete dayanmaksızın kendiliğinden öğrenimini terk ederek okuldan ayrılmak. e) Parasız yatılı veya burslu okumaktan vazgeçmek.”, ‘Yönetmelik’ başlıklı 14’üncü maddesinde, “İlköğretim ve ortaöğretim kurumlarının parasız yatılı veya burslu olarak alınacak öğrencilerde aranacak şartlara; seçme - sıralama sınavlarına; kontenjanların tespiti ile dağıtımına; parasız yatılı öğrencilikten burslu öğrenciliğe, burslu öğrencilikten parasız yatılı öğrenciliğe geçirilmeye; sosyal yardımlara; parasız yatılı veya burslu öğrenciliğin sona ermesine; parasız yatılı veya burslu öğrencilerin bir okuldan başka bir okula nakillerine ilişkin hususlarla bu Kanunun uygulanmasına ilişkin diğer hususlar, Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">9.25.11.2016 tarihli ve 29899 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Resmi Okullarda Yatılılık, Bursluluk, Sosyal Yardımlar ve Okul Pansiyonları Yönetmeliğinin ‘Bursun devamı ve kesilmesi’ başlıklı 18’inci maddesinde, “(Değişik madde: 06.06.2024 - 8625 s. CB. Kararı/14. md.) …(5) Aşağıdaki öğrencilerin bursluluğu okul müdürlüklerince sona erdirilir: d) Açık öğretim kurumlarına geçiş yapanlar.” hükümlerine yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">IV.KAMU DENETÇİSİ ÖZCAN YILDIZ’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ</p>

<p style="text-align:justify">10. Kamu Denetçisi tarafından dosya kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde, başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE</p>

<p style="text-align:justify">A.Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme</p>

<p style="text-align:justify">11.Başvuran, sağlık sorunu gerekçesiyle açık öğretim lisesinde eğitimine devam eden öğrencinin bursunun kesilmesine itiraz etmekteyken ilgili idare işlemin mevzuat hükümleri doğrultusunda yapıldığını belirtmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">12.Yapılan bir çalışmada üniversite sınavına katılan açık öğretim lisesi kaynaklı öğrenci sayısındaki artışın genel öğrenci sayısındaki artışla izah edilemeyeceği, bu durumun, örgün eğitim çağındaki öğrencilerin okullarını terk ederek açık öğretim liselerine yöneldiklerine dair önemli bir gösterge olarak kabul edilebileceği, açık öğretim lisesinin özellikle üniversite sınavına hazırlanan öğrenciler için stratejik bir manevra alanı olarak görüldüğü, bu yoğun geçişin, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından önüne geçilmesi gereken bir durum olarak görüldüğü, farklı iki eğitim modeli olan örgün eğitim ve açık öğretim lisesinin kendine özgü üstün ve zayıf yönleri bulunduğu vurgulanmıştır (Örgün eğitimden açık öğretim lisesine stratejik geçiş: Öğrenci ve veli algıları üzerine bir durum çalışması, Dr. Uğur ÖZALP, Dr. Rıza AKKAYA, Açıköğretim Uygulamaları ve Araştırmaları Dergisi-AUAd 2026, Cilt 12, Sayı 1, 53-111 (ISSN 2149-2360, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/5542028)</p>

<p style="text-align:justify">13.Yine gerek velilerin gerekse öğrencilerin açık liseye geçişi düşünme sebeplerinin temelinde merkezî üniversite sınavına daha iyi hazırlanma isteği yattığı belirtilmektedir (Örgün öğretimden açık liseye geçiş nedenleri: Bir durum çalışması, Ertuğ CAN, Alper SAKALLI, Açıköğretim Uygulamaları ve Araştırmaları Dergisi-AUAd 2023, Cilt 9, Sayı 1, 194-237 (ISSN 2149-2360, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2811265)</p>

<p style="text-align:justify">14.Somut olayda ise açık öğretim lisesine geçiş gerekçesi olarak sağlık durumu ön plana çıkmaktadır. Başvuran tarafından gönderilen Hacattepe Üniversitesinin 09.03.2017 tarihli yazısında öğrenci hakkında ‘Göz malign neoplazmı’ tanısı konulduğu ve öğrencinin pediatrik onkoloji ve göz hastalıkları birimlerinde periyodik olarak muayenelerinin devam ettiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte veli tarafından Ankara İli ……………. İlçesi ………………. Sosyal Bilimler Lisesi için okula ulaşım zorluğu, öğrencinin dayanaklılık durumu ve işyerine yakınlığı nedenleriyle Ankara İli ……………………İlçesi ……………………… Anadolu Lisesi’ne geçiş yapmalarına rağmen örgün eğitimin sürekliliğini sağlayamadıklarını vurgulanmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">15.Anayasamıza göre temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, 2684 sayılı İlköğretim ve Ortaöğretimde Parasız Yatılı veya Burslu Öğrenci Okutma ve Bunlara Yapılacak Sosyal Yardımlara İlişkin Kanunun ‘Parasız yatılı veya burslu öğrenciliğin sona ermesi’ başlıklı 11’inci maddesinde açık öğretim lisesine geçişin burslu okuma hakkını sona erdiren neden olarak düzenlenmediği, bununla birlikte beş durumun sınırlı olarak sayıldığı, kanuni düzenlemenin genel ilkeleri ortaya koyan veya çerçeve çizen bir düzenleme olmadığı ve sınırlı olarak sayılma durumu dikkate alındığında ilgili Kanunun ‘Yönetmelik’ başlıklı 14’üncü maddesinde düzenlenen parasız yatılı veya burslu öğrenciliğin sona ermesine ilişkin hususların yönetmelikle düzenleneceği hükmüne dayanılarak uygulamanın genişletilemeyeceği,</p>

<p style="text-align:justify">16.Kaldı ki Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Resmi Okullarda Yatılılık, Bursluluk, Sosyal Yardımlar ve Okul Pansiyonları Yönetmeliğinin ‘Bursun devamı ve kesilmesi’ başlıklı 18’inci maddesinin 06.06.2024 tarih ve 32568 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 8625 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararının 14. maddesiyle değiştirildiği, değişiklik öncesi de açık öğretim lisesine geçişin burs kesilmesine engel durumlardan sayılmadığı, yapılan değişikliğin arka planında yukarıda yer verilen açık öğretim liselerine yoğun geçişin olduğu değerlendirilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">17.Kamu Denetçiliği Kurumu, Anayasa Mahkemesi kararlarına atıf yaparak verilen disiplin cezası nedeniyle eğitim hakkına yapılan müdahalenin sadece bir yönetmelik hükmüne dayandığı, dolayısıyla ortaöğretim öğrencilerinin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını yeterli açıklıkta ve kesinlikte öngörebilmelerine imkân tanıyan bir kanun hükmünün bulunmadığı ve bu itibarla, başvurucunun eğitim hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının olmadığı sonucuna ulaşmış ve Anayasa'nın 42’nci maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (2025/7165 sayılı ve 02/10/2025 tarihli Tavsiye Kararı).</p>

<p style="text-align:justify">18.Kurumumuzca yapılan değerlendirmede, açık öğretim lisesinin de bir uzaktan eğitim modeli olduğu, başvuranın eğitimine devam ettiği, burs alma şartlarını taşıyan başvuranın açık öğretim lisesine geçtiği gerekçesi ile bursunun kesilmesinin üst normlara aykırılık taşıdığı ve hukuka aykırı olduğu tespit edilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">B.İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme</p>

<p style="text-align:justify">19.İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin "İyi yönetim ilkeleri" başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ilkelerine uymadığı tespit edildiğinden bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA</p>

<p style="text-align:justify">20.6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup görevli ve yetkili mahkemede yargı yolu açıktır.</p>

<p style="text-align:justify">VII. KARAR</p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan gerekçelerle; BAŞVURUNUN KABULÜNE,</p>

<p style="text-align:justify">Sağlık sorunları gerekçesi ile açık öğretim lisesine geçiş yapan öğrencinin bursunun devam etmesi ve benzer mağduriyetlerin yaşanmaması için mevzuat hükümlerinin uyumlaştırılması hususunda MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,</p>

<p style="text-align:justify">6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; ilgili idare tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,</p>

<p style="text-align:justify">Kararın BAŞVURANA ve MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA tebliğine,</p>

<p style="text-align:justify">Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.</p>

<p style="text-align:right">Mehmet AKARCA</p>

<p style="text-align:right">Kamu Başdenetçisi</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖRNEK KARARLAR</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/saglik-sorunu-sebebiyle-okul-degistiren-ogrencinin-bursu-kesilir-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/08/indir-1.webp" type="image/jpeg" length="50613"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sürekli işçilerin tayin yasağı iptal edildi]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/surekli-iscilerin-tayin-yasagi-iptal-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/surekli-iscilerin-tayin-yasagi-iptal-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi, sürekli işçilerin tayin yasağına ilişkin düzenlemeyi iptal etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Sürekli İşçi Kadrosuna Geçirilen İşçilerin Yer Değiştirmelerine İmkân Tanımayan Kurala İlişkin İtiraz Başvurusu Hakkında Karar</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p style="text-align:justify"></p>

   <p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi 26/11/2025 tarihinde <a href="https://normkararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/ND/2025/242" rel="noopener" target="_blank"><span style="color:#2980b9"><span style="background-color:#1abc9c">E.2025/100</span></span></a> numaralı dosyada, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye 7079 sayılı Kanun’un 118. maddesiyle eklenen geçici 23. maddenin beşinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan <em>“…çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde…”</em> ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir.</p>

   <p style="text-align:justify"></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p style="text-align:justify"><strong>İtiraz Konusu Kural</strong></p>

<p style="text-align:justify">İtiraz konusu kuralın da yer aldığı maddenin beşinci fıkrasının birinci cümlesinde, sürekli işçi kadrolarına geçirilenlerin birinci fıkrada öngörülen şartları taşıdıkları sürece ve çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde geçiş işlemi yapılmadan önceki ihale sözleşmesi kapsamındaki hizmetleri yürütmek üzere istihdam edilebilecekleri öngörülmüştür. Söz konusu cümlede yer alan “<em>…çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde…</em>” ibaresi itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Başvuru Gerekçesi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuralla sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin yer değiştirmelerinin kategorik olarak engellendiği, başka bir ifadeyle anılan işçilerin farklı bir il veya bölgeye nakillerine imkân tanınmadığı, bu nedenle yer değişikliği taleplerine ilişkin olarak verilen kararlar bağlamında işverenin yönetim yetkisinin yargı mercilerince denetlenemediği, ayrıca kuralla 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) geçici 23. maddesine göre istihdam edilen işçilerin sürekli işçi kadrosunda çalışan diğer işçilere göre güvencesiz duruma getirildiği ve bu suretle eşitlik ilkesinin ihlal edildiği belirtilerek kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülmüştür.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Mahkemenin Değerlendirmesi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Anayasa’nın 49. maddesinde sosyal devlet ilkesinin çalışma hayatındaki görünümü olan devletin çalışanları koruma yükümlülüğüne ilişkin özel bir güvence öngörülmüştür. Bu kapsamda iş sözleşmesinin zayıf tarafı olan işçinin korunmasına yönelik düzenlemelerin öngörülmesi suretiyle işçi-işveren ilişkilerinde dengenin sağlanması devletin çalışma hakkına ilişkin pozitif yükümlülüklerinin bir gereğidir.</p>

<p style="text-align:justify">İtiraz konusu kuralda söz konusu işçilerin sürekli işçi kadrosuna geçiş işlemi yapılmadan önce çalıştırıldıkları teşkilat ve birim dışında görevlendirilmelerine imkân tanınmadığı anlaşılmaktadır. Başka bir ifadeyle kural uyarınca anılan işçilerin yer değişikliğine ilişkin taleplerinin işverence kabul edilmesi mümkün değildir.</p>

<p style="text-align:justify">375 sayılı KHK’nın geçici 23. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kurum, kuruluş ve idareler ile söz konusu madde uyarınca sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçiler arasında özel hukuk ilişkisinin bulunduğu ve bu ilişki kapsamında ilgili kurum, kuruluş ile idarelerin işveren sıfatını haiz olduğu açıktır. Madde uyarınca sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin bu kadroda istihdam edildikleri süreçte yer değişikliği talep etmelerini gerektirecek belirli nedenlerin ortaya çıkabileceği açıktır. Genel anlamda işçilerin yer değişikliği taleplerinin değerlendirilmesi işverenlerin iş hukuku bağlamında sahip oldukları yönetim yetkisi kapsamında kalmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">4721 sayılı Türk Medenî Kanunu ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca işverenin işçinin yer değişikliğini değerlendirme bağlamında sahip olduğu yönetim yetkisini dürüstlük kurallarına uygun şekilde kullanması ve bu kapsamda alacağı kararda işçiyi gözetme borcunu gözönünde bulundurması gerektiği kuşkusuzdur. Bu itibarla iş ve kadro durumunun imkân tanıması durumunda işçinin makul görülebilecek nedenlere dayanan yer değişikliği talebinin ilgili işverence karşılanmasının mümkün olmadığı söylenemez.</p>

<p style="text-align:justify">Diğer yandan kamu kurum, kuruluş ve idarelerinde çalıştırılan işçilerin yer değişikliği taleplerinin reddedilmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda işverenin yönetim yetkisini dürüstlük kuralı ve işçiyi gözetme borcuna uygun şekilde kullanıp kullanmadığının yargı mercilerince denetlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay uygulamasında yargı mercilerinde işçinin yer değişikliği talebinin reddine yönelik işlemin iptal edilmesinin ya da yer değişikliğinin sağlanması gibi icrai nitelikte karar verilmesinin mümkün olmadığı ancak söz konusu işlemin hukuka aykırı olup olmadığının tespitine ilişkin karar verilebileceği ve işçinin yer değişikliği talebinin reddine yönelik işlemin hukuka aykırılığının tespit edilmesini talep etmekte hukuki yararının bulunduğu kabul edilmektedir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2024/14198, K.2025/1316, 10/2/2025).</p>

<p style="text-align:justify">Bununla birlikte kural söz konusu KHK’nın geçici 23. maddesi kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin herhangi bir nedenle yer değiştirmelerine imkân tanımamakta, başka bir deyişle anılan işçilerin yerlerinin değiştirilmesine mutlak bir yasak getirmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Kural, ilgili teşkilat ve birimdeki işleyişin aksamasını önlemek amacıyla öngörülmüş ise de işçilerin yer değişikliği taleplerinin karşılanmasının her durumda anılan işleyişin bozulmasına neden olacağı söylenemez. Başka bir ifadeyle ilgili teşkilat veya birimin iş ve kadro durumunun işçinin yer değişikliği talebinin karşılanmasına engel oluşturmaması mümkündür.</p>

<p style="text-align:justify">Bu itibarla işçilerin makul nedenlere dayanan yer değişikliği taleplerinin işverence iş ile kadro durumu çerçevesinde değerlendirilmesine ve bu kapsamda alınacak kararların hukuka uygunluğunun yargı mercilerince denetlenmesine imkân tanımayan kuralın devletin çalışanların korunmasına yönelik yükümlülükleriyle bağdaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle kuralın Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖRNEK KARARLAR</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/surekli-iscilerin-tayin-yasagi-iptal-edildi</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 10:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/05/anaysa.jpg" type="image/jpeg" length="39542"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaş sınırı sebebiyle kredi/burs talebi reddine ilişkin karar]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/yas-siniri-sebebiyle-krediburs-talebi-reddine-iliskin-karar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/yas-siniri-sebebiyle-krediburs-talebi-reddine-iliskin-karar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaş sınırı nedeniyle burs/kredi başvurusu alınmayan öğrenci için Ombudsman’dan tavsiye kararı: Talep mali imkânlar ölçüsünde değerlendirilmeli.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>OMBUDSMAN'DAN GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI'NA: YAŞ SINIRI GEREKÇESİYLE REDDEDİLEN BURS BAŞVURUSUNU YENİDEN DEĞERLENDİR</strong></p>

<p style="text-align:justify">Burs/öğrenim kredisi başvurusu yaş sınırı gerekçesiyle reddedilen bir öğrencinin Kamu Denetçiliği Kurumu'na (Ombudsman) yaptığı başvuru kabul edildi. Kurum, Gençlik ve Spor Bakanlığı'na, mali kaynakların yeterliliği ölçüsünde söz konusu başvurunun değerlendirmeye alınması yönünde tavsiye kararı verdi.</p>

<p style="text-align:justify">Bir üniversitenin Güzel Sanatlar-Tasarım ve Mimarlık Fakültesi'nde kayıtlı olan başvuran, e-Devlet sistemi üzerinden burs/kredi başvurusu yapmaya çalışırken lisans öğrencileri için belirlenen 30 yaş sınırını aştığı gerekçesiyle başvurusu sisteme bile alınmadı.</p>

<p style="text-align:justify">Gençlik ve Spor Bakanlığı, 2023 yılında yayımlanan yönetmelikler uyarınca lisans öğrencileri için 30 yaş sınırının mevzuat gereği uygulandığını savundu. Ancak Ombudsman, burs/kredi başvurusunda bulunan öğrenci sayısının yıldan yıla azalma eğilimi gösterdiğini ve halihazırda kredi alan kişilere geri ödeme takvimi işletildiğini göz önünde bulundurarak bu talebin değerlendirmeye alınmasının hakkaniyete uygun olacağı sonucuna vardı.</p>

<p style="text-align:justify">Konuya ilişkin daha önce yargı süreçleri de işletilmişti. Öğrenci yurtlarında uygulanan 30 yaş sınırının iptali talebiyle açılan davada Danıştay 8. Dairesi, kamu kaynaklarının verimli ve adil kullanılması ile hizmet gereklerini gözetlerek söz konusu düzenlemede kamu yararına aykırılık bulunmadığına hükmetti (Esas: 2023/2502, Karar: 2024/7964). Ombudsman ise bu yargı kararına karşın burs/kredi taleplerinde öğrenci sayısının azalma eğiliminde olduğunu vurgulayarak yaş sınırı nedeniyle reddedilen başvuruların mali imkânlar çerçevesinde yeniden ele alınması gerektiği görüşünü korudu.</p>

<p style="text-align:justify">Kararda ayrıca idarenin, başvuru sahiplerine karara itiraz yollarını gösterme yükümlülüğüne uymadığı da tespit edilerek bu ilkelere uygun davranması gerektiği hatırlatıldı.</p>

<p style="text-align:justify">T.C.</p>

<p style="text-align:justify">TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ</p>

<p style="text-align:justify">KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU</p>

<p style="text-align:justify">2026/2339-S.26.3453</p>

<p style="text-align:justify">BAŞVURU NO : 2025/20242</p>

<p style="text-align:justify">KARAR TARİHİ : 16/02/2026</p>

<p style="text-align:justify">TAVSİYE KARARI</p>

<p style="text-align:justify">BAŞVURUYA KONU İDARE : GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI</p>

<p style="text-align:justify">BAŞVURUNUN KONUSU : Burs/öğrenim kredisi talebinin yaş sınırı gerekçesiyle işleme alınmamasına itiraz hakkındadır</p>

<p style="text-align:justify">BAŞVURU TARİHİ</p>

<p style="text-align:justify">I.BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ</p>

<p style="text-align:justify">1.Başvuran tarafından yapılan başvuruda, başvuran özetle; burs kredisi başvurusunun yaş sınırı nedeniyle reddedildiğini, maddi desteğe ihtiyacının bulunduğunu belirterek tarafına burs kredisi verilmesini talep etmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">II.İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI</p>

<p style="text-align:justify">2.Gençlik ve Spor Bakanlığı Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğünün 09.12.2025 tarih ve E- sayılı cevabi yazısında, 2024-2025 öğretim yılında burs/kredi almak için başvuru yapan başvuralım durumu hakkında yapılan inceleme sonucunda, burs ve kredi değerlendirme işlemlerinin ilgili mevzuatlar çerçevesinde başvuran tüm öğlenciler için eşit koşullarda yapıldığı ve öğrenci bazında farklı bir değerlendirme yapılması mümkün olmadığı gerekçeleriyle Dostane Çözüm usulü ile başvuralım talebinin değerlendirilmesinin mümkün olmadığını,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">3.1 Numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 184’üııcü maddesinin h bendi kapsamında, Bakanlığın, Anayasanın 42. maddesi gereği, başarılı ve ihtiyaç sahibi öğrencileri desteklediğini ve öğlencilerinin burs/kredi müracaatlarının Burs/Kredi Değerlendirme Kıstasları ve 3/11/2023 tarih ve 32358 sayılı Burs ve Kredi Yönetmeliği göz önünde bulundurularak, bütçe imkânları ölçüsünde, YÖKSÎS ve 12 kamu kuramımdan alman bilgiler dikkate alınarak değerlendirildiğini,</p>

<p style="text-align:justify">4.Yükseköğretim Bilgi Sisteminden alınan bilgide başvuranın İstanbul Topkapı Üniversitesi Güzel Sanatlar-Tasarım ve Mimarlık Fakültesi, Bölümüne 22.07.2025 tarihi itibari ile kayıtlı olduğu ve mezun olduğu bir yükseköğrenim programı olmadığı tespit edildiği,</p>

<p style="text-align:justify">5.Sistemleri üzerinde yapılan incelemede, ilgilinin 13.10.2025 tarihinde burs/kredi başvurusunda bulunmak için e-Devlet üzerinden başvuru sayfasına girdiği fakat ilgili mevzuat hükümlerine göre burs/kredi verilmeyecek öğrencilerden olduğundan başvurusu alınmadığı,</p>

<p style="text-align:justify">6.İlgilinin başvurusunun mevzuat hükümleri gereğince lisans öğrencisi olarak yaş sınırını aştığından değerlendirmeye alınamadığını,</p>

<p style="text-align:justify">7.Burs Yönetmeliği ve Kredi Yönetmeliği gereğince burs için başvuru tarihi itibariyle ön lisans ve lisans öğrenim düzeyi için 30, lisansüstü öğrenim düzeyi için 35, öğrenim kredisi için ön lisans ve lisans öğrenim düzeyi için 30, yüksek lisans öğrenim düzeyi için 35, doktora/sanatta yeterlik öğrenim düzeyi için 40 yaşını doldurmuş olmama koşulunun arandığını,</p>

<p style="text-align:justify">8.İlgilinin 2025-2026 öğretim yılında, yukarıda bahsi geçen yönetmelik maddelerine göre burs/kredi almasının mümkün olamadığından başvurusunun alınmadığı,</p>

<p style="text-align:justify">9.Bakanlıklarınca 2025/2026 öğretim yılında alınan başvuru dönemi toplam başvuru sayısı 698881 iken burs tahsis sayısı 225000, kredi tahsis sayısı 466140 olduğu,</p>

<p style="text-align:justify">10.Başvuru esnasında mevzuat hükümlerine göre burs ve krediden ikisini de alamayacak durumdaki kişilerin başvuruları alınmadığından bu kişilerden başvuru sayfasında diğer bilgileri alınmamakta olduğu, İlgilinin başvuru esnasında mevzuat hükümlerine göre burs/kredi alamayacağı tespit edildiğinden başvurusunun alınmadığı, bu nedenle burs talebinin kontenjan dâhilinde kalması durumunda karşılanıp karşılanamayacağı ile ilgili bilgileri bulunmadığı,</p>

<p style="text-align:justify">Hususlarına yer verildiği görülmüştür.</p>

<p style="text-align:justify">III.İLGİLİ MEVZUAT</p>

<p style="text-align:justify">11.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ‘Kanun önünde eşitlik’ başlıklı 10 uncu maddesinin beşinci fıkrasında, Devletin organları ve idare makamlarının bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda oldukları, ‘Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi’ başlıklı 42 nci maddesinde Devletin, maddi imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapacağı, ‘Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı’ başlıklı 74 üncü maddesinde, herkesin, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahip olduğu, Kamu Denetçiliği Kurumunun idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri incelediği hüküm altına alınmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">12.6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun ‘Kurumun Görevi’ başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,</p>

<p style="text-align:justify">13.351 sayılı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurt Hizmetleri Kanununun ‘Amaç’ başlıklı 2 nci maddesinde, “Yurt içinde ve dışında yükseköğrenim gören öğrenciler için yurtlar yapmak ve bunların işletmesini sağlamak, beslenme yardımı yapmak, eğitim, sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerle milli ve manevi gelişmelerine katkı sağlamak, yükseköğrenim öğrencilerine kredi veya burs vermek, öğrencilerin yükseköğrenimlerini kolaylaştırmaktır.”, ‘Öğrenim kredisi’ başlıklı 14 üncü maddesinde; “Yüksek (...) öğrenim gören ve bu kanuna göre yapılacak yönetmeliklerle belirtilen esas ve şartlar içinde yeterlikleri ve ihtiyaçları tesbit edilen öğrencilere öğrenim kredisi verilir.”, ‘Yönetmelik” başlıklı 46 ncı maddesinde, “Bu kanunun uygulanmasına ait yönetmelik Gençlik ve Spor Bakanlığınca hazırlanır.”,</p>

<p style="text-align:justify">14.5102 sayılı Yüksek Öğrenim Öğrencilerine Burs, Kredi Verilmesine İlişkin Kanunun ‘Amaç ve Kapsam’ başlıklı 1 inci maddesinde, “Bu Kanunun amacı; yurt içinde ve dışında yüksek öğrenim gören öğrencilere burs, kredi ve nakdî yardım verilmesiyle ilgili esas ve usulleri düzenlemektir. ...”, ‘Burs ve kredilerin verilmesi’ başlıklı 2 nci maddesinde; “Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu; yurt içinde yükseköğrenim gören ve bu Kanuna göre çıkarılacak yönetmeliklerle belirtilen usul ve esaslar dâhilinde yeterlikleri ve ihtiyaçları tespit edilen öğrencilere burs/kredi verebilir.”,</p>

<p style="text-align:justify">15.1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin ‘Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü’ başlıklı 188 inci maddesinde; “(1) Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri şunlardır: h) Öğrencilerin desteklenmelerine ilişkin politikaların tespiti amacıyla gerekli çalışmaları yapmak, ı) Öğrencilere verilecek öğrenim kredisi ve burslar ile kredi borcunun tespiti, takibatı ve tahsilâtı ile kredi teminatına ilişkin usul ve esasları belirlemek, kredi ve burs başvurularının alınması ve değerlendirilmesi ve ödeme işlemlerinin yapılmasını sağlamak. ...”,</p>

<p style="text-align:justify">16.03.11.2023 tarihli ve 32358 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Gençlik ve Spor Bakanlığı Burs Yönetmeliğinin ‘Burs verilmeyecek öğrenciler’ başlıklı 10 uncu maddesinde, “(1) Aşağıda belirtilen öğrencilere burs verilmez; ı) Başvuru tarihi itibarıyla ön lisans ve lisans öğrenim düzeyi için 30 yaşını, lisansüstü öğrenim düzeyi için 35 yaşını doldurmuş olan.”,</p>

<p style="text-align:justify">17.03.11.2023 tarihli ve 32358 sayılı tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Gençlik ve Spor Bakanlığı Kredi Yönetmeliğinin ‘Kredi verilmeyecek öğrenciler’ başlıklı 8 inci maddesinde, “(1) Aşağıda belirtilen öğrencilere kredi verilmez: g) Başvuru tarihi itibarıyla ön lisans ve lisans öğrenim düzeyi için 30 yaşını, yüksek lisans öğrenim düzeyi için 35 yaşını, doktora/sanatta yeterlik öğrenim düzeyi için 40 yaşını doldurmuş olan.” düzenlemeleri bulunmakladır.</p>

<p style="text-align:justify">IV.KAMU DENETÇİSİ ÖZCAN YILDIZ’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ</p>

<p style="text-align:justify">18.Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, emsal uygulamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">V.DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE</p>

<p style="text-align:justify">A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme</p>

<p style="text-align:justify">19.Başvuran burs/öğrenim kredisi başvurularında yaş sınırı aranmasına itiraz etmektedir. İlgili idare ise mevzuata göre işlem yapıldığını belirtmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">20.Bilindiği üzere, önceki yıllarda ilgili idare tarafından Bakan onayıyla yürürlüğe konulan kıstaslar kapsamında, burs başvurularında 2019/2020 eğitim öğretim yılı için 40 yaş, devam eden eğitim-öğretim yılları için başvuru yapıldığı yıl itibariyle 30 yaşını geçmiş olan lisans öğrencilerine ve 35 yaşını geçmiş olan yüksek lisans öğrencilerine öncelikli olsalar dahi kredi/ burs tahsis işlemi yapılmayacağına yönelik kararlar alınmıştı.</p>

<p style="text-align:justify">21.Kamu Denetçiliği Kurumu, burs verilecek öğrencilerde aranacak şartların Bakan onayı ile yürürlüğe giren Kıstaslar ile belirlendiği dönemde, konunun yönetmelik ile düzenlenmesi gerektiğini, yönetmelik yerine olurla yürürlüğe konulan Kıstaslar ile düzenleme yapılmasının üst hukuk normlarına aykırılık barındırdığını, eğitim hakkı ile iç içe durumda olan öğrenimin desteklenmesi hakkını kısıtladığını, olur ile yaş sınırı konularak sınırlamaya gidilmesinin (yönetmelik marifetiyle gerçekleştirilse dahi) eğitim ve öğrenim hakkı ile eşitlik ilkesini ihlal ettiğini vurgulamıştır. (Kamu Denetçiliği Kurumunun 2019/1178 ve 2019/19022 sayılı kararları)</p>

<p style="text-align:justify">22.Yine, işleyişe yönelik ikincil mevzuatların burs/kredi talep eden kişinin öğrencilik durumu ile birlikte ihtiyaç ve yeterliğinin tespitine yönelik olması gerektiği ve uygulamada getirilen kısıtlamalar ile öğrencilik tanımının kısıtlandığı, (Kamu Denetçiliği Kurumunun 2021/2500, 2021/14054 ve 2023/1118 sayılı kararları) ve ayrımcılık yasağı ile çok yakın konumda bulunan fırsat eşitsizliğine yol açıldığı ve eşitlik ilkesi gereğince yaş sebebiyle bu kişiler arasında ayrım yapılmaması gerektiği yönünde karar vermiştir. (Kamu Denetçiliği Kurumunun 2017/8349 sayılı kararı ). Yükseköğretim Kurulu tarafından 34 yaş üstü kadınlara devlet üniversitelerinde özel kontenjan uygulaması başlatılması üzerine pozitif ayrımcılık kapsamında bu taleplerin de karşılanması gerektiğini belirtmiştir. (Kamu Denetçiliği Kurumunun 2023/15618, 2023/16427 sayılı kararları),</p>

<p style="text-align:justify">23.Sonraki süreçte 03.11.2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Gençlik ve Spor Bakanlığı Burs Yönetmeliği ile başvuru tarihi itibarıyla ön lisans ve lisans öğrenim düzeyi için 30 yaşını, lisansüstü öğrenim düzeyi için 35 yaşını doldurmuş olan kişilerin başvurularının değerlendirmeye alınmayacağı yönünde hüküm getirilmiştir. Yine 03.11.2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Gençlik ve Spor Bakanlığı Kredi Yönetmeliği ile başvuru tarihi itibarıyla ön lisans ve lisans öğrenim düzeyi için 30 yaşını, yüksek lisans öğrenim düzeyi için 35 yaşını, doktora/sanatta yeterlik öğrenim düzeyi için 40 yaşını doldurmuş olan öğrencilere kredi verilmemektedir. Bu kapsamda olup e-devlet sistemi üzerinden başvuru yapmaya çalışan öğrenciler hata ile karşılaşmakta ve başvurularını tamamlayamamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">24.Kamu Denetçiliği Kurumu, ilgili idare tarafından tüm başvuruların alınması, işleme konulması, değerlendirilmesi ve sonuçlandırılması gerekirken yaş şartını sağlamayan başvuruların uygun başvuru olarak görülmediği, mevcudiyette e-devlet sistemi üzerinden alınan başvurularda, yaş şartını karşılamayan bir öğrencinin başvurusunu sistemde hata aldığı için tamamlayamadığı ve başvurusunun değerlendirmeye alınma imkânının kalmadığı, bu durumun dilekçe ve eğitim hakkını sınırlandırdığına yönelik karar vermiştir. (Kamu Denetçiliği Kurumunun 28/02/2024 tarihli ve 2023/15656 sayılı kararı).</p>

<p style="text-align:justify">25.Öte yandan, 31449 sayılı ve 09.04.2021 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Gençlik ve Spor Bakanlığı Yurt Hizmetleri Yönetmeliğinin Barınma şartları başlıklı 6’ncı maddesinde “(1) Öğrencinin yurtlarda barınması için aşağıdaki şartlar aranır:... (h) Yurt başvurusu yaptığı tarihte otuz yaşını doldurmamış olması.” hükmü yer almaktayken burada yer alan "otuz beş" ibaresi, 20.04.2023 tarih ve 32169 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmeliğin 2. maddesiyle "otuz" olarak değiştirilmiştir. "Otuz beş" ibaresinin 20.04.2023 tarih ve 32169 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmeliğin 2. maddesiyle "otuz" olarak değiştirilmesinin iptal talebine yönelik yargılamada Danıştay Sekizinci Dairesi, davanın reddine karar vermiştir. Kararda (Esas: 2023/2502, Karar: 2024/7964) gerekçe olarak “Kamu kaynaklarının verimli ve adil kullanılmasını temin etmek amacıyla davalı idarenin, mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde ve yurt hizmeti sunumunda gereksinimlerin önceliği yönüyle değerlendirme yapılarak, öğrencilerin yurtlarda barınması için aranan şartlar arasında yer alan, yurt başvurusu yaptığı tarihte "otuz beş" yaşını doldurmamış olması şartının, "otuz" olarak değiştirilmesine ilişkin dava konusu düzenlemede kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” ifadelerine yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">26.Kamu Denetçiliği Kurumu, yurtlarda yaş sınırı aranmasına yönelik itiraza yönelik Orta Doğu Teknik Üniversitesine muhatap 2024/7907 sayılı tavsiye kararında, Anayasanın 42’nci maddesi gereğince Devletin maddi imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapması gerektiği dikkate alındığında, yurtlara kabul ölçütlerinin belirlenmesinde mevcut kapasite ve yurtlara başvuran öğrenci sayısının dikkate alınarak, fiziki koşulların imkân vermesi halinde başvuranın talebinin yeniden değerlendirilmesinin hakkaniyete uygun olacağı sonuç ve kanaatine varmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">27.Öğrencilerin başvuru yaparken burs veya kredi diye bir tercih belirtmedikleri ve başvuru yapan ancak burs için ayrılan kontenjana giremeyen tüm öğrencilere kredi verildiği bilinmektedir. 2024-2025 öğretim yılında burs veya kredi almak için 717337, 2023-2024 eğitim ve öğretim yılında 825843, 2021-2022 eğitim ve öğretim yılında 838272 kişinin başvuru yaptığı görülmektedir. Burs kontenjana giremeyen ve kredi alan öğrencilere yönelik 351 sayılı Kanun kapsamında geri ödeme takvimi işletilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">28.Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; Danıştay Kararı ile yurtlarda barınmak için aranan otuz yaş şartının hukuka aykırılık barınmadığına yönelik karar verilmişse de burs/kredi başvurusunda bulunan öğrenci sayısının yıllık değişkenlik ve azalma eğilimi gösterdiği ve hâlihazırda kredi alan kişilere yönelik geri ödeme takvimi işletildiği dikkate alınarak mali kaynakların yeterliliği ölçüsünde burs/kredi talebinin değerlendirilmeye alınmasının hakkaniyete uygun olacağı sonuç ve kanaatine varmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme</p>

<p style="text-align:justify">29.İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin "İyi yönetim ilkeleri" başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ilkelerine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">VI.HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA</p>

<p style="text-align:justify">30.6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup yetkili ve görevli mahkemelerde yargı yolu açıktır.</p>

<p style="text-align:justify">VII.KARAR</p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE;</p>

<p style="text-align:justify">Burs/kredi başvurusunda bulunan öğrenci sayısının yıllık değişkenlik ve azalma eğilimi gösterdiği ve hâlihazırda kredi alan kişilere yönelik geri ödeme takvimi işletildiği dikkate alınarak mali kaynakların yeterliliği ölçüsünde burs/kredi talebinin değerlendirilmeye alınması hususunda GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,</p>

<p style="text-align:justify">6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İdarece bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,</p>

<p style="text-align:justify">Kararın BAŞVURANA ve GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞINA tebliğine,</p>

<p style="text-align:justify">Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.</p>

<p style="text-align:justify">Mehmet AKARCA</p>

<p style="text-align:justify">Kamu Başdenetçisi</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖRNEK KARARLAR</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/yas-siniri-sebebiyle-krediburs-talebi-reddine-iliskin-karar</guid>
      <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 01:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/08/indir-1.webp" type="image/jpeg" length="62972"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dolandırıcılık Suçu Nedir, Ceza ve Örnek Kararlar]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/dolandiricilik-sucu-nedir-ceza-ve-ornek-kararlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/dolandiricilik-sucu-nedir-ceza-ve-ornek-kararlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dolandırıcılık suçu; hileli davranışlarla bir kimsenin aldatılması, bu aldatma sonucu mağdurun veya başkasının zararına, failin veya bir üçüncü kişinin haksız menfaat elde etmesi ile oluşur.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>Dolandırıcılık Suçu Nedir? (TCK m.157-158)</h2>

<p><strong>Dolandırıcılık suçu</strong>, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157 ve 158. maddelerinde düzenlenmiştir. Suçun temel hali (basit dolandırıcılık) ve daha ağır cezayı gerektiren halleri (nitelikli dolandırıcılık) kanunda ayrı ayrı gösterilmiştir.</p>

<p>Dolandırıcılık suçu; <strong>hileli davranışlarla bir kimsenin aldatılması</strong>, bu aldatma sonucu <strong>mağdurun veya başkasının zararına</strong>, failin veya bir üçüncü kişinin <strong>haksız menfaat elde etmesi</strong> ile oluşur.</p>

<hr />
<h1>Basit Dolandırıcılık Suçu (TCK m.157)</h1>

<p>TCK m.157’ye göre:</p>

<blockquote>
<p>“Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.”</p>
</blockquote>

<h3>Basit Dolandırıcılık Suçunun Unsurları</h3>

<p>Dolandırıcılık suçunun oluşması için üç temel şart vardır:</p>

<h3>1️⃣ Hileli Hareket</h3>

<ul>
 <li>
 <p>Basit bir yalan yeterli değildir.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hile, <strong>yoğun, ustaca ve mağdurun denetim imkanını ortadan kaldıracak nitelikte</strong> olmalıdır.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Mağdurun güven duygusu kötüye kullanılmalıdır.</p>
 </li>
</ul>

<p>Yargıtay’a göre hile; mağdurun gerçeği araştırma imkanını ortadan kaldıracak güçte olmalıdır.</p>

<hr />
<h3>2️⃣ Aldatma</h3>

<ul>
 <li>
 <p>Hileli davranış mağduru gerçekten aldatmalıdır.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aldatma, somut olaya göre değerlendirilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ortalama insan ölçütü değil, mağdurun özel durumu dikkate alınır.</p>
 </li>
</ul>

<hr />
<h3>3️⃣ Zarar ve Haksız Menfaat</h3>

<ul>
 <li>
 <p>Mağdurun ekonomik zarara uğraması gerekir.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Failin kendisi veya başkası lehine haksız yarar sağlanmalıdır.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zarar ile hile arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır.</p>
 </li>
</ul>

<hr />
<h2>Basit Dolandırıcılık Suçunun Cezası</h2>

<ul>
 <li>
 <p><strong>1 yıldan 5 yıla kadar hapis</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>5.000 güne kadar adli para cezası</strong></p>
 </li>
</ul>

<hr />
<h1>Nitelikli Dolandırıcılık Suçu (TCK m.158)</h1>

<p>Nitelikli dolandırıcılık, suçun daha ağır cezayı gerektiren şeklidir.</p>

<p>TCK m.158’e göre ceza:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>3 yıldan 10 yıla kadar hapis</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p>5.000 güne kadar adli para cezası</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı bentlerde alt sınır:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>4 yıldan az olamaz</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p>Adli para cezası suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz</p>
 </li>
</ul>

<hr />
<h1>Nitelikli Dolandırıcılık Halleri Nelerdir?</h1>

<p>TCK 158’e göre nitelikli dolandırıcılık şu şekillerde işlenebilir:</p>

<h3>✔️ 1. Dini inanç ve duyguların istismar edilmesi</h3>

<p>Örneğin:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Sahte yardım kampanyası</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cami yaptırma vaadiyle para toplama</p>
 </li>
</ul>

<hr />
<h3>✔️ 2. Zor durumdan yararlanma</h3>

<p>Örneğin:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Depremzedenin çaresizliğinden faydalanma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hastane acil servis ortamında para isteme</p>
 </li>
</ul>

<hr />
<h3>✔️ 3. Algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanma</h3>

<p>Örneğin:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yaşlı veya engelli kişiyi kandırma</p>
 </li>
</ul>

<hr />
<h3>✔️ 4. Kamu kurumlarının araç olarak kullanılması</h3>

<p>Örneğin:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Sahte nüfus cüzdanı kullanmak</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sahte tapu belgesi düzenlemek</p>
 </li>
</ul>

<hr />
<h3>✔️ 5. Kamu kurumlarının zararına işlenmesi</h3>

<p>Örneğin:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Haksız sosyal yardım almak</p>
 </li>
</ul>

<hr />
<h3>✔️ 6. Bilişim sistemleri kullanılarak dolandırıcılık</h3>

<p>İnternet, sosyal medya, e-ticaret siteleri üzerinden yapılan dolandırıcılıklar bu kapsamdadır.</p>

<p>Örnek:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Sahte araç ilanı verip kapora almak</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sosyal medya üzerinden para istemek</p>
 </li>
</ul>

<hr />
<h3>✔️ 7. Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması</h3>

<p>Önemli ayrım:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Banka sadece <strong>ödeme aracı</strong> olarak kullanılırsa → Basit dolandırıcılık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bankanın güvenilirliği aldatma aracı yapılırsa → Nitelikli dolandırıcılık</p>
 </li>
</ul>

<hr />
<h3>✔️ 8. Basın ve yayın araçlarıyla işlenmesi</h3>

<p>Gazete ilanı, televizyon yayını veya internet reklamı yoluyla aldatma.</p>

<hr />
<h3>✔️ 9. Ticari faaliyet sırasında işlenmesi</h3>

<p>Şirket yöneticisinin ticari faaliyet kapsamında dolandırıcılık yapması.</p>

<hr />
<h3>✔️ 10. Serbest meslek sahibinin güveni kötüye kullanması</h3>

<p>Örneğin:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Avukatın müvekkilini dolandırması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Doktorun sahte tedavi vaadiyle para alması</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<hr />
<h3>✔️ 11. Kredi açılmasını sağlamak amacıyla</h3>

<p>Sahte evrakla kredi çekmek.</p>

<hr />
<h3>✔️ 12. Sigorta bedelini almak amacıyla</h3>

<p>Sahte kaza tutanağı düzenleyerek sigorta parası almak.</p>

<hr />
<h3>✔️ 13. Kendini kamu görevlisi olarak tanıtmak (TCK 158/1-l)</h3>

<p>Örneğin:</p>

<ul>
 <li>
 <p>“Ben savcıyım”</p>
 </li>
 <li>
 <p>“Polisim”</p>
 </li>
 <li>
 <p>“Bankadan arıyorum”</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu yöntemle para alınması nitelikli dolandırıcılıktır.</p>

<hr />
<h1>Dolandırıcılık Suçu Şikayete Tabi mi?</h1>

<p>Hayır.</p>

<p>Dolandırıcılık suçu:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Şikayete bağlı değildir</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p>Savcılık resen soruşturma yapar</p>
 </li>
</ul>

<p>Ancak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Basit dolandırıcılıkta dava zamanaşımı süresi <strong>8 yıldır</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p>Bu süre içinde savcılığa başvurulmalıdır</p>
 </li>
</ul>

<hr />
<h1>Uzlaştırma Kapsamında mı?</h1>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Basit dolandırıcılık (TCK 157)</strong> → Uzlaştırmaya tabidir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Nitelikli dolandırıcılık (TCK 158)</strong> → Uzlaştırmaya tabi değildir.</p>
 </li>
</ul>

<hr />
<h1>Dolandırıcılık Suçunda Teşebbüs</h1>

<p>Suçun teşebbüs aşamasında kalabilmesi için:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Hazırlık hareketleri tamamlanmış olmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Haksız çıkar elde etmeye yönelik icra hareketlerine başlanmış olmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ancak menfaat henüz elde edilmemiş olmalıdır</p>
 </li>
</ul>

<hr />
<h1>Önemli Yargıtay Uygulamaları</h1>

<p>Yargıtay kararlarına göre:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evli olduğunu gizleyerek takı almak → Basit dolandırıcılık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sahte internet ilanı ile kapora almak → Nitelikli dolandırıcılık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kendini polis/savcı olarak tanıtmak → Nitelikli dolandırıcılık</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖRNEK KARARLAR</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/dolandiricilik-sucu-nedir-ceza-ve-ornek-kararlar</guid>
      <pubDate>Fri, 20 Feb 2026 21:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/08/disiplin-mevzuatinyericom.png" type="image/jpeg" length="14566"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TMK geçici 15. madde atamaları hakkında karar]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/tmk-gecici-15-madde-atamalari-hakkinda-karar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/tmk-gecici-15-madde-atamalari-hakkinda-karar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay, TMK Geçici 15. maddeden yalnızca Devlet Personel Başkanlığı teklifiyle atananların yararlanabileceğine karar verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Danıştay'dan Emsal Karar: TMK Geçici 15. Madde Yalnızca Devlet Personel Başkanlığı Atamalıları Kapsıyor</h1>

<p style="text-align:justify"><strong>Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, terörle mücadelede hayatını kaybedenlerin yakınlarına tanınan unvan değişikliği hakkına ilişkin bölge mahkemeleri arasındaki görüş ayrılığını kesin olarak sonuçlandırdı.</strong></p>

<hr />
<p style="text-align:justify">Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 11 Aralık 2025 tarihinde oyçokluğuyla verdiği kararla (Esas No: 2025/70, Karar No: 2025/73), 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun Geçici 15. maddesi kapsamındaki unvan değişikliği hakkından kimlerin yararlanabileceği konusunu netleştirdi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Uyuşmazlık ne üzerineydi?</strong></p>

<p style="text-align:justify">Samsun Bölge İdare Mahkemesi ile Erzurum Bölge İdare Mahkemesi, aynı hukuki soruya birbirine zıt yanıtlar vermişti. Terörle Mücadele Kanunu'nun Ek 1. maddesi kapsamında göreve başlayan bazı kamu çalışanları, aynı kanuna 2016 yılında eklenen Geçici 15. madde uyarınca öğrenim durumlarına göre daha üst bir unvanlı kadroya sınavsız atanma talebinde bulunmuştu. İdare bu talepleri, ilk atama tekliflerinin Devlet Personel Başkanlığı tarafından değil, İçişleri Bakanlığı tarafından yapıldığı gerekçesiyle reddetmişti.</p>

<p style="text-align:justify">Samsun Bölge İdare Mahkemesi reddi hukuka uygun bulurken, Erzurum Bölge İdare Mahkemesi aksine iptal kararı vermiş; bu durum içtihat aykırılığına yol açmıştı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Danıştay ne dedi?</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kurul, tarihsel mevzuat sürecini inceleyerek şu sonuca vardı: Geçici 15. madde, yalnızca 2013-2016 yılları arasında Devlet Personel Başkanlığı tarafından atama teklifi yapılarak doğrudan "memur" kadrosuna atananların mağduriyetini gidermek amacıyla getirilmiştir. Zira o dönemde ortaöğretim ve yükseköğretim mezunu hak sahipleri, öğrenim durumlarına uygun unvanlara değil, memur kadrolarına atanmak zorunda bırakılıyordu.</p>

<p style="text-align:justify">Oysa İçişleri Bakanlığı'nın atama teklifi yaptığı dönemde (1995-2013 arası) hak sahipleri, öğrenim durumları ve iş gerekleri dikkate alınarak zaten uygun kadrolara atanmıştı. Dolayısıyla bu kişiler için telafi edilecek bir mağduriyet söz konusu değildir.</p>

<p style="text-align:justify">Kurul, aykırılığın <strong>Samsun Bölge İdare Mahkemesi kararı doğrultusunda</strong>, yani "ilk atama teklifinin Devlet Personel Başkanlığı tarafından yapılmış olması şartı aranmalıdır" yönünde giderilmesine hükmetti. Karara iki üye karşı oy kullandı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kararın önemi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bu karar, DHMİ başta olmak üzere pek çok kamu kurumunda görev yapan ve İçişleri Bakanlığı teklifiyle göreve başlayan terör mağduru yakınlarının unvan değişikliği taleplerini fiilen kapıyor. Danıştay'ın içtihat birliği kararları kesin nitelik taşıdığından, bundan böyle aynı konuda idareler ve mahkemelerce bu doğrultuda işlem tesis edilmesi zorunlu olacak.</p>

<p>T.C.</p>

<p>D A N I Ş T A Y</p>

<p>İDARİ DAVA DAİRELERİ</p>

<p>KURULU</p>

<p>Esas No : 2025/70</p>

<p style="text-align:justify">Karar No : 2025/73</p>

<p style="text-align:justify">BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI ARASINDAKİ AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİ</p>

<p style="text-align:justify">HAKKINDA KARAR</p>

<p style="text-align:justify">Samsun Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 01/10/2025 tarih ve E:2025/25, K:2025/25 sayılı kararıyla;</p>

<p style="text-align:justify">adına Ulaştırma Çalışanları Memur Sendikası vekili Av tarafından, Samsun Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin 29/05/2025 tarih ve E:2024/238, K:2025/621 sayılı kararı ile Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin 06/02/2024 tarih ve E:2022/3203, K:2024/393 sayılı kararı arasındaki aykırılığın giderilmesinin istenmesi nedeniyle,</p>

<p style="text-align:justify">"Aykırılığın, davanın reddi yolundaki Samsun Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği" görüşüyle, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un 3/C maddesinin 5. fıkrası uyarınca karar verilmesi için dosyanın Danıştaya gönderilmesi üzerine,</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkimi 'un açıklamaları</p>

<p style="text-align:justify">dinlendikten sonra konu ile ilgili kararlar ve yasal düzenlemeler incelenerek gereği görüşüldü:</p>

<p style="text-align:justify">I- AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI :</p>

<p style="text-align:justify">A-SAMSUN BÖLGE İDARE MAHKEMESİ 1. İDARİ DAVA DAİRESİNİN E:2024/238 SAYILI DOSYASINA KONU YARGILAMA SÜRECİ:</p>

<p style="text-align:justify">Dava konusu istemin özeti: Samsun Çarşamba Havalimanı Müdürlüğünde bilgisayar işletmeni olarak görev yapan davacı tarafından, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun Geçici 15. maddesi kapsamında ''tekniker'' kadrosuna atanma talebiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkin DHMİ Genel Müdürlüğünün 30/05/2023 tarih ve E.51361 sayılı işleminin iptali istenilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Samsun 1. İdare Mahkemesinin 22/11/2023 tarih ve E:2023/780, K:2023/1517 sayılı kararının özeti:</p>

<p style="text-align:justify">3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'na eklenen Geçici 15. madde düzenlemesi ile memur ve diğer kamu görevlilerinin atanmalarına ilişkin genel usullere birtakım istisnaların getirildiği; bu doğrultuda Kanun kapsamına giren hak sahiplerinin, atamalarının yapılacağı kadro ve pozisyonlar için ilgili mevzuatında öngörülen diğer nitelik ve şartları taşımak kaydıyla, sınava tabi tutulmaksızın bu görevlere atanabileceği ve bu imkandan faydalanmak suretiyle herhangi bir kadroda göreve başlayan hak sahibinin; Kanun'a eklenen Geçici 15. madde uyarınca, atama tekliflerinin yapıldığı tarihte öğrenim durumu itibarıyla ihraz ettiği ünvana ilişkin kadro ve pozisyonlara kamu kurum ve kuruluşlarınca sınava tabi tutulmaksızın atamasının yapılacağı, bu noktada idarelerin takdir yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakta olup; Geçici 15. madde düzenlemesinde yer alan ''Devlet Personel Başkanlığı tarafından atama teklifinin yapıldığı tarihte öğrenim durumları itibarıyla ihraz ettikleri ünvanları'' şeklindeki ibareyle, Kanun'un Ek 1. maddesi uyarınca ataması yapılan tüm hak sahiplerinin, Geçici 15. maddeye binaen yapacakları atanma (ünvan değişikliği) taleplerinin; ilk atama tarihi itibarıyla haiz oldukları ünvanlara göre değerlendirmeye tabi tutulacağının altının çizildiği; söz konusu düzenlemenin kapsamının, salt lafzi yorum suretiyle; atama teklifleri yalnızca Devlet Personel Başkanlığı tarafından yapılan personelle sınırlı olacak şekilde daraltılarak; buna mukabil atama teklifleri 2014 senesi öncesinde İçişleri Bakanlığınca yapılan personelin anılan düzenleme kapsamından bağışık tutulacağı şeklinde değerlendirmenin hakkaniyete uygun düşmeyeceği, somut uyuşmazlıkta ise, terör eyleminden etkilenen ve Terörle Mücadele Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca İçişleri Bakanlığının teklifi üzerine ataması yapılan kamu çalışanlarının, Kanun maddesinde yapılan değişiklik sonrası atama tekliflerinin Devlet Personel Başkanlığınca yapılması durumunun, tarafların hukuki durumunda herhangi bir değişiklik yaratmadığı, öte yandan, aktarılan 3713 sayılı Kanun ve bu Kanun'a dayanılarak çıkarılacak mevzuat hükümlerinin, terör eylemleri nedeni ve etkisiyle şehit olan veya çalışamayacak derecede malül olan kamu görevlileri ile yakınlarının, bu kapsamda zarar gören vatandaşların veya malül olup da çalışabilir durumda olanların istihdamını sağlamak için, onları sosyal ve çalışma hayatına kazandırarak destek amaçlı hazırlanıp yürürlüğe konulduğu hususunda kuşku bulunmadığı, 3713 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 15. madde hükmü amaçsal olarak yorumlandığında; dosya içerisinde mevcut olan davacıya ait 24/09/1997 tarihli Selçuk Üniversitesi Ereğli Meslek Yüksekokulu 'makine' bölümü önlisans diplomasından, atandığı tarihteki öğrenim durumu itibarıyla 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname Eki cetvellerde yer alan ünvanı ihraz ettiği anlaşılan davacının atama teklifinin Devlet Personel Başkanlığınca yapılmamasından dolayı reddedilmesinin; Kanun'un genel sistematiği ve yasa koyucunun amacı ile bağdaşmayacağı gibi bu durumun hakkaniyete de aykırı olacağı kanaatine varılarak, dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Samsun Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin 29/05/2025 tarih ve E:2024/238, K:2025/621 sayılı kararının özeti:</p>

<p style="text-align:justify">Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, 3713 sayılı Kanun'un Ek-1.maddesi uyarınca 06/05/2013 tarihinde Samsun Çarşamba Havalimanı Müdürlüğüne bilgisayar işletmeni olarak atamasının yapıldığı, davacının 24/09/1997 tarihinde Selçuk Üniversitesi Ereğli Meslek Yüksekokulu makine teknikerliği bölümünden mezun olduğundan bahisle 3713 sayılı Kanun'un Geçici 15. maddesi uyarınca makine teknikeri pozisyonuna atamasının yapılması istemiyle yapmış olduğu başvurunun dava konusu 30/05/2023 tarih ve 51631 sayılı işlem ile anılan Kanun hükmünün davacıyı kapsamadığı, ünvan değişikliği sınavına tabi olduğu belirtilerek reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığının görüldüğü,</p>

<p style="text-align:justify">3713 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 15. madde hükmü incelendiğinde, öğrenim durumları itibarıyla ihraz ettikleri ünvanlara atamaya ilişkin düzenlemenin, "Devlet Personel Başkanlığı tarafından atama teklifinin yapıldığı tarihteki" öğrenim durumuna münhasır kılındığı, dolayısıyla bahse konu düzenlemeden yararlanma imkanının, 3713 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi kapsamında Devlet Personel Başkanlığınca atama teklifi yapılarak atananlara tanındığı, bu kapsamda olmayanların ise anılan düzenlemeden yararlanma imkanının bulunmadığının anlaşıldığı,</p>

<p style="text-align:justify">Bu çerçevede, davacının atama teklifinin 2013 yılında İçişleri Bakanlığı tarafından yapıldığı, dolayısıyla Devlet Personel Başkanlığınca yapılmamış olması nedeniyle anılan Kanun hükmünden yararlanarak atanma olanağı bulunmadığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, aksi yöndeki istinafa konu kararda hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, Samsun 1. İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">B-ERZURUM BÖLGE İDARE MAHKEMESİ 1. İDARİ DAVA DAİRESİNİN E:2022/3203</p>

<p style="text-align:justify">SAYILI DOSYASINA KONU YARGILAMA SÜRECİ:</p>

<p style="text-align:justify">Dava konusu istemin özeti: DHMİ Genel Müdürlüğü Van Ferit Melen Havalimanında 3713 sayılı Kanun'un Ek-1. maddesi kapsamında görev yapan davacı tarafından, 3713 sayılı Kanun'un Geçici 15. maddesi kapsamında öğrenim durumuna istinaden tekniker kadrosuna atanma istemiyle yaptığı başvurusunun, 3713 sayılı Kanun'un Geçici 15. maddesinde yer alan düzenlemenin 2014 ve 2016 yılları arasında sadece Devlet Personel Başkanlığı tarafından yapılan atama tekliflerini kapsadığından bahisle reddine ilişkin DHMİ Genel Müdürlüğü İnsan Kaynakları Daire Başkanlığının 30/09/2021 tarih ve E.75089 sayılı işleminin iptali istenilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Van 1. İdare Mahkemesinin 16/05/2022 tarih ve E:2021/2515, K:2022/906 sayılı kararın özeti:</p>

<p style="text-align:justify">3713 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 15. madde ile memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri ve atamalarına yönelik genel kurallara bazı istisnaların getirildiği, Geçici 15. maddenin sınava tabi olmaksızın atanmayı düzenleyerek amir ve açık hükümlerle kanun koyucu tarafından ilgili idarelerin bağlı yetki içine alındığı, bunun sonucu olarak maddede belirtilen şartların oluşması halinde atama yapılmasının da ilgili idareler açısından yasal zorunluluk olduğu anlaşılmakta olup, söz konusu kanun hükmü amaçsal olarak değerlendirildiğinde, sadece Devlet Personel Başkanlığı tarafından yapılan atama tekliflerini kapsadığı şeklinde dar yorumlanamayacağı, davacının netice itibarıyla atandığı tarihte öğrenim durumu itibarıyla 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki cetvellerde yer alan ünvanı ihraz ettiği, davacının atama teklifinin, o dönem Devlet Personel Başkanlığı tarafından yapılmamış olmasının aleyhine olacak şekilde salt lafzi yorumlanmasının hakkaniyete uygun düşmeyeceği,</p>

<p style="text-align:justify">Bu durumda, memur olarak görev yapan davacının, tekniker olarak atanma başvurusunun, sözü edilen mevzuat hükümleri uyarınca, davacının öğrenim durumu bakımından tekniker olarak atanma şartlarını taşıyıp taşımadığı hususu değerlendirilerek işlem tesis edilmesi gerekirken, bu doğrultuda bir değerlendirme yapılmaksızın, 3713 sayılı Kanun'un Geçici 15. maddesinde yer alan düzenlemenin 2014 ve 2016 yılları arasında sadece Devlet Personel Başkanlığı tarafından yapılan atama tekliflerini kapsadığından bahisle reddedilmek suretiyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, işlemin iptaline karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin 06/02/2024 tarih ve E:2022/3203, K:2024/393 sayılı kararının özeti:</p>

<p style="text-align:justify">Dava konusu işlemin iptali yönünde Van 1. İdare Mahkemesince verilen 16/05/2022 tarih ve E:2021 /2515, K:2022/906 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">II- İNCELEME VE GEREKÇE:</p>

<p style="text-align:justify">MADDİ OLAY:</p>

<p style="text-align:justify">Uyuşmazlıklarda, Terörle Mücadele Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca ataması yapılan davacıların, aynı Kanun'un Geçici 15. maddesi düzenlemesinden yararlanma istemiyle yaptıkları başvurularının, ilk atama tekliflerinin Devlet Personel Başkanlığı tarafından yapılmadığından bahisle reddine dair işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda, aynı konuda verilen farklı nitelikteki kararların kesinleşmesi üzerine incelenen aykırılığın oluştuğu görülmüştür.</p>

<p style="text-align:justify">İLGİLİ MEVZUAT :</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">1-16/11/1995 tarih ve 22465 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4131 sayılı Terörle Mücadele Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması ve Bu Kanuna Bir Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanun:</p>

<p style="text-align:justify">MADDE 3- 12.4.1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">EK MADDE 1- A) Genel, katma ve özel bütçeli kurum ve kuruluşlarla mahalli idareler ve sermayesinin yarısından fazlası kamuya ait olan her nevi teşebbüs veya bağlı ortaklıklar, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memur kadroları ile sözleşmeli personel ve sürekli işçi kadrolarının % 0.5'ini, bu Kanunun 1 inci maddesinde yazılı terör eylemleri nedeni ve etkisiyle;</p>

<p style="text-align:justify">a) Şehit olan veya çalışamayacak derecede malul olan kamu görevlileri ile er ve erbaşların varsa eşlerinin, yoksa çocuklarından birisinin, çocukları da yoksa kardeşlerinden birisinin veya,</p>

<p style="text-align:justify">b) Malul olup da çalışabilir durumda olanların,</p>

<p style="text-align:justify">İstihdamı için ayırmak ve bu fıkra hükümleri çerçevesinde belirlenecek kişileri işe almak veya atamak zorundadırlar.</p>

<p style="text-align:justify">İçişleri Bakanlığı, yukarıdaki fıkra kapsamına giren kişileri tespit etmek, bunlardan bir işe girmek için istekli olanların nitelikleri ile iş gereklerini gözönüne almak suretiyle işe alınmaları veya atamalarının yapılması için, durumlarına uygun kadrosu mevcut olan kamu kurum ve kuruluşlarına bildirmekle görevlidir. Bu kişilerin işe alınmaları veya atanmaları sırasında açıktan atama izni alınması gerekmez. Ancak, ilgililerin sınav hariç olmak üzere, kadro veya işin gerektirdiği nitelik, özellik ve şartları taşımaları zorunludur.</p>

<p style="text-align:justify">(...)</p>

<p style="text-align:justify">2-02/08/2013 tarih ve 28726 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6495 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun:</p>

<p style="text-align:justify">MADDE 86 – 3713 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Ek Madde 1-</p>

<p style="text-align:justify">Hak sahiplerinden ilköğretim, ortaokul, ilkokul mezunu olanların hizmetli unvanlı kadrolara; ortaöğretim ve yükseköğretim mezunu olanların ise memur unvanlı kadrolara atama teklifleri Devlet Personel Başkanlığınca yapılır. Sözleşmeli personel pozisyonları ve işçi kadrolarına yapılacak atama tekliflerinde ise hak sahiplerinin bu fıkra uyarınca öğrenim durumları itibarıyla atanabilecekleri kadro unvanları dikkate alınarak Devlet Personel Başkanlığınca belirlenen aynı veya eşdeğer unvanlı pozisyon ve kadrolar esas alınır. ...</p>

<p style="text-align:justify">3-3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu:</p>

<p style="text-align:justify">Ek Madde 1¬...</p>

<p style="text-align:justify">(Değişik altıncı fıkra: 25/7/2016-KHK-668/4 md.; Aynen kabul: 8/11/2016-6755/4 md.) Hak sahiplerinden ilköğretim, ortaokul, ilkokul mezunu olanların hizmetli unvanlı kadro ve pozisyonlara; ortaöğretim ve yükseköğretim mezunu olanların, atama teklifinin yapıldığı tarihte öğrenim durumları itibarıyla ihraz ettikleri unvanın 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki cetvellerde yer alması koşuluyla ihraz etmiş bulundukları unvanlara, bunların dışında kalan ortaöğretim ve yükseköğretim mezunlarının ise memur unvanlı kadro ve pozisyonlara atama teklifleri Devlet Personel Başkanlığınca yapılır. (Ek cümle: 28/11/2017-7061/51 md.) Üçüncü fıkranın (a), (b), (c) ve (ç) bentlerinde sayılan maluller ile 15/8/2016 tarihli ve 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 9 uncu maddesine göre tazminat hakkından yararlandırılanların kendilerinin istihdam hakkından yararlanmaları ve ilköğretim, ortaokul, ilkokul mezunu olmaları halinde atama teklifleri memur unvanlı kadro ve pozisyonlara yapılır. İşçi kadrolarına yapılacak atama teklifleri sürekli işçi unvanlı kadroya yapılır.</p>

<p style="text-align:justify">Geçici Madde 15- (Ek: 25/7/2016-KHK-668/4 md.; Aynen kabul: 8/11/2016-6755/4 md.)</p>

<p style="text-align:justify">Bu maddenin yürürlük tarihinden önce, ek 1 inci madde kapsamında göreve başlayan personelden, Devlet Personel Başkanlığı tarafından atama teklifinin yapıldığı tarihte öğrenim durumları itibarıyla ihraz ettikleri unvanları 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki cetvellerde yer alanlar, bu unvanlara ilişkin kadro veya pozisyonlara kamu kurum ve kuruluşlarınca sınava tabi olmaksızın atanırlar. İhraz etmiş bulundukları kadroların atandıkları kamu kurumlarında olmaması halinde ilgililer asli memurluğa atandıktan sonra bir defaya mahsus olmak üzere diğer kanunlarda yer alan herhangi bir kontenjan sınırlamasına tabi olmaksızın kamu kurum ve kuruluşlarına naklen atanabilir.</p>

<p style="text-align:justify">4-2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun:</p>

<p style="text-align:justify">Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulu:</p>

<p style="text-align:justify">Madde 3/C- (Ek: 18/6/2014-6545/6 md.) ...</p>

<p style="text-align:justify">4. Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulunun görevleri şunlardır: ...</p>

<p style="text-align:justify">c) Benzer olaylarda, bölge idare mahkemesi dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında veya farklı bölge idare mahkemeleri dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık bulunması hâlinde; resen veya ilgili bölge idare mahkemesi dairelerinin ya da istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların bu aykırılığın veya uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, istemin uygun görülmesi hâlinde kendi görüşlerini de ekleyerek Danıştaydan bu konuda karar verilmesini istemek.</p>

<p style="text-align:justify">...</p>

<p style="text-align:justify">5. (Değişik:17/10/2019-7188/7 md.) Dördüncü fıkranın (c) bendine göre yapılacak istemler, konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kuruluna iletilir. İlgili dava daireleri kurulunca üç ay içinde karar verilir. Aykırılık veya uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir.</p>

<p style="text-align:justify">HUKUKİ DEĞERLENDİRME :</p>

<p style="text-align:justify">Başvuruya konu olan kararlar arasındaki aykırılığı, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun sağladığı istihdam hakkından yararlanarak, Kanun'un Ek 1. maddesi uyarınca ataması yapılanların, aynı Kanun'un Geçici 15. maddesi ile getirilen düzenlemeden faydalanabilmeleri için ilk atama tekliflerinin Devlet Personel Başkanlığı tarafından yapılmış olmasının gerekip gerekmediği hususu oluşturmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Kamu kurum ve kuruluşlarında, terör nedeni ve etkisi sonucu şehit veya malul olanların eş, çocuk veya kardeşlerinden birisi veya çalışabilecek durumdaki malullere istihdam hakkı ilk olarak 1995 yılında, 4131 sayılı Kanun'la, 3713 sayılı Kanun'a eklenen Ek 1. madde ile tanınmış, süreç içerisinde, hak sahipliğinin tespitine, atama teklifini yapacak makama ve atama usul ve esaslarına yönelik farklı tarihlerde değişiklikler yapılmıştır. Dolayısıyla, 3713 sayılı Kanun'un Geçici 15. madde hükmü ile getirilen düzenlemeden faydalanacak olanların tespiti, diğer bir ifadeyle maddenin kapsamında kimlerin yer aldığı hususu, hak sahiplerine istihdam hakkı tanıyan Ek 1. maddeye ilişkin sürecin değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">İlk olarak 16/11/1995 tarih ve 22465 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4131 sayılı Kanun'la, 3713 sayılı Kanun'a eklenen Ek 1. madde uyarınca yapılan atamalarda, hak sahipliğinin tespiti ve atama teklifleri İçişleri Bakanlığı tarafından yapılmış, atama yapılırken de ilgililerin nitelikleri (öğrenim durumları) ile iş gerekleri göz önüne alınarak ve durumlarına uygun kadro gözetilmek suretiyle atamalar gerçekleştirilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">02/08/2013 tarih ve 28726 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6495 sayılı Kanun ile değiştirilen Ek 1. maddede, hak sahiplerinden ilköğretim, ortaokul, ilkokul mezunu olanların hizmetli ünvanlı kadrolara; ortaöğretim ve yükseköğretim mezunu olanların ise memur ünvanlı kadrolara atama tekliflerinin Devlet Personel Başkanlığınca yapılacağı hükmü getirilmiş, yapılan değişiklikle, ortaöğretim ve yükseköğretim mezunu olanların öğrenim durumu itibarıyla elde ettikleri ünvan durumuna uygun kadro yerine memur kadrolarına atanmaları öngörülmüştür.</p>

<p style="text-align:justify">Son olarak, 27/07/2016 tarih ve 29783 (2. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değiştirilen Ek 1. maddede; hak sahiplerinden ilköğretim, ortaokul, ilkokul mezunu olanların hizmetli ünvanlı kadro ve pozisyonlara; ortaöğretim ve yükseköğretim mezunu olanların, atama teklifinin yapıldığı tarihte öğrenim durumları itibarıyla ihraz ettikleri unvanın 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki cetvellerde yer alması koşuluyla ihraz etmiş bulundukları ünvanlara, bunların dışında kalan ortaöğretim ve yükseköğretim mezunlarının ise memur ünvanlı kadro ve pozisyonlara atama tekliflerinin Devlet Personel Başkanlığınca yapılacağı düzenlenmiş ve aynı KHK ile Kanun'a eklenen Geçici 15. madde ile de, bu maddenin yürürlük tarihinden önce, Ek 1. madde kapsamında göreve başlayan personelden, Devlet Personel Başkanlığı tarafından atama teklifinin yapıldığı tarihte öğrenim durumları itibarıyla ihraz ettikleri ünvanları 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki cetvellerde yer alanların, bu ünvanlara ilişkin kadro veya pozisyonlara kamu kurum ve kuruluşlarınca sınava tabi olmaksızın atanacağı hükmü getirilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Aktarılan süreç dikkate alındığında, Geçici 15. madde ile ortaöğretim ve yükseköğretim mezunu olanların öğrenim durumu itibarıyla elde ettikleri ünvan durumuna uygun kadro yerine mülga Devlet Personel Başkanlığı tarafından doğrudan memur kadrolarına atama tekliflerinin yapıldığı dönemde, ilgililerin atandıkları tarihteki öğrenim durumları uyarınca sahip oldukları ünvanlara atanamamaları nedeniyle yaşanan mağduriyetlerin giderilmesinin amaçlandığı sonucuna varılmaktadır. Ek 1. maddenin 668 sayılı KHK ile değiştirilmeden önce İçişleri Bakanlığı ve mülga Devlet Personel Başkanlığınca atama tekliflerinin yapıldığı iki ayrı dönemin söz konusu olduğu; atama tekliflerinin İçişleri Bakanlığı tarafından yapıldığı dönemde, hak sahiplerinin nitelikleri (öğrenim durumları) ile iş gerekleri göz önüne alınarak ve durumlarına uygun kadro gözetilmek suretiyle atamaları gerçekleştirilirken, Devlet Personel Başkanlığınca atama tekliflerinin yapıldığı dönemde ortaöğretim ve yükseköğretim mezunu olanların doğrudan memur kadrolarına atandıkları dikkate alındığında, Geçici 15. madde hükmünden, ilk atama teklifleri Devlet Personel Başkanlığı tarafından yapılanların faydalanmasının amaçlandığı değerlendirilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Gelinen noktada, İçişleri Bakanlığı tarafından ilk atama tekliflerinin yapıldığı dönemde, hak sahiplerinin nitelikleri (öğrenim durumları) ile iş gerekleri göz önüne alınarak ve durumlarına uygun kadro gözetilmek suretiyle atamalarının yapıldığı, 668 sayılı KHK ile yapılan değişiklik ile de ortaöğretim ve yükseköğretim mezunu olanların, atama teklifinin yapıldığı tarihte öğrenim durumları itibarıyla ihraz ettikleri ünvanın 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki cetvellerde yer alması koşuluyla ihraz etmiş bulundukları ünvanlara atanmalarının düzenlendiği göz önünde bulundurulduğunda, Geçici 15. maddenin, ortaöğretim ve yükseköğretim mezunu olanların memur ünvanlı kadrolara atama tekliflerinin Devlet Personel Başkanlığınca yapldığı dönemi, yani Ek 1. maddenin 6495 sayılı Kanun ile değiştirildiği tarihten, 668 sayılı KHK ile yapılan değişikliğe kadar geçen sürede yapılan (mülga Devlet Personel Başkanlığı tarafından) sınırlı bir dönemdeki atamaları kapsadığı anlaşıldığından, anılan hükümden ilk atama teklifleri İçişleri Bakanlığı tarafından yapılanların faydalanmalarına olanak bulunmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu durumda, atama teklifleri 2013 yılında İçişleri Bakanlığı tarafından yukarıda aktarılan usul ve esaslar dahilinde yapılan davacıların, 3713 sayılı Kanun'un Geçici 15. maddesi hükmünden yararlanarak atanma olanağı bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">III- SONUÇ :</p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan nedenlerle; Bölge İdare Mahkemesi kararları arasındaki aykırılığın, "3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun sağladığı istihdam hakkından yararlanarak, Kanun'un Ek 1. maddesi uyarınca ataması yapılanların, aynı Kanun'un Geçici 15. maddesi ile getirilen düzenlemeden faydalanabilmeleri için ilk atama tekliflerinin Devlet Personel Başkanlığı tarafından yapılmış olması gerektiği" doğrultusunda giderilmesine, kesin olarak, 11/12/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.</p>

<p style="text-align:justify">KARŞI OY</p>

<p style="text-align:justify">X- Aykırılığın, "3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun sağladığı istihdam hakkından yararlanarak, Kanun'un Ek 1. maddesi uyarınca ataması yapılanların, aynı Kanun'un Geçici 15. maddesi ile getirilen düzenlemeden faydalanabilmek için ilk atama tekliflerinin Devlet Personel Başkanlığı tarafından yapılmış olması gerekmediği" yolundaki Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin 06/02/2024 tarih ve E:2022/3203, K:2024/393 sayılı kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖRNEK KARARLAR</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/tmk-gecici-15-madde-atamalari-hakkinda-karar</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 09:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/08/disiplin-mevzuatinyericom.png" type="image/jpeg" length="88559"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zamanaşımıyla düşen dava, memuriyete dönüşü engelleyemez]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/zamanasimiyla-dusen-dava-memuriyete-donusu-engelleyemez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/zamanasimiyla-dusen-dava-memuriyete-donusu-engelleyemez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AYM’den kamu personeli için emsal karar: Zamanaşımıyla düşen dava, memuriyete dönüşü engelleyemez]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:justify"><strong>AYM’den kamu personeli için kritik karar: Zamanaşımıyla düşen dava, memuriyete dönüşte “takdir” gerekçesi yapılamaz</strong></h1>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi, ceza davası zamanaşımıyla düşen bir kamu görevlisinin yeniden göreve dönüş talebinin, suç işlendiği varsayımıyla ve idarenin takdir yetkisine dayanılarak reddedilmesini masumiyet karinesinin ihlali saydı.</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi (AYM), ceza davası zamanaşımı nedeniyle düşen bir kamu görevlisinin memuriyete dönüş talebinin, idarenin takdir yetkisi gerekçe gösterilerek reddedilmesine ilişkin önemli bir karara imza attı. Yüksek Mahkeme, bu yaklaşımın <strong>kamu personeli açısından masumiyet karinesini zedelediğini</strong> belirtti.</p>

<p style="text-align:justify">Başvurucu Mehmet Gedik, hakkında verilen mahkûmiyet kararının yargılamanın yenilenmesi sonucu hukuken ortadan kalkmasının ardından, memuriyete iade edilmesi ve geçmişe dönük özlük haklarının ödenmesi talebiyle idareye başvurdu. Ancak idare, talebi “açıktan atama” kapsamında değerlendirerek reddetti. İdari yargı mercileri de bu işlemi hukuka uygun buldu.</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi kararında, ceza davasının zamanaşımıyla düşmesiyle birlikte başvurucu hakkında <strong>kesinleşmiş bir mahkûmiyetin kalmadığına</strong> dikkat çekildi. Buna rağmen idare ve mahkemelerin, yargılamaya konu eylemleri “suç” olarak nitelendirip başvurucunun göreve dönüş talebini bu varsayıma dayandırmasının, kamu personeli hukukunda kabul edilemeyeceği vurgulandı.</p>

<p style="text-align:justify">AYM, memuriyete iade talebinin “açıktan atama” olarak değerlendirilmesinin de hukuka aykırı olduğuna işaret ederek, idarenin takdir yetkisinin <strong>masumiyet karinesini bertaraf edecek şekilde</strong> kullanılamayacağını belirtti. Kararda, mahkeme gerekçelerinde yer alan ifadelerin, başvurucu hakkında toplum nezdinde suçlu olduğu izlenimi doğurduğu ifade edildi.</p>

<p style="text-align:justify">Yüksek Mahkeme, bu gerekçelerle Anayasa’nın 36. ve 38. maddelerinde güvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine hükmetti. Dosya, ihlalin sonuçlarının giderilmesi amacıyla <strong>yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 1. İdare Mahkemesine gönderildi</strong>. Manevi tazminat talebi reddedilirken, yargılama giderlerinin başvurucuya ödenmesine karar verildi.</p>

<p style="text-align:justify">Karar, ceza davası zamanaşımıyla sona eren kamu görevlilerinin göreve dönüş taleplerinde, idarelerin “takdir yetkisi” gerekçesiyle <strong>suç isnadı ima eden değerlendirmeler yapamayacağını</strong> ortaya koyması bakımından kamu personel rejimi açısından emsal niteliği taşıyor.</p>

<p style="text-align:justify">ANAYASA MAHKEMESİ KARARI</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:</p>

<p style="text-align:justify">BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p style="text-align:justify">KARAR</p>

<p style="text-align:justify">MEHMET GEDİK BAŞVURUSU</p>

<p style="text-align:justify">Başvuru Numarası: <strong>2021/28412</strong></p>

<p style="text-align:justify">Karar Tarihi: 16/9/2025</p>

<p style="text-align:justify">I.BAŞVURUNUN ÖZETİ</p>

<p style="text-align:justify">1.Başvuru, devlet memurluğundan çıkarılan kişinin göreve iade ve sosyal haklarının ödenmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddi üzerine açtığı davada kurulan hükmün masumiyet karinesini ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.</p>

<p style="text-align:justify">2.Başvurucu, Malatya Askerî Hastanesi Baştabipliği emrinde sivil memur olarak görev yapmakta iken 15/6/1999 tarihinde işlediği iddia edilen eylemler nedeniyle hakkında ceza soruşturması başlatılmıştır. Malatya 1. Ordu Komutanlığı Askerî Mahkemesinde açılan ceza davası neticesinde 26/12/2008 tarihli karar ile 22/5/1930 tarihli ve 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 81. maddesi uyarınca "Askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçuna iştirak" suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezası ile mahkûmiyetine hükmedilmiş ve bu karar Askerî Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 7/4/2010 tarihli ilamı ile onanarak kesinleşmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">3.Kesinleşen mahkûmiyet kararı üzerine 20/7/2010 tarihli işlem ile başvurucunun memuriyetine son verilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">4.Başvurucu, mahkûmiyet kararına yönelik yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuş; talebin kabulü üzerine dava dosyası yeniden açılmıştır. Başvurucu bu durum üzerine hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadığı gerekçesiyle Genelkurmay Başkanlığı (İdare) nezdinde memuriyete iadesi için talepte bulunmuş ise de bu talep, kesinleşmiş mahkûmiyet kararının henüz ortadan kalkmadığı gerekçesiyle 30/1/2012 tarihinde reddedilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">5.Yeniden görülmeye başlanan ceza davasında, dosya görevsizlik kararı ile Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesine (Ceza Mahkemesi) gönderilmiştir. Ceza Mahkemesi, 4/11/2014 tarihli karar ile kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine hükmetmiş ve bu karar temyiz incelemesinden geçerek 16/2/2017 tarihinde kesinleşmiştir. Başvurucu düşme kararı üzerine 28/11/2014 tarihinde tekrar idareye başvurarak geçmişe dönük bütün özlük hakları ile ödenmeyen maaşlarının ödenmesini ve memuriyete iadesini talep etmiş ancak talebi idarenin 26/12/2014 tarihli işlemi ile reddedilmiştir. İşlemin gerekçesinde 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun devlet memurluğuna alınacaklarda aranacak şartları düzenleyen 48. maddesi ile memuriyetin sona ermesi hâlini düzenleyen 98. maddesi gereği başvurucunun memuriyetine son verildiği, göreve son verme işleminin mevzuata uygun olduğu belirtilerek memuriyete iade talebinin uygun görülmediği ifade edilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">6.Başvurucu, bu işlemin iptali ve maddi haklarının iadesine karar verilmesi talebiyle önce Askerî Yüksek İdare Mahkemesi (AYIM) nezdinde dava açmıştır. AYİM 1/7/2015 tarihli kararı ile davayı görev yönünden reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun dava tarihi itibarıyla devlet memurluğundan çıkarılmak suretiyle asker kişi olma sıfatını kaybettiği belirtilmiştir. Başvurucu, bunun üzerine aynı işleme karşı Malatya İdare Mahkemesi nezdinde dava açmış; memuriyete iade talebinin reddine dair işlemin iptali ve işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının tazminine karar verilmesini talep etmiştir. Malatya İdare Mahkemesi, davanın yetki yönünden reddi ile dosyanın Ankara 1. İdare Mahkemesine (Mahkeme) gönderilmesine karar vermiştir.</p>

<p style="text-align:justify">7.Mahkeme 29/4/2016 tarihli karar ile davanın reddine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinde; ceza davasının zamanaşımından düşmesi üzerine başvurucunun yeniden devlet memurluğuna atanmasının mümkün olduğu ancak açıktan atama yapma konusunda idarenin takdir yetkisine sahip olduğu, nitekim başvurucunun talebinin de açıktan atama koşulları çerçevesinde incelendiği ve işlediği suçun niteliği, yürüteceği hizmetin özelliği ve önemi dikkate alınarak atanma talebinin reddi yönünde tesis edilen idari işlemde kamu yararı ve hizmet gerekleri bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">8.Başvurucu, gerekçeli karara karşı temyiz talebinde bulunmuş; davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesinin bütün sebep ve sonuçlarıyla ortadan kalkması anlamına geldiğini, dolayısıyla memuriyetten çıkarılmanın sebep unsurunun da ortadan kalktığını iddia etmiştir. Yargılamanın yenilenmesi talebinin eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle kabul edildiğini belirten başvurucu, şayet zamanaşımından düşme kararı verilmemiş olsaydı beraatine hükmedilmesinin muhtemel olduğunu ancak hem idarece hem de Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek hukuka ve hakkaniyete aykırı bir şekilde talebinin reddedildiğini, böylece masumiyet karinesinin de ihlal edildiğini ileri sürmüştür. İdarece ibraz edilen savunma dilekçesinde ise 657 sayılı Kanun uyarınca görevine son verilen memurun yeniden mesleğe kabulünde idarenin takdir yetkisine sahip olduğunu ve bu yetkinin ilgililer lehine kullanılması yönünde yargı kararı ile zorlanamayacağını, başvurucu hakkında tesis edilen işlemin de bu kapsamda kanuna aykırı herhangi bir takdir zaafı, keyfîlik ya da usul hatası ihtiva etmediğini, tüm yönleri ile hukuka uygun olduğunu belirtmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">9.Danıştay Onikinci Dairesi (Danıştay) tarafından yapılan temyiz incelemesi üzerine mahkeme kararının onanmasına hükmedilmişse de karar düzeltme talebi karşısında dosyayı tekrar ele alan Danıştay, Anayasa'nın 38. maddesinde düzenlenen masumiyet karinesini dikkate alarak başvurucunun memuriyetten çıkarılma işleminin dayanağı mahkûmiyet kararının hukuken tamamen ortadan kaldırıldığını, dolayısıyla memuriyetten çıkarma işleminin dayanağının kalmadığını, başvurucunun yeniden atanma talebinin idarenin takdir yetkisine bırakılmasının masumiyet karinesi ve hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşmayacağını belirterek mahkeme kararının bozulmasına hükmetmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">10.Mahkeme, bozma kararı üzerine yeniden dosyayı İncelemişse de 6/12/2018 tarihli kararı ile davanın reddi yolunda tesis ettiği ilk kararında direnmiştir. Başvurucunun temyiz talebi üzerine dosya Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna (İDDK) gönderilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">11.İDDK 16/3/2020 tarihli kararı ile mahkeme kararının usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle temyiz talebinin reddine hükmetmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">12.Başvurucu, onama kararına karşı karar düzeltme talebinde bulunmuşsa da İDDK tarafından 3/2/2021 tarihli karar ile idarenin takdir yetkisini hizmetin özelliğini dikkate alarak kullandığı, bu kapsamda dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine hükmedilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">13.Başvurucu, nihai kararı 20/6/2021 tarihinde öğrendikten sonra 29/6/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">14.Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">II.DEĞERLENDİRME</p>

<p style="text-align:justify">15.Başvurucu; idarece hukuka aykırı şekilde memuriyetten çıkarıldığı hâlde memuriyete geri dönme talebinin açıktan atanma olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadığı hâlde idare ve mahkemelerce aksi yönde yapılan değerlendirmeler ile masumiyet karinesinin ve çalışma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p style="text-align:justify">16.Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvuruya konu olay ve olgulara ayrıntılı bir şekilde yer verilmek suretiyle başvurucunun masumiyet karinesinin Anayasa'nın 38. maddesi ve Anayasa Mahkemesinin anılan maddeye yönelik içtihadı kapsamında incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">17.Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanında hakkında herhangi bir mahkûmiyet kararı bulunmadığı hâlde suçlu olduğu tespiti üzerinden tesis edilen idari işlem nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği yönündeki iddiasını tekrarlamıştır. Öte yandan başvurucu, memuriyete geri dönme talebinin açıktan atanma talebi olarak ele alınmasının hukuka aykırı olduğunun tekrar altını çizmiştir. Açıktan atamanın daha önce o görevi yapmamış ya da kendi isteğiyle o görevden ayrılmış kişiler için söz konusu olabileceğini belirten başvurucu, kendisinin İse hukuka aykırı hâle gelen memuriyetten çıkarılma işleminin geri alınması ve buna bağlı özlük haklarının iadesi talebinde bulunduğunu ifade etmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">18.Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Bu kapsamda başvurucunun iddiaları masumiyet karinesi kapsamında incelenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">19.Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan masumiyet karinesine yönelik ihlal iddialarının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">20.Masumiyet karinesi, Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz." şeklinde düzenlenmiştir. Anayasa’nın 36. maddesinde ise herkesin iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmektedir. Anılan maddeye "adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, kendisine bir suç isnat edilen herkesin suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılacağı düzenlenmiştir. Bu itibarla masumiyet karinesi, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olmakla beraber Anayasa’nın suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağına dair 38. maddesinin dördüncü fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir (Fameka İnş. Plastik San ve Tic. Ltd. Şirketi [1. B.], B. No: 2014/3905, 19/4/2017, §27).</p>

<p style="text-align:justify">21.Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyet karinesinin sağladığı güvencenin iki yönü bulunmaktadır. Güvencenin ilk yönü kişi hakkındaki ceza yargılaması sonuçlanıncaya kadar geçen, bir başka ifadeyle kişinin ceza gerektiren bir suçla itham edildiği (suç isnadı altında olduğu) sürece ilişkin olup suçlu olduğuna dair hüküm tesis edilene kadar kişinin suçluluğu ve eylemleri hakkında erken açıklamalarda bulunulmasını yasaklar. Güvencenin bu yönünün kapsamı sadece ceza yargılamasını yürüten mahkemeyle sınırlı değildir. Güvence aynı zamanda diğer tüm idari ve adli makamların da işlem ve kararlarında, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kişinin suçlu olduğu yönünde ima ya da açıklamalarda bulunmamasını gerekli kılar. Dolayısıyla sadece suç isnadına konu ceza yargılaması kapsamında değil ceza yargılaması ile eş zamanlı olarak yürütülen diğer hukuki süreç ve yargılamalarda da (idari, hukuk, disiplin gibi) masumiyet karinesinin ihlali söz konusu olabilir (Galip Şahin [1. B.], B. No: 2015/6075, 11/6/2018, § 39).</p>

<p style="text-align:justify">22.Güvencenin ikinci yönü ise ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet dışında bir hüküm kurulduğunda devreye girer ve daha sonraki yargılamalarda ceza gerektiren suçla ilgili olarak kişinin masumiyetinden şüphe duyulmamasını, kamu makamlarının toplum nezdinde kişinin suçlu olduğu izlenimini uyandıracak işlem ve uygulamalardan kaçınmasını gerektirir (Galip Şahin, § 40).</p>

<p style="text-align:justify">23.Bu çerçevede ceza davası dışında fakat ceza davasına konu olan eylemler nedeniyle devam eden idari uyuşmazlıklarda, kişi hakkında beraat kararı verilmiş olmasına rağmen, bu karara esas teşkil eden yargılama sürecine dayanılması ve bu şekilde beraat kararının sorgulanması masumiyet karinesi ile çelişir. Buna karşılık, idari uyuşmazlığın çözümüne esas teşkil etmesi bakımından, kişi beraat etmiş olsa dahi yargılanmış olması olgusundan veya buna ilişkin karardan söz edilmesi, kişinin suçlu muamelesi gördüğünden ve dolayısıyla masumiyet karinesinin ihlal edildiğinden söz edebilmek bakımından yeterli değildir. Bunun için kararın gerekçesinin bütün hâlinde dikkate alınması ve nihai kararın münhasıran kişinin yargılandığı ve sonuçta beraat ettiği fiillere dayanıp dayanmadığının incelenmesi gerekir (Kürşat Eyol [2. B.], B. No: 2012/665,13/6/2013, § 29).</p>

<p style="text-align:justify">24.Öte yandan ceza ve ceza muhakemesi hukuku ile disiplin hukukunun farklı kural ve ilkelere tabi disiplinler olduğunun hatırlanmasında yarar vardır. Buna göre kamu görevlisinin davranışı, suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin sorumluluğunu da gerektirebilir. Böyle durumlarda ceza muhakemesi ve disiplin soruşturması ayrı ayrı yürütülür ve ceza muhakemesi sonucunda kişinin isnat edilen eylemi işlemediğine dair hükümler dışında, ceza mahkemesi hükmü disiplin makamları açısından doğrudan bağlayıcı değildir (Kürşat Eyol, § 30). Ancak bu kapsamda yapılan değerlendirmelerde delil</p>

<p style="text-align:justify">yetersizliğine dayalı olsa bile kişi hakkında verilen beraat kararına aykırı olarak kişinin suçsuz olmadığı yönünde değerlendirmelerden kaçınılması gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">25.Masumiyet karinesinin ihlal edilip edilmediği değerlendirilirken özellikle hukuk ve idari yargılama bakımından üzerinde durulması gereken önemli hususlardan biri, yargılamayı yapan makamın ilgili kişiye suç isnat edip etmediği ve beraat kararını sorgulayıp sorgulamadığıdır (Müniir İçer [2. B.J, B. No: 2012/584,12/3/2015, § 29).</p>

<p style="text-align:justify">26.Kişinin suçluluğunu ima eden ya da kabul eden bir yargı söz konusu olmadıkça, sadece soruşturma açılmış olması da disiplin veya idari yaptırım işlemlerinin başlatılması veya uygulanması için yeterli görülebilir (Ramazan Tosun [1. B.], B. No: 2012/998, 7/11/2013, §65).</p>

<p style="text-align:justify">27.Bireysel başvuruya konu olan mahkeme kararı incelendiğinde ceza davasının zamanaşımından düşmesi üzerine başvurucunun yeniden devlet memurluğuna atanmasının mümkün olduğu ancak açıktan atama yapma konusunda idarenin takdir yetkisine sahip olduğu ve başvurucunun talebinin de açıktan atama koşulları çerçevesinde incelenmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu kapsamda başvurucunun işlediği suçun niteliğine değinilen kararda yürütülecek hizmetin özelliği ve önemi dikkate alınarak atanma talebinin reddi yönünde tesis edilen idari işlemde hukuka aykırılık bulunmadığına dair değerlendirme yapıldığı görülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">28.Başvurucunun durumu değerlendirilirken zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılan ceza davasına konu eylemlerin suç niteliği taşıdığı tespiti yapılmış ve iadesi talep edilen görevin önemine vurgu yapılarak atanmama işleminin hukuka uygun olduğuna karar verilmiştir. Ayrıca Mahkeme, başvurucunun talebini açıktan atama talebi olarak değerlendirmiştir. Bu çerçevede başvuruya konu kararın gerekçesinde yer alan ifadelerin suçluluğu İlgili mahkeme kararıyla sabit olmayan ve zamanaşımı nedeniyle hakkında açılan ceza davası ortadan kaldırılan başvurucunun anılan eylemleri işlediği ve suçlu olduğu inancını yansıttığı, bunun yanında başvurucunun talebinin açıktan atama talebine ilişkin olmamasına rağmen Mahkeme tarafından bu yönde değerlendirme yapıldığı görülmektedir. Dolayısıyla idarenin söz konusu işleminin hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşırken Mahkeme, başvurucunun durumunu ceza yargılamasından ayrı olarak değerlendirmemiş; aksine başvurucunun yargılandığı fiilleri işlediği kabulüne dayanarak karar vermiştir. Bu kapsamda Mahkemenin gerekçesinde kullandığı ifadelerin başvurucunun masumiyet karinesine saygı ilkesiyle bağdaştığı söylenemez.</p>

<p style="text-align:justify">29.Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde mahkeme kararının gerekçesinde, başvurucu hakkındaki zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılan ceza yargılamasına atıfta bulunulduğu ve suçluluğu mahkeme kararlarıyla sabit olmayan başvurucunun yargılamaya konu eylemleri işlediği ve suçlu olduğu inancının karara yansıtıldığı anlaşıldığından başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesi ile 38. maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">III.GİDERİM</p>

<p style="text-align:justify">30.Başvurucu, ihlalin tespiti ve yeniden yargılama yapılması ile 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">31.Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen İlkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK1, B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).</p>

<p style="text-align:justify">32.Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.</p>

<p style="text-align:justify">33.İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucunun manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">IV.HÜKÜM</p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p style="text-align:justify">A.Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,</p>

<p style="text-align:justify">B.Anayasa’nın 36. maddesi ile 38. maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına alınan masumiyet karinesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,</p>

<p style="text-align:justify">C.Kararın bir örneğinin masumiyet karinesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 1. İdare Mahkemesine (E.2018/2351, K.2018/2757) GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p style="text-align:justify">D.Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,</p>

<p style="text-align:justify">E.487,60 TL harç ve 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 30.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,</p>

<p style="text-align:justify">F.Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,</p>

<p style="text-align:justify">G.Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 16/9/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖRNEK KARARLAR</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/zamanasimiyla-dusen-dava-memuriyete-donusu-engelleyemez</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 10:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/02/foto-1/normdenetimi.jpg" type="image/jpeg" length="15287"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Lojmanın kiraya verilmemesinde sorumluluk hakkında]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/lojmanin-kiraya-verilmemesinde-sorumluluk-hakkinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/lojmanin-kiraya-verilmemesinde-sorumluluk-hakkinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ombudsman, lojmanın boş kaldığı gerekçesiyle Konut Tahsis Komisyonu Başkanı’ndan tahsil edilen kamu zararının hukuka aykırı olduğuna hükmetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Ombudsman’dan emsal lojman kararı: Komisyon başkanına kira zararı yüklenemez</h1>

<p style="text-align:justify">Kamu Denetçiliği Kurumu, boş kalan kamu lojmanı nedeniyle Konut Tahsis Komisyonu Başkanı’ndan tahsil edilen kira bedelinin hukuka aykırı olduğuna hükmetti.</p>

<p style="text-align:justify">Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsman), Gençlik ve Spor Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından, bir kamu lojmanının boş kaldığı gerekçesiyle oluştuğu ileri sürülen kira kaybının Konut Tahsis Komisyonu Başkanı ve üyelerinden müştereken ve müteselsilen tahsil edilmesine ilişkin işlemi inceledi.</p>

<p style="text-align:justify">İncelemede; başvurandan tahsil edilen 7.024,76 TL tutarındaki kamu zararının, hukuka ve hakkaniyet ilkelerine aykırı olduğu sonucuna ulaşıldı.</p>

<p style="text-align:justify">Ombudsman kararında; kamu zararına dayanak alınan genel teftiş raporunun, denetim için yetki verilen dönemi aşacak şekilde düzenlendiği ve bu yönüyle zaman ve yetki yönünden hukuki sakatlık taşıdığı tespit edildi.</p>

<p style="text-align:justify">Kararda ayrıca; söz konusu lojmanın uzun süre bakım ve onarımda bulunduğu, deprem güvenliği açısından riskli olduğunun resmi yazışmalarla ortaya konulduğu, bu nedenle fiilen oturuma elverişli olmayan bir konut için kira kaybından söz edilemeyeceği vurgulandı.</p>

<p style="text-align:justify">Ombudsman, Konut Tahsis Komisyonlarının görev alanının yalnızca tahsis kararı almakla sınırlı olduğunu, lojmanın teslimi, fiili kullanımı ve kira tahakkuku gibi işlemlerin idarenin ilgili birimleri tarafından yürütülmesi gerektiğini belirterek, bu işlemlerden kaynaklanan zararın komisyon üyelerine yüklenemeyeceğini ifade etti.</p>

<p style="text-align:justify">Kararda; güvenlik gerekçesiyle riskli lojmanların tahliye edilmesi ve yeni tahsis yapılmasının zorunlu idari tasarruf niteliğinde olduğu, bu tür işlemlerden doğan sonuçların personele mali sorumluluk olarak yüklenemeyeceği de kayda geçirildi.</p>

<p style="text-align:justify">Ayrıca, kısa süre görev yapan komisyon başkanından, daha uzun süre imzası bulunan üyelerden daha fazla tutar tahsil edilmesinin hakkaniyet ilkesine açıkça aykırı olduğu değerlendirmesine yer verildi.</p>

<p style="text-align:justify">Bu gerekçelerle Kamu Denetçiliği Kurumu, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından tesis edilen işlemin geri alınarak başvurandan tahsil edilen tutarın iade edilmesi yönünde tavsiyede bulundu.</p>

<p style="text-align:justify">T.C.</p>

<p style="text-align:justify">TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ</p>

<p style="text-align:justify">KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU</p>

<p style="text-align:justify">(OMBUDSMANLIK)</p>

<p style="text-align:justify">SAYI : 2026/1044-S.26.1511</p>

<p style="text-align:justify">BAŞVURU NO : 2025/16913 K</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Lojman" class="detail-photo img-fluid" height="400" src="https://mevzuatinyericom.teimg.com/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/02/foto-1/lojman.jpg" width="600" />ARAR TARİHİ : 22/01/2026</p>

<p style="text-align:justify">TAVSİYE KARARI</p>

<p style="text-align:justify">BAŞVURAN :</p>

<p style="text-align:justify">Adres:</p>

<p style="text-align:justify">BAŞVURUYA KONU İDARE : GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI BAŞVURUNUN KONUSU : Kamu zararı olarak tahsil edilen tutarın iadesi talebi hakkındadır. BAŞVURU TARİHİ : 16/09/2025</p>

<p style="text-align:justify">I.BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ</p>

<p style="text-align:justify">1. Başvuran, Gençlik ve Spor Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 28.08.2024 tarihli ve Borç Bildirimi konulu yazı ile Genel Teftiş Raporu çerçevesinde Apartmanı Blok | No'lu dairenin 01.03.2022-27.07.2022 dönemi için boş kalmasından dolayı mahrum kalınan toplam 2.752,37-TL kira bedeli ile 28.07.2022 - 01.03.2023 dönemi için tahsil edilemeyen 4.269,36-TL kira bedelinin Konut Tahsis Komisyonu Başkan ve üyeleri ile Personel Genel Müdüründen müştereken ve müteselsilen tahsil edilmesi amacıyla tarafına haksız ve hukuksuz bir biçimde borç çıkarıldığını, Konut Tahsis Komisyonu Başkanı olarak görev yapmış olduğu sürede Komisyon tarafından alınan kararların hukuka ve mevzuata tamamen uygun olduğunu, bu kapsamda,</p>

<p style="text-align:justify">1.1. Kamu Konutları Yönetmeliğinin 18 ve 19 uncu maddeleri gereğince komisyonun, lojmanların iş ve işlemlerini yürüten asli bir birim olmadığını, komisyonun amacının hak sahipliğini belirleyerek tahsis kararı almak olduğunu, konut tahsis komisyonunun görevleri içerisinde, lojmanın teslim edilmesi, teslim alınması, lojmandan kira tahsilatının yapılması ve bordroda kira kesintinin takibine ilişkin bir düzenleme bulunmadığını, lojmanların iş ve işlemlerini yürütme görevinin, Gençlik ve Spor Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü Görev, Yetki ve Sorumluluk Yönergesinin 14. maddesinin (r) bendinde ile Yönetim Hizmetleri Daire Başkanlığına verildiğini, bu nedenle Konut Tahsis Komisyonunun ancak yaptığı tahsis işleminin yanlış veya eksik yapılmasından dolayı sorumlu tutulabileceğini,</p>

<p style="text-align:justify">1.2.Bakanlık Personel Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapmaktayken 07.07.2022 tarihinde Konut Tahsis Komisyonu Başkanlığına görevlendirildiğini, 13.10.2022 tarihinde Personel Genel Müdür Yardımcılığı görevinden alındığını ve Bakanlık Özel Kalem Müdürlüğüne görevlendirildiğini,</p>

<p style="text-align:justify">1.3.Konut Tahsis Komisyonu Başkanlığına görevlendirilmesini müteakip, Yönetim Hizmetleri Daire Başkanlığı tarafından Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın Nenehatun Kız Öğrenci Yurdu Kampüsü ve Apartmanı olmak üzere iki ayrı adreste lojmanları olduğunu, lojmanlarda kimlerin ne kadar süreyle oturduğu tespit edilerek sürelerini tamamlayanların çıkarılmaları için tahliye işlemlerinin başlatıldığını,</p>

<p style="text-align:justify">1.4. Konut tahsisinin yapılmadığı ve kamu zararı oluştuğu iddia edilen Apartmanı | Blok |</p>

<p style="text-align:justify">numaralı lojmandaki tadilat işlemlerinin Ankara Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünce 2022 Haziran ayı içerisinde tamamlandığını, şahsına 2021 Aralık ayında tahsis edilen Apartmanı Blok numaralı lojman ile Apartmanı Blok numaralı lojman tadilatının eş zamanlı olarak Ankara Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünce yapılmakta olduğunu, tadilatın | numaralı lojmanda Haziran 2022’de tamamlandığına ilişkin Yönetim Hizmetleri Daire Başkanının şifahi bildiriminin akabinde Haziran ayı içerisinde taşınabildiğini, bu sırada | numaralı lojmanda tadilat işlemlerinin ise halen devam etmekte olduğunu,</p>

<p style="text-align:justify">1.5.Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü ile Yatırım İşletmeler Genel Müdürlüğünden Nenehatun Kız Öğrenci Yurdu Kampüsü Lojman binasında mevcut boş lojmanların kişilere tahsis edileceğini ve kamu konutu olarak kullanımına engel bir durum olup olmadığının değerlendirilmesinin istenilmesi üzerine “lojman binasını içeren Nenehatun yurt ve lojman binalarının mevcut haliyle kullanılmasının riskli olacağı”nın bildirildiğini, ayrıca Ankara Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünce de Nenehatun Kız Öğrenci Yurdu ve Lojmanlarına ait 2018 yılı Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği kapsamında hazırlatılan deprem güvenliği tespiti projesinin sonuçlarının gönderildiğini ve bu sonuçlarda da “mezkur binaların Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği kapsamında mevcut hali ile kullanılması uygun değildir.” tespitinin yer aldığını,</p>

<p style="text-align:justify">1.6.Bu kapsamda, Nenehatun Kız Öğrenci Yurdu Kampüsü Lojman binasında oturan personelden lojmanları en kısa sürede tahliye etmeleri ve anahtarları da ilgili birimlere teslim etmelerinin istendiğini,</p>

<p style="text-align:justify">1.7.Nenehatun Kız Öğrenci Yurdu Kampüsü Lojmanlarında görev tahsisli olarak oturmakta olan personelin o süreçte Apartmanı blok numaralı lojman dairesine taşınmaları değerlendirilmiş ve tahliye edilmesi istenen binada ikamet eden Bakanlık personeli içerisinden, Kamu Konutları Yönetmeliği hükümleri doğrultusunda öncelikli olarak değerlendirilen iki personel (Kredi ve Yurtlar Genel Müdürü ile Personel Genel Müdürü) lojman ihtiyacı açısından tekrar değerlendirilerek Personel Genel Müdürüne,……….Mahallesi, Caddesi, Apartmanı, ……………… numaralı adreste yer alan lojman dairesinin Konut Tahsis Komisyonunca 27.07.2022 tarihinde görev tahsisli olarak tahsis edildiğini,</p>

<p style="text-align:justify">1.8. Mahallesi, Caddesi, Apartmanı, numaralı adreste yer alan lojman</p>

<p style="text-align:justify">dairesinin, Genel Müdürün ikametine uygun hale getirilmesi için gereken tadilat ve tefrişat işlerinin Ankara İl Müdürlüğünce gerçekleştirildiğini, Personel Genel Müdürüne 04.08.2022 tarihinde Apartmanı Blok numaralı lojman dairesini 15 gün içerisinde teslim alması için Yönetim Hizmetleri Başkanlığınca bildirimde bulunulduğunu, ancak 05.08.2022 tarihinde ilgili Personel Genel Müdürünün genel müdürlük görevinden fiilen ayrılıp Özel Kalem emrine görevlendirilmesi sonrasında Yönetim Hizmetleri Başkanlığınca dairenin ve anahtarının tesliminin yapılmadığını,</p>

<p style="text-align:justify">1.9. İlgili idarenin görev tahsisi yapılmış söz konusu lojmanı, kasıtlı olarak hak sahibine teslim etmediğini, komisyon sekretaryasının, ilgili komisyona teslimin gerçekleşmediğini bildirmediğini, bu nedenle kira kaybı kaynaklı kamu zararının lojmanı teslim alma süresinin bittiği 20.08.2022 tarihinden 01.03.2023 tarihli Lojman Tahsis Komisyonu Kararına kadar olan süre için hesaplanarak lojman iş ve işlemlerinde asli görevleri olan, ihmali bulunan personel ve yetkililerden tazmin edilmesi gerektiğini,</p>

<p style="text-align:justify">belirterek söz konusu gerekçelerle Gençlik ve Spor Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tesis edilen işlemin geri alınarak tarafından tahsil edilen tutarın iade edilmesini talep etmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">II.İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI</p>

<p style="text-align:justify">2.Başvuruya konu iddialar hakkında bilgi ve belge talebimize istinaden Gençlik ve Spor Bakanlığının</p>

<p style="text-align:justify">15.12.2025 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve eklerinde,</p>

<p style="text-align:justify">2.1.Kamu konutları tahsis komisyonu ile ilgili hizmet biriminin görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin</p>

<p style="text-align:justify">II.11.1983 tarihli ve 18218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu, 23.9.1984 tarihli ve 18524 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Konutları Yönetmeliği ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tebliğleri çerçevesinde Bakanlık lojmanlarının etkin ve verimli şekilde yönetilebilmesi amacıyla değerlendirme, tahsis, tefrik vb. iş ve işlemlerin 30.09.2019 tarihli ve sayılı Makam Oluru ile Personel Genel Müdürlüğünce yürütüleceği belirlenmiş olup ayrıca ilgili mevzuat çerçevesinde oluşturulan Konut Tahsis Komisyonunca alınan kararların yürütülmesine ilişkin iş ve işlemler (sekreterya hizmetleri) Personel Genel Müdürlüğü Yönetim Hizmetleri Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülmekte olduğu,</p>

<p style="text-align:justify">2.2. Kamu zararının müteselsil sorumlular açısından hesaplanma yöntemine ilişkin, adı geçenin Konut Tahsis Komisyonunda Başkanlık yaptığı dönemde söz konusu dairenin 01.03.2022-27.07.2022 tarihlerinde boş kalmasından dolayı mahrum kalınan toplam 2.752,37-TL başkan ve üyelerden eşit şekilde tahsil edildiği, ayrıca adı geçenin 27.07.2022 tarihli ve | sayılı Konut Tahsis Komisyonu kararında imzası bulunduğundan bahsi geçen daire için 28.07.2022-01.03.2023 tarihlerinde tahsil edilmeyen 4.269,36-TL kararda imzası bulunan başkan, üyeler ve kararı onaylayan dönemin Personel Genel Müdüründen eşit şekilde tahsil edildiği,</p>

<p style="text-align:justify">2.3. Bakanlığa ait boş bulunan bahsi geçen lojmanın 27.07.2022 tarihli ve sayılı Konut Tahsis Komisyon Kararı ile dönemin Personel Genel Müdürü ye tahsis edildiği, adına tahsis edilmiş lojmanın en geç 15 gün içerisinde teslim alınması hususu Personel Genel Müdürlüğünün 04.08.2022 tarihli vesayılı yazısı ile adı geçene bildirildiği ancak bahsi geçen lojmanın teslim alınmadığı, akabinde 30.10.2022 tarihli ve sayılı Cumhurbaşkanı Kararı gereğince sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 4'üncü maddesi kapsamında adı geçenin görevinden alındığı,</p>

<p style="text-align:justify">2.4.Söz konusu dönemde lojman iş ve işlemleri Bakanlığın Personel Genel Müdürlüğü Yönetim Hizmetleri Dairesi Başkanlığı tarafından yürütüldüğünden, 22.05.2024 tarihli Genel Teftiş Raporuna istinaden ilgili birimde görev yapan personele gerekli eğitim verilmiş olup personelin bilgilendirildiği,</p>

<p style="text-align:justify">açıklamalarına yer verilmiş olup, söz konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ek olarak Kurumumuza gönderilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">III.İLGİLİ MEVZUAT</p>

<p style="text-align:justify">3.2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde, “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,</p>

<p style="text-align:justify">4.6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,</p>

<p style="text-align:justify">5.2946 sayılı Kamu Konutları Kanununun</p>

<p style="text-align:justify">5.1.“Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde, “Bu Kanunun amacı; kamu konutlarının tahsis biçimi, oturma süresi, kira, bakım, onarım ve yönetimine ilişkin temel ilkeleri belirlemektir. ”,</p>

<p style="text-align:justify">5.2.“Kamu konut türleri ve konut tahsisi” başlıklı 3 üncü maddesinde, “Kamu konutları, tahsis esasına göre aşağıda belirtilen dört gruba ayrılır:</p>

<p style="text-align:justify">b) Görev tahsisli konutlar; yönetmelikte belirlenecek makam ve rütbe sahiplerine, görevlerinin önemi ve özelliği, yetki ve sorumlulukları gereğince tahsis edilen konutlardır.</p>

<p style="text-align:justify">Konut tahsisinin yapılmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte düzenlenir.”,</p>

<p style="text-align:justify">5.3.“Konuttan çıkma” başlıklı 7 nci maddesinde, “Bu Kanun kapsamına giren;</p>

<p style="text-align:justify">a) Özel tahsisli, görev tahsisli ve hizmet tahsisli konutlarda oturanlar; tahsise esas görevin son bulduğu tarihten itibaren iki ay içinde konutlardan çıkmak zorundadırlar.”,</p>

<p style="text-align:justify">5.4.“Yönetmelik” başlıklı 11 inci maddesinde, “Bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili usul ve esaslar; Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”,</p>

<p style="text-align:justify">6.Kamu Konutları Yönetmeliğinin</p>

<p style="text-align:justify">6.1.“Görev Tahsisli Konutların Tahsis Şekli” başlıklı 8 inci maddesinde, “Görev tahsisli konutlar, Yönetmeliğe ekli (2) sayılı cetvelde belirtilenlere, cetveldeki sıraya göre, yetkili konut dağıtım komisyonu tarafından tahsis edilir. Ancak (3) sayılı cetvelde gösterilen makam ve rütbe sahiplerine tahsiste ayrıca tahsis kararı alınmaz, atama kararı aynı zamanda tahsis kararını da kapsar. Merkezde görevli personele merkez konut dağıtım komisyonunca, görev tahsisli konut tahsisi yapılır.</p>

<p style="text-align:justify">Kamu kurum ve kuruluşlarında, ataması merkezden yapılan personele, merkezde kurulan yetkili konut dağıtım komisyonunca görev tahsisli konut tahsis edilebilir.</p>

<p style="text-align:justify">Görev tahsisli konutta oturmakta iken görev unvanı değişen personelin yeni görevi, Yönetmeliğe ekli (2) sayılı cetvelde gösterilmiş ise, kendisi için tekrar tahsis kararı alınmaz. Atanma kararı, son duruma göre konut tahsis kararı yerine geçer.</p>

<p style="text-align:justify">Boşalan görev tahsisli konutların, fiilen boşaltılması tarihinden itibaren en geç (30) gün içinde, Yönetmelik hükümlerine göre hak sahiplerine tahsisi gerekir. Ancak, önceden belli bir görev için ayrıldığı halde, bu göreve atama yapılmadığından boş bulunan görev tahsisli konutlar hakkında bu hüküm uygulanmaz. ”,</p>

<p style="text-align:justify">6.2.“Konut Tahsisinin Bildirilmesi” başlıklı 16 ncı maddesinde, “Yetkili makamın veya ilgili konut dağıtım komisyonunun konut tahsis kararı, tahsisin yapıldığı tarihten itibaren en geç on gün içinde, görevli birim tarafından bir yazı ile konut tahsis edilen personele bildirilir.”,</p>

<p style="text-align:justify">6.3.“Konutların Teslimi ve Konutlara Giriş” başlıklı 17 nci maddesinde, “Konut tahsis edilen personele, konutun teslim tarihinden itibaren hesaplanacak kira bedeli, müteakip ayın aylık veya ücretinden bu ayın kirası ile birlikte bordro üzerinde gösterilmek suretiyle tahsil edilir.</p>

<p style="text-align:justify">Konutlar, konut yönetimine yetkili birimce, bir örneği ek (6) da gösterilen "Kamu Konutları Giriş Tutanağı" düzenlenerek teslim edilir. Bu tutanakların aslı konut tahsis dosyasında saklanır ve bir örneği de kiracıya verilir. Tutanağa, konutta bulunan demirbaş eşya ve mefruşatın ek (7) deki örneğine göre, hazırlanan bir listesi eklenir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu tutanak, konuta girişte kira sözleşmesi ve çıkışta ise, geri alma ve bütün borçlarından ve dava haklarından kurtulma yerine geçer.</p>

<p style="text-align:justify">Konut tahsis edilmeden ve tahsis kararı bildirilmeden, konutun anahtarı teslim edilmez ve konuta girilemez. Konut tahsis edilenler, konutu teslim aldıkları tarihten itibaren kira öder.</p>

<p style="text-align:justify">Kendisine konut tahsis edilen personel, tahsis kararının tebliğ tarihinden itibaren, meşru mazeret dışında, en geç 15 gün içinde Yönetmeliğe ekli kamu konutları tutanağını imzalayıp konuta girmediği takdirde, konut tahsis kararı iptal edilir. Bu takdirde, konutun boş kaldığı süre için tahakkuk eden kira bedeli kendisinden tahsil edilir.”,</p>

<p style="text-align:justify">6.4.Konutlarda Oturma Süreleri” başlıklı 20 nci maddesinde, “Özel, görev ve hizmet tahsisli konutlarda, tahsise esas olan görev veya hizmetin devamı süresince oturulabilir.”,</p>

<p style="text-align:justify">6.5.“Konut Tahsis Komisyonlarının Kurulması” başlıklı 18 inci maddesinde, “Komisyon kararını gerektiren konutların oturmaya hak kazananlara tahsisi amacı ile, konut tahsis komisyonları kurulur. Bu komisyonlar kurum veya kuruluşların yetkili makamlarınca belirlenen üç kişiden oluşur. Ayrıca iki yedek üye tesbit edilir.”,</p>

<p style="text-align:justify">6.6.“Konut Tahsis Komisyonlarının Toplanması ve Çalışma Esasları” başlıklı 19 uncu maddesinde,</p>

<p style="text-align:justify">“Komisyonlar üye tam sayısı ile toplanır ve konut tahsisi isteğinde bulunanlar ile konut tahsisine hak kazandığı anlaşılanların durumunu tetkik eder. Komisyonca, konut tahsisine hak kazananlar için gerekçeli bir karar alınır. Konut tahsis kararları, ekseriyetle verilir. Karar ayrıca tutulacak bir "Karar defteri" ne yazılır. Bir örneği konut tahsis dosyasında saklanır.</p>

<p style="text-align:justify">Konut tahsis komisyonunun sekreterya işleri, konut tahsis işlemlerini yürüten birimce görevlendirilen personel tarafından yürütülür.”,</p>

<p style="text-align:justify">6.7.“Kurum ve Kuruluşlarca Karşılanacak İşletme, Bakım ve Onarım Giderleri” başlıklı 26 ncı maddesinde, “a) Bu Yönetmeliğe göre, kamu konutu olarak ayrılan konutların;</p>

<p style="text-align:justify">1)634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa tabi olmayan kaloriferli konutların ısınma giderleri,</p>

<p style="text-align:justify">2)Borçlar Kanununun 258 nci maddesinde bahsi geçen ve konutların olağan kullanılmasından doğan temizlik ve küçük onarım giderleri dışında kalan asansör, kalorifer, ana duvarlar, çatı, koridor gibi ortak yerlerin bakımı, korunması ve onarımı ile ilgili giderleri,</p>

<p style="text-align:justify">3)(Değişik: 1/9/1986-86/10974) Kalorifer, hidrofor ve asansör gibi ortak tesislerin elektrik ve işletme giderleri,</p>

<p style="text-align:justify">4)Yönetmeliğin yayımı tarihinden itibaren beş yılda bir boya (yağlı, plastik gibi) ve üç yılda bir badana giderleri,</p>

<p style="text-align:justify">b)Özel tahsisli konutların ısınma, işletme, bakım ve onarım giderleri ile demirbaş eşya ve mefruşat giderleri ve konutun aydınlatma, elektrik, su, gaz, temizlik, telefon, kapıcı, ahçı, kaloriferci, bahçıvan ve benzeri giderleri,</p>

<p style="text-align:justify">c)Görev tahsisli konutlardan (3) sayılı cetvelde belirtilen makam ve rütbe sahiplerine tahsis edilen konutların (a) bendinde belirtilen giderlerine ilave olarak, demirbaş eşya ve mefruşat giderlerinin tamamı ile konutun aydınlatma, elektrik, su, gaz ve benzeri giderlerinin, konutun yüzyirmi metrekaresine isabet eden kısmından fazlası,</p>

<p style="text-align:justify">Kamu kurum ve kuruluşlarınca karşılanır.”,</p>

<p style="text-align:justify">6.8. “Konuttan Çıkma” başlıklı 33 üncü maddesinde, “Bu Yönetmelik kapsamına giren; a) Özel tahsisli, görev tahsisli veya hizmet tahsisli konutlarda oturanlar; tahsise esas görevin son bulduğu tarihten itibaren iki ay; başka kurumda aynı veya eşdeğer bir göreve nakledilenler en geç altı ay içerisinde konutları boşaltmak zorundadırlar.</p>

<p style="text-align:justify">Konutları boşaltmak ve anahtarlarını, yetkili birime vermek zorundadır.</p>

<p style="text-align:justify">Konutta oturanlarda yukarıdaki fıkralara göre, konutun boşaltılmasını gerektiren bir değişiklik olduğunda, durum, personelin bağlı bulunduğu en yakın ve yetkili amirince, değişiklik tarihinden itibaren en geç on gün içinde bir yazı ile ilgili kamu kurum ve kuruluşuna bildirilir.</p>

<p style="text-align:justify">Konutları boşaltanlar, konutu ve anahtarını bir örneği ek (8) de gösterilen "Kamu Konutlarını Geri Alma Tutanağı" düzenlemek suretiyle ilgili birime teslim etmek zorundadır. Teslim sırasında konutta bulunan demirbaş eşya ve mefruşat listesi idarece kontrol edilir ve noksansız teslim alınır. ”</p>

<p style="text-align:justify">düzenlemelerine yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">IV.KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN'IN KAMU BAŞDENETÇİSİ'NE ÖNERİSİ</p>

<p style="text-align:justify">7.Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebinin kabulü ile tavsiyede bulunulması yönünde hazırlanan Tavsiye Karar Önerisi, Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">V.DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE</p>

<p style="text-align:justify">A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme</p>

<p style="text-align:justify">8. Başvuran özetle; Gençlik ve Spor Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 28.08.2024 tarihli ve Borç Bildirimi konulu yazı ile Genel Teftiş Raporu çerçevesinde Apartmanı | Blok | No'lu dairenin 01.03.2022-27.07.2022 dönemi için boş kalmasından dolayı mahrum kalınan toplam 2.752,37TL kira bedeli ile 28.07.2022-01.03.2023 dönemi için tahsil edilemeyen 4.269,36TL kira bedelinin Konut Tahsis Komisyonu Başkan ve üyeleri ile Personel Genel Müdüründen müştereken ve müteselsilen tahsil edilmesi amacıyla tarafına haksız ve hukuksuz bir biçimde borç çıkarıldığını belirterek söz konusu işlemin geri alınarak tarafından tahsil edilen tutarın iadesini talep etmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">9.Başvuruya konu olayda,</p>

<p style="text-align:justify">9.1.23.03.2020 tarihli ve numaralı Konut Tahsis Komisyonu Kararı ile Nenehatun Kız Öğrenci Yurdu Kampüsü Lojmanları Mahallesi Cadde numaralı lojmanın numaralı dairesinin görev tahsisli olarak Personel Genel Müdürü ’ye tahsisine karar verildiği,</p>

<p style="text-align:justify">9.2.Personel Genel Müdürlüğünün 02.12.2021 tarihli Oluru ile Konut Tahsis Komisyonunun o dönemde görevde bulunan Personel Genel Müdür Yardımcısı başkanlığında, Yatırım İşletmeler Genel Müdür Yardımcısı Personel Genel Müdürlüğü Daire Başkanı , Daire Başkanı Destek Hizmetleri Daire Başkanı ve Büro Memur-Sen 9 nolu Şube Başkanı . ’nın üye olarak Personel Genel Müdürlüğü Daire Başkanları ve ………………….nin tahsis komisyonuna yedek üye olarak görevlendirilmesi ile oluşturulduğu,</p>

<p style="text-align:justify">9.3. 03.12.2021 tarihli ve numaralı Konut Tahsis Komisyonu Kararı ile Caddesi Mahallesi……………Apartmanı ^ numaralı lojmanın | blok | numaralı dairesinin İdari İşler Başkanı unvanına görev tahsisinin iptal edildiği, 29.06.2021 tarihli ve 10.08.2021 tarihli talep toplama yazılarına göre hazırlanan tablolar göz önüne alınarak söz konusu dairenin görev tahsisli olarak Hukuk Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı ye tahsis edildiği, ilgilinin 13.12.2021 tarihli dilekçesi ile lojmandan faydalanmak istemediği ve hakkından feragat ettiği,</p>

<p style="text-align:justify">9.4.Boş kalan Apartmanı numaralı lojmanın blok numaralı dairesi için 17.01.2022 tarihli</p>

<p style="text-align:justify">yazılar ile tahsise uygun lojman konutları için daire başkanlarından talep toplandığı, 9.5.Bu arada, Personel Genel Müdürlüğünün 10.02.2022 tarihli yazısı ile Apartmanı 74 numaralı lojmanın blok ve numaralı dairelerinin ve sıra nolu Milli Emlak Genel Tebliğleri uyarınca gerekli bakım-onarımlarının yaptırılması ve söz konusu işlerin tamamlanmasını müteakip bilgi verilmesinin talimatlandırıldığı,</p>

<p style="text-align:justify">9.6. Personel Genel Müdürlüğü tarafından Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü ile Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğüne gönderilen 19.04.2022 tarihli yazı ile Bakanlık bünyesindeki Nenehatun Kız Öğrenci Yurdu lojmanlarından nolu boş dairelerin tahsis edilmesinin düşünüldüğü ancak şifahi görüşmelerde Nenehatun Yurt Müdürlüğünün depreme dayanıksız olması nedeniyle kapatılacağı ve lojmanların tahliye edileceği bilgisi edinildiği, söz konusu lojmanın tahsis işlemine uygun olup olmadığının değerlendirilmesinin talep edildiği,</p>

<p style="text-align:justify">9.7. Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğünün 21.04.2022 tarihli cevabi yazısında, Nenehatun Kız Öğrenci Yurdu lojmanları ile alakalı Genel Müdürlüklerince değerlendirme yapılarak alınmış bir yıkım kararı bulunmadığı, söz konusu lojman ile alakalı inceleme ve değerlendirmenin Ankara Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından yapılması hususunun belirtildiği,</p>

<p style="text-align:justify">9.8. Personel Genel Müdürlüğü tarafından Ankara Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne gönderilen 11.05.2022 tarihli yazısında İl Müdürlüğüne bağlı Nenehatun Kız Öğrenci Yurdu lojmanının kullanıma uygun olup olmadığının bildirilmesinin talep edildiği, 22.07.2022 tarihli cevabi yazıda, Nenehatun Öğrenci Yurdu ve Lojmanlarına ait 2018 Türkiye Deprem Yönetmeliği kapsamında hazırlatılan deprem güvenliği tespit projesi sonuç kısmında “Bina Deprem Yönetmeliği kapsamında mevcut hali ile kullanıma uygun olmadığı tespit edilmiştir." açıklamasının yer aldığı,</p>

<p style="text-align:justify">9.9. Ankara Gençlik ve Spor İl Müdürlünün 28.06.2022 tarihli yazısı ile Apartmanı numaralı lojmanın | Blok | ve | numaralı dairelerinin bakım ve onarım çalışmalarının tamamlandığı bilgisinin Personel Genel Müdürlüğe iletildiği,</p>

<p style="text-align:justify">9.10. Personel Genel Müdürlüğünün 07.07.2022 tarihli Oluru ile Bakanlık hizmetirimlerinde meydana gelen değişikler nedeniyle Konut Tahsis Komisyonunun o dönemde görev yapan Personel Genel Müdürü Yardımcısı Vekili olan başvuranın başkanlığında, Yatırım İşletmeler Genel Müdür Yardımcısı Personel Genel Müdürlüğü Daire Başkanları . ve Destek Hizmetleri Daire Başkanı . ile Büro Memur-Sen 9 nolu Şube Başkanı 'nın üye olarak, Personel Genel Müdürlüğü Daire Başkanları ve 'nin yedek üye olarak görevlendirilerek oluşturulduğu,</p>

<p style="text-align:justify">9.11. Personel Genel Müdürlüğü tarafından dönemin Personel Genel Müdürü …………………………….’ye gönderilen27.07.2022 tarihli yazıda Nenehatun Öğrenci Yurdunun 2018 Bina Deprem Yönetmeliği kapsamında mevcut haliyle kullanıma uygun olmaması sebebiyle yurt kampüsünde yer alan ve numaralı Konut Tahsis Komisyonu Kararı ile kendisine tahsis edilen Nenehatun Kız Öğrenci Yurdu kampüsü içerisinde yer alan…………………………. numaralı lojmanın elektrik, su, doğalgaz aboneliklerinin kapatılarak en kısa süre içerisinde boşatılması ve kapatma yazıları ile anahtarlarının Bakanlık ilgili birimine teslim edilmesinin istenildiği,</p>

<p style="text-align:justify">9.12. Personel Genel Müdürü ’nin 27.07.2022 tarihli yazı ile Nenehatun Öğrenci Yurdu kampüsünde bulunan numaralı lojman dairesinde ikamet ettiğini ancak söz konusu lojman binasının deprem yönetmeliğine uygun olmaması sebebiyle tahliye etmesinin istenildiği, bu sebeple…………..Mahallesi…………Caddesinde bulunan Apartmanı ………………. numaralı lojmanın | blok | numaralı boş lojman dairesinin kendisine tahsis edilmesini talep ettiği,</p>

<p style="text-align:justify">9.13.27.07.2022 tarihli ve numaralı Konut Tahsis Komisyonu Kararı ile Apartmanı 74 numaralı lojmanın blok numaralı dairesinden Hukuk Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı feragat ettiğinden ilgili tahsis işleminin iptal edildiği ve ilgili lojmanın Personel Genel Müdürü adına görev tahsisli olarak tahsis edildiği,</p>

<p style="text-align:justify">9.14.27.07.2022 tarihli ve numaralı Onay Belgesinde Mahallesi Caddesi Apartmanı numaralı lojmanın^ blok numaralı görev tahsisli konutun Personel Genel Müdürüne tahsis edilmesi sebebiyle konutta kullanılmak üzere dayanıklı taşınır malzemesi alımına ilişkin sürecin başlatıldığı, söz konusu satın alım işlemi için 29.07.2022 tarihli Harcama Talimatı Onay Belgesinin düzenlendiği,</p>

<p style="text-align:justify">9.15.Personel Genel Müdürlüğünün 04.08.2022 tarihli yazısında .'nin lojman dairesini 15 gün içinde teslim alması gerektiğine yer verildiği,</p>

<p style="text-align:justify">9.16. Personel Genel Müdürü nin 05.08.2022 tarihinde Genel Müdürlük görevinden fiilen ayrılıp Özel Kalem Emrine görevlendirildiği, 30.10.2022 tarihli Resmi Gazetenin numaralı kararı ile görevden alınarak Bakanlık Müşavirliğine atandığı, ilgili lojmanın tarafına iadesine ilişkin taleplerinin olduğu,</p>

<p style="text-align:justify">9.17.Personel Genel Müdürlüğü tarafından 10.08.2022 tarihli yazı ile satın alınan malzemelerin teslim alınmadığı, ihtiyacın ortadan kalkmasından dolayı satın alma işleminin geri alındığı,</p>

<p style="text-align:justify">9.18.Personel Genel Müdürü Yardımcısı Vekili olan başvuranın ise, 12.10.2022 tarihinde Bakanlık Özel Kalem emrine görevlendirildiği, bu tarihten itibaren Personel Genel Müdürlüğü ve dolayısıyla lojman iş ve işlemleri ile ilgili bir ilişkisinin bulunmadığı,</p>

<p style="text-align:justify">9.19.Personel Genel Müdürlüğünün 21.12.2022 tarihli Oluru ile belirtilen tarihte görev yapan Personel Genel Müdür Yardımcısı başkanlığında, Genel Müdür Yardımcısı …………….., Personel Genel Müdürlüğü Daire Başkanı …………..., Destek Hizmetleri Dairesi Başkanı………... ile Büro Memur-Sen 9 nolu Şube Başkanı nın asil üye olarak Personel Genel Müdürlüğü Daire Başkanları . ve .'nin yedek üye olarak konut tahsis komisyonunda görevlendirildiği,</p>

<p style="text-align:justify">9.20.Bakanlık Makamının 13.10.2022 tarihli Oluru ile Rehberlik ve Denetim Başkanlığının 20.10.2022 tarihli görevlendirme yazısına istinaden Personel Genel Müdürlüğünün 01.01.2012-31.12.2021 tarihleri arasındaki iş ve işlemlerinin genel teftişine karar verildiği,</p>

<p style="text-align:justify">9.21.Söz konusu Genel Teftiş Raporunun 34 üncü maddesinde, Kamu Konutları Yönetmeliğinin 8 inci maddesinde, “Boşalan konutların fiilen boşaltılması tarihinden itibaren en geç (30) gün içinde, Yönetmelik hükümlerine göre hak sahiplerine tahsisi gerekir. ” Hükmünün yer aldığı,…………….caddesi No:…………adresinde bulunan……………..Apartmanı | Blok | numaralı dairenin 29.11.2021 tarihinde boşaltıldığı ve teftişi yapılan dönem itibari ile de mezkur dairenin boş olduğu öğrenilmiştir.” tespitine yer verildiği ve Rehberlik ve Denetim Başkanlığının 16.08.2024 tarihli ve sayılı</p>

<p style="text-align:justify">yazısı ekinde bulunan Müfettişin Son Görüşünde, " Apartmanı | blok | numaralı daire için</p>

<p style="text-align:justify">15.02.2022 tarihinde talep toplanıp 01.03.2022 tarihinde puanlama cetveli hazırlanmasına rağmen 27.07.2022 tarihine kadar komisyon tarafından tahsis işlemi yapılmadığı, söz konusu dairenin 01.03.2022¬27.07.2022 dönemi için boş kalmasından dolayı mahrum kalınan toplam 2.752,37-TL kira bedelinin tahsis işlemini yapmayan Konut Tahsis Komisyonu başkan ve üyelerinden tahsil edilmesi, 28.07.2022-01.03.2023 dönemi içinse tahsil edilemeyen 4.269,36-TL kira bedelinin halihazırda bir lojman tahsisi bulunmasına rağmen ikinci kez ye konut tahsisi işlemi yapan 27.07.2022 tarihli ve sayılı Konut Tahsis Komisyonu Kararında imzası bulunan lojman tahsis komisyonu başkan ve üyeleri ile kararı onaylayan dönemin Personel Genel Müdürü 'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilmesi gerekmektedir.” İfadelerine yer verildiği ve bahse konu Raporda yer alan hususun yerine getirilmesini teminen ilgililerden belirlenen tutarın tahsil edilmesine ilişkin işlemlerin tesis edildiği,</p>

<p style="text-align:justify">9.22.Personel Genel Müdürlüğünün 27.08.2024 tarihli yazısı ile "aynı kişiye aynı dönemde iki lojman tahsisi yapan Konut Tahsis Komisyonunun sorumluluğunun bulunduğu bulgusuna ilişkin ise bahsi geçen sayılı Karar'da imzası bulunanların sorumluluklarının mahiyetinden bahsedilmediği için herhangi bir işlem tesis edilemediği, bu sebeple söz konusu sorumluluk bulgusuna ilişkin tesis edilecek işlemlere esas olmak üzere bahsi geçen lojman tahsis işlemi ile tahsis öncesinde ve sonrasında tesis edilen işlemlerin Personel Genel Müdürlüğünde bulunan bilgi ve belgeler de göz önüne alınarak Bakanlık müfettişlerince bir bütün olarak incelemesi ve soruşturulmasının yerinde olacağı ” gerekçesi ile Rehberlik ve Denetim Başkanlığının 16.09.2024 tarihli Görev Emri ile soruşturma açıldığı,</p>

<p style="text-align:justify">9.23.Yapılan soruşturma sonucunda, "Adli Yönden: Söz konusu konut tahsis işleminden dolayı ortaya çıkan kamu zararının Personel Genel Müdürlüğünün 27.07.2024 tarihli,………….sayılı 28.08.2024 tarihli,………….sayılı yazıları ile ilgililerinden tahsil edilmesi süreci başlatıldığından ayrıca söz konusu işlemden dolayı daha önceki puanlama listesinde yer alan ve tahsis sırası gelen kişiye tahsis işlemi gerçekleştirildiğinden kişi mağduriyeti bulunmadığından dolayı yapılacak bir işlem bulunmadığı,</p>

<p style="text-align:justify">Disiplin Yönünden: ...Ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından bu konuda yapılacak bir işlem bulunmadığı,</p>

<p style="text-align:justify">Mali Yönden: Personel Genel Müdürlüğü tarafından edinilmesi gereken lojman gelirine ilişkin geçmişe yönelik tahsilat işlemleri başlatıldığından, tahsilat işlemlerinin bir kısmının da dava konusu olması nedeniyle, dava sonucuna göre işlem yapılması gerektiğinden bu aşamada yapılacak bir işlem bulunmadığı,</p>

<p style="text-align:justify">İdari Yönden: Lojman tahsis ve tefrikine dair tüm iş ve işlemlerin mevzuat hükümlerinde belirtilen sürelere ve koşullara uygun şekilde yapılmasının sağlanmasını teminen lojman iş ve işlemleriyle görevli personelin bilgilendirilmesi gerektiği” sonucuna varıldığı görülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">10.İlgili mevzuat incelendiğinde,</p>

<p style="text-align:justify">10.1.Komisyon kararını gerektiren konutların oturmaya hak kazananlara tahsisi amacı ile konut tahsis komisyonları kurulacağı, komisyonların konut tahsisi isteğinde bulunanlar ile konut tahsisine hak kazandığı anlaşılanların durumunu inceleyerek konut tahsisine hak kazananlar için gerekçeli karar alacakları ve konut tahsis komisyonunun sekreterya işlerinin, konut tahsis işlemlerini yürüten birimce görevlendirilen personel tarafından yürütüleceği,</p>

<p style="text-align:justify">10.2.Görev tahsisli konutların, Yönetmeliğe ekli (2) sayılı cetvelde yer alan görevlilere, cetveldeki sıraya göre yetkili konut dağıtım komisyonu tarafından tahsis edileceği, görev tahsisli konutta oturmakta iken görev unvanı değişen personelin yeni görevi (2) sayılı cetvelde yer alıyorsa yeniden tahsis kararı alınmayacağı, atanma kararının geçerli kabul edileceği, boşalan görev tahsisli konutların, fiilen boşaltıldığı tarihten itibaren en geç otuz gün içinde hak sahiplerine tahsis edilmesi gerektiği, konut tahsisinin yapıldığı tarihten itibaren en geç on gün içinde ilgili personele yazılı olarak bildirileceği,</p>

<p style="text-align:justify">10.3.Konut tahsis edilenlerin, konutu teslim aldıkları tarihten itibaren kira ödeyeceği, kendisine konut tahsis edilen personelin, tahsis kararının tebliğ tarihinden itibaren, meşru mazeret dışında, en geç 15 gün içinde konuta girmediği takdirde, konut tahsis kararının iptal edileceği, bu takdirde, konutun boş kaldığı süre için tahakkuk eden kira bedelinin ise kendisinden tahsil edileceği,</p>

<p style="text-align:justify">10.4.Kamu konutu olarak ayrılan konutların ortak alanlara ilişkin bakım, onarım, işletme, kalorifer, asansör ve benzeri giderleri ile belirli aralıklarla yapılacak boya ve badana giderlerinin kamu kurum ve kuruluşlarınca karşılanacağı, görev tahsisli konutlardan (3) sayılı cetvelde belirtilen makam ve rütbe sahiplerine tahsis edilenlerde ise, genel giderlere ek olarak demirbaş ve mefruşat giderleri ile belirlenen metrekareyi aşan kısımlara ait elektrik, su ve benzeri giderlerin kurumca karşılanacağı,</p>

<p style="text-align:justify">10.5.Tahsisli konutlarda oturanların, tahsise esas görevin sona ermesi hâlinde en geç iki ay içinde konutları boşaltmak zorunda oldukları, konutun boşaltılmasını gerektiren bir durum ortaya çıktığında, bu durumun en geç on gün içinde yetkili amir tarafından ilgili idareye bildirileceği, konutlar, konutları boşaltanların, konutu ve anahtarını "Kamu Konutlarını Geri Alma Tutanağı" düzenlemek suretiyle ilgili birime teslim etmek zorunda olduğu, teslim sırasında konutta bulunan demirbaş eşya ve mefruşat listesi idarece kontrol edilerek noksansız teslim alınacağı düzenlenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">11.Bu kapsamda yapılan inceleme çerçevesinde,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">11.1.Başvuranın Personel Müdür Yardımcısı vekili olarak 7.7.2022 tarihinde Konut Tahsis Komisyonu Başkanı olarak görevlendirilmesi nedeniyle kamu konutunun 01.03.2022-07.07.2022 arasındaki boş kalma süresinin başvuranın komisyon başkanı olmadığı döneme ait olduğu, görevlendirilmesinin akabinde Komisyon Başkanı olarak alınan 27.7.2022 tarihli Komisyon Kararı ile riskli yapı olarak değerlendirilen Nenehatun Kız Öğrenci Yurdu Kampüsü Lojmanları Mahallesi ^ Cadde ^ numaralı lojmanda ikamet edenlerin ilgili konutları boşaltmalarının talimatlandırıldığı ve söz konusu konutta oturanlardan Personel Genel Müdürünün talebi ve görevi gereği ……….Caddesi……….Mahallesi……..Apartmanı ………….numaralı lojmanın | Blok | numaralıdairenin ilgili Genel Müdüre tahsisine karar verdiği,</p>

<p style="text-align:justify">11.2. Nenehatun Kız Öğrenci Yurdu Kampüsü Lojmanları Mahallesi Cadde numaralı lojmanın numaralı dairesinin Ankara Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünce yapılan inceleme sonucunda Bina Deprem Yönetmeliği kapsamında mevcut hali ile kullanıma uygun olmadığı ve bu nedenle risk li yapı niteliği nedeniyle kamu konutu olarak değerlendirilmesinin mümkün olmaması ve söz konusu konutta ikamet etmekte olan Genel Müdürün görev tahsisli konut hakkına haiz olması nedeniyle tarafına yeni bir kamu konutu tahsisinin mükerrer tahsis olarak değerlendirilmesinin hukuken yerinde olmadığı,</p>

<p style="text-align:justify">11.3.03.12.2021 tarihli ve numaralı Konut Tahsis Komisyonu Kararı ile…………Caddesi Mahallesi Apartmanı numaralı lojmanın Blok numaralı daireye ilişkin olarak yapılan tahsis kararına rağmen ilgili Genel Müdür Yardımcısının kamu konutundan feragat etmesi ve tahsis kararı sonrasında Ankara Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünce ilgili konutta bakım ve onarım çalışmalarının başlatıldığı, 28.6.2022 tarihinde söz konusu çalışmaların bitmesi akabinde dayanıklı taşınır malzemesi alımına ilişkin sürecin başlatılması nedeniyle Personel Genel Müdürlüğünce söz konusu konutun teslim alınmasına ilişkin yazının 04.08.2022 tarihinin esas alınması gerektiği ve önceki süreçte kamu konutunun fiilen ikamete uygun olmaması nedeniyle boş kalmasından dolayı kamu zararının oluşmasına imkan bulunmadığı,</p>

<p style="text-align:justify">11.4.Söz konusu kamu zararına esas teşkil eden Genel Teftiş Raporunda ve sonrasında yapılan Disiplin Soruşturması Raporunda ilgililerin ifadelerinde belirtilmesine karşın kamu zararının oluştuğu değerlendirilen süreçte ilgili konutta Ankara Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünce bakım ve onarım çalışmalarının yapıldığına dair herhangi bir tespite yer verilmeksizin kanaate varıldığı,</p>

<p style="text-align:justify">11.5.Bakanlık Makamının 13.10.2022 tarihli Oluru ile Rehberlik ve Denetim Başkanlığının 20.10.2022 tarihli görevlendirme yazısına istinaden Personel Genel Müdürlüğünün 01.01.2012-31.12.2021 tarihleri arasındaki iş ve işlemlerinin genel teftişine karar verilmekle birlikte, kamu zararı oluştuğu tespiti yapılan 01.03.2022- 01.03.2023 döneminin genel denetim için yetki verilen döneme uyulmaksızın inceleme yapıldığı, yapılan tespit çerçevesinde de yeni bir Bakanlık Oluruna dair bir belgeye dosyada rastlanılmadığı, bu yönüyle bu konuya ilişkin yapılan denetim ve esası itibariyle tesis edilen işlemler açısından zaman yönünden yetkisizlik oluştuğundan Personel Genel Müdürlüğünce söz konusu Denetim Raporu ve Müfettiş görüşü esas alınarak ilgililere ödeme tebligatının yapıldığı, bu nedenle ilgili ödeme emirlerinin hukuki dayanağının hukuka aykırılık teşkil etmesi sebebiyle söz konusu işlemlerin de hukuka aykırı olduğu,</p>

<p style="text-align:justify">11.6.İlgili kanun ve yönetmelik hükümleri çerçevesinde konut tahsis komisyonunun konutların oturmaya hak kazananlara tahsisi ile sorumlu oldukları, konut tahsis komisyonunca alınan kararların yürütülmesine ilişkin tüm iş ve işlemlerin ise Personel Genel Müdürlüğü Yönetim Hizmetleri Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülmekte olduğu, Personel Genel Müdürlüğünce her ne kadar 04.08.2022 tarihinde teslim alınması amacıyla gerekli yazışmalar yapılmış olsa da ilgili Personel Genel Müdürünün 05.08.2022 tarihinde fiilen Özel Kalem emrine görevlendirilmesi nedeniyle 15 gün içerisinde konutun teslim almamasının yanında 10.08.2022 tarihinde ilgili konut için demirbaş alım işleminin geri alınması ile görev tahsisli konutun ikamet niteliğinde değişiklik amacının hasıl olduğu, Bakanlık Müşaviri kadrosuna ataması yapılan eski Personel Genel Müdürünün söz konusu konutun tarafına teslim edilmesi talepleri dikkate alındığında söz konusu konutun tahsis işleminin bilerek bekletildiği, kira tahakkukunun ve kesintisinin başlatılmamasının tahakkuk biriminin sorumluluğunda olduğu anlaşıldığından ilgili Komisyonun toplanmasını gerekli kılan bir durumun oluşmadığı ve bu nedenlerle söz konusu sorumluluğun Konut Tahsis Komisyonuna yüklenmesinin hukuken ve hakkaniyet ilkeleri açısından yerinde olmadığı,</p>

<p style="text-align:justify">11.7. Zira kamu zararının hukuken yerinde olduğu değerlendirilse dahi, 27.07.2022 tarihli ve sayılı Konut Tahsis Komisyonu Kararında imzası bulunan konut tahsis komisyonu başkan ve üyeleri ile kararı onaylayan dönemin Personel Genel Müdüründen toplam 7.024,76TL olarak belirlenen kamu zararının müştereken ve müteselsilen tahsil edilmesi sonucunda ilgililerden tahsil edilen miktarlar arasında daha kısa süreli üye olarak görevlendirilen başvuran aleyhine oluşacak şekilde tutarın tahsil edildiği, 03.12.2021 tarihli ve | numaralı Konut Tahsis Komisyonu Kararı ile 27.07.2022 tarihli ve | sayılı Konut Tahsis Komisyonu Kararında imzası bulunan üyelerin dahi başvurandan daha az tutarda ödeme yapmasının hukuken ve hakkaniyet ilkeleri açısından da aykırılık oluşturduğu,</p>

<p style="text-align:justify">11.8.Hizmet birimlerinde yapılan görev değişiklikleri sonrasında Konut Tahsis Komisyonu üyelerinde de değişikliklerin yapıldığı ve başvuranın Personel Genel Müdür vekili görevinin sonlandırılarak Özel Kalem emrine görevlendirilmesi sonrasında Konut Tahsis Komisyonu başkanı olarak sorumluluk almasının beklenmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı değerlendirilmekte olup, 3 ay süreli olarak Konut Tahsis Komisyonu Başkanı olarak görevlendirilen başvuranın, kamu zararının esas kaynağı olan gecikmenin, başvuranın fiilen görevli olmadığı dönemde gerçekleşmesi, yetki ve görev dönemi dışında gerçekleşen bir fiilden dolayı sorumluluk yüklenemeyeceği, eski Personel Genel Müdürünün fiilen oturduğu Nenehatun Kız Öğrenci Yurdu Kampüsü Lojmanlarının Bina Deprem Yönetmeliğine aykırı olduğunun resmi yazışmalarla sabit olduğu, lojmanın boşaltılmasının ilgili Komisyonun talimatı ile istendiği, güvenlik gerekçesiyle yapılan tahsis kararının keyfi değil, zorunlu ve güvenlik temelli bir idari işlem olduğu, zorunlu idari tasarruflardan doğan zararın personele yüklenemeyeceği, mükerrer tahsis yapıldığı iddia edilen ilgilinin fiilen aynı anda iki lojmandan yararlanma durumunun oluşmadığı, 27.7.2022 tarihli Tahsis Kararının da sonuç doğurmadan hükümsüz hale geldiği anlaşıldığından 01.03.2022¬01.03.2023 tarihleri arasında tespit edilen kamu zararından belirlenen tutarın müteselsilen sorumlu tutularak başvurandan tahsil edilmesinin hukuka ve hakkaniyet ilkelerine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">12.Yukarı anlatılan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın Gençlik ve Spor Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tesis edilen kamu zararının ödenmesi işleminin geri alınarak tahsil edilen tutarın iade edilmesi yönünde ilgili idareye tavsiyede bulunmak gerektiği kanaatine varılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme</p>

<p style="text-align:justify">13.İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin "İyi yönetim ilkeleri" başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmede, başvuru kapsamında, idarenin, başvurana ilişkin işlemlerle ilgili belgeleri süresi içerisinde Kurumumuza göndermiş olmakla birlikte, başvuru konusu işlemin hukuka aykırılık teşkil etmesi nedeniyle “kanunlara uygunluk”, “şeffaflık”, “hesap verilebilirlik”, “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine uyulmadığı tespit edildiğinden, idareden bundan böyle bu ilkelere uyması beklenmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">VI.HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA</p>

<p style="text-align:justify">14.6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, yetkili ve görevli mahkemelerde yargı yolu açıktır.</p>

<p style="text-align:justify">VII. KARAR</p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan gerekçelerle; BAŞVURUNUN KABULÜNE,</p>

<p style="text-align:justify">Gençlik ve Spor Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 26.08.2024 tarihli ve…………………….sayılı işleminin geri alınarak başvurandan tahsil edilen tutarın iade edilmesi yönünde GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,</p>

<p style="text-align:justify">6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; idare tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,</p>

<p style="text-align:justify">Kararın BAŞVURAN ile GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.</p>

<p style="text-align:right">Mehmet AKARCA</p>

<p style="text-align:right">Kamu Başdenetçisi</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖRNEK KARARLAR</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/lojmanin-kiraya-verilmemesinde-sorumluluk-hakkinda</guid>
      <pubDate>Sun, 08 Feb 2026 11:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/02/foto-1/lojman.jpg" type="image/jpeg" length="30691"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sendikal eylemde göreve gelmeyen aile hekimine ücret ödenmez]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/sendikal-eylemde-goreve-gelmeyen-aile-hekimine-ucret-odenmez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/sendikal-eylemde-goreve-gelmeyen-aile-hekimine-ucret-odenmez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay İkinci Dairesi, sendikanın aldığı karar doğrultusunda iş bırakan sözleşmeli aile hekimlerine, göreve gelmedikleri günler için ücret, teşvik ve destek ödemesi yapılamayacağına hükmetti. Karar, Resmî Gazete’de yayımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Danıştay: Sendikal eylemde göreve gelmeyen aile hekimine ücret ödenmez</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Danıştay İkinci Dairesi, sendikanın aldığı karar doğrultusunda iş bırakan sözleşmeli aile hekimlerine, göreve gelmedikleri günler için ücret ödenemeyeceğine hükmetti.</p>

<p style="text-align:justify">Resmî Gazete’nin 5 Şubat 2026 tarihli sayısında yayımlanan karara göre; sözleşmeli aile hekimi olarak görev yapan davacının, 2024 yılı Kasım ayında üç gün, Aralık ayında ise beş gün göreve gelmemesi nedeniyle maaşından yapılan kesintilerin iadesi talebi hukuka uygun bulunmadı.</p>

<p style="text-align:justify">İlk derece mahkemesi, davacının sendikal faaliyet kapsamında iş bırakmasının anayasal ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan sendika hakkı kapsamında olduğunu belirterek yapılan kesintilerin iadesine karar vermişti. Ancak Danıştay Başsavcılığı, bu kararın yürürlükteki mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle <strong>kanun yararına temyiz</strong> yoluna başvurdu.</p>

<p style="text-align:justify">Dosyayı inceleyen Danıştay İkinci Dairesi, Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği’nde yer alan <strong>“çalışılan gün sayısına göre ödeme yapılır”</strong> hükmüne dikkat çekti. Kararda, yönetmelikte açıkça sayılan istisnalar dışında göreve gelinmeyen günler için ücret ödenmesine imkân bulunmadığı vurgulandı.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay, sendikal eyleme katılım nedeniyle aile hekimlerine disiplin cezası verilemeyeceğini, ancak bunun çalışılmayan günler için ücret ödenmesini zorunlu kılmadığını belirtti. Bu nedenle, ilk derece mahkemesinin ücret ve teşvik ödemelerinin faiziyle birlikte iadesine ilişkin kararı, <strong>hukuki sonuçlarını etkilememek üzere kanun yararına bozuldu</strong>.</p>

<p style="text-align:justify">Karar, benzer uyuşmazlıklarda aile hekimlerinin ücretlendirilmesine ilişkin uygulamaya ışık tutacak nitelikte olarak Resmî Gazete’de yayımlandı.</p>

<p style="text-align:justify"><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/02/20260205-3.pdf" rel="nofollow"><span style="color:#3498db">KARARLARI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ</span></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖRNEK KARARLAR</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/sendikal-eylemde-goreve-gelmeyen-aile-hekimine-ucret-odenmez</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Feb 2026 10:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/02/danistay-kararlari-85-1.webp" type="image/jpeg" length="65968"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Danıştay: OHAL’de çekilmede yerine atanan beklenmez]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/danistay-ohalde-cekilmede-yerine-atanan-beklenmez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/danistay-ohalde-cekilmede-yerine-atanan-beklenmez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 12. Daire, OHAL döneminde çekilme isteği kabul edilen memurun, yerine atanacak kişinin başlamasını beklemeden görevden ayrılabileceğine hükmetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align:justify">Danıştay: OHAL Döneminde Çekilme Talebi Kabul Edilen Memur Yerine Atananı Beklemeden Görevden Ayrılabilir</h3>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Dairesi, olağanüstü hal döneminde çekilme isteği idarece kabul edilen memurun, yerine atanacak kişinin göreve başlamasını beklemeden görevinden ayrılmasının hukuka uygun olduğuna karar verdi.</p>

<p style="text-align:justify">Karara konu olayda; bir devlet hastanesinde diş tabibi olarak görev yapan davacı, OHAL döneminde görevinden çekilme talebinde bulunmuş, bu talep idarece kabul edilmişti. Davacı, çekilme talebinin kabulü üzerine görevinden ayrılmış; ancak idare, yerine atanacak personelin göreve başlaması beklenmeden görevden ayrıldığı gerekçesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 96 ve 97/d maddeleri uyarınca davacının bir daha Devlet memurluğuna alınmamak üzere çekilmiş sayılmasına karar vermişti.</p>

<p style="text-align:justify">İlk derece mahkemesi, davacının OHAL döneminde çekilme usulüne aykırı davrandığı gerekçesiyle davayı reddetmişti. Bölge İdare Mahkemesi ise, olağanüstü hal döneminde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre, çekilme isteği kabul edilen memurlar bakımından <strong>yerine atanacak kişinin göreve başlamasını bekleme zorunluluğunun bulunmadığını</strong> belirterek idare mahkemesi kararını kaldırmış ve dava konusu işlemi iptal etmişti.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Dairesi, temyiz incelemesinde Bölge İdare Mahkemesi kararını hukuka uygun bularak idarenin temyiz istemini reddetti. Kararda, OHAL dönemine özgü düzenlemeler uyarınca, memurun çekilme isteğinin idarece kabul edilmesinin görevden ayrılabilmesi için yeterli olduğu, bu durumda 657 sayılı Kanun’un 97. maddesinde öngörülen “bir daha memuriyete alınmama” yaptırımının uygulanamayacağı vurgulandı.</p>

<p style="text-align:justify">Bu kararla birlikte Danıştay, OHAL döneminde çekilme talebi kabul edilen memurlar açısından <strong>yerine atananın göreve başlamasını bekleme şartının aranamayacağını</strong> açık biçimde ortaya koymuş oldu.</p>

<p style="text-align:justify">T.C.</p>

<p style="text-align:justify">D A N I Ş T A Y</p>

<p style="text-align:justify">ONİKİNCİ DAİRE</p>

<p style="text-align:justify">Esas No : 2019/3645</p>

<p style="text-align:justify">Karar No : 2023/3446</p>

<p style="text-align:justify">TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı</p>

<p style="text-align:justify">VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri …</p>

<p style="text-align:justify">Hukuk Müşaviri …</p>

<p style="text-align:justify">KARŞI TARAF (DAVACI) : …</p>

<p style="text-align:justify">VEKİLİ : Av. …</p>

<p style="text-align:justify">İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E: …, K: … sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">YARGILAMA SÜRECİ :</p>

<p style="text-align:justify">Dava konusu istem: ..........................ili, ... Devlet Hastanesinde diş tabibi olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 96 ve 97/d. maddeleri uyarınca hiç bir surette yeniden Devlet memurluğuna alınmamak üzere 15/09/2017 tarihinden itibaren görevinden çekilme isteğinin kabülüne ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararla; davacının olağanüstü hal döneminde, 31/07/2017 tarihli dilekçesiyle 15/09/2017 tarihi itibariyle çekilme isteğinde bulunması üzerine, idarece 657 sayılı Kanun'un 96. madde hükümleri açıkça belirtilmek suretiyle çekilme talebinin kabulüne karar verildiği, bu kararın kendisine tebliğ edildiği tarihte davacının görev yaptığı kurumdan ilişiğini kestiği, davacının ilişiğini kestiği 15/09/2017 tarihi itibarıyla yerine atanan veya görevlendirilen kişinin işe başlamasını beklemeden, ... Devlet Hastanesinin diş hekimi ihtiyacı bulunmasına rağmen mevzuata aykırı olarak görevini bıraktığı, bu durumda, davacının gerek çekilme talebinde bulunduğu tarihte yürürlükte olan gerekse de değişiklikten sonraki haliyle istisnai durum olarak 657 sayılı Kanun'un 96. maddesinde ayrıca düzenlenen olağanüstü hal döneminde çekilme usulüne aykırı bir şekilde görevini bırakması nedeniyle aynı Kanunun 97. maddesi uyarınca hiçbir suretle yeniden Devlet memurluğuna alınmamak üzere 15/09/2017 tarihi itibariyle çekilme isteğinin kabulüne ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; davacının olağanüstü hal döneminde çekilme isteminde bulunması üzerine 01/08/2017 tarihli işlemle çekilme istemi kabul edilerek yerine atanacak memurun gelip işe başladıktan sonra görevinden ayrılması uygun görülmüş olmakla birlikte, gerek, bu işlemin tebliği suretiyle görevden ayrıldığı 15/09/2017 tarihinde, gerekse dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan mevzuat hükmüne göre olağanüstü hallerde, memurların çekilme isteklerinin kabul edilmesi halinde yerine atananın gelip göreve başlamasını bekleme zorunluluğu bulunmaksızın görevinden ayrılması mümkün olduğundan ve davacının çekilme istemi davalı idarece uygun bulunduğundan, davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 96 ve 97/d. maddeleri uyarınca hiç bir surette yeniden Devlet memurluğuna alınmamak üzere 15/09/2017 tarihinden itibaren görevinden çekilme isteğinin kabülüne ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının yerine atanacak personelin göreve başlamasını beklemeden 15/09/2017 tarihinde görevinden ayrıldığı, ... Devlet Hastanesinde 01/08/2017 tarihi itibarıyla üçü kadrolu biri geçici görevli olmak üzere dört diş hekiminin görev yaptığı, ihtiyaca binaen bir diş hekiminin daha geçici olarak görevlendirildiği, davacının OHAL döneminde 657 sayılı Kanun'un 96. maddesindeki usul ve esaslara aykırı olarak görevinden ayrıldığı, bu nedenle anılan Kanun'un 97. maddesi uyarınca bir daha Devlet memurluğuna alınmayacağına ilişkin dava konusu işlemin tesis edildiği, işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Çekilme isteğinin kabulüne ilişkin 01/08/2017 tarih ve ... nolu kararın kendisine tebliğ edildiği, bunun üzerine personel ayrılış işlemleri formu, ilişik kesme belgesi, görev devir teslim formu düzenlendiği, bu belgelerde birim amiri onayının olduğu, 657 sayılı Kanun'un 96. maddesinde değişiklik yapıldığı, yeni düzenleme ile çekilmenin kurum tarafından kabul edilmesinin yeterli olduğu, idarenin birbirine zıt yönde iki kararı olduğu, kurumdan ayrılamayacağına ilişkin bildirim yapılmadığı, aksine görevinden ayrılabileceğinin bildirildiği, işlemin hukuka aykırı olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …</p>

<p style="text-align:justify">DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">TÜRK MİLLETİ ADINA</p>

<p style="text-align:justify">Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:</p>

<p style="text-align:justify">HUKUKİ DEĞERLENDİRME :</p>

<p style="text-align:justify">Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">KARAR SONUCU :</p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan nedenlerle;</p>

<p style="text-align:justify">1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,</p>

<p style="text-align:justify">2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının ONANMASINA,</p>

<p style="text-align:justify">3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,</p>

<p style="text-align:justify">4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak, 13/06/2023 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖRNEK KARARLAR</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/danistay-ohalde-cekilmede-yerine-atanan-beklenmez</guid>
      <pubDate>Fri, 09 Jan 2026 04:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/05/8777961.jpg" type="image/jpeg" length="70263"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DMK 12 Madde Kişisel Sorumluluk Emsal Kararlar]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/dmk-12-madde-kisisel-sorumluluk-emsal-kararlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/dmk-12-madde-kisisel-sorumluluk-emsal-kararlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DMK 12 Madde Kişisel Sorumluluk Emsal Kararlar]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Devlet Memurları Kanunu 12. Madde Kişisel Sorumluluk ve Zarar Emsal Kararlar</strong></h2>

<p><strong>Danıştay Beşinci Dairesi E:1988/2618, K:1992/884</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li><strong>Devlet Memurları Kanunu 12. Madde</strong></li>
 <li><strong>Kişisel Sorumluluk ve Zarar</strong></li>
</ul>

<p>Olayda 9.3.1979 tarihinde Denizli Belediyesinde İşletme Müdürü olan davacıya belediyede açık bulunan makine mühendisliği görevinin ikinci görev olarak verildiği ve bu görevin davacı tarafından 30.8.1982 tarihine kadar yürütüldüğü ve bu görevin gerektirdiği aylıkların davacıya ödendiği, 7.2.1986 tarihinde ise usulsüz ödeme yapıldığı belirtilerek maaşından kesinti yapılmaya başlandığı anlaşılmakta olup, söz konusu usulsüz ödeme yukarıda hükmü yazılı madde kapsamına girmediğinden bir yargı kararına gerek bulunmadığından da 22.12.1973 günlü Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu Kararı ile getirilen ilkeler esas alınarak usulsüz ödemelerin geri alınması mümkün bulunmaktadır.<br />
Öte yandan Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 1973/14 sayılı kararında, idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanarak ödediği meblağı her zaman geri alabileceği, bunun dışında kalan hallerde hatalı ödemelerin istirdadının hatalı ödemenin ilk yapıldığı tarihten başlamak üzere dava açma süresi olan 90 gün içinde kabil olduğu ve bu süre geçtikten sonra istirdat edilemeyeceği belirtilmiş, anılan kararın gerekçesinde iyi niyet kuralı üzerinde de durularak, idarenin sakat ve dolayısıyla hukuka aykırı terfi veya intibak işlemine, idare edilenin gerçek dışı beyanı veya hilesi sebep olmuşsa ya da geri alınan idari işlem yok denilecek kadar sakatlık taşımakta ise veyahut yapılan ödemelerde idare edilenin kolayca anlayabileceği kadar açık bir hata bulunmaktaysa ve idareyi bu konuda haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye imkan olmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılan ödemeler için süre düşünülemeyeceği, bu ödemelerin her zaman geri alınabileceği ancak, bunun dışındaki hatalı ödemeler için memurun iyi niyetinin istikrar ve kanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bu nedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındaki hatalı ödemelerin o tarihte dava açma süresi olan (90) gün içinde geri alınabileceği vurgulanmıştır.</p>

<p>İdare ve idari yargı mercileri yönünden bağlayıcı nitelikte olan söz konusu kararda benimsenen ilkeler karşısında davacıya usulsüz ödendiği öne sürülen ikinci görev aylığının, hatalı ödemenin yapıldığı tarihten itibaren 2577 sayılı Yasada belirtilen 60 günlük dava açma süresi geçtikten sonra maaştan kesinti yapmak suretiyle geri alınmasına hukuki olanak bulunmamaktadır.</p>

<p>Açıklanan nedenlerle davalı idarenin temyiz isteminin reddiyle Aydın İdare Mahkemesince verilen ve sonucu itibariyle hukuka ve usule uygun bulunan 21.3.1988 günlü, 1988/123 sayılı kararın yukarıda belirtilen gerekçelerle onanmasına karar verildi.</p>

<hr />
<p><strong>Danıştay Beşinci Dairesi E:2003/2431, K:2006/2802</strong></p>

<ul>
 <li><strong>Devlet Memurları Kanunu 12. Madde</strong></li>
 <li><strong>Kişisel Sorumluluk ve Zarar</strong></li>
</ul>

<p>Devlet memurlarının kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliği sonucu idare zarara uğratılmışsa, bu zararın ilgili memur tarafından rayiç bedeli üzerinden ödenmesi esastır.<br />
Zararların ödettirilmesinde bu konudaki genel hükümler uygulanır. “Ancak fiilin meydana geldiği tarihte en alt derecenin birinci kademesinde bulunan memurun brüt aylığının yarısını geçmeyen zararlar, kabul edilmesi halinde disiplin amiri veya yetkili disiplin kurulu kararına göre ilgili memurca ödenir” hükmüne yer verilmiştir. 12. maddesinin 3. fıkrası zararın ödettirilmesinde bu konudaki genel hükümlerin uygulanmasını öngörmektedir.</p>

<p>Konuya ilişkin düzenlemelerin yer aldığı yasalarda ve yönetmelikte, sorumluluğu saptanan kamu görevlilerinin sorumluluklarının hangi yaptırımı içerdiği ve ortada bir Devlet zararı söz konusu ise, bu zararın kendilerinden nasıl tahsil edileceği konusunda özel nitelikte olan kural işletilmediğine göre, uyuşmazlığın, yorumu ve uygulanması yargı kararları ile istikrar kazanmış bulunan Devlet Memurları Kanunu’nun 12. maddesi çerçevesinde çözümlenmesi gerekmektedir. Dava konusu edilen işlemde yer alan, bahsi geçen ilaç firmasına protokollerle belirlenen miktardan fazla ödeme yapılması nedeniyle doğan zarardan davacının müşterek ve müteselsil sorumlu olduğu yolundaki ifadenin; zararın davacı tarafından rızaen ödenmediği takdirde genel hükümler uygulanmak suretiyle tahsili yoluna gidileceği anlamını içerdiği ve bu haliyle de davaya konu edilen işlemin uygulanması zorunlu nitelik taşımadığı ortadadır. Dolayısıyla idari davaya konu edilebilecek nitelikte olmayan işleme karşı açılan davanın esası incelenerek verilen temyize konu Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.<br />
Açıklanan nedenlerle; davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle, Ankara 6. İdare Mahkemesince verilen 31.3.2003 günlü, E:2002/1742, K:2003/496 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b. fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasayla değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 26.05.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</p>

<hr />
<p><strong>Danıştay Beşinci Dairesi E:2002/685, K:2002/4205</strong></p>

<ul>
 <li><strong>Devlet Memurları Kanunu 12. Madde</strong></li>
 <li><strong>Kişisel Sorumluluk ve Zarar</strong></li>
</ul>

<p>Davacının, idareyi zarara uğrattığı gerekçesiyle 5.951.865.000.-lirayı Defterdarlığa yatırmasının istenilmesine ilişkin 18.12.2000 günlü işlemin; Milli Eğitim Müdür vekili olarak görev yapmakta olan davacının, yüksek öğrenimli olmayan halen öğrenci durumundaki kişilere ücretli ders görevi emrini imzalamak suretiyle ücretli ders görevi verilmesine sebep olduğu, “yüksek öğrenimli olmayan” kişilere ders görevi verilmesinin Milli Eğitim Bakanlığınca yapılan düzenlemelere aykırı olduğu gerekçesiyle bu kişilere ödenen 5.951,865.000.- liranın müteselsil davacıdan tahsil edilmesine (Defterdarlığa yatırılmasına) ilişkin olarak tesis edilen 18.12.2000 tarih ve 763 nolu … Valiliği … İdare Kurulu Müdürlüğü işleminin dava konusu edildiği; 657 sayılı Yasanın 12. maddesi uyarınca idarelerin görevlilerce verilen zararı sulh yoluyla veya hükmen tahsil yolu haricinde; kanunda belirtilen rakamın üzerindeki bir miktar için bu paranın ödenmesi yönünde doğrudan bir işlem tesis etme veya söz konusu zararı veya idarece zarar kabul edilen miktarını tahsil etme olanağı bulunmadığı; dava konusu olayda; kanunda ve yönetmelikte yer alan en alt derecenin birinci kademesinde bulunan memurun brüt aylığının yarısından fazla olan bir miktar için (5.951.865.000 lira) doğrudan tahsil yoluna gitme imkanı bulunmamakta olup, sulh yoluyla veya bu konudaki genel hükümlere göre olduğu varsayılan zararın tahsili yoluna gidilmesi gerekirken, doğrudan defterdarlığa ödenmesi yolunda tesis edilen dava konusu işlemde yasaya uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptali yolunda Konya İdare Mahkemesince verilen 14.11.2001 günlü, E:2001/924, K:2001/1591 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.</p>

<p>İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığına bağlıdır. Konya İdare Mahkemesince verilen 14.11.2001 günlü, E: 2001/924, K: 2001/1591 sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına, 05.11.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</p>

<hr />
<p><strong>Danıştay Beşinci Dairesi E:1998/3668, K:1999/287</strong></p>

<ul>
 <li><strong>Devlet Memurları Kanunu 12. Madde</strong></li>
 <li><strong>Kişisel Sorumluluk ve Zarar</strong></li>
</ul>

<p>Konuya ilişkin düzenlemeler yapan yasalarda ve yönetmelikte, sorumluluğu saptanan görevlilerin sorumluluklarının hangi yaptırımı içerdiği ve ortada bir devlet zararı söz konusu ise bu zararın kendilerinden nasıl tahsil edileceği konusunda özel bir kural Devlet Memurları Kanununun 12. maddesi çerçevesinde çözümlenmesi gerekmektedir. Dava konusu edilen işlemde yer alan tebliğ işlemini zamanında yapmamak eylemi nedeniyle sebebiyet verdiği zararın ödenmesi, aksi halde alacağın cebren tahsili cihetine gidileceği yolundaki ifadenin zararın davacı tarafından rızaen bir ay içinde ödenmediği takdirde genel hükümler uygulanmak suretiyle tahsili cihetine gidileceği anlamını içerdiği ve bu haliyle de davaya konu edilen işlemin icrai nitelik (uygulanması zorunlu) taşımadığı ortadadır.</p>

<p>Açıklanan nedenlerle İstanbul 4. İdare Mahkemesince verilen 30.6.1998 günlü, E:1998/201, K:1998/693 sayılı karar sonucu itibariyle hukuka uygun bulunduğundan temyiz isteminin reddi anılan kararın onanmasına temyiz giderlerinin istemde bulunan davacı üzerinde bırakılmasına, 11.02.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖRNEK KARARLAR</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/dmk-12-madde-kisisel-sorumluluk-emsal-kararlar</guid>
      <pubDate>Thu, 08 Jan 2026 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/08/judge-8974493-640.png" type="image/jpeg" length="49740"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anayasa Mahkemesinden kamu zararı tazmin kararı]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/anayasa-mahkemesinden-kamu-zarari-tazmin-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/anayasa-mahkemesinden-kamu-zarari-tazmin-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal Denge Sözleşmesinin Ek Hükümleri Kapsamındaki Ödemeler Nedeniyle Oluşan Kamu Zararının Tazminine Karar Verilmesine Karşı Yapılan Başvuruya İlişkin Karar]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Anayasa Mahkemesinden kamu zararı tazmin kararı</strong></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p style="text-align:justify"></p>

   <p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu 15/5/2025 tarihinde, <em><a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/BB/2020/5754" rel="noopener" target="_blank">Musa Özalp</a> </em>(B. No: 2020/5754) başvurusunda Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir.</p>

   <p style="text-align:justify"></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p style="text-align:justify"><strong>Olaylar</strong></p>

<p style="text-align:justify">Başvurucunun imar ve şehircilik müdürü olarak görev yaptığı belediye ile sendika arasında 2011 yılında sosyal denge sözleşmesi imzalanmıştır. Sendika üyesi çalışanlara sosyal denge yardımı adı altında yapılacak ek ödemenin hangi dönemlerde ve ne miktarda yapılacağının düzenlendiği sosyal denge sözleşmesine 2016 yılında iki geçici madde eklenerek emekli olan memur personelin her birine sırasıyla 5.000 TL ve 10.000 TL olmak üzere ek sosyal denge tazminatı ödeneceği belirtilmiştir. Sayıştay, söz konusu ödemelerin mevzuatta öngörülmediği ve belediyeye ek mali yük getirdiği gerekçesiyle kamu zararının başvurucunun da aralarında bulunduğu sorumlulardan tazminine karar vermiştir. Kararın temyizi üzerine inceleme yapan Sayıştay Temyiz Kurulu (Kurul), söz konusu ödeme yükümlülüklerinin 15/3/2012 tarihinden sonra yapılan düzenlemelerle getirildiğini, bu nedenle 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun geçici 14. maddesi kapsamı dışında kaldığını belirtmiş ve Sayıştay kararını onamıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Başvurucunun karar düzeltme talebi de Kurul tarafından reddedilmiştir. Kurul, harcama yetkilisi olarak başvurucunun sorumlu tutulmasında mevzuata aykırılık bulunmadığını, emeklilik ödemelerinin sosyal denge sözleşmesi kapsamında yer alamayacağını ve söz konusu işlemlerle kamu zararının oluştuğunu değerlendirmiştir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>İddialar</strong></p>

<p style="text-align:justify">Başvurucu, denetim faaliyeti sonucu tespit edilen kamu zararının tazmin edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Mahkemenin Değerlendirmesi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Somut olayda belediyenin bir kısım personele ek sosyal denge tazminatı ödemesinin dayanağını belediye ile sendika arasında imzalanan 2011 tarihli sosyal denge sözleşmesine 2016 tarihinde eklenen iki geçici madde oluşturmaktadır. Belediyede imar ve şehircilik müdürü olan başvurucu, sosyal denge sözleşmesinin tarafı olmayıp belediyece imzalanan sözleşmenin uygulanmasında harcama yetkilisi olarak görevlendirilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Öte yandan Sayıştay ve Kurul kararlarının gerekçelerinde sosyal denge sözleşmesine yeni mali hükümler eklenmesine olanak bulunmadığı hâlde 2016 yılında kendi isteğiyle emekli olan personele sosyal denge tazminatı ödenmesinin 2011 yılında imzalanan sosyal denge sözleşmesine kanuna aykırı olarak ilave mali yükümlülükler getirilmek suretiyle yapıldığı, bu şekilde kamu zararına yol açıldığı belirtilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Kurulun 11/9/2019 tarihinde karar düzeltme talebini değerlendirdiği ilamında başvurucu ve diğer sorumlular hakkında sorumluluk değerlendirmesi yapılmış, harcama yetkilisinin talimatı olmadan harcama yapılamayacağı belirtilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Harcama yetkilisi olmayı kabul eden başvurucunun 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 32. maddesine göre harcama talimatını mevzuata uygun olarak verme görevi bulunmaktadır. Aksi takdirde aynı Kanun'un 71. maddesine göre sorumlu tutulabileceği kanun gereğidir. Harcama yetkilisinin sosyal denge sözleşmesini imzalayan taraflardan birisi olmaması sorumluluğun değerlendirilmesinde önem arz etmemekte olup harcama yetkilisinin harcamanın mevzuata uygun olup olmadığını değerlendirmesi gerekmektedir. Bu durumda başvurucunun bu değerlendirmeyi yapması sonucu harcama talimatı verebileceği gibi mevzuata aykırılığı tespit ederek harcama yetkilisi olmaktan vazgeçip bu sorumluluğu üstlenmemesi de mümkündür. Şu hâlde mevzuata aykırı bir harcamaya dair talimat veren başvurucunun kanunen yerine getirmek zorunda olduğu bir görevini yapmaması nedeniyle oluşan kamu zararından sorumlu tutulduğu anlaşılmıştır. Başvurucunun bu sorumluluğu ilgili kanun hükümlerine göre Sayıştay tarafından tespit edilmiş ve başvurucu, Sayıştay tarafından yapılan yargılamada itirazlarını serbestçe ileri sürme imkânı elde etmiştir. Bunun yanında yargısal makamların kararlarının makul bir değerlendirme içermediği veya keyfî olduğu da söylenemeyecektir.</p>

<p style="text-align:justify">Başvurucunun yapılan ödemeye ilişkin olarak ilgililere karşı hukuksal yollara başvurabileceği, bu bağlamda Anayasa'nın 35. maddesinde öngörülen güvencelerin de sağlandığı gözetildiğinde müdahalenin başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemediği değerlendirilmiştir. Buna göre başvurucunun mülkiyet hakkının korunması ile müdahalenin kamu yararı arasında olması gereken adil denge bozulmamış olup mülkiyet hakkına yapılan müdahale ölçülüdür. Dolayısıyla başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edilmediği anlaşılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖRNEK KARARLAR</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/anayasa-mahkemesinden-kamu-zarari-tazmin-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Dec 2025 09:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/05/images-1.jpg" type="image/jpeg" length="25617"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İhaleyle yapılması gereken alımların doğrudan teminle yapılması TCK'ya göre suç teşkil eder]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/ihaleyle-yapilmasi-gereken-alimlarin-dogrudan-teminle-yapilmasi-tckya-gore-suc-teskil-eder</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/ihaleyle-yapilmasi-gereken-alimlarin-dogrudan-teminle-yapilmasi-tckya-gore-suc-teskil-eder" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İhaleyle yapılması gereken alımların doğrudan teminle yapılması TCK'ya göre suç mudur? 22 d alım yapan memur hakkında yargıtay kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:justify"><span>İhaleyle yapılması gereken alımların doğrudan teminle yapılması TCK'ya göre suç teşkil eder</span></h1>

<p style="text-align:justify"><span>Yargıtay 9. Ceza Dairesi, ihaleye tabi olan alımları doğrudan temin suretiyle gerçekleştirerek başka firmaların ihaleye katılmasını engelleyen ve bu suretle alım yapılan firmaya da yarar sağlayarak görevlerinin gereklerine aykırı hareket eden sanıkların görevi kötüye kullanma suçunu işlediklerine hükmetti.</span></p>

<p style="text-align:justify">İdareler tarafından en fazla kullanılan alım yöntemlerinden birisi doğrudan temin yoluyla alınan alımlardır. İdareler ilgili mahkeme kararı doğrultusunda alımlarda daha dikkatli olmak zorundadırlar.</p>

<p style="text-align:justify"><strong ms="" style="color:#222222" trebuchet=""><font face="Verdana"><font size="2"><font>9. Ceza Dairesi         2020/124 E.  ,  2020/243 K.</font></font></font></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul ms="" style="color:#222222" trebuchet="">
 <li style="text-align:justify"></li>
</ul>

<ul style="background-color:#ffffff; color:#104d96; text-align:justify">
</ul>

<p style="text-align:justify"><br ms="" style="color:#222222" trebuchet="" />
<strong ms="" style="color:#222222" trebuchet=""><font face="Verdana"><font size="2"><font>"İçtihat Metni"</font></font></font></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:#222222"><span ms="" trebuchet=""><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><font face="Verdana"><font size="2"><font>Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi<br />
Suç : Görevi Kötüye Kullanma<br />
Hüküm : Beraat<br />
<br />
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:</font></font></font></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
<span><span><span><span style="color:#222222"><span ms="" trebuchet=""><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><font face="Verdana"><font size="2"><font>1-Suç tarihinde sanıklardan ...’un ... Belediye Başkanı, ...’nin ise aynı belediyede Fen İşleri Sorumlusu olduğu, belediyeye ait bir kısım hizmetlerin yerine getirilmesi için 4 grup hizmetin doğrudan temin usulü ile alınmasına karar verildiği, 22/01/2008 tarih ve 26764 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kamu İhale Tebliğine göre 2008 yılı için doğrudan temin sınırının 10.195,00 TL olduğu halde, sanıkların yaklaşık maliyeti 14.835,00 TL ile 17.600,00 TL arasında değişen 4 adet hizmetin sınırı aşmasına rağmen anılan hizmet alımlarını bölerek ayrı ayrı doğrudan temin usulü ile yaptıkları, b<strong>u şekilde ihaleye tabi olan alımları doğrudan temin suretiyle gerçekleştirerek başka firmaların ihaleye katılmasını engelleyen ve bu suretle alım yapılan firmaya da yarar sağlayarak görevlerinin gereklerine aykırı hareket eden sanıkların görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde beraatlerine hükmedilmesi,</strong></font></font></font></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
<span><span><span><span style="color:#222222"><span ms="" trebuchet=""><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span style="background-color:#ffffff"><span><span><font face="Verdana"><font size="2"><font>2-Sanık ... hakkında benzer nitelikteki eylemlerinden dolayı aynı suçtan Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/9942 soruşturma sayılı dosyasından ayrıca (... Başkanlığı dönemine ait bir kısım iddialara ilişkin) soruşturma yürütüldüğünün anlaşılması karşısında, sanık ... hakkında aynı suçtan açılan davalar araştırılarak, derdest ise birleştirilmesinden, karara çıkmış ve kesinleşmiş ise onaylı örneklerinin getirtilerek incelenmesinden sonra suç ve iddianame tarihlerine göre eylemler arasında hukuki kesinti oluşup oluşmadığı ile zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının saptanması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin belirlenmesi halinde, TCK'nın 3 ve 61. maddeleri de gözetilerek, sanığa TCK'nın 257. maddesi gereğince verilecek cezadan aynı Kanunun 43/1. maddesi uyarınca artırım yapıldıktan sonra varsa kesinleşen dava dosyalarından verilen cezanın mahsubu ile oluşur ise aradaki fark kadar cezaya hükmedilmesi, hukuki kesintinin gerçekleşmesi halinde ise ayrı ceza verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,<br />
3-Kabule göre de;<br />
Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 10/11/2008 yerine 20/12/2011 olarak yanlış yazılması,<br />
Kanuna aykırı, O Yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 03.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></font></font></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖRNEK KARARLAR</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/ihaleyle-yapilmasi-gereken-alimlarin-dogrudan-teminle-yapilmasi-tckya-gore-suc-teskil-eder</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Dec 2025 08:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2020/09/ihaleyle_yapilmasi_gereken_alimlarin_dogrudan_teminle_yapilmasi_tck_ya_gore_suc_teskil_eder_h28310_eead7.jpg" type="image/jpeg" length="82896"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ceza para cezasına çevrildiğinde memurluk ehliyetini etkiler mi?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/cezanin-para-cezasina-cevrilmesinin-memurluk-ehliyetine-etkisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/cezanin-para-cezasina-cevrilmesinin-memurluk-ehliyetine-etkisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memur hakkında verilen cezanın adli para cezası ya da tedbire çevrilmesinin  memuriyet ehliyetine etkisinin olmadığına hükmedildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Cezanın para cezasına çevrilmesinin memurluk ehliyetine etkisi</h1>

<p style="text-align:justify">Devlet Memurları Kanunun 48. maddesinde memurlara alınacaklarda aranacak genel ve özel şartlar düzenlenmiştir. Genel şartlar, devlet memuru olabilmek için tüm adayların taşıması gereken temel kriterleri kapsar. Bu şartlar, yaş, hukuki güvenilirlik, eğitim, askerlik ve sağlık gibi çeşitli düzenlemeleri içermektedir. Danıştay kararlarına baktığımızda, 657 sayılı Kanun’un 48. maddesi kapsamında yer alan suçlardan dolayı verilen mahkûmiyetlerde; cezanın ertelenmesinin, adli para cezası ya da tedbire çevrilmesinin memuriyet ehliyetini muhafaza etmeyeceği kabul edilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu kapsamda, veri hazırlama ve kontrol işletmeni olarak görev yapan bir personel, özel sahte belgeyi iştirak halinde düzenlemek ve kullanmak suçundan almış olduğu ceza dikkate alınarak 657 sayılı Yasanın 48/A-5 ve 98/b maddeleri uyarınca görevine son verilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Davaya bakan ilk derece mahkemesi; 657 sayılı Yasanın 48. maddesinde Devlet memuru olabilmek için bazı suçlar için hapis cezasına çarptırılmamış olma şartı getirildiğini, sahtecilik suçunun da aralarında bulunduğu bazı suçlar açısından ise mahkum olmama şartı arandığını, bu suçlar bakımından verilen cezaların adli para cezasına ya da tedbire çevrilmiş olmasının memur olma ehliyetini muhafazaya yetmeyeceğini belirterek iptal talebinin reddine hükmetmiştir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/2141 E. , 2023/1820 K.</strong></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li style="text-align:justify"></li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><br />
<strong>"İçtihat Metni"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
İKİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2021/2141<br />
Karar No : 2023/1820<br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVACI): …<br />
VEKİLİ: Av. …<br />
<br />
KARŞI TARAF (DAVALI): … Valiliği<br />
VEKİLİ: Av. …<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU: … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.<br />
<br />
YARGILAMA SÜRECİ:<br />
Dava Konusu İstem : Dava; ..................................... İl Planlama ve Koordinasyon Müdürlüğü kadrosunda veri hazırlama ve kontrol işletmeni olarak görev yapan davacı tarafından, özel sahte belgeyi iştirak halinde düzenlemek ve kullanmak suçundan … Asliye Ceza Mahkemesi'nin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla almış olduğu ceza dikkate alınarak 657 sayılı Yasanın 48/A-5 ve 98/b maddeleri uyarınca görevine son verilmesine ilişkin … günlü, … sayılı ..................................... Valiliği işleminin iptali istemiyle açılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; 657 sayılı Yasanın 48. maddesinde Devlet memuru olabilmek için bazı suçlar için hapis cezasına çarptırılmamış olma şartı getirildiği, sahtecilik suçunun da aralarında bulunduğu bazı suçlar açısından ise mahkum olmama şartı arandığı, bu suçlar bakımından verilen cezaların adli para cezasına ya da tedbire çevrilmiş olmasının memur olma ehliyetini muhafazaya yetmeyeceği, işbu davada, hakkında yapılan ceza yargılaması sonucunda sahtecilik suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunan davacının, para cezasına çevrilmiş olsa dahi mahkumiyetine konu suçun niteliği nedeniyle 657 sayılı Yasanın 48/A-5. maddesinde aranılan Devlet memuru olma genel şartlarından birini kaybettiğinden, aynı Yasanın 98/b maddesi uyarınca görevine son verilmesi yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir.<br />
<br />
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından; işlediği fiilin göreviyle ilgili olmadığı, müdahilin telefon hattinın derhal işleme açıldığı ve yapılan işlem sebebiyle uğramış olduğu zararı bulunmadığı, verilen cezanın hakkaniyet sınırları içinde olmadığı, Yargıtay kararlarından "belgede sahtecilik suçunda kast, zarar vermek bilinci ve iradesi olarak kabul edildiği” davacının devlet memurluğundan çıkarılması yönünde verilen kararın yetkisiz merci tarafından verildiği, hakkında Yüksek Dişiplin Kurulu kararı olmaksızın devlet memurluğundan çıkarılması usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN CEVABI: Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.<br />
<br />
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …<br />
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br />
<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br />
<br />
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br />
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.<br />
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br />
<br />
KARAR SONUCU:<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,<br />
2. … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın ONANMASINA,<br />
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davacı üzerinde bırakılmasına,<br />
4. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,<br />
5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren (15) onbeş gün içinde Danıştay'da karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/04/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖRNEK KARARLAR</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/cezanin-para-cezasina-cevrilmesinin-memurluk-ehliyetine-etkisi</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Nov 2025 11:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/05/danistay-karar.jpg" type="image/jpeg" length="92603"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
