<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>mevzuatinyeri</title>
    <link>https://www.mevzuatinyeri.com</link>
    <description>Mevzuatinyeri memur maaş, soruşturma, izin,harcırah, disiplin, misafirhaneler,memurlar haber,kamu mevzuatı,</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.mevzuatinyeri.com/rss/disiplin-sorusturmasi" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 01 May 2026 23:14:41 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/rss/disiplin-sorusturmasi"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Disiplin cezasında iyiniyet gözetilmeli mi?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-cezasinda-iyiniyet-gozetilmeli-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-cezasinda-iyiniyet-gozetilmeli-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 12. Dairesi, disiplin suç ve cezasında kişinin iyiniyetli olmasının dikkate alınması gerektiği yönünde karar verdi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Daire'den "İyi Niyet" Vurgusu: Kamu Zararı Oluşsa da Kast Yoksa Ceza Olmaz</p>

<p style="text-align:justify">Matbaa atölye şefine hastane ile yaptığı anlaşmada kamu zararına sebep olduğu gerekçesiyle verilen 1/30 aylık kesme cezası, iyi niyetli davranış ve kast unsuru bulunmadığı gerekçesiyle Danıştay tarafından iptal edildi.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Dairesi, bir mesleki eğitim merkezinde matbaa bölüm atölye şefi olarak görev yapan davacıya verilen "1/30 oranında aylıktan kesme" cezasının iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararını onayarak önemli bir içtihada imza attı. Yüksek mahkeme, kamu zararı oluşsa bile memurun iyi niyetli çabası ve kastının bulunmaması halinde disiplin cezası verilemeyeceğine hükmetti.</p>

<p style="text-align:justify">Davacı,  Mesleki Eğitim Merkezi'nin matbaa bölümünde atölye şefi olarak görev yapmaktaydı. Davacı hakkında, Prof. Dr. Celal Ertuğ Etimesgut Devlet Hastanesi'ne satılan basılı evrak ve hasta dosyalarının piyasa fiyatının altında satılarak kamu zararına sebep olduğu iddiasıyla soruşturma başlatıldı.</p>

<p style="text-align:justify">Soruşturma sonucunda, davacıya 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendinin (a) alt bendi uyarınca "1/30 oranında aylıktan kesme cezası" verildi. Disiplin cezasının gerekçesi, davacının kamu zararının giderilmesine yönelik iş ve işlemleri zamanında yapmamış olmasıydı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yargılama süreci</strong></p>

<p style="text-align:justify">İdare Mahkemesinin ilk kararının bozulması üzerine, mahkeme Danıştay 12. Dairesi'nin 03/04/2019 tarihli bozma kararına uydu. Yapılan yeniden yargılamada mahkeme, dava konusu disiplin cezasının iptaline karar verdi.</p>

<p style="text-align:justify">Mahkemenin iptal gerekçesinde şu tespitlere yer verildi:</p>

<p style="text-align:justify"> "Davacının, kamu zararının giderilmesine yönelik iş ve işlemlerin tamamını zamanında yapmadığı, bunları ilk soruşturma raporu tanzim edildikten sonra tamamlamış olması nedeniyle kusurlu davrandığı açık olmakla birlikte..."</p>

<p style="text-align:justify"><strong>İptalin gerekçesi: Kast unsuru bulunmuyor ve iyi niyetli davranış</strong></p>

<p style="text-align:justify">Mahkeme, davacının lehine olan şu hususları özellikle vurguladı:</p>

<p style="text-align:justify">1. Zararı önleme amacı: Davacı, sipariş verilen ancak sonrasında alımından vazgeçilen hastaneye has işlem görmüş hasta dosyalarının tamamen çöp olmaması için iyi niyetli olarak yeni bir hastane ile anlaşma yaptı.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">2. Zararı karşılama çabası: Davacı, oluşan zararın bir kısmını kendi imkânları ile karşıladı.</p>

<p style="text-align:justify">3. Kastın bulunmaması: Mahkeme, bu hususları göz önüne alarak davacının söz konusu fiilin işlenmesinde kasıtlı davrandığından söz edilemeyeceğine hükmetti.</p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenlerle, davacının kasıtlı olarak hareket ettiğinden bahisle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle işlem iptal edildi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Danıştay'ın bozma kararına uygunluk denetimi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Dairesi, temyiz incelemesini 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yaptı.</p>

<p style="text-align:justify">Yüksek mahkeme, İdare Mahkemesinin bozma kararında belirtilen esaslara uyduğunu tespit etti. Davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebeplerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığına oybirliğiyle karar verdi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kararın hukuki önemi ve disiplin hukukunda kast şartı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bu karar, kamu zararına sebebiyet veren memurlar hakkında disiplin cezası tesis edilirken "kast" unsurunun aranması gerektiğini bir kez daha ortaya koymaktadır:</p>

<p style="text-align:justify">1. Disiplin cezası için kast şartı: Disiplin hukukunda ceza verilebilmesi için, fiilin kasten işlenmiş olması veya en azından ağır ihmalin bulunması gerekir. Bu karar, kamu zararını önlemek için çaba gösteren, iyi niyetli hareket eden ve zararı kısmen karşılayan bir memurun davranışında "kast" bulunmadığını vurgulamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">2. İyi niyetin korunması ilkesi: Karar, memurun işlemlerinde kamu yararını gözeterek hareket etmesi halinde, sonuçta kamu zararı oluşsa bile disiplin cezası verilemeyeceğini göstermektedir.</p>

<p style="text-align:justify">3. Bozma kararına uyma zorunluluğu: Danıştay, bozma kararına uyan İdare Mahkemesinin, bozma gerekçeleri çerçevesinde yaptığı değerlendirmeyi denetlerken bu karara bağlı olduğunu ve ancak bozma kararına aykırılık halinde bozma yapabileceğini hatırlatmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">4. İlliyet bağı ve kusur değerlendirmesi: Disiplin cezasının hukuka uygun olabilmesi için, ortaya çıkan zarar ile memurun eylemi arasında uygun illiyet bağı bulunmalı ve memurun bu konuda yeterli kusurunun varlığı kanıtlanmalıdır.</p>

<p style="text-align:justify">Sonuç</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Dairesi, 09 Ekim 2023 tarih ve E.2023/2690, K.2023/4651 sayılı kararıyla oybirliğiyle İdare Mahkemesi kararını onadı. Temyiz giderleri davalı idare üzerinde bırakıldı. Karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceği belirtildi.</p>

<ul style="text-align:justify">
</ul>

<p style="text-align:justify"><br />
<strong><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></strong></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONİKİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2023/2690<br />
Karar No : 2023/4651<br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Kaymakamlığı<br />
VEKİLİ: Av. …<br />
<br />
KARŞI TARAF (DAVACI) : …<br />
VEKİLİ : Av. …<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
<br />
YARGILAMA SÜRECİ :<br />
Dava konusu istem: Ankara ili, Altındağ ilçesi, … Mesleki Eğitim Merkezi'nde matbaa bölüm atölye şefi olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendinin (a) alt bendi uyarınca ''1/30 oranında aylıktan kesme cezası'' ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmiştir.<br />
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince, Danıştay Onikinci Dairesinin 03/04/2019 tarih ve E:2016/3119, K:2019/2459 sayılı bozma kararına uyularak; davacının, kamu zararının giderilmesine yönelik iş ve işlemlerin tamamını zamanında yapmadığı, bunları ilk soruşturma raporu tanzim edildikten sonra tamamlamış olması nedeniyle kusurlu davrandığı açık olmakla birlikte, davacının çalıştığı Kurumun zarara uğramasını engellemek amacıyla, sipariş verilen ancak sonrasında alımından vazgeçilen Hastaneye has işlem görmüş hasta dosyalarının tamamen çöp olmaması için iyi niyetli olarak yeni bir hastane ile anlaşma yaptığı, oluşan zararın bir kısmını kendi imkânları ile karşıladığı hususları göz önüne alındığında, davacının söz konusu fiilin işlenmesinde kasıtlı davrandığından söz edilemeyeceğinden, davacının olayda kasıtlı olarak hareket ettiğinden bahisle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br />
<br />
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının, … Meslek Eğitim Merkezi Matbaa Bölüm Şefi olarak görev yaptığı dönemde Prof. Dr. Celal Ertuğ Etimesgut Devlet Hastanesine sattığı basılı evrak ve hasta dosyasını piyasadan aldığı fiyattan daha ucuza satarak kamu zararına sebep olduğunun soruşturma raporu ile sabit olduğu, tesis edilen işlemde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı belirtilerek, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.<br />
<br />
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …<br />
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br />
<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:<br />
<br />
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br />
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesinin dördücü fıkrasında, Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükmüne yer verilmiştir.<br />
Temyizen incelenen kararda, İdare Mahkemesince bozma kararında belirtilen esaslara uyulduğu anlaşılmış olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br />
<br />
KARAR SONUCU:<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,<br />
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının ONANMASINA,<br />
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br />
4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,<br />
5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09/10/2023 tarihinde oybirliğiyle kar</font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-cezasinda-iyiniyet-gozetilmeli-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 07:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/08/lawyer-7325293-640-1.png" type="image/jpeg" length="47669"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yetkisiz kurulun baktığı disiplin itirazı hakkında karar]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/yetkisiz-kurulun-baktigi-disiplin-itirazi-hakkinda-karar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/yetkisiz-kurulun-baktigi-disiplin-itirazi-hakkinda-karar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 12. Dairesi, bir gümrük muayene memuruna verilen aylıktan kesme cezasını, disiplin sürecindeki yetki ve usul hataları nedeniyle hukuka aykırı bularak iptal etti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Danıştay’dan emsal karar: Yetkisiz disiplin kurulunun onadığı maaş kesme cezası iptal edildi</h1>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Dairesi, bir kamu görevlisine verilen aylıktan kesme cezasına karşı yapılan itirazın yetkisiz disiplin kurulu tarafından karara bağlanması nedeniyle disiplin cezasını hukuka aykırı buldu.</p>

<p style="text-align:justify">Kararda, disiplin cezalarına karşı yapılan itirazların mutlaka yetkili kurul tarafından incelenmesi gerektiği, aksi halde cezanın iptal edileceği vurgulandı.</p>

<h2 style="text-align:justify">Muayene memuruna maaş kesme cezası verildi</h2>

<p style="text-align:justify">Bursa Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü’nde görev yapan muayene memuruna, daha önce görev yaptığı Doğubayazıt Gümrük Müdürlüğü’ndeki işlemleri nedeniyle 1/30 oranında aylıktan kesme cezası verildi.</p>

<p style="text-align:justify">Memur, bu cezaya karşı idari itiraz yoluna başvurdu. Ancak yapılan incelemede, itirazın yetkili olmayan disiplin kurulu tarafından karara bağlandığı ortaya çıktı.</p>

<h2 style="text-align:justify">Danıştay: İtirazı Merkez Disiplin Kurulu incelemeliydi</h2>

<p style="text-align:justify">Danıştay kararına göre, bakan adına müsteşar tarafından verilen aylıktan kesme cezalarına karşı yapılan itirazların Bakanlık Merkez Disiplin Kurulu tarafından değerlendirilmesi gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Ancak somut olayda memurun itirazı Bölge Disiplin Kurulu tarafından karara bağlandı.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay, bu durumun açık bir yetki hatası oluşturduğunu belirtti.</p>

<p style="text-align:justify">Kararda, disiplin sürecindeki bu usul hatasının tek başına işlemi hukuka aykırı hale getirdiği ifade edildi.</p>

<h2 style="text-align:justify">Yetki kuralına uyulmaması cezayı geçersiz kıldı</h2>

<p style="text-align:justify">İlk derece mahkemesi, itiraz merciinin yanlış belirlenmesini hukuka aykırı bularak disiplin cezasını iptal etti.</p>

<p style="text-align:justify">Dosyayı inceleyen Danıştay 12. Dairesi de bu kararı onayarak, yetkisiz disiplin kurulunun değerlendirmesiyle tesis edilen maaş kesme cezasının geçerli olmayacağına hükmetti.</p>

<p style="text-align:justify">Böylece memura verilen 1/30 oranındaki aylıktan kesme cezası iptal edilmiş oldu.</p>

<h2 style="text-align:justify">Disiplin cezalarında yetki unsuru hayati önemde</h2>

<p style="text-align:justify">Danıştay’ın bu kararı, disiplin hukukunda yetki kurallarının şekli değil, sonuca doğrudan etkili temel bir unsur olduğunu ortaya koydu.</p>

<p style="text-align:justify">Karara göre;</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">disiplin cezasına karşı yapılan itirazlar,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">mevzuatta belirtilen yetkili disiplin kurulu tarafından incelenmeli,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">yetkisiz kurulun vereceği karar hukuka uygun sayılmamalı.</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">Bu yönüyle karar, kamu kurumlarında disiplin süreçlerinde itiraz merciinin doğru belirlenmesinin zorunlu olduğunu gösteren emsal bir karar niteliği taşıyor.</p>

<p style="text-align:justify"><br />
<strong><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></strong></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONİKİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2023/2649<br />
Karar No : 2023/5181<br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı<br />
VEKİLİ: Av. ...<br />
<br />
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br />
VEKİLİ : Av. ...<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
<br />
YARGILAMA SÜRECİ:<br />
Dava konusu istem: Bursa ili, ... Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünde muayene memuru olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.<br />
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince, Danıştay Onikinci Dairesi'nin 19/11/2019 tarih ve E:2016/2772, K:2019/8904 sayılı bozma kararına uyularak; Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmeliğin 8. maddesinin dördüncü fıkrasında, en üst amirce verilen aylıktan kesme cezasına karşı yapılan itirazların hangi Disiplin Kurulunca karara bağlanacağı hususunda özel bir düzenlemeye yer verilmemişse de, anılan Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden sonra, 2011 yılında 657 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikle uyarma ve kınama cezalarında olduğu gibi aylıktan kesme cezasına karşı da itiraz yolu düzenlendiği, ilgili Yönetmelikte uyarma ve kınama cezalarına ilişkin öngörülen usul ve esasların alt hukuk normunun üst hukuk normuna aykırı olamayacağı ilkesinin doğal bir sonucu olarak aylıktan kesme cezası hakkında da uygulanması gerektiği, dava konusu olayda; davacıya isnat edilen eylemin 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendinde yer alan hangi tanıma uyduğunun açıkça ortaya konulması ve bakan adına müsteşar tarafından verilen aylıktan kesme cezasına karşı yapılan itirazın, bakanlık merkez disiplin kurulunca görüşülmesi gerekirken, herhangi bir alt bent belirtilmeksizin ceza verildiği ve bu cezaya karşı yapılan itirazın yetkili olmadığı halde Bölge Disiplin Kurulunca karara bağlandığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br />
<br />
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının, Doğubayazıt Gümrük Müdürlüğünde muayene memuru olarak görev yaptığı dönemde, imha komisyonu üyesi olduğu olayda isnat edilen eylemlerinin sabit olduğu, davacı hakkında hukuka ve mevzuata uygun olarak disiplin soruşturması yürütüldüğü belirtilerek, temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.<br />
<br />
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...<br />
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br />
<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br />
<br />
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br />
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesinin dördüncü fıkrasında, Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükmüne yer verilmiştir.<br />
Temyizen incelenen kararda, İdare Mahkemesince bozma kararında belirtilen esaslara uyulduğu anlaşılmış olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br />
<br />
KARAR SONUCU:<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,<br />
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki ... İdare Mahkemesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,<br />
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br />
4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,<br />
5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/10/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/yetkisiz-kurulun-baktigi-disiplin-itirazi-hakkinda-karar</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 00:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/05/8777961.jpg" type="image/jpeg" length="59906"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mağdur şikayetini geri çekerse disiplin cezası iptal olur mu?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/magdur-sikayetini-geri-cekerse-disiplin-cezasi-iptal-olur-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/magdur-sikayetini-geri-cekerse-disiplin-cezasi-iptal-olur-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bu karar, şu önemli prensibi açıkça ortaya koymaktadır: Ceza yargılamasındaki sonuçlar, disiplin hukukunu doğrudan bağlamaz. Şikayetten vazgeçme, sadece ceza davasının düşmesine yol açar; fiilin hiç gerçekleşmediği anlamına gelmez. İdare, kendi delil değerlendirmesine göre disiplin cezası verebilir. Özellikle kamu görevlilerinde, mesleğin saygınlığı ve kamu güveni dikkate alınarak daha geniş bir değerlendirme yapılmaktadır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Mağdurun Şikayetten Vazgeçmesi Disiplin Cezasını Etkiler mi? Danıştay’dan Emsal Karar</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kamu görevlileri hakkında yürütülen disiplin soruşturmalarında en çok tartışılan konulardan biri, ceza yargılamasında mağdurun şikayetten vazgeçmesinin idari yaptırımlara etkisi oluyor. Danıştay 12. Dairesi’nin 2018/1305 Esas, 2022/1359 Karar sayılı kararı, bu konuda önemli bir içtihat ortaya koydu.</p>

<h3 style="text-align:justify">Olayın Geçmişi</h3>

<p style="text-align:justify">Bir Anadolu Lisesi’nde beden eğitimi öğretmeni olarak görev yapan davacı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E-g maddesi kapsamında “memurlukla bağdaşmayacak nitelikte yüz kızartıcı ve utanç verici hareket” gerekçesiyle devlet memurluğundan çıkarma cezası aldı.</p>

<p style="text-align:justify">Davacı hakkında aynı fiiller nedeniyle açılan ceza davasında ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">“Reşit olmayanla cinsel ilişki” suçunun şikayete bağlı olması ve mağdurun şikayetten vazgeçmesi nedeniyle kamu davası düşürüldü.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">“Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçundan ise beraat kararı verildi.</p>
 </li>
</ul>

<h3 style="text-align:justify">İlk Derece Mahkemesi: “Disiplin Cezası Hukuka Aykırı”</h3>

<p style="text-align:justify">İdare Mahkemesi, ceza yargılamasında verilen beraat ve dosyadaki diğer delilleri dikkate alarak disiplin cezasını hukuka aykırı buldu ve işlemi iptal etti.</p>

<h3 style="text-align:justify">Bölge İdare Mahkemesi: “Fiil Sabit, Ceza Hukuka Uygun”</h3>

<p style="text-align:justify">İstinaf incelemesinde ise farklı bir sonuca ulaşıldı. Bölge İdare Mahkemesi:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Ceza davasının düşmesinin, fiilin gerçekleşmediğini göstermediğini,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Beraat kararının maddi gerçeği kesin olarak ortaya koymadığını,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Dosyadaki bilgi ve belgelerden öğretmenin reşit olmayan eski öğrencisiyle ilişki yaşadığının anlaşıldığını belirtti.</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">Bu gerekçelerle, söz konusu fiilin öğretmenlik mesleğinin niteliğiyle bağdaşmadığı ve yüz kızartıcı olduğu değerlendirilerek disiplin cezası hukuka uygun bulundu. İlk derece mahkemesi kararı kaldırıldı ve dava reddedildi.</p>

<h3 style="text-align:justify">Danıştay: İstinaf Kararı Hukuka Uygun</h3>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Dairesi de temyiz incelemesinde Bölge İdare Mahkemesi kararını onadı. Böylece, davacının devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin işlem kesinleşmiş oldu.</p>

<hr />
<h3 style="text-align:justify">Hukuki Değerlendirme: Şikayetten Vazgeçme Disiplin Hukukunu Bağlar mı?</h3>

<p style="text-align:justify">Bu karar, şu önemli prensibi açıkça ortaya koymaktadır:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Ceza yargılamasındaki sonuçlar, disiplin hukukunu doğrudan bağlamaz.</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Şikayetten vazgeçme, sadece ceza davasının düşmesine yol açar; fiilin hiç gerçekleşmediği anlamına gelmez.</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>İdare, kendi delil değerlendirmesine göre disiplin cezası verebilir.</strong></p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">Özellikle kamu görevlilerinde, mesleğin saygınlığı ve kamu güveni dikkate alınarak daha geniş bir değerlendirme yapılmaktadır.</p>

<hr />
<h3 style="text-align:justify">Sonuç</h3>

<p style="text-align:justify">Danıştay’ın bu kararı, mağdurun şikayetten vazgeçmesinin disiplin cezasını otomatik olarak ortadan kaldırmayacağını net biçimde ortaya koymaktadır. Ceza davası düşse veya beraat kararı verilse dahi, idare fiilin işlendiğine kanaat getirirse disiplin cezası uygulayabilir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu yönüyle karar, kamu disiplin hukuku ile ceza hukuku arasındaki bağımsızlığı bir kez daha teyit eden önemli bir emsal niteliği taşımaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">"İçtihat Metni"</p>

<p style="text-align:justify">T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONİKİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2018/1305<br />
Karar No : 2022/1359<br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …<br />
VEKİLİ : Av. …<br />
MÜDAHİL (DAVACI YANINDA) : …<br />
<br />
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı<br />
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
<br />
YARGILAMA SÜRECİ :<br />
Dava konusu istem: ………………………… ili … Anadolu Lisesinde beden eğitimi öğretmeni olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; davacının ceza yargılamasından beraat ettiği, olay esnasında ... ile aralarında öğretmen öğrenci ilişkisi bulunmadığı, ...nın müdahil olarak sunduğu dilekçedeki ifade ve anlatımları birlikte değerlendirildiğinde; davacının meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına dair işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; olayda; her ne kadar aynı fiil nedeniyle davacı hakkında "reşit olmayanla cinsel ilişki, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından açılan ceza davasında, ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun şikayete bağlı olması ve mağdurun şikayetten vazgeçmesi sonucu kamu davasının düşürülmesine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise isnat edilen suçun unsurları oluşmadığından beraatine karar verildiği görülmekte ise de; anılan kararın davacının reşit olmayan eski öğrencisiyle cinsel ilişkiye girmediğini ortaya koyan bir nitelik taşımadığı, yalnızca ceza yargılama usulüne dayanılarak verilen bir beraat kararı olduğu anlaşılmakla, dosyadaki bilgi ve belgelere göre reşit olmayan eski öğrencisiyle cinsel ilişki yaşadığı açık olan davacının öğretmenlik mesleğinin önem ve özelliği de dikkate alınarak bu fiilinin memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici nitelikte olduğu kanaatine varıldığından, 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık, işlemin iptali yönünde verilen idare mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.<br />
<br />
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı, olay tarihinde öğretmen- öğrenci ilişkisinin bulunmadığı, müdahil ile sözlü oldukları ve evlenmeyi planladıkları belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi karanın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyize konu kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek, istemin reddi gerektiği savunulmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …DÜŞÜNCESİ :</p>

<p style="text-align:justify">Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">TÜRK MİLLETİ ADINA</p>

<p style="text-align:justify">Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p style="text-align:justify">HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</p>

<p style="text-align:justify">Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br />
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br />
<br />
KARAR SONUCU:</p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan nedenlerle;</p>

<p style="text-align:justify">1. Davacının temyiz isteminin reddine,</p>

<p style="text-align:justify">2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,</p>

<p style="text-align:justify">3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,</p>

<p style="text-align:justify">4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 23/03/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/magdur-sikayetini-geri-cekerse-disiplin-cezasi-iptal-olur-mu</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/12/disiplin-savunma-1.jpg" type="image/jpeg" length="20031"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Disiplin cezasına yapılan itiraz beklenmeden dava açılabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-cezasina-yapilan-itiraz-beklenmeden-dava-acilabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-cezasina-yapilan-itiraz-beklenmeden-dava-acilabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Disiplin cezasına yapılan itiraz beklenmeden dava açılabilir mi? Disiplin kuruluna yapılan itiraz dava açmaya engelmi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:justify"><span>Disiplin cezasına yapılan itiraz beklenmeden dava açılabilir mi?</span></h1>

<p style="text-align:justify">657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 135. maddesinde, disiplin cezalarına itiraz, itiraz merci ve itirazın tabi olacağı süreler yönünden özel bir düzenleme yapıldığı, itiraz hakkının kullanılması halinde, itiraz mercilerince yapılan değerlendirme sonucu verilen kararların nihai işlem niteliğinde olduğu, anılan mercilerce itirazın incelenmek suretiyle bir değerlendirme yapılmaması halinde cezanın kesinleşmeyeceği, itiraz sonucu beklenmeden açılan davanın esasının bu nedenle incelenmeksizin reddi gerektiği hakkında.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">T.C.<br />
DANIŞTAY<br />
ONİKİNCİ DAİRE</p>

<p style="text-align:justify">Esas: 2016/10483</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Karar: 2017/1058</p>

<p style="text-align:justify">TÜRK MİLLETİ ADINA</p>

<p style="text-align:justify">Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği görüşüldü:</p>

<p style="text-align:justify">Dava;.......................Öğretmeni olarak görev yapan davacının, ................İlçesi, ..................................Ortaokulu'nda matematik derslerine girmek üzere görevlendirildiği dönemde gerçekleşen fiilleriyle ilgili olarak, 657 sayılı Kanun'un 125/D-(d) maddesi uyarınca "1 yıl kademe ilerlemesinin durdurulması" cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin ................................................. İl Milli Eğitim Disiplin Kurulu'nun 16.04.2014 tarihli ve 6 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">........................ 2. İdare Mahkemesinin 18.12.2014 tarihli, E:2014/500, K:2014/1134 sayılı kararı ile dava konusu disiplin cezasına ilişkin.................................... İl Milli Eğitim Disiplin Kurulu'nun 16.04.2014 tarihli ve 6 sayılı kararına karşı Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu'na itiraz edildiği ve anılan Kurulun 18.09.2014 tarihli kararında, "İlgiliye isnat edilen fiilin doğruluk kazandığı konusunda yeterli kanaat oluşmadığı..." gerekçesiyle itirazın kabulüne karar verildiği, bu durumda; konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davanın açılmasına sebebiyet veren davalı idareden yargılama gideri ile avukatlık ücretinin alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay Onikinci Dairesinin 10.03.2016 tarihli, E:2015/2192, K:2016/1316 sayılı kararıyla İdare Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Davalı idare tarafından, davacının kendisine verilen dava konusu disiplin cezasına karşı itiraz yoluna gitmesine karşın itirazın sonucunu beklemeden dava yoluna başvurduğu, bu nedenle davanın açılmasına davacının sebebiyet verdiği, bu hususlar gözetilmeden davalı idare aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ve davanın reddi gerektiğine dair itirazları dikkate alınmadan karar verildiği ileri sürülerek karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemiz kararının kaldırılarak İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi istenilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay Dava Daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulları tarafından verilen kararların düzeltme yolu ile yeniden incelenebilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesinde yazılı sebeplerden birinin varlığı ile mümkündür.</p>

<p style="text-align:justify">Davalı idarenin kararın düzeltilmesi istemini içeren dilekçede ileri sürdüğü sebepler, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca, Dairemiz kararının düzeltilmesini gerektirecek nitelikte bulunduğundan, kararın düzeltilmesi istemi kabul edilerek anılan kararın kaldırılmasından sonra uyuşmazlığın esası yeniden incelendi;</p>

<p style="text-align:justify">657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 6111 sayılı Kanun'un 113. maddesiyle değişik 135. maddesinde, disiplin amirleri tarafından verilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itiraz edilebileceği, itirazda sürenin, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren yedi gün olduğu, süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin cezalarının kesinleşeceği, itiraz mercilerinin, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını vermek zorunda oldukları, itirazın kabulü halinde, disiplin amirlerinin kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebileceği veya tamamen kaldırabileceği, disiplin cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabileceği hükme bağlanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-cezasina-yapilan-itiraz-beklenmeden-dava-acilabilir-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 08:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2021/04/disiplin_cezasina_yapilan_itiraz_beklenmeden_dava_acilabilir_mi_h29271_2b160.jpg" type="image/jpeg" length="91672"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avukata bırakılması gereken işi yapan memura ceza verilir mi]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/avukata-birakilmasi-gereken-isi-yapan-memura-ceza-verilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/avukata-birakilmasi-gereken-isi-yapan-memura-ceza-verilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mahkemelere yapılacak savunma ve yazışmaları avukat yerine kendisi yürüten ilçe müdürünün itirazı reddedildi; fiil somut delillerle ispat edilmiş sayıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Avukata bırakılması gereken işi yapan memura ceza verilir mi?</h1>

<hr />
<p style="text-align:justify">İlçe gıda tarım ve hayvancılık müdürü olarak görev yapan bir memur, mahkemelere gönderilmesi gereken savunma ve yazışmaları avukat yerine bizzat kaleme aldı. Bunun da ötesinde, bazı davalarda idare aleyhine verilen kararlara itiraz yoluna gitmeyerek bu kararların kesinleşmesine zemin hazırladı. Danıştay Onikinci Dairesi, 16 Ekim 2023 tarihli kararıyla memura verilen aylıktan kesme cezasını hukuka uygun buldu ve temyiz başvurusunu oybirliğiyle reddetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Davacı, söz konusu eylemlerinin gerçekleştiği Erzurum'daki görevinden ayrılmış ve Yozgat'ta başka bir ilçede aynı unvanla çalışmaya devam ediyordu. Yeni görev yerindeyken eski dönemine ait eylemler soruşturmaya konu edildi ve 657 sayılı Kanun'un 125. maddesi kapsamında 1/8 oranında aylıktan kesme cezasıyla cezalandırıldı.</p>

<p style="text-align:justify">Soruşturma raporunda saptanan iki temel fiil vardı. Birincisi yetki ihlaliydi: Mahkemelere iletilecek savunma ve yazışmaların idare vekili sıfatıyla avukatlar tarafından hazırlanması gerekirken memur bu işleri yetkisiz biçimde kendisi üstlendi. İkincisi ise daha ağır sonuçlar doğuran bir ihmalden ibaretti: Bazı davalarda idare aleyhine çıkan kararlara itiraz edilebilecekken itiraz edilmedi ve kararlar kesinleşti. Mahkeme bu fiillerin somut, yeterli ve inandırıcı delillerle ortaya konulduğuna, dolayısıyla sübuta erdiğine hükmetti.</p>

<p style="text-align:justify">Davacı temyizde usul itirazına ağırlık verdi. Son savunmasının usulüne uygun alınmadığını, muhakkik tarafından alınan ifadenin savunma niteliği taşımadığını öne sürdü. Danıştay bu itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulmadı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></strong></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONİKİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2023/2496<br />
Karar No : 2023/4940<br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...<br />
<br />
KARŞI TARAF (DAVALI) :...Bakanlığı<br />
VEKİLİ: Av. ...<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
<br />
YARGILAMA SÜRECİ :<br />
Dava konusu istem: ....................................ili, ... İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü olarak görev yapan davacı tarafından, Erzurum ili, ... İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü olarak görev yaptığı dönemde işlediği iddia olunan filleri sebebiyle yapılan soruşturma sonucu, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendinin (a) alt bendi uyarınca 1/8 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle kesilen tutarın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince, Danıştay Onikinci Dairesi'nin 24/01/2020 tarih ve E:2016/5020 K:2020/558 sayılı bozma kararına uyularak; davacıya isnat edilen Erzurum ili, ... İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü olarak görev yaptığı dönemde, "Mahkemelere yazılan yazıların ve savunmaların hukuk birimleri tarafından verilmesi gerekmesine karşın davacı tarafından verildiği" iddiaları ile ilgili yapılan soruşturma sonucu düzenlenen ... tarih ve ... sayılı raporda; söz konusu yazıların ve savunmaların idare vekili sıfatıyla avukatlar tarafından verilmesi gerekirken, yetkili olmadığı halde davacı tarafından verildiği, bazı dosyalarda idare aleyhine verilen Mahkeme kararlarına itiraz yolu bulunduğu halde itiraz etmeyerek kişiler lehine kesinleşmesini sağladığı hususları somut, yeterli ve inandırıcı delillerle ortaya konulduğundan, anılan fiilin sübûta erdiği, tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br />
<br />
TEMYİZ EDEN İDDİALARI : Son savunmasının alınmadığı, muhakkik tarafından alınan savunmanın ifade niteliği taşıyabileceği, disiplin cezası verilmesinin hukuka aykırı olduğu belirtilerek, temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi istenilmiştir.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Usul ve yasaya uygun kararın onanması gerektiği savunulmuştur.<br />
<br />
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...<br />
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br />
<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:<br />
<br />
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br />
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesinin dördüncü fıkrasında, Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükmüne yer verilmiştir.<br />
Temyizen incelenen kararda, İdare Mahkemesince bozma kararında belirtilen esaslara uyulduğu anlaşılmış olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br />
<br />
KARAR SONUCU :<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br />
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki ... İdare Mahkemesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,<br />
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br />
4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,<br />
5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/10/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/avukata-birakilmasi-gereken-isi-yapan-memura-ceza-verilir-mi</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 12:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/08/justice-6983006-640-1.png" type="image/jpeg" length="95962"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vekâlette işlenen fiile disiplin cezası verme yetkisi]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/vekalette-islenen-fiile-disiplin-cezasi-verme-yetkisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/vekalette-islenen-fiile-disiplin-cezasi-verme-yetkisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Büyükşehir belediyesinde vekâleten görev yapan daire başkanına asıl kurumu tarafından verilen aylıktan kesme cezası, yetki yokluğu gerekçesiyle iptal edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Vekâleten yürütülen görevde işlenen fiile asıl kurumun disiplin cezası veremez</h1>

<p style="text-align:justify">Bir su ve atıksu idaresinde daire başkanı olarak görev yapan memura, başka bir kurumda vekâleten üstlendiği görev sırasındaki eylemleri nedeniyle asıl kurumu tarafından disiplin cezası verildi. Danıştay Onikinci Dairesi, 9 Ekim 2023 tarihli kararıyla bu cezayı yetki yönünden hukuka aykırı buldu ve idarenin temyiz başvurusunu oybirliğiyle reddetti.</p>

<p style="text-align:justify">Davacı, asıl kadrosu bir büyükşehir belediyesine bağlı su ve atıksu idaresinde Abone İşleri Daire Başkanlığı görevini yürütürken aynı zamanda büyükşehir belediyesinin Toptancı Hali Müdürlüğü'nde vekâleten görevlendirilmişti. İddiaya göre memur, bu vekâlet görevi sırasında Belediye Encümeni'ne sunulması gereken belgeleri eksik iletti; encümen bu eksik bilgiyle karar aldı ve bir şirket zarara uğradı. Bunun üzerine asıl kurumu olan su ve atıksu idaresi, memuru 1/8 oranında aylıktan kesme cezasıyla cezalandırdı.</p>

<p style="text-align:justify">Mahkeme meselenin esasına girmeden önce daha temel bir soruyu yanıtladı: Bu cezayı verme yetkisi kime aitti? Yanıt netti: İsnat edilen fiilin vekâlet görevi sırasında ve o görevin gereklerinden kaynaklandığı bir durumda, disiplin soruşturmasını yürütme ve ceza verme yetkisi vekâlet görevi üstlenilen kuruma, yani büyükşehir belediyesine aitti. Asıl kurumun bu konuda yetkisi bulunmuyordu.</p>

<p style="text-align:justify">İdare temyizde kadro bağını öne sürdü: Memur her ne kadar vekâleten görev yapıyor olsa da kadrosu su ve atıksu idaresinde bulunduğundan disiplin yetkisinin de bu kurumda olduğunu savundu. Danıştay bu argümanı kabul etmedi. Belirleyici olan kadroya kayıtlı olunan yer değil, suç olduğu iddia edilen fiilin hangi görev kapsamında işlendiğidir. Fiil vekâlet göreviyle bağlantılıysa yetki de o görevi veren kuruma aittir.</p>

<p style="text-align:justify">İptal kararının pratik sonucu da önemliydi: Mahkeme yalnızca işlemi iptal etmekle yetinmedi, hukuka aykırı işlem nedeniyle maaşından yapılan kesintinin de davacıya iade edilmesine hükmetti.</p>

<p style="text-align:justify"><strong><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONİKİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2023/2504<br />
Karar No : 2023/4683<br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğü<br />
VEKİLİ : Av. …<br />
<br />
KARŞI TARAF (DAVACI) : …<br />
VEKİLİ : Av. …<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
<br />
YARGILAMA SÜRECİ :<br />
Dava konusu istem: …Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğünde Abone İşleri Daire Başkanı olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendi uyarınca 1/8 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı işleminin iptali ile işlem nedeniyle aylığından kesilen tutarın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince, Danıştay Onikinci Dairesinin 21/12/2022 tarih ve E:2020/2981, K:2022/6701 sayılı bozma kararına uyularak; … Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğü Abone İşleri Daire Başkanı olarak görev yapan davacının, vekaleten … Büyükşehir Belediyesi Toptancı Hali Müdürü olarak görev yaptığı sırada, bu görevine bağlı olarak işlediği öne sürülen fiili nedeniyle ... Büyükşehir Belediyesindeki disiplin amirleri tarafından hakkında disiplin soruşturması yapılması ve disiplin cezası verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerektiğinden, davacının aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemde yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan, dava konusu işlemin hukuka aykırı bulunarak iptal edildiği dikkate alındığında, bu işlem nedeniyle maaşından yapılan kesintinin davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, davacının maaşından kesilen tutarın davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br />
<br />
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının kadrosu … Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğünde olduğundan, disiplin cezasının da anılan kurum tarafından verilebileceği, Belediye Encümenine sunulması gereken belgeleri sunmaması nedeniyle eksik bilgiyle encümenin hatalı karar vermesine ve …Ltd. Şti.'nin mağdur olmasına sebep olan davacının, görev ve sorumluluklarını mevzuata uygun olarak yerine getirmediği, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmuştur.<br />
<br />
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...<br />
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br />
<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:<br />
<br />
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br />
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesinin dördücü fıkrasında, Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükmüne yer verilmiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">Temyizen incelenen kararda, İdare Mahkemesince bozma kararında belirtilen esaslara uyulduğu anlaşılmış olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br />
<br />
KARAR SONUCU:<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,<br />
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali ve işlem nedeniyle maaşından kesilen tutarın davacıya ödenmesine yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının ONANMASINA,<br />
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br />
4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,<br />
5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09/10/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/vekalette-islenen-fiile-disiplin-cezasi-verme-yetkisi</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 12:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/03/8673344-3968614.jpg" type="image/jpeg" length="11098"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tarihi bilinmeyen fiile disiplin cezası verilmez]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/tarihi-bilinmeyen-fiile-disiplin-cezasi-verilmez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/tarihi-bilinmeyen-fiile-disiplin-cezasi-verilmez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Soruşturma raporunda fiilin ne zaman işlendiği ortaya konulamayan aylıktan kesme cezası, zamanaşımı denetimi yapılamadığı gerekçesiyle iptal edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Danıştay'dan kritik karar: Tarihi bilinmeyen fiile disiplin cezası verilmez</strong></p>

<p style="text-align:justify">PTT'de görev yapan bir dağıtıcı memura verilen aylıktan kesme cezası, Danıştay Onikinci Dairesi tarafından iptal edildi. Kararın odak noktası, cezanın esasından çok disiplin hukukunun gözden kaçırılan bir usul şartıydı: İsnat edilen fiilin tam olarak ne zaman gerçekleştiğinin bilinmemesi.</p>

<p style="text-align:justify">Soruşturma raporunda memurun amirinin talimatlarına dirençli davrandığı ve fiziki kontrol yapılmasını engellediği ileri sürülmüştü. Ancak mahkeme incelemesinde ortaya çıkan tablo farklıydı; söz konusu fiilin tarihi hiçbir şekilde net biçimde ortaya konulamamıştı.</p>

<p style="text-align:justify">Bu tespit, yalnızca bir prosedür eksikliğinin ötesinde sonuçlar doğurdu. Disiplin hukukunda soruşturma ve ceza zamanaşımı süreleri, fiilin işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Fiil tarihi belirsiz olduğunda bu sürelerin hesaplanması da imkânsız hale gelir. Mahkeme, zamanaşımının işleyip işlemediğinin dahi tespit edilemediği bir durumda tesis edilen cezanın hukuken ayakta duramayacağına hükmetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Danıştay bu gerekçeyi isabetli buldu ve idarenin temyiz başvurusunu oybirliğiyle reddetti.</p>

<p style="text-align:justify"><strong><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></strong></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONİKİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2023/2563<br />
Karar No : 2023/5237<br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Anonim Şirketi<br />
VEKİLİ : Av. ...<br />
<br />
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br />
VEKİLİ : Av. ...<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
<br />
YARGILAMA SÜRECİ :<br />
Dava konusu istem: ........................................PTT Merkez Müdürlüğünde dağıtıcı olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendinin (ı) alt bendi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince, Danıştay Onikinci Dairesinin 17/10/2018 tarih ve E:2015/395, K:2018/4275 sayılı bozma kararına uyularak; davacıya isnat edilen fiilin gerçekleştiği tarihin net olarak ortaya konulamadığı, söz konusu belirsizlik sebebiyle soruşturma ve ceza zamanaşımı sürelerinin tespit edilemediği, davacının lehinde ve aleyhinde verilen ifadelerin değerlendirilmesinden ise, isnat edilen fiillerin sübuta erdiğine ilişkin her türlü kuşkudan uzak somut delillerin ortaya konulamadığı, bu nedenle tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br />
<br />
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işleme dayanak soruşturma raporunda davacının işin yapılmasına ilişkin talimatlara direndiği, müdürün fiziki kontrol etmesini istemediği, işin yapılmaması konusunda direnen ya da işi kendi istediği şekilde yürütülen personele disiplin yaptırımı uygulanmak suretiyle iç düzenin sağlanmasının amaçlandığı, dava konusu işlemin somut delillere istinaden tesis edildiği ve hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyize konu kararın usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.<br />
<br />
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...<br />
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br />
<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:<br />
<br />
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br />
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesinin dördücü fıkrasında, Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükmüne yer verilmiştir.<br />
Temyizen incelenen kararda, İdare Mahkemesince bozma kararında belirtilen esaslara uyulduğu anlaşılmış olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br />
<br />
KARAR SONUCU :<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,<br />
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının ONANMASINA,<br />
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br />
4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,<br />
5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/10/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/tarihi-bilinmeyen-fiile-disiplin-cezasi-verilmez</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 11:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/02/kum-saati.jpg" type="image/jpeg" length="86778"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zimmet suçunda "kamu görevlisi"  ibaresinden ne anlaşılması gerektiği hakkında karar]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/zimmet-sucunda-kamu-gorevlisi-ibaresinden-ne-anlasilmasi-gerektigi-hakkinda-karar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/zimmet-sucunda-kamu-gorevlisi-ibaresinden-ne-anlasilmasi-gerektigi-hakkinda-karar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zimmet suçunda "kamu görevlisi"  ibaresinden ne anlaşılması gerektiği hakkında karar]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Zimmet suçunda "kamu görevlisi"  ibaresinden ne anlaşılması gerektiği hakkında karar</h1>

<p style="text-align:justify">Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2017/6501 E ve 2021/6728 K sayılı kararında zimmet suçunun tanımında yer alan kamu görevlisi kavramı ile kimlerin kastedildiğine dair açıklama yapıldı.</p>

<p style="text-align:justify">5. Ceza Dairesi 2017/6501 E. , 2021/6728 K.<br />
"İçtihat Metni"</p>

<p style="text-align:justify"><br />
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;<br />
Sanık hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran yasal koşulları bulunmadığından müdafin duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'un 318. maddesi uyarınca REDDİNE ve incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><br />
... ... Şubesine bağlı ... Oda Temsilciliğinde il oda temsilcisi olarak görev yapan sanığın, proje denetimleri karşılığında tahsil etmiş olduğu paralardan 91.711,00 TL'lik kısmını zimmetine geçirdiği iddia edilen dava konusu somut olayda; kovuşturma aşamasında aldırılan bilirkişi raporları doğrultusunda ilgili mühendislerden tahsil edilen bir miktar paranın Odaya ait e-İMO adlı otomasyon sistemine kaydını sağlamaması nedeniyle temsilciliğin 34.323,00 TL tutarında gelir kaybına uğramasına ve işlem kaydı sisteme girmeyen mühendisler lehine azami metrekare limitinin uygulanmamasına yol açtığı kabulüyle görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de;</p>

<p style="text-align:justify"><br />
5237 sayılı TCK'nin 6. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde “kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi” şe<strong>klinde “kamu görevlisi” tanımının yapıldığı, maddenin gerekçesinde de “...kişinin kamu görevlisi sayılması için aranacak yegane ölçüt, gördüğü işin bir kamusal faaliyet olmasıdır” dendikten sonra kamusal faaliyetin “Anayasa ve kanunlarda belirlenmiş olan usullere göre verilmiş olan bir siyasal kararla, bir hizmetin kamu adına yürütülmesidir” biçiminde tanımlandığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12/04/2011 tarihli ve 2010/9-258 Esas, 2011/46 sayılı Kararında “5237 sayılı Türk Ceza Yasası'nın 6. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendindeki “kamu görevlisi” tanımında yer alan “katılan kişi” ibaresi ile madde gerekçesinde yer alan “kamusal faaliyet” açılımından hareketle, bir kimsenin ceza yasası uygulamasında “kamu görevlisi”, yapılan faaliyetin de “kamusal faaliyet” sayılabilmesi için kamu adına yürütülen bir hizmetin bulunması, bunun da Anayasa ve yasalarda belirlenmiş usullere göre verilmiş bir siyasal karara dayalı olması ve ayrıca faaliyetin kamuya ait güç ve yetkilerin kullanılması suretiyle gerçekleştirilmesi gerekmektedir” denildiği,</strong></p>

<p style="text-align:justify"><br />
Ayrıca, 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu'nun 1. maddesindeki birliğin ve odaların kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olduğuna ilişkin belirleme dışında görevlilerinin odanın para ve malları üzerinde işledikleri eylemleri sebebiyle kamu görevlisi gibi cezalandırılacağına ilişkin hüküm bulunmadığı, her ne kadar 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 76. maddesinde "Odalar, borsalar ve Birliğin organ üyeleri ile personeli, görevlerini yerine getirirken görevleriyle ilgili suç teşkil eden fiil ve hareketlerinden, bu kuruluşların paralarıyla para hükmündeki evrak, senet ve sair varlıkları ile muhasebe ve muamelata ilişkin her çeşit defter ve evrak ile ilgili olarak işledikleri suçlardan dolayı kamu görevlisi olarak cezalandırılırlar" denilmişse de; aynı Kanun'un 3. maddesinin (b) bendinde yapılan "oda" tanımında, bu ibareden ticaret ve sanayi odası, ticaret odası, sanayi odası ve deniz ticaret odasının anlaşılması gerektiğinin belirtildiği, dolayısıyla bu kapsam dışında kalan ve 6235 sayılı Kanun'a tabi olan İnşaat Mühendisleri Odasına bağlı çalışan sanığın görevi kötüye kullanma ve zimmet suçlarının faili olamayacağı ile anılan suçların yasal unsurları itibarıyla oluşmayacağı ve eylemlerinin sübutu halinde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı hususu nazara alınmak suretiyle hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,</p>

<p style="text-align:justify"><br />
Kabule göre de;<br />
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı Kararının Resmi Gazete'nin 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı nüshasında yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK'nin 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,<br />
TCK'nin 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna hükmedilmemesi,<br />
Kanuna aykırı, katılan vekilinin ve sanık müdafin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA 15/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/zimmet-sucunda-kamu-gorevlisi-ibaresinden-ne-anlasilmasi-gerektigi-hakkinda-karar</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 09:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2022/06/zimmet_sucunda_kamu_gorevlisi_ibaresinden_ne_anlasilmasi_gerektigi_hakkinda_karar_h31132_1a401.jpg" type="image/jpeg" length="96632"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mahkeme dilekçesindeki ifadeler nedeniyle memura ceza verilmesi]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/mahkeme-dilekcesindeki-ifadeler-nedeniyle-memura-ceza-verilmesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/mahkeme-dilekcesindeki-ifadeler-nedeniyle-memura-ceza-verilmesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memur tarafından açılan davada dilekçede memurun amiri hakkında söylemiş olduğu ifadeler nedeniyle memur hakkında disiplin cezası verilemeyeceği]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1>Mahkeme dilekçesindeki ifadeler nedeniyle memura ceza verilmesi </h1>

<h1></h1>

<p><strong>davacının maddi ve manevi zararlarının tazmini talebiyle İdare Mahkemesine sunmuş olduğu dava dilekçesinde kullandığı ifadeler nedeniyle disiplin cezası tesis edilmiş ise de, disiplin cezasına konu eylemin "hizmet içinde" ve "görev sırasında" gerçekleştirilmediği, dolayısıyla davacının sübut bulan fiilinin anılan ceza maddesi kapsamına girmediği anlaşılmaktadır.</strong></p>

<p><strong>Bu nedenle, davacının, görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek ve hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak fiilinden dolayı aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir.</strong></p>

<p></p>

<p>DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2020/1023 E.  ,  2020/2472 K.</p>

<p></p>

<p>"İçtihat Metni"</p>

<p>T.C.</p>

<p>D A N I Ş T A Y</p>

<p>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU</p>

<p>Esas No : 2020/1023</p>

<p>Karar No : 2020/2472</p>

<p></p>

<p>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …</p>

<p>VEKİLİ : Av. …</p>

<p></p>

<p>KARŞI TARAF (DAVALI) : … Valiliği - …</p>

<p>VEKİLİ : Av. …</p>

<p></p>

<p></p>

<p>İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K: … sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p>

<p></p>

<p>YARGILAMA SÜRECİ :</p>

<p>Dava konusu istem: Aydın İli … İlköğretim Okulunda, ... olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin 1. fıkrasının (C) bendinin (e) ve (ı) alt bentleri uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmiştir.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla;</p>

<p>... olarak görev yapan davacı hakkında Valilik Makamının 22/11/2011 tarihli Oluru ile soruşturma açıldığı, soruşturma sonucu İl Eğitim Denetmenleri tarafından hazırlanan … tarih ve … sayılı disiplin soruşturma raporunda özetle; davacının bir başka dava dolayısıyla ... İdare Mahkemesine vermiş olduğu 07/10/2011 tarihli dilekçesinde, amiri durumundaki Okul Müdürü ... için, "iftiracı, önyargılı, müfettişleri yönlendiren, şizofren derecede hasta, kin ve garezle davranan, baskıcı, Milli Eğitim Müdürlüğünün şımarık çocuğu, zalim", hakkında inceleme ve soruşturma yapan Muhakkik ve Müfettişler için, "Okul müdürünün değirmenine su taşımak, suçuna ortak olmak, görevi kötüye kullanmak, darp etmek, okul müdürünün önyargı çemberine dahil olmak, kasten görevi kötüye kullanmak, adil davranmamak, iğrenç bir sebebe dayanarak okul müdürünü korumak, Milli Eğitim Müdürünün emirleri doğrultusunda hareket etmek", amiri durumundaki Milli Eğitim Müdürü için, "Okul Müdürü ...'yı koruyan, soruşturmalarda her türlü hileye başvuran, görevi kötüye kullanan'' ifadelerini kullandığı, bu durumun amiri durumundaki kişilerin kişilik haklarını zedelediği, kişilik haklarına aleni bir saldırıda bulunduğu tespit edilerek, davacının söz konusu fiillerine uygun olarak 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin 1. fıkrasının (C) bendinin (e) ve (ı) alt bentleri uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasının teklif edildiği,</p>

<p>Bu teklife uyulmak ve davacının son savunması alınmak suretiyle, davacıya disiplin amiri sıfatıyla İl Milli Eğitim Müdürü tarafından 1/30 oranında aylıktan kesme cezası verildiği, bu karara karşı davacı tarafından süresi içinde yapılan itirazın, 01/03/2012 tarihli İl Milli Eğitim Müdürlüğü Disiplin Kurulu tarafından reddedilmesi üzerine görülmekte olan davanın açıldığı,</p>

<p>Davacı tarafından, soruşturmanın Bakanlık Müfettişlerince yapılması gerekirken İl Eğitim Denetmenleri tarafından yapılmasına itiraz edilmiş ve disiplin cezasına itirazının görüşüldüğü il disiplin kurulunda üyesi bulunduğu sendika temsilcisinin bulunmadığı iddia edilmiş ise de, 24/06/2011 tarih ve 27974 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Müfettişleri Başkanlıkları Yönetmeliği'nin 54. maddesi uyarınca, disiplin soruşturmasının İl Eğitim Denetmenleri tarafından yürütülmesinde mevzuata aykırılık bulunmadığı gibi Mahkemelerince yapılan ara karar cevaplarına göre, itirazın görüşüldüğü tarih itibarıyla davacının herhangi bir sendikaya üye olmadığı anlaşıldığından davacının bu iddialarına itibar edilmediği,</p>

<p>Uyuşmazlıkta, davacının, söz konusu dilekçede yer verdiği yukarıda yazılı sıfat ve nitelendirmeler yoluyla, amiri durumundaki Okul Müdürü, Muhakkik ve Müfettişler ile İl Milli Eğitim Müdürüne sözle saygısızlık yaptığı hususunun sabit olduğu anlaşıldığından, fiiline uygun disiplin cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci Dairesinin 15/12/2016 tarih ve E:2013/5594, K:2016/6445 sayılı kararıyla;</p>

<p>Disiplin cezalarının, kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı eylemlerine karşı düzenlenen idari yaptırımlar olduğu, kamu hizmetlerinden sürekli uzaklaştırılabilmek gibi ağır sonuçlara kadar uzanan disiplin cezalarının, ağırlığı ve önemi sebebiyle Anayasa'nın 38. maddesindeki suç ve cezalara ilişkin kurallara tabi tutulduğu,</p>

<p>"Kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi uyarınca, ceza yaptırımına bağlanan her bir eylemin tanımının yapılması ve Kanun'un ne tür eylemleri suç sayarak yasakladığının hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi gerektiği, sözü edilen suç tanımlaması yapıldıktan sonra, suçun karşılığı olan cezanın ve suç sayılan eylemi gerçekleştiren kamu görevlisinin hangi disiplin kuralını ihlal ettiğinin açık bir şekilde ortaya konulmasının da zorunlu olduğu,</p>

<p>Kamu görevlisinin işlediği disiplin suçunun niteliği göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu eylem mevzuatta öngörülen tanıma uymuyorsa verilen disiplin cezasının hukuka aykırı olacağı,</p>

<p>Uyuşmazıkta, davacının maddi ve manevi zararlarının tazmini talebiyle İdare Mahkemesine sunmuş olduğu dilekçede kullandığı ifadeler nedeniyle disiplin cezası tesis edilmiş ise de, disiplin cezasına konu eylemin hizmet içinde ve hizmet sırasında gerçekleştirilmediği, dolayısıyla davacının sübut bulan fiilinin anılan ceza maddesi kapsamına girmediği anlaşıldığından, davacının, görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek ve hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak fiilinden dolayı aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık ve bu işlemin iptali istemiyle açılan davayı reddeden İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılarak ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:..., K:… sayılı kararıyla;</p>

<p>Davacının ... İdare Mahkemesine vermiş olduğu 07/10/2011 tarihli dilekçede yer verdiği sıfat ve nitelendirmeler yoluyla, amiri durumundaki Okul Müdürü, Muhakkik ve Müfettişler ile İl Milli Eğitim Müdürüne sözle saygısızlık yaptığı hususunun sabit olduğu, söz konusu ifadelerin savunma hakkı kapsamında değerlendirilmesine hukuken imkan olmadığı, ayrıca bu ifadelerini görevi ile alakalı olarak kullandığından söz konusu fiillin hizmeti kapsamındaki bir süreçte işlendiğinin sayılması gerektiği, bu nedenle davacının fiiline uyan disiplin cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesi eklenmek suretiyle davanın reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.</p>

<p></p>

<p>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, disiplin cezası verilmesine konu sözlerin maddi ve manevi tazminat davasına ilişkin dilekçede sarf edildiği, Mahkemece bu sözlerin neden söylendiği hususunun araştırılmadığı, şahsı hakkında haksız bir çok soruşturma açıldığı, bu soruşturmalar dolayısıyla görev yerinin değiştirilmesine ilişkin olarak tesis edilen idari tasarrufların yargı kararlarıyla iptal edildiği, hakkında yürütülen soruşturmaların şaibeli olması sebebiyle konuyu araştırmak üzere bizzat Vali tarafından görevlendirilen Vali Yardımcısının hazırladığı raporda, şahsına karşı Okul Müdürü ile birlikte müfettişlerin de dahil olduğu bir önyargı çemberi oluştuğu, müfettişlere soruşturma açılması gerektiği ve şahsına açılan soruşturmaların kapatılması gerektiği yönünde tespitlerde bulunulduğu, tazminat davasının dilekçesinde savunma hakkı kapsamında kullandığı sözlerin hakaret olarak algılanamayacağı, sendika üyesi olduğu halde disiplin cezasına itirazının görüşüldüğü İl Disiplin Kurulu toplantısına ilgili sendika temsilcisinin çağrılmadığı, sunulan maaş bordrolarından sendika üyesi olduğunun açıkça anlaşılabileceği, İl Milli Eğitim Müdürüne yönelik sözlerin de araştırıldığı soruşturmanın İl Eğitim Denetmenlerince yürütülemeyeceği, soruşturma sonucu disiplin cezasının İl Milli Eğitim Müdürünce verilmesinin de usule aykırı olduğu, bu nedenlerle ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.</p>

<p></p>

<p>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, ... İdare Mahkemesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.</p>

<p></p>

<p>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile ... İdare Mahkemesi ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p></p>

<p>TÜRK MİLLETİ ADINA</p>

<p></p>

<p>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p></p>

<p>İNCELEME VE GEREKÇE:</p>

<p>MADDİ OLAY :</p>

<p>Aydın İli ... İlköğretim Okulunda, ... olarak görev yapan davacı hakkında, gereksiz yazışmalarla okul idaresini meşgul ettiği, okul idaresine karşı önyargılı yaklaştığı ve okul öğretmenlerine karşı güven vermeyen tutum ve davranışlarıyla kurumun huzur, sükun ve çalışma düzenini bozduğundan bahisle başlatılan soruşturma sonucunda düzenlenen … tarih ve … sayılı raporda; kurumun huzur, sükun ve çalışma düzenini bozma fiilini işlediği tespit edilen davacının il içinde görev yerinin değiştirilmesi yönünde teklif getirilmiştir.</p>

<p>Getirilen teklif doğrultusunda, … tarih ve … sayılı işlem ile Aydın İli … İlköğretim Okuluna atanan davacının, anılan bu işlemin iptali istemiyle açtığı davada, ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.</p>

<p>Davacı, … İdare Mahkemesine vermiş olduğu 07/10/2011 tarihli dava dilekçesi ile yargı kararıyla iptal edilen edilen atama işlemi nedeniyle uğradığını öne sürdüğü maddi ve manevi zararların tazminine karar verilmesini istemiştir.</p>

<p>Anılan dilekçede; amiri durumundaki Okul Müdürü ... için, "iftiracı, önyargılı, müfettişleri yönlendiren, şizofren derecede hasta, kin ve garezle davranan, baskıcı, Milli Eğitim Müdürlüğünün şımarık çocuğu, zalim", hakkında inceleme ve soruşturma yapan Muhakkik ve Müfettişler için, "Okul müdürünün değirmenine su taşımak, suçuna ortak olmak, görevi kötüye kullanmak, darp etmek, okul müdürünün önyargı çemberine dahil olmak, kasten görevi kötüye kullanmak, adil davranmamak, iğrenç bir sebebe dayanarak okul müdürünü korumak, Milli Eğitim Müdürünün emirleri doğrultusunda hareket etmek", amiri durumundaki Milli Eğitim Müdürü için, "Okul Müdürü ...'yı koruyan, soruşturmalarda her türlü hileye başvuran, görevi kötüye kullanan'' ifadelerini kullandığı görülen davacı hakkında, amiri durumundaki kişilerin kişilik haklarını zedelediği iddialarının araştırılması için Valilik Makamının 22/11/2011 tarihli Oluru ile soruşturma açılmıştır.</p>

<p>İl Eğitim Denetmenleri tarafından hazırlanan … tarih ve … sayılı disiplin soruşturma raporunda; davacının dilekçesinde kullandığı ifadelerle, amiri durumundaki kişilerin kişilik haklarını zedelediği, kişilik haklarına aleni bir saldırıda bulunduğu tespit edilerek, davacının söz konusu fiillerine uygun olarak 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin 1. fıkrasının (C) bendinin (e) ve (ı) alt bentleri uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılması teklif edilmiştir.</p>

<p>Bu teklife uyulmak ve davacının son savunması alınmak suretiyle, davacıya disiplin amiri sıfatıyla İl Milli Eğitim Müdürü tarafından 1/30 oranında aylıktan kesme cezası verilmiştir. Bu işleme karşı davacı tarafından yapılan itirazın, İl Milli Eğitim Müdürlüğü Disiplin Kurulunun 01/03/2012 tarihli kararıyla reddedilmesi üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.</p>

<p></p>

<p>İLGİLİ MEVZUAT :</p>

<p>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin 1. fıkrasının (C) bendinin (e) alt bendinde; "Görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek" fiili, (ı) alt bendinde ise; "Hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak" fiili, aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.</p>

<p></p>

<p>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</p>

<p>Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi için kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.</p>

<p>Bu bakımdan, disipline aykırı davranış olarak nitelendirilen eylemin, usulüne uygun olarak yürütülecek soruşturma neticesinde, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlanarak, ilgiliye eylemine uygun olan disiplin cezası maddesinin tayini ve uygulanması gerekmektedir.</p>

<p>Kamu görevlisinin işlediği disiplin suçunun niteliği göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu eylem mevzuatta öngörülen tanıma uymuyorsa verilen disiplin cezasının hukuka aykırı olacağı açıktır.</p>

<p><strong>Uyuşmazlıkta, Daire kararında da belirtildiği üzere, davacının maddi ve manevi zararlarının tazmini talebiyle İdare Mahkemesine sunmuş olduğu dava dilekçesinde kullandığı ifadeler nedeniyle disiplin cezası tesis edilmiş ise de, disiplin cezasına konu eylemin "hizmet içinde" ve "görev sırasında" gerçekleştirilmediği, dolayısıyla davacının sübut bulan fiilinin anılan ceza maddesi kapsamına girmediği anlaşılmaktadır.</strong></p>

<p><strong>Bu nedenle, davacının, görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek ve hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak fiilinden dolayı aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir.</strong></p>

<p>Bu itibarla, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.</p>

<p></p>

<p>KARAR SONUCU:</p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;</p>

<p>2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin … İdare Mahkemesinin temyize konu … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,</p>

<p>3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19/11/2020 tarihinde esasta ve gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.</p>

<p></p>

<p>KARŞI OY</p>

<p></p>

<p>X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; … İdare Mahkemesince verilen ısrar kararının usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.</p>

<p></p>

<p>KARŞI OY</p>

<p>XX- Davacı hakkında tesis olunan ve disiplin cezası verilmeden önce tebliğ edilen savunma istemli yazıda, isnat olunan eylem belirtildiği halde, eylemden ötürü verilecek cezanın belirtilmemiş olmasının dava konusu yapılan ve Kurulumuzun önüne temyizen incelenmek üzere getirilmiş olan disiplin cezasını şekil unsuru yönünden hukuken sakatlayıp sakatlamadığı uyuşmazlığın çözümü bakımından tartışma konusudur.</p>

<p>Ayrıca disiplin soruşturması sonrası savunma isteme yazısında isnat olunan disiplin suçunun belirtilmesi, karşılığında öngörülen cezanın ise belirtilmemiş olması işlemin esasa yönelik bir şekil unsuru sakatlığını oluşturduğu tarafımdan değerlendirilmektedir.</p>

<p>Bu çerçevede aşağıda görüş ve gerekçelerimi ifade etmekteyim.</p>

<p>I. ANAYASA VE YASA YAPICININ ÇİZDİĞİ ÇERÇEVE VE HUKUKİ DURUM</p>

<p>A. Genel olarak</p>

<p>Disiplin cezaları, kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla öngörülmüş, yapma veya yapmama biçiminde beliren davranış kurallarının ihlali hâlinde uygulanan, yasal olarak düzenlenmiş idari yaptırımlardır. Kamu hizmetlerini yürütenlerin görev, yetki ve sorumlulukları kamu hizmeti ve hizmet gerekleri ile sınırlandırılmış, bu sınırlar dışına çıkanların ise disiplin cezaları ile cezalandırılmaları ilgili kanunlarda öngörülmüştür.(AYM Kararı: E:2015/85, K:2016/3, T:13/01/2016)</p>

<p>Anayasa'nın 129. maddesinin 2. fıkrasında; memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği, 657 sayılı Kanun'un "Savunma hakkı" başlıklı 130. maddesinde ise devlet memuru hakkında, savunması alınmadan disiplin cezası verilemeyeceği, soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memurun, savunma hakkından vazgeçmiş sayılacağı düzenlenmiştir.</p>

<p>Aktarılan kurallar ile, savunma alınmadan disiplin cezası verilemeyeceği temel ilke olarak belirlenerek, soruşturmaya uğrayan ve hakkında disiplin cezası önerilen memurlara güvence sağlanmıştır. Bu bağlamda, soruşturma sırasında soruşturmacı tarafından veya disiplin cezasını vermeye yetkili mercii tarafından savunma alınması ile belirtilen güvence sağlanmış olmaktadır.</p>

<p>B. Savunma Hakkının Uygulamaya Yansıyan Önemi</p>

<p>Yukarıda metnine yer verilen düzenlemelerde açıkça görüldüğü üzere, gerek Anayasa yapıcı gerekse yasa yapıcı savunma hakkının mutlaka ilgilisine tanınacağını belirtmişsede, savunma istenirken savunmaya konu isnadın ne olduğunun belirtilmesi gerektiğine dair bir kural ayrıca öngörülmemiştir</p>

<p>Oysa, belirtilen bu güvencenin, amacına uygun şekilde sağlanması için, ilgili kamu görevlisinin hakkındaki iddiaları, bu iddiaların dayandığı delilleri, üzerine atılı fillerin hukuki nitelendirmesini ve önerilen disiplin cezasını öğrenmesi sağlanarak, savunma yapmasına imkan tanınması yukarıda belirtilen savunma alınması zorunluluğunun gerçek anlamda yerine getirilmesinin temel şartları sayılmaktadır.</p>

<p>Bütün bu husular kendisine bildirilmeyen memurun, gerektiği gibi savunma yapamayacağı, dolayısıyla kendisine tanınmış savunma hakkını da kullanamayacağı açıktır.</p>

<p>C. Konuya İlişkin Anayasal İlkeler</p>

<p>Öncelikle belirtilmelidir ki; Anayasa'nın 38. maddesinde idari suç ve cezalar ile adli suç ve cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından, her ikisi de bu maddede öngörülen ilkelere tabidir. Adli ve idari suçlarda, davranış normlarına aykırı ve haksızlık teşkil eden bir fiille, kanun koyucunun koruma altına aldığı bir hukuki değerin ihlali söz konusu olup adli ve idari cezaların her ikisi de cebir içermektedir.</p>

<p>Bu sebeple, disiplin cezaları ile ilgili yargılama yapılırken ceza hukukunun temel ilkelerinin de göz önünde bulundurulması ve olaylara uygulanması gerekmektedir.</p>

<p>Öte yandan, aynı Anayasal irade ile Anayasa'nın 40. maddesinin 2. fıkrasına da "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." düzenlemesi 2001 yılında 4709 sayılı Anayasa Değişikliğine Dair Kanun ile dahil edilmiştir.</p>

<p>Devletin işlemlerine karşı, hangi kanun yollarına ve mercilere hangi sürede başvurulacağı elbette kanun ve yönetmeliklerde gösterilmiştir ve bunlar bilinmektedir.</p>

<p>Anayasa yapıcı 40. madde 2. fıkra kuralı ile bir zorunluluk getirmiş ve bunu Anayasal düzeyde, anayasa bağlayıcılığı ile yaparak işlemlere muhatap olan ilgilileri memurlar ve diğer kamu görevlilerini önemsemiş ve adeta bilgilendirme gereksinimi duymuştur.</p>

<p>Diğer bir ifade ile Anayasa yapıcı bireyi önemsemiş olmaktadır.</p>

<p>Bu tespitten kalkılarak, savunma isteme yazılarında savunma hakkı tanınırken uygulamada eylemin belirtilmesinin yeterli görülmesi, eylemin karşılığı cezanın-yaptırımın ne olduğunun kanunda-yönetmelikte zaten belirtilmiş olduğu gerekçesiyle, savuma isteme yazısında cezanın belirtilmesine gerek görülmemesi Anayasa yapıcının 40. madde 2. fıkradaki bireyi önemseyen iradesi ile barışık ve uyumlu olmamaktadır ve olmayacaktır.</p>

<p>D. Değerlendirme</p>

<p>Sonuç olarak, anılan mevzuat hükümlerinde savunmanın ne şekilde alınacağı konusunda müeyyideye muhatap olacak kişiler açısından, savunma hakkını güvence altına alacak düzeyde şekil kuralı öngörülmediği ve yine anılan tespitlerden hareketle; uygulamada savunma alınırken göz önünde bulundurulması gereken ilkelerin dikkate alınmadığı ve bu surette yukarıda belirtilen ilkelerle çelişen bir uygulamanın şekillendiği görülmektedir.</p>

<p>Bu bağlamda; anayasal düzeyde zorunluluk olan savunma alınması konusunda, savunma alma şeklini düzenleyen kurallar bakımından bir boşluk bulunduğu ve bununda idari yargı yerlerince ilkesel bir yaklaşımla idarelere yol gösterilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.</p>

<p>II. BOŞLUĞUN YORUM YOLUYLA DOLDURULMASI</p>

<p>İdare hukuku içtihadi hukuk özelliğini taşıdığı sürece yorum teorileri önemli olacak ve yorumlar önem kazanacaktır.</p>

<p>Hukuku geliştirici prensipler karşısında idari yargıyı ve içtihadi idare hukukunu meşrulaştırmakta kullanılan teorilerden biri de, "Yorumun gerçekçi teorisi" olarak bilinmektedir.</p>

<p>Hukukun üstünlüğü, hakkaniyet, adaletin tecelli etmesi beklentileri, önce hukuka hak olmalıdır.</p>

<p>Bir hukuk normunun anlamını kimin tespit edeceği sorusu da her zaman tartışılır bir sorundur.</p>

<p>İşte, idare hukukunda yasaların, kuralların uygulanması ve giderek yasallık denetimi, bu soruya getirilen yerleşmiş ve kolaycı bir çözümdür.</p>

<p>Yasaların, kuralların yorumlanması yargıçlar eliyle olur.</p>

<p>Nitekim mahkemeler kendi gerçeklerini oluştururlar.</p>

<p>Vurgulamakta fayda görmekteyim ki, her toplum kendi hukukunu salgılar.</p>

<p>Yine yasaların uygulanmasında ise öncelik memurlara verilmiş olup, memur uygulaması sonrası idari işlem veya eylem olarak idari yargı yerlerine denetime taşınmaktadırlar.</p>

<p>Nihayetinde yasalar uygulayıcının yorumuna bağlı açık uçlu metinlerdir.</p>

<p>Yasalarda yer alan kuralların toplumsal gelişmeye ve üst hukuk kurallarına uygun yorumlanması gerek(ir) (Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun K:1989/4 sayılı kararı) mektedir.</p>

<p>Yargıcın rolü hukuku söylemek değil, hukuk yaratmak ve üretmek olmalıdır.</p>

<p>Yasaların daha uygun, daha doyurucu, daha uygar kural taşımaları dileği, kimi sakıncalı uygulamalara yol açtığı görüşleri, adalet ve hakkaniyete uygun yorumlanmalarına engel değildir.</p>

<p>Kaldıki tüm yargılama süreci, esasında bir yorumlama sürecidir.</p>

<p>Kısaca, yasayı sözü ile uygulamak anlayışı, mahkemenin yasa koyucu gibi davranma ve yerindelik denetimine girme gibi sakıncalara karşı getirdiği bir korkuluktur.</p>

<p>Yargıç, yaşayan hukuku göz önünde tutmak, başka deyişle, hukuku içinde bulunduğu devinim halindeki toplumun gerçeklerine uygun olarak kullanmak zorundadır.</p>

<p>Yasa kuralları, yasama istidadına (yeteneğine) ancak yorumlarla ulaşırlar.</p>

<p>Aksi takdirde ölü doğar ve canlı belge olamazlar.</p>

<p>Bilindiği üzere idare hukuku, içtihadi yazımlı bir hukuk dalıdır.</p>

<p>Bu içtihadı ve giderek ilkeleri yazanlar da, idari yargı, idari yargıçlardır.</p>

<p>"Yargılamada hukuki yorum yapılırken sunulan ve üzerinde tartışılan araçlar ya da modeller yargının hukuk devleti ilkesini hayata geçirmesini ve bu bağlılıkla ilintili olan meşruluk ve saygınlığını pekiştirmeyi hedeflemektedir.</p>

<p>Hukuk üretme, kuramsal meşruluk temelini, yargıcın adalet dağıtma işlevinde bulmaktadır.</p>

<p>Modern devletlerde hukukun sorun çözücü işlevi de, yargıcın hukuk yaratma etkinliğini destekleyen pratik bir gerekçe olarak ortaya çıkar.</p>

<p>Yine, hukuki yorumlama yöntemi ile oluşturulan kararlar veya azlık oylarının sonuçlarının her zaman genel kabul göreceği beklenemez.</p>

<p>Hukuk bilimi, yorum konusunda yoruma dayalı disiplinlere benzerlik göstererek, yorumu metnin anlamının açığa çıkartılması olarak kavramaktadır.</p>

<p>Yargıç artık Mongesquieu'nün betimlediği gibi "kanun koyucunun ağzı" değil, normu yorumlayarak, uyarlayarak ya da yeniden tasarlayarak somutlaştıran ve böylece hak ve özgürlükler adına hukuksal yaşamı etkileyen özne olmaktadır.</p>

<p>Hukuksal yorum, anlamı açık ve tam olarak ortaya çıkaran ve bunun için de yorumcunun aracılık ettiği eylem olmaktadır.</p>

<p>Bu eylem, çift nitelikli olup zihinsel ve mantıksal yaratıcılıkla iligili bir süreç olduğu için sanat, doğruya ya da gerçeğe ulaşma ile ilgili bir süreç olduğu için de, bilim olarak nitelendirilebilir." (ODER, Bertil Emrah, Anayasa Yargısında Yorum Yöntemleri, Beta, 2010, ss. 1-5)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaldıki Mecelle 60. maddede belirtildiği üzere "Söze bir anlam vermek, anlamsız bulmaktan önce gelir." Bunun anlamı söze anlam vererek onu ihmal etmemek ve onu anlamsız bulmaktan kaçınmaktır.</p>

<p>Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 03/12/2018 tarih ve YD İtiraz No:2018/479 sayılı doyasında yazmış olduğum azlık oyumdan yukarıdaki ifadeler alınmış olup yorumlama yapılmasının ağırlık ve önemi özellikle ifade edilmiştir.</p>

<p>Bu ilkesel çerçeve içerisinde idarece hak ve özgürlüklerin tanınması, korunması adına bireye güvence oluşturması bakımından yaptığım bu yorumlama sonucu, aşağıdaki değerlendirmede bulunuyorum.</p>

<p>III. UYUŞMAZLIK KONUSU İLE İLGİLİ DEĞERLENDİRMEM</p>

<p>A. Disiplin Soruşturmalarında Uygulanması Gereken Usul</p>

<p>Disiplin soruşturması; disiplin suçunun işlenip işlenmediği, işlenmiş ise ne zaman, ne şekilde ve kim tarafından işlendiği ve işlenen disiplin suçu nedeniyle ilgili memurun sorumluluk durumunun tespiti amacıyla yapılır. Diğer bir ifadeyle disiplin soruşturmasının amacı, iddia edilen disiplin suçuna konu olayı tüm yönleriyle aydınlatmaktır.</p>

<p>Bu amacı gerçekleştirebilmek için soruşturmacının hangi yöntemlere başvurabileceği hususunda 657 sayılı Kanun’da doğrudan bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak doktrin va yargısal içtihatlarda hakim görüş, disiplin suçuna konu olayı tüm yönleriyle aydınlatmaya elverişli bir disiplin soruşturması yapılmaksızın disiplin cezası verilmemesi yolundadır.</p>

<p>Kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olan disiplin cezaları, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçları doğurarak subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme de sahiptir.</p>

<p>Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatla belirlenmekte, disiplin soruşturması hakkında doğrudan yasal düzenlemeler bulunmasa da, olayın aydınlatılmasında taşıdığı önem nedeniyle disiplin soruşturmasının belirli niteliklere sahip olması konusunda doktrin ve yargısal içtihatlarla konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.</p>

<p>Soruşturmayı gerçekleştirmek için, soruşturulan ve konu hakkında bilgisi olanların ve soruşturulan kişinin ifadesinin alınması, konuyla ilgili bilgi ve belgenin toplanması, gerekirse bilirkişi raporu aldırılması ve ilgili mevzuatın tespiti gerekmektedir.</p>

<p>Disiplin soruşturması tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi ile soruşturulanın üzerine atılı eylemin tespiti ile bu eylemin hangi disiplin kuralını ihlal ettiğinin (ya da soruşturulanın eylemleri disiplin suçu oluşturmuyorsa disiplin cezası verilmesini gerektirecek bu durum bulunmadığının) ortaya konulması ile sonuçlandırılır.</p>

<p>Soruşturulan memurun, usulüne uygun olarak savunmasının alınması ile karar verilmeye hazır hale gelinir. Yetkili makamca savunma yeterli görülemeyerek disiplin cezası tesis edilebilir veya savunma yeterli bulunarak disiplin cezası tesis edilmeyebilir. Bu sebeple tamamlanmış bir disiplin soruşturmasından sonra, soruşturulandan istenen savunma, soruşturulanın etkili bir savunma hakkını kullanabileceği tüm hususları ihtiva eder nitelikte olmalıdır.</p>

<p>B. Konuya İlişkin Ceza Hukuku İlkeleri Bağlamında Savunma Hakkı</p>

<p>"Kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi uyarınca, ceza yaptırımına bağlanan her bir eylemin tanımının yapılması ve yasanın ne tür eylemleri suç sayarak yasakladığının hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi gerekmektedir. Sözü edilen suç tanımlaması yapıldıktan sonra, suçun karşılığı olan cezanın ve suç sayılan eylemi gerçekleştiren kamu görevlisinin hangi disiplin kuralını ihlal ettiğinin açık bir şekilde ortaya konulması da zorunludur.</p>

<p>Söz konusu eylem, mevzuatta öngörülen tanıma uymuyorsa verilen disiplin cezasının hukuka aykırı olacağı açıktır. Savunma isteminin de, idarece davacı hakkında tesis edilmesi gerektiği kanaatine ulaşılan bir işlemin ön bildirimi niteliğinde olduğu ve davacının vereceği savunma uyarınca bu işlemin tesis edilip edilip edilmeyeceği ya da niteliğinin değişebileceği gözetildiğinde, savunma istem yazısının da idarece tesis edilmesi kanaatinde olunan işlemin tüm unsurlarını taşıması gerekliliği suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin yanı sıra, hukuk devletinin bireye sağlamak zorunda olduğu hukuki güvenlik, öngörülebilirlik ve bilgilendirme hakkının da bir sonucudur.</p>

<p>Genel olarak savunma istemeyi, ifade alma ile karıştırmamak gerekir. Soruşturma sonrasında alınan ifade savunma olarak kabul edilmemekte, ayrıca “savunma ifade tutanağı” ve benzeri adlarla alınan ve içeriğini soruşturmacının belirlediği belgeler savunma olarak değerlendirilmemektedir. İfade alma, soruşturulanın ifadesinin alınması, disiplin soruşturmasının yürütülmesi sırasında olayın aydınlatılması için soruşturmacı tarafından soruşturulanın bilgisine başvurulmasıdır. İfade alma işlemi genellikle soru cevap şeklinde gerçekleştiğinden bu aşamada soruşturulan kendini istediği gibi ifade etme ve savunma imkanına sahip değildir. Ayrıca bu aşamada disiplin soruşturması devam ettiğinden soruşturulanın ifadesinin alınmasından sonra, disiplin suçuna ilişkin delillerde ve suçun niteliğinde değişiklik meydana gelmesi mümkündür.</p>

<p>Konunun tam olarak aydınlanarak disiplin suçu hakkında soruşturulana doğru bilgiler verilebilmesi açısından savunma isteminin disiplin soruşturmasının tamamlanmasının ardından yapılması gerekir. Böylece, soruşturulan memurun savunma hakkını tam anlamıyla kullanabilmesi için savunma istem yazısında; işlenildiği iddia edilen disiplin suçunun konusu, savunma hakkı için verilen süre, savunma hakkını kullanmadığı takdirde bu hakkından vazgeçmiş sayılacağı hususu ile birlikte, isnat edilen eylem ile birlikte bu eylemin hangi disiplin kuralını ihlal ettiğinin de bildirilmesi mümkün hale gelir. (Savunma istem yazısında, hangi disiplin kuralının ihlal edildiği bildirilmeyen durumlar genellikle, soruşturma devam etmekte olduğu için ceza teklif edilecek olan disiplin kuralının idarece de henüz bilinmediği durumlardır.)</p>

<p>Etkili bir savunma hakkının tanınması bakımından, soruşturulana yalnızca isnat edilen eylemin değil, bununla birlikte bu eylemin hangi disiplin kuralını ihlal ettiği de bildirilmelidir. Zira savunma, isnat edilen eylemin, soruşturulan memur tarafından gerçekleştirilmediğine yönelik olabileceği gibi, ihlal edildiği ileri sürülen disiplin kuralı kapsamında değerlendirilemeyeceğine ilişkin, yani tipiklik unsuruna yönelik de olabilir. Bu sebeple teklif edilen cezanın savunma istem yazısında yazılmamış olması işlemi hukuka aykırı kılarak iptalini gerektirecek bir şekil unsuru sakatlığı oluşturmaktadır.</p>

<p>Nitekim, ceza yargılamasındaki düzenlemeler de bu yöndedir. CMK’nun 170/3-h maddesinde; iddianamede yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddelerinin bulunması gereği belirtilmiş, anılan maddenin 6. fıkrasında; iddianamenin sonuç kısmında, işlenen suç dolayısıyla ilgili kanunda öngörülen ceza ve güvenlik tedbirlerinden hangilerine hükmedilmesinin istendiği; suçun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ilgili tüzel kişi hakkında uygulanabilecek olan güvenlik tedbirinin açıkça belirtileceği hükmüne yer verilmiş, anılan Kanun’un 226/1. maddesinde ise; sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemeyeceğine, yer verilmiştir.</p>

<p>Anayasa'nın "Suç ve cezalara ilişkin esaslar" başlıklı 38. maddesinde, idari suç ve cezalar ile adli suç ve cezalar arasında herhangi bir ayrım yapılmadığından, hem idari suç ve cezalar hem de adli suç ve cezalar bu maddede öngörülen ilkelere tabi kabul edilmektedir. Zira Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 tarih ve E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararında da belirtildiği üzere adli ve idari suçların ikisinde de davranış normlarına aykırı ve haksızlık teşkil eden bir fiille, kanun koyucunun koruma altına aldığı bir hukuki değerin ihlali söz konusu olup adli ve idari cezaların her ikisi de cebir içermektedir.</p>

<p>Adli suçlar için öngörülen cezaların idari suçlar için öngörülen cezalardan genellikle daha ağır olması, hürriyeti bağlayıcı cezaların kural olarak adli suçlar yönünden geçerli olabilmesi, idari suçlarda kanun koyucunun daha az önem atfettiği bir hukuki değerin ihlal edilmesi ve öngörülen yaptırımın da genellikle idari bir makam tarafından idari usuller izlenerek uygulanması nedeniyle ceza hukuku bakımından getirilen genel ilkelerin idari suç ve cezalara aynen uygulanması çoğu zaman mümkün olmamakla birlikte, bu ilkelerin memur disiplin hukukunun niteliğine uygun düştüğü ölçüde uygulanması gerektiği görüşü yargı kararları ile istikrar kazanmıştır.</p>

<p>Adli soruşturmada, soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenlemekte, idari soruşturmada ise benzer şekilde disiplin soruşturması kapsamında alınan ifadeler, bilgi, belgeler, sair incelemeler disiplin konusu eylemin işlendiği kanaatine ulaşıldığında, idareye teklifte bulunulmakta ve bu durum davacıya savunma istemi ile bildirilmektedir. Ceza yargılamasında, CMK’daki yukarıda anılan düzenlemeler sanığın bir kanun hükmü uyarınca cezalandırılabilmesini ancak, sanığın önceden hangi kanun hükmü ile cezalandırılacağı konusunda bilgi sahibi olmasına bağlı kılmış, uygulanacak kanun hükmünün değişmesi halinde ise bu hükümden ceza verilebilmesini savunmasının alınması şartına bağlanmıştır. Ceza yargılamasına ilişkin bu düzenlemeler hukuk devletinin temel nitelikleri olan hukuki güvenlik ve öngörülebilirliğin bir sonucudur.</p>

<p>Bu durumda, kişiye isnat edilen suç ve eylemlerin idari soruşturmadaki savunma isteminin, adli soruşturmadaki karşılığı hazırlanan iddianame olarak değerlendirildiğinde, CMK’daki yukarıda anılan düzenlemeler gereğince soruşturulan için disiplin cezası verilmesi teklif edilen disiplin kuralının suç ve ceza gösterilerek savunma istem yazısında açıkça belirtilmiş olmasını gerekli kılmaktadır.</p>

<p>SONUÇ</p>

<p>Yukarıda ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere;</p>

<p>Genel olarak bireyin özel olarak da hakkında soruşturma yapılan ve savunması istenilenin önemsendiği ve haklarını bilmesi, işlediği belirtilen eylemin karşılığı verilecek cezayı öngörmesi bakımından,</p>

<p>Savunma isteme yazısında eylemin belirtilmesi ancak karşılık olarak öngörülen cezanın belirtilmemiş olmasının dava konusu disiplin cezası tesis edilmesinin esasa müteallik bir şekil unsuru sakatlığı oluşturduğu sonucuna varmaktayım.</p>

<p>Bu görüş ve gerekçelerimle işlemin hukuka uygun olmadığı ve iptali gerektiğinden temyiz isteminin kabulüne karar verilmesi ve ısrar kararının bozulması oyu ile çoğunluk gerekçesine katılmıyorum.</p>

<p></p>

<p>KARŞI OY</p>

<p>XXX- Aydın İli ... İlköğretim Okulunda, ... olarak görev yapan davacıya, Aydın İli ... İlköğretim Okuluna atanmasına ilişkin ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla iptal edilen işlemden dolayı uğradığını öne sürdüğü maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle aynı Mahkemede açtığı davaya ilişkin dilekçesinde kullandığı ifadelerle, amiri durumundaki kişilerin kişilik haklarını zedelediği, kişilik haklarına aleni bir saldırıda bulunduğu isnadıyla, 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin 1. fıkrasının (C) bendinin (e) ve (ı) alt bentleri uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası verildiği görülmektedir.</p>

<p>Disiplin cezaları, kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla öngörülmüş, yapma veya yapmama biçiminde beliren davranış kurallarının ihlali hâlinde uygulanan, yasal olarak düzenlenmiş idari yaptırımlardır. Kamu hizmetlerini yürütenlerin görev, yetki ve sorumlulukları kamu hizmeti ve hizmet gerekleri ile sınırlandırılmış, bu sınırlar dışına çıkanların ise disiplin cezaları ile cezalandırılmaları ilgili kanunlarda öngörülmüştür.</p>

<p>Anayasa'da yer alan ve yargı içtihatları ile disiplin hukukunda da geçerli olduğu kabul edilen "Kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi uyarınca, ceza yaptırımına bağlanan her bir eylemin tanımının yapılması ve yasanın ne tür eylemleri suç sayarak yasakladığının hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi gerekmektedir. Sözü edilen suç tanımlaması yapıldıktan sonra, suçun karşılığı olan cezanın ve suç sayılan eylemi gerçekleştiren kamu görevlisinin hangi disiplin kuralını ihlal ettiğinin açık bir şekilde ortaya konulması da zorunludur.</p>

<p>Sözkonusu eylem, mevzuatta öngörülen tanıma uymuyorsa, bir başka deyişle tipiklik şartı sağlanamıyorsa verilen disiplin cezasının hukuka aykırı olacağı açıktır.</p>

<p>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun, Devlet memurlarının ödev ve sorumluluklarının düzenlendiği ikinci bölümünde yer alan 8. maddesinde; "Devlet memurları, resmi sıfatlarının gerektirdiği itibar ve güvene layık olduklarını hizmet içindeki ve dışındaki davranışlariyle göstermek zorundadırlar. Devlet memurlarının işbirliği içinde çalışmaları esastır." düzenlemesi yer almaktadır.</p>

<p>Aynı Kanun'un 125. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde; "Görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek" fiili, (ı) bendinde ise; "Hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak" fiili, aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.</p>

<p>Bir Devlet memuruna amirine sözle saygısızlık etmek fiilinden dolayı ceza verilebilmesi için anılan fiilin görev sırasında işlenmiş olması gerekmektedir. Ancak "görev sırasında" kavramıyla, fiilen görev yapılan yer ve mesai saatlerinin kastedilmediği, anılan kavramın, Devlet memurunun bu sıfatını taşıdığı zaman zarfında göreviyle ilişkilendirilebilecek tüm eylemleri kapsadığı açıktır.</p>

<p>657 sayılı Kanun'da, Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak fiilinden dolayı ceza verilebilmesi için ise fiilin açıkça "hizmet içinde" işlenmesi gerektiği düzenlenmiştir. Dolayısıyla hizmet dışında işlenen fiiller nedeniyle, Devlet memurlarının, bu madde kapsamında cezalandırılabilmeleri mümkün değildir.</p>

<p>Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, davacının, İdare Mahkemesinde açtığı tazminat davasına ilişkin dilekçede yer verdiği ifadelerden dolayı, eylemin hizmet içinde gerçekleştirilmemesi nedeniyle, 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin 1. fıkrasının (C) bendinin (ı) alt bendi uyarınca cezalandırılmasında hukuka uyarlık bulunmamakta ise de, görevde olduğu zaman zarfında, amiri durumundaki Okul Müdürü, Muhakkik ve Müfettişler ile İl Milli Eğitim Müdürüne sözle saygısızlık yaptığı hususu sabit olan davacının, eylemine uygun olarak, 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin 1. fıkrasının (C) bendinin (e) alt bendi uyarınca aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.</p>

<p>Açıklanan nedenlerle, sonucu itibarıyla hukuka uygun olan davanın reddi yolundaki ısrar kararının yukarıda yer verilen gerekçe ile onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/mahkeme-dilekcesindeki-ifadeler-nedeniyle-memura-ceza-verilmesi</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 09:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2022/06/mahkeme_dilekcesindeki_ifadeler_nedeniyle_memura_ceza_verilmesi_h31149_179a6.jpg" type="image/jpeg" length="35399"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yolluk bildirimini erken veren memura hangi ceza önerildi?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/yolluk-bildirimini-erken-veren-memura-hangi-ceza-onerildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/yolluk-bildirimini-erken-veren-memura-hangi-ceza-onerildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 12. Dairesi, gerçeğe aykırı belge düzenlediği iddiasıyla memura verilen kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını, fiil somut delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle iptal etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Danıştay’dan emsal karar: “Gerçeğe aykırı belge” iddiasıyla disiplin cezası verilemez</h1>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Dairesi, bir memura “gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlediği” gerekçesiyle verilen bir yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını hukuka aykırı bularak iptal etti. Kararda, disiplin cezasına dayanak fiilin somut ve kesin delillerle ispatlanması gerektiği vurgulandı.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Dairesi tarafından verilen kararda, kamu görevlileri hakkında tesis edilen disiplin cezalarında varsayıma dayalı değerlendirmelerle işlem tesis edilemeyeceği açık biçimde ortaya konuldu.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Memura gerçeğe aykırı belge düzenleme cezası verilmişti</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Defterdarlık uzmanı olarak görev yapan memur hakkında, bazı denetimlere katılmadığı halde yoklama tutanağı düzenlediği ve yolluk aldığı iddiasıyla disiplin soruşturması başlatıldı.</p>

<p style="text-align:justify">Yapılan soruşturma sonucunda ilgili memura, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/D-f maddesi uyarınca <strong>bir yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezası</strong> verildi.</p>

<p style="text-align:justify">Memur, söz konusu disiplin cezasının iptali istemiyle dava açtı.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Mahkeme: Fiilin işlendiği somut olarak kanıtlanamadı</strong></h2>

<p style="text-align:justify">İdare mahkemesince yapılan incelemede;</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Memurun yolluk bildirimini yıl sonu nedeniyle erken verdiği,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Denetim tarihlerinde izinli olduğu,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Aldığı yolluk ücretini sonradan iade ettiği,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Denetimlere ilişkin resmi taşıt belgelerinin düzenlenmediği,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Mükellef ifadelerinin kesin ve açık nitelikte olmadığı,</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">tespit edildi.</p>

<p style="text-align:justify">Mahkeme, “gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenleme” fiilinin somut ve kesin delillerle ortaya konulamadığı gerekçesiyle disiplin cezasını iptal etti.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Danıştay iptal kararını onadı</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Davalı idareler tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Danıştay 12. Dairesi, ilk derece mahkemesinin daha önce verilen bozma kararına uygun hareket ettiğini belirtti.</p>

<p style="text-align:justify">Daire, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddiaların kararı bozacak nitelikte olmadığı sonucuna ulaşarak, idare mahkemesinin iptal kararını oybirliğiyle onadı.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Karar neden önemli?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Karar, disiplin hukukunda <strong>ispat yükünün idareye ait olduğunu</strong> açık biçimde ortaya koyuyor.</p>

<p style="text-align:justify">Buna göre idarenin, memura disiplin cezası verebilmesi için isnat edilen fiili;</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">somut belgeyle,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">kesin tanık beyanıyla,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">açık ve net delillerle</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">ortaya koyması gerekiyor.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONİKİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2023/2365<br />
Karar No : 2023/4977<br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1- ... Bakanlığı<br />
VEKİLİ: Av. ...<br />
2- ... Valiliği<br />
VEKİLİ: Av. ...<br />
<br />
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br />
VEKİLİ: Av. ...<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
<br />
YARGILAMA SÜRECİ:<br />
Dava konusu istem: .......................... ili, ... Malmüdürlüğünde defterdarlık uzmanı olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinin (f) alt uyarınca bir yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezlandırılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin ve bu işleme karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince, Danıştay Onikinci Dairesinin 26/02/2019 tarih ve E:2015/5782 K:2019/1346 sayılı bozma kararına uyularak; dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin, soruşturma sırasında muhakkikçe saptanan hususların ve tanık ifadelerinin birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davacının yolluk bildirim tutanağını yıl sonu olması nedeniyle bir hafta kadar erken verdiği, bu tarihten sonra gidilmesi planlanan denetimlere 24/12/2013 - 31/12/2013 tarihleri arasında mazeret ve yıllık izinde olduğundan katılamadığı ve aldığı yolluk ücretini iade ettiği; öte yandan, 23/12/2013 tarihinde yapılan denetime ilişkin tanık beyanında davacının dükkanının yerini tam olarak tarif ettiğinden mükellef yokken denetimin yapıldığı sonucuna varıldığı; diğer tarihlerde yapılan denetimlere ilişkin resmi taşıt belgesinin düzenlenmemesinin usule ilişkin işlemlerin eksik yapılmasından kaynaklandığı ancak bu durumun denetime gidilmediğini somut olarak ortaya koymadığı; ifadesi alınan mükelleflerin beyanlarında genel olarak Malmüdürlüğünde iligili tutanakları imzalamış olabilecekleri varsayımında bulundukları, hatırlamadıklarını beyan ettikleri, veri hazırlama ve kontrol işletmeni ... ve ...'nin ifadelerinde de mükelleflerin yerinde bulunmaması halinde tespit yapıldıktan sonra dairede de yoklama tutanaklarının hazırlandığını beyan ettikleri anlaşılmış olup; gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek fiilinin sübuta erdiğinin somut olarak ortaya konulmadığı sonucuna ulaşıldığından; 657 sayılı Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinin (f) alt uyarınca davacının bir yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıyla cezalandırılmasında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.<br />
<br />
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, dava konusu işlemin mevzuata ve hukuka uygun olduğu belirtilerek, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br />
<br />
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...<br />
DÜŞÜNCESİ : İdare Mahkemesince, Danıştay Onikinci Dairesinin bozma kararında belirtilen esaslara uyulduğu anlaşıldığından, 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br />
<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü:<br />
<br />
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br />
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesinin dördücü fıkrasında, Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükmüne yer verilmiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">Temyizen incelenen kararda, İdare Mahkemesince bozma kararında belirtilen esaslara uyulduğu anlaşılmış olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br />
<br />
KARAR SONUCU :<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine,<br />
2. Dava konusu işlemlerin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının ONANMASINA,<br />
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,<br />
4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,<br />
5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/10/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/yolluk-bildirimini-erken-veren-memura-hangi-ceza-onerildi</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/01/danistay-50kb-3.jpg" type="image/jpeg" length="73013"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Disiplin soruşturmasında soruşturma raporuna dava açılabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-sorusturmasinda-sorusturma-raporuna-dava-acilabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-sorusturmasinda-sorusturma-raporuna-dava-acilabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[disiplin soruşturmasında muhakkiklerin hukuki sorumluluğu, disiplin amiri soruşturmacı tarafından önerilen cezayı vermek zorundamı, disiplin soruşturma raporuna karşı dava açma hakkı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:justify"><strong><span><span>Disiplin soruşturmasında soruşturma raporuna dava açılabilir mi?</span></span></strong></h1>

<p>Hakkında yürütülen disiplin soruştuması sonucunda düzenlenen raporla alakalı mahkeme ye dava açan memur hakkında verilen mahkeme kararında disiplin hukuku açısından önem arz eden bir kaç hususa tek bir kararda yer verilerek gerek disiplin soruşturması gerekse muhakkikler hakkında yapılan şikayet v.b konulara ilişkin örnek olacak bir karar yazımız ekinde yer almaktadır.</p>

<p>İlgili karara bakıldığında </p>

<p>-  <span><span><strong><span>Disiplin amirlerinin  raporda getirilen teklifle bağlı olmayıp uygun gördükleri cezayı tayin ve takdir etmek haklarının olduğu, </span></strong></span></span></p>

<p><span><span><strong><span>- Soruşturma raporlarının kesin ve yürütülebilir nitelikte işlemler olmaması nedeniyle idari davaya konu edilemeyeceği</span></strong></span></span></p>

<p><span><span><strong><span>- Soruşturmacıların, soruşturmayı yürütürken yanlı, kasıtlı veya görev gereklerine aykırı davranmadıkları sürece, soruşturma sırasında elde ettikleri delillere göre oluşan görüşleri nedeniyle sorumlu tutulmasının hukuken kabul edilebilir olmadığı</span></strong></span></span></p>

<p><span><span><strong><span>hususlarına vurgu yapılmıştır.</span></strong></span></span></p>

<p></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><strong>Danıştay</strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><strong>8. Daire</strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><strong>Esas No</strong>                                : 2010 / 4870</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><strong>Karar No</strong>                             : 2012 / 5019</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><strong>Karar Tarihi</strong>                        : 13.06.2012</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>İstemin Özeti : Çanakkale İdare Mahkemesinin 27.04.2010 gün ve E:2010/372, K:2010/247 sayılı kararının, hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>Danıştay Tetkik Hakimi Nilüfer SÜLKÜ'nün Düşüncesi : İstemin kabulü gerektiği düşünülmektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>Danıştay Savcısı Hüseyin YILDIZ'ın Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>TÜRK MİLLETİ ADINA</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>KARAR : Uyuşmazlık, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi'nde Yrd. Doç. kadrosunda öğretim üyesi olarak görev yapan davacı hakkında yapılan şikâyet sonucu davalı idarece yürütülen disiplin soruşturmasında, soruşturmacı tarafından kamu görevinden çıkarma cezasıyla cezalandırılmasının teklif edildiği, söz konusu teklifin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulu'nca reddi üzerine lehine olan delillerin Yükseköğretim Kurulu'na gönderilen dosyadan çıkarıldığından bahisle uğranıldığı iddia olunan 3.000,00 TL maddi ve 7.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 10.000,00 TL zararın tazmini isteminden doğmuştur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>İdare Mahkemesince, davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın, Dairemizin 17.06.2008 tarih ve E:2007/4113, K:2008/4520 sayılı kararı ile maddi tazminata ilişkin kısmı onanmış, manevi tazminata ilişkin kısmı ise; davacının mesleğinin öğretim üyesi olması göz önüne alındığında, davalı idarece yapılan soruşturmanın konusunu oluşturan suçlama ve soruşturma sonucunda teklif edilen cezanın, davacının mesleki saygınlığına zarar verici, ağır bir elem ve üzüntü duymasına sebep olacak, şeref ve haysiyetini rencide edici nitelikte olduğu ve manevi zararının tazmini gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>İdare Mahkemesince, bozma kararına uyularak davacının manevi tazminat istemi kabul edilerek 7.000,00 TL manevi tazminatın davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>Kamu hizmetlerinin belli bir düzen içerisinde yürütülmesinin sağlanması ve korunması için bu hizmetin yürütülmesinde görevli personelin, bu düzeni bozan ve disiplin suçu oluşturan eylemlerine karşı getirilen yaptırımlar, disiplin hukuku kuralları ile düzenlenirken disipline konu suçlar ve bunlara uygulanacak cezalar belirlenmiştir. Disipline aykırı olduğu iddia edilen bir fiilin varlığının kesin delillerle sübuta erdiği sonucuna varılarak cezalandırma aşamasına gelinmesi bu konuda yürütülecek bir soruşturmayla ortaya konulacaktır. Disiplin hukukunda önemi yadsınamayacak olan soruşturmaların, yapılışı ve usulüne ilişkin ayrıntılı düzenlemeler de yapılmıştır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>Nitekim, Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliğinin " Disiplin Soruşturması" başlıklı III bölümünde, disiplin kurallarını ihlal ettiği iddia olunanlar hakkında soruşturmaya yetkili amirlerin tayin edeceği soruşturmacı ya da soruşturmacılar tarafından, soruşturma raporu hazırlanma usul ve yöntemine ilişkin kurallara yer verilmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>Soruşturmanın sona ermesi ile hazırlanan raporda hangi hususların yer alacağı anılan Yönetmeliğin 25. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddede, soruşturmacının, yaptığı araştırma ve incelemelerle elde ettiği delilleri taşıyan raporda, suçun sabit olup olmadığını değerlendirmek suretiyle uygulanacak cezayı teklif ederek raporu onay merciine sunacağı belirlenmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong><span>Bu şekilde tamamlanmış olan soruşturma sonucu, disiplin cezasını vermeye yetkili amir veya amirler tarafından rapordaki hususlar bir bütün olarak değerlendirilerek bir karar verilmektedir. Disiplin amirleri raporda getirilen teklifle bağlı olmayıp uygun gördükleri cezayı tayin ve takdir etmektedirler.</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong><span>Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere soruşturmacıların, soruşturma usulüne ilişkin olarak belirlenmiş kurallara uyarak tamamladıkları soruşturmada ulaştıkları sonuç bir teklif niteliğinde olup ilgililerin hukuki durumuna etki eden işlemler ise disiplin cezası vermeye yetkili amirler tarafından oluşturulmaktadır.</span></strong></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong><span>Nitekim, Yargısal içtihatlarla disiplin cezalarının hazırlayıcı işlemi niteliği taşıyan soruşturma raporlarının kesin ve yürütülebilir nitelikte işlemler olmaması nedeniyle idari davaya konu edilemeyeceği belirlenmiştir.</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong><span>Bu bakımdan, soruşturmacıların, soruşturmayı yürütürken yanlı, kasıtlı veya görev gereklerine aykırı davranmadıkları sürece, soruşturma sırasında elde ettikleri delillere göre oluşan görüşleri nedeniyle sorumlu tutulmasının hukuken kabul edilebilir olmadığı açıktır.</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>Bakılmakta olan dava, soruşturma sırasında davacının sunduğu bazı belgelerin dosyadan çıkarılarak disiplin cezası teklif edildiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemiyle açılmıştır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>Uyuşmazlık konusu olayda ise, davacı hakkında yürütülen soruşturma sonucu düzenlenen rapor ile soruşturmacının önerdiği disiplin cezası teklifi Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulunca reddedilerek disiplin cezası verilmediği, davacının lehine olan bazı delilleri soruşturma dosyasında çıkarılarak Yüksek Öğretim Kuruluna sunulduğu iddiasına yönelik olarak herhangi bir belirlemenin bulunmadığı anlaşılmıştır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>Bu açıklamalar karşısında, soruşturmacının yetki ve sorumluluk alanı içinde yürüttüğü faaliyetin hukuki niteliği ile davacının sonuç olarak herhangi bir disiplin cezası da almamış olduğu dikkate alındığında manevi bir zararının oluştuğundan söz edilemeyeceği açıktır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>Bu durumda; idarenin tazmin sorumluluğunu gerektirecek bir zarar bulunmadığından tazminat isteminin reddi gerekmekte olup aksi yönde verilen Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>SONUÇ : Açıklanan nedenlerle Çanakkale İdare Mahkemesi kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ gününden itibaren 15 ( onbeş ) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 13.06.2012 gününde oyçokluğu ile karar verildi.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>AZLIK OYU :</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>İdare Mahkemesince verilen kararın dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği gerekçesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.</span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-sorusturmasinda-sorusturma-raporuna-dava-acilabilir-mi</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2020/12/disiplin_sorusturmasinda_sorusturma_raporuna_dava_acilabilir_mi_h28636_4c6bf.jpg" type="image/jpeg" length="94142"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Disiplin hukukunda şüpheden sanık yararlanır ilkesi]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-hukukunda-supheden-sanik-yararlanir-ilkesi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-hukukunda-supheden-sanik-yararlanir-ilkesi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Disiplin hukukunda şüpheden sanık yararlanır ilkesi disiplin yaptırımı uygulanacak kişi tarafından ikrar edilmeyen ve eldeki mevcut deliller ile disiplin normuna aykırı fiilin ispatı mümkün olmayan hallerde “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince ilgiliye disiplin cezası verilemeyeceği]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Disiplin hukukunda şüpheden sanık yararlanır ilkesi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Disiplin hukukunda <strong jsaction="" jscontroller="zYmgkd" jsuid="F0MhP_7">şüpheden sanık yararlanır</strong> (in dubio pro reo) ilkesi, bir disiplin suçunun işlendiğine dair somut, kesin ve şüpheye yer bırakmayan deliller bulunmadıkça, kişinin cezalandırılamayacağını ifade eder. Anayasa'daki masumiyet karinesi (m.38/4) gereği, idarenin disiplin suçu isnadını şüphe bırakmayacak şekilde ispatlaması zorunludur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Anayasamızın 38/4. maddesinde “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.” şeklindeki düzenlemeyle, yine AİHS’nin 6/2. maddesinde “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır.” şeklindeki düzenlemeyle teminat alınan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi, ceza yargılaması hukukunda geçerli olan ve mevzuatımızda yazılı olarak hükme bağlanmamış bulunan bir ispat kuralıdır. Buna göre, bir suç işlediği iddiasıyla yargılanan kimse hakkında mahkumiyet kararının verilebilmesi için, kişinin o suçu işlediğinin % 100 oranında kesin olması, ispatlanmış bulunması gerekir. Bu noktadaki % 1lik şüphe dahi sanığın beraat etmesine yol açar. Böylece masum bir kimsenin cezalandırılmasından ise suçlu bir kimsenin serbest bırakılması daha üstün tutulmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Şüpheden sanık yararlanır ilkesi; özenle yapılmış bir hazırlık soruşturmasına, her türlü araştırma ve soruşturma sonucu toplanmış, değerlendirilmiş bütün delillere rağmen sanığın suçluluğu veya aleyhe durum konusunda var olan makul şüphenin giderilmemesi halinde uygulanmalıdır. Bu durumun aksi, bu kez de mağdur tarafın, adaletin ve toplumun zarar görmesine sebep olacaktır. Uygulama alanı çok geniş ve hukukumuzda da vazgeçilmez bir yere sahip olan şüpheden sanık yararlanır ilkesi doğru uygulandığı ve doğru anlaşıldığı takdirde adalet sistemine ve hukuka hizmet edebilir. Hukukun genel ilkelerinden biri olarak kabul gören “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi”, bir kimseyi suçlayan şahsın veya makamın iddiasını kanıtlaması gerektiğini; suçlanan kişinin, ilke olarak suçu işlemediğini, suçsuz olduğunu kanıtlamakla yükümlü olmadığını, hakkındaki hüküm kesinleşinceye kadar sanığın suçlu muamelesi görmemesi ve lekelenmemesini, kamuoyuna suçlu gibi lanse edilmemesi gerektiğini ifade etmektedir</p>

<p style="text-align:justify">D.12D., 30.5.2017, E.2016/7260, K.2017/2823</p>

<p style="text-align:justify">Disiplin hukuku cezalandırılma ilkeleri açısından ceza hukuku ile benzer özellikler taşımakta olup, kişilerin disiplin cezası ile cezalandırılabilmeleri için suç olarak belirlenmiş olan tutum ya da davranışın ilgilisi tarafından işlenmiş olduğunun kesin ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde saptanması ve maddi gerçeğin tüm boyutlarıyla ortaya konması gerekmektedir. Ayrıca evrensel ceza hukuku ile Türk Ceza Kanunu’nda yer alan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi disiplin hukukunda da uygulama alanı bulmaktadır. Buna göre; disiplin yaptırımı uygulanacak kişi tarafından ikrar edilmeyen ve eldeki mevcut deliller ile disiplin normuna aykırı fiilin ispatı mümkün olmayan hallerde “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince ilgiliye disiplin cezası verilemeyeceğinin kabulü gerekmektedir...</p>

<p style="text-align:justify">D.16D., 17.4.2015, E.2015/8892, K.2015/1827</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay ayrıca, “…isim belirtilmeyerek alınan genel tanık beyanları dışında, inandırıcı ve somut deliller ortaya konulmaksızın, fiilin sübut bulduğu gerekçesiyle ceza tayini cihetine gidilmesini…” hukukun genel ilkelerinden biri olarak değerlendirdiği masumiyet karinesi ve bunun bir sonucu olan şüpheden sanık yararlanır ilkelerinin ihlali nedeniyle hukuka aykırı bulmaktadır. Aynı şekilde, çelişkili tanık beyanlarına dayanılarak disiplin cezası verilmesini de hukuka aykırı bulduğu kararında102, fiilin şüpheye yer bırakmaksızın ve kesin olarak ortaya konulamamış olması yönünde yaptığı değerlendirme de şüpheden sanık yararlanır ilkesinin dolaylı olarak uygulanması niteliğindedir</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-hukukunda-supheden-sanik-yararlanir-ilkesi-1</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 10:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/02/danistay-kararlari-85-1.webp" type="image/jpeg" length="88728"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Soruşturma oluru alınmadan verilen ceza iptal edildi]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/sorusturma-oluru-alinmadan-verilen-ceza-iptal-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/sorusturma-oluru-alinmadan-verilen-ceza-iptal-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Soruşturma oluru alınmadan yürütülen disiplin soruşturması ihracı sakatladı: Danıştay, Milli Savunma Bakanlığı'nın temyiz istemini reddetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Soruşturma oluru alınmadan verilen ceza iptal edildi</h1>

<p style="text-align:justify">Askerlik Şubesi'nde sivil memur olarak görev yapan bir kişi, yetkisi bulunmamasına karşın gerçeğe aykırı askerlik tecil belgesi düzenledi. İdare, fiili öğrendikten sonra usulüne uygun soruşturma oluru almaksızın doğrudan idari tahkikat başlattı. Düzenlenen rapor üzerine Milli Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu memuru ihraç etti.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Dairesi, fiilin ağırlığından bağımsız olarak soruşturmanın usule aykırı başlatıldığını tespit ederek ihraç kararını iptal eden alt mahkeme kararlarını onadı.</p>

<p style="text-align:justify">Karara bir üye katılmadı. Karşı oy gerekçesinde, disiplin amiri konumundaki Adana Askeralma Bölge Başkanı'nın tahkikat raporunu onaylayarak Bakanlığa iletmesinin soruşturma oluru işlevini fiilen gördüğü, mevzuatta ayrıca olur alınması zorunluluğunun bulunmadığı ve işin esasının incelenmesi gerektiği savunuldu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></strong></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONİKİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2021/5480<br />
Karar No : 2023/5188<br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı<br />
VEKİLİ: Av. ...<br />
<br />
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br />
VEKİLİ: Av. ...<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
<br />
YARGILAMA SÜRECİ :<br />
Dava konusu istem: Hatay ili, İskenderun ilçesi, Askerlik Şubesi Başkanlığında sivil memur olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliği'nin 13. maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.<br />
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; disiplin suçu teşkil eden fiillerle ilgili olarak soruşturma yapılması zorunlu olduğu gibi soruşturmanın belirli usuller çerçevesinde yapılmasının isnada maruz kalanların hukuki güvencesi olduğu, bu çerçevede; yapılacak soruşturmada soruşturma konularını içerir soruşturma emri verilmesi, bağımsız ve üst veya denk görevde olan bağımsız bir soruşturmacı atanması, olayla ilgili tanık ve soruşturulanın ifadelerinin alınması, ifade alınmadan kişiye haklarının ve soruşturma konusunun bildirilmesi, isnat olunan fiille ilgili lehe ve aleyhe başkaca delillerin araştırılması, soruşturma sonucunda bir rapor hazırlanması ve bu raporda; olayın değerlendirilmesi, soruşturmacının kanaat ve teklifini belirtmesi ve raporun ilgili makama sunulması, soruşturmayı yapan kişi ile soruşturmada elde edilen delilleri değerlendirecek kişi veya kurulların ayrı olması, yasal süre içerisinde isnat olunan fiiller bildirilerek sanığın savunmasının alınması gerekliliği disiplin hukukunun temel ilkelerinden olduğu gibi hukuki güvenlik ilkesinin de gereği olduğu, dava konusu edilen uyuşmazlıkta, davacının G.B. isimli şahsa askerliğinin 31/12/2016 tarihine kadar erteli olduğuna ilişkin "Askerlik Durum Belgesini" gerçeğe aykırı olarak düzenleyerek verdiğinden dolayı yetkili disiplin amirlerince verilmiş olan bir disiplin soruşturma oluru bulunmadan hakkında doğrudan idari tahkikat yapılarak rapor düzenlendiği, anılan raporun üzerine, "Mevzuat hükümleri gereğince devlet memurluğundan çıkarma işlemi başlatılmasını teklif edelim" notu düşülerek soruşturma dosyasının davalı Bakanlığa gönderildiği, 14/11/2018 ve 07/12/2018 tarihli ara kararları ile disiplin soruşturma olurunun bir örneğinin istenilmesine rağmen, davalı idarece gönderilen belgelerin ekinde bu belgenin sunulmadığı görüldüğünden; usulüne uygun verilmiş bir soruşturma oluru bulunmadan başlatılıp tamamlanan soruşturma raporuna dayanılarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiştir.<br />
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br />
<br />
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacının yetkisi olmadığı halde resmi belge düzenlediği, idarenin takdir yetkisi gereği yürütülen tahkikat sonucunda tesis edilen dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu, davalı idarenin harçtan muaf olduğu belirtilerek, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.<br />
<br />
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...<br />
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br />
<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:<br />
<br />
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br />
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br />
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br />
<br />
KARAR SONUCU :<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,<br />
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,<br />
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br />
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 23/10/2023 tarihinde, kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.<br />
<br />
<br />
(X) KARŞI OY:<br />
Dava, Hatay ili, İskenderun ilçesi, Askerlik Şubesi Başkanlığında sivil memur olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliği'nin 13. maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 05/04/2017 tarih ve 2017/5 sayılı kararının iptali istenilmiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">Dava konusu işlemin dayanağı olarak uygulanan 04/04/1983 tarih ve 18008 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliği, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 134. maddesine dayanılarak çıkarılmış, anılan Yönetmeliğin 2. maddesinin birinci fıkrasında, bu Yönetmeliğin 657 sayılı Kanun'un 1. maddesi kapsamına giren Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli devlet memurları hakkında uygulanacağı, üçüncü fıkrasında ise, 657 sayılı Kanun'un 233. maddesi hükmünün saklı olduğu düzenlenmiştir.</font></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullar" başlıklı 126. maddesinde; uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarının disiplin amirleri tarafından, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının, memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra, atamaya yetkili amirler, il disiplin kurullarının kararına dayanan hallerde valiler tarafından verileceği, Devlet memurluğundan çıkarma cezasının ise, amirlerin bu yoldaki isteği üzerine, memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kurulu kararı ile verileceği, "Türk Silahlı Kuvvetlerinde çalışan memurlara uygulanmaya devam olunacak hükümler" başlıklı 233. maddesinde ise; Bu kanunun 7. bölümünde yer alan disipline ait 124 ve 136. maddelerindeki hükümlerin Türk Silahlı Kuvvetlerinde çalışan sivil memurlar ile sözleşmeli ve yevmiyeli personel hakkında uygulanmasından, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanun ve Yönetmeliği, Askeri Mahkemeler Kuruluş ve Yargılama Usulü Kanunu ve konu ile ilgili diğer hükümleri saklıdır, hükümlerine yer verilmiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliği'nin "Disiplin Amiri" başlıklı 9. maddesinin üçüncü fıkrasında; karargah ve kurumlarda en az Şube Müdürü veya eşidi seviyedeki amirin disiplin amiri olduğu, "Disiplin cezaları" başlıklı 13. maddesinde; devlet memurlarına 657 sayılı Kanun'un 125. maddesindeki cezaların verileceği, "Soruşturma işlemi" başlıklı 17. maddesinde; devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırmayı gerektiren fiil ve halleri bulunan memurlar hakkında, memurun görevli olduğu birlik komutanları ve kurum amirliklerince gerekli soruşturma yapılarak düzenlenen soruşturma dosyasının, Milli Savunma Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü veya ilgili Kuvvet Personel Başkanlığına gönderileceği, düzenlenmiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">Dosyanın incelenmesinden; İskenderun Askerlik Şubesi Başkanlığında sivil memur olarak görev yapan davacının görevi olmadığı halde usulsüz olarak askerlik tecil belgesi düzenlediği bilgisinin İdarece 11/02/2016 tarihinde öğrenildiği ve bunun üzerine düzenlenen 18/02/2016 tarihli İdari Tahkikat Raporunda; 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinin (f) alt bendi uyarınca kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılması, ilave bilgi ve belgelerin temini sonrası aynı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezasının değerlendirilebileceği belirtilmiş, anılan raporun son sayfasında davacının görev yaptığı Askerlik Şubesinin bağlı olduğu ve disiplin amiri konumunda olan Adana Askeralma Bölge Başkanı tarafından el yazısı ile "Mevzuat hükümleri gereğince devlet memurluğundan çıkarma işlemi başlatılmasını teklif edelim" ibaresine yer verilerek,10/03/2016 tarihinde soruşturma dosyası Bölge Başkanı tarafından, davacının, fiilinin 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca incelenmesi gerektiği belirtilerek Milli Savunma Bakanlığı Askeralma Dairesi Başkanlığına gönderilmiş, sonrasında dosya Personel Daire Başkanlığına gönderilerek gerekli incelemeler yapıldıktan sonra Yüksek Disiplin Kuruluna tevdi edilmiş, anılan Kurul tarafından davacıya sözlü savunma hakkı da tanınmak suretiyle dava konusu işlem tesis edilmiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">Dava konusu işlemin iptaline yönelik temyize konu Mahkeme kararında, "usulüne uygun verilmiş bir soruşturma oluru bulunmadan başlatılıp tamamlanan soruşturma raporuna dayanılarak ve atamaya yetkili amirlerin bu yönde herhangi bir isteği olmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesine yer verilmekle beraber; 657 sayılı Kanun'da Devlet memurluğundan çıkarma cezasının amirlerin bu yoldaki isteği üzerine verileceği düzenlenmiş olup; davacının fiili neticesinde düzenlenen İdari Tahkikat Raporunda, davacının görev yaptığı yerin bağlı olduğu Kurum Başkanı yani disiplin amiri tarafından rapora onay verilerek Bakanlığa gönderildiği görülmektedir. Dolayısıyla davacının amiri tarafından Yüksek Disiplin Kuruluna gönderilen soruşturma dosyasında yetki bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.<br />
Bu durumda, davacının eylemlerinin memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici harekette bulunmak fiilini oluşturduğu gerekçesiyle yapılan soruşturma neticesinde Milli Savunma Bakanlığı Personel Dairesi Başkanlığı tarafından doğrudan Milli Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kuruluna gönderilmesinde usule aykırılık bulunmadığı görülmüştür.<br />
Bu itibarla, usule aykırılık görülmeyen dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan İstinaf başvurusunun reddi yolundaki temyiz istemine konu Bölge İdare Mahkemesi kararının işin esasının incelenmesi üzere bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyoruz.</font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/sorusturma-oluru-alinmadan-verilen-ceza-iptal-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 02:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/08/disiplin-mevzuatinyericom.png" type="image/jpeg" length="23597"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zimmet suçunda HAGB'nin disiplin suçuna etkisi]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/zimmet-sucunda-hagbnin-disiplin-sucuna-etkisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/zimmet-sucunda-hagbnin-disiplin-sucuna-etkisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[HAGB ile sonuçlanan zimmet davası disiplin cezasını engellemedi: Danıştay, 657 sayılı Kanun'un 131. maddesini hatırlatarak ihracı onadı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Danıştay: HAGB Kararı Disiplin Cezasına Engel Değil</strong></p>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Dairesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararıyla sonuçlanan bir ceza yargılamasının, ilgili memur hakkında disiplin cezası uygulanmasına engel teşkil etmeyeceğini bir kez daha ortaya koydu.</p>

<p style="text-align:justify">Zabıt katibi olarak görev yapan davacı, 2013-2015 yılları arasında 147 dosyadan tebligat ve müzekkere masrafı adı altında tahsil ettiği toplam 8.430 TL'yi zimmetine geçirdi. Ağır Ceza Mahkemesi zimmet suçunun sübut bulduğuna hükmederek hapis cezası verdi; ancak zararın giderilmiş olması ve diğer kişisel koşullar gözetilerek HAGB'ye karar verdi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Hukuki tartışma</strong></p>

<p style="text-align:justify">Davacı, HAGB'nin kendisine "ikinci bir şans" tanıdığını, bu nedenle ihraç cezasının ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu savundu. Danıştay bu görüşü kabul etmedi.</p>

<p style="text-align:justify">Daire, 657 sayılı Kanun'un 131. maddesine dayanarak ceza yargılamasının sonucunun disiplin sürecini bağlamadığını, zimmetin disiplin hukuku açısından bağımsız biçimde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. İhraç kararı <strong>oybirliğiyle onandı.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></strong></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONİKİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2021/4573<br />
Karar No : 2023/5346<br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...<br />
VEKİLİ : Av. ...<br />
<br />
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı<br />
VEKİLİ : Av. ...<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
<br />
YARGILAMA SÜRECİ :<br />
Dava konusu istem: Hatay ili, Hassa Adliyesinde zabıt katibi olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.<br />
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla; davacının ''zimmet'' suçundan hakkındaki yargılama sonucu, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 1 yıl, 8 ay, 25 gün hapis cezasıyla cezalandırılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve anılan kararın 03/03/2016 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiğinin görüldüğü, bu durumda, soruşturma raporu ile ceza yargılamasının birlikte değerlendirilmesinden; davacının zabıt katibi olarak görev yaptığı dönemde tebligat ve müzekkere masrafı olarak kendisine reddiyat yapılmasına ve parayı kasadan çekmesine rağmen gerekli tebligat ve müzekkereyi düzenlemediği, bir kısım dosyalarda postaya verilmesi gereken evrakı postaya vermediği, dosyada tebligat ve müzekkere masrafı olarak gerekli olandan fazla reddiyat yaparak artan farkı dosyalarına iade etmediği, tebligat masrafı olarak reddiyat ile para çıkışı yapmasına rağmen tebligatları elden yaptığı, almış olduğu masrafları iade etmediği, bu şekilde 2013, 2014 ve 2015 yıllarında toplam 147 adet dosyadan 8.430,00-TL'yi zimmetine geçirdiğinin bizzat davacının ifadesiyle ikrar edilerek, Mahkeme kararı ile hüküm altına alınması karşısında, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak hali kapsamında davacının, Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı; öte yandan, her ne kadar ... Ağır Ceza Mahkemesindeki yargılamanın hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile sonuçlandığı görülmekte ise de; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 131. maddesinde belirtildiği üzere, Ceza Kanunu'na göre mahkum olup olmamanın ayrıca disiplin cezası uygulanmasına engel olmayacağı, kaldı ki ceza yargılamasında zimmet suçunun sübut bulduğu sonucuna ulaşılarak, zararın giderilmiş olması, sabıkasız olması, duruşmadaki tutum ve davranışlar göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda Mahkemede kanaat oluşması sonucu bu kararın verildiği hususu vurgulanarak davanın reddine karar verilmiştir.<br />
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br />
<br />
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Yüksek Disiplin Kurulunca hakkındaki tesis edilen kararda, sadece ceza yargılamasının esas alındığı, oysa verilen hapis cezası için hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın lehe olup, hakkında bu karar verilen kişinin, 5 yıl içerisinde bir suç işlememesi durumunda hükme esas suç işlenmemiş gibi kişiye ikinci bir şans verilmesinin amaçlandığı gibi, bu durumdaki kişinin memuriyetten çıkarılmasının ölçülülük, eşitlik, hakkaniyet gibi hukukun temel ilkelerine aykırılık oluşturacağı, öte yandan görevini yaptığı sırada kalemdeki işlerin personel yetersizliği nedeniyle zamanında yerine getirilemediğinin bilindiğinin sabit olduğu, zabıt katibi olarak işe başladığında gerek tecrübesizlik gerekse iş yoğunluğu yönünden bir takım aksaklık ve eksiklere yol açtığı, ancak olayda maddi bir menfaati bulunmadığı gibi henüz soruşturma başlamadan önce maddi zararların tazmin edildiği, fiilin zimmet suçu kapsamında olmayıp, görevi kötüye kullanma veya görevi ihmal olarak değerlendirilmesinin gerektiği, bu durumda da eyleme karşılık gelen disiplin yaptırımının kademe ilerlemesinin durdurulması cezası olacağı, kararın aynı zamanda orantılılık ilkesine de aykırı olduğu belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.<br />
<br />
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...<br />
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br />
<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br />
<br />
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br />
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br />
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br />
<br />
KARAR SONUCU :<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br />
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,<br />
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br />
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 26/10/2023 tarihinde, kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.</font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/zimmet-sucunda-hagbnin-disiplin-sucuna-etkisi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 01:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/01/danistay-haber-foto-50kb-1.jpg" type="image/jpeg" length="72005"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hakem hastaneye sevk edilen memur hastaneye gitmek zorunda mı?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/hakem-hastaneye-sevk-edilen-memur-hastaneye-gitmek-zorunda-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/hakem-hastaneye-sevk-edilen-memur-hastaneye-gitmek-zorunda-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[almış olduğu sağlık raporu kurumunca hakem hastaneye sevk edilmesi durumunda memurun hakem hastanede gitmemesi durumunda disiplin cezası alması gerektiği hakkında danıştay kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Hakem hastaneye sevk edilen memur hastaneye gitmek zorunda mı?</h1>

<p></p>

<p>Memurların hastalık için almış oldukları sağlık raporlarını kurumlarına vermeleri ile birlikte kurumlarınca sağlık izni verilmesi gerekmektedir. Kurumu memurca alınan sağlık raporunu gerek görür ise hakem hastaneye götürebilir. Hakem hastaneye gönderilen memurun hakem hastaneye gitmemesi durumunda memura verilen görevleri yapmaması nedeniyle disiplin cezası verilebilir.</p>

<p></p>

<p>Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2020/5327 E.  ,  2021/2572 K.</p>

<p></p>

<p>"İçtihat Metni"</p>

<p>T.C.</p>

<p>D A N I Ş T A Y</p>

<p>ONİKİNCİ DAİRE</p>

<p>Esas No : 2020/5327</p>

<p>Karar No : 2021/2572</p>

<p></p>

<p>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …</p>

<p></p>

<p>KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı</p>

<p>VEKİLİ : Av. …</p>

<p></p>

<p>İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>YARGILAMA SÜRECİ :</p>

<p>Dava konusu istem: Tekirdağ İli … İlçe Adliyesi Sulh Ceza Mahkemesinde mübaşir olarak görev yapan davacının, 13/03/2013-15/03/2013 tarihleri arasında …Devlet Hastanesinden aldığı hastalık raporunun fen ve sağlık kurallarına uygun olup olmadığı yönünden incelenmesi amacıyla hakem hastanesi olarak belirlenen ...Devlet Hastanesine sevk edilmesine rağmen, hakem hastanesine gitmediği gerekçesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/C-a maddesi gereğince 1/15 oranında "Aylıktan kesme" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı …Sulh Ceza Mahkemesi (Disiplin Amiri Sıfatıyla) kararının iptali istenilmiştir.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince, Danıştay Beşinci Dairesinin 21/11/2016 tarih ve E:2016/9984, K:2016/6569 sayılı bozma kararına uymak suretiyle verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararla<strong>; sevkedildiği hakem hastanesine gitmemek suretiyle ''Kasıtlı olarak; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek" fiilini işlediği anlaşılan davacıya bu eyleminden dolayı verilen disiplin cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</strong></p>

<p></p>

<p>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Söz konusu sevke konu raporun bel fıtığıyla ilgili olduğu, daha önce aynı konuda alınan raporların … Devlet Hastanesince hakem hastane sıfatıyla incelediği, raporun fen ve sağlık kurallarına uygun olduğuna karar verildiği, uzun süre ayakta kalması nedeniyle bel fıtığı hastalığının yeniden nüksettiği, yıllık izinlerinin kullandırılmadığı, cezanın husumete dayalı olarak tesis edildiği, sicillerinin çok iyi olduğu, bir alt ceza verilmesi gerektiği, muhakkik raporunda kınama cezası verilmesi teklif edilmesine rağmen husumetle aylıktan kesme cezası verildiği iddialarıyla kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.</p>

<p></p>

<p>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Kararın hukuka ve usule uygun olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.</p>

<p></p>

<p>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …</p>

<p>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p></p>

<p>TÜRK MİLLETİ ADINA</p>

<p>Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Danıştay Başkanlık Kurulu'nun 18/12/2020 tarih ve 2020/62 sayılı "Danıştay Dava Daireleri Arasındaki İşbölümü Kararı" üzerine Danıştay Beşinci Dairesince gönderilen dosya Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlenildikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra görüşüldü:</p>

<p></p>

<p>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</p>

<p>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesinin 4. fıkrasında , Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p>Temyizen incelenen kararda, İdare Mahkemesince bozma kararında belirtilen esaslara uyulduğu anlaşılmış olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p></p>

<p>KARAR SONUCU:</p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1. Davacının temyiz isteminin reddine,</p>

<p>2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,</p>

<p>3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,</p>

<p>4. Dosyanın anılan mahkemeye gönderilmesine,</p>

<p>5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/hakem-hastaneye-sevk-edilen-memur-hastaneye-gitmek-zorunda-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 09:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2022/03/hakem_hastaneye_sevk_edilen_memur_hastaneye_gitmek_zorunda_mi_h30795_cda8f.jpg" type="image/jpeg" length="72567"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Memur amirini şikayet ederse disiplin soruşturması açılır mı?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/memur-amirini-sikayet-ederse-disiplin-sorusturmasi-acilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/memur-amirini-sikayet-ederse-disiplin-sorusturmasi-acilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Davacının, yasalarla kendisine tanınan şikayet hakkını kullanmak suretiyle şikayet dilekçesi vermesinde, ilgiliyi haksız yere şikayet etmek maksadı bulunmadığından, şikayet hakkının etkin bir şekilde kullanılmasını engelleyecek şekilde disiplin cezası ile cezalandırılmayacağı hakkında.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align:justify"><span><span>Memur amirini şikayet ederse disiplin soruşturması açılır mı?</span></span></h2>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Davacının, yasalarla kendisine tanınan şikayet hakkını kullanmak suretiyle şikayet dilekçesi vermesinde, ilgiliyi haksız yere şikayet etmek maksadı bulunmadığından, şikayet hakkının etkin bir şekilde kullanılmasını engelleyecek şekilde disiplin cezası ile cezalandırılmayacağı hakkında.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>T.C.</strong><br />
<strong>DANIŞTAY</strong><br />
<strong>Onikinci Daire</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Esas No: 2009/9102 Karar No : 2013/8032</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>Özeti: </strong>Davacının, yasalarla kendisine tanınan şikayet hakkını kullanmak suretiyle şikayet dilekçesi vermesinde, ilgiliyi haksız yere şikayet etmek maksadı bulunmadığından, şikayet hakkının etkin bir şekilde kullanılmasını engelleyecek şekilde disiplin cezası ile cezalandırılmayacağı hakkında.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span><span>Temyiz İsteminde Bulunan(Davacı) :...</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Vekili : Av....</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Karşı Taraf (Davalı) : Diyarbakır Valiliği</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Onikinci Daire</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>İstemin Özeti : Diyarbakır 2. İdare Mahkemesince verilen 13/07/2009 tarih ve E:2008/1492; K:2009/1535 sayılı kararın, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Savunmanın Özeti: İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Danıştay Tetkik Hakimi: Safiye Uysal</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Düşüncesi: İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun bulunmadığından bozulması gerektiği düşünülmüştür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>TÜRK MİLLETİ ADINA</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Dava; Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü'nde polis memuru olarak görev yapan davacının, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 6/A-9 maddesi uyarınca ve bir alt ceza uygulanmak suretiyle "3 günlük aylık kesimi" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 13.03.2008 tarih ve 52 sayılı Diyarbakır Valiliği İl Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>İdare Mahkemesince; davacının da aralarında bulunduğu polis memurlarının Emniyet Amiri...'den şikayetçi olmaları nedeniyle bu kişi hakkında soruşturma açıldığı, soruşturma sonucunda amir hakkında ceza tayinine mahal olmadığı sonucuna varıldığı, adı geçen amir tarafından yapılan şikayet sonucu açılan soruşturma sonucunda ise söz konusu şikayetlerin dayanaksız olduğu ve <strong>davacının ve diğer polis şikayetçi polis memurlarının amirlerini haksız yere şikayet ettikleri kanaatine varılarak</strong> dava konusu işlemin tesis edildiğinin anlaşıldığı, söz konusu soruşturma raporlarının incelenmesinden, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Davacı tarafından, Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 6/A-9. maddesinde <strong>"Astlarını, aynı rütbedeki arkadaşlarını, üstlerini ya da amirlerini haksız yere şikayet etmek</strong>" suçu 4 ay kısa süreli durdurma cezasını gerektiren fiil ve eylemler arasında sayılmış, 15. maddesinde ise; "Kararın verildiği güne kadar geçmiş hizmetleri olumlu ve sicilleri iyi olan memurlara bu Tüzükte gösterilen cezanın bir derece aşağısı uygulanabilir." hükmüne yer verilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Dosyanın incelenmesinden; davacının da aralarında bulunduğu polis memurlarının<strong> Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü emrinde görevli iken başka birimlerde görevlendirilmeleri üzerine</strong> kendilerinin atanmasından sorumlu tuttukları Emniyet Amiri ...'den şikayetçi olmaları nedeniyle <strong>amirleri hakkında soruşturma açıldığı ve soruşturma sonucunda "Ceza Tayinine Mahal Olmadığı" yönünde karar verildiği, </strong>aynı zamanda Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2007/49 esas sayılı dosyasında ... <strong>hakkında görevi kötüye kullanmak suçlaması ile dava açıldığı,</strong> yargılama sonucu çıkan beraat kararının Yargıtay tarafından onandığı görülmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Her ne kadar..., hakkında yapılan yargılama sonucu beraat etmiş ise de; savcılıkça kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmeksizin dava açılması için yeterli delil olduğu sonucuna varılarak ceza davasının açıldığı ve davacının verdiği şikayet dilekçesinde, <strong>suç isnat etme kastı olan veya hakaret içeren ibarelere yer vermediği görülmüş olup, bir haksızlığa uğradığını samimi olarak düşünerek şikayet hakkını kullandığı sonucuna varılan davacının, </strong>şikayet dilekçesi üzerine sicil amiri hakkında yapılan inceleme neticesinde "Ceza Tayinine Mahal Olmadığına" karar verilmesinin <strong>tek başına davacının üstlerini haksız yere şikayet etmek suçunu işlediği savıyla cezalandırılmasını</strong> gerektirmediği açıktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Bu durumda; davacının yasalarla kendisine tanınan şikayet hakkını kullanmak suretiyle şikayet dilekçesi vermesinde, ilgiliyi haksız yere şikayet etmek maksadının bulunmadığı anlaşıldığından, davacının şikayet hakkının etkin bir şekilde kullanılmasını engelleyecek şekilde disiplin cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 12/11/2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/memur-amirini-sikayet-ederse-disiplin-sorusturmasi-acilir-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 09:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2022/03/memur_amirini_sikayet_ederse_disiplin_sorusturmasi_acilir_mi_h30810_4f80c.jpg" type="image/jpeg" length="90368"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Adli emanetten çalınan telefonu kullanan memurun cezası]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/adli-emanetten-calinan-telefonu-kullanan-memurun-cezasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/adli-emanetten-calinan-telefonu-kullanan-memurun-cezasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay, adli emanet deposundan çalınan cep telefonunu kabul eden ve suçu yetkili mercilere bildirmeyen zabıt katibinin memuriyetten çıkarılmasını hukuka uygun buldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Adli emanetten çalınan telefonu kullanan zabıt katibine verilen çıkarma cezası onandı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Dairesi, adli emanet deposundan çalınan cep telefonunu bilerek kullanan ve hırsızlık olayını yetkililere bildirmeyen bir zabıt katibinin Devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin işlemi onadı. (E:2021/2314, K:2023/4980)</p>

<p style="text-align:justify">Bir adliyede zabıt katibi olarak görev yapan davacı hakkında üç ayrı iddia gündeme geldi: Adli emanet deposunda gerçekleşen altın hırsızlığını yetkililere bildirmemek, bir emanet memurunu cep telefonu çalmaya azmettirmek ve çalınan telefonu kullanmak. Disiplin soruşturması sonucunda davacı, 657 sayılı Kanun'un 125/E-g maddesi kapsamında "memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili nedeniyle Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla tecziye edildi.</p>

<p style="text-align:justify">Ceza mahkemesi de aynı fiiller nedeniyle davacıyı "suçu bildirmeme" ve "suç eşyasını satın alma veya kabul etme" suçlarından mahkûm etti; karar istinafta onanarak kesinleşti.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Danıştay'ın değerlendirmesi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Daire; ceza mahkemesi kararıyla da sabit hale gelen fiiller, davacının zamanaşımı ve orantılılık itirazları ile olumlu sicil geçmişi bir arada değerlendirildiğinde, verilen çıkarma cezasında hukuka aykırılık bulunmadığına hükmetti ve Bölge İdare Mahkemesi kararını oybirliğiyle onayladı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></strong></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONİKİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2021/2314<br />
Karar No : 2023/4980<br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...'i temsilen ... Sendikası (...)<br />
VEKİLİ: Av. ...<br />
<br />
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı<br />
VEKİLİ: Av. ...<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
<br />
YARGILAMA SÜRECİ:<br />
Dava konusu istem: Ağrı ili, ... Adliyesinde zabıt katibi olarak görev yapan davacının, ... Adliyesinde görev yaptığı dönemdeki fiilleri nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br />
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dosyanın incelenmesinden; davacının ... Adliyesinde zabıt katibi olarak görev yaptığı dönemde, adliye emanet deposunda meydana gelen altın hırsızlığı olayından haberdar olmasına rağmen durumu yetkili mercilere bildirmediği, E.Ş.T. isimli adli emanet memurunu azmettirmek suretiyle adli emanet deposundan cep telefonu hırsızlattığı ve E.Ş.T. tarafından adli emanet deposundan hırsızlanarak kendisine verilen cep telefonunu kullandığı iddiaları üzerine davacı hakkında başlatılan disiplin soruşturması sonucunda, davacının 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi kapsamında memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak fiilini işlediğinden bahisle Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği; öte yandan, davacının isnat edilen fiiller nedeniyle ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile ''suçu bildirmeme'' suçundan dolayı 1 yıl hapis cezası, ''suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi'' suçundan ise 3 yıl hapis cezası ile cezalandırıldığı ve bu kararın ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği; bu durumda, E.Ş.T. tarafından adli emanetten hırsızlanarak çalınan cep telefonunu kabul ettiği ve suç oluşturan hususları yetkili mercilere bildirmediği ceza mahkemesi kararı ile sabit olan davacının memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak fiilini işlediği anlaşıldığından; eylemine uyan Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br />
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br />
<br />
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı, takdir edilen disiplin cezası ile eylem arasında adil bir dengenin bulunmadığı, daha önce herhangi bir disiplin ceza almadığı ve geçmiş sicilleri olumlu olduğu hususları dikkate alınmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Dava konusu işlemin mevzuata ve hukuka uygun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br />
<br />
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...<br />
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br />
<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br />
<br />
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br />
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br />
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br />
<br />
KARAR SONUCU:<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br />
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,<br />
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br />
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 16/10/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.</font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/adli-emanetten-calinan-telefonu-kullanan-memurun-cezasi</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 11:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/10/labor-3485805-640.jpg" type="image/jpeg" length="99209"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sözlü savunma hakkı için usulüne uygun tebligat şart]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/sozlu-savunma-hakki-icin-usulune-uygun-tebligat-sart</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/sozlu-savunma-hakki-icin-usulune-uygun-tebligat-sart" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sözlü savunma hakkının kullanılabilmesi için usulüne uygun şekilde tebligat yapılması gerektiği hakkında.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sözlü savunma hakkı için usulüne uygun tebligat şart</strong></p>

<p style="text-align:justify"><em>Danıştay, sözlü savunma talebinde bulunan memurun Tebligat Kanunu'na aykırı biçimde davet edilmesi üzerine verilen meslekten çıkarma cezasını hukuka aykırı buldu.</em></p>

<hr />
<p style="text-align:justify">Danıştay İkinci Dairesi, disiplin kurulunda sözlü savunma yapmak istediğini açıkça beyan eden bir polis memuruna usulüne uygun tebligat yapılmadan verilen meslekten çıkarma cezasını bozdu. (E:2021/18834, K:2024/5269)</p>

<p style="text-align:justify">İstanbul'da görevli polis memuru, toplu taşıma kartını para karşılığı vatandaşlara kullandırdığı iddiasıyla yargılandı ve 7068 sayılı Kanun'un 8/6-ç maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla tecziye edildi. Memur, son savunma tebligatına verdiği cevapta kurulda sözlü savunma yapmak istediğini açıkça bildirdi. Ancak disiplin kurulu toplantı tarih ve saatini içeren davet yazısı, memur vasıtasıyla adrese gidilip kapı kapalı bulunarak ve telefon aranarak tebliğ edilmeye çalışıldı; Tebligat Kanunu'nun öngördüğü usul ise hiç uygulanmadı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Danıştay'ın gerekçesi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Daire, Anayasa'nın 129. maddesi ile 657 sayılı Kanun'un 129-130. maddeleri ve 7068 sayılı Kanun'un 31. maddesini birlikte değerlendirdi. Buna göre meslekten çıkarma gibi en ağır disiplin cezalarında sözlü savunma hakkı, temel bir güvence niteliği taşımaktadır. Sözlü savunma talebinde bulunan ilgiliye bu hakkın kullandırılabilmesi için Tebligat Kanunu'nun 10. ve 21. maddelerindeki usule eksiksiz uyulması zorunludur. Kapının kapalı bulunması durumunda tebligatın 21/2. maddedeki "mernis adresi" usulüyle yapılması gerekirken buna uyulmadığından tesis edilen işlem hukuka aykırı bulundu.</p>

<p style="text-align:justify">T.C.</p>

<p style="text-align:justify">D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE</p>

<p style="text-align:justify">Esas No : 2021/18834 Karar No : 2024/5269</p>

<p style="text-align:justify">TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...</p>

<p style="text-align:justify">VEKİLİ : Av. ...</p>

<p style="text-align:justify">KARŞI TARAF (DAVALI) : Emniyet Genel Müdürlüğü</p>

<p style="text-align:justify">VEKİLİ : Av. ...</p>

<p style="text-align:justify">İSTEMİN KONUSU : İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince verilen 15/10/2021 günlü, E:2021/555, K:2021/2123 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.</p>

<p style="text-align:justify">YARGILAMA SÜRECİ :</p>

<p style="text-align:justify">Dava Konusu İstem : Dava; İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde polis memuru olarak görev yapmakta iken davacının, toplu taşıma araçlarından ücretsiz yararlanmak üzere kendisine tahsis edilen kartı, görevli olduğu metro istasyonunda para karşılığı vatandaşlara kullandırdığı iddiası üzerine açılan soruşturma neticesinde, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8. maddesinin 6-(ç) bendinde düzenlenen "Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla ya da kin ve dostluk gibi nedenlerle kötüye kullanmak" disiplin suçu kapsamında değerlendirilen eylemi nedeniyle "meslekten çıkarma" cezasıyla tecziyesine ilişkin 29/08/2019 tarih ve 2019/480 sayılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 27/10/2020 günlü, E:2020/728, K:2020/1384 sayılı</p>

<p style="text-align:justify">kararıyla; dava dosyası ve davacı hakkında düzenlenen disiplin soruşturma</p>

<p style="text-align:justify">raporu ve alınan tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının 06/04/2018 - 10/04/2018 tarihlerinde görev yaptığı Otogar Metrosu A turnikesini gören kamera kayıtlarının soruşturmacı tarafından incelendiği, söz konusu incelemeye ilişkin görüntü inceleme tutanağının tanzim edildiği, görüntülerde davacının vatandaşlardan akbil dolum turnikeleri önünde para aldığı ve kendi kartıyla geçişlerini sağladığı, vatandaşların parayı zorla verdiğine dair bir tespitin ise yapılmadığı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevlisince davacının bahsi geçen eylemlerinin fark edilmesi üzerine şikayet edildiği ve sebep olduğu kazanç kaybının tahsili için davacıya verilen para cezasının ödendiği, sonuç itibariyle davacının yalnızca kendisinin kullanımına tahsis edilmiş olan kartını vatandaşlara kullandırarak nakit para alınması suretiyle yetki ve nüfuzunu kötüye kullanarak kendisine çıkar sağladığı hususunun sabit olduğu; her ne kadar davacı tarafından savunmasının alınmadığı ve sözlü savunma yapmasının engellendiği iddia edilmişse de; davacının son savunmasının yazılı olarak alındığı, sözlü savunmasını yapmak üzere İl Polis Disiplin Kurulu toplantısında hazır bulunması gerektiğinin kendisine tebliğ edilemediği, bu sefer davacının mernise kayıtlı adresine yetkili polis memurlarınca bizzat gidilerek çevre araştırması sonucunda evrakın tebliğ edilmeye çalışıldığı, ayrıca davacının kullanmış olduğu cep telefonu numarasının dahi arandığı, bahsi geçen hususlara ilişkin 04/10/2018 tarihli tutanağın tutulduğunun görülmesi karşısında, davacının iddialarına itibar edilmediği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 15/10/2021 günlü, E:2021/555, K:2021/2123 sayılı temyize konu kararıyla; istinaf başvurusuna konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; sözlü savunma yapmak istediği halde, sözlü savunma yapmak üzere İl Polis Disiplin Kurulu toplantısında hazır bulunması gerektiğine ilişkin tarafına herhangi bir yazı tebliğ edilmediği, sözlü savunmaya ilişkin davet yazısının Tebligat Kanunu'na uygun bir şekilde kendisine tebliğ edilmediği, davalı kurum uhdesinde çalışan iki memur tarafından tutulan tutanak ile sözlü savunma yapma hakkının elinden alındığı; 26/04/2018 tarihli Disiplin Soruşturma Raporunda, 7068 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 6-ğ ve 6-r bentleri uyarınca tecziye edilmesine ilişkin teklifte bulunulduğu; birlikte çalıştığı güvenlik görevlilerinin ve polis memurlarının ifadelerinin alınmadığı ve böylece eksik soruşturma yapıldığı; vatandaşlardan kendi menfaatine olacak şekilde herhangi bir para kesinlikle almadığı, zorla verilen paraların ise güvenlik görevlilerine teslim edildiği; isnat edilen eylem ile meslekten çıkarılmasına dair disiplin cezasının orantılı olmadığı, hakkında eğer bir disiplin cezası tesis edilecekse dahi "hizmet içinde resmi sıfatının gerektirdiği güven duygusunu sarsacak eylemde bulunmak" maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği; uyuşmazlık konusu olaydan mütevellit bir zarar oluşmuş ise kendi rızası ile uzlaşmak istediğini belirttiği, adli soruşturma sonucu uzlaşma gerçekleşmiş olup hakkındaki suçlamaların düştüğü ve herhangi bir adli işlem yapılmadığı, dolayısıyla vatandaşlardan bir menfaat etme hususunun ispatlanamadığı; ek beyan dilekçesinde ise, "resmi belgede sahtecilik" suç isnadıyla yargılandığı ceza davasında, İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/09/2021 tarih ve E:2017/450, K:2021/371 sayılı kararıyla, suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle beraatine hükmedildiği; dava konusu disiplin cezasının usule ve hukuka uygun olmadığı ileri sürülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği ileri sürülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : Atilla Güney</p>

<p style="text-align:justify">DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">TÜRK MİLLETİ ADINA</p>

<p style="text-align:justify">Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 334. maddesi uyarınca davacının, adli yardım talebi kabulü edilerek, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin ve 2577 sayılı Kanun'un 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca duruşma yapılmasına gerek görülmeyerek Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü:</p>

<p style="text-align:justify">İNCELEME VE GEREKÇE :</p>

<p style="text-align:justify">MADDİ OLAY :</p>

<p style="text-align:justify">Davacı, İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde görevli iken başka bir soruşturmadan dolayı 15/02/2018 tarih ve 2018/25 sayılı Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla meslekten çıkarılan eski polis memuru olup, 26/07/2018 tarihinde kurum ile ilişiği kesilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">06/04/2018 ile 10/04/2018 tarihleri arasında İstanbul Otogar Metro İstasyonu A turnike kapısında görev yaptığı dönemde davacı hakkında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından toplu taşıma araçlarından ücretsiz faydalanılması amacıyla emniyet personeline verilen kendisine ait kartı kullanarak, metroyu kullanacak olan sivil vatandaşların turnikeden geçişlerini sağladığı ve bunun karşılığında para aldığı yolunda yapılan şikayet üzerine, söz konusu iddiaya ilişkin olarak disiplin soruşturması başlatılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Anılan soruşturma kapsamında düzenlenen 26/04/2018 tarihli disiplin soruşturma raporunda; davacının, Devlet malı araç, gereç, hayvan, silah ve mühimmatı başkalarının kullanımına vermek ile Devlet memurları tarafından yapılamayacağı 657 sayılı Kanun'da belirtilen kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak eylemleri sübuta erdiğinden getirilen teklif doğrultusunda 7068 sayılı Kanun'un 8/6-ğ ve 8/6-r maddeleri uyarınca İstanbul Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun 05/10/2018 günlü, 3136 sayılı kararıyla "meslekten çıkarma" cezası verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu karar ile karara ilişkin disiplin soruşturma dosyasının 31/01/2018 tarih ve 7068 sayılı Kanun'un 18/1-a hükmü gereğince incelendiği Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun 29/08/2019 tarih ve 2019/480 sayılı kararıyla, davacının "Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla ya da kin ve dostluk gibi nedenlerle kötüye kullanmak" fiilini işlediği sübuta erdiğinden bahisle, 7068 sayılı Kanun'un 8/6-ç maddesi uyarınca "meslekten çıkarma" cezasıyla tecziyesine karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bakılan dava, davacının "meslekten çıkarma" cezası ile tecziyesine ilişkin 29/08/2019 tarih ve 2019/480 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">İLGİLİ MEVZUAT :</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa'nın 129. maddesinin 2. fıkrasında, memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un "Savunma Hakkı" başlıklı 31. maddesinde; "(1) Disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından savunma alınmadan disiplin cezası verilemez. (2) Disiplin amirince veya yetkili disiplin kurulu başkanı ya da görevlendireceği kurul üyelerinden biri tarafından ilgiliden savunma istenir. Savunma için verilen süre yedi günden az olamaz. Süresi içinde savunmasını yapmayan personel, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır. (3) Hakkında disiplin soruşturması yapılan personel, ikinci fıkra gereğince kendisinden savunma istenmesinden itibaren soruşturma evrakını inceleme hakkına sahiptir. (4) Hakkında meslekten çıkarma cezası veya Devlet memurluğundan çıkarma cezası istenen personel, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir." düzenlemesine yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 129. maddesinde; ''Yüksek disiplin kurulları kendilerine intikal eden dosyaların incelenmesinde, gerekli gördükleri takdirde, ilgilinin özlük dosyasını ve her nevi evrakı incelemeye, ilgili kurumlardan bilgi almaya, yeminli tanık ve bilirkişi dinlemeye veya niyabeten dinletmeye, mahallen keşif yapmaya veya yaptırmaya yetkilidirler.</p>

<p style="text-align:justify">Hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen memur, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir." hükmü, 130. maddesinde ise; "Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez.</p>

<p style="text-align:justify">Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır." hükmü yer almıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Öte yandan, 7201 sayılı Tebligat Kanununun "Bilinen adreste tebligat" başlıklı 10. maddesinde; "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir." hükmüne; "Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina" başlıklı 21. maddesinde de; "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.</p>

<p style="text-align:justify">Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. ..." hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">HUKUKİ DEĞERLENDİRME :</p>

<p style="text-align:justify">Disiplin cezaları bakımından memura 7 günden az olmamak üzere tanınan savunma hakkı; memuriyetten çıkarma ve meslekten çıkarma cezaları açısından, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapmaya kadar daha geniş bir şekilde tanınmış bulunmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Yasa koyucu disiplin cezası bakımından ilgili açısından en ağır sonuçları doğuran Devlet memurluğundan çıkarma ve meslekten çıkarma cezasının verilmesinde, bu şekilde bir savunma hakkının tanınmasını memur statüsü açısından önemli bir güvence olarak öngörmüştür.</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa'nın 129., 657 sayılı Kanun'un 129., 130. ve 7068 sayılı Kanun'un 31. maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden; Devlet memurunun veya diğer kamu görevlilerinin görevine son verilmesi sonucunu doğuran disiplin cezalarının verilebilmesi için, söz konusu disiplin cezalarını vermeye yetkili merciiler tarafından, ilgili kamu görevlisinin hakkındaki iddiaları, bu iddiaların dayandığı delilleri, üzerine atılı fiillerin hukuki nitelendirmesini ve önerilen disiplin cezasını öğrenmesi sağlanarak, savunma yapmasına imkan tanınmasının hukuken zorunlu olduğu anlaşılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu durumda, disiplin kurulunca, hakkında meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilen ilgiliye son savunma hakkı tanınması ve ilgilinin disiplin kurulunda sözlü savunma yapma talebinde bulunması durumunda kendisine sözlü olarak savunma hakkı verilmesi gereklidir.</p>

<p style="text-align:justify">Uyuşmazlık konusu olayda; adli soruşturma kapsamında Asayiş Büro Amirliğinde düzenlenen 11/04/2018 tarihli ifade tutanağında, davacının ikamet adresinin "Seyyid Ömer Mah. ... Sok. No:... İç Kapı No:... Fatih / İstanbul" olarak belirtildiği, İstanbul İl Polis Disiplin Kurulunun son savunma yazısının 08/09/2018 tarihinde davacıya tebliğ edildiği ve tebliğ- tebellüğ belgesinde, davacının "Kurulda sözlü savunma yapmak istiyorum" şeklinde beyanda bulunduğu; idare tarafından, disiplin dosyası 05/10/2018 tarihinde görüşüleceğinden, sözlü savunmaya ilişkin kurul tarihi ve saatini içeren davet yazısının, memur vasıtasıyla söz konusu adrese tebliğ edilmeye çalışıldığı, ancak değişik tarih ve saatlerde gidilen ve adres kayıt sisteminde halen kayıtlı gözüktüğü ikametin kapalı olduğundan tebliğ edilemediği ve davacı adına kayıtlı olan telefon numarası arandığında, numaranın kapalı olduğu tespit edilerek davacıya tebligat yapılamadığına ve telefonla ulaşılamadığına ilişkin Şehremini Polis Merkezi Amirliğince bila tarihli tutanak tanzim edildiği ve bu tutanağın 04/10/2018 tarihli üst yazı ile Disiplin Kuruluna gönderildiği, davacının veya vekilinin sözlü savunma yapmak için kurula gelmediği yolunda 05/10/2018 günlü tutanak tutulduğu anlaşılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Tebligat Kanununun 10. maddesine göre, tebligatın öncelikle muhatabın bilinen en son adresine yapılması gerektiği, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, yani muhatabın bilinen en son adresine çıkarılan tebligatın iade edilmesi üzerine, "mernis adresi" şerhi ile birlikte muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan ve en son adresi olarak kabul edilen yerleşim yeri adresine, Tebligat Kanununun 21/2. maddesinde belirtilen usulde tebligat yapılması gerektiği açıktır.</p>

<p style="text-align:justify">Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının "meslekten çıkarma" cezası ile tecziyesiyle ilgili soruşturma kapsamında sözlü savunma tarihinin bildirimine ilişkin yazının, davacının bilinen en son adresi olarak "Seyyid Ömer Mah No:... İç Kapı No:... Fatih /  İstanbul" adresine, memur vasıtasıyla tebligat yapılmaya çalışıldığı ve davacı adına kayıtlı olan telefon numarasının arandığı; davacıya tebligat yapılamadığına ve telefonla ulaşılamadığına ilişkin olarak tarihsiz bir tutanak tutulduğu; ancak Tebligat Kanunu'nun ilgili hükümlerinde belirtilen usulde davacıya bir tebligatın yapılmadığı görülmüştür.</p>

<p style="text-align:justify">Netice itibariyle; belirtilen gerekçelerle davacının disiplin kurulunda sözlü savunma yapma talebi ile ilgili olarak davacıya sözlü savunma hakkını kullanabilmesi için usulüne uygun şekilde tebligat yapılmadan ve sözlü savunma hakkı verilmeden tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamıştır.</p>

<p style="text-align:justify">KARAR SONUCU :</p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan nedenlerle;</p>

<p style="text-align:justify">1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">2. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince verilen 15/10/2021 günlü, E:2021/555, K:2021/2123 sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca</p>

<p style="text-align:justify">BOZULMASINA,</p>

<p style="text-align:justify">3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanun'la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesine gönderilmesine,</p>

<p style="text-align:justify">4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununa 6545 sayılı Kanunun 27. maddesi ile eklenen Geçici 8. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 31/10/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/sozlu-savunma-hakki-icin-usulune-uygun-tebligat-sart</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/04/foto-1/tebligatt.jpg" type="image/jpeg" length="11026"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Suç örgütüne üye olmak yüz kızartıcı suç olarak kabul edilir mi?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/suc-orgutune-uye-olmak-yuz-kizartici-suc-olarak-kabul-edilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/suc-orgutune-uye-olmak-yuz-kizartici-suc-olarak-kabul-edilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[memurun suç örgütüne üye olmak fiilinden ceza almış olması nedeniyle yüz kızartıcı fiil kapsamında memuriyetten atılması danıştay kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span><span><strong>Suç örgütüne üye olmak yüz kızartıcı suç olarak kabul edilir mi?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:#3f4254"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><font>Her ne kadar İdare Mahkemesince verilen kararda davacıya suç örgütüne üye olmak ve görevi kötüye kullanma suçundan dolayı ceza verildiği ve davacının yüz kızartıcı suç niteliğinde olan rüşvetten mahkum olmadığı, görevi kötüye kullanma suçunun ve suç örgütüne üye olma fiilinin yüz kızartıcı suç olarak nitelendirilemeyeceği gerekçesine yer verilmiş ise de; Anayasa Mahkemesi'nin 16/01/2014 tarih ve E:2013/110, K:2014/8 sayılı kararı ile Yargıtay Genel Kurulu'nun 02/07/1996 tarih ve E:1996/3-144, K:1996/171 sayılı kararı dikkate alındığında "Yüz kızartıcı suç"un, yasalarda tanımlanmadığı ve tek tek sayılmadığı, maddede sayılmamış olan diğer yüz kızartıcı suçların neler olduğunun yasaları uygulamakla görevli yargı organlarınca saptanacağı hususu kabul edilmektedir.</font></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong sans-serif="" style="color:#3f4254"><font>Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2019/8836 E.  ,  2021/469 K.</font></strong></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul sans-serif="" style="color:#3f4254">
 <li style="text-align:justify"></li>
</ul>

<ul style="color:#104d96; text-align:justify">
</ul>

<p style="text-align:justify"><br sans-serif="" style="color:#3f4254" />
<span><span><strong sans-serif="" style="color:#3f4254"><font>"İçtihat Metni"</font></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:#3f4254"><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><font>T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
SEKİZİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2019/8836<br />
Karar No : 2021/469<br />
<br />
Kararın Düzeltilmesi İsteminde Bulunan (Davacı): …<br />
Vekili : Av. …<br />
Karşı Taraf (Davalı) : … Başkanlığı<br />
Vekili : Av. …<br />
İstemin Özeti : Danıştay Sekizinci Dairesinin 27/05/2019 gün ve E:2013/8065, K:2019/5104 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.<br />
Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br />
Danıştay Tetkik Hakimi : …<br />
Düşüncesi : İstemin kabulü ve Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br />
<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:<br />
Kararın düzeltilmesi istemine ilişkin dilekçede öne sürülen düzeltme nedenleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesine uygun bulunduğundan düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Sekizinci Dairesinin 27/05/2019 gün ve E:2013/8065, K:2019/5104 sayılı kararı kaldırılarak işin esası yeniden incelendi.<br />
Dava, … Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde araştırma görevlisi olarak görev yapan davacının, Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 11. maddesinin (b) fıkrasının 6. bendi uyarınca "kamu görevinden çıkarma" cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve ... sayılı Yükseköğretim Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.<br />
İdare Mahkemesince, davacıya suç örgütüne üye olmak ve görevi kötüye kullanma suçundan dolayı ceza verildiği ve davacının yüz kızartıcı suç niteliğinde olan rüşvetten mahkum olmadığı, görevi kötüye kullanma suçunun ve suç örgütüne üye olma fiilinin yüz kızartıcı suç olarak nitelendirilemeyeceği, davacının sabit olduğuna hükmedilen fiillerinin kamu hizmeti ve öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareket olarak nitelendirilmesi mümkün olmadığından gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br />
Temyiz aşamasında ise; Dairemizin E:2013/8065, K:2019/5104 sayılı ve 27/05/2019 tarihli kararı ile davacının kamu hizmeti ve öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak surette fiil ve hareketlerde bulunduğu hususu sabit görülerek tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br />
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan, 21/08/1982 tarih ve 17789 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 'Üniversite Öğretim Mesleğinden veya Kamu Görevinden Çıkarma' başlıklı 11. maddesinin (b) fıkrasının 6. bendinde; "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren eylemlerden sayılmıştır.<br />
Dosyanın incelenmesinden; … Üniversitesi'nde araştırma görevlisi olarak görev yapan davacı hakkında, … Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından … Üniversitesi Rektörlüğü'ne gönderilen 15/12/2010 tarihli iddianamede; "..davacı hakkında rüşvet almak ve vermeye yardım etmek, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak suçlarını işlediği, 21/03/2010 tarihinde yapılan ÜDS'de kopya çeken şahısların Ö.F.'ye verilmek üzere davacıya vermiş oldukları paraların davacı tarafından banka havalesi yoluyla Ö.F.'ye gönderildiği, hangi bankadan hangi tarihte ne miktarda havale yapıldığının gösterildiği, 02/05/2010 tarihinde yapılan KPDS'de davacının kopya organizasyonu içerisinde yer aldığı, ayrıca sınava girecek şahısların örgüt yöneticileri ile buluşmasını sağladığı, şahıslarla kopya çekilmesi karşılığı ne kadar para verecekleri konusunda pazarlık yaptığı, şahıslardan temin ettiği paraları Ö.F. aracılığıyla örgüt yöneticilerine gönderdiği, suç işleme için kurulan örgüte üye olmak ve rüşvete yardım etmek suçlarını işlediği iddiasıyla soruşturma yapıldığı, davacının kendisine bildirilen Ö.F. ile olan telefon görüşmeleri hakkında, bunların yaptırdığı çevirilere ilişkin olduğu, bazılarını hatırlamadığı yönünde beyanda bulunduğu, davacının fiilleriyle ilgili değerlendirmede gönderilen paraların kopya çekme işlemine aracılık sebebiyle alınan paralar olduğu, davacının Ö.F. tarafından gönderilen cihazların kopya çekmede kullanılan teknik cihazlar olduğu davacının da aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında suç işlemek için örgüt kurmak, yönetmek, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek, rüşvet almak, rüşvet vermek, rüşvet alınmasına yardım etmek, görevi kötüye kullanma suçuna yardım etme suçlarından kamu davasının açıldığı" hususlarına yer verildiği, bunun üzerine başlatılan soruşturma sonucunda hazırlanan 15/03/2012 tarihli soruşturma raporunda hakkında örgüt adına suç işlemek, rüşvet almak, rüşvet vermek, rüşvet alınmasına yardım etmek, görevi kötüye kullanma suçuna yardım etmek suçlarından kamu davası açılmış olan davacının Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 11. maddesinin (b) fıkrasının 6. bendinde yer alan "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" disiplin suçunu işlediğinden bahisle getirilen teklif uyarınca, kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılması üzerine, bu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br />
Somut olayda; … Ağır Ceza Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında, davacının suç işlemek amacıyla örgüte üye olmak suçu için 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı TCK'nın 51. maddesi uyarınca cezanın ertelenmesine; rüşvetten dönüşümle görevi kötüye kullanmak suçundan dolayı ise 6 ay, 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı TCK'nın 51. maddesi uyarınca cezanın ertelenmesine karar verildiği, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine ise … Ceza Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla görevi kötüye kullanma ve görevi kötüye kullanma suçu olarak kabul edilen eylemler ile suç işlemek amacı ile kurulan örgüte üye olma suçlarının TCK'nın 66/1-e maddesine göre 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu gerekçesiyle hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca bozulmasına, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı düşmesine karar verilmiştir.<br />
Ayrıca, suç işlemek amacı ile örgüt kurma ve yönetme suçundan yargılanan O.A.U, Ö.F, Z.B ve S.G haklarında verilen mahkumiyet kararları yönünden yapılan temyiz incelemesinde; … Ceza Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında "...sanıkların savunmaları ve tüm dosya kapsamına göre; sanıkların devamlılık gösterecek şekilde planlı bir ortaklık, iş bölümü ve paylaşım anlayışı içerisinde bir araya geldiklerine, devamlılık içeren kanunun suç saydığı fiilleri işlemek (suç işleme programı altında) amacı ile bir araya gelip aralarında sıkı veya gevşek hiyerarşik bir bağın bulunduğuna, hiyerarşik yapılanmayı gösteren emir komuta zinciri ile altlık üstlük ilişkisinin varlığına ve sanıkların faaliyetleri ile örgütün doğmasına veya üst pozisyonda kolektif faaliyeti kısmen veya tamamen düzenleyip koordine ettiklerine ilişkin kanıtların nelerden ibaret olduğu hususları gerekçeli olarak tartışılıp, buna ilişkin delillerin dosya kapsamına uygun, mantıksal ve hukuksal bağ kurulmak suretiyle neler olduğu denetime imkan verecek biçimde gerekçeleriyle açıklanmak suretiyle, karar yerinde ayrıntılı olarak gösterilmeden yazılı şekilde suç işlemek amacı ile örgüt kurma ve yönetme suçlarından sanıklar hakkında yazılı şekilde hükümler kurulması" gerekçesiyle anılan mahkumiyet hükümlerinin bozulmasına karar verilmiş olup; bozma kararı üzerine … Ağır Ceza Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla suç işlemek amacı ile örgüt kurma ve yönetme suçunun O.A.U, Ö.F, Z.B ve S.G tarafından işlendiği sabit olmadığı gerekçesiyle anılan kişilerin bu suçtan beraatlerine karar verilmiştir.<br />
<span style="background-color:#ffff00">Her ne kadar İdare Mahkemesince verilen kararda davacıya suç örgütüne üye olmak ve görevi kötüye kullanma suçundan dolayı ceza verildiği ve davacının yüz kızartıcı suç niteliğinde olan rüşvetten mahkum olmadığı, görevi kötüye kullanma suçunun ve suç örgütüne üye olma fiilinin yüz kızartıcı suç olarak nitelendirilemeyeceği gerekçesine yer verilmiş ise de; Anayasa Mahkemesi'nin 16/01/2014 tarih ve E:2013/110, K:2014/8 sayılı kararı ile Yargıtay Genel Kurulu'nun 02/07/1996 tarih ve E:1996/3-144, K:1996/171 sayılı kararı dikkate alındığında "Yüz kızartıcı suç"un, yasalarda tanımlanmadığı ve tek tek sayılmadığı, maddede sayılmamış olan diğer yüz kızartıcı suçların neler olduğunun yasaları uygulamakla görevli yargı organlarınca saptanacağı hususu kabul edilmektedir.</span><br />
Bu durumda; İdare mahkemesince davacıya isnat edilen fiilin sübuta erip ermediği, anılan fiilin disiplin cezasına esas alınan Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 11. maddesinin (b) fıkrasının 6. bendi kapsamında olup olmadığı araştırılmaksızın davacıya isnad edilen fiillerin kamu hizmeti ve öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareket olarak nitelendirilemeyeceği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği görülmüş olup; yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında tüm bu hususlar değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiğinden temyize konu Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.<br />
Açıklanan nedenlerle, … İdare Mahkemesinin … tarihli E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan mahkemeye gönderilmesine, 01/02/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</font></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/suc-orgutune-uye-olmak-yuz-kizartici-suc-olarak-kabul-edilir-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2022/03/suc_orgutune_uye_olmak_yuz_kizartici_suc_olarak_kabul_edilir_mi_h30769_9b0f1.jpg" type="image/jpeg" length="92304"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Memurluktan çıkarma cezasında alt ceza verme yetkisi]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/memurluktan-cikarma-cezasinda-alt-ceza-verme-yetkisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/memurluktan-cikarma-cezasinda-alt-ceza-verme-yetkisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Devlet memurluğundan çıkarma cezası alan kişiye alt ceza verilmesi yetkisinin yüksek disiplin kurulunda olduğu hakkında danıştay kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align:justify"><strong><span><span>Memurluktan çıkarma cezasında alt ceza verme yetkisi </span></span></strong></h3>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>Soruşturma sırasında davacının sabit görülen eylemi 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-f maddesinde düzenlenen, amirine ve maiyetindekilere fiili tecavüzde bulunmak fiili olup bu cezanın Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektirdiği ve bu cezayı verip vermeme, fiilin sübuta erdiği sonucuna varılması halinde cezayı kabul etme ve kişinin geçmiş hizmetleri ve sicili iyi ise yine bir alt cezanın uygulanıp uygulanmayacağına karar verme, yine suçun sabit olmadığı veya başka nedenlerle öneriyi reddetme yetkisi yüksek disiplin kuruluna ait olduğu hk. danıştay kararı </strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Danıştay 12. Daire 2008/3966 E., 2011/915 K.</span></span></p>

<h1 style="text-align:justify"></h1>

<p style="text-align:justify"><span><span>Devlet Memurluğundan Çıkarma Yerine Bir Alt Ceza Verilmesi</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>İsteğin Özeti: Ankara 4. İdare Mahkemesi'nce verilen 12.12.2007 günlü, E:2006/2341, K:2007/2480 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Savunmanın Özeti : Temyizi istenen kararın usul ve kanuna uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerekeceği yolundadır.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span><span>Danıştay Tetkik Hakimi: Tülay Şeran Balaban</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Düşüncesi: Davacının eyleminin karşılığı olan Devlet memurluğundan çıkarma cezasını görüşme ve bu konuda karar verme yetkisi yüksek disiplin kuruluna ait olduğundan, müfettişin alt ceza önerisi nedeniyle davacının durumunun kurum disiplin kurulunca görüşülmesi ve bu kurulca önerinin reddi üzerine atamaya yetkili amirce ceza verilmesi karşısında işlemde yetki yönünden hukuka uyarlık görülmemiş olup, İdare Mahkemesince, dava konusu işlemin belirtilen gerekçeyle iptali gerekirken disiplin amirince 657 sayılı Yasa'nın 126. maddesinde verilen yetkinin kullanılması durumunda bent belirtme zorunluluğu bulunmamasına rağmen işlemin bu gerekçeyle iptalinde hukuki isabet bulunmamakla beraber karar sonucu itibariyle yerinde olduğundan, kararın belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği düşünülmüştür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Danıştay Savcısı: Gül Filiz Ercan Aslantaş</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp İdare Mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle İdare Mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>TÜRK MİLLETİ ADINA</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Dava, davacının, 1/8 oranında aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin 17.7.2006 günlü işlemin iptali istemiyle açılmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Ankara 4. İdare Mahkemesi'nin 12.12.2007 günlü, E:2006/2341, K:2007/2480 sayılı kararıyla; dosyanın incelenmesinden; davacının Elektrik İşleri Etüd İdaresi Genel Müdürlüğü Makine İkmal Dairesi Başkanlığı Atölye Şube Müdürlüğünde mühendis olarak çalıştığı, Atölye Şube Müdürlüğü'ne vekalet eden ……'un izinli veya raporlu olduğu durumlarda vekaleten bu görevi yürüttüğü, 26.5.2006 tarihinde şube müdürlüğüne vekalet ettiği sırada aynı şubeye bağlı işçi ……'la, görevi olmadığı halde şubede muhafaza edilen evrakı karıştırdığı gerekçesiyle tartıştığı ve ……'ın rapor almasını gerektirecek şekilde fiili hareketi sonucu yaralanmasına sebep olduğu, söz konusu olay üzerine disiplin soruşturması açıldığı, kurum müfettişince yapılan soruşturmada davacının yapmış olduğu eylem, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-f maddesinde yer alan "Amirine ve maiyetindekilere fiili tecavüzde bulunmak" fiili kapsamında değerlendirilerek Devlet memurluğundan çıkarma cezasının verilmesinin uygun görüldüğü, ancak iyi sicilden dolayı kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının teklif edildiği, disiplin kurulunda teklif edilen cezanın olayda işçi ……'ın da kusuru bulunduğundan bahisle oyçokluğu ile reddedildiği, bunun üzerine disiplin amirince davacıya aylıktan kesme cezası verildiğinin anlaşıldığı, bu durumda davacının, yapılan disiplin soruşturması sonucunda disiplin kurulunca ceza verilmesi uygun bulunmayarak reddedilmesi sonucunda disiplin amirince söz konusu fiili 657 sayılı Kanun'un 125.maddesinin C bendine göre aylıktan kesme cezası verildiği görülmekte ise de, davacının fiil ve eylemi 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125. maddesinin C bendinde belirtilen hangi fiil ve davranış kapsamında olduğu belirtilmeksizin disiplin amirince 1/8 oranında aylıktan kesme cezası ile tecziye edilmesine ilişkin işlemde şekil yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Davalı idare, işlemin 657 sayılı Yasanın 126. maddesinin 3. fıkrası uyarınca tesis edilmesi nedeniyle bent belirtme zorunluğunun bulunmadığını, işlemin hukuk ve usule uygun olduğunu ileri sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasına karar verilmesini istemektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-f maddesinde, amirine ve maiyetindekilere fiili tecavüzde bulunmak fiilinin Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektirdiği, aynı maddenin son bölümünde ise, geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve iyi veya çok iyi derecede sicil alan memurlar için, verilecek cezalarda bir derece hafif olanın uygulanabileceği, kuralı düzenlenmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Aynı Kanunun 126. maddesinde ise; "Uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından; kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra, atamaya yetkili amirler il disiplin kurullarının kararlarına dayanan hallerde Valiler tarafından verilir. Devlet memurluğundan çıkarma cezası amirlerin bu yoldaki isteği üzerine, memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kurulu kararı ile verilir. Disiplin kurulu ve yüksek disiplin kurulunun ayrı bir ceza tayinine yetkisi yoktur, cezayı kabul veya reddeder. Ret halinde atamaya yetkili amirler 15 gün içinde başka bir disiplin cezası vermekte serbesttirler. Özel kanunların disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullarla ilgili hükümleri saklıdır." kuralına yer verilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Yukarıda sözü edilen düzenlemelerle uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devlet memurluğundan çıkarmaya ilişkin disiplin cezalarının hangi makamlar tarafından karara bağlanacağı, karara bağlanan bu disiplin cezalarının ise hangi makamlar tarafından onaylanacağı belirlenmiştir. Bu kapsamda, disiplin kurullarının ayrı bir ceza tayinine yetkisi olmadığı hususu açık olmakla birlikte, Devlet memurluğundan çıkarma veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren eylem nedeniyle yapılan soruşturma sonucu soruşturmacı tarafından önerilen cezayı değerlendiren yetkili disiplin kurullarının eylemi sabit görmesi, fakat geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olanlar ve iyi veya çok iyi derecede sicil alanlar için bir alt ceza uygulanması yönünde kanaate varması halinde; disiplin kurullarının bu yetkilerini kendilerinin kullanacağı, verecekleri kararların ise Kanun'da belirtilen makamlar tarafından onaylanacağı kuşkusuzdur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Olayda; disiplin kurulunca davacının 1 yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılması talebi reddedilmiş olduğundan, atamaya yetkili amirce 657 sayılı Yasa'nın 126. maddesinin tanıdığı yetki doğrultusunda disiplin cezası verildiği açık olup, bu aşamada söz konusu kusurlu fiilin aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılmasını gerektiren fiiller kapsamında tekrar tanımlanması konusunda yetkili amire yükümlülük yüklenemeyeceğinden İdare Mahkemesince 657 sayılı Yasa'nın hangi maddesinin hangi bendi uyarınca ceza verildiği belirtilmediğinden dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Ancak, dosyanın incelenmesinden, davacının, şube müdürlüğüne vekalet ettiği sırada aynı şubeye bağlı işçi ……'a, görevi olmadığı halde şubede muhafaza edilen evrakı karıştırdığı gerekçesiyle tartıştığı ve ……'ın rapor almasını gerektirecek şekilde fiili hareketi sonucu yaralanmasına sebep olduğu, söz konusu olay üzerine disiplin soruşturması açıldığı, kurum müfettişince yapılan soruşturmada davacının eylemi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-f maddesinde yer alan "Amirine ve maiyetindekilere fiili tecavüzde bulunmak" fiili kapsamında değerlendirilerek, fiili Devlet memurluğundan çıkarma cezası gerektirmekle beraber geçmiş hizmetlerinin ve sicilinin iyi olmasından dolayı bir alt ceza olan kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilmesi gerektiği belirterek dosyanın yüksek disiplin kurulu yerine kurum disiplin kurulunda sevk edildiği ve disiplin kurulunca teklif edilen cezanın olayda işçi ……'ın da kusuru olduğu, onun için de ceza teklif edilmesi gerektiğinden bahisle oyçokluğu ile reddedildiği, bunun üzerine disiplin amirince davacıya aylıktan kesme cezası verildiği görülmüştür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>Soruşturma sırasında davacının sabit görülen eylemi 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-f maddesinde düzenlenen, amirine ve maiyetindekilere fiili tecavüzde bulunmak fiili olup bu cezanın Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektirdiği ve bu cezayı verip vermeme, fiilin sübuta erdiği sonucuna varılması halinde cezayı kabul etme ve kişinin geçmiş hizmetleri ve sicili iyi ise yine bir alt cezanın uygulanıp uygulanmayacağına karar verme, yine suçun sabit olmadığı veya başka nedenlerle öneriyi reddetme yetkisi yüksek disiplin kuruluna ait olup</strong>; olayda, müfettişçe yüksek disiplin kuruluna ait olan bu yetkinin kullanılarak soruşturma dosyasının yüksek disiplin kurulu yerine kurum disiplin kuruluna sevk edildiğinin ve disiplin kurulunca da eylemin karşılığı olan cezanın Devlet memurluğundan çıkarma cezası olduğu ve bu konuda karar verme yetkisinin yüksek disiplin kurulunda olduğu gözetilmeksizin önerinin incelenerek karar verildiği ve önerinin reddi üzerine disiplin amirince ceza verildiğinin anlaşılması nedeniyle işlemde yetki yönünden hukuka uyarlık görülmemiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Bu durumda, dava konusu işlemin yetki yönünden hukuka aykırı olması nedeniyle iptali gerekirken, İdare Mahkemesince disiplin amirinin bent belirtmesi gerektiği gerekçesiyle iptalinde hukuki isabet bulunmamakla birlikte karar sonucu itibariyle yerindedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Açıklanan nedenlerle, Ankara 4. İdare Mahkemesi'nce verilen 12.12.2007 günlü, E:2006/2341, K:2007/2480 sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle onanmasına, 23.2.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/memurluktan-cikarma-cezasinda-alt-ceza-verme-yetkisi</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 10:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2022/02/memurluktan_cikarma_cezasinda_alt_ceza_verme_yetkisi_h30704_0233d.jpg" type="image/jpeg" length="99598"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
