<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>mevzuatinyeri</title>
    <link>https://www.mevzuatinyeri.com</link>
    <description>Mevzuatinyeri memur maaş, soruşturma, izin,harcırah, disiplin, misafirhaneler,memurlar haber,kamu mevzuatı,</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.mevzuatinyeri.com/rss/disiplin-sorusturmasi" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 28 Aug 2026 16:12:07 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/rss/disiplin-sorusturmasi"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık raporu geç sunma hakkında karar]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/saglik-raporu-gec-sunma-hakkinda-karar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/saglik-raporu-gec-sunma-hakkinda-karar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay, sağlık raporunun idareye usulüne uygun ve süresinde sunulmamasının, memurun raporlu olduğu dönemdeki devamsızlığını mazeretsiz hale getirmeyeceğine karar verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Danıştay'dan Memurun Görevden Çekilmiş Sayılmasına İlişkin Önemli Karar</h1>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Dairesi, sağlık raporunun idareye süresinde sunulmaması nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 94. maddesi uyarınca görevinden çekilmiş sayılan memur hakkında önemli bir karar verdi.</p>

<p style="text-align:justify">Dava, Aydın'da bir devlet hastanesinde uzman olarak görev yapan memurun, 25/06/2018 tarihinden itibaren on günden fazla görevine gelmediği gerekçesiyle 05/07/2018 tarihinden itibaren görevinden çekilmiş sayılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açıldı.</p>

<h2 style="text-align:justify">İdare, Sağlık Raporunu Kabul Etmedi</h2>

<p style="text-align:justify">Davacının daha önce kullandığı refakat izninin sona ermesinin ardından, 27/06/2018-26/09/2018 tarihlerini kapsayan ikinci bir refakatçi sağlık kurulu raporu düzenlendi.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak raporun aslı veya örneğinin ilgili mevzuatta öngörülen usule göre idareye süresinde sunulmadığı ve Valilik onay sürecinin geçtiği gerekçesiyle rapor kabul edilmedi.</p>

<p style="text-align:justify">İdare tarafından davacının 25/06/2018-06/07/2018 tarihleri arasında mazeretsiz olarak görevine gelmediği değerlendirilerek, 657 sayılı Kanun'un 94. maddesi uyarınca 05/07/2018 tarihinden itibaren görevinden çekilmiş sayılmasına karar verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify">İlk Derece Mahkemesi İşlemi İptal Etti</h2>

<p style="text-align:justify">İdare Mahkemesi, sağlık raporlarının mevzuatta öngörülen usule uygun şekilde idareye ulaştırılmaması halinde 657 sayılı Kanun'un 94. maddesinin uygulanacağına ilişkin Yönetmelik'te herhangi bir hüküm bulunmadığına dikkat çekti.</p>

<p style="text-align:justify">Mahkeme ayrıca, raporun usule aykırı şekilde sunulmasının, memurun göreve gelmemesinin otomatik olarak mazeretsiz olduğu anlamına gelmeyeceğini belirtti.</p>

<p style="text-align:justify">Davacının göreve gelmediği dönemde gerçekten raporlu olduğu konusunda herhangi bir kuşku bulunmadığı ve raporlu olduğu dönemde fiilen göreve başlamasının mümkün olmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edildi.</p>

<p style="text-align:justify">Bölge İdare Mahkemesi de idarenin istinaf başvurusunu reddetti.</p>

<h2 style="text-align:justify">Danıştay İdarenin Temyiz Başvurusunu Reddetti</h2>

<p style="text-align:justify">Dosyayı temyizen inceleyen Danıştay 12. Dairesi, Bölge İdare Mahkemesi kararını hukuka uygun buldu.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay, 09/11/2023 tarihli ve <strong>E:2020/1763, K:2023/5777</strong> sayılı kararında, temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususların kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı sonucuna vardı.</p>

<p style="text-align:justify">Daire, davacının raporlu olduğu dönemde göreve gelmemesinin kabul edilebilir bir mazerete dayandığına ilişkin ilk derece mahkemesi değerlendirmesini hukuka uygun bularak kararı <strong>onadı</strong>.</p>

<p style="text-align:justify">Karar, sağlık raporlarının idareye bildirilmesinde veya onay sürecinde yaşanan usul eksiklikleri ile <strong>mazeretsiz devamsızlık</strong> kavramının birbirinden ayrılması gerektiğini ortaya koyuyor.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay'ın yaklaşımına göre, bir memurun sağlık raporunu süresinde veya öngörülen usule uygun şekilde idareye sunmaması, rapor kapsamındaki dönemde fiilen göreve gelmemesini kendiliğinden mazeretsiz hale getirmiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle 657 sayılı Kanun'un 94. maddesi kapsamında memurun görevinden çekilmiş sayılabilmesi için, göreve gelmeme halinin gerçekten <strong>izinsiz veya kabul edilebilir bir mazerete dayanmaksızın</strong> gerçekleştiğinin ortaya konulması gerekiyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Karar:</strong> Danıştay 12. Daire Başkanlığı, E:2020/1763, K:2023/5777, 09/11/2023.</p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONİKİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2020/1763<br />
Karar No : 2023/5777<br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı<br />
VEKİLİ : Av. ...<br />
<br />
KARŞI TARAF (DAVACI) :...<br />
VEKİLİ : Av. ...<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
<br />
YARGILAMA SÜRECİ :<br />
Dava konusu istem: Aydın ili, ... Devlet Hastanesinde ...uzmanı olarak görev yapan davacının, 25/06/2018 tarihinden itibaren on (10) günden fazla görevine gelmediği gerekçesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 94. maddesi uyarınca 05/07/2018 tarihinden itibaren görevinden çekilmiş sayılmasına ilişkin Sağlık Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.<br />
<br />
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla; olayda, her ne kadar davalı idare tarafından, davacının, 27/06/2018 - 26/09/2018 tarihleri arasını kapsayan ikinci üç (3) aylık refakatçi sağlık kurulu raporunun aslı veya bir örneğini Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'te belirlenen usul ve esaslara göre davalı idareye süresinde teslim etmediği ve buna istinaden Valilik onay sürecinin geçtiğinden bahisle raporun kabul edilmediği belirtilmekte ise de; anılan Yönetmelik'te Devlet memurlarının almış oldukları sağlık raporlarının Yönetmelik'te bahsedilen usûllere göre davalı idareye ulaştırılmaması durumunda, 657 sayılı Kanun'un 94. maddesi hükümlerinin uygulanacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi davacının, mevzuatta belirtilen usûle aykırı bu eyleminin göreve gelmemesinin mazeretsiz olduğu anlamını taşımadığı; davacının, on (10) gün süre ile göreve gelmediği tespit edilen günlerde raporlu olduğu konusunda kuşkuya yer bulunmadığı; davacının raporlu olduğu dönemlerde fiili olarak göreve başlayamayacağı açık olduğundan, kabul edilebilir mazeret niteliği taşıyan raporlu olma hâlinin dikkate alınmayarak, bu süre zarfında mazeretsiz olarak göreve gelmediği kabul edilip 657 sayılı Kanun'un 94. maddesi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br />
<br />
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br />
<br />
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacının, refakat izni raporu süresinin sona erdiği 25/06/2018 tarihinde işe başlaması gerekirken, 25/06/2018 - 26/08/2018 tarihleri arasında özürsüz olarak göreve gelmediği, 27/06/2018 tarihinde alınan ikinci refakat izni raporunun valilik onay süresinin geçmesi sebebiyle gerekli onayın alınamadığı ve raporun kabul edilmediği, bu hususun davacıya iadeli taahhütlü posta yolu ile bildirildiği, soruşturma neticesinde davacının 25/06/2018 - 06/07/2018 tarihleri arasında mazeretsiz olarak göreve gelmediğinin tutanaklar ile sabit olduğundan bahisle 05/07/2018 tarihinden itibaren görevinden çekilmiş sayılmasına karar verildiği, işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Usul ve yasaya uygun kararın onanması gerektiği savunulmuştur.<br />
<br />
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...<br />
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br />
<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:<br />
<br />
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br />
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br />
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br />
<br />
KARAR SONUCU :<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,<br />
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,<br />
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br />
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ...... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın .... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 09/11/2023 tarihinde, kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.</font><br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/saglik-raporu-gec-sunma-hakkinda-karar</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 11:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/08/foto-1/dannnnistay.jpg" type="image/jpeg" length="24565"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aday Memura Disiplin Cezası Uyarısı]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/aday-memura-disiplin-cezasi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/aday-memura-disiplin-cezasi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aday memur statüsünde olan kişilerin bu süreçte mevzuatta belirtilen hukuken geçerli disiplin cezalarından birini almaları durumunda, memuriyet ile ilişiklerinin kesilebileceği hakkında.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<h1 style="text-align:justify">Aday memur için kritik Danıştay kararı: Aylıktan kesme cezası ilişik kesme nedeni</h1>
</section>

<section dir="auto">
<p style="text-align:justify">Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, adaylık süresi içinde aylıktan kesme cezası alan memurun, söz konusu disiplin cezası yargı kararıyla iptal edilmediği ve hukuk alemindeki geçerliliğini koruduğu sürece 657 sayılı Kanun’un 57. maddesi uyarınca memuriyetle ilişiğinin kesilebileceğine hükmetti.</p>

<h2 style="text-align:justify">Danıştay'dan aday memurlar açısından önemli karar</h2>

<p style="text-align:justify">Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, aday memurların adaylık sürecinde aldıkları disiplin cezalarının memuriyetle ilişiklerinin kesilmesine etkisine ilişkin önemli bir karara imza attı.</p>

<p style="text-align:justify">Kurulun 09/12/2024 tarihli, E:2024/904, K:2024/3195 sayılı kararıyla, adaylık süresi içerisinde aylıktan kesme cezası alan bir polis memurunun, bu disiplin cezasına dayanılarak memuriyetle ilişiğinin kesilmesini hukuka uygun buldu.</p>

<p style="text-align:justify">Uyuşmazlıkta, aday polis memuru hakkında yıllık atış eğitimine katılmadığı gerekçesiyle disiplin soruşturması yürütüldü ve 7068 sayılı Kanun'un 8/3-a-13. maddesi uyarınca bir günlük aylıktan kesme cezası verildi.</p>

<p style="text-align:justify">Davacı, disiplin cezasının iptali istemiyle dava açtı ancak dava süre aşımı nedeniyle reddedildi ve bu karar istinaf edilmeksizin kesinleşti. Daha sonra Emniyet Genel Müdürlüğünce, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 57. maddesi uyarınca aday memurun memuriyetle ilişiği kesildi.</p>

<p style="text-align:justify">Davacı bu işlemin iptali istemiyle de dava açtı. İlk derece mahkemesi, disiplin cezasına konu fiilin gerçekte sübuta ermediği kanaatine ulaşarak ilişik kesme işlemini iptal etti. Samsun Bölge İdare Mahkemesi de bu kararda ısrar etti.</p>

<p style="text-align:justify">Dosyanın Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna taşınması üzerine ise farklı yönde karar verildi.</p>

<h2 style="text-align:justify">"Disiplin cezası geçerliliğini sürdürüyor"</h2>

<p style="text-align:justify">Kurul, 657 sayılı Kanun'un 57. maddesindeki düzenlemenin bağlı yetki niteliğinde olduğuna dikkat çekti.</p>

<p style="text-align:justify">Anılan maddeye göre adaylık süresi içinde aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanların, disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişiklerinin kesilmesi gerekiyor. Mevcut düzenleme halen bu sonucu öngörüyor.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay İDDK, somut olayda davacıya verilen aylıktan kesme cezasının iptali istemiyle açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddedildiğini ve bu kararın kesinleştiğini belirterek, disiplin cezasının hukuk aleminde geçerliliğini koruduğu sonucuna ulaştı.</p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle, daha sonra açılan ilişik kesme davasında disiplin cezasının dayandığı fiilin aslında gerçekleşmediği yönünde yeniden değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı sonucuna varıldı.</p>

<p style="text-align:justify">Kurula göre, hukuken geçerliliğini sürdüren disiplin cezasının varlığı karşısında 657 sayılı Kanun'un 57. maddesinde öngörülen bağlı yetki çerçevesinde tesis edilen ilişik kesme işleminde hukuka aykırılık bulunmuyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bu gerekçeyle Danıştay İDDK, Samsun Bölge İdare Mahkemesinin ısrar kararını oyçokluğuyla bozdu ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verdi.</p>

<h2 style="text-align:justify">Kararın hukuki değerlendirmesi</h2>

<p style="text-align:justify">Kararın en önemli yönü, disiplin cezası ile bu cezaya bağlı olarak tesis edilen ilişik kesme işleminin birbirinden bağımsız değerlendirilmemesi gerektiğine işaret etmesidir.</p>

<p style="text-align:justify">Aday memur bakımından 657 sayılı Kanun'un 57. maddesinde öngörülen sistem, aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının alınması halinde idareye geniş bir takdir yetkisi bırakmıyor. Danıştay İDDK, somut olay bakımından bu düzenlemeyi bağlı yetki olarak nitelendirerek, şartın gerçekleşmesi halinde ilişik kesme işleminin tesis edilmesi gerektiğini kabul ediyor.</p>

<p style="text-align:justify">Burada ayrıca kesinleşmiş disiplin cezasının hukuk alemindeki statüsü belirleyici hale geliyor. Disiplin cezasına karşı açılan dava süre aşımı nedeniyle reddedilmiş ve bu karar kesinleşmişse, disiplin cezasının esasına ilişkin itirazların daha sonraki ilişik kesme davasında yeniden ileri sürülmesi mümkün görülmüyor.</p>

<p style="text-align:justify">Dolayısıyla karar, aday memurlar bakımından önemli bir usulî noktayı da ortaya koyuyor: Disiplin cezasının hukuka aykırılığı ileri sürülecekse bunun, doğrudan disiplin cezasına karşı açılacak davada ve süresi içerisinde ileri sürülmesi gerekiyor. Disiplin cezası kesinleşip hukuk aleminde varlığını sürdürdüğü takdirde, bu cezaya bağlı olarak tesis edilen ilişik kesme işleminin yargısal denetiminde artık cezanın maddi temelinin yeniden tartışılması mümkün olmayabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Bununla birlikte kararın oyçokluğuyla verilmiş olması da dikkat çekiyor. Karşı oyda, Samsun Bölge İdare Mahkemesinin ısrar kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve temyiz isteminin reddedilmesi gerektiği belirtilerek çoğunluk görüşüne katılınmadı.</p>

<p style="text-align:justify">Karar, aday memurlar açısından “disiplin cezasına zamanında itiraz etme ve dava açma” konusunun önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Özellikle aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının adaylık döneminde verilmesi halinde, disiplin cezasının kesinleşmesinden sonra bu cezaya dayalı ilişik kesme işlemi tesis edilebildiğinden, disiplin cezasına ilişkin ilk yargısal sürecin sonucu memuriyet açısından doğrudan belirleyici hale geliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Nitekim Danıştay'ın daha önceki kararlarında da aday memurun ilişiğinin kesilmesine dayanak olan ve yargısal olarak ortadan kaldırılmayan disiplin cezasının hukuk alemindeki varlığını sürdürdüğü kabul edilmiştir.</p>
</section>

<p style="text-align:justify">T.C.</p>

<p style="text-align:justify">D A N I Ş T A Y</p>

<p style="text-align:justify">İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU</p>

<p style="text-align:justify">Esas No : 2024/904</p>

<p style="text-align:justify">Karar No : 2024/3195</p>

<p style="text-align:justify">TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- İçişleri Bakanlığı</p>

<p style="text-align:justify">2- Emniyet Genel Müdürlüğü</p>

<p style="text-align:justify">VEKİLLERİ : Av. …</p>

<p style="text-align:justify">KARŞI TARAF (DAVACI) : …</p>

<p style="text-align:justify">VEKİLİ : Av. …<!--[if supportFields]><span
style='mso-element:field-end'></span><![endif]--></p>

<p style="text-align:justify">İSTEMİN KONUSU : Samsun Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin 26/09/2023 tarih ve E:2023/1130, K:2023/691 sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">YARGILAMA SÜRECİ :</p>

<p style="text-align:justify">Dava Konusu İstem : Samsun ili, Çarşamba İlçe Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olan davacının, aday polis memurluğu döneminde, hakkında başlatılan disiplin soruşturması sonucunda "Görevde kayıtsızlık göstermek, görevi savsaklamak veya geçerli bir özrü olmaksızın belirtilen sürede bitirmemek" disiplin suçunu işlediğinden bahisle 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8. maddesinin 3. fıkrasının (a-13) alt bendi gereğince "bir güne kadar aylıktan kesme" cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Çarşamba İlçe Emniyet Müdürlüğünün 03/04/2019 tarih ve 32399 sayılı kararı üzerine, söz konusu cezaya istinaden 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 57. maddesi uyarınca memuriyetten ilişiğinin kesilmesine ilişkin 18/07/2020 tarih ve 37373650­314-31199 sayılı işlemin iptali istenilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : Samsun 1. İdare Mahkemesinin 04/06/2021 tarih ve E:2020/662, K:2021/486 sayılı kararıyla; söz konusu aylıktan kesme cezasının iptali istemiyle 18/11/2019 tarihinde açılan davada Samsun 3. İdare Mahkemesinin 06/12/2019 tarih ve E:2019/533, K:2019/122 sayılı kararı ile davanın süre aşımı yönünden reddine karar verildiği, bu karara karşı istinaf talebinde bulunulmadığından kararın 25/01/2020 tarihinde kesinleştiği, ancak bu işlemin hukuka uygun olup olmadığının incelenmesi ve sonraki işlemin hukukiliğinin bu duruma göre değerlendirilmesi gerektiği, dava konusu işlemin sebep unsuru olan davacıya isnat edilen "Görevde kayıtsızlık göstermek, görevi savsaklamak veya geçerli bir özrü olmaksızın belirtilen sürede bitirmemek" fiilinin sübuta ermediği sonucuna ulaşıldığı, bu durumda şekli anlamda hukuken geçerli olan ancak sübuta ermediği anlaşılan bir fiil nedeni ile tesis edilen dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan davacının bir günlük aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, bu işleme dayalı olarak tesis edilen dava konusu işlemin de hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : Samsun Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin 22/10/2021 tarih ve E:2021/875, K:2021/820 sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idareler tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Daire Kararının Özeti : Danıştay Onikinci Dairesinin 10/04/2023 tarih ve E:2022/56, K:2023/1909 sayılı kararıyla;</p>

<p style="text-align:justify">Olayda, aday memur statüsünde olan kişilerin bu süreçte mevzuatta belirtilen disiplin cezalarından birini almaları durumunda, memuriyet ile ilişiğinin sonlandırılacağı yönündeki bağlı yetki kuralına dayalı olarak işlem tesis edileceği açık olup, davacının adaylık süresi içerisinde 7068 sayılı Kanun'un 8/3-a-13. maddesi gereğince bir günlük aylık kesme cezası aldığı, dava konusu işleme dayanak teşkil eden söz konusu disiplin cezasının iptali istemiyle açılan davanın, Samsun 3. İdare Mahkemesi'nin 06/12/2019 tarih ve E:2019/533, K:2019/122 sayılı kararı ile süre aşımı nedeniyle ret ile sonuçlandığı ve bu kararın istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği, dolayısıyla dava konusu işleme dayanak teşkil eden disiplin cezasının bu haliyle hukuk aleminde geçerliliğini devam ettirdiği anlaşıldığından, hukuken geçerli olan disiplin cezasına dayalı olarak bağlı yetki kuralı çerçevesinde</p>

<p style="text-align:justify">tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle Samsun Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin 22/10/2021 tarih ve E:2021/875, K:2021/820 sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bölge İdare Mahkemesi Israr Kararının Özeti : Samsun Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin 26/09/2023 tarih ve E:2023/1130, K:2023/691 sayılı kararıyla; istinaf başvurusunun reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, ısrar kararının hukuka ve usule uygun bulunduğu, davalı idareler tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebeplerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ İLHAN KARAOĞLU'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Samsun Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">TÜRK MİLLETİ ADINA</p>

<p style="text-align:justify">Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:</p>

<p style="text-align:justify">İNCELEME VE GEREKÇE :</p>

<p style="text-align:justify">MADDİ OLAY :</p>

<p style="text-align:justify">Samsun İl Emniyet Müdürlüğü kadrosunda aday polis memuru olan davacının, Çarşamba İlçe Emniyet Müdürlüğü Belge Yönetimi Büro Amirliğinde görevli olduğu, 24 Eylül - 21 Aralık 2018 tarihlerinde gerçekleştirilen 2018 yılı 3. dönem yıllık atış eğitimine katılmadığı iddiasının araştırılması amacıyla yapılan disiplin soruşturmasında üzerine atılı fiilin sübuta erdiği sonucuna varılarak Çarşamba İlçe Emniyet Müdürlüğünün 03/04/2019 tarih ve 32399 sayılı kararı ile "Görevde kayıtsızlık göstermek, görevi savsaklamak veya geçerli bir özrü olmaksızın belirtilen sürede bitirmemek." fiili karşılığı 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8/3-a-13. maddesi uyarınca bir günlük aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu cezanın iptali istemiyle 18/11/2019 tarihinde açılan davada Samsun 3. İdare Mahkemesinin 06/12/2019 tarih ve E:2019/533, K:2019/122 sayılı kararı ile davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiş, bu karara karşı istinaf talebinde bulunulmadığından karar 25/01/2020 tarihinde kesinleşmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">.................................... Müdürlüğü'nün 29/06/2020 tarih ve E.2020062913261127316 sayılı yazısı ile davacının bir günlük aylıktan kesme cezası ile cezalandırıldığı bildirilerek aday memurluktan ilişiğinin kesilmesi yönünde getirilen teklif doğrultusunda Emniyet Genel Müdürlüğünün 18/07/2020 tarih ve 37373650-314-31199 sayılı işlemi ile davacının, 657 sayılı Kanun'un 57. maddesi uyarınca memuriyetle ilişiği kesilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">İLGİLİ MEVZUAT :</p>

<p style="text-align:justify">657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Adaylık süresi sonunda başarısızlık" başlıklı 57. maddesinin birinci fıkrasında; "Adaylık süresi içinde aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası almış olanların disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişikleri kesilir. İlişikleri kesilenler ilgili kurumlarca derhâl Devlet Personel Başkanlığına bildirilir." hükmü öngörülmüştür.</p>

<p style="text-align:justify"><a name="bookmark134">HUKUKİ DEĞERLENDİRME :</a></p>

<p style="text-align:justify">Uyuşmazlıkta, aday memur statüsünde olan kişilerin bu süreçte mevzuatta belirtilen disiplin cezalarından birini almaları durumunda, memuriyet ile ilişiğinin sonlandırılacağı yönündeki bağlı yetki kuralına dayalı olarak işlem tesis edileceği açık olup, davacının adaylık süresi içerisinde 7068 sayılı Kanun'un 8/3-a-13. maddesi gereğince bir günlük aylık kesme cezası aldığı, dava konusu işleme dayanak teşkil eden anılan disiplin cezasının iptali istemiyle açılan davanın, Samsun 3. İdare Mahkemesinin 06/12/2019 tarih ve E:2019/533, K:2019/122 sayılı kararı ile süre aşımı nedeniyle reddine karar verildiği ve bu kararın istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği, dolayısıyla dava konusu işleme dayanak teşkil eden disiplin cezasının bu haliyle hukuk aleminde geçerliliğini devam ettirdiği anlaşıldığından, hukuken geçerli olan disiplin cezasına dayalı olarak bağlı yetki kuralı çerçevesinde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">KARAR SONUCU:</p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan nedenlerle;</p>

<p style="text-align:justify">1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulüne;</p>

<p style="text-align:justify">2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Samsun Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin 26/09/2023 tarih ve E:2023/1130, K:2023/691 sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,</p>

<p style="text-align:justify">3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Samsun Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 09/12/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi.</p>

<p style="text-align:justify">KARŞI OY</p>

<p style="text-align:justify">Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Samsun Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin 26/09/2023 tarih ve E:2023/1130, K:2023/691 sayılı ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/aday-memura-disiplin-cezasi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/08/judge-8974493-640.png" type="image/jpeg" length="72704"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mesai Saatleri İçinde Memur Kapısını Kilitleyebilir mi?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/mesai-saatleri-icinde-memur-kapisini-kilitleyebilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/mesai-saatleri-icinde-memur-kapisini-kilitleyebilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mesai Saatleri İçinde Memur Kapısını Kilitleyebilir mi? Mesai saatleri içinde çalışma odasının kapısı memur tarafından kilitlenebilir mi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:justify"><strong><span>Mesai Saatleri İçinde Memur Kapısını Kilitleyebilir mi?</span></strong></h1>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span>Mesai saatleri içinde çalışma odasının kapısını kitleyerek iş için gelen vatandaşın işini geciktiren memur hakkında yürütülen soruşturma neticesinde memur hakkında verilen uyarma cezasına ilgili memurca yapılan itiraz Danıştayca reddedilerek memura verilmiş olan ceza onanmıştır.Konuya ilişkin Danıştay Kararı yazımız ekinde yer almaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>DANIŞTAY<br />
ONİKİNCİ DAİRE</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>E. 2012/8899<br />
K. 2016/358<br />
T. 28.01.2016</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>İstemin Özeti : ... Devlet Hastanesi'nde diyetisyen olarak görev yapan davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/A-(f) maddesi uyarınca uyarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işleme karşı yaptığı itirazının reddine ilişkin .. İl Disiplin Kurulu işleminin iptali istemiyle açılan davada; <span style="color:#ff0000"><strong>davacının mesai saatleri içinde odasında olmasına rağmen oda kapısını kilitli tutarak gelen hastaya cevap vermediği ve daha sonra açılan telefon ve ikinci kez oda kapısının çalınması üzerine kapıyı açarak hastaya cevap verdiği</strong></span>, davacının fiilinin sübut bulduğu gerekçesiyle davanın reddi yolunda .. 1. İdare Mahkemesince verilen 26/04/2012 tarihli ve E:2011/1933, K:2012/756 sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br />
Danıştay Tetkik Hakimi : Hilal Başbaydar<br />
Düşüncesi : İdare mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>TÜRK MİLLETİ ADINA</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği görüşüldü:</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span>İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. <span style="color:#ff0000"><strong>İdare mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe, hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından</strong></span> temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 28.01.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</span></p>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/mesai-saatleri-icinde-memur-kapisini-kilitleyebilir-mi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 08:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2018/06/izin.jpg" type="image/jpeg" length="32449"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Danıştay: Disiplin Zamanaşımında Son Eylem Esas Alınmalı]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/danistay-disiplin-zamanasiminda-son-eylem-esas-alinmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/danistay-disiplin-zamanasiminda-son-eylem-esas-alinmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 12. Dairesi, disiplin cezasına dayanak son eylemin üzerinden iki yıl geçtikten sonra verilen memurluktan çıkarma cezasını zamanaşımı nedeniyle hukuka aykırı buldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Danıştay’dan Disiplin Cezasında Zamanaşımı Kararı: İki Yıl Geçtikten Sonra Memurluktan Çıkarma Cezası Verilemez</h1>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Daire Başkanlığı, 2020/642 Esas ve 2023/5910 Karar sayılı kararıyla, memur hakkında disiplin cezası verilmesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 127. maddesinde öngörülen iki yıllık ceza verme zamanaşımının geçirilmesi halinde disiplin cezası tesis edilemeyeceğine hükmetti.</p>

<h2 style="text-align:justify">Olayın Geçmişi</h2>

<p style="text-align:justify">Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğünde İş ve Meslek Danışmanı olarak görev yapan memur hakkında, engelli bir vatandaşın özel bir şirkette istihdam edilmesine aracılık ettiği ve daha sonra bu kişinin banka kartını alarak hesabına yatırılan bazı maaşlarını çektiği iddiasıyla disiplin soruşturması yürütüldü.</p>

<p style="text-align:justify">Soruşturma kapsamında, memurun ilgili kişinin hesabından 06/10/2014 ve 07/05/2015 tarihlerinde yatırılan maaşları çektiği kanaatine varıldı.</p>

<p style="text-align:justify">Bu eylemler, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi kapsamında, “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” olarak değerlendirildi.</p>

<p style="text-align:justify">Bunun üzerine Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunca ilgili memur hakkında Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilmesine karar verildi.</p>

<h2 style="text-align:justify">İdare Mahkemesi: Disiplin Cezası Zamanaşımına Uğradı</h2>

<p style="text-align:justify">Davacı, memurluktan çıkarma cezasının iptali istemiyle dava açtı.</p>

<p style="text-align:justify">İdare Mahkemesi, davacının isnat edilen eylemleri gerçekleştirip gerçekleştirmediğinden bağımsız olarak, disiplin cezası yönünden 657 sayılı Kanun'un 127. maddesinde öngörülen iki yıllık ceza verme zamanaşımı süresinin dikkate alınması gerektiği sonucuna ulaştı.</p>

<p style="text-align:justify">Mahkeme, disiplin cezasına dayanak alınan son eylemin 07/05/2015 tarihinde gerçekleştiğine dikkat çekti.</p>

<p style="text-align:justify">Buna karşılık disiplin cezasının 05/01/2018 tarihinde tesis edildiği belirtildi.</p>

<p style="text-align:justify">Dolayısıyla, son eylem tarihi ile disiplin cezasının verildiği tarih arasında iki yıllık sürenin aşıldığı tespit edilerek dava konusu işlem iptal edildi.</p>

<h2 style="text-align:justify">Bölge İdare Mahkemesi de Kararı Hukuka Uygun Buldu</h2>

<p style="text-align:justify">İdarenin istinaf başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Bölge İdare Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararını hukuka ve usule uygun buldu.</p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle istinaf başvurusunun reddine karar verildi.</p>

<p style="text-align:justify">İdare ise temyiz başvurusunda; isnat edilen fiillerin sabit olduğunu, olayda zamanaşımı bulunmadığını ve ceza mahkemesinde mahkûmiyet kararı verilmemesinin disiplin cezası uygulanmasına engel olmayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istedi.</p>

<h2 style="text-align:justify">Danıştay: İki Yıllık Zamanaşımı Süresi Emredici</h2>

<p style="text-align:justify">Dosyayı inceleyen Danıştay 12. Dairesi, Bölge İdare Mahkemesi kararını hukuka uygun buldu.</p>

<p style="text-align:justify">Daire, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi kapsamında yaptığı incelemede, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı sonucuna ulaştı.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay, ilk derece mahkemesinin, disiplin cezasına dayanak alınan son eylemin 07/05/2015 tarihinde gerçekleştiği ve disiplin cezasının ise 05/01/2018 tarihinde verildiği yönündeki tespitini esas aldı.</p>

<p style="text-align:justify">Buna göre, 657 sayılı Kanun'un 127. maddesinde öngörülen iki yıllık ceza verme zamanaşımı süresi geçirildikten sonra disiplin cezası verilmesi mümkün değildir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle, memurluktan çıkarma cezasının iptal edilmesi yönündeki mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadı.</p>

<h2 style="text-align:justify">Ceza Soruşturması ile Disiplin Soruşturması Ayrı; Ancak Zamanaşımı Kuralları Saklı</h2>

<p style="text-align:justify">Kararda ayrıca idarenin, ceza yargılamasında mahkûmiyet kararı verilmemiş olsa dahi fiilin disiplin hukuku bakımından ayrıca değerlendirilebileceği yönündeki iddiası da sonucu değiştirmedi.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay'ın kararında belirleyici olan husus, isnat edilen eylemin disiplin hukuku bakımından ayrıca değerlendirilebilmesi değil, disiplin cezasının kanunda öngörülen süre içerisinde verilip verilmediği oldu.</p>

<p style="text-align:justify">Dolayısıyla bir fiilin disiplin suçu oluşturduğu kabul edilse dahi, ilgili kanunda öngörülen ceza verme zamanaşımı süresinin geçirilmesinden sonra disiplin cezası tesis edilmesi mümkün bulunmuyor.</p>

<h2 style="text-align:justify">Danıştay 12. Dairesinin Kararı</h2>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Daire Başkanlığı;</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">davalı idarenin temyiz isteminin reddine,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">disiplin cezasının iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının onanmasına,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">21/11/2023 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verdi.</p>

<h3 style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONİKİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2020/642<br />
Karar No : 2023/5910<br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü<br />
VEKİLİ : Av. ...<br />
<br />
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br />
VEKİLİ : Av. ...<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ...... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
<br />
YARGILAMA SÜRECİ:<br />
Dava konusu istem: Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü, ... İş Kurumu İl Müdürlüğünde İş ve Meslek Danışmanı olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Yüksek Disiplin Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.<br />
<br />
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla; davacının Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü ... Çalışma ve İş Kurumu Genel Müdürlüğü ... Hizmet Merkezi'nde İş ve Meslek Danışmanı olarak çalıştığı dönemde, A.E.Y. isimli engelli bir kişiyi engelli kontenjanından özel bir şirkete yerleştirdiği; ancak, bu kişinin banka kartını çalıştığı şirkete verme bahanesiyle alarak kişinin hesabına yatırılan maaşlarını çektiği halde A.E.Y.'a vermediği iddiasıyla yapılan soruşturma sonucu düzenlenen raporda; ''A.E.Y. isimli engelli vatandaşın ... Çalışma ve İş Kurumu Genel Müdürlüğü ... Hizmet Merkezine yapmış olduğu başvurular sonrasında ablası G.Y'nin takibiyle anılan Müdürlükte görev yapan iş ve meslek danışmanı olan davacı aracılığıyla 2014 yılı Eylül ayı başında ... Turizm Org. Tasarım İletim A.Ş. Firmasında çalışmaya başladığı, 05/09/2014 - 30/06/2016 tarihleri arasında anılan firmada çalışarak emekli olduğu, firma tarafından maaşının düzenli olarak A.E.Y. adlı kişinin hesabına yatırıldığı... davacının ifadeleri ve banka kayıtlarından 06/10/2014 ve 07/05/2015 aylarına ait maaşın davacı tarafından çekildiği kanaatine varıldığı, dolayısıyla davacının belirtilen fiillerinden dolayı 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasının uygun olacağı, 06/10/2014 ve 07/05/2015 aylarına ait maaşlar dışında kalan maaşlardan 2016 yılı Eylül ayı maaşının A.E.Y. ve ablası G.Y. tarafından çekildiği, bunun dışındaki maaşların kim tarafından çekildiğinin tespit edilemediği, davacı hakkındaki 06/10/2014 ve 07/05/2015 aylarına ait maaşlar dışında kalan maaşlara ilişkin iddiaların adli yönden ayrı bir soruşturma raporunda değerlendirileceği...'' şeklinde beyanlara yer verildiği, Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı işlemiyle de, davacının 06/10/2014 ve 07/05/2015 aylarına ait maaş çekimleri eylemleri "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" kapsamında değerlendirilerek Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, 657 sayılı Kanun'un 127. maddesinde öngörülen fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezasının verilmesi gerektiğine ilişkin emredici hüküm karşısında, disiplin cezasına dayanak son eylemin 07/05/2015 tarihli olduğu ve bu tarihten itibaren anılan maddede belirtilen iki yıllık ceza verme zamanaşımı süresi geçirildikten sonra 05/01/2018 tarihinde tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br />
<br />
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br />
<br />
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğu, davacıya isnat edilen eylemin sübuta erdiği, olayda zaman aşımı bulunmadığı, Ceza Kanununa görev ceza almasa bile disiplin cezasıyla cezalandırılabileceği, işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu belirtilerek, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.<br />
<br />
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...<br />
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br />
<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br />
<br />
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br />
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br />
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br />
<br />
KARAR SONUCU :<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,<br />
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,<br />
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br />
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak, 21/11/2023 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi.</font><br />
<br />
 </h3></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/danistay-disiplin-zamanasiminda-son-eylem-esas-alinmali</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 12:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/08/zamanasimiii.jpg" type="image/jpeg" length="22562"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AYM’den Disiplin Soruşturmasında Tanık Kararı]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/aymden-disiplin-sorusturmasinda-tanik-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/aymden-disiplin-sorusturmasinda-tanik-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AYM çoğunluğu, disiplin soruşturmasında gösterilen tanıkların dinlenmemesine ilişkin başvuruyu kabul edilemez buldu; iki üye ise tanıkların dinlenmemesinin savunma hakkını zedelediği görüşünü savundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">AYM’den Disiplin Soruşturmasında Tanıkların Dinlenmemesine İlişkin Karar</h1>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi, disiplin soruşturmasında hakkında işlem yapılan kamu görevlisinin gösterdiği tanıkların dinlenmemesi ve savunmasının soruşturma tamamlandıktan sonra alınmasına ilişkin bireysel başvuruyu değerlendirdi. AYM çoğunluğu, şikâyetlerin yargılama öncesindeki disiplin soruşturması aşamasına ilişkin olması nedeniyle başvuruyu konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez buldu. İki üye ise tanıkların dinlenmemesinin savunma hakkı ve silahların eşitliği ilkesi yönünden ihlal oluşturduğu görüşünü ortaya koydu.</p>

<h2 style="text-align:justify">Öğretmene disiplin cezası verildi</h2>

<p style="text-align:justify">Başvuruya konu olay, Tokat Plevne Anadolu Lisesinde öğretmen olarak görev yapan Kaya Baler hakkında yürütülen disiplin soruşturmasına ilişkin oldu.</p>

<p style="text-align:justify">Başvurucu hakkında, 27 Kasım 2020 tarihinde okul müdürünün odasına gelerek bağırdığı ve müdürü tehdit ettiği iddiaları üzerine disiplin soruşturması başlatıldı. Soruşturma sonucunda, başvurucunun “görev sırasında amire hâl ve hareketi ile saygısız davranmak” fiilini işlediği değerlendirilerek kınama cezası verilmesi önerildi. Başvurucunun geçmiş hizmetleri dikkate alınarak bir derece hafif ceza uygulanmasına karar verildi ve kendisine <strong>uyarma cezası</strong> verildi.</p>

<h2 style="text-align:justify">Başvurucu tanıklarının dinlenmesini istedi</h2>

<p style="text-align:justify">Başvurucu, disiplin raporunun kendisine tebliğ edilmesinden sonra verdiği savunmada isnat edilen olayların asılsız olduğunu belirterek, <strong>tanıkların yeniden dinlenmesini</strong> ve disiplin cezası verilmemesini talep etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Ancak başvurucunun gösterdiği tanıklar dinlenmedi. Başvurucu, disiplin cezasına karşı açtığı davada da bu hususu ileri sürdü ve tanıklarının dinlenmemesi nedeniyle savunma hakkının etkili biçimde kullanılamadığını savundu. İstinaf başvurusu da reddedildi.</p>

<h2 style="text-align:justify">AYM çoğunluğu başvuruyu kabul edilemez buldu</h2>

<p style="text-align:justify">Başvurucu, savunması gereği gibi alınmadan disiplin soruşturmasının tamamlandığını ve gösterdiği tanıkların dinlenmediğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürdü.</p>

<p style="text-align:justify">AYM çoğunluğu ise adil yargılanma hakkının esas olarak mahkeme önündeki yargılama sürecine ilişkin olduğunu, dava öncesindeki süreçlerde meydana gelen eksikliklerin ancak belirli istisnai durumlarda bu hakkın koruma alanına girebileceğini belirtti.</p>

<p style="text-align:justify">Somut olayda başvurucunun şikâyetlerinin tamamının <strong>idari yargılama başlamadan önce yürütülen disiplin soruşturması aşamasına</strong> ilişkin olduğu tespit edildi. Başvurucunun idari yargılama aşamasına yönelik bir şikâyeti bulunmadığı ve olayda adil yargılanma hakkının uygulanmasını gerektiren istisnai bir durum olmadığı sonucuna varıldı.</p>

<p style="text-align:justify">Bu gerekçeyle başvurunun konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verildi. Karar oyçokluğuyla alındı.</p>

<h2 style="text-align:justify">İki AYM üyesi tanıkların dinlenmemesine dikkat çekti</h2>

<p style="text-align:justify">Kararın karşıoyunda ise dosyanın özellikle <strong>tanıkların dinlenmemesi ve savunmanın soruşturmanın sonunda alınması</strong> yönünden önemli olduğu vurgulandı.</p>

<p style="text-align:justify">Başkanvekili Basri Bağcı ve Üye Kenan Yaşar, soruşturmayı yürüten müfettişin tahkikatı tamamlayıp kanaatini oluşturmasından sonra başvurucudan savunma istenmesini eleştirdi. Karşıoyda, soruşturmanın devam ettiği aşamada alınan ifadenin disiplin suçu isnadı karşısında verilmiş bir savunma olarak kabul edilemeyeceği belirtildi.</p>

<p style="text-align:justify">Karşıoy sahiplerine göre başvurucunun gösterdiği tanıkların dinlenmesi de savunmanın etkin biçimde yapılabilmesi bakımından önem taşıyordu. Hakkında işlem yapılan kişiye, iddia sahibiyle <strong>argümanlarını ve delillerini ortaya koyma konusunda eşit imkân sağlanması</strong> gerektiği ifade edildi.</p>

<h2 style="text-align:justify">“Savunma şekli bir aşamaya indirgenmemeli”</h2>

<p style="text-align:justify">Karşıoyda, soruşturmacının görevinin hakkında işlem yapılan kişiyi ne olursa olsun cezalandırmak değil, somut verileri tarafsız biçimde ortaya koyarak doğru sonuca ulaşmak olduğu belirtildi.</p>

<p style="text-align:justify">Müfettişin soruşturmayı tamamladıktan ve kanaatini oluşturduktan sonra savunma istemesinin, savunmayı <strong>şeklen yerine getirilen bir aşamaya</strong> dönüştürebileceği değerlendirildi. Başvurucunun kendi lehine göstermek istediği tanıkların dinlenmemesinin de bu açıdan önem taşıdığı vurgulandı.</p>

<p style="text-align:justify">Karşıoy sahipleri ayrıca, başvurucunun tanık dinletme talebinin reddedilmesine ilişkin yeterli bir gerekçe ortaya konulmadığına dikkat çekti. Başvurucunun savunma kapsamındaki argümanlarının göz ardı edildiği ve bu durumun kendisini ciddi şekilde dezavantajlı duruma düşürdüğü kanaatine varıldı.</p>

<p style="text-align:justify">İki üye, bu nedenlerle başvurunun kabul edilebilir olduğuna ve <strong>adil yargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine</strong> karar verilmesi gerektiği görüşünü açıkladı.</p>

<h3 style="text-align:justify">Kararın dikkat çeken yönü</h3>

<p style="text-align:justify">Karar, disiplin soruşturmalarında yalnızca ilgilinin savunmasının alınmasının yeterli olup olmadığı ve <strong>savunma tarafından gösterilen tanıkların dinlenmesi talebinin hangi koşullarda karşılanması gerektiği</strong> bakımından özellikle dikkat çekiyor. AYM çoğunluğu somut başvuruyu adil yargılanma hakkının kapsamı dışında görürken, karşıoyda tanıkların dinlenmesi ile savunmanın soruşturmanın hangi aşamasında alınacağının adil ve etkili bir disiplin soruşturması bakımından önemine işaret edildi.</p>

<p style="text-align:justify"><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/08/20260807-11.pdf" rel="nofollow"><span style="color:#3498db">Kararı okumak için tıklayınız</span></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/aymden-disiplin-sorusturmasinda-tanik-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 14:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/08/savunmaaa.jpg" type="image/jpeg" length="16705"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Disiplin soruşturmasında son gün hafta sonuna gelirse]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-sorusturmasinda-son-gun-hafta-sonuna-gelirse</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-sorusturmasinda-son-gun-hafta-sonuna-gelirse" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay, disiplin soruşturmasına başlama süresinin hafta sonuna denk gelmesi nedeniyle verilen iptal kararının kanun yararına bozulması istemini reddetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Danıştay'dan Disiplin Soruşturmalarında Hafta Sonu ve Zamanaşımı Tartışmasına Önemli Karar</h1>

<p style="text-align:justify">Danıştay İkinci Dairesi, disiplin soruşturmasına başlama süresinin son gününün hafta sonuna rastlaması nedeniyle verilen iptal kararına ilişkin yapılan <strong>kanun yararına temyiz</strong> başvurusunu reddetti. Kararda, kanun yararına temyiz incelemesinin olağan bir temyiz yolu olmadığı, yalnızca yürürlükteki hukuka açıkça aykırı sonuç doğuran kararlar bakımından uygulanabileceği vurgulandı.</p>

<p style="text-align:justify">Muğla Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığında şube müdürü olarak görev yapan personel hakkında, ÇİMER başvurusunda kullandığı ifadeler nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/D-d maddesi uyarınca disiplin cezası uygulandı. Personelin bulunduğu kadronun son kademesinde olması nedeniyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, Kanunun 125. maddesi uyarınca <strong>brüt aylığının yarısı oranında aylıktan kesme</strong> şeklinde uygulandı.</p>

<h2 style="text-align:justify">İdare Mahkemesi Disiplin Cezasını İptal Etti</h2>

<p style="text-align:justify">Muğla 1. İdare Mahkemesi, disiplin soruşturmasına başlanması için öngörülen <strong>bir aylık sürenin</strong> geçirildiği gerekçesiyle işlemi iptal etti.</p>

<p style="text-align:justify">Mahkeme, ÇİMER başvurusunun idarenin bilgisine <strong>10 Kasım 2023 Cuma günü</strong> ulaştığını, soruşturmaya başlanması gereken son günün <strong>10 Aralık 2023 Pazar</strong> olduğunu, soruşturmanın ise <strong>11 Aralık 2023 Pazartesi</strong> günü başlatıldığını belirtti.</p>

<p style="text-align:justify">Kararda, sürenin son gününün hafta sonuna veya resmî tatile rastlaması halinde sürenin ilk iş gününe uzayacağına ilişkin 657 sayılı Kanunda açık bir düzenleme bulunmadığı, bu nedenle soruşturmanın süresinde başlatılmadığı sonucuna ulaşıldı.</p>

<p style="text-align:justify">İzmir Bölge İdare Mahkemesi de idarenin istinaf başvurusunu kesin olarak reddetti.</p>

<h2 style="text-align:justify">Başsavcılık: Süre İlk İş Gününe Uzar</h2>

<p style="text-align:justify">Muğla Valiliğinin talebi üzerine Danıştay Başsavcılığı, kararın kanun yararına bozulmasını istedi.</p>

<p style="text-align:justify">Başsavcılık görüşünde;</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Bir aylık sürenin hak düşürücü nitelikte olmadığı,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Sürenin son gününün resmî tatile denk gelmesi halinde ilk iş günü işlem yapılmasının hukuka uygun olduğu,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Aksi yorumun idareye tanınan bir aylık sürenin fiilen 28-29 güne düşmesine yol açacağı</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">gerekçeleriyle Bölge İdare Mahkemesi kararının yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savunuldu.</p>

<h2 style="text-align:justify">Danıştay Kanun Yararına Bozma Talebini Reddetti</h2>

<p style="text-align:justify">Danıştay İkinci Dairesi ise farklı bir değerlendirme yaptı.</p>

<p style="text-align:justify">Kararda, kanun yararına temyizin olağanüstü bir kanun yolu olduğu, bu yolun her hukuka aykırılık iddiası için kullanılamayacağı vurgulandı.</p>

<p style="text-align:justify">Daire, uyuşmazlığın esasının soruşturmaya başlama süresine ilişkin kanun hükmünün yorumundan kaynaklandığını, Bölge İdare Mahkemesinin yaptığı yorumun <strong>açık kanun hükmüne aykırılık veya keyfîlik oluşturmadığını</strong> belirtti.</p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51. maddesinde aranan "yürürlükteki hukuka aykırı sonuç doğurma" şartının gerçekleşmediği sonucuna ulaşarak <strong>kanun yararına bozma istemini oy çokluğuyla reddetti.</strong></p>

<h2 style="text-align:justify">Kararın Önemi</h2>

<p style="text-align:justify">Karar, disiplin soruşturmalarında bir aylık soruşturmaya başlama süresinin son gününün hafta sonuna rastlaması konusunda doğrudan yeni bir içtihat oluşturmasa da, <strong>kanun yararına temyiz müessesesinin sınırlarını</strong> ortaya koyması bakımından önem taşıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Karar Bilgileri</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Mahkeme:</strong> Danıştay İkinci Dairesi</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Esas No:</strong> 2025/4820</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Karar No:</strong> 2026/420</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Karar Tarihi:</strong> 09.02.2026</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Sonuç:</strong> Kanun yararına bozma isteminin reddi.</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><strong>Ek:</strong> Danıştay İkinci Dairesinin 09.02.2026 tarihli, E:2025/4820, K:2026/420 sayılı kararının tam metni.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">DANIŞTAY KARARLARI</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay İkinci Daire Başkanlığından:</p>

<p style="text-align:justify">Esas No : 2025/4820 Karar No : 2026/420</p>

<p style="text-align:justify">KANUN YARARINA TEMYİZ EDEN : Danıştay Başsavcılığı</p>

<p style="text-align:justify">DAVACI : .........................................</p>

<p style="text-align:justify">VEKİLİ : .................................................................</p>

<p style="text-align:justify">[16965-69843-31670] -UETS</p>

<p style="text-align:justify">DAVALI : Muğla Valiliği</p>

<p style="text-align:justify">[35756-86578-59710] - UETS</p>

<p style="text-align:justify">İSTEMİN ÖZETİ : İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. idari Dava Dairesince</p>

<p style="text-align:justify">verilen 20/03/2025 günlü, E:2024/1778; K:2025/604 sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına temyizen incelenerek bozulması</p>

<p style="text-align:justify">istenilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">YARGILAMA SÜRECİ</p>

<p style="text-align:justify">Dava konusu istem: Muğla Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığında şube müdürü olarak görev yapan davacı, "Amirine ve maiyetindekilere karşı küçük düşürücü ve aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak" fiilini işlediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/D-d maddesi uyarınca 3 yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına, yükselebileceği kadronun son kademesinde olması nedeniyle cezanın brüt aylığından 1/2 oranında kesinti yapılması şeklinde uygulanmasına ilişkin 13/03/2024 günlü, 4 sayılı Muğla Valiliği İl Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle dava açmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Muğla 1. İdare Mahkemesince verilen 08/10/2024 günlü, E:2024/321, K:2024/1650 sayılı kararla; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesinde, kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında disiplin cezasına esas fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağının hükme bağlandığı, dava konusu disiplin cezasının esasını teşkil eden 21/10/2023 günlü, 2306804824 sayılı ÇİMER başvurusunun, içişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 09/112023 günlü, 64470 sayılı yazısı ekinde 10/11/2023 (Cuma günü saat 16:54) tarihinde davalı idareye iletildiği, bir aylık soruşturmaya başlama zaman aşımı süresinin 10/12/2023 (Pazar günü) tarihinde dolduğu ve 11/12/2023 günlü, 88033 sayılı Olur ile soruşturmaya başlanıldığı, soruşturmaya başlama zaman aşımı süresinin son gününün hafta sonu tatili/resmi tatile denk gelmesi durumunda sürenin takip eden ilk iş gününe uzayacağına dair bir yasa hükmünün bulunmadığı ve bu durumun davacının aleyhine değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında, soruşturma zaman aşımı süresinin 10/12/2023 tarihinde dolmasının ardından 11/12/2023 tarihinde başlatılan soruşturma sonucu tesis edilen dava konusu disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince verilen kanun yararına temyiz istemine konu kararla; istinaf başvurusunun (açıklamalı olarak) reddine karar verilmiştir,</p>

<p style="text-align:justify">DANIŞTAY BAŞSAVCISI ; ...................</p>

<p style="text-align:justify">DÜŞÜNCESİ : Muğla Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığında şube müdürü olarak görev yapan davacı tarafından, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/D-d maddesi uyarınca 1 yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına, ancak yükselebileceği kadronun son kademesinde olması nedeniyle anılan Kanunun 125/5 maddesi uyarınca bu cezanın brüt aylığından 1/2 oranında kesinti yapılmak suretiyle uygulanmasına ilişkin Muğla il Disiplin Kurulunun 13/03/2024 tarihli ve 4 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada işlemin iptaline dair Muğla 1. İdare Mahkemesinin 08/10/2024 tarihli ve E:2024/321, K:2024/1650 sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin olarak İzmir Bölge idare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince verilen 20/03/2025 tarihli ve E:2024/1778, K:2025/604 sayılı kararın, yürürlükteki hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek davalı idare tarafından kanun yararına temyiz edilmesi talebiyle Danıştay Başsavcılığını bilgilendiren 29/09/2025 tarihli dilekçe üzerine konu incelendi:</p>

<p style="text-align:justify">2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunu'nun 28 Haziran 2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile değişik "Kanun Yararına Temyiz” başlıklı 51. maddesinde, "1. İdare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenler, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir.</p>

<p style="text-align:justify">2. Temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur. Bu bozma kararı, daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukukî sonuçlarını kaldırmaz.</p>

<p style="text-align:justify">3. Bozma kararının bir örneği ilgili bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete'de yayımlanır," kuralına yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Kanunî süre geçtikten sonra kanun yolu başvurusunda bulunulması üzerine süre aşımı yönünden başvurunun reddedilmesi veya herhangidir usulî sebeple kanun yolu incelemesine tâbi tutulmadan kararın kesinleşmesi hâllerinde kanun yolu incelemesi yapılmış olmadığından, bu kararlar kanun yararına temyiz edilebilir.</p>

<p style="text-align:justify">2577 sayılı Kanun'un 20/A ve 20/B maddeleri uyarınca ivedi yargılama usûlü uygulanarak verilen ve istinaf kanun yoluna başvurmadan temyiz edilebilen kararlardan temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşenlerin kanun yararına temyiz edilebileceği hususunda da tereddüt bulunmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">6545 sayılı Kanun'un genel gerekçesinde Danıştayın temyizen karara bağladığı iş yükünün azaltılarak Danıştay’ın içtihat mahkemesi rolünün güçlendirilmesinin amaçlandığı belirtilmiş; madde gerekçelerine ilişkin 16. maddesinde, "Maddeyle, idari yargıda istinaf kanun</p>

<p style="text-align:justify">yolunun kabul edilmesinin zorunlu sonucu olarak kanun yararına temyiz kurumunda değişiklik yapılmaktadır. Buna göre idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar aleyhine kanun yararına temyiz yoluna başvurulabilecektir.” açıklamasına yer verilmiştir. (Başbakanlık Kanunlar Genel Müdürlüğü’nün 12/05/2014 tarihli ve Sayı:31853594-101 -900-2165 sayılı, anılan Kanun tasarısına ilişkin gerekçeye ilişkin yazısı; TBMM, 1908’den Günümüze Tutanaklar,Yasama Dönemi 24, Yasama Yılı 4, Sıra Sayısı 592, s.11,16)</p>

<p style="text-align:justify">2577 sayılı Kanun'un ‘istinaf başlıklı 45. maddesinde, konusu otuz bir bin Türk lirasını geçmeyen; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar ile bölge idare mahkemelerinin 46'ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla temyiz edilebilecek kararların gösterildiği İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinde yer almayan konularda bölge idare mahkemelerince verilen nihai kararların kesin olduğu açıktır.</p>

<p style="text-align:justify">2577 sayılı Kanun'un 51/1. maddesinde yer verilen "idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar" ifadesi ile, idare ve vergi mahkemelerince verildiği anda kesin olan kararlar ile bölge idare mahkemelerinin ilk derece mahkemelerinin istinaf yolu açık kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine 2577 sayılı Kanunun 46. maddesinde gösterilmeyen konularda istinaf incelemesi sonucunda verdikleri kesin (temyiz yolu kapalı) kararları; "istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlar" ifadesi ile de, ilk derece idare ve vergi mahkemelerince verilip istinaf kanun yolu açık olduğu halde taraflarca süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle kesinleşen kararlar ile istinaf incelemesinden sonra temyiz kanun yolu açık olduğu halde taraflarca süresi içinde temyiz kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş bulunan bölge idare mahkemesi kararlarının anlaşılması gerekmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Bu itibarla, 2577 sayılı Kanun'un 51. maddesine göre kanun yararına temyiz; istinaf veya temyiz kanun yolları kapalı olduğu için kesinleşmiş ya da istinaf veya temyiz kanun yolları açık olduğu halde taraflardan hiçbirinin süresi içinde istinaf veya temyiz yoluna başvurmaması sebebiyle kesinleşmiş olan idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerince verilen nihai kararlara karşı başvurulabilen olağanüstü bir kanun yolu olup, bu kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin kanun yararına temyiz edilmesi mümkündür.</p>

<p style="text-align:justify">Dosyanın incelenmesinden; İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 09/11/2023 tarihli ve 64470 sayılı yazısı ekinde yer alan davacı ............................................................'a ait 24/10/2023 tarihli ve 2306804824 sayılı Çimer başvurusunun davalı idareye iletilmesinin ardından Valilik Makamının 11/12/2023 tarihli ve 88033 sayılı Olur'u ile başlatılan disiplin soruşturması neticesinde, bahse konu Çimer başvurusunda yer alan Vali ...............................................................’ya yönelik "Her ne kadar vali olarak atanmış birinin bu kadar alçalacağına ihtimal vermemiş olsam da," ve "Orhan Tavlı'nın, 15 Temmuz hain darbesini yapan iradenin hakim olduğu dönemde sözleşmeli mimar olarak memuriyet girişi olan ve sorgulanmaya muhtaç H.I.K hamiliğinin bu konu ile ilgisi var mı?.." şeklindeki ifadelerinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125'inci maddesinin (D) fıkrası (d) bendinde yer alan "Amirine ve maiyetindekilere karşı küçük düşürücü ve aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak’ fiili kapsamında yer aldığından bahisle 3 yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile tecziyesinin önerildiği ve 19/02/2024 tarihli ve 94349 sayılı savunma istemi hakkındaki yazı ile istenilen savunması yeterli görülmeyerek 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/D-d maddesi gereğince 1 yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına, ancak yükselebileceği kadronun son kademesinde olması nedeniyle anılan Kanunun 125/5 maddesi uyarınca cezanın brüt aylığından 1/2 oranında kesinti yapılarak uygulanmasına ilişkin Muğla Valiliği İl Disiplin Kurulu'nun 13/03/2024 tarihli ve 4 sayılı kararının alınarak davacıya tebliğ edildiği, bu işlemin iptali istemiyle açılan davada Muğla 1. İdare Mahkemesince verilen 08/10/2024 tarihli ve E:2024/321, K:2024/1650 sayılı kararla " dava konusu disiplin cezasının esasını teşkil eden 21/10/2023 tarihli ve 2306804824 sayılı Çimer başvurusunun İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 09/11/2023 tarihli ve 64470 sayılı yazısı ekinde 10/11/2023 (cuma/16:54) tarihinde davalı idareye iletildiği, bir aylık soruşturmaya başlama zaman aşımı süresinin 10/12/2023 (pazar) tarihinde dolduğu ve 11/12/2023 tarihli ve 88033 sayılı Olur ile soruşturmaya başlanıldığı, soruşturmaya başlama zaman aşımı süresinin son gününün hafta sonu tatili/resmi tatile denk gelmesi durumunda sürenin takip eden ilk iş gününe uzayacağına dair bir Yasa hükmünün bulunmadığı ve bu durumun davacının aleyhine değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında, soruşturma zaman aşımı süresinin 10/12/2023 tarihinde dolmasının ardından 11/12/2023 tarihinde başlatılan soruşturma sonucu tesis edilen dava konusu disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, bu karara karşı davalı idare tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge İdare İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 20/03/2025 tarihli ve E:2024/1778, K:2025/604 sayılı kararı ile "kesin olarak" istinaf başvurusunun reddine karar verildiği anlaşılmaktadır,</p>

<p style="text-align:justify">2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51'inci maddesine göre, kanun yararına temyiz yoluna, ancak, "niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade eden" kararlara karşı başvurma imkanı mevcuttur.</p>

<p style="text-align:justify">Olayda, sözkonusu kararın yürürlükteki hukuka aykırı bir hususu içerip içermediği yönünden yapılan incelemede;</p>

<p style="text-align:justify">657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Zamanaşımı" başlıklı 127. maddesinde; "Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına, b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına, Başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." kuralına yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Yukarıda bahsi geçen düzenlemede yer alan ve soruşturmanın başlatılması için öngörülen bir aylık süre, hak düşürücü zamanaşımı süresi olmayıp, kanıtların kaybolmasını önlemek, soruşturmanın daha çabuk yapılarak disiplin suçunu işlemiş olan kişiye daha etkin ve çabuk ceza verilmesini sağlamak amacıyla konulmuş olup, soruşturmanın bir aylık süreden sonra başlamasına rağmen disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde idare disiplin cezası tayini hak ve yetkisini kullanabilecektir.</p>

<p style="text-align:justify">Somut olayda; dava konusu disiplin cezasına konu eylemin, -ÇİMER başvurusu üzerine düzenlenen Bakanlık yazısının 10/11/2023 (cuma/16:54} tarihinde Muğla Valiliğinin evrak kaydına girmesi suretiyle- anılan tarihte davalı idarenin bilgisi dahiline girdiği ve yukarıda aktarılan Kanun hükmüne göre bir aylık soruşturmaya başlama zamanaşımı süresinin esasında 10/12/2023 tarihinde dolduğu görülmekte ise de; söz konusu günün hafta sonuna (pazar gününe) denk geldiği, (anılan tarih resmi tatil olduğu için ve resmi tatilde soruşturma Oluru alınamayacağı için) takip eden ilk iş günü olan 11/12/2023 tarihinde disiplin soruşturmasının başlatılmasına dair 88033 sayılı Olurun alındığı, bu hususta bir tereddüt bulunmadığı, aksi kabulde yasal soruşturma zamanaşımı süresinin bir aydan aşağı bir süreye (28-29 güne) düşürülmüş olacağı, dolayısıyla olayda davalı idarece soruşturma zamanaşımı süresine riayet edildiği anlaşıldığından aksi yöndeki İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 20/03/2025 tarihli ve E:2024/1778, K:2Q25/604 sayılı kararında hukuka aykırılık bulunmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan nedenlerle, İzmir 2, idari Dava Dairesi’nîn 20/03/2025 tarihli ve E:2024/1778, K:2025/6Û4 sayılı kararının, 2577 sayılı Kanun'un 51, maddesi uyarınca yürürlükteki hukuka aykırı sonucu ifade ettiğinden, kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ i Fatma Yaldız</p>

<p style="text-align:justify">DÜŞÜNCESİ : Kanun yararına temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmüştür.</p>

<p style="text-align:justify">TÜRK MİLLETİ ADINA</p>

<p style="text-align:justify">Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p style="text-align:justify">İNCELEME VE GEREKÇE:</p>

<p style="text-align:justify">İLGİLİ MEVZUAT:</p>

<p style="text-align:justify">2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kanun yararına temyiz" başlıklı 51. maddesinde; "1. (Değişik: 5/4/1990-3622/20 md.) İdare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenler, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir.</p>

<p style="text-align:justify">2. (Değişik: 5/4/1990-3622/20 md.) Temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur. Bu bozma kararı, daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukuki sonuçlarını kaldırmaz.</p>

<p style="text-align:justify">3. Bozma kararının bir örneği ilgili bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete'de yayımlanır." hükmü yer almaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</p>

<p style="text-align:justify">Dosyanın incelenmesinde; davacı hakkında tesis edilen kademe ilerlemesinin durdurulmasına, cezanın 1/2 oranında aylıktan kesme şeklinde uygulanmasına yönelik disiplin cezasının, soruşturmaya bir aylık sürede başlanılmaması sebebiyle ceza verme yetkisinin zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle İdare Mahkemesince iptal edildiği ve idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun kesin olarak reddedilmesi üzerine Muğla Valiliği tarafından kanun yararına temyiz isteminde bulunulduğu, Danıştay Başsavcısının 07/10/2025 günlü E:2025/536 sayılı kanun yararına bozma isteminde "... soruşturmanın başlatılması için öngörülen bir aylık süre, hak düşürücü zamanaşımı süresi olmayıp, kanıtların kaybolmasını önlemek, soruşturmanın daha çabuk yapılarak disiplin suçunu işlemiş olan kişiye daha etkin ve çabuk ceza verilmesini sağlamak amacıyla konulmuş olup, soruşturmanın bir aylık süreden sonra başlamasına rağmen disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde idare disiplin cezası tayini hak ve yetkisini kullanabilecektir. ...bir aylık soruşturmaya başlama zamanaşımı süresinin esasında 10/12/2023 tarihinde dolduğu görülmekte ise de; söz konusu günün hafta sonuna (pazar gününe) denk geldiği, (anılan tarih resmi tatil olduğu için ve resmi tatilde soruşturma Oluru alınamayacağı için) takip eden ilk iş günü olan 11/12/2023 tarihinde disiplin soruşturmasının başlatılmasına dair 88033 sayılı Olurun alındığı, bu hususta bir tereddüt bulunmadığı, aksi kabulde yasal soruşturma zamanaşımı süresinin bir aydan aşağı bir süreye (28-29 güne) düşürülmüş olacağı, dolayısıyla olayda davalı idarece soruşturma zamanaşımı süresine riayet edildiği ..."gerekçesiyle kesinleşen kararın kanun yararına bozulmasının istenildiği anlaşılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">İdari yargılama hukuku sisteminde uyuşmazlıkların bir kısmı hakkında verilen kararlar istinaf mahkemelerinde kesinleşmekte, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinde sayılan uyuşmazlıklar hakkında ise temyiz yoluna başvurulması durumunda nihai karar Danıştay Dava Daireleri veya Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından verilmektedir. Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere "Bölge idare mahkemelerinin bazı kararlarına kesin hüküm niteliği tanınması ve bu kararlara karşı temyiz yolunun kapatılması makul sürede yargılanma hakkı ve usul ekonomisinin gereklerinin yerine getirilmesi için alınan tedbirler olarak değerlendirilebilir. Bu itibarla sınırlamanın, belirtilen anayasal amaçlara ulaşmak bakımından elverişli olmadığı söylenemeyecektir. ... Bu bakımdan Danıştayın iş yükünün hafifletilmesi ve belirli bir önem derecesine sahip olmayan davaların makul sürede görülmesini sağlayacak tedbirlerin alınması, anayasal sınırlar içinde kalmak şartıyla kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındaki hususlardandır." (AYM, 27/03/2025, E:2024/189, K:2025/83; 16/02/2023, E:2022/135, K:2Q23/3Q)</p>

<p style="text-align:justify">Öğretide olağanüstü kanun yolu olarak tanımlanan ve 2577 sayılı Kanun'un 51. maddesinde düzenlenen kanun yararına temyiz yoluna başvurulabilmesi için, idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği ya da istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan bir kararın olması ve bu kararın niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade etmesi gerekmektedir. Kanun hükmü uyarınca inceleme yetkisi Danıştay Başsavcısının temyiz isteğine bağlı kılınmış olup, davanın taraflarınca bu yola başvurulamamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Kanun yararına temyiz incelemesi sonucunda bozma kararı verilmesi halinde daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukuki sonuçları ortadan kalkmayacaktır. Hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkelerinin bir unsuru olan kesin hükmün otoritesinin koruması, kanun yararına temyiz müessesesinin konusunu oluşturabilecek kanuna aykırılık hallerinin, olağan kanun yolu olan temyiz nedenlerine göre dar ve kısıtlı tutulmasıyla sağlanacaktır. Bu nedenle kanun yararına temyiz incelemelerinde her kanuna aykırılık halinin bozma nedeni olarak görülmemesiyle hem kesin hükmün otoritesini korumuş olacak hem olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına temyizi, olağan kanun yoluna çevirecek şekilde bir uygulamaya meydan verilmemiş olacaktır. Aksi durum, kesinleşmiş bütün uyuşmazlıkların kanun yararına temyiz yoluyla Danıştay önüne taşınması sonucunu doğuracaktır. Ayrıca, kararların sonsuza kadar tartışılabilir olması hukuki İstikrarı bozacağından temyize göre dar ve kısıtlı nedenlerle inceleme yapmak hukuk devleti ilkesini de zedelemeyecektir.</p>

<p style="text-align:justify">Kanun yararına temyiz müessesesi istisnai bir kanun yolu olarak belirlendiğinden, olağan kanun yollarına benzer bir bakış açısıyla yargılama yapmak kanun yararına temyiz müessesinin amacı ile örtüşmeyecektir. Dolayısıyla uyuşmazlıklara, dosyadaki bireysel durumlardan ziyade, yapılacak kanun yararına temyiz incelemesi sonucunda verilecek kararın genele teşmil edilebilecek nitelikte bir sonuç yaratması yönünden yaklaşmak gerekecektir. Bu bağlamda, kesinleşmiş bir yargı kararındaki her hukuka aykırılık kanun yararına temyizin konusu olamayacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Kanun yararına temyize konu Mahkeme kararının incelenmesinde, soruşturmaya başlama zaman aşımı süresine ilişkin olarak Yasa kuralının yorumlanmasının açık kanun hükümlerine aykırılık ve keyfilik olarak değerlendirilemeyeceği, 2577 sayılı Kanun'un 51. maddesinde yer alan şartların oluşmadığı sonucuna varılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">KARAR SONUCU:</p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan nedenlerle;</p>

<p style="text-align:justify">1- Danıştay Başsavcılığının KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE,</p>

<p style="text-align:justify">2- Kararın birer örneğinin taraflar ile Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine, 09/02/2026 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-sorusturmasinda-son-gun-hafta-sonuna-gelirse</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/08/foto-1/ffff.jpg" type="image/jpeg" length="52518"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakanı  protesto eden memura disiplin cezası verilir mi?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/bakani-protesto-eden-memura-disiplin-cezasi-verilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/bakani-protesto-eden-memura-disiplin-cezasi-verilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[memurun ifade özgürlüğü çerçevesinde amirini hakaret küfür v.b unsurlar olmadan protesto etmesi disiplin cezası gerektirir bir durum olmadığı hakkında anayasa mahkemesi kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align:justify">Bakanı  protesto eden memura disiplin cezası verilir mi?</h3>

<h1 style="text-align:justify"></h1>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru hakkı kapsamında bir öğretmenin eğitim-öğretim yılı başlangıcı seminer çalışmasında Milli Eğitim Bakanı'nın telekonferans yoluyla gerçekleştirdiği konuşmayı protesto etmesi nedeniyle hakkında verilen disiplin cezasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle uygun olmadığına karar verdi. 2018/7757 nolu bireysel başvuru 8/6/2021 tarihinde karara bağlandı.</p>

<p style="text-align:justify">BAŞVURUNUN KONUSU</p>

<p style="text-align:justify">Başvuru, öğretmen olan başvurucunun eğitim-öğretim yılı başlangıcı seminer çalışmasında Milli Eğitim Bakanı'nın telekonferans yoluyla gerçekleştirdiği konuşmayı protesto etmesi nedeniyle hakkında disiplin cezasına hükmedilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.</p>

<p style="text-align:justify">OLAY VE OLGULAR</p>

<p style="text-align:justify">Başvurucu, başvuru konusu olayların yaşandığı tarihte Kocaeli'de bir ilkokulda sınıf öğretmeni olarak görev yapmaktadır. Başvurucu aynı zamanda Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Sendika) üyesi olduğunu da ifade etmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Başvurucu, Sendikanın 2012-2013 eğitim-öğretim yılı başlangıcı seminer döneminde Milli Eğitim Bakanı'nın telekonferans yoluyla yapacağı konuşmayı, konuşma sırasında salon dışında bekleyerek protesto etme kararı aldığını belirtmiştir. Başvurucu, Sendikanın bu kararı almasına sebep olarak Milli Eğitim Bakanı'nın bir konuşmasında öğretmenleri Yeni Cami önünde bekleyen güvercinlere benzetmesini göstermiş ve bu açıklamanın kamuoyunda infiale sebep olduğunu ifade etmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Başvurucu, öğretmenlik yaptığı ilkokulda Sendikanın söz konusu kararını icra etmesi sebebiyle hakkında disiplin soruşturması başlatıldığını ve kınama cezasına hükmedildiğini belirtmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Başvurucu söz konusu disiplin cezasının iptali talebiyle idari yargıda dava açmıştır. İlk derece mahkemesi davayı reddetmiştir. Ret kararının gerekçesinde; Milli Eğitim Bakanı'nın mesleki gelişim eğitiminde telekonferans sistemi ile konuşmaya başladığı esnada başvurucunun Milli Eğitim Bakanı'nı protesto edici konuşmalar yaparak alkış tuttuğu, salonu terk etmeleri için diğer öğretmenlerden destek istediği ve salonun huzurunu bozarak birkaç arkadaşı ile salonda gezinmeye başladıkları belirtilmiştir. Bunun üzerine İzmit İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde görevli Şube Müdürü'nün toplantının huzur ve sükünunun bozulmaması için dinlemek istemeyenlerin dışarı çıkabileceğini söylediği, akabinde yaşanan tartışmalar sonucu salon dışına çıkan başvurucunun Sendikanın Kocaeli Şube Başkanı ve bir grup yönetici ile birlikte salona döndükleri, burada Sendika kararının açıklandığı, ayrıca İzmit İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde görevli Şube Müdürü tarafından başvurucuya fiziksel şiddet uygulandığı ileri sürülerek protestoya devam edildiği ifade edilmiştir. Soruşturma raporunda yer alan tanık ifadeleri incelendiğinde başvurucunun kendisine şiddet uygulandığına ilişkin iddiasının tanıklar tarafından doğrulanmadığını belirten ilk derece mahkemesi, başvurucunun eyleminin Sendika tarafından alınan sivil itaatsizlik kararı kapsamında bir protesto olarak da değerlendirilemeyeceğine karar vermiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Nitekim Mahkeme, herhangi bir davranışın sivil itaatsizlik eylemi sayılabilmesi için hukuk normlarının uygulamasının ağır bir haksızlığa yol açması gerektiğini ve somut olayda böyle bir durum bulunmadığı gibi başvuru konusu eylem gerçekleştirilirken üçüncü kişilerin toplantıya katılma, dinleme gibi haklarının da çiğnendiğini tespit etmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Sonuç olarak başvurucunun eylemi ile toplantıya huzur ve sükünu bozacak şekilde müdahale etmesinin sendikal faaliyet kapsamında da değerlendirilemeyeceğini belirten ilk derece mahkemesi, başvurucuya 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin (B) bendinin (1) alt bendi uyarınca kınama cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığına hükmetmiştir.</p>

<p style="text-align:justify"><br />
Başvurucu, ilk derece mahkemesinin ret kararına karşı itiraz yoluna başvurmuştur. Başvurucunun talebi, kararın bozulmasını gerektirecek nedenler bulunmadığından bahisle reddedilmiştir. Başvurucunun bu karara karşı karar düzeltme talebi de ilgili Kanun'da yazılı herhangi bir karar düzeltme sebebi bulunmadığı gerekçesiyle kesin olarak reddedilmiştir. Nihai ret kararı başvurucuya 14/2/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">İLGİLİ HUKUK</p>

<p style="text-align:justify">657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p style="text-align:justify">"Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:<br />
...<br />
B. Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:<br />
...<br />
l) Kurumların huzur, sükün ve çalışma düzenini bozmak."</p>

<p style="text-align:justify">İNCELEME VE GEREKÇE</p>

<p style="text-align:justify">A. Başvurucunun İddiaları</p>

<p style="text-align:justify">Başvurucu; üyesi olduğu Sendikanın Milli Eğitim Bakanı'nın yapacağı konuşmanın dinlenmemesi ve konuşma esnasında salon dışında beklenmesi kararını icra etmesi nedeniyle hakkında hukuka aykırı olarak kınama disiplin cezasına hükmedilmesinin ifade özgürlüğünü, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını, suç ve cezaların kanuniliği ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.</p>

<p style="text-align:justify">B. Değerlendirme</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi düşüncelerini ifade etmek isteyen kişilere şiddeti dışlayan yöntemlerle düşüncelerini açıklama imkanı veren ve çoğulcu demokrasilerin gelişmesinde zorunlu olan farklı düşüncelerin ortaya çıkması, korunması ve yayılmasını güvence altına alan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kolektif şekilde kullanılan bir hak olduğunu kabul etmiştir (Dilan Ögüz Canan, B. No: 2014/20411, 30/11/2017, § 36; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 115; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri [GK], B. No: 2014/920, 25/5/2017, § 79; Osman Erbil, B. No: 2013/2394, 25/3/2015, § 45; Yılmaz Güneş ve Yusuf Karadaş, B. No: 2015/10676, 26/12/2018, § 31).</p>

<p style="text-align:justify">Başvurucu toplantı hakkının da ihlal edildiğinden şikayet etmişse de bireysel başvuru formunda eylemin kolektif olarak gerçekleştirildiği de dahil olmak üzere başvurunun toplantı hakkı kapsamında incelenmesini gerektirecek hiçbir bilgiye yer verilmemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa'nın 26. maddesinde düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün kullanımında başvurulabilecek araçlar "söz, yazı, resim veya başka yollar" olarak ifade edilmiş ve "başka yollar" ifadesiyle her türlü ifade aracının anayasal koruma altında olduğu gösterilmiştir (Emin Aydın, B. No: 2013/2602, 23/1/2014, § 43). Bu bağlamda başvurucunun üyesi olduğu Sendikanın protesto kararını icra etmesi nedeniyle hakkında hukuka aykırı olarak disiplin cezasına hükmedildiği iddiasının ifade özgürlüğü kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">1. Kabul Edilebilirlik Yönünden</p>

<p style="text-align:justify">Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">2. Esas Yönünden</p>

<p style="text-align:justify">a. Müdahalenin Varlığı</p>

<p style="text-align:justify">Başvurucu hakkında, gerçekleştirdiği eylem nedeniyle disiplin cezasına hükmedilmesinin ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale olduğu kabul edilmelidir.</p>

<p style="text-align:justify">b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı</p>

<p style="text-align:justify">Yukarıda anılan müdahale, Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa'nın 26. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p style="text-align:justify">"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."</p>

<p style="text-align:justify">Bu sebeple müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa'nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">i. Kanunilik</p>

<p style="text-align:justify">657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin (B) bendinin (l) alt bendinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığına karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">ii. Meşru Amaç</p>

<p style="text-align:justify">Başvuru konusu disiplin cezasının Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden kamu düzeninin korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">iii. Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk</p>

<p style="text-align:justify">(1) Genel İlkeler</p>

<p style="text-align:justify">İfade özgürlüğü kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanmaması, bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir. Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğünün demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemde olduğunu daha önce pek çok kararında açıklamıştır (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).</p>

<p style="text-align:justify">İfade özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir (Bekir Coşkun, §§ 53-55; Mehmet Ali Aydın, §§ 70-72; AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007). Derece mahkemeleri, bireylerin fikirlerini ifade özgürlüğü yoluyla ifade etme hakları ile Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen meşru amaçlar arasında adil bir denge sağlamalıdır (Bekir Coşkun, §§ 44, 47, 48; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017, §§ 58, 61, 66). Derece mahkemeleri söz konusu dengelemeyi yaparken ve ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılayıp karşılamadığını değerlendirirken belirli bir takdir yetkisine sahiptir (Kemal Kılıçdaroğlu, B. No: 2014/1577, 25/10/2017, § 57).</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi, kamu görevlisi olmanın sağladığı birtakım ayrıcalıklar ve avantajların yanında bazı külfet ve sorumluluklara katlanmayı ve diğer kişilerin tabi olmadığı sınırlamalara tabi olmayı da gerektirdiğini belirtmiştir. Kişinin kamu görevine kendi isteği ile girmekle bu statünün gerektirdiği ayrıcalıklardan yararlanmayı ve külfetlere katlanmayı kabul etmiş sayıldığını, kamu hizmetinin kendine has özelliklerinin bu avantaj ve sınırlamaları zorunlu kıldığını ifade etmiştir (İhsan Asutay, B. No: 2012/606, 20/2/2014, § 38).</p>

<p style="text-align:justify">Bu kapsamda kamu görevlileri kendileri hakkında disiplin cezasına hükmedilmesini gerektirecek davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Kamu görevlileri hakkında verilen disiplin cezalarının hukuka uygunluğunu denetleyen yargı mercilerinin ise öncelikle somut olayda kamu görevlisine atfedilebilir bir kusur olup olmadığını belirlemeleri gerekir. Yargı mercileri daha sonra hükmedilen cezayla kamusal önemi bulunan objektif amaca ulaşılıp ulaşılamayacağını göstermek ve böylece cezanın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğunu ortaya koyabilmek için kusurlu davranışın kamu görevini ne şekilde etkilediğini ve bu etkilenmeyle orantılı bir disiplin cezasına hükmedilip hükmedilmediğini ilgili ve yeterli bir gerekçeyle ortaya koymalıdır (Yasin Agin ve diğerleri, B. No: 2017/32534, 21/1/2021, § 61).</p>

<p style="text-align:justify">(2) İlkelerin Olaya Uygulanması</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi Veysel Kaplan (B. No: 2015/13524, 26/9/2019) kararında, başvurucunun telekonferans konuşmasının yapıldığı salon dışına çıktıktan sonra telefonla araması üzerine okula gelen Sendika Kocaeli Şube Başkanı'nın (Şube Başkanı), başvurucuyla birlikte söz konusu protestoya devam etmeleri nedeniyle Şube Başkanı hakkında uyarma disiplin cezasına hükmedilmesinin örgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasını incelemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesi anılan kararda öncelikle idarenin tutanaklarında ve derece mahkemelerinin kararlarında Şube Başkanı'nın Bakan'a iftiralar attığı ve hakkında olumsuz konuşmalar yaptığı ifade edilmiş ise de hangi ifadeleri kullandığına değinilmediğini ve bu konuda bir değerlendirmeye yer verilmediğini tespit etmiştir (Veysel Kaplan,§ 50). Anayasa Mahkemesi daha sonra üyesi olduğu Sendikanın kararıyla görevlendirildiği anlaşılan Şube Başkanı'nın Sendika kararında belirlenen sebeplerle Milli Eğitim Bakanı'nı başvurucu ile birlikte protesto ederken aynı zamanda başvurucunun sözlü münakaşa yaşadığı idare yetkilisinin başvurucuya yönelik tutumunu da eleştirmek amacıyla söz konusu protesto eylemini gerçekleştirdiğini belirtmiştir (Veysel Kaplan, § 51).</p>

<p style="text-align:justify">Bu doğrultuda anılan kararda; başvuru konusu seminer çalışmasının huzur, sükün ve çalışma düzenini bozduğunun tespit edilmesi nedeniyle hakkındaki disiplin cezası hukuka uygun bulunan Şube Başkanı'nın çalışma esnasında sarf ettiği olumsuz konuşmalarının içeriğinin ve salonda bulunan diğer öğretmenlerce katlanılması gerekmeyen şekilde huzur ve sükünu bozduğunun, ayrıca protestonun sonuçlarının Bakanı dinlemek isteyenlerin katlanması gereken tahammül sınırının ötesine geçtiğinin idare ve derece mahkemelerince ikna edici, ilgili ve yeterli gerekçelerle ortaya konulamadığı değerlendirilmiştir (Veysel Kaplan, §§ 54, 55). Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi bu kararda, Şube Başkanı'nın örgütlenme özgürlüğü ile toplantıya katılanların menfaatleri ve idarenin düzgün işleyişinin sağlanması amaçları arasında adil bir denge kurulmadığına, dolayısıyla Şube Başkanı hakkında verilen disiplin cezasının demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığına karar vermiş ve Şube Başkanı'nın örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetmiştir (Veysel Kaplan, § 56).</p>

<p style="text-align:justify">Başvuru konusu olayda da Veysel Kaplan kararında varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığı anlaşılmaktadır. Başvurucu hakkında verilen disiplin cezasıyla ilgili derece mahkemelerinin gerekçesine bakıldığında, başvurucunun söz konusu protestoyu gerçekleştirirken kamu hizmetine ilişkin bir çalışmanın düzenini bozması ve diğer katılımcıların Milli Eğitim Bakanı'nı dinleme haklarına müdahale etmesi hususlarına odaklanıldığı görülmektedir. (bkz. § 11).</p>

<p style="text-align:justify">Bununla birlikte başvurucunun da seminer çalışması esnasında sarf ettiği konuşmaların içeriği ve salonda bulunan diğer öğretmenlerce katlanılması gerekmeyen şekilde huzur ve sükünu bozduğu, ayrıca protestosunun sonuçlarının Bakan'ı dinlemek isteyenlerin katlanması gereken tahammül sınırının ötesine geçtiği konusunda idare ve derece mahkemelerince ikna edici, ilgili ve yeterli gerekçeler ortaya konulamadığı değerlendirilmiştir. Nitekim derece mahkemeleri, başvurucunun salon içindeki protestosunun ne kadar bir süre ve ne yoğunlukta devam ettiği ya da örneğin Milli Eğitim Bakanı'nın konuşmasının seminer çalışması kapsamında bir açış konuşmasından farklı bir işleve sahip olduğu gibi ayrıntılara hiçbir şekilde yer vermemiştir. Dolayısıyla başvurucunun gerçekleştirdiği protestonun, seminer çalışmasının huzur ve sükünu ile diğer katılımcıların Milli Eğitim Bakanı'nı dinleme haklarını tahammül sınırlarını aşan derecede etkileyip etkilemediği ve böylece kamu hizmetinin etkinliğini engelleyip engellemediği konusunda sağlıklı bir değerlendirme yapılabilmesi mümkün görünmemektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu bağlamda başvurucunun ifade özgürlüğü ile toplantıya katılanların menfaatleri ve idarenin düzgün işleyişinin sağlanması amaçları arasında adil bir denge kurulduğunun ilgili ve yeterli bir gerekçeyle ortaya konduğundan ve başvurucu hakkında hükmedilen disiplin cezasının zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığından da bahsedilemez.<br />
Açıklanan gerekçelerle hakkında hükmedilen disiplin cezası nedeniyle başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">Başvurucu kendisi hakkında idari soruşturmayı gerçekleştiren soruşturmacının bağımsız olmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşse de ifade özgürlüğünden ihlal kararı verildiği de gözetilerek bu iddiası yönünden bir inceleme yapılması gerekli görülmemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p style="text-align:justify">"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi halinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir...</p>

<p style="text-align:justify">(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hallerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."</p>

<p style="text-align:justify">Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve yeniden yargılama ile manevi tazminat talebinde bulunmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).</p>

<p style="text-align:justify">Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hale getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).</p>

<p style="text-align:justify">İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir. (Mehmet Doğan, §§ 58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66,67).</p>

<p style="text-align:justify">İncelenen başvuruda hakkında hükmedilen disiplin cezası nedeniyle başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin idarenin işleminden kaynaklandığı, bununla birlikte derece mahkemelerinin de ihlali gidermediği anlaşılmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Bu durumda ifade özgürlüğü ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 4.</p>

<p style="text-align:justify">İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">İhlalin tespiti ve yeniden yargılamaya hükmedilmesinin ihlalin giderilmesi yönünden yeterli olduğu değerlendirildiğinden başvurucunun tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekalet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">VI. HÜKÜM</p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p style="text-align:justify">A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,</p>

<p style="text-align:justify">B. Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,</p>

<p style="text-align:justify">C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğü ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 4. İdare Mahkemesine (E.2014/2452, K.2015/2380) GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p style="text-align:justify">D. Başvurucunun manevi tazminat talebinin REDDİNE,</p>

<p style="text-align:justify">E. 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekalet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,</p>

<p style="text-align:justify">E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması halinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,</p>

<p style="text-align:justify">F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 8/6/2021tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>EK GEREKÇE</strong></p>

<p style="text-align:justify">1. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası üyesi olan bir kamu görevlisi öğretmen olan başvurucu, sendikasının düzenlediği 2012-2013 eğitim-öğretim yılının başlangıcında Milli Eğitim Bakanı'nın telekonferans yoluyla yapacağı konuşmayı salon dışında bekleme ve alkışlama protesto eylemine katılmıştır. Başvurucuya bu eyleminden dolayı soruşturma açılmış ve kınama cezası verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">2. Mahkememiz somut olayda başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetmiştir. Bu sonuca katılmakla birlikte başvurucunun sendika özgürlüğünün de ihlal edildiği kanaatindeyim.</p>

<p style="text-align:justify">3. Olayların geçtiği tarihte görev yapan Milli Eğitim Bakanı bir konuşmasında öğretmenleri "Yeni Cami önünde bekleyen güvercinlere" benzetmiş ve bundan dolayı kamuoyunun bir bölümünce eleştirilmiştir. Bu benzetmeden dolayı öğretmenlerin rencide olduğunu düşünen sendika da üyelerine Bakanın eğitim-öğretim yılının başlangıcında yapacağı konuşmayı protesto etme çağrısından bulunmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">4. İfade özgürlüğü ve toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ile sendika hakkının içiçe geçtiği durumlarla ilgili AYM kararları bulunmaktadır (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve Diğerleri, [GK], B. No: 2014/920, 25/5/2017, § 90). AYM bir günlük iş bırakma eylemleri şeklinde gerçekleştirilen sendikal faaliyetlerin "...amacının, oluşturulacak toplumsal bir rahatsızlık ile idare nezdinde farkındalık yaratmak olduğu dolayısıyla toplumsal işleyişi önemli ölçüde bozmadığı takdirde birtakım rahatsızlıklara katlanmak gerektiği"ni ifade etmiştir (Tayfun Cengiz, B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 62; Ertan Rüstem, B. No: 2013/8517, 6/1/2015, § 64; İsmail Aslan ve Diğerleri, B. No: 2013/7197, 8/9/2015, § 72.) Bu tip eylemlere katılan sendika üyelerine verilen uyarma ve kınama gibi disiplin cezalarının sendikaya üye kişileri, çıkarlarını savunmak amacıyla yapılan meşru eylemlere katılmaktan vazgeçirecek bir niteliğe sahip olduğuna" vurgu yapan Anayasa Mahkemesi verilen cezaların "zorlayıcı toplumsal bir ihtiyaçtan" kaynaklanmaması nedeniyle "demokratik toplumda gerekli olmadığı" gerekçesiyle başvurucuların Anayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.</p>

<p style="text-align:justify">5. Anayasa Mahkemesi kamu görevlilerinin çıkarları kapsamında kalan özlük ve parasal hakları, çalışma koşullarının korunması, iyileştirilmesi, geliştirilmesi gibi konulara dikkat çekilmesi ve kamuoyu oluşturulması amacıyla sendikaların aldıkları kararlar uyarınca iş bırakma eylemlerine katılan kişilere disiplin cezası verilmesini sendika hakkına müdahale olarak kabul etmiştir (Tayfun Cengiz, § 49).</p>

<p style="text-align:justify">6. Mahkememiz, kamu görevlilerinin bağlı olduğu sendikaların üyelerinin ekonomik ve sosyal menfaatleriyle doğrudan ilgili olmayan ve politik yönü ağır basan amaç güden işi bırakmak veya işe gitmemek şeklindeki eylemlerini sendika özgürlüğü kapsamında değerlendirmemektedir (Ahmet Parmaksız [GK], B. No: 2017/29263, 22/5/2019, § 89).</p>

<p style="text-align:justify">7. Bununla birlikte, Mahkememiz bir kararında devlet memurlarının "görevine yansıtma, şiddete teşvik etme veya demokratik ilkelerin reddi söz konusu olmadığı sürece ifade özgürlüğü çerçevesinde dile getirilen bazı görüşler veya bunların dile getirilme biçimi"nin yetkili makamlarca uygun görülmemesinin demokrasiye hizmet etmeyeceğini vurgulamıştır (Hikmet Aslan, B. No: 2014/11036, 16/6/2016, § 52). Anayasa Mahkemesi "devlet memurlarının ifade özgürlüğü kapsamında düşünceyi açıklamanın örgütlü biçimi olan sendikal faaliyette bulunma hakkından bütünüyle mahrum bırakılamayacağı" düşüncesindedir (Hikmet Aslan, §§ 59-62).</p>

<p style="text-align:justify">8. Tarihsel olarak sendikal hareket çalışanların maddi hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek amacının yanı sıra izzet-i-nefislerini ve haysiyetlerini de korumak amacını taşımış ve bu doğrultuda faaliyetlerde bulunmuştur. Milli Eğitim Bakanı'nın sarf ettiği sözlerden dolayı alkışlı protesto edilmesi sendikal faaliyetler kapsamında kabul edilmesi gereken ve ifade özgürlüğü güvencelerinden de yararlanan bir eylemdir. Dolayısıyla, başvurucunun eylemi mensubu olduğu meslek grubunun haysiyetini korumak bağlamında o meslek grubunun örgütlendiği sendikanın, sendikal amaçlar çerçevesinde yürüttüğü üyelerinin çıkarlarını koruma ve geliştirme faaliyetinin bir parçası olarak değerlendirilmelidir.</p>

<p style="text-align:justify">9. Başvurucunun Anayasa'nın 26. maddesinde yer alan ifade özgürlüğü ihlal edildiği gibi belirttiğim gerekçelerle Anayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkı da ihlal edilmiştir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/bakani-protesto-eden-memura-disiplin-cezasi-verilir-mi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 17:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2023/05/bakani_protesto_eden_memura_disiplin_cezasi_verilir_mi_h32302_c5a6a.jpg" type="image/jpeg" length="67318"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Disiplin amiri olayın tarafı ise soruşturmacı görevlendirebilir mi?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-amiri-olayin-tarafi-ise-sorusturmaci-gorevlendirebilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-amiri-olayin-tarafi-ise-sorusturmaci-gorevlendirebilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memurlar hakkında yürütülen disiplin soruşturmasında olayın taraflarından birisi disiplin amiri ise amirin soruşturmacı görevlendirmesi hakkında danıştay kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align:justify">Disiplin amiri olayın tarafı ise soruşturmacı görevlendirebilir mi?</h3>

<p style="text-align:justify">Disiplin amiri konumundaki cezaevi müdürünün disiplin cezasına konu eylemin mağduru olmasının, soruşturmada muhakkik görevlendirme yetkisini kullanmasına engel olmayacağı ve bu durumun tek başına disiplin soruşturmasının tarafsız ve objektif bir şekilde vürütülmediği sonucunu doğurmayacağı hakkında</p>

<p style="text-align:justify">T.C.</p>

<p style="text-align:justify">DANIŞTAY</p>

<p style="text-align:justify">İdari Dava Daireleri Kurulu</p>

<p style="text-align:justify">Esas No: 2017/340</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Karar No : 2019/458</p>

<p style="text-align:justify">TÜRK MİLLETİ ADINA</p>

<p style="text-align:justify">Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetk Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikte sonra gereği görüşüldü:</p>

<p style="text-align:justify">Hukuki Değerlendirme:</p>

<p style="text-align:justify">İdare veya vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyize incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45 maddesinde yer alan;</p>

<p style="text-align:justify">Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,</p>

<p style="text-align:justify">Hukuka aykırı karar verilmesi,</p>

<p style="text-align:justify">Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nicelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlindi mümkündür.</p>

<p style="text-align:justify">Uyuşmazlıkta ısrara ilişkin husus; disiplin soruşturmasına koni eylemin mağduru olan disiplin amiri tarafından muhakkik atanmasını! soruşturmanın tarafsızlığını ve objektifliğini etkilemeyeceğine ilişkindir.</p>

<p style="text-align:justify">657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 127. maddesi gereğince, M Kanun'un 125. maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin öğrenildiği tarihten itibaren süresi içinde "disiplin soruşturmasına" başlanması gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">İşlem tarihinde vüriirlükte olan Adalet Bakanlığı Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmcliği'nin, "Yetkili Disiplin Amirleri" başlıklı 10. maddesinde, "Disiplin cezasını gerektirir fiil veya halin, disiplin soruşturmasının vapılması ve karara bağlanmasında, suç işleyen görevlinin suç işlediği anda görevli olduğu yerdeki disiplin amiri yetkilidir." hükmü, "Disiplin Soruşturmasına Başlama" başlıklı 21. maddesinde "Memurun disipline aykırı davranışının öğrenilmesi üzerine, disiplin amiri veva görevlendireceği bir muhakkik tarafından derhal disiplin soruşturmasına başlanır." hükmü yer almış. Yönetmelik eki cetvelde infaz ve koruma başmemurunun disiplin amiri olarak, cezaevi müdürü, üst disiplin amiri olarak bağlı cumhuriyet başsavcısı veya vekili belirlenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Yukarıda yer verilen mevzuat düzenlemelerinin incelenmesinden; disiplin cezasını gerektirir fiil veya halin gerçekleşmesi durumunda disiplin soruşturmasını başlatma yetkisinin disiplin amirine verildiği, soruşturmanın bizzat disiplin amiri ya da görevlendireceği bir muhakkik tarafından yapılacağı, muhakkik görevlendirme konusunda üst disiplin amirine herhangi bir yetkinin verilmediği, bu yetkinin yalnızca disiplin amirinde okluğu anlaşılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Dolayısıyla, uyuşmazlıkta, disiplin amiri konumundaki cezaevi müdürünce muhakkik görevlendirilmesinin, mevzuatın verdiği vetkinin kullanımından ibaret olduğu, aynı zamanda cezaevi müdürünün disiplin cezasına konu eylemin mağduru olmasının, muhakkik görevlendirme yetkisinin kullanımına engel bir durum olmadığı ve bu durumun tek başına disiplin soruşturmasının tarafsız ve objektif bir şekilde yürütülmediği sonucunu doğurmayacağı açıktır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu itibarla, temyizen incelenen kararın ısrara vönelik kısmı usul ve hukuka uygun olup, remviz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Karar Sonucu :</p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan nedenlerle;</p>

<p style="text-align:justify">Davacının temyiz isteminin reddine,</p>

<p style="text-align:justify">Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Atıtalva 3. İdare Mahkemesi'nin temyize konıı 11/11/2016 tarih ve 12:2016/1056, K:20I6/1053 sayılı kararının ısrara yönelik kısmının onanmasına,</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-amiri-olayin-tarafi-ise-sorusturmaci-gorevlendirebilir-mi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 17:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2022/07/disiplin_amiri_olayin_tarafi_ise_sorusturmaci_gorevlendirebilir_mi_h31218_daefe.jpg" type="image/jpeg" length="78346"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aday memura disiplin cezası memuriyetten çıkardı]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/aday-memura-disiplin-cezasi-memuriyetten-cikardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/aday-memura-disiplin-cezasi-memuriyetten-cikardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 12. Dairesi, aday memurun adaylık süresi içinde aldığı aylıktan kesme disiplin cezası nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 57. maddesi uyarınca memuriyetine son verilmesine ilişkin işlemi hukuka uygun buldu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Danıştay: Adaylık Döneminde Disiplin Cezası Alan Memurun İlişiği Kesilir, İdarenin Başka Gerekçe Araması Gerekmez</strong></p>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Dairesi, adaylık süresi içinde disiplin cezası alan bir aday memurun 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 57. maddesi uyarınca memuriyetle ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemi hukuka uygun buldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Bir aile ve sosyal hizmetler il müdürlüğünde aday memur olarak görev yapan davacı, adaylık döneminde işlediği bir fiil nedeniyle "1/30 oranında aylıktan kesme" cezası aldı. Bu disiplin cezasının iptali istemiyle açtığı dava reddedilip kesinleşince, idare 657 sayılı Kanun'un 57. maddesi gereğince davacının memuriyetle ilişiğini kesti. Davacı bu işlemin iptali ile yoksun kaldığı maddi hakların yasal faiziyle ödenmesi istemiyle dava açtı.</p>

<p style="text-align:justify">Davacı, eğitim sürecini başarıyla tamamladığını, giriş sınavında başarılı olduğunu, asalet onayının amiri tarafından kasten geciktirildiğini ve aslında sendikal faaliyetleri nedeniyle bu işleme maruz kaldığını ileri sürdü.</p>

<p style="text-align:justify">İdare Mahkemesi, disiplin cezasının ayrı bir yargı kararıyla zaten onanarak kesinleştiğini, bu durumda 657 sayılı Kanun'un 57. maddesinin "amir hüküm" niteliği taşıdığını belirterek davayı reddetti. Bölge İdare Mahkemesi de istinaf başvurusunu, ileri sürülen iddiaların kararı kaldırmayı gerektirir nitelikte görmeyerek reddetti.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Dairesi, 20.11.2023 tarihli ve E:2020/269, K:2023/5850 sayılı kararıyla, temyize konu BİM kararını usul ve hukuka uygun bularak oybirliğiyle onadı. Daire, davacının eğitim başarısı, sınav sonucu veya sendikal faaliyet iddialarının, kesinleşmiş bir disiplin cezasının doğurduğu 657 sayılı Kanun m.57 sonucunu değiştirmeyeceğini kabul etti.</p>

<p style="text-align:justify">Karar, adaylık döneminde disiplin cezası alıp bu cezası yargı yoluyla kesinleşen memurlar bakımından idarenin 657 sayılı Kanun'un 57. maddesi çerçevesinde başka bir takdir alanı bulunmadığını; ilişik kesme işleminin bağlı yetki niteliğinde olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.</p>

<hr />
<p style="text-align:justify"><strong><em>Danıştay 12. Daire, E:2020/269, K:2023/5850, T:20.11.2023</em></strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></strong></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONİKİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2020/269<br />
Karar No : 2023/5850<br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...<br />
VEKİLİ : Av. ...<br />
<br />
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı<br />
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
<br />
YARGILAMA SÜRECİ:<br />
Dava konusu istem: ... Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünde aday memur olarak görev yapan davacı tarafından, "1/30 oranında aylıktan kesme" cezası ile cezalandırıldığından bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 57. maddesi uyarınca memuriyet görevine son verilmesine ilişkin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Personel Dairesi Başkanlığının ...tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br />
<br />
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; adaylık süresi içerisinde işlediği fiili nedeniyle "1/30 oranında aylıktan kesme" disiplin cezası ile cezalandırılan davacının, verilen disiplin cezasının iptali istemiyle açtığı davanın, Mahkemelerinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedildiği de gözönüne alındığında, anılan cezası olan davacının, 657 sayılı Kanun'un 57. maddesinin amir hükmü uyarınca memuriyet görevine son verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı; öte yandan, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, davacının yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesine de olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br />
<br />
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br />
<br />
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Eğitime tabi tutulduğu, sınavda başarılı olduğu, asalet belgesini verilmesini beklediği, idari amiri tarafından kasıtlı şekilde geciktirildiği, sendikal hakkını kullandığı ileri sürülmektedir.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Dava konusu işlemin mevzuata uygun olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.<br />
<br />
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...<br />
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br />
<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, 21/04/2021 tarih ve 31461 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 73 sayılı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Kurulması ile Kamu Personel İşlemlerinin Yürütülmesine İlişkin Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yerine Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı hasım mevkiine alınmak suretiyle işin gereği görüşüldü:<br />
<br />
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br />
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br />
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br />
<br />
KARAR SONUCU:<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br />
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,<br />
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br />
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın .... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 20/11/2023 tarihinde, kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.</font><br />
<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/aday-memura-disiplin-cezasi-memuriyetten-cikardi</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 11:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/07/hhhhh.jpg" type="image/jpeg" length="77313"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İcralık Olan Memura Disiplin Cezası Verilir mi?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/icralik-olan-memura-disiplin-cezasi-verilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/icralik-olan-memura-disiplin-cezasi-verilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İcralık Olan Memura Disiplin Cezası Verilir mi? Devlet memuru olarak çalışan kişilerin memurlukları devam ederken borçlarından dolayı disiplin cezası ile karşı karşıya kalmaları mümkündür]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:justify"><strong><span><span>İcralık Olan Memura Disiplin Cezası Verilir mi?</span></span></strong></h1>

<p style="text-align:justify"><span><span>Devlet memuru olarak çalışan kişilerin memurlukları devam ederken borçlarından dolayı disiplin cezası ile karşı karşıya kalmaları mümkündür.657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 . maddesinde kınama cezası verilmesi gereken fiillerin anlatıldığı bölümde "Borçlarını kasten ödemeyerek hakkında yasal yollara başvurulmasına neden olmak," fiilinin kınama cezası ile cezalandırılması öngörülmüştür.Bu yazımızda devlet memurunun hangi durumlarda borcundan dolayı ceza alabileceğini,her maaşına haciz gelen memura disiplin cezası verilmesi gerekip gerekmediğini açıklamaya çalışacağız.</span></span></p>

<h2 style="text-align:justify"><strong><span><span>Her İcraya Verilen Memura Ceza Verilir mi?</span></span></strong></h2>

<p style="text-align:justify"><span><span>Devlet memurlarına borçlarından dolayı disiplin cezası ile verilebilmesi için kanun maddesinde yer alan iki unsurun bir arada gerçekleşmiş olması gerekmektedir.Bunlardan birincisi borcun kasten ödenmemesi ikincisi ise borcunu ödemeyen memura karşı yasal takip icra işlemlerinin başlatılmış olması gerekmektedir.Borcunu kasten ödemeyen memurun bu eyleminden idare yasal takip yapılması halinde haberdar olacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Bu düzenlemeye göre, memura herhangi bir borcundan dolayı değil, kasten ödemediği için hakkında yasal yollara gidilen borcundan dolayı kınama cezası verilebilecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Kanun maddesinde Borçlarını kasten ödemeyen memur dediği için İçinde bulunduğu maddi sıkıntılar sebebiyle ödeyemeyenler,maaşından kendisi ve ailesi için geçinebileceği miktardan sonra ödemeye yetecek gücü bulunmadığından dolayı ödeyemeyenlerin bunu ispatlamaları halinde bu maddenin ceza vermeye yetersiz olacağı kanaatindeyiz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Nitekim Danıştay Onikinci Dairesinin 16/12/2014 tarih ve 2014/9072 sayılı Kararında; "...davacı hakkında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/B-k maddesi uyarınca <em>işlem tesis edilmiş olup; ilgili memura üzerine atılı disiplin suçunun oluşması yönünden kasıt unsurunun varlığı öngörülmüş iken, <strong>madde kapsamında yer alan fiilin kasıt olarak işlendiğini gösterecek nitelikte, davacının borcunu ödeme imkanı bulunmasına rağmen ödemediği yönünde bir tespit yapılmadan hakkında tesis edilen disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmadığından</strong>, davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir</em>." şeklinde karar vererek borcunu ödemeyen memura ceza verilebilmesi için kasıt unsurunun varlığının tespitinin yapılmasını istemiş ,borcunu ödemeyen memura kasıt unsuru gözetilmeden verilen cezayı iptal etmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Danıştay Başkanlığı benzer nitelikte Danıştay 8. Dairesinin 15/11/2005 tarihli ve E.2004/3126, K.2005/4666 sayılı ve yine Danıştay 12. Dairesinin 13/03/2009 tarihli ve E. 2007/342, K. 2009/1324 sayılı ilamlarında da kasıt unsurunun tespitinin yapılması yönünde kararlar vermiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>İdarelerin memurun borcundan dolayı disiplin soruşturması yapması durumunda yukarıda yer alan mahkeme kararında yer alan hususları göz önünde bulundurmaları gerekmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>İdareler borçlarını kasten ödemeyerek hakkında yasal yollara başvurulmasına neden olan memur hakkında disiplin soruşturmasını olayın öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde açmak zorundadırlar.Eğer soruşturmaya başlanmazsa, disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Öte yandan, “borçlarını kasten ödemeyerek hakkında yasal yollara başvurulmasına neden olma” fiilinin işlendiği tarihten itibaren iki yıl geçmişse, bu fiilden dolayı memura disiplin cezası verilemez.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Ayrıca Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesi, disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların sicilden silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanacağını hüküm altına almıştır. Borçlarını kasten ödemeyerek "hakkında yasal yollara başvurulmasına neden olmak" fiilinin Devlet Memurları Kanunu'nda karşılık gelen disiplin cezası "kınama" cezasıdır. Eğer memur söz konusu fiili, disiplin cezasının bir süre sonra sicilden silinmesini düzenleyen süreler içinde yeniden işlemesi durumunda amirlerince bir derece ağır ceza olan "aylıktan kesme" cezası verilebilmesi de mümkün bulunmaktadır</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p><strong>Mevzuat Çerçevesinde Borç ve Disiplin Sorumluluğu</strong></p>

<p>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinde, memurun “borçlarını kasten ödememeyi alışkanlık haline getirmesi” disiplin cezası gerektiren fiiller arasında sayılmıştır. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta, burada “alışkanlık” ve “kasıt” unsurlarının birlikte aranması gerektiğidir.</p>

<p>Yani memur, ticari hayatın olağan akışı içinde zaman zaman ekonomik sıkıntıya düşebilir, borçlarını geciktirebilir. Ancak bu durumun süreklilik arz etmesi, özellikle kötü niyetli bir tutumun varlığı halinde disiplin sorumluluğu doğabilir.</p>

<hr />
<p><strong>Danıştay’ın Yaklaşımı: Olayın Mahiyetine Göre Değerlendirme</strong></p>

<p>Danıştay kararlarında, memura yöneltilen borçlarını ödememe iddialarının objektif olarak ve olayın tüm yönleriyle değerlendirilmesi gerektiği defaatle vurgulanmıştır. Yargı makamları, her icra takibini disiplin cezası ile eşleştirmemekte, özellikle memurun ödeme gücü ve niyeti dikkate alınmaktadır.</p>

<p>📌 <strong>Danıştay 2. Daire, 2021/3508 E., 2023/340 K.</strong><br />
Kararda, hakkında banka kredisi borcundan dolayı icra takibi başlatılan bir kamu görevlisine verilen disiplin cezası iptal edilmiştir. Zira, memurun bu borcu ödeme niyeti taşıdığı, ancak gelir durumu nedeniyle geçici bir temerrüde düştüğü tespit edilmiştir.</p>

<p>📌 <strong>Danıştay 8. Daire, 2009/9342 E., 2013/769 K.</strong><br />
Bu kararda da memurun borçlarını ödeme iradesi taşıdığı ve geçici ekonomik güçlüklerin söz konusu olduğu gerekçesiyle verilen ceza hukuka aykırı bulunmuştur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Her iki örnek de açıkça göstermektedir ki, memurun borçlarını ödememe davranışında “kötü niyet” ve “süreklilik” yoksa, sadece bir icra dosyasının bulunması disiplin cezası verilmesi için yeterli değildir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/icralik-olan-memura-disiplin-cezasi-verilir-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 09:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2018/07/borc_memur.jpg" type="image/jpeg" length="83123"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Geçici görevde işlenen fiilde ceza soruşturmasını kim yapar]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/gecici-gorevde-islenen-fiilde-ceza-sorusturmasini-kim-yapar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/gecici-gorevde-islenen-fiilde-ceza-sorusturmasini-kim-yapar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[geçici görevli olarak çalışmış olduğu kurumda suç işleyen memur hakkında soruşturma izni ön inceleme geçici görevli olduğu kurumdaki amirince yapılır]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align:justify"><strong><span><span>Geçici görevde işlenen fiilde ceza soruşturmasını kim yapar </span></span></strong></h3>

<p style="text-align:justify"></p>

<h3 style="text-align:justify"><span><span>Geçici görevle başka bir kurumda görev yapan kamu personelinin görevli olduğu kurumdaki fiili nedeniyle ön inceleme yapmaya geçici görevli olduğu kurumun idari merciinin yetkili olduğu hakkında.</span></span></h3>

<h2 style="text-align:justify"></h2>

<p style="text-align:justify"><span><span>T.C. D A N I Ş T A Y BİRİNCİ DAİRE Esas No : 2021/673 Karar No : 2021/621 Anahtar Kelimeler :</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>-Geçici Görevlendirme, </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>-Ön İnceleme Özeti : Geçici görevle başka bir kurumda görev yapan kamu personelinin görevli olduğu kurumdaki fiili nedeniyle ön inceleme yapmaya geçici görevli olduğu kurumun idari merciinin yetkili olduğu hakkında.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>K A R A R Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanlığının 5.4.2021 tarih ve 1319 sayılı yazısı ekinde gönderilen dosya, Türkiye Büyük Millet Meclisinde Yasama Uzmanı (eylem tarihinde Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanlığında geçici görevli) … hakkında soruşturma izni verilmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanının 29.3.2021 tarih ve 1134 sayılı kararı ve bu karara hakkında soruşturma izni verilen … tarafından yapılan itiraz, Tetkik Hakimi Safiye Bircan'ın açıklamaları dinlenildikten sonra, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca incelendi; Danışma ve İdari Uyuşmazlıklar ile Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanmalarına İlişkin Kararlar Birinci Daire </span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span><span>Gereği Görüşülüp Düşünüldü:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun "İzin vermeye yetkili merciler" başlıklı 3’üncü maddesinde soruşturma izni verme yetkisinin,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>a) İlçede görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında kaymakam,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>b) İlde ve merkez ilçede görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kaymakamlar hakkında vali,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>c) Bölge düzeyinde teşkilatlanan kurum ve kuruluşlarda görev yapan memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında görev yaptıkları ilin valisi,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>d) Cumhurbaşkanına veya Cumhurbaşkanlığına bağlı, ilgili veya ilişkili kuruluşlar ve bakanlıkların merkez ve bağlı veya ilgili kuruluşlarında görev yapan diğer memur ve kamu görevlileri hakkında o kuruluşun en üst idari amiri, </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>e) (b) ve (c) bentlerindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla Cumhurbaşkanı kararıyla atanan memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında Cumhurbaşkanı veya ilgili bakan, </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>f) Türkiye Büyük Millet Meclisinde görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreteri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreteri ve yardımcıları hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>g) Cumhurbaşkanlığında görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı hakkında Cumhurbaşkanı,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>h) Büyükşehir belediye başkanları, il ve ilçe belediye başkanları; büyükşehir, il ve ilçe belediye meclisi üyeleri ile il genel meclisi üyeleri hakkında İçişleri Bakanı,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>i) İlçelerdeki belde belediye başkanları ve belde belediye meclisi üyeleri hakkında kaymakam, merkez ilçelerdeki belde belediye başkanları ve belde belediye meclisi üyeleri hakkında bulundukları ilin valisi, </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>j) Köy ve mahalle muhtarları ile bu Kanun kapsamına giren diğer memurlar ve kamu görevlileri hakkında ilçelerde kaymakam, merkez ilçede vali, Yokluklarında ise vekilleri tarafından bizzat kullanılacağı, yetkili mercilerin saptanmasında, memur veya kamu görevlisinin suç tarihindeki görevinin esas alınacağı, ast memur ile üst memurun aynı fiile iştiraki halinde iznin, üst memurun bağlı olduğu merciden isteneceği belirtilmiş, Kanunun 9’uncu maddesinde ise, yetkili merciinin, soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin kararını Cumhuriyet başsavcılığına, hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisine ve varsa şikayetçiye bildirileceği, soruşturma izni verilmesine ilişkin karara karşı hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisinin, soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara karşı ise Cumhuriyet başsavcılığı veya şikayetçinin, izin vermeye yetkili merciler tarafından verilen işleme koymama kararına karşı da şikâyetçinin itiraz yoluna gidebileceği, itiraz süresinin, yetkili merciin kararının tebliğinden itibaren on gün olduğu, soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin kararlara karşı yapılan itirazlara 3’üncü maddenin (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde sayılanlar için Danıştayın idari dairesince, diğerleri için yetkili merciin yargı çevresinde bulunduğu bölge idare mahkemesince bakılacağı hükme bağlanmıştır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Dosyanın incelenmesinden, Türkiye Büyük Millet Meclisinde Yasama Uzmanı olarak görevliyken 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 25’inci maddesi uyarınca 28.3.2019 tarihinden itibaren Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanlığında geçici olarak görevlendirilen, 15.1.2020 tarihi itibarıyla da geçici görevlendirmesi sona ererek Araştırma Hizmetleri Başkanlığındaki görevine başlayan …'ın, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanlığında geçici görevli olduğu dönemde Başkan Yardımcısı olarak görev yapmadığı halde, Başkan Yardımcısı olduğu yolunda beyanlarda bulunduğu, bu sıfatla bazı görüşmeler ve yazışmalar yaptığı iddialarıyla ilgili olarak adı geçen hakkında ön inceleme yapıldığı, ön inceleme raporunda, adı geçenin Başkan Yardımcısı unvanını kullandığı, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisinin elektronik posta adresini kullanarak kişisel yazışmalar yaptığı hususlarının anlaşıldığı belirtilerek … hakkında soruşturma izni verilmesi yolunda öneri getirildiği, yetkili merci tarafından aynı doğrultuda karar verildiği, bu karara hakkında soruşturma izni verilen … tarafından da Danıştay Başkanlığına hitaplı 9.4.2021 tarihli dilekçeyle itiraz edildiği görülmüştür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Ancak, Türkiye Büyük Millet Meclisinde Yasama Uzmanı olarak görev yapmaktayken 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 25’inci maddesi uyarınca 28.3.2019 tarihinden itibaren Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanlığında geçici görevlendirilen … hakkında isnat edilen eylem nedeniyle 4483 sayılı Kanunun 3’üncü maddesinin (d) bendi gereğince Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanlığının en üst idari amirinin, yani Başkanın soruşturma izni verip vermemeye yetkili olduğu, Kanunun 9’uncu maddesindeki, soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin kararlara karşı yapılan itirazlara 3’üncü maddenin (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde sayılanlar için Danıştayın idari dairesince, diğerleri için yetkili merciin yargı çevresinde bulunduğu bölge idare mahkemesince bakılacağı hükmü uyarınca … için soruşturma izni verilmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanının 29.3.2021 tarih ve 1134 sayılı kararına adı geçen tarafından yapılan itirazın, karar veren merciin yargı çevresinde bulunan Ankara Bölge İdare Mahkemesince incelenip karara bağlanması gerektiği anlaşıldığından, dosyanın karar ekli olarak itiraza bakmakla görevli ve yetkili Ankara Bölge İdare Mahkemesine, kararın birer örneğinin Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanlığı ile itiraz edene gönderilmesine 22.4.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/gecici-gorevde-islenen-fiilde-ceza-sorusturmasini-kim-yapar</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 09:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/05/danistay-karar.jpg" type="image/jpeg" length="81318"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mahkemece Alınan İfadeler Disiplin Soruşturmasında Kullanılabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/mahkemece-alinan-ifadeler-disiplin-sorusturmasinda-kullanilabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/mahkemece-alinan-ifadeler-disiplin-sorusturmasinda-kullanilabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mahkemece Alınan İfadeler Disiplin Soruşturmasında Kullanılabilir mi? Suç işleyen memurlar hakkında disiplin soruşturması esnasında mahkeme tarafından alınmış olan ifadeler kullanılabilir mi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:justify"><strong><span><span>Mahkemece Alınan İfadeler Disiplin Soruşturmasında Kullanılabilir mi?</span></span></strong></h1>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Suç işleyen memurlar hakkında disiplin soruşturması yapılması gerektiği gibi yapılacak olan soruşturmasınında belirli usuller çerçevesinde yapılması ve düzenlenecek raporun buna göre hazırlanması gerekmektedir.Disiplin soruşturması yürüten soruşturmacıların dikkat etmesi gereken en önemli hususlardan birisi hakkında soruşturma yapılan kişinin savunmasının alınması bunun yanında ilgili olayla ilgili varsa tanıkların ifadelerine başvurulmasıdır.Bazı durumlarda öncelikle adli makamlara intikal eden ve daha sonra memurun kurumuna bildirilip disiplin soruşturması açılan olaylarda disiplin soruşturma raporu içinde mahkemece düzenlenen ve elde edilen bilgi belgelerde yer almaktadır.Bazen soruşturmayı yürüten soruşturmacılar soruşturma konusuna ilişkin kararlarını verirken mahkemelerce elde edilen bilgi ve belgelerden yararlanabilmektedirler. Danıştay  Başkanlığınca verilmiş olan bir kararda danıştay başkanlığı disiplin soruşturması esnasında adli makamlarca alınan ifadelere göre rapor düzenleyen ancak disiplin soruşturması esnasında soruşturmacı tarafından ifade alınmayan bir olayda verilen disiplin cezasını iptal etmiştir.İptale gerekçe olarak da disiplin soruşturması esnasında tanıkların ifadesine başvurulmamasının şüpheli lehine veya aleyhine olsa bile bir zorunluluk olduğu, tanıkların ifadesi alınmadan tamamlanan soruşturmanın eksik olduğu yönünde karar verilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><strong>Danıştay  Beşinci Daire Esas No : 2016/10141 Karar No : 2016/4886</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Özeti :Her ne kadar adli soruşturma aşamasında alınan tanık ifadelerinin soruşturma dosyasına eklendiği görülmüş ise de; disiplin hukuku ile ceza hukuku soruşturma ve yargılama usulleri, verilen cezanın niteliği, bu cezanın doğurduğu sonuçlar ve etkileri ile ceza ve suçların tanımı ve konuluş amaçlarının birbirinden farklı özellikler gösterdiği, bu durumda, disiplin soruşturması kapsamında davacı lehine ve aleyhine olan tüm deliller araştırılmadan, tanık ifadelerine başvurulmadan, eksik incelemeye dayalı soruşturma raporuna dayalı tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği hakkında.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span><span>Olayda, yukarıda yer verilen disiplin ilkeleri doğrultusunda, kusurlu halin tespitinden sonra yasal süreler içerisinde ilgili memur hakkında disiplin soruşturması açıldığı, bağımsız bir muhakkik tayin edilerek yürütülen soruşturma sonucunda düzenlenen soruşturma raporu değerlendirilerek yetkili disiplin amiri tarafından bir disiplin cezası tesis edildiği görülmüş ise de; <span style="color:#ff0000"><strong>davacıya isnat edilen eylemle ilgili tanık ifadelerine başvurulmadığı</strong></span>, (yanında cep telefonu bulunan hükümlü, hükümlüyle hastanede aynı odada kalan kişilerin ifadeleri gibi..) yalnızca cep telefonuna ilişkin görüşme detaylarının değerlendirilmesiyle yetinildiği görülmüştür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Öte yandan, her ne kadar <strong><span style="color:#ff0000">adli soruşturma aşamasında alınan tanık</span> ifadelerinin soruşturma dosyasına eklendiği görülmüş ise de</strong>; disiplin hukuku ile ceza hukuku soruşturma ve yargılama usulleri, verilen cezanın niteliği, bu cezanın doğurduğu sonuçlar ve etkileri ile ceza ve suçların tanımı ve konuluş amaçları birbirinden farklı özellikler göstermektedir. Bu durumda, davacı lehine ve aleyhine olan tüm deliller araştırılmadan, eksik incelemeye dayalı soruşturma raporuna dayalı tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık, anılan işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında ise belirtilen gerekçe ile hukuka aykırılık görülmemiştir.</span></span></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/mahkemece-alinan-ifadeler-disiplin-sorusturmasinda-kullanilabilir-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 09:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2022/12/mahkemece_alinan_ifadeler_disiplin_sorusturmasinda_kullanilabilir_mi_h15663_44c5a.jpg" type="image/jpeg" length="35686"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İdare, "Çekilmiş Sayılma" Süresini Bekletemez]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/idare-cekilmis-sayilma-suresini-bekletemez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/idare-cekilmis-sayilma-suresini-bekletemez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 12. Dairesi, kesintisiz 10 gün devamsızlığın memuru kendiliğinden 'çekilmiş sayılma' durumuna soktuğuna; idarenin bu süreyi bekletip daha ağır bir disiplin cezası uygulayamayacağına hükmetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Danıştay: 657 Sayılı Kanun'un 94. Maddesi Açık</h1>

<h2 style="text-align:justify">İdare, "Çekilmiş Sayılma" Süresini Bekletemez</h2>

<p style="text-align:justify">Danıştay 12. Dairesi, memurun izinsiz ve kesintisiz devamsızlığı halinde uygulanacak müeyyide konusunda önemli bir karara imza attı. Karara göre, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 94. maddesi uyarınca, memurun izinsiz, mazeretsiz ve kesintisiz olarak göreve gelmediği tarihten itibaren onuncu günün sonunda görevinden çekilmiş sayılması gerekmektedir. İdarenin bu süreyi bekleyip daha sonra 20 günlük devamsızlık eşiğine dayanarak Kanun'un 125/E-d maddesi uyarınca "Devlet memurluğundan çıkarma" cezası uygulaması hukuka aykırı bulunmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">Bir Milli Eğitim Müdürlüğünde hizmetli olarak görev yapan davacı, 2016 yılı içinde belirli tarihlerde izinsiz ve mazeretsiz olarak toplam 20 günden fazla göreve gelmediği gerekçesiyle Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmıştır. Davacı bu işlemin iptali istemiyle dava açmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify">İlk Derece ve Bölge İdare Mahkemesi Kararları</h3>

<p style="text-align:justify">İdare Mahkemesi, davacının kesintisiz devamsızlığının başladığı tarihten itibaren 10. günün sonunda zaten görevinden çekilmiş sayılması gerektiğine, dolayısıyla idarenin daha uzun süre bekleyerek daha ağır sonuçlar doğuran disiplin cezası yoluna gitmesinin hukuka aykırı olduğuna hükmederek işlemi iptal etmiştir. Bölge İdare Mahkemesi de istinaf başvurusunu reddederek bu kararı onamıştır.</p>

<h3 style="text-align:justify">Danıştay'ın Değerlendirmesi</h3>

<p style="text-align:justify">Davalı idarenin temyiz talebini inceleyen Danıştay 12. Dairesi, ilk derece ve istinaf kararlarını usul ve hukuka uygun bularak <strong>onama</strong> kararı vermiştir (E. 2020/244, K. 2023/5992, 23.11.2023, oybirliğiyle, kesin).</p>

<h3 style="text-align:justify">Kararın Önemi</h3>

<p style="text-align:justify">Bu karar, disiplin hukukunda "çekilmiş sayılma" ile "disiplin cezası" müesseselerinin birbirinin yerine ikame edilemeyeceğini; idarenin, kanunda öngörülen 10 günlük sürenin dolmasıyla oluşan hukuki sonucu (çekilmiş sayılma) görmezden gelip, memur aleyhine daha ağır bir yaptırım (memuriyetten çıkarma) uygulamak amacıyla süreci uzatamayacağını ortaya koymaktadır. Kamu personeli açısından güvence niteliği taşıyan bu içtihat, benzer uyuşmazlıklarda emsal teşkil edecektir.</p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2020/244 E. , 2023/5992 K.</font><br />
<font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONİKİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2020/244<br />
Karar No : 2023/5992<br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı<br />
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...<br />
<br />
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br />
VEKİLİ : Av. ...<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
<br />
YARGILAMA SÜRECİ:<br />
Dava konusu istem: ... ili, ... İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde hizmetli olarak görev yapan davacının, hakkında başlatılan disiplin soruşturması neticesinde bir yıl içinde özürsüz olarak toplam 20 günden fazla göreve gelmediğinden bahisle 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (d) alt fıkrası uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve E.... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.<br />
<br />
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının, 30/05/2016 - 22/06/2016 tarihleri arasında, 23 - 24 - 27 - 28 - 29 - 30 Haziran 2016, 01 - 11 - 12 -13 -14 -15 - 18 - 19 - 20 - 21 - 22 - 25 - 26 - 27 - 28 - 29 Temmuz 2016 ve 01 - 02 - 03 - 04 - 05 - 08 - 09 - 10 Ağustos 2016 tarihlerinde ve 26/08/2016 ile 10/10/2016 tarihleri arasında izinsiz ve mazeretsiz yirmi (20) günden fazla göreve gelmediğinden bahisle 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (d) alt fıkrası uyarınca Devlet Memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırıldığı görülmekte ise de; Kanun'un 94. maddesi uyarınca, davacının, izinsiz, mazeretsiz ve kesintisiz olarak göreve gelmediği tarihin başlangıcı olan 30/05/2016 tarihinden itibaren hesaplanacak onuncu (10.) günün sonunda görevinden çekilmiş sayılması gerekirken, davalı idarece daha uzun bir süre beklenerek, sonuçları daha ağır olan 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (d) alt fıkrası uyarınca işlem tesis edilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br />
<br />
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br />
<br />
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacının, disiplin cezasına konu eyleminin sabit olduğu, eylemine uyan ceza ile cezalandırıldığı, dava konusu işlemin hukuka uygun şekilde tesis edildiği belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.<br />
<br />
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...<br />
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br />
<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:<br />
<br />
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br />
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br />
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br />
<br />
KARAR SONUCU:<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,<br />
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,<br />
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br />
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ...... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın.... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 23/11/2023 tarihinde, kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.</font><br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/idare-cekilmis-sayilma-suresini-bekletemez</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 20:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2025/10/judge-3678152-640-1.jpg" type="image/jpeg" length="94743"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aynı fiil İçin ikinci kez soruşturma yapılamaz]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/ayni-fiil-icin-ikinci-kez-sorusturma-yapilamaz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/ayni-fiil-icin-ikinci-kez-sorusturma-yapilamaz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Daha önce soruşturulup lüzum-u muhakeme kararı verilen şüpheli hakkındaki yargılamada suçun vasfının değişebileceği gerekçesiyle şüpheli için aynı eylemler nedeniyle mükerrer soruşturma yapılamayacağı hakkında.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align:justify"><strong>Danıştay'dan Üniversite Personeli Hakkında Mükerrer Ceza Soruşturmasına Emsal Karar</strong></h3>

<p style="text-align:justify">Danıştay Birinci Dairesi, 2 Ekim 2024 tarihli ve <strong>E.2024/1213, K.2024/1315</strong> sayılı kararıyla, üniversite öğretim elemanları hakkında yürütülen ceza soruşturmalarına ilişkin önemli bir içtihada imza attı.</p>

<p style="text-align:justify">Kararda, daha önce aynı fiil nedeniyle soruşturma yapılarak lüzum-u muhakeme kararı verilen ve ceza yargılamasına konu edilen bir olay hakkında, suçun hukuki vasfının değiştiği gerekçesiyle yeniden 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53'üncü maddesi uyarınca soruşturma yürütülmesinin hukuken mümkün olmadığı belirtildi.</p>

<p style="text-align:justify">Dosyaya göre, bir öğretim üyesi hakkında doçentlik başvurusunda sahte TOEFL belgesi kullandığı iddiasıyla ilk olarak "özel belgede sahtecilik" suçundan soruşturma yürütüldü. İlk soruşturmada verilen men-i muhakeme kararı Danıştay tarafından bozulmuş, bunun üzerine şüpheli hakkında lüzum-u muhakeme kararı verilerek ceza davası açılmıştı.</p>

<p style="text-align:justify">Yargılama sonunda Asliye Ceza Mahkemesi, yüklenen suç yönünden beraat kararı verirken, eylemin kamu kurumunun zararına dolandırıcılık suçunu oluşturabileceği değerlendirmesiyle Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla üniversiteye suç duyurusunda bulundu.</p>

<p style="text-align:justify">Bu suç duyurusu üzerine üniversite tarafından aynı fiil nedeniyle ikinci kez soruşturma yürütülerek yeniden lüzum-u muhakeme kararı verildi.</p>

<h2 style="text-align:justify">Danıştay: Suçun Vasfının Değişmesi Yeni Soruşturma Sebebi Değildir</h2>

<p style="text-align:justify">İtirazı inceleyen Danıştay Birinci Dairesi, aynı eylem nedeniyle daha önce soruşturma yapıldığını, soruşturmanın tamamlanarak lüzum-u muhakeme kararı verilmesi sonrasında ceza yargılamasının başladığını hatırlattı.</p>

<p style="text-align:justify">Kararda, ceza yargılaması sırasında suçun hukuki niteliğinin farklı değerlendirilebilmesinin yeni bir idari ceza soruşturmasını gerektirmeyeceği vurgulandı.</p>

<h2 style="text-align:justify">CMK'nın 225 ve 226'ncı Maddelerine Dikkat Çekildi</h2>

<p style="text-align:justify">Danıştay, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 225'inci maddesi uyarınca mahkemenin fiilin hukuki nitelendirilmesinde iddia makamının değerlendirmesiyle bağlı olmadığını, 226'ncı madde gereğince ise suç vasfının değişmesi halinde sanığa ek savunma hakkı verilmesinin yeterli olduğunu belirtti.</p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle, ceza mahkemesinin suçun farklı bir hukuki niteliğe sahip olabileceğini değerlendirmesi üzerine aynı fiil için yeniden 2547 sayılı Kanun'un 53'üncü maddesi kapsamında soruşturma açılmasının hukuki dayanağının bulunmadığı ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify">Mükerrer Soruşturma Hukuka Aykırı Bulundu</h2>

<p style="text-align:justify">Danıştay, aynı fiil nedeniyle ikinci kez soruşturma yürütülmesinin mükerrerliğe yol açacağını belirterek, ........................................... Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan Yetkili Kurulun lüzum-u muhakeme kararını bozdu ve aynı suç isnadı yönünden ayrıca karar verilmesine yer olmadığına hükmetti.</p>

<p style="text-align:justify">Kararda, ceza yargılaması başladıktan sonra suçun hukuki vasfının değişebileceği ihtimalinin, aynı olay hakkında yeniden soruşturma yapılmasını gerektirmediği açık şekilde ortaya konuldu.</p>

<p style="text-align:justify">Karar, özellikle 2547 sayılı Kanun'un 53'üncü maddesi kapsamında yürütülen ceza soruşturmalarında <strong>"aynı fiil nedeniyle ikinci kez soruşturma yapılamayacağı"</strong> ilkesini vurgulaması bakımından emsal nitelik taşıyor. Danıştay, suçun hukuki niteliğinin değişmesi halinde çözümün yeni bir soruşturma açılması değil, ceza mahkemesince CMK hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapılması olduğunu ortaya koyarak uygulamaya önemli bir yön verdi.</p>

<p style="text-align:justify">T.C.</p>

<p style="text-align:justify">D A N I Ş T A Y</p>

<p style="text-align:justify">BİRİNCİ DAİRE</p>

<p style="text-align:justify">Esas No: 2024/1213</p>

<p style="text-align:justify">Karar No: 2024/1315</p>

<p style="text-align:justify">KARAR</p>

<p style="text-align:justify">Şüpheli : … - .............................................. Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan Yardımcısı/Geleneksel Türk Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi</p>

<p style="text-align:justify">Suçu : Doçentlik başvurusunda sahte olarak düzenlenen 13.9.2013 tarihli TOEFL belgesini kullanarak doçent kadrosuna atanmasını sağlamak suretiyle kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık yapmak.</p>

<p style="text-align:justify">Suç Tarihi : 2013 Yılı.</p>

<p style="text-align:justify">İncelenen Karar : ........................................................ Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan Kurulun 11.3.2024 tarih ve 2024/7 sayılı lüzum-u muhakeme kararı.</p>

<p style="text-align:justify">Karara İtiraz Eden : Hakkında lüzum-u muhakeme kararı verilen ….</p>

<p style="text-align:justify">İnceleme Nedeni : İtiraz üzerine.</p>

<p style="text-align:justify">........................................................ Üniversitesi Rektörlüğünün 17.7.2024 tarih ve 958558 sayılı yazısı ekinde gönderilen soruşturma dosyası ile yukarıda belirtilen Kurul kararı ve bu karara hakkında lüzum-u muhakeme kararı verilen tarafından yapılan itiraz, Tetkik Hakimi Selahattin Güngörmez'in açıklamaları dinlenildikten sonra 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53’üncü maddesi uyarınca incelendi;</p>

<p style="text-align:justify">Gereği Görüşülüp Düşünüldü :</p>

<p style="text-align:justify">Dosyanın incelenmesinden, açık kimliği ve adresi belirsiz … adlı kişi tarafından …'nun doçentlik başvurusunda sahte olarak düzenlenen TOEFL belgesini kullandığı yolunda ......................................... Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulması üzerine başlatılan soruşturma sonucunda, ........................... Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan Yetkili Kurulun 8.1.2018 tarih ve 2018/07 sayılı kararıyla şüphelinin özel belgede sahtecilik suçundan men-i muhakemesine karar verildiği, bu kararın Yasa gereği kendiliğinden incelenerek Dairemizin 8.3.2018 tarih ve E:2018/164, K:2018/307 sayılı kararıyla bozulduğu, kararımızda özetle, iddiayla ilgili olarak .............................................. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Başsavcılığın 31.3.2017 tarih ve 2016/38310 sayılı yazısıyla söz konusu belgenin gerçek olup olmadığı hususunda bilgi istenilen … vekili Av. … tarafından sunulan 14.4.2017 tarihli cevabi yazıda, şüpheli tarafından sunulan test sonuç belgesinin incelendiği, belgedeki güvenlik kodunun yanlış olduğu, bu durumun da test sonuç belgesinin gerçek olmadığını teyit ettiğinin bildirildiği belirtilerek atılı suç nedeniyle …'nun lüzum-u muhakemesine, şüphelinin eylemine uyan Türk Ceza Kanunu’nun 207’nci maddesi gereğince Antalya Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanmasına adı geçen hakkında gereği yapılmak üzere dosyanın Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği belirlenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Kararımız üzerine şüphelinin özel belgede sahtecilik suçundan yargılandığı ve ................................................... 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.1.2022 tarih ve E:2018/401, K:2022/39 sayılı kararıyla beraatine karar verildiği, Mahkeme kararında, sanık aleyhine her ne kadar Türk Ceza Kanununun 207/1, 53/1 inci maddeleri uyarınca kamu davası açılmış ise de sanığa yüklenen eylemin Kanun’da suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle sanığın beraatine karar verildiği belirterek sanığın eyleminin kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu oluşturma ihtimaline binaen .................................... Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla sanık hakkında ............................................... Üniversitesi Rektörlüğüne suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği, Mahkemenin suç duyurusu üzerine Başsavcılığın 3.3.2022 tarih ve Soruşturma No:2022/14833, Karar No:2022/37 sayılı görevsizlik kararıyla kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçu nedeniyle … hakkında gereği için evrakın ..................................................... Üniversitesi Rektörlüğüne gönderildiği, bunun üzerine atılı suç nedeniyle adı geçen hakkında Rektörlük tarafından başlatılan soruşturma sonucunda, ............................................................. Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan Kurulun 11.3.2024 tarih ve 2024/7 sayılı lüzum-u muhakeme kararının verildiği görülmüştür.</p>

<p style="text-align:justify">Bu bağlamda, ................................... 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.1.2022 tarih ve E:2018/401, K:2022/39 sayılı kararı ile sanığın eyleminin kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu oluşturma ihtimaline binaen ......................................... Üniversitesi Rektörlüğüne suç duyurusunda bulunulması üzerine ................................................ Üniversitesi Rektörlüğünce … hakkında aynı eylem nedeniyle mükerrer soruşturma yapıldığı, daha önce yapılan soruşturmada suça konu eylemi özel belgede sahtecilik suçu olarak nitelendirilerek lüzum-u muhakemesine karar verilen şüphelinin aynı eyleminin kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu oluşturabileceği gerekçesiyle şüpheli hakkında tekrar soruşturma yapılıp Yetkili Kurul kararı verilemeyeceği, aynı eylemle ilgili olarak tekrar soruşturma yapılmasının ve Yetkili Kurul kararı verilmesinin mükerrerliğe sebep olacağı, lüzum-u muhakeme kararı verilip yargılama safhasına geçilen sanığın eylemine karşılık geldiği belirtilen iddianamedeki özel belgede sahtecilik suçu yerine sanığın eyleminin kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçu olarak değişebileceği gerekçesiyle sanık hakkında yeniden soruşturma yapılmasının hukuken mümkün olmadığı, kaldı ki, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Hükmün konusu ve suçu değerlendirmede mahkemenin yetkisi" başlığındaki 225’inci maddesinde, mahkemenin, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı olmadığı, "Suçun niteliğinin değişmesi" başlığındaki 226’ncı maddesinde de, sanığın, suçun hukuki niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir halde bulundurulmadıkça, iddianamede kanuni unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemeyeceği hükmüne yer verilmiş olup söz konusu hükümlerde mahkemenin iddianamede fiilin nitelendirildiği suçla bağlı olmadığı, suçun vasfının değişmesinden önce sanığın değişen suçla ilgili savunmasının alınması gerektiği belirtilmiştir. Anılan hükümlerde yargılama devam ederken suçun vasfının değişeceğinin anlaşılması üzerine yeni suçla ilgili olarak yeniden soruşturma yapılması gerektiğine dair bir düzenleme getirilmemiş, bu durumda yargılamaya devam edilerek sanığın mutlaka savunmasının alınması gerektiği ifade edilmiştir. Sanığın fiilinin hangi suçu oluşturacağına ilişkin nitelendirmede iddia ve savunmayla bağlı olmayan mahkemenin, iddianamedeki suçun niteliğinin değişme ihtimali gerekçesiyle aynı fiil nedeniyle Cumhuriyet savcılarınca tekrar soruşturma yapılmasını talep etmesinin usule uygun olmadığı, buna göre, yargılama sırasında iddianamedeki suçun vasfının değiştiği gerekçesiyle 2547 sayılı Kanun’un 53/c maddesindeki ceza soruşturması usulünün işletilmesinin mümkün bulunmadığı açıktır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenlerle, … hakkında aynı eylem nedeniyle daha önce soruşturma yapılıp Yetkili Kurulun 8.1.2018 tarih ve 2018/07 sayılı men-i muhakeme kararı alındığı, bu karar da Dairemizce Yasa gereği incelenip bozularak Dairemizin 8.3.2018 tarih ve E:2018/164, K:2018/307 sayılı kararıyla adı geçenin lüzum-u muhakemesine karar verildiği halde, bu dosyada aynı eylem nedeniyle … hakkında mükerrer olarak soruşturma yapıldığı ve Kurulun 11.3.2024 tarih ve 2024/07 sayılı lüzum-u muhakeme kararının verildiği anlaşıldığından, itirazın kabulüyle ................................................Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan Kurulun 11.3.2024 tarih ve 2024/7 sayılı lüzum­u muhakeme kararının bozulmasına, bu dosyada atılı suç nedeniyle ayrıca karar verilmesine yer olmadığına, dosyanın karar ekli olarak Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğüne, kararın bir örneğinin itiraz edene gönderilmesine 2.10.2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.</p>

<p style="text-align:justify">KARŞI OY</p>

<p style="text-align:justify">5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Hükmün Konusu ve suçu değerlendirmede mahkemenin yetkisi" başlıklı 225’inci maddesinde; "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir." hükmü yer almıştır. Buna göre, Mahkemenin sadece iddianamede belirtilen suçla sınırlı olarak yargılama yapma yetkisine sahip olduğu açıktır.</p>

<p style="text-align:justify">İddianameye konu eylem iddianamede yazılı suçtan başka bir suç oluşturuyor ise Mahkemenin bu durumu kovuşturma şartı kabul edip durma kararı vermesi, bu suçla ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunması, Başsavcılığın da 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53’üncü maddesinin (c) bendinde belirtilen personel hakkında soruşturma yapılması için görevsizlik kararı vererek Rektörlükçe bu yeni suç isnadıyla ilgili soruşturma yapılması için evrakın Rektörlüğe gönderilmesi Ceza Muhakemesi Kanunu’nun yukarıda belirtilen hükmünün bir gereği olup Yetkili Kurulun 11.3.2024 tarih ve 2024/7 sayılı lüzum-u muhakeme kararına yapılan itirazın esastan incelenerek karara bağlanması gerektiği oyuyla aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/ayni-fiil-icin-ikinci-kez-sorusturma-yapilamaz</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 09:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/07/foto-1/2547-madde-53.jpg" type="image/jpeg" length="18845"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Disiplin cezası verilen kişi başka bir yere tayin edilebilir mi]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-cezasi-verilen-kisi-baska-bir-yere-tayin-edilebilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-cezasi-verilen-kisi-baska-bir-yere-tayin-edilebilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Disiplin cezası verilen kişinin ayrıca başka bir yere tayin edilebilirmi, ceza alan memurun yeri değişebilir mi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:justify"><span>Disiplin cezası verilen kişinin başka bir yere tayin edilebileceği hakkında </span></h1>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/15698 E. , 2021/4621 K.</p>

<p style="text-align:justify">657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 76. maddesi ile memurların naklen atanmaları konusunda idareye takdir yetkisi tanındığı, bu yetkinin ancak kamu yararı ve hizmet gerekleri gözardı edilerek kullanıldığının kanıtlanması ya da idari yargı merciince saptanması halinde, sözü edilen bu durumun dava konusu idari işlemin neden ve amaç yönlerinden hukuka aykırılığı nedeniyle iptalini gerektireceğinin yerleşmiş yargısal içtihatlarla kabul edildiği; bu durumda, hakkında düzenlenen soruşturma raporuyla, danışma bürosundaki nöbet görevini gereği gibi yerine getirmemek suretiyle verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde kusurlu davrandığı tespit edilen davacının, 657 sayılı Kanun'un 76. maddesinin davalı idareye tanıdığı takdir yetkisi çerçevesinde, kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek il içinde naklen atanmasına ilişkin dava konusu işlemde neden ve amaç unsurları yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı hakkında.</p>

<p style="text-align:justify"><br />
"İçtihat Metni"</p>

<p style="text-align:justify">T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
İKİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2021/15698<br />
Karar No : 2021/4621<br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...<br />
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı<br />
VEKİLİ : ...<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E: ..., K: ... sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
<br />
YARGILAMA SÜRECİ :<br />
Dava Konusu İstem : Dava; İstanbul ... Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürlüğünde memur olarak görev yapan davacının, hakkında açılan soruşturma sonucu getirilen teklif üzerine İstanbul İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü emrine aynı unvanla atanmasına ilişkin ... günlü, ... sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify"><br />
... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E: ..., K: ... sayılı kararla; disiplin cezası ile tecziye edilen davacı hakkında ayrıca atama işlemi tesis edilerek başka bir yere tayin edilmesinin, davacının ikinci kez cezalandırılması sonucunu doğurduğu; bu nedenle, atama işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline hükmedilmiş; anılan karar, Danıştay İkinci Dairesinin 26/12/2019 günlü, E:2016/13366, K:2019/7594 sayılı kararıyla bozulmuştur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><br />
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : Anılan bozma kararına aynen uyularak ... İdare Mahkemesince verilen temyize konu kararla; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 76. maddesi ile memurların naklen atanmaları konusunda idareye takdir yetkisi tanındığı, bu yetkinin ancak kamu yararı ve hizmet gerekleri gözardı edilerek kullanıldığının kanıtlanması ya da idari yargı merciince saptanması halinde, sözü edilen bu durumun dava konusu idari işlemin neden ve amaç yönlerinden hukuka aykırılığı nedeniyle iptalini gerektireceğinin yerleşmiş yargısal içtihatlarla kabul edildiği; bu durumda, hakkında düzenlenen soruşturma raporuyla, danışma bürosundaki nöbet görevini gereği gibi yerine getirmemek suretiyle verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde kusurlu davrandığı tespit edilen davacının, 657 sayılı Kanun'un 76. maddesinin davalı idareye tanıdığı takdir yetkisi çerçevesinde, kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek il içinde naklen atanmasına ilişkin dava konusu işlemde neden ve amaç unsurları yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.<br />
<br />
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, aynı fiil nedeniyle kınama disiplin cezası ile cezalandırıldığı, dava konusu atama işleminin ikinci kez cezalandırma niteliğinde olduğu, dosya kapsamında işyerinde çalışma barışını bozduğuna dair herhangi bir delil bulunmadığı ileri sürülerek, İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN CEVABI : Cevap verilmemiştir.<br />
<br />
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...<br />
DÜŞÜNCESİ : Usûl ve hukuka uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmüştür.<br />
<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br />
<br />
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br />
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.<br />
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br />
<br />
KARAR SONUCU :<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,<br />
2. ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E: ..., K: ... sayılı kararın ONANMASINA,<br />
3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan davacı üzerinde bırakılmasına,<br />
4. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,<br />
5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştayda karar düzeltme yolu açık olmak üzere 01/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/15622 E. , 2021/4994 K.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/disiplin-cezasi-verilen-kisi-baska-bir-yere-tayin-edilebilir-mi</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 09:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/05/hammer-g5e243d09b-640.jpg" type="image/jpeg" length="97037"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Geçmiş Sicili Olumlu Olan Memura Bir Alt Disiplin Cezası Verilmesi Zorunlu mu?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/gecmis-sicili-olumlu-olan-memura-bir-alt-disiplin-cezasi-verilmesi-zorunlu-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/gecmis-sicili-olumlu-olan-memura-bir-alt-disiplin-cezasi-verilmesi-zorunlu-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Geçmiş Sicili Olumlu Olan Memura Bir Alt Disiplin Cezası Verilmesi Zorunlu mu?, memurun disiplin soruşturmasında disiplin cezası alıp almadığının değerlendirilmesi bir alt ceza verilmesi uygulaması]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:justify"><strong><span><span>Geçmiş Sicili Olumlu Olan Memura Bir Alt Disiplin Cezası Verilmesi Zorunlu mu?</span></span></strong></h1>

<p style="text-align:justify"><span>Disiplin yönünden sübut bulan eylem nedeniyle geçmiş hizmetleri olumlu olan ve sicilleri iyi veya çok iyi olan kamu görevlilerine bir alt ceza verilmesi konusunda idareye takdir yetkisi tanınmış olup, Anayasal ve yasal düzenlemeler uyarınca yargı yerlerince, idareyi takdir yetkisini ortadan kaldırarak bir derece hafif ceza vermeye zorlamak hukuken mümkün olmadığından, davacıya alt ceza uygulanması gerektiğinden bahisle işlemin iptaline ilişkin kararda hukuki isabet bulunmadığı hakkında.</span></p>

<p class="Gvdemetni20" style="text-align:justify"><span><span style="color:black">T.C.</span></span></p>

<p class="Gvdemetni20" style="text-align:justify"><span><span class="Gvdemetni22ptbolukbraklyor"><span>DANIŞTAY</span></span></span></p>

<p class="Gvdemetni20" style="text-align:justify"><span><span class="Gvdemetni22ptbolukbraklyor"><span>İdari </span></span><span style="color:black">Dava Daireleri Kurulu</span></span></p>

<p class="Gvdemetni0" style="text-align:justify"><span><span style="color:black">Esas No: 2015/544 Karar No : 2017/1512</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><strong>TÜRK MİLLETÎ ADINA</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca dosya incelendi, gereği görüşüldü:</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Dava; davacının Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 8/18. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>.....İdare Mahkemesinin ... günlü ve ......... sayılı kararıyla; davacının geçmiş çalışmalarının başarılı ve olumlu olmasından bahisle olayda Tüzüğün 15. maddesi uygulanarak bir alt ceza verilmesi yoluna gidilmesi gerekirken meslekle ilişiğinin kesilmesi sonucunu doğuracak şekilde tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span>Anılan karar, Danıştay Onikinci Dairesinin .... gün ve .... sayılı kararıyla; Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 15. maddesinde yer alan "uygulanabilir" ibaresi ve Tüzüğün atıfta bulunduğu 657 sayılı Yasadaki benzer hüküm birlikte değerlendirildiğinde; memurun geçmiş çalışmalarında başarılı olması veya sicillerinin çok iyi olması halinde ya da diğer hafifletici nedenlerin bulunması durumunda daha hafif bir ceza verilmesi konusunda idareye takdir yetkisi tanındığı, Anayasal ve yasal düzenlemeler karşısında yargı yerlerince idarenin yerine geçerek memurun geçmiş hizmetlerinin ve sicillerinin değerlendirilmesi sonucu takdir yetkisini kaldıracak biçimde idareyi bir derece hafif ceza vermeye zorlamaya hukuken olanak bulunmadığı; bu durumda göreve içki içtiği belli olacak şekilde geldiği sabit olan davacının fiilinin karşılığı olan ceza ile cezalandırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı; geçmiş sicil durumu dikkate alınarak alt ceza ile cezalandırılması gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle bozulmuş ise de; İdare Mahkemesi, bozma kararına uymayarak ilk kararında ısrar etmiştir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Davalı idare, ......İdare Mahkemesinin........ sayılı ısrar kararını temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü uyarınca verilen dava konusu disiplin cezasının yasal dayanağı olan, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin, "yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlememesi ve bireylerin hangi somut olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımaması nedeniyle, Anayasa'nın 38. ve 128. maddelerine aykırı olduğu" gerekçesiyle, iptaline karar verilmiş ve anılan madde, 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştir. Öte yandan, 682 sayılı KHK'nın Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında ise; "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları, bu Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca verilmiş addolunur." hükmüne yer verildiğinden, dava konusu uyuşmazlığın bu Kanun Hükmünde Kararname kuralları uyarınca incelenip çözümlenmesi gerekmektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Başkan ..., Üyeler ..., ... ve ...’nın; "Anayasa'nın 38. maddesinde, ceza ve ceza yerine geçen güvenlik önlemlerinin; ancak, kanunla konulacağının belirtildiği, 91. maddesinin ilk fıkrasında da, TBMM'nin Bakanlar Kurulu'na kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebileceği, ancak sıkıyönetim ve olağanüstü haller saldı kalmak üzere, Anayasa'nın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasi haklar ve ödevlerin kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemeyeceğinin öngörüldüğü gözönüne alındığında, Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile, 3201 sayılı Kanun'un 83. maddesinin birinci cümlesinin, Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçta kanunilik ilkesine ve Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında hükme bağlanan kanuni düzenleme ilkesine aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle iptal edilmiş olması nedeniyle bu konudaki düzenlemenin Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesine göre yasayla yapılması gerekirken, olağanüstü halin gerekli kıldığı bir konu da olmamasına karşın kanun hükmünde kararname ile yapılmasının Anayasa'ya aykırı olduğu, dolayısıyla 682 sayılı KHK'nın ilgili hükümlerinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği" yönündeki oylarına karşılık, anılan KHK kurallarının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve Anayasa Mahkemesine başvurulmasına gerek olmadığına oyçokluğu ile karar verilerek işin esasının incelenmesine geçildi:</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 7. maddesinin 2. fıkrasında; kurumda geçmiş hizmetleri sırasında çalışmaları olumlu bulunan ve iyi veya çok iyi derecede değerlendirme puan alan personel için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabileceği belirtilmiştir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Uyuşmazlık; disiplin yönünden sübut bulan eylem nedeniyle geçmiş hizmetleri olumlu olan kamu görevlisine bir alt ceza verilip verilmeyeceğine ilişkin idareye tanınan takdir yetkisinin yargısal denetimine ilişkindir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 125. maddesinin 4. fıkrasının son cümlesinde yer alan; "Takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.<sup>1</sup>' buyurucu kuralına koşut olarak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin 2. fıkrasında; "İdari yargı yetkisi idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari Mahkemeler yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarla gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez." kuralına yer verilmiştir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>682 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 7. maddesinin 2. fıkrasına göre; memurun geçmiş çalışmalarının olumlu olması ve sicillerinin iyi veya çok iyi derecede olması halinde bir alt ceza verilmesi konusunda idareye takdir yetkisi tanınmış olup, Anayasal ve yasal düzenlemeler karşısında yargı yerlerince; idareyi, takdir yetkisini ortadan kaldırarak bir derece hafif ceza vermeye zorlamak hukuken mümkün olmadığından, davacıya alt ceza uygulanması gerektiğinden bahisle dava konusu işlemin iptaline ilişkin mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamıştır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne...</span></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/gecmis-sicili-olumlu-olan-memura-bir-alt-disiplin-cezasi-verilmesi-zorunlu-mu</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 09:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2024/05/justice-1509437-640-min.jpg" type="image/jpeg" length="55553"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Memuriyetten atılan memura disiplin cezası verilir mi?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/memuriyetten-atilan-memura-disiplin-cezasi-verilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/memuriyetten-atilan-memura-disiplin-cezasi-verilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memuriyetten atılan memura disiplin cezası verilir mi? Danıştay 5. Dairesi, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılan davacının söz konusu ceza verilmeden önce emekliye ayrılmış olmasının disiplin dosyasının işlemden kaldırılmasını gerektirmediğine hükmetti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align:justify">Memuriyetten atılan memura disiplin cezası verilir mi?</h3>

<p></p>

<p>Memurluktan gerek istifa, gerek atılma gerekse emeklilik yolu ile ayrılanların emekli olmadan önce işlemiş oldukları fiiler nedeniyle soruşturma yapılması , varsa ceza verilmesi gerektiği yönünde mahkeme kararı </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Danıştay 5. Dairesi, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılan davacının söz konusu ceza verilmeden önce emekliye ayrılmış olmasının disiplin dosyasının işlemden kaldırılmasını gerektirmediğine hükmetti</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">T.C.<br />
DANIŞTAY<br />
BEŞİNCİ DAİRE<br />
Esas No: 2018/3487<br />
Karar No: 2021/4375</p>

<p style="text-align:justify"><br />
DAVACI : ...<br />
DAVALI : Hakimler ve Savcılar Kurulu<br />
VEKİLİ : Av. .</p>

<p style="text-align:justify">DAVANIN KONUSU:</p>

<p style="text-align:justify">Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi üyesi iken tedbiren görevden uzaklaştırılan ve daha sonra da emekliye ayrılan davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 69'uncu maddesinin 2. fıkrası gereğince "meslekten çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanunun 74. maddesinin 2. fıkrası gereğince karar kesinleşinceye kadar görevden uzaklaştırma tedbiri uygulanmasına dair verilen Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin 19/03/2015 tarih ve 2015/165 sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Dairenin 30/06/2015 tarih ve 2015/352 sayılı kararına yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 06/06/2018 tarih ve E:2012/38, K:2018/218 sayılı kararının iptali istenilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">DAVACININ İDDİALARI:</p>

<p style="text-align:justify">Meslekten çıkarma cezası verilmeden önce emekliye ayrıldığından disiplin cezası verilemeyeceği, disiplin soruşturmasının 2011 yılı Temmuz ayında başladığı, 2 yıl içinde disiplin soruşturmasının sonuçlanıp hakkında karar verilmesi gerekirken 06/06/2018 tarihinde meslekten çıkarılma cezası verildiği, hakkındaki disiplin soruşturmasının 2011 yılı Temmuz ayında başladığı, 2 yıl içinde disiplin soruşturmasının sonuçlanıp karar verilmesi gerekirken 06/06/2018 tarihinde meslekten çıkarılma cezası verildiği, 2 yıllık zamanaşımı süresi geçmiş olması nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği iddia edilerek dava konusu kararın iptali istenilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">DAVALININ SAVUNMASI:</p>

<p style="text-align:justify">Davacının yargılandığı ceza davasında " icbar suretiyle irtikap" suçundan 4 yıl, 2 ay hapis cezasına mahkum edildiği ve cezasının kesinleştiği, 2802 sayılı Kanun'un 69/2. maddesi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ DÜŞÜNCESİ:</p>

<p style="text-align:justify">Davacı hakkında İcbar suretiyle irtikap suçundan verilmiş ve kesinleşmiş 4 yıl, 2 ay mahkumiyet cezasının bulunduğu anlaşılmakta olup, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin 2. fıkrası uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediğinden, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">DANIŞTAY SAVCISI DANIŞTAY DÜŞÜNCESİ:</p>

<p style="text-align:justify">Dava, Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi üyesi iken tedbiren görevden uzaklaştırılan ve daha sonra da emekliye ayrılan davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 69'uncu maddesinin 2. fıkrası gereğince "meslekten çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanunun 74. maddesinin 2. fıkrası gereğince karar kesinleşinceye kadar görevden uzaklaştırma tedbiri uygulanmasına dair verilen Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu İkinci Dairesinin 19/03/2015 tarih ve 2015/165 sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı kurulun, aynı Dairesinin 30/06/2015 tarih ve 2015/352 sayılı kararına yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 06/06/2018 tarih ve E:2012/38, K:2018/218 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 69'uncu maddesinin 1. fıkrasında, meslekten çıkarmanın, bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesi olduğu düzenlenmiş, 2. fıkrasında da, 68. maddesinin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya meslekten çıkarılmayı gerektirdiği hükme bağlanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Dosyanın ve davalı idarenin dosyaya sunduğu CD içeriği belgelerin incelenmesinden; Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi üyesi iken 23/12/2010 tarihi ve öncesinde gerçekleştirdiği fiilleri nedeniyle hakkında başlatılan disiplin soruşturmasına konu eylemleri nedeniyle yargılandığı Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 03/04/2013 tarih ve E:2012/13, K:2013/4 sayılı kararıyla fiili sabit görülerek "icbar suretiyle irtikap" suçunu işlediği sonucuna varılarak, 4 yıl 2 ay hapis cezasına mahkum olduğu, anılan kararın da temyizi üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02/12/2014 tarih ve E:2013/447,K:2014/526 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu durumda; yukarıda aktarılan yasa hükmü uyarınca hakkında kesinleşen mahkumiyet hükmü bulunan davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Öte yandan; Birleşmiş Milletler Teşkilatı tarafından 23 Nisan 2003 tarih ve 2003/43 sayılı kararla kabul edilen ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararla benimsenen "Bangolar Yargı Etiği İlkeleri" karşısında, davacı hakkında verilen meslekten çıkarma cezasının yeniden inceleme talebini reddeden karara yapılan itirazın reddine ilişkin işlemde bu yönüyle de hukuka aykırılık görülmemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Davacının kendisine meslekten çıkarma cezası verilmeden önce emekliye ayrıldığından bahisle disiplin dosyasının işlemden kaldırılması gerektiği iddiasına gelince; disiplin hukuku görev başında işlenen disiplin suçunun her durumda cezalandırılması gerektireceğini öngörmekte olup, aksine düşünce, ilgililerin görev başında iken disiplin suçu işlemleri nedeniyle sonradan başka kuruma atanmaları, istifa etmeleri, emekli olmaları veya başka bir nedenle görevlerine son verilmesi gibi durumlarda suç teşkil eden eylemlerinin cezasız kalması sonucunu doğuracağından davacının bu iddiasına itibar edilmemiştir.<br />
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">TÜRK MİLLETİ ADINA</p>

<p style="text-align:justify">Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p style="text-align:justify">MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ:</p>

<p style="text-align:justify">Davacının, Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi üyesi iken 23/12/2010 tarihi ve öncesinde gerçekleştirdiği fiilleri nedeniyle hakkında başlatılan disiplin soruşturmasına konu eylemleri nedeniyle yargılandığı Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 03/04/2013 tarih ve E:2012/13, K:2013/4 sayılı kararıyla fiili sabit görülerek "icbar suretiyle irtikap" suçundan TCK 250/1 ve 62 maddeleri gereğince 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK 53/5 maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay süre ile TCK 53/1-a maddesinde belirtilen hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verildiği, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02/12/2014 tarih, E:2013/447, K:2014/526 sayılı kararı ile onanarak 02/12/2014 tarihinde kesinleşmesi üzerine, Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin 19/03/2015 tarih ve 2015/165 sayılı kararı ile 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 69'uncu maddesinin 2. fıkrası gereğince "meslekten çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanunun 74. maddesinin 2. fıkrası gereğince karar kesinleşinceye kadar görevden uzaklaştırma tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Davacı tarafından yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine yapılan inceleme sonucunda, Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin 30/06/2015 tarih ve 2015/352 sayılı kararıyla yeniden inceleme talebinin reddine karar verilmiştir. Daha sonra, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kuruluna yapılan itiraz neticesinde, Genel Kurulun 06/06/2018 tarih ve E:2012/38, K:2018/218 sayılı kararı ile davacının itirazı reddedilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">İNCELEME VE GEREKÇE:</p>

<p style="text-align:justify">İlgili Mevzuat:</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa'nın "Hakimlik ve savcılık teminatı" başlıklı 139. maddesinde, "Hakimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar ile meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır." hükmüne, 140. maddesinin üçüncü fıkrasında da, "Hakim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69. maddesinde, "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.</p>

<p style="text-align:justify">68'inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8'inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8'inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50'nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adli para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.</p>

<p style="text-align:justify">Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkümiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50'nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68'inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.</p>

<p style="text-align:justify">Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50'nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.</p>

<p style="text-align:justify">Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükmü yer almaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Anılan Kanunun, hakim ve savcı adaylığına atanabilmek için ilgililerin sahip olması gereken niteliklerin sayıldığı 8. maddesinin (h) bendinde de, ''Taksirli suçlar hariç olmak üzere, üç aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı bir suçtan veya kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından dolayı hükümlü bulunmamak veya bu suçlardan veya taksirli suçlar hariç olmak üzere üç aydan fazla hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir fiilden dolayı soruşturma veya kovuşturma altında olmamak.'' koşulu yer almıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu'nun 23 Nisan 2003 tarihli oturumunda kabul edilen ve Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmiş bulunan Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde de, bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmış olup, hakimlerin herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmelerine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışları ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmeleri gerektiği; yargı görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmek zorunda oldukları; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hakim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmaları gerektiği; davranışlarının makul bir kişinin gözünde tasvip edilir nitelikte olmasını sağlamaları ve hal ve davranış tarzlarının, insanların yargının doğruluğuna ilişkin inancını kuvvetlendirici nitelikte olması gerektiği; yalnızca adaleti sağlamakla kalmamaları, bu görüntüyü yansıtılmak zorunda da oldukları; sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda oldukları ve bunu özgürce ve kendi iradeleriyle yapmaları gerektiği; ailelerinin, sosyal ilişkilerinin veya diğer ilişkilerinin, hakim olarak mesleki davranışlarını veya kararlarını uygunsuz bir şekilde etkilemesine izin vermemeleri gerektiği; yargı görevinin yerine getirilmesinde herhangi bir kimsenin kendilerini uygunsuz bir şekilde etkileyebileceği izlenimine yol açmamaları ve başkalarının böyle bir izlenime yol açmasına müsaade etmemeleri gerektiği; özetle, hakimlerin yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmak zorunda oldukları belirtilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Dava Konusu İşlemin İncelenmesi:</strong></p>

<p style="text-align:justify">Dava dosyasının ve davalı idarenin dosyaya sunduğu CD içeriğinde yer alan disiplin soruşturma raporu ve belgelerin incelenmesinden, davacının üzerine atılı icbar suretiyle irtikap suçundan yargılandığı Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 03/04/2013 tarih ve E:2012/13, K:2013/4 sayılı kararıyla 4 yıl, 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ve bu kararın Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02/12/2014 tarih, E:2013/447, K:2014/526 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu durumda, davacı hakkında verilen kesinleşmiş 4 yıl, 2 ay mahkumiyet kararı nedeniyle, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "...taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8'inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir." hükmü uyarınca meslekten çıkarılması için öngörülen mahkumiyet koşulu gerçekleşmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Diğer taraftan; davacı tarafından, kendisine meslekten çıkarma cezası verilmeden önce emekliye ayrıldığından bahisle disiplin dosyasının işlemden kaldırılması gerektiği iddia edilmiş ise de, disiplin hukuku görev başında işlenen disiplin suçunun her durumda cezalandırılması gerektireceğini öngörmekte olup, aksine düşünce, ilgililerin görev başında iken disiplin suçu işlemleri nedeniyle sonradan başka kuruma atanmaları, istifa etmeleri, emekli olmaları veya başka bir nedenle görevlerine son verilmesi gibi durumlarda suç teşkil eden eylemlerinin cezasız kalması sonucunu doğuracağı gibi emekliye ayrılan veya istifa eden kişilerin yeniden atama yoluyla tekrar göreve dönme ihtimalleri her zaman mevcut olduğundan ilgililerin disiplin suçu teşkil eden işlem ve eylemlerinin cezalandırılmasının hukuki bir zorunluluk olduğunun kabulü ile davacının bu iddiasına itibar edilmemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Yine davacı tarafından; hakkındaki disiplin soruşturmasının 2011 yılı Temmuz ayında başladığı, 2 yıl içinde disiplin soruşturmasının sonuçlanıp karar verilmesi gerekirken 06/06/2018 tarihinde meslekten çıkarılma cezası verildiği, 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği iddia edilmiş ise de, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Ceza soruşturması veya kovuşturması ile disiplin soruşturmasının bir arada yürütülmesi ve zamanaşımı "başlıklı 72. maddesinin 2. fıkrasında, meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler hariç olmak üzere, bu Kanuna göre disiplin soruşturmasını gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise disiplin soruşturması açılamaz. Disiplin cezasını gerektiren eylemin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez." hükmü, 3. fıkrasında, "Disiplin cezasını gerektiren eylem, aynı zamanda bir suç teşkil eder ve bu suç için kanunda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olur ve ceza soruşturması veya kovuşturması da açılır ise, ikinci fıkrada belirtilen süre yerine bu süreler uygulanır. Hakimler ve Savcılar Kurulunca kovuşturma sonucunun beklenmesine karar verilenler hakkında ise, mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren iki yıl geçmekle ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." hükümlerine yer verilmiştir. Buna göre icbar suretiyle irtikap suçundan dolayı kesinleşmiş mahkumiyet kararı verilen davacı hakkında tesis edilen dava konusu meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin kararlarda 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 72. maddesinin 3. fıkrası gereğince zamanaşımı bulunmadığından, davacının iddiası yerinde görülmemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu durumda, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 69'uncu maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına dair Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair karara karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin 06/06/2018 tarih ve E:2012/38, K:2018/218 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">KARAR SONUCU:</p>

<p style="text-align:justify">Açıklanan nedenlerle;</p>

<p style="text-align:justify">1.Davacının meslekten çıkarma cezası cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin 19/03/2015 tarih ve 2015/165 sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Dairenin 30/06/2015 tarih ve 2015/352 sayılı kararına yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 06/06/2018 tarih ve E:2012/38, K:2018/218 sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,</p>

<p style="text-align:justify">2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam 296,10 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,</p>

<p style="text-align:justify">3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 4.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,</p>

<p style="text-align:justify">4.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 08/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/memuriyetten-atilan-memura-disiplin-cezasi-verilir-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 14:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2023/06/memuriyetten_atilan_memura_disiplin_cezasi_verilir_mi_h32349_d6091.jpg" type="image/jpeg" length="41651"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ceza Yargılaması Sürerken Memuriyete Son Verilemez]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/ceza-yargilamasi-surerken-memuriyete-son-verilemez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/ceza-yargilamasi-surerken-memuriyete-son-verilemez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör propagandası suçundan mahkûmiyeti sonradan bozulan öğretmenin, ceza yargılaması sürerken görevine son verilmesi Danıştay'ca hukuka aykırı bulundu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:justify">Danıştay: Ceza Kararı Temyiz Yoluyla İncelenirken Memuriyete Son Verilemez</h1>

<p style="text-align:justify">Danıştay Onikinci Dairesi, hakkındaki mahkûmiyet kararı istinaf aşamasında kesinleşen ancak sonradan 7188 sayılı Kanun'la tanınan olağanüstü temyiz yoluna başvurulan bir öğretmenin, ceza yargılaması nihai olarak sonuçlanmadan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 98/b maddesi uyarınca görevine son verilmesini hukuka aykırı buldu.</p>

<p style="text-align:justify">Bir ilkokulda görev yapan öğretmen, 15 Temmuz 2016 sonrası yaptığı sosyal medya paylaşımları nedeniyle terör örgütü propagandası yapmak suçundan yargılandı. Ağır Ceza Mahkemesi davacıyı 1 yıl 15 gün hapis cezasına çarptırdı; ceza ertelendi. İstinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince kesin olarak reddedildi.</p>

<p style="text-align:justify">Bu kesinleşme üzerine il milli eğitim müdürlüğünce yürütülen soruşturma sonunda, davacının 657 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (A) bendindeki memuriyete alınma şartlarından birini (bir yıl veya daha fazla hapis cezası almamış olma) kaybettiği değerlendirilerek, aynı Kanun'un 98. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca görevine son verildi.</p>

<p style="text-align:justify">Davacı, işlemin iptali istemiyle dava açtı; iddiasına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286. maddesine 7188 sayılı Kanun'la eklenen üçüncü fıkra uyarınca, terör örgütü propagandası suçuna ilişkin bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı istisnai olarak temyiz yolu açılmıştı ve kendisi bu yola başvurmuştu — dolayısıyla ceza hükmü henüz kesinleşmemişti. İdare Mahkemesi ve istinaf aşamasında Bölge İdare Mahkemesi bu iddiayı gözetmeksizin davayı reddetti.</p>

<h2 style="text-align:justify">Danıştay'ın Değerlendirmesi</h2>

<p style="text-align:justify">Daire, UYAP kayıtlarını inceleyerek davacının gerçekten de 5271 sayılı Kanun'un 286. maddesindeki istisnai temyiz yoluna başvurduğunu ve Yargıtay ilgili ceza dairesinin, bölge adliye mahkemesi kararını <strong>bozduğunu</strong> tespit etti.</p>

<p style="text-align:justify">Bu durumda ceza yargılamasının davacı aleyhine kesin bir sonuçla sonuçlanmadığı, dolayısıyla 657 sayılı Kanun'un 48/A-5 maddesindeki memuriyete alınma şartının kaybedildiğinden söz edilebilmesi için gereken kesin mahkûmiyetin mevcut olmadığı belirtildi. Daireye göre idarenin, ceza davasının nihai sonucunu beklemeden ve yargılama tamamlandıktan sonra yeniden bir değerlendirme yapmadan tesis ettiği görevden çıkarma işleminde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.</p>

<h2 style="text-align:justify">Sonuç</h2>

<p style="text-align:justify">Danıştay Onikinci Dairesi, davacının temyiz isteminin kabulüne ve davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının <strong>bozulmasına</strong>, dosyanın yeniden karar verilmek üzere ilgili Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine 23/11/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verdi.</p>

<h2 style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONİKİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2020/190<br />
Karar No : 2023/6027<br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …<br />
VEKİLİ : Av. …<br />
<br />
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı<br />
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
<br />
YARGILAMA SÜRECİ :<br />
Dava konusu istem: .................................................. ilçesi, ... İlkokulunda öğretmen olarak görev yapmakta iken 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 98. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca görevine son verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile sosyal ve maddi haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.</font></h2>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; terör örgütü propagandası yapmak suçundan dolayı 1 yıl, 15 gün hapis cezası ile cezalandırılarak bu cezası ertelenen ve istinaf incelemesi ile mahkumiyeti kesinleşen davacının, 1 yıl olarak belirlenen denetim süresini iyi halli geçirecek dahi olsa, hakkındaki mahkumiyet hükmünün ortadan kalkmayacağı dikkate alındığında, davacının 657 sayılı Kanun'un 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendi uyarınca memurluğa alınma şartını sonradan yitirdiği anlaşıldığından, aynı Kanun'un 98. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince görevine son verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br />
<br />
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Hapis cezasına ilişkin hükmün ertelendiği ve 1 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, denetim süresi sona ermeden kamu görevinin sona erdirildiği, bu durumda henüz infazına geçilmemiş bir cezanın fer'i sonuçlarının meydana geldiği, 7188 sayılı Kanun ile 5271 sayılı Kanun'un 286. maddesine eklenen 3. fıkra ile kesinleşen adli yargı kararına karşı temyiz yolu açıldığı ve kararı temyiz ettiği belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.<br />
<br />
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …<br />
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br />
<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü:<br />
<br />
İNCELEME VE GEREKÇE:<br />
<br />
MADDİ OLAY :<br />
..................................................İlçesi, ... İlkokulunda öğretmen olarak görev yapan davacının, 15/07/2016 tarihinde gerçekleşen darbe teşebbüsü ile ilgili yaptığı sosyal medya paylaşımları nedeniyle, terör örgütü propagandası yaptığından bahisle yürütülen adli soruşturma sonucunda açılan davada, K... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla 1 yıl, 15 gün hapis cezasıyla cezalandırıldığı ve hükmedilen hapis cezasının Türk Ceza Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca ertelendiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun, … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla kesin olarak reddedildiği ve söz konusu kararın kesinleşmesi üzerine, Kocaeli Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısı ekinde Maarif Müfettişlerince hazırlanan … sayılı soruşturma raporunda, davacının Devlet memurluğunun sona erdirilmesi yönünde teklif getirildiği, getirilen teklif doğrultusunda Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendinde yer alan şartları kaybettiğinden bahisle aynı Kanun'un 98. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca davacının görevine son verilmesi üzerine, temyizen bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br />
<br />
İLGİLİ MEVZUAT:<br />
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun memuriyete alınmaya ilişkin "Genel ve özel şartlar" başlıklı 48. maddesinin birinci fıkrasında; "Devlet memurluğuna alınacaklarda aşağıdaki genel ve özel şartlar aranır." hükmüne; aynı fıkranın (A) bendinin (5) numaralı alt bendinde; "Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (…)(1) zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak." hükmüne; "Memurluğun sona ermesi" başlıklı 98.maddesinde ise; "Devlet memurlarının ... b) Memurluğa alınma şartlarından her hangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan her hangi birini kaybetmesi; ..... hallerinde memurluğu sona erer." hükmüne yer verilmiştir.</font></p>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286. maddesinin, 24/10/2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 29. maddesiyle eklenen üçüncü fıkrasında; “ İkinci fıkrada belirtilen temyiz edilemeyecek kararlar kapsamında olsa bile aşağıda sayılan suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları temyiz edilebilir:<br />
a) Türk Ceza Kanununda yer alan;<br />
1. Hakaret (madde 125, üçüncü fıkra),<br />
2. Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit (madde 213),<br />
3. Suç işlemeye tahrik (madde 214),<br />
4. Suçu ve suçluyu övme (madde 215),<br />
5. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama (madde 216),<br />
6. Kanunlara uymamaya tahrik (madde 217),<br />
7. Cumhurbaşkanına hakaret (madde 299),<br />
8. Devletin egemenlik alametlerini aşağılama (madde 300),<br />
9. Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama<br />
(madde 301),<br />
10. Silâhlı örgüt (madde 314),<br />
11. Halkı askerlikten soğutma (madde 318),<br />
suçları.<br />
b) Terörle Mücadele Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ile 7 nci<br />
maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar.<br />
c) Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 28 inci maddesinin birinci fıkrası, 31 inci<br />
maddesi ve 32 nci maddesinde yer alan suçlar.” hükmüne yer verilmiştir.<br />
<br />
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br />
Davacının görevine, terör örgütü propagandası yapmak suçundan aldığı 1 yıl, 15 gün hapis cezasının istinaf kararı ile kesinleştiğinden bahisle son verilmişse de; kesinleşen istinaf kararına karşı 5271 sayılı Kanun'un 286. maddesine eklenen hüküm uyarınca temyiz yolunun açıldığı, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, anılan hüküm kapsamında davacı tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, Yargıtay ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla bozulmasına karar verildiği görülmüştür.</font></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><font face="Verdana" size="2">Bu durumda, söz konusu ceza davasının sonucunun araştırılarak ve davacı hakkındaki ceza yargılaması sonuçlandıktan sonra davacının memur olma şartını yitirip yitirmediği konusunda yeniden bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeksizin, davacının memur olma şartını kaybettiğinden bahisle görevine son verilmesi yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.<br />
<br />
KARAR SONUCU :<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,<br />
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,<br />
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 23/11/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.</font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/ceza-yargilamasi-surerken-memuriyete-son-verilemez</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 11:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/07/399c00d8-0311-44cf-8e40-38bcce16ff82.jpg" type="image/jpeg" length="92374"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Danıştay'dan 4483 sayılı Kanun uygulamasına dair emsal karar]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/danistaydan-4483-sayili-kanun-uygulamasina-dair-emsal-karar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/danistaydan-4483-sayili-kanun-uygulamasina-dair-emsal-karar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bölge İdare Mahkemesi üyelerinin 4483 sayılı Kanun uyarınca inceledikleri dosyalarda çekinmelerinin söz konusu olamayacağı hakkında.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align:justify">Danıştay'dan 4483 sayılı Kanun uygulamasına ilişkin emsal karar</h2>

<p style="text-align:justify">Danıştay Birinci Dairesi, 2024/1016 Esas, 2024/993 Karar sayılı kararıyla, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun kapsamında bölge idare mahkemelerinin yaptığı incelemelerde hâkimin çekinmesi veya reddi müessesesinin uygulanamayacağını ortaya koydu.</p>

<p style="text-align:justify">Karara konu olayda, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesinin 4483 sayılı Kanun kapsamında verdiği kararın iptali ile daire başkanı ve üyelerinin dosyadan çekinmeleri talep edildi.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay Birinci Dairesi, 4483 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca bölge idare mahkemelerinin soruşturma izni kararlarına yapılan itirazlar üzerine verdikleri kararların yargısal değil, idari nitelikte kesin kararlar olduğunu belirtti.</p>

<p style="text-align:justify">Kararda, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda düzenlenen hâkimin reddi ve çekinmesi kurumlarının yalnızca usulüne uygun şekilde açılmış davalarda uygulanabileceği ifade edildi. Buna karşılık, 4483 sayılı Kanun kapsamında yürütülen itiraz incelemelerinin bir dava yargılaması niteliği taşımadığı, bu nedenle söz konusu usul hükümlerinin bu incelemelere uygulanmasının mümkün olmadığı vurgulandı.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay ayrıca, usul kurallarının yorum veya kıyas yoluyla genişletilemeyeceğini, mevzuatta açık bir düzenleme bulunmadığı sürece hâkimin reddi veya çekinmesi hükümlerinin 4483 sayılı Kanun kapsamında yapılan incelemelere uygulanamayacağını belirtti.</p>

<p style="text-align:justify">Kararda, 4483 sayılı Kanun'un 9. maddesi gereğince bölge idare mahkemelerinin bu kapsamda verdiği kararların kesin olduğu, bu kararların yargısal nitelik taşımaması nedeniyle temyiz, karar düzeltme veya kanun yararına bozma gibi yargı yollarına da konu edilemeyeceği ifade edildi.</p>

<p style="text-align:justify">Bu gerekçelerle Danıştay Birinci Dairesi, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararının iptali ile daire başkanı ve üyelerinin çekinmesine ilişkin istemleri incelenmeksizin kesin olarak reddetti.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">T.C.</p>

<p style="text-align:justify">D A N I Ş T A Y BİRİNCİ DAİRE</p>

<p style="text-align:justify">Esas No : 2024/1016 Karar No : 2024/993</p>

<p style="text-align:justify">KARAR</p>

<p style="text-align:justify">İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesinin 13.3.2024 tarih ve E:2024/183, K:2024/216 sayılı kararının iptali ile İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesi Başkanı ... ile Üyeleri ..., ... ve .'in huzurdaki dosyadan çekinmeleri istemine ilişkin şikayetçi .'in 26.5.2024 tarihli dilekçesi ve ekleri, Tetkik Hakimi Kasım Dinçer'in açıklamaları dinlenildikten sonra 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca incelendi;</p>

<p style="text-align:justify">Gereği Görüşülüp Düşünüldü :</p>

<p style="text-align:justify">4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’un 9’uncu maddesinde, ön inceleme sonucunda yetkili merci tarafından verilen kararın Cumhuriyet Başsavcılığına, hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisine ve varsa şikayetçiye bildirileceği, soruşturma izni verilmesine ilişkin karara karşı hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisinin, soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara ise, Cumhuriyet Başsavcılığı veya şikayetçinin, kararın kendilerine tebliğinden itibaren on gün içinde itiraz edebilecekleri, itirazın 3’üncü maddenin (e), (f), (g) (Cumhurbaşkanınca verilen izin hariç) ve (h) bentlerinde sayılanlar için Danıştay İdari Dairesince, diğerleri için yetkili merciin yargı çevresinde bulunduğu bölge idare mahkemesince bakılacağı ve itiraz üzerine verilen kararların kesin olduğu hükme bağlanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31’inci maddesinde, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda, hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddine karşı yapılacak işlemlerde Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmış, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 36’ncı maddesinde ise, hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması halinde, taraflardan birinin hakimi reddedebileceği gibi hakimin de bizzat çekilebileceği hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Açılan bir davada, hakimin tarafsız kalamayacağının varsayılması veya tarafsızlığından kuşku duyulması hallerinde, hakimin bu davaya bakamayacağı kabul edilmiş, hakimin davaya bakmaktan çekineceği veya tarafsız kalamayacağı varsayılan haller Kanunda sayma yoluyla gösterilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Anılan hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden, 4483 sayılı Kanun’a göre soruşturma izni vermeye yetkili merciin kararlarına karşı Kanun’da gösterilen ilgililer tarafından yetkili bölge idare mahkemesine yapılan itiraz üzerine verilen kararların yargısal kararlar olmayıp kesin idari kararlardan olduğu, bu nedenle hakim statüsündeki kişilerden oluştuğunda kuşku bulunmayan bölge idare mahkemelerinin 4483 sayılı Kanun hükümleri gereğince yapılan itirazları incelemesi ve sonuçlandırmasının, yargısal bir işlev olmadığı, bu nedenle yargılamaya ilişkin usul kurallarının, itirazların incelendiği dosyalarda uygulanmasına olanak bulunmadığı, 4483 sayılı Kanun’un uygulamasında bölge idare mahkemesi başkan ve üyelerinin tarafsızlığından şüpheye düşüldüğünden bahisle hakimin çekinmesi ve reddi müessesesinin uygulanmasının istenmesi halinde, bu hükümlerin uygulanmasına olanak veren yasal bir düzenleme bulunmadığı, hakimin davaya bakmaktan çekinmesi veya reddine ilişkin kuralların, ancak usul hükümlerine uygun olarak açılmış bir davada işletilebileceği, 6100 ve 2577 sayılı Kanunlardaki ilgili hükümlerde de dava teriminin kullanıldığı görülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Mevzuatta düzenlenen usul kuralları, bu kuralı uygulayan merciye yükümlülük yükleyen, taraflara ise hak sağlayan niteliğe sahip, açık ve kesin normlarla düzenlenen kurallardır. Bu önemi nedeniyle usul kurallarının yorum veya kıyas yoluyla kapsamının genişletilmesine olanak bulunmadığı, yargısal nitelikteki işlerde uygulanacak usul kurallarının yorum veya kıyas yoluyla idari nitelikteki işlerde uygulanmasının hukuken olanaklı olmadığı, mevzuatta yer alan hakimin reddi veya çekinmesi müesseselerinin, yorum veya kıyas yoluyla 4483 sayılı Kanun uyarınca yapılan itirazların incelenmesi sonucunda idari nitelikte kararlar veren mercilerde görev yapan yargı mensupları hakkında uygulanamayacağı, aksi durumun yasa koyucunun düzenlemediği bir alanda onun yerine kural koymak sonucunu doğuracağı açıktır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu bağlamda, davaları çözümlemekle görevli yargı mercilerinde görev yapan hakimler için uygulanması mümkün olan hakimin çekinmesi veya reddi müesseselerinin açık ve kesin bir yasal düzenleme olmaksızın 4483 sayılı Kanun uyarınca inceleme yapan bölge idare mahkemeleri üyelerinin bu Kanun uyarınca verdikleri idari kararlar dolayısıyla uygulanmasına imkan bulunmamaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Ayrıca, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’un 9’uncu maddesinin son fıkrası uyarınca, yetkili merci kararına yapılan itirazlar sonucunda Danıştayca veya bölge idare mahkemelerince verilen kararların kesin olduğu, söz konusu kararların 2577 sayılı Kanun uyarınca verilmiş yargısal nitelikte kararlar olmadığı, dolayısıyla yargısal nitelikte olmayan kararlar üzerine yargılamaya ilişkin usul hükümlerinin uygulanamayacağı, bu kararların temyiz, karar düzeltme ya da kanun yararına bozma yoluyla yeniden incelenmesine imkan bulunmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Yukarıda yapılan açıklamalara göre, 4483 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesinin son fıkrasında, yetkili merci kararına yapılan itirazlar sonucunda bölge idare mahkemelerince verilen kararların kesin olduğu hükme bağlandığından, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesinin 13.3.2024 tarih ve E:2024/183, K:2024/216 sayılı kararının iptali ile İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesi Başkanı ... ile Üyeleri ..., ... ve .'in çekinmeleri istemini içeren şikayetçi .'in istemlerinin incelenmeksizin reddine, dilekçe ve ekleri ile kararın bir örneğinin şikayetçiye gönderilmesine 5.6.2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/danistaydan-4483-sayili-kanun-uygulamasina-dair-emsal-karar</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 10:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/uploads/2026/07/foto-1/e7d22a16-2b71-487b-9b28-a6afc7c2bcf6.jpg" type="image/jpeg" length="92639"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İşe gelmeyen memur sonradan geçmişe yönelik rapor alabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.mevzuatinyeri.com/ise-gelmeyen-memur-sonradan-gecmise-yonelik-rapor-alabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mevzuatinyeri.com/ise-gelmeyen-memur-sonradan-gecmise-yonelik-rapor-alabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[işe gelmemesi nedeniyle memurluktan çıkarılan memurun geçmişe yönelik sağlık raporu alarak işe iade edilmesi yönündeki danıştay kararı , psikolojik rahatsızlığı olan memur hakkında danıştay kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align:justify"><strong><span><span>İşe gelmeyen memur sonradan geçmişe yönelik rapor alabilir mi?</span></span></strong></h2>

<h4 style="text-align:justify"><span><span>işe gelmemesi nedeniyle memurluktan çıkarılan memurun geçmişe yönelik sağlık raporu alarak işe iade edilmesi yönündeki danıştay kararı , psikolojik rahatsızlığı olan memur hakkında danıştay kararı </span></span></h4>

<h2 style="text-align:justify"></h2>

<p style="text-align:justify"><span><span>İDDK., E. 2005/2156 K. 2008/1787 T. 17.10.2008</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>T.C. Danıştay Başkanliği - İdari Dava Daireleri Kurulu</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Esas No.: 2005/2156</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Karar No.: 2008/1787</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Karar tarihi: 17.10.2008</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>İstemin Özeti : Manisa İdare Mahkemesi'nin 10.6.2005 günlü, E:2005/668, K:2005/701 sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması, davalı idare tarafından istenilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Danıştay Tetkik Hakimi Yalçın Macar'ın Düşüncesi: Temyiz isteminin reddiyle temyize konu ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Danıştay Savcısı Erkan Cantekin'in Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span><span>Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme ısrar kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>TÜRK MİLLETİ ADINA</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca, dosyanın tekemmül etmiş olması nedeniyle davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin, dosya incelendi, gereği görüşüldü:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Dava, davacının 657 sayılı Yasa'nın 94. maddesi uyarınca memuriyetten çekilmiş sayılmasına ilişkin işlemin iptali ile açıkta kaldığı süreye ait parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Açılan bu dava sonunda, Manisa İdare Mahkemesi'nin 30.4.2003 günlü, E:2002/783, K:2003/440 sayılı kararıyla, davacının göreve gelmediği tarihlere ilişkin olarak mazeret kabul edilmesi gereken rahatsızlığının bulunduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali ile ödenmeyen aylıklarının dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte tazminine hükmedilmiş ise de, bu karar, temyiz incelemesi sonucunda Danıştay Onikinci Dairesi'nin 20.12.2004 günlü, E:2003/2476, K:2004/4183 sayılı kararıyla; dava konusu işlemin tesisine neden olan 31.5.2002-14.6.2002 tarihleri arasında davacının devamsızlığına ilişkin olarak, o tarihte alınmış ve mazeretini ortaya koyacak bir sağlık kurulu raporunun bulunmaması, yaklaşık bir yıl sonra, geriye yönelik olarak verilen 10.4.2003 tarihli sağlık kurulu raporuna dayanılarak davacının belirtilen günlerde devamsızlığını haklı kılacak geçerli bir mazereti olduğunun kabulünün de mümkün olmaması karşısında, tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle bozulmuştur:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Ancak Manisa İdare Mahkemesi, 10.6.2005 günlü, E:2005/668, K:2005/701 sayılı kararıyla, bozma kararına uymayarak, Celal Bayar Üniversitesi Rektörlüğü ... Dairesi Başkanlığı'nda Teknisyen Yardımcısı olarak görev yapmakta iken, ... Meslek Yüksekokulu'nda görevlendirilen davacının 31.5.2002 tarihinde bir gün, 3.6.2002-7.6.2002 tarihleri arasında beş gün ve 10.6.2002-14.6.2002 tarihleri arasında beş gün olmak üzere toplam on günden fazla göreve gelmediğinin tutanakla tespit edilmesi nedeniyle dava konusu işlemin tesis edildiği, Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Baştabipliğinin 12.7.2002 günlü, 6817 sayılı raporunda, davacının yapılan muayenesinde psikometor yavaşlama, uyku bozukluğu ile deprasyon bulguları saptandığı ve bu depresyon halinin en az üç'aydır yoğun olarak sürdüğü kanaati oluştuğu için Haziran ayı içinde de benzeri bulguların mevcut olduğu, dolayısıyla Haziran ayı boyunca rahatsızlığın etkisiyle işe gidememe yada verimin düşmesi gibi tablolar yaratabileceği ve bu ay içinde işe gitmediği günlerin istirahatli sayılmasının tıbben uygun olduğunun belirtildiği, davacı tarafından 24.7.2002 günü dilekçeyle söz konusu raporun davalı idareye sunulduğu, davalı idarenin 31.7.2002 günlü, 5407-4453 sayılı yazısıyla Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Başhekimliğinden, bu raporun incelenmesinin ve geçerli olup, olmadığının araştırılmasının istenildiği, Celâl Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı'nın 2.8.2002 günlü, 117 sayılı cevap yazısında, sözü edilen raporda kesin bir psikiyatrik tanı konmadığı ve sayılan belirtilerin bir psikiyatrik bozukluk tanısı koymak için yeterli bilgi vermediği kanaatine varıldığı, bu nedenle kesin bir karar verebilmek için davacınin gözlem altına alınması gerektiğinin bildirildiği, bunun üzerine gözlem altına alınması için hastaneye başvurması istenilen ve 27.8.2002 tarihinde hastaneye yatışı yapılan davacımın, kendi isteği üzerine ve aynı gün yatışının iptal edildiği, davacının göreve gelmediği dönemde psikiyatrik rahatsızlığının olup olmadığının sonradan tespitinin tıbben mümkün olduğu, bu nedenle Mahkemelerince, Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilirri Dalı'nın 2.8.2002 günlü, 117 sayılı yazılarında belirtilen hususlar ile Manisa Ruh Sağlığı \ie Hastalıkları Hastanesi Baştabipliğince düzenlenen 12.7.2002 günlü sağlık raporında belirtileri bulguların göz önüne alınarak, 31.5.2002-14.6.2002 tarihleri arasında görevine gelmesiıfıe engel olabilecek ve İzinli sayılmasını gerektirebilecek nitelikte psikolojik bir rahatsızlığının olup olmadığının belirlenmesi amacıyla davacının Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevkedildiği, Psikiyatri Anabilim Dalında görevli üç öğretim üyesi tarafından oluşturulan kurul tarafından düzenlenen tıbbi kanaat raporunda, yapılan psikiyatrik muayenesi alınan, öyküsü ve yapılan psikometrik değerlendirmeleri neticesinde geçmiş dönemlere ait Nisan 2002'den başlayan üç aylık bir depersif sürecinin bulunduğunun belirtilmesi ve aksi ispat edilene kadar söz konusu sağlık raporuna itibar edilmesi gerekliliği karşısında, davacının müstafi sayılmasına esas teşkil eden 31.5.2002-14.6.2002 tarihieri arasında Kurumu'nca mazeret kabul edilmesi gereken rahatsızlığının bulunduğu sonucuna varıldığımdan, aksi yönde tesis edilen işlemde 657 sayılı Yasa'nın 94. maddesi uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali ile ödenmeyen aylıklarının dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolundaki ilk kararında ısrar etmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Davalı idare, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğunu, Mahkemenin başvurdıjığu bilirkişi raporunun gerçeğe uygun olup olmadığı konusunda ne şekilde denetleneceğinin bilinmediğini, ayrıca taraf olarak raporu öğrenme ve itirazlarını bildirme olanağınjn tanınmadığını ileri sürmekte ve kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, Manisa İdare Mahkemesi'nce verilen ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen nedenlerin kararın pozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin reddine, Manisa İdare Mahkemesi'nin 10.6.2005 günlü, E:2005/668, K:2005/701 sayılı kararının onanmasina, 17.10.2008 gününde oyçokluğu ile karar verildi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>KARŞI OY</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span>Temyize konu ısrar kararının, Danıştay Onikinci Dairesi'nin 20.12.2004 günlü, E:2003/2476, K:2004/4183 sayılı kararında yer alan gerekçelerle bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.</span></span></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİSİPLİN SORUŞTURMASI</category>
      <guid>https://www.mevzuatinyeri.com/ise-gelmeyen-memur-sonradan-gecmise-yonelik-rapor-alabilir-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 14:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mevzuatinyericom.teimg.com/crop/1280x720/mevzuatinyeri-com/images/haberler/2023/05/ise_gelmeyen_memur_sonradan_gecmise_yonelik_rapor_alabilir_mi_h32265_fc6bf.jpg" type="image/jpeg" length="80678"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
