Tanık sıfatıyla çağrıldığı halde ifadeye gitmemek amirin emrini uygulamamak suçu olur mu?

Tanık sıfatıyla çağrıldığı halde ifadeye gitmemek amirin emrini uygulamamak suçu olur mu?

Tanık sıfatıyla çağrıldığı halde ifadeye gitmemek amirin emrini uygulamamak suçu olur mu?

Tanık sıfatıyla çağrıldığı halde ifadeye gitmemek amirin emrini uygulamamak suçu olur mu?

Danıştay 5. Dairesi, tanık sıfatıyla ifadeye çağrılan kişinin ifadeye gitmemesinin amirin emrini uygulamamak suçunu oluşturmayacağına hükmetti.

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2016/17499 E.  ,  2020/1288 K.



"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2016/17499
Karar No : 2020/1288

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : ...

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: ... ili, ... İlçe Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Grup Amirliği emrinde polis memuru olarak görev yapan davacının, "amirin emrini yapmamak" suçunu işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 10. maddesi uyarınca cezalandırılması gerekmekte ise de aynı Tüzük'ün 15. maddesi uygulanmak suretiyle "10 ay kısa süreli durdurma" cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin İl Polis Disiplin Kurulu'nun 28/06/2011 tarih ve 2381 sayılı kararının iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:2012/1925 sayılı kararında; davacının ... İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şube Müdürlüğü emrinde görevli olduğu dönemde ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında görülen davada "tanık" sıfatıyla çağrılması üzerine davalı idarece duruşmada hazır bulunması gerektiği yönünde kendisine yazılı tebligat yapılmasına rağmen 04/06/2010, 22/07/2010, 08/10/2010 ve 20/01/2011 tarihlerindeki duruşmalara katılmadığı, yine ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında görülen davada "tanık" sıfatıyla çağrılmasına ve bu konuda kendisine tebligat yapılmasına rağmen 20/01/2011 tarihli duruşmaya katılmadığı, yapılan soruşturma sonucu hazırlanan raporla davacının "amirin emrini yapmamak" suçunu işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/D maddesi uyarınca "24 ay uzun süreli durdurma cezası" ile cezalandırılmasının teklif edildiği, dava konusu işlemle aynı Tüzük'ün 15. maddesinin uygulanarak davacıya "10 ay kısa süreli durdurma cezası" verilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı, davacının tanık sıfatıyla çağrıldığı 22/07/2010 tarihli duruşmaya yıllık izinde olduğundan bahisle katılmadığı şeklinde mazereti bulunmakla birlikte, 04/06/2010 tarihli duruşma için 07/05/2010 tarihinde, 08/10/2010 tarihli duruşma için 02/08/210 tarihinde, 20/01/2010 tarihli duruşma için 30/11/2010 tarihinde, yine E:.. sayılı dosyada görülen davada tanık sıfatıyla çağrıldığı 20/01/2010 tarihli duruşma için 13/12/2010 tarihinde tebligat yapılmasına rağmen geçerli bir mazereti olmaksızın duruşmalara katılmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; mahkemeye tanık sıfatıyla çağrılmasına ilişkin tebligatların Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 10. maddesi anlamında "amirin emri" niteliğinde olmadığı, anılan maddede "amir emri" ile kast edilenin, mesleki emirler olduğu ve bu mesleki emirlerin Tüzük'ün 7/D maddesinde açıkça belirtildiği, duruşmalara iştirak etmeyişinde herhangi bir kastı bulunmadığı, diğer taraftan, duruşmalara katılmaması nedeniyle hakkında mahkeme tarafından verilmiş bir zorla getirme kararı ya da soruşturma talebinin bulunmadığı, yine mahkemenin davalı idare aleyhine bir tekit yazısının da bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.


TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:


İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :
... ili, ... İlçe Emniyet Müdürlüğü emrinde görev yapan davacının, ... İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şube Müdürlüğü emrinde görevli olduğu dönemde, ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... ve E:... sayılı dosyalarındaki duruşmalara tanık olarak çağrılmasına ve bu konuda kendisine tebligat yapılmasına rağmen anılan duruşmalara mazeretsiz olarak katılmadığının anlaşıldığından bahisle hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır.

Söz konusu soruşturma sonucunda hazırlanan 17/05/2011 tarihli soruşturma raporunda; davacının soruşturmaya konu eylemleri sırasında Narkotik Şube Müdürlüğü, Yurtiçi Uyuşturucu Şebekeleriyle Mücadele Büro Amirliğinde görev yaptığı, davacının soruşturma kapsamındaki ifadesinde; ... Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davalarla ilgili olarak tanık sıfatıyla çağrıldığı duruşmalara bazen senelik izinde olması, bazen de Narkotik Şube Müdürlüğünce yapılan operasyonlarda görev alması nedeniyle katılamadığını ifade ettiği, ancak yapılan araştırmada, 04/06/2010 tarihli duruşmaya operasyon nedeniyle katılamadığını beyan etmişse de operasyon saatleri ile mahkeme saatinin farklı olduğu ve kendisine verilen yazılı emir gereği öncelikli olarak mahkemeye katılması gerektiği, operasyonun mahkemeye katılmama konusunda bir mazeret teşkil etmediği, 08/10/2010 tarihli duruşmaya yine bir operasyon nedeniyle katılamadığını beyan etmişse de o tarihte böyle bir operasyonun yapılmadığı ve ilgili memurlara da operasyonla ilgili yazılı veya sözlü bir talimat verilmediği, 20/01/2011 tarihli duruşmalara yine operasyon nedeniyle katılamadığını beyan etmişse de bahse konu operasyonun 17/01/2011 tarihinde gerçekleştiği, operasyonun ilerleyen safhalarında ve mahkeme gününde davacının herhangi bir görevinin olmadığı, duruşmalara katılması hususu defaten tebliğ edilmesine rağmen davacının duruşmaya katılma hususunda kısım amirini de bilgilendirmediği hususlarının tanık olarak ifadelerine başvurulan komiserler ..., ... ve ...'nin ifadeleriyle de doğrulandığı, davacının gerek senelik izin gerekse görevi başında bulunduğu süre içinde söz konusu duruşmalara katılma imkanının bulunduğu anlaşıldığından, kendisine yapılan yazılı ve sözlü tebliğlere rağmen Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 10. maddesinde yer alan "amirin emrini yapmamak" fiilini işlediğinden bahisle, aynı Tüzük'ün 7/D maddesinde yer alan uzun süreli durdurma cezasının üst sınırı olan "24 ay uzun süreli durdurma" cezası ile cezalandırılması, ayrıca halen görev yaptığı Narkotik Şube Müdürlüğü kadrosundan çıkarılıp daha uygun birimlerde istihdam edilmesi teklifinde bulunulmuştur.
Anılan raporu değerlendiren İl Polis Disiplin Kurulu'nun 28/06/2011 tarih ve 2381 sayılı kararıyla; mahkeme duruşmalarında hazır bulunması gerektiği kendisine yazılı olarak tebliğ edildiğinden yazılı emir gereği öncelikle mahkemeye katılması gerektiği halde kabul edilebilir mazereti bulunmaksızın 04/06/2010, 08/10/2010 ve 20/01/2011 tarihlerindeki duruşmalara katılmayarak "amirin emrini yapmamak" fiilini işlediği anlaşılan davacının Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 10. maddesi uyarınca cezalandırılması gerekmekte ise de aynı Tüzük'ün 15. maddesi uyarınca "10 ay kısa süreli durdurma" cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan cezanın iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 10. maddesinde, "Amirin emrini yapmayan memura uzun süreli durdurma cezasının üst sınırı verilir. Emrin yapılmaması, devleti ya da kişileri zarara uğratmış ya da hizmetin gecikmesine ya da durmasına neden olmuşsa, doğan zararın derecesine ya da durumun ağırlığına göre meslekten çıkarma cezası da uygulanabilir." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 10. maddesinde ifadesini bulan "amirin emri" kavramından, bir işin yapılması ya da yapılmaması şeklinde mutlak bir emri ihtiva eden ve ilgilisine yönelik olarak verildiğinde tereddüt oluşturmayan emir anlaşılmakta olup, bu emrin sözlü veya yazılı olabileceği açıktır.


Olayda; Tüzük'ün anılan maddesinde sözü edilen "amirinin emrini yapmamak" fiilinin oluşabilmesi için, verilen emrin "göreve ilişkin" olması gerektiği açık olduğundan, ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... ve E:... sayılı dosyalarındaki duruşmalara tanık olarak çağrılan davacının duruşmalara icabet etmemesi fiilinin "amirin emrini yapmamak" olarak değerlendirilemeyeceği; öte yandan, her ne kadar ... Ağır Ceza Mahkemesinin 12/11/2010 tarihli yazısı ile; davacının duruşmalarda hazır edilmesi için müteaddit kereler müzekkere yazılmasına rağmen duruşmalarda hazır edilmediğinden, müzekkerenin gereğini yerine getirmeyen yetkili ve sorumlunun tespit edilerek hakkında görevi ihmal veya görevi kötüye kullanmak suçlarından yasal gereğinin yapılması için ... Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuş ise de, aynı Mahkemenin ... tarihli yazısında; davacının, E:... ve E:... sayılı dosyalar için 25/03/2011 tarihinde yapılan duruşmada hazır bulunarak tanık olarak ifade verdiği, daha önceki duruşmalara neden gelmediğinin sorulduğu, görev yoğunluğundan dolayı gelemediği anlaşıldığından mazeretinin yerinde bulunduğu ve önceki duruşmalara gelmemesinin keyfi olmadığının anlaşıldığı hususlarının belirtildiği dikkate alındığında, duruşmalara katılması için yapılan tebligatların görevle ilgili bir emir gibi kabul edilerek amirin emrine uymadığından bahisle disiplin cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun'un (geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere,18/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

YORUM EKLE