Başka Bir Mercide Çözülmesi Gereken Meselenin Çözümüne Kadar Dava Zamanaşımının Durması Anayasa’ya Aykırı Bulunmadı

Kovuşturma Aşamasında Başka Bir Mercide Çözülmesi Gereken Meselenin Çözümüne Kadar Dava Zamanaşımının Durmasını Öngören Kuralın Anayasa’ya Aykırı Olmadığı

Başka Bir Mercide Çözülmesi Gereken Meselenin Çözümüne Kadar Dava Zamanaşımının Durması Anayasa’ya Aykırı Bulunmadı

Kovuşturma Aşamasında Başka Bir Mercide Çözülmesi Gereken Meselenin Çözümüne Kadar Dava Zamanaşımının Durmasını Öngören Kuralın Anayasa’ya Aykırı Olmadığı

Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarihinde E.2019/85 numaralı dosyada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 67. maddesinde yer alan “…veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin…” ve “…veya meselenin çözümüne…” ibarelerinin “…kovuşturma…” ibaresi yönünden Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve itirazın reddine karar vermiştir.

İtiraz Konusu Kural

İtiraz konusu kuralda, kovuşturma yapılmasının başka bir mercide çözülmesi gereken bir konunun sonucuna bağlı bulunduğu durumlarda ilgili meselenin çözümüne kadar dava zamanaşımının durması öngörülmüştür.

Başvuru Gerekçesi

Başvuruda; dava konusu kuralla taraflardan kaynaklanmayan kusurlar nedeniyle yargılamanın uzamasının adil yargılanma hakkını ihlal ettiği, ayrıca kuralın eşitlik ilkesine ve ayrımcılık yasağına aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Zamanaşımı, Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen önemli bir hukuki kurumu ifade eder. Bu kurum ile cezalandırma erkini elinde tutan devletin suçları zamanında takip etmesi, şüphe altındaki kişileri zamanında yargılatması ve bu kişilere ceza verilmesi hâlinde cezaların belli bir süre içinde çektirilmesi gereklerinin sağlanması amaçlanmıştır. Ayrıca mahkemelerin zamanın geçmesi nedeniyle güvenilirliği kalmayan, eksik ya da ulaşılması zor kanıtlara dayanarak uzak geçmişte meydana gelmiş olaylar hakkında karar vermeleri hâlinde oluşabilecek adaletsizliklerin önüne geçilerek hukuki güvenliğin sağlanmasına da katkıda bulunulmuştur.

İzlenen suç ve ceza politikası uyarınca Anayasa kurallarına aykırı olmamak koşulu ile suçların ağırlığı ve konusunun kamu düzeni için oluşturduğu etki dikkate alınarak zamanaşımı sürelerinin belirlemesinde kanun koyucunun takdir yetkisi bulunmaktadır.

İtiraz konusu kural uyarınca ceza mahkemesinde görülmekte olan dava sırasında başka bir mercide çözülmesi gereken bir mesele ortaya çıktığında çözüm sağlanana kadar beklenmesi gerekmekte ve bu bekleme sırasında dava zamanaşımı süresi işlememektedir. Böylece ilgili mercilerin aynı konu üzerinde farklı sonuçlara ulaşması ihtimalinin yaratabileceği olumsuzlukların önüne geçilirken ayrıca zamanaşımının durmasından dolayı yargılamanın bu türden bir sebeple sonuçsuz kalmasına engel olunarak adaletin tesisine katkı sağlanacaktır. Bu bağlamda kamu düzenini ilgilendiren bir unsur olan ve esasında devletin ceza verme hakkından feragat etmesiyle sonuçlanan zamanaşımı kurumunun sadece bireyler lehine değil genel olarak kamu yararı amacıyla öngörüldüğünün belirtilmesi gerekir.

Öte yandan kural nedeniyle kişilerin elde edeceği hukuki sonuçlara ulaşmalarında gecikme yaşanacağı söylenebilir. Ancak hukuki uyuşmazlıkların kısa sürede sonuçlandırılması önemli olmakla birlikte bunların çözümünde gerekli özenin gösterilmesi de aynı ölçüde önemlidir. Bu kapsamda kuralın, ceza yargılamalarında gerçeğe en sağlıklı biçimde ulaşılmasını sağlamak için özenli hareket edilmesini ve bu arada geçebilecek zamanın cezasızlık sonucunu doğurmamasını öngördüğü anlaşılmaktadır.  

Ayrıca kuralla ceza hâkimine, bakmakta olduğu uyuşmazlığın çözümüne etki edecek ve ancak başka bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin tespit edilmesinde takdir yetkisi de tanınmıştır.

Diğer yandan ceza hâkiminin kovuşturmaya devam edebilmesi için önündeki meselenin çözümünde başka bir merciye başvurmasının ya da başka bir merciyi beklemesinin her zaman bir zorunluluk olduğu söylenemez. Nitekim 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 218. maddesindeki kural gereği ceza hâkimine, önündeki meselenin çözümünde başka bir mahkemenin görevine giren konuda da o mahkemenin kararını beklemeksizin karar verebilme yetkisi tanınmıştır.

İtiraz konusu kuralda, kovuşturma yapılmasının başka bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hâllerde, dava zamanaşımı süresinin bu meselenin çözümüne kadar işlemeyeceği öngörülmüştür. Kanun koyucunun bunun ötesinde karşılaşılabilecek her tür durumu önceden öngörerek çeşitli ihtimallere göre düzenleme yapması kanunların genelliği ve soyutluğu ilkeleri ile bağdaşır bir durum değildir. Bu bağlamda yargısal uyuşmazlıklarda ortaya çıkan sorunların her somut olayın özellikleri dikkate alınarak kuralın amacına uygun şekilde yorumlanması suretiyle mahkeme içtihatlarıyla çözülmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 10., 36. ve 141. maddelerine aykırı bulunmayarak itirazın reddine karar verilmiştir. 

Güncelleme Tarihi: 17 Ocak 2020, 10:15
YORUM EKLE