Kamu Zararından Doğan Alacakların Tahsil Şekilleri

Kamu Zararından Doğan Alacakların Tahsil Şekilleri

Kamu Zararından Doğan Alacakların Tahsil Şekilleri

 Kamu Zararından Doğan Alacakların Tahsil Şekilleri

6183 sayılı Kanuna göre, Devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer'i amme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları kamu alacağıdır. Kamu zararından doğan alacaklar ise, 6183 sayılı Kanunda sayılan alacaklar kapsamında değildir. Kamu alacaklarının tahsil ve takibi açısından kamu alacağının kaynağı önemlidir.

Kamuya verilen zararların tahsili, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanuna göre; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem ve eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması suretiyle ortaya çıkan zararlarda 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi Kontrol Kanunu ile bu kanuna dayanılarak çıkarılan Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre göre tahsil edilir[1]. Sayıştay ilamlarına ait tutarların takip ve tahsilinde 6085 Sayılı Sayıştay Kanununa göre; Akitten haksız fiil ve haksız iktisaptan kaynaklanan zararlar hakkında Borçlar Kanununa göre; memurların kasıt, kusur ihmal ve tedbirsizlik sonucu idareye verdikleri zararlar ile kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak kişilerin uğradıkları zararlar hakkında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 12 ve 13 üncü maddeleri çerçevesinde çıkarılan Devlete ve Kişilere Memurlarca Verilen Zararların Nevi ve Miktarlarının Tespiti, Takibi, Amirlerin Sorumlulukları, Yapılacak Diğer İşlemler Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre; rızaen ödenmeyen ve özellikle ilamlı alacaklarda kamu gücü kullanılmak suretiyle yapılacak takip ve tahsilat işlemlerinde İcra ve İflas Kanununa göre ve genel ve özel bütçeli idarelerin kendi aralarında ve üçüncü kişiler arasındaki adli ve idari uyuşmazlıkların sulh yolu ile hallinde, vazgeçme, terkin ve taksitlendirme işlemlerinde ise 659 sayılı KHK Hükümlerine göre tahsil işlemlerinin yapılması gerekir[2].

Yönetmeliğe göre, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununda[3] ihtiyatî haciz için öngörülen şartların varlığı ve kamu idaresi üst yöneticisinin de gerekli görmesi halinde, mahkeme kararı veya Sayıştay ilâmı tebliğ edilinceye kadar, alacaklı kamu idaresince kamu alacağını güvence altına almak amacıyla yetkili mahkemeden karar alınarak, sorumluların ve ilgililerin mal, hak ve alacakları üzerine ihtiyatî haciz konulur. İhtiyatî haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde icra dairesinden kararın uygulanması talep edilir. Aksi halde ihtiyatî haciz kararı kendiliğinden kalkar. İhtiyatî haciz kararının uygulanmasında icra dairesinin gecikmesi halinde, alacaklı kamu idaresini temsile yetkili hukuk birimince kararı uygulayacak olan icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesine başvurularak kararın infazının sağlanması talep edilir (Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik, madde 11).

Kamu zararlarından doğan alacaklar ise, sorumlulardan ve/veya ilgililerden, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte rızaen veya sulh yoluyla, takas yoluyla veya 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre tahsil edilir (Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik, madde 12).

1. Rızaen ve Sulh Yolu İle Tahsilat

Kamu zararından doğan alacaklar, sorumluları ve/veya ilgilileri tarafından rızaen veya ilgili mevzuat hükümlerine göre sulh yoluyla ödenebilir. Kamu zararından doğan alacağın ödenmesinin ilgili mevzuat çerçevesinde sulh yolu ile sağlanması halinde, sulh işleminin kesinleştiği tarihi izleyen ay başından itibaren sorumlunun ve/veya ilgilinin yazılı muvafakati ile aylığından kesilerek tahsil edilebilir. Rızaen ve defaten ödemede, sorumlunun ve/veya ilgilinin yazılı isteğiyle aylığından kesilerek tahsil edilebilir. Aylıklardan yapılacak kesinti tutarı, sorumlulara ve/veya ilgililere yapılan her türlü aylık, ödenek, zam, tazminat dahil bir aylık net ödemelerinin dörtte birinden az, üçte birinden çok olamaz (Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik, madde 13).

Sulh esasen bir anlaşmadır ve sulh yolunda bir pazarlık söz konusu olup, çoğu zaman da yapılan pazarlık üzerine, ödenecek miktar tespit edilen kamu zararından aşağıya çekilmektedir. Sulh yapmaya yetkili merciler ilgili kanuni düzenlemelerde belirlenmiştir[4].

659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede, genel bütçe kapsamındaki Kamu İdareleri Ve Özel Bütçeli İdarelerde sulhun nasıl yapılacağı ve sulha yetkililer belirtilmiştir. Buna göre; idarelerin adli yargıda dava açmadan veya icra takibine başlamadan önce karşı tarafı sulhe davet etmesi esastır. İlgili mevzuatında daha uzun bir süre öngörülmediği takdirde, sulhe davette karşı tarafa, ifa, itiraz veya sulh teklifinde bulunmak üzere otuz güne kadar süre verilir. Gecikmesinde sakınca bulunan veya işin mahiyeti gereği süre verilmesinde fayda görülmeyen hallerde doğrudan dava ve icra yoluna başvurulabilir. Dava konusu edilmiş veya icraya intikal etmiş uyuşmazlıklarda da taraflarca sulh teklifinde bulunulabilir. Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun[5] kapsamı dışında kalan tüm taksit tekliflerinin değerlendirilmesi de bu madde kapsamında yapılır. Sulh başvurularının altmış gün içinde sonuçlandırılması zorunludur. Sulh başvurusu altmış gün içinde sonuçlandırılmamışsa istek reddedilmiş sayılır.

Sulh anlaşması, anlaşma tutanağında belirtilen tutar kadar bir hakkın tanınması, menfaatin terki, bir şeyin verilmesi, yapılması ya da yapılmaması konusunda anlaşmalar veya sözleşme değişikliklerini kapsar. Sulhe konu işte birden çok ihtilaf bulunduğu takdirde asıl olan, ihtilafın tamamının çözümlenmesidir. Ancak kamu menfaati görüldüğünde kısmi sulh de mümkündür. Maddî ve hukuki nedenlerle kamu menfaati görülmesi halinde, 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 11. maddesindeki yetkiler çerçevesinde asıl alacak ve fer’ilerinden kısmen ya da tamamen vazgeçilebilir. Bu Kanun Hükmünde Kararname çerçevesinde yapılan sulh anlaşmalarına ilişkin tutanak ilam hükmünde olup ilamların icrasına dair genel hükümlere göre infaz olunur. Ancak vadeye bağlanmamış alacaklarda tutanağın imzalandığı tarihten itibaren iki aylık sürenin dolmasından, vadeye bağlanmış alacaklarda ise vadenin dolmasından önce tutanak icraya konulamaz. Sulh anlaşması hükümleri yerine getirilmediği takdirde alacak muaccel olur ve sulhe konu edilen hak veya alacaklar, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanan faizi ile birlikte takip ve tahsil edilir. Sulh halinde üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz. Tarafların sulhe davet yazısının diğer tarafa tebliği ile uyuşmazlık konusu hak ve alacağın tabi olduğu kanuni süreler durur. Sulhün sağlanamaması halinde bu husus tutanağa bağlanır, tutanak tarihinden itibaren uyuşmazlığın niteliğine göre kanuni süreler yeniden işlemeye başlar. Mücbir sebep halinde genel hükümlere göre işlem yapılır[6].

2. Takas Yoluyla Tahsilat

Yönetmeliğe göre, kamu zararı alacakları, sorumluların ve ilgililerin kamu idaresiyle olan özel hukuk ilişkilerinden doğan alacaklarından Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre takas suretiyle tahsil edilebilir.

Takas borcu sona erdiren bir araçtır. Takas hakkı, borçlu tarafından tek taraflı şekle tabi olmayan irade beyanı ile kullanılır[7]. Borçlu takas iradesini beyan edince, her iki borç da, yani takas edilen borç ile asıl borç takas edilebilecekleri andan itibaren karşılıklı borç tutarları kadar olan borçlar sona erer[8].

Takas suretiyle tahsil için;

Alacaklı kamu idaresi ile sorumlu ve/veya ilgilinin karşılıklı olarak alacaklı ve borçlu durumunda olmaları,

Takas edilecek borç ve alacağın nakit olması,

Takas edilecek borç ve alacağın her ikisinin de vadesinin gelmiş olması,

Takas yapılmadan önce sorumluya ve/veya ilgiliye alacağının borcuna takas suretiyle ödenebileceğinin bir yazı ile bildirilmesi veya alacağını talep ettiği zaman borcu ile takas edileceğinin beyan edilmesi gerekir (Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik, madde 14).

Takas ile ilgili hükümler Türk Borçlar Kanunu’nun 139-145. maddelerinde düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre, iki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir[9].

Kontrol, denetim ve inceleme sonucunda tespit edilerek kamu idarelerine bildirilen kamu zararlarının sorumlular/ilgililer tarafından rızaen, sulh yoluyla veya takas sureti ile kamu zararı ödenmez ise, sorumlular/ilgililer hakkında kamu zararının tahsili için genel hükümlere göre, haksız fiil veya sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre adliye mahkemelerinde dava açılması gerekir[10].

3. İcra Yoluyla Tahsilat

Kesin hüküm niteliğindeki ilama bağlanmış kamu zararından doğan alacakların rızaen tahsil yoluna başvurulmayıp doğrudan da icra yoluyla tahsil edilebilir[11]. Sayıştay ve mahkeme ilamları, 659 sayılı KHK kapsamında sulh yolu ile ilama bağlanan kamu zararından doğan borçlar sorumluları ve/veya ilgilileri tarafından rızaen ödenmeyen kamu zararından doğan alacaklar, İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre tahsil edilir[12]. 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname çerçevesinde yapılan sulh anlaşmalarına ilişkin tutanak ilam hükmünde olup ilamların icrasına dair genel hükümlere göre infaz olunur (659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname madde 10). Buna göre, 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname çerçevesinde yapılan sulh anlaşmalarına ilişkin tutanak ilam hükmünde olduğu için, bu ilamın icraya konması İcra ve İflas Kanunu’na göre icraya konulması gerekir.

Sayıştay ve mahkeme ilâmları ile hüküm altına alındığı halde sorumluları ve/veya ilgilileri tarafından rızaen ödenmeyen kamu zararından doğan alacaklar, 2004 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Sayıştay ilâmları için takibe yetkili birim tarafından, mahkeme ilâmları için ise kamu idaresini temsile yetkili hukuk birimi tarafından; tapu, vergi dairesi, trafik şubesi gibi tescile tabi varlıkların kayıtlarını tutan dairelerden, sosyal güvenlik kurumları, banka ve diğer ilgili yerlerden, sorumluların ve ilgililerin gelir ve malvarlığı araştırması yapılır. Takibe yetkili birimler tarafından yapılan araştırmada, hacze kabil malvarlığının söz konusu olması halinde alacak takip dosyası tamamlanır ve icra takibatı yapılmak üzere kamu idaresini temsile yetkili hukuk birimine gönderilir. Takibe yetkili birimlerce malvarlığı araştırmasının yapılamadığı hallerde veya hukuk birimlerince gerekli görülmesi halinde kamu zararlarının takip ve tahsili için her zaman malvarlığı araştırması yapılabilir. Hukuk birimlerince, takip edilen davalar sonrası kamu zararının tahsiline ilişkin alınan kararların icrası aşamasında da ihtiyaç duyulması halinde malvarlığı araştırması yapılabilir (Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik, madde 15).

[1] Kural olarak KMYKK ve yönetmelik hükümlerine göre kamu alacakları İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre tahsil edilecektir.

[2] MARTAL, s. 63-64.

[3] Kanun’un “İhtiyati haciz şartları” başlıklı, 257. maddesinde; “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.

Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir,

1 – Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;

2 – Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa;

Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.” hükmü yer almaktadır.

İcra ve İflas Kanunu, RG, 19.06.1932, S. 2128.

[4] AKALAN, s.28.

[5] 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun, RG, 28.07.1953, 8469.

[6] 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri Ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname, Madde; 9-10.

[7] EREN, s.1304.

[8] EREN, s.1309-1310.

[9] AKSOY- KIZILKAYA, s.198.

[10] AKALAN, s. 35.

[11] ALKIŞ Cevdet, Yükseköğretim Kanunu ve Diğer Kanunlardaki İlgili Hükümler, Akdeniz Üniversitesi, Kutlu&Avcı Ofset, Antalya, 2018, s.113.

[12] MARTAL, s. 69.

*İç Denetçi Fatih Ünal tarafından Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim Dalı Kamu Hukuku Bilim Dalı’nda yapılan yüksek lisans sonucu hazırlanan “Kamu Zararı ve İlgililere Rücu” adlı yüksek lisans tezinden alınmıştır. 

Bu yazının tüm hakları www.mevzuatinyeri.com a  aittir.. ” www.mevzuatinyeri.com” şeklinde aktif link verilmesi kaydıyla içerik kullanılabilir. Link vermeden yapılan alıntılar için yasal takip yapılacaktır

Güncelleme Tarihi: 11 Ekim 2019, 09:24

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.