Kaymakamlara 5302 Sayılı Kanuna Göre Yapılan Ödemelerden Gelir Vergisi Kesilmesi

Kaymakamlara 5302 sayılı Kanuna Göre Ödenen  Özel İdare Ödeneğinden Gelir Vergisi Kesilmesi 

Kaymakamlara 5302 Sayılı Kanuna Göre Yapılan Ödemelerden Gelir Vergisi Kesilmesi

Kaymakamlara 5302 sayılı Kanuna Göre Ödenen  Özel İdare Ödeneğinden Gelir Vergisi Kesilmesi 


 

 Mülki İdare Amirlerine 5302 sayılı yasanın 63. maddesi gereğince yapılan ödemelerden gelir vergisi kesintisi yapılması gerekmektedir. Mevzuatta bu ödemenin vergiden muaf olduğuna dair bir düzenlememe olmaması sebebiyle bu kesintinin yapılmaması kamu gelirlerinde artışa engel teşkil etmektedir. Sayıştay Temyiz Kurulu da vermiş olduğu kararla bu ödemeden vergi kesintisi yapılmamasını mevzuata aykırı görmüş ve tazminine hükmetmiştir. 

 

 Özel İdare Ödeneği Gelir Vergisi Kesilmesi Sayıştay Örnek karar










































Kamu İdaresi Türü  
Yılı 2008  
Dairesi 8  
Dosya No 35989  
Tutanak No 36217  
Tutanak Tarihi 29.1.2013  
Kararın Konusu    






Dosyada mevcut belgeler okunup incelendikten sonra gereği görüşüldü:



1506 sayılı ilamın 21.maddesi ile; Kulp Kaymakamına 5302 sayılı Kanunun 63. maddesine göre verilen ödenekten gelir vergisinin kesilmemesi nedeniyle 1.090,07 TL.ye tazmin hükmü verilmiştir.



Dilekçi dilekçesinde özetle; 5440 sayılı Dahiliye Memurları Kanunu, İl İdaresi Kanunu, içişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ve Devlet Memurları Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kânun'un 1.maddesi ile 1700 sayılı Dahiliye Memurları Kanununa eklenen “Ek ödeme" başlıklı Ek.5.maddesinde; bu ödemenin yapılacağı kamu görevlileri sayılıp üst ödemenin sınırları belirlenmiş ve ödemeye ilişkin kriterlere yer verilip oranı belirleme yetkisine ilişkin usul belirtilmiş ve bu ödemeden damga vergisi hariç herhangi bir vergi kesintisi yapılamayacağının ifade edildiğini,



05.07.2006 tarih ve 26219 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5540 sayılı Yasa ile tanımlanan ek ödeme ve bu ödemeye uygulanacak vergi istisnasının sadece bu yasa ile yapılan ödemeleri değil yasanın yürürlüğe konuluş amacı da dikkate alındığında mülki idare amirlerine diğer Kanunlar uyarınca yapılan ödemelerinde, bu kapsamda 5302 sayılı Yasa ile yapılan ek ödemeler için de uygulanmasının amaçlandığını,



Buna göre 5540 sayılı Yasanın Ek 5.maddesi ile İçişleri Bakanlığı Merkez ve Taşra Teşkilatında eşdeğer görevleri yapan aynı memuriyet kıdemindeki mülki idare amirlerinin aylıklarının eşitlenmesi amaçlandığından mülki idare amirleri hizmetleri sınıfında bulunanlara yapılan ek ödemelere de vergi istisnası uygulanacağının açık olduğunu,



Ayrıca Mülki İdare Amirlerine 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu uyarınca yapılan ek ödemelerden gelir vergisi kesintisi yapılamayacağına ilişkin yargı kararları bulunduğunu belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.



Savcılık;




“Dilekçede özetle, Danıştay Dördüncü Dairesinin 22.12.2008 tarih ve 2008/5019 sayılı kararı ile Diyarbakır Vergi Dairesi Başkanlığının 14.12.2006 tarih 3155 sayılı yazıları gereği işlem yapıldığı ve yapılan işlemde herhangi bir kamu zararı oluşmadığı ileri sürülerek tazmin kararının kaldırılması talep edilmekte ise de, konu ile ilgili olarak Denizli Vergi Mahkemesi nezdinde açılan bir davada 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 inci ve 63 üncü maddeleri uyarınca yapılan ödemelerin istisna kapsamında olduğu, bu nedenle de vergiye tabi tutulmayacağı yönündeki talep Mahkemenin 26.12.2007 günlü ve E:2007/169, K:2007/978 sayılı kararıyla reddedilmiştir.



Davacı tarafından söz konusu kararın temyizi yoluna gidilmiş olup, Danıştay Dördüncü Dairesinin 21.01.2009 günlü ve E:2008/1510, K:2009/94 sayılı kararı ile Denizli Vergi Mahkemesinin 26.12.2007 günlü ve E:2007/169, K:2007/978 sayılı kararı bozulmuştur. Ancak, Denizli Vergi Mahkemesi bozma kararına uymayarak 30.03.2010 günlü ve E:2010/180, K:2010/113 sayılı kararı ile ilk kararında ısrar etmesi üzerine, davacı tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.



Bu defa Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu'nca anılan vergi mahkemesinin ısrar kararı görüşülmüş ve 03.06.2011 günlü ve E.2010/290, K:2011/240 sayılı kararında; "...5540 sayılı Yasanın 1 inci maddesiyle 1700 sayılı Kanuna eklenen ek 5 inci maddedeki ek ödemenin, İçişleri Bakanlığı personeline, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yapılmakta olan ödemenin miktarı yükseltilerek mali haklarda iyileştirme yapmak amacıyla getirildiği ve maddenin TBMM Genel Kurulunda verilen bir önergenin kabulü suretiyle yasalaştırıldığı saptanmaktadır. Bu nedenle İçişleri Bakanlığı personeline, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 3 üncü maddesine göre ödeme yapılmayacağı yönünde açıklık getirildiği anlaşılmaktadır. 1700 sayılı Kanuna eklenen ek 5 inci maddesine göre damga vergisi hariç başka bir vergi ve kesinti yapılmaksızın İçişleri Bakanlığı personeline ödenen bir ek ödeme olmasına karşın, 5302 sayılı Kanunun 28 ve 63 üncü maddeleri uyarınca İl Özel İdaresi bütçesinden il özel idaresine ait görevlerden vali tarafından verilenlerin varlığı halinde, ödenen ödenekle ilişkilendirilmesine olanak bulunmadığından, davanın reddi yolundaki vergi mahkemesi ısrar kararında hukuka aykırılık görülmemiştir." gerekçesiyle anılan ödemelerin vergiye tabi tutulması gerektiği şeklinde karar verilmek suretiyle dava süreci sonuçlandırılmıştır.Bu nedenlerle temyiz talebinin reddedilerek Daire Kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.” şeklinde görüş bildirmiştir.



5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun Görev ve Ek Ödenek başlıklı 63. maddesinde; Vali Yardımcıları ve Kaymakamların, valinin verdiği il özel idaresinin görevlerini yapmakla yükümlü ve bu görevlerin yapılmasından valiye karşı sorumlu oldukları, Vali Yardımcılarına ve Kaymakamlara yaptıkları görevler karşılığında 12000 gösterge rakamının Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ödenek verileceği, düzenlenmiştir.



193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 61. maddesinde (Değişik: 24.12.1980-2361/43 md.);



“Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.



Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunmasının onun mahiyetini değiştirmez.”denilerek ücretin tarifi yapılmıştır.



Aynı Kanunun "Vergi Tevkifatı" başlıklı 94. maddesinde (3946 sayılı Kanunun 22'nci Maddesiyle değişen madde. Yürürlük;1.1.1994), Kamu idare ve müesseselerinin, söz konusu maddede bentler halinde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dâhil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları,



94.maddenin 1.bendinde de; Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61. maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104. maddelere göre vergi tevkifatı yapılacağı belirtilmiştir.



Yukarıdaki hükümlerden anlaşılacağı üzere, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'nun 28 ve 63. maddelerine göre, Encümen Başkanı, Encümen üyeleri, Vali Yardımcıları ve Kaymakamlara yapılan ödemenin, Gelir Vergisi Kanunu'nun 61. maddesinde belirtilen kazançlar kapsamında bir ücret ödemesi olduğu tartışmasızdır. Çünkü Gelir Vergisi Kanunu'nun "Ücretin Tarifi" başlıklı 61. maddesinde, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler ücret olarak tanımlanmış ve bu şekilde bir iş ilişkisi bulunan personele işveren tarafından yapılan ödemenin adının (ödenek, tazminat, kasa tazminatı tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması) o ödemenin ücret olma mahiyetini değiştirmeyeceği açıkça ifade edilmiştir. Dolayısıyla, 5302 sayılı Kanun kapsamında encümen başkanı (Vali), encümen üyeleri, vali yardımcıları ve kaymakamlara yapılan ödenek ve ek ödenek, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu anlamında bir ücret ödemesi olduğundan, ayrıca 5302 sayılı İl özel İdaresi Kanunu'nun 28. maddesinde de, brüt ödenek verileceği şeklinde düzenleme yapılmak suretiyle kendi özel Kanununda da, yapılan bu ödemeden vergi kesintisi yapılacağına dair bir düzenleme bulunduğundan, yukarıda sayılan personele yapılan ödemelerden gelir vergisi kesintisinin yapılması gerekmektedir.



5540 sayılı Kanunun 1.maddesi ile 9.6.1930 tarihli ve 1700 sayılı Dâhiliye Memurları Kanununa eklenen Ek Ödeme başlıklı Ek 5.maddesinde;



İçişleri Bakanlığı merkez ve taşra teşkilâtında Mülkî İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfında bulunan personele, en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) % 200'ünü geçmemek üzere ek ödeme yapılabilir. Ek ödemenin oranı ile esas ve usûlleri; personelin görev mahalli, çalışma şartları, unvanı, görevi, aylık derecesi gibi kriterler dikkate alınarak Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine İçişleri Bakanı tarafından belirlenir. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63 üncü maddelerine göre ödeme yapılanlar ile diğer mevzuata göre ilave ödemeden yararlananlara emsali unvanlara göre belirlenen oranların altında ek ödeme oranları tespit edilebilir veya hiç belirleme yapılmayabilir. Ek ödemenin hak kazanılmasında ve ödenmesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun aylıklara ilişkin hükümleri uygulanır ve bu ödemeden damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesinti yapılmayacağı, hükme bağlanmıştır.



Söz konusu bu düzenlemeden anlaşılacağı üzere, encümen başkanı(Vali), encümen üyeleri, vali yardımcıları ve kaymakamlara, iki ayrı yasaya dayanılarak ek ödemede bulunulmaktadır. Bu ödemelerden biri, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63. maddelerine göre yapılan ek ödeme, diğeri ise 1700 sayılı Kanun’un ek 5. maddesine istinaden yapılan ek ödemedir. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63. maddelerine göre yapılan ödemeler özel idare bütçesinden karşılanırken, 1700 sayılı Kanunun ek 5. maddesine istinaden yapılan ödemeler genel bütçeden karşılanmaktadır. Buna göre, yapılan ödemelerin dayanakları farklı olduğundan, 1700 sayılı Kanun’un ek 5 inci maddesinde yer alan istisna hükmü, hukukun genel prensiplerine göre istisnai hükümlerin dar yorumlanması gerektiğinden, sadece bu madde kapsamında verilen ek ödemeleri kapsamaktadır. Ayrıca, vergi hukukunda kanunilik ilkesi geçerli olduğundan ve kıyas yasağı bulunduğundan, 1700 sayılı Kanunun ek 5. maddesinde yer alan istisna hükmünün, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63. maddelerine göre ödenmekte olan ödeneklere de teşmili yasal olarak mümkün değildir.



Dilekçi, 5917 sayılı Kanun gereğince, borç takibi işlemlerine son verilmesi gerektiğini iddia etmişse de, 5917 sayılı Kanunun 36.maddesi ile getirilen ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa eklenen geçici 4.madde, 5302 sayılı Kanunun 28 ve 63.maddelerine göre yapılan ödemelerin aslına ilişkin olup yapılan bu ödemelerin vergiye tabi olma niteliğini ortadan kaldırmamaktadır.



Ayrıca Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2010/290 Esas nolu 2011/240 Karar nolu kararında, 5302 sayılı Kanun gereğince ödenen ödeneklerden gelir vergisi kesintisi yapılmasına ilişkin açılan davayı, 5302 sayılı Kanuna göre yapılan ödemenin gelir vergisinden müstesna olduğuna ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığı, istisna hükmünün yalnızca 1700 sayılı Kanuna göre yapılan ek ödemeyi kapsadığı gerekçesiyle reddeden vergi mahkemesi ısrar kararını hukuka uygun bulmuştur.



Yukarıda açıklanan sebeplerle 1506 sayılı ilamın 21. maddesiyle verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,



Karar verildiği 29.01.2013 tarih ve 36217 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.








 

Güncelleme Tarihi: 20 Nisan 2017, 09:12
YORUM EKLE