Memura fazla ödenen maaşlar kamu zararı olarak mı tahsil edilir?

Memurlara maaş yan ödeme aile yardımı özel hizmet tazminatı gibi unsurların fazla ödenmesinden dolayı memura rucü işlemleri yapılırken tahsilat hangi mevzuata göre yapılır?

Memura fazla ödenen maaşlar kamu zararı olarak mı tahsil edilir?

Memura fazla ödenen maaşlar kamu zararı olarak mı tahsil edilir?

Kamuda görev yapan memurlara çeşitli nedenlerle fazla ve yersiz maaş ,ek ödeme, tazminat ödemesi v.b şekillerde ödeme yapılmaktadır. Memurlara yapılan bu fazla ödemeler memurdan tahsil edilerken ise kamu kurumları memura fazla ve yersiz yapılan ödemeleri kamu zararı olarak nitelendirmekte ve tahsil işlemlerini Kamu zararlarının tahsiline ilişkin yönetmelik kapsamında yapmaktadırlar. Daha önceki yıllarda verilmiş olan bir danıştay kararında memura yersiz ve fazla ödenen maaş v.b ödemelerin kamu zararı tanımına girmediği , ilgili ödemelerin  Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün ve E:1968/ 8, K:1973 / 14 sayılı kararı, doğrultusunda geri alınması gerektiği yönünde karar verilmiştir.

İlgili mahkeme kararına göre kamu kurumları fazla ve yersiz ödenen maaşlard tahsil işlemlerini Muhasebat Genel Müdürlüğünin Kişilerden alacaklar konulu 16 sıra nolu tebliğine göre yürütmelidir.

DANIŞTAY

11. DAİRE

Esas No : 2013 / 698

Karar No : 2015 / 1379

Karar Tarihi : 10.04.2015

İlgili Mevzuat : 

ÖZÜ : KAMU GÖREVLİSİNE GÖREV AYLIĞI VE GÖREV AYLIĞI İLE BİRLİKTE YAPILAN YERSİZ VE HATALI ÖDEMELER 5018 SAYILI YASA KAPSAMINDA KAMU ZARARI OLARAK NİTELENDİRİLEMEYECEĞİNDEN,AN ILAN ÖDEMELERİN İSTİRDATIMN 22.12.1973 GÜN VE E:1968/ 8, K:1973 / 14 SAYILI DANIŞTAY İÇTİHATLARI BİRLEŞTİRME KURULU KARARI KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKTİĞİ HAKKINDA

Karşı Taraf (Davalı) : İstanbul Valiliği

İstemin Özeti: Danıştay Onbirinci Dairesince verilen 25.09.2012 tarihli ve E:2011 / 5920; K:2012 / 5629 sayılı kararın; davacı tarafından, düzeltilmesi istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hâkimi : Şükrü Emrah Yılmaz

Düşüncesi : Davacının karar düzeltme istemi kabul edilip, Danıştay Onbirinci Dairesinin kararı kaldırılarak, İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onbirinci Dairesince, kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen sebepler, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine uygun bulunarak, düzeltme isteğinin kabulü ile Danıştay Onbirinci Dairesinin 25.09.2012 tarihli ve E:2011 / 5920; K:2012/ 5629 sayılı kararı kaldırıldıktan sonra işin gereği görüşüldü:

Dava, Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp Kliniğinde asistan hekim olarak görev yapan davacıya, döner sermaye ek ödemesinden yersiz ödendiği tespit edilen 14.655,64 TL tutarın, ödemelerin yapıldığı tarihten itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte tazmini gerektiğinin bildirilmesine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince; dava konusu edilen işlemin davacıya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen tutarın rızaen ödenmemesi halinde söz konusu tutarın Adli Yargı düzenindeki mahkemelerce tahsili yoluna gidileceği hususunun bildirilmesine ilişkin olduğu, bu haliyle kesin ve yürütülmesi gerekli bir işlem niteliği bulunmadığı anlaşıldığından, idari davaya konu edilebilecek bir işlem olmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.

Davacı, yersiz ödendiği iddia edilen döner sermaye ek ödemesinin yasal faiziyle birlikte iade edilmesinin istenilmesine ilişkin işlemin kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte işlem olduğunu, dava konusu işlemde de hukuka uygunluk bulunmadığını öne sürmekte ve Mahkeme kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle kamu görevlilerine yapılan fazla ödemelerin geri alımında uygulanacak mevzuatın saptanması gerekmektedir. Belirtilen husus bu uyuşmazlıklarda görevli yargı yerinin belirlenmesi açısından da önem taşımaktadır.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 1. maddesinde Kanunun amacı; "Bu Kanunun amacı, kalkınma planları ve programlarda yer alan politika ve hedefler doğrultusunda kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde elde edilmesi ve kullanılmasını, hesap verebilirliği ve mali saydamlığı sağlamak üzere, kamu mali yönetiminin yapısını ve işleyişini, kamu bütçelerinin hazırlanmasını, uygulanmasını, tüm mali işlemlerin muhasebeleştirilmesini, raporlanmasını ve mali kontrolü düzenlemektir." olarak belirtildikten sonra devam eden maddelerde bu amacın sağlanması için kamu kurumlarında gerçekleştirilecek iç ve dış denetim yöntemlerine yer verilmiş, "kamu zararına" ilişkin 71. maddesinde, "Kamu zararı, mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.

Kamu zararının belirlenmesinde;

a) lş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla Ödeme yapılması,

b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan Ödeme yapılması,

c) Transfer niteliğindeki ğiderlerde, fazla veya yersiz Ödemede bulunulması,

d) lş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,

e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,

f) (5436 sayılı Kanun'un lO'uncu maddesinin c/ 9 fıkrası ile çıkarılan bend)

g) Mevzuatında Öngörülmediği halde Ödeme yapılması, esas alınır.

(5436 sayılı Kanun'un lO'uncu maddesinin a/ 21 fıkrası ile değişen fıkra) Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir.

Alınmamış para, mal ve değerleri alınmış; sağlanmamış hizmetleri sağlanmış; yapılmamış inşaat, onarım ve üretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösteren gerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamu kaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye neden olanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerek düzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlar hakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillere ilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleri işleyenlere her türlü aylık, Ödenek, zam, tazminat dahil yapılan bir aylık net Ödemelerin iki katı tutarına kadar para cezası verilir.

(Değişik son fıkra: 25/ 04/ 2007-5628/ 4 md.) Kamu zararının, bu zarara neden olan kamu görevlisinden veya diğer gerçek ve tüzel kişilerden tahsiline ilişkin usül ve esaslar, Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." hükümleri bulunmaktadır.

Yukarıdaki maddenin birinci fıkrasında kamu zararı tanımı yapılmış, ikinci fıkrada ise birinci fıkrada tanımlanan hususların geçerli sayılacağı haller belirlenmiştir. Bu itibarla, 5018 sayılı Kanun'a göre kamu zararı sayılan hallerin; bu maddede yer alan düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesi ile belirlenmesi gerekmektedir.

5018 sayılı Kanun'un 71. maddesi uyarınca kamu zararı kapsamı; kamu kaynakları kullanılarak piyasadan mal ve hizmet satın alınması sırasında fazla Ödeme yapılması, idarenin gelirlerinin tahsili sırasında mevzuata aykırı davranılması ve mevzuatta Öngörülmeyen bir Ödeme yapılması suretiyle yol açılan zararla sınırlı bulunmakta; ikinci fıkra ile belirlenen kapsam içinde de kamu malına zarar verilmesi, kamu görevlilerinin hukuka aykırı eylemleri nedeniyle kişilere verdikleri zararın kamu tarafından Ödenmek zorunda kalınması ya da mevzuatta ödenmesi Öngörülmekle birlikte mevzuatın yorumunda hataya düşülmek veya ihmal ve kasıt yoluyla fazla Ödeme yapılması halleri sayılmamaktadır.

Bu bakımdan, idarenin hatalı işlemi sebebiyle yersiz ve fazla yapılan Ödemeler sözkonusu olduğunda ortada 5018 sayılı Kanun'un 71. maddesi ve bu madde uyarınca çıkarılan Yönetmelik kapsamında ilgililerden tahsil edilebilecek nitelikte bir kamu zararının varlığından bahsetmek mümkün bulunmamaktadır. Temelinde hatalı bir Ödeme işlemi bulunduğu belirtilen durumlarda; idarenin Öncelikle hatalı işlemini ve bu işlem sebebiyle ilgililer adına borç çıkartılan miktarı belirten kesin ve icrai nitelikte yeni bir işlem tesis etmesi, idari davaya konu edilebilecek nitelikte olan bu işlemin ilgililere tebliği üzerine ilgililer tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda belirtilen sürelerde dava açılmaması, dava açılması durumunda ise mahkemece bir karar verilmesi üzerine fazla Ödenen miktarın istirdat edilebileceği tabiidir.

Aksi düşünce, Anayasamızın, idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olduğuna ilişkin 125. maddesi hükmünü işlevsiz hale getirecektir.

Nitekim; idarenin hatalı olarak Ödediği miktarın istirdadına mahkeme kararı olmadan karar verebileceği ve istirdadın koşullarına ilişkin Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün ve E:1968/ 8, K:1973 / 14 sayılı kararı, bu gibi uyuşmazlıklarda idari yargı tarafından verilecek kararlara ilişkindir.

Buna göre; uyuşmazlığa konu fazla Ödemenin de söz konusu İçtihat gereğince herhangi bir yargı kararına gerek olmaksızın davacıdan istenilmesi mümkün olduğundan, bu meblağın davacıdan geri istenilmesi yolunda tesis edilen işlemin idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi gereken işlemlerden olduğu sonucuna varılmış olup, İdare Mahkemesince işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz istemi kabulü ile İstanbul 10. İdare Mahkemesinin 13.01.2011 tarih ve E:2011/68, K:2011/837 sayılı kararının bOZulmasına; dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere İdare Mahkemesine gönderilmesine, 10.04.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.