Soruşturmacı soruşturma esnasında yeminli zabıt katibi görevlendirmek zorunda mı ?

Soruşturmacı soruşturma esnasında yeminli zabıt katibi görevlendirmek zorunda mı ? soruşturmalarda yeminli zabıt katibi görevlendirilmesi

Soruşturmacı soruşturma esnasında yeminli zabıt katibi görevlendirmek zorunda mı ?

Soruşturmacı soruşturma esnasında yeminli zabıt katibi görevlendirmek zorunda mı ?

4483 sayılı kanununa göre yapılan soruşturmalarda yeminli zabıt katibi görevlendirmesi ile ilgili danıştay kararı yazımız ekindedir.İlgili kararda Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat hükümlerinden bahsedilmekte birlikte bu kanun yerine geçen 4483 sayılı kanunda da aynı hususun geçerli olduğu düşünülmektedir.

DANIŞTAY

1. DAİRE

Esas No : 1995 / 195

Karar No : 1995 / 220

Karar Tarihi : 1.11.1995

İlgili Mevzuat : 

İstemin Özeti : Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat hükümleri uyarınca yapılan soruşturmalarda sanık ve tanık ifadelerinin alınmasında yeminli zabıt katibi bulundurulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda düşülen duraksamanın giderilmesine yönelik istişari düşünce istemine ilişkin Başbakanlığın 23.8.1995 günlü, Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü ... sayılı yazısına ekli Milli Eğitim Bakanlığının 9.8.1995 günlü ve Hukuk Müşavirliği ... sayılı yazısında aynen:

"Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat gereğince yaptırılan soruşturmalarda, tanık ve sanık ifadelerinin alınması sırasında yeminli zabıt katibi bulundurulmasının zorunlu olup olmadığına dair ilgi yazınız ve ekleri incelenmiştir.

Tereddüte düşülen söz konusu hususun ... Valiliğince gereği için Personel Genel Müdürlüğü`ne bilgi için de Başbakanlığınıza ve Müşavirliğimize gönderilen 18.4.1995 gün ve Tef.Sor.Hizm.410.1/1051 sayılı yazısında belirtildiği anlaşıldığından; bu hususdaki görüşün anılan valiliğe Personel Genel Müdürlüğü`nce verileceği veya Personel Genel Müdürlüğü`nce de müşavirliğimizin konuya, ilişkin görüşü istenileceği mülahazası; ayrıca konuya ilişkin çeşitli yargı mercilerinin görüşlerini şifahi olarak alabilmek maksadıyla, görüş bildirilmesi bekletilmekte iken, ... Valiliği`ne Başkanlığınızca bir yazının yazıldığının anlaşılması üzerine, bu konuda oluşan görüşümüz aşağıya çıkarılmıştır.

Tereddüte düşülen söz konusu hususun ... Valiliğince gereği için Personel Genel Müdürlüğü`ne bilgi için de Başbakanlığınıza ve Müşavirliğimize gönderilen 18.4.1995 gün ve Tef.Sor.Hizm.410.1/1051 sayılı yazısında belirtildiği anlaşıldığından; bu hususdaki görüşün anılan valiliğe Personel Genel Müdürlüğü`nce verileceği veya Personel Genel Müdürlüğü`nce de müşavirliğimizin konuya, ilişkin görüşü istenileceği mülahazası; ayrıca konuya ilişkin çeşitli yargı mercilerinin görüşlerini şifahi olarak alabilmek maksadıyla, görüş bildirilmesi bekletilmekte iken, ... Valiliği`ne Başkanlığınızca bir yazının yazıldığının anlaşılması üzerine, bu konuda oluşan görüşümüz aşağıya çıkarılmıştır.

... İdare Kurulu tarafından verilen men`i muhakeme kararının Bursa Bölge İdare Mahkemesince kanun gereği kendiliğinden yapılan incelenmesinde; "sanıkların ifadesinin alınması sırasında yeminli katip bulundurulması gerekirken, usulune uygun yeminli katip bulundurulmadan ifadelerinin alındığı" gerekçesiyle verilen bozma kararı üzerine, iş bu tereddütün ortaya çıktığı anlaşılmıştır.

Bilindiği üzere, Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat gereğince memurların görevden doğan ve görev sırasında işlenen suçlarla ilgili soruşturmaları bu kanuna tabidir. Soruşturma yapılırken bu kanunda olmayan hususlar hakkında Ceza Muhakemeleri üsulü Kanununa göre hareket edilir.

Bilindiği üzere, Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat gereğince memurların görevden doğan ve görev sırasında işlenen suçlarla ilgili soruşturmaları bu kanuna tabidir. Soruşturma yapılırken bu kanunda olmayan hususlar hakkında Ceza Muhakemeleri üsulü Kanununa göre hareket edilir.

Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkata göre memurun bir görev işlediği anlaşıldığında, amirin emri ile soruşturma yapılır. Amir tarafından görevlendirilen soruşturmacı tarafından yürütülen soruşturma sonucu düzenlenen fezleke ilgili İdare kuruluna gönderilir. Kurul tarafından ya Lüzum-u muhakemesine ya da men-i muhakemesine karar verilir. Karar il idare kurulunca verilirse kararın türüne göre itirazen veya kendiliğinden Danıştay tarafından; karar ilçe idare kurulunca verilirse yine kararın türüne göre, itirazen veya kendiliğinden bölge idare mahkemesi tarafından karara bağlanır.

Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda 21.5.1985 gün ve 3206 Sayılı Kanunla yapılan değişiklikle Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat gereğince görevlendirilen soruşturmacıların sorgu hakimi sıfatıyla yaptığı ilk soruşturma safhası kaldırılmış ve ilk soruşturmaya yapılan atıflar hazırlık soruşturmasına yapılmış sayılacağı kabul edilmiştir. Buna göre 1985 yılından itibaren soruşturmacılar hazırlık soruşturması yapan savcının bir kısım yetkilerine haiz olmuşlardır.

Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda 21.5.1985 gün ve 3206 Sayılı Kanunla yapılan değişiklikle Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat gereğince görevlendirilen soruşturmacıların sorgu hakimi sıfatıyla yaptığı ilk soruşturma safhası kaldırılmış ve ilk soruşturmaya yapılan atıflar hazırlık soruşturmasına yapılmış sayılacağı kabul edilmiştir. Buna göre 1985 yılından itibaren soruşturmacılar hazırlık soruşturması yapan savcının bir kısım yetkilerine haiz olmuşlardır.

Hazırlık soruşturması kamu davasının açılmasına yer olup olmadığına karar vermek için yapılır. Hazırlık soruşturmasını savcı yapar. Savcı bu soruşturmayı yaparken idaresindeki kolluk kuvvetlerine de görev verebilir. Hazırlık soruşturmasında henüz sanık sıfatını almamış olan şüphelinin dinlenmesi sorgu olmayıp ifade almadır.

Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu`nun 135 inci Maddesinin ilk paragrafında: "zabıta amir ve memurları ile Cumhuriyet savcısı tarafından ifade almada ve hakim tarafından sorguya çekilmede aşağıdaki hususlara uyulur" denilmekteaynı maddenin 7 nci bendinde ise ifade ve sorgunun bir tutanakla tesbit edileceği belirtilmektedir.

Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu`nun 135 inci Maddesinin ilk paragrafında: "zabıta amir ve memurları ile Cumhuriyet savcısı tarafından ifade almada ve hakim tarafından sorguya çekilmede aşağıdaki hususlara uyulur" denilmekteaynı maddenin 7 nci bendinde ise ifade ve sorgunun bir tutanakla tesbit edileceği belirtilmektedir.

Ayrıca CMUK.`nun 161 inci maddesinde "sanığın sorgusu tanık ve bilirkişinin dinlenmesi veya keşif ve muayene sırasında Cumhuriyet savcısı ve sulh hakiminin yanında bir zabıt katibi bulunur. Acele hallerde yemin vermek şartıyla bir kimseye zabıt katipliği görevi yaptırılabilir. Her tahkikat işleri tutanakla tesbit olunur. Tutanak Cumhuriyet savcısı veya sulh hakimi ile hazır bulunan zabıt katibi olunur. Tutanak Cumhuriyet savcısı veya sulh hakimi ile hazır bulunan zabıt katibi tarafından imza edilir..." denmektedir.

Yukarıda belirtilen bilgilerin ışığında aşağıdaki sonuçlara ulaşmak mümkündür. Hazırlık soruşturması sırasında gerek Cumhuriyet savcısının gerek zabıta amir ve memurlarının ve gerekse Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkata göre görevlendirilen soruşturmacıların, yaptığı işlemlerin bir yargılama faaliyeti olmadığı sadece bir ifade alma işlemi olduğu ve idare hukuku bakımından icrai nitelikte bir faaliyet olduğu ancak ifade alınırken bunun bir tutanakla tesbitinin şart olduğu tesbit yapılırken zabıt katibi bulunduruluyor ise mutlaka imzasının alınmasının gerektiği izahtan verasettir. Nitekim Anayasa Mahkemesi 11.10.1965 gün ve E. 1965/18, K. 1965/53 D.3/24225 sayılı kararında Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunu Muvakkata göre işlem yapan mercilerin yargı mercii olmadığı, yapılan işlem ve alınan kararların da yargılama niteliğinde saymanın ve kabul etmenin imkansız olduğu ifade edilmiştir.

Yukarıda belirtilen bilgilerin ışığında aşağıdaki sonuçlara ulaşmak mümkündür. Hazırlık soruşturması sırasında gerek Cumhuriyet savcısının gerek zabıta amir ve memurlarının ve gerekse Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkata göre görevlendirilen soruşturmacıların, yaptığı işlemlerin bir yargılama faaliyeti olmadığı sadece bir ifade alma işlemi olduğu ve idare hukuku bakımından icrai nitelikte bir faaliyet olduğu ancak ifade alınırken bunun bir tutanakla tesbitinin şart olduğu tesbit yapılırken zabıt katibi bulunduruluyor ise mutlaka imzasının alınmasının gerektiği izahtan verasettir. Nitekim Anayasa Mahkemesi 11.10.1965 gün ve E. 1965/18, K. 1965/53 D.3/24225 sayılı kararında Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunu Muvakkata göre işlem yapan mercilerin yargı mercii olmadığı, yapılan işlem ve alınan kararların da yargılama niteliğinde saymanın ve kabul etmenin imkansız olduğu ifade edilmiştir.

Kısacası 1985`den önce sorgu hakimi konumunda bulundukları zamanda dahi soruşturmacıların ifade alırken zabıt katibi bulundurmaları zorunluluğu 1985 yılına kadar aranmaz ve dosyaların idare kurullarında ve Danıştay`da görüşülüp karara bağlanmasına engel teşkil etmezken; 1985 yılında CMUK`da 3206 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle sorgu hakimliği ve ilk soruşturma safhası kaldırıldıktan sonra, savcı konumuna dahi tek başına kavuşmayan soruşturmacıların ifade alırken mutlaka zabıt katibi bulundurma zorunluluklarının bulunmadığı düşünülmektedir.

Ancak; bölge idare mahkemelerce verilen kararların müşavirliğimizin vereceği görüşle ortadan kaldırılmasının mümkün olmaması, 2577 sayılı Kanunun 45/5 maddesi gereğince bu mahkemelerin vereceği kararların kesin olması ve Danıştay`ın bu konudaki görüşünün de temyiz yolu ile öğrendirilmesinin mümkün olmaması karşısında; Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunu Muvakkat gereğince yaptırılan soruşturmalarda tanık ve sanık ifadeleri alınırken yeminli zabıt katibi bulundurulmasının zorunlu olup olmadığına dair düşülen tereddütün giderilmesi amacıyla 2577 sayılı Kanununun 23/e maddesi gereğince Başbakanlık yolu ile Danıştay`dan istişari nitelikte Başkanlığınızca görüş alınabileceği mütalaaten bilgilerinize arz ederim." denilmektedir.

Ancak; bölge idare mahkemelerce verilen kararların müşavirliğimizin vereceği görüşle ortadan kaldırılmasının mümkün olmaması, 2577 sayılı Kanunun 45/5 maddesi gereğince bu mahkemelerin vereceği kararların kesin olması ve Danıştay`ın bu konudaki görüşünün de temyiz yolu ile öğrendirilmesinin mümkün olmaması karşısında; Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunu Muvakkat gereğince yaptırılan soruşturmalarda tanık ve sanık ifadeleri alınırken yeminli zabıt katibi bulundurulmasının zorunlu olup olmadığına dair düşülen tereddütün giderilmesi amacıyla 2577 sayılı Kanununun 23/e maddesi gereğince Başbakanlık yolu ile Danıştay`dan istişari nitelikte Başkanlığınızca görüş alınabileceği mütalaaten bilgilerinize arz ederim." denilmektedir.

Gereği Görüşülüp Düşünüldü: 4 Şubat 1329 ( 1914 ) günlü Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkatın 2 nci maddesinde memurların görevlerinden doğan veya görevlerini yaptıkları sırada suç işlediklerinin anlaşması halinde Başkent memurları için bağlı oldukları bakanlık veya dairenin il memurları için ise vali, kaymakam ya da bağlı bulundukları yönetim bölümünün amirince Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu uyarınca doğrudan kendisi veya bir soruşturmacı tarafından hazırlık soruşturması yapılacağı öngörülmekte, aynı kanunun 5 inci maddesinde ise soruşturma belgelerinin karar verecek kurullara sunulması üzerine, bir hafta içinde incelemeye alınarak gerekli görülmesi durumunda ilgillere yazılı veya sözlü açıklamalar yaptırıldıktan sonra sanık memurun yargılanması ya da yargılanmaması yönünde karar verileceği hükme bağlanmakta, 6 ncı maddesinde de soruşturma yapılmasında ve yargılanmaya veya yargılanmamaya ilişkin işlemlerde bu Kanunda açıklık bulunmayan konularda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerine göre uygulama yapılacağı belirtilmektedir.

Dairemizin 16.2.1993 günlü ve E: 1993/29, K: 1993/26 sayılı kararında da vurgulandığı üzere Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat hükümlerine göre yürütülen soruşturmalarda sanık ve tanıkların ifadelerinin kendilerine makul bir süre tanınarak yazılı olarak alınması da mümkündür. Zira anılan Kanunun yukarıda değinilen 5 inci madde uyarınca gerekli durumlarda sanık ve tanıklar da dahil tüm ilgililerin ifadelerinin yazılı olarak alınması olanağının öngörülmesi karşısında, söz konusu ifadelerin salt sözlü olarak alınması gerektiği yorumuna ulaşılmasına olanak yoktur.

Dairemizin 16.2.1993 günlü ve E: 1993/29, K: 1993/26 sayılı kararında da vurgulandığı üzere Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat hükümlerine göre yürütülen soruşturmalarda sanık ve tanıkların ifadelerinin kendilerine makul bir süre tanınarak yazılı olarak alınması da mümkündür. Zira anılan Kanunun yukarıda değinilen 5 inci madde uyarınca gerekli durumlarda sanık ve tanıklar da dahil tüm ilgililerin ifadelerinin yazılı olarak alınması olanağının öngörülmesi karşısında, söz konusu ifadelerin salt sözlü olarak alınması gerektiği yorumuna ulaşılmasına olanak yoktur.

Bu durumda ifadelerin yazılı olarak alınmasında ayrıca tutanağa geçirilmek suretiyle ifade alınması söz konusu edilemeyeceği için zabıt katibi bulundurulması gereğinin olmadığı hususu yadsınamaz. Bu halde Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat hükümlerine göre yapılan soruşturmalarda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu`nun 161 inci madde hükümlerinin uygulunmasında zorunluluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

Sonuç olarak Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat hükümlerine göre yapılan soruşturmalarda sanık ve tanık ifadelerinin alınmasında yeminli zabıt katibi bulundurulmasının zorunlu olmadığı görüşüne varılmakla dosyanın Danıştay Başkanlığına sunulmasına 1.11.1995 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Sonuç olarak Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat hükümlerine göre yapılan soruşturmalarda sanık ve tanık ifadelerinin alınmasında yeminli zabıt katibi bulundurulmasının zorunlu olmadığı görüşüne varılmakla dosyanın Danıştay Başkanlığına sunulmasına 1.11.1995 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.