Disiplin cezasında tekerrür uygulaması Danıştay emsal karar

memura disiplin cezası verilirken daha önce ceza almış olması nedeniyle tekerrür uygulaması yapılması durumunda memura daha üst ceza verilmesi gerekmektedir.

Disiplin cezasında tekerrür uygulaması Danıştay emsal karar

Disiplin cezasında tekerrür uygulaması Danıştay emsal karar Disiplin cezalarında tekerrür uygulaması hakkında Danıştay örnek kararları  kararları

Bilindiği üzere 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125. maddesinde “Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir. Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir.” hükmü yer almaktadır İlgili hükmün uygulanmasında ise idareler bazı durumlarda yanlış işlemler yapmaktadırlar. Bu yazımızda disiplin cezasında tekerrür uygulaması ile alakalı danıştay başkanlığınca verilmiş emsal kararları yayımlıyoruz.

DANIŞTAY
Onikinci Daire

Esas : 2014/4229
Karar : 2017/5230
Karar Tarihi : 07/11/2017

Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi : Davacının 24.06.2005 tarihli ve 141 sayılı P’TT’ Genel Müdürlüğü Merkez Disiplin Kurulu kararıyla, PTT | Personel Yönetmeliği’nin 115/d ve (g) maddeleri uyarınca almış olduğu iki ayrı kınama cezasının tekerrüre esas alınması suretiyle, davacının 15.10.2012 – 31.10.2012 tarihleri atasında işlediği iddia olunan fiilleri nedeniyle dava konusu disiplin cezasının tesis edildiği görülmüş ise de, iki adet kınama cezasına dayanak teşkil eden fiillerin işlenmesinden itibaren beş senelik sicilden silinme süresi geçtikten sonra dava konusu disiplin cezasına dayanak fiillerin işlenmiş olduğu görüldüğünden, davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde tekerrür hükümleri uygulanmasına olanak bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, davacı hakkında tekerrür hükümleri uygulanarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundan verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle anılan kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Onikinci Dairesince; 23.05.2013 tarihli ve 28655 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu’nun 3. maddesinin birinci fıkrasının (9) bendinde, “PTT Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi” olarak tanımlanmış; “Değiştirilen ve yürürlükten kaldırılan hükümler ile atıflar” başlıklı 31. maddesinin üçüncü fıkrasında, “T.C. Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğüne yapılan atıflar PTT’ye yapılmış sayılır” hükmüne yer verildiğinden, PTT Genel Müdürlüğü yerine, Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi hasım mevkiine alınarak, işin gereği görüşüldü: Dava, Konya İli, Karatay İlçesi, Posta Dağıtım Merkez Müdürlüğü’nde dağıtıcı olarak görev yapan davacının, Çumra PTT Merkez Müdürlüğü’nde geçici görevde bulunduğu dönemde işlediği ileri sürülen fiilleri nedeniyle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/C maddesi uyarınca “1/30 oranında aylıktan kesme cezası” ile cezalandırılmasına ilişkin 15.05.2013 tarihli ve 8 sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesince, Çumra İlçesi, Alibeyhüyüğü Beldesi’ndeki tebligatları, PTT Genel Müdürlüğü personeli olmayan ve dağıtım yetkisi bulunmayan Alibeyhüyüğü acente görevlisine müdür vekili tarafından verilen şifahi talimat doğrultusunda teslim eden davacının, belirtilen fiiliyle görevin yerine getirilmesinde kusurlu davrandığı kanaatiyle; eylemine uyan disiplin cezasına Kanun hükmünde belirtilen tekerrür kuralının uygulanması sonucunda 1/30 oranında aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılmasına yönelik tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenip bozulması istenilmektedir. 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 44. maddesinde, “Teşebbüs veya bağlı ortaklıklardaki hizmetlerin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla sözleşmeli personelin görevleri ile ilgili kusurlu hareketleri, iş yerinde veya dışında teşebbüs ve bağlı ortaklıkla ilgili mevzuata aykırı davranışları nedeniyle kademe ilerlemesinin durdurulması hariç, verilmesi gereken disiplin cezaları ile disiplin cezası vermeye yetkili merciler ve disiplin kurulları hakkında bu Kanun Hükmünde Kararnamede hüküm bulunmayan hallerde teşebbüs veya bağlı ortaklık memurlarının tabi olduğu hükümler uygulanır. Ancak, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiiller için sözleşme ücretinden kesme cezası, aylıktan kesme cezası esaslarına göre uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/B-(a) maddesinde, “Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımından kusurlu davranmak,” kınama cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmış, aynı Kanun’un 125. maddesinin ikinci fıkrasında, “Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir”; 133. maddesinin birinci fıkrasında ise, “Disiplin cezaları memurun özlük dosyasına işlenir. Devlet memurluğundan çıkarma cezasından başka bir disiplin cezasına çarptırılmış olan memur uyarma ve kınama cezalarının uygulanmasından 5 sene, diğer cezaların uygulanmasından 10 sene sonra atamaya yetkili amire başvurarak, verilmiş olan cezalarının özlük dosyasından silinmesini isteyebilir.” hükümlerine yer verilmiştir. Dava dosyasının incelenmesinden; Konya İli, Karatay İlçesi, Posta Dağıtım Merkezi Müdürlüğü’nde dağıtıcı olarak görev yapan davacının, Çumra PTT Merkez Müdürlüğü’nde geçici görevde bulunduğu dönemde işlediği ileri sürülen fiilleri nedeniyle hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonunda düzenlenen 29.04.2013 tarihli ve 663-07-5 sayılı raporda; davacının Çumra PTT Merkez Müdürlüğü’nde müdür vekili olarak görev yapan …’nin tebligatları Alibeyhüyüğü acentesine teslim etmesi yönündeki mevzuata aykırı olarak vermiş olduğu şifahi talimatı yerine getirmemesi ve ısrarcı olunması halinde yazılı emir isteyerek üst makamları konudan haberdar etmesi gerekirken, bunların hiçbirini yapmadığından bahisle 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3771 sayılı Kanunla değişik 44. maddesi ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/B-(a) maddesi uyarınca “kınama cezası” ile cezalandırılmasının önerildiği, önerinin disiplin amiri tarafından değerlendirilmesi sonucunda, davacının üzerine atılı filin sübut bulduğuna kanaat getirilerek, daha öncede almış olduğu iki adet kınama cezası bulunduğundan hakkında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinde yer alan tekerrür hükmünün uygulanması suretiyle aynı Kanun’un 125/C maddesi uyarınca “1/30 oranında aylıktan kesme cezası” ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu işlemin iptali istemiyle de bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; Devlet memurlarına verilen disiplin cezalarının tekerrür hükümlerine esas alınabilmeleri için disiplin cezasi verilmesine sebep olan fiil veya halin cezaların özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içerisinde (uyarma ve kınama cezaları için 5 yıl) tekrar edilmesinin gerektiği, verilen disiplin cezasının sicil dosyasından silinip silinmemesi durumunun tekerrür hükmünün uygulanması bakımından önem arz etmediği anlaşılmaktadır. Bakılan olayda; davacının 24.06.2005 tarihli ve 141 sayılı PTT Genel Müdürlüğü Merkez Disiplin Kurulu kararıyla, PTT Personel Yönetmeliği’nin 115/d ve (g) maddeleri uyarınca almış olduğu iki ayrı kınama cezasının tekerrüre esas alınması suretiyle, davacının 15.10.2012 – 31.10.2012 tarihleri arasında işlediği iddia olunan fiilleri nedeniyle dava konusu disiplin cezasının tesis edildiği görülmüş ise de, iki adet kınama cezasına dayanak teşkil eden fiillerin işlenmesinden itibaren beş senelik sicilden silinme süresi geçtikten sonra dava konusu disiplin cezasına dayanak fiillerin işlenmiş olduğu görüldüğünden, davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde tekerrür hükümleri uygulanmasına olanak bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda, davacı hakkında tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın redid yolundan verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 07/11/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Danıştay
12.Daire Başkanlığı

Esas : 2012/6364
Karar : 2016/1596

Karar Tarihi : 23/03/2016

İstemin Özeti : Antalya 1. İdare Mahkemesince verilen 25/11/2011 tarihli ve E:2009/901; K:2011/1582 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi : Temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, 08.06.2011 tarihli, 27958 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 635 sayılı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 2. maddesi uyarınca, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı davalı konumuna alınarak işin gereği görüşüldü: Dava, …görev yapan davacının 657 sayılı Kanunun 125/B-(a) maddesi uyarınca önerilen dört adet kınama cezasından birinin tekerrür hükmü nedeniyle 1/30 oranında aylıktan kesme cezası olarak uygulanmasına ilişkin 08.09.2009 tarihli işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesince, soruşturma kapsamında incelenen iki eylemi nedeniyle kusurlu olduğu sonucuna varılan ve iki adet kınama cezası ile cezalandırılması gereken davacı hakkında tekerrür hükmü uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Davalı idare tarafından, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmekte ve kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/B-(a) maddesinde, “verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kusurlu davranmak” fiili, kınama cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır. Aynı Kanunun 125/2. maddesinde, “Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir.” hükmü getirilmiştir. Anılan Kanunda düzenlenen tekerrür hükümlerinde, “fiil veya halin tekerrürü” ile “aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulaması” şeklinde iki ayrı durum düzenlenmiştir. Dava dosyasının incelenmesinden; … olan davacı hakkında açılan soruşturma sonucunda Bakanlık müfettişleri tarafından düzenlenen 31.07.2009 tarihli ve 2-4 sayılı soruşturma raporunda dört ayrı başlık altında toplanan fiilleri nedeniyle 657 sayılı Yasanın 125/B-a maddesi uyarınca dört ayrı kınama cezasının teklif edildiği, bu kınama cezalarından birinin tekerrür hükmü nedeniyle 1/30 oranında aylıktan kesme cezası olarak uygulanması üzerine bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere tekerrür hükmünün uygulanabilmesi için, sonraki fiilin önceki fiilden ve bu fiil nedeniyle verilmiş olan disiplin cezasının tebliğinden sonra işlenmiş olması gerekmektedir. Tekerrür halinde bir ağır cezanın uygulanmasının altında yatan hukuki gerekçe de bunu gerektirir. Ayrıca, “fiil veya halin tekerrürü” ibaresinden bire bir aynı olayın gerçekleşmesinin değil, aynı madde kapsamında cezalandırılabilecek ve aynı nitelikte değerlendirilme imkanı bulunan fiil ve halin anlaşılması gerekmektedir. Dava konusu işlemde tekerrür uygulamasına esas alınan disiplin cezasına ilişkin olarak bir belirleme yapılmamış olmakla birlikte, soruşturma raporu ve savunma dilekçesinden, davacının 657 sayılı Kanunun 125/B-(a) maddesi uyarınca kınama cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin 03.03.2006 tarihli 281 sayılı işleme konu olan fiil ve halin tekerrüre esas alınmış olduğu anlaşılmaktadır. Temyize konu edilen ve sadece 31.07.2009 tarihli ve 2-4 sayılı soruşturma raporunda yer alan isnatlar incelenerek verilen kararda, tekerrüre esas alınan söz konusu fiilin incelenmemiş olması anılan kararın bozulmasını gerektirmektedir. Bunun yanı sıra, dava konusu işlemde yukarıda aktarılan iki farklı tekerrür uygulamasından hangisine dayalı olarak 1/30 oranında aylıktan kesme cezasının verildiği; dört ayrı fiil ve halden hangisinin bu uygulamaya esas alındığının belirtilmemiş olduğu görülmektedir. İdare mahkemesince bu husus yapılacak ara kararıyla açıklığa kavuşturulduktan sonra uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden, salt dava konusu işlemde bu belirlemenin yapılmamış olmasının dava konusu işlemi sakatlayacak nitelikte bir eksiklik olup olmadığı konusu temyiz aşamasında irdelenmemiştir. Davalı idare tarafından aynı soruşturma raporunda getirilen kınama cezası teklifleri uyarınca -varsa- tesis edilen diğer işlemlerin dayanağı isnatlar göz önüne alınarak da yapılabilecek olan bu belirlemenin -herhangi bir nedenle- yapılmasının mümkün olmaması durumunda mahkemece bu husus ayrıca değerlendirilmelidir. Sonuç olarak, davacı hakkında tesis edilen dava konusu işleme gerekçe yapılan ve tekerrür uygulamasına esas alınan fiil incelenmeksizin işlemin iptali yolunda verilen temyize konu kararda bu nedenle hukuki isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 23/03/2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

DANIŞTAY
Onikinci Daire

Esas : 2008/5309
Karar : 2011/920
Karar Tarihi : 23.2.2011

Özeti : Davacının 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlem, davacının aynı dereceden cezayı gerektiren üçüncü fiili nedeniyle tesis edildiğinden tekerrür şartlarının oluştuğu hakkında.

Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı): Konya Valiliği Karşı Taraf : …

İsteğin Özeti : Konya 2. İdare Mahkemesi’nce verilen 27.3.2008 günlü, E:2007/1273, K:2008/406 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi : Olayda, dava konusu disiplin cezası işlemi, davacının aynı dereceden cezayı gerektiren üçüncü fiili nedeniyle tesis edildiğinden tekerrür hükümlerinin uygulanmasının şartlarının oluştuğu açık olup, İdare Mahkemesince işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken işlemin usul yönünden hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptalinde hukuki isabet görülmemiştir. Bu nedenle, kararın bozulması gerektiği düşünülmüştür. Danıştay Savcısı : E. Nur Necef Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesi’nce işin gereği düşünüldü: Dava, Konya Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde makine mühendisi olarak görev yapan davacının, 1/30 oranında maaş kesim cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 21.8.2007 tarih ve 5688 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Konya 2. İdare Mahkemesi’nin 27.3.2008 günlü, E:2007/1273, K:2008/406 sayılı kararıyla, dosyasının incelenmesinden, davacıya, 5.3.2007 tarih ve 410/1188 sayılı işlemle; 385 göreve geç geldiği ve mesai devam belgelerini imzalamadığından bahisle 657 sayılı Kanun’un 125/C-a maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılması gerekirken bir alt ceza uygulaması yapılarak kınama cezası, 25.6.2007 tarih ve 410/4073 sayılı işlemle; 2006 yılı yapım programında yer alan ve bakım onarım listesi yapılan bir okul hakkında gerçekçi rapor düzenlemediğinden bahisle anılan Kanunun 125/B-a maddesi uyarınca kınama cezası, 27.6.2007 tarih ve 4127 sayılı işlemle; verilen görevi tam ve zamanında yapmadığından bahisle aynı Kanunun 125/B-b maddesi uyarınca kınama cezası verildiği, en son davacının Kulu İlçesi, … İlköğretim Okulunun kalorifer tesisatı ile ilgili olarak yerinde inceleme yapmak suretiyle teknik rapor düzenlemesi için görevlendirilmesine rağmen yerinde inceleme yapmadan teknik rapor düzenlediği hususunun yapılan soruşturma sonucunda sabit görüldüğü ve hakkında 657 sayılı Kanun’un 125/B-a maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılması yönünde teklif getirildiği, davacının daha önce iki kez kınama cezası ile cezalandırılması nedeniyle bir derece ağır ceza uygulanarak 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırıldığının anlaşıldığı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125. maddesinde cezaların tekerrüründen değil, cezaların verilmesine sebep olmuş fiil veya hallerin tekerrüründen bahsedildiği, olayda ise, davalı idare savunmasında, davacının daha önce de 5.3.2007 günlü ve 25.6.2007 günlü işlemlerle iki kez kınama cezası ile cezalandırıldığı, bu nedenle davacı hakkında bir derece ağır cezanın uygulandığının belirtildiği, bu duruma göre, davacının almış olduğu üç kınama cezasından ilki olan ve 5.3.2007 günlü işlemle verilen kınama cezasının aylıktan kesme cezasını gerektiren bir fiilden dolayı alt ceza uygulaması yapılarak verilmiş olduğu gözönünde bulundurulduğunda, “aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir” kuralının uygulanarak davacıya bir derece ağır ceza verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Davalı idare, dava konusu işlemin hukuk ve usule uygun olduğunu öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin sondan beşinci fıkrasında, “Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların sicilden silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir.” kuralına yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, davacının daha önce, 5.3.2007 günlü işlemle; göreve geç geldiği ve mesai devam belgelerini imzalamadığından bahisle 657 sayılı Kanun’un 125/Ca maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılması gerekirken bir alt ceza uygulaması yapılarak kınama cezası, 25.6.2007 günlü işlemle; 2006 yılı yapım programında yer alan ve bakım onarım listesi yapılan bir okul hakkında gerçekçi rapor düzenlemediğinden bahisle anılan Kanunun 125/B-a maddesi uyarınca kınama cezası, 27.6.2007 günlü işlemle; verilen görevi tam ve zamanında yapmadığından bahisle aynı Kanunun 125/B-b maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırıldığı, en son Kulu İlçesi, … İlköğretim Okulunun kalorifer tesisatı ile ilgili olarak yerinde inceleme yapmak suretiyle teknik rapor düzenlemesi için görevlendirilmesine rağmen yerinde inceleme yapmadan teknik rapor düzenlediğinden bahisle 657 sayılı Kanun’un 125/B-a maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılması yönünde teklif getirildiği, daha önce iki kez kınama cezası ile cezalandırılması nedeniyle bir derece ağır ceza uygulanarak 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmıştır. Olayda, davacının dava konusu işlemden önce üç kez kınama cezası ile cezalandırıldığı, bunlardan birinin 657 sayılı Yasanın 125/C-a maddesine bir alt ceza uygulanmak suretiyle verilmesi nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağı ancak davacının bu ceza dışında 657 sayılı Yasanın 125/B-a ve 125/B-b maddeleri uyarınca verilmiş iki cezasının daha bulunduğu, dava konusu işleme konu eyleminin de yine aynı yasanın 125/B-a 386 maddesine göre kınama cezasını gerektirdiği görülmüş olup, dava konusu disiplin cezası işlemi, davacının aynı dereceden cezayı gerektiren üçüncü fiili nedeniyle tesis edildiğinden tekerrür hükümlerinin uygulanması için gerekli şartların oluştuğu açıktır. Her ne kadar, davalı idare savunmalarında ve temyiz dilekçesinde tekerrüre esas alınan cezalardan söz ederken bu iki ceza yerine davacının aylıktan kesme cezasını gerektiren ancak alt cezanın uygulandığı 5.3.2007 günlü ve 657 sayılı Yasa’nın 125/B-a maddesi uyarınca tesis edilen 25.6.2007 günlü işlemlerle verilen kınama cezalarından söz etmekte ise de, dava konusu işlemde hangi cezaların tekerrüre esas alındığının belirtilmediği, idarenin savunmasının ekinde gönderdiği belgelere göre davacının bu iki ceza dışında 657 sayılı Yasa’nın 125/B-b maddesi uyarınca verilmiş bir kınama cezasının daha bulunduğu ve bu ceza göz önünde bulundurulduğunda dava konusu işlem tesis edilirken tekerrür hükümlerinin uygulanması için gerekli şartların oluştuğu açık olduğundan, idarenin hatalı ve eksik savunmasının işlemi sakatlamayacağı tabiidir. Bu durumda, dava konusu işlemde tekerrür hükümlerinin uygulanması açısından hukuka aykırılık bulunmadığından İdare Mahkemesince işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken işlemin usul yönünden hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz talebinin kabulü ile Konya 2. İdare Mahkemesi’nce verilen 27.3.2008 günlü, E:2007/1273, K:2008/406 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen nedenler gözetilmek suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 23.2.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi

Danıştay
12.Daire

Esas : 2012/7935
Karar : 2015/6620
Karar Tarihi : 08.12.2015

Özet : Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir. Dava konusu disiplin cezasının, hem ceza tekliflerinin birleştirilmesi şeklinde bir uygulama yapılmış olması, hem de olayda tekerrür koşullarının gerçekleşmemiş olması nedeniyle hukuka aykırıdır.

İstemin Özeti : Kocaeli 2. İdare Mahkemesince verilen 29/02/2012 tarihli ve E:2011/186; K:2012/164 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hâkimi : Düşüncesi : Bakılan olayda; dava konusu disiplin cezasının, hem ceza tekliflerinin birleştirilmesi şeklinde bir uygulama yapılmış olması, hem de olayda tekerrür koşullarının gerçekleşmemiş olması nedeniyle hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın bu gerekçe ile onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Dava; Kocaeli İli, Karamürsel İlçesi, …Çocuk Yuvası Müdürü olarak görev yapan davacının, hakkında yürütülen soruşturma sonucunda getirilen üç ayrı uyarma cezası teklifinin birleştirilerek ve tekerrür hükümleri de uygulanarak 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 11.11.2010 tarihli ve 1442 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesince, davacıya verilen 1/30 oranında aylıktan kesme cezasına dayanak teşkil eden üç ayrı uyarma cezasına ilişkin fiilerinin, 657 sayılı Kanunun 125/A maddesinde yer alan ve uyarma cezasını gerektiren fiil ve hallerden hangisi kapsamında değerlendirildiğinin net bir şekilde ortaya konulmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Davalı idare tarafından, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmekte ve kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/2. maddesinde, “Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir.” hükmü getirilmiştir. Bakılan olayda, işleme dayanak alınan soruşturma raporunda sübuta erdiği sonucuna varılan isnatlar tek tek yazılmak suretiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca üç ayrı “uyarma” cezası teklif edildiği, bu cezaların birleştirildiği ifade edilerek “kınama” cezası verilmesi gerektiğinin uygun olacağının belirtildiği, davacının daha önce de iki kez kınama cezası ile cezalandırılmış olduğundan bahisle tekerrür hükmü uyarınca “1/30 oranında aylıktan kesme” cezası ile cezalandırıldığı, bu işlemin iptali istemiyle de bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığa konu işlemde, yukarıda metnine yer verilen mevzuat hükmünde düzenlenen tekerrür hükmü ile hiçbir yasal dayanağı bulunmayan cezaların birleştirilmesi işleminin bir arada uygulandığı görülmektedir. Bu bakımdan uyuşmazlık, her iki husus yönünden ayrı ayrı irdelenmiştir. Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuç doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler. Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatla belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır. Temel yasa niteliğinde olan 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda, ceza tekliflerinin ya da cezaların birleştirilerek bir derece ağır ceza uygulanmasına imkan tanıyacak nitelikte her hangi bir düzenleme bulunmadığı gibi, disiplin hukukunun ilkelerine kaynaklık eden doktrin ve yargısal içtihatlarda da cezaların birleştirilerek bir derece ağır ceza uygulamasının yeri bulunmadığı ve dolayısıyla da disiplin amirinin bu şekilde bir karar alma yetkisinin bulunmadığı açık olduğundan, bu şekilde işlem tesis edilmesi hukuken mümkün değildir. 657 sayılı Kanunda düzenlenen tekerrür hükümlerinde, “fiil veya halin tekerrürü” ile “aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulaması” şeklinde iki ayrı durum düzenlenmiştir. Dolayısıyla, uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller nedeniyle verilen ve hiçbir hukuki dayanağı olmadığı halde bu cezaların birleştirildiğinden bahisle verilen kınama cezasında, daha önceki tarihli kınama cezalarının tekerrüre esas alınması hukuken mümkün değildir. Zira, ortada ne disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin tekerrürü, ne de aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulaması söz konusudur. Kaldı ki, tekerrür uygulamasına esas alınan önceki tarihli kınama cezalarında birisinin 125/B-(g) maddesi uyarınca, diğerinin ise 125/C-(c) maddesi ve bir alt ceza uygulanmak suretiyle tesis edilen kınama cezaları olduğu görülmektedir. Tüm bu nedenlerle dava konusu disiplin cezasının, hem ceza tekliflerinin birleştirilmesi şeklinde bir uygulama yapılmış olması, hem de olayda tekerrür koşullarının gerçekleşmemiş olması nedeniyle hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığından; dava konusu işlemin, işleme dayanak alınan isnatların 657 sayılı Kanunun 125/A maddesinde yer alan ve uyarma cezasını gerektiren fiil ve hallerden hangisi kapsamında değerlendirildiğinin net bir şekilde ortaya konulmadığı gerekçesiyle iptali yolunda verilen temyize konu kararın bu gerekçesinde hukuka uyarlık bulunmamakta ise de bu durum, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bir durum olarak görülmemiştir. İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. İdare mahkemesince verilen karar, hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçe ile onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 08/12/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

YORUM EKLE