Daire Başkanı, hakkında yürütülen cezai soruşturma sebebiyle şef kadrosuna atanabilir mi?

Daire Başkanı, hakkında yürütülen cezai soruşturma sebebiyle şef kadrosuna atanabilir mi?

Daire Başkanı, hakkında yürütülen cezai soruşturma sebebiyle şef kadrosuna atanabilir mi?

Daire Başkanı, hakkında yürütülen cezai soruşturma sebebiyle şef kadrosuna atanabilir mi?

Daire Başkanı olarak görev yapan bir personelin, hakkında yürütülen cezai soruşturma gerekçe gösterilerek daire başkanlığı kadrosundan alınması halinde durumuna uygun bir kadroya atanması gerekirken, muvaffaki alınmaksızın şef kadrosuna atanamayacak hakkında karar. 

Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2020/1536 E. , 2020/3160 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/1536
Karar No : 2020/3160

TEMYİZ EDEN (DAVALI): ...
VEKİLİ : ...

VEKİLİ : ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : Dava; ... Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Dairesi'ne 19/06/2009 tarihinden itibaren önce vekaleten, 17/09/2010 tarihinden sonra da asaleten Daire Başkanı olarak atanan davacının, hakkında yürütülen ceza yargılamaları gerekçe gösterilerek açığa alınmasının ardından, ... Üniversitesi Yönetim Kurulu kararına istinaden Yabancı Diller Yüksekokulu bünyesindeki Şef kadrosuna atanmasına dair ... günlü, ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararla; davalı idarece hem davacının talebine istinaden, hem de davacı hakkındaki iddiaların eski görevde kalmasında sakınca yaratacağı gerekçesi ile işlemin tesis edildiği ileri sürülmekte ise de; davacının açığa alındığı süre boyunca dava konusu işlemin gerekçesi olan talebin öncesindeki 20/11/2015, 13/01/2017 tarihli dilekçelerde davacının açığa alınmadan önceki durumuna eş değer bir görevde başlatılmayı talep ettiği, hatta dava konusu işlem sonrası 16/11/2017 tarihli dilekçesinde, yapılan işlem yönünden talebinin yanlış yorumlandığını ifade ederek itiraz ettiği görülmekte olup, davacının dava konusu işlem yönünde istek ve iradesinin olmadığı, ayrıca davacının atanma talebi yönündeki iradesine dayandığı belirtilen dava konusu işleme karşı dava açtığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu dilekçesinin gerçek iradesine aykırı olduğu ve bu haliyle dava konusu işleme dayanak oluşturmayacağı, bununla birlikte davalı idareye, personelini naklen atama konusunda takdir yetkisi tanındığı açık olup; bu yetkinin ancak kamu yararı ve hizmet gerekleri gözardı edilerek kullanıldığının kanıtlanması ya da idari yargı merciince saptanması halinde, sözü edilen bu durumun dava konusu idari işlemin neden ve amaç yönlerinden hukuka aykırılığı nedeniyle iptalini gerektireceğinin yargısal içtihatlarla kabul edildiği, dava konusu işlem bu yönüyle değerlendirildiğinde ise; davacının görevde kalması sakınca yaratmakta ise bu durum için öngörülen geçici tedbir olan görevden uzaklaştırma kararının devamı kararı verilebileceği gibi bu süreçte davacı hakkında başlandığı belirtilen idari soruşturma neticesinde davacının görevi yapmasında sakınca bulunduğunun tespiti halinde davacı hakkında durumuna uygun gerekli yasal işlemlerin davalı İdarece yapılması mümkün iken, idarece idari soruşturmanın eylem tarihlerinden itibaren 2 yıllık zaman aşımı süreleri de geçtiği halde neticelendirilmeyerek, henüz neticelenmemiş ceza davası ve yıllardan beri idarece askıda tutulan idari soruşturma gerekçe gösterilerek tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 3'üncü maddesinin (B) ve (C) bentlerinde, bu Kanun'un temel ilkeleri arasında bulunan "Kariyer" ilkesi, "Devlet memurlarına, yaptıkları hizmetler için lüzumlu bilgilere ve yetişme şartlarına uygun şekilde, sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkanını sağlamaktır." şeklinde; "Liyakat" ilkesi, "Devlet kamu hizmetleri görevlerine girmeyi, sınıflar içinde ilerleme ve yükselmeyi, görevin sona erdirilmesini liyakat sistemine dayandırmak ve bu sistemin eşit imkanlarla uygulanmasında Devlet memurlarını güvenliğe sahip kılmaktır." şeklinde tanımlanmakta olup, davacının öğretim görevlisi iken başladığı meslek hayatındaki kariyerinin şef kadrosu ile devam ettirilmesinin liyakat ve kariyer ilkeleri ile de bağdaşmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline hükmedilmiştir.

Anılan karara karşı davalı idarece yapılan istinaf başvurusu üzerine, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla; daire başkanlığı kadrosunun üst düzey kadro olduğu, üst düzey kamu yöneticilerinin, kamu kurum ve kuruluşlarının geleceğe dönük planlarını ve politikalarını saptayan, bu plan ve politikalardaki hedefleri gerçekleştirmek için gerekli kaynakları ve bu kaynakların kullanım yerlerini belirleyen ya da bu kişilerin emir ve direktifleri yönünde uygulamayı yapan veya onlara yardımcı olan kişiler oldukları, ayrıca, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nda atama yapma ve görevden alma konusunda idarelere tanınan takdir yetkisinin bu tür kadrolar için daha geniş olduğunun kabul edilmesinin, bu görevlerden başka görevlere atanmaya ilişkin işlemlerin kazanılmış hakları veya genel olarak hukuk güvenliği ilkesini ihlal eden bir yönü bulunmadığı hususları göz önüne alındığında, ... Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Dairesi Başkanlığı görevini yürüten davacının, bu görevinden alınarak Yabancı Diller Yüksekokulu bünyesindeki şef kadrosuna atanması yolunda tesis edilen işlemde hukuka, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, ... İdare Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine hükmedilmiştir.

Bu kararın davacı tarafından temyizi üzerine Danıştay İkinci Dairesinin 20/11/2019 günlü, E:2019/2336, K:2019/6426 sayılı kararıyla; dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile söz konusu kararın kaldırılmasına ve davanın reddine yönelik temyize konu kararda hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına hükmedilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi Kararının Özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, anılan bozma kararına uyularak verilen temyize konu kararla; Davalı idarece sunulan ve dava konusu işlemin dayanağı olarak gösterilen davacı hakkında yürütülen ceza yargılamalarına istinaden davacının daire başkanlığı görevinden alınmasında mevzuata ve hukuka aykırılık bulunmamakta ise de; davacının öğrenim durumu ve Sağlık, Kültür ve Spor Dairesi Başkanlığı görevine atanmadan önce yürüttüğü hizmetler dikkate alındığında, durumuna uygun bir göreve atanması gerekirken, davacının 1. derecenin 2. kademesi kazanılmış hak aylık derecesiyle 1. dereceli Daire Başkanlığı kadrosunda bulunduğu göz ardı edilerek, isteği olmaksızın 3. dereceli şef kadrosuna atanması yolunda kurulan işlemde bu yönden hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; davacının adli yargıda halen devam eden yargılamalarda üzerine atılı bulunan "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, zimmet, rüşvet, edimin ifasına fesat karıştırmak, ihaleye fesat karıştırmak, irtikap" şeklindeki iddiaların ağırlığı dikkate alındığında, Daire Başkanlığı gibi idari amir konumundaki kadroda kalmasının sakıncalı olduğu, davacının talebi doğrultusunda dava konusu işlemin tesis edildiği, davacının daire başkanlığı kadrosuna, önceki öğretim görevlisi kadrosundan ayrılarak atamasının yapıldığı, tekrar öğretim görevlisi kadrosuna idari işlemle atanamayacak olması nedeniyle mevcut idari kadrolar çerçevesinde atamasının yapıldığı ileri sürülerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...

DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Sekizinci Dairesi tarafından verilen 07/07/2020 günlü, E:2020/3756, K:2020/3160 sayılı gönderme kararı ile Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7035 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Antalya 1. İdare Mahkemesine gönderilmesine, 27/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

YORUM EKLE